BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Ruh Nedir?

Yazar: Mesut Bigalıoğlu

ruh_nedir

Ruh, bizi diğer canlılardan ayıran, insan olma özelliklerimizi içerisinde barındıran metafizik (fizik ötesi) bir enerji formudur. Ruh, insan bilincinin bir öğesidir. İnsan bilincini oluşturan diğer unsurlarla çift yönlü etkileşim halindedir. Ruh, fiziksel ortamdan elde ettiği bilgilerle metafizik bir hafıza olma özelliğinin yanında, sahip olduğu programı sayesinde fiziksel ortama müdahale edebilme özelliğine de sahiptir.

Derin düşünce, bilinçaltı, duygu, düşünce, fikir, yoğun olarak ruhun etkisi altındadır. İnsanın sahip olduğu hayal gücü, yaratıcılık, duygularımız, düşüncelerimizin çıkış kaynağı ruhtur. Ruh fiziksel ortamdan elde ettiği bilgileri hem depolar, hem de bu bilgileri kendi programıyla harmanlayarak bilinçaltımız, duygularımız ve düşüncelerimizle etkileşime sokar. Fiziksel ortamla sürekli etkileşim halindedir.

Bilinç, insan vücudunda beyinde yer alır. Ruh da insan bilincinin bir öğesi olduğundan o da beyinde yer alır. Ruhun insan vücuduna yerleşme süreci anne karnındaki bebeğin ilk kalp atışıyla başlar. Anne karnındaki ceninin ilk kalp atışları başladığında bu kalp atışları bir sinyal olarak metafizik ortama iletilir. Metafizik ortamda, bir bebeğin oluşma sürecinin başladığının bilgisi alındığında, ruhlar odasından bir ruh, iki melek eşliğinde fiziksel ortama salınır. Ceninin kalp atışlarından gelen sinyali takip eden melekler, ceninin beyin gelişimi başlamadan önce ruhu ceninin beynine yerleştirirler. Ceninin beyin gelişimi ruhuyla beraber olur.

Ruh ile beraber metafizik ortamdan fiziksel ortama gelen iki melek kişinin beyin ölümü gerçekleşene kadar kişinin sürekli yanında bulunurlar. Kişinin fiziksel olarak beyin ölümü gerçekleştiğinde, bilinci de kaybolacaktır. Bilinçle irtibatı kesilen ruhun artık evine dönme zamanı gelmiştir. Ruhu bedenden ayırma işlemini Azrail isimli bir melek gerçekleştirir.

Ruh insan bilincine ilk girdiğinde şekilsiz sade bir biçimdedir. Üzerinde sadece insan olma özelliklerini taşıyan bir program mevcuttur. Bu program sayesinde hem bilinç hem de beyin programlanır. Bilince yerleşen ruh, dna programındaki bilgileri çağırır ve üzerine kopyalar. Ruh bu işlemden sonra şekillenmeye başlar. Sahip olduğu insanın kişilik özelliklerini hafızasına kaydeder. İnsanın yaşantısı boyunca ruh şekillenmeye devam eder. İnsanın fiziksel olarak iki şeyden etkilenir. Dna programındaki kişilik özellikleri (kişisel program) ve yaşantısı boyunca algıladıkları yani çevresel faktörler. Çevresel faktörler sonucunda edindiğimiz huylarımız, kişisel programımıza kaydedilir. Kişisel programımızdaki bilgilerimiz ruhumuza aynen kopyalanır.

Ruhla beraber gelen iki meleğin ruha eşlik etmesinin yanında bir görevi daha vardır. İnsanın yaşantısı boyunca sergilediği davranışlarının kaydını tutmak. Aslında normal bir canlı için bu kaydın bir önemi yoktur. Ancak insana bir ayrıcalık olarak bahşedilen ruhun yetkileri ve üstünlükleri çok olmakla beraber, sorumlulukları da çoktur. Bu sorumluluk ruhun,Tanrı’nın bir parçası olmasından dolayıdır. Günlük hayatımızda bile bir kişinin yetkileri ne kadar çoksa o oranda sorumlukları da çoktur. Tanrı kendi özelliklerine sahip bir canlının kendisini utandırmasını istemez. O yüzden her devirde insanlara uyarıcılar (peygamberler) göndermiştir.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 33792, bugün ise 3 kez görüntülenmiştir.

42 Comments

  1. Gurcan diyor ki:

    Çok komik olmuş, tebrik ederim…

  2. azerturk diyor ki:

    Çok hormetli Bigalioğlu kardeşim,

    Vallah-bllah bir şey anlamadım.
    Ya sen anlada bilmirsen, ya da ki, ben anlamazın biriyim.

    İnsanda olan tanrı özellikleri nedir, hansılardır?
    Ruh deyilen bir şeyin bizde olub, başga bir canlıda olmadığını nereden bilirsen?

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    azerturk gardaşım,
    daha iyi anlayabilmen açısında şurayıda bir okuyuver.
    http://bigalioglu.blogcu.com/bilinc-nedir_5622431.html

    bunlar bana aittir,başka yerde yok.
    insandaki Tanrı’nın özellikleri
    1.yaratıcılık
    2.hayal gücü
    3.düşünce
    aklına gelenler bunlar.
    beraberinde inanç,umut,sevgi vs gibi duygularımızın kaynağıda ruhumuzdur.

    hayvanlarda bu gibi şeyler yoktur.bu özellikler sadece insana bahşedilmiştir.verdiğim linkteki bilinç şemalarını incelersen daha iyi anlayabilirsin.

  4. Kurandaki Din diyor ki:

    Kuranda “Ruh” (=er-ruh, ruhen) kelimesi temelde Melekleri (ozellikle/oncelikle Cebrail) ve Ilahi Mesaji (ozellikle/oncelikle Kuran, ve sonra digerleri) kastederek kullanilmis bir kelime olup (bkz. Meryem 17 & Suura 52) bundan ayri olarak Insanda var oldugu –ilkin hiristiyanlikta ortaya surulmus olup, geleneksel olarak– dusunulen/varsayilan/inanilan, ve Insana girip ciktigina inanilan bedenden ayri bir “Ruh” kavrami aslen ve temelde
    bu sekilde hic gecmemekte olmalidir. Ki bunu Zumer 42 ayetinde de soylece gorebilecek olmaliyiz, belki de:

    Allah olumleri aninda “Nefisleri” alir, ve olmeyeni uykularinda; ve uzerine olumu takdir ettigini tutar, ve digerlerini belirli bir sureye kadar salar… (Zumer 42)

    Burada acikca gorebilecegimiz gibi, olum veya uyku aninda alinan sey “Ruh” degil, ancak “Nefs” olarak tanimlaniyor olmalidir, temelde. Bu “Nefs” denilen seyin de Insanin her daim “bedeni/bilinci” anlaminda Kuranda kullanilmis olabilecegini diger bircok ayetlerde acikca idrak edebiliyor olmaliyiz, herhalde. (Maide 45 & Araf 205 & Ahzap 50 & …) Esen kaliniz.

  5. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır. -Zümer 42″
    http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=1&sid=39
    Kurandaki Din hocam,ben sizin hangi çevirileri kullandığınızı hala merak ediyorum.Kendiniz mi çeviriyorsunuz bu yazdıklarınızı,anlamak zor?

  6. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Bigalioglu arkadas,

    Cevirilerden degil, orjinal Arapca Kurandan aynen Turkcelestirip aktariyorum.
    Bu bahsettiginiz Ayetin orjinalinde de “Ruh” kelimesi degil, “Nefs” kelimesi kullanilmis olup, bu baglamda Kuranda insanin bu Nefsi (=bedeni/bilinci) disinda yukaridaki yanlis Ceviride ima edildigi sekilde herhangi bir “Ruhtan” bahsedilmiyor olmali aslen Kuranda! Bu daha yukarida da degindigim gibi ilkin Hiristiyanlikta –belki de sonradan turetilip muesseselestirilmis olan o ruhbanlik olayina benzer bir tarzda– suni olarak ortaya cikmis/cikarilmis bir kavram olup belki de daha sonra bir sekilde Islama da yine bu tip dis kanallardan bir sekilde girmis/girdirilmis olabilir, muhtemelen, sonraki donemlerde. Esen kaliniz.

  7. rainbow diyor ki:

    İnsanların tek tek ruhları olduğu inancı Kuran kaynaklı bir inanış değildir. Kuranda nefs yani benlik kavramı vardır. Bedenin haricinde bedenle ilişkili su buharı gibi bir ruh anlayışı uzak doğuda ve batı hristiyan geleneğinde bulunabilir. Bu inanışlar zamanla İslam inanışı olmamasına rağmen birçok insanı etkilemiş ve bu yönde bir ruh anlayışına götürmüştür.

    Fakat “Ruh” Kuran öğretisinde farklı bir anlamda karşımıza çıkmaktadır.
    Örneğin: “Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.”
    “Melekler ve Ruh (Cebrail), ona, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.”
    “Sana ruh’tan sorarlar; de ki: ‘Ruh, Rabbimin emrindendir, size ilimden yalnızca az bir şey verilmiştir.”

    Bu ayetlerden anlaşıldığı üzere Ruh insanların tek tek sahip oldukları bir mevhum değildir. Ruh Allah’ın bir emridir; emir demek onun yarattığı bir iş ve oluş anlamına gelir.

