BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Mikroplar, cinler ve büyü (Mete Tunç)

Bir edebiyat profesörü. İslam, Kuran hakkında konuşuyor… Sunucu cinleri soruyor. Profesör, “yabancılar, bilinmeyen/görülmeyen şeyler” olarak yorumluyor cinleri. Mikropları da bu kapsama alıyor! Bir ayette geçen, cinlerin peygamberi dinlediği konusundaki ayeti, bir (eski), Yahudi kökenli “alim”i de referans vererek, ayette aslında yabancıların, belki Yahudilerin kast edildiğini söylüyor! Sunucu, “insanlar ve cinler” ifadeli ayetler ne mana ifade ediyor, diye sormuyor. Hoca da söylemiyor!..

Günlerce Bakara suresinin 102. ayetini anlamaya çalışmış. O ayeti, bir ömür geçse çözemez. Doğaldır, çünkü “masaldır”, “saçmadır” o ayet!

Hoca, büyü yok, diyor. Sunucu, neyse, “düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden” ayetini soruyor. Büyünün değil, büyücülerin şerrine dikkat çekildiğini söylüyor profesör! Büyücülerin yaptığı bir şey* var ki, şerrinden korkuluyor, o nedir, diye sormuyor sunucu!

Elbette daha başka ayetler ve bir sürü uyduruk hadis de hocanın tezini çürütür. Hasılı, hocanın ve onun gibi düşünenlerin “laik” cin ve büyü tezleri kulağa hoş geliyor ama tutarlı değil!

* Doğrusu hiçbir şey yoktur: büyücülerden korkmayınız, onlar sizden korksun!

Not. Bakara, 102 hususunda Muazzez İlmiye Çığ’ın yazısı (kitabından bir kesim) için bkz. http://www.turkleronline.com/diger/sumerler/muazzez_kitap9.htm

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 8069, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

18 Comments

  1. selcuk diyor ki:

    Melekler, seytanlar vb. ni gecelim de bilim bugun hala ruhu cozebilmis degildir. dinlerde insanin enerji hali oldugu bildirilen bu olguyu bilimin bir kismi hala kokunden red etmekte, bir kismi ise hakkinda arastirmalar yurutmektedir.

    bugun maalesef her seye madde gozuyle bakma inadinin aksine cinlerin etkisine maruz kalan ve sonradan iyilestirilen insanlar mevcuttur. bunlari uc bes bilimadami safsata olarak nitelendirse de bu durum tecrubelerle sabittir. cinlerin varligi kesinkez haktir fakat sira onlara gelinceye kadar bilimin kendinde kirmasi gereken cok sayida onyargisi mevcuttur.

    Aslinda enerjinin degisik formlari olan ruh, cin, melek gibi kavramlar maddenin de sekle burunmus bir enerji oldugu dusunulurse pekala bilimin inceleme alanina girmeyi hak ederler ancak kanimca bu bir yerde dinleri de kabul anlamina geleceginden bilimi ideolojik cerceveye cekmis bazi bilim ehli buna siddetle karsi cikarlar bilim ruhsal olaylarla ilgilenmez, ilgilenirse bilim olmaktan cikar diye iddia ederler.

    bu acidan buyulere bakacak olursak, buyuler dogadaki enerjinin veya enerjiyi kullanabilenlerin veya diger enerji cesitlerinin nasil kullanilabilecegini formule eden ama su an bunlara dair gercek bilgileri neredeyse hic kalmamis, ufurukculerin, dolandiricilarin elinde oyuncak olmus enerjiye hukmetme sifreleridir. bizim sihir dedigimiz (ornegin dilemekle ortaya bir elmanin cikmasi) aslinda enerjinin dilenen maddeye dondurulmesi, o forma sokulmasidir. Ol dedim oldu ayetinde de bu sir gizlidir bence. Aslinda yasanan tamamen bilimsel bir surec, enerjiye madde kiyafetinin giydirilmesidir.

    Insanogluna bunu yapabilmek de ogretilmistir en eski asirlarda ama insanoglu bunu kotu kullanmis yuzune gozune bulastirmistir. hatta bugun o zamanlarin teknolojisi ile yapilmasi mumkun olmayan eserlerin nasil yapilmis olabilecegi dahi bununla aciklanabilir. Piramitlerin yapiminda bu kabiliyetin kullanilmasi gibi.

    bu arada bilimin su anda maddi olarak aciklayamadigi her seyi ilgi alani disinda birakmasi da ayri bir garabet. Bu aciklanamayan olgularin maddenin baska formlari olmasi gayet muhtemel iken, bugun bilim farkli boyutlari, paralel evrenleri tartisirken bunlara gozu kapamak ideolojik bir yaklasim olsa gerek. peki sizce?

