BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Bir Münzevi’nin Hezeyanları…

[Bu yazı 17.09.2007 tarihinde eski blogumda yayımlanmıştır.]

Bir Münzevî’nin Notlarından… isimli blogun sahibi Bekir L. Yıldırım. Bu şahsın Türk ateistlerle ilgili ilginç iddiaları var. Bakın Bekir Yıldırım ne demiş:

Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

Bir de bunun üzerine bu iddiasının kanıtlarının ateistforumda bulanabileceğini söyledi:

Bu hukmun dayandigi deliller gene adi gecen sitede mevcuttur; fakat gene malumun ilami ve zaman israfi saiki ile kes yapistir yapmaya gerek gorulmemistir. Israf edecek zamani olanlar kaynagina bakabilir.

Benim bu iddiaya karşı verdiğim cevap ise şöyle:

Üzgünüm ama burada çuvalladınız Bekir bey. Yanlışta ısrar ettiğinizi görmek üzücü. Hodri meydan. “Yahudilerin kıçını öpme ve hristiyanlığa bayılma” olaylarını kanıtlamaya davet ediyorum sizi. Siz bunları araya durun ben size bunların tam tersini kanıtlayan bazı alıntılar yapacağım ateistforumdan:

1. Insanliga kakalanmis en buyuk masal: “Isa/Hristiyanlik”
.
.
3. sonuç olarak ister hristiyanlık olsun isterse orta doğu kökenli diğer dinler olsun, hepsi benzer palavralardır ve orta doğu kültürlerinin ortaya attıkları, kendi uydurmalarıdır.
.
.
12. şimi burada yani ateist formda hıristiyanlığada yüklendiğini, çoğu zaman tüm dinler diye söz ettiğimizi, tüm dinler saçmadır dediğimizi bal gibi biliyorsun ama hala bu konuyu açıyorsun işte sen bir yalancısın.
.
.
20. Bizim hedefimizde sadece Islam yoktur, diger ilkellikler (dinler) de hedefimizdedir.. Tamami mucadele edilmesi zorunlu zararlilardir.. Bunu kafaniza iyi sokun..Kendi adima Kuran’i yeterince okumusumdur.. Her noktasini ve hic bir sey olmayan ilkel bir kitap oldugunu iyi bilirim.. Isteyene ders bile verebilirim..

Arada nokta ile geçtiğim yerler alıntılarla dolu aslında. Burada çok kalabalık olmasın diye hepsini koymadım. Cevabımın tamamını görmek isteyeler buradan ulaşabilirler.

Daha sonra Bekir bey nedense buna karşı bir cevap vermedi ve şöyle garip bir mesaj yazdı:

Bir de ilave: lumpenin teki iki isimle yorum yapiyor herkesin zeka seviyesini kendi laikci taifesininki sanarak. Onemi degil; zaten ayni bozuk plagi calar hepsi.

Hem kendi iddiasının aksini gösterdiğim delillere karşı birşey ortaya koymadı hem de garip bir şekilde o yazıya yorumda bulunan diğer bir ateist olan sinanoğlan rumuzlu kişi ile ben sanki aynı kişiymişiz ama farklı isimlerle yazıyormuşuz gibi komik ve gerçeklerle hiç ilgisi olmayan bir izlenim vermeye çalıştı. Üstelik buna cevaben yazdığım mesajları da sildi. Ayrıca dünden beri bu konuyla ilgili olarak gönderiğim mesajları, içeriğinde hakaret olarak algılanabilecek hiçbir şey olmadığı halde siliyor. Ne kadar asil bir davranış öyle değil mi?

İşte size bir münzevinin hezeyanları…

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 7830, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

76 Comments

  1. Mete Tunç diyor ki:

    Yukarıdaki tarzda ve dini-ladini hemen her konuda, pek çok insanın tepkilerini, sözlerini, cevaplarını, üsluplarını, yaklaşımlarını maraz-ı müstevlî diye tanımlayabiliriz bence.
    Her gün sayısız örnekle karşı karşıyayız.
    Bu halin nedenlerini, sözkonusu marazlı insanların psikolojilerini ve sonuçlarını, gerçek kişi ve yaşanmış-yaşanan olaylarla anlatan, açıklayan araştırmalara, kitaplara ihtiyaç bulumaktadır.

  2. Bigalıoğlu diyor ki:

    “20. Bizim hedefimizde sadece Islam yoktur, diger ilkellikler (dinler) de hedefimizdedir.. Tamami mucadele edilmesi zorunlu zararlilardir.. Bunu kafaniza iyi sokun..Kendi adima Kuran’i yeterince okumusumdur.. Her noktasini ve hic bir sey olmayan ilkel bir kitap oldugunu iyi bilirim.. Isteyene ders bile verebilirim..”

    vay hedef ha.bak sen.mücadele edilmesi gereken zararlılar.yukarıda söylenenlere yorum yazmak bile abestir.nasıl bir kafa yapısı bu böyle.arıza durumu sözkonusu.

    da vinci dostum,bir yerlerde derindüşünce’de yasaklı olduğunu söylemiştin yanılmıyorsam.hatta birkaç defa’da kendi bloğunun yasaklandığını da söylemiştin.ifade özgürlüğünü her zaman savunmuşumdur.ancak sendeki bu haller gerçekten zarar haller olsa gerek pek sevmiyorlar seni.acaba sende bir arıza durumu olabilir mi?bunu düşünmeye başladım.

    sağa sola cahil cüleyla yapıştırması yapmaktan geri durmuyorsun ama yukarıda yazılanlar akıllı bir kalemden çıkmış gibi görünmüyor.

  3. Da Vinci diyor ki:

    @Bigalıoğlu

    Oradaki 20 maddede yazanlar benim değil ateistforumdaki bazı katılımcıların görüşleridir. Onları alıntılamamın amacı Bekir Yıldırım’ın “Türk ateistleri yahudi ve hristiyanların hayranı olduğu, onların kıçını öptüğü” iddiasının ne kadar komik olduğunu göstermektir. Bu konuda sen kime katılıyorsun? Türk ateistlerde sence musevilik veya hristiyanlık hayranlığı var mı?

  4. Bigalıoğlu diyor ki:

    o konuda haklı olabilirsin da vinci.bura türkiye olduğu ve türkiye müslüman bir ülke olduğu için burada yaşayanlara islam’a saldırılıyormuş gibi gelebilir.algısal bir hata olabilir.beraberinde türk ateistler,hristiyanlara veya musevilere kendini daha yakında hissedebilir (gavurda durum nedir kesin olarak bilemem tabii).bu hissiyatın nedeni batının gelişmişliği,batıda dinin etkisinin azalmış olması,dini yanlışlarını kısmen kabul ediyor oluşları vs etkili olmuş olabilir.

    kanaatimce ateistleri en çok zorlayan dinler,müslümanlık ve budizmdir.budizm’in felsefesinin bir insandan çıkmış olmasının yanında evrensel olarak akla yatkınlığı bir çok insanı ateizm yerine budizme itmiş olabilir.

    bu durumda ateizm’in en gerçek düşmanı müslümanlık gibi görünüyor.çünkü islam ilahi bir yaratıcı işaret ediyor ve bu bilinmezlik ateistleri fazlasıyla rahatsız ediyor.beraberinde kutsal kitapta (kuranda) çelişki ve yanlış hristiyalıktaki kadar bulunmadığından ve akla hitap eden bir din olduğundan bu rahatsızlık iyice belirgin hale geliyor.

    aslında genel olarak baktığınızda ateistler bütün dinlere eşit mesafededir.ancak sizleri en çok rahatsız eden islam oldugu için en fazla onu yanlışlamaya çalışırsınız.enteresandır ne kadar uğraşırsanız uğraşın,islamı yanlışlayamıyorsunuz.buda onun gerçekten ilahi bir kitap oldugu varsayımını daha da güçlendiriyor.

  5. boomerang diyor ki:

    pek şirin akıldane bigalıoğlu
    .
    da vincinin alıntıladığı yazıda bir sorun yok.. sen hala amigoluk yapıyorsun.. türkiyeli ateistlerde, islam dininin egemen olduğu bir ülkede olduklarından ilgilendikleri dinin islam olmasından doğal birşey olamaz herhalde..
    .
    ama sen ve senden daha hallice islamcıların, eziklikleri nedeniyle,, onlara iftira, yalan, olmayanı yapıştırma, pratiğini, kul hakkını hiç iplemeden icra ettiğinden,, bünyeniz folloş olmuş.. beyniniz malum-u ilan….
    .
    türkiyede emperyalizmi ve onun ağababası ABD yi her daim eleştiren.. onun kucağında oturan fetonuz değil, solcular ve ateistler olmuştur…
    .
    israil in siyonist politikalarını eleştiren,, sizin gibi ikiyüzlüce sadece müslümanlara zulmettiği için değil fakat insan oldukları ve baskı altında oldukları için filistinlilere, destek verenler solcu ve ateistlerden mürekkep olmuştur…
    .
    bekir L. yıldırım gibi kerameti beyninden malum höngürdeklerin iki zırvasıyla değişmez bu işler…
    .
    kurana göre tüm yaratılanlar dinsiz/ateist olsa bile kuldur… ve kuran kul hakkı yemeyin der…bu kadar iftirayı hangi yüz ve pişkinlikle icra ettiğinizi biliyoruz zaten..
    .
    merak ettiğim şu: allaha inanan korkar ve kul hakkı yemez… bunlar gerçekten allaha inanıyorlar mı yoksa münafıklar mı? yada inanmak ve islamı savunmak, bizim farkında olduğumuz yada olmadığımız bir takım faydalar sağlıyorda, politik olarak mı böyle yapıyorlar.. bir düşünüver
    .
    islamın açık hükmünü takmayan islamcılar… :)) takvanızı yesinler.. boncuklar.. ne şirinsiniz böyle..
    .
    ayrıca.. demişsin ki:
    .

    “”kutsal kitapta (kuranda) çelişki ve yanlış hristiyalıktaki kadar bulunmadığından ve akla hitap eden bir din olduğundan bu rahatsızlık iyice belirgin hale geliyor.””
    .
    yani çelişki ve yanlışlıklar var ama hristiyanlıktaki kadar değil..
    .
    bunu diyerek yine savunur göründüğün, kurana küfrediyorsun… çünkü:
    kuran kendisinde hiç bir çelişki olmadığını söylüyor..:))
    .
    ya hacı efendi böyle…

  6. Editör diyor ki:

    Sayın boomerang,

    Kelimelerinizi daha özenle seçmenizi ve hakaret gibi algılanabilecek sözlerden kaçınmanızı rica ederim. Bu ricam burada yazan herkes için geçerlidir. Lütfen bu sitede şimdiye kadar süregelen seviyeli tartışma ortamını muhafaza edelim.

  7. boomerang diyor ki:

    editör arkadaşım
    .
    özenli yazmam gerektiği konusunda ki uyarınızı dikkate alacağım/almalıyım..
    .
    uslübum biraz hani denir ya “dinime küfreden bari müslüman olsa”
    diyerek sert oldu..
    .
    burada samimi dindarları asla kastetmediğimi belirtmek isterim.. önceki yazılarımda da dile getirmiştim bir aralar.. samimi dindarlara içten bir sevgi beslediğimi, sıcaklık duyduğumu tekrar belirteyim…az da olsalar onlarda temiz/masum bir yan bulmuşumdur hep…ahlaken tutarlı olma çabası içinde olmalarını yerinde ve övülesi bir durum olarak görüyorum…
    .
    buradaki eleştirilerimin, onları asla bağlamadığını bilmelerini belirtmek isterim..
    .

  8. Kurandaki Din diyor ki:

    Dinci provokasyon yapmanin en etkili yollarindan biri karsidaki sahislar
    her kim/her ne olurlarsa olsunlar, sonucta onlari
    yahudi/siyonist/mason vs. destekcisi ya da desteklisi olarak takdim etmeye calismak olmalidir. (bunun gercek olup olmadigi, veya delili olup olmadigi onemli degildir burada,
    onemli olan muhatap aldiginiz dinci kesimi bu sekilde provoke edip bu arada kendi “dini acendanizi” rahatlikla bu provoke edilmis safi topluma bu galeyan aninda kolayca gecirebilmek olmalidir… (Bunu tarih boyunca ve simdi de ustalikla uygulayan nice sahte mehdiler, kurnaz din kahramanlari vs. cogumuzun/hepimizin malumu olmalidirlar zaten.)

    Ancak bu tip durust/etik/ahlakli olmayan tutumlar elbette kisa vadede bu tip Dinci karakterlere kendi cevrelerinde maddi/manevi bircok avantajlar & cikarlar saglayabilmesine ragmen, uzun vadede samimi Din ve Dindar insanlar icin cok zararli sonuclar dogurabilmektedirler.
    (Dine ve tum dindarlara toptan nefret duyulmasi ve topunun bu tip provokator
    dincilerle ayni kategoriye konularak cogu yerlerde/zamanlarda hepten dislanmalari & nefret edilmeleri vs. ve daha nice bilindik olumsuzluklar gibi)
    (*Buradaki aciklamalarim kesinlikle yukaridaki yazida adi gecen o B. Y.
    –onu pek/hic tanimiyorum cunki– veya baska herhangi bir belirli sahis/sahislar
    icin/aleyhine degildir.
    Sadece bu cok genel konudaki cok genel bazi tespit/gozlem/degerlendirmelerimdir.)

    Fakat bu arada Da Vinci fanatik dinci zihniyetle ugrasirken, bir yandan da Dine ve samimi dindar insanlara saygili/anlayisli/hosgorulu kaldigini & kalabilecegini vurgulayan bazi aciklamalar/notlar koysan yazinin basinda/sonunda vs.
    cok/pek iyi olurdu…

    Yoksa yukaridaki alintilarindan (isim vermemissin, dolayisiyla hepsi bizzat senin soylemlerinmis izlenimi veriyor) en az senin de yukarida muhatap aldigin o fanatik dinci zihniyet kadar art niyetli/gayri ahlaki/saldirgan bir fanatik “gayri dinci” zihniyet oldugun sonucuna rahatlikla varabilirdim/varabilirim…!

    Bunun disinda, Kuranda –dinsel acidan degil– bilimsel acidan bakildiginda,
    en az Tevrat & Incil kadar hatta onlardan daha da fazla tuhaf & komik & aykiri anlatimlar oldugu –Kurani orjinal kaynagindan okuyup– bilenler icin acik olmalidir. Hatta en kritik iki konuda yani Evrenin yaratilisi ve Canlilarin yaratilisi
    konusunda Kurandaki anlatimlarin bilimsel acidan –dinsel acidan degil– ne derece “nesnel disi/sapa” olabilecekleri yeterince tartisilmis/gosterilmis olmali diger bazi bolumlerde de. (Bu konularda cok daha detayli bazi analizler 6 Gunde Yaratilis bolumunun yorumlar kisminda –sonlara dogru– epeyce yapilmis olmali halihazirda…)

    Ancak tum bunlar kesinlikle bu Dini temelden yanlislayan veriler olarak algilanamazlar/kullanilamazlar. Cunki bu tip anlatimlar sadece “sembolik anlatimlar” olarak degerlendirilip aynen ve gonulden inanmaya devam edebilir tum teist karakterli insanlar.

    Bunun disinda, Kuranin en temel inanc esaslari olan

    Allahin fiziki/sahsi varligi,
    Meleklerin fiziki/sahsi varliklari,
    Cinlerin fiziki/sahsi varliklari,
    Mucizelerin fiziki/somut gerceklikleri,
    Vahyin fiziki/somut gercekligi,

    vs. gibi konular da yine asla temelden yanlislanamazlar; cunki bu konularda zaten 5 duyuyla algilanabilecek tarzda hicbir somut delil verilmeyecegi Kuranda en bastan bildirilmis (Enam 103 & Vaqia 84-85 & Araf 27 & Isra 44) ve tum teist karakterli insanlara bunlara sorgulamadan ve bu baglamda tumden “dogmatik” olarak (=5 duyuyla asla sinamadan/test etmeden) inanmalari emredilmis olmalidir boylelikle ve en bastan. (Bakara 3) Boyle bir inancin da herhangi bir deney/test ile yanlislanamayacagi acik olmalidir yine, sanirim.
    Ancak bu konularda verilmis ortada 5 duyuyla algilanacak tarzda somut bir delil/deliller olmadigindan oturu, bunlara sahsen mesafeli kalmayi/inanmamayi tercih edebilir elbette ateist & agnostik & deist tarzda bazi insanlar.
    Ancak bunlara sahsen ve gonulden inanmayi tercih etmis teist karakterli insanlari
    –bu insanlar bilime/medeniyete/topluma temelde ve tumden saygili kaldiklari surece,–
    onlar da saygiyla karsilamali ve Din dusmanligi/alayciligi gibi negatif tutumlari asla benimsememelidirler, umarim/beklerim/dilerim.

    Esen kaliniz.

  9. Da Vinci diyor ki:

    @Kurandaki Din

    Bekir L. Yıldırım, “Bu hukmun dayandigi deliller gene adi gecen sitede mevcuttur; fakat gene malumun ilami ve zaman israfi saiki ile kes yapistir yapmaya gerek gorulmemistir. Israf edecek zamani olanlar kaynagina bakabilir.” diyerek ateistforumda yahudi ve hristiyan hayranlığına dair deliller bulanacağını söylemişti. Ben de bunun aksini gösteren alıntılar yapmıştım. Bu alıntıların benim yazdığım şeyler olduğuna dair en ufak birşey bile söylemedim ki olayın normal gelişiminden de böyle birşeyin çıkarılması bana açıkçası biraz garip geliyor.

    Kurandaki Din: Fakat bu arada Da Vinci fanatik dinci zihniyetle ugrasirken, bir yandan da Dine ve samimi dindar insanlara saygili/anlayisli/hosgorulu kaldigini & kalabilecegini vurgulayan bazi aciklamalar/notlar koysan yazinin basinda/sonunda vs.
    cok/pek iyi olurdu…

    Açıkçası böyle bir prensibim yok. Yani böyle bir genelleme yapmak istemem. Eğer bir din inançsızlara hiçbir şekilde anlayış göstermiyorsa, inançsızlığı veya farklı inançları birer virüs veya hastalık gibi görüyor ve farklı inançtakileri veya inançsızları düşman olarak gösteriyorsa benim öyle bir dine karşı saygılı olmam veya o dine inananlara karşı anlayışlı veya hoşgörülü olmamı kimse bekleyemez. Bu nedenle “dine” karşı hoşgörülü olma gibi bir prensibim yok. Bu dinden dine değişir. İnançsızları, hayvanlara benzeterek dalga geçen ve onları akılsız olarak niteleyen bir Tanrı’ya saygı duymamı kim hangi hakla bekleyebilir? Benim bir dine saygı duyabilmem için ilk önce o dinin diğer inançlara ve inançsızlığa saygı duyması gerekir. Aksi takdirde benim gözümde o din saygı değer değildir.

  10. Kurandaki Din diyor ki:

    Evet, Da Vinci,
    zaten bu nedenle yukaridaki yazimin sonunda soyle bir not duserek bitirmistim konuyu:

    Ancak bu temel dini konularda verilmis ortada 5 duyuyla algilanacak tarzda somut bir delil/deliller olmadigindan oturu, bunlara sahsen mesafeli kalmayi/inanmamayi tercih edebilir elbette ateist & agnostik & deist tarzda bazi insanlar.
    Ancak bunlara sahsen ve gonulden inanmayi tercih etmis teist karakterli insanlari
    -–bu insanlar bilime/medeniyete/topluma temelde ve tumden saygili kaldiklari surece,–-
    onlar da saygiyla karsilamali ve Din dusmanligi/alayciligi gibi negatif tutumlari asla benimsememelidirler, umarim/beklerim/dilerim.

    —-

    Kuranda zaten Ateist & Agnostik & Deist tarzda medeni insanlar apayri bir kategoriye konulup bunlar hicbir zaman bu karakterlerinden oturu asagilanmiyorlar/hedef alinmiyorlar ve muhatap/yukumlu dahi kilinmiyorlar olmalidirlar temelde ve en bastan.
    Kuranda temelde asagilanan/hedef alinan ve muhatap/yukumlu de kilinan insanlar ise en bastan
    sadece birtakim Teist karakterli insanlar olup, bunlar kendilerinden baska hicbir bariscil dine/inanisa/felsefeye dahi zaten hicbir sartta ve ortamda asla saygi ve hosgoru duymayan despot insanlar olduklari,
    ve Kuranin kendilerine sundugu somut/entelektuel bir delili gorup akledebildikleri halde bu hastalikli/despot psikolojilerinden oturu bunu derhal bastirip reddettikleri, ve buna inananlara karsi derhal fiziksel siddet/baski/iskence uyguladiklari icin bu tip bazi negatif degerlendirmelere yer yer tabi tutulmus olmalidirlar, bu kaba ve gayri insani/gayri medeni davranislarindan oturu.

    Bu konularda “Sevmek & Korkmak” basligi altindaki yorumlar kisminda daha detayli bazi incelemeler & analizler aktarmaya calismis idim Kurandan.
    Bir ara vakit buldugunda, mumkunse mutlaka incelemeni oneririm.

    Esenlikle kal.

  11. Râvî diyor ki:

    Da Vinci beyefendi, üzgünüm ama siz ufak bir dikkatsizlikle kastınız olmayan, olmamasını umduğum bir hata yapmışsınız. Bakınız size göstereyim. Bekir Yıldırım bey demiş ki:

    “Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.”

    Bekir bey burada Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerinden değil, bugünkü Yahudi ve Hıristiyan kişilerden ve Türkiyeli ateistlerin o kişilere karşı tutumundan bahsetmiş. Ama siz ona cevap vermemişsiniz, onun hiç değinmediği bir konudan yani Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerinin inanç esaslarına ateistlerin nasıl baktığından bahsetmişsiniz!

    Nice ateist biliyorum ki Yahudilik ve Hıristiyanlık dinlerinin (pek çok yönden İslam’a yakın olan) inanç esaslarına düşman oldukları halde, dinlerini zaten uygulamaz ve savunamaz hâle gelmiş Yahudi ve Hıristiyan kişilere bayılırlar… Bu da Bekir beyin sözlerinin doğruluğunu göstermekte ve sizin bir bakıma –büyük ihtimalle kasten yapmadığınız– bir tür söz oyunuyla işi geçiştirmeye çalıştığınızı ortaya koymaktadır.

    Ayrıntılar ve nüanslar bazen çok önemlidirler Da Vinci bey. Onlara dikkat ediniz ve onlara sadık kalınız.

    Saygılarla,
    Uğur

  12. Da Vinci diyor ki:

    Uğur Bey,

    İlk olarak Bekir Yıldırım’ın blogundaki “Da Vinci bey bunu onaylamamış. Sitede benimkinden sonra yazılıp onaylanmış yorumlar olduğuna göre büyük ihtimalle hiç onaylamayacak da.” sözlerinizi sadece ve sadece tebessümle karşıladığımı bilmenizi isterim. Benim bu sitede yorum onaylama gibi bir yetkim yok. Ben bu sitenin sahibi değilim. Yazıları yayımlanan diğer kişiler gibi bir yazarım. Yorumlar site editörü olan ve Editör rumuzunu kullanan site sahibi tarafından onaylanmaktadır.

    Gelelim mesajınızın asıl konusuna. Aslında Bekir Yıldırım ne demek istemiş? Türk ateistlerin yahudi ve hristiyanların kıçıın öptüğünü, onların hayranı olduğunu söylemek istemiş. Yani hristiyanlık ve yahudiliğe değil hristiyan ve yahudilere hayranmış bizim zavallı Türk ateistler.

    Uğur Bey, hadi diyelim benim kel alaka birşey söylemiş –ki kesinlikle öyle değil– bu görüşü destekleyen herhangi bir delil var mı? Malumunuz Bekir Yıldırım, ateistforumdan bu görüşü destekleyen birçok alıntı yapılabileceğini söylemişti. Sanırım siz de aynı görüşü kabul edersiniz ki Türk ateistlerde yahudilik veya hristiyanlık hayranlığı gibi birşey yoktur. Ama buna karşın Türk ateistlerin yahudi ve hristiyanlara hayran olduğunu düşünüyor gibi gözüküyorsunuz veya en azından Bekir Yıldırım’ın böyle düşündüğünü söylüyorsunuz ve bu görüşü makul görüyormuş izlenimi veriyorsunuz.

    Bu konuda ne düşündüğünüzü öğrenmek ve varsa elinizdeki delilleri görmek isterim.

  13. amatör filozof diyor ki:

    “Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.”

    Bu kadar saçma ve hiç bir dayanağı olmayan bir iddia uzun uzun tartışmaya değmez. Bunu yazan kişide varolan ateist düşmanlığının bir dışavurumundan ibarettir.

  14. Râvî diyor ki:

    Da Vinci bey, öncelikle sizi bu sitenin sahibi sanıp yorumumu onaylamadığınızı, onaylamayacağınızı düşündüğümü ifade ettiğim için özür dilerim. Yorumumun hiç onaylanmayacağı düşüncesine ulaşmamın nedeni yukarıda belirttiğim ve sizin de gördüğünüzü ifade ettiğiniz gibiydi ve bildiğim kadarıyla geçerli bir nedene dayanıyordu.

    Türkiye’deki ateistlerin Hıristiyanlık ve Yahudilik inanç esaslarına değil ama dinlerini artık pek uygulamaz ve savunamaz hâle gelmiş Hıristiyan ve Yahudilere sempati duyması basında ve etrafımızda gözlemleyegeldiğimiz bir şeydir. Bu olgu; ateizme ve ateizmle kardeş diğer seküler inanç sistemlerine (Deizm, Agnostisizm vs.) doğru evrilen batı medeniyetini Hıristiyanlar ve Yahudiler yarattıkları ve ateistlerle olan tartışmalarında bunlar kendilerini savunamaz kuzular gibi ezik hareket ettikleri için midir, yoksa Türkiyeli ateist çevrelerde İslam’a olan husumetin büyüklüğünden midir, yoksa bu ikisinin bir araya gelmesinden midir, bunu tam bilemeyeceğim. Ama şurası kesindir ki böyle bir şey bu konularla ilgilenen herkes tarafından gözlemlenebilir.

    Spesifik bir misal vermek gerekirse, pek çok ateistin içinde sekülarizm mücadelesi verdiği Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin, Türkan Saylan’ın da itirafıyla, Dünya Kiliseler Birliği’nden yardım gördüğü ve misyonerlik faaliyetleri içinde bulunduğu gerçeği, Türkiyeli ateistlerin Hıristiyanlara ve Hıristiyanlaşan Türklere (ve Kürtlere) duyduğu sempatinin bir tezahürü olsa gerektir.

    Doğru rehberliğe uymayı seçenlere selametler dilerim.

  15. Da Vinci diyor ki:

    Uğur Bey,

    Emin olun Hristiyan dinlerini, inançlarını ve Tanrı’nın varlığını Müslümanlardan çok çok daha iyi savunuyorlar. Son 100 yılda önemli eserler ortaya koymuş kaç tane Müslüman filozof var? Günümüzde kaç tane var? Müslümanlar bu konularda Hristiyanların çok gerisinde. Tek yapabildikleri Hristiyan filozofların çalışmalarını kaynak almak. Ortaya koyulan orijinal pek birşey yok.

    Kusura bakmayın ama ÇYDD konusunda feci halde saçmalamışsınız. Birkaç soru sorayım size:

    1. ÇYDD ile ateizm arasında nasıl bir ilişki vardır?
    2. ÇYDD’ye bağış yapan müslümanlar yok mudur?
    3. ÇYDD misyonerlik yapıyorsa bu ÇYDD’nin ateizmle bir ilgisi olmadığını tam tersine ÇYDD’nin Hristiyanlığı savunan bir organizasyon olduğunu göstermez mi?
    4. ÇYDD’nin misyonerlik faaliyeti içinde olduğunu gösteren hangi delil var ki elinizde, bunu bir gerçek olarak niteleyebiliyorsunuz?

  16. Râvî diyor ki:

    İlk olarak, Hıristiyan ve Müslüman filozoflardan filan bahsetmedim ben Da Vinci bey. Bunun konumuzla alâkası yok maalesef. Ama yine de o konuda da yanlışta olduğunuz için size bir cevap vereyim, ondan sonra asıl konumuza geçeyim.

    Felsefe zaten modern Batı Avrupa medeniyetinin eski Yunanlılardan aldığı ve ismi lâfzen “hikmet sevgisi” anlamına gelen “belirli bir gelenek”tir. Müslümanlar, bu gelenekten farklı olan kendi ilim ve hikmet geleneklerine sahiptirler ve çoğunluk itibarıyla felsefe geleneğinden ayrıdırlar. Dolayısıyla, Müslümanlar İslam’ı savunurken batılı felsefe geleneğini değil, kendi hikmet geleneklerini kullanırlar. Bunu yapmış olan yok demeniz de, kusura bakmayın, ancak bir bilgisizlik göstergesi olabilir. Hem Osmanlı dünyasında hem de diğer dünyada çok önemli İslâmî âlimler ve edipler yetişmiştir son yüzyılda. Ama sizin okuduğunuz tek taraflı batısal kaynakların Batı-merkezci (Avro-santrik) yazarları bunları bilmezler bile, o yüzden sizin bilmemeniz de anlaşılabilir.

    (Farabi, İbn Sina gibi eski Müslüman filozoflar ise, bu geleneğin içinde değildirler, daha çok batı geleneğine dahildirler. Zaten İslam’ı savunmak amacıyla da felsefe yapmamışlardır. Onları devreye sokup delil saymak, Müslümanlardan artık böyle filozof çıkmıyor, demek niyeti aklınıza gelirse, boşuna uğraşmayınız. Onlar İslam’ın savunulması şeklindeki bizim asıl konumuzla alâkalı değildirler.)

    Şimdi asıl konuya dönelim:

    Ortalama bir batılı Hıristiyan’ın ya da Yahudi’nin nasıl hareket ettiğine, ateistlerle nasıl diyaloglar kurduğuna bakarsanız, Hıristiyanların ve Yahudilerin çoğunluğunun ateistler ve benzeri seküler inançlılar (yani agnostikler, deistler, seküler panteistler vs.) karşısında ne kadar ezik davrandığını, Hıristiyanlığı özgüvenli bir şekilde savunamaz halde olduklarını ve çoğunun ateistlerden farksız yaşadığını görürsünüz. Siz göremeseniz de batı dünyası hakkında bir şeyler bilen çoğu kişi görmektedir bunu.

    Hatta birçok Hıristiyan, ateistlere karşı Hz. İsa’nın annesinden babasız doğumunu bile savunamaz bir hâle gelmiş durumdadır. Onların bir kısmı, ezikliği bu kadar ileri götürmüşlerdir. Diğerleri de çoğunlukla eziktir, ama bunlar kadar olanları da vardır. Artık kendilerinin böylesi temel bir inancını bile ateistler ve diğer seküler inançlılar karşısındaki eziklik duygularından ötürü acayip şekillerde tevil etmektedirler. Benzer şeyler Yahudiler hakkında da doğrudur.

    Siz de kusura bakmayın beyefendi, ama, bana saçmaladığımı söylemekle, asıl siz saçmalamışsınız ÇYDD’ye dair.

    1. ÇYDD’nin sekülerleşme ve dinin istisnasız bütün kamusal görünümlerinden kurtulma vurgusu çok belirgindir. Dinin kamusal görünümlerinden kurtulma arzusu da Hıristiyanlık demek değildir, ateizmdir, agnostisizmdir, deizmdir ve benzerleridir –ki ben bunlara aşağıda ateizm ve kardeşleri diyeceğim. Derneğin ismi ve söylemleri, sürekli olarak, “çağdaş yaşamı”, yani batılı ve seküler hayat tarzını vurgular. ÇYDD’nin bursiyerlerini çok sıkı gözlem altında tuttuğu ya da tutmaya çalıştığı ve dindarane herhangi bir hareketlerinde onların bursunu çağdaş ve seküler Atatürk gençleri olmadıkları gerekçesiyle kestiği her ama her öğrencinin malumudur.

    2. ÇYDD’ye bağış yapan bir Müslüman ancak ÇYDD hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir alık olabilir. Ya da ateizmi veya Hıristiyanlığı, bunlarla beraber de halkı batılılaştırmayı ve batıya asimile etmeyi isteyen, ama kendini Müslüman diye tanıtan bir seküler inançlı.

