BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Kuran’ı anlama yetkisi (Mete Tunç)

“Kuranı inceleyip yorumlamak için:

1. Hafız olmak. Kuran’ın siyak ve sibak(1) bütünlüğünü iyi bilmek.
2. Arapça bilgisi olmak.
3. İslam tarihi hakkında ve surelerin iniş sırası hakkında iyi bilgi sahibi olmak.
4. Her meale güvenmemek ve sözcüklerin Arapça kökeninden yola çıkıp hareket etmek

gerekir”miş!

Bence 5. bir madde eklenmeli: Müslüman olmak (Hatta o da yetmez: “Bizim” mezhepten/cemaatten/tarikattan olmak!).

Bu maddeler dahi, tek başına, Kuran’ın Tanrısal (ve cihanşümul ve zamanlarüstü) olmadığının bir kanıtı.

Yukarıdaki maddeler arasında yok ama, Kuran’ı anlamak, yorumlamak, tefsir edebilmek için, şu kadar ilim bilmek gerekir, inancı da vardır, kimi İslami cemaatlerde…

Yüzyıllarca, “şu kadar ilim bilen” “alimler”, saçma-tutarsız, ahlak yoksunu sayısız hadisi, sahih diyerek anlatmış ve bunlarla iman etmişler, hüküm vermişlerdir! Ve yine “şu kadar ilim bilen” “alimler”, bugün bilenen dünya ve evren bilgisine ışık tutacak, kıvılcım teşkil edecek tek kelime yazmamışlardır!(2) Bunlara rağmen, hala, kimi İslami cemaatler, eski “alim”lerin yorumları, hükümleri ile dini hayatlarını sürdürmeye, düzenlemeye devam etmektedir.

Not. Maddelerin sayısı muhtelif; onlarcayı bulan madde sözkonusu. Arif Tekin’in “Kuran’ın Kökeni” kitabında bu mevzuda tafsilat var.

(1) Siyak: Sözün gelişi, ifade şekli; tarz, üslup. Sibak: Sözün, yani ayetin geçmişi. Siyaku sibak: Sözdeki uygunluk ve tutarlılık

(2) İslam “alimleri”, şu kadar sahada eser yazdı, eserlerinin sayısı yüzlerceydi” gibi sözlerle methedilir Müslümanlarca. Lafın iddialı, içinin boş olduğu, ezber, propagandist sözler… Eserleri hangi sahalardaydı, neler demişler, çağlarına ve günümüzde nasıl katkı yapmışlardır, sorularının cevaplarını bulamayız o sözlerde… Nihayet dürüst, cesur bir kişinin TV’de, eski alimlerin yüzlerce denen eserlerinden çoğu bir-birkaç sayfalık risalelerdi, dediğini duydum.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 6359, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

24 Comments

  1. warhorse diyor ki:

    ilk olarak şunu belirtmek istiyorum.yukarıdaki saydığın maddeler olmadan Kur-an ı zaten yorumlayamazsın.şuan bile baktığımızda Kur-an ın her kelimesini her Arap anlamaz.Kur-an ı Türkçeye çeviren insanlar sadece sözcük anlamı bakımından çevirir.ve onun üzerinden yorum yaparlar.yorum yapmakta o yorumu yapanın alimliğine bağlıdır.

  2. mete62 diyor ki:

    ben anlayamam, arap anlayamaz, 1500 yıldır kimse, en büyük “alim”i dahi anlayamamış… bu ne menem bir kitaptır?! yoksa anlaşılacak bir şey yok mu?
    ezberlerden kurtulunuz! ama, insanların çoğu gibi herhangi bir şeye inanmaya kodlanmış olarak varolmuşsanız, bu çok zor, hatta imkansız. bu durumda insanlara zararlı olmadığınız müddetçe, müslüman olmanızda bir sakınca yok efendim.

  3. warhorse diyor ki:

    Aynı şey sizin içinde geçerli farkındasınız değilmi?İnsanlara ve insanlığa zararlı olmadıkça neye inanırsanız inanın.

    Yazdığımı tam olarak anlayamadınız heralde.”şuan bile baktığımızda Kur-an ın her kelimesini her Arap anlamaz” dedim.”Her arap” anlamaz.Her Türk eski Türkçe yazıtları anlayabiliyor mu?Bu dalda eğitim gören insanların söylediklerini biliyoruz bizde.

