BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İçtihat ve kalu bela (Mete Tunç)

Gazeteci-yazar Recep İhsan Eliaçık, İslam’ın yoksullardan yana olduğunu savunarak, bilinen, kabul gören, hatta en mutedil olan geleneksel Sünni anlayışın da ötesinde, Kuran’ı ve İslam’ı “sol” bakış açısından yeniden yorumluyor.

Keza; Havva’nın Adem’den yaratılmadığını, tek yumurta ikizleri gibi olduklarını; “dinde zorlama yoktur” hükmünün Müslüman olanlar için de geçerliliğini, yani ibadette zorlama yapılamayacağını, dinden çıkmanın bir yaptırımının olmadığını, peygamberin cariyesinin bulunmadığını, köleliğin İslamiyetle birlikte kaldırıldığını(1) söylüyor ve sonunda yorumlarının kendini bağladığının altını çiziyordu R. İ. Eliaçık.

Gelenekçi Müslümanlar ve diğerleri kendisini nereye koyarlar, yani ekolünü ne diye isimlendirirler bilemem; ama öncelikle samimi bir insan izlenimi verdi bende. Herhalde en “makul”, çağdaş yorumlardan birini gerçekleştiriyor.

İslam dünyasının bu doğrultuda ilerleyeceğini sanıyorum. Ancak problem, benzer başka yorumcular (Y. N. Öztürk, S. Ateş) gibi, onun yorumlarının da bizatihi Kuran’daki çok açık pek çok ayetle çatışması, yani tutarlılığının bulunmamasıdır!

Bir örnek, kader sorununun çözümü muvacehesinde ortaya atılan “kalu bela” konusudur:

R. İ. Eliaçık, ayetin “ahdi misak ayeti” olarak bilindiğini söyledikten sonra,

“…burada sanıldığı gibi ruhlar alemi, bezmi elest vs. diye bir şeyden bahsedilmiyor. Ayetleri verili tarihten, yaşayan hayattan, somut insandan ve canlı tabiattan kopararak, uzaklara, çok uzaklara taşıyarak “ruhaniyat” oluşturduğunu zanneden anlayışın, burada da çok yakınımızda, bizzat içimizde, doğrudan doğruya hayatın içendeki somut insanın her gün her saat yaşadığı bir gerçekliği ıskaladığını ve ayeti ruhlar ve periler dünyası tadında bir masala dönüştürdüğünü görüyoruz. Kanaatimce ayette anlatılan doğrudan doğruya “BEN, SEN, O” diye ifade ettiğimiz, gerçek hayatın içindeki o tek kişilik ‘yaşayan insan’dan başka bir şey değildir…” (http://www.haber10.com/makale/8920/)

diyor. Yani, geleneksel yorumu, kendi de sorduğu sorulara cevap bulamamış ki, reddediyor; oysa gelenekçilerin dayandıkları Araf, 172’yi okuduğumuzda,

“Hani Rabbin Ademoğullarından; onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendilerine şahit tutarak “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” demişti. Onlar da “Evet, şahit olduk” demişlerdi. İşte bu kıyamet günü “Bizim bundan haberimiz yoktu” dememeniz içindir.”

“ruhlar alemi” yorumunun ayete uygun olduğunu tespit ediyoruz!

(1) R İ. Eliaçık’ın yorumu, olsa olsa maziye dönük, keşke’li bir temennidir. Kimi veya çoğu Müslüman, daha “ortada” bir yorumla, Kuran’da kölelik müessesesinin yer almasının, ilelebet onaylandığı anlamına gelmediğini, tedricen kaldırılmasının hedeflendiğini söyler, kölelere haklar verildiğini vurgular. Kölelere iyi davranılması hususunun Tevrat’tabile yazıldığı bir yana, savlarına dayanak yaptıkları “köle azat etme” uygulamasının “insani” bir davranış değil, sahibinin, “malını” kaybetme endişesiyle “egemenlerin yolundan” ayrılmamasını garanti almaya yönelik bir hüküm olarak da telakki edilebilir. (Burada şunu da eklemeliyim ki, çağımızın “kölelikleri” çok daha kompleks, kapsamlı, sefil, acımasız, azatlığı neredeyse imkansız ve soyuttur. Pek çok insan, merhametli bir “sahip”in kölesi olmayı, çağdaş “köleliğe” tercih eder.)

