BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Dindarlıktan dinsizliğe (Mete Tunç)

Ortadoğu’dan(1) neşet etmiş üç büyük tek tanrılı dine mensup (olmuş) milyarlarca insan, binlerce yıldır, bir yaratıcı olduğu, onun kendilerini izlediği, öldükten sonra ödül veya ceza vereceği inancıyla yetişmişlerdir.

Tek tanrılı din mensupları, hayatlarının çeşitli dönemlerinde ve türlü gerekçelerle, dini alandaki şüphelerini, kendilerine ve/veya çevrelerindekilere dile getirirler. Ama, çoğunlukla, türlü nedenlerle (psikolojik, ekonomik, kültürel, sosyal) imanlarını sürdürürler. Psikolojik nedene bağlı olarak dinine bağlı kalanlardaki bir gösterge, içsel sorgulamaları sırasında ve/veya dini sorgulayan bir yayın okuduklarında ve/veya duyduklarında kalp atışlarının hızlanması, midelerinin kasılması gibi fizyolojik tepkiler yaşamalarıdır.

İnsanların, binlerce yıllık bir geleneği olan bir inanç örgüsünü özgürce sorgulamaları, hele ondan “vazgeçebilmeleri” çok zordur.

Ben de tek tanrılı iki dinin hüküm sürdüğü, önce birinin sonra ötekinin hakim olduğu bir coğrafyada Müslüman olarak doğdum!

İnanç serüvenimde ilk (“olumlu”(2)) anım, ilkokuldayken karşı komşunun annesinin, içeriğini hatırlamıyorum ama, İslam’ı sevgi temelli anlatmasıyla başladı. Asıl o zaman Müslüman olmuştum!

Ortaokulda Müslüman olarak ne yaptığımı hatırlamıyorum! Lisedeyken, herhalde birkaç kez Cuma namazına gitmiştim.

Lise bitince ilk girdiğim sınavda üniversiteyi kazanamadım. Okul birincisi sıra arkadaşım da kazanamamıştı! “Allah yoktur” diyerek tepki gösterdi!(3) Ben, böyle demesinin yanlış olacağını, belki ahlaki belki din kültürü bilgimle, söylemiştim (Arkadaş ertesi sene üniversiteyi kazanınca, tekrar Müslüman oldu!).

Dershane yılımda, belki başka nedenlerin tetiklemesiyle de, “Tanrıların Arabaları” kitabını okuyunca dinsiz oldum!

Üniversite sınav sonucunu beklerken Kuran meali okudum. Baştan sonra değil, kesim kesim. Hidayete erdim! Ramazandı. 1 ay, kesintisiz oruç tuttum, namaza başladım. Ama o dönemde ve sonraki yıllarımda hiç bağnaz ve sofu olmadım.

1982’de küçük kardeşimin hastalığı sürecinde, yurtta Kuran meali okuduğumu hatırlıyorum. Onun hastaneden çıkması dolayısıyla, ki hayatımda yaşadığım çok az sayıdaki sevinçli, mutlu anlarımdan biriydi, gece, “şükür namazı” için Fen Fakültesi’nin karşısındaki mescide gittiğimi, kapalı bulunca Maltepe Cami’sine kadar yürüyüp namazı orada kıldığımı da!

Kardeşimin ölümünü takiben artık iyice dindardım. Sabah namazlarını, sabah uyanık değilsem her zaman kaza ettiğimi belirtmeliyim!

Kenan Evren’in konuşmalarında ayetler okuduğu, “Türk-İslam Sentezi”nin gündemde olduğu dönemdi. Din kitapları satan kitapçılara gidiyordum. İslami dergiler ve kitaplar okuyordum. Kuran’daki ayetleri/hükümleri ve İslami kitaplardaki fikirleri, adını koymadan, laiklikle, düzenle çatışmayacak tarzda sentez yaptığım dini-ideolojik bir görüşe sahiptim (“Müslüman Türk-Sosyal Demokrat”(?)).

Çalışma hayatımın dindar olduğum ilk yıllarında, acaba namaz kılıp oruç tutuyorum diye “düzen” bana komplo kurar mı, paranoyası ile yaşadım.

Bana, “ruhuma” hiçbir şey vermeyen, veya artık vermediğini anladığım oruç ve namaz ibadetlerini 1989 yılında bıraktım. Yazdığım bütün notları Oran Subay Lojmanları arazisindeki dağ yamacında bir teneke içinde yaktım!(4)

14-15 yıl boyunca, gusül aptesi almadan, yılda bir kez Fatiha suresini okuyarak, dua edip etmediğimi hatırlamasam da, dua etmeye ihtiyaç duymadan yaşadım. Yani inancımı “dondurdum”.

2002/2003 yılında, işyerinden çıkıp Cinnah caddesindeki otobüs durağına yürürken, sınırsız evreni “yaratan”, neden, kendi “yarattığı” minnacık insandan hesap soruyor, üstelik “sonsuz” süreyle cehenneme koyuyor” sorusunu kendime ve sonra çevremdekilere” sorduğumu anımsıyorum (Bu soruyu elbette dindarken de sormuştum; fakat, artık “cesurca” ve ikna edici bir yanıt bekleyerek soruyordum.).

Hülasa, 2002/2003’ten itibaren, aşama aşama, tefekkürle, yazarak, okuyarak, analizlerle vs., “bir yere” yürümeye devam ettim. Nihayet, tarihini net veremeyeceğim bir tarihte, “o yere” ulaştım.

Sanırım 2007’den itibaren de, dini bilgide doyuma ulaştığımı, dinle ilgili yazıların tekrar olmaya, yeni bir bilgi katmamaya başladığını fark ettim.

Bugün “inanç” bağlamında nihai/değişmez bir noktadayım!

(1) “Ortadoğu” (yanı sıra “Uzakdoğu” vb.) ismi malum neden(ler)le rahatsız edicidir; fakat Mısır, Arabistan, Filistin, Mezopotamya ve Anadolu coğrafyasına, bölge halkları bir isim vermediğinden/veremediğinden dolayı mecburen kullanıyorum.

(2) O yaşlardaki “olumsuz” hatıram ise şöyledir: 4. sınıfta, hangi ders kapsamındaysa, öğretmen, (bilahare halife) Ömer’in Müslüman oluşunu (Önce Müslümanlara eziyet ediyormuş, Kuran’ı duyunca yumuşamış, hidayete ermiş.) herhalde program doğrultusunda, öğrencilere metindeki diyalogları okutturarak anlatıyordu. Kuran okuma repliği bana düştü. Metinde ayet göremeyince, sordum: Ne okuyacağım? Parladı öğretmen, oku oradan bir şey, diye bağırdı! (Öğretmenin karakterinin, mezhebinin ve öğretim yönteminin tahlili konumuz dışındadır. Fakat, Ömer’in Müslüman oluşu hikayesinin palavra olduğu, çünkü Kuran okuma geleneğinin çok sonra ortaya çıktığı açıktır!)

(3) “Allah’a sitem/isyan” etmeye dair “geçici” tavır ve sözler, kimi “dindarların”, ki onlar çoğunluğu teşkil ederler, “Tanrı”yı nasıl algıladıkları hususunda önemli bir veri sağlar.

(4) Çok hacimli olmayan notları saklasaydım, 18-28 yaşlarımdaki görüşlerimi bilmek açısından elimde bir belge olmuş olurdu. Yalnız, o görüşlerin nitelikli olduklarını sanmıyorum!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 5868, bugün ise 3 kez görüntülenmiştir.

40 Comments

  1. Bigalıoğlu diyor ki:

    mete bey,siz epey dindar bir kişiymişsiniz.ben bile sizin kadar değilim.hatta bir ateist arkadaşın önerisi üzerine çarpılma testi bile yaptım kendi üzerimde :)

    benim sizden daha azılı bir ateist olmam gerekli bu durumda.olmadığıma göre ters bir durum sözkonusu sanırım.

    işin can alıcı noktasına gelelim.şöyle diyorsunuz.

    “2002/2003 yılında, işyerinden çıkıp Cinnah caddesindeki otobüs durağına yürürken, sınırsız evreni “yaratan”, neden, kendi “yarattığı” minnacık insandan hesap soruyor, üstelik “sonsuz” süreyle cehenneme koyuyor” sorusunu kendime ve sonra çevremdekilere” sorduğumu anımsıyorum (Bu soruyu elbette dindarken de sormuştum; fakat, artık “cesurca” ve ikna edici bir yanıt bekleyerek soruyordum.).”

    Tanrı neden kendi yarattığı minnacık canlılardan hesap soruyor.aslında bu soru çok güzel bir makale konusu.belki ileride yazarım.

    insan özel bir varlıktır,canlıdır.insanı özel yapan,Tanrı’nın bir parçasını taşıyor olmasıdır.Ne demiş Tanrı, “insanı yaratacağım,ona ruhumdan üfleyeceğim ve sizler onun huzurunda eğileceksiniz”.Bizim ruhumuz Tanrı’nın bir parçası.İnsan denen canlıya böyle bir şeref verilmiş ancak beraberinde sorumlulukta verilmiş.yapacağınız çokta fazla bir şey değil aslında “insan gibi yaşamak”.

    aklıma bir fıkra geldi,sizede anlatayım.
    adam sabah namazını kılmış “Allah’ım bana iman ver” diye mırıldana mırıldana evine doğru gidiyormuş.o sırada kaldırımın kenarında bir adam oturmuş “Allah’ım bana bir şişe şarap ver” diye dua ediyormuş.evine giden dindar adam,kaldırımda oturan adama dönerek “bre densiz hiç Allah’tan bir şişe şarap istenir mi,benim gibi iman istesene” demiş.kaldırımda oturan adam,dindar adama dönerek “insan kendisinde olmayanı ister” demiş.

    yaşantı olarak dinde bolca yanlış bulabilirsiniz.mesela denirki 3 cuma namazını kaçıran cennete gidemez.dindar geçinen herkes bu kuralı uygular.ama bir Allah’ın kulu da cuma namazı neden önemlidir diye sormaz.cuma namazının önemi aslında insanların biraraya gelip tanışmaları kaynaşmaları içindir.ama namaza gidenlere bakın,bu cumayıda kıldım,cennette yerimi garantiledim edasıyla cıkarlar camiden.

    parayla imanın kimde oldugu belli olmaz demişler bilenler.bence siz ateist olmayı istemişsiniz,şeytanda sizin işinizi kolaylaştırmış.kurtarılmışlardan olduğunuz içinde Allah dede sizin gözlerinize perde indirip sonrasındaki hayatınızı size güzel göstermiş.

    bilemiyorum yinede bir ihtimal kendinizi kurtarma şansınız var.şeytanın hammaddesi ateş.şeytana uymaya devam edersiniz.onun mekanında belkide uzunca bir süre vakit geçirebilirsiniz.Allah dede kendi çocuklarının kendini inkar etmesini hoş karşılamayabilir.

    ilaveten bana yargıtay cumhuriyet başsavcısını hatırlattınız,ismini hatırlayamayacagım şimdi.onun aileside epey dindarmış,ama oda baya baya kelle koparan.sizinde din düşmanıvari yazılarınız,şeytana uyduğunuzun bir göstergesi gibi.kasıtlı yazılarınızın nedeni düşünüyordum bir süredir.sebebi belli oldu.psikolojide buna ne derler bilemiyorum.

    neyse,bunca yıllık dindarlık geçmişinize bakarak bir ümit gürüyorum sizde.şimdiden kendinizi toparlarsanız 4,5dan 5 ile 7 numaralı cennete kabul edilebilirsiniz kanımca.diğerleri gibi olmasada cehennemde yanmaktan iyidir.

  2. Mete Tunç diyor ki:

    @editör ve @arkadaşlar_
    İnternet bağlantımı sona erdireceğimden dolayı siteye daha az girebileceğim.
    Elbette yine değerli yazılarınızı ve yorumlarınızı okuyacağım ve yazmaya çalışacağım. Ancak yeni yazılarımı daha uzun periyotlarla gönderebileceğim.
    Teşekkürler ve saygılar…
    “Mete Tunç”

  3. Mete Tunç diyor ki:

    “çarpılma testi” de nedir ya?! :)
    “hesap sorma” konusunda 1400 yıldır sayısız yorum yapılmıştır “alimler” tarafından. sizinki eminim farklı olacaktır!
    fıkra harika!
    Beni laik bağnazlarla kıyaslamanız haklı olmaz; zira her türlü yalana-dolana, ahlaksızlığa, hukuksuzluğa, baskıya karşıyım. Bkz. Palavralar listesi. Ayrıca “düşman” sözcüğü de yanlış. “Olaya” yanlış baktığınızı gösteriyor.
    Ateist diye tanımlamıyorum kendimi, ama öyle dense de farketmez… Mutlaka bir şey olacaksam, Agnostik olayım! Belirtmek gerek: Bir tanrı (programcı, düzenleyici…) varsa, o, tevrat, incil ve kuranda vazedilen yahve, isa, allah değildir, olamaz. Okuyunuz: Tevrat, İncil, Kuran
    Şeytan dediniz aklıma geldi: Siz okuyan, düşünen, araştıran birisiniz. Sümer inançlarını, efsanelerini bir inceleyiverin…
    Bunlara girmeyeyim diyorsanız, sadece Kuran’ı okuyunuz. “Kuran yeter!”…… Hala “kurtulamadıysanız” elimden bir şey gelmez, gelemez! :)

  4. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,

    O halde bundan boyle iyi bir humanist olup, –Dinli veya Dinsiz– tum insanlik icinde sosyal adalet, esitlik, demokrasi, medeni/insancil ozgurluk ve ahlak saglamaya yonelik saygin gayretlerde bulunup,
    yine –Dinsiz veya Dinci– her tur zorbaya/zorbaliga karsi duran bir felsefede ilerlediginizi/ilerleyeceginizi umuyorum.

    Boyle ateist & agnostik & deist karakterli medeni insanlari hicbir Tanrinin (Kuranin tanittigi Allah da dahil)
    –sizin su andaki kaninizin aksine, gercekten varsa dahi–
    zaten bu yuzden tutup ebediyen yakacagini –Kuranda dahi– aslen
    okumuyorum/goremiyorum/sezmiyorum.

    Esen kaliniz.

