BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Namaz, Oruç, Hac (Mete Tunç)

Namaz ve konsantrasyon

… arkadaşım (müteveffa) makine mühendisi … namazı bırakma nedenini anlatmıştı bir gün. Mealen, tam bir işe yoğunlaşıyorum, aklım namaz vaktine kayıyor, konsantrasyonum kayboluyordu, diyordu.

İşleri namazla bağlantılı olanlar (mesela imamlar) dışında namaz, hemen her dindar Müslüman için sorundur. Ve kimi Müslümanlar, geceleri evlerinde kaza namazları kılmaktadır.

Peki, acaba “İslami” bir ortamda yaşasalardı, 5 vakit namazı vaktinde kılacaklar mıydı ve kılacaklarsa namaz vakitleri/sayıları iş verimlerini, işlerine yoğunlaşmalarını azaltmayacak mıydı?! “İslami” ortamda bile, “dindar” görünüşlü insanların 5 vakit namazı, zamanında, düzenli olarak kılabileceklerini sanmıyorum. Bir yolunu bulur (Bu yol, İslami çerçevededir elbette ve ertelemenin nedeni yine “Allah adına”, “İslam’ı yüceltme gerekçeli” olacaktır!), yine kazalara devam ederlerdi!

Not1. Kuran’da “belirsiz” olan namazın içinin bilahare doldurulduğu açıktır!

Not2. “Secde etmekten alnı nasır bağlamıştı.” Falanca “mübarek” bir zatı anarken böyle söylenir. Tabii, şu soru akla geliyor: “Mübarek” zat alnını nasır bağlatacak kadar namaz kılmak ve secde etmek yerine, yalnızca farz (ve sünnet) olan namazları kılsa da, kalan zamanını insanlara yarar sağlayacak işlere harcasa. Böyle yapmadığına göre, “mübarek” zatın fikrinde, düşünce yapısında secde etmekten başka bir şey yok mudur?! Allah (“c.c.”) da onun secdesine neden bu kadar ihtiyaç duymaktadır?! (c.c.: Celle ve celalühu: Onun şanı ne yüce)

Oruç ve sağlık

Ramazan ayında, diğer aylarda dini vecibeleri yerine getirmeyen, mesela (erkekler için) Cuma namazına bile gitmeyen Müslümanlar dahi oruç tutarlar! Neden? Bunda geleneğin, çoğunluğa uymanın ve bu dönemlerde bütün medyanın “İslami olmasının”, hatta kurumların payı nedir? Orucun ardından yemek yemenin zevkinin ve (herhalde) oruç esprisine hiç uymayan zengin, bol çeşitli, pideli iftar yemeklerinin ne ölçüde etkisi vardır? Bence, yapılmamışsa, ki gündeme geldiğini bile duymadım-okumadım, çok önemli, ilginç bir araştırma konusu!

… 10 yıl boyunca oruç tutarken kafamın çalışmadığını hatırlıyorum. Bana has bir etki olmasa gerek; zira oruçlu insanları gözlediğimde bunu tespit edebiliyorum: Ruh gibi oluyorlar (Veya “fişek” gibi!(1)). Sadece beyin çalıştırmayı gerektirmeyen (rutin) işleri yapabiliyorlar veya onları da yapamıyorlar! Uykunun bölünmesi, uykusuzluk, bitkinlik, dolu mide ile uyumak, 12-15 saat boş kalan midenin bir öğünde doldurulması…

Kimse orucun sıhhat temin ettiğini iddia etmesin. (Kamuoyuna çok azı yansıyor; oruç yüzünden her yıl çok sayıda insan vefat etmektedir!) Oruçlunun ağız kokusunun Tanrı katında misk kokusu olduğunu söyleyen hadisin de pek manası olmasa gerek; çünkü oruçlunun ağız kokusunu Tanrı değil insanlar hissediyor!.. Misk kokulu olan Ramazan pidesidir!

(1) “Tanrı”ya, “Tanrı” için yapılan ibadetlerin, bir dine bağlı ya da değil, insanlara, doğrudan veya dolaylı olarak zarar veriyor olması da dindarlar tarafından tahlil edilmesi gereken bir husustur.