    Benim anladığım tek tek ruhlara sahip olmak değil, evrenin tümünü içine alan bir varlık olarak Ruhun varlığıdır. Ruh bütünsel ve sürekli bir yaratılış hareketidir. Ruh algılayabildiğimiz evrenden ve daha fazlasından oluşmuş tek bir harekettir. Bu anlamda biz Ruhun bir parçasıyız demektir. Ruhlara sahip bedenler değil, bedenlenmiş Ruhlarız da denilebilir.

    Yani Ruh 1 tanedir ve yaşadığımız evren onun maddeleşmiş, yoğunlaşmış halidir. Zamanı geldiğinde evren kapanacak ve Ruhun bünyesinde tekrar eriyip gidecektir. Aslen şimdi de ayrık değildir. Son olarak bir kuantum fizikçisi olan David Bohm’dan bir alıntı yapmak isterim:

    David Bohm da saklı düzeni, sonsuz bir enerji denizini de doğuran olarak kabul ediyor. Ve diyor ki;
    “Görünürdeki maddeselliğine ve dar boyutuna karşın evren, kendi içinde ve dışında var olmayıp, daha geniş ve daha tanımlanamaz bir şeyin üvey çocuğudur. Daha da ötesi evren, bu daha geniş bir “şeyin” başlıca ürünü değildir, o yalnızca gelip geçen bir gölge, daha büyük bir tablodaki yer olan bir hıçkırıktır yalnızca.”

  8. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,

    Insanlarda bedenden ayri soyut bir Ruh da oldugu inancinin aslen Kuran kaynakli olmadigini tespit ve teyit etmis oldugunuzdan oturu ve bu hususta verdiginiz bazi guzel orneklerden oturu oncelikle sizi kutlamak ve tesekkur etmek isterim.

    Ancak bunun ardindaki bazi goruslerinize ise Kuransal perspektifte temelde pek o kadar katilabildigimi soylemem. Cunki “Ruh” kelimesi Kuranda ozellikle ve sadece Melekler ve Ilahi Mesajlar icin kullanilmis olup (Meryem 17 & Suura 52) bunun haricinde baska herhangi bir varliga/seye itlak edilecek sekilde hic kullanilmamis olmalidir, sanirim, gorebildigim kadariyla.

    Bu RUH konusunda ayrica:

    71- O zaman Rabbin meleklere dedi: Ben camurdan bir insan (Ademi) yaratacagim!
    72- O halde, simdi Ben onu sekillendirdigimde ve onun icine RUHUMDAN ufledigimde, derhal ona secde edin! (Sad 71-72)

    31- Ve (Allah) Ademe ISIMLERIN hepsini ogretti…
    33- Ey Adem, o halde bunlari onlara (Meleklere) ISIMLERIYLE haber ver…
    34- Ve meleklere, o halde Ademe secde edin, dedik!… (Bakara 31-34)

    Yukaridaki ayetlerde dahi belki de yine acikca anlayabiliyor/anlayabilecek olmaliyiz ki, Allahin Ademe ufledigini bildirdigi o RUH (38/72) yine burada dahi ilahi bir mesaji (=ISIMLER) (2/33) kastediyor olmalidir, herhalde, temelde. Yoksa bircoklarinin burada anladigi/anlamlandirdigi tarzda,
    “Allahin bir Ruhu vardir ve bu Ruhundan insana da uflemistir; oyleyse insan Allahin Ruhundan, yani Allahtan bir parcadir!”
    anlayisini Kuran zaten diger Ayetlerde siddetle dislayip reddediyor olmalidir!

    Ve onlar Onun icin Onun kendi kullarindan bir PARCA (=cuzen) kildilar; insan mutlaka acik bir nankordur! (Zuhruf 15)

    Bu baglamda, asagidaki su Ayeti

    …Meryem oglu Mesih Isa ancak Allahin elcisi ve Meryeme ilettigi bir (ol) kelimesidir, ve Ondan bir RUHTUR… (Nisa 171)

    dahi yine burada Isa peygamberin Allahin Ruhundan bir Ruh (=bir PARCA) olacak sekilde degil, ancak bilakis yine yukaridaki ayetlerde verilen o temel RUH tanimlamasi geregi,
    “Isa peygamberin Allahtan bir RUHUN (=bir Ilahi Mesajin) ileticisi olan onurlu bir Elci oldugu seklinde anlamak/anlamlandirmak cok daha isabetli/uygun dusecek olmalidir, sanirim, Kuranin bu temel perspektifi gozonunde tutuldugunda. Ve zaten boyle bir yaklasimi Isa peygamber de Incilde dahi soylece acik etmis/teyit etmis olmalidir, herhalde, daha evvelce:

    ..Benim size konusup bildirdigim bu sozler (Incil Mesaji) bir RUHTUR ve yasamdir… (Yuhanna 6/63)

    Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  9. rainbow diyor ki:

    Sn. Kurandakidin

    İsa a.s. ile ilgili ve insana üfürülen ruh ile ilgili verdiğiniz ayetler benim tanımını yaptığım Ruh ile ilgili ayetler değildir.

    Sizin işaret ettiğiniz ayetlerdeki Ruh; İnsanın yaratılışı ile ilgili olarak, verilen melekeler, İsa a.s. ile ilgili olarak da bir yaratma sözü olan ol emridir.

    İsa a.s.’ın Ruhul Kudüs ile desteklenmesi ise tamamen benim bahsettiğim, evrenin tamamının adeta bir motif olarak içinde bulunduğu, askıda olduğu Ruhtur.

    Selam ile…

  10. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,
    bahsettiginiz o ilgili Ayetler sunlar olmali:

    …ve Meryem oglu Isaya acik belgeler verdik, ve onu “Kutsanmis Ruh” (=Ruhul Kudus) ile destekledik… (Bakara 253)

    Ve suphesiz o (Kuran) alemlerin Rabbinin indirmesidir.
    Onu “Guvenilen Ruh” (=Ruhul Emin) indirdi,
    senin kalbine (ey Muhammed)… (Suara 192-194)

    Bu ayetlerde gecen “Ruhul Kudus” ve “Ruhul Emin” ifadelerinin her ikisinin de direkt olarak Melek Cebraile atfen kullanilmis olabilecegini (Bakara 97 : Suara 193-194 & Bakara 253), ve dolayisiyla akabinde Cebrailin bu her iki Peygambere de benzer sekilde buyuk bir destekci kilinmis olabildiginin anlasilmasi (Tahrim 4 & Bakara 253) daha uygun degil midir Kuranin butunlugu icinde bakildiginda? Esen kaliniz.

  11. Bigalıoğlu diyor ki:

    ZÜMER 42

    “Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır. Ölümüne hükmettiklerinin ruhlarını tutar, diğerlerini belli bir süreye (ömürlerinin sonuna) kadar bırakır. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.-diyanet meali”

    “Ama (gerçek koruyucu) Allah, insanların ruhlarını ölümleri sırasında, ölmeyenlerin ruhlarını ise uykuları sırasında alır.Hakkında ölüm hükmü verdiği rûhu tutar, vermediği rûhu ise belirli bir süreye kadar salıverir.Muhakkak ki bunda, düşünen kimseler için alacak ibretler vardır.-suat yıldırım”

    “Allah alır o canları öldükleri zaman; ölmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında ölüm karan verdiklerim alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için deliller vardır. -elmalılı hamdi”

    “Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.-yaşar nuri”

    http://www.kuran.gen.tr/?x=s_main&y=s_middle&kid=31&sid=39
    (Enfüs’ün -nefs’in çoğulu- alışılmış şekilde “ruhlar/canlar” olarak çevrilmesi yukarıdaki bağlamda kesinlikle uygun değildir, çünkü Kur’an’ın temel öğretisine göre insanın ruhu, onun bedensel ölümüyle “ölmez”, tersine sonsuza kadar yaşamaya devam eder. Bu sebeple enfüs terimi, burada “insanlar” olarak çevrilmelidir.)-muhammed esed’de böyle demiş.

    bu ayetin yorumlanmasında bir çelişki var.diyanet ve suat yıldırım,benim söylediğim gibi yorumlamış.muhammed esed,yaşar nuri ve elmalılı sizin söylediğiniz gibi.

    1-alınan şey can (nefs) olabilir.
    2-alınan şey ruh olabilir.

    bence alınan şeyin can olması mantıksız,çünkü dilediklerini tutuyor,dilemediklerine süre veriyor.yani bu tutma işinde ve alma işinde muhammed esed’in dediği gibi yok olma yok zaten.öldüklerinde canının alınması da mantıksız.siz öldüğünüzde sizin canınızı alırım demesi.öldüğünde zaten ölmüştür.canlı bir şey kalmıyor ki.