    Galiba Kur-an ı hiç okumadınız.Zira Türkçe mealinden okusaydınız azda olsa birşeyler anlattığını anlardınız.Tabi bu sizin ön yargınıza bağlı.Eğer birşey görmek istemiyorsanız zaten göremezsiniz.

  4. mete62 diyor ki:

    kuran’ı çok iyi bildiğimi diğer yazılarımı incelerseniz teslim edersiniz.
    “… yorumlayamaz” cümlenizden hareketle kuran’ı anlama yetkisini “birilerine” havale ediyorsunuz; o nedenle yanlış anlamadım!

  5. Scientific Turkey diyor ki:

    Kuran’ı çok iyi Arapça bilen ya da çok iyi hafızlık eğitimi alan kişi anlayacaktır diye bir kural yok.

    Kuran’da Allah “Bu Kuran, temiz akıl sahipleri için bir öğüt ve hatırlatmadır” diye buyuruyor.

    Kuran’ı anlayanlar yanlızca temiz akıl sahibi, Allah’tan samimi bir şekilde içi titreyerek korkan kimselerdir.

    Elbette ki, bir insan hep çok iyi Arapça bilebilir hem de çok samimi biri olabilir. O zaman Kuran’ı Arapçasından okuyup kavrayabilecek bir güzellik de kendisine verilmiş olur.

    Ancak, samimi değilse; diğerleri yeterli değildir.

    Tek kıstas ve tek şart; yanlızca samimiyet.

    Diğerleri de varsa, artı bir güzellik olur.

    Saygılarımla

  6. warhorse diyor ki:

    Kur-an ı çok iyi biliyorum demek gerçekten iddialı bir laf.
    Kur-an ı anlamak başka şey yorumlamak başka şey.Sizde çok iyi biliyorsunu ki yorumlayabilmek için önce anlamak gerekir.
    Kuranı inceleyip yorumlamak için maddeleri zaten siz yazmışsınız.1. maddede söylediğiniz gibi bir ayet hakkında yorum yapmak için Kur-an ın bütününü ele almak gereklidir.Eğer siz sadece surenin ortasından bir ayet seçip bunu yorumlarsanız kafanızda bir çok soru işareti bırakmış olursunuz.Örneğin ”felaha(kurtuluşa) erenler onlardır” diye çevirdiniz ve işte Kur-an böyle söylüyor diye yorumladınız.Peki kurtuluşa erenler kimlerdir?Bu konu hakkında da yorum getirmeniz gerekmez mi?
    2. maddede de belirttiğiniz gibi Arapça bilginiz olmsı lazım ki bu olmadan zaten Kur-an ı okuyamazsınız.Arapça da en ufak bir harf değişikliğinin bile anlam değiştirdiğini ve cümlenin hatta ayetin tamamen anlam değiştirdiğini sizde mutlaka çok iyi biliyorsunuz.
    İslam tarihi hakkında ve surelerin iniş sırası hakkında iyi bilgi sahibi olmak gerekir çünkü bunları bilmeden konuya tam hakim olamazsınız ve yanlış yorumlar yaparsınız.Çünkü sizde mutlaka çok iyi biliyorsunuz ki Surelerde ele alınan konular mutlaka islam tarihiyle de alakalıdır ve yapacağınız yorumlarda bunlardan faydalanabilirsizin.
    Siz zaten bunları yapabiliyorsanız gerisi sizin samimiyetinize bağlı.
    Siz tıp diploması olmayan bi insana tedavi için gider misiniz?

  7. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Tunç üç madde daha eksik yazmışınız.6-Doğru mantık yürütmek.7-Bilimi takib etmek.8-Sizin baktığınız gibi taraflı değil Kurana objektif bakmak.

  8. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Yamanoğlu, yazıdaki notta belirttiğim gibi sayıda bir standart yok. 8. madde gülümsetti, sağolunuz. Taraflı değil de özgürce baktığım kanaatindeyim.

  9. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Sayın Tunç eğer özgürce baksaydınız, yazılarınızda bilimsel ayetlerle ilgili bir kaç yorum olurdu.