Hac’da ölüm

Tevrat’ta ve İncil’de (elbette) yoktur Hac; Mekke’de bir yapının etrafında dönmek, bir taşa elini-yüzünü sürmek…

Hac ritüellerinin Arap-putperest törenlerinin isim değiştirmiş hali olduğu bellidir. Muhammed, Mekke’nin ticari-ekonomik hayatında çok önemli yer tutan putperest geleneğini İslam’a sokarak “tüccar zihniyetini” ortaya koymuştur. Sadece hac şartı bile, Muhammed’in kimliğini, kişiliğini anlamak için yeterlidir.

Hacca giden veya hacdaki Türkler naif, sempatik görünebilir ilk bakışta. “Nur yüzlü” nineler, “sakallı” amcalar; “asil” gülümsemeler, yakınlarının onları yolcu etmeleri…

Hac’da, çok değişik, ilahi bir duygu yaşadıklarını söylerler hacılar (İnsan, kafasında, “genlerinde” oluşturduğu/oluşturulan sayısız imgeyle “hazır” halde giderse, ne isterse onu yaşar!). Öyle ki, tekrar geleceğim/gideceğim derler; nitekim tekrar tekrar gidenler vardır…

Ticari-ekonomik olarak zarara mı uğruyoruz, hacca giden paralarla hangi ihtiyaçlar giderilirdi, sorularını sorup, bilahare belki küfür etmek yerine, Türkiye’de kalsalardı hayatta kalacak olan, hacca gidip sıcak, kalabalık, pislik vs. nedenleriyle orada ölen, yakınları tarafından da “Allah”ın sevgili kuluymuş, canını Kabe’de aldı” diyerek ululaştırılan “hacılarımızı”, su testisi su yolunda kırılır, deyişi ile “anıyorum”!

Not1. Müslümanlar “putperestlerin” pek çok ritüellerini devam ettirse de, Kuran’ın, “putlara” tavizi, tahammülü yoktur. Allah’tan başka tanrılar, rakipler istememektedir! Ayette, “putperestlere”, taptıklarınız, kimseye ne faydası ne zararı olabilecek cisimlerdir, deniyor. Ancak, bunu putperestler de biliyorlardı; yaptıkları/yapılmış putların, gerçekte tanrı(lar) olmadıklarının farkındalardı ve onların sadece (kabaca) tanrıları temsil ettiklerine inanıyorlardı. Kuran neden bu ayrıntıya değinmez?! Tefsirlerde bu ayrıntı mevcuttur (Veya tefsirler o gediği kapatmıştır!).

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 3924, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

7 Comments

  1. warhorse diyor ki:

    ”Not2. “Secde etmekten alnı nasır bağlamıştı.” Falanca “mübarek” bir zatı anarken böyle söylenir. Tabii, şu soru akla geliyor: “Mübarek” zat alnını nasır bağlatacak kadar namaz kılmak ve secde etmek yerine, yalnızca farz (ve sünnet) olan namazları kılsa da, kalan zamanını insanlara yarar sağlayacak işlere harcasa. Böyle yapmadığına göre, “mübarek” zatın fikrinde, düşünce yapısında secde etmekten başka bir şey yok mudur?! Allah (“c.c.”) da onun secdesine neden bu kadar ihtiyaç duymaktadır?! (c.c.: Celle ve celalühu: Onun şanı ne yüce)”
    demişsiniz.
    İlk önce şunu belirtmek istiyorum.Bu dünyada her canlının yaratılış gayesi ve amacı vardır.Örneğin tavuğun ibadeti yada görevi yumurtadır yada ineğin süt vermek,keçinin etinden faydalanırız.Bu hayvanlar yaratılanların en yücesi olan insana hizmet için yaratılmıştır.Bütün hayvanlar insanlara karşı olan görevlerini kusursuz şekilde yerine getirir.
    Biz yumurta veren bir tavuğa,süt veren bir ineğe yada etini yediğimiz keçiye diyebilir miyiz ki sen neden bunları yapıyorsun?Neden bize et, süt, yumurta veriyorsun dersek mantıksız bir soru olmaz mı?
    İnsanında diğer tüm canlılar gibi yaratılış gayesi vardır ve görevleri vardır.Bu görevleri en iyi şekilde yapmalıdır.
    İnsanında görevi Allah’ın emirlerini yerine getirmektir.Bizim yaratılışımızın asıl amacı budur zaten.Allah’ın bunlara ihtiyacı yoktur.Bizim bunlara ihtiyacımız vardır.
    Yine çok hoşuma giden bir örneği anlatmak istiyorum.
    Çok hastayız ve doktora gittik.Doktor bize ilaç verdi ve bunları dikkatli bi şekilde kullanmamızı istedi.Bizim görevimiz bu ilaçları kullanmaktır.Doktor bizi aradı ve ilaçları kullanıp kullanmadığımızı sordu.Biz desek ki” doktor ,senin bunlara ne ihtiyacın var?”.Gayet mantıksız ve haddi aşan bi cümle olmaz mı?
    Her şeyden önce bizim bunlara ihtiyacımız vardır.