    3. Türkan Saylan’ın da “Dünya Kiliseler Birliği’nden yardım aldık, ama gerçekten çok az” itirafıyla ortaya çıktığına göre, ÇYDD ateizmi ve benzeri inanç biçimlerini yaymaya çalışmanın yanında, Hıristiyan misyonerliğine de kucak açmaktadır. Hem ateizmi, hem Hıristiyanlığı yaymak isteyenlerin o çatı altında çalıştıkları ve bizzat yönetim kademesinden destek gördükleri belli olmuştur. Bunlar niye ittifak etmişlerdir? Niye olacak, iki tarafın da amacı Türkiye halkını batılılaştırma olduğu için.

    4. Türkan Saylan Dünya Kiliseler Birliği’nden az da olsa (acaba az mı gerçekten?) yardım aldığını ifade ettiğine göre, ÇYDD çatısı altında misyonerlik yapıldığı ve bizzat Türkan Saylan gibi yönetim kademesindeki insanların buna destek olduğu ortadadır. Dünya Kiliseler Birliği, elbette misyonerlik çalışmalarını desteklemeyen bir kuruma yardım edecek değildir.

    Dolayısıyla, dine ve onun bütün toplumsal görünümlerine toptan karşı geçinen ve o düşüncedeki birçok insanın desteklediği ve içinde yer aldığı ÇYDD’nin, aynı zamanda Hıristiyan misyonerliğine de yardım ettiği ortadadır. Anlaşıldığına göre amaç, batılılaşma olsun da, nasıl olursa olsundur. Zaten yukarıda da değindiğim gibi, batılı ve batılılaşmış Hıristiyanlar, artık, ateizm ve kardeşleri karşısında sahip oldukları ezilmişlik ve eziklik yüzünden, modern seküler batılı düzene, ateizme ve onun kardeşlerine bir tehdit de değildirler. Batılı Hıristiyanlar da, genel olarak, onlara yakın bir inanca sahip Müslümanları sevmezler de, onların kendi dinlerine sürekli küfreden ateistleri ve benzerlerini tercih ederler. Bu bir tuhaflıktır ama aynı zamanda çok kolay gözlemlenebilir bir olgudur. Herhalde bu tuhaflığın nedeni, ateistleri kendileriyle aynı Batı Avrupa medeniyetinden görmeleri ve seküler ve Hıristiyan karışımı bir batı medeniyeti taraftarlığını dinlerine ve Tanrı’larına tercih etmeleri olsa gerektir.

    Dolayısıyla, Hıristiyan misyonerlerinin ve ateistlerin, agnostiklerin ve diğer seküler inançlıların ÇYDD bünyesi altında ortak hareket etmelerinde şaşılacak hiç bir yön yoktur.

    Ayrıca bana bu tür sorularınızı cevaplama fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. İnşallah bunları yakında açacağım yeni sitemde de, ilk olarak burada yayımlandıklarını da belirterek, yayımlamayı düşünüyorum. Ama tabii önce uygun bir formata sokmak lâzım. Onu da en fazla yarım veya bir saat kadar uğraşarak hallederiz inşallah.

    Umarım, bu yazının başlığının tamamen dayanaksız olduğunu, karşı çıktığınız düşüncelerin “hezeyan” olarak nitelenemeyeceklerini artık anlamış ve kabul etmişsinizdir. Sizden tüm nezaket hislerimle bu başlığı değiştirmenizi ve meselâ “Bir Münzevî’nin katılmadığım düşünceleri” gibi bir şey yapmanızı rica ediyorum. Bekir bey böyle bir hakareti ne sizin ondan alıntıladığınız sözü, ne de bir başkası nedeniyle hak etmiyor.

    Saygılar ve selamlar

  17. Râvî diyor ki:

    Da Vinci bey, bu arada bana ilk cevabınızda hakkında beni uyardığınız yanlış anlamamı ve yanlış yansıtmamı düzeltmek amacıyla aynı konu başlığı altında yeni bir mesaj gönderdim. Mardin katliamından bahseden aynı yazıda 12 nolu yorum olacaktır.

  18. Bigalıoğlu diyor ki:

    Ravi bey,Da Vinci dostum ABD’nin seattle şehrinde oturur.aslında türkiye’de olup bitenlerle pek alakalı da değildir.kendisinin en iyi yaptıgı şey,koyu bir ateist oldugu için bol bol ateist gavur bilim adamlarında alıntılar yapıp doğru oldugu sandığı inancını sürekli bir şekilde doğrulama çabası içine girmektir.

    kendisine uzun bir zamandan beri gösterdiğim onca mantıklı delile rağmen,görmek istediği noktaları görüp diğerlerini yok sayan bir manteliteye sahiptir.

    bu bilgileri kendisini kısa yoldan tanımanız açısından verdim.boşa nefes tüketmiş olmayasınız diye.sağlıcakla kalın.

  19. Da Vinci diyor ki:

    Râvi: Dolayısıyla, Müslümanlar İslam’ı savunurken batılı felsefe geleneğini değil, kendi hikmet geleneklerini kullanırlar. Bunu yapmış olan yok demeniz de, kusura bakmayın, ancak bir bilgisizlik göstergesi olabilir.

    Nerede böyle birşey söylemişim çok merak ettim. Zahmet olmazsa gösterebilir misiniz? Saman adamlarla uğraşmak yerine ne dediğimi okur ve anlamaya çalışırsanız çok daha iyi olacaktır.

    Râvi: Ortalama bir batılı Hıristiyan’ın ya da Yahudi’nin nasıl hareket ettiğine, ateistlerle nasıl diyaloglar kurduğuna bakarsanız, Hıristiyanların ve Yahudilerin çoğunluğunun ateistler ve benzeri seküler inançlılar (yani agnostikler, deistler, seküler panteistler vs.) karşısında ne kadar ezik davrandığını, Hıristiyanlığı özgüvenli bir şekilde savunamaz halde olduklarını ve çoğunun ateistlerden farksız yaşadığını görürsünüz. Siz göremeseniz de batı dünyası hakkında bir şeyler bilen çoğu kişi görmektedir bunu.

    Bu kişiden kişiye değişen birşeydir. Bazıları İncil’in büyük bölümünü sembolik anlamlar içeren bir kitap olarak görürken bazıları İncil’i literal olarak ele alır ve yazan herşeyin kelimenin tam manasıyla doğru olduğunu savunur. Sizin savunamıyor dedikleriniz daha gerçekçi olan, gözlerine perde inmemiş, beyindeki akıl-mantık silsilesiyle ilgili bölümdeki şalteri indirmemiş olanlardır. Büyük bölüm bunlardan oluşumuyor aslında (Büyük bölüm şalteri iniklerden oluşuyor maalesef). Ama bunların Hristiyanlığı özgüveli bir şekilde savunamıyor olduğu da pek gerçekçi değil. Tabi özgüvenliden kastınız literal anlayışın savunulması ise orası başka.

    Râvi: 1. ÇYDD’nin sekülerleşme ve dinin istisnasız bütün kamusal görünümlerinden kurtulma vurgusu çok belirgindir. Dinin kamusal görünümlerinden kurtulma arzusu da Hıristiyanlık demek değildir, ateizmdir, agnostisizmdir, deizmdir ve benzerleridir –ki ben bunlara aşağıda ateizm ve kardeşleri diyeceğim. Derneğin ismi ve söylemleri, sürekli olarak, “çağdaş yaşamı”, yani batılı ve seküler hayat tarzını vurgular. ÇYDD’nin bursiyerlerini çok sıkı gözlem altında tuttuğu ya da tutmaya çalıştığı ve dindarane herhangi bir hareketlerinde onların bursunu çağdaş ve seküler Atatürk gençleri olmadıkları gerekçesiyle kestiği her ama her öğrencinin malumudur.

    ABD, Türkiye’ye göre günlük yaşamda ve siyasette vs. dinin ektesinin çok daha belirgin olduğu bir ülkedir. İngiltere demokrasi ve özgürlük adına şeriat mahkemesi açmak gibi saçma sapan bir iş yapan bir ülkedir. Bu tip örnekler göz önündeyken şu ÇYDD’nin yaptığına bakın. Bunlar biraz enayi sanki. Hristiyanlığı yaymakla ateizme kazanç sağlanamayacağını göstermesi lazım birilerinin bunlara. Örneğin ABD seküler falan değildir. Gayet dindardır ve din yaşamın her noktasında oldukça etkilidir.

    Râvi: 3. Türkan Saylan’ın da “Dünya Kiliseler Birliği’nden yardım aldık, ama gerçekten çok az” itirafıyla ortaya çıktığına göre, ÇYDD ateizmi ve benzeri inanç biçimlerini yaymaya çalışmanın yanında, Hıristiyan misyonerliğine de kucak açmaktadır. Hem ateizmi, hem Hıristiyanlığı yaymak isteyenlerin o çatı altında çalıştıkları ve bizzat yönetim kademesinden destek gördükleri belli olmuştur. Bunlar niye ittifak etmişlerdir? Niye olacak, iki tarafın da amacı Türkiye halkını batılılaştırma olduğu için.

    İlk olarak şunu belirteyim: Dünya kiliseler birliği diye birşey yok. Önce her ne haltsa adını iyice bir öğrenin de ondan sonra konuşalım. Dünya üzerinde böyle bir birlik yok.

    Bu ÇYDD de çok safmış canım. Ateizmi yaymakla uğraşıyor ama yanında Hristiyanlığı da yaymaya çalışıyor. Komik bir dernek olsa gerek bunlar. Şimdi gerçekten acıdım bu zavallılara.

    Râvi: 4. Türkan Saylan Dünya Kiliseler Birliği’nden az da olsa (acaba az mı gerçekten?) yardım aldığını ifade ettiğine göre, ÇYDD çatısı altında misyonerlik yapıldığı ve bizzat Türkan Saylan gibi yönetim kademesindeki insanların buna destek olduğu ortadadır. Dünya Kiliseler Birliği, elbette misyonerlik çalışmalarını desteklemeyen bir kuruma yardım edecek değildir.

    Nerden biliyorsunuz efendim? Dünya kiliseler birliğinin üyesi falan mısınız yoksa? Birliğin tüzüğünde böyle bir madde falan mı var acaba? “Misyonerlik faaliyetlerinin desteklemeyen kurumlara bağışta bulunulmaz” benzeri bir prensipleri mi var acaba bu gerçekte var olmayan (daha doğrusu adı farklı olan) kilise birliğinin?

    Râvi: Zaten yukarıda da değindiğim gibi, batılı ve batılılaşmış Hıristiyanlar, artık, ateizm ve kardeşleri karşısında sahip oldukları ezilmişlik ve eziklik yüzünden, modern seküler batılı düzene, ateizme ve onun kardeşlerine bir tehdit de değildirler.

    ABD’de son yıllarda ortaya çıkan yeni ateist akımdan bi-habermiş gibisiniz. Sizce bunlar ne oldu da ortaya çıktı? Tehdit yoktu da neden bir anda böyle yeni bir akım türedi? Mecvut durumu doğru analiz ettiğinizden emin misiniz? Somut gerçekler yerine hayal mahsülü uydurmalara inanıyor olmayasınız sakın.

    Râvi: Ayrıca bana bu tür sorularınızı cevaplama fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim. İnşallah bunları yakında açacağım yeni sitemde de, ilk olarak burada yayımlandıklarını da belirterek, yayımlamayı düşünüyorum. Ama tabii önce uygun bir formata sokmak lâzım. Onu da en fazla yarım veya bir saat kadar uğraşarak hallederiz inşallah.

    Maaşallah.

    Râvi: Umarım, bu yazının başlığının tamamen dayanaksız olduğunu, karşı çıktığınız düşüncelerin “hezeyan” olarak nitelenemeyeceklerini artık anlamış ve kabul etmişsinizdir. Sizden tüm nezaket hislerimle bu başlığı değiştirmenizi ve meselâ “Bir Münzevî’nin katılmadığım düşünceleri” gibi bir şey yapmanızı rica ediyorum. Bekir bey böyle bir hakareti ne sizin ondan alıntıladığınız sözü, ne de bir başkası nedeniyle hak etmiyor.

    Ortada dayanaksız birşey varsa o da Bekir Yıldırım’ın komik iddilarıdır. İddia ettiği şeyin delillerinin ateistforumda bulunabileceğini söylemişti, ben de kendisine bunun aksini gösteren deliller sundum. Kendileri zahmet edip iddiasını savunacak tek bir alıntı bile yapamadı –ben buna hezeyandan başka birşey diyemiyorum kusura bakmayın– ve üstüne üstlük blogunda benim yazmamı engelledi. Bu mudur sizin savunduğunuz insan? Ayrıca üstüne üstlük bu da yetmezmiş gibi her fırsatta bana iftira atmaya da devam ediyor. Hayal ürünü garip garip şeyler yazmış yine sizin bu yazıyı haber verdiğiniz yazının yorum kısmında. Kendisine neremle güleceğimi şaşırmış durumda olduğumu üzülerek ifade ediyorum. Neden böyle birşey yaptığını da bilmiyorum. Birşeyler uydurup, onlar üzerinden insanlara saldırmaya çalışmak bana pek de zihinsel sağlığı yerinde bir insanın yapacağı birşey gibi gelmiyor. Siz böyle birisini savunmak istiyorsanız savunun. Bu sizin tercihinizdir saygı duyarım.

    Bu arada hayal mahsülü yazarımız Bigalıoğlu’na selamlar olsun. Bu tip zırvalama fırsatlarına hiç kaçırmaz kendileri. Azim ve kararlılığından dolayı kendisini kutlarım.

  20. Bigalıoğlu diyor ki:

    Da Vinci dostum,derindüşüncede yasaklısın,düşüncelerde topun ağzındasın,bekir bey’den yasaklısın,TC’den de yasaklısın.nedir senin çektiğin bu ıztırap.ne istiyorlar bu adamsen sen yaw.walla çok ayıp ediyorlar sana.

  21. Da Vinci diyor ki:

    Milletin hazımsızlığından neden zevk aldığını anlamadım. Düşüncelerde topun ağzında mıyım? Güldürme beni Bigalı. Ayrıca ne ızdırabından bahsettiğini de anlamadım. Tartışmaktan kaçan, söylediklerimi hazmedemeyen adamlarla işim olmaz benim. Birisi küfür etse, hakaret etse tamam anlarım adamı yasaklarsın ama bununla uzaktan yakından ilgisi olmayan nedenlerle birisinin yazmasını engellemeye çalışmak bana göre zavallılıktır. Sen de bu zavallılığı güzel birşeymiş gibi aklın sıra benimle dalga geçmek için kullanıyorsun. Sen de bu tavrınlarla onlardan aşağı kalmıyorsun. Bu arada Suat’ı severim. Diğerleriyle karşılaştırma kabul etmez benim gözümde. Küfür etmediği, açık hakaret etmediği takdirde de kimseyi yasaklayacağını falan sanmam. Öyle bir taraflarından düşüncelerde topun ağzındasın gibi komik şeyler uydurmazsan daha iyi olur sanki. Komik oluyorsun artık.

  22. Bigalıoğlu diyor ki:

    Da Vinci dostum,suat’da diğerleri gibi bazı şeyleri hazmedemiyor.ona da pek güvenme bence.
    http://dusunceler.org/2009/04/28/yazilar-yorumlara-acildi/

    senin yerin burası dostum.bak ne güzel yazışıyoruz.sen zaten siyaset sevmezsin.varsa yoksa evrim.

  23. Anonim diyor ki:

    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    —————

    Yukaridaki bu tip iki soylemin de dusunceden cok karsidaki insanlara toptan ve
    acikca hakaret oldugu/olacagi ve karsi taraftaki medeni dindar veya ateist/agnostik/deist medeni bircok insanlarda hakli olarak infial/kizginlik/ofke uyandiracagi acik olmalidir, sanirim.
    Bu nedenle, bu tip hayli provokatif/kiskirtici soylemlerden uzak durulmasi gerekir herhalde, her daim,
    tum teist veya ateist/agnostik/deist medeni insanlar tarafindan…

    Dusunce/fikir uretmek ile hakaret/kufur uretmek ayri seyler olmalidir;
    en yukarida alintilanan o iki soylemin burada hangi sinifa girecegi acik olmalidir.

    Sana yapilmasindan/soylenmesinden hoslanmayacagin kotu bir seyi, o halde sen de baskasina yapma/soyleme. (Medeni insanligin Altin kurali)

    Hurmetler karsiliklidir. (Kuran Bakara Suresi 194)

  24. Amatör filozof diyor ki:

    Sn. Râvi (Uğur Bey) için bazı sorular: Yorumlarınızdan Laik düşünceye sahip insanları İslam dışı ve ateist olarak kabul ettiğiniz anlaşılıyor. Halbuki pek çok kişi de kendini hem müslüman hem laik olarak görmektedir.
    1- Sizce bir kişi hem laik hem de müslüman olamaz mı? (Bence olabilir)
    2- Laiklerin hepsi ateist midir? (Bence değildir)
    3- İslam’ a (ve diğer dinlere de) karşı olanların hepsi ateist midir? (Bence değildir)
    4- Ateizm ve Deizm kardeş denilecek kadar yakın düşünce akımları mıdır? (Bence değildir)
    5- İsa’ nın babasız doğumunun nasıl savunulması gerekiyor? (Bence mantıklı bir şekilde savunulamaz, bunun yerine Hristiyanların dinlerinin çağdaş ve bilime uygun yorumunu kabul ederek, bunu sembolik bir anlatım olarak görmeleri daha akılcıdır)
    Saygılarımla.

  25. Râvî diyor ki:

    Da Vinci bey, bana yaptığınız itirazlar kendinizi tatmin etti mi? Bence sizin Bekir beyin yazdığı şeylere “hezeyan” demenizin son derece haksız olduğunu göstermiş bulunuyorum. Ama istemiyorsanız başlığı değiştirmeyin, yine de siz bilirsiniz. Ama haksızlık, insafsızlık etmiş olacağınızı söylemek zorundayım.

    Değindiğiniz konulardan bir ikisine ben de değineyim ve size bir-iki cevap vereyim.

    —–

    Öncelikle “Dünya Kiliseler Birliği” diye bir şey olmadığını nasıl iddia edebildiniz, hem de bu kadar kesin bir şekilde? Google’ı da mı aramadınız? Google’da binlerce sayfa çıkıyor bu kurum hakkında. MİT raporunda verilen bilgiler şöyleymiş:

    Dünya Kiliseler Birliği temsilcisi olarak 1830’lu yıllardan beri ülkemizde faaliyet gösteren Amerikan Bord Heyeti’nin, Protestan mezhebini benimseyen bir kuruluş olduğu, din eğitimi ve sağlık hizmetleri konularında faaliyet gösterdiği, bünyesindeki Protestan kilisesi ve Kitab—ı Mukaddes (Bible House) şirketi aracılığıyla Protestanlığın yayılması için uğraş verdiği öğrenilmiştir.

    Üsküdar Amerikan Lisesi, Üsküdar SEV İlköğretim Okulu, İzmir Amerikan Lisesi, İzmir SEV İlkoğretim Okulu, Tarsus Amerikan Lisesi, Tarsus SEV İlköğretim Okulu, Gaziantep Amerikan Hastanesi ile bağlantısı bulunan Amerikan Bord Heyeti’nin sağladığı eğitim hizmetlerinden dolayı Milli Eğitim Bakanlığı’na, sağlık hizmetlerinden dolayı Sağlık Bakanlığı’na, dini çalışmalarından dolayı ise Diyanet İşleri Başkanlığı’na karşı sorumlu olduğu tespit edilmiştir.

    —–

    Ondan sonra, Amerika’nın sözde dindarlığı meselesine gelelim. Bu yanlış argümanları ifade eden sadece siz değilsiniz. Nasıl bu kadar çok insan bu kandırmacalı iddialara inanıyor ya da inanıyormuş gibi yapıyor anlamıyorum doğrusu.

    Amerikan yönetiminin hakim çevreleri, bazılarının sandığının veya sandırmaya çalıştığının aksine, Orta Batı Amerika denen bölgedeki koyu Hıristiyanların ve özellikle literalist ve bağnaz Evanjeliklerin içinde bulunduğu dindar çevreler değildir. Bush’un bu çevrelerle ilişkisine aşağıda değineceğim. Ondan önce, asıl hakimler kimmiş onu anlatayım.

    Başından beri Amerikan siyaseti ve akademyasına hakim olanlar, merkezî doğu eyaletlerinde, özellikle Boston, New York ve Massachusettes gibi bölgelerde yaşayan, laik zihniyetli ve dinden uzak, seküler eğitimli çevrelerdir. Meselâ Amerikan kültürünün ve akademik dünyasının oluşumunda başı çekenlerden Benjamin Franklin’in bir Deist olduğu, George Washington başta olmak üzere, “kurucu babaların (the founding fathers)”, Yahudi çevreleriyle de sıkı ilişkileri olan seküler-görüşlü masonlar oldukları bir gerçektir. Amerikan sistemi hep bu çizgi üzerinden ilerlemiştir günümüze kadar.

    Bush’un orta batılı kökeni, bununla beraber sözde Evanjelikliği ve dindarlığı Amerikan sisteminin ve Cumhuriyetçi Parti’nin bir göz boyamasından ibarettir. Amaç, o bölgede ve zihniyetteki milyonlarca insanı sisteme tamamen entegre olarak tutma ve onlardan özellikle askerî alanda faydalanmadır. Bilindiği üzere, Amerikan ordusuna en çok bu Orta Batılı fakir ve dindar Hıristiyan aileler ve Hispaniklerle zenciler asker sağlarlar. Kendi bağnazlıklarından ve Amerikan devletine olan sorgusuz itaatlerinden ötürü hakkında aldatıldıkları, Hıristiyan değil seküler zihniyet etrafında yönetilen Amerikan sistemine koyunluk eder dururlar bunlar. Onlar Amerika’yı Amerika yapan merkez değil, kontrol altında tutulan periferidirler (çevredirler).

    İngiltere’nin dinî hoşgörü çabaları, daha doğrusu gösteri ve nümayişleri de gözümüzü boyamak amaçlıdır ve biz bu tongaya düşmemeliyiz. İşte size İngiliz toplumu ve oradaki dinî müsamaha hakkındaki gerçekler ve bu sözde müsamahanın altında yatan nihâî gayeler:

    Artık sadece pazar günleri bile olsa kiliseye gidenlere İngiliz toplumu içinde gerzek muamelesi yapıldığı, Amerikalı ve İngiliz saygın gazeteleri okuyanların apaçık gördüğü bir gerçektir. Gazetelerde yapılan bilimsel araştırmalara ve tutanaklara göre, bugün İngilizlerin yarısından fazlası, Hıristiyanlığa hiç veya hiçe yakın inanmadıklarından, öldüklerinde Hıristiyanlık usullerine göre gömülmemeyi, onun yerine yakılmayı istemektedirler.

    Zaten İngiltere ve Amerika’nın başında bulunduğu, Batı Avrupa ve Kuzey Amerika merkezli dünya hegemonik sisteminin, Müslümanları asimile etmedeki taktiği aşağı yukarı budur: “Müslümanları asimile için İngiltere ve Amerika’da, Orta ve Batı Avrupa’da, onlara özgürlük ver ve onların gönlünü kazan. Ama kendi yurtlarındaki üst düzey devlet görevlisi sempatizanlarından (özellikle dünya çapındaki Mason teşkilatı yoluyla sahip olduğun bağlantılarını harekete geçirerek) dindarlara kendi yurtlarında parya muamelesi gördürmelerini iste. Böylece onların, kendi insanlarını ezen kendi ülkeleri yerine senin liberal ve seküler dünya sistemini tercih etmelerini sağla. Böylece liberal-seküler dünya sisteminin bütün dünya toplumlarını ele geçirmesiyle, dindar Müslümanlar direnişi bırakacak ve görünürde hep yumuşak seyretmiş olan asimilasyonları ondan sonra zor olmayacaktır.”

    —–

    Sanırım cevaplamam gereken başka bir nokta yok. Saygılarımla.

    Hâmiş (P.S.): Ben internette artık Râvî müstear (takma) adını kullanıyorum. Diğer müstear adımı sehven yazmışım. Bana o yüzden Râvî derseniz sevinirim.

  26. Râvî diyor ki:

    Amatör Filozof müstearlı beyin bana cevabı ve sorularını şimdi fark ettim. Onun da sorularını cevaplıyorum.

    İmdi Amatör Filozof bey, sorularınız şunlardı:

    1- Sizce bir kişi hem laik hem de müslüman olamaz mı? (Bence olabilir)
    2- Laiklerin hepsi ateist midir? (Bence değildir)
    3- İslam’ a (ve diğer dinlere de) karşı olanların hepsi ateist midir? (Bence değildir)
    4- Ateizm ve Deizm kardeş denilecek kadar yakın düşünce akımları mıdır? (Bence değildir)
    5- İsa’ nın babasız doğumunun nasıl savunulması gerekiyor? (Bence mantıklı bir şekilde savunulamaz, bunun yerine Hristiyanların dinlerinin çağdaş ve bilime uygun yorumunu kabul ederek, bunu sembolik bir anlatım olarak görmeleri daha akılcıdır)
    Saygılarımla.

    1. Yorumlarımda seküler veya laik “inançlı” derken, anlamda kendi fikrimce bir sınırlama, bir terimleştirme yaptım. Benim bu isimlendirişimde, İslam’a inanıp yine de modern laik hukuk sistemini savunanlar “seküler inançlı” değildirler. Onlar dinî inançlıdırlar, ama bilgi eksiklikleri ve yoğun laik hukuk propagandası nedeniyle seküler/laik hukukun onların dinî inançlarıyla uzlaştığını zannederler.

    “İnançlı” kelimesini bilinçli olarak “dinli” anlamında kullandım. Aslında “seküler dinli” diyecektim doğrudan, ama o zaman belirli bir itiraz gelir diye düşünüp buradaki dinli ifadesini inançlı ile değiştirdim. Bu itiraz şu şekildeydi: “Biz dinli değiliz, dinleri reddediyoruz; ve ateizme, agnostisizme ve benzerlerine birer din diyemezsiniz”. Görüyorum ki bu itirazı hiç umursamadan doğrudan “seküler dinli” demeliymişim. “Seküler inançlı” diyerek daha büyük bir yanlış anlamaya meydan vermişim.

    2. “Laikler” derken “laik hukuku savunanlar” demek istediyseniz, birinci sorunuzun cevabında bu soruyu da zaten cevapladım.

    3. Deizm ve ateizm tarih boyunca hep dost olmuştur diyebiliriz. Zaten Hıristiyanlık ve İslâm başta olmak üzere dinlerin tamamını büsbütün inkâr ettikleri ve insanları ölümden sonraki hayat endişesinden gûya “azat” ettikleri cihetle, temelde kardeş olmak zorundadırlar zaten. (Ayrıca şu Deizm’in inanıldığı iddia edilen tanrısı, evreni bir saat gibi kurmuş ve sonrasında kurduğu bu evrende meydana gelecek olan bilinçli ve duyu sahibi varlıkları kendi hallerine ve yalnız başlarına bırakmış tuhaf bir tanrıdır. İnsanların hayatları ve varoluşları bakımından, onun hiçbir önemi yoktur. Bu da Deistleri ateistlerden hemen hemen farksız kılan diğer bir deistik inanç, daha doğrusu “zan” unsurudur.)

    4. İsa’nın babasız doğumu hem İncil hem de Kuran metinlerinde, hiçbir mecazî anlamaya meydan vermeyecek şekilde anlatılmıştır. İncil ve Kuran okuyan ve doğru düzgün okuyan, aklı başında okuyan, kendi fikirlerini bu kitaplara zoru zoruna dayatma gayretine girmeyen herkes bunu apaçık görür. Bu nedenle bu babasız doğum hem Hıristiyanlık hem de İslam’ın temel bir inanç esasıdır.

    Ayrıca, dine inanmayanların, Hz. İsa’nın babasız doğumu meselesini bilimdışı filan diye nitelemeyi en azından bundan böyle bırakmaları gerekmez mi?

    Günümüzde, modern bilim ile, erkeğe ihtiyaç duymadan sırf dişinin kendi vücut hücrelerinin klonlanmasıyla doğumlar yapılmaktadır. Çoğu deneme başarısız olsa da, bu şekilde pek çok hayvan klonlanmıştır. Aynı yöntemin, ahlâki/etik endişeler bir kenara bırakılıp, insanda da uygulanması mümkündür. Demek ki, annenin tek başına çocuk meydana getirmesi fiziksel ve biyolojik olarak da mümkündür. Öyleyse, bizim sahip olabileceğimiz bütün teknolojilerin çok daha fazlasına her an sahip olan, çünkü istediğini yaratan, bu evreni de yoktan yaratmış olan Allah, Hz. İsa’nın babasız doğumunu da meydana getirmesi pek âlâ onun kendi yarattığı fizik ve biyoloji ve de akıl kurallarına uygundur.

    Saygılarımla

  27. fuatogl diyor ki:

    @Bigalıoğlu;
    Bigalıoğlu sizleri anlamak gerçekten zor. Bir insanın dinleri zararlı bir ideoloji olarak algılaması, ve bu algılamasına göre doğal olarak dinlere karşı mücadele edilmesini savunmasında ne gibi bir “arıza” görüyorsunuz? Şahsen blog alemlerine takılmadan önce dinlere karşı pek bir husumetim yoktu – sizlerin sayesinde artık kesin bir şekilde zararlı olduğuna inanıyorum – dogmatik ideoloji olarak sınıflandırıp fikri anlamda aktif olarak mücadele edilmesi gereken birşey olarak görüyorum. Bunun neresi arızalı acaba? Bana göre Scientology de zararlı, Mormon dini de, İslam da, Hristiyanlık da; hepsi de mesnetsiz ve temelsiz şeyleri baz almamızı öğütleyen beynimizin bazı fonksiyonlarını “exploit” eden zararlı birer zihinsel yazılım. Dikkat ederseniz “din” deniliyor. İnanan insanları kovalım kovalayalım denmiyor, ateşlere atıp yakalım denmiyor. Yani tek tek kişiler hedef alınmıyor, dinsel ideolojilerin kendisi hedef alınıyor.

    Zannedersem pek alışkın olduğunuz dinsel söylemlerle karıştırıyorsunuz bazı şeyleri! Dinsel ideolojiler fikir ve görüşleri değil, “kafir”,”ıvır-zıvır” şeklinde bizzat insanları etiketlendirerek hedef alıyor (işkenceli cezalandırma konusunda insanların düşüncelerini çoluk çocuk ayrımı gözetmeden terörize etmesini bir kenara bırakalım). Bu durum bugün aynen devam ediyor, teker tüker insanların hedef alınıp öldürüldüğünü, fetvalar yayınlandığını sürekli olarak görüp duyuyoruz. Arıza başka yerde, bakmayıp görmemekle durum değişmiyor. Görenlerin ise “zararlı” olarak nitelemesi ve ona göre hareket etmesi bir arıza değil, olsa olsa sağlıklı ve doğal bir tepkidir !

  28. Da Vinci diyor ki:

    Râvî Bey,

    Bekir L. Yıldırım’ın sözlerini size hatırlatma ihtiyacı hissediyorum:

    Bekir L. Yıldırım: Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Bu hukmun dayandigi deliller gene adi gecen sitede mevcuttur; fakat gene malumun ilami ve zaman israfi saiki ile kes yapistir yapmaya gerek gorulmemistir. Israf edecek zamani olanlar kaynagina bakabilir.

    Burada bahsi geçen site ateistforum‘dur. Sizin, benim BLY’nin sözlerinin hezeyan olduğuyla ilgili görüşümün haksız veya hatalı olduğunu gösterebilmeniz için BYL’nin yap(a)madığı şeyi yapıp, ateistforum’da BYL’nin iddialarını destekleyecek yeterli delili ortaya koymanız gerekir. Bunu yapmadığınız sürece benim BYL’nin sözleriyle ilgili görüşlerimin haksızlığını göstermenin yanına bile yaklaşmış olmazsınız.

    Ayrıca ÇYDD ile ilgili tüm iddialarınız doğru kabul edilse bile bu BYL’nin iddiasındaki “Türk ateistler”i değil sadece “ÇYDD bünyesindeki Türk ateistleri” kapsar ki orada da Yahudilerin kıçını öpme görevi eksik kalmış oluyor, orası da başka bir konu tabi. Bir de ÇYDD bünyesinde ateistler Türk ateistlerin ne kadarını oluşturur acaba? Ayrıca ÇYDD’nin yönetiminde kaç ateist vardır, ÇYDD’yi dışardan destekleyen ateistler misyonerlik faaliyetlerinden (bu faaliyetlerin gerçekten olduğunu varsayıyoruz bu senaryoda) haberdar mıdır veya yüzde kaçı haberdardır gibi daha birçok soru ortaya çıkıyor. Yani neresinden bakarsanız bakın ucube, neresinden tutarsanız tutun elinizde kalacak kadar çürük bir iddiayla karşı karşıyayız.

