BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Michael J. Behe’den Ortak Atadan Türeme Üzerine

the_edge_of_evolutionMichael J. Behe’nin, son kitabı olan The Edge of Evolution’da ortak atadan türemeyle ilgili yazdıkları yaratılışçılara ve akıllı tasarımın yaratılışçılığa yakın kanadına (ki maalesef kalabalık ve sesi çıkan kısmı bu kanatta bulunuyor)  adeta bir ders niteliğindedir. İlk olarak kitaptaki orijinal halini aktarıp ardından da bu bölümü elimden geldiğince Türkçeleştirmeye çalışacağım:

When two lineages share what appears to be an arbitrary genetic accident, the case for common descent becomes compelling, just as the case for plagiarism becomes overpowering when one writer makes the same unusual misspellings of another, within a copy of the same words. That sort of evidence is seen in the genomes of humans and chimpanzees. For example, both humans and chimps have a broken copy of a gene that in other mammals helps make vitamin C. As a result, neither humans nor chimps can make their own vitamin C. If an ancestor of the two species originally sustained the mutation and then passed it to both descendant species, that would neatly explain the situation.

More compelling evidence for the shared ancestry of humans and other primates comes from their hemoglobin—not just their working hemoglobin, but a broken hemoglobin gene, too. …. In the region between the two gamma genes and a gene that works after birth, human DNA contains a broken gene (called a “psedugoene”) that closely resembles a working gene for a beta chain, but has features in its sequence that preclude it from coding successfully for a protein.

Chimp DNA has a very similar pseudogene at the same position. The beginning of the human pseudogene has two particular changes in two nucleotides that seem to deactivate the gene. The chimp pseudogene has the exact same changes. A bit further down in the human pseudogene is a deletion mutation, where one particular letter is missing. For technical reasons, the deletion irrevocably messes up the gene’s coding. The very same letter is missing in the chimp gene. Toward the end of the human pseduogene another letter is missing. The chimp pseudogene is missing it, too.

The same mistakes in the same gene in the same positions of both human and chimp DNA. If a common ancestor first sustained the mutational mistakes and subsequently gave rise to those two modern species, that would very readily account for why both species have them now. It’s hard to imagine how there could be stronger evidence for common ancestry of chimps and humans.

That strong evidence from the pseudogene points well beyond the ancestry of humans. Despite some remaining puzzles, there’s no reason to doubt that Darwin had this point right, that all creatures on earth are biological relatives. (Michael J. Behe, The Edge of Evolution, p. 70-71)

M. Behe, insanlar ile şempanzelerin ortak atadan türediklerine dair görüşü ne kadar da güzel bir şekilde delilleriyle ortaya koymuş değil mi?

Bir yazarın başka bir yazarın bir kelimenin yazımında yaptığı alışılmadık bir yazımda hatasının aynısı yapmasında intihal iddiasının sağlamlaşması gibi iki farklı nesil, keyfi bir genetik kaza gibi gözüken birşeyi paylaştıklarında da ortak köken görüşü ikna edici hale gelir. Bu tür bir delil insan ve şempanze genomlarında görülür. Örneğin, insanlar ve şempanzeler diğer memelilerde C vitaminine yardımcı olan bir genin bozulmuş kopyalarını taşırlar. Bunun sonucunda ne insanlar ne de şempanzeler C vitamini yapabilirler. Eğer iki türün atası bu mutasyonu taşıyorsa ve onu soyundan gelen iki türe aktardıysa bu, durumu temiz bir şekilde açıklayacaktır.

İnsanlar ile diğer primatların ortak bir atayı paylaştıklarına dair daha ikna edici delil, sadece çalışan değil aynı zamanda bozulmuş hemoglobin genlerinden gelir. İnsan DNA’sında, iki gama geni ile doğumdan sonra çalışan bir genin arasında bozuk bir gen (buna “sözde gen” denir) vardır. Bu gen, bir beta zinciri için çalışan bir geni yakın şekilde andırsa da dilizimindeki özellikler nedeniyle başarılı bir şekilde protein kodlaması yapamaz.

Şempanze DNA’sı aynı pozsiyonda çok benzer bir sözde gene sahiptir. İnsan sözde geninin başlarında, genin deaktive olmasına neden olan iki tane belirli nükleotid değişikliği vardır. Şempanze sözde geninde de tam olarak aynı değişiklik vardır. İnsan sözde geninin biraz ilerilerinde bir yerde belirli bir harf eksiktir, burada eksilme mutasyonu olmuştur. Teknik deneylerden dolayı bu silinme, geri alınamaz şekilde genin kodlamasını karıştırmıştır. Tam da aynı harf şempanze geninde de bulunmamaktadır. İnsan sözde geninin sonlarına doğru bir harf daha kayıptır. Bu harf şempanze sözde geninde de kayıptır.