  5. Mete Tunç diyor ki:

    teşekkürler @Kurandaki Din_
    Umarım belirttiğiniz alanlarda az da olsa bir katkım olur. Tabii bu arada yeni ve yerli isimli kavramlar da buluruz.
    “Sonsuz yakılma” hususunda “Kuran’da … göremiyorum” diyorsunuz ama… şöyle söyleyeyim… Muhammed’in, iddiasını seslendirdiği sırada orada olsaydım, “iyi niyetlisin ama hastasın, birşeyler duyduğunu sanıyorsun” ve güçlendikten sonra işler zıvanadan çıkınca “yalan söylüyorsun, ahlaksız, sahtekar” derdim. Böyle söyleyen biri, Ali tarafından hemen öldürülmesi bir yana, Kuran’a göre nereye ve ne kadar süreyle gider sizce? Hatta Kuran’da ismim bile geçerdi: “Dili kuruyası Mete”

  6. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,

    Kuranda “elleri kuruyan” Ebu Leheb (=turkcesiyle, Alev Babasi)

    Allah adina kiz cocuklarin gomulmesini emreden/mubah goren, (Nahl 59)
    Allah adina kendisinin urettiginden baska hicbir fikre musamaha etmeyen
    direk oldurmeye girisen, (Mearic 36-38)
    Allah adina diger insanlara iskence etmeyi emreden/mubah goren, (Buruc 4-10)
    Allah adina kole azat etmeye hic yanasmayan (Beled 10-13)

    vs. nitelikte Dinci & Allahci bir arap/araplar olmalidirlar, en basta.
    Bunun disinda kalip da
    Muhammedin peygamber olduguna kanaat getiremeyen,
    aldanmis olabilecegini, meczub olabilecegini, hatta dupeduz sahtekar olabilecegini dusunen o donemin diger dinci nitelikteki tum insanlarinin
    dahi Kuranda yasama haklari garanti altina alinmis olmalidir, en bastan. (Hud 35 & Bakara 256 & Kafirun 6) Nerede kaldi ki bugunun medeni insanlari…

    Peygamberden sonra arap veya gayri arap Alinin, Velinin o Dini nasil kullanmis/kullaniyor olduklari ise orijinal kaynagi pek de tohmet altinda birakmamali, sanirim/umarim.

    Tekrar Esen kaliniz.

  7. Mete Tunç diyor ki:

    Ebu lehep hakkında yazdıklarınız elbette doğru olmalıdır, ancak “Mete”nin hakkındaki yorumunuz çok/fazla iyi niyetli, liberal, kişisel… Başka Kuran ayetleriyle, hadislerle, tarihsel olaylarla, fetvalarla ve Kuran-İslam kültürüyle desteklenmiyor sanırım!
    Gerçi anakronizm yapıyorum ama, dönemin “ileri” bir inancı olan tek tanrıcılığının yanısıra her türlü pagan/putperest inancı, gelenekleri vs. eleştirecek olan ben, herhalde Muhammed için Ebu Lehepten, Ebu Lehep için Muhammedden daha tehlikeli olacaktım. Şimdi de (siz hariç), farklı gruplar açısından, tabii daha açıkça “ortaya çıksam”, tehlikeli olmaz mıy(d)ım?! Belki şimdi bile listelerindeyimdir! :)
    “Orijinal kaynak” dediğiniz, maalesef töhmet altında bırakılmayı hak ediyor!

  8. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,
    diyorsunuz ki:
    ancak “Mete”nin hakkındaki yorumunuz çok/fazla iyi niyetli, liberal, kişisel…
    Başka Kuran ayetleriyle, hadislerle, tarihsel olaylarla, fetvalarla ve Kuran-İslam kültürüyle desteklenmiyor sanırım!

    Yukarida sundugum o “Mete” hakkindaki bakis acisini daha bircok Kuran ayetleriyle dahi somut olarak yine gostermeye devam edebilirim, dilerseniz.
    Ancak dogrudur bunlar bazi –Peygamberden cok sonra kaynagi belirsiz/supheli bazi Araplar tarafindan kaleme alinmis– bazi sahte hadislerle, tarihsel olaylarla, fetvalarla vs. desteklenmiyor olabilir…
    Ancak burada ben sadece orijinal Kaynagi esas alarak analizler yapmaya calisiyorum, yine orijinal dilinde ve baglaminda kalarak.

    Buna gore, siz yine bu tip elestirilerinizle Dinci & Allahci Ebu Lehebin yaninda veya yakin bolgesinde yasamis/yasiyor olsaydiniz, bir saniye dahi hayatta kalamazdiniz,
    cunki Ebu Lehebin literaturunde baska inanclara & goruslere asla yer yoktur.
    Din & Allah adina tek bir dogru gorus vardir ve o da Ebu Lehebin vazettigi gorustur. (Araf 28 & Zuhruf 19-22) Buna karsi gelen biri
    ister Muhammed gibi Din & Allah adina konussun, baska bir inanc benimsemis olsun,
    veya ister Mete gibi Gayri Din adina konussun, baska bir felsefe benimsemis olsun,
    derhal oldurulup boylece Allahtan cennet mukafati alinacak olmalidir, Ebu lehebe gore. (Mearic 36-38 & Enfal 30-32)

    Halbuki Muhammede gore durum biraz daha farkli olmalidir,
    cunki Muhammedin literaturunde baska inanclara & goruslere de serbesti/yer vardir. (Kafirun 6 & Bakara 256)
    Evet, Din & Allah adina tek bir dogru gorus vardir ve o da Muhammedin vazettigi gorus olmalidir burada da. (Ali Imran 84-85) Ancak buna karsi gelen biri
    ister Ebu Lehep gibi Din & Allah adina konussun, baska bir inanc benimsemis olsun,
    veya ister Mete gibi Gayri Din adina konussun, baska bir felsefe benimsemis olsun,
    hayatinin sonuna kadar ozgurce ve guvenlik icinde yasama hakkina sahip olabilmelidir, Muhammede gore.
    Ancak boyle kisiler temelde Dinci & Allahci iseler
    yaptiklari –Kurana gore– yanlislarin hesabini ancak Allaha verecek olmalidirlar bunun ardindan ahirette (Buruc 4-10 & Bakara 126 & Beyyine 6);
    eger Ateist & Agnostik & Deist tarzda insanlar iseler, zaten onlar Kuranin tanittigi Allahi bundan once –belki de kendileri istemedikleri icin– hic gormediler ve huzurunda bulunmadilar, ve bundan sonra da –yine bu dogrultuda– hic gormeyecek ve huzurunda bulunmayacak olmalidirlar.

    yine diyorsunuz ki:
    Şimdi de (siz hariç), farklı gruplar açısından, tabii daha açıkça “ortaya çıksam”, tehlikeli olmaz mıy(d)ım?! Belki şimdi bile listelerindeyimdir! :)
    “Orijinal kaynak” dediğiniz, maalesef töhmet altında bırakılmayı hak ediyor!

    Evet, Kuranin orjinalinden habersiz, veya –Kuranin ruhuna ve ogretisine tamamen aykiri– despot bazi sahte hadislerle bunlari yamultan,
    veya Kurani onun gercek tarihsel/mekansal baglamindan kopararak tumden yanlis yerde kullanan, ve bunlarin uzerine bir de tum insanlari hegemonyasi altina almaya istahli despot dini-politik bir acenda pesinde kosuyor olabilecek olan turde fanatik Dinci tipte insanlarin listelerinde ozel bir yeriniz halihazirda dahi oldugu/olacagi bir gercektir, belki de, malesef.
    Fakat tum bunlar dahi orjinal Kaynagin ve buna bagli medeni/bariscil dindar insanlarin toptan tohmet altinda birakilmasini asla gerektirmiyor, sanirim/umarim.
    Cunki bu orjinal Kaynagi kendi orjinal dilinde ve gercek tarihsel/mekansal perspektifinde dogru okuyup degerlendiren bircok medeni Dindar alimlerin/hocalarin/ilahiyatcilarin/inananlarin
    oldugu/olacagi gercegini –bunlarin sesi her zaman o kadar gur duyulamasa da malesef– unutmamak gerekir, belki de, asla.
    Ve bu baglamda Kuranin gunumuz medeni dunyasina/bilimine/yasantisina/insanligina uyum saglayabilmis tum toplum icin faydali/bariscil insanlar yetistirebilmis/yetistirebilecek oldugunu da…

    Kisaca, sonucta Kurani yakmaya gerek yok; onu daha iyi okuyup idrak etmeye/anlamaya gerek var su anda, kanimca!

    Selamlarimla. Tekrar Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  9. Mete Tunç diyor ki:

    @K.D. Kuran’ı yenibaştan anlamlandırmaya, çağdaş şartlara, akımlara vs. göre anlam kazandırmaya çalışıyorsunuz. Böylece 15 asırdır yanlış anlaşıldığını, yorumlandığını demeye getiriyorsunuz. Bütün bunlar olurken “Allah” tatile mi çıkmıştı?!
    Kuran’dan, “medeni, barışçı” bir dinsize, agnostiğe ilişkin yorum çıkarmanız da anakronizm!
    Ve seçmeci bir yöntem kullanıyorsunuz: bazı ayetleri alıyor, bazılarını göz ardı ediyorsunuz. Dolayısıyla bütünlük sağlanamıyor… İnsanlar, alim denilen insanlar 1400 yıldır toparlamaya çalışıyorlar Kuran’ı. Olmadı, olmuyor, olmayacak… Yüzlerce, binlerce sorunu olan,olacak bir kitap nasıl anlamlı hale getirilebilir. Keşke enerjinizi, birikiminizi yeni bir değerler sistemi kurmak için değerlendirseniz…
    “Farklı gruplar”dan kastım, bir yerde de açıkça belirttiğim gibi, sadece dinciler değil, aynı zamanda “çukur” devlettir.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    mete bey,Allah,Kuran’da-insanın uydurduğu varsayımını göz önüne alarak-ben Dünya’nın en yüksek tepesindeyim,yada ben gördüğünüz göklerin üstünde sizi seyrediyorum deseydi.1400 yıl önce inanılan bir din,bugün diğer dinler gibi geçersiz olacaktı ve bende sizin gibi bir agnostik olup keyfime bakacaktım.

    ilahi dinler 2000 yıl öncede geçerliydi,1400 yıl öncede geçerlidi.bugünde geçerli.yeryüzünde bütün dinler yanlışlanmış durumda sadece ilahi dinler hariç.bu da şunu gösterir,islam-kuran-yanlışlanmış değilidir.ve çok enteresandır ki,kurandaki din arkadaşta bilir,sorduğunuz her soruya kuranda bir cevap var.1000 yıl öncede,bugünde.Kuran’ın-tamamen değil-kısmi evrensel olduğunu bu yüzden söyleyip duruyorum.

    kuran’ın yanlış anlaşılmasının sebebi yüzyıllardan beri,inanç önkabulune dayanmasından dolayıdır.ben muhammed esed’in çevirilerini inceliyordum bir ara,kendisi yahudidir.ancak onun cevirilerinde bile inanc önkabulunun izlerine rastladım.yani kuran’ı bir japon’a yorumlatsaydınız daha daha objektif anlamlar cıkartabilirdiniz.size çok basit bir örnek,müslümanlar kuran’ın hiçbir şekilde yanlış olamayacağı önkabulune dayanarak,bugun aşağı yukarı bütün bilimsel bulguları kurana uydurma-bilimle bütünleşiyormuş-gibi görmek isterler.kısmen doğrudur.ancak ben kuranda geçen bazı ayetleri dünyanın düzenlenmesi olarak yorumlarken,büyük bir islam alemi bigbang’den sonra evrenin yaratılışı olarak yorumlamış.

    mesele kuran’ın bilimsel ve tarafsız,önkabulsuz yorumlanmasıdır.

  11. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,

    Kuran orjinal dilinde okunulup butuncul bir tarzda dusunulup degerlendirildiginde, ogretileri/ilkeleri/prensipleri (birbirini aciklayan tarzda) gayet acik ve kolay bir Kitap olmalidir. Her ayetin yeri, hangi durumda, hangi karaktere, neden yoneltildigi kendi icinde acik olmalidir. Bunlari yeniden anlamlandirmaya gerek yoktur, zaten orjinalinde yeterince acik ve anlamli olmalidirlar.

    Kuranin bastan sona butun mucadelesinin medeni degil Dinci & Allahci arabi bir ideolojiye ve karakterlere karsi verildigi de gayet acik baska bir konu olmalidir. Ve bunlarla zorunlu olarak ve (saldiri degil) savunma amacli yapildigi ozellikle vurgulanan o savaslarin ardindan (Tevbe 12-13) tum bu topluma

    =din secme ozgurlugu (Kafirun 6)
    =dinde zorlama yapma yasagi (Bakara 256)

    ve inananlara

    =ana babaya saygi & merhamet (Isra 24)
    =Yakina, yolcuya, yoksula yardimci olma (Isra 26)
    =cocuklari asla oldurmeme (Isra 31)
    =eslerini asla aldatmama (Isra 32)
    =asla cinayet islememe (Isra 33)
    =insanlar arasinda duzelticilik etme (Nisa 115)
    =yetimleri kayirip gozetme (Bakara 220)
    =insanlara surat cevirip asla buyukluk taslamama (Lukman 18)

    vs. gibi daha nice bugun Dinli & Dinsiz her medeni insanin ortak olarak ahlaki bulacagi guzel nice davranislar emredilmis olmalidir.

    Ancak bazi Araplarin ve sonra diger Insanlarin boyle bir mesaji
    cogunlukla despotik dini-politik bir acenda ugruna art niyetle, ve yanlis yer ve baglamda empoze ederek tum medeni insanligin/bilimin/yasamin aleyhine tarih boyunca kullanmis/kullaniyor olmalari meselesinde ise,
    sucu sanirim burada ilkin bu tip insanlarda/insanlarin tabiatinda arayip
    toptan o Dine, veya o Dinin Allahina maletmemek daha isabetli/adaletli bir yaklasim olmalidir, belki de. (Kuranda dahi insanlarin sahsi hur iradeleriyle hareket ettikleri ve buna dayali olarak kotulukler & zorbaliklar da uretebilecekleri isaret edilmis olmali, (Bakara 30)
    ve daha da otesinde Peygamberin dahi Kiyamet Gununde kendi kavminin bu Kurani gerekli ilgiden uzak birakip kotu & zorba isler yapmis/yapacak olduklarindan yakinacagi acikca belirtilmis olmalidir yine. Furkan 30 & Bakara 208-209 & Sad 79-85)

    Herhangi bir mealden degil, orjinalden veya orjinale mumkun oldugunca sadik bir mealden tarihsel/mekansal perspektifine bagli kalarak okundugunda, bahsettiginiz problemlerin o kadar “problem” olmadiklarini/olmayabileceklerini
    –bircok dindar insanlar icin– anlamak o kadar muskul olmayabilir, belki de.

    Elbette Kuranin bilimsel acidan mutlak referans alinamayacak “sembolik anlatilarla” dolu bir Din Kitabi olabilecegini, (Kuranda bilimsel acidan bakildiginda gunumuz somut bulgularina aykiri bircok veriler de oldugu incelenmis & sunulmus olmali diger bolumlerde)

    Kuranin seriat acisindan medeni uluslar tarafindan mutlak referans alinamayacak “arabi uygulamalarla” dolu –bu acidan temelde Araba hitap eden– bir Din Kitabi olabilecegini, (Fussilet 3 & 44) (Nur 1-2 & …

    temelde idrak edebilip,
    bunun disinda genelde ahlaki & ilahi acidan bu Kitaba gonulden bagli kalan, onu orjinal dilinde veya orjinale mumkun oldugunca sadik iyi bir mealle ve gercek tarihsel/mekansal baglaminda okuyarak bu Kitaptan faydalanan,
    ahlakli/erdemli tum topluma faydali bircok insanlarin da tarih boyunca cikmis/cikiyor olduklarini toptan yadsiyabilir miyiz?