  10. Hasan Hilmi Turan diyor ki:

    Sayın Tunç;
    Kuranı tamı tamına 5 kez hatmetmiş bir arkadaşınız olarak kuranı okuyup anlayamamaktan söz edenlere bir çift sözüm var;
    Kuran dağdaki okuma yazma bilen çobanın da, üniversitedeki profesörün de anlayacağı kadar açık ve sadedir. Kuran hükümlerini anlaşılmaz, içinden çıkılmaz bir muamma olarak, özellikle de son yılların modası “şifrelere” bağlayanlar, dinsel konuları kendi hükümranlık alanı olarak görüp, başkalarının bu alana müdahalesini hükümranlık alanlarına, dolayısıyla çıkarlarına tecavüz olarak yorumlayan hasis ruhlu, çıkarcı sözde din adamlarıdır. “Kimse bilmez, ben bilirim…” iddiasıyla ortaya çıkan bu sahtekarlar “herkes kendi duvarını kendisi örerse duvarcılar işsiz kalır…” kaygısı ile hareket etmektedirler.
    Size, daha doğrusu “kuranı her okuyan anlayamaz…” anlayışı ile hareket edenlere bu konu ile ilgili olarak kitabımın bir bölümünden bir alıntı ile yanıt vermek istiyorum.
    Saygılarımla…
    ………………………………..

    HANİ TANRI İLE KUL ARASINDA VASITA YOKTU ?

    Tam da burada konumuzla çok da alakalı olmamakla beraber bu konudaki cehaletimizi vurgulamak adına önemsediğim bir tespiti ortaya koymak durumundayım. Bugün de zaman zaman kutsal günler ve bayramlar vesile edilerek yapılan televizyon programlarında, vatandaşların tereddüt gösterdikleri birtakım dinsel konularda Diyanet İşleri mensuplarına, ilahiyat profesörlerine, ya da dinsel kariyer sahibi yazar ve düşünce adamlarına aydınlanmak adına sorular yönelttiklerini hayretle, üzüntüyle bir o kadar da ibretle izliyorum. Oysa ben, yukarıda da değindiğim gibi Kuran hükümlerinde insan aklının ve havsalasının almayacağı, açıklanmaya muhtaç tek bir ayet dahi görmüyorum. Türkçe meali ile yazılarak derlenmiş tefsirli Kuranı Kerimler her şeyi açıklayan orijinalinden farksız metinler olarak elimizin altında durmaktadır. Kaldı ki Türkçemiz, 1400 yıl öncesinin Arapça metinlerini tam karşılıkları ile verebilecek zengin bir lügate sahiptir. Doğrusu, aydınlanmak ihtiyacı duyan bu vatandaşların hangi gerekçenin ardına sığınarak Yaşar Nuri’lerden, Zekeriya Beyaz’lardan ve dahi diğer din adamlarından medet umduklarını anlayabilmiş değilim. Tekrar ve tekrar söylemeye mecburum ki; Allah ile kul arasında vasıta kabul etmeyen bir din nasıl olur da insanları Yaşar Nuri’lere, Zekeriya Beyaz’lara mahkûm eder? Bu insanların anlama, kavrama yetisindeki bir zafiyetten mi, yoksa gerçekten Kuran’ın yeterince açık olmamasından mı kaynaklanmaktadır? Ben şahsen zekâ özürlü olmayan hiçbir insanın bu konuda din adamlarına ihtiyaç duyabileceklerine ihtimal vermem. Kuran’ı da normal insanların anlayamayacağı bir ilahi buyruklar manzumesi olarak düşünemem.
    Öyle bir ikilem ile karşı karşıyayız ki, ne insanlarımızı yetersizlikle suçlayabilir, ne de ilahi buyrukları “kendini ifade edememe” gibi bir zafiyet içinde görebiliriz. Bu metnin yazım ve derlenmesinde insan faktöründen kaynaklanan olası hatalar dışında, bu ilahi buyrukların özüne ilişkin bir hatadan ya da yetersizlikten söz etmemiz de mümkün görülmemektedir. O halde duralım ve düşünelim… Sonra da şu soruyu soralım; Kuran bir bilmece, ya da bir şifre kitabı olmadığına göre, Tanrı insanlara bir şekilde mesaj göndermek ihtiyacı içindeyse, bunu herkesin anlayabileceği açık ve net bir ifade ile yapmaz mı? Kolay kolay kimsenin anlayamayacağı bir üsluba neden gerek duysun? Yerine ulaşmayan, algılanamayan bir mesajın kime ne yararı var? Eğer gerçek bizim dediğimiz gibi değilse, eğer Tanrı biz insanlarla böylesine anlaşılamaz, algılanamaz bir dille konuşuyor ve bizi “ulema” dediğimiz bir sınıfa bağımlı kılıyorsa, o zaman bu hitaplar, bu mesajlar bize değil… Bu kitap da olsa olsa Yaşar Nuri’lerin, Zekeriya Beyaz’ların kitabı olur. Hani tanrı ile kul arasında vasıta yoktu?