  2. mete62 diyor ki:

    yazımı, içindekileri, tespitleri… hiç dikkate almayıp, “mümince”, inanma gerekçelerinizi yazıyorsunuz @warhorse (neden yerli-takma isim kullanmıyorsunuz, şaşıyorum(!))
    kısaca şunu söyleyeyim: namaz, oruç, hac gibi ibadetler insanı-müslümanları, örnek erdemli, saygıdeğer yapabiliyor mu? dönüştürebiliyor mu, geliştirebiliyor mu? her yaştan, her gruptan dindar (görünümlü) insanları gözleyiniz; “göreceksiniz”(?)
    örnek, namuslu vs. olup dindar olanlar o özelliklerini ibadet yapmaya borçlu değillerdir; bunu da belirteyim.

  3. warhorse diyor ki:

    Bende sizdeki bu şekilci tavıra şaşıyorum.İnsanların düşüncelerinden çok şekile önem veriyorsunuz.
    namaz, oruç, hac gibi ibadetler insanları belki insanlar nazarında saygıdeğer yapmayabilir.Zaten bunları yapan birisi takdiri insandan bekliyorsa yaptığı ibadetin değeri yok.Yaptıklarını gösteriş için yapıyorsa bunun dinde yeri zaten yoktur.O kul ile Allah arasındadır ve yaptıklarını sadece O’na beğendirmek zorundadır.Yazınızda ”dindar görünümlü insanları gözleyin diye bir kısım var.Evet o gösteriş için namaz kılanlara büyük bir azap vardır.” Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir. Fakat eren o kimselerdir ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman edip, yakınlığı olanlara, öksüzlere, yoksullara, yolda kalmışa, dilenenlere ve esirleri kurtarmaya seve seve mal verirler. Namazı kılarlar, zekatı verirler. Bir de andlaştıkları zaman sözlerini yerine getirenler, hele sıkıntı ve hastalık durumlarında ve harbin şiddetli zamanında sabır ve kararlılık gösterenler var ya, işte doğru olanlar da bunlardır, korunanlar da bunlardır.”(Bakara/177)Sanırım bu ayet açıklayıcı olmuştur.Yüzlerinizi bazan doğu, bazan batı tarafına çevirmeniz erginlik değildir.
    Yukarıdaki ayette mü’minlerin ahlaklı olması gerektiğinden bahseder.”namuslu vs. olup dindar olanlar o özelliklerini ibadet yapmaya borçlu değillerdir; bunu da belirteyim.”belki bir açıdan bakınca böyle ama Kur-an da,mü’minlerin dosdoğru olmasını emrettiğini açıkça görüyoruz.Kur-an’ı samimi bir şekilde yeniden okumanızı dilerim…
    107:4 – Vay haline o namaz kılanların ki,

    107:5 – Kıldıkları namazın değerine aldırış etmezler.

    107:6 – Gösteriş yaparlar onlar,

  4. Uluğ diyor ki:

    … arkadaşım (müteveffa) makine mühendisi … namazı bırakma nedenini anlatmıştı bir gün. Mealen, tam bir işe yoğunlaşıyorum, aklım namaz vaktine kayıyor, konsantrasyonum kayboluyordu, diyordu.