    Sonucta, kisaca yineleyeyim: Radikal dinci tutumlar yuzunden Kurani herkes icin/adina yakmaya gerek yok sanirim/umarim!
    Ona bireysel acidan inanmama/uygulamama hakkina sahip olabilmelidir her birey (Kuranda dahi bu hak –o zamanin salt dinci nitelikteki arap toplumunda dahi– her bireye aynen ve boylece verilmis olmalidir acikca ve bastan, Bakara 256 & Kafirun 6);

    ancak buna ragmen simdi onu toptan ve herkes icin/adina illa da yakmaya kalkmak, baska bir Radikal anti-dinci tutum ortaya cikarmis olacak, ve sonunda bu da baska bir haksizlik/despotluk olacaktir…
    Ve bu durum da zaten sonucta tum insanliga yine kutuplasma/catisma
    zarar/ziyan getirecektir, esefle.

    Hep birlikte belki de bunun onune gecebiliriz/gecebilmeliyiz,
    eger Ateist veya Agnostik veya Deist veya Teist olsun tum insanlik adina ortaklasa ve mumkun oldugunca daha rahat/ozgur/saygili/anlayisli/hosgorulu bariscil bir dunya yasamak ve gelecek nesillere de bunu miras birakabilmek istiyorsak… Bu hem Kuranin, hem Insan Aklinin, Vicdaninin da bir emri olmalidir zaten ayni zamanda, sanirim.

    Tekrar Esen kaliniz.

  12. Mete Tunç diyor ki:

    @Bigalıoğlu,
    “göklerin üzerinde sizi seyrediyorum” değil ama o bağlamda ve hatta ona “rahmet okutturacak” o kadar çok ayet var ki, agnostik olmaya hazırlanmalısınız!
    “yanlışlanabilirlik”: yapmayın “allah aşkına”! Bir şeyin yanlışlanabilmesi için onun tez olması gerekir. Kuran’da tez niteliğini haiz (bütünsel, tutarlı, sistemli, başı-sonu belli vb.) bir argüman var mı ki?!
    Diğer hususları başka yerlerde tartışmıştık…
    Not. Muhammed Esed’in Yahudi olduğunu yazmışsınız. Müslüman olmuşsa artık Yahudi değildir; eski Yahudi, Yahudi kökenli veya İbrani diye nitelemek gerekiyor (galiba).

  13. Mete Tunç diyor ki:

    @ K.D.
    Kimilerinin (mesela ilahiyatçıların, profesörlerin) yaptığı gibi yanlış sure-ayet numarası vermiyorsunuz. Ve ayetlere ilaveler yapmıyorsunuz. Size, bu bakımda da saygı duyuyorum. Yalnız, seçmeci/eklektik bir yöntem sergilediğiniz hususunda ısrarımı sürdürüyorum: Belirttiğiniz ayetlere karşı, bazıları onlardan 180 derece farklı, rahatsız edici onlarca, yüzlerce ayet ortaya konabilir, bunları göz ardı etmemek gerekir.
    Temenniniz güzel, ancak söz konusu ayetler, ilaveten sayısız hadise ve binlerce evliyaya, şeyhe ve sayısız tefsire, fetvaya vs. rağmen, İslam tarihinin en başından itibaren, herhangi bir coğrafyada/kültürde ve toplumda, kültürler/töreler üstü, kurumsal, geleneksel bir ahlak sistemi, gurur duyulacak somut-kalıcı-devamlılığı olan bir yaratı, bir niteliği ayırt edici Müslüman profili meydana getirebilmiş ki çağımızda getirebilecek?! Haydi, “herşeyi” yeniden “anlıyoruz” diyerek yeni bir yorum getirdiğinizi kabul edelim; ama bu kez tarihi veriler, mevcut durum ve yukarıda belirttiğim gibi “olumlu” ayetlere karşı “olumsuz” ayetler masanın üzerine gelmeyecek mi?

  14. Bigalıoğlu diyor ki:

    mete bey bazı şeyleri ısrarla anlamak istemedeğinizden daha önce sizin için koyduğum teşhisin doğru olduğunu düşünmeye başladım yeniden.

    güneşi ve ayı buyruğu altına aldığını iddia eden başka bir tanrı varmı?denizlerin birbirine karışmadıgını iddia eden bir tanrı var mı?

    ama yıldırımlarının elem mızrağı oldugunu iddia eden bir tanrı var.eski yunanda aşk tanrısı bile vardı.

    bırakın siz tezi felan,ben burada tanrının hipotezlerini yayınladım.diyorum ki,ilahi dinler günümüz itibariyle yanlışlanmamıştır.aksini iddia eden bir babayiğit varsa çıksın karşıma.

    yanlışlanmamıştır derken,unutmadan işi yine başka taraflara çekeceksiniz.ilahi bir yaratıcı işaret ederek,gözle gürülmez,5 duyu ile sınanamaz,yıldızları yapan,güneşi ayı buyruğuna alan bir tanrı.
    işi dinsel yaşantılara ve uygulumalarına getirek saptırmayın lütfen.hedef makarna canavarı veya volkan tanrısı,put vs değil.ilahi bir tanrı.yanlışlanamamıştır.

    bi daha söyleyeyim mi,yıllarınızı verdiğiniz,sonunda oldugunuz yer sallanmaya başladı efem.ben “oldum” dememek lazım.ölene kadar öğreniriz.

  15. Mete Tunç diyor ki:

    “oldum” diyenler ortadoğu tanrısına/tanrılarına inananlardır. Dinsizler, “inançları” gereği herşeyin/henüz bilinmediğini (ve belki bilinemeyeceğini) söylerler. Ve bundan da rahatsızlık duymazlar. Araştırırlar, bağnaz değillerdir (içlerinde elbette yobazlar vardır, onları ayıralım.)
    Arap’ın “Allah”ının, göğü şeytanlardan korumak için taş attığını hiç biliyor musunuz? Bkz. Kuran. Meteorları (gök taşları) böyle niteliyor “Allah”ınız!
    Denebilirse tek tutarlı tarafı/yöntemi tabiat olaylarını, gökteki cisimleri vs. “tek tanrı”ya bağlaması, onun emrinde olması vs.dir Kuran’ın. O nedenle pagan inançlarıyla karşılaştırmayın; zaten onlara karşı bir söylemi, yaklaşımı var Arap’ın tanrı tasavvurunun. Elbette, bin kere yazıldığı-söylendiği, bin tane örnek verildiği üzere bu tanrı, canlılar ve kozmoloji tarifi son derece ilkel, yanlış ve çelişkilidir. Bkz. Kuran ve sayısız tartışmadaki sayısız örnek!

  16. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas
    diyorsunuz ki:
    Yalnız, seçmeci/eklektik bir yöntem sergilediğiniz hususunda ısrarımı sürdürüyorum: Belirttiğiniz ayetlere karşı, bazıları onlardan 180 derece farklı, rahatsız edici onlarca, yüzlerce ayet ortaya konabilir, bunları göz ardı etmemek gerekir.

    Dilediginiz Ayeti koyun buraya o halde, ben size koyabileceginiz –genelde hep baglamindan/orijinalinden saptirilmis vaziyette olabilecek– bu gibi tum Ayetlerin –dogru baglamlarinda/orijinalinde–
    yukarida akatardigim o daimi tum bariscil Ayet ve temel ilke ve prensiplerle neden asla celismedigini/celisemeyecegini
    Kuranin orjinal dilinde ve tum gerekceleriyle analiz ederek basit ve somut olarak gostereyim burada, elverdigince, tek tek.
    (*Kuranin bizzat ovundugu ve Allahtan olabilecek bir Mesaj olmasi icin temel bir kriter olarak ortaya koydugu bir husus
    kendi icinde celiski olmamasi gerektigi soylemidir, (Nisa 82)
    ve bu konuda umarim sizi tatmin edebilirim ki, bu soylemi temelde dogru olmalidir, dikkatli bir sekilde ve orjinal dilinde analiz edildiginde.)

    yine diyorsunuz ki:
    Temenniniz güzel, ancak söz konusu ayetler, ilaveten sayısız hadise ve binlerce evliyaya, şeyhe ve sayısız tefsire, fetvaya vs. rağmen, İslam tarihinin en başından itibaren, herhangi bir coğrafyada/kültürde ve toplumda, kültürler/töreler üstü, kurumsal, geleneksel bir ahlak sistemi, gurur duyulacak somut-kalıcı-devamlılığı olan bir yaratı, bir niteliği ayırt edici Müslüman profili meydana getirebilmiş ki çağımızda getirebilecek?!

    Evet, tarih icinde –ozellikle Kurana ozunde sadik kalinmamasi, ve Kuranin ruhuna aykiri bircok saibeli emevi/abbasi stili despot sahte hadis ve geleneklerin daha sonra bazi araplar ve gayri araplar tarafindan bunun icine enjekte edilmis olmasi,
    ve bir de bunun uzerine despotik dini-politik acendalari olan arap ve gayri arap bircok krallarin/meliklerin vs. tarih icinde bunu bu sekilde yanlis baglamda ve zorbaca tum medeni insanligin/bilimin/toplumun uzerine ve aleyhine cok zamanlar kullanmis/kullaniyor olmalari– sozunu ettiginiz Kuran/Peygamber ahlaki tasiyan erdemli Musluman profilinin cok guclu bir sekilde ortaya cikabilmesine engel olmus olmalidir, malesef, herhalde.
    Ancak bunlara ragmen bu Musluman profili de Peygamberin doneminden beri bir yandan hala ve azimsanmayacak bir oranda mevcudiyetini surdurmus/surduruyor olmalidir yine de bugun dahi (hatta gecmise oranla bugun cok daha guclu ve yaygin bir sekilde dahi denilebilir belki de umarim) her Musluman ulkelerin/toplumlarin icinde dahi.

    Bu sebeple, tum bunlardan oturu simdi direk Kuranin orijinalini herkes icin/adina hedef almanin ve onu yakmanin yersiz/adaletsiz/tutarsiz bir yaklasim olacagini dusunuyorum/soyluyorum ben, temelde,
    oteki konularda yaptiginiz/yapilan cogu elestirilere pek birsey demiyorum,
    zaten bunlari –Kuran disi bazi batil kaynaklar & gelenekler & fetvalar vs.– bu sekilde hatta daha da detayli olarak elestiren Musluman hocalar/ilahiyatcilar/alimler dahi mevcut olmus/olacak olmalidirlar her donemde, az veya cok…

    yine diyorsunuz ki:
    Arap’ın “Allah”ının, göğü şeytanlardan korumak için taş attığını hiç biliyor musunuz? Bkz. Kuran. Meteorları (gök taşları) böyle niteliyor “Allah”ınız!
    Denebilirse tek tutarlı tarafı/yöntemi tabiat olaylarını, gökteki cisimleri vs. “tek tanrı”ya bağlaması, onun emrinde olması vs.dir Kuran’ın.

    Elbette Kuranda,

    Allahin 50.000 yil yukarida tahtinda oturdugu (Mearic 4)
    ve bu tahtinin sekiz melek tarafindan tasindigi (Hakka 17)
    ve bu tahtinin sularin uzerinde yuzdugu (Hud 7)

    Gokgurultusunun Allahi tesbih ettigi (Rad 13)
    Simseklerin insanlari korkutmak ve umitlendirmek icin gosterildikleri (Rad 12)
    Meteorlarin seytanlari kovmak icin firlatildiklari (Saffat 6-10)

    Karincalarin konusabildikleri (Neml 18)

    vs. gibi daha nice “sembolik anlatilar” (=meselin) mevcut olmalidir Kuranda.
    Zaten Kuran kendisinin bu tip “sembolik anlatilarla” (=meselin) dolu olabilip, kendisinin temelde ve cogu zaman bilimsel/nesnel bir Kitap oldugunu hic iddia etmemis, (Kehf 54)
    ve bu baglamda goklerin ve yerin ve canlilarin vs. ilkin nasil ortaya cikmis olabilecekleri gibi pek bilimsel/nesnel konulari dahi hep insanin arastirip asliyla kendisinin kesfetmesine baglamis/emretmis olmalidir, herhalde zaten, ve bu nedenle. (Ankebut 20)
    (*Kuranin tum evrenin ve canlilarin yaratilmasi konusunda bildirdigi hikayelerin temelde yine bilimsel/nesnel
    olmadiklari/olamayacaklari da diger bolumlerde bircok kez tartisilmis/gosterilmis olmali.)

    Kisacasi, bilimle/nesnellikle celisebilecek bu tip bazi/bircok “sembolik anlatilar” bundan oturu Kurani yine –herkes icin/adina– kesinlikle yanlislayan veriler olarak degerlendirilemezler, bastan ve temelde, sanirim/umarim, bundan boyle.

    Tekrar Esen kaliniz.

  17. Kurandaki Din diyor ki:

    Yukaridaki son paragrafta belirttiginiz su husus hakkinda oraya eklemeyi unutmus oldugum epeyce onemli/kritik olabilecegini dusundugum su Kuransal perspektifi de burada aktarayim yine kisaca:

    yine diyorsunuz ki:
    Arap’ın “Allah”ının, göğü şeytanlardan korumak için taş attığını hiç biliyor musunuz? Bkz. Kuran. Meteorları (gök taşları) böyle niteliyor “Allah”ınız!
    Denebilirse tek tutarlı tarafı/yöntemi tabiat olaylarını, gökteki cisimleri vs. “tek tanrı”ya bağlaması, onun emrinde olması vs.dir Kuran’ın.

    Bunun disinda ise, Kuran zaten –o donemdeki tum araplarin dahi her daim 5 duyulariyla gorup acikca/rahatca musahede edebildikleri– onlerindeki bu goklerin ve yerin yaratilmasini, yagmurun yagdirilmasini, bitkilerin cikarilmasini vs. (Bakara 164) temelde Allahin kudretine (varligina degil) dair ayetler olarak sunup,
    daha sonra zaten Allahin varligina coktan beridir inanmis olduklari vurgulanan o fanatik Dinci araplari, (Muminun 84-89)
    ve o donem Arabistanda bulunan bir kisim diger Yahudi ve Hristiyanlari, (Araf 157) bunlara –ozellikle bunlarin Kuranda var oldugu bildirilen o essiz Arapca Edebi Uslup deliliyle birlikte onlara boylelikle aktarilmis olmasina– binaen (Tur 30-34) Kuranin tanittigi Allaha inanmalari emredilmis olmalidir.

    Bunun disinda ise ne Allahin, ne Meleklerin, ne Cinlerin vs. varligina dair 5 duyuyla algilanabilecek tarzda en ufak somut bir delil zaten hicbir zaman verilmeyecegi onemle vurgulanmis (Enam 103 & Furkan 21 & Araf 27),
    ve kendilerinin daha dunyaya gonderilmeden once o Allahin huzurunda zaten
    bulundurulup ve Onu boylelikle zaten halihazirda gormus olabileceklerine, (Araf 172-173)
    ve bu nedenle de daha dogustan kendilerinde Dinci & Allahci olma egilimi/yetisi/karakteri verilmis olabilecek bu tip insanlarin Kuranin bu essiz Arapca Edebi Uslup deliline binaen simdi “dogmatik olarak” Ona baglanmalari ve yureklerindeki bu ihtiyaci ve ahdi boylelikle yerine getirmis olmalari emredilmis olmalidir… (Araf 172-173 & Rad 28)

    Kisacasi, aslen ve temelinde bu nedenle tumden dogmatik nitelikte olabilecek olan (=yani 5 duyuya dayali olarak asla sorgulanamayan/sinanamayan) bu Kuransal davet
    Ateist & Agnostik & Deist tarzda –hayatta tum konularda temelde nesnel deliller uzere hareket eden– turde insanlari degil, ancak sadece dogustan Teist karakterli insanlari kendisine muhatap/hedef/sorumlu aldigi icin sonucta ve sadece, basta ve sonda,
    bu acidan da yine –herkes icin/adina– kesinlikle yanlislanamaz/yadirganamaz olmalidir, yine bastan ve temelden, sanirim/umarim, bundan boyle.