  12. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Bigalioglu arkadas,

    Kuranda gecen o tekili nefs/cogulu enfus kelimelerinin anlami temelde “beden/bilinc” olup, olum ve uyku aninda insanin beden/bilinc faaliyetlerini temelde kaybedip –dis dunyaya karsi– “hareketsiz/suursuz” sekilde sereserpe yigilip kalmasindan kinaye
    olmalidir. (Zumer 42)
    Bu Nefs kelimesi Kuranda daima somut bir beden/bilinc anlaminda kullanilip (Maide 45 & Araf 205 & Ahzap 50…) hicbir zaman soyut bir ruh/dusun anlaminda kullanilmis degildir. Ve ahirette dahi –Allah tarafindan irade edilen– tum insanlarin yine parmak uclarina kadar ayni tarzda ve bu sekilde somut bir beden/bilinc olarak diriltilecegine acikca gondermeler yapilmis olup (Kiyamet 3-4) bircoklarinin sandigi tarzda ruh/dusun seklinde soyut insani varliklardan hicbir yer ve zamanda Kuranda hic bahsedilmemis olmalidir! Esen kaliniz.

  13. Bigalıoğlu diyor ki:

    Kurandaki Din abicim,Maide 45,Araf 205,Ahzap 50 bizim konumuzla uzaktan yakından alakalı değil.

    ben size,Naziat 1-2,Tekvir 7,Sad 72,Rad 40 tavsiye edeceğim.

  14. Kurandaki Din diyor ki:

    Ve onlar icin onun (Tevratin) icinde yazdik: “Nefse” karsilik –ancak o katil–”Nefs” (katledilebilir)…. (Maide 45)

    O halde Rabbini kendi “Nefsinde” an yakararak ve gizlice… (Araf 205)

    …ve inanmis bir hanim kisi, eger kendi “Nefsini” (evlilik/nikah yoluyla) o Nebiye sunup adamissa… (Ahzap 50)

    Ve bunun gibi daha nice ayetlerde bu Nefs kelimesi boylece temelde insanin bedenini/bilincini kasteden bir sekilde kullanilmis olup ancak hicbir yer ve zamanda bunun disinda bu kelimenin insanda var oldugu –ozellikle ilkin Hiristiyan teolojisi altinda– daha evvelden iddia edilmis/varsayilmis/one surulmus olan o tarzda soyut bir Ruhu ifade edecek bir sekilde –ozellikle de boyle bir insani soyut “Ruh” kelimesi/tanimlamasi altinda– hic kullanilmamis olmalidir.

    Bunlarin isiginda bu diger Ayetlere bakarsak:

    Bogarak –insanin Nefsini (=bedenini/bilincini)– cekip alanlara… (Naziat 1)

    Ve o Nefisler (=bedenler/bilincler) eslendirildiginde… (Tekvir 7)

    *Tum bu tip Nefislerin ahirette yine parmak uclarina kadar ayni olacak somut bir sekilde tekrar boylece diriltildikten sonra bunlarin herbirine kendilerine denk olacak “tertemiz esler” de verilecegi ve boylelikle eslendirilmis olacaklari diger Ayetlerde de acik edilmis olmalidir zaten. (Kiyamet 3-4 & Ali Imran 15 & Yasin 55-56)

    (Ey Muhammed) Biz sana onlara vadettigimizin bir kismini gosterirsek, veya seni –Nefsini (bedenini/bilincini)– vefat ettirip alirsak (bu fiil aynen yukarida inceledigimiz Zumer 42 ayetindeki o ayni fiil olmalidir), sana dusen… (Rad 40)

    Dolayisiyla, ancak Insanda bu somut Nefs (=beden/bilinc) disinda bir de o soyut Ruh (=hayalet/dusun) mutlaka olmasi gerektigi onkabuluyle/onyargisiyla baslanarak bu tip Ayetlere meal yapanlar aralara mutlaka parantez icinde (Ruhu/Ruhlari vs.) gibi aciklamalarda bulunarak bu kavrami boylelikle bir sekilde sonradan “Kuranilestirmis/Arabilestirmis” olmalidirlar, elverdigince! Fakat orjinal Kuranda acikca durum bu degildir aslen, herhalde, yukarida bir miktar irdeleyebildigimiz uzere. (Ve bu durumu acikca tespit eden cok sayida Musluman zaten halihazirda mevcut olmus olmalidir tum Arap/Islam tarihi icinde dahi cok zamanlardan beri; cok yeni bir mevzu olmamalidir bu aslen.) Esen kaliniz.

    (*Sad 72 ayetindeki o mevzuya da daha yukaridaki yazida daha detayli bir sekilde ve en temel/kritik “gerekceleriyle” birlikte irdelemeye/deginmeye calismis olmaliyim.)

  15. Bigalıoğlu diyor ki:

    Zümer 42′nin tartışmalı bir ayet olduğunu ve farklı kişilerce farklı yorumlandıgını yukarıda göstermiştim.yani illa sizin dediğiniz doğrudur diye bir şey yok Kurandaki Din abicim.tartışmalı,netleşmiş bir şey yok.

    siz bazı ayetleri nefs olarak yorumluyorsunuz ben ruh olarak.hangisinin doğru olduğunu benzer ayetleri toplayarak iyice bir analiz ederek anlayabiliriz.bunun için vaktim olmasada,şunu hatırlatabilirim.Tanrı çamurdan yarattığına kendi ruhundan üflediği zaman neden diğer meleklerin insanın huzurunda eğilmelerini istemiş.ne olmuş o çamura ruhundan üflediğinde,can mı gelmiş,ruh mu gelmiş.yoksa ruh gelerek can mı gelmiş.

    yapabileceğimiz en doğru şey mantıklı düşünmek olacaktır.

  16. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Bigalioglu arkadas,

    Zumer 42 Ayetinde bilakis tartismali hicbir sey yok aslinda! Orada kullanilan kelime –Kuran Arapcasini bilen herkese asikar oldugu uzere– “Nefs/Enfus” kelimesi olup bunu orada “Ruh” kelimesi imis gibi cevirenler veya paranteze boylece koyanlar yukarida bahsettigim –Kuran disi bazi daha eski geleneklere dayali– birtakim onkabul/onyargilar neticesinde bunu yapiyor olmalilar ancak, herhalde!

    Allah camurdan yarattigini ve sonra da onu insan sekline getirdikten (sevveytuhu) sonra onun icine Ruhundan (=Ilahi Mesajindan, 42/53) ufledigini bildirdigi o Ademi boylece Kendisinin bu Ilahi Mesajiyla (=Ademe ogretilen Isimler, 2/31) muhatap kilip sereflendirmis olabilecegini, ve akabinde de bu sirra binaen bu gibi bir Ilahi Mesaja hic nail kilinmamis tum o Meleklerin simdi bu Ademin onunde bundan oturu secde etmelerinin emredilmis oldugunu temelde anlayabiliyor olmaliyiz, herhalde, tum o ilgili Ayetlerden. (Sad 71-72 & Bakara 31-34) (Daha yukaridaki bir yorumda daha acikca yazmistim ve birlikte daha net bir sekilde biraz daha yakindan bakmis/gormus idik tum bu Ayetleri, umarim.)

    Dolayisiyla, bu Ayette simdi sanki Allah oncelikle kendisi tumden bir Ruhmus ve sonra da bu Ruhundan bir kismi Ademe de ufleyip Ademi/Insani burada boylece kendisinin bir “parcasi” kilarak tum Meleklere de bu “Allah Parcasi” Ademe/Insana bundan oturu secde edin diye emretmis!
    seklindeki bir anlayisin neden toptan Kuranin ogretisine tumden muhalif ve hatta “felaketli” bir yanlis algilama olabilecegine de (Suura 10 & Zuhruf 15) yine daha yukaridaki o ayni yazida daha acik bir sekilde de bir miktar deginmeye/irdelemeye calismis idim. Tekrar Esen kaliniz.

  17. rainbow diyor ki:

    Sn Kurandakidin arkadaşım

    İşte o Ruh(Ruhul Kudüs veya Cebrail) ayette” melekler ve ruh” olarak geçen ruhtur. Dolayısıyla söylediklerimi tekrar tefekkür etmenizi dilerim. Bu çoğul ve tekil(ikişer, üçer, dörder kanatlı-müteşabih ayette anlatıldığı üzere-olanlar)olarak bahsedilen nurani güçler,varlıklardır ki işleri çekip çevirmekte ve varlıkları itibariyle Allah’ın emridirler.

    Dolayısıyla tekrar tefekkür etmenizi ve söylemediğim, açık etmediğim temel gerçeklere ulaşmanızı dilerim :)

  18. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,
    evet, bahsettiginiz o Ayette de

    Melekler ve Ruh (=Cebrail; Suara 193 & Bakara 97) O (Allaha) ancak suresi elli bin yil olan bir gunde yukselip cikabilmektedirler. (Mearic 4)

    yine burada da tum o Meleklerin (Fatir 1) lideri olarak en basta konumlandirilan bu “Ruh” muhakkak o Cebraili kasteden bir ifade olarak kullanilmis olmalidir, sanirim. (Suara 193 & Bakara 97)

    Bundan otesinde ise, Kuranda soylenmeyen/acik edilmeyen tarzda bazi “gerceklere” ulastiklarini dusunen insanlara da temelde burada anlayis/saygi duymakla birlikte (onlar da digerlerine boyle bir anlayisi/saygiyi burada duyabildikleri takdirde), kisisel yaklasim olarak ise bu tip “sinir disi” alanlara asla pek/hic girmemeyi ve sadece Kuranda “soylenen/acik edilen” kadarini (Nahl 89) her daim esas/kriter almayi tercih etmisimdir/etmekteyim, temelde. Tekrar Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  19. rainbow diyor ki:

    ” Ruh rabbinin emrindendir, size ilimden pek az verilmiştir.”

