BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İsa: Mesih, Tanrı’nın oğlu, Tanrı, Peygamber? Hangisi? Yoksa sadece bir mit mi?

İsa konusuna ilk olarak Musevilikten başlayalım. Musevilikte İsa ile ilgili birşey var mı? Tevrat’ta Davud’un soyunda genel bir Mesih’ten bahsediliyor ve bu Mesih’in bazı kahenetleri yerine getireceği söyleniyor. Yani Tevrat’ta bahsi geçen Mesih’in kim olduğunu anlamak için kehanetlerin yerine gelip gelmediğine bakmak gerekiyor. Günümüzde Museviler bu kehanetlerin yerine gelmediği için bekledikleri kurtarıcının yani Mesih’in henüz gelmediğini düşünüyorlar. Ayrıca İsa’nın Mesih olmadığına inanmalarının diğer sebepleri İsa’nın beklenen Mesih’in kişisel özelliklerini taşımıyor olması, Hristiyanlık ile Musevi teolojisi arasında çelişkiler olması ve bazı başka nedenler de mevcut (1).

Hristiyanlar ise Tevrat’ta anlatılan kehanetlerin önemli bir bölümünü gerçekleştirdiği için müjdelenen Mesih’in İsa olduğuna inanırlar. İnsanlara birçok mucize gösterdiğine ve biyolojik bir babası olmadan Meryem’den doğduğuna inanılır. Hristiyanlara göre İsa hem Tanrı’nın oğlu hem de aynı zamanda Tanrı’dır (2). Hristiyan inacına göre İsa dünyaya tekrar gelecektir ve Tevrat’ta anlatılan kehanetleri tamamlayacaktır.

İslamiyette de İsa’nın önemli bir yeri vardır. Kuran’da birçok yerde “Meryem oğlu İsa” diye geçer ve Meryem’in bakire olmasına rağmen İsa’yı doğurduğu inancı Hristiyanlıktaki ile aynıdır. Ama İslamda Hristiyanlıktaki gibi İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu gibi bir inanış yoktur. Ayrıca Hristiyanlıktaki İsa’nın aynı zmanda Tanrı da olduğu inancı Kuran’da açıkça reddedilmiştir (3). İslama göre İsa önemli bir peygamberdir ve İncil kendisine vahiy ile indirilmiştir. Ayrıca Kuran’da İsa’dan “Mesih” diye de bahsedilir ama bu kavramın Hristiyanlıktaki Mesih kavramı ile aynı değildir çünkü Hristiyanlıktaki İsa Mesih (Jesus Christ) aynı zamanda tanrısal özelliklere sahiptir, Tanrı’dır (4). İslamda ise hiçbir peygamberin tanrısal özellikleri yoktur.

İsa’nın ölümü konusunda da İslam ile Hristiyanlık görüşü arasında farklılık vardır ama bu farklılık bu yazı açısından önemli olmadığı içni onu geçeceğim. Bu yazı açısından önemli olan benzerlikler. İslam ile Hristiyanlığın üzerinde kesin olarak anlaştığı bir konu var: İsa’nın varlığı. Her iki dine göre de mucizeler gerçekleştirmiş olan İsa diye biri günümüzden 2000 yıl önce yaşamıştır.

Peki bu gerçekten doğru mu? Yani böyle biri grçekten yaşadı mı? Bu konuda tarihi belgeler var mı? Yani İsa’nın varlığını gösteren tarihsel deliller var mı?

İsa’nın yaşadığı dönemde Filistin’de dini ve siyasi olayları birçok tarihçi ve filozof vardı ama bunların hiçbirinin yazılarında İsa’dan bahsedilmez. Yani İsa’nın yaşadığı iddia edilen dönemde yaşamış olan kişilerin yazılarında İsa’dan bir kere bile bahsedilmiyor. Bu biraz garip çünkü İncillerde (Yeni Ahit’in ilk dört kitabı olan ve Türkçe’de İncil diye bilinen Mark (Markos), Matthew (Matta), Luke (Luka) ve John’un (Yuhanna) yazdıkları kitaplarda İsa’nın hayatı, yaptıkları ve öğretileri anlatılır. Bunların en erken yazılmış olanı M.S. 70 yılı civarında yazılmış olan Mark’ın İncilidir. Diğerlerinin Mark’ın İncilinden sonra yazıldığı kabul edilir. İsa ise M.S. 29-36 arasında ölmüştür. Yani İncillerin tamamı İsa’nın ölümünden yaklaşık 40-50 yıl sonra yazılmıştır diyebiliriz.) İsa’nın gerçekleştirmiş olduğu inanılmaz olaylardan, mucizelerden bahsediliyor ve bu sayede ününün hızla yayıldığı söyleniyor. Matthew 4. bölümde ve Luke 6. bölümde şöyle diyor:

Matthew 4:23-25 İsa, Celile bölgesinin her tarafını dolaştı. Buralardaki havralarda ders veriyor, Göksel Egemenliğin müjdesini duyuruyor, halk arasında rastlanan her hastalığı, her illeti iyileştiriyordu. O’nun ünü bütün Suriye’ye yayılmıştı. Çeşit çeşit hastalıklara yakalanmış, ıstırap içinde olan, cine tutsak,saralı, felçli olanların hepsini O’na getirdiler, O da onları iyileştirdi. Celile, Dekapolis, Kudüs, Yahudiye ve Şeria nehrinin ötesinden gelen büyük kalabalıklar O’nun ardından gidiyordu.

Luke 6:17-19 İsa bunlarla birlikte aşağı inip düzlük bir yerde durdu. Öğrencilerinden büyük bir kalabalık ve tüm Yahudiye’den, Kudüs’ten, Sur’la Sayda yakınlarındaki kıyı bölgesinden gelen büyük bir halk topluluğu da oradaydı. İsa’yı dinlemek ve hastalıklarından şifa bulmak amacıyla gelmişlerdi. Kötü ruhlardan sıkıntı çekenler de iyileştiriliyordu. Kalabalıkta herkes İsa’ya dokunmak için çabalıyordu. Çünkü O’nun içinden akan bir güç herkese şifa veriyordu.

Bu tip olayların hiçbir tarihi belgede yer almıyor olması garip. Hele bir de o döneme ait olaylarla ilgili birçok tarihi belge varsa. Yani mucizeler gerçekleştiren birinin izlemek için, şifa bulmak için büyük kalabalıklar hareket ediyor, insanların gözleri önünde mucizeler gerçekleşiyor ama bunları belgeleyen tek bir tarihi belge yok.

Doğru zamanda (M.Ö. 20 ile M.S. 40 arasında) doğru yerde (Judea yani bugünkü Batı Şeria bölgesi) olan İskenderiyeli Philo (Philo of Alexandria) önemli bir tarihçi ve filozoftu. 850000 kelimeden fazla yazısı günümüze kadar gelmiştir. Ama bunların içinde İsa’dan veya yaptığı mucizelerden bahseden tek bir kelime bile yok. Aynı şekilde İsa ile çağdaş olan birçok tarihçi ve filozof içinde ondan, yaptıklarından veya mucizelerinden bahseden bir tane bile yok.

Matthew 14:19-21 Halka çimenlerin üzerine oturmalarını buyurduktan sonra, beş ekmekle iki balığı aldı, gözlerini göğe dikerek şükran duasını yaptı; sonra ekmekleri bölüp öğrencilerine verdi, onlar da halka dağıttılar. Herkes yiyip doyduktan sonra on iki sepet dolusu yemek artığı topladılar. Yemek yiyenlerin sayısı, kadın ve çocuklar hariç, yaklaşık beş bin erkekti.

İnsanları mucizevi şekilde iyileştiren, binlerce kişiyi 5 ekmek ve 2 balık ile doyurabilen ve dolayısıyla yapabildikleri sayesinde neredeyse herkes tarafından tanınan birinin adının o dönemin olaylarını not alan ve yazan kişiler tarafından bir kere bile belirtilmemiş olması gerçekten düşündürücü.

Hristiyan.net sitesinde İsa Mesih Gerçeği başlıklı bir yazıda Hristiyanlık dışı tarihi kaynaklarda İsa’nın belirtildiği iddia ediliyor. Kısaca bu iddialara bakalım:

Romalı yazarlar arasında Bitinya valisi olan Pliniyus, İ.S. 112 yıllarında İmparator Trayanus’a yazdığı bir mektupta, bölgesinde yaşayan Hristiyanların “haftanın belirli bir gününde, daha gün doğmadan bir araya gelip İsa Mesih’i Tanrı olarak yücelten ilahiler söylediklerini” yazmaktadır.