    Tekrar Esen kaliniz.

  18. Mete Tunç diyor ki:

    @K.D.
    “… sembolik anlatilar… ” diye örneklediğiniz ayetlerin sembolik olduklarının kanıtı nedir? “Allah” (ve peygamberi) belirtmiş/ima etmiş midir; yoksa sizin yorumunuz mudur, öyleyse ölçütünüz nedir? İkna edici bir ölçüt sözkonusu değilse, herkes kendine göre sembolik/mecaz sınıflandırması yapmaz mı? Bunları ve benzeri soruları/sorunları ortaya koyunca..!
    “… gibi pek bilimsel/nesnel konulari dahi hep insanin arastirip asliyla kendisinin kesfetmesine baglamis/emretmis olmalidir…” sözünüze dayanak olarak verdiğiniz ayetler tezinizi tam/pek destekler nitelikte değil… anakronizm…

  19. Mete Tunç diyor ki:

    @K.D.
    Kuran, Arap dili ve kültürü için çok değerli bir kaynaktır; entelektüel Araplar ve Arapologlarca elbette incelenmelidir.
    Keza, mesela, Kuran’daki hangi kelime ve cümlelerin doğrudan Muhammed’e, hangilerinin birlerinin yönlendirmesiyle Muhammed’e, hangilerinin Mushaf yazıcılarına ve iktidar sahiplerine ait olduğuna dair (üslup, yaklaşım, kelimelerin kökeni, tarih vs.) araştırmaların tezlerin yapılması gerekmektedir (en az 250 yıldır Tevrat ve İncil hakkında yapıldığı gibi.)
    Özetle Kuran, elbette önemlidir, yüzyıllara damgasını vurmuştur. Fakat… (Bkz. “Kuran Nasıl Bir Kitaptır” yazısı)
    Ahlak, değerler, barış vs. hususlarında Kuran’ı ve Muhammed’i ve yoldaşlarını referans alıyorsunuz, Kuran’ın, çeşitli sebeplerle yanlış yorumlandığını belirtiyorsunuz…
    1. Ahlak, moral, değerler, kurumlar, gelenekler, barış, gelişim, hukuk… Bütün bunların din kaynaklı olmadığını tespit ediyorum tarihe ve günümüze baktığımda. Dinler bu alanlarda fazla ilke, kesin kural ortaya koymamış. Toplumlar; ortak çıkarlar, akıl ve deneyim, etkileşimler, çatışmalar sonunda gerçekleştirmişler yukarında şeyleri. Dinler, kutsal kitaplar sadece (belki, bir ölçüde) bir meşruiyet kaynağı olmuşlar. (İktidar sahipleri için de meşruiyet ve uyutma kaynağı tabii ki)
    2. Kuran, çelişki bulamazsın, der, ama, sayısız çelişki, tutarsızlık, belirsizlik ve bilgisizlik, ahlak dışılık örneği belirtilmiştir. Keza yazmamı istediğiniz, vurguladığınız ayetlere aksi yöndeki ayetler de… Hangisini yazayım?! Tevrat ve İncil konusundaki bilgisizlik, Harun’un kızkardeşi, kervan sesiyle mescidin boşalması, Ayşe ve Zeynep olayları, öldürülen düşmanların karılarının ve kızlarınının becerilmesi, Muhammed’in karılarının ve sahabelerin hileleri, Müslümanları savaştırmak için cennet-huri tasvirleri, savunma amaçlı olmayan savaşlar, şeytanın cin mi melek mi olduğu, zamanı yarattığına inanılan Allah’ın zamana bağlılığı, “kainatı” yaratan “Allah”ın “kainatın” içinde yer alması …” Bütün bunlar sayısız kez ifade edilmiştir. O kadar fazlalar ki… Bu kadar çok olmaları karşısında, en azından, “galiba bir gariplik var” diye hiç mi düşünmüyorsunuz?!
    3. “Kimler daha ahlaklı” yazımda naçizane ifade etmeye çalıştığım gibi, gerek bizatihi Kuran’da bulunan ayetlerden ve tarihi verilerden hareketle, peygamberden başlayarak, karılarının, yoldaşlarının ve sonra gelenlerin, insanlara örnek olacak bir hayat yaşamadıkları, aksine birçok olumsuz davranışları, hükümleri olduğu da ortadadır…
    Dinler, iman insanları iyi, ahlaklı yapmaz… İnsanlar; tabiatlarına, çevrelerine/doğdukları kültür ortamına (eğitim dahildir) ve ekonomik durumlarına göre iyi, ahlaklı olurlar… “İyi olmak” (çoğu insanı dikkate aldığımızda) bir erdem değildir… Dinler insanları güzelleştirmez, insanlar dinleri güzelleştirirler.

  20. Bigalıoğlu diyor ki:

    mete bey,çok okumakla olmuyor bu işler efem.
    görebilmek lazımdır.
    boş konuşmamak lazımdır.
    can sıkıntısı olsa gerek sizdeki bu haller.

  21. boomerang diyor ki:

    pek şirin bigalıoğlu
    .
    şimdi sana ne denir.. çok iyi biliyorumda… burda… ki diğer kurandaki din gibi arkadaşlardan utanacağımdan diyemiyorum…
    .
    mete tunç un son yorumunda boş konuşma adına birşey bulabilmek.. neyse söylemiyeyim yine…
    .
    bu kadar kendini düşürme bence… amigo falan ol biryerlerde…hem böyle saçmalıklar, aklınca şirinlikler yapıp.. sonra da ateistler hep bana/bize laf sokuyor diye ünleşme/höngürdeme, sağda solda ve burada…
    .
    ne demiş adam..
    .
    ben sana imanlı olamazsın demedim… adam olamazsın dedim…
    .
    senin gibi pek te bir naneye benzemeyen din övgücülerine…
    .
    ulan dana… beni savunmak adına yaptığın zırvalıklarda neydi.. gel bakayım diyecek bir tanrının olmasını istemez mi insan.. keşke olsa… şöyle bir okşasa seni… ama sen yine de tanrıya yaltaklandığın için.. cennete gönderileceğini umup dur… burdaki sefilliğin kar kalmasın yanına dikkat et…
    .
    evet biraz kaba oldu… en azından kebap yapmadık ateşte… beterin beteri var deyip allahına şükret..
    .
    kafi değilse .. gel…

  22. Mete Tunç diyor ki:

    son mesajımdaki,
    “1. Ahlak, moral, değerler, kurumlar, gelenekler, barış, gelişim, hukuk… Bütün bunların din kaynaklı olmadığını tespit ediyorum tarihe ve günümüze baktığımda. Dinler bu alanlarda fazla ilke, kesin kural ortaya koymamış. Toplumlar; ortak çıkarlar, akıl ve deneyim, etkileşimler, çatışmalar sonunda gerçekleştirmişler yukarında şeyleri.” yorumuma şerh:
    Gerçi dinler, “kutsal” kitaplar” ve ona dayanan kitaplar; bütünsel ilkeleri, sistematiği, evrenselliği, zamanlarüstülüğü içeren ahlak, hukuk, gelenek vs. vaz edememişlerdir (ki edemezler, sosyal gelişim, farklı iklim ve kültürler vs. buna izin vermez), ama yine “ortak çıkarlar, akıl ve deneyim, etkileşimler, çatışmalar” ve merhamet duygusu gibi saiklerle kimi kurallar, ilkeler koymuşlardır. Ki bunları da yine insanlar, toplumlar gerçekleştirmişdir. “Laik”, dindışı olanlardan tek farkı, bunları ilahi bir kaynağa bağlamalarıdır.

  23. Bigalıoğlu diyor ki:

    boomerang efendi,Allah dede sana bir müjde iletmemi istedi.taa 1400 yıl öncesinden hemde.senin bu şekil densizlikler yapacağını tahmin etmiş herhal.okuyuver aşağıdan…

    “İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.Ona âyetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.-Lokman 6-7”

  24. boomerang diyor ki:

    pek şirin bigalıoğlu
    .
    hani kafan basmıyorsa, senden hallice bir inanıra sor bakayım..ne diyecek
    .
    “””mete bey,çok okumakla olmuyor bu işler efem.
    görebilmek lazımdır.
    boş konuşmamak lazımdır.
    can sıkıntısı olsa gerek sizdeki bu haller.””
    .
    ben bunu kastettim…. ha sen arada kafayı iyice sıyırdın ve bu söylediklerini kurandan ayet olarak algılıyor ve kendini allah yerine koyuyorsan… evet ben alaya alıyorum bu söylediklerini ve gülüyorum…
    .
    cin olmadan adam çarpmaya kalkma… kendi tutarsız, ipe sapa gelmez lakırdılarını savunamadığından kuran ve ayetleriyle dalga geçiyormuşum gibi yaparak.. trübinlere oynama…samimi inananlar senin gibi bir fasık yüzünden daha fazla utanmasınlar… imanlıları temsil ediyorsun ya..cansiperane…:))
    .
    ayrıca şunları da sana sorayım
    .
    allahın namaz kıl emri ve benzerleri gibi şeyleri pekte özenli bir şekilde uygulamadığını yazmıştın bir aralar…
    .
    bana inan diyen allaha inanmayanlara saldırıyorsunda, namaz kıl vs gibi emirlerini uygulamayan yüce şahsına niye iki üç kroşe atmıyorsun..
    .
    hayır sen pek makbul bir osuruktan tayyaresinde…allahın emirlerine uymasan da olur mu….
    .
    ahiretini kurtar evladım… bırak burda lakırdı etmeyi… kendini eleştir önce…
    bunları yaptıktan sonra başkasını kurana uymamakla eleştir … o zaman tutarlı olursun…
    .
    ya böyle hacı…

  25. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas
    diyorsunuz ki:
    “… sembolik anlatilar… ” diye örneklediğiniz ayetlerin sembolik olduklarının kanıtı nedir? “Allah” (ve peygamberi) belirtmiş/ima etmiş midir; yoksa sizin yorumunuz mudur, öyleyse ölçütünüz nedir? İkna edici bir ölçüt sözkonusu değilse, herkes kendine göre sembolik/mecaz sınıflandırması yapmaz mı? Bunları ve benzeri soruları/sorunları ortaya koyunca..!

    Sembolik anlati Kuranda “mesel,” ve cogulu “emsal” kelimeleriyle bildirilip vurgulanmis olmalidir, en bastan:

    Iste, bir ornek:

    Gormedin mi Allah nasil bir sembolik anlatim (=meselen) verdi:
    Guzel bir kelime guzel bir agac gibidir, koku saglam ve dallari gokte olan. (Ibrahim 24)

    Ve baska bir Ayette de:
    Mutlaka biz bu Kuranda (o Dinci & Allahci) millet icin her sembolik ornekten (=meselin) verdik; ancak (o Dinci & Allahci) millet yine de inkarcilikta direttiler. (Isra 89)

    denilerek Kuranin icinde tek tuk degil, daha nice “sembolik anlatimlar” olduguna isaret edilmis olmalidir yine, acikca.

    Kurandaki herhangi bir anlatimin bilimsel/nesnel mi yoksa sadece sembolik mi oldugunu anlamasi icin inanan bir kimsenin
    elbette oncelikle bilimsel/nesnel bulgulardan bir miktar haberdar olmasi ve ondan sonra Kurana yaklasmasi gerekecek olmalidir, herhalde, en bastan.

    Ornegin, Big bang teorisini ve Evrenin ve Dunyanin olusumunu Bilimsel literaturde iyi takip eden bir Inanan elbette sonra Kurandaki o

    evren ve dunyanin 6 gunluk yaratilma hikayesinin (Fussilet 9-12)

    asla bilimsel degil, sadece “sembolik anlatim” olabilecegini rahatlikla anlamalidir. (Ayni sey Evrim teorisini ve canlilarin olusumunu Bilimsel literaturde iyi takip etmek, ve sonra canlilarin ve Ademin bir anda ve camurdan yaratilma hikayesini (Hicr 28-29) buna gore –sembolik mi/bilimsel mi diye dogru degerlendirebilmek acisindan da aynen gecerli olmali yine herhalde elbette…)

    yine diyorsunuz ki:
    “… gibi pek bilimsel/nesnel konulari dahi hep insanin arastirip asliyla kendisinin kesfetmesine baglamis/emretmis olmalidir…” sözünüze dayanak olarak verdiğiniz ayetler tezinizi tam/pek destekler nitelikte değil… anakronizm…

    Ey Muhammed de ki: Yeryuzunde gezin ve bakip-arastirin (=fenzuruu)
    Allah yaratmaya nasil ilkin baslamis (=bedaa)…. (Ankebut 20)

    Dikkat edilirse, bu Ayette
    oturun, size tum yaratilisi ben oldugu gibi anlatacagim, bunun icin hic
    bakip-arastirmaniza asla gerek yok
    denilmiyor, bilakis insanlar bu konuda kendileri bakip-arastirmaya tesvik ediliyor olmalidirlar, temelde. Bu Ayetten kiyasla elbette Peygamberin doneminde dahi ve daha sonraki her donemde de bu Ayetin bu gibi bilimsel/nesnel konularda inananlardan arastirmaci/gozlemci bir zihniyette olmalarinin istendigi sonucuna varabilmek cok yadirganacak sapa bir cikarim degildir, umarim.

    yine diyorsunuz ki:
    Hangisini yazayım?! Tevrat ve İncil konusundaki bilgisizlik, Harun’un kızkardeşi, kervan sesiyle mescidin boşalması, Ayşe ve Zeynep olayları, öldürülen düşmanların karılarının ve kızlarınının becerilmesi, Muhammed’in karılarının ve sahabelerin hileleri, Müslümanları savaştırmak için cennet-huri tasvirleri, savunma amaçlı olmayan savaşlar, şeytanın cin mi melek mi olduğu, zamanı yarattığına inanılan Allah’ın zamana bağlılığı, “kainatı” yaratan “Allah”ın “kainatın” içinde yer alması …”
    Bütün bunlar sayısız kez ifade edilmiştir. O kadar fazlalar ki… Bu kadar çok olmaları karşısında, en azından, “galiba bir gariplik var” diye hiç mi düşünmüyorsunuz?!