  11. Mete Tunç diyor ki:

    Evet, bu konuda burada münhasıran bir yazım yok galiba. Fakat çeşitli yazıların içinde vardır sanırım… Birkaç yerde bildirdiğim gibi sırf öyle ayetlere yönelik bir kitap var (Murat Utkucu’nun).

  12. Mete Tunç diyor ki:

    Teşekkürler sn. Turan; yazınızı okudum ve istifade ettim.

  13. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an’ın Arapça olduğu ne malum?

    Ayetlerin sırası ne alaka? Siz bir kitabı parçalara ayırsanız birleştiremez misiniz? Ayetler karmakarışık meallense bir anlam çıkaramaz mısınız?

    İslam tarihini ne yapacaksınız? Kur’an tarih kitabı mı? Kur’an tarihten alıntıyla yorum çıkarma kitabı mı?

    Kur’an hafızlığı gibi rezil bir abes şarta cevap vermiyorum.

    Bunu maddeleri sayan alimciler, bu maddelere kendide inanmıyordur. Sırf ekmeklerimizden olmayalım diye öyle demişlerdir. Ya da foyaları meydana çıkmasın diye?

  14. Gözlemci diyor ki:

    “İman Kirliliği”nden vazgeçtim. Biz bu analizi koyalım siteye.

    Orjinal Kur’an Analizi :

    Kur’an’ın dilinin Arapça olmadığı yada Arapça olmaktan çıkacağının, Kur’an’ın dolaylı yoldan değişeceğinin kanıtı.

    http://www.uploading.to/6ec2vp84jble

    Dosya biraz düzensiz oldu ama kusura bakmayın. Çok fazla özentili uğraşamadım.

    Kur’an bugün rivayetlerle beslenmiş bir kitapken, yarın kendi özünde bir kitap haline gelecek. Tefsir gerektirmeyecek. Mealler değil tek meal oluşacak. Bilimsel bir dil keşfedilip Dünya dili bu dil olacak. İncil-Tevrat-Zebur ya Kur’an’la birleşecek, yada hükmünü yitirecek. Kur’an insan ürünü olduğunun tespitine rağmen yinede bağlı kalınan bir kitap haline dahi gelecek.

    Analizi harekesiz olarakda değerlendirin. Harekesiz bir Kur’an’da düşünün. Yeni harf üretimlerini düşünün. 12 sesli harf ihtimalini düşünün. Her ihtimali düşünün. Binbir çeşit Kur’an çıkıyor. Büyük harf, küçük harf, noktalama mantığını kaldırın ve koyun. Harf şekil ve seslendirmeleri birbirine uyumlamaya dikkat edin. Hatta belkide nesnenin içerdiği maddeler ile harflendirme arasında ilişkiler (Örneğin R harfinin kimyası nedir bunu dahi düşünün) bulunabilir. Kur’an’da eksik olan konuları ve mutlaka bir gün içereceğini düşünün. Tekrarların bir anlam ihtiva etme ihtimalini düşünün. Kur’an’ın % 100 bilim olma ihtimalini düşünün. Soyut varlık, öbür taraf, mucize, hikaye, çelişki, düşmanlık, isim, peygamber, sıfat, ibadet, emir yasak vs. kaldırın yeni Kur’an arayın. Öbür taraftan bu Dünya’ya dönün, örneğin Kevser ırmağının Dünya’da varolma ihtimalini düşünün. En küçük bir mucizede yada hikayede (Taşın suyu, ağacın yağı, cildin bozulması) cümlelere dikkat edip bilim çıkarma yoluna gidin. Oturduğunuz yerden herşeyi öğrenebilme ihtimalinizi düşünün. Antidoğal hayatın bitip yerine doğal bir hayatın ihtimalini düşünün. Beslenmeden yapılaşmaya, topraktan havaya yeni bir Kur’an düşünün. Bilimsel ilerleyişin durdurulmazlığına Kur’an’ın hazırlığı ne diye sorun. Kur’an’ın çok ustaca, planlıca, bilinçlice, profesyonelce yazıldığını gözönünde bulundurun. Kur’an’ın profilini ve onu yazanları iyi tanıyın. İmgesel değil, simgesel bir Kur’an kurun, yoksa tam sonuca ulaşamazsınız. Kur’an’ın yarın bilime ışık ihtimalini düşünün. Bugün şifre anlatımlarının yerini yarın bilim arayışları alacak.

    Klasik Kur’an anlayışından çıkıp çeşitli Kur’an ihtimalleriyle Kur’an’ı yeniden analiz edin.