İlk olarak orijinal kaynakta İsa Mesih değil sadece Mesih geçiyor: “…[the Christians] sang in alternate verses a hymn to Christ, as to a god” (Josh McDowell, “Evidence for Christianity”, 2006, s. 87). Sadece Christ yani Mesih deniliyor. Aslında bu çok önemli değil çünkü burada İsa’nın varlığına değil Hristiyanların varlığına delil vardır. Yani M.S. 112 yılında Hristiyanlar olduğunu gösteriyor bu tarihi kaynak. Burada İsa’nın varolduğunu gösteren herhangi bir veri yok. Bir diğer iddiaya bakalım:

İ.S. 115 ile 117 yılları arasında tarihçi Takitus, ‘Roma Tarihi’ adlı yapıtında, İ.S. 64 yılında Roma’yı yakıp kavuran yangının sorumlusu olarak zamanın Hristiyanlarının suçlandığını yazmakta ve Hıristos’un, ki Hristiyanlar bu ismi buradan almışlardır, İmparator Tiberyus’un yönetimi döneminde vali Pontiyus Pilatus tarafından ölüm cezasına çarptırılışı konusunda yorumlarda bulunmaktadır.

Bu kaynağın doğruluğundan şüphe etmek için önemli birkaç neden var. Mesela orijinal kaynakta Pilatus için vekil (procurator) diyor ama gerçekte Pilatus valiydi (prefect). Birinci yüzyılda hiçbir Yunan veya Romalı tarihçi “Hristiyan” tabirini kullanmamıştır. Hristos (Christ) ve türevi olan Hristiyan (Christian) kelimeleri Trajan’ın İmparatorluğu zamanında yani Tiberyus’un yaşadığı dönemde kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca İncillerde de Hristos veya Hristiyan kelimeleri geçmez. Bunlar daha sonradan kullanılmaya başlanan kelimelerdir. İsa’nın yaşadığı iddia edilen dönemde yani M.S. 36’dan önce İsa’nın Hristos, takipçilerinin ise Hristiyanlar olarak adlandırılması bu kaynağın güvenilirliği hakkında soru işaretleri oluşturmakta ve bunun Tiberyus tarafından kendi zamanında yani M.S. 110’larda o dönemde yaşayan Hristiyanlardan duyduklarına dayanarak yazıldığı düşüncesini desteklemektedir (5).

Ayrıca 3. ve 4. yüzyıllarda Hristiyanlıkla ilgili delilleri ortaya koymaya çalışan Hristiyan din adamlarından hiçbiri bu alıntıya başvurmamıştır. İsa’nın varlığına dair ellerindeki tüm delillerden daha kuvvetli olabilecek böyle bir belgeyi kullanmamış olmaları düşündürücü. Mesela Tertullian, Tiberyus’un birçok çalışmasından faydalanmasına rağmen bu bölümden alıntı yapmamıştı (5). Neden acaba? Belki de o tarihte böyle birşey yoktu. Böyle önemli olabilecek birşeyi kullanmaması için başka nasıl bir sebep olabilir?

Bir diğer iddia şöyle:

Ama Yosefus, bundan yaklaşık 20 yıl sonra yazdığı ‘Eski Yahudiler’in Tarihi’ adlı yapıtında, Vaftizci Yahya diye de bilinen Yahya Peygamber’den açıkça söz etmekte; ve bir bölümüne başkâhin Hanna’nın, “Yahudiler’in Yüksek Kurulu’nu toplantıya çağırarak, Mesih diye bilinen İsa’nın erkek kardeşi Yakup’la, kanunları çiğnemekle suçladığı diğer bazı kişileri mahkeme önüne çıkardığını” yazmaktadır. Başka bir yerde İsa’nın kişiliği, mucizeleri, öğretileri ve çarmıha gerilişi konusunda oldukça uzun yorumlarda bulunmaktadır.