    Râvî: Öncelikle “Dünya Kiliseler Birliği” diye bir şey olmadığını nasıl iddia edebildiniz, hem de bu kadar kesin bir şekilde? Google’ı da mı aramadınız? Google’da binlerce sayfa çıkıyor bu kurum hakkında. MİT raporunda verilen bilgiler şöyleymiş:

    MİT’in raporunda mı varmış? Bunun önemli birşey olması mı gerekiyor? MİT raporunda varsa mutlaka doğrudur gibi birşey var da benim mi haberim yok acaba?

    Bu birliğin orijinal adı nedir Râvî Bey? Amerikan kökenli olduğuna göre orijinal adı İngilizce’dir heralde. Neymiş orijinal adı? “Dünya Kiliseler Birliği”nin İngilizce karşılığı mı acaba? Ben Türkçe’ye böyle çevrilebilecek bir kilise birliği olmadığını iddia ediyorum. İddiam gayet basit. Sizin iddianız da benimkinin aksi yönde. Tek yapmanız gereken bu birlikle ilgili kaynaklar sunmanız. İşiniz çok basit Râvî Bey, değil mi? Ben kısaca burada komik bir çeviri hatası olduğunu savunuyorum.

    Amerikan halkıyla ilgili bir Gallup anketinin sonuçlarına bakalım. Partiniz başkan olmak için çok iyi yetkinliğe sahip birini aday gösteriyor ve bu adayın ABC olduğunu öğreniyorsunuz, ona oy verir misiniz?

    ABC yerine katolik, siyah, yahudi, hispanik, kadın, mormon, üç kere evlenmiş biri, 72 yaşında biri, homoseksüel ve ateist gibi şeyler geliyor.

    Evet oy verirdim bölümünde en düşük oran %45 ile ateistte. Hayır oy vermezdimde en yüksek oy ise %53 ile yine ateistte. Yani homoseksüele daha olumlu bakıyor ABD halkı. Sadece buna bakarak bile ABD’de seküler zihniyetin çoğunlukta olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz sanırım.

    Bu arada aralarda yaptığınız yahudi-mason serpiştirmelerine bayıldım. Şimdiye kadar bu paranoyanın açığa vurulmamış olması şaşırtıcıydı zaten.

    Râvî: İngiltere’nin dinî hoşgörü çabaları, daha doğrusu gösteri ve nümayişleri de gözümüzü boyamak amaçlıdır ve biz bu tongaya düşmemeliyiz. İşte size İngiliz toplumu ve oradaki dinî müsamaha hakkındaki gerçekler ve bu sözde müsamahanın altında yatan nihâî gayeler:

    Artık sadece pazar günleri bile olsa kiliseye gidenlere İngiliz toplumu içinde gerzek muamelesi yapıldığı, Amerikalı ve İngiliz saygın gazeteleri okuyanların apaçık gördüğü bir gerçektir. Gazetelerde yapılan bilimsel araştırmalara ve tutanaklara göre, bugün İngilizlerin yarısından fazlası, Hıristiyanlığa hiç veya hiçe yakın inanmadıklarından, öldüklerinde Hıristiyanlık usullerine göre gömülmemeyi, onun yerine yakılmayı istemektedirler.

    Şu yazdıklarınızı bir kere daha okumanızı istirham edeceğim. Nasıl mantıksal çıkarımdır nasıl bir zihinsel faaliyettir burada yaptığınız. Adamlar Müslümanlar için şeriat mahkemesi kurmuş, siz diyorsunuz ki bunlar göz boyamadır çünkü İngilizler artık pazarları kiliseye gitmiyor, Hristiyan geleneğine göre gömülmüyor. Alakaya maydonoz doğramak bu olsa gerek. Ne ilgisi var Râvî Bey? Adam Hristiyanlığa inanmıyorsa elbette onun geleneklerine göre gömülmeyecek, kiliseye gitmeyecek. Bunlar gayet doğal değil mi? Şeriat mahkemesi kurulmasının göz boyama olmasıyla bunun nasıl bir ilişkisi olabilir? Nasıl bir mantıksal ilişki kurdunuz burada anlamak mümkün değil.

    İngiltere’nin şeriat mahkemeleri açmasının asimilasyon amacıyla çeliştiğini görmek için çok zeki falan olmaya gerek yok diye düşünüyorum. Bu tip bir yorum yapmış olmanız düşündürücü. Adamlar Müslümanlara “kendi inancınızla ilgili konularda inancınızın gereklerine göre yargılanabilirsiniz” diyerek Müslümanları inançlarını korumaya yöneltiyor açıkça. Bunun asimilasyonla ne ilgisi var Râvî Bey? Tabi yahudi-mason (hatta buna ateistleri de ekleyelim) komplosunun her zaman için dahiyane açıklamaları olur bu tip durumlarda öyle değil mi? İki dakikada hemen bir senaryo yazılır ve uygulamaya koyulur öyle değil mi?

  29. Bigalıoğlu diyor ki:

    fuatgol hocam nerelerdeydiniz,özledik sizi.öncelikle şuraları bir okumanızı tavsiye ederim.
    http://bigalioglu.blogcu.com/din-nedir_4400639.html
    http://bigalioglu.blogcu.com/inanc-nedir_4728206.html

    sonrasında düşünürseniz matıki temel arızayı bulabilirsiniz (ateizm).ikinci bir arıza ise yukarıdaki yazıdaki etik olmayan düşmanca bir yaklaşım.çağdaş toplumlarda bile böyle bir yaklaşım göremezsiniz.yorumlarımda bu yaklaşımın nedenlerini az çok anlattım.bir türlü yanlışlanamayan islam.

    bu arada Ravi bey,amerikan tarihi ile ilgili yorumunuz çok hoştu.aslında türkiye’deki sistemle çok benzeşiyor.sizin bu yorumunuzla bekir beyin akyol’un sitesindeki yorumunu birleştirdiğimde-zihnimde- bu yahudilerde (yada siyonistler diyelim antisemitizm yapmayalım) bir ard niyet aramaya başlıyor insan.

  30. fuatogl diyor ki:

    @Bigalıoğlu,
    derindüsüncedeki son hadiseden sonra bu işlere fazla vakit ayırmaz oldum, onun yerine kendi çapımda bir “atayist pıropaganda” sitesi ile uğraşıyorum. Sinir tellerim çelik alaşım değil maalesef.

    sonrasında düşünürseniz matıki temel arızayı bulabilirsiniz (ateizm)

    Düşününce sizin hoşunuza gidecek şeyler göremiyorum. Bu sitede bunun gösterildiğinede de şahit olamadım maalesef.

    Yorumunuzda yazı tavsiye etmişsiniz, fakat benim yorumumdaki temel itirazımı toptan ıskalamışsınız. Bakın çok basit bir kıyas yapayım. İslam dahil aşağı yukarı tüm dinler mutlak doğru diye iddia ettikleri anlatımları kabul etmeyenler için çok kötü şeyler söyler, açıkca tehdit eder (doğrudan kişileri hedef alır) ve takipcileri arasında doğal olarak bazı şeyleri meşru görme eğilimi ortaya çıkartır. Ben yada benzer düşüncedeki insanlar ise sadece dinin genel olarak yararsız ve birçok noktada ise zararlı olduğunu söyler. Aradaki farkı göremiyorsanız üzgünüm, elimden daha fazlası gelmiyor. Çağdaş ülkeden kastın nedir bilmiyorum ama, benim anladığım şekilde çağdaş bir ülkede kişiler şiddet-baskı kullanmadan ve hakaret etmeden istedikleri konu hakkında canları istediği gibi fikirlerini belirtme özgürlüğüne sahiptir. Az yukarıdaki bir yorumunuzda bunu hazmedecek olgunluktan uzak kişi ve kurumların uygulamalarına maruz kalmış bir insanla dalga geçip, sonra bana dönüp çağdaş ülkeden bahsetmeniz çok tuhaf. Bu tuhaflığı ancak “çağdaş ülke” anlayışımızın “baya” farklı olduğu açıklaması giderebiliyor. Benimkinin şekli şemali belki biraz belli olmuştur, sizinkinin ise ipuçları hemen yukarıda.

    Birde şu misyonerlik meselesine takıldım. Benim gibi dinleri faydasız ve çoğunlukla zararlı olarak kabul eden bir insan eğer tutarlı ise miyonerliği yararsız ve faydasız birşey olarak görür. Fakat yetişkin insanlar eliyle 7-8 yaşındaki çocukların din ve onun şekillendirdiği dünya görüşü ile resmen endoktrinasyondan geçirilmesinden hiç rahatsız olmayan dindarların, genelde yetişkin insanlara yönelik olan misyonerlik faliyetlerinden rahatsız olmalarını hatta neredeyse suç kategorisinde ele almalarını hiçbir zaman anlayamadım. Bunun mantığı nedir diye bunu da çok düşündüm Bigalıoğlu, ama sonuç yine sizin beğenmeyeceğiniz cinsten. Homofobi ve dinsel ideolojilerin düşmanlık yaratma potansiyelinden başka birşey gelmiyor aklıma.

    Yeri gelmişken gönlünüzü de alayım biraz; bu hristiyan misyonerlerin Türkçe sitelerine uğramıştım bir ara. Zeka ve fikir fukaralığında, ve psikolojik ayak oyunlarında diyanet ve benzeri “büyük sponsorlu” yapılardan aşağı kalır bir yanı olmadığını belirtmek isterim. Zaman, enerji ve zeka kapasitesi ısrafından başka birşey değil.

  31. Anonim diyor ki:

    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ————

    Ravi arkadas,
    yukarida 12 mayis tarihli kisa yazimi mumkunse bir kez daha okuyup
    sonra da orada belirtilen o (evrensel & kuransal) ahlaki mantik cercevesinde
    burada tekrar alintilayip belirttigim yukaridaki su iki soylemin de
    medeni dindar veya medeni ateist/agnostik/deist tarzda insanlara karsi toptan ve haksiz yere yapilmis olacak epeyce bir “gayri ahlaki” kiskirtici soylem/suclama oldugunu/olacagini teyit edebilir misiniz, lutfen?

    Gercekten nezaketli/erdemli/ahlakli/durust bir insan oldugunuz/olabileceginiz izlenimi edindigim icin boyle bir seyi sizden istirham etme arzusu/geregi duydum, burada. (Ayrica bkz. Kuran Nisa Suresi 135 ~ Maide Suresi 8)

    Ikinci olarak, asagidaki su linke girip orada Amerikan Evanjeliklerin “Masonluk” hakkindaki iddia ve soylemlerini (ki bu tip iddia ve soylemlerini yaklasik Amerikada 200 yildir surduruyorlar) dikkatlice bir inceleyebilir misiniz, lutfen?
    Umarim ingilizce biliyorsunuzdur, ama eger bilmiyorsaniz dahi, lutfen bilen birini yaniniza alip bu –dunya capinda populer– Amerikan Evanjelik Hristiyan sitenin “Masonluk” hakkindaki tum bu –cok eskiye dayanan– iddialarini ve soylemlerini bastan sona dikkatlice okuyun mutlaka. Ben yine de en kisa basliklar halinde bazi en belirgin iddialarini –esefle– ileteyim burada:

    =Amerikayi gercekte gizli Masonlar kurmuslardir, hristiyanligi tumden ortadan kaldirmak icin…

    =Bu Mason teskilati “terorist Muhammed” ve takipcisi “terorist muslumanlari” uzun zamandir gizliden destekleyen, onlara sempati duyan dunya capinda faal hiristiyan dusmani bir teskilattir…

    =Bu Mason teskilati meclislerine bu “Ay tanrisina” tapan sapik muslumanlarin bircoklarini dahi kabul edip bunlarla birlikte “Tanrinin biricik oglu Isaya” karsi komplolarini bir kez daha sergilemektedirler, tarih boyunca ve simdi….

    =Ayrica sitelerinde “Terorist Muhammed” baslikli ayri bir bolum altinda bu iddialarini cok daha derinlere tasimislar…

    Iste, yakin zaman once Amerikadaki Evanjeliklerin gizli ve acik tum faaliyetleri dogrultusunda basa gelen bu Evanjelik/Siyonist/Cumhuriyetci ittifak ve birliginin (Bush yonetiminde) daha sonraki pekcok icraatlari
    ve bu “Tanri Mesihin Gelme ve Dunya Hakimiyetine hazirlik” cercevesi altindaki savaslari vs. coklarinin artik herhalde cok iyi malumu olmalidir.

    (Bunlarin bilimsel baglamda Evrim kuramina karsi 150 yildir giristikleri
    amansiz Hacli Seferini ve bunun da en dipteki nedenlerini daha sonra daha detayiyla inceleyebiliriz, firsat olursa.)

    http://bibleprobe.com/freemasonry.htm

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    **Ancak elbette bu tip agresif/yalanci/kiskirtici Evanjeliklerin/Siyonistlerin yuzunden yeryuzundeki tum Hristiyanlar/Yahudiler asla suclanamaz/tahkir edilemez. Kitap ehli icinde cok sayida erdemli/durust/ahlakli/saygili insanlarin
    oldugu/olabilecegi de Kuranda ayrica vurgulanmis olmalidir. (Ali Imran Suresi 199)

  32. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Amator Filozof arkadas,
    diyorsunuz ki:
    5- İsa’ nın babasız doğumunun nasıl savunulması gerekiyor? (Bence mantıklı bir şekilde savunulamaz, bunun yerine Hristiyanların dinlerinin çağdaş ve bilime uygun yorumunu kabul ederek, bunu sembolik bir anlatım olarak görmeleri daha akılcıdır)

    Kuranda ve Incilde anlatilan diger bircok Mucizelerin hicbiri zaten Bilimsel anlamda ispatlanamaz olmali:

    1) Musanin degneginin acikca bir anda yilan olmasi, (Taha 19-21)
    2) Kizildenizin bir anda ve toptan yarilmasi, (Suara 63-65)
    3) Camurdan kus heykelinin bir anda canli kus olmasi, (Ali Imran 48-49)
    4) Musanin elinin bir anda parlamasi (Taha 22-23)
    5) Isanin suyun uzerinde yurumesi (Incil/Matta)
    6) Isanin bir dokunusta cuzamliyi tertemiz etmesi (Incil/Markos)

    vs. gibi daha nice bu tip mucizeler inanan insanlarin haklarinda 5 duyuya dayali algilanacak tarzda bilimsel delil beklemeden/aramadan & sinamadan/sorgulamadan tarih icinde ve Allahin izniyle aynen bu sekilde bir kez gerceklesmis olduguna inanmalari gereken “gaybi” dini esaslar olmalidirlar, herhalde. (Bakara 3)

    Bunun disinda, Kuranin en temel inanc esaslari olan

    Allahin fiziki/sahsi varligi,
    Meleklerin fiziki/sahsi varliklari,
    Cinlerin fiziki/sahsi varliklari,
    Mucizelerin fiziki/somut gerceklikleri,
    Vahyin fiziki/somut gercekligi,

    vs. gibi konularda da yine asla zaten 5 duyuyla algilanabilecek tarzda hicbir somut delil verilmeyecegi Kuranda en bastan bildirilmis (Enam 103 & Vaqia 84-85 & Araf 27 & Isra 44) ve tum teist karakterli insanlara bunlara sorgulamadan ve bu baglamda tumden “dogmatik” olarak (=5 duyuyla asla sinamadan/test etmeden) inanmalari emredilmis olmalidir boylelikle yine ve en bastan. (Bakara 3)

    Bunun disinda kalan bazi diger en kritik bilimsel konularda ise,
    Kuran ve Incil anlatimlarinin zaten gercek degil ancak “sembolik olarak” degerlendirilmesi gerektigine dair acik ve somut nice ornekler

    6 Gunde Yaratilis
    Big bang buyuk patlama…
    vs. gibi bolumlerin altinda kalan yorumlar kisimlarinda acikca belirtilmis/sunulmus olmali, Kurandaki orijinal Arapca ayetleri ve yerleri ve gerekceleriyle.

    Aksi takdirde, Kuran ve Incilin evrenin ve dunyanin yaratilisi ve canlilarin yaratilisi gibi hususlarda verdigi nice anlatimlarin dahi bilimsel acidan –dinsel acidan degil– tamamen Tuhaf & Aykiri & Tutarsiz olduklari zaten epeyce net ve acik konular olmalidirlar, bu Kitaplari asillarindan iyi okuyup anlamis insanlara.
    Ayrica Kuranin Peygamber donemindeki o eski fanatik Dinci & Allahci araplarin bilimsel seviye ve anlayislarina uygun tarzda
    ve dolayisiyla bugunun bazi bilimsel bulgulariyla acikca celisebilen bircok anlatimlar da barindirdigina da yine

    6 Gunde Yaratilis,
    Evrimsel turlesme…
    vs. gibi bolumlerin altinda yer alan yorumlar kisimlarinda acikca belirtilmis/sunulmus olmali, Kurandaki orijinal Arapca ayetleri ve yerleri ve gerekceleriyle.

    Bunun disinda, dolayisiyla artik elbette Kurani onun bu gercek tarihsel & mekansal perspektifinde okuyup iyi degerlendirebilen,
    ve Kurani onun o eski fanatik Dinci & Allahci gayri medeni arap tiplere karsi yapmis oldugu mucadeleyi iyi anlayabilen (Araf 28 & Muminun 84-89 & Zuhruf 19-20 & Necm 19-27)
    ve simdi bu Kitabi tum bu gercek baglamlarindan ve ortamindan koparip onu bugunku tum medeni insanlarin/bilimin uzerine/aleyhine tumden yanlisca ve despotca kullanma yanilgisina dusmeyen bircok samimi medeni Dindar insanlarin bugunun tum medeni dunyasina karsi daha insancil/ahlakli/erdemli/bariscil/bilgili/durust/adil
    yaklasacaklari/yaklasabildikleri konusu da acik olmalidir, herhalde, gorebilen hepimize.

    Bu acilardan yukaridaki bazi soru ve tespitlerin bircok samimi medeni Dindar insanlar/hocalar/imamlar/ilahiyatcilar/din adamlari/dindar insanlar vs. tarafindan gerektigi sekilde bir miktar makul algilanabilir/karsilanabilir olmalidirlar, sanirim/umarim, elbette. Bunun ardindan, tum diger medeni insanlarin da bu Dine ve bu tarz bazi/bircok medeni Dindar insanlara elbette saygili/hosgorulu/anlayisli/durust/erdemli/adil kalmalari beklenecek olmalidir. Bilimi & Medeniyeti & Teknolojiyi vs. bahane ederek bu kez salt Din dusmanligi yapmak da elbette en az Dinci fanatizm/barbarlik kadar kinanmasi/lanetlenmesi gereken aksi davranislar olmalidirlar, bugunun tum medeni insanlari tarafindan.

    Esen kaliniz.

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    “İslam dahil aşağı yukarı tüm dinler mutlak doğru diye iddia ettikleri anlatımları kabul etmeyenler için çok kötü şeyler söyler, açıkca tehdit eder (doğrudan kişileri hedef alır) ve takipcileri arasında doğal olarak bazı şeyleri meşru görme eğilimi ortaya çıkartır. Ben yada benzer düşüncedeki insanlar ise sadece dinin genel olarak yararsız ve birçok noktada ise zararlı olduğunu söyler.”

    fuatgol hocam bu defa ıskalamayalım o zaman.
    herhangi bir dine inananların diğerlerini düşman-kısaca söylüyorum-kabul etmesi sadece dine bağlı bir konu değildir.ilk çağ ve son çağ emperyalizminin ortaya çıkardığı tepkisel hareketlerde olabilir.size bir çok nedenler daha sıralayabilirim.aklıma gelen bir başkası dünyanın neresinde olursa olsun yapılan bir eylemi dinsel açıdan meşru göstermek toplumları harekete geçirmek ve motivasyon sağlamak için en kolay ve etkili yoldur.bu sadece islam’da yoktur.tarih boyunca yaşamış bir çok medeniyet aynı taktikleri kullanmıştır.doğru mu?yanlış.bunun sonucunda islamı ele alırsak aslında islamla bağdaşmayan bir çok yobaz uygulama türemiştir.

    şimdi bunları dine yada inanca bağlamak ve dinler zararlıdır gibi bir genellemeye gitmek yanlıştır.size verdiğim linklerde bu yanlışlığın temeline inmek ve inanc olgusunun insanoğlunun değişmez bir parçası oldugunu göstermek istemiştim.inanç insan oğlunun değişmez bir gerçeğidir.din’de toplumların değişmez bir gerçeğidir.

    inançsız bir insan,dinsiz bir toplum düşünülemez.ancak bu din adına yapılan her şeyin meşru oldugunuda göstermez.Allah dede o yüzden bize insanın insan gibi nasıl yaşayabileceğini gösteren kanun kitabını göndermiştir.yani temel alınacak kitap Kuran’dır.uygulamalardaki yanlışları düzeltmek toplum liderlerine düşer.

  34. Anonim diyor ki:

    Bu arada, yukarida bahsettigim o 150 yillik fanatik Evrim dusmani
    Amerikan Evanjeliklerin su –dunya capinda populer– baska bir sitesinde
    bu tip kimselerin neden Evrim kuramina siddetle/nefretle en az 150 yildir boyle amansizca karsi durduklarini aciklayan bazi en kritik sebepleri var.
    Ingilizce bilen arkadaslarin bunlari mutlaka bastan sona dikkatle okumalarini, bilmeyenlerin ise daha sonra yanlarina Ingilizce bilen birilerini alarak bunu mutlaka yapmalarini onemle/siddetle tavsiye ederim.

    Ancak burada sadece bu maddelerden en kritik olan birini aynen turkcesiyle vermek istiyorum
    (bu ceviri bana ait degil, baska bir islami/dini sitede rastladim, ve hemen hemen uygun/sadik/guzel bir ceviri olarak buldugum icin aynen aktarmak istiyorum)

    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c015.html

    **********
    dunya capinda faaliyet gosteren
    ve cok populer bir amerikan evanjelik hristiyan
    site olan (tum yazi ve makaleleri dunyanin bircok
    dillerine cevrilmis ve halen cevrilmekte.)
    http://www.christiananswers.net
    sitesinde deniliyor ki=

    Tanrinin kendi oglu Isa Mesihte tecellisi
    Incilin ana ogretilerinden biridir.
    Incil der ki: Kelime ete burunduruldu ve
    (Tanrinin Tecellisi olarak) bizim aramizda yerlesti.
    Mesih Isa (Tanrinin Tecellisi olan) mukemmel bir
    insan seklinde yaratildi.

    Halbuki Evrim Dusuncesi bu bizim Kurtulus doktrinimizin
    temelini sarsmaktadir.
    Evrim Dusuncesini destekleyen (hristiyan bilim adami)
    Hoimar Von Ditfurth Isanin bedenlestirilmis Tanri
    olmasi inanciyla Evrim Dusuncesinin uyusmazligini
    soyle dile getirmektedir:

    Evrim Dusuncesi kacinilmaz olarak bizi bu Hristiyan
    doktrinini ciddi olarak sorgulamaya goturecektir.
    Bu suphesiz ki, en temel Hristiyan inanci olan
    “Tanrinin Isa’da Tecellisi” fikri icin de gecerlidir.

    not: yukaridaki yazida adi gecen “Hoimar Von Ditfurth”
    Evrim dusuncesini temelde bircok yonleriyle kabul eden
    ve bunu genel cercevede buyuk bir “ilahi mucize” olarak
    degerlendiren inancli hristiyan Alman bir bilim adami
    olmalidir.
    yukaridaki fikirlerinden oturu fanatik “anti-evrimci”
    Evanjelik Hrstiyanlar tarafindan aforoz edilmis,
    ve ateist ve komunistlerle isbirligi icinde olan bir
    hain olarak takdim edilmeye calisilmistir cogu zaman.
    Allah gunahlarini affetsin.
    Mekani cennet ve hz. Isa’nin (a.s.) yani olsun. (Ali Imran 55)
    ***********

    Evet, hatta bu sebeple bu tip Evanjelik fanatik Hristiyanlar evrim kuramini (:evrimsel yaratilis seklinde) temelde ve bircok yonleriyle kabul edebilen diger bazi/bircok medeni hristiyanlari yukaridaki bir onceki yazimda aktardigim sekilde

    Isanin Tanrinin biricik oglu oldugu fikrini reddeden o musluman teroristlerle ve onlarla gizli bir isbirligi icinde olan o Masonlarla

    tum insanlarin baslangicta her turlu evrimden munezzeh olarak bir anda ve sip sak mukemmel Tanrilar Suretinde (Incil/Tekvin 1/27)
    Isanin da daha sonra bu gibi Tanrilar Suretindeki insanlarin soyundan gelmis mukemmel bir Tanri Tecellisi (Incil/Yuhanna 1/1-14)

    seklinde yaratilip gonderildigi fikrini sarsmak icin ozellikle uydurduklari bu Evrim dusuncesine onay vererek
    onlarin “aldatilmis usaklari” haline gelen sahte hristiyanlar olarak gorup epeyce aleyhlerinde atistiriyor olmalidirlar, uzunca bir zamandir.
    (Ve ne hikmetse bu tip teist evrimci medeni hristiyanlar yukarida anilan o Amerikan Bushun/Cumhuriyetcilerin hacli/emperyalist acendasini ve onbinlerce muslumanin kanini bosa akitan o savaslarini hic desteklemeyen medeni/bilgili/bariscil hristiyanlar olmuslardir, buyuk cogunlukla,
    bilakis bu savslarda yer alip namlularina hac isareti takarak musluman avlayan o fanatik/cahil/saldirgan anti evrimcilerin karsisinda….)

    Ve Kuranda asil yukarida anilan bu hangi tip hristiyanlarin gercekte seytanin “aldatilmis usaklari” pozisyonunda olduklari/olacaklari da bu baglamda acik olmalidir. (Ali Imran 55 & Maide 17-18)

    Butun bu alintilari yukarida da anilan o gorunurde en az 150 yillik –siddetli Mason aleyhtari & siddetli Evrim aleyhtari– o Amerikan Evanjelik Ideolojinin ana fikirlerini/yaklasimlarini sadece en onemli/kritik bazi ana hatlariyla belirtebilmek icin ilettim.
    Burada elbette Evrim konusuna Kurana inanan insanlarin nasil yaklasmalari gerekecegi konusu ayrica islenmesi gereken baska bir konu olmalidir. Ancak bu konuda tum medeni/erdemli Muslumanlar icin asagidaki linkte anilan tarzda gayet medeni/bilgili bazi Musluman bilim adamlari belki de su an en ideal bir ornek teskil ediyor olabilirler, umarim:

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

  35. fuatogl diyor ki:

    @Bigalioglu,
    Mesele benim hakli olup olmamam degil. Mesele bu olsaydi fikirlerimin altini bolca doldurabilirdim onceki yorumlarimda. Asil mesele bu sekilde dusunen insanlarin(ateist) durumlarinin mevcut duruslar arasinda pek de arizali olmadigidir. Cehennem ve iskence vaad eden dinler dururken bunu gormeyip, fikrini ve durusunu belli eden insanlari arizali gorme garipliginden bahsediyorum.

    inançsız bir insan,dinsiz bir toplum düşünülemez.

    Dinlere inanmayan, ciddiye bile almaktan cok cok uzak tonlarca insan taniyorum, dunyada ateist/agnostik insanlarin sayisi 1 milyar olarak tahmin ediliyor. Kisisel bazde dusunecek olursam, zannedersem tanidiklarimin buyuk bolumu din defterini cocukluk caglarinda kapatmis insanlar. Kendilerine ateist deme zahmetine bile girmeyecek kadar meseleyi coktan cope atmislar bir suru insan taniyorum. Ne demek yani “inancsiz insan dusunulemez” demek!? Dinsiz bir toplum neden dusunulemeyecekmis acaba? Bireyleri dini ciddiye almayan toplumlar neden dusunulemesin? Kiliselerin sosyal ve sanatsal isler disinda islevini yitirdigi, dinsel ayinlere ilginin azaldigi, insanlarin aktif olarak kiliseden ve onun rituellerinden uzaklastigi, papazlarinin bile onemli bolumunun resmen ateist oldugu ulkelerde yasamisligim var. Acikca soylemek gerekirse tikir tikir isliyor bu toplumlar.

    Fikir ve ifade ozgurlugunun guclendigi, egitim duzeyinin arttigi, sosyal/ekonomik adaletin daha iyi saglandigi ortamlarda dinlere itibarin azaldigi defalarca gozlemlenmis bir gercek olarak duruyor karsimizda. Durum bu iken bunun dusunulemeyecegini iddia etmek sadece avuntu olsa gerek. Bunu en az benim kadar sizde biliyorsunuz ama kabul etmek istemiyorsunuz. Onun yerine hemen stalin, hitler vs.vs geyigine basvurun siz.

  36. Amatör filozof diyor ki:

    Râvî Bey,
    “Yorumlarımda seküler veya laik “inançlı” derken, anlamda kendi fikrimce bir sınırlama, bir terimleştirme yaptım. Benim bu isimlendirişimde, İslam’a inanıp yine de modern laik hukuk sistemini savunanlar “seküler inançlı” değildirler. Onlar dinî inançlıdırlar, ama bilgi eksiklikleri ve yoğun laik hukuk propagandası nedeniyle seküler/laik hukukun onların dinî inançlarıyla uzlaştığını zannederler.” diyorsunuz.
    Yani laik hukuk sistemini savunup dini inançlı olan bir topluluğun varlığını kabul ediyorsunuz. Ben de zaten bunu kastediyordum. Şimdi, sorun şurada: ÇYDD’ nin içinde sanıyorum ki bu tanımlamaya uyan insanlar çoğunluktadır. Bu durumda bu kitleyi ateist olarak tanımlamak son derece yanlıştır, insanları etiketleyip siyah-beyaz şeklinde sınıflara ayırmaktır, gri tonlara yer vermemektir. Bu tutum doğal olarak uzlaştırıcı değil, çatışmaları arttırıcı sonuç verir. ÇYDD’ ni ateist saymak için ateizm propagandası yaptıklarını kanıtlamak gerekir. Eğitim faaliyetlerinde islami uygulamalara yer verilmemesi sadece laik hukuk düzeninin bir sonucudur, bu da ilk tanımlamadaki laik hukuku benimseyenler tanımlamasına uyar, bu da ateizm değildir.

    “Günümüzde, modern bilim ile, erkeğe ihtiyaç duymadan sırf dişinin kendi vücut hücrelerinin klonlanmasıyla doğumlar yapılmaktadır. Çoğu deneme başarısız olsa da, bu şekilde pek çok hayvan klonlanmıştır. Aynı yöntemin, ahlâki/etik endişeler bir kenara bırakılıp, insanda da uygulanması mümkündür. Demek ki, annenin tek başına çocuk meydana getirmesi fiziksel ve biyolojik olarak da mümkündür. Öyleyse, bizim sahip olabileceğimiz bütün teknolojilerin çok daha fazlasına her an sahip olan, çünkü istediğini yaratan, bu evreni de yoktan yaratmış olan Allah, Hz. İsa’nın babasız doğumunu da meydana getirmesi pek âlâ onun kendi yarattığı fizik ve biyoloji ve de akıl kurallarına uygundur.” diyorsunuz.
    Tabi sanıyorum ki, İsa’ nın doğumunda Tanrı’nın, modern bilimin uyguladığı yöntemleri, maddi bir süreç halinde insanlara uygulattığını öne sürmüyorsunuz, çünkü o devirde bunlar insanlarca bilinmiyordu (Tanrı-eğer varsa- biliyordur, ancak o dönemde insanların bunu uygulamasını sağlamamıştı). Yani bilimin uygulamalarını İsa’ nın babasız doğumu için kanıt olarak ileri süremezsiniz. Teistik açıdan tek söylenebilecek şey, Tanrı’nın, her şeye kadir olması dolayısıyla, zaman zaman doğa kurallarını ihlal ederek mucize gösterebileceği, bu olayın da böyle bir mucize olduğudur. Ancak günümüzde, Tanrının direk mucize göstermeyip, doğadaki düzeni mevcut doğa kuralları sayesinde sağladığı şeklinde teistik yaklaşımlar vardır, ki kanımca teizm açısından bu daha mantıklıdır, çünkü, aksi halde, bilimin geliştiği modern zamanlarda Tanrı’ nın neden hiç mucize göstermediği, Tanrısal mucizelerin tek kaynağının neden kutsal kitaplar olduğu, diğer tarihsel kaynaklarda bunlardan bahsedilmediği gibi sorular ortaya çıkar.
    Esenlikler dileğiyle.