    Oncelikle, Kuran Tevrat ve Incili temelde onaylamis
    ve hatta Yahudi ve Hristiyanlarin Tevrat ve Incille hukmetmelerini dahi emretmis, ve onlara bu Kitaplari toptan yakip atmalarini degil, bilakis ayakta tutmalarini emretmis olmalidir yine. (Maide 44-48 & 68)

    Ancak Kendisinin bu onceki Kitaplar uzerine bir “gozetici” ve ayrica ayrintilari & ihtilaflari aciklayici olarak kabul edilmesini emretmis olmalidir. (Maide 48 & Nahl 64)

    Bu baglamda, “Harunun kizkardesi” ifadesinin Meryem icin ozellikle kullanilmis olmasi cok onemli bir ayrinti olmalidir. (Meryem 28)
    Soyle ki, tum yahudiler ve hristiyanlar
    Meryemin Davud soyundan gelip gelmedigi
    ve dolayisiyla Isanin Davudun soyundan olan o Mesih olup olmadigi konusunda ihtilafa dusmus olmalidirlar. (Bkz. Incil/Luka)

    Iste, Kuran Meryemi “Harunun kizkardesi” olarak ozellikle anarak (=Yahudiler arasinda tum Levi soyundan gelenler ozellikle “Harunun kardesleri” olarak anilirlar. Bkz. Tevrat/Leviler)

    boylece Meryemin gercekte Davud soyundan degil, ancak Levi soyundan gelmis bir inanan hanim oldugunu
    ve dolayisiyla Isanin da Davud soyundan beklenen o Mesih degil, ancak Levi soyundan beklenen o Mesih Peygamber (Bkz. Tevrat/Tesniye) oldugunu boylelikle net olarak sonuca baglamis olmalidir.

    kervan sesiyle mescidin boşalması,
    (boyle bir seyi Kuranda animsayamadim/rastlayamadim!)

    Ayşe ve Zeynep olayları,
    (bunlar zaten Kuranda yine Onun inananlara ogrettigi evlenme & bosanma konularindaki genel ahlakina ve gerekcelerine uygun olarak izah edilmis olmali, acikca. (Ahzap 36-37)
    Ancak Kurani (veya mevcut baska bir Dini metni) zaten temelde benimsemeyen Ateist & Agnostik & Deist tarzda insanlarin bunu simdi medeni ahlaka uygun gormemeleri ve boyle bir davranisi yadirgamalari kendi tercihleridir, elbette.
    Kuran zaten bu tarzda insanlara en temel inanc konularinda dahi (yukarida ve baska bolumlerde tartisilmis idi) herhangi doyurucu bir delil vermiyor, onlara hitap etmiyor, veya bu gibi hukumleri onlara “zoraki dayatmiyor” olmali zaten bastan, unutmamak lazim. (Fussilet 3 & 44)
    Dolayisiyla, onlarin da kendi ahlak olculerini her hususta dindar insanlarin uzerine “zoraki dayatmamalari” gerekir, umarim. (Karsilikli anlayis & saygi en temel ve saglam ahlak olcusu olmalidir Dinli & Dinsiz tum medeni insanlarin icin/arasinda)
    (Ancak burada boyle bir davranistan oturu Muhammedi –herkes icin/adina– illa ki mutlak bir sahtekar olarak gorme geregi? meselesini ayrica daha kapsamli analiz (biraz etmistik zaten) yine edebiliriz, istiyorsaniz, daha sonra.)

    öldürülen düşmanların karılarının ve kızlarınının becerilmesi,
    (savasta oldurulen/olen o eski Dinci araplarin hayatta kalan karilari ve kizlari
    eger kendileri din degistirmeyi tercih etmislerse ve inananlara hicret etmislerse bunun ardindan inananlar tarafindan nikahlanabilecekleri
    aciklanmis olmali. (Mumtehine 10)
    Inananlardan ayrilip o eski Dinci araplara siginan kadinlardan ise sadece
    aldiklari mehir paralarini geri iade etmeleri –inananlarin da onlar icin bunun aynisini yapmalari sartiyla– istenmis ve sonra rahatca
    diledikleri o eski Dinci araplarla evlenebilmeleri hususunda dahi herhangi bir dunyevi cezai yaptirim da asla ongorulmemis olmalidir. (Mumtehine 10-11)

    Muhammed’in karılarının ve sahabelerin hileleri,
    (bunlar Kuran degil, temelde saibeli hadis/rivayet kaynakli olup, benim burada sadece orijinal Kaynagi esas aldigimi/alacagimi daha once bildirmis olmaliyim.)

    Müslümanları savaştırmak için cennet-huri tasvirleri,
    (Ancak karsi taraftaki o eski Dinci Araplar da Muhammede ve inananlara karsi saldirirken ve savasirken cennet & huri vs. umarak saldiriyor olmali idiler (Mearic 36-38) en bastan,
    bu durumda Kuranin inananlari bunlardan tumden mahrum birakarak onlarin onunde boylelikle fizyolojik/psikolojik buhranda birakmasi –ilahi adalet acisindan dahi– buyuk haksizlik/eksiklik olur idi zaten, sanirim.

    savunma amaçlı olmayan savaşlar,
    (Kuranda tum savaslarin ancak savunma amacli yapilmasi, ve asla saldiri amacli savas baslatilmamasi onemle emredilmis olmalidir tum inananlara, daha en bastan. Bakara 190 & Tevbe 12-13 & Mumtehine 8-9)

    şeytanın cin mi melek mi olduğu,
    (Seytanin basta Melek oldugu, ve ne zaman ki Allahin o secde emrine
    bas kaldirdiginda artik Cin oldugu anlasilabilir olmalidir Kuranda. (Sad 71-74 & Kehf 50)

    Ve o zaman Meleklere (Iblis de henuz bir Melek olarak bunlarin arasinda olmali su an) dedik: Ademe secde edin!
    Hepsi secde ettiler; sadece Iblis haric. (O boylece artik) Cinlerden oldu (:kane min elcinni), ve Rabbinin emrine ihanet etti… (Kehf 50)

    zamanı yarattığına inanılan Allah’ın zamana bağlılığı,
    (Allah zamansiz & mekansizdir soylemi zaten Kuranin icinde mevcut olmayip,
    sonradan uretilmis ve her nasilsa cok ragbet gormus bir (Kuransal acidan) mesnetsiz soylem olmalidir.

    Allah icin mutlak zaman oldugu (insanlarin 1000 yilina denk gelen bir gun)
    Allah icin mutlak mekan oldugu (Meleklerin ona ancak ellibin yilda ulasabildikleri)

    Kuranda acik olmalidir. (Hac 47 & Mearic 4)
    Bunlar bilimsel (5 duyuya dayali test/sinama yoluyla) olarak elbette dogrulanamayacagi gibi, yine ayni yollardan yanlislanamayacak da olmalidirlar. Bu sebeple sadece inananlar icin/acisindan degerli (dogmatik nitelikteki) “Dini inanclar” statusunde olmalidirlar.

    “kainatı” yaratan “Allah”ın “kainatın” içinde yer alması …”
    (Bu konu tam acik degil herhalde, yukarida anilan ve meleklerin 50.000 yilda cikacaklari o mesafe evrenin sinirlari disindaysa, ve kiyamet gununde tum evrenin Allahin avucunun icinde olacagi bildirisi de gozonune alinirsa burada, (Mearic 4 & Zumer 67) Allah pekala hep kainatin disinda da olabilir boyle bir durumda, sanirim.

    Bunlarin disinda ise, yine Dinlerin (ozellikle Kuranin) iktidar takimi tarafindan tarih boyunca –zorbalik & saldiri & despotizm icin– bircok milletlerin/toplumlarin uzerine/aleyhine kullanilmis oldugu/olacagi yonundeki bazi elestirileriniz ise,
    elbette temelde ve cogunlukla itiraz edilemez nitelikte olmalidirlar, kanimca,
    ancak burada sucu Orijinal Kaynakta ve bu Orijinal Kaynagin tanittigi Allahta/Ilahi adalette degil, bu tip –dinin yanlis kullanimi uzerinden– iktidarperest/egoist/hasta insanlarin kendi tabiatlarinda & iradelerinde aramak daha adil/tutarli/hakli bir yaklasim olmalidir, sanirim, temelde.
    Bu tip egoist/hasta insanlara karsi mucadele edilmesi ise zaten Kuranin tanittigi Allahin Dinli/Dinsiz her insana emrettigi/istedigi/bekledigi onurlu bir mucadele olmalidir yine.

    Yeryuzunde fitne (=herhangi bir Din adina zorlama & baski & iskence yapilmasi, bkz. Buruc 4-10) kalmayincaya
    ve Din (=Kurandaki o Din ozgurlugu prensibiyle, bkz. Bakara 256 & Kafirun 6) tumuyle Allahin oluncaya kadar onlarla savasin!
    Ve eger onlar (bu zorbaliklarindan Tevbe 12-13) vazgecerelerse, artik dusmanlik etmek yoktur, sadece o haksizlik edenler aleyhine! (Bakara 193)

    Tekrar Esen kaliniz.

  26. Bigalıoğlu diyor ki:

    boomerang efendi,sen kimsin ki,benim hakkımda ileri geri konuşursun,terbiyesiz herif.o söylediklerin bizzat senin yediğin haltlardır.bilmediğimi mi sanıyorsun.

    bir daha beni,kendine muhatab alma.sen muhatab alınacak biri değilsin.zavallının birisin sen.

  27. boomerang diyor ki:

    pek şirin pir-i fasık.
    .
    okuyanlar anladı… merak buyurma…:)).. evvela kıçındaki yamadan, fasıklıktan kurtul… ondan sonra alemi irşat et… hadi canım…hadi…

  28. Mete Tunç diyor ki:

    @K.D.
    -Kuran’daki “bilmeyi teşvik eden” ayetler, bugün anladığımız anlamda nötr-soyut-laik (ve insanlığa fayda ve kolaylık sağlayacak) bilgi-bilim arayışı-anlayışı ile ilgili değil, açık olduğu üzere Kuran’ın tek, tabiata, insalara,göklere hakim tanrı tasavvuru kapsamındadır: “Allah”ın eserlerini, neler yaptığını görün, anlamındadır…
    -Eşlerinin peygambere düzenler kurduğuna dair olay, (sadece) hadislerde değil, bizatihi Kuran’da mecuttur… Sahabeleri kınayan ayetler de; bu bağlamda “boşalan mescit” olayı da… Sizin gibi sure-ayet numarası veremediğimden ve tembelliğimden dolayı affedin ama… eminim! Daha neler var neler! Mesela “içkinin faydası da vardır zararı da” mealindeki ayette, içkiyle birlikte kumarın olması (bunu ben de atlamışım, bir kitapta görünce…)
    -6 (velev ki 17-18 yaşında olsun) bir kızla ve evlatlığının karısıyla (“Allah”ı alet ederek kocasından boşatıp!) evlenen 60’ına yakın bir erkeğin evlilik konusunda bağlılarına nasıl örnek olabileceğini düşünüyorsunuz?! İfade edilen tüm gerekçeler hiçbir anlam ifade etmemektedir, somut-olumlu bir sonucu yoktur, tersine bu evliliklerin çok zararı olmuştur ümmete!
    -sembol-mecaz konusu: “gibi”nin geçtiği ayetlerde benzetme’nin yapıldığı açıktır. Mesel, meselen, meselin… Ayetteki bu sözcükleri sembol olarak çevriyorsunuz, ki meallerde öyle değil. Ayrıca, Kuran, peygamberdir dediği insanlara (karakterlere) ilişkin “olayları” da mesel diye adlandırmıyor mu? Öyleyse o olaylar da mı sembolik?!
    -Harun-Meryem izahınıza ikna olmadım: Teslisi bilmeyen (“Allah-İsa-Meryem” “formülünü” arz eder Kuran), gospellerden habersiz, kulaktan dolma malumatları içeren vs. Kuran’ın belirttiğiniz ayrıntıyı belirttiğine inanmamı bekleyemezsiniz herhalde!
    -Savaşlar vs. hususlarındaki yorumlarınız da tatmin edemiyor… İki “mübarek” insanın, Muhammed’in en yakınında, senelerce bulunmuş Ali ile Ayşe’nin savaşını yazar tarih. Hiçbir gerekçe, açıklama bu savaşın gerisinde kişisel çatışmalar, iktidar hırsı olduğu gerçeğini örtemez. Demek, Muhammed o kadar etkili değilmiş ve resmi islam tarihinde anlatılanlar aslında… işte öyle…. Diyeceğim “mübarek” insanlar böyleyse, biat ettikleri örnek değildir, ve sonrakilerin nasıl olduğu ortadadır…

    Bir yerde de söylediğim gibi, din-mezhep, ideoloji vs. bahanedir, meşruiyet gerekçeleridir… Asıl güdüleyici olanlar; iktidar, güç, egemenlik, zenginlik arzusu; intikam duygusu vs.dir… Bu hemen her kültürde ve her dönemde böyledir… İslam’ın oluşumu ve gelişimi dönemleri de bundan farklı değildir.

  29. Oem diyor ki:

    @Kurandaki Din

    Sizden bazı alıntılar yapıyorum:

    1) “ne Allahin, ne Meleklerin, ne Cinlerin vs. varligina dair 5 duyuyla algilanabilecek tarzda en ufak somut bir delil zaten hicbir zaman verilmeyecegi onemle vurgulanmis…”

    2) “Kuranin bizzat ovundugu temel bir kriter kendi icinde celiski olmamasi gerektigi soylemidir…”

    3) “NESNELlikle celisebilecek sembolik anlatilar Kurani yanlislayan veriler olarak degerlendirilemezler…”

    4) “sembolik mi oldugunu anlamasi icin elbette oncelikle NESNEL bulgulardan bir miktar haberdar olmasi ve ondan sonra Kurana yaklasmasi gerekecek…”

    5) “Kuransal davet hayatta tum konularda temelde NESNEL deliller uzere hareket eden insanlari degil, ancak sadece dogustan Teist karakterli insanlari kendisine muhatap aldigi icin…”

    1 ve 2 numaralı alıntıları sizinle olası bir tartışmamızın imkansız ve anlamsız olduğunu belirtmek için aldım. bir kitabı; ‘somut delili asla verilmeyecek’ ve ‘bu kitapta çelişki yoktur’ önkabulleri ile tartışmaya çalışmak, YUVARLAK olduğu önkabul edilmiş bir şeklin KÖŞELERİNİ aramaya benzemektedir.

    3,4 ve 5. alıntıları ise içinde bulunduğunuz çelişkiyi tanımlamak üzere peşpeşe koydum… Elbette siz bu 3 cümlede bir çelişki görmüyorsunuzdur, eminim… Zaten niyetim sizinle imkansızı tartışmak değil, o kadar sabırlı değilim…

    Sağlıcakla…

  30. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,
    yukarida aktardigim o Ayette,

    Ey Muhammed de ki: Yeryuzunde gezin ve bakip-arastirin (=fenzuruu)
    Allah yaratmaya nasil ilkin baslamis (=bedaa)…. (Ankebut 20)

    ifadesini elbette hem normal yoldan musahede etme, hem ilmi acidan arastirma anlaminda rahatlikla alabilecek olmaliyiz. Bunu sadece tek anlama hapsetmenin cok anlamli/makul/gecerli bir yaklasim olacagini dusunemiyorum.