Yosefus’un (Josephus) İsa’nın kişiliği, mucizeleri, öğretileri ve çarmıha gerilişi konusunda yazdıklarının bir bölümünün sahtekarlık olduğu daha sonradan ekleme olduğu Hristiyanlar tarafından bile kabul edilmektedir. 4. yy’a kadar bunlardan kimsenin haberi yokken bir anda Eusebius tarafından Yosefus’un olduğu iddia edilmiştir ve kanıt olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ama ünlü Hristiyanlık apolojisti Lee Strobel, The Case for Christ kitabında bunun sahtekarlık olduğunu kabul etmektedir Yosefus’un yazdıklarına eklemeler yapıldığı kabul edilmektedir (6). Hatta Katolik Ansiklopedisi’nde bile bu alıntı sahtekarlık olarak alıntıda  eklemeler olduğu belirtilmektedir (7). Bu durum tarih boyunca birçok uzmanın (Hristiyan olan ve olmayan) gözünde Yosefus’un eserlerinde İsa’yla ilgili yazılanların güvenilirliğine gölge düşürmüş ve açık bir sahtekarlık olarak değerlendirilmesine neden olmuş ve konunun uzmanları arasında İsa’nın yaşadığına dair Hristiyanlık dışı bir delil olarak kullanılmayacağı görüşü hakim olmuştur. Fakat buna rağmen günümüzde bir bölüm Hristiyan araştırmacı ve apolojist, Yosefus’un eserindeki İsa’yla ilgili bölümde sadece birkaç cümlenin sonradan ilave edildiğini ve bunların çıkarılmasından sonra geriye kalanların, İsa’nın varlığına dair Hristiyanlık dışı kaynaklardaki en önemli delillerden biri olduğu görüşünü savunmaktadır.

Sonuçta tüm bunların ışığında insanın aklına “İsa ve çevresinde oluşturulan Hristiyanlık sadece bir mit mi?” sorusu geliyor.

İlgilenenler için bu konuda okunabilecek ve yukarıda kısaca bahsettiğim noktalara daha ayrıntısıyla değinen birkaç yazı tavsiye etmek istiyorum:

[Not: Bu yazı ilk olarak 23.09.2007 tarihinde yayımlanmıştır.]

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 18937, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

16 Comments

  1. Nida Campbell diyor ki:

    Detaylarina girmeyecegim ama Romali ve hatta Isa karsiti kaynaklarda dahi o donemde yasamis Isa (Turkcesi tabii) adinda bir sahsin varligindan bahsedilir. Eger Mesih (Christ) yoktuysa, adina nasil ilahiler soylenmis olabilir? Evet yukarida sozu gecen alintida, sizin de dediginiz gibi “burada İsa’nın varlığına değil Hristiyanların varlığına delil vardır”. Yalniz su var ki, Isa Mesih (Jesus Christ) olmadan Hiristiyanlar (Christ followers) diye birsey olamaz. Dediginiz gibi Hristos demek Christ yani Mesih demektir Hiristiyan da demek Mesihci demektir, yani Mesih imanlisi. Mesih yani Christ’in da tam anlami “anointed one” yani “atanmis”demektir. Isa Mesih’in kim tarafindan ve ne gibi bir gorevle atandigini arastirmayi merak edenlere birakiyorum. Isa’nin kimligi tum dinler arasindaki en buyuk farktir. Kur’an-i Kerim Isa’nin carmiha gerilmedigini, bu olayin olmamis ama olmus gosterildigini yazar. Halbuki tarafsiz Roma kaynaklari Isa adinda bir sahisin Pontus Pilates adindaki vali tarafindan carmiha gerdirildigini yazar. Cogu Musluman dinbilimcisi de carmiha gerilen kisiyi Isa’ya ihanet eden Judas Iscariot olarak yorumlamistir. Tarih kitaplarina gore, Judas Iscariot da Isa’yi ele vermenin verdigi vicdan azabi ile intihar etmistir. Eger Isa suretinde olen kisi Judas Iscariot idi ise, intihar eden kimdi? Ya da Isa’ya ne oldu? Kur’an Isa’nin Allah katina olmeden yukseltildigini yazar. Incil’de ise Isa olur, 3 gun sonra dirilir (O’na inananlarin da birgun dirileceginin ve sonsuz yasamin delili ve mujdesi) ve Tanri katina yukseltilir. Isa hala canli bir sekilde orada geri donecegi gunu beklemektedir. Cogu dunya Muslumanlari Isa Mesih’in geri donecegine inanir (tabii ki Musluman olarak insanlari Islam birligi altinda toplamak icin). Hiristiyanlar da Isa Mesih’in donecegi gunu dort gozle beklemektedir. Neticede Mesih (Christ-Anointed One) unvani verilmis olan da (hem Kur’an hem Incil’e gore) geri donmesi beklenen de, bakire Meryem’den mucizevi bir sekilde babasiz olarak dogmus olan da (hem Kur’an hem Incil’e gore) Isa Mesih’tir. Incil Isa’ya vahiy yolu ile gelmemistir. Isa herhangi bir kitap getirmemistir. Isa’nin yasamina tanik olan havarileri ve dirilisinden sonra gorundugu Aziz Paul (Antakyali Saul) Tanri ilhami ile bu kitaplari yazmislardir (Incil tek bir kitaptan ibaret degildir). Lee Strobel’in adina degindiginiz icin ayrica tesekkur ederim. Kendisi ateist iken Isa’nin olmadigini Hiristiyan olmayi secen esine ispatlamak icin hararetle calisan ve sonucta Mesih Imanlisi olan basarili bir gazetecidir. Entellektuel ve gercegi arayan herkesin Lee Strobel’in kitaplarini okumasini oneririm. Dunya capinda popular bir yazardir. Herkese arayis ve sorgulayislarinda esenlikler dilerim.