  37. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Fikir ve ifade ozgurlugunun guclendigi, egitim duzeyinin arttigi, sosyal/ekonomik adaletin daha iyi saglandigi ortamlarda dinlere itibarin azaldigi defalarca gozlemlenmis bir gercek olarak duruyor karsimizda. Durum bu iken bunun dusunulemeyecegini iddia etmek sadece avuntu olsa gerek. ”

    fuatgol hocam yukarıda yazdıklarınızda haklısınız.insanlık tarihi boyunca son 100 yıldır durum bu.ancak insanlık tarihi 100 yıldan ibaret değildir.mesele sadece ihali dinlere inanma ve dinin etkisinin azalması meselesi değildir.100 binlerce yıldır insanoğlu inanma ihtiyacı hissediyor.bu insanın doğasında olan bir şey.

    bahsettiğiniz şeyi bir geçiş süreci olarak görebiliriz sizin açınızdan.bende tıpkı ateistler gibi doğmatik olarak dinden uzaklaşmıştım.ama ne yaparsanız yapın bir şeyler eksik kalıyor,kafanızdaki soru işaretleri son bulmuyor.siz bu soru işaretlerini görmezden gelir,refah düzeyi yüksek toplumlardaki zevke sefaya dalıp bir hayat yaşamayı istiyorsanız mesele yoktur.

    ancak doğmatik olarak terk ettiğim inancı bilimsel olarak tekrar buldugumu söylemeliyim.islam dini dışındaki ilahi dinlerin yanlışlarıda batı toplumunu dinden soğutmuş olabilir.avrupa’daki islamın yayılışını anlatan bir program seyretmiştim tv’de.
    dediğim gibi inancı yok edemezsiniz,dini de öyle.kendinizi yok sayamadıgınız gibi.

  38. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Amator Filozof arkadas
    diyorsunuz ki:
    Ancak günümüzde, Tanrının direk mucize göstermeyip, doğadaki düzeni mevcut doğa kuralları sayesinde sağladığı şeklinde teistik yaklaşımlar vardır, ki kanımca teizm açısından bu daha mantıklıdır,
    çünkü, aksi halde, bilimin geliştiği modern zamanlarda Tanrı’ nın neden hiç mucize göstermediği, Tanrısal mucizelerin tek kaynağının neden kutsal kitaplar olduğu, diğer tarihsel kaynaklarda bunlardan bahsedilmediği gibi sorular ortaya çıkar.

    Allahin Kuran indirildigi sirada ve ondan sonraki caglarda bir daha o eski tip mucizeler gondermediginin/gondermeyeceginin sebebi su sekilde belirtilmis olmalidir Kuranda, oncelikle:

    Bizi mucizeler gondermemizden alikoyan sey, onlari daha onceki o (Dinci & Allahci) kimselerin zaten inkar etmis olmasi sebebiyledir. Cunki biz Semud kavmine o disi deveyi gorunur (bir mucize) olarak vermistik, ama onlar ona karsi (eger Rabbimiz Allah isteseydi bize Melekler indirirdi, bu tip abeslikler degil diyerek) haksizlik/zorbalik ettiler…. (Isra 59 & Fussilet 13-14 & Sems 11-14)

    Dolayisiyla, Muhammed Peygamber zamanindaki o Dinci & Allahci arap musriklere (araf 28 & muminun 84-89 & Enam 148-150) artik sadece bu Kuranin “arapca edebi uslubu” tek mucize olarak gonderilip (ankebut 50-51 & tur 30-34)
    onlarin da artik buna binaen ellerindeki Allah adina uydurulmus o eski gecersiz kaynaklari & (Lat Uzza Menat isimli disi melekler adina yaptiklari ve kendilerinden sefaat umduklari ve bunlarin –gokteki asillarinin– kendilerini Allaha yaklastiracaklarini iddia ettikleri abeslikleri terk edip Necm 19-27 & Zuhruf 19-20 & Yunus 18 & Zumer 3) bu Kuranin tanittigi Allaha ve hukumlerine baglanmalari
    ve boylelikle kendilerinden daha dunyaya gelmeden once Allahin huzurunda bulundurulup
    ve burada hicbir Melegi & Peygamberi & Din Adamlarini Onun disinda ikinci birer Rabler (=Allah adina Kitap disi sahte hukumler uretebilen otoriteler Suura 10 XXX Tevbe 31 & Suura 21) edinmeyeceklerine dair verdikleri o kesin sozu yerine getirmeleri emredilmis olmalidir. (araf 172 & ali imran 80 & tevbe 31)

    Kisacasi, eger bugun Muhammed Peygamberin haber verdigi soylenen ve aynen onun ahlakini tasiyacagi ve onun gibi davranacagi bildirilen o Mehdi Resul gercekten (mit/uydurma degilse ve) gelecek olsa, herhalde bu kez sadece belki de Kitabin “arapca veya baska dilde matematik/sayisal uslubu” gibi birseyle ortaya cikip (Kuranda oldugu iddia edilen ancak Kuranin orjinal nushalarinda malesef pek/hic dogrulanamayan o 19 olayini vs. kastetmiyorum burada elbette) yukarida aciklanan Muhammedi misyona benzer bir sekilde bugunun tum Dinci & Allahci insanlarini
    Allahi tek Rab & Ilah & Sefaatci & Veli edinmeleri konusunda aynen ve boylece uyaracak olurdu bu mantik ve yaklasima gore belki de yine, herhalde… (Suura 10 & Kasas 70 & Zumer 44 & Araf 196)

    Tabi boyle bir –olmus olsaydi/olsa– delilin dahi bugunun ateist & agnostik & deist tarzda insanlarini boyle bir Kitabin tanittigi ve ancak bir onceki yazimda belirttigim tum o dogmatik (=5 duyuyla asla algilanamaz & sinanamaz) tarzda temel inanc esaslarina aynen baglanmalari/kabul etmeleri konusunda mutlak ikna edici nitelikte bir delil olup olamayacagi yine epeyce irdelenir/tarisilir ayri bir konu olmalidir…
    Ancak kisaca benim bu konudaki sahsi kanaatim de odur ki, boyle bir delil –olmus olsaydi/olsa– en azindan bu tip insanlari belki de onlarin boyle bir Dine ve inananlarina temelde saygili/anlayisli/ihtimal verici kalmalari (onlarin da tum medeni insanlara temelde yine insancil/anlayisli kalmalari umulabilecegi gibi elbette) konusunda epeyce ikna edici olabilir idi, herhalde…

    Bunun disinda, yukarida bahsettigin ikinci hususta ise,
    Kitapta anlatilan bu tip eski mucizelerin genelde cok dar ve kisitli sayida insanlarin onunde vuku bulmus olmasi, aradan cok uzun zamanlar gecmis olmasi, bunlari o donem toptan inkar eden ve orten dinci sahislarin bunlari kabul eden ve yayan dindar sahislardan cok daha fazla sayilarda olmalari gibi etmenler bunlar hakkinda –Kitap disinda– saglikli veriler/bulgular edinilmis olmasina cogu zaman ve yerde engel olmus olabilirler.
    Ve ancak zaten her halukarda bunlara ve bu gibi daha nice diger temel inanc esaslarina
    5 duyuyla algilanabilecek tarzda hicbir delil verilmeden ancak boylelikle sadece “dogmatik” (=bilgaybi) olarak inanmalari dogustan teist karakter tasiyabilecek olan tum o bazi insanlardan –Kitabin o donemdeki o olaganustu “arapca edebi uslubuna” binaen, ve onlarin daha dunyaya gelmeden once zaten halihazirda Allahin huzurunda bulunup Ona ahid vermis olmalarina binaen– mutlak olarak beklenmis/emredilmis olmalidir. (Araf 172-173 & Ankebut 50-51)

    Sorularin genelde dusunsel/akilci/nitelikli/guzel sorular olabildigi icin, cogu zaman, ben de kendi fikirlerimi/bilgilerimi bildigim kadariyla/olcude aynen aktarmaya calisiyorum. Umarim, bir nebze aydinlatici olabiliyordur, bu konulardaki temel bazi Kuransal perspektifleri de cozebilmen/algilayabilmen acisindan, oncelikle/ivedilikle.

    Esen kaliniz.

  39. Râvî diyor ki:

    Da Vinci’ye: Merkezi Cenevre’de olan bu teşkilatın web adresi şudur: http://www.oikoumene.org/. İngilizce ismi “World Council of Churches” şeklindeymiş. Herhalde artık burada “a ama tam doğru çevirmemişler, ben olsam bunu ‘Dünya Kiliseler Encümeni’ diye çevirirdim” demezsiniz.

    Siz Google’ı da mı hiç aramadınız? Ben aradım ve Dünya Kiliseler Birliği’nden yayımlanmış resmî açıklamaların Türk basınında yıllardır yer aldığını gördüm.

    Diğer konulardaki itirazlarınızın cevaplarını ise yazdıklarımı tekrar okursanız göreceksiniz.

    Anonim’e: Size üç konuda cevap vereyim.

    1. Evanjelikler hakkında verdiğiniz bilgiler çok ilginçti, teşekkür ederim. Yalnız bunlar bütün Evanjeliklerin görüşünü yansıtıyor mu onu bilemeyeceğim. Zaten bunun pek önemi de yok bizim maksadımız dolayımında.

    Yalnız bu yazdıklarınızı benim yazdıklarıma aykırı diye düşündüyseniz, öyle değiller. Masonların amaçlarını kendi hayallerinde tam tersine çevirerek onların Müslümanları desteklediğine inanmışlar. Bu dediklerinin saçmalığı ortadadır: Masonların yönettiğini söyledikleri ABD ve dünya sistemi yaklaşık üç yüzyıldır Müslüman siyasî varlığını yok etmekle ve İslam ülkelerini sömürgecilik veya Türkiye’deki gibi yarı-sömürgecilik yoluyla batıya kul köle etmekle meşguldür. Biraz tarih bilgileri ve adam gibi düşünme kabiliyetleri olsaydı böyle saçmalamazlardı.

    Dolayısıyla, anlıyoruz ki Evanjelikler gûya düşman oldukları ve –birçok Müslümanla hemfikir olarak– Masonik bir sistem saydıkları Batılı seküler dünya sisteminin gayesini ters yüz ediyorlar. O yüzden, akılları sıra o sisteme karşı savaşırken, o sistemin amacını tam ters anladıkları için, aslında o sistem için savaşmış oluyorlar…

    Ve bunlar da benim yukarıda anlattığımı tamamlıyor. Seküler-dinli insanların başında bulunduğu Amerikan sistemine, pekçoğu Orta Batı A.B.D. denen bölgede yaşayan ve Hıristiyanlığa hakikaten inanan Amerikan halkının nasıl, ne tür bir kandırılmayla entegre edildiğine dair bize önemli bir ipucu daha sunuyor.

    Evanjelikler denen bu insanların, bu konuda da hakikatin böylesine tersi kanaatlere sahip olmaları ve bu şekilde hareket etmeleri beni şaşırtmadı. Zira internette karşılaştığım bütün Evanjelikler, derin bir “bilgisiz bırakılmışlık” ile yüklü ve analitik düşünce kabiliyetinden yoksun görünümlü insanlardı. (Haa burada İngilizce’yi, çok şükür, iyi bildiğim de ortaya çıkmış oluyordur herhalde Anonim arkadaş.)

    2. Evanjeliklerin “Amerika’yı gizli Masonların kurduğu”na inandıklarını sanmıyorum. Bu kadar da mı tarih bilgisinden yoksunlar? Ben bir tarihçiyim, okuduğum İngilizce batı tarihi kitaplarında (dünyaca ünlü saygın akademisyenlerin yazdığı, akademik nitelikli kitaplar), Amerika’yı kuranların gizli değil aşikâre Mason oldukları yazılıdır. :-) Meselâ Amerikan siyasî sisteminin en temel binası denebilecek olan, bugün A.B.D. kongresinin toplantı binası olan “United States Capitol” binasını George Washington’ın o meşhur Mason önlüğünü giymiş bir şekilde ve tam bir Mason ritüeliyle açtığı, akademik nitelikli tarih kitaplarında kayıtlı bir olgudur. :)

    3. Evanjeliklerin evrim hakkında ne düşündüklerinin ne önemi var? Onların inandığının tam tersine inanmamız lâzım mı demek istiyorsunuz? Sizin mantık silsileniz, Allah korusun, şöyle mi çalışıyor acaba: “1. Evanjelikler kötüdür, bizden nefret ederler. 2. Demek ki Evanjelikler neye inanırsa aksi doğrudur (!). 3. Evanjelikler evrim teorisine yanlış derler. 4. O hâlde evrim teorisi doğrudur!”

    Herhalde böyle bir mantık (?!) silsilesiyle hareket etmemizi beklemeyeceksinizdir bizden. :-)

    Amatör Filozof’a: Siz benimkinden bir önceki yorumunuzda Hz. İsa’nın babasız doğumunun mantıksız olduğuna dair bir şey yazmıştınız. Ben de size bunun doğa kurallarına aykırı olmadığını, dolayısıyla mantıken imkânsız olmadığını ve bilime aykırı olmadığını izah ettim. Modern bilim ve teknolojiyle en azından hayvanlar üzerinde babasız doğumlar artık yapılmış olduğuna göre, demek ki babasız doğum imkansız değilmiş. Mesele bundan ibarettir.

  40. Da Vinci diyor ki:

    Râvî: Merkezi Cenevre’de olan bu teşkilatın web adresi şudur: http://www.oikoumene.org/. İngilizce ismi “World Council of Churches” şeklindeymiş. Herhalde artık burada “a ama tam doğru çevirmemişler, ben olsam bunu ‘Dünya Kiliseler Encümeni’ diye çevirirdim” demezsiniz.

    Yok yok “encümen” değil de ben olsam “konsey” kelimesini kullanırdım. Bahsi geçen birliğin bu olduğundan emin misiniz? Bu konseyin verdiğiniz internet sitesindeki konseyin tarihi gelişimiyle ilgili bölümünde MİT raporunda verilen bilgilerle pek de uymayan şeyler var gibi gözüküyor. Sakın ola yanlış birşey bulmuş olmayasınız Râvî Bey. İki gün uğraşığ bulduğunuz site yanlış olmasın sakın. MİT raporundaki tarihi bilgilerle verdiğiniz sitedeki tarihi bilgiler hiçbir şekilde örtüşmüyor. Kontrol ederseniz iyi olur sanki.

    Râvî: Diğer konulardaki itirazlarınızın cevaplarını ise yazdıklarımı tekrar okursanız göreceksiniz.

    Gerçekten mi? Ufak çaplı bir şok geçirdiğimi ifade etmek zorundayım. Yazımın diğer bölümlerini okuduğunuza emin misiniz Râvî Bey?

  41. Râvî diyor ki:

    Sayın Da Vinci, uyuşmayan bir şey yok gördüğüm kadarıyla. MİT raporunda verilen bilgiler, bu kurumun gayri-resmî kuruluş aşamasına dair bilgiler ve sizin bağlantı verdiğiniz sayfada yer verilmeyen bilgiler, o kadar.

    Ayrıca aynı sitenin başka yerlerinde bu bilgileri doğrulayan başka bilgiler mevcut. Meselâ birliğe bağlı bir Angolalı bir kilise hakkında bakın ne denmiş: “Bu kilise, aslen Amerikan Yabancı Misyonlar Heyeti/Bord‘u tarafından 1880’de ve Kanada Cemaat Kilisesi misyonu tarafından 1886’da başlatılmış olan çalışmayı devam ettirmektedir.” Bunlar da, Google’da arayıp yazılı basında bulduğum MİT raporundan alıntıladığım “Amerikan Bord heyeti” bilgileriyle paralellik göstermekte.

    Bu ve diğer bilgiler ışığında artık şüphe kalmıyor ki bu “council”, basında yıllardır sözü edilen, resmî beyanlarına arada sırada yer verilen ve Türkan Saylan’ın kendisinden malî yardım gördüklerini itiraf ettiği Dünya Kiliseler Birliği’dir aynen ve bizzat.

    Bütün bunları kendiniz de arayıp bulabilirdiniz. Amacınız taşın altına kendi elinizi koymayışınızla ve bir de bu gereksiz şüphecilik ifadelerinizle bana eziyet etmek miydi Da Vinci bey? :-)

  42. Da Vinci diyor ki:

    Râvî Bey,

    Benim yazdıklarım içinde bu konu asıl konuyla aslında hiçbir ilgisi olmayan normalde kenarda köşede kalmış olması gereken ama nedense sizin neden o kadar şey için cımbızla çekip alarak sanki ben sadece bunu gündeme getirmişim gibi göstermeye çalıştığınız birşey. Zahmet olacak belki ama önceki mesajıma giderek görmezden gelmeyi tercih ettiğiniz konulara cevap vermeyi denerseniz çok sevinirim.

  43. Da Vinci diyor ki:

    Râvî Bey,

    Bu arada önceki mesajınızdaki garip yoruma cevap vermeyi unutmuşum. Biraz kel alaka olmuş sanki yazdıklarınız. Hani alakaya maydonoz doğramak varya işte öyle. Angola’daki bir kilisenin Amerikan Bord Heyeti (American Board of Commissioners for Foreign Missions) tarafından başlatılmış olmasından yola çıkarak MİT raporunda Dünya Kiliseler Birliği’nin World Council of Churches olduğu sonucuna nasıl vardınız anlamak mümkün değil. Hokus pokus falan mı yapıyorsunuz arada? Nasıl becerebiliyorsunuz bunu?

    Bu arada size bir ipucu vereyim. United Church Board for World Ministries diye birşey varmış. Araştırın bakalım. Bu arada MİT raporunda asıl bok atılanın Dünya Kiliseler Birliği değil Amerikan Bord Heyeti olduğuna da dikkati çekerim. Bu Amerikan Bord Heyeti de gayet resmi bir kurum gibi duruyor Türkiye’de. Gizli kapaklı işler yapan bir yeraltı organizasyonu değil tam tersine resmi bir kurum sanki. Bu duruma ne demeli Râvî Bey?

    Bu mesajımı fazla ciddiye almazsınız umarım. Asıl olay bu değil çünkü. Bu işin geyik bölümü benim için.

  44. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas,

    biraz gec de olsa verdiginiz cevaplar icin cok tesekkur ederek baslayayim.
    Ancak yine daha yukaridaki yazimda konuya girmeden once sizden bir istirhamda bulunmustum nezaketinize, Kuran ahlakiniza, samimiyetinize guvenerek; ancak gozunuzden kacmis olmali herhalde yine.

    O halde, burada tekrar alintilayarak baslayayim ayni istirhamimi (bu ayrica yukarida bahsettigim Evrensel & Kuransal o ahlaki benimsemis buradaki tum medeni ateist & agnostik & deist & teist tum insancil/saygili/ahlakli arkadaslarin ortak beklentisidir sizden elbette),
    ve sonra buna binaen teyitinizi sabirla ve umitle bekleyeyim/bekleyelim hep beraber bizler icin son derece hassas/onemli bu “ahlaki” konudaki:

    ********************
    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ————

    Ravi arkadas,
    yukarida 12 mayis tarihli kisa yazimi mumkunse bir kez daha okuyup
    sonra da orada belirtilen o (evrensel & kuransal) ahlaki mantik cercevesinde
    burada tekrar alintilayip belirttigim yukaridaki su iki soylemin de
    medeni dindar veya medeni ateist/agnostik/deist tarzda insanlara karsi toptan ve haksiz yere yapilmis olacak epeyce “gayri ahlaki” kiskirtici iki tur fanatik/saldirgan soylem/suclama oldugunu/olacagini teyit edebilir misiniz, lutfen?

    Gercekten nezaketli/erdemli/ahlakli/durust bir insan oldugunuz/olabileceginiz izlenimi edindigim icin boyle bir seyi sizden istirham etme arzusu/geregi duydum, burada. (Ayrica bkz. Kuran Nisa Suresi 135 ~ Maide Suresi 2, 8)

    Ta ki hem de boylece cok daha medeni/insancil/ahlaki olculerde her konuyu rahatca arastirmaya & tartismaya & konusmaya devam edebilelim her ortamda, her daim bundan boyle.

    Ayrica yukarida belirttigim o iki tur fanatik/saldirgan soylemi bastan ve uygunsuzca/gereksizce sarfetmis olabilecek arkadaslarimiz da, eger bunu en dipten ve kasitli olmadan sadece bos bulunduklari bir anda talihsizce agizlarindan kacirmis olup simdi bundan pek/cok esef duyduklarini bildirirlerse, ve bundan vazgecip artik daha medeni/insancil/ahlakli bir cizgiye gelirlerse, onlarin da aramizda her zaman pek/cok saygin bir yerleri vardir, tertemizdirler insan olarak; cunki hepimiz bazen hata yapabiliriz.
    Hata yapmak insani lekelemez, bile bile bunda inat etmek, israr etmek, veya bu tip hatalara arka cikmak, egip bukmek vs. lekeleyebilir belki ancak. (Ayrica bkz. Ali Imran Suresi 135-136 & Maide 2, 8 & Nisa 135)
    ****************

    Simdi oteki konulardaki diger bazi samimi/icten soylemlerinizi ele alalim beraberce:
    diyorsunuz ki:
    Evanjelikler hakkında verdiğiniz bilgiler çok ilginçti, teşekkür ederim. Yalnız bunlar bütün Evanjeliklerin görüşünü yansıtıyor mu onu bilemeyeceğim. Zaten bunun pek önemi de yok bizim maksadımız dolayımında.

    Evet, bu bilgiler gercekten hepimiz icin/acisindan epeyce kritik/onemli/enteresan olmalidirlar, oncelikle,
    ve Amerikadaki yaklasik 200 yillik o Mason aleyhtari bu Evanjelik Hristiyan propagandanin en onemli/belirgin orneklerinden biri olmalidirlar, dunya capindaki.
    Buradaki tum arkadaslarin ve ozellikle samimi Dindar arkadaslarin yukarida verdigim her iki linki de mutlaka satir satir okumalari ve iyice anlamalari
    onlarin dunyada olup bitenlere bundan boyle cok daha uyanik/bilincli/dogru degerlendirmeler yaparak bakabilmelerine buyuk katkilar saglayacak olmalidirlar, umarim.

    Elbette bunlar butun Evanjeliklerin temel ve kuresel dini-politik goruslerini
    yansitmakta olmalidirlar. Bunlari kabul etmeyenler zaten Evanjelik olamazlar,
    ya da –onlarin deyimiyle ifade edilirse– hicbir sekilde Hristiyan dahi olamazlar!
    Onlar olsalar olsalar ancak kendi Dinlerinden ve Incilden gerektigi gibi haberi olmayan ve Masonlarin ve Muslumanlarin “Tanrinin biricik oglu Isaya” ve onun “Dunya Hakimiyetine” karsi giristikleri bu gizli isbirlikci karsi faaliyetlerine bilerek veya bilmeyerek destek veren zavalli/aldatilmis/hain/ezik sahte hiristiyanlar olabilirler.

    Fakat elbette kendini Evanjelik zannedip de butun bu kuresel dini-politik ideolojiden haberi olmayan tek tuk insanlar her daim, her yerde var olabilirler. Ve bundan daha da onemlisi bir onceki yazimda da onemle vurgulamaya calistigim gibi:

    http://bibleprobe.com/freemasonry.htm

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    **Ancak elbette bu tip agresif/yalanci/kiskirtici Evanjeliklerin/Siyonistlerin yuzunden yeryuzundeki tum Hristiyanlar/Yahudiler asla suclanamaz/tahkir edilemez. Kitap ehli icinde cok sayida erdemli/durust/ahlakli/saygili insanlarin
    oldugu/olabilecegi de Kuranda ayrica vurgulanmis olmalidir. (Ali Imran Suresi 199)

    Ve ben umarim daha sonra gerekli vakti buldugumda, yukaridaki linklerden bazi en onemli gordugum yerleri turkcesiyle aynen buraya da aktarmaya calisacagim;
    Ancak eger su an dahi yeterli vakti ve ingilizcesi var olan arkadaslar buraya ugrar iseler, bunu hepimiz icin yaparlarsa, bu mutlaka –dindar iseler– Allah & Din adina, –uygar iseler– insanlik & baris adina yapabilecekleri
    kendilerine ve tum topluma pozitif bircok katkilar saglayabilecek onemli bir caba/gayret/calisma olmalidir. Son derece mutesekkir olurum/oluruz.

    Yukarida aktarmaya calistigim bu konular Kuranda en onemli/en kritik meseleler arasinda verilip (Meryem Suresi 88-95 & Maide Suresi 17-18) bunu hicbir ortamda/yerde/baglamda ikinci plana asla atmamalari
    ve konuyla cok alakali bulmayip sonraya/baska zamana veya yere asla ertelememeleri elbette tum samimi Dindar insanlarin epeyce kendi hayirlarina olacaktir, umarim.

    yine demissiniz ki:
    Yalnız bu yazdıklarınızı benim yazdıklarıma aykırı diye düşündüyseniz, öyle değiller. Masonların amaçlarını kendi hayallerinde tam tersine çevirerek onların Müslümanları desteklediğine inanmışlar. Bu dediklerinin saçmalığı ortadadır: Masonların yönettiğini söyledikleri ABD ve dünya sistemi yaklaşık üç yüzyıldır Müslüman siyasî varlığını yok etmekle ve İslam ülkelerini sömürgecilik veya Türkiye’deki gibi yarı-sömürgecilik yoluyla batıya kul köle etmekle meşguldür. Biraz tarih bilgileri ve adam gibi düşünme kabiliyetleri olsaydı böyle saçmalamazlardı.

    Hayir, kanimca bilakis kendi hayallerinde tam tersine ceviriyor degiller olayi;
    cunki onlara gore Amerikanin yonetimi daha en basta asla sekuler/demokrat olmamali bugunku gibi,
    ancak kokten Incile dayali olmali ve Incilde onlara gore yazili bulunan o “Tanrinin Biricik Oglu Isanin” su donemde gelip butun “Dunyayi Evanjeliklestirmesi” kapsamindaki (Bush yonetiminden cok iyi bildigimiz icraatlar/savaslar ve OrtaDogu projesi vs. hep bu evanjelik hacli ideolojinin urunleri olmalidir) dusuncelere en buyuk engel olarak Amerikadaki bu sekuler/demokrat sistemi ve bunu savunan tum medeni ateist & agnostik & deist & teist insanlari toptan hedef aliyor olmalilar, daha en bastan;
    ancak tabi ki Amerikan Masonlari ozellikle one cikararak ve bu sekuler/demokrat sistemin arkasindaki yegane “sorumlu seytan” olarak lanse ederek hareket ediyorlar ki,
    bu sisteme sahip cikabilen diger tum medeni halki da boylelikle bir sekilde sindirebilsinler. Ki eger bunlarin icinde bu sekuler/demokrat sistemi tum Amerika icin uygun bulan medeni/insancil/ahlakli hristiyanlari da Mason tuzagina dusmus veya isbirligine girmis veya aldatilmis adi/sahte/curuk/ezik hristiyanlar olarak lanse edip sindirebilsinler…
    Bu tip Evanjelik Yobaz Hacli Dinci oyunlarini cogumuz epeyce bir zamandir zaten iyi okuyup biliyor olmaliyiz, umarim!

    Ve soylediklerinde –kendi carpik/despot ideoloji ve emellerine gore– haksiz da degiller belki de,
    cunki Amerikadaki bu sekuler/demokratik sistem sayesinde bugun her dinden ve ozellikle Musluman olan bircok insanlar rahatlikla yerlesip yasayip cogalabiliyorlar, Dinlerini rahatca yasayip yayabiliyor olmalilar Amerikada.

    Halbuki onlarin istedigi o carpik/despot kokten Incil yonetimi (Bush yonetimi sadece bunun maskeli en hafif bir tezahuru idi) gelmis olsa, en once bu Masonlari ve Muslumanlari ve diger tum medeni insanlari bunlarla birlikte ve hepten katledip –teroristler ve isbirlikcileri ve aldatilmislari olarak lanse edip hepsini once iyice sindirdikten sonra– daha sonra kuresel capta da o Evanjelik emellerini cok daha rahatlikla uygulamaya koyabilecek idiler/ler…!

    Kisacasi, bu adamlarin tarih bilgileri de elbette pek iyi derecede var olmali (bunlarin cogunun Amerikanin en iyi universitelerinden diplomali evanjelik yobazlar olduklari unutulmamali), ve asla –bu kendi carpik/despot mantiklari & ideolojileri dogrultusunda– sacmalamiyorlar herhalde;
    ancak bilakis bu kotu/zorba Evanjelik emelleri ugruna ne dediklerini/yaptiklarini cok iyi biliyor olmalilar yukaridaki o iki linkte mevcut o Evanjelik provokatif Propaganda Aciklamalarinda, yaklasik ikiyuz yildan bu yana (bu ve benzeri sekillerde)….

    yine demissiniz ki:
    Evanjelikler denen bu insanların, bu konuda da hakikatin böylesine tersi kanaatlere sahip olmaları ve bu şekilde hareket etmeleri beni şaşırtmadı. Zira internette karşılaştığım bütün Evanjelikler, derin bir “bilgisiz bırakılmışlık” ile yüklü ve analitik düşünce kabiliyetinden yoksun görünümlü insanlardı. (Haa burada İngilizce’yi, çok şükür, iyi bildiğim de ortaya çıkmış oluyordur herhalde Anonim arkadaş.)

    Evet, ingilizceyi bildiginiz sanirim cok iyi ortaya cikmis oluyor, Ravi arkadasim, bu acidan sizi tebrik etmek isterim;
    Ancak Evanjelikleri ve bu Ideolojilerini & Propagandalarini & Amaclarini & Perspektiflerini henuz pek iyi cozebilmis oldugunuzdan o kadar emin degilim/olamadim, malesef.
    Ancak hala umitvarim elbette; yukaridaki linkleri lutfen bos bir vaktinizde mutlaka tekrar ve bu kez daha sakin bir kafayla muhakkak satir satir okuyup hakkiyla anlamaya gayret edebilirseniz –yukarida size en ana fikir olarak ozetleyip bildirdigim tum o acilardan/perspektiften– sanirim bu kez olayi pek/cok berrak bir sekilde anlamaniz fazla uzun surmeyecektir, sizin gibi pek derin anlayisli bir arkadasimiz tarafindan.

    yine demissiniz ki:
    Evanjeliklerin “Amerika’yı gizli Masonların kurduğu”na inandıklarını sanmıyorum. Bu kadar da mı tarih bilgisinden yoksunlar? Ben bir tarihçiyim, okuduğum İngilizce batı tarihi kitaplarında (dünyaca ünlü saygın akademisyenlerin yazdığı, akademik nitelikli kitaplar), Amerika’yı kuranların gizli değil aşikâre Mason oldukları yazılıdır. :-) Meselâ Amerikan siyasî sisteminin en temel binası denebilecek olan, bugün A.B.D. kongresinin toplantı binası olan “United States Capitol” binasını George Washington’ın o meşhur Mason önlüğünü giymiş bir şekilde ve tam bir Mason ritüeliyle açtığı, akademik nitelikli tarih kitaplarında kayıtlı bir olgudur. :)

    Burada “gizli” degil ancak “gizemli” diye cevirmeliydim o ifadelerini; bu acidan hata bende olmali herhalde, affedin lutfen.
    Evet, burada ve daha onceki yazilarinizda Masonluk hakkinda belirttiginiz bazi soylemleri/iddialari/suclamalari sizden cok daha once bu Evanjelikler aynen ve cok daha detayli sekilde veriyor olmalilar kendi kitap ve sitelerinde, uzun zamanlardir (yaklasik 2 asirdir), Amerikada. Eger sizi tanimasam, bu arkadasta mi acaba boyle bir Evanjelik (universitesinde/sitesinde egitim gormus biri) diye yersiz bir suphe duyacaktim az kalsin ister istemez;
    ne var ki/mutlu ki sizi taniyoruz burada!
    Ayrica bir de “akademik nitelikli” gorunumunde sunulan ve aslinda “evanjelik nitelikli” olan bircok sahte bilimsel/tarihsel nice kitap ve kaynaklarin oldugu da
    hepimizin/cogumuzun malumu olmali; siz muhakkak ne okudugunuzu iyi bilen bir arkadasimiz olmalisiniz elbette, ancak diger arkadaslara bir hatirlatma/uyari olsun diye yine de ayrica belirtmek istedim bunu burada.

    yine demissiniz ki:
    Evanjeliklerin evrim hakkında ne düşündüklerinin ne önemi var? Onların inandığının tam tersine inanmamız lâzım mı demek istiyorsunuz? Sizin mantık silsileniz, Allah korusun, şöyle mi çalışıyor acaba: “1. Evanjelikler kötüdür, bizden nefret ederler. 2. Demek ki Evanjelikler neye inanırsa aksi doğrudur (!). 3. Evanjelikler evrim teorisine yanlış derler. 4. O hâlde evrim teorisi doğrudur!”