    Ruh kelimesi geçen her yerdeki ruh aynı ruh değil elbette. Bana da ilimden pek az verildiği için size fazla birşey anlatamam. Ama olan bitenin ardında varolan bir “saklı düzen” var ve bu biraz felsefenin biraz da kuantum fiziğinin alanına giriyor.

    Ben anlamıyorum diyerek bir kenara çekilmek de bir seçenek ama madem ki bu ayetler kitabta varlar, bir işlevleri olsa gerek. Yoksa elbette tümüyle gayba ait bir konu olsaydı hiç bahsedilmezdi. Melekler ve Ruh kelimeleri geçen tüm ayetlere açıp bakmak ve tefekkür etmek gerektiğini düşünüyorum.

  20. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,

    Ve (Ey Muhammed) sana RUHTAN soruyorlar? De ki: RUH Rabbimin EMRINDENDIR! Ama size (bu) ilimden sadece az bir sey verildi. (Isra 85)

    Ve (Ey Muhammed) boylece sana EMRIMIZDEN bir RUH vahyettik; sen bundan once Kitap nedir, iman nedir idrak etmiyordun! (Suura 52)

    Bu Ayetlerde ilk olarak belki de derhal anlayabilecek olmaliyiz ki,

    Allahin EMRINDEN olan RUH ifadesi burada temelde bu “Kuran Vahyini” kastetmekte olup (17/85 & 43/52), daha sonra belki de burada Resule verildigi bildirilen bu “Kuran Vahyi” (veya diger Resullere olan Vahiyler) hakkinda Kuranda verilen ilim (bkz. Ali Imran 179 & Suura 51…) temelde az bir sey olarak nitelendirilmis olmalidir, herhalde, bu baglamda.
    Bunun otesinde ise, Kuranin tum inananlara –dini/akide hususlarda– gerekli herseyin aciklamasini zaten icinde barindiran yeterli/detayli bir ilim kaynagi olduguna ve kolay anlasilir ve acik/puruzsuz kilindigina bircok kezler onemli gondermeler/vurgulamalar yapilmis olmalidir, sanirim, Kuranda. (Nahl 89 & Araf 52 & Enam 114 & Kamer 22 & Yusuf 1 & Zumer 28…) Tekrar Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  21. Bigalıoğlu diyor ki:

    ruh,ruh olamaz.ancak nefs olur,beden olur,kuran vahyi olur.Allah dedenin lugatında zaten “can” kelimesi olmaz.

    Kurandaki Din hocam,ruhun ruh’tan başka her türlü tanımını yapmışşsınız maşallah,başka var mı?

    Kavramları sil baştan tekrar tanımlayalım mı?
    nefs nedir mesela…nefsine uymak ne demektir?
    gönül,kalp ne demektir.

    nefs ile gönül’ün farkı nedir?
    evrim neden inanç gibi bir kodlamaya ihtiyaç duymuş.yaratıcılık,hayal gücü,umut,düşünce,fikir gibi kavramlar neden diğer canlılarda bulunmuyor?bütün bunlar evrimin bir sonucu mudur?öyleyse bunu nasıl açıklamalıyız?

  22. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Bigalioglu arkadas,

    Ruhun tanimini zaten Kuranin kendisi yukarida ilettigim Ayetlerde yeterince ve netce yapmis olmalidir, herhalde, temelde. (Isra 85 & Suura 52) (Suara 193 & Mearic 4) …
    Bunun disinda bazi –ozellikle eski hiristiyansi bazi Dini geleneklerden kotarmali/aktarmali– olabilecek o Ruh kavramini Kurana su veya bu sekilde (parantezlerle/dipnotlarla vs.) koymaya calismak olayi temelde “Kuranilestirmis” olmuyor herhalde, orjinal kaynagi okuyup anlayabilenler icin, bu baglamda!

    Nefs kelimesinin ise Kuranda daima “beden/bilinc” anlaminda kullanildigi yukarida aktardigim bazi Ayetlerden (ve Kurandaki tum digerlerinden) yine yeterince ve netce anlasilabiliyor olmalidir, sanirim. (Maide 45 & Araf 205 & Ahzap 30 ….) Bu baglamda, Kuranda gecen
    Nefsin kotulugu emretme istidadini da… (Yusuf 53)
    yine burada ozellikle Bedensel/Bilincsel bazi durtulerin (=bedensel sehvet/tutku/arzular vs.) oldugunu rahatca kavrayabilecek/anlayabilecek olmaliyiz, buradan, sanirim. (Yusuf 24)

    Yaraticilik/Hayal Gucu/Umut/Dusunce/Fikir vs. gibi kavramlar Insanda oldugu kadar olmasa da diger canlilarda da bazilari en azindan belirli oranlarda bulunuyor olabilmelidir, belki de; Ve yine belki de evrimsel gelisme ile orantili olarak ve sonucu Ademe/Insana bahsedildigi bildirilen o Ruh (=Ilahi Mesaj, Isimler; Sad 72 & Bakara 31-34) buradaki temel farki ortaya cikarmaya baslamis olabilir daha sonralari. (Bakara 30-34)

    Yoksa “Insani diger canlilardan farkli kilan sey onun Allahin “Ruhundan bir Parca olmasi” yani kisaca Allahin kucuk olcekte ve tam “Ruhsal bir benzeri ve parcasi” olmasidir!”
    seklindeki anlayisin neden Kuran ogretisine tumden muhalif ve hatta “felaketli” bir yanlis algilama/yorumlama olacagini (Suura 11 & Zuhruf 15) yukaridaki bazi yazilarda yine yeterince ve netce belirtmeye/aktarmaya calismis idim, sanirim. Tekrar Esenlikle kaliniz.
    Ayrica Insanda korku/cimrilik/katilik/nankorluk/zalimlik/cahillik vs. gibi bircok negatif his ve dusuncelerin de var odugu ancak Allahta bunlarin hicbirinin hicbir zaman mevcut olmadigi/olamayacagi bildirileri de (Sems 15 & Isra 100 & Adiyat 8 & Hac 66 & Ahzap 72) bu baglamda ayrica tekrar goz onunde bulundurulmalidir, belki de.

  23. rainbow diyor ki:

    Sn Kurandakidin.

    Ruh kavramı Kuranda birçok anlamda birden kullanılan bir kavram. Sizin verdiğiniz örnek birbirine yakın anlamları içerse de ikisi birebir aynı değil. Daha önce verdiğiniz örneklerde de aynen böyledir. Kelime ruh ancak kelimenin kapsadığı anlamlar farklıdır. Peygambere sorulan soru Ruhun ne olduğu ile ilgili, vahyin nasıl geldiğini de kapsayan ancak esasen Ruhun içeriği ile ilgili bir sorudur. Bu ayetin İsra suresinde olmasının bir diğer önemli anlamı da Peygamberin yaptığı sıradışı gece yolculuğudur ki siz zaten konuyu bilirsiniz.

    Ruh denilen varlık:

    1- Allahın emridir; Allahın ol emrini dolaylı yoldan yerine getiren gaybi bir varlıktır ki fizik evren bu metafizik varlıktan kaynaklanır. Melekler ve Ruh tabiri olan bitenin, sürekli yaratılmanın bu varlıklar-varlık- tarafından gerçekleştirildiğini gösterir
    2- Vahyi getiren varlıktır; Allah’ın kendisine vahyettiğini Peygambere vahyeder.
    3- Ruh can anlamında kullanılmıştır.
    4- Ademe üflenen ruh; insanı insan yapan melekeler ve özelliklerdir.

  24. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,
    demissiniz ki:

    Ruh denilen varlık:

    1- Allahın emridir; Allahın ol emrini dolaylı yoldan yerine getiren gaybi bir varlıktır ki fizik evren bu metafizik varlıktan kaynaklanır.
    Melekler ve Ruh tabiri olan bitenin, sürekli yaratılmanın bu varlıklar-varlık- tarafından gerçekleştirildiğini gösterir
    =Burada degindiginiz bu “Ruhi” gaybi varligin/varliklarin Cebrail ve oteki Melekler olduklarini netce anlayabiliyor olmaliyiz, sanirim, Kuranda. (Suara 193 & Mearic 4)
    Fizik evrenin bu metafizik varliktan vs. kaynaklandigi seklindeki cikariminiz Kuran disi/ustu/otesi sahsi bir cikariminiz olmali herhalde burada; bu tip alanlara neden benim sahsen girmeyi pek/hic tercih etmedigimi/etmeyecegimi (Nahl 89 & Enam 114-115) belirtmis olmaliyim, evvelce.

    2- Vahyi getiren varlıktır; Allah’ın kendisine vahyettiğini Peygambere vahyeder.
    =Evet, o “Ruhi” varlik Cebrailin bunu yaptigi da acik olmalidir Kuranda. (Suara 193 & Bakara 97 & Suura 51)

    3- Ruh can anlamında kullanılmıştır.
    =Bu hangi Ayettedir, hatirlayamadim?