  2. Da Vinci diyor ki:

    @Nida Campbell

    Detaylarina girmeyecegim ama Romali ve hatta Isa karsiti kaynaklarda dahi o donemde yasamis Isa (Turkcesi tabii) adinda bir sahsin varligindan bahsedilir.

    Jesus’un eşsiz bir isim olmadığını düşünürsek bunun gayet normal olduğunu söyleyebiliriz.

    Eger Mesih (Christ) yoktuysa, adina nasil ilahiler soylenmis olabilir? Evet yukarida sozu gecen alintida, sizin de dediginiz gibi “burada İsa’nın varlığına değil Hristiyanların varlığına delil vardır”. Yalniz su var ki, Isa Mesih (Jesus Christ) olmadan Hiristiyanlar (Christ followers) diye birsey olamaz. Dediginiz gibi Hristos demek Christ yani Mesih demektir Hiristiyan da demek Mesihci demektir, yani Mesih imanlisi. Mesih yani Christ’in da tam anlami “anointed one” yani “atanmis”demektir.

    Farkındaysanız burada M.S. 112’den bahsediyoruz. Yani İncillerin tamamının yazılmasının üzerinden 20-25 yıl geçmiş. Bu süreçte kitaplarda anlatılanlara inanan bir topluluk oluşmuş olması gayet mümkün. Yani birilerinin Mesih adına ilahiler okuyor olması adı geçen Mesih’in gerçekten yaşamış olmasını veya o kitaplarda anlatılanların tarihi gerçekler olmasını gerektirmez. Efsanelerin nasıl ortaya çıktığını ve insanların bunlar nasıl inanmaya başladığını tahmin edebilmek çok da zor olmasa gerek.

    Lee Strobel’in adina degindiginiz icin ayrica tesekkur ederim. Kendisi ateist iken Isa’nin olmadigini Hiristiyan olmayi secen esine ispatlamak icin hararetle calisan ve sonucta Mesih Imanlisi olan basarili bir gazetecidir. Entellektuel ve gercegi arayan herkesin Lee Strobel’in kitaplarini okumasini oneririm.

    Lee Strobel’in argümanlarına verilen sayısız cevabı internette bulmak mümkün. Hatta Earl Doherty’nin Challenging the Verdict: A Cross-Examination of Lee Strobel’s “The Case for Christ” adlı bir kitap bile yazmıştır. Lee Strobel’in kitaplarında uzman olarak sunduğu ve görüşlerine başvurduğu kişiler hep hristiyanlardan oluşuyor. Yani kitaplarında karşı görüşten birinin düşüncelerini adil bir şekilde sunmuyor. Kitaplarının formatı gereği (bir mahkemede sunulan uzman görüşleri) böyle olabilir ama yine de karşı görüşlerin düzgün bir şekilde sunulmadığı kitapları tek başına okumanın hiçbir anlamı yok. Lee Strobel’in The Case for Christ kitabını okuduktan sonra internete girip bu konuda aksi görüşleri de okumanız gerekir ki sizin bahsettiğiniz “gerçeği arama” yolunda anlamlı birşeyler yapmış olasınız. Bu tip makalelerin bir bölümüne yazımın sonunda yer vermiştim ama bu birkaç tane daha ekledim bu vesileyle.