    ***size soz meclisten disari bir ornek vereyim. bir yakinimizin kizi bu duruma maruz kalmisti. gitmedigi hastane, gitmedigi doktor kalmadi. hatta bakirkoye bile. cunku ailesi kendince cagdas bir aileydi buyu, hoca vb. islere inanmazlardi. caresizlik nedeniyle baska bir ilde tavsiye edilen bir hocaya goturduler kizlarini. (yanlarinda ben de gittim) Aslinda benim de beklentim bir kac milyarlarini hocaya kaptirip bos umutlarla geri gelmeleri idi. Kiz gittiginde yuruyemiyordu ve kucakta gitmisti.

    kiz yakinlarina hirliyor onlari isirmaya calisiyor, yaninda dua okuyan yakinlarina sizi carpacagim diyor, dini metinlere saldiriyordu. neredeyse hic yemek yemiyor veya devamli ayni yemegi yiyor veya devamli su iciyordu. sadece bir iki gun icinde bu hale gelen kizin bu hallerini bilimsel olarak aciklamak mumkun gozukmuyordu. goturulen profesorler bile bilimin bu konularda caresiz kaldigini itiraf etmis, gayri resmi olarak belki saglam bir hocaya gosterilebilecegini tavsiye etmisti.

    her neyse hoca bayandi, hic para istememisti, ailesine siz cikin filan dememis, ailenin yaninda kizla ilgilenmisti. cikista kiz hem yuruyor hem oncekinin aksine anlamli konusabiliyordu. bir ay sonra ise hic bir seyi kalmamisti. hoca benzerlerinin aksine doktor destegine devam edilmesini, en basta peygamberin bile rahatsizliklarini mutlaka doktorlara gosterdigini bagnazlik yapilmamasini tavsiye etmisti.

    bu durumu gordukten sonra simdi butun bilimadamlari toplansalar bana cinler yok deseler ben sadece hadi ordan derim. boyle tecrubeler yasamis, yasamakta olan binlerce insan var. Ama su da bir gercek ki, bu durumdan istifade etmeye kalkan binlerce de dolandirici, ufurukcu, hoca musvettesi var.

    bu anlattigim olayin basindan sonuna 25-30 sahidi mevcuttur hatta iclerinde dindarligi neredeyse sifir olanlar vardir. o yuzden buyu ve buyuculeri kucumsemeyin, etrafinizda varsa boyle sahte hocalar az bucuk bilgileri ile birilerine zarar vermeden once onlari hemen sikayet edin.

    saygilar.

  2. selcuk diyor ki:

    “http://www.turkleronline.com/diger/sumerler/muazzez_kitap9.htm”

    bu makaleyi de okudum, ateistligin, dinsizligin sanki boyle bir ihtiyaci varmis gibi (inanmiyorsan inanma, ne demeye dinin olmadigini kendine ve baskalarina ispatlamaya calisirsin ki) dinin ve dini soylemlerin gercek olmadigini, onceki insanlarin hikayelerinin birlestirilmesinden ibaret oldugu iddiasini isleyen, bu kendi iddiasindan baska bilimsel hic bir kaniti olmayan, olabilir diye iddia eden ama olup olmadigini somut olarak gosteremeyen onyargilarla, tek tarafli dusunce ile islenmis bir makale. Okumaya bile degmez ama okumus olduk.

    saygilar.

  3. Mete Tunç diyor ki:

    Dinin, imanın gerçekliği savunulabiliyor ve tebliğ edilebiliyor (propaganda yapılabiliyor) da, bunların yalan, kurgu, ihtiyaçtan türemiş, bölgesel vs. olduğu neden ifade edilemesin @selçuk?!

  4. Mete Tunç diyor ki:

    @selçuk
    şöyle düşününüz: eğer Kuran günümüzde “inseydi”, içinde melekler, cinler, büyü vs. yine olur muydu? “Allah”ın özellikleri yine aynı mı olurdu? Kader, yine belirsiz mi ifade edilirdi?……..