    4- Ademe üflenen ruh; insanı insan yapan melekeler ve özelliklerdir.
    =Ademe uflenen ve buna binaen ardindan tum Meleklerin onun onunde bundan oturu secde etmelerini gerektiren o “Ruh” (=Ilahi Mesaj/Ogreti; 42/52) temelde Ademe ogretilen o “Isimler” (=Elesmae) olmalidir, sanirim. (Sad 72-74 & Bakara 31-34) Nasil ki Yusufa ogretilen o “Anlatimlar” (=Elehadisi) ardindan onun onunde de bu Ilahi Mesajdan/Ogretiden oturu buna benzer bir sekilde secde edilmesinin gosterilmis/emredilmis olabilecegi tarzda. (Yusuf 4-6, 100)
    Tekrar Esenlikle ve Saglicakla kaliniz.

  25. rainbow diyor ki:

    Sn Kurandakidin

    Can anlamına gelen Ruh Tekvîr 7 de geçmektedir. Belki nefs anlamı olabilir, mümkündür.

    2 ve 4. maddelerde aynı fikirdeyiz.

    1. madde Ruh ve Meleklerin içeriği ne olup ne olmadığı üzerine herkes kendi ilmi nasibince birşeylere vakıf olabilir. Mearic-4, Nebe-38, Kadr-4 ayetlerinde geçtiği gibi bunlar birlikte zikredilmişlerdir. Şahsen bu varlıkların evreni çekip çeviren melekeler-güçler- olduğunu düşünüyorum. Onun Allah’ın emri olmalarının/olmasının anlamı burdadır.Cebrail diye isimlendirmek ve hayal gücümüzle, hristiyanların yaptığı heykellerdeki gibi kanatlı bir şekilde resmetmenin bir manası olmadığını düşünüyorum. İkişler üçer, dörder kanatlı olarak tanımlansalar da bu ayetin müteşabih olduğu çok açıktır. Nasıl kullar olduklarını Allah daha iyi bilir.

    Konuyla ilgili daha fazla yazmanın anlamlı olduğunu düşünmüyorum, herkes kendi nasibince nasiplenir. En doğrusunu Allah bilir.

  26. Bigalıoğlu diyor ki:

    4-ademe üflenen ruh,insanı insan yapan melekeler ve özelliklerdir,aynı zamanda bu özelliklerin bazıları Tanrı’ya ait mikro özelliklerdir.ademe üflenen ruh,mesaj ve öğreti değildir.

    3-ruh bazı yerlerde can anlamında da kullanılmış olabilir,emin değilim.

    2-cebrailde her ikinizede katılıyorum.

    1-ruh,ruhtur.

    Kuranda cinlerden bahseder göremeyiz.
    Kuranda meleklerden bahseder göremeyiz.
    Kuranda cebrail’den bahseder göremeyiz.
    Kuranda ruhtan bahseder göremeyiz.
    Kuranda şeytan’dan bahseder göremeyiz.

    Benim anladığım şu,cebrail,azrail,şeytan,melekler hepsi aynı formdan yaratıklar.hepsi birbirini görüyor,biliyor.Bunların yapıları Tanrı’nın kinden farklı.Ancak Tanrı kendi yapısından,kendi özelliklerini taşıyan bir varlık yaratıyor.işte bu yüzden diğer yaratılmışlara “insanı yaratacağım,onun önünde eğilin” diyor.bizler Tanrı’nın çocuklarıyız,böyle düşünebilirsiniz bir bakıma.

    bizi önemli kılan,farklı kılan Tanrı’nın özelliklerini taşıyor olmamız.ölümden sonra diriliş olacaksa,bu diriliş yeryüzünde olamaz.yada sonsuz yaşam fiziki boyutta mevcut olamaz.o zaman farklı bir forma sahip olma zorunluluğumuz var.cennette et ve kemikle mi yaşayacağız?nasıl bir cennet olacak burası?farklı bir formda sonsuz yaşamımızı sürdüreceğiz.işte o formun adı “RUH” tur.

  27. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,
    bahsettiginiz o ilk Ayet bu olmalidir:

    Ve o Nefisler (=bedenler/bilincler) eslendirildiginde… (Tekvir 7)

    *Tum bu tip Nefislerin ahirette yine parmak uclarina kadar ayni olacak somut bir sekilde tekrar boylece diriltildikten sonra bunlarin herbirine kendilerine denk olacak “tertemiz esler” de verilecegi ve boylelikle eslendirilmis olacaklari diger Ayetlerde de acik edilmis olmalidir zaten. (Kiyamet 3-4 & Ali Imran 15 & Yasin 55-56)

    Burada “Ruh” namina hicbir ifade gecmemesine ragmen, bazi mealciler buradaki Nefislerin eslendirilmesi olayini Nefislerin “Ruhlar” ile birlestirilmesi seklinde aciklama yoluna gitmis olmalidirlar, daha once degindigim –muhtemelen eski hristiyansi geleneklerden kotarmali/aktarmali olabilecek– o Ruh onkabulunu/onyargisini bir sekilde bu Nefislere de burada giydirebilmek ve boylelikle mumkun oldugunca bu kavrami “Kuranilestirebilmek” icin, belki de.

    Mearic 4 & Nebe 38 & Kadir 4 ayetlerinde bahsedilen o Ruh ve Meleklerin temelde Cebrail ve diger tum Melekleri (Suara 193 & Meryem 17) kasteden bir ifade olabildigi konusunda da hemfikiriz, yanilmiyorsam. Bundan sonrasi ise sadece sizin Kuran disi/ustu/otesi bazi sahsi ilgi alaniniz/yaklasiminiz/yorumlariniz olarak aklimda kalabilecektir, sanirim.

    sn. Bigalioglu arkadas,

    “Ruh” kelimesi Kuranda Cebrail/Melek (Suara 193 & Meryem 17) veya Ilahi Ogreti/Mesaj (Suara 52) anlaminda kullanilmis olmalidir, herhalde, temelde, sadece. Ademe uflendigi bildirilen o “Ruh” da (Sad 72) orada oncelikle Allahin kendisi bir “Ruh” ve Adem de artik boylelikle Allahin “Ruhsal parcasi” seklinde asla olamayacagina/algilanamayacagina gore (Suura 11 & Zuhruf 15) burada ancak ona ogretilen o Ilahi Ogreti/Mesaji (=Isimler) kasteder olmalidir, herhalde, ancak, yukaridaki yazilarda bir miktar deginmeye calistigim tum o perspektiflerde ve baglantilarda. (Sad 72-74 & Bakara 31-34)

    Bizler gercekte ne Allahin cocuklari, ne de parcasi felan asla degiliz/olamayiz, Kurana gore:

    Yahudiler ve Hiristiyanlar dediler: Biz Allahin OGULLARIYIZ (=ebnau) ve sevdikleriyiz! (Ey Muhammed) de ki: O halde, O nicin simdi sizi azaplandiriyor gunahlarinizdan oturu? Hayir, siz sadece Onun yarattigi insanlarsiniz… (Maide 18)

    Ve onlar Onun icin Onun kendi kullarindan –burada ozellikle ve oncelikle Allahin biricik oglu ilan edilen Isa da kastediliyor olmali– bir PARCA (=cuzen) kildilar; insan mutlaka acik bir nankordur! (Zuhruf 15 & Meryem 88-92)

    Olumden sonra Kiyametteki diriliste,
    bu dirilisin tekrar Dunyada olacagi,
    –Burasi icin irade edilmis– tum Insanlarin yine temelde o gecmis Dunyadaki ayni formlariyla –fakat herhalde bu kez olumsuz/hastaliksiz vs. ebedi bir fiziksel beden (et/kemik) yapisi altinda– olacaklari,
    su gibi Ayetlerde acik edilmis olmalidir:

    (Kiyamet Gununde) sura ufuruldu; boylece goklerde ve yerde olanlarin hepsi dusup yikildilar, sadece Allahin diledikleri haric. Sonra ona bir kez daha ufuruldu, ve iste onlar artik –Dunyada– kalkmis seyrediyorlar.
    Dunya Rabbinin nuruyla parildadi; Kitap konuldu, Peygamberler ve Sahitler getirildi, ve aralarinda hak ile hukmedildi… (Zumer 68-69)

    O insanlar (Kiyamet Gununde) bizim onlarin kemiklerini tekrar toplayip biraraya getiremeyecegimizi mi saniyorlar?
    Hayir, biz onlarin parmaklarini dahi tekrar duzeltmeye kadir olanlariz! (Kiyamet 3-4)

    Kendi yaratilisini unutarak bize bir ornek verdi ve dedi: Kim diriltecekmis bu kemikleri, onlar hep curumus iken?
    (Ey Muhammed) de ki: Onlari ilkin insa etmis olan tekrar diriltecektir!… (Yasin 78-79)

    Ki zaten Kurani reddeden o eski dinci Araplar da Kiyamet ve Ahiretin/Hesap Gununun ve Cennetin/Cehennemin gercekte artik sadece “Meleksel/Ruhsal” bir boyutta olacagina inandiklari ve bu baglamda kulluk/hizmet ettikleri o Lat Uzza Menat isimli disi Meleklerin (Necm 19-27) Allahin katinda kendilerine boylelikle artik “Meleksel/Ruhsal” bir boyutta sefaat edeceklerine inandiklari icin (Sad 16 & Mearic 38 & Yunus 18) Kuranin tanittigi bu fiziki/somut bedensel ve insansi Ahiret/Hesap Gunu ve Cennet/Cehennem kavramlarini (Kiyamet 3-4 & Yasin 78-79 & Yasin 55-58) siddetle reddediyor ve Muhammed Peygamberi bu baglamda Allah adina yalan uyduran cinlenmis/fitnelenmis bir seytan elcisi olarak goruyor olmali idiler, herhalde! (Sebe 7-8 & Zumer 45-46 & Kalem 2-6, 51) Tekrar esenlikle ve saglicakla kaliniz.