  3. Mete Tunç diyor ki:

    Da Vinci’ye faydalı yazısı için teşekkürler.
    Bu vesileyle, ben de yararlanılabilecek birkaç kitap ismi vereyim:
    Musa ve Yahudilik, Hayrullah Örs (mutlaka okunmalı)
    Kitabı Mukaddes’i Kim Yazdı, Richard Elliott, Çev. Muhammet Tarakçı (çok yararlı)
    Yoksul Tanrı, Tyanalı Apollonius, Aytunç Altındal
    İncil’i Kim Yazdı, Mehmet Sakioğlu

    (Malumunuz) sadece İsa’nın değil, Eski-Yeni Ahitler’de ve Kuran’da ismi geçen kralların ve peygamberlerin (İbrahim, Nuh, Musa, Süleyman, Davut…) hiçbirinin tarihsel kayıtları mevcut değildir. Oysa, çoğunun çağdaşı Hitit(Hatti), Babil, Mısır vs. krallarının isimleri, yazıları, mektupları, antlaşmaları vs. arkeolojik araştırmalarla bulunmuştur.

    MS 7. yüzyılda, Tevrat ve büyük ölçüde İncil standart hale getirilmiş olmasına rağmen Kuran’da bu kitaplar ve, Yahudilik ve Hristiyanlık hakkındaki eksik ve yanlış enformasyon dikkat çekmektetir! Salt İncil okuyup Hristiyan olanı veya dininden dönen herhalde yoktur veya pek nadirdir; onu okuyanlar olsa olsa dinsiz olurlar! Kimi dincilerin/dinden geçinenlerin, misyonerlerin İncil dağıtmasına şiddetle karşı çıkmalarının asıl sebebi, acaba, İncil’i okuyan Müslümanların İncil, İsa vb. konusunda Kuran’da geçen ve geçmeyen ifadeler hakkında “neden” sorularını soracaklarından endişelendikleri için midir?

  4. Ejderha diyor ki:

    Tanrı’nın varlığı için hiç bir delil bulamayanlar Hz. İsa’nın varlığı için de bir delil bulamamışlar. Hazır tarihi konularda derin(!) arkadaşlar bulmuşken çoktandır merak ettiğim konuları sorayım: Acaba Nasrettin hoca gerçekten yaşamış birisi midir? Sıra da kim var? Bu tarih ne menem bir şeydir ki nereye çekersen oraya gidiyor?

  5. Mete Tunç diyor ki:

    Ejderha’ya:
    “Derin(!) arkadaşlar” grubuna beni de dahil ediyorsunuz, çoğul eki kullanığınıza göre… Ünlemli de olsa “derin” diye nitelenmek beni gururlandırdı(!) Elbette “derin” değilim ama, tanrı, bilim, tarih vs. alanlarda kolay kolay kandırılamayacak bir bilgi ve birikime sahibim.
    Bir yaratıcının (tanrı) varlığı veya yokluğu, evrenin özellikleri, dünyadaki yaşamın kökeni tartışılır; tartışıldığına göre kimsenin elinde kesin deliller yoktur. Ancak, o “tanrı”yı, yahve, jesus veya allah önkabulü, inancı ile tartışmaya girmek çağımızın evren, tarih, toplum vb. bilgisine haksızlıktır. Çünkü, o tanrıları vaz eden kitaplar (tevrat, incil, kuran) çok kötü kitaplardır; her birindeki tanrı tasavvuru farklıdır, çağlarının algısına hitap eder, tutarsızdır vs.
    “Tarihi galipler yazar.” Bu sözden hareketle; Müslümanların (Sünni ve Şii farklıdır), aydınlanmacıların, SSCB’nin, Kemalistlerin, milliyetçilerin vb. yazdıkları tarihlerin, kahramanların hepsi abartmadır, sahtedir, kurgudur, yapaydır, kandırmacadır… 21. yüzyılın başında yukarıdaki tarihler sorgulanıyor, yargılanıyor.

  6. Ejderha diyor ki:

    Mete Tunç’a:
    Benim gibi sıradan bir insanın sözleri sizin gibi derin(!) bir insanı gururlandırdıysa bu beni çok mutlu(!) eder.