    Nasıl yani? Namazını kılarsın işinin başına oturursun. Arkadaşınız günde 50 vakit namaz kılıyordu herhalde. Zihni bir faaliyetle uğraşıyorsanız sık sık ara vermek, öğrenmek ve üretkenlik açısından çok önemli ve faydalıdır. Namaz olmasa dahi, hatta ihtiyaç hissetmesek dahi aşağı yukarı 50-60 dakikalık peryotlarla ara vermek iyidir. Saatlerce bir problemi çözmeye çalışıp yorulduğumu, tıkandığımı çok bilirim. Dışarı çıkıp biraz hava aldıktan sonra çoğunlukla gözden kaçırdığım, bir türlü göremediğim noktayı görmüşümdür…

    Ha pardon unutmuşum! “Çok çalışmalıyız” palavramız var bir de. Çocukluğumdan kalma bu slogan, şu anki yaşımda benim açımdan, “etkin/verimli ve yeterli çalışmalıyız” şeklinde bir değişikliğe uğradı.Hatta artık kişinin kendine vakit ayırmasının da çok önemli olduğunu düşünüyorum. Çok ibadet dahi edebilirsin. Çok ibadet ettiği için eleştirilen insanların tarihe vurduğu damga, ettiği hizmetler onları eleştirenlerden daha çoktur.

    Kuran’da “belirsiz” olan “namaz”ın “içinin” bilahare doldurulduğu açıktır!

    Bu ne saçma bir ifadedir böyle.

    Mesela ne zaman doldurulmuştur? 300 yıl sonra mı? Peygamberimiz zamanında peygamberimizle birlikte binlerce, onbinlerce insanın günde en az 5 kere yaptığı bir eylemin içi sonra mı doldurulmuştur? Burda eleştirilen nedir yahu? Kuran’da abdest nasıl alınır ve namaz nasıl kılınır bölümlerinin olmaması mı? Acaba beyfendi olmasının beklediği kısımların resimli olmasını mı tercih ederlerdi?

    ********************

    Hac ritüellerinin Arap-putperest törenlerinin isim değiştirmiş hali olduğu bellidir. Muhammed, Mekke’nin ticari-ekonomik hayatında çok önemli yer tutan putperest geleneğini İslam’a sokarak “tüccar zihniyetini” ortaya koymuştur. Sadece hac şartı bile, Muhammed’in kimliğini, kişiliğini anlamak için yeterlidir.

    Düşünce ufku “bu buna benziyor öyleyse bunun kökeni sadece ve yalnızca(en materyalist şekilde) budur”dan öteye gidemeyen insan elbette farklı düşünemez. Çünkü bu insanın düşünce ufku “ancak gördüğüme inanırım” ile sınırlıdır. İslam bizzat kendisi tamamen yeni bir din olduğu iddiasında değildir zaten. Bizim külyutmazlar bazı dini ritüellerin kökenlerini bulup(!) ilahi olmadığını kolayca ispatlayıveriyorlar. Külyutmaz olmak zor zanaattir ve de her daim uyanık olmayı gerektirir. Dinlerin evrimi, canlıların evrimi konusunu şimdi pas geçelim…

    Ne demiştik?

    Külyutmaz olmak zor zanaattir. Her daim uyanık olmayı gerektirir. Nasıl külyutulmazmış biraz inceleyelim:

    M .Tunç:Muhammed, … “tüccar zihniyetini” ortaya koymuştur. Sadece hac şartı bile, Muhammed’in kimliğini, kişiliğini anlamak için yeterlidir.

    Hac, müslümanların müşriklerle mücadelesi sırasında güçlü olmadıkları dönemlerde dahi önem verdikleri bir ibadettir. İslam Kabe’nin kudsiyetini yalanlamamıştır ki İslam öncesi bir takım ritüelleri ortadan kaldırmaya çalışsın. Hudeybiye anlaşması yapılmadan önce müslümanlar hac niyetiyle Mekke’ye yönelmişlerdi. Hudeybiye anlaşması zahiren müslümanların aleyhine görünen bir anlaşmadır. Müslümanlar bu dönemde güçlü değildir ve Mekke müşriklerin kontrolündedir. Şu Peygamberin ticari dehasına bakın ki kendi kontrolünde olmayan, düşmanın elindeki bir bölgenin ticari hayatına katkıda bulunmaya gidiyor:-)

    Aynı kişiler der ki “Peygamber’in ufku çok dardı. Peygamber’in ufku zaten ancak belli bir Arap toplumun yaşadığı bölgeyi etkilemenin ötesinde değildi.Bizans’ı, İran’ı İslam’a davet edecek vizyonu kesinlikle yoktu.” Yani bu mantığa göre Peygamber, haccın diğer Arap ve Arap olmayan topluluklar/devletler tarafından eda edilecek bir ibadet olduğunu düşünmemiş olmalıdır. Peygamber, Mekke tamamen ele geçirildikten sonra da Mekke’de yaşamamış, Medine’de yaşamayı tercih etmiştir. Mekke’nin ticari hayatından Muhammed(a.s)’e direk bir çıkar sağlanması söz konusu değildir…

