Eğer bir din, felsefi görüş, ideoloji ile kendini tanımlayan insanlar arasında, inançlarının köklerinden, temellerinden başlayıp uygulamalara dek süren tartışmalar, kavgalar, savaşlar yaşanıyorsa, o inançların, tezlerin/sentezlerin, ideolojilerin oluşumunda, dayanaklarında, verilerde, kurguda, yöntemde ciddi bir kusur var demektir.
“Kutsal” kitapların boşluklarını, eksiklerini dinlerin egemenleri dolduruyor. Onlar ve ardılları boşluk kapatma ile kalmıyor, giderek “tepeler” kuruyorlar. Sonrakiler ise, o tepeler üzerinde, kendi aralarında ve rakip dinlerle çatışıyorlar.
Bence bütün mezhepler makbuldür (Hıristiyan mezhepler keza; ancak konumuz o değil.). Çünkü Kuran buna fırsat vermektedir. Peki, Kuran’ın bütünüyle ve kendi içinde tutarlı mezhep(ler) var mıdır? Yoktur. Neden? Cevap, bütün mezheplerin “makbul” olmasının arkasındaki sebeptedir!
Eskiden, Sünni-Hanefi bir Müslümanken, “uç” mezhepleri, laik yorumları, gerçi öyle demezdim de, geleneksel deyişle “sapık” addederdim.
Şimdi ise, Kuran’daki belirsizlikleri ve çelişkileri(1), hadislerdeki düzeyi/ilkelliği ve güya Kuran’ın yorumları dense de (Kuran gibi) bilgi-vermeyen (zaten verememesi gerekir) İslam “alimlerinin” tefsirlerinin “soruna” çözüm bulmaktan ziyade “işleri” iyice karıştırmalarını (bu da tabiidir) ve kabul edilen İslami tarih yorumlarının muğlaklığını göz önüne aldığımda, ne-neyi savunursa savunsun, bütün görüşleri normal, doğal kabul ediyor ve fakat aynı zamanda, resmi-klasik-sapık-yeni vs. bütün mezhepleri ve mezhepvari yorumları (tarikatlar dahil) saçma buluyorum!
(1) http://kurandaceliskiyoktur.com’u yayımlayan(lar); samimi ve iyi niyetli görünüyor(lar) fakat sorunlarda “seçici”(ler) ve antitezleri “doğal olarak” zayıf!
Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 458, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.