    Ayni tarzda ve yine ayni fiil ile verilmis olan su Ayetlerde de:

    O develere bakmiyorlar mi (=yenzurune) nasil yaratilmis?
    O goge nasil yukseltilmis?
    O daglara nasil oturtulmus? (Gasiye 17-19)

    yine bu gibi her konularin da normal yollardan musahede etme ile birlikte
    ilmi acilardan arastirilmalarina da isaret edilmis olma sonucunu da rahatlikla cikarabilecek olmaliyiz yine, sanirim/umarim.

    yine diyorsunuz ki:
    Eşlerinin peygambere düzenler kurduğuna dair olay, (sadece) hadislerde değil, bizatihi Kuran’da mecuttur…

    Bu bahsettiginiz olay Tahrim 1-5 Ayetlerinde tum sebep/sonuc ve gerekceleriyle aciklanmis olmali.
    Burada ayrica Peygamberin eslerinin bastan Melek & Evliya vs. olmadiklari ve diger insanlar gibi rahatlikla yanlislar yapabilecekleri, ve bu tip yanlislar sonucunda ne tip karsiliklar ve dogrular sonucunda ne tip mukafatlar alabilecekleri de acikca bildirilmis olmalidir onlara ve diger inanan kadinlara da zaten. (Ahzap 28-34 & Tahrim 5, 10-11)

    Yine diyorsunuz ki:
    Sahabeleri kınayan ayetler de; bu bağlamda “boşalan mescit” olayı da… Sizin gibi sure-ayet numarası veremediğimden ve tembelliğimden dolayı affedin ama… eminim! Daha neler var neler!

    Sahabelerin de yukaridaki kapsamda bastan Melek & Evliya vs. olmadiklari
    ve diger insanlar gibi yanlislar yapabilecekleri ve bu tip yanlislar sonucunda ne tur karsiliklar ve dogrular sonucunda ne tur mukafatlar alabilecekleri de acikca bildirilmis olmalidir onlara ve diger inananlara da zaten. (Cuma 11 & Zumer 33-35 & Hadid 20-21 & Muhammed 38….)

    Yine diyorsunuz ki:
    Mesela “içkinin faydası da vardır zararı da” mealindeki ayette, içkiyle birlikte kumarın olması (bunu ben de atlamışım, bir kitapta görünce…)

    burada ne demek istediginizi tam anlayamadim,
    ancak sunu ima etmisseniz, sunu diyebilirim ki:
    elbette kumarin da eglenceli/heyecanli vakit gecirme ve belki bir miktar kolay para kazanma ve bir sureligine dunya dertlerini unutma gibi psikolojik/fizyoljik/maddi bazi faydalari da olabilecegi, ancak daha sonra bu kisa sureli aldatici faydalarin ardindan cok daha buyuk psikolojik/fizyolojik ve maddi/manevi zararlara sebep olabilecegi zaten acik edilmis olmalidir yine inananlara Kuranda, gerekceleriyle. (Bakara 219 & Maide 90-91)

    Yine diyorsunuz ki:
    6 (velev ki 17-18 yaşında olsun) bir kızla ve evlatlığının karısıyla (”Allah”ı alet ederek kocasından boşatıp!) evlenen 60′ına yakın bir erkeğin evlilik konusunda bağlılarına nasıl örnek olabileceğini düşünüyorsunuz?! İfade edilen tüm gerekçeler hiçbir anlam ifade etmemektedir, somut-olumlu bir sonucu yoktur, tersine bu evliliklerin çok zararı olmuştur ümmete!

    O ayette oncelikle Evlatliginin zaten karisindan bastan beri bosanmak istedigi, ve sonra da kendi iradesi ve arzusuyla bunu zaten yapmis ve karisindan coktan bosanmis oldugu acikca anlasilabiliyor olmali, en bastan, dikkatli okundugunda. (Ahzap 37-38)
    Arap kultur ve geleneginde zaten o yastaki erkeklerin genc yastaki kizlarla evlenmesi her donem normal karsilanmis/hala da karsilaniyor olmalidir.
    Muhammed de basta Araplara gonderilmis Arap bir Peygamber olduguna gore Kuranin beyanina gore (Suura 7 & Fussilet 3, 44) bunda cok yadirganacak birsey oldugunu sanmiyorum/dusunmuyorum. Kuranda bu durum baska milletlere emir/tavsiye dahi edilmedigine gore, Araplar da bunu hala normal karsiliyorlarsa, bu baskalarinin cok sorunu olmamali artik, umarim.

    yine diyorsunuz ki:
    sembol-mecaz konusu: “gibi”nin geçtiği ayetlerde benzetme’nin yapıldığı açıktır. Mesel, meselen, meselin… Ayetteki bu sözcükleri sembol olarak çevriyorsunuz, ki meallerde öyle değil. Ayrıca, Kuran, peygamberdir dediği insanlara (karakterlere) ilişkin “olayları” da mesel diye adlandırmıyor mu? Öyleyse o olaylar da mı sembolik?!

    Evet “mesel” temelde “sembolik anlatim” manasinda olmalidir:
    Ornekler:

    Dunya hayatinin “meseli,”
    bir yagmur, bitkiler vs. seklinde verilmis… (Yunus 24)

    Guzel bir kelimenin “meseli,”
    meyvasini her daim veren bir agac seklinde verilmis… (Ibrahim 24-25)

    Kuranin o kafiyeli yapisiyla alay eden Dinci araplarin “meseli,”
    onemini anlamadigi seyi bosa tekrarlayan (papaganlar) seklinde verilmis… (Bakara 171)

    Kuran disinda kaynaklari/melekleri kendilerine veliler edinen Dinci Araplarin “meseli,”
    kendisine zayif bir ev kuran orumcekler seklinde verilmis… (Araf 175-176)

    Ve bu baglamda
    Insani camurdan yaratan Allahin meseli,
    maharetle ureten bir “comlekci” seklinde verilmis olmali… (Rahman 14)

    ve daha nice buna benzer “meseller” (=sembolik anlatimlar) da olmali Kuranda. (Kehf 54)
    Hatta ornegin cinlerin atesten yaratildiklari konusu da yine bir “sembolik anlatim” olabilip bilimsel/nesnel anlamda olmamalidir belki de asla. (Rahman 15)
    Cunki ates (=nar) insanlarin en rahat musahede ettikleri bir sey olmasina ve yakin evrenin icinde milyarlarca boyle atesten yaratilmis Cin oldugunun bildirilmesine ragmen (Cin 8) bugune kadar tek bir Cin dahi tespit edilememistir, ve edilemeyecegine de acikca isaret edilmistir… (Araf 27)
    O halde, burada da yine cinlerin sembolik manada “ates” gibi yakici & helak edici & hizli hareket edici vs. olan ancak gercekte nesnel manada ise neden yaratildiklari asla gorunemez/bilinemez varliklar olabilecegi sonuclari cikarilabilir inananlar tarafindan, sanirim. (Rahman 15 & Araf 27)

    Peygamber hikayeleri ise “enbai” (=haberler) ismi altinda islenir olmalidir temelde… (Taha 99)

    yine diyorsunuz ki:
    Harun-Meryem izahınıza ikna olmadım: Teslisi bilmeyen (”Allah-İsa-Meryem” “formülünü” arz eder Kuran), gospellerden habersiz, kulaktan dolma malumatları içeren vs. Kuran’ın belirttiğiniz ayrıntıyı belirttiğine inanmamı bekleyemezsiniz herhalde!

    Kuran ucleme formulunu (Baba-Ogul-Kutsal Ruh) aynen bilip vurgulayip sonra derhal bunun birakilmasini emreder olmalidir, evvela. (Nisa 171)

    Daha sonra ayrica Meryemin de bir “Ilah” pozisyonuna haksiz/yalan yere cikarildigini (cunki kendisi Allah olarak gorulen bir adamin 5/17 annesi de otomatikman bir Allah olarak gorulmus olacaktir herhalde sonunda,
    balinanin anasi balinadir, arslanin anasi arslandir, vs. mantigiyla ilerlenirse,
    Allah olan adamin anasi da elbette bir parca Allah olmalidir nihai cikarimi/sonucu gibi…)
    ve Isanin asla ne kendisi ve ne de annesi icin boyle bir sey asla iddia etmedigi bilidirilip vurgulanmis olmalidir (Maide 116-117) boylece, ve ayrica.

    “Harunun kizkardesi” ifadesi ise yukarida bir miktar aciklamaya calistigim gibi
    yahudi ve hristiyanlarin uzun zamandir hakkinda ihtilaf ettigi en kritik dini bir konuyu boylece “kisaca ve ustaca” sonuca baglamis,
    ve daha sonra Muhammed Peygamber kendisinden sonra gonderilecegi bildirilen ve Davud soyundan cikacagi yahudi ve hristiyanlar tarafindan da eskiden beri cok iyi bilinip beklenen o “Mehdi-Mesih Resul” hakkinda da Kuranda (ve Kurana uygun bazi sahih soylemlerinde) yine acik bilgiler vererek bu konuyu onlara daha da iyi netlestirmis olmalidir, (Bkz. Ali Imran 81 & Ahzap 7-8) kendisinden beklendigi uzere. (Maide 15 & Nahl 64)

    Burada kucuk onemli bir not: Dikkat ederseniz, bu tartismaya ben sizi Kurana inanmaniz ve tatmin olmaniz icin degil, sadece Kuranin ve buna samimi olarak bagli kalabilecek insanlarin neden bugunun medeni dunyasina/bilimine/toplumuna gayet uyumlu/faydali olabilecek insanlar da olabildiklerini/olabileceklerini,
    ve bilindik despot/barbar/cahil/egoist hasta Musluman tipinin gercekte Kuran orijinli olmadigina bir miktar ikna olabilmeniz icin girmistim, ve dolayisiyla bundan boyle elestirilerinizi geleneksel arap gudumlu Islam dinine/kaynaklarina yoneltip orijinal Kaynagi/Peygamberi ise bu arada artik
    (belki de/umulur ki) gereksiz yere/bosa yakmamanizi belirtebilmek icin.

    Bunun disinda, Kurana bu asliyla inanmis/inanacak olan Dindar insanlara temelde saygili/hosgorulu kalip
    kendi dilediginiz gibi Ateist & Agnostik & Deist tarzda medeni & ozgur bir
    hayat surebileceginizi ve Kuranin tanittigi Allahin bu tip medeni insanlari tutup –Kuranin tanittigi ve hakkinda hicbir somut delil vermeden dogmatik olarak inanmalarini daha dogustan Dinci & Allahci bir yapida olan insanlara bastan emrettigi o iman esaslarini (Araf 172 & Enam 103 & Vakia 84-85 & Isra 44 & …) kabul edemedikleri icin– tutup ebedi cehennemde yakacak cinsten sadist bir tanri olmadigini da bir miktar belirtebilmek icin…

    yine diyorsunuz ki:
    İki “mübarek” insanın, Muhammed’in en yakınında, senelerce bulunmuş Ali ile Ayşe’nin savaşını yazar tarih. Hiçbir gerekçe, açıklama bu savaşın gerisinde kişisel çatışmalar, iktidar hırsı olduğu gerçeğini örtemez. Demek, Muhammed o kadar etkili değilmiş ve resmi islam tarihinde anlatılanlar aslında… işte öyle…. Diyeceğim “mübarek” insanlar böyleyse, biat ettikleri örnek değildir, ve sonrakilerin nasıl olduğu ortadadır…

    Burada da yine benim sadece Orijinal Kaynagi/Peygamberi temel aldigimi, ve bundan ote/sonra olmus olacak olaylarin –varsa– sucunun/suclarinin Orjinal kaynaga ve onun tanittigi Allaha ve Peygambere maledilemeyecegini, ancak bu sucu/suclari isleyenlerin –eger gercekten islemislerse– kendi sahsi karakter/yapilarindan kaynaklanmis olabilecegini yineleyeyim.

    Zaten bir de Kuranin kendisi Peygamber disinda (Duha 3-5) hicbir sahabeye dahi boyle kesin/sartsiz/ebedi bir masumluk & affolunmusluk niteligi vermemis/vermez olmalidir. Bunu da ayrica onemle belirteyim burada. (Bakara 208-209 & Muhammed 38 & Furkan 30)

    yine diyorsunuz ki:
    Bir yerde de söylediğim gibi, din-mezhep, ideoloji vs. bahanedir, meşruiyet gerekçeleridir… Asıl güdüleyici olanlar; iktidar, güç, egemenlik, zenginlik arzusu; intikam duygusu vs.dir… Bu hemen her kültürde ve her dönemde böyledir… İslam’ın oluşumu ve gelişimi dönemleri de bundan farklı değildir.

    Elbette, cogu zaman oyle de olmus/olacak olabilir. Ancak zaten Kuranda dahi yukarida belirttiginiz nedenlerden/gudulerden oturu Allahi & Dini kullanip gercekte Seytana hizmet edecek cok fazla sayida insan cikacagi Kuranda dahi onceden belirtilip isaret edilmis, ve bunlarin faturasinin Kurana ve onun tanittigi Allaha degil, fakat o tip insanlara ve seytana kesilmesi gerektigi istirham/rica/emir edilmis olmalidir… (Sad 79-85 & Sebe 20 & …)

    Tekrar esen kaliniz.

  31. Mete Tunç diyor ki:

    İnternetin faydası; birkaç anahtar kelimeyle buldum.
    Cumua/Cum’a/Cuma suresi 11. ayet: Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah’ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
    Yoruma göre, Muhammed ayakta hutbe okuyormuş/konuşuyormuş, güya kıtlık zamanıymış, zahire yüklü bir kervanın gelişini bildiren def sesi duyulmuş, mescittekiler izin almaya gerek yoktur düşüncesiyle dışarı koşmuşlar, sadece 10-12 kişi kalmış!.. Karizma ne çizilmiştir ama!
    “Durumu kurtarmak adına” uydurulan bahane zekice, makul, inandırıcı, sözlerle tutarlı değil!

    İçki-kumar ayetini, ulemanın bazı ayetleri görmezden gelmelerine, eksik söylemelerine, saptırmalarına bir örnek olsun diye verdim.