  5. Mete Tunç diyor ki:

    @selçuk;

    “kiz yakinlarina hirliyor onlari isirmaya calisiyor, yaninda dua okuyan yakinlarina sizi carpacagim diyor, dini metinlere saldiriyordu. neredeyse hic yemek yemiyor veya devamli ayni yemegi yiyor veya devamli su iciyordu. sadece bir iki gun icinde bu hale gelen kizin bu hallerini bilimsel olarak aciklamak mumkun gozukmuyordu. goturulen profesorler bile bilimin bu konularda caresiz kaldigini itiraf etmis, gayri resmi olarak belki saglam bir hocaya gosterilebilecegini tavsiye etmisti… her neyse hoca bayandi, hic para istememisti, ailesine siz cikin filan dememis, ailenin yaninda kizla ilgilenmisti. cikista kiz hem yuruyor hem oncekinin aksine anlamli konusabiliyordu. bir ay sonra ise hic bir seyi kalmamisti. hoca benzerlerinin aksine doktor destegine devam edilmesini, en basta peygamberin bile rahatsizliklarini mutlaka doktorlara gosterdigini bagnazlik yapilmamasini tavsiye etmisti.”
    diyorsunuz!

    Bu “hikaye”, irdelendiğinde, çok problem içeriyor. Neden dini metinlere saldırıyor? Profesörler bilimin çaresiz kaldığını hiç söylerler mi?.. Ailenin “dindar olmama” durumu..! Hocanın para istememesi ve tavsiyesi..!..
    Özür dilerim, tamamen uydurma bir hikaye @selçuk… “Kimilerinin” meşreplerine (yaratılışlarına, mizaçlarına) uygun bir hikaye…

  6. selcuk diyor ki:

    @mete tunc
    “Dinin, imanın gerçekliği savunulabiliyor ve tebliğ edilebiliyor (propaganda yapılabiliyor) da, bunların yalan, kurgu, ihtiyaçtan türemiş, bölgesel vs. olduğu neden ifade edilemesin”

    haklisiniz teblig ediliyor ve insanlar inanmakta veya inanmamakta serbest. halbuki Kuran in eski insanlarin hikayelerinden derleme oldugunu verilen yazilar sadece iddia ediyor. Hem de nasil iddia. Hepsi zorlama, bilimsel tarafsizliktan uzak, varsayimlardan ibaret kanitlanamaz soylemler. insan iyiyi etrafina anlatabilir, tesvik edebilir hatta etmelidir ama kotu yayginlastirilmaz, tesvik edilmez. kizlara sarkmanin yayginlasitirildigini dusunsenize kardesimizle, esimizle sokakta dolasamazdik.

    inanmak iyidir cunku hakkiyla inanirsaniz kotulukten uzak durur, faydali isler yaparsiniz. halbuki inanma zorunlulugunuz olmazsa sonucta maddeden gelip yine maddeye gideceginiz icin moral degerlere, bir amaca sahip olmaniz gerekmez. bu yuzden tesvik edilebilir. ama inanmamayi tesvik etmek insani insanligindan cikarabilir. sizi degil belki ama sonucta toprak olup gidecegine emin olmak, cezalandirmadan yirtmak isteyenleri cikartabilir.

    bir tecavuzcuyu dusunsenize, tek hucreli bir canlidan evrilmis olunce toprak olup curuyup gidecek; onu tecavuz zevkinden ne alikoyabilir? bunu katillere, soykirimcilara, katliamcilara, iskencecilere uygulayin. Peki biz sa lak miyiz iyi olmaya devam ediyoruz?

    simdi cikip moral degerlerin tumunu insan beyni evrimle bilinc kazandiktan sonra uretti demeyin, inandirici olmaz.

    Saygilar. tsk.

  7. selcuk diyor ki:

    @mete tunc
    “Özür dilerim, tamamen uydurma bir hikaye @selçuk… “Kimilerinin” meşreplerine (yaratılışlarına, mizaçlarına) uygun bir hikaye…”

    evet gercekten ozur dilemelisin cunku beni yalancilikla itham ediyorsun. ama bu benim yasadigim ve 25-30 tane sahit siralayabilecegim bir olay. ayrica basindan bu tur olaylar gecen onlarca insan da bulabilirsin. zengin fakir farketmez, bu tur olaylari yasayip gunlerini, aylarini ufurukcuden ufurukceye gezmekle, azcik bile olsun umitlenebilmekle ugrasan insanlar var ulkende. neyse ki benim akrabalarim gercek bir hocaya denk geldiler ve kiz sifa buldu.