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 6063, bugün ise 4 kez görüntülenmiştir.

14 Comments

  1. Qerberos diyor ki:

    Aslına bakarsanız, bu tür konularda sapla samanın birbirine karıştırıldığını düşünüyorum. Yani yazıya konu olan bu uzlaşmacı çalışmaların ne işe yaradığı konusunda olumlu düşüncelerim yok.

    Bir ara moda idi, hanımefendinin biri çıkı çıkı verdi, cenaze namazlarında erkeklerle saf tuttu, aldı başını bir tartışma yürüdü hatırlayın. Güldüm, şaka gibi dedim kendi kendime.

    Şimdi içinde yaşadığım insanlara şöyle bir bakıyorum, dindarı dinden uzaklaştık ondan geri kaldık diyor, defalarca bu tür sohbetleri dinledim, benim aklım almıyor nasıl oluyor da böyle düşünebiliyorlar hala diyorum. Bir kere tespit doğru değil, başkalarına serzeniş de nesi çözemedim hala. Dindar olmayanı da, dini suçluyor, onu da mantıklı bulmuyorum, bulamıyorum. Geri kalmamızın nedenini ben din odaklı görmüyorum çünkü, gelişmemiz de din odaklı olmayacak olamaz da kanımca.

    Evet gelişim kaçınılmaz olarak dinle çatışacaktır ama ülkemizdeki bugünkü çatışmaların zerre kadar gelişime hizmet ettiğini düşünmüyorum, çünkü çatışan tarafların tümünün de birbirini aratmayacak derecede bağnaz olduğunu düşünüyorum.

    “İslam dünyasının bu doğrultuda ilerleyeceğini sanıyorum.” cümlesine katılmıyorum, bence bu doğrultuda gider ve daha da geri dönerek gider. Daha da radikalleşeceğini düşünmekten kendimi alamıyorum, bir türlü alamıyorum. Aslında şöyle bir olumlu yanımız var, en azından kimseyi dünya yuvarlaktır dediği için giyotine göndermedik. Yani demek istediğim aslında daha açık olabilmesi imkan dahilinde olabilir islam dünyasının bazı açılardan. Ama tersine işaretler daha da içine kapandığı, denenmiş-ve-başarısız olmuş akımların tekrar güçlendiği yönünde.

    Fakat katıldığım bir yer var, o da bu izah yada uzlaştırma yada her ne dersek, bu çalışmaların çok inandırıcı olmadığı. Din çok eğip bükmeye gelmiyor. Yok öyle değil de böyle, böyle değil de şöylelerle de zorlamanın lüzumu yok. Bir faydasını da görmüyorum ben. Ama tartışma kültürüne uygun şekilde herşeyi konuşmak bence kimseye birşey kaybettirmez. Bu yazı da benzerleri de bu bakımdan hep ilgimi çekmiştir. Faydalanmışımdır.

    Parantezler içindeki son cümleler efendim, yazarımızın erdiği diyeyim, olayı bitirdiği yerdir. Haksızlık bu dediğim yerdir. Tam yazı biterken okuyanı bam telinden vurup noktayı koymak… Bilmiyorum … Bu konuda başlı başına bir yazı beklerim ben.