    Bu konuda ben yukarida bu Evanjeliklerin neden 150 yildir fanatik bir Anti Evrimci olduklarinin en onemli nedenini en somut bir deliliyle/tercumesiyle kendi sitelerinden aktarip vurguladiktan sonra, soyle bitirmis olmaliyim konuyu:

    **********
    Butun bu alintilari yukarida da anilan o en az 150 yillik –siddetli Mason aleyhtari & siddetli Evrim aleyhtari– o Amerikan Evanjelik Ideolojinin ana fikirlerini/yaklasimlarini sadece en onemli/kritik bazi ana hatlariyla belirtebilmek icin ilettim.
    Burada elbette Evrim konusuna Kurana inanan insanlarin nasil yaklasmalari gerekecegi konusu ayrica islenmesi gereken baska bir konu olmalidir. Ancak bu konuda tum medeni/erdemli Muslumanlar icin asagidaki linkte anilan tarzda gayet medeni/bilgili bazi Musluman bilim adamlari belki de su an en ideal bir ornek teskil ediyor olabilirler, umarim:

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

    **********

    aceleyle, iyi okumamis/kacirmis olmalisiniz herhalde bu son hatirlatma/yaklasim kismini.

    Ayrica Kuranin en kritik bazi bilimsel konularda –Big bang, Evrenin & Canlilarin yaratilmasi vs.– verdigi bilgilerin gercek anlamda mi yoksa sadece “sembolik anlamda” mi algilanmalari gerektigi konusu halihazirda epeyce tartisilmis ve delilleriyle ortaya konulmus olmali bu sitede, coktan beridir. Lutfen, vakit bulunca bunlari muhakkak incelemenizi onemle tavsiye ederim:

    “6 Gunde Yaratilis” yorumlar kismi (40inci yorumlardan itibaren)
    “Big bang, Buyuk Patlama” yorumlar kismi…
    “Evrimsel Turlesme” yorumlar kismi…

    Ve ayrica yukarida da degindigim gibi, asil bu Evanjelikler sizin vurguladiginiz bu carpik mantigi kullanarak

    1) Masonlar kotudur;
    2) o halde Masonlar neye inanirsa tam tersini yapmaliyiz;
    3) Masonlar Amerika icin sekuler/demokratik sistemin iyi oldugunu soyluyorlar; o halde bu cok kotudur….
    4) Masonlar evrim kuramina inaniyorlar; o halde bu cok kotudur….
    5) Masonlar o toptan terorist tum muslumanlara dahi Amerikada hosgeldin ediyorlar;
    o halde bu cok kotudur…

    mantiklariyla tum medeni hristiyan insanlari da toptan kiskirtmaya ve boylelikle onlarin bu medeni/insancil/demokrat tutumlarini birakip

    1) Kokten Evanjelik Incil yonetimci…
    2) Evrimden munezzeh ve sip sak yaratilmis bu Tanri Suretindeki insanlardan gelme (Tekvin 1/27) o Tanri Tecellisi Isaya (Yuhanna 1/1-14) kayitsiz sartsiz ittibaci…
    3) Sekuler/Demokrat sistemi, diger tum dinlere ve felsefelere bagli medeni insanlari toptan sindirici & bastirici & dayatici…

    Evanjelik Yobaz zihniyetli “dinci despotlar” haline sokmaya calisiyor olmalilar, epeyce bir zamandir…

    Buradaki tum medeni –ateist & agnostik & deist & teist– insancil/ahlakli/demokrat arkadaslarin butun bunlari iyice bilip ogrenmeleri elbette bizim toplumumuza da cok pozitif katkilarda bulunabilecek olabilmelidir, bircok acilardan, umarim.

    Nezaketiniz, sabriniz, iyi niyetiniz icin size tekrar tesekkur ederim/ederiz, sn. Ravi arkadas; aramiza hos geldiniz!

  45. Kurandaki Din diyor ki:

    Kuranda aktarilan “Isa peygamberin babasiz dogma mucizesi” hakkinda bazi kritik bilgiler iletmek istiyorum burada:

    Oncelikle, bu mucize, Kuranin beyanatina gore,
    Allahin tek bir “ol” (=kun) emriyle bir anda ve hemen gerceklesmis “olmus” (=feyekunu) olmalidir. (Ali Imran 47)

    Burada Allahin bu “ol” emrinin ardindan Isa peygamber derhal 9 aylik bir bebek olarak Meryemin rahminde hemen ve komple “olusmus,”
    ve Meryem de bunun ardindan derhal onu dogurmaya gitmis olmalidir. (Meryem 21-25)

    Isa peygamberin Meryemin rahmine komple yerlestirilmesi en basta boyle tek bir “uflemeyle” (=nefahna) gerceklestirilmis olmalidir. (Tahrim 12)

    Bu hadisede bu sekliyle doga/fizik yasalarini ihlal eden, bilimsel yaklasima
    aykiri olan bircok yonler oldugu acik olmalidir. Ve zaten doga/fizik yasalarini ihlal etmemis ve bilimsel yaklasima aykiri olmamis olsa, buna mucize (=ayet) denilmesinin ne anlami olacakti, belki de?

    Cunki mucize (=ayet) gonderilmesinin en onemli sebeplerinden biri
    Allahin diledigi zaman tum bu doga/fizik yasalarini ihlal ederek, bilimsel yaklasima aykiri olarak, diledigi yaratisi bir anda ve diledigi sekilde hemen ve derhal dahi gerceklestirebilecek oldugu mesajinin verilmis olmasidir herhalde;
    aynen

    1) Musanin degneginin acikca bir anda yilan olmasi, (Taha 19-21)
    2) Kizildenizin bir anda ve toptan yarilmasi, (Suara 63-65)
    3) Camurdan kus heykelinin bir anda canli kus olmasi, (Ali Imran 48-49)
    4) Musanin elinin bir anda parlamasi (Taha 22-23)
    5) Isanin suyun uzerinde yurumesi (Incil/Matta)
    6) Isanin bir dokunusta cuzamliyi tertemiz etmesi (Incil/Markos)

    vs. gibi daha nice bu tip mucizelerde de olmus olabilecegi gibi.
    Ancak burada en onemli/kritik noktalardan biri:
    Teist karakterli tum insanlarin bunlar hakkinda 5 duyuya dayali algilanacak tarzda (tarih icinde gercekten ve aynen boylece vaki olduklarina dair) hicbir
    somut delil beklemeden/aramadan & sinamadan/sorgulamadan bunlarin tarih icinde ve Allahin izniyle aynen bu sekilde ve bir kez gerceklesmis olduguna yakinen inanmalari gereken “gaybi” dini esaslar olduklari meselesidir, belki de. (Bakara 3)

    Bu konularda neden bugun artik buna benzer mucizeler asla gonderilmedigi/gonderilmeyecegi,
    ve o halde neden ve hangi mantikla bugun butun Teist karakterli insanlardan bunlara boylece ve aynen dogmatik (=5 duyuya dayali asla sorgulamadan & sinamadan) olarak inanmalari bastan emredildigi/beklendigi konularina halihazirda deginmeye calismis idim yukarida 14 Mayis tarihli yazida.

    Bir de burada su husus da tekrar acikca ortaya cikmis olmalidir ki:

    Kuranda “Allahin nasil bir cocugu olabilir, Onun esi yokken” mantigi/delili
    o donemdeki Dindar karakterli tum o insanlara verilerek (Enam 101)
    “es olmadan asla cocuk olmaz” mantigi/delili uzerinden hareket edilmis olmalidir boylelikle, herhalde, o donemin bilim seviyesine gore….

    Halbuki bugun artik klonlama yoluyla “es olmadan cocuk olabilecegi” bilimsel bulgusu yine Kuranin bu bildirisini de bu baglamda gecersiz kilmis olmalidir artik. Nasil ki, bugun

    Ruzgar (=er-riyha) durursa artik gemilerin denizin ortasinda kalakalmak zorunda olmayacaklari…. (Suura 33)

    Insanlarin artik kalemle (=bilqalemi) ogrenmek/ogretmek zorunda olmayacaklari… (Alak 4)

    Insanlarin uzun yolculuklarda esyalarini develer uzerinde tasimak zorunda kalmayacaklari… (Nahl 7)

    vs. gibi daha nice konularda da bilimsel baglamda artik bu donem icin aslen/temelde gecersiz kalmis olmalari gibi.

    Bu da yine bize Kuranin sadece onun gercek tarihsel & mekansal perspektifi icinde okunup buna gore dogru degerlendirilmesi,
    ve bugunun tum medeni insanligi uzerine despotca/yanlisca ve zoraki ve aynen empoze edilmeye asla kalkilmamasinin gerekliligini bu yonlerden dahi
    bir kez daha netce gosteriyor olmalidir.
    Bu konularda da halihazirda nice diger somut ornekler/ayetler/belgeler aktarilmis olmali Kurandan, yukarida 13 Mayisli yazimda, ve

    Sevmek…
    Dindarliktan…

    vs. gibi diger bazi bolumlerin yorumlar kisimlarinda.

    Hepiniz tekrar Esen kaliniz.

  46. Râvî diyor ki:

    Da Vinci bey, demişsiniz ki:

    “Angola’daki bir kilisenin Amerikan Bord Heyeti (American Board of Commissioners for Foreign Missions) tarafından başlatılmış olmasından yola çıkarak MİT raporunda Dünya Kiliseler Birliği’nin World Council of Churches olduğu sonucuna nasıl vardınız anlamak mümkün değil. Hokus pokus falan mı yapıyorsunuz arada? Nasıl becerebiliyorsunuz bunu?”

    Burada bahsettiğiniz cümlem şöyleydi (koyulaştırmayı bu yorum için yapıyorum:

    Bu ve diğer bilgiler ışığında artık şüphe kalmıyor ki bu “council”, basında yıllardır sözü edilen, resmî beyanlarına arada sırada yer verilen ve Türkan Saylan’ın kendisinden malî yardım gördüklerini itiraf ettiği Dünya Kiliseler Birliği’dir aynen ve bizzat.”

    Bu diğer bilgiler şunlardır: İnternette, özellikle Aksiyon’un sitesinde bulabileceğiniz MİT raporunun geri kalan kısmında Dünya Kiliseler Birliği’nin resmî kuruluş tarihi 22 Ağustos 1948 olarak verilmektedir. Bu tarih World Council of Churches kuruluş tarihidir aynı zamanda. İlk kongre her ikisi için de Amsterdam’da yapılmıştır. Her ikisinin merkezi de İsviçre’deki Cenevre şehridir. Zaten isimleri de aynıdır. (World: Dünya; Council: Encümen veya Birlik; of: -in, -ın yani isim tamlaması eki; Churches: Kiliseler). Her ikisi de dünyanın birçok yerindeki kiliselerin birleşmesiyle oluşmuştur. Ve saire ve saire…

    Da Vinci beyfendi, (bugüne dek hep çağdaşlaşmacı, sekülerleşmeci ve dinden uzaklaşmacı geçinmiş olan) ÇYDD başkanı Türkan Saylan’ın kendisinden yardım aldıklarını (ama az aldıklarını) kabul ettiği Dünya Kiliseler Birliği’nin gerçekte var olmayabileceğini iddia eden ve benden ısrarla bu büyük uluslararası kurumun varlığını ispatlamamı talep eden sizdiniz. Batılılaşmacı ateistlerin ve genel olarak din karşıtlarının, batılılaşmacı Hıristiyan misyonerler ile ortak hareket ettiklerinde dair gösterdiğim temel bir somut örnek bu ÇYDD meselesi olduğu için olsa gerek, bu konuda benden ısrarla ispat istediniz. (Ben de ispatladım.)

    Sonra da yok bu konu aslında önemli değildi, yok ben değil sen konu dışına çıktın diye beni eleştiriyorsunuz öyle mi? Maalesef bu kızmanız veya kızıyormuş gibi yapmanız geçersiz; çünkü kendiniz de araştırıp doğrulayabileceğiniz bir meseleyi ısrarla bana araştırtıp, araştırdığımı buraya yazdırıp, tartışmayı uzatan siz oldunuz.

    Son yorumunuzda bağlantıladığınız (kendisine link verdiğiniz) önceki yorumunuzu da tekrar okudum. Evet, oradaki itirazlarınızın hepsinin cevapları kanaat-i naçizanemce yukarıdaki mesajlarımda mevcut.

    Saygılarımla…

  47. Amatör filozof diyor ki:

    Râvî’ ye
    “Siz benimkinden bir önceki yorumunuzda Hz. İsa’nın babasız doğumunun mantıksız olduğuna dair bir şey yazmıştınız. Ben de size bunun doğa kurallarına aykırı olmadığını, dolayısıyla mantıken imkânsız olmadığını ve bilime aykırı olmadığını izah ettim. Modern bilim ve teknolojiyle en azından hayvanlar üzerinde babasız doğumlar artık yapılmış olduğuna göre, demek ki babasız doğum imkansız değilmiş. Mesele bundan ibarettir.”
    diyorsunuz.
    Benim vurguladığım nokta şudur: İsa’ nın yaşadığı dönemde günümüzdeki bilimsel yöntemler mevcut değildir. Dolayısıyla günümüzde babasız doğumun olabilmesi, İsa’ nın babasız doğumunun da doğa kurallarına uygun olduğu sonucuna götürmez. Sonuç olarak İsa’ nın babasız doğumunu doğal bir olay olarak kabul edemeyiz, Tanrısal bir mucize olarak kabul edilmelidir. İddia edilen diğer mucizeler ne kadar mantıklı ise bu da o kadar mantıklıdır.
    Ayrıca, önceki yorumumda, ÇYDD üyelerini niçin “Laik hukuku savunan Müslümanlar” değil de Ateistler olarak tanımladığınızı sormuştum, herhalde bu soruyu cevap vermeye değer bulmadınız :-)

  48. Da Vinci diyor ki:

    Râvî Bey,

    Sağlam demogogmuşsunuz. El insaf diye bir laf vardır ya işte tam da bu gibi durumlar için kullanılması gerekiyor heralde.

    Ben böyle bir kuruluş olmadığını değil adının farklı olduğunu söyledim. Kısmen bu doğru çıktı zaten. “Council” kelimesi hiçbir şekilde “birlik” kelimesinin karşılığı değildir. Tam karşılığı “konsey”dir. Ama bu hiç önemli değil. Sizin dediğinizi doğru kabul edelim ve bu iddiamda hatalı olayım. Benim için hiçbir sorun yok. Böyle bir noktada hatalı olduğumu seve seve kabul edebilirim. Onun için geçelim bunu. Ben çoktan geçtim de siz bir türlü atlatamadınız nedense.

    Râvî: Sonra da yok bu konu aslında önemli değildi, yok ben değil sen konu dışına çıktın diye beni eleştiriyorsunuz öyle mi? Maalesef bu kızmanız veya kızıyormuş gibi yapmanız geçersiz; çünkü kendiniz de araştırıp doğrulayabileceğiniz bir meseleyi ısrarla bana araştırtıp, araştırdığımı buraya yazdırıp, tartışmayı uzatan siz oldunuz.

    Ne yani fena mı oldu? Bunları siz de bilmiyordunuz. Sayemde öğrenmiş oldunuz işte. Bir de tartışmanının diğer kısımlarını görmezden gelmeseniz de çok daha iyi olacaktı.

    Râvî: Son yorumunuzda bağlantıladığınız (kendisine link verdiğiniz) önceki yorumunuzu da tekrar okudum. Evet, oradaki itirazlarınızın hepsinin cevapları kanaat-i naçizanemce yukarıdaki mesajlarımda mevcut.

    Ciddi olmadığınızı ummaktan başka birşey yapamıyorum. Eğer gerçekten herşeye cevap verdiğinizi düşünüyorsanız aramızdaki tartışma bitmiş demektir. Bu arada verdiğinizi düşündüğünüz cevapları sadece düşünmeyip aynı zamanda yazdığınızdan da eminsiniz değil mi?

  49. noname diyor ki:

    Mister Ravi,

    Mister Bekir ne demiş? “Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.” demiş.

    Sisiz tüm söylediklerinizi doğru kabul etsek bile bunların hiçbiri desteklenmiş olmuyor. Örneğin Yahudilere bayılma ve kıçını öpme konusunda hiçbir delil ortaya koymadınız. Ayrıca ÇYDD’nin hristiyanlara bayıldığını kanıtladığınızı varsaydığımızda bile Mister Bekir’in söylediklerini desteklemiş olmuyorsunuz. ÇYDD dediğiniz oluşum Mister Bekir’in itham ettiği Türk ateistlerin yüzde kaçını içinde barındırıyor olabilir ki? ÇYDD’deki ateistler hristiyan hayranı ve kıç yalayıcısı desek bile bu Mister Bekir’i nasıl haklı çıkarabilir ki? Ayrıca Mister Bekir, iddialarını destekleyecek yazıların “adı geçen sitede” bulunabileceğini söylemiş. Bununla da ilgili herhangi birşey göremedim tarafınızdan sunulan.

  50. Anonim diyor ki:

    Yukarida da linkini verdigim bu Amerika ve Dunya capinda en populer
    Evanjelik Propaganda Sitelerinden biri olan

    http://bibleprobe.com/freemasonry.htm

    Sitesinde siddetli bir Freemasonluk aleyhtarligi kullanilarak bu yolla Amerikanin sekuler/demokrat sistemine karsi ve Amerikadaki tum diger dinlere ve felsefelere bagli diger medeni/demokrat insanlara karsi (burada ozellikle Islama karsi olana bakacagiz) nasil bir hayli manipulatif/kiskirtici/saldirgan/fanatik Evanjelik Propaganda teknigi takip edildigini (bunun kokleri aslen cok oncelere kadar dahi gidiyor; cok yeni bir sey olmamali bu acidan elbette bu konulari epeydir bilip takip edenler acisindan) ozellikle burada ingilizce bilmeyen ve yukaridaki o iki Evanjelik linki detaylariyla anlama imkani bulamayan arkadaslarin en ana/kritik/net fikir olarak bir nebze anlayabilmeleri icin aynen cevirip sunmaya calisacagim:

    (Not: burada bu Amerikan Evanjelik Propagandistlerin Islam, Allah ve Peygamber aleyhine sarfettikleri bazi tavan derecede asiri hakaret/asagilama/sovgu dolu soylemlerini dahi kesmeden yer yer aynen cevirip vermek durumunda kalacagim, buradaki samimi dindar arkadaslarin bu Amerikan Evanjelizmin gercek fanatik ve saldirgan kimligini/niteligini acikca ve aynen algilayabilmeleri acisindan. Onlar bu son derece yakisiksiz/hakaretvari/niteliksiz olabilecek soylemleri okurken kendi iclerinde gerekli “sakinma sozlerini” soyleyebilirler/soylemelidirler, elbette.)

    ********************
    Bu BIBLEPROBE’da deniliyor ki:

    …Masonlukta bir de 33. Derece vardir cok saygi duyulan; fakat 32. Derece dahi size bir Muhafiz olmaniz icin olanak verir.
    Muhafiz oldugunuz zaman siz kesin bir ahid verecek olmalisiniz o put Allaha; Isanin carmihta oldugunu yalanlayan ve Tanrinin oglu yoktur diyen!
    Bu put Allah daha Tanrinin gercek ismini (Isa-Yehova-Yesua) bilebildigini dahi bir kez olsun gosterememistir!

    …FreeMasonluk yeryuzundeki bircok sapik dinlerden biridir geleneksel Yahudiligi ve Hiristiyanligi yok etmek icin kurulmus olan! Mesih Isaya daha da yaklasmak isteyenler ve bu gunlerde/cagda inanclarini artirmak isteyenler bu FreeMasonluktan mumkun oldugunca uzak durarak cok iyi etmis olacaklardir!

    …(Evanjelik) Hiristiyanlikla bu FreeMasonluk arasindaki temel farklardan biri sudur ki: Hiristiyanlik der ki: Isa Herseydir! Masonluk der ki: Isa Hicbir seydir!
    Onlar Isayi Muhammedin ogrettigi o put Allah veya Budanin ogrettigi o put Tanrilarla ayni derekeye indirirler!

    …(Evanjelik) Jim Shaw Masonlarin “butun dinler esittir” teranesini dusundu, Satanizm ve Islam ile dahi…
    Halbuki Satanistler Tanriyla alay ederler ve gunaha girerler her gun, ve Muslumanlar ise Isanin hacin uzerinde oldugunu dahi inkar ederler!
    Hatta Islam Isanin bir kurban olarak bizim icin oldugunu dahi inkar eder! Islam en buyuk onuru Peygamberligini kanitlamak icin hicbir mucize gosterememis, ve o gunahsiz ve sevgi dolu Isanin onurda yanina bile yaklasamayan bir adama verir.
    Halbuki bu Muhammed hicbir peygamberlik haberi dahi verememistir, kendisine karsi gelen herkesi katlettirmistir, ve masum insanlara karsi giristigi teror saldirilarindan sonra ganimeti kapismayi cok sever idi!

    (** Bu tip iddialarla boylelikle once Masonluk/Islam/Satanizm arasinda bir bag kurmus olup sonra tum Amerikan Hiristiyanlari bunlarin hepsine birden ve ayni sekilde daha da provoke etme yolunu bastan iyice acmis oluyor olmalilar; ve sonra da bilindik Anti Islam/Kuran/Peygamber iddialarini pespese sergiliyorlar…
    Bu tip iddialarin temelde yalniz Kuran esas alindiginda asla gercegi yansitmadiklari/yansitamaycaklari bunu iyi arastirip bilen buradaki tum samimi medeni arkadaslara acik olmalidir, herhalde, umarim ve arzu ederim.)

    …John Quincy Adams, koyu bir Hiristiyan, muhtemelen Amerikanin en zeki baskani idi. O bu FreeMasonluk teskilatinin ve Mason Locasinin cetin bir dusmani idi. Baskan Adams bu Masonlugun seytani, zararli, helaka goturucu ve yikici oldugunu dusunuyordu.
    Adams bu FreeMasonlugun seytani ve zararli etkileri hakkinda o kadar kararliydi ki, Amerika Birlesik Devletlerinin bu eski baskani Anti Masoncu politik partinin kurulmasina onayak oldu. 1830 yilinda Amerika Birlesik Devletleri senatosuna secildi bu Anti Mason parti icinde.

    …Kaptan Morganin New Yorkta 1826 yilinda bir grup Mason tarafindan oldurulmesi Baskan Adamsin bu Mason Locasinin zararli emelleri hakkinda halki uyarma cabasini daha da artirdi. Bu oldurulen Morgan o donemde Masonlugun bircok sirlarini ifsa etmis idi… Bu Morganin boyle feci sekilde oldurulmesi daha sonra kendilerini Mason addeden bazi otoriteler tarafindan ortbas edildi. Daha sonra Mason Teskilatinin bu cinayetin kendileri cezalandirilmadan ve kanun onunde suclanamadan boylece islenmesini sagladiklari ortaya cikinca, bu ulusal bir skandala sebebiyet verdi.
    …Baskan Quincy Adams diyor ki: Masonluk ebediyen yasaklanmalidir! O kokten yanlistir, kotulugun tohumudur; hicbir iyilik uretemeyecek olan!

    (**Bu tip Amerikan tarihi ve eski koyu evanjelik Baskanlarini ornek vererek
    ve onlarin bu Masonlara (ve aslinda onlarin sahsinda Amerikanin sekuler/demokrat yapisina) karsi giristikleri faaliyetleri pek guzel bir ornek olarak vererek ve daha sonra da bu tip Evanjelik Kahramanlarinin veya yardimcilarinin ozellikle –gizliden Devlet destekli!– bazi Masonlar tarafindan oldurtuldugunu ima/ilan ederek buradaki tum Amerikan Hristiyanlari duygusal/tarihsel/zihinsel acidan Amerikanin bugunku sekuler/demokrat yapisi aleyhine de boylelikle yine iyice provoke etmeyi amacliyor olmalilar…)

    …Ve sonra Mason Muhafiza uzerinde bir kilic ve hilal resmi bulunan bir fes verilir; bu kilic amblemi 7. Yuzyil Arabistandan kalmadir, ne zaman ki o Muhammedin liderligindeki Muslumanlar o ay tanrisi put Allaha boyun egmeyi reddeden tum o Hiristiyanlari ve Yahudileri katlettiklerinde… Iste, bu o zoraki boyun egdirmenin semboludur!

    (**Burada dikkat edilmesi gereken en onemli noktalardan biri bu evanjeliklerin bu tip soylemlerinde hep bir taraftan da Hristiyan & Yahudi (burada daha dogru bir tanimlamayla belki de Evanjelik & Siyonist demek daha isabetli olabilir bunlara) ittifakini saglayarak onlari boylelikle Muslumanlara/Araplara karsi alabildigince kiskirtma gayeleri olmalidir. (Bunu Bushun doneminde ne derece kabileyetle basardiklari cogumuzun/hepimizin malumdur, herhalde.)

    …Mason Muhafizlar ilkin gayet masum gorunurler; ancak sonra bu ay tanrisi put Allaha baglilik ve sadakat yemini gelir ardindan…
    Satafatli Mason Ustadi daha sonra ellerini Kurana basan o kimselere boylece yemin verdirir!

    (**Bu “ay tanrisi” nitelendirmesini tekrar tekrar kullanip boyle provokatif/alakasiz bir yakistirma yapmak isteme sebepleri Muslumanlarin/Araplarin bayraklarinda o “ay/hilal” sembolunun cok kullaniliyor olmasindan dolayi/kinaye olmalidir.)

    …Biz hicbir Hiristiyan Papazin o Israilin Tanrisina yemin ederken ayni anda bu put Allahi da anabilecegini hayal bile edebilir miyiz, ey Hiristiyanlar? Iste, bu Masonlar bunu yapiyorlar! Bu Muhafizlar atalarimizin ilahi diyerek boylelikle bu put Allaha tapmis oluyorlar!

    …Bugun butun dunyada Mesihe olan inanclarindan her ne pahasina olursa olsun asla odun vermeyen nice (evanjelik) Hiristiyanlar var dunyanin heryerinde! Ama bu Masonluga dahil olan Hiristiyanlar boylelikle bu gecmis Hiristiyanlarin (tarih icinde Muslumanlar tarafindan) katledilmesini de tasvip etmis oluyorlar! Bu tip bir Mason boylelikle Islama ve onun sembollerine saygi gostermis oluyor!
    Toplantilarda bu Masonlar soyle seyler diyorlar: Ve bu Kuran sofada durarak, biz kesin yeminimizi verdik Allahin adiyla, arabin, musluman Muhammedin, atalarimizin ilahinin!

    …Boyle bir Mason temelde Mekkeye donerek dua ediyor; ve o kendi kaniyla kesin sadakat sozu vermelidir bu put Allaha, kendi ilahi olarak, ve o kana susamis Muhammede –Haci gordugunde dahi irkilen– kendi Peygamberi olarak!
    Hatirlayin, ey Hiristiyanlar, bu Allah o Islamin var olmayan Tanrisidir, Isayi kendi oglu olarak gormeyen, ve Isanin carmihta yaptigi isi tasdik etmeyen…

    …Her Mason, Kuranin onunde egilerek Allahin adiyla bu yemini veriyor, ve boylelikle bu intikamci put Allahi kendi ilahi olarak kabul etmis oluyor! Ve bir rituelde, o, bu Hiristiyanligin kan dusmani olan Islami dogru yol olarak dahi nitelendirebiliyor! Bunlar gercek Tanrinin yuregini nasil da burkuyordur, kendi cocuklarinin agzindan bu sozlerin ciktigini isiten, ozellikle kendi Kilisesinin liderlerinden…

    (**Burada da boylelikle bir yandan da Masonlara benzer olup/davranip onlar gibi Amerikanin sekuler/demokrat sistemini destekleyebilen, diger din ve felsefelere bagli medeni/demokrat insanlara da saygili kalabilen diger o Amerikan Hristiyan Kilise/Din Adamlari aleyhine tum bu Evanjelik Hiristiyanlari iyi bir sekilde provoke etme firsatini iyice yakaliyor/kullaniyor olmalilar boylelikle…)

    …Musluman Kurani sadece kotuluk akitiyor! Bu kotu ruhlar tarafindan vahyedilmis dokuman Isa hakkinda yalan konusmak icin yalpaliyor; boylece Isa tarafindan saglanan kurtulusu inkar ediyor! Islam onun butun temel dogmalarinda Hiristiyanlikla zitlik icindedir. Islam nefret ve siddetin dinidir! Bu Kuran gercekte aldatma sanatinda seytanin muhrudur; ikiyuzlulukte, ihanette! Sevgi kelimesi Muslumanin Kuraninda acikca eksiktir!….

    (**Bilakis Kuranda ise Isa peygamber oncelikle en onurlu Peygamberlerden biri olarak anilmakta (Ali Imran 45), tum Hiristiyanlarla & Yahudilerle –onlar boyle cok fanatik ve saldirgan olmadikca– her daim en guzel bir sekilde muhatap olunmasi emredilmekte (Ankebut 46), hatta onlarin Incil ve Tevrat hukumlerine sadik kalarak kurtulusa erebileceklerine dahi onemli vurgular yapilmakta olmalidir. (Maide 68) Ve tum Muslumanlar diger tum dinlere/felsefelere bagli medeni/demokrat insanlara karsi gunah ve dusmanlik uretmekte degil, ancak bilakis iyilik ve sakinma ve baris ve adalet uretmekle emrolunmus olmalidirlar, temelde, ve her daim. (Maide 2, 8 & Nisa 114 & Mumtehine 8)

    Ve daha nice bu sekilde son derece manipulatif/fanatik/saldirgan/despot/provokatif Evanjelik propaganda teknikleriyle bu tip Evanjelik Sitelerde oncelikle Amerikadaki, sonra dunyadaki tum Hiristiyanlar
    oncelikle Amerikanin bu sekuler/demokratik yapisi ve sonra da diger din/felsefelere bagli tum medeni/demokrat insanlarina karsi alabildigine provoke ediliyor olmalidirlar, epeyce bir zamandir (yaklasik 2 asirdan beri, bu ve benzeri sitelerde/sekillerde),
    Amerikada eninde sonunda boyle kokten –kendi ellerindeki– o Incil esasli Evanjelik bir Devlet kurup daha sonra bu super gucu tamamen ellerinde tutarak bekledikleri o “Tanri Isanin geriye gelip tum dunyada Evanjelik bir Hakimiyet kurma” plani cercevesinde!
    Tabi bu kuresel Evanjelik dini-politik planin onunde engel teskil edebilecek ve acilen ve toptan simdi ve derhal cozulmesi ve ortadan kaldirilmasi gereken diger en onemli bazi meseleleri ise:

    1) Insanlarin en bastan beri aninda ve bir anda her turlu evrimden uzak olarak mukemmel Tanrilar Suretinde, ve Isanin da dolayisiyla yine bunlardan ve bu kez tam ve mukemmel bir Tanri Tecellisi olarak aralarinda gonderildigi/tekrar gonderilecegi (Tekvin 1/27 & Yuhanna 1/1-14) seklindeki bu temel Evanjelik Hristiyan Doktrinini siddetle sarsabilecek olan o “Evrim Kuraminin” bir an evvel toptan/temelden curutulup ortadan kaldirilmasi…

    2) Dis dunyamizda gordugumuz maddelerin ve doga/fizik kanunlarinin aslinda sadece ve toptan bir “hayalden” ibaret oldugu ve Tanri Isa –onlara gore– gunumuzde tekrar geldiginde bunlari rahatlikla manipule ederek tekrar diledigi gibi zihnimizde/beynimizde degistirip bu sekilde zihnimizde/beynimizde daha nice Mucizeleri rahatlikla uretebilecegi seklindeki bu temel Gnostik Hristiyan Doktrinini siddetle sarsabilecek olan o dis dunyamizdaki “Madde/Gerceklik Kavraminin” bir an evvel toptan/temelden curutulup tahrip edilmesi…

    Bu evanjelik & gnostik Mesih Deccal ideolojilerinin bu –gorunurde simdilik pek alakasizlarmis gibi davranip aslinda arka planda iyice birarada/baglantili hareket ediyor olmalari cok kuvvetle muhtemel olan– iki kanadini biraz daha detaylica gorup inceleyebilmek icin, lutfen bu linklere girmeyi de asla ihmal etmesinler, buradaki ilgili tum –ozellikle samimi dindar– arkadaslar:

    http://www.kuranmuslumani.com/2008/01/03/evanjelik-hiristiyan-ideolojisine-bir-bakis/

    http://www.kuranmuslumani.com/2008/01/03/kuran-isiginda-gnostik-hiristiyan-ideolojisi/

    Umarim burada mumkun oldugunca kisa bir ozet seklinde iletmeye calistigim yukaridaki bu pek/cok kritik aktarilar ve bilgiler buradaki tum medeni –ateist & agnostik & deist & teist– arkadaslara Bilimsel & Dinsel & Sosyal acilardan pozitif bazi degerler de mutlaka katabilecek olabilsinler, herbirilerinin kendi medeni/insancil/demokrat/bariscil anlayis ve acilarina gore.