    Ticari-ekonomik olarak zarara mı uğruyoruz, hacca giden paralarla hangi ihtiyaçlar giderilirdi,…

    Evvela hac ibadeti için mali durumun iyi olacak. Hacca gidebilen bir insan başka bir ülkeye de gidebilir. Nitekim insanlarımız yurtdışında hatırı sayılır miktarda tatil yapmaktadır. Avrupa ülkelerine gezmeye giden insanların heba ettiği(!) paralarla hangi ihtiyaçlar giderilebilirdi @M.Tunç? Peki Arapların ülkemize turist olarak gelmesi konusunda ne buyurursunuz? Peki ya Mekke’nin uzunca bir süre Osmanlı hakimiyetinde kalması hakkında ne buyurursunuz?

    …Böylesine içine kapalı ekonomi anlayışını bırakayım da başkaları eleştirsin…

    …canını Kabe’de aldı” diyerek ululaştırılan “hacılarımızı”, su testisi su yolunda kırılır, deyişi ile “anıyorum”!

    Bakalım kimin testisi nerde kırılacak? O testi illa ki kırılacak!

    *******************

    10 yıl boyunca oruç tutarken kafamın çalışmadığını hatırlıyorum. Bana has bir etki olmasa gerek; zira oruçlu insanları gözlediğimde bunu tespit edebiliyorum: Ruh gibi oluyorlar (Veya “fişek” gibi!(1)). Sadece beyin çalıştırmayı gerektirmeyen (rutin) işleri yapabiliyorlar veya onları da yapamıyorlar!

    Evet açlık özellikle belli bir saatten sonra insanların hareketlerini büyük ölçüde yavaşlatıyor! Fişek gibi olmak ise çoğunlukla sigara içenlere özgü bir durum. Ben sigara içmiyorum. Pekala oruç tutarken de beyin çalıştırmayı gerektiren işler yapılabiliyor. Benim gibi işi kafa çalıştırmaya dayalı, rutin olmayan işlerle uğraşan tanıdığım onlarca örnek bunu ispatlıyor. Elbette iftar saati yaklaşınca yorgunluk ve açlık kendisini hissettiriyor. Kan şekeri düştüğü için enerjik olamıyorsun. Sadece yemeye/içmeye odaklanıyorsun. Oruç o saatten sonra başlar!. Zaman geçmek bilmez! Ezan okunduğunda aldığın o ilk lokmanın/yudumun lezzetini hiç bir dinsiz yaşayamaz! Çünkü O lezzetin içinde açlığın giderilmesiyle birlikte “Allah emretti, ben de başardım”ın haklı gururu, sevinci ve huzuru da vardır.

    Uykunun bölünmesi, uykusuzluk, bitkinlik, dolu mide ile uyumak, 12-15 saat boş kalan midenin bir öğünde doldurulması…

    Ramazanda da diyetisyenlerin tavsiyelerine uygun beslenmeyi tavsiye edeceğim:-) Uyku dediğin nedir ki? Tamamen laik bir kitapta 8 saat uyumak çok tehlikeli yazıyordu! Evet yetişkin bir birey için 4 saatten az uyumak ve 8 saatten fazla uyumak sağlık için hiç de iyi bir şey değil. Benim ideal sürem 6 saattir.

    Kimse orucun sıhhat temin ettiğini iddia etmesin. (Kamuoyuna çok azı yansıyor; oruç yüzünden her yıl çok sayıda insan vefat etmektedir!)

    Bunu araştırmacı-gazeteci M. Tunç söylüyor!… Bir insanın kendisine zulmederek oruç tutmasına hiç gerek yok. Sağlığın gerçekten elvermiyorsa tutmazsın. Bu kadar basit.

    Oruçlunun ağız kokusunun Tanrı katında misk kokusu olduğunu söyleyen hadisin de pek manası olmasa gerek; çünkü oruçlunun ağız kokusunu Tanrı değil insanlar hissediyor!..