  2. Mete Tunç diyor ki:

    @Qerberos_ son paragrafınızdan başlayayım: pek çok, hatta her görüş kavramlar, kişiler vs. idealize edilerek sunuluyor. Kölelik de öyle… Özetle ve kabaca; geçmişteki nice köle (ve cariye), günümüzdeki sayısız “özgür” insandan daha mutlu, huzurlu, iyi beslenen, itibarlı idi. Günümüzde de, çaresiz insanlar, “kul” olmayı, aç-açıkta kalmaya tercih etmektedirler. Konu uzun ve üzücü/trajik…
    Cenaze namazı… Doğrusu, sabittir ve malumdur ki, Kuran, bugün “dinin aslı, nas, temel, değiştirilemez” diye sunulan birçok hususta hükümler içermez. İslam diye bildiğimiz, büyük ölçüde sonraki yüzyıllar boyunca, (olabildiğince) Kuran’a dayanan, (yüzdesi neyse) uydurulmuş hadislerle vs. düzeltilen, yenilenen, genişletilen bir sistemdir. Namaz ve cenaze namazı da, elbette bu kapsamdadır. Erkeklerin kılması bir gelenektir (cuma namazı gibi). Kadınların safa girmesi alışkanlık dışı olduğundan garip karşılanmaktadır…
    Yaşadığımız dönemde “dine yönelişin” ve radikalleşmenin abartılı ve geçici olduğu kanaatindeyim. Tarihteki uzun periyotlara, süreçlere baktığımızda, (öyle ya da böyle, şu ya da bu anlamada) ilerleme olduğu kesin görünüyor. Bilgi birikimi, eğitim/okuma düzeyinin artması ve iletişim sayesinde, insanların uzun süre boyunca aldatılamayacağını düşünüyorum…
    “Palavralar listesi” yazımda belirttiğim gibi, tutarlı, yalansız yeni bir anlayışa, felsefeye, değerler sistemine vb. ihtiyacı var insanlığın… Müslümanlar arasında da, zeki, ahlaklı, düşünen nice insan, aydın var. Dileğim, onların, yalan, sahtekarlık, kandırmaca, kurgu üzerine inşa edilmiş, bir de olağanüstü değer atfedilen, “değerlerimiz” denilen “şeyleri” artık fark edip, yukarıdaki bağlamda insanlığa yeni bir ufuk açmalarıdır.
    not. size yerli bir isimle hitap etmeyi isterdim!

  3. Qerberos diyor ki:

    Cenaze namazı konusunda bir şeyi belirtmemişim onu eklemek isterim, olayın medyatik şekli beni rahatsız etmişti. Bilemiyorum tabi belki de hanımefendi gerçekten de doğru olduğuna inandığı birşeyi savunmaya çalışıyordu, ama medyadan izlediğim kadarıyla bana biraz zoraki ve kaşımaya yönelik gibi gelmişti. Peşinden medya olayı genişletmişti. Ve Türkçe Kuran tartışmaları yeniden alevlenmişti. Ve hatta bir kanalda “Arapça okuyoruz ve ne okuduğumuzu bilmiyoruz” gibi temenniler geçiyordu. Benim aklımdan geçen de şuydu, ülkemizde insanların surelerin ve duaların anlamlarını öğrenme konusunda bir sıkıntıları yok bir kere, Türkçe okunması tartışmasının da hiç bir mahzuru yok, ama ilk çözmemiz gereken bu değil, okumayan bir toplumuz, önceliğimiz yanlış, Kuran’ı Türkçe okusak bile birşeyin çözüleceği yok. Kuran oku diye başlıyor bilmeyen mi var? Ama okuyan yok. Yani sihirli değnek yok onu demeye çalışıyorum, her meselemizde böyle davranıp, yanlış teşhisler koyuyoruz. Benim düşüncem budur. Sihirli değnek yok, kurtarıcı yok, ve bedavaya olmuyor evrende hiçbirşey. Yoksa elbetteki yanlışları yada gizlenenleri açığa vurmalıyız ve tartışmalıyız. Bunda zaten bir sıkıntım yok. Örneğin bana göre bazıları gazetelere çarşaf çarşaf şu beye soruyoruz diye evrime savaş açıp ilanlar vereceğine mesela katma değer üreten birşey yapsa da gurur duyabilsek, faydalanabilsek değil mi? Evrimi yasaklasak bu gece sabaha neyi çözerdik sonraki gğnler neyi çözerdik çok merak ediyorum. Cevabını biliyoruz tabi. Hiçbirşeyi.