    isin ironik tarafi ne biliyor musunuz, kendini tamamen maddenin sinirli dunyasina hapsettiginden bilimin bu tur olaylar karsisinda caresiz kalmasi. Cin carpmis bir insana morfinler, uyusturucu haplar, beyne elektro soklar filan fayda etmiyor ne yazik ki. aslinda ben de boyle bir olaya denk gelmemis olsam sizin ve diger arkadaslarin insanin akina suphe dusuren yorumlarina kapilip gidebilirdim ama hocanin belli bir formulasyon ile Kuran dan yazdigi ayetlerle duzelen akrabami gordukten sonra sizlerin suphevari yorumlariniz celiskilerden, zorlamalardan ibaret kaliyor maalesef.

    bakin burda yorumlari okuyan insanlara bir gonderme yapmiyorum. bu boyle iken niye inanmiyorsunuz demiyorum. bunlari sadece sizin yorumunuza karsi yorum olarak yazdim, basimdan geceni anlattim. cinlerin gercek oldugunu dile getirdim. yoksa insanlar kendileri bilir ve karar verir. ister inansinlar ister inanmasinlar.

    saygilar. tsk.

  8. selcuk diyor ki:

    @mete tunc
    “şöyle düşününüz: eğer Kuran günümüzde “inseydi”, içinde melekler, cinler, büyü vs. yine olur muydu? “Allah”ın özellikleri yine aynı mı olurdu? Kader, yine belirsiz mi ifade edilirdi?”

    tabi, Kuran bugun inseydi 1500 sene once varligini kabul ettigi bu metafizik olgulari bugunun bilimine takla atmak icin inkar edecekti. guzel onerme…(!!!)

    Allah in ozellikleri 1500 seneden hatta ezelden beridir ayni, degismesi mi gerekiyordu???

    saygilar. tsk.

  9. Mete Tunç diyor ki:

    Ne diyeyim @selçuk, neresini açıklığa kavuşturayım önceki ve son mesajlarınızdaki cümlelerinizin..?
    Bir “imancı” ile “gerçekten” tartışılmıyor!
    Hoşçakalın!

  10. selcuk diyor ki:

    @mete tunc
    basimdan gecti diyorum, uyduruyorsun diyorsunuz. simdiye kadar burda ve diger alanlarda yazdigim yorumlara bir bakin. benim hakkimda bir kac kisi imana gelsin diye yalanlar uyduracak birini mi cikarim yapiyorsunuz o yorumlardan?

    cok basit bir soru, dogaustu denilip gecilen bazi olaylarin bilimsel aciklamasi var mi yok mu onu soruyorum. kendi basimdan boyle bir olay gectigi icin dine karsi suphe dolu aciklamalara suphe ile baktigimi vurguluyorum.

    sizinle tartisan kim, kapali olan nedir ki acikliga kavusturacaksiniz? tok acin halinden anlamaz derler ya; sizin ki o hesap. umarim bir gun basiniza gelmez boyle bir sey de bizim ailece yasadiklarimizi yasamak zorunda kalmazsiniz. bir seye de inanmiyorsunuz ki onun uzerine yemin edip sizi ikna edelim. Ya da gercek hayatta tanistirayim sizi. tum sahitlerle konusturayim isterseniz.

    Ama unuttum ben simdi hepsini para ile tutar sizi inandirma gayretine girerim degil mi?

    imanci imis, laf mi simdi bu. banane sizin veya burda bizi okuyan digerlerinin iman edip etmemesinden. her koyun kendi bacagindan asilir. kendi derdinize kendiniz dusun. okudum yorumlarinizi, ayni fikirde degildim goruslerimi yazdim sadece.

    hem yalancilikla itham edeceksiniz hem de sanki bu fikrinizin hala dogru oldugu inanci ile acikliga kavusturayim diye ithamda bulunmaya devam edeceksiniz. baska yoruma gerek yok.

    Tavriniza tek lafim var.

    Sizi siddetle tekzip ediyorum.

  11. subrosa diyor ki:

    27 yaşındayım.dindar bir ailede büyüdüm, çocukluğum cin hikayeleriyle geçti, ailemizde içinde cin olanlar bile vardır.hatta doğu karadenizdeki köylere gidin bakın orada yaşayan yaşlı kadınların çoğunun içinde cin vardır.cin bazen bedenlerini ele geçirir, bedeni ele geçirilmiş kişinin gözleri döner (evet aynen korku filmlerindeki gibi) ve o zaman kendilerini bilmez bir halde davranırlar yani aslında bir çeşit sinir krizi geçirirler.
    demem o ki, ben hayatımın çok büyük bir dönemini cinlere, perilere inanarak geçirdim.onlara inanmak için elimde 1. elden bir çok kanıt da var idi.çocukluğu karadeniz dağlarında geçmiş annemin, özellikle anneannemin bir sürü cin peri görme hikayesi vardır.üstelik ben de bir gün güpegündüz bir cin gördüm, o gün o yanılsamanın cin olduğundan da o kadar emindim ki..
    bir kadının içinde yaşayan cinin o kadının bedenini nasıl ele geçirdiğini, kadının gözlerinin nasıl içine gerçekten de başka bir varlık girmiş gibi döndüğünü falan hep gördüm.size cinlere inanan birini ikna edebilecek onlarca hikaye anlatabilirim, cinlere inanan biri benim yaşadıklarımı yaşamış olsa cinlerin varlığına her şeyden çok emin olabilir.
    ama şurda şu kelimeleri yazarken adım kadar eminim ki cin min yok arkadaşlar, bunların hepsi hurafe.şartlanmışlıkla başlayan bir ilüzyon.
    gün geçtikçe bizim köyde içine cin girenlerin azalmaya başlaması, yeni nesillerde böyle şeylerin hiç olmaması.içinde cin olduğu sanılan ve bu hususta ciddi belirtiler gösteren bir tanıdığımızın bir kaç modern tıp tedavisi sonucunda o belirtilerden neredeyse tamamen kurtulması da buna bir kaç kanıt..
    cinlere, perilere, ruhlara inanaları öyle iyi anlıyorum ki…
    neye inanırsanız, o vardır.
    ruh konusuna gelince, insanın bedeninden ayrı (ayrı derken dinlerde varsayılan bedenden ayrıyken varolabilen bir ruhtan bahsediyorum) bir ruhu varsa, hayvanat bahçesinde kafesin arkasından bana elimdeki muzu ona vermemi işaret eden maymununda ruhu var mı? eğer benim ruhum varsa bence onun da olmalı ve bu zincir virüslere kadar uzanır.yani virüslerin de ruhu var mı ?

    site çok güzel, teşekkürler.

  12. Mete Tunç diyor ki:

    ben de baba tarafımdan akrabalarımdan duyardım (doğu) karadeniz (dağları) cinlerini: ayakları tersmiş..!

    Sahi.. cinler, özellikleri, bölgeden bölgeye değişiyor mudur? Başka coğrafyalarda, kültürlerde inanılan cin ve benzeri varlıkların biçimleri, nitelikleri nelerdir? Cin, herhalde tek tür varlıksa, acaba farklı kültürlerde neden farkılık arz ediyor, bir düşünsün sevgili dindar arkadaşlar ve “alimler”!

  13. Bigalıoğlu diyor ki:

    bir defa ayakaları ters olan cin değil,şeytanın suret bulmuş hali.
    bizim memlekette de şeytanın ayakları terstir.
    hatta,bu şeytan çoğu zaman oğlak (keçi yawrusu) kılığında,küçük kız çoçuğu kılığında da ğörünür.

    küçük kız çocuğunu eşşek üstünde ayakları uzak yere sürünür.oğlak dile ğelir ws.

    bende dedemden dinlemiştim bu türden hikayeler.doğru yanlış bilmiyorum.ben ğörmedim hiç.

  14. selcuk diyor ki:

    bir film izlemistim. vatikan gonullu bilimadamlarini rahiplige aliyor fakat onlara dini gorevler degil hristiyan ulkelerde meydana gelen dogaustu olaylari arastirma gorevi veriyordu.

    olaylarin cogu halkin abartmasi, psikolojik sartlanma ile halusinasyonlar gorme vb. cikiyordu. gercek hayatta da vatikanin boyle bir sistemi vardir muhtemelen. kanimca dini makamlarin bunu dusunmesinden ziyade bizzat bilim makamlari bu tur dogaustu olay iddialarini arastirma konusu yapmalidir.

    mesela cinleri dusunuyorum da, bunlar dumansiz ates olarak geciyor sanirim ayetlerde. bu nasil bir seydir bilmiyorum ama termal kameralara yani isiyi algilayan kameralara yakalanmaz mi acaba?

    belki de bu konuda yapilmis arastirmalar vardir da bizim haberimiz yoktur.

    saygilar. tsk.