    Ve son olarak, yine asla unutulmamali ki, bu tip son derece fanatik ve saldirgan Evanjelik & Siyonist dincilere dahi Kuran ve Peygamber daima yine de mumkun oldugunca sabirla/guzellikle/hikmetle her daim dogru/ahlaki karsiliklar verilmesini emredip, bunlar hakkindaki son ve nihai hukmu ise yalnizca ve daima Allaha birakmis olmalidirlar, onlar icin kiyamet vakti geldiginde. (Ali Imran 186 & Nahl 124-125 & Maide 13 & Fussilet 34 & Bakara 109 & Meryem 37-40)

  51. Râvî diyor ki:

    Da Vinci bey, demişsiniz ki:

    “Sağlam demogogmuşsunuz. El insaf diye bir laf vardır ya işte tam da bu gibi durumlar için kullanılması gerekiyor heralde.”

    Benim size sizin hakkınızda söylemem gerekenleri siz bana benim hakkımda söylemişsiniz. Kırılmayasınız diye size söylemekten hazer etmiştim. Herhalde artık kırılmazsınız: Sağlam demogogmuşsunuz. El insaf diye bir laf vardır ya işte tam da bu gibi durumlar için kullanılması gerekiyor heralde.

    Ve demişsiniz ki:

    “Ne yani fena mı oldu? Bunları siz de bilmiyordunuz. Sayemde öğrenmiş oldunuz işte. Bir de tartışmanının diğer kısımlarını görmezden gelmeseniz de çok daha iyi olacaktı.”

    O zaman siz araştırıp bana söyleseydiniz, çünkü bu ayrıntılar çok gerekli bilgiler değildi! Amacınız bana güvenilirliği meydanda olan ve buna rağmen tatmin olmasanız da kendiniz araştırıp doğrulayabileceğiniz bilgileri sürekli bana araştırtıp beni tartışmadan bıktırmak ve tartışmayı kazandığınız intibaını vermek gibi bir şey miydi acaba? Demagoji tartışmayı kazanmak için böyle taktiklere başvurmayı da içerir. :)

    “Mister” Noname: ÇYDD, Türkiye’nin seküler inanç tarzlı aydınlanma gayeli en önemli kuruluşuydu veya en çok görünen ve reklâm vereniydi. Türkiyeli ateistlerin önemli bir kısmını herhalde temsil ettiğini söyleyebiliriz.

    Ayrıca asıl mesele, ÇYDD için geçerli olan bu yargının Türkiye’deki ateistlere epey genellenebileceği (belki Bekir beyin ifadeleri ve genellemesindeki genellik ağır kaçmış olsa bile) , kolay bir gözlem yoluyla herkesin varabileceğini düşünmemizdir. Bunun için gidip ateist forum’muş, ıcıkmış, cıcıkmış uğraşmama hiç lüzum yok.

    Sayın Anonim: Niçin yukarıda zaten yazdıklarınızı içerik olarak tekrarlamakla uğraşıyorsunuz Allah aşkına? Benim Evanjelikler hakkında yukarıda yazdıklarımı –bizzat size verdiğim son cevap da dahil– okursanız bunların büsbütün gereksiz olduklarını –en azından bence öyle olduklarını– göreceksiniz.

    Herkese saygılar ve iyi dileklerimle.

  52. noname diyor ki:

    Mister Ravi,

    ÇYDD’nin Türk ateistlerin önemli bir kısmını temsil ettiğini söylemek ancak komik olabilir. Hiçbir maddi delile dayanmadığını da rahatlıkla söyleyebilirim. Ama sizin gibi gaipten bilgiler alması kuvvetle muhtemel birinin kendi söylediği şeye rahatlıkla gönülden inanabileceğini de biliyorum. Kendin pişir kendin ye gibi kendin uydur kendin inan. Bu uydurduğunuz şeyin olduğunu kabul etsek bile bu ateistlerin ÇYDD’nin misyonerlik faliyetlerinden (tabi bunun da doğru olduğunu varsayıyoruz) haberdar olduğunu ve bunu desteklediğini nerden biliyorsunuz? Mesela ben çıkıp Vakit gazetesinin Türk müslümanların önemli bir kesimini temsil ettiğini ve Türk müslümanların Hüseyin Üzmez’i gönülden desteklediğini söylesem buna nasıl bir cevap verirsiniz?

    Mister Ravi, yanlış anlamadıysam siz Mister Da Vinci’nin, Mister Bekir Yıldırım’ın sözlerine hezeyan demesine içerlemiştiniz. Mister Bekir Yıldırım da kıç öpme ve hayranlıkla ilgili yazıların “adı geçen sitede” bulunabileceğini söylemiş. Eğer o sitede bu tip şeyler yoksa Mister Bekir Yıldırım’ın sözleri için hezeyan demek pek de yanlış olmuyor sanki. Yanlışım varsa lütfen düzeltin, Mister Ravi.

  53. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Benim size sizin hakkınızda söylemem gerekenleri siz bana benim hakkımda söylemişsiniz. ”

    Ravi bey,bu klasik bir numaradır.daha ne numaralar var.

    Mister noname,ben size alevilerin büyük bir kısmı chp’ye oy verir desem inanırmısınız?veya kürtlerin büyük bir kısmı roj tv’yi seyrediyor desem.veya atatürkçü düşünce derneği üyelerinin büyük bir kısmı solcudur desem.yada çydd’nin üyerinin %30’u ateisttir desem.yada türkiye dışında en çok türk okulu yapan fettullah gülen cemaatidir desem.

    bütün bunlar size komik geliyorsa,siz keyfinize bakın,size iyi rüyalar…

  54. Anonim diyor ki:

    sn. Ravi arkadas
    diyorsunuz ki:
    Ayrıca asıl mesele, ÇYDD için geçerli olan bu yargının Türkiye’deki ateistlere epey genellenebileceği (belki Bekir beyin ifadeleri ve genellemesindeki genellik ağır kaçmış olsa bile) , kolay bir gözlem yoluyla herkesin varabileceğini düşünmemizdir.

    Bu genelleme ve genellik biraz AGIR kacmis olmali gercekten; bunu nihayet acikca ve durustce kabul edebildiginiz icin sizi tebrik etmek isterim.
    Bu tip AGIR genellemelerle yalnizca medeni/demokrat insanlar
    ister ateist, ister agnostik, ister deist, ister teist olsun
    sadece Din karsiti olmak durumunda kalirlar/birakilirlar. Bu tip hakaretler Kuran ahlakina da yakismayan harp atesi tutusturucu “pompali sozler” kategorisinde olabilirler belki de ancak! (Maide 64 & Maide 2, 8)

    Yukaridaki su soylemi tum musluman dindarlara genelleyerek soyleyen birini dusunelim:
    ———
    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ———

    Boyle bir sozu sarfeden birine tum muslumanlarin kalbi epeyce kirilmaz mi?
    O halde, elbette bunun tersi de oteki medeni insanlarin kalplerini kiracaktir!
    Hurmetler karsiliklidir! (Bakara 194)
    Sonra donup bir de bu insanlar neden Dine/Dindarlara darginlik/husumet besliyorlar diye sormanin pek bir hakli gerekcesi/anlami olmayacaktir herhalde!

    yine diyorsunuz ki:
    Niçin yukarıda zaten yazdıklarınızı içerik olarak tekrarlamakla uğraşıyorsunuz Allah aşkına? Benim Evanjelikler hakkında yukarıda yazdıklarımı –bizzat size verdiğim son cevap da dahil– okursanız bunların büsbütün gereksiz olduklarını –en azından bence öyle olduklarını– göreceksiniz.

    Ingilizce bilmeyen arkadaslarin hic olmazsa bu Evanjeliklerin Amerikada ne derece Demokrasi/Insanlik/Islam dusmanlari olduklarini bir nebze anlamalari
    ve ayrica boylelikle fanatik/yobaz Evanjelik Dinciligin girdabindan mumkun oldugunca uzak kalip Medeni/Samimi/Ahlakli Dindar insanlar olabilmelerine/kalabilmelerine de epeyce kritik/onemli bazi katkilar da saglayabilir umuduyla/dilegiyle cevirdim o linklerin cok kucuk bir ozetini!

    Sizin evanjelikler hakkinda yazdiklariniz (affiniza siginarak soyleyeyim)
    bu konulardan epeyce uzak oldugunuzu ve dolayisiyla Evanjeliklerin Amerikadaki bu en az 200 yillik fanatik dini-politik faaliyetlerinden/karakterlerinden pek yeterince haberiniz olmadigini (bu nedenlede dogru degerlendirmeler malesef yapamadiginizi) gosteriyor olmaliydi sadece, (en azindan yukarida verdigim linkleri ve diger Amerikan evanjelik tarihini/haberlerini biraz daha yakindan takip edip gozonunde bulundurabilenler acisindan)

    Esen Kaliniz. En bastaki o samimi –kismi/cuzi de olsa– kabulunuz/sehadetiniz icin
    umarim karsiligini/mukafatini gani gani alirsiniz bu –kismi/cuzi de olsa, epeyce anlamli/degerli olabilecek– erdemli davranisinizin. (Nisa 135 & Maide 2, 8)

    Size de buradaki tum medeni/demokrat/insancil –ateist/agnostik/deist/teist– arkadaslardan saygilar ve iyi dileklerimizle!

    Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  55. noname diyor ki:

    Mister Bigalıoğlu,

    Önemli olan ÇYDD’nin yüzde kaçının ateist olduğu mu yoksa Türk ateistlerin yüzde kaçının ÇYDD üyesi olduğu mu? Örneğin rahatlıkla Vakit gaztesinin okuyanların %100’ü Müslümandır diyebiliriz. Bu durumda Türk Müslümanların Vakit’teki zırvalıkları desteklediğini söylersek Türk Müslümanların çok çok büyük bir bölümüne biraz insafsızlık etmiş olmaz mıyız? Çünkü Vakit gazetesini okuyan ve destekleyen Müslümanların oranı tüm Türk Müslümanlar içinde kaç olabilir ki? Aynı mantıkla ÇYDD olduğu varsayılan misyoner faliyetlerini destekleyen kaç tane Türk ateist vardır ki veya var mıdır?

    Yeri gelmişken emekli müftü İhsan Özkes’in sözlerini de aktarayım (Radikal’den):

    Gazeteci: “Kafir” sözü kendisini üzmüştü. Siz burada özellikle vurgulama gereği duydunuz. Son zamanlarda, ölümünden önce hiç görüşmüş müydünüz? Yoksa bunlar sizin konuşmalarınızdan edindiğiniz izlenimler miydi?

    İhsan Özkes: Son zamanlarda görüşemedim; kendisini ihmal ettim, aramam lazımdı. Bunun için de çok üzgünüm. Fakat daha önceki sohbetlerimizde dini konuları görüştük. Yani kendisinin dindar olduğunu, Müslüman olduğunu biliyorum. Dine karşıt bir durumu kesinlikle yoktu. Dine karşı fevkalede saygılıydı. Din görevlisi olduğum için bana da saygılıydı. Dini konularda kendisine yapılan yakıştırmalardan rahatsız olduğunu bana da ifade etmişti. Bu rahatsızlığını televizyonda da söyleme gereğini duydu. Ben de dün cenaze töreninde söyledim.

    Gazeteci: “Yasin okurdu, bilirdim” dediniz.

    İhsan Özkes: Yasin okuduğunu bana kendisi söylemedi. Çünkü dindar olduğunu ortaya koymak için bir şeyler söyleme gereğini pek hissetmezdi. Ama ben onun Kuran okuduğunu, Yasin okuduğunu dostlarımdan biliyorum. Yani inançlı bir hanımefendiydi.

    Bu durumda aynı mantıktan yola çıkarak Türk Müslümanlar, Hristiyanların kıçını öper, onlara hayrandır diyebilir miyiz mesela? Bunun Türk ateistler Hristiyan hayranıdır kıçlarını öper derken kullanılan mantıktan ne farkı var?

  56. Râvî diyor ki:

    Mister Noname, Vakit gazetesi “Hüseyin Üzmez’in yaptıklarının arkasındayız” gibi bir şey dememiştir. Gazete yönetimi aşırı bir korumacılık örneği göstererek önce onun kötü işler yaptığına inanamamış ve bunu şiddetle inkâr etmiş ve sonra da onun bizzat söylediği bazı sözlerini safiyane bir inatla iyiye yormaya gayret etmiştir, o kadar.

    Ve evet, Vakit gazetesi, sizin bahsettiğiniz gibi alçak ve kötü bir gazete değildir ve Türkiye’deki dindar görüşlü Müslümanların önemli bir kesimini, evet, temsil etmektedir. Özellikle eğitim seviyesi düşük olan bazı âvâm kısmımızı temsil etmektedir bu gazete –buradaki “avam” İngilizce’deki “the common people” gibi bir tabire denk gelmektedir ve hakaret amaçlı değildir; İngiliz parlamentosundaki The House of Commons’ın Türkçe’ye Âvâm Kamarası diye çevrildiğini hatırlarsak daha iyi anlarız bunu.

    Vakit gazetesi örneğini vererek bu işin daha iyi bir tebyinine (açığa kavuşturulmasına) hizmet ettiğiniz için size teşekkür ederiz sayın bay mister Noname! Herhalde anlatmak istediğimizi bu verdiğiniz örneğe yaptığımız bu değerlendirmeyle daha iyi anlıyorsunuzdur artık. :)

    ÇYDD bu konudaki somut örneklerden biri ve en göz önünde olanıdır.

    ÇYDD’deki Türkiyeli sekülerleşmeciler/dinsizleşmeciler ve Hıristiyan misyonerleri birlikteliğinin, bu gruplardan birincisinin ikincisine olan genel sempatisinden kaynaklandığını ve bunun genelleştirilebileciğini kendiniz gözlem yoluyla görebilirsiniz… Evet siz de görebilirsiniz ama biz yine de bir iki örnekle daha devam edelim.

    Zaten, cumhuriyetin ilk yıllarındaki sekülerleşmeci kadrolarda yer almış pozitivist ve ateist/deist/agnostik önderlerin, Türkiye’nin resmî dinini protestanlık yapmayı hararetle tartıştıkları ve –içlerindeki birkaç inançlı Müslüman hariç– hepsi de protestanlığa sempatiyle baktıkları hâlde bunu tatbiki imkânsız diye bıraktıkları kesin belgelerle ispatlıdır, çok iyi bilinen ve son yıllarda meşhur olmuş bir tarihsel gerçektir.

    Alın size, Türkiye ateizminin ve sekülerleşmesinin önderlerinin ne zihniyette olduğunu gösteren bir örnek daha sunduk. Onların takipçileri de farklı değildir. Bunların amacı batılılaşma olsun da nasıl olursa olsundur. Zaten günümüzün bilhassa Evanjelik olmayan merkezî Amerikan ve Avrupa protestanlığı, ateizme karşı bütün iddialarını kaybetmiş ve onun karşısında saçma sapan bir ezikliğe Hıristiyanlık türüdür ve bu yönüyledir ki Türkiyeli ateistlerin takdirini kazanmıştır.

    Bu ezikleşme ve ateizm karşısındaki iddialarını sırf entellektüel korkaklık yüzünden kaybetme fenomeni aslında bütün Hıristiyanlık âlemi için geçerlidir. Ama cumhuriyet önderlerinden bu yana ateistlerin ve diğer dinsizlerin/seküler-dinlilerin en çok sevdiği merkez (“mainstream”) protestanlarda bu eğilim had safhadadır.

    Bu son söylediğimi de göremiyorsanız, gözlem kabiliyetiniz ve dinsizleştirilmiş Türk okumuşlarına dair bilgileriniz bu denli kısıtlıysa, o zaman sizinle tartışmaya hiç gerek bile yok, Noname ve Da Vinci beyler.

    Anonim bey: Bekir Yıldırım beyin sözüne dair haddim olmayan “biraz ağır kaçmış” ifadesini geri alıyorum. Bu onun üslubudur beyefendi ve söylediği de kesinlikle yanlış değildir.

  57. amatör filozof diyor ki:

    Râvî’ ye
    ÇYDD üyelerini niçin “Laik hukuku savunan Müslümanlar” değil de Ateistler olarak tanımladığınızı sormuştum.
    Bu soruya cevap vermiyorsunuz, bu durumda herhalde verecek sağlam bir yanıtınız yok diye düşünüyorum. Ayrıca İsa’nın babasız doğumu ile ilgili son yazdıklarınızdan da konunun özünü anlamadığınız ya da anlamamazlıktan geldiğiniz sonucunu çıkarıyorum. Mantıklı yorumlar yapabimeniz dileğiyle esenlikler diliyorum.

  58. Da Vinci diyor ki:

    Râvî Bey,

    Cevapla(ya)mayacağınızı bilsem de bazı soruları sıralamak istiyorum. Bu soruların cevapları iddialarınızın ne kadar komik olduğunu açıkça ortaya koyacaktır.

    1. Türkan Saylan’ın ateist midir müslüman mı? (bkz. emekli müftü İhsan Özkes’in sözleri)
    2. ÇYDD’nin laik yaşam biçimini değil de dinsizliği savunduğuna dair deliliniz nedir?
    3. ÇYDD’nin kaç üyesi vardır?
    4. ÇYDD üyelerinin kaç tanesi ve yüzde kaçı ateisttir?
    5. ÇYDD üyelerinin kaç tanesi ve yüzde kaçı müslümandır?
    6. ÇYDD üyelerininkaç tanesi ve ve yüzde kaçı hristiyandır?
    7. ÇYDD’nin gerçekten misyonerlik faaliyetleri varsa ÇYDD üyelerinin (ateist, müslüman, hristiyan olanların) kaç tanesinin bundan haberi vardır?
    8. Türkiye’de kaç ateist vardır? ÇYDD üyesi ateistlerinden, ÇYDD’nin gerçekten olduğunu varsaydığımız misyonerlik faaliyetlerinden haberdar olanlarının Türkiye’deki toplam ateistler içindeki oranı nedir?
    9. Türkiye’deki ateistlerin misyonerlik faaliyetlerine hakkında ne düşündüğüyle ilgili bir fikriiz var mı? Bu konuda yapılmış bir araştırma var mı mesela elinizde? (Ama bir dakika! Araştırmaya falan ne gerek var. Büyük üstat Bekir L. Yıldırım zaten olayı çözüp bizleri toptan, kıç öpücü hristiyan hayranları olarak damgalamıştı değil mi? Onu unutmuşum, kusuruma bakma.)

    Bu sorulara cevap vermeyi denerseniz benim için büyük sürpriz olacak. Sayı ve oranları tahmini olarak vermeniz yeterlidir. Yeter ki birşeyler verin.

    Bu arada hala Bekir L. Yıldırım’ın, iddiasını destekleyecek yazıların ateistforumda bulunabileceğine yönelik sözlerini savunuyormusunuz merak ediyorum.

  59. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas
    diyorsunuz ki:
    Ve evet, Vakit gazetesi, sizin bahsettiğiniz gibi alçak ve kötü bir gazete değildir ve Türkiye’deki dindar görüşlü Müslümanların önemli bir kesimini, evet, temsil etmektedir.

    Bu iddianiz biraz supheli olsa gerek!
    Vakit okumayan Muslumanlarin sayisi bunu okuyanlara kiyasla epeyce fazla olmali, herhalde, Turkiyede!

    yine diyorsunuz ki:
    Zaten günümüzün bilhassa Evanjelik olmayan merkezî Amerikan ve Avrupa protestanlığı, ateizme karşı bütün iddialarını kaybetmiş ve onun karşısında saçma sapan bir ezikliğe Hıristiyanlık türüdür ve bu yönüyledir ki Türkiyeli ateistlerin takdirini kazanmıştır.

    Evanjelikler bu acidan ustun/izzetli olmalilar oyleyse?!
    Yukarida dupeduz Islama ve Peygambere kufreden bu Evanjelikler ustun/izzetli, oteki medeni/demokrat histiyanlar ezik/alcak olmalilar?! Insallah, “yanlis” anlamisimdir!!

    yine diyorsunuz ki:
    Bekir Yıldırım beyin sözüne dair haddim olmayan “biraz ağır kaçmış” ifadesini geri alıyorum. Bu onun üslubudur beyefendi ve söylediği de kesinlikle yanlış değildir.

    Bu tip konularda Hukum sadece Onun olmalidir nihayetinde (Nisa 135 & Maide 2, 8 & Nahl 90); dilediginiz tarafta yer alabilirsiniz! Simdilik (O degil) ancak Bekir bey sizden razi/hosnut olsun oyleyse, eger diliyorsa!

    Ayrica Kuranda bilimin yeri, ateizm/agnostisizm/deizmin yeri, bu tarzdaki medeni/demokrat olabilen insanlara Kurandaki temel bakis acilari hakkinda;
    ve yine medeni/demokrat/ahlakli olabilen Muslumanlik hakkinda bircok kritik yazilar/yorumlar da olmali bu sitede, Musluman arkadaslar tarafindan kaleme alinan.
    Bir ara bos vakit buldugunuzda bunlari da mutlaka bir inceleyin derim, Ravi arkadas.

    Tekrar iyi dileklerimizle; esenlik icinde olun.

  60. Râvî diyor ki:

    Anonim, demişsiniz ki: Bu tip konularda Hukum sadece Onun olmalidir nihayetinde (Nisa 135 & Maide 2, 8 & Nahl 90); dilediginiz tarafta yer alabilirsiniz! Simdilik (O degil) ancak Bekir bey sizden razi/hosnut olsun oyleyse, eger diliyorsa!”

    Hayır, benim sözümü geri almam Allah benden hoşnut olsun diyedir, Bekir bey hoşnut olsun diye değil. Tamamen doğru söylediği ve kendisine terbiye noksanı göstermiş ateistlere hak ettikleri türden bir cevap verdiği halde onun sözünü düzeltmeye kalkmam biraz haddimi bilmemek ve onu haksız yere eleştirmek olmuştu. Böyle haksız eleştirileri Allah sevmeyeceği içindir ki o sözümü daha sonra geri aldım.

    Evanjelikler bu acidan ustun/izzetli olmalilar oyleyse?!
    Yukarida dupeduz Islama ve Peygambere kufreden bu Evanjelikler ustun/izzetli, oteki medeni/demokrat histiyanlar ezik/alcak olmalilar?! Insallah, “yanlis” anlamisimdir!!

    Merkez protestanların çoğu da efendimiz hakkında evanjeliklerden daha olumlu düşünmezler. En büyük terbiyesizlikleri de, sadece Hz. Muhammed’e değil, özellikle Hz. İsa efendimize, sizin savunmaya, en azından hoş göstermeye çalışıyor göründüğünüz ateistler yaparlar.

    Bu iddianiz biraz supheli olsa gerek!
    Vakit okumayan Muslumanlarin sayisi bunu okuyanlara kiyasla epeyce fazla olmali, herhalde, Turkiyede!

    Vakit gazetesi gibi düşünenlerin Türkiye’de çok büyük bir kesim olduğunu biraz gözlem yaparsanız görebilirsiniz. Ama yine de size gözlem değil, mantık ve matematik yoluyla da izahta bulunayım, efendim.

    İmdi, Türkiye’de nüfusun çok küçük bir oranı gazete okur. O yüzden burada 1500 kişinin görüşlerinin 50 milyon seçmeninkileri yansıttığı seçim anketlerinin mantığına ve yöntemine başvurmamız gerekir.

    O zaman, Vakit gibi düşünenlerin sayısını aşağı yukarı bulmak istiyorsanız, Türkiye’deki İslamî gazetelerin toplam tirajını hesaplayın, sonra onları Türkiye’nin tahminî yüzde 25’lik dindar görüşlü/İslamî kesimine (ileride bu kesime normal şartlarda katılacak bebekler ve çocuklarla beraber hesaplanacak olursa, yaklaşık 20 milyon) oranlayın. Bu bulduğunuz oranı Vakit’in tirajıyla çarparsanız, (uzun yıllardır matematik yapmadığım halde) yanlış matematik yürütmediysem, Vakit gazetesinin Türkiye’de asgarî kaç kişinin görüşüne yakın bir gazete olduğunu görürsünüz.

    Kaldı ki genelde daha mümtaz, halîm ve aklı başında yazarların bulunduğu diğer İslâmî gazetelerin görüşleri de Vakit’inkilerle pek çok zaman temel esaslar yönünden uyuşur. Bunu da hesaba katarsanız, Türkiye’deki İslamî kesimin görüşlerinin çoğunun Vakit’te yankı bulduğunu görürsünüz. :)

    Da Vinci bey: :-)

    1. Türkan Saylan’ın ateist midir müslüman mı? (bkz. emekli müftü İhsan Özkes’in sözleri)

    Abdullah Cevdet ateist midir Müslüman mı? (Materyalizm ve ateizmin Türkiye’deki en büyük bu savunucusunun da cenazesi kılınmıştır.)

    2. ÇYDD’nin laik yaşam biçimini değil de dinsizliği savunduğuna dair deliliniz nedir?

    Hitler’in Yahudileri sevmediğine dair deliliniz nedir? :)

    3. ÇYDD’nin kaç üyesi vardır?

    Hitler’in SS subaylarının sayısını bana söyleyiniz… :)

    4. ÇYDD üyelerinin kaç tanesi ve yüzde kaçı ateisttir?

    Nazi partisi önderlerinin kaç tanesi ve yüzde kaçı Yahudileri sevmezdi?

    5. ÇYDD üyelerinin kaç tanesi ve yüzde kaçı müslümandır?

    SS subaylarının kaç tanesi ve yüzde kaçı Yahudi idi?

    6. ÇYDD üyelerininkaç tanesi ve ve yüzde kaçı hristiyandır?

    SS subaylarının kaç tanesi ve yüzde kaçı Polonya kökenlidir?

    ve saire ve saire…

    Ve son bir soru: Sizin böyle anlamsız ve güya beni sorguya çekip demagojiyi başarıya ulaştırmacı sorular sormaktan başka işiniz gücünüz yok mu? Şu anda iş bulamadığınız için mi bunlarla bu kadar uğraşıyorsunuz?

  61. Râvî diyor ki:

    Bir düzeltme: “Bu bulduğunuz oranı Vakit’in tirajıyla çarparsanız..” demişim yukarıda. “Bu bulduğunuz oranın çarpma işlemine göre tersini” demem lazımdı, çünkü pay ve paydayı yanlış yere koymuş oluruz bir önceki durumda..

  62. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas
    demissiniz:
    Tamamen doğru söylediği ve kendisine terbiye noksanı göstermiş ateistlere hak ettikleri türden bir cevap verdiği halde onun sözünü düzeltmeye kalkmam biraz haddimi bilmemek ve onu haksız yere eleştirmek olmuştu. Böyle haksız eleştirileri Allah sevmeyeceği içindir ki o sözümü daha sonra geri aldım.

    ———
    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ————

    Bu tip pompali sozleri bu sekilde genellemelerle ortaya savurup karsidaki tum insanlari toptan boyle karalamaya/sindirmeye/asagilamaya calismak pek/hic ahlaki olmasa gerek, Ravi arkadas, ne Teist ne Ateist ne Agnostik vs. hicbir medeni insan icin!

    hurmetler karsiliklidir! (Bakara Suresi 194)
    …gunah ve dusmanlikta degil, iyilik ve sakinmada yardimlasin! (Maide Suresi 2)

    Bunlarin uzerine bir de su Ayetleri tekrar bir kez daha dikkatlice inceledikten sonra (Nisa 135 ~ Maide 2, 8 ~ Nahl 90), eger hala bu kararinizda israrliysaniz,
    artik diyecek bir sey yok! Bu sekilde Allahin mi yoksa Bekir beyin mi (tabi bu arkadas destekliyorsa bu kararinizi) rizasini/hosnutlugunu kazanacaginizi
    ileride anlayabiliriz artik, umulur ki!

    yine diyorsunuz ki:
    Merkez protestanların çoğu da efendimiz hakkında evanjeliklerden daha olumlu düşünmezler. En büyük terbiyesizlikleri de, sadece Hz. Muhammed’e değil, özellikle Hz. İsa efendimize, sizin savunmaya, en azından hoş göstermeye çalışıyor göründüğünüz ateistler yaparlar.

    Evanjelik olmayan Hristiyanlarin arasinda Islam dinine saygili olan, kabul etmese bile hicbir zaman yukaridaki o Evanjelikler gibi Allaha, Kurana, Peygambere asla ve hicbir zaman o sekilde ahlaksizca/hayasizca sovmeyi aklindan bile gecirmeyen, nice medeni/demokrat/saygili kalmayi her daim benimseyebilen (sizin deyiminizle ezik/curuk demek gerek belki bunlara) nice insani Hristiyanlar var olmali (Maide Suresi 83-84 & Mumtehine 8); bu gayri medeni/despot/saldirgan Evanjeliklerin (sizin deyiminizle ustun/izzetli demek gerek belki bunlara) gayri insani Evanjeliklerin (Maide Suresi 17 & Ahzap Suresi 26) yanisira!
    Burada birtakim saldirgan/fanatik nitelikte Ateistleri savunan mi var? Sadece yukarida tum ateistleri toptan karalamaya/asagilamaya/sindirmeye calisan tarzda yanlisca/hoyratca soylenmis ve genellenmis tahrik edici bir sozun geri alinmasi gerektigini, cunki bunun Kuran ahlakina dahi asla uymadigini soyleyen medeni/demokrat/ahlakli Muslumanlar var olmali burada!
    Tum burada medeni/demokrat/ahlakli olabilen nice ateistleri & agnostikleri & deistleri dahi bu sekilde toptan Din dusmani ederek iyi bir is yapmis olmazsiniz, Ravi arkadas, ne Allahin ne de medeni toplumun onunde!

    yine diyorsunuz ki:
    Kaldı ki genelde daha mümtaz, halîm ve aklı başında yazarların bulunduğu diğer İslâmî gazetelerin görüşleri de Vakit’inkilerle pek çok zaman temel esaslar yönünden uyuşur. Bunu da hesaba katarsanız, Türkiye’deki İslamî kesimin görüşlerinin çoğunun Vakit’te yankı bulduğunu görürsünüz. :)

    Sondaki koydugunuz o :) isareti gercekten manidar olmus olmali burada!
    Medeni/Demokrat/Ahlakli olmayi eziklik/dusukluk olarak gormeyip bilakis Islami/Kurani olarak goren nice izzetli/onurlu Muslumanlar var olmali bu ulkede; bundan da haberdar misiniz? Ozellikle bu siteye ugrayanlar bu tip Muslumanlar olabiliyorlar (bunlar her ne hikmetse Vakitte okumuyorlar galiba pek); Bu ulkede sizin yukarida destek verdiginiz o gayri ahlaki tahrik edici genelleme sozu (Turkish Ateistler…) yakisiksiz bulacak, asla destek vermeyecek boyle nice medeni/ahlakli Muslumanlar var oldugunun farkinda misiniz? Yoksa sizin icin bunlar da ezik/curuk Muslumanlar, digerleri ustun/izzetli Muslumanlar mi?
    Sakin yukarida Evanjelik hristiyanlar x Normal hiristiyanlar hakkinda yaptiginiz o degerlendirmede epeyce ve felaketli bir sekilde yanilmis olabileceginiz gibi, burada da bir miktar yaniliyor olmayasiniz yine! (Maide 2, 8 & Nahl 90)

    Sizin icin duaciyiz, Ravi arkadas!
    Esenlik icinde olun.

  63. Râvî diyor ki:

    Anonim bey:

    Alıntıladığınız ayet-i kerimelere bakalım inşallah.

    hurmetler karsiliklidir! (Bakara Suresi 194)

    Bekir beyin İslam’a karşı terbiyesizlik eden ateistlere öyle konuşmasının altında bu ayet-i kerime yatıyor işte. Onun davranışının haklılığını ispata çalışmadığınız halde ispat etmiş oldunuz. Ateistlerin hürmet ihlallerine, onların hürmetlerini ihlalle cevap… Mütekabiliyet esası…

    …gunah ve dusmanlikta degil, iyilik ve sakinmada yardimlasin! (Maide Suresi 2)

    Bekir bey de terbiyesizlik ve düşmanlık ve de günahta ileri giden ateistleri iyiliğe ve sakınmaya teşvik etmek için o tür sert bir ifade kullanmak zorunda kalmış. Bu ayet de onun davranışının haklılığını gösteriyor gibidir.