    Siteyi yeni keşfettim, bütün yazıları okuyamadım, biraz zaman meselesi biraz da anlamam güç olabiliyor, tekrar tekrar okuma gereği hissettiğim yazılar oldu. Kendimi berbat derecede cahil hissettiğim yazılar oldu, yahu ne kadar uzak kalmışım yazık dediğim. Palavralar listesini de en yakın zamanda okuyacağım.

  4. Mete Tunç diyor ki:

    “… hanımefendinin biri çıkı çıkı verdi, cenaze namazlarında erkeklerle saf tuttu, aldı…” cümlenizden hareketle, pek dikkate alınmayan, alınmak istenmeyen (çünkü çoğu insan zihinlerindeki dini-din dışı kabullerin değişmesinden, onları sorgulamaktan son derece rahatsız olurlar ve adeta refleksle reddiyeye yönelirler) dini bir hususu arz edip, asıl üzerinde durulması gerekenin bu olması gerektiğini ima etmiştim…
    İnsanların (herhangi bir konuda) samimi olup olmadıklarını (ve başka özelliklerini) tespit etmek aslında zor değil: formül uygun-doğru soruları sormaktır. Verilen cevaplardan ve tepkilerden-mimiklerden birçok veri elde edilir. Maalesef çeşitli nedenlerle (gazetecilik-televizyonculuk, ekonomik, korku, cemaat edinme vs.) nedenlerle o sorular sorulmaz; yine dikkat edilirse (karşılaştırma, akıl yürütme, mevcut “bilgiler/veriler” vs. yoluyla) insanların “gerçek yüzleri” anlaşılabilir.
    Cenaze namazı, türkçe ezan, türkçe ibadet gibi alanlardaki laik ama “dindar” söylem sergileyenlerin büyük kısmı samimidir. Savunduklarını ne kadar uygulayacakları şüpheli olsa da. Böyle bir çevrede yetiştiğim ve olduğum için bu grubun psikolojisini iyi bilirim!.. “… Kuran’ı Türkçe okusak bile birşeyin çözüleceği yok… ” ifadeniz iyi bir tespit…
    Bir de, yine böyle tezlerle yola çıkıp, şeriata düşman olan ama müslüman görünüp, allah deyip aslında dinsiz-deist-ateist-agnostik olanlar var. Projelerine, planlarına burada girmeyeyim…
    ” Sihirli değnek yok, kurtarıcı yok, ve bedavaya olmuyor evrende hiçbirşey. Yoksa elbetteki yanlışları yada gizlenenleri açığa vurmalıyız ve tartışmalıyız. ” diyorsunuz. Doğru. Hala pek çok şey gizleniyor veya açığa çıkanlar şiddetle reddediliyor vs. Şu kesin ki, zihnen özgür, ekonomik olarak bağımsız, sosyal olarak güvenli olmadıkça gerçekleri kabul etmek neredeyse imkansızdır.
    Umarım bir gün, insanlar, bütün bunları değil de, üretilen “katma değerler” üzerinde konuşurlar, tartışırlar..

  5. dilek diyor ki:

    bişi soracağım arkadaşlar ben bişi duydum dğru olup olmadığını bilen varsa cevap versin lütfen yaradan garu belada ben sizin rabbiniz değilmiyim dediğinde ona kibirlik yaparak secdeye yatmak istemeyenler dünyaya müslümn olarak yollanmamıştır diye bişi duydum bu doğrumudur acaba ?

  6. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Dilek arkadas,

    Bu sitedeki “Sevmek-Korkmak” baslikli yaziyi ve tum yorumlarini dikkatlice bir okursan, belki de sordugun sorunun cevabina da rastlayabilirsin orada,
    bu duydugundan biraz daha “mutedil/dogru” bir tarzda tabi… umarim!
    Esenlikle ve Saglicakla kal.