  28. rainbow diyor ki:

    Sn Kurandakidin

    Ahiretteki dirilişin bambaşka bir yaratılış ile olacağı Kuranda açık seçik bildirilmiştir. Bunun bu dünyadaki bedenler ile olmayacağı sabittir.

    Allah’ın “bu toz haline gelmiş kemikleri kim diriltecek” diye soranlara elbette Allah buna kadirdir şeklinde ayetle cavap vermesi ahiretteki yaradılışın dünyadaki ile birebir aynı olacağı anlamına gelmemektedir. Kuran kendisini tefsir eden bir kitaptır, aşağdaki ayetlerden siz de nasiplenirsiniz inşallah..

    “Kılıklarınızı değiştirmek ve sizi bilemiyeceğiniz bir neş’ette inşa etmek üzereyiz
    Her halde ilk neş’eti biliyorsunuz o halde düşünseniz ya” Vakıa-61 62

    “O gün yeryüzü bir başka yere, gökler, başka göklere çevirilecek ve bütün varlıklar, kabirlerinden çıkıp bir ve gücüne karşı durulmaz olan Allah’ın huzuruna toplanacaklardır.” İbrahim-48

    “Sizler binip binip tabakadan tabakaya (halden hale) geçeceksiniz!” İnsikak-19

    Benimkisi yeniden yaradılışla ilgili genel ama bir o kadar da yanlış inanışı düzeltme çabasıdır. Diğer yazdıklarınız gayet güzel ve isabetli şeyler, selametle.

  29. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Rainbow arkadas,
    bu Ayetin orjinalinde:

    Sizin benzerlerinizi/aynilarinizi (=emsalekum) degistirip diriltmek, ve sizi simdi bilemeyeceginiz tarzda tekrar insa etmek uzere.
    Ve muhakkak –ana rahmindeki– ilk insayi bildiniz (Muminun 14), oyleyse dusunmeyecek misiniz? (Vaqia 61-62)

    denilerek, kanimca, yine bilakis insanlarin ahiretteki beden/formlarinin buradakinin tam benzerleri/aynilari (=emsalekum) olacagi, ancak oradaki insa edisin/diriltisin bu kez ana rahmindeki gibi olmayip su an bilinemeyecek bambaska bir tarzda olacagina gonderme yapiliyor olmalidir burada, oncelikle, herhalde.

    Ve ayrica, yine dikkat edilirse, yukarida aktardigim su diger Ayette:

    Kendi yaratilisini unutarak bize bir ornek verdi ve dedi: Kim diriltecekmis bu kemikleri, onlar hep curumus iken?
    (Ey Muhammed) de ki: Onlari ilkin insa etmis olan tekrar diriltecektir!… (Yasin 78-79)

    diriltmeye kadirdir/kadir olabilir gibi bir terim de degil, fakat direkt olarak “diriltecektir” (=yuhyiha) gibi kesin bir ifade kullaniliyor olmali, oncelikle. Ve bu diriltisin parmaklara varincaya kadar buradaki benzer/ayni bir formda olacagi teyit ediliyor olmali sonra da su diger Ayette:

    O insanlar (Kiyamet Gununde) bizim onlarin kemiklerini tekrar toplayip biraraya getiremeyecegimizi mi saniyorlar?
    Hayir, biz onlarin parmaklarini dahi tekrar duzeltmeye kadir olanlariz! (Kiyamet 3-4)

    Evet, Kiyametteki “yer” ve “gokler” simdiki hallerinden biraz daha farkli olacak olmalidirlar, herhalde, aktardiginiz Ayetin ve diger bazi Ayetlerin beyanlari/aciklamalari uzere. (Ibrahim 48 & Taha 105-108) Ancak sonucta bunlar da yine “yer” ve “gokler” olarak anilacak/kalacak olmalidirlar, herhalde, nihayetinde. (Zumer 68-69, 74) Esen kaliniz.

  30. selcuk diyor ki:

    @bigalioglu
    yazinizdan hayvanlarda ve bitkilerde ruh/nefis veya her neyse olmadigi sonucunu mu cikarmaliyiz? ben ayni fikirde degilim. canli her varlikta ruh oldugunu dusunuyorum. bitkilere ve hayvanlara yonelik arastirmalar da onlarin insanlar gibi bazi ozellikler sergilediklerini gosteriyor. bitkilerin kendilerine gosterilen sevgiyi algilamalari gibi.

    saygilar. tsk.

  31. Bigalıoğlu diyor ki:

    bitkilerle konuşursanız,seni sewiyorum felan derseniz,oda size sewer çicek açar.ğüneş doğduğunda onunla ne kadar konuşursanız konuşun yüzünüze bile bakmaz,ğüneşe bakar.

    rusyada adam sadece zihnini kullanarak kaşık yamultuyor,masanın üzerinde duran bir cismi oynatabiliyor.sizin pozitif weya neğatif enerjiniz başka canlıları olumlu yada olumsuz etkileyebilir.bu bitkilerin weya haywanların ruhu olduğu anlamına ğelmez.kediyi sewersin sana mırrr yapar,senin hoşuna ğider.ama kedi doğası ğereği sadece çıkarlarını düşünür.köpekler sadıktır ws.bunlar o haywanların doğasıyla ilğilidir.

    yani bazı olaylarda etkin sizsiniz,bazı olaylarda etken karşınızdaki canlı.bu etkileşimlerin neticesinde onlarında birer ruhu olduğunu zannetmeniz çok normal.

    bir karıncayı ezdiniz,ruhu karınca cennetine mi ğider?siwrisinek katliamı yaparken,hiç kimse onun çocuklarının öksiz kaldığını düşünmez.bir aslan,bir zebrayı yediğinde zebrada zebra cennetine ğider yani.

    şimdi mesele şu.insanın diğer canlılardan tek farkı,fiziksel bünyeye adapte edilmiş,fazladan bir enerji formuna sahip olmaları.ruh wücuda ğelir,proğramlanır we ğider.

    aslında bir ruhun warlığı yokluğuda halen tartışmalı.ben bazı açıklamalar ğetirmeye çalışıyorum.yukarıda yazılı şeyler mutlak doğrular değildir.bilinmezliğe doğru atılmış bir adımdır.açıklamalarım bir ruhun warolduğu warsayımı üzerine yapılmıştır.bir ruhumuz yoksa,ki böyle bir ihtimalde sözkonusudur.yeryüzündeki bütün bu mücizelere mantıklı bir açıklama bulmak durumundayız.elbette bu açıklamalarda ewrim çok yetersiz kalır.yeryüzünde çok fazla uyum we çok mucizewi sistemler war.

    işin kötüsü insanlar sorulara ğerçekten cewap bulmaya çalışmıyorlar.herkes eğolarını tatmin etme derdine düşmüş.bırakın sorulara cewap bulmayı,doğru düzğün soru bile sormuyorlar.soru sormaya başladıklarında aslında ne kadar az şey bildikleri ortaya çıkıyor.

  32. selcuk diyor ki:

    @bigalioglu
    ornekler gerektirdigi icin bazi ayetler verecegim. bunlar hakkinda sizin yorumlarinizi ogrenmek isterim.

    Rad 40: “Onlara vadettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir. ”

    isra 85: “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.” ”

    zümer 42: “Allah (ölen) insanların ruhlarını öldüklerinde, ölmeyenlerinkini de uykularında alır.”

    naziat 2: “Andolsun (mü’minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara, ”

    bu ayetlere baktigim zaman insanin ruhu oldugu sonucuna variyorum. bir bilimadami da olsaydim bu ipuclarindan hareketle ruhun ne menem bir sey oldugunu anlamaya, arastirmaya calisirdim. cunku bir olgunun yoklugunu ispat etmek, varligini ispat etmekten cok daha zordur. ayrica butun dinlerde bildigim kadariyla ruh var diyor. ya bu dinlerin hepsinin yalanligini % 100 kanitlariz ya da dini soylemlerdeki bu ipuclarini arastirmaya baslariz. hangisi daha akla yatkin?

    simdi olume gelelim. olum inancimizda ruhun bedenimizden alinmasi degil midir?

    simdi su ayete bakalim:

    ali imran 185: “Her canlı ölümü tadacaktır.”

    burda bir ayrim yok. tum canlilar diyor. o halde tum canlilarin bence ruhu olmalidir.

    ayrica su ayetlerde derki:

    “Yeryüzünde gezen her türlü canlı ve (gökte) iki kanadıyla uçan her tür kuş, sizin gibi birer topluluktan başka bir şey değildir. Biz Kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler. ”

    “Vahşi hayvanlar haşrolunduğu (Yüce mahkemede toplandıkları) zaman” (Tekvîr: 5)

    sadece bedenden ibaret olsalar verilen bu ipuçlarının bir anlamı olmazdı bence hayvanların da ruhları olmalıdır. ama insan ruhu gibi degil, programı, planı, tasarımı farklı bir ruh. insana ozgu ozelliklerle birlesmedigi icin onlara sorumluluk yuklemeyen bir ruh.

    ama sonucta ruha dair daha fazla arastirma yaparsak cok daha fazla bilimsel verilere ulasabiliriz. tabii bilim materyalist dusunceden yani her seyi maddeye sıkıstirmaktan vazgecip bilinmezleri arastirmaya baslarsa…

    ne kadar tuhaf degil mi ben bilim im ama sadece maddesel olgulari arastiririm soylemi. bu mudur bilim? bana materyalizm gibi geldi. isine geleni arastiran, gelmeyeni arastirmayan!!! bence bunu da tartismaliyiz.

    paranormal arastirmalar, telepati, telekinezi, ruh arastirmalari, astral beden vb. bilimin ilgi alanina girmiyor yani…siz ne dersiniz?

    saygilar. tsk.