    Onlar bizim hürmetlerimize (dokunulmazlarımıza) öyle hakaret edip dururlarsa biz de onların tek hürmeti olan kendi zatlarına böyle cevap vermek zorunda kalırız, çünkü dokunulmazlar karşılıklıdır. Onlar ihlal ederlerse biz de ihlal etmek zorunda kalırız.

    Üstelik mütekabiliyet esası çerçevesindeki buradaki cevabî ihlalimiz, onları günah ve düşmanlıktan alıkoymak amacı bir sertliktir. Bu yüzden alıntıladığınız ikinci ayeti de inşâ-Allah yerine getirmiş oluruz.

    Ateistlerin tamamı öyle terbiyesiz ve müsamahasız olmayabilir ama bizim gözlemlediğimiz ezici çoğunluğu öyledir beyefendi. Ekşi Sözlük ve benzeri popüler sitelere ve forumlara gidin bir bakın. Müslümanlara karşı müsamaha taşıyan ateist ya hiç yoktur ya da varsa binde, on binde bir vardır. O binde veya on binde bir de artık Bekir beye alınacaklarına diğer ateistlerin durumunun ne olduğunu fark etmeli ve ateist kardeşlerini düzeltmeye çalışmalıdırlar, Bekir beyin haklı gözlemine kızmak yerine. Aynısını inşâ-Allah siz de yapmaya çalışmalısınız.

    Saygılar, selamlar

  64. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas,
    Oncelikle bu site (eger simdiye dek sen de biraz goz gezdirip inceleme firsati bulduysan) tum medeni ateist & agnostik & deist & teist karakterde insanlari biraraya getiren, onlarin medeni ahlak icinde fikirlerini/inanclarini rahatca ve ozgurce aktarip ve tartisip sonunda da yine medeni ahlak icinde dilerlerse ayni fikre/inanca ulasabilecekleri veya dilerlerse de ayri fikir/inancta rahatca ve ozgurce ve yine medeni ahlak icinde kalabilecekleri bir mustesna (ayrica sanirim epeyce populer) bir site olmalidir.
    Burada bu hassas bilim/din/felsefe konularinda tartisilirken, elbette zaman zaman medeni ahlakin disina tasan yorumlar da olabilmektedir (bazi ateist veya teist “gayri medeni” tavirlar nedeniyle); ancak sn. Editorun bunlara derhal gerekli mudaheleyi yapip taraflari mutlaka medeni ahlak cercevesine cagirdigi, ve kabul etmezlerse yorumlarinin artik alinmayacagi uyarisi yapildigi bu sitenin mudavimleri tarafindan bilinen, takdir edilen ayri bir husus olmalidir.

    Peki, nedir bu medeni ahlak? (Elbette sizin bildiginizden eminim, ancak yine de henuz bunu burada geregince bilemeyen arkadaslar da bir ihtimal olabilir diye yine de affiniza siginarak burada kisaca aciklamak ve onemini belirtmek istiyorum herkes icin ve adina.)

    Baskasi sana yaptigi takdirde hoslanmayacagin davranisi/sozu, oyleyse sen de baskasina yapma!
    Bir diger anlatimla: Insanlara aynen onlarin sana nasil (saygili/anlayisli) davranmalarini istiyorsan, oyleyse sen de onlara oyle (saygili/anlayisli) davran!

    Bu tum gelismis/medeni ulkelerde “altin kural” olarak adlandirilip bu prensibi kavrayan ve benimseyen kisilere medeni ahlakli insan; bu prensibi kavramayip reddeden kisilere gayri medeni ahlakli gayri insan (:affiniza siginarak yine en acikca soyleyecek olursak= vahsi/bencil/sadist karakterli bir gayri insan) gozuyle bakilir.

    Bu nedenle, medeni insan yapacagi her davranistan/sozden once bunun karsidaki insanlari nasil etkileyecegini dusunen, ve ayni davranis/soz kendisine yapildiginda kendisinin nasil hissedecegini de algilayan ve buna gore daha yukaridaki “altin kural” cercevesinde “ahlaki” hareket edebilen insan olmalidir.

    Zaten Peygamberin Kurandaki tum mucadelesi de yukarida anilan bu “altin kurali” kavramayip reddeden Dinci Arabi Despotlara karsi verilip (Araf S. 28, Mearic S. 36-38, Mumtehine S. 8-9, Buruc S. 4-10) Peygamber Kuranin “altin” ve hatta bundan daha da ote giden su “pirlanta” kurallari cercevesinde

    Hurmetler karsiliklidir! (Bakara S. 194)
    Dinde zorlama yoktur. (Bakara S. 256)
    Senin Dinin sana, benim Dinim bana. (Kafirun S. 6)
    Kotulugu dahi iyilikle sav… (Fussilet S. 34)

    prensip ve emirleriyle bu Dinci Arabi Despotlara Kuranin bu “medeni/demokrat/insani ahlakini” onemle vaz etmis olmalidir oncelikle.

    Ve yine Kuranda ogretilen baska bir “altin kural” ise,
    hickimsenin baska birinin isledigi suctan oturu asla kotu soz ve davranisla cezalandirilamayacagi hususu olmalidir. (Enam S. 164)

    Dolayisiyla, butun bunlara binaen ve bu sitede hicbir ateist & agnostik vs. medeni ahlakli arkadas yukarida birkac kez aynen aktarmak zorunda kaldigim o kotu ve tahrik edici sozu/sozleri

    ———
    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ————

    burada aslen soylemedigine veya onaylamadigina gore, bu durumda siz de yukarida soylenen o kotu ve tahrik edici sozu/sozleri en azindan buradaki bu medeni ahlakli ateist & agnostik vs. arkadaslardan geri alarak ve onlari bundan tenzih ederek Kuran ahlakina uygun bir davranis sergileyip guzel bir ornek verebilirseniz, yurekten mutesekkir oluruz, oncelikle. Tekrar iyi dileklerimizle!

    Sonra da bu Sitenin diger bolumlerinde ateizm/agnostisizm/teizm/bilim/felsefe/din
    konularinda su ana kadar –her zaman yuzde yuz olamasa dahi, en azindan buyuk cogunlukla– yukarida degindigim bu “medeni ahlak” cercevesinde yapilmis/yapilabilen bircok seviyeli tartismalara, fikir alis verislerine eger dilerseniz katilmanizi, ve bunun bizleri mutlu edecegini bildirmek isterim. Tekrar iyi dileklerimizle!

  65. Râvî diyor ki:

    Anonim bey, verdiğiniz lecture’ın kendi kendinizi yalancı çıkardığını görüyor musunuz?

    Tekrar edelim; çünkü yaptığım izahları görmezden gelmiş gibisiniz. İnşallah bu sefer görmezden gelmezsiniz.

    Alıntıladığınız ayetlerden biri ne diyor? “Hürmetler/dokunulmazlıklar karşılıklıdır”. Daha doğrusu ayet, şayet okursanız, hürmetler kısasa kısastır (el-hurumâtu kısâs) demektedir. Sizin hürmetlerinize/dokunulmazlarınıza hakaret ediliyorsa veya saldırılıyorsa, siz de onların hürmetlerini artık yok sayma hakkına sahipsiniz… Buradaki anlam budur.

    Dolayısıyla, İslam’a cehalet ve kinle hakaret eden ateistlere gözlemsel bir doğruyu söyleyerek artık hak edilmiş olan bu üslupla cevap vermesi, Bekir beyin hem İslam’ın bu hükmüne hem de medenî ahlâka uygun bir tavrıdır.

    Daha fazla izah zaten yukarıda yapılmıştır. Medenî ahlâklı ateist ve agnostik arkadaşlar o izahlara baksınlar, özellikle de son yazdıklarımızdan şu pasaja: “Ateistlerin tamamı öyle terbiyesiz ve müsamahasız olmayabilir ama bizim gözlemlediğimiz ezici çoğunluğu öyledir beyefendi. Ekşi Sözlük ve benzeri popüler sitelere ve forumlara gidin bir bakın. Müslümanlara karşı müsamaha taşıyan ateist ya hiç yoktur ya da varsa binde, on binde bir vardır. O binde veya on binde bir de artık Bekir beye alınacaklarına diğer ateistlerin durumunun ne olduğunu fark etmeli ve ateist kardeşlerini düzeltmeye çalışmalıdırlar, Bekir beyin haklı gözlemine kızmak yerine. Aynısını inşâ-Allah siz de yapmaya çalışmalısınız.”

    —–

    Medenî ahlâka aykırı olan, en başta, haklı bir karşılık/kısas gereği söylenmiş bir sözü içinde bulunduğu bağlamdan çıkararak “hezeyan” diye niteleyen ve bunu başlık haline getiren bu yazıdır. Bu medenî ahlâk ihlâlini yapan kişinin, yukarıdaki tartışmalarımız boyunca, güya kendini üstte gösterip karşıdakini sorguya çekmek için gereksiz ve cevapları aşikar sorular sorması ve kullandığı diğer hakaret kelimeleri de diğer medenî ahlâk ihlâlleridir. Ancak bu ihlâllerin hiçbiri amaçlanan hileli sonucu vermemiş ve bu kural ihlâllerine rağmen bunları yapanlar argümanlarını savunamamıştırlar.

    Bu sitenin saygınlık derecesi de ortadadır. Benim bizzat bu sitenin yazarlarından biri tarafından bana yapılan hileli köşeli sıkıştırma hareketleri ve mesnetsiz suçlamalara rağmen sabırla hakikati ortaya çıkarmaya çalışmam, sanırım kıymeti bilinmesi gereken ahlâkî tavır en başta budur. Ben de sizleri benim yukarıdaki bağlantılarımda bulunan bloğuma gelmeye davet ederim. İnşallah isminden çok bahsettiğiniz Kuran ahlâkını orada daha iyi inceleme fırsatı bulursunuz. Özellikle siz Anonim bey, böylece hiç alâkasız bir bağlamda “dinci arabî despotlar” gibi ifadeleri kullanmak ırkçılığına, Kuran-dışılığına ve medenî ahlâk hatasına bir daha düşmezsiniz belki.

    Saygılar, selamlar efendim.

  66. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas demissiniz ki:
    özellikle de son yazdıklarımızdan şu pasaja: “Ateistlerin tamamı öyle terbiyesiz ve müsamahasız olmayabilir ama bizim gözlemlediğimiz ezici çoğunluğu öyledir beyefendi. Ekşi Sözlük ve benzeri popüler sitelere ve forumlara gidin bir bakın. Müslümanlara karşı müsamaha taşıyan ateist ya hiç yoktur ya da varsa binde, on binde bir vardır. O binde veya on binde bir de artık Bekir beye alınacaklarına diğer ateistlerin durumunun ne olduğunu fark etmeli ve ateist kardeşlerini düzeltmeye çalışmalıdırlar, Bekir beyin haklı gözlemine kızmak yerine. Aynısını inşâ-Allah siz de yapmaya çalışmalısınız.”

    Burada oncelikle sunlari tekrar bir hatirlatmak isterim size, Ravi arkadas,

    1) Burasi “Bilim Felsefe Din” sitesi, Eksi Sozluk veya baska bir yer degil.
    Bunu yukaridaki yazida da bu Sitenin niteliklerini ve farkini bir miktar anlatarak israrla vurgulamistim, gozunuzden kacmis olmali herhalde.

    2) Yukaridaki yazida yine onemle Kurandaki su “altin kurali” vurgulayarak

    Hickimse baskasinin sucundan oturu cezalandirilamaz; (Enam S. 164, Maide S. 8)

    sizden onemle yukarida o “Turkish Ateistler… diye baslayan ve toptan ve genelleme seklinde savrulmus gibi duran o nahos ve tahrik edici sozu en azindan buradaki medeni ahlakli olabilen ateist/agnostik vs. bircok okuyucu/yorumcu arkadaslardan geri cekerek ve onlari tenzih ederek Kuransal guzel bir ahlaki ornek vermenizi (Maide S. 2, 8 // Nahl S. 90) istirham etmistik sadece, ta ki sizin medeni ahlakli Samimi bir Musluman oldugunuzdan hicbir kusku duymasinlar, bos yere, buradaki tum medeni arkadaslar da.

    ve demissiniz ki:
    Medenî ahlâka aykırı olan, en başta, haklı bir karşılık/kısas gereği söylenmiş bir sözü içinde bulunduğu bağlamdan çıkararak “hezeyan” diye niteleyen ve bunu başlık haline getiren bu yazıdır.

    Ravi arkadas, iste zaten biz de bunun icin sizin buradaki medeni ahlakli olabilen bircok ateist/agnostik okuyucu veya yorumcu arkadaslardan yukaridaki o cirkin ve tahrik edici sozu geri cekmenizi istirham ettik ki, sizin yukarida andiginiz o “baglam” disinda gayet medeni/saygili/hosgorulu Samimi bir Dindar insan oldugunuzu acikca anlayabilsinler buradaki tum diger medeni arkadaslar da! Ama bunu yapmadiginiz takdirde, sizin kurunun yanin da yasi da yakan (Kuran ahlakina da tumden aykiri olarak, Enam S. 164) ve tum medeni insanlara dahi ayni sekilde ve toptan art niyet/husumet/nefret duygulari besleyebilen Despot bir Dinci insan oldugunuz zannina kapilabilirler, bos yere!

    Ve demissiniz ki:
    Özellikle siz Anonim bey, böylece hiç alâkasız bir bağlamda “dinci arabî despotlar” gibi ifadeleri kullanmak ırkçılığına, Kuran-dışılığına ve medenî ahlâk hatasına bir daha düşmezsiniz belki.

    Ravi arkadas, burada ben Peygamberin doneminde halihazirda Dinci Despot bir karakter tasidiklari Kuranda acikca bildirilen o eski Araplari kastetmek
    amaciyla kullanmistim o tabiri; ki bu tabiri aynen Kuran kullanir olmalidir:

    (O eski Dinci Despot) Araplar (bu ifade Kuranin arapcasinda aynen “elA’rabu” olarak gecer) kufur ve nifakta en siddetlidirler, ve Allahin Resulu uzerine indirdiginin sinirlarini bilmemeye en yatkindirlar… (Tevbe 97)

    Cunki bunlar

    1) Allaha inandiklari halde Onun adiyla taskinlik/haksizlik yaparlar (Araf 28)
    2) Kendi dinlerine/anlayislarina uymayani hemen oldurmeye kalkarlar (Mearic 36-38)
    3) Baska din/felsefede olan insanlara hicbir hak hukuk tanimak asla istemezler (Tevbe 8)
    4) Kendi dinlerine uymayana her turlu iskenceyi uygulamaktan asla geri durmazlar (Buruc 4-10)
    5) Iclerinde daima Dinci karakterli topyekun bir art niyet/husumet/izzet/hamiyyet duygusu barindirirlar (Sad 2, Fetih 26)

    ve daha nice boyle Despotluklar tasidiklari bildirilen “Arabi” kimseler olarak tanimlanmislar Kuranda. Ve Peygamber zaten bu tip Dinci Despotlara
    medeni ahlaki (Bakara S. 194 & Fussilet S. 34), baska din/felsefede olabilen insanlara gerekli hak ve hukuk tanimayi (Kafirun S. 6 & Mumtehine S. 8), iyilik ve sakinma uretmeyi (Maide S. 2), kotulugu dahi iyilikle savmayi (Fussilet S. 34) ve daha nice boyle Kuransal “altin kurallari” vaz etmis olmalidir, temelde, ta ki artik boylece gaddar ve gayri medeni Dinci Despotlar olmayi birakip hosgorulu ve medeni Dindar Insanlar olabilsinler!

    Bakin, ben bu tip eski Despot Araplari kastettigim halde, bunu bastan belirtmeyi buyuk bir dalginlikla/hatayla unuttugum icin ve sanki sozum bugunun tum Araplarini dahi hedef aliyor gibi durdugu icin, sizi dahi nasil da incitmis olmali. O halde, affedin Ravi arkadas, sizi elbette tenzih ederim!

    Evet, Ravi arkadas, dolayisiyla hala umitvariz! Bu sitedeki diger bolumlerde yapilan yorum ve tartismalara da istirak edip katkilarda bulunursaniz, eminim bu sizin, bizim ve hepimiz icin bazi onemli dersler/ibretler/bilgiler kazanmamizda da epeyce faydali olabilecektir. Tekrar iyi dileklerimizle. Hayirli Gunler dileriz.

  67. Râvî diyor ki:

    Anonim arkadaş,

    O ayette geçen el-a’râb kelimesi “yerleşik yaşamayan göçebe Araplar” anlamına gelir. Burada vurgulanan şey, şehirli-göçebe ayrımıdır. Çoklukla ‘arabî de denen yerleşik Arapların aksine göçebelerin (a’râbî) katı kalpliliğe, yağmacılığa ve dar kafalılığa daha yatkın oldukları gerçeğini anlatır. Ki bu durum yarı yerleşik yarı göçebe bütün toplumlar için geçerlidir.

    Ayrıca ne bu göçebe Arapların ne de yerleşiklerin “dinci” olduklarına dair en küçük bir işaret yoktur. Hiçbir mesnede ve bilgiye dayanmayan kendi eklemelerinizi Kuran mealine sokup da günaha girmeyin lütfen. Tam aksine Kuran o zamanki bütün Arap toplumunu sekülerlikle, profanlıkla, dini sulandırıp oyun ve eğlenceden ibaret ritüellerle oyalanmakla suçlar. “Onların kâbe yanındaki ibadetleri/salâtları/namazları ıslık çalmak ve el çırpmaktan ibarettir. O halde tadın bakalım azabı.” mealindeki ayet (8:35) buna güzel bir örnektir.

    Bekir beyin haklı sözlerinin haklılığını inkâr edemiyorsunuz artık, ama genellemeyi eleştiriyorsunuz. Bakın bu konudaki ısrarınızı anlamıyorum, daha doğrusu anlamanın tek yolunun onu art niyete vermek olduğunu düşünüyorum. Bunu söylemek istemediğim için de, bari anlamıyorum, diyeyim.

    Günlük dilde biz insanoğulları öyle matematiksel konuşmayız beyfendi. Matematikteki küme tabirini kullanacak olursak, bir kümenin içindeki insanları tanımlayacağımız zaman, bunların yaklaşık yüzde doksan beşinden fazlası aynı karakteristik özelliğe sahipse, yarı-mecazî olarak “onlar bu özelliğe sahiptir” deriz. Burada o kümenin o karakteristiğe sahip olmayan elemanlarının alınması, gücenmesi için hiçbir sebep yoktur. Bu hükmün kümenin ezici çoğunluğunu oluşturan diğer elemanları hakkında olduğunu bilmeleri yeterlidir.

    Zaten Bekir beyin de genel tutumundan anlaşılmaktadır ki, böyle istisnaî olarak terbiyeli olan ve bütün gayri-müslimlere sırf İslam düşmanlığından ve batı hayranlığından ötürü büyük sempati besleme ucuzluğuna kapılmamış Türkiyeli ateistlere kötü söz söylemek istememektedir, hiçbir zaman da istemez. Yukarıdaki linklerden birinde gidilen sayfada da bunları kendisi söylüyor.

    Herhalde her şey artık açık seçik hale gelmiştir. Saygılar efendim.

  68. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas demissiniz ki:
    O ayette geçen el-a’râb kelimesi “yerleşik yaşamayan göçebe Araplar” anlamına gelir. Burada vurgulanan şey, şehirli-göçebe ayrımıdır.

    Sonucta bunlarin “Arap” olduklarini yadsimiyorsunuz ama, degil mi?
    Bunlar gocebe ya da yerli sonucta “Araplar” (Kurandaki asliyla El-A’rabu) olarak anilir Kurandaki ilgili ayette! Ve bunlarin Dinci Despotlar olduklarini da Kuran diger ayetlerde tafsilatiyla bildirir, yukarida aktardigim diger ayetlerde!

    ve demissiniz ki:
    Ayrıca ne bu göçebe Arapların ne de yerleşiklerin “dinci” olduklarına dair en küçük bir işaret yoktur. Hiçbir mesnede ve bilgiye dayanmayan kendi eklemelerinizi Kuran mealine sokup da günaha girmeyin lütfen.

    O halde, burada beraberce bakalim bazi Kuran Ayetlerine:
    (Kuran Arapcasina vakif cok sayida bilgili Musluman arkadaslar da var aramizda, bu acidan Meal kaygisina dusmenize gerek yok sanirim burada!)

    Ve onlar bir asirilik yaptiklarinda, dediler: Babalarimizi bunun uzerinde bulduk;
    ve ALLAH da bize bunu emretti! (Araf S. 28)

    Ey Muhammed de ki: Yer ve onun icindekiler kimindir, eger biliyorsaniz?
    Diyecekler: ALLAHINDIR!
    Ey Muhammed de ki: Yedi gogun Rabbi ve buyuk arsin Rabbi kimdir?
    Diyecekler: ALLAHTIR!
    Ey Muhammed de ki: Her seyin yonetimi elinde olan, ve yardim eden ve Ona yardima ihtiyaci olmayan kimdir?
    Diyecekler: ALLAHTIR!… Oyleyse hala nasil boyle sihirlenip sapiyorlar? (Muminun S. 84-89)

    Ve onlara (Ayetlerimiz okundugunda) dediler: Ey ALLAHIMIZ eger bu hakikaten senin katindan bir hak ise, oyleyse basimiza gokten tas yagdir… (Enfal S. 32)

    Ve dediler: RABBIMIZ (eger bu hak ise) oyleyse bize (azap) payimizi cabuklastir Hesap Gununden once? (Sad S. 16)

    Ve onlar Allahin yaninda kendilerine darlik veya fayda veremeyecek olan (Lat Uzza Menat ismini verdikleri ve Allahin kizlari olarak vasiflandirdiklari Meleklere 53/19-27, 37/149-153 hizmet/kulluk ediyorlar; ve diyorlar: bunlar ALLAHIN katinda bizim sefaatcilerimiz olacaklardir!… (Yunus S. 18)

    Ve daha nice boyle Ayetlerle sabit olmalidir ki, Peygamberin temel mucadelesi bu tip bastan ve cok eskiden beri Allahin varligina, hatta icinde onlara gore Lat Uzza Menat vasitasiyla sefaatin olacagi bir Hesap Gunune dahi iman etmis olan o Despot Arabi Dincilere karsi verilmis bir mucadeledir, daha yukaridaki yazimda bir miktar deginmeye calistigim sekilde…
    O donem sekulerlik/demokratlik/medeni ahlak diye kavramlar zaten ortada yok idiler! Ancak Peygamber ilkin onlara bu medeni ahlaka yonelik yukarida bahsettigim o “altin kurallari” boylelikle ta o zamandan ve ilkin vazetmis olmalidir!

    ve demissiniz ki:
    Günlük dilde biz insanoğulları öyle matematiksel konuşmayız beyfendi. Matematikteki küme tabirini kullanacak olursak, bir kümenin içindeki insanları tanımlayacağımız zaman, bunların yaklaşık yüzde doksan beşinden fazlası aynı karakteristik özelliğe sahipse, yarı-mecazî olarak “onlar bu özelliğe sahiptir” deriz. Burada o kümenin o karakteristiğe sahip olmayan elemanlarının alınması, gücenmesi için hiçbir sebep yoktur.

    Burada ilkin o yuzde 95 hesabiniz kendinize ait bir zan olmalidir herhalde.
    Ve belki de siz bu tip muhabbetlerde daima oncelikle yukarida anilan o “Turkish ateistler.. diye baslayan cirkin ve tahrik edici toptan ve genelleme sozu, veya benzerlerini anarak baslayabildiginiz veya karsinizdaki insanlar bunu hatirlayarak sizinle muhatap olmus olabilecekleri icin elbette muhabbetlerinizde
    pek anlayisli/hosgorulu/saygili sozler duyamamis veya duyamiyor olmaniz da (ne kendiniz, ne de Dininiz/Dini Anlayisiniz hakkinda) belki de cok sasilacak birsey olmasa gerek!
    Hurmetler karsiliklidir (Bakara 194), ne de olsa, Teist veya Ateist tum medeni insanlar icin ve acisindan, degil mi?
    Ikinci olarak, verdiginiz oran tumden dogru olarak kabul edilebilseydi bile, bu yuzde 95 nedeniyle diger yuzde besi de boyle toptan ve genelleme suclamalarla birarada yakmaya kalkmanin yine dahi Kuranin ogrettigi ilahi adalet kavramina temelden aykiri olan gayri ahlaki bir davranis olacagini da ozellikle vurgulamis olmaliyim yukarida. (Enam S. 164, Maide S. 2, Mumtehine 8)

    ve demissiniz ki:
    Zaten Bekir beyin de genel tutumundan anlaşılmaktadır ki, böyle istisnaî olarak terbiyeli olan ve bütün gayri-müslimlere sırf İslam düşmanlığından ve batı hayranlığından ötürü büyük sempati besleme ucuzluğuna kapılmamış Türkiyeli ateistlere kötü söz söylemek istememektedir, hiçbir zaman da istemez. Yukarıdaki linklerden birinde gidilen sayfada da bunları kendisi söylüyor.

    Nihayet, Ravi arkadas! Demek ki yukarida soyledigi o cirkin ve tahrik edici sozlerin aslen “kotu sozler” olduklarini bu Bekir bey de pek ala kavrayabilip
    anlayabilecek bir seviyede imis daha bastan ve evvela! Bu acidan Bekir bey kardesimizi burada bu durustlugunden ve kismi de olsa samimi sehadetinden ve nedametinden oturu oncelikle ve yurekten tebrik etmek isteriz! Allah layik oldugu karsiligini versin dileriz! (Ali Imran 135-136)
    Ve umariz ki, kendisi bundan boyle bastan biraz daha dikkatli ve olculu
    medeni ve ahlakli soylemlerde bulunup yukaridaki tur genellemelerle karsidaki tum insanlari boyle toptan sindirici/asagilayici kotu sozlerle hep birarada yakmamaya daha ozen gosterebilirse, bu tip medeni insanlar arasinda kokten Islam dusmani olanlarin oraninin yuzde 95 degil, belki de aslen sadece marjinal bir grup olabilecegini dahi “hayretle” tespit edebilir belki de, kimbilir, bundan boyle!

    ve demissiniz ki:
    Herhalde her şey artık açık seçik hale gelmiştir.

    Biz de oyle umariz, Ravi arkadas! Size de ve Bekir abimize/kardesimize de bizden icten saygilar/hurmetler.

  69. Râvî diyor ki:

    Anonim bey,

    Aman Allah’ım, sekülerlik ve medenî ahlak aynı şeymiş ha? Seküler kelimesi “yeryüzü” anlamına gelen Latince bir kelimeden gelir. Ahlakla da medeniyetle de alâkası yoktur.

    Anlamı, yeryüzünün hakimiyetinin Hıristiyanların tabiriyle Gök (Fransızcası le Ciel, İngilizcesi Heaven ya da the Heavens) ile temsil edilen Allah’tan alınıp “yeryüzü” ile temsil edilen insanlara verilmesidir.

    Bu zihniyet, Hıristiyanlıktan ve İslam’dan önceki paganların da çoğunda görülen bir zihniyetti. Yeryüzüne karıştığına inanılan tanrılar birçok pagan için evet vardı. Ama bunlar, asıl Tanrı gibi Göklerin hakimi olmayan, üstelik şekilleri insana benziyor diye düşünülen ve Tanrılıklarından değil, sihirli güçlerinden korkulan yeryüzüne ait varlıklardı. Mesela Olimpos dağlarında yaşarlardı. Bunlar seküler (yeryüzüne ait) tanrılardı. Hatta tanrı da değil, sihirli güçlere sahip insanlar veya yarı-insan, yarı-hayvanlardı.

    Dolayısıyla, sekülerlik, en görgüsüz ve yağmacı pagan toplumlarında bile var olan, hatta en çok onlarda bulunan, yeryüzü-merkezci, ahiret-tanımaz, Allah’ı insan işine karıştırmaz, insanın ahlâkî sorumluluklarının çoğuna inanmaz inanç ve yaşayış tarzıdır. Medeniyetle de ahlâkla da bir paralelliği yoktur.

    Evet, sekülerlik yeryüzü-merkezciliktir. Öldükten sonraki bir hayatın varlığını beklememektir. Sizin kavramı tam tersine çevirip dinci diye nitelediğiniz İslam öncesi pagan Arap zihniyetidir. “Allah varsa bile ahiret yoktur. Allah varsa bile dünya işlerine karışmaz. Allah vardır ama uzaktır.” anlayışıdır.

    “Bu çürümüş kemikleri mi Allah diriltecekmiş” dedikleri Kuran’da bildirilen ahiret ve kıyamet sorgusu tanımaz adamlara siz nasıl “dinci” dersiniz? Onlar basbayağı “uzak-tanrıcı”, yeryüzü ve beşerî zevkler merkezli seküler adamlardı. Dinciler, hesaba çekilme korkusuyla titreyen insanlardır. Sekülerler ise bunun tam tersidir, hesaba çekilmek diye bir şey yok derler. İslam öncesi pagan Arapların “hesaba çekilmek yok” dedikleri bir sürü Kuran ayetiyle sabit olduğuna göre, onlar sekülerdiler.

    Ayrıca Allah’a inandıklarına ama eksik inandıklarına dair sizin alıntıladığınız ayetler sadece bir kısım İslam öncesi Arapların değil, bütün insanlığın bir kısmının kanılarını yansıtır. Bu insanlar, Allah’a inanıyoruz deyip, Allah’ın insanoğluyla ilişkisi meselesi dahil bütün diğer konularda seküler kanılara sahip olan, “Allah vardır ama uzaktadır, işimize karışmaz, biz de karıştırmayız, insanoğlu kendi işine kendi hükmeder” diyen, deistik (elbette “deist” değil, “deistik”) bir algılayışa sahip seküler tavırlı insanlardır.

    Acaba merak ediyorum, siz bu söylediklerinize hakikaten inanıyor musunuz, yani bunlara kaanî olacak kadar kadar kültürel birikiminiz noksan mı, yoksa Allah’ın ayetleri hakkında Müslümanları yanlış yönlendirmek ve onları seküler batı hegemonik sistemine dahil etmek için kasten mi yapıyorsunuz bunu? O seküler hegemonik batı sistemi ki aklı sıra Allah’ı göklere hapsetmiş ve güya insanlığı (yani: Batılı beyaz adamı ve onun çıkarlarına hizmet eden “yerlileri”) yeryüzünün Allah’tan bağımsız sahibi kılmıştır, Allah’ı “işimize karışmaz uzak tanrı” sayan pagan Arapların yaptığı gibi aynen… Umarım cevap birincisidir ve bilgi ve anlayışınızın, devam etmesini dilediğim, araştırmalarınız ve okumalarınız neticesinde artmasıyla bu olgusal olarak düpedüz yanlış (İngilizcesiyle incorrect, inaccurate) iddialarınızı bırakabilirsiniz.

    Ama Bekir beyin sözleri hakkında hâlâ inatla yaptığınız çarpıtmacı gazeticilik tavrı beni biraz da ümitsizliğe sürüklüyor…

    Saygılarla ve en iyi dileklerimle efendim

  70. amatör filozof diyor ki:

    Kurandaki Din,
    Sanıyorum boş yere uğraşıyorsunuz, Ravi’ nin, Bekir Yıldırım’ ın sözlerindeki saygısızlık ve hakaretten dolayı üzüntü bildirmek ve bunu kınamak gibi bir düşüncesi yok. Aksine, sanıyorum ki , Ravi, ateistlere yapılan hakaretin normal bir olay olduğunu düşünüyor, ateistlerin tanrıyı tanımamak ve dini eleştirmekle inananlara hakaret ettiklerini ve bu nedenle her türlü hakaret ve aşağılanmayı hakettiklerini düşünüyor. Bu nedenle kendinizi yormayın, siz medeni/demokratik/insancıl/nezaketli olarak kalınız o yeterlidir.

  71. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas demissiniz ki:
    Evet, sekülerlik yeryüzü-merkezciliktir. Öldükten sonraki bir hayatın varlığını beklememektir. Sizin kavramı tam tersine çevirip dinci diye nitelediğiniz İslam öncesi pagan Arap zihniyetidir. “Allah varsa bile ahiret yoktur. Allah varsa bile dünya işlerine karışmaz. Allah vardır ama uzaktır.” anlayışıdır.

    Once bu tip Despot Araplarin hic Dinle/Allahla alakalari olmadigini/olamayacagini soyluyordunuz yanilmiyorsam yukarida,
    ancak bir onceki yazida aktarilan o acik Ayetleri gordukten sonra tanimlamanizi burada biraz degistirmek durumunda kaldiniz, herhalde.
    En azindan bu sizin Kuranin acik Ayetlerini gordukten sonra bir miktar ikna olabildiginizi gostermesi acisindan takdire sayan bir davranis olmalidir; bu acidan sizi ilkin tebrik etmek isterim! Ancak o halde, burada biraz daha derinlemesine Kurana beraberce bir daha bakalim, belki olay yine sizin burada sandiginiz/tanimladiginiz gibi olmayabilir aslen!