    Çok emin değilim ama, kasıtlı imla bozukluğunuda düşünün.

  15. Gözlemci diyor ki:

    Artı açıklamalar :

    -Kur’an’da okunuş ve yazılış şüpheleri yoğun.
    -Bu analizle ya da ileriki zamanlarda Kur’an’ın yetkilisi olma, ilahiyatçı gereği, tefsir zorunluluğu, çeviri yetkilisi, dilbilgisi yetkilisi vs. ihtiyaçları ortadan kalkıyor.
    -Kur’an’da mantıklı, bilimsel, gayet düzenli (belki kısmen mantıklı) bir dil gözüküyor.
    -Harekelerin okunuş değişimi, harakelerin kalkması, harekelerin ilavelenmesi ile değişik değişik Kur’an’lar ortaya çıkıyor.
    -Kur’an’da yeni kelimelerin doğması mümkün.
    -Kasıtlı imla bozukluğu ihtimalini yükselttim.
    -Kur’an bozulma başlangıcı Adem-İblis-Melek-Rab hikayesi, düzelme başlangıcıda orası gözüküyor.
    -Soyut varlık, ibadet, hikaye, çelişki, tekrar, ahiret, emir-yasak, yasa-şeriat, dostluk-düşmanlık, vs. içeren bugünkü Kur’an ve inanışların değişimi mümkün.

    Kısaca;
    Çok sade, çok akıcı, çok açık, çok net, yormayan, bulandırmayan, melodileşmeyen, Dünya’yı dil ve kaynak birliğine götürebilecek, tam bilimsel olabilecek, herşeyi değiştirebilecek bir Kur’an keşfettim.

  16. Gözlemci diyor ki:

    Bu analizi ve ek olarak dil ve dilbilgisi konulu bir yazımı siteye alabilir miyiz?

  17. Mete Tunç diyor ki:

    Sorunuz, sanırım moderatöre yönelik sn. Gözlemci..

  18. Gözlemci diyor ki:

    Evet.

  19. Gözlemci diyor ki:

    Ben aklıma geleni buraya ilave yapsam sakıncası yoktur sanırım.

    Kur’an Analizi Ek Açıklamalar :

    -Bir harf gibi görünenler 2 sesli 2 sessiz harf olabilirler. (Özellikle Kur’an’da ayrı, tek başına görünen harflere dikkat.)

    -Tüm şekiller sessiz harfi, harekeler sesli harfi simgeleyebilir.

    -Harekelerin kalkıp bir şeklin sesli ve sessiz harf halini alması mümkün olabilir.

    -Eşi ve benzeri olmayan tek yada bir kaç harf “Allah” çevirisine dönüşebilir. Allah kelimesi başka seslendirme haline dönüşebilir.

    -Kur’an’da büyük harf, küçük harf, baş harf, ayraç, şapka, noktalama vs. imla kuralı sanırım yok. Böyle birşey aramayın. Belkide doğru dil bu. Bilmiyorum şu an.

    -Kur’an’da yada Arapça’da simgesel şekilde neyin isim, neyin fiil, neyin edat, neyin özne, ….. olduğu belli değil. Herşey değişebilir.

    -Kur’an’ın iniş sırası inanışını kaldırın. İlişkili sureleri görünce bunun bir önemi kalmıyor. Ve bu durumun uydurulma ihtimali doğuyor. Dolayısıyla bu ilişkiyle Kur’an’ın insan ürünü olduğuna doğru gidişin ispatına yaklaşılıyor sanırım. Ayrıca “Muhammed” diye bir peygamberinde olmama şüphesi doğuyor.Muhammed bir kişi olmayıp, bilimsel dal, kavram, konu adı haline gelebilir.

  20. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an’dan ilhamla yeni dil ve alfabe formülü :

    Sade bir alfabe.

    http://www.uploading.to/6vvh06zrc8f6

  21. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an Analizi Öncekilerle İlave :

    http://www.uploading.to/7ayduj8lg7i8

  22. Gözlemci diyor ki:

    -Kur’an’da sara,sere,sırı,siri, soro, sörö suru, sürü – sara, sare, sarı, sari, saro, sarö, saru, sarü gibi birbiriyle ilişkili kelime dizinleri olabilir.