İnsan ve şempanze DNA’larındaki aynı genlerdeki aynı pozisyonlarda aynı hatalar. Eğer bir ortak ata ilk olarak bu mutasyonel hatalara sahip olup sonrasında bu iki modern türün doğuşuna neden olduysa, bu durum bu iki türün neden bu hatalara sahip olduğunu açıklayacaktır. Şempanzeler ile insanların ortak ataya sahip olduğu görüşüne daha kuvvetli nasıl bir delil olabileceğini hayal etmesi zor.

Sözde genlerde elde edilen bu kuvvetli delil insanların atasından çok ötesine işaret etmektedir. Geriye kalan birkaç bilmeceye rağmen Darwin’in, Dünya üzerindeki tüm canlıların biyolojik akrabalar olduğuna yönelik tespitinin doğruluğundan şüphe etmek için hiçbir sebep yok. (Michael J. Behe, The Edge of Evolution, s. 70-71)

Sanırım M. Behe herşeyi gayet açık bir şekilde ortaya koymuş. Bunun üzerine ortak atadan türemeyle ilgili yorum yapmayı gereksiz görüyorum. Sadece ufak bir noktaya açıklık getirmek isterim. Behe’nin evrim teorisini genel kabul gördüğü şekliyle desteklediğini iddia etmiyorum. Behe, elbette evrimin tamamen doğal nedenlerle, bilinçli bir tasarımcının tasarımı olmadan gerçekleşebileceğini kabul etmiyor. Benim burada göstermeye çalıştığım şey, ortak atadan türeme gibi su götürmez delillerle desteklenen, üzerinde tartışılması bile absürt olacak bilimsel gerçeklerin bazı insanlar tarafından hem de bilimsellik kisvesi altında saldırıya uğruyor olması ve bilimsellikle uzaktan yakından ilgisi olmayan, dürüstlükten uzak yöntemlerle eleştiriliyor olmasıdır. Eğer gerçekleri biraz olsun önemseyen, dürüst, samimi biriyseniz bu tip bilimsel gerçekleri hedef alanlara karşı tavrınızı ortaya koymaktan çekinmeyin. Gerçekleri savunmakla nahai olarak hiçbir şey kaybetmezsiniz.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 23050, bugün ise 2 kez görüntülenmiştir.

113 Comments

  1. Mustafa Ajlan ABUDAK diyor ki:

    MAA;

    Oysa burda durum doğal seçilim tarafından doğrudan seçilebilecek yararlı bir mutasyon değil. Aksine organizmanın gerekli cevabı sistem içersinden oluşturamadığında ölümle ”sonuçlanabilecek”(kesin bir yargı yok sistemi o yola sürükleyebilir manası var) bir mutasyon. Yani açıkça zararlı bir tür.

    http://www.wrongdiagnosis.com/v/vitamin_c_deficiency/intro.htm

    Bu mutasyonun işte birden sistemin içersinden kendi bozduğu sistemden çoook daha efektif bir mekanizmanın ortaya çıkmasını tetiklemesi ve sistemin çözümü kendi içersinden üretebilmesi bana bu çıkarımı yaptırıyor.Çözüm bir önceki benzer kodu daha etkin bir şekilde açıkca zararlı bir mutasyonun tetiklemesi ile ileriye yönelik bir çözüm üretiyor.Bu mutasyonun gen havuzua kattığı birşey değil! var olan iskeletin zorlanmasıyla daha etkin bir çözümün sistemden devşirilmesi… beklendiği gibi homolog yapılar üzerinden hemde.(böylece PREPA da işlemiş oluyor açıklama aşağıda)

    Buna cevabın

    Da Vinci;

    İlk olarak C vitamini sentezleyememe durumu ortaya çıktıktan sonra Glut1′in DHA’yı verimli bir şekilde taşıyabilme özelliği belirgin bir avantaj sağlayacaktır ve popülasyon içinde kısa sürede baskın hale gelecektir. Bu noktada eğer Glut1′in DHA taşıması ortaya çıkışı mutasyonlar ile kolayca açıklanamıyor olsa tasarım argümanı güçlemiş olacak ama DHA ile glukozun çok büyük yapısal benzerlikte olmaları bu noktada doğal, kör bir sürecin bilinçli bir tasarıma göre daha makul bir açıklama olarak ortaya çıkmasını sağlıyor.

    argüman vurgun; ”çok büyük yapısal benzerlikte olmaları..” bende homolojinin yaratılışcılık için bir handikap fakat tam tersine önden yüklemi evrim için ise bir zorunluluk hatta onu açıkça destekleyen bir çıktı olduğunu söylüyorum.(Hala yaratılışcı gibi davranılıyor bana çok ilginç!)