  32. Mete Tunç diyor ki:

    Diğer hususlar bir yana (onlar hakkında ortak bir anlayışa gelemeyeceğimiz kesin), asıl, sizin de vurguladığınız;

    “… bu tartismaya … sadece Kuranin ve buna samimi olarak bagli kalabilecek insanlarin neden bugunun medeni dunyasina/bilimine/toplumuna gayet uyumlu/faydali olabilecek insanlar da olabildiklerini/olabileceklerini
    … ”

    ve aynı bağlamda,

    “Burada da yine benim sadece Orijinal Kaynagi/Peygamberi temel aldigimi, ve bundan ote/sonra olmus olacak olaylarin –varsa– sucunun/suclarinin Orjinal kaynaga ve onun tanittigi Allaha ve Peygambere maledilemeyecegini, ancak bu sucu/suclari isleyenlerin –eger gercekten islemislerse– kendi sahsi karakter/yapilarindan kaynaklanmis olabilecegini yineleyeyim.”

    cümleleriniz önemli benim için de:

    Benim gelmek, hatta değindiğim nokta da budur. Dindar insanlar arasında, kendileriyle barışık, üretken, barışçı… insanlar olmuştur, vardır, olacaktır. Onlar vahşi, sosyopat, zalim, takiyeci… dinsizlerden evladır. Fakat böyle insanların yukarıdaki özellikleri, en fazla tabiatlarından (“yaratılışlarından”) gelir. İçinde büyüdükleri, beslendikleri kültür, din neyse, onlara referansla yaşarlar ve hayatlarını tanzim ederler. Yani, aynı niteliği haiz, Hıristiyan, Budist, dinsiz insanlar da mevcuttur. Bir başka deyişle, ahlak, sadece bir dine veya dinsizliğe mahsus, ondan kaynaklı değildir… Halklar, dediğim gibi, birlikte (savaşmadan)yaşayacakları bir kültürü, ahlak ilkelerini, hukuk normlarını, gelenekleri; akılla, tecrübelerle, çatışmalarla gerçekleştirirler. Bunlara ilahi atıfta da bulunabilirler; fakat bu toplumsal-ekonomik-kültürel vs. kökeni değiştirmez.
    Sonuçta; toplumların, çağımızın haklar, özgürlükler, adalet, bilgi vs. düzeyi doğrultusunda ve bunları daha da geliştirmek için dini referans göstermek ve ondan ilham almak, insanlara, insanlığa bir faydası olacaksa herhalde akıl-izan sahibi kimsenin itirazı olamaz.
    Fakat, ben bunun gerçekleşemeyeceğini söylüyorum. Çünkü artık çok şey biliyoruz, okuyoruz, karşılaştırıyoruz, analiz ediyoruz, akıl yürütüyoruz..:
    -Kuran’ı belirttiğiniz manada anlamamızı ikna edecek, sağlayacak tek bir ayet yoktur.
    -Kuran’da peygamberin yakınındaki kimi insanlara övgüler düzülmüştür. Bunlar kurmay takımıdır. Bırakın diğer sahabileri, yönetim kademesindeki ve övülen bu insanların birbirlerine karşı savaşması, peygamberin, Allah’ın, Kuran’ın onları eğitemediğinin açık bir göstergesidir.
    -Muhammed, yeni bir din vazederken özünde Arap geleneklerine, Mekke ekonomisine vs. bağlı olduğuna göre nasıl bütün milletlere, çağlara hitap eden örnek bir insan olabilecekti(r)?
    -Kuran’da, İslam dışı kültürlerde büyümüş bir insanı etkileyebilecek, ona hitap eden tek bir ayet yoktur (zaten olamaz); o halde, insanlar, tamam, güzel şeyler söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz ama referansınız bu mu demezler mi?

  33. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,
    zaten Kuranda Muhammed Peygamber hayattayken cevresindeki kimselerin (yeni musluman araplar veya eski dinci araplar) ona gerekli saygi/hurmet/alakayi bazen veya cogu zaman veya hicbir zaman gostermedikleri acik olmalidir diger Ayetlerde de:

    Ey Muhammed, sana odalarin arkasindan o bagiranlar… (Hucurat 4)

    Ey Muhammed, onlar seni gorduklerinde sadece alay konusu ediyorlar: Allahin –gondere gondere– Resul olarak gonderdigi adam bu mu? (Furkan 41)

    Ey Muhammed, onlar bir eglence ve ticaret gorduklerinde derhal ona kosustular ve seni ayakta biraktilar… (Cumua 11)

    Ey Muhammed, onlar dediler: Bu Kuran o iki sehirden buyuk bir adamin uzerine indirilmeli degil miydi? (Zuhruf 31)

    Sozun kisasi, bu tip benzeri kucumsemeler/saygisizliklar Musa ve Isa ve diger Peygamberlere karsi da yapilmis olmali cogu zaman ve yerde, Kuranin ve Tevratin ve Incilin aktarilarina gore…

    Bunun bir sebebi/hikmeti de kisaca soyle ima ediliyor olmali yine bu Kitaplarda,

    Allah hic/cogu zaman pek gosterisli/bilgili/karizmatik insanlari Resul olarak secmiyor bastan,
    daha sonra “Allahin bu isle alakasi yok, adam kendi
    gosterisiyle/bilgisiyle/karizmasiyla Kitabi uydurdu/isi goturdu.” demesinler diye herhalde oteki Dinciler…

    Tekrar esen kaliniz.

  34. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,
    diyorsunuz ki:
    -Kuran’ı belirttiğiniz manada anlamamızı ikna edecek, sağlayacak tek bir ayet yoktur.
    -Kuran’da peygamberin yakınındaki kimi insanlara övgüler düzülmüştür. Bunlar kurmay takımıdır. Bırakın diğer sahabileri, yönetim kademesindeki ve övülen bu insanların birbirlerine karşı savaşması, peygamberin, Allah’ın, Kuran’ın onları eğitemediğinin açık bir göstergesidir.

    Kuranda ovulen ve dunya ve ahirette gunahlarinin bagislandigi/bagislanacagi bildirilen tek kisi –burada cok buyuk bir hata yapip ortakciliga geri donmedigi surece 10/106 & 17/74-75– Muhammed olmalidir. (Fetih 1-3 & Duha 3-5)
    (Muhammed isminin anlami zaten arapcada: Ovulen kisi)

    Bunun disinda hicbir sahabe acik ismiyle dahi anilmaz Kuranda, bunlarin herbirinin kurtulusu sadece olumlerine kadar imanlarinda sabit olmalarina bagli kilinmis, ve her an dusme/kayma riski icinde olduklari/olacaklari da isaret edilmis olmalidir, ayrica. (Bakara 208-209 & Muhammed 38 & …)

    Ayrica su Ayette de:

    …ve onu (Isayi) Ruhul Kudusle destekledik; ancak eger Allah dileseydi onlardan sonra gelenler birbirleriyle savasamazlardi kendilerine o acik belgeler geldikten sonra; ancak onlar ihtilafa dustuler; onlardan kimi inandi, onlardan kimi kufre dustu… (Bakara 253)

    Demek ki bu tip seyler o kadar yadirganmamali; zaten seytanin her an devrede olacagi ve inananlarin cogunu daha sonra bazi/bircok hususlarda ayartmayi basaracagi da isaret edilmis olmali yine Kuranda. (Sebe 20)

    Ancak bu tip seylerde hemen iyice arastirip analiz etmeden direk Orijinal Kaynagi/Peygamberi sorumlu tutmak
    hakli/tutarli/gecerli bir yaklasim olmamali sanirim,
    ancak bu Orijinal Kaynagi carpitip kotuye kullanmis olabilecekler sorumlu tutulmalilar….

    Zaten bir de Peygamberden sonraki o arap tarihini ve savaslarini vs. pek kale almayip, bu konuda hukmu Allaha ve ahirete havale edip
    simdi sadece Orijinal Kaynakla/Peygamberle alakadar olmalari en dogru davranis olmali herhalde bugunku inananlar icin. (Bakara 141)

    yine diyorsunuz ki:
    -Muhammed, yeni bir din vazederken özünde Arap geleneklerine, Mekke ekonomisine vs. bağlı olduğuna göre nasıl bütün milletlere, çağlara hitap eden örnek bir insan olabilecekti(r)?

    Muhammed Peygamber zaten ozellikle seriat acisindan Araba/Arabistana hitap ettigini Kuranda bildirmis olmali acikca. (Suura 7 & Fussilet 3, 44 & Maide 48)
    Onun butun caglara ve milletlere hitabi yonu ise belki ancak
    diger milletlerdeki dindar insanlarin simdi onun Arabistanda ne zor sartlarda ve laf soz anlamaz fanatik Dinci Araplara karsi nasil mucadele etmis oldugunu, onlara Din alaninda nasil reformlar getirmis oldugunu vs. tanimalari/ibret almalari ve Allaha –bu tip fanatik Dinci Araplari Kuran vasitasiyla medeni dunyaya biraz daha yaklastirmis oldugu icin– sukretmeleri cercevesinde olmalidir herhalde…

    yine diyorsunuz ki:
    -Kuran’da, İslam dışı kültürlerde büyümüş bir insanı etkileyebilecek, ona hitap eden tek bir ayet yoktur (zaten olamaz); o halde, insanlar, tamam, güzel şeyler söylüyorsunuz ve yapıyorsunuz ama referansınız bu mu demezler mi?

    iste referans bu, ve yapilan/yapilacak guzel ameller de bunlar:

    Ve onlara (ana babaya) rahmet kanatlarini ger…
    Yakina hakkini ver, ve yoksula ve yolda kalmisa…
    Cocuklarinizi oldurmeyin fakirlik korkusundan….
    Allahin haram kildigi bir nefsi oldurmeyin…
    Yetimlerin mallarina yaklasmayin…
    Tarttiginiz zaman dogru tartiyla tartin…
    Yeryuzunde boburlenerek yurumeyin…
    Namazi kil, iyiligi emret ve kotulukten sakindir,
    ve basina gelene sabret…
    Insanlara yanagini cevirme…
    Yuruyusunde mutevazi ol ve sesini kis…
    Insanlara guzel soz soyleyin…
    Ana babaya guzellik edin…
    Insanlarin arasini duzeltin…
    Koca ile karisini baristirin…

    Isra & Lukman & Bakara & Suara… ve daha niceleri…

    Tekrar Esen kaliniz.

  35. Mete Tunç diyor ki:

    Yazdığınız ayetlerde belirtilenler (Cuma 11’dekiler hariç) Muhammed’i peygamber olarak kabul etmeyenlerdir (gerekçelerini ve haklılıklarını bir yana koyalım). Benim söylediklerim, onu peygamber olarak kabul eden ailesi, amcaoğlu, kayınpederi ve diğerleridir… “Karizmatik” vb. olmasın, ama Kuran’ın, “Allah”ın, söylendiği gibi bir tesiri olmamış ki, insanların (Kuranda mübareklikleri tescil edilmişleri dikkate alalım) gerçekte pek inanmadıkları, “Kuran ahlakı” ile ahlaklanmadıkları, çıkarlarına göre hareket ettikleri, iyi-sağlam bir temel atamadıkları (Kuran’ı ve tarihi okuduğumda, akıl yürüttüğümde vs. bana göre) kesin!

  36. Mete Tunç diyor ki:

    Güzel ameller dedikleriniz, daha fazlası ve daha edebi ifadelerle felsefede, Budizm’de vs. bulunabilir @K.D… O (Budist) sözler bena nasıl ilahi/aşkın gelmezse, Kuran’ın sözleri de bir Çinli’ye… Kuran’ı okuyup Müslüman olan kaç kişi vardır veya var mıdır acaba?..
    Reform diyorsunuz ama bence devrim: paganlıktan tektanrıcılığa. Fakat sadece inanç bağlamında bir devrim. Ve kan gölü pahasına. Muhammed sonrasına kadar uzayan bir süreç boyunca. En önemlisi, “Allah” adına yapılması; oysa onun, Kuran’ın, Muhammed’in sadece meşruiyet kaynağı olması… Yoksa, ekonomide, sosyal hayatta, hukuk alanında vs. çok fazla değişiklik yapmamış ve böyle bir niyeti de olmamış. Pagan bir Arap geleneği olan Haccı İslamileştirmiş. Ne de olsa tüccar!.. Müslümanlar Allah’a tapıyoruz diye Kabe’nin etrafında huşuyla dönüyor, “aptal bir taşa” elini yüzünü sürüp onu öpüyorlar. Yüzyıllardır böyle ve “Allah” görmezden geliyor!
    Dediğinizi doğru: Muhammed Arap’a-Arabistan’a (Kureyş ve çevresine) hitap etmiştir. Ama arkasından yazdıklarınız… İslam’ı onu sahiplenenen Araplara (Arapların bir bölümüne) bırakıp kendi başımızın çaresine bakalım bence!
    Not. İkinin ikincisi ifadesiyle Ebubekir anılır Kuran’da, ismi geçmese de… Muhammed’in cesedi sıcakken iktidar mücadelesine başlamıştır!

  37. Mete Tunç diyor ki:

    Tekrarla: Tezinizi teyit eden tek bir ayet mevcut değildir; nasıl ki, dinin temeli sayılan pek çok hususta Kuran’da açık, ayrıntılı fazla ayet olmadığı gibi! (Dinler, sonraki aşamalarını kurgulamayan kurucuları ve bilahare kaleme alınan ve belirsizlikler içeren kutsal kitapları ile değil, onları referans alan, dönüştüren, tafsilatlandıran, düzelten, zenginleştiren nesiller tarafından aşama-aşama oluşturulur, kurumsallaştırılır…)

  38. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Oem arkadas
    diyorsunuz ki:

    1 ve 2 numaralı alıntıları sizinle olası bir tartışmamızın imkansız ve anlamsız olduğunu belirtmek için aldım.
    bir kitabı; ’somut delili asla verilmeyecek’
    ve ‘bu kitapta çelişki yoktur’ önkabulleri ile tartışmaya çalışmak,
    YUVARLAK olduğu önkabul edilmiş bir şeklin KÖŞELERİNİ aramaya benzemektedir.

    Burada 5 duyuya dayali olarak algilanabilecek tarzda somut bir delilin
    Allahin, Meleklerin, Cinlerin sahsi/fiziki varliklari hakkinda verilmeyecegini kastediyorum, oncelikle. (Enam 103 & Vakia 84-85 & Araf 27)

    Celiski olmayacak hususlari ise
    Kitabin icindeki kissa/haber/hukumlerin kendi iclerinde veya birbirleriyle celiski/ihtilaf icinde olamayacaklari hakkinda bahsediyorum. (Nisa 82)

    Siz ateist & agnostik & deist felsefede biriyseniz, elbette zaten Kuransal perspektife gore sizinle ancak
    bu Kitaba inanmaniz icin degil, sadece bu Kitaba inanan ve ayni zamanda tum ateist & agnostik & deist tarzda medeni insanliga/topluma da temelde saygili/hosgorulu/anlayisli kalan teist insanlara karsi sizin de neden saygili/ hosgorulu/anlayisli kalmaniz gerektigi konusunda tartisabiliriz…
    (Zaten Mete arkadasla da temelde bunun tartismasini yapiyor olmaliyiz yukarida, uzun zamandan beri…)

    yine diyorsunuz ki:
    3) “NESNELlikle celisebilecek sembolik anlatilar Kurani yanlislayan veriler olarak degerlendirilemezler…”

    4) “sembolik mi oldugunu anlamasi icin elbette oncelikle NESNEL bulgulardan bir miktar haberdar olmasi ve ondan sonra Kurana yaklasmasi gerekecek…”

    5) “Kuransal davet hayatta tum konularda temelde NESNEL deliller uzere hareket eden insanlari degil, ancak sadece dogustan Teist karakterli insanlari kendisine muhatap aldigi icin…”

    3,4 ve 5. alıntıları ise içinde bulunduğunuz çelişkiyi tanımlamak üzere peşpeşe koydum… Elbette siz bu 3 cümlede bir çelişki görmüyorsunuzdur, eminim… Zaten niyetim sizinle imkansızı tartışmak değil, o kadar sabırlı değilim…

    Burada da 3 ve 4. maddeler sadece teistler acisindan/icin soylendigi idrak edildiginde,
    5. madde ise ateist & agnostik & deistler icin/acisindan soylendigi idrak edildiginde
    birbirleriyle celiski icinde olmayip bilakis uyumlu/tamamlayici olabilecekleri umarim yeterince acik olmalidir.
    Kuran ateist & agnostik & deist tarzda insanlarla onlarin bu Kitaba ve tanittigi Allaha & Meleklere vs. inanmalari icin tartismaya girmiyor/girmemis/girmez
    olmalidir, ve bunun nedenini de –kendisine bastan ve dogmatik olarak inanmis olabilecek– teist tarzda insanlara zaten acik etmis olmalidir kendi icinde. (Bu konular da epeyce analiz edilmis olmali Kurandan
    simdiye dek bu ve diger bazi bolumlerde…)

    Siz de sağlıcakla kaliniz,
    Demek istediklerimi –bu ve diger bolumlerdeki yazilarimi biraz daha dikkatli ve etraflica okuma imkani bulunca– daha net anlarsaniz,
    burada sizin sabrinizi tasiracak cinsten “yersiz/yanlis/mesnetsiz/baskici/politik motivasyonlu vs. bos Dini propaganda” yapmadigimi & yapmayi amaclamadigimi ancak daha yukarida belirttigim o (mumkun oldugunca saygili/hosgorulu/anlayisli) insancil & Kurancil amac dogrultusunda yazdigimi anlayabilirsiniz umarim zaten…

    Esen kalin.