    Örneğin ayları şöyle tanımlamak gibi;
    Dört mevsim ve 12 ay kabul edelim. Hepsi ay olduğuna ay ile bitiş düşünelim. Soğuk sıcaklık ve ünsüz sınıflamalarda düşünülebilir. 12 adet 3’er sınıfa ayrılmış harfler olması lazım. Çok fazla uğraşmadım. Daha bir çok şey düşünülebilir. Isı derecelerine kadar en ince detay düşünülüp kavram oluşturabilir. Günler, haftalar, yıllar vs. herşeyi düşünün. En sert ünsüzden en yumuşak ünsüze, ünsüzün şiddetinden doğanın ses türlerine kadar herşey.

    Sonbahar Ayları : Mocay, Bocay, Pocay

    Kış Ayları : Socay, Zocay, Şocay

    İlkbahar Ayları : Docay, Tocay, Nocay

    Yaz Ayları : Gocay, Kocay, Ğocay

    Örneğin Kevser Suresi Kelimelerine Dikkat Edin :

    Birleşik yazılanı kelime alın.

    Sere, Nhar, Bterü = R ilişkili.

    Eğer Cezm değişip sesli harf okunmaya (ör. O) giderse;

    Sere, Nohero, Boterü = Ra, re, rı, ri serisi düşünülebilir. Ayrıca baş harfler şekil ilişkilerinede dikkat edin.

    Kamer Suresi :
    Kamerü, sihrün, müstemirrün, müstekırrün, Cerün, Rü, Nukurin, münteşirün, asirün, cire……….

    Saffat Suresi :
    Kibi, nibin, sibün, kibün, bin.

    Bu ilişkiler şu an dikkate alınmıyor. Yarın bugünkü Kur’an’ı görmeyeceğiz.

  23. Gözlemci diyor ki:

    Besmele :

    Her sure başı ve neml 30. Bism……im olarak okunuyor. Neml 30’un her sure başındaki besmeleyle ilişkisi yok. Ve her sure başındaki o şekil, çok soru işaretli.

  24. Gözlemci diyor ki:

    Şu anki dil ve meal kabulu ile, kelimelerde çok fazla oynamadan şunu yapın.

    Kur’an’da çeşitli yoksayımlar ve varsayımlar üretin.

    Çok sıradışı Kur’an düşünün.

    Tüm Kur’an’ı somutlaştırın, Allah’ı dahil. Öbür tarafa gitmeyin, tüm ayetlerde Dünya’ya dönün. Uzaya gitmeyin (Uzayı bir süreliğine yoksayın. Uzayı sonraya bırakın). Mucizeleri kaldırın. Geçmişe gitmeyi kaldırın (Görmediğinizi ayete koymayın), tamamen şimdiki zamana dönün.

    Kur’an’ı şu anki Dünya için tamamen bir bilim kaynağı varsayın.

    Ve;

    Ateş :
    Dumansız ateş-dumanlı ateş, ateşsiz duman-ateşli duman
    Dumanlı alev-dumansız alev, alevsiz duman-alevli duman
    Alevli ateş-alevsiz ateş, ateşsiz alev-ateşli alev
    Tutuşturulmuş ateş
    Yakıcı ateş
    Yakıcılığı gittikçe artan ateş
    Kızgın ateş
    Büyük ateş
    Can vermeyen Ateş-Öldürmeyen Ateş
    Yakıt dolu ateş
    Denizlerin ateşlenmesi
    Ateş ehli
    Ateşten dağ
    Ateş şulesi
    Alev alev yanan
    Yakıp kavuran ateş
    Isı ve ışık kaynağı veren ateş
    Sabah akşam ateşe sunulmak
    Ateşten gölge
    Yeşil ağaçtan ateş
    Soğuk ateş

    Yukardakileri (Kafanızda Ateş Bilimi Oluşturun) Dünya’da arayın. Herşeyde arayın. İnsanda hayvanda bitkide toprakta suda havada ağaçta yaprakta……
    Toprak, su ve diğer maddeleride dikkate alın. Onlarında çeşitliliğinden bahsediyor.
    Kur’an’da “hava” yok. Hava halbuki önemli. Kur’an’da havayı arayın.
    Kur’an’da besin yok sayılır Kur’an’da besini arayın (Besin maddesi geçen ayeti hafif değişimlere uğratın).
    Cehennem ve cenneti ateş ve toprak yapın.
    Yaratmayı kaldırın, kelimeyi oluşturma-oluşma yapın.

    İlham kaynağınız olabilir ve işe yarar sonuçlar elde edebilirsiniz.

    Yok kardeşim ben kendi ilmimi kendim bulurum, kendim analiz ederim diyorsanız boşverin.

Leave a Reply