  15. mustafa türköz diyor ki:

    o izlediğin filmin ismini alabilirmiyim güzel kardeşim.SELAM sana

  16. Dr.Kenan Öztürk diyor ki:

    Size Allah’ın Kitabı Kuran-ı Kerim cevap veriyor:

    Onlara ayetlerimiz okunduğu zaman dediler ki: “(Evet) işittik, istesek biz de bunun benzerini elbette söyleyebiliriz. Bu öncekilerin masallarından başka bir şey değildir.” Enfâl 31
    De ki: Andolsun, bu Kur’an’ın bir benzerini ortaya koymak üzere insü cin bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, onun benzerini ortaya getiremezler. İsrâ 88

  17. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an’da cin olarak çevrilen kelime çok. Cin ile İblis ilişkilendirmesi, Cin ile şeytan ilişkilendirilmesi, Adem-İblis-Rabb diyaloğu, Dumansız ateşin soyutlaştırılmasına kadar bugünkü açıklamaların Kur’an’da net bir simgesi yok.

    Kur’an’da Adem-İblis-Rabb diyaloğunda “kale” kelimesinin “dedi” olarak alınıp Allah’ın yada İblis’in (Ayette geçmediği halde) bişey dediğine dair ibarede yok. Ayet (“Kale” kelimesini “dedi” kabul ettik diyelim) Dedi ile başlayacakken, Allah dedi ki, İblis Dedi ki, Melekler dedi ki, diye başlaması Din’in hüsranı ve terör olarak yorumlanmasına neden olmuş. Hatalı biyolojik düşüncelerin ve düşmanlığın başlangıcına neden olmuş. Bunları bilimselleştirip Kur’an’da düşmanlığı, Cin’i, periyi kaldırmak mümkün.

    Kur’an’da :

    Cinnet kelimesi cinler ve deli olarak iki anlamda çevrilmiş.
    Cann kelimesi (7 ayette geçiyor, iki ayet Musa konusu ve benzer ayetler) cin, cinler ve yılan olarak çevrilmiş.
    Cinn kelimesi cin olarak çevrilmiş.
    Cunn kelimesi siper olarak çevrilmiş.

    Kur’an’da e, i, u değişimli kelimelere dikkat. Cennet-Cinnet-Cunnet gibi. Ama bu değişime uygun meal yok.

    Ve;

    Cennet, Cinnet, Cunnet kelimelerinin birbiriyle ilişkili kelimeler olması muhtemel. Ama bu ilişkinin dışında bir mealler görüyoruz.

    Kur’an’da eşanlam yok ve ilişkili kelime arayışına gidelim deyip başlarsak;

    Cann başka, cenn başka, cinn başka, cunn başka demek lazım.

    İleyke başka aleyke başka demek lazım.

    Ulaike başka melaike başka ama ilişki olabilir demek lazım.

    Şeytan başka, şeyatin başka demek lazım.

    Cehennem başka, cahim başka demek lazım.

    Rahim, Cahim, Racim, Hakim, vb. “im” ile biten kelimeleri aynı sınıfa koymak lazım.

    Rahman, Kur’an, Beyan, Mercan, Tukezziban vb. “an” ile biten kelimeleri aynı sınıfa koymak lazım.

    Bu şekilde hareket ettiğinizde, İblis başka ateşten varlık, Cann başka bir ateşten varlıkta denebilir. Ateşin evrimleşmiş boyutlarıda denebilir. Ateşten türler de denebilir. Ateş-Toprak ile Hava-Su ilişkiside denebilir. Başka şeylerde denebilir.

    Dolayısıyla bu şekilde cin, şeytan, peri, büyü kalmayabilir.

    Cann-İnsan. İkişer benzer ayet var. İkişer çeşit Ateş ve Toprak anlatımı var gibi.

    Neyse analiz uzar gider. Kur’an’dan büyüde kalkar, ibadette kalkar, düşmanlarda kalkar.

    Kamer suresi ve mucize olarak sürekli tartışılan 1. ayet :

    Saat yaklaştı ay yarıldı. Bu ayet nasıl bilim olur? Şöyle olur. Ay’ın takvim için zaman için kullanıldığı yada kullanılabileceği hep söylenir. Saate takvim yada zaman dersek yarılmayıda bölüm olarak yeniden çevirirsek, ayetten “Ay zaman bölümlerini gösterir gibi bişey çıkabilir.

    Kur’an’ı salt mealle değerlendirmemek lazım. Orjinal Kur’an’ı ortaya çıkarıp onu iyice enine boyuna değerlendirip tartışmak lazım. Meallere Kur’an dememek lazım. Zira alimler hata yapabilir. Yada Kur’an’da herşey olabilir.

  18. metin yılmaz diyor ki:

    good sites.. Thanx

Leave a Reply