  39. Kurandaki Din diyor ki:

    Sn. Mete Tunc arkadas,
    yukarida ilettigim Hucurat 4 ayeti de oncelikle yine temelde bazi muslumanlari kasteden bir ayet olmalidir. Bunun disinda, Muhammed Peygamberi bazen/cogu zaman/her zaman zor durumda ortada birakan baska bircok musluman ve musluman gorunumlu kimselerden de bahsedilir olmalidir Kuranda. (Ali Imran 153 & Cuma 11 & Nisa 78 & Tevbe 42…)
    Sozun kisasi Muhammed Peygamberin pek politik/karizmatik veya yakisikli/gosterisli bir kimse olmadigi, ancak durust ve sade bir kisiligi oldugu Kurandaki anlatilardan/olaylardan acikca anlasilabilir olmalidir, sanirim.

    yine onemle belirteyim ki,
    Kuran ahlaki ile ahlaklanmayan ona aykiri davranan veya davranmis olabilecek olan kimselerden oturu sucu direk Kurana/Peygambere atmak
    etik/hakli/vicdanli/gecerli bir davranis olmamalidir…
    Ve Kuranin kendisi zaten inananlar icinde sadece bir boluk haric (Kurana gonulden/samimi bagli “muhlesiin” bolugu 38/83 & 39/2-3) digerlerinin bazi/bircok/her konularda seytanin tesirine girebilecegini haber vermis (Sad 79-83)
    ve Peygamberin de kiyamet gununde kendi kavminin bu Kurani gerekli ilgi ve alakadan mahrum birakmis (= mehcura) ve boylelikle cogunlukla sapmis olacaklari konusunda bu acidan buyuk bir sikayette bulunacagi acikca isaret edilmis olmalidir. (Furkan 30 & Sad 79-83)
    (*ummetinin 73 firkaya bolunup bunlardan 72sinin cehennemde son bulacagi soylemini de hatirlamak gerekir belki de burada)

    yine diyorsunuz ki:
    Güzel ameller dedikleriniz, daha fazlası ve daha edebi ifadelerle felsefede, Budizm’de vs. bulunabilir
    @K.D… O (Budist) sözler bena nasıl ilahi/aşkın gelmezse, Kuran’ın sözleri de bir Çinli’ye… Kuran’ı okuyup Müslüman olan kaç kişi vardır veya var mıdır acaba?..

    Burada tartismamiz sizi veya cinlileri & japonlari vs. Kuranin ilahi kaynakli olduguna kesin inandirip musluman etmek degil idi zaten, bastan, unutmayin lutfen,

    sadece Kuranin Allah adina kotulugu/savasi/despotlugu/baskiciligi emreden
    bir Kitap olmadigini ortaya koymak ve sizi bu acidan
    tarih icinde ve simdi “Musluman” bazi kimselerin islemis olduklari/olabilecekleri bazi kotuluk/savas/despotluk/baskicilik vs. curumlerinden oturu Orijinal Kaynagi/Peygamberi gereksiz/haksiz yere hedef alip tum medeni Dindar insanlari da boylelikle gereksiz/haksiz yere rencide etmemenize (umulur ki/belki de) bir miktar ikna edebilmek icin idi… (hala da umut vardir bu konuda umarim)

    Elbette, Kurana inanmak icinizden gelmiyorsa, dilediginiz sekilde ozgurce/medenice yasayabilirsiniz; kimsenin size bundan oturu satasma hakki olamaz, hem medeni hem Kurani prensiplere gore…
    Hatta ateist & agnostik & deist tarzda bir felsefeyi benimser
    ve ardindan Tanri/Din adina olumlu veya olumsuz herhangi bir soylemde bulunmamayi da sahsen tercih eder,
    ve bu acidan Dine ve yukarida bir miktar incelemis oldugumuz Orijinal Kaynaga/Peygambere bagli medeni Dindarlara da saygili/hosgorulu/anlayisli kalmayi da bir erdem telakki ederseniz, (aynen onlarin da size karsi bunu telakki etmis olmalari gerektigi gibi)
    Kuranin tanittigi Allahin/Peygamberin ve buna bagli medeni Dindarlarin da zaten sizinle hicbir problemi/sorunu/kirginligi olmaz ne bu dunyada ne de otesinde, umarim.

    yine diyorsunuz ki:
    Reform diyorsunuz ama bence devrim: paganlıktan tektanrıcılığa. Fakat sadece inanç bağlamında bir devrim. Ve kan gölü pahasına. Muhammed sonrasına kadar uzayan bir süreç boyunca. En önemlisi, “Allah” adına yapılması; oysa onun, Kuran’ın, Muhammed’in sadece meşruiyet kaynağı olması…

    Kuranda tanitilan “paganlik” sadece o eski Dinci Araplarin disi Melekler olduklarini iddia ettikleri (Lat, Uzza, Menat) ve kendilerinin temsili heykellerini yapip bu kanaldan
    kendilerinden (bunlarin onlara gore gokteki canli asillarindan) Sefaat & Afiyet umduklari ve bu Meleklerin kendilerini Allaha boylelikle hem dunyada hem ahirette yakinlastirdiklari/yakinlastiracaklari iddiasindan ibaret olmalidir. (Necm 19-27 & Zumer 3 & Zuhruf 19-20 & Yunus 18) Dolayisiyla, Muhammed Peygamberin Kuran vasitasiyla gerceklestirdigi temel sey bu zaten eskiden beridir Dinci & Allahci olan araplari belirgin bir sekilde Reforme etmekten ibaret olmalidir bu gibi (Allah Kuranla/Kuranda tek velidir, tek hukum koyucudur, sefaat yetkisinin tek sahibidir, tek Rabdir) en temel konularda. (Secde 4 & Kehf 26 & Zumer 44 & Ali Imran 80 & …)
    Ortaligi kan golune ceviren Muhammed Peygamber degil, o fanatik Dinci & Allahci araplar olmalidirlar evvela… (Enfal 30-32 & Mearic 36-38 & Hac 72 & Tevbe 112-113 & …) Muhammed Peygamberin yaptigi burada sadece savunma savaslari ve sonrasinda da Kuranin ongordugu o Din ozgurlugu esasini tesis etme amacli olmalidir. (Bakara 190 & Tevbe 112-113 & Kafirun 6 & Bakara 256) Muhammed Peygamberin vefatindan sonra olan olaylar ise onu ve Orijinal Kaynagi asla baglamaz & tohmet altinda birakamaz olmalidir. (Bakara 208-209 & Furkan 30)

    yine diyorsunuz ki:
    Pagan bir Arap geleneği olan Haccı İslamileştirmiş. Ne de olsa tüccar!.. Müslümanlar Allah’a tapıyoruz diye Kabe’nin etrafında huşuyla dönüyor, “aptal bir taşa” elini yüzünü sürüp onu öpüyorlar. Yüzyıllardır böyle ve “Allah” görmezden geliyor!

    Hac zaten ilkin Ibrahim ve Ismail Peygamber zamaninda tesis edilmis onemli bir ibadet sekli olup (Bakara 127-128) Muhammed Peygamberin zamaninda tekrar reforme edilmis ve o dinci Araplarin (bunlar da kendilerini Ibrahime bagli olarak goruyor ve Hacci kendi adetleri uzere yapiyor olmaliydilar zaten) oraya Melekler adina yapip koyduklari o temsili heykeller vs. temizlenmis olmali…
    Epeyce para/gelir kaybetme pahasina Muhammed Peygamberin o eski Dinci araplari artik Kabeye/Hacca yaklastirmamasi onun burada bir Tuccar degil oncelikle samimi bir Dindar mantigiyla hareket etmis olabileceginin onemli bir kaniti olmalidir, sanirim. (Tevbe 28)

    Ve ikinci hususta ise, Allah gormezden gelmiyor, ancak zaten Kuranda bu tip yanlis uygulamalarin yapilmamasini oncelikle onemle emrediyor, (Cinn 18-22 & Suara 71-74)
    ancak dunyada seytana da kiyamet gunune kadar serbestlik verildiginden oturu hemen bunun disinda baska bir sekilde mudahelede bulunmadigini/bulunmayacagini da vurguluyor olmalidir, belki de. (Cinn 18-22 & Suara 71-74)
    Mudahelesini simdilik sadece Kuranda (bunu anlayan samimi Dindarlara) sozlu olarak boylece yapiyor (Cinn 18-22 & Suara 71-74) ve onlari zaten bu tip pek akilci olmayan davranislardan korumus/koruyor olmalidir, herhalde. (Isra 63-65)

    yine diyorsunuz ki:
    Dediğinizi doğru: Muhammed Arap’a-Arabistan’a (Kureyş ve çevresine) hitap etmiştir. Ama arkasından yazdıklarınız…
    İslam’ı onu sahiplenenen Araplara (Arapların bir bölümüne) bırakıp kendi başımızın çaresine bakalım bence!
    Not. İkinin ikincisi ifadesiyle Ebubekir anılır Kuran’da, ismi geçmese de… Muhammed’in cesedi sıcakken iktidar mücadelesine başlamıştır!

    Evet, seriat acisindan elbette Kuran temelde Araba/Arabistana hitap eder olmalidir. (Suura 7 & Fussilet 3, 44 & Maide 48) Ancak Kurani bu gercek tarihsel & mekansal perspektifinde ve dogrulukla okuyup bundan ikincil olarak kendilerine ogut/nasihat/ibadet kissalari alan
    her milletten Dindar insanlar sonucta insanliga/bilime/medeniyete zarar degil, bilakis fayda verebilirler, sanirim/umarim.
    Yeter ki bu tip ayetler yerinden/baglamindan koparilip tumden yanlis ve despotca bugunun tum medeni insanligi/bilimi/medeniyeti aleyhine zorbaca kullanilmaya kalkilmasin simdi…

    Bahsettiginiz “ikinin ikincisi” ayetinde dahi Ebu Bekir acik ismiyle anilmaz… ve kendisine herhangi bir dunyevi-uhrevi kesin ilahi taahutte de bulunulmaz olmali burada.. (Tevbe 40)
    Acik ismiyle ovulen ve dunya ve ahirette islemis oldugu tum gunahlarin bagislanacagi/bagislandigi bildirilen tek kisi Muhammed Peygamber olmalidir Kuranda. (Fetih 1-3 & Duha 3-5) Bundan ote her sahabenin dahi olumlerine kadar kayma/dusme tehlikesinde ve risk altinda olacaklari ve ancak olumlerine kadar imanlarinda sabit olup sapmazlarsa sonsuz kurtulusa ercekleri taahhut edilmis olmalidir temelde. (Bakara 208-209 & Ahzap 24-25)
    Bir de bunun disinda o sahabeler de dahil tum inananlarin bazen Kurana aykiri kotu hareketler & eylemlerde de –kasitsiz olarak– bulunabilecekleri, ancak daha sonra bunu anlayip tevbe ettiklerinde affedilecekleri acik edilmis olmalidir. (Ali Imran 135 & Furkan 68-71)
    Sozun kisasi, yine herhangi bir sahabenin dahi –yapmis oldugu/olabilecegi– Kurana aykiri bir hareketinden/davranisindan/eyleminden oturu
    Orijinal Kaynak onun bu konudaki nihai ogretisi & hukmu iyice analiz edilip anlasilmadan derhal tohmet altinda birakilamaz olmalidir, bu vesileyle…

    Tekrar esen kaliniz.

  40. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Mete Tunc arkadas
    yine diyorsunuz ki:

    Tekrarla: Tezinizi teyit eden tek bir ayet mevcut değildir; nasıl ki, dinin temeli sayılan pek çok hususta Kuran’da açık, ayrıntılı fazla ayet olmadığı gibi! (Dinler, sonraki aşamalarını kurgulamayan kurucuları ve bilahare kaleme alınan ve belirsizlikler içeren kutsal kitapları ile değil, onları referans alan, dönüştüren, tafsilatlandıran, düzelten, zenginleştiren nesiller tarafından aşama-aşama oluşturulur, kurumsallaştırılır…)

    Halbuki, iste bu sade tezi acikca teyit edebilecek olan guclu bir Ayet:

    Ey Muhammed de ki: Ben Allahtan baskasini mi kendime bir Hukmedici edinecekmisim, ve O burada size o Kitabi TAFSILATLI (=mufassalan) olarak indirmis iken? (Enam 114)

    …ve lakin o (Kitap) oncesindekileri (Tevrat & Incil) tasdik eden ve her seyin TAFSILATINI (=tafsiyla) barindiran,
    ve bir hidayet ve rahmet olandir inanacak bir kavim icin. (Yusuf 111)

    Allah eger Kuran icinde herhangi bir hususta daha fazla detaya girmiyorsa,
    bunun nedeni kelime/cumle kurmakta gucluk cektiginden degil, bilakis Dinin inananlar acisindan her donem mumkun oldugunca kolay olmasini irade etmis oldugundan oturudur
    diye gerekcelendirilmis olmalidir, Kurana gore, bastan. (Hac 78 & Maide 101 & Kehf 109)

    Bu baglamda, Muhammed Peygamber omru boyunca sadece bu yeterince “tafsilatli” olarak nitelendirilen Kuranla hukmetmis (Nisa 105);
    ve yine kendilerine verilmis o “tafsilatli” Kitabi (Enam 154) tek hukum kaynagi edinmeyip
    bunun disinda Haham ve Papazlarinin kendiliklerinden ve sonradan urettikleri hukumlere de tabi olarak Dinlerini tahrif ettikleri bildirilen yahudi ve hristiyanlarla bu baglamda epeyce mucadele etmis de olmalidir. (Maide 44-47 XXX Tevbe 31)

    Nitekim buna benzer bir mucadeleyi Muhammed Peygamberden once Isa Peygamberin de bu tip bazi yahudi hahamlara karsi yapmis oldugunu Incilde de tekrar acikca gorebiliyor olmaliyiz. (Matta 15/3-9)

    Sozun kisasi, kurumsallastirilan Din ile Orijinal Din arasinda yine epeyce fark var olabilir (yukarida anilan her Din acisindan).
    Burada da hahamin/papazin vs. sucunu Orijinal Kaynaklara/Peygamberlere yuklememek gerekir sonra yine…

    Tekrar esen kaliniz.

Leave a Reply