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Sonunda hepsi Rablerinin huzuruna toplanıp getirilecekler.”

    selçuk,yukarıdaki cümle işleri karıştırdı.haywanlarında we diğer canlılarında ruhu olduğu konusunda haklı olabilirsin.haywanlar hakkında birkaç ayete daha baktım.birkaç yerde haywanlarla ilğili sözler war.

    işin aslı kafam biraz karıştı.farklı açıklamalar türekmek durumunda kaldım,şöyleki.

    Tanrı,canlıların we bitkilerin kendisinin farkında olduğunda we tewazu ile kendisine ibadet ettiklerinden bahsediyor kuranda.şimdi bu durumda farkındalık olarak diğer canlılar bizden üsütün bir durumdaymış ğibi ğörünüyor.çünkü bize tebliğ edilenler dışında kesin olarak Tanrı warlığının bilinmesini istemiyor.bilinç olarak haywanlara darandığında daha cimri insanlar için.

    öte taraftan bir ruhun olmadığını warsayarsak,o zaman ruhun anlamını “bilince” yüklemek durumundayız.çünkü haywan,bitki bütün canlılar bir bilince sahip.

    bir konu daha war,bazı yorumcular ruhun anlamını “can” a yüklüyorlar.bunu isa’nın çamurdan yaptığı bir kuşa üflemesini we kuşun canlanarak uçmaya başladığını ğösterebiliriz.

    bu konuyu biraz daha düşünmem ğerek.kolay çözülecek bir mesele ğibi durmuyor.önğörülerimde hatalı olmuş olabilirim.we tabi bu durumda herkesin ğenel olarak alğıladığı ruh meselesi farklı bir boyut alabilir.

  34. selcuk diyor ki:

    @bigalioglu
    zaten ayetler bir ipucu daha verir bize.

    isra 85: “Ve sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, Rabbimin bileceği bir şeydir. Size pek az ilim verilmiştir.”

    yani ruhun ne oldugunu bilimsel olarak tam anlamiyla cozemeden evrenin suresi dolacak ipucu. tabi ben yanlis yorumluyor da olabilirim. bu ayet siz su an az miktarda biliyorsunuz daha cok arastirin kesfedin tesviki de yapiyor olabilir.

    iki durum da bence birbiriyle celismez. ruh hakkinda ayetlerden ipucu olarak algiladigim baska ipuclari da var. mesela sizin can ornegini ifade eden Hz. isa nin kus mucizesi.

    orda tamam can, ruh ikilemi var ama can olgusunu saglayan nedir? canlilik, olum nasil, neden gerceklesir? bazilarini goruyoruz, kalbi duruyor, dakikalar sonra elektrosokla verilen enerji ile tekrar canlaniyor.

    ruh yoksa vucudun canliligi icin gerekli ama bizim su ana kadar bilimsel olarak bulamadigimiz bir enerji cesidi midir acaba? bu enerjinin ne oldugunu veya nasil kontrol edecegimizi bilimsel olarak bulsak canliligi biz de saglayabilir miyiz?

    belki de bu yuzden tam olarak bulamadan evren sona erecek onerim dogru olabilir. eger bir gun bunu bulursak % 100 eminim ki biz tanriyiz deriz. haksiz miyim?

    bu acidan bakinca su an karsit yorumlacilarin sacma dedigi mucize, sihir vb. aslinda bilimsel aciklamalari olan dogal olaylar olabilir gibi geliyor bana. mucize diye kutsal kitaplarda gecen bir cok olay bugunun biliminin arastirma konusu degil mi? Bence dereyi gormeden pacayi sivamamaliyiz…

    saygilar. tsk.

  35. ozen diyor ki:

    Arkadaşlar, tefekkürlü tartışmanız için teşekkür ederim.
    Ben de Muhammed Bozdağ/Sonsuzluk Yolculuğu isimli kitabında buna benzer bir konu okumuştum. Tabi, her kul kendine bahşedilen kadarını kavrayabilmektedir. Dolayısı ile aslında ortada tek bir Öğreti olmasına rağmen, her kul kendine özgü öğretilere sahip olabilmektedir. Bu yüzden Bozdağ’ınki de kendine özgüdür, benimki de, sizinki de… En doğrusunu ümid ederiz…(sırati mustakim)

    Sizin yorumlarınızı da kapsar bir şekilde kitapta,
    Ruh ve Nefsin her ikisinin de bir tür “enerji-program” olabileceğinden söz etmektedir. Ancak, ikisinin birbirinden farklı olduğu da aşikardır. Ayetlerden yola çıkarak, Ruh’un bir üst enerji-program olabileceği ve sadece belirli varlıklara verilmiş olabileceğinden; Nefs’in ise her varlıkta olabileceğinden bahseder. Madde, bitki ve hayvanda Ruh değil, sadece Nefs olmalıdır.
    Zaten ayette “her nefs ölümü tadacaktır” der. Maddeler, yıldızların bile bir sonu vardır sonuçta. Ve bunların, fiziksel kurallara uymaları NEFS programları sebebiyle olabilir ve sonuçta ölümü yaşarlar. Bitki, hayvan ve insan da aynı şekildedir. Ancak insana gelişmiş bir iradeye ve dolayısı ile sorumluluğa sebep olan farklı bir üst enerji-program olan RUH işte burada devreye giriyor olmalı. NEFS hemen her varlıkta var. Cinsel isteğe sebep olan, bir bitkinin güneşe olan isteğinin sebebi NEFS olmalıdır. İnsan dışı varlıklar NEFS’lerinin programı dışında davranamazlar. Dünya döner, hayvanlar çiftleşir, avlar, av olur vs. Ama insan RUH enerji-programının verdiği bir üst bilinç ve irade ile NEFS programına karşı koyabilir. İnsanı Şereflendiren ve sorumlu kılan işte RUH olsa gerektir. NEFS ölümü tadacak iken, RUH, Rabbin sırrı ile kalacaktır muhtemelen. Ve her biri Rablerine dönecektir Kuran’a göre…

    Doğrusunu Allah bilir. Selamlar.
    Farklı ama okumaya değer bir görüş:
    http://www.ozemre.com/index.php?option=com_content&view=article&id=215:tk-kur-verde-qnefs-rq-qres-neb-qyakiyn-mevtq-kele-ftlerdekkavram&catid=76:e-makler&Itemid=57

  36. Tesadüfen Gördüm diyor ki:

    Sayın Bigalıoğlu,

    Yayınladığınız yazı, sizin ruh denen şey hakındaki hayalleriniz (düşünceleriniz)
    mi oluyor ? Zira bana biraz öyle geldi de. A.Einstein, hayal edebilmenin zekanın en önemli göstergelerinden biri oluğunu söylerdi, ama tabii gerçek bilgiyi hayalden ayırdeden şey, onun doğruluğunun sınanabilmesidir. Burada yazdıklarınızın doğruluğunu ya da yanlışlığını test edebilecek misiniz? O halde, şu şudur bu budur gibi ifadeler yerine, bence şöyle olmalıdır, benim düşüncem bu yönde, ben böyle hissedeiyorum gibi ifadler kullanmanız daha etik olur.

    Başarılar ….

  37. Bigalıoğlu diyor ki:

    sayın tesadüfen gören,haklısınız.bilimsel bir söylem sizin dediğiniz gibi olur.daha doğrusu pozitif veya materyalist bilimsel söylem.ancak, ben bilimin bir ton olasılık içeren söylemlerinden sıkıldım ve daha somut cümleler kuruyorum.en azından iddiam net,yanlışlanması da net olur.bugünkü bilim adamlarının söylemleri gibi kıvırtıp durmuyorum.sonuçta onlarda materyallerle her şeyi açıklayamıyorlar.bu net duruşumun onlardan daha dürüstçe olduğunu düşünüyorum.

    yazının içeriğine gelince;olay benim söylediğim gibi olabilir veya diğer bazı yorumcuların söylemleri gibi de olabilir.ancak hepimiz yanlışlandığında bütün bunların sonucu “tanrı yoktur ve dünya evrende tesadüfen ortaya çıkmıştıra” çıkar.ben bu seçeneğide her zaman göz önünde bulunduruyorum. benim canımı sıkan,tanrı kuranda “ben gükyüzündeki ayın arkasında oturuyorum” deseydi. “güneşi ve ayı buyruğumuza aldık” demeseydi işler daha kolay olurdu,pozitif bilim açısında ve hepimiz açısından.