    Bir insanın nefesinden rahatsız olacak kadar ağzının içinde dolaşıyorsanız yazık size. Bir takım insanlar oruç dışı sebeplerden öyle iğrenç kokular yayabilmektedir ki açlığın kokusu hafif kalır:-) Bu yüzden size insanların mahremiyetini ihlal etmemenizi (kendilerine fazla yaklaşmamanızı) tavsiye ederim. Ayrıca az/çok ağız bakımı ile açlığın kokusu büyük ölçüde giderilebilir.

    Misk kokulu olan Ramazan pidesidir!

    Bir dinsizin hissesine Ramazan’da ancak Ramazan pidesi düşer:-) Ondan da oruç tutan bir müslümanın aldığı lezzeti alamaz.

  5. Mete Tunç diyor ki:

    @uluğ yazımı okuyup eleştiri yazdığınız için teşekkür ederim.
    ilk gençliğimde, 10 yıl boyuna dindar olduğumu, namaz kılıp oruç tuttuğumu bilmenizi isterim. İnanç evrimimi anlattığım yazıyı bu sitede bulabilirsiniz. Yani, ailesinden kaynaklanan veya ona buna kızan veya başına birşey gelmiş insanlar gibi tepkisel bir tavırla dinsiz olmuş değilim, okuyarak, tefekkür ederek, tahlil yaparak, karşılaştırarak dinden kurtuldum.
    Çok zor ve bazı insanlar için (çeşitli nedenlerle) imkansız olduğunun farkındayım; fakat en azından Kuran’ı, İslam’ı ve bağlı unsurları biraz nesnel inceleyip sayısız sorun olduğunu teslim ediniz; böylece bilinçli imansızlara diğerkamlıkla bakabilirsiniz. Ve umarım, siz de bir gün farkedersiniz.
    Yazıdaki hususlarla ilgili yorum yapmayayım; sonu gelmiyor çünkü :)

  6. selcuk diyor ki:

    @mete tunc
    “ilk gençliğimde, 10 yıl boyuna dindar olduğumu, namaz kılıp oruç tuttuğumu bilmenizi isterim. ”

    “Yani, ailesinden kaynaklanan veya ona buna kızan veya başına birşey gelmiş insanlar gibi tepkisel bir tavırla dinsiz olmuş değilim, okuyarak, tefekkür ederek, tahlil yaparak, karşılaştırarak dinden kurtuldum.”

    “….biraz nesnel inceleyip sayısız sorun olduğunu teslim ediniz”

    eski yazilara bir bakayim demistim de bu yaziniza denk geldim. ben de cok dindar oldugumu soyleyemem ama sizin ki bambaska bir sey. bu kadar onyargilarla, tarafli sekilde, zorlamalar yaparak celiskiler bulmaya calismak sonra da bunu “nesnel” inceleme olarak nitelemek gercekten alkislanasi bir durum.

    lutfen kusura bakmayin ama yazdiklariniz ile nesnellik teziniz tamamen birbiriyle tezat halinde.

    ayrica dinden kurtulmak mi? bu da ayri bir muamma…dinin size bana Ulug bey e cok ihtiyaci vardi zaten, bizi zorla tutuyordu; bizsiz napar bilemiyorum. :)

  7. Gözlemci diyor ki:

    Hareket sağlık mıdır, sağlıksızlık mı? Günde 5 kez eğil kalk, bunu her gün yap, yıllarca yap…. Yaşlılıktan çökmüyorsunuz, fazla hareketten çöküyorsunuz.

    Ramazan ayında ağız kokusu size midenin durumunu göstermiş olması lazım. Bu koku size birşeyler anlatması lazım.

    Hac’ta taş yapının üstünde doğal atmosferi kesmiş olmanın farkedişine ulaşacakken, bu yapıtların nefsi, zehirleyici atmosferini kendinize huzur, sağlık kabul ediyorsunuz.

    Zekat verirken ben helalimde kazandım verdim ve sevaba girdim vs. demeyin. Zekat vermiyorsunuz. Siz milletten çaldığınızı, millete geri veriyorsunuz. Siz haram kazancınızı veriyorsunuz. Siz sağlıksız üretimin kazancını sağlıksız harcamalar için veren bir müminsiniz.

    Kelime-i şehadeti her çektiğinizde nefesi verirken salgıyı düşünmediniz. Yüceltilmiş ve özellikle hayali olan varlıkların karşısında kendinizi küçültmek gibi bir psikolojiyle siz şeker komasından ölürsünüz.

Leave a Reply