    Tarihi galipler yazar diyorsunuz. Büyük ölçüde haklısınız. Burada kiliseyle girişilen mücadeleden galip ayrılan positivist, materyalist ve ateist güruhun yazdığı tarihin sözcülüğünü yapmakla meşgulsünüz.

  7. Mete Tunç diyor ki:

    Son yazımda “aydınlanmacıların…” sözü de geçmektedir. Yaygın batı bilim yöntemini, yaklaşımını vs. benimsemediğimi de bir başka yazıda belirtmiştim. Dolayısıyla, benim, pozitivist, materyalist, ateist “güruhun” sözcülüğünü yaptığım, görüşünüz haksızlıktır.
    Bu vesileyle şunu da belirtmeliyim ki, “güruh” diye söz ettiğiniz gruptaki insanlar, çoğunlukla; bir dine mensup olanlar, dindardar gibi cemaat “desteğine” sahip değillerdir, bağımsızdırlar, yalnızlardır.

  8. Enoby diyor ki:

    Son gönderinin üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen konu hala aktif olduğu için yorumda bulunmakta sakınca görmedim.

    Yazınızın 3. paragrafından alıntı:
    ‘İslamiyette de İsa’nın önemli bir yeri vardır. Kuran’da birçok yerde “Meryem oğlu İsa” diye geçer.’

    Daha ileriki bir bölümden alıntı:
    Peki bu gerçekten doğru mu? Yani böyle biri grçekten yaşadı mı? Bu konuda tarihi belgeler var mı? Yani İsa’nın varlığını gösteren tarihsel deliller var mı?

    Sanmıyorum ama eğer bu yazdıklarınızı yanlış anladıysam; bunlarda çelişkili ifadeler yoksa lütfen kusuruma bakmayın.
    Yanlış ifadeler kullanıyorsam da Allah’ın affına sığınarak;

    *Kur’an-ı Kerim müslüman alemimizin en güvenilir, en doğru tarihsel belgesi değilmidir?
    *İsa(as)’ın yaşamış olduğuna inanmak için birçok Kur’an ayetlerinde adının geçmesi; anlatılması yeterli değilmidir?
    *İsa(as)’ın yaşamamış olduğunu söylemek Kur’an ayetlerini yalanlamak değilmidir? ( Yazınızda bunu keskin bir dille söylemediğinizin farkındayım. Daha çok sorgular tarzda olduğu için sizi böyle bir zan altında bırakmak istemediğimi bilmenizi isterim. )

    Bu yorumum konusunda sizi yanlış anladığımı düşündüğünüz herhangi bir nokta varsa daha açıklayıcı olurmusunuz lütfen.

  9. hakim fersli diyor ki:

    kardeşim! bir tattışmadır sürüp gidiyor. yahu bu hristiyan inançlarını bir türlü anlayamadım. isa, hem tanrının kendisi hem tanrının oğlu hem peygamber, hem tanrının kulu hem de insandır “mı diyorsunuz ey hristiyanlar? vallahi siz sapıklık içindesiniz. ve çelişkili bir inanca sahipsiniz. size şunu söyleyeyim ki bir insa hem yaratıcı hem de yaratılan olmaz. “tanrı doğurdu” mu diyorsunuz. eğer böyle derseniz tanrıyı da muhakkak başka bir tanrı doğurdu anlamına gelir ve demektir. size şunu söyleyeyim hristiyanlar eski ahide inandıklarını söylerler. oysa esk. ahidde tanrının bir olduğu söylenir. işte size bir çelişki daha. başka bir absürt ve çelişki ise tanrı öldü demeleridir; sorarım size tanrı nasıl öür. tanrı ödüğü sıra, gökleri ve yeri kim idare ediyordu. ve bunun gibi da birçok saçmalık vardır incilde.

  10. AAD diyor ki:

    Ne yazıda ne de yorumlarda Türkçe’de bu konuyla ilgili en kapsamlı ve hacimli çalışmaya atıf olmaması beni açıkçası çok şaşırttı.