  38. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Ruhlar ,ateistlerin söyledikleri gibi bedenle beraber ölmezler.Kıyametten sonra yeniden bedenlenirler.Bazılarıysa acı çekeceklerini gördükleri için ruhlarınında ölmesini ALLAHTAN dilerler.Ama dilekleri kabul edilmez.

  39. Gözlemci diyor ki:

    Ruha yeni bir tahmin yapacağım. Ateş ve hava ile ilişkili olsa gerek. Ruh belki hava, can ise ateş sayılabilir. Ruhun Canla ilişkisi olabilir.

    Kur’an’daki ruha üflemek konusu yarın hava vermek şekline dönüşebilir.

    Nefes (hava) alıp-vermek ateşin yanış sürekliliğini sağlamak gibi açıklanabilir.

    Uyurken ateş uyku moduna geçer denir mi? (üstümüz açılınca üşümemiz bu yüzden olabilir mi?)

    Kur’an’da geçen dumansız ateşi Cin olarak yorumlasalarda, sözkonusu ayetin diğer ayetlerle birleşmesiyle; bir bedenin, bir nesnenin, bir maddenin ateş-hava-su-(toprak?) içeren bir varlık olduğu şeklinde yorumlanabilmesi muhtemel.

    Ölünce bedenin soğuması ateşin sönmesi, yok olması gibi yorumlanabilir. Belkide insanı çalıştıran esas madde ateştir. Bir süre havasız kalınabilir ama o ateşsiz kalınmaz sanırım. Birde ateşsiz duman geçiyor Kur’an’da. Bunada dikkat.

    Ayrıca insan topraktan ve sudan densede, insan çevirisinin başka bir anlamda değişimini ihtimal görüyorum.

    Dolayısıyla, ruhun, canın ateşle ilişkisi olduğunu tahmin ediyorum. Cann olarak geçen 7 ayet var. Sadece 7 ayet. Ateş geçen iki ayeti İblis, Cin, Şeytan yorumlayıp, Kur’an’ı tamamen soyutlaştırmak ve düşmanlaştırmak hiç mantıklı değil. Sanırım Kur’an yine sadece bu iki ayetle somutlaşacak ve aydınlanacak.

    İblis kelimesi Cann ile ilişkilendirilsede Kur’an’da bunun simgesel yolu yok.

    Adem’in insanla ilişkisi hiç yok.

    Adem-İblis-Allah-Melek diyaloğuna işaret hiç yok.

    Kur’an’da Cann başka, Cinn başka, Şeytan başka, İnsan başka, Ruh başka, ……………….

    Can, ruh, nefes, ateş, hava. Birbiriyle ilişkili gibi geliyor bana.

    Kur’an ilerleyen zamanlarda ateş-toprak-hava-su anlatıyor olacak. Kur’an’da bilimselleşmeye gidildiğinde Kur’an bu duruma gelecek. Ateş-Toprak-Hava ve Su temelli Biyolojik Kur’an oluşacak.

    Bu noktada soyut varlık (Cin, şeytan, melek, ruh) kalmayacak. Bununla birlikte imgesel (Bu aslında soyutun yeni versiyonu gibi birşey) nesnelerde, varlıklarda (özellikle beyindeki akıl, düşünce, zihin) kalmayacak.

    Vs. vs….

    Çok kaos bir Kur’an oluşturulmuş. Bu kaos Cann (Dumansız Ateş) keşfiyle biter.

    Orjinal Kur’an’ı incelerseniz, bu kaosa şaşıracaksınız. Belki bazen ilahiyatçılardan şüpheleneceksiniz. Belki oturup ağlamak bile gelebilir içinizden. Kur’an bu kadar ciddiyetsiz meallendirilebilir mi diye soracaksınız kaç defa. Dehşet. Gerçekten dehşet. Üzülüyorum mümin camiaya. Ve bir kez daha yeni Kur’an keşfim için zihinsel cennet yaşıyorum. Belki tüm yüzyılların Kur’an’ını çözmüş gibi oldum.

    Ey müminler, her asır renk değiştiren bir Kur’an’lasanız. UYANIN!
    Ruhlar alemine dalmayın, Mucizevi uzay şovlarına dalmayın, Dünya’ya dönün!

  40. cengizhan Türk diyor ki:

    BEDEN ÖLDÜĞÜNDE NAKLEDİLEN ORGANLAR BAŞKASINDA YAŞAMAYA NASIL DEVAM EDİYOR.
    Tıb biliminde bu yüzyıldan itibaren ölen insanın organları yaşamak için ihtiyacı olan birine nakledilmeye başlandı.

    1-Allah ölmüş birinin organlarının başka birinde yaşamasına neden nasıl izin veriyor?
    2-Beden Ölüyorsa organ nakli yapıldığında kullanılan organlar bir başkasında nasıl yaşamaya devam ediyor?
    3-Ruh bedenden farklıdır deniyor. İnsan öldükten sonra beden yok olacak ruh öbür dünya için bekleyecek deniyor. Öyleyse nakledilen beden de bir tanemi iki tanemi ruh var?
    4-Madem Allah organın yaşamasına izin verecekti organı alınan insanı neden öldürdü?
    5-Organ nakil edilebilse bile Allah nakledilen kişinin yaşamasını neden engellemiyor?
    Organın nakledilen kişiyi neden öldürmüyor?O organ olmasa zaten ölmeyecekmiydi?
    6-Ölmek üzere olan insana organ nakli yapılınca, Allaha karşı gelinerek Allahın öldürmeye karar verdiği kişiyi kurtarmış olmuyor muyuz?
    7-Allah madem organ nakline ihtiyacı olan kişinin doktorların müdahalesiyle yaşamasına izin verecekti. organ nakline engel de olmayacaktı.Bu karmaşık durumu neden yarattı?
    8-Bu insanı ben öldürdüm Siz nasıl bana karşı gelip bu insanı yaşatıyorsunuz? Diyerek Neden organ nakillerine engel olup organları kullanılamaz hale getirmiyor?
    9-Esas olan ruhsa beden ölünce ruha ne oluyor. Ölüyorsa da ölmüyorsa da nerede bekliyor?
    10-Ruh ölüyorsa eğer bedene ne ihtiyaç var?Asıl olan ruh sa beden ne işe yarar?
    11-Allah ruhu görebiliyor.Bizde beden olmadan yaşayabilirdik. Ruh ve Beden farklıysa bedene ne gerek vardı? Beden kime lazım?
    12-Alkollü içki içince hafızada ve zihinsel yeteneklerde azalma olduğuna göre bu içkiyi beden içtiğine göre neden sarhoş oluyoruz? Ruh olsa etkilenmememiz gerekmez mi?
    13-Ameliyatta narkozu vermeseler insanın vucudu mu ruhumu acıyor?
    14-Ruh varsa bir insan vurulduğunda vücudu düşüyorsa ruh ta ölüyor demektir yoksa Ruh vücudu ayakta tutması gerekmez mi?
    15-Fiziksel bir etki ya da kişinin kafasını bir yere çarpması, nasıl ruh denen bedenden bağımsız bir varlığı etkileyebilir? İnsanın bayılmaması gerekmez mi?
    16-Ameliyatta insanın bedenine narkoz veriliyor. Ruhun bayılmaması gerekmez mi?
    17-Bunlar Ruhla beden diye ayrı birşeylerin olmadığı canlı olduğu ve canlının bütün olarak vucudu ve bilinciyle tek olduğunun kanıtı değimlidir?
    18-Canlılara başka bir canlıdan alınarak takılan organlarla can verilmesi konusunda neden Kuranda bir tane bile yazı yoktur.
    19-Bu kadar canlının faydalanmasına yarayan bir işlemin yapılabileceğini neden Muhammed insanlara anlatmamıştır.
    20-Allah insanlığa bu kadar faydalı bir şeyi gönderdiği kitaplarda yazmaz .Muhammedin cariyesi marya veya gelini zeyneple hangi gece aynı yatakta yatacağının ayetlerini mi gönderir?

  41. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Herhalde şüpheci melek sitesinin kurucularındansın.21.soruyu şöyle sorabilirdin.Bu Dünyada gerçekten varmıyım.yoksa hayalmiyim?Peygamber Efendimizle ilgili ayetler tüm müslümanlara yol göstermektedir.İmam-ı Gazali eserlerinde insanda hayvani ve ilahi olmak üzere,iki ruh bulunduğunu yazmaktadır.Hayvani ruh insanla beraber ölmekte,ilahi ruhsa yaşamaktadır.

  42. Habil diyor ki:

    sn. Bigalioglu, Rainbow ve Kurandaki din hocam, her ucunuze maraqli ve konstruktiv tartismanizdan dolayi tesekkur ederim. Hepinizin konuyla ilgili esasli hipotezleriniz ve sahsi kanaatleriniz takdiresayandir. Cok fayda buldum. Amma genel olarak sn. Kurandaki Din hocamla hemen-hemen ayni dusuncede oldugum kanaatine vardim.
    Rabbim her ucunuzden her iki dunyada razi olsun!

Leave a Reply