  7. hasan akman. diyor ki:

    -ben size;Hiç bir’AYET’ hiç bir’SURE’…’DONMUŞ,KALIPLAŞMIŞ’…’BİLİM ve,AKILDIŞI KURAL'(…)bırakmıyorum…benim’TÜRK ULUSU’ve ,’İNSANLIK’adına,yapmaya çalıştıklarım ortadadır…Yaşam’da,en gerçek yol;’BİLİM ve AKIL’yoludur…M.K.ATATÜRK. …….DRAKE BAĞINTISI:Sadece içinde bulunduğumuz;GÖKADA içerisinde,DÜNYA ile iletişim kurabilecek’İLERİ UYGARLIKLAR’ın, sayısı:N=R+Fp+Ne+FL+Fi+Fc+L. …….GÖKADAMIZDA’ki;GÜNEŞ(yıldız)sayısı ………bir gezegen sistemi’ne sahip,’GÜNEŞ’sayısı ……….Yaşam için,uygun’EKOLOJİK’kurallar içeren gezegenlerin sayısı ………..Yaşamın,’MOLEKÜLER’bileşikler’den oluştuğu’GEZEGEN'(lerin)sayısı ………..ZEKİ yaşam biçimleri’nin(uygarlıkların)’EVRİMLEŞTİĞİ’gezegenlerin sayısı …………GÜNEŞLER(Yıldızlar)arası haberleşmeyi yapabilen,’İLERİ UYGARLIKLAR’ın,sayısı(oranı) …………İLETİŞİM sistemlerine sahip,ileri ‘UYGARLIK'(ların)ortalama ömrü(leri) …………….yukarıdaki’BAĞINTI’nın, eşittiri=içerisinde bulunduğumuz ‘GÖKADA’nın;10 MİLYON,(zeki yaşam)içeriyor olmasını varsaymaktadır …………..insanlar araştırmak zorundadır,bu dünya gelecekteki yoğunluğu kaldıramayacaktır,,,,uçsuz bucaksız’EVREN’insanlar’a,’SİZİ BEKLİYORUM’diyor(!) …………..Biz görmesekte ardımızdan gelecek olan,nesil ‘EVREN’in bu sessiz daveti’ni geri çevirmeyecektir…insanlara sevgiler.

  8. hasan akman. diyor ki:

    -İNSAN……………………EN’i….BOY’u,,,,,,ÇAP’ı……………………..KÜTLE’si,,,,,, tartıya konduğunda,ne ‘ÇEKER'(?)……………………..BOY’u, nedir? POS’u,nedir?……………………kendisi’nin,oluşturduğu MATEMATİK kuralları içerisinde;1-2,metre’lik,bir varlıktır……………………..bir gökada’nın,400 milyar güneşi’nin,sadece bir tanesi’nin,sisteminde bulunan bir gezegende yaşar…………………içlerinden çok azı,içinde bulunduğu gökada’nın,kimyasından haberdardır!!!!………………………ama içlerinden pek çoğu,(%99’u)üzerinde bulundukları ‘GEZEGENDE’bir birlerini boğazlamak ile meşguldür……………………..EVRENSEL uygarlıktan çooooooooookkkkkkkkkkkk uzaktadırlar……………………mavi gezegenlerinde henüz ortak bir’DİL’i,bile konuşamamaktadırlar…………………………bir gıdım boyu posu olan gezegenlerinde,,,bir birleri arasına yüzlerce’SINIR’koymuş bulunmaktadırlar………………………toplam 6000 değişik’DİL’konuşmaktadırlar………………………..birkaç bin yıldır,bir birleri ile savaşmaktadırlar……………………..EFENDİM SESİMİ ALABİLİYORMUSUNUZ???? zira biraz parazit oluşmuş olabilir,çünkü burada insan denen mahluklar yine bir birine girdiler………………………EFENDİM yeterli çekimleri yaptım,hemen geri dönüyorum,buraya birdaha asla uğramam………………..burası GÖKADAMIZIN(galaksimizin)yüz karası bir yer.(UYGAROS GALACTICOS)

  9. hasan akman. diyor ki:

    -SEVGİLİ arkadaşlar,hepiniz tatilinizde gökadamızın değişik objeleri’ne seyrü-sefer,eylediniz….içinizdeki en berbat geziyi şahsımın gerçekleştirdiğine inanıyorum!!!! yaaa arkadaşlar,öyle bir ‘GEZEGEN’e,gittimki;bu galaksi içinde….bu gezegendeki kadar’REZİL’bir,yaşam biçimini başkaca her hangi bir ‘OBJE’üzerinde görmek mümkün değil…bunlar(…)nasıl bir mahluk(?)kendilerine;İNSAN adı koymuşlar…orada bulunduğum süre içerisinde,GÖRDÜKLERİMi sizlerin kavrayabileceği türden(…)açıklayabilmem mümkün değil……ama basitleştirerek açıklamaya çalışayım;bizler yaşamımızı sürdürdüğümüz bu gezegen üzerinde bir birimizle savaşmıyoruz……..ONLAR(…)savaşıyor,,,birbirlerini boğazlıyor-kesiyor,,,neyse işte sizlere DÜNYA adlı gezegenden görüntüler…iyi izleyin…bir daha bulamazsınız,,,kim gider bir daha!!!

  10. hasan akman. diyor ki:

    -hayret!!! 80 ışık yılı uzaktan yazıyorum…iyi bir dünyalı yazdıklarımı ,hiç bekletmeden;………………….şüpheye düştüm doğrusu!!!!!!!!!!!! DÜNYA gezegeninde,sadece 1 uzaylı’nın olduğunu(mustafa topaloğlu)saptamıştık…bizim niyetimiz iyi,dünyalıların savaşmasını değil barışmasını istiyoruz….sonrada aynı dili konuşmasını……hiç yakışıyormu size ey dünyalılar???eğer bir engeliniz varsa(barış için)bu engel kendi içinizdedir,,,bulun ve yok edin…etmediğiniz sürece MUTSUZLUĞUNUZ ASLA BİTMEYECEKTİR…artık elinizi yüzünüzü iyice yıkayıp,kendi-kendinize çok şiddetli tokatlar atın…BEYNİNİZDE GÜLLER BİTSİN(!!!!!!!!!!!)

  11. azerturk diyor ki:

    Hasan Akmanın yazdıklarını anlayan varsa bana da anlatsın.

  12. Anlatıcı diyor ki:

    azertürk merhaba.inanın bende sizin gibi önce bi şey anlamadım.ama gidip bu yazıları bildiğim ünversteli hocalara okuttum.bana biraz gülümseyip,anlaman çok zor dediler.iyice meraklandım ve bazı okumuş yakınlarıma gittim.onlar da aynı şeyi söylediler.azertürk kardeşim,hasan akmanı anlamamız için sanırım yeterli mantığa sahip değiliz.zaten tarihin hiç bir döneminde uzak görüşlü mantık sahipleri asla kabul ve kıymet görmemiştir.yeğenim böyle dedi.dayı sen anlamazzın dedi.neise saygılar.

  13. hasan akman. diyor ki:

    -Azertürk ve anlatıcı,Başlık adı sunumu yapan saygıdeğer şahsiyetlere sevgilerimle…….Beyninizi önce bir,Bilimsel”PATİKA”ya(…)……..Sonra aynı güzergahı takib ederek”ARNAVUT KALDIRIMI”na(…)………Daha sonra ”STABİLİZE”yola(…)………Daha sonra”OTOYOL”a(…)ve nihayetinde;TRAİN A GRANDE VİTESSE adlı,dünya’nın en hızlı Treni’nin çalıştığı hatta çevirin.(TGV-FRANCE)Mantıksal çıkarsamalar vites(!)yükseltir.

  14. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Kuranda yeri olmadığı halde kar payının caiz olduğuna fetva verenler,Sad suresi 24.Ayeti görmezden gelenler,banka kurup tefecilik yapıp,yapmadığını iddia edenler hakkında cümle kurmaya zorlanıyorum.

Leave a Reply