    Ve onlar bir asirilik yaptiklarinda, dediler: Babalarimizi bunun uzerinde bulduk;
    ve ALLAH da bize bunu emretti! (Araf S. 28)

    Ey Muhammed de ki: Yer ve onun icindekiler kimindir, eger biliyorsaniz?
    Diyecekler: ALLAHINDIR!
    Ey Muhammed de ki: Yedi gogun Rabbi ve buyuk arsin Rabbi kimdir?
    Diyecekler: ALLAHTIR!
    Ey Muhammed de ki: Her seyin yonetimi elinde olan, ve yardim eden ve Ona yardima ihtiyaci olmayan kimdir?
    Diyecekler: ALLAHTIR!… Oyleyse hala nasil boyle sihirlenip sapiyorlar? (Muminun S. 84-89)

    Ve dediler: RABBIMIZ (eger bu hak ise) oyleyse bize (azap) payimizi cabuklastir HESAP GUNUNDEN once? (Sad S. 16)

    Ve onlar Allahin yaninda kendilerine darlik veya fayda veremeyecek olan (Lat Uzza Menat ismini verdikleri ve Allahin kizlari olarak vasiflandirdiklari Meleklere 53/19-27, 37/149-153) hizmet/kulluk ediyorlar; ve diyorlar: bunlar ALLAHIN KATINDA bizim “sefaatcilerimiz” olacaklardir!… (Yunus S. 18)

    Ravi arkadas, Kuranin bu ayetlerde acikca tanittigi bu Dinci Despot Araplarla sizin yukarida yapmis oldugunuz o tanimlama arasinda cidden yakin bir alaka kurabiliyor musunuz, yoksa mutlaka yakin bir alaka her ne pahasina olursa olsun kurmak mi istiyorsunuz…? Bu Dinci Despot Araplari “sekuler” insanlar olarak tanimlamak, affiniza siginarak soyleyeyim, ancak “komikle/abesle istigal” olabilir herhalde, degil mi?

    Cunki Peygamberin mucadele ettigi bu Dinci Despot Araplar yine oncelikle

    1) Allaha yuzde yuz iman ederler! (Muminun S. 84-89)
    2) Daima Allahin emirleriyle hareket ettiklerini beyan ederler! (Araf S. 28)
    3) Allahin katinda Ahiret ve Hesap Gunu olduguna iman edip
    orada Lat Uzza ve Menatin kendilerine sefaat edecegine iman ederler! (Sad S. 16, Necm S. 19-27, Yunus S. 18)
    4) Allahin adiyla ve onayiyla bircok yiyecekleri haram kildiklarina iman ederler! (Enam S. 150)
    5) Bu Lat Uzza ve Menat isimli meleklerin daima kendilerini Allaha yaklastiracaklarina iman ederler, ve bu sebeple Kabede onlarin temsili heykellerinin onunde alkis ve islikla onlara destek olurlar, ve onlara boylece kulluk/hizmet ederler, ta ki bunlar onlari Allaha iyice yaklastirsinlar! (Zumer S. 3, Enfal S. 35)
    6) Peygamberi seytani bazi cinlerin musallat olmasiyla tumden fitnelenmis bir “mecnun” olarak gorup, bu nedenle onu derhal oldurerek Allah tarafindan buna karsilik bir mukafat olarak hemen “cennete” sokulacaklarina iman ederler! (Kalem S. 6 ve 51, Mearic S. 36-38)

    Not: Ancak bunlar Kurani Allahin indirdigine iman etmedikleri icin
    Kuranda temelde ve direkt olarak Rableri olan Allahi inkar eden “kafirler” olarak nitelendirilmis, (Mulk S. 6-10)
    Ve yine Kuranin tarif ettigi icinde –Allahin izni disinda– asla sefaatin olmayacagi o Ahireti reddettikleri icin Kuranda temelde ve direkt olarak Ahireti inkar eden “kafirler” olarak nitelendirilmis, (Zumer S. 44-45, Bakara S. 254)
    Ve yine Kuranin tarif ettigi tum kemik ve etlerle ve parmak uclarina kadar tam bir “bedensel dirilmenin” olacagi o Ahiret kavramini reddettikleri (onlar sadece ruhsal olarak dirileceklerine ve boylece derhal “cennete” alinacaklarina iman ediyor olmaliydilar; bkz. Mearic 36-38) icin Kuranda yine temelde ve direkt olarak Ahireti inkar eden “kafirler” olarak nitelendirilmis olmalidirlar (Yasin S. 78-79, Kiyamet S. 3-4)!

    Kuranin tafsilatiyla boylece tanitmis olabilecegi bu Dinci Despot Araplari illaki bugunku “sekuler” sinifina ve tanimlamasi altina koymayi her nasilsa ve ne hikmetse “basardiniz” ya Ravi arkadas, sizi yine tebrik mi etmeliyiz burada, bilemiyorum?!

    Bugunun ateist/agnostik/deist karakterli tum diger medeni/demokrat olabilen/kalabilen insanlarini Kuranin ve Peygamberin nasil bir perspektifle degerlendirmis olabilecegini bir miktar daha yakindan algilayabilmek icin, bu sitedeki diger bazi ilgili bolumlere ve yorumlara da bir dikkatlice goz atmanizi da onemle tavsiye ederiz, Ravi arkadas! (Cunki herhalde simdi acikca anlasiliyor olmali artik bizlere malesef yukarida neden bu kadar uzun sure bir kucuk “ozurden/tenzihten” dahi bu derece kacinmis olabileceginiz, ve sonra toptan Hitlere ve SS subaylarina benzetip buradaki tum medeni arkadaslari dahi –ateist/agnostik/deist/teist– topyekun “saskina/sukuta ugrattiginiz” o derin ve toptan husumet/nefret/garez duygularinizin asil kaynagi ve nedeni olabilecek bu tip kokten yanlis baglamda/temelde olabilecek “radikal bakis” acilarinizin sebepleri. Ancak Kuran size bu konularda (belki umariz Bekir kardesimize de) muhakkak daha dogru/mutedil/adil bir perspektif ve sifa mutlaka verebilecektir; sizin icin duaciyiz, Ravi arkadas!) Esenlik icinde kaliniz.

  72. amatör filozof diyor ki:

    Önceki yorumumda, yanlışlıkla, Anonim yerine Kurandaki Din dediğimi farkettim. Düzeltiyorum. Saygılarımla.

  73. Anonim diyor ki:

    Amator filozof arkadas,
    Her ne olursa olsun, konusmaliyiz, dinlemeliyiz!

    Oyleyse, sen de aynen Dine ve Dindar insanlara –kendin inanmasan/inanamasan dahi–
    medeni/demokratik/insancıl/nezaketli olarak kal yeterlidir.

  74. Râvî diyor ki:

    Anonim bey,

    Size durumu o kadar açıkladım. Bunca kanıt gösterdim. Bundan sonra hâlâ çarpıtmacı anlayışınıza devam ediyorsunuz. Bekir beyin söylediği sözleri söylemek için yeterince nedeni olduğunu yukarıda çok güzel izah ve ispat ettim. Bundan sonra hâlâ medeniyet filan lâfları edip de suyu bulandırmaya çalışmamalısınız. Bu hiç ahlâkî bir tavır değil. İnsanlar hakkındaki gerçekleri söylemek, hele bu insanlar bir de üstüne üstlük sizin çok üstünüze gelmişlerse, hiç de medeniyete aykırı ahlâkî bir sorun değildir.

    İnternette İslam’a saygılı ve batı özentisine, batıcılık ve modernizme dibine kadar batmış olmayan tek bir ateist ve seküler dinli insan yorumu, özellikle Türklerin yazdıkları sitelerde görülemezken, buralarda İslam’a hakaret üzerine hakaret ve Hıristiyan batıya övgüler dizilirken, onların aklını başına getirmek için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ama bu apaçık olguyu, haklı kızgınlığının da etkisiyle, doğrudan dile getiren mümin bir insana bir kez daha haksız yere hakaret eden bir yazıyı savunurken ahlâka atıfta bulunuyorsunuz. Kuran’dan alıntılar yapan bir insan nasıl böyle ahlâkî çelişkilere düşebilir?

    Kuran’ın pek çok ayetinde Arapların Allah’ı yadsıdıkları, inkar ettikleri ifade edilir. Dinden ve imandan uzak olmakla suçlanırlar. Yukarıda alıntıladığım ayette görüldüğü gibi dinî ibadet yerine el çırpmalı ve ıslık çalmalı festival ve eğlence yaptıkları için Allah tarafından kınanırlar. Hatta bazı ayetlerde onlar için “eğlenceyi din yapanlar” denir… Bunlar zinayı hoş görürler, haram saymazlar… Bunların hepsi seküler kültüre özgü şeylerdir.

    Sizin cımbızla seçtiğiniz ayetlerde anlatılan tavır ise, Allah’a inandığını söyleyen, ama onun dünya işlerine karışmadığını, onun bütün peygamberlerini inkâr eden Deistlerin tavrıyla tamamen aynıdır beyfendi.

    Deistlerin yaptığını İslam öncesi Araplar yapınca bu despotik dincilik oluyor, ama deistler medenî ve seküler oluyorlar öyle mi? Böyle bir fikrî tezat, böyle

    Bütün bunların ışığında, eski Arap dininin bir din olmaktan çok, seküler nitelikler de taşıyan ve seküler bir hayat tarzını öngören bir kült ve festivaller bütünü olduğunu çok iyi biliyoruz…

    Bütün bunları –ki bunlar benim şahsî fikrim değil, batılı oryantalistler de dahil bütün uzmanların üzerinde hemfikir oldukları tarihsel gerçeklerdir– iki mesajdır size güzelce anlattığım halde, doğruluklarını gördüğünüz halde, tasdik etmek yerine yeni çarpıtmalarla beni tartışmada yenme çabasına giriyorsunuz… Bundan sonra bir de bana ahlâka aykırı davranan insan demeye çalışıyorsunuz… Hiç iyi olmuyor beyfendi, hiç iyi olmuyor…

    Kuran’dan seçtiğiniz ayetleri üstelik yanlış yorumlayarak, onlara parantez içinde “dinci despot araplar” gibi komik eklemeler yaparak alıntılıyorsunuz. Bundan sonra da hiç pişmanlık duymuyorsunuz. Kuran’a tamamen inanan ve onu rehber edinen insan onu böyle hevesine göre mi çevirir, ona böyle alâkasız eklemeler mi yapar?

    Bağlamı içinde ve çoğu zaman bağlamdan bağımsız olarak sadece “çöl Arabı, Mekke gibi şehirlerde değil çölde yaşayan Bedevî, göçebe Arap” anlamına gelen bir kelimeyi tamamen yanlış bir şekilde tercüme ediyorsunuz ve yaptığınız bu tercümenin hatasını gördüğünüz halde pişman olmuyor, aynı yolda devam ediyorsunuz…

    Türkiye’deki ateistlerin ve diğer seküler dinlilerin ve (kendi sözlerine binaen) kendileri ateist olmayıp onları göğe erdirmeye çalışanların yaptıkları bütün bu işler neye benziyor biliyor musunuz? Evet, sizlerin yaptıklarınız şuna benziyor: Bir adama dayak atıp duran, sonra da gelen ilk yumruktan sonra duygu ve vicdan sömürülerine girişip ona “şiddete meyilli Allah’tan korkmaz medeniyetsiz adam” diyen ve böylece kendi ahlâkî üstünlüğünü iddiaya kalkışan kişiye…

    Kusura bakmayın, ama sizin bütün bu övünme ve beni tahkirlerinizden sonra size medeniyete ve aykırı davrananların siz ve savunduğunuz insanlar olduğunuzu hatırlatmam gerekiyor.

    Saygılarımla efendim.

  75. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas, ilkin burada hickimse sizi tahkir etmeye calismiyor, size “zil takip oynatmiyor/oynatmaz” asla; bu acidan asla merak etmeyin! Sizin onurunuz, sahsiyetiniz, izzetiniz bizim icin de aynen saygindir/degerlidir.
    Burasi cogunlukla medeni/demokrat insanlarin ugradigi bir site olup; oturup hep beraber konusarak medeni/ahlaki bircok ortak noktalara da varabilir burada tum ateist/agnostik/deist/teist medeni/ahlaki arkadaslar; eger bastan buyuk yanlislar/hakaretler (Turkish ateistler…, veya Turkish muslumanlar… misali) yapilmadigi takdirde! Bu sebeple, sizden bastan beri yurekten istirham ettik ki, o kotu ve tahrik edici genelleme ve toptan savrulmus o cirkin sozu geri alin/savunmayin burada, Kuranin ogrettigi ahlaka yakismaz bu tip kotu ve asagilayici toptan ve genelleme sozler/davranislar! (Maide S. 2, 8 Nahl S. 90)

    Peygamberin mucadele ettigi o eski Dinci Despot Araplarin “medeni/demokrat” ahlakla (ve de sizin nitelendirmeniz olan sekulerlikle) uzaktan yakindan alakasi olmayip
    ancak bunlarin toptan “despotik/teokrat” karakterli Dinci zorbalar olduklarini yukarida ilettigim Ayetlerde dahi simdiye dek net olarak anlayabilmis olmaliyiz;
    bunlarin Allahi yadsidiklari kelamindan kastin da Kuran literaturune gore
    aslen “Kurani Allahin indirdigine inanmayan zorba ve akilsiz Dinciler/Allahcilar olmalarindan oturu” belirtildigi yine Kuranda acik olmalidir (Muminun 84-89 = Mulk 6-10), Kuranin bu kendine ozgu mantigini/literaturunu iyi bilenler icin.
    Nitekim yine ayni mantikla aslen Hesap Gunune ve (icinde Lat Uzza ve Menatin onlara Allahin katinda sefaat edecegi) bir Ahirete dahi inanan bu Dinci Despot Araplar bu Kuran literaturune gore yine aslen –Kuranin tanittigi tarif ettigi icinde Sefaat yetkisinin sadece ve tek olarak Allaha ait olacagi– o Ahireti inkar eden, Din gununu inkar eden hasin ve anlayissiz kimseler olarak vasiflandirilmislardir. (Sad S. 2, Yunus S. 18 XX Zumer S. 44-46, Bakara S. 254)

    Ve yine Kabede yapmis olduklari bildirilen o islikli ve alkisli Salat (destekleme/dua) ibadetlerinin aslen o Lat Uzza ve Menat ismini verdikleri meleklerin temsili heykelleri onunde
    yapmis olduklari Dini nitelikli (sizin tanimlamaya calistiginiz
    tarzda sekuler nitelikli degil, malesef!) ibadet tarzlari oldugu ve bunu yapmakla bu varliklarin kendilerine Allahin katinda “sefaat edeceklerine” ve kendilerini boylelikle Allaha “yaklastiracaklarina” inanmalarindan oturu oldugu yine Kuranda acik edilmis olmalidir. (Necm S. 19-27, Yunus S. 18, Enfal S. 35, Zumer S. 3)
    Kuranin arapcasina vakif olanlar, veya aslina sadik iyi bir Mealini okuyanlar icin bu acik gercekleri idrak etmek pek/hic zor olmamali!

    Eger Peygamberin bu Dinci Despot Araplara (siz her ne kadar hoslanmiyor olsaniz da bu terimden, Kuran aynen bu ifadeyi “El-A’rabu” olarak kullanir sade ve net olarak, dolayisiyla ben de Kurandaki bu ifadeyi yine sade ve net olarak orjinal sekliyle ve aynen kullanmak istiyorum burada, affiniza siginarak) karsi yaptigi mucadeleyi ve bu Despot Dincilere

    =Hurmetler karsiliklidir! (Bakara 194)
    =Dinde zorlama yoktur! (Bakara 256)
    =Senin Dinin sana, benim Dinim bana! (Kafirun 6)
    =Iyilik etmeyesiniz, sakinmayasiniz, Insanlarin arasinda baris/duzelticilik etmeyesiniz diye sakin Allahin ismini engel/alet etmeyin! (Bakara 224)
    =Kotulugu iyilikle savin… (Fussilet 34)

    ve daha nice “altin kurallari” ta o zamandan vaz ederek bunlarin Medeni Dindarlar olabilmelerinin en guzel yolunu acmis olmalidir!
    Ancak simdi Kurani tum bu gercek baglamindan koparip onu sanki bugunku tum medeni/demokrat insanlarin aleyhine hitap ediyormus ve onlari hedef aliyormus havasiyla manipule edip aynen boylece ve zoraki olarak –o Dinci Despot ve Saldirgan Araplara 1400 yil once savunma amacli kullanmak zorunda oldugu (bkz. Mearic 36-38, Tevbe 13, Enfal 30-32)
    o bazi sert/hasin tavirlarla– aynen ve boylece kullanmaya kalkmak elbette bunu –cogunlukla despotik bir dini-politik heves ugruna, veya bazen de safi cehaletten oturu– yapmak isteyenlerin boylelikle hem Dine, hem Peygambere, hem butun Dindarlara, hem de kendilerine verdikleri buyuk zararlarla sonuclanabilmektedir, bircok zamanlarda, malesef!
    Bugun bunu yapmaya kalkan bu tip birtakim dinci insanlarin bugunun tum medeni/demokrat kalabilen dunyasina dahi daha bastan ve toptan buyuk bir husumet/garez/dusmanlik/nefret hisleri icine girebilecekleri ve –Kurani boylelikle temelden yanlis yerde ve baglamda anlamlandirmalarindan oturu olusabilen– bu yanilgili hislere binaen bugunun tum medeni/demokrat olabilen insanlarina dahi toptan ve bastan cokca haksizlik/zorbalik/hakaretler dahi uretebilecekleri (ve fakat aslen yaptiklari bu kotu/despot/zorba davranislari farketmeyip, bilakis insanlarin onlara bastan ve haksiz yere kotu/despot/zorba davrandiklarini sanarak cogunlukla!) bircoklarimizin malumu olmalidir.

    Bunlara binaen, Ravi arkadas, elbette senin icin her daim duaci olmaya devam edecegiz! Lutfen, Kuranin arapcasini, veya aslina sadik iyi bir Mealini azimle ve samimiyetle okumaya ve burada kimin/kimlerin Kurani art niyetle carpitip ve sonra da buna binaen bugun Ilahi/Kurani adalete aykiri olarak tum medeni/demokrat olabilen insanliga karsi dahi daha en bastan pek cirkin/zorba/cirkef/despot davranislar sergilemis olabileceklerini iyi tespit etmeye calis. (Bunu en genel anlamda/cercevede soyluyorum, elbette, sahsiniza yonelik degil!)
    Kimbilir, seni belki O gondermis de olabilir buraya (Bekir bey kardesimizden ziyade) bunlari bir miktar duyup ogrenebilesin/arastirabilesin diye,
    ve belki de daha sonra bunlari anlayip Onu razi/hosnut edecek erdemli/salih/medeni/bariscil davranislar uretebilirsin ilkin bundan boyle ve her daim, ve karsiliginda da benzer sekilde saygili/hurmetli/medeni/bariscil davranislara muhatap olabilirsin bundan boyle yine ve dileriz ki her daim! Esenlik icinde kaliniz, sen ve Bekir bey kardesimiz de!

  76. Anonim diyor ki:

    Ravi arkadas ayrica demissiniz ki:
    Size durumu o kadar açıkladım. Bunca kanıt gösterdim. Bundan sonra hâlâ çarpıtmacı anlayışınıza devam ediyorsunuz. Bekir beyin söylediği sözleri söylemek için yeterince nedeni olduğunu yukarıda çok güzel izah ve ispat ettim.

    ———
    Turkish ateistler ise Yahudiye bayilir. Onun kicini oper; hiristiyana da bayilir. Ozellikle Musluman (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.

    Turkish muslumanlar ise Arap teroriste bayilir. Onun kicini oper; Afgan teroriste de bayilir. Ozellikle –intihar bombacilari vasitasiyla– sokaktaki Insan (…) katliamlarini gordukce adeta zil takip oynarlar.
    ————

    Bu tip “pompali sozleri” boylece ortaya savurmak ancak gayri ahlaki/provokatif/tahrik edici nitelikler tasiyip sonucta toplum barisina da ancak tumden zarar veren “kotu sozler” sinifinda olduklarindan, keske burada Kuran ahlakina daha uygun olarak davranabilip ve daha en bastan bu sozu derhal burada geri alip hepimize pek guzel bir ornek olmus olabilseydiniz, Ravi arkadas, bu sitede! (Maide S. 2, 8 Nahl S. 90) Boylece belki de hepimize “anlamli/ahlakli” herseyi cok guzel izah ve ispat etmis olacaktiniz, onca vaktinizi israf etmeden!

    ve demissiniz ki:
    …buralarda İslam’a hakaret üzerine hakaret ve Hıristiyan batıya övgüler dizilirken, onların aklını başına getirmek için hiçbir şey yapmıyorsunuz. Ama bu apaçık olguyu, haklı kızgınlığının da etkisiyle, doğrudan dile getiren mümin bir insana bir kez daha haksız yere hakaret eden bir yazıyı savunurken ahlâka atıfta bulunuyorsunuz. Kuran’dan alıntılar yapan bir insan nasıl böyle ahlâkî çelişkilere düşebilir?

    Eger yukarida sizden istirham ettigimiz o Kurani ahlak cercevesinde (Maide S. 2, 8 Nahl S. 90) yukaridaki o tahrik edici “kotu sozu” derhal ve hemen burada geri cekebilme ferasetini gosterebilmis olsaydiniz, zaten boylelikle Islama hakaret yagdirdiklarini ve Hiristiyanlara ovguler dizdiklerini iddia ettiginiz o tip kimselere/sitelere karsi burada herkesin “aklini gayet iyi basina getirmis” olacaktiniz, ve herkesi Peygamberin ve Kuranin ogrettigi ahlaka karsi hayran birakacaktiniz!
    Ancak siz tam tersi bir istikamette Hitlerden ve SS subaylarindan da
    muhtesem benzetmelerle! konuya devam ederek buradaki tum insanlara “ic dunyanizi” ve medeni insanlara karsi bastan ve toptan besliyor olabileceginiz
    tum o husumet/garez/nefret/kin duygularinizi hepten bosaltarak
    buradaki insanlara “anlamsiz/ahlaksiz” herseyi pek guzel izah ve ispat etmis oldunuz herhalde, Ravi arkadas!
    Umariz bir dahaki sefere Kurani ve Peygamberi cok daha iyi temsil etme sansini yakalayabilir, ve bunu bu kez en iyi bir sekilde artik degerlendirebilirsiniz!

    ve demissiniz ki:
    Kuran’ın pek çok ayetinde Arapların Allah’ı yadsıdıkları, inkar ettikleri ifade edilir. Dinden ve imandan uzak olmakla suçlanırlar. Yukarıda alıntıladığım ayette görüldüğü gibi dinî ibadet yerine el çırpmalı ve ıslık çalmalı festival ve eğlence yaptıkları için Allah tarafından kınanırlar. Hatta bazı ayetlerde onlar için “eğlenceyi din yapanlar” denir… Bunlar zinayı hoş görürler, haram saymazlar… Bunların hepsi seküler kültüre özgü şeylerdir.

    Bu araplarin Allahi yadsidiklari, inkar ettikleri onlarin gercekte bu Kurani Allahin indirdigini yadsidiklari, inkar ettikleri anlamindan ibarettir Kuranda! (Muminun S. 84-89 = Mulk S. 6-10)
    Yoksa onlarin Allahin varligina cok eskiden beri inandiklari ve kendilerini Onun emri altinda hareket eden cok takva Dindar kullar olarak gordukleri Kuranda acikca isaret edilmistir. (Araf S. 28, Muminun S. 84-89, Enam S. 148-150)
    O el cirpma ve islik calma ibadetleri gercekte Kabede temsili heykelleri bulunan o Lat Uzza ve Menat isimli Melekleri desteklemekten (salatuhum) ve bunun karsiliginda kendilerinin Allah katinda bunlardan sefaate nail olacaklarini ummalarindan oturudur. (Necm S. 19-27 & Yunus S. 18 & Enfal
    S. 35)
    Bu araplar icin onlar dinlerini (yani onlara gonderilen bu Kurani) bir alay ve eglence konusu yaparlar denilmekte, ve daha sonra bu durum ve sonuclari tafsilatiyla aciklaniyor olmaktadir! (Araf S. 51 & Casiye s. 8-10)

    Bu araplarin zinayi hos gorduklerine dair hicbir ifadeye rastlayamadim/hatirlayamadim Kuranda, ancak Allahin adiyla bircok seyleri “haram kildiklari” su gibi Ayetlerde alenen bildirilmis olmalidir. (Enam S. 138-140, 148-150)

    Bunlarin hepsini “sekuler kulture ozgu seyler” olarak nitelendirmek (eger saka yapmiyorsaniz) affiniza siginarak yineleyeyim: Komikle/Abesle istigal etmek olmalidir ancak!

    ve demissiniz ki:
    Sizin cımbızla seçtiğiniz ayetlerde anlatılan tavır ise, Allah’a inandığını söyleyen, ama onun dünya işlerine karışmadığını, onun bütün peygamberlerini inkâr eden Deistlerin tavrıyla tamamen aynıdır beyfendi.
    Deistlerin yaptığını İslam öncesi Araplar yapınca bu despotik dincilik oluyor, ama deistler medenî ve seküler oluyorlar öyle mi?

    O araplar en basta “Allaha” inandiklarini beyan ederler ve sonra tum dunya islerini Onun emirleri, haramlari ve helalleri dogrultusunda duzenlediklerini savunurlardi. (Muminun S. 84-89 & Araf S. 28 & Enam S. 138-140, 148-150 & …)

    Deistler ise oncelikle niteligi belirli olmayan/anlasilamayan bir “Tanrinin” belki de var olabilecegini, ancak Onun hakkinda ellerinde somut hicbir bilgi olmadigindan bu konuda herhangi bir soylemde/iddiada bulunmalarinin yersiz olacagi gorusunde olmalidirlar. Bunlarin statusu ve konumu apayri olmalidir. Bu konuda bu sitede bazi ilgili bolum ve yorumlarda (yanlis hatirlamiyorsam Sevmek Korkmak bolumu olabilir) bazi detayli aciklamalar olmali, Kurana gore.
    Dincinin tanimi “yaptigi herseyi Allah icin/adina yaptigini iddia eden kimseler” anlaminda olmalidir; Deistin/Sekuleristin tanimi ise “yaptigi herseyi insan icin/adina yaptigini dusunen kimseler” anlaminda olmalidir. Kuranda bahsedilen o inkarci/ortakci (kafir/musrik) araplarin salt Dinciler olduklari apacik olmalidir! (Ateist/Agnostik/Deist/Sekulerist insanlar ise apayri bir konumda olmalidirlar, demin bahsettigim minvalde.)

    ve demissiniz ki:
    Bütün bunların ışığında, eski Arap dininin bir din olmaktan çok, seküler nitelikler de taşıyan ve seküler bir hayat tarzını öngören bir kült ve festivaller bütünü olduğunu çok iyi biliyoruz…

    Belki de malesef Kurani pek iyi bilmediginiz icin bunu boylece “cok iyi biliyor” oldugunuzu sanmaniz, (ozellikle buna dayali provokatif bir dinsel-politik acenda da gelistirilmis durumdaysa arka planinizda) pek sasilacak bir sey olmasa gerek!
    Ancak Kurani boyle yanlis anlamlandirmanin ve sonra da “cok iyi bildigini” zannetmenin/beyan etmenin ve buna gore son derece yanlis/despot tutumlarla hareket etmenin epeyce negatif sonuclari olabilir toplum icinde bazen! Bu sitede icine dusmus olabileceginiz bu bir miktar zor/mesakkatli durum bunun kanitlarindan biri olabilir belki de! Umarim artik Kurani “cidden ve samimi bir yurekle” okumaya ve anlamaya baslarsiniz yakin bir zamanda, Ravi arkadas.

    ve demissiniz ki:
    doğruluklarını gördüğünüz halde, tasdik etmek yerine yeni çarpıtmalarla beni tartışmada yenme çabasına giriyorsunuz… Bundan sonra bir de bana ahlâka aykırı davranan insan demeye çalışıyorsunuz… Hiç iyi olmuyor beyfendi, hiç iyi olmuyor…

    Sizin bu tip beyanatlarinizin Kurana gore acikca “sacmaliklarini/abesliklerini” gorebildigim icin, derhal mudahele etme sorumlulugu hissediyorum, sizi tartismada yenmek icin degil, Ravi arkadas, ancak sizi icine dustugunuz derin “yanilginin/batagin” icinden mumkunse cekip cikarabilmek icin! Eger bir nebze yardimci olabilirsem size burada, umarim sizin icin de emin olun cok iyi olacaktir Ravi arkadas, cok iyi olacaktir… (hem dunyaniz, hem ahiretiniz acisindan)

    ve demissiniz ki:
    Kuran’dan seçtiğiniz ayetleri üstelik yanlış yorumlayarak, onlara parantez içinde “dinci despot araplar” gibi komik eklemeler yaparak alıntılıyorsunuz. Bundan sonra da hiç pişmanlık duymuyorsunuz. Kuran’a tamamen inanan ve onu rehber edinen insan onu böyle hevesine göre mi çevirir, ona böyle alâkasız eklemeler mi yapar?

    Peygambere indirilen tum o medeni Dini/Ahlaki Kuransal kanunlari toptan yadsiyan ve kerih goren, ve Ona ve inananlara “cennete” sokulacaklarini umarak saldiran, inananlari ates cukurunda diri diri yakan bu tip araplara “Dinci Despot Araplar” diye belirtip vermemi mi komik eklemeler olarak bulup yadirgadiniz? (Tevbe S. 97 & Mearic S. 36-38 & Tevbe S. 13) Daha yukarilarda da Peygambere ve Kurana dupeduz soven o gayri ahlaki Evanjeliklere “Dinci Fanatik Evanjelikler” dememi de bir miktar hazzetmemistiniz, yanlis hatirlamiyorsam? Yoksa bunlara da yine burada “Ustun ve Izzetli Dinci Araplar” mi demeliydim? Parantez icindeki bu tip aciklamalarin gayet alakali ve Kuran ruhuna uygun oldugunu gorebilmelisiniz belki de artik, Ravi arkadas!

    ve demissiniz ki:
    Evet, sizlerin yaptıklarınız şuna benziyor: Bir adama dayak atıp duran, sonra da gelen ilk yumruktan sonra duygu ve vicdan sömürülerine girişip ona “şiddete meyilli Allah’tan korkmaz medeniyetsiz adam” diyen ve böylece kendi ahlâkî üstünlüğünü iddiaya kalkışan kişiye…

    Eger yukarida ilkin o kotu ve tahrik edici sozu burada derhal geri alabilip boylelikle bu sitede guzel bir Kuran ahlaki (Maide S. 2, 8 & Nahl S. 90) sergilemis olabilseydiniz, bu dediklerinizde size gercekten ve muhakkak derhal geregince hak verebilirdik…
    Ancak malesef daha sonra butun “icinizi doktugunuz” o diger yazilariniz ve yorumlariniz zaten yeterince ve en bastan sizin tum medeni/demokrat insanlara dahi toptan ne buyuk bir husumet/garez/nefret/kin duygulariyla dolu olabildiginizi belki de biraz “urkutucu” bir sekilde dahi alenen aciga koydu galiba malesef burada; bu sebeple simdi son paragrafta boylelikle “mazlumu” oynamaya calismaniz cok inandirici olamiyor galiba, Ravi arkadas!

    Bu sebeple, size acil ve samimi bir kardesce tavsiyem yukarida iletmeye calistigim tum o Ayetleri mumkunse oncelikle iyi bir anlayip kavramaniz, Peygamberin gercekte ne tur insanlarla, hangi sartlarda mucadele ettigini iyice bir kavrayip anlamaniz,
    ve tum bu gibi Ayetleri gercek yerinden/anlamindan/baglamindan saptirip bugunku tum medeni/demokrat insanlarin aleyhine dahi toptan ve zoraki sekilde kullandirmaya kalkan birtakim yanlis/despot zihniyetlerin tuzagina artik lutfen mumkunse dusmemenizdir!
    Kuran sizi (ve Bekir bey kardesimizi de elbette) bu acilardan mutlaka koruyacak, size sifa verebilecektir, dileriz ki! (Maide S. 16 & Maide S. 2, 8 &
    Nahl S. 90 & Nisa S. 114 & Mumtehine S. 8 &…) Esenlik icinde kaliniz.

Leave a Reply