    İki kitap:

    http://www.aynayayinevi.com/kitapinfo.asp?kitapno=18

    http://www.aynayayinevi.com/kitapinfo.asp?kitapno=19

    Kitap yazarlarıyla yapılan bir röportaj:

    http://www.aynayayinevi.com/yazilar2.asp?yno=34

  11. Da Vinci diyor ki:

    Farkındaysanız hiç kitap linki vermedim, ne İngilizce ne Türkçe. Aslına bakarsanız bu kitabın Türkçe çevirisi yapıldığını da bilmiyordum. Yeni öğrendim. Madem yeri geldi bu konuyla ilgili az sayıdaki Türkçe kitaptan birkaçını belirteyim.

    Mesih Masalı: İsa Gerçekte Yaşamadı
    İsa Haçta Öldü mü: Efsane mi Gerçek mi?
    Hangi İsa
    Yoksul Tanrı: Tyanalı Apollonius

  12. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Acaba Nasrettin hoca gerçekten yaşamış birisi midir? ”

    hayır o da bir masal kahramanıdır.imam hüseyin abdul tarafından uydurulmuştur.isa’yıda kudüslü bir düşünür uydurmuştur.muhammedde ayetlerini yahudi biz gezginden öğrenmiştir.bende zaten uzaylıyım.

    hehehe…

  13. Bigalıoğlu diyor ki:

    kendi kafanızdan bir şey uydurmanız ve uydurduğunuz bu şeye toplumların inanmalarını beklemeniz epey zor bir iştir.bir olayın allanıp pullanıp farklı bir hale getirilmesi bilinen bir şeydir.ancak emin olduğumuz şey bir olayın olduğudur.bugün ben mesih’im diye ortalıkta dolanan onlarca insan var.kim inanıyor?

    isa’nın yaşayıp yaşamadığına ilişkin süpheler olduğu doğrudur.ancak o zamanda bile herhangi birinin böyle bir hikaye uydurduğunu düşünün.ne kadar zorlarsanız zorlayın,insanları,toplumları peşinizden sürükleyemezsiniz.

    isa’nın ne işi vardıda öleceğini bile bile sisteme karşı gelip çarmıha gerildi.muhammedin ne zoru vardı da keçi inadı gibi mevcut sistemi darmadağın etti.bu insanlar neden mücade ettiler.ünmü,şanmı.öleceğini bile bile kim böyle bir maceraya atılmaya cesaret edebilir.nedir bu özgüven?

    musa’nın yaptıkları,isanın kendisi,muhammedin kuran’ı Tanrı’nın mucizeleriydi.yada bütün bunlar ortadoğu geleneğinin parçalarıydı.bir ara peygamberliğin babadan oğula geçtiği zamanlar vardı.yanılmıyorsam,musanın babası da peygamberdi.

    hatta Tanrı,yahudiler için seri peygamberler göndermişti.yirmi küsür kadar.adamlar peygamber bile takmıyor,yahudi işte.hitler iyi mi yapmıştı acaba.neydi antisemiztcilik mi yaptık şimdi..?

  14. Mete Tunç diyor ki:

    @enoby nisan ayında yazmış ve sormuş, fakat cevap alamamış.
    Yazı “da vinci”nin olduğundan…

  15. Da Vinci diyor ki:

    Hatırlatma için teşekkürler Mete. Hemen cevaplayayım.

    Enoby: Kur’an-ı Kerim müslüman alemimizin en güvenilir, en doğru tarihsel belgesi değilmidir?

    Doğrudur. Müslümanlar, Kuran’da yazılanların Allah’ın birebir sözleri olduğuna inandığına göre Kuran’da yazılanlar Müslümanlar için elbette en güvenilir ve tarihsel açıdan da en doğru bilgileri içerir.

    Enoby: İsa(as)’ın yaşamış olduğuna inanmak için birçok Kur’an ayetlerinde adının geçmesi; anlatılması yeterli değilmidir?

    Eğer Allah’ın varlığına ve Kuran’ın Allah’ın sözleri olduğuna inanıyorsanız elbette yeterlidir.

    Enoby: İsa(as)’ın yaşamamış olduğunu söylemek Kur’an ayetlerini yalanlamak değilmidir? (Yazınızda bunu keskin bir dille söylemediğinizin farkındayım. Daha çok sorgular tarzda olduğu için sizi böyle bir zan altında bırakmak istemediğimi bilmenizi isterim.)

    Aynen öyle. Kuran’da anlatılan şekilde bir İsa karakterinin yaşamamış olması Kuran’ı elbette yalanlar.

Leave a Reply