    Önden yüklemeli evrim hipotezi, evrimin zihinde önceden tasarlandığını ima eder. Örneğin, tasarım hedefleri sadece evrimi hesaba katmakla kalmaz, bu tasarım hedeflerini gerçekleştirmek için evrimi tasarım amacını gerçekleştirmeye yönelik bir ortak olarak işletir ve kullanır. Bu geleceği bugün yoluyla tasarlama girişimi, evrimden en azından üç şey beklememizi gerektirir;

    1. Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi.

    2. Evrim PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. Gereksiz Karmaşıklıktır.
    3. Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.

    Yukardaki açıklamanda bunla çelişen bir durum yok.Hatta bunu açıkça destekliyor.Benim söylediğim mantıksal çıkarımlada çelişen bir tarafı yok ama klasik Darwinici kalıplar içersinde algılamakta ısrar edilirse yani sadece öyle açıklanabileceği ön kabulüyle buşekilde anlaşılmasıda garip değil.

    Ve abduction’ ıda ;

    However, it can still be useful as a heuristic, especially when something is known about the likelihood of different causes…

    homoloji üzerinde kurdum zaten.Çim ezelden ıslakmış yani..bir tasarımın ileriyi görmesi ona göre içerikle donayılmış olması gibi görünüyor bana. Burda yapılan çıkarımsal yapıda bir uyumsuzluk bir hata hala göremiyorum.

    Nerede yanılıyor olabilirim…?

    Bu arada makalen hakkında yaptığım senle alakalı çıkarımları onaylamandan ötürü teşekkür ederim.Azda olsa birbirimizi tanıdığımızı ve neyi ifade edip kast ettiğimizi anlayıp anlamlandırabildiğimizi göstermiş oldun.

  2. fuatogl diyor ki:

    Merhaba Mustafa,
    birkac HY militanina takildim, tartismamiz biraz kesintiye ugradi – bu arada senin kiymetini bilememisiz gercekten…

    Son tartismamizda yazdigin yoruma bir cevabim olacak ama gec oldu simdi, bir dahaki yorumumda devam ederim.

    Ama ondan once sormak istedigim bir soru var (aslinda siz beni konu saptirmakla suclarken, yaklasik 7-8 yorum once sormustum ayni soruyu – son iki yorumunuzda acikca o noktaya degindiginiz icin aklimda halen).

    Bu mutasyonun işte birden sistemin içersinden kendi bozduğu sistemden çoook daha efektif bir mekanizmanın ortaya çıkmasını tetiklemesi ve sistemin çözümü kendi içersinden üretebilmesi bana bu çıkarımı yaptırıyor.

    Tasarim cikariminin kokenine yada yol acan mantiksal “rule” meselesine girmeyecegim simdi. Fakat bu tetikleme dediginiz seyi aciklayabilirmisiniz? Ne sekilde, hangi mekanizma, hangi etki ile bir tetikleme sæz konusu? Tetikleme tam olarak nasil gerceklesiyor yani?

  3. Bu sitede artık daha fazla yazı-yorumda bulunmak istemediğimi belirtmiştim.Fakat bu makale başlığı altında bir türlü tartışmayı nihayetlendiremedik.Aslında bakılırsa niye bir türlü nihayetlenedirilemediği hususuna, sizler ve yaratılışçılara arasında geçen tenis maçları bana ışık tutuyor.

    Buradaki yorumlaşmalarda kanımca en büyük çıkmaz, ispat odaları olarak kullanılan yorum alanları. Herkes kendi amentüsünü müdafayı kutsal bir bilgelik yada kutsal bir akide olarak bellemiş.İnsan zekası doğuştan tembel;sert,aceleci ve sahte tezatlardan hoşlanıyor.Tanrı-Şeytan,İyi-kötü.Yaratılış-Darwinizm..Galiba kategorize edilmiş düşünce kalıplarının faydası budalalıklarımıza kolaylık sağlamak..

    Burada hepimizi yaptığı, karşı tarafı sindirmek için her iki tarafta olanca çarpıtma ve karalamaları kelime çambazlıklarıyla sergilemekten öteye gidememktir..Özetle tarafların birbirinden yorumlaşma manasında temelde bir farkı yok.

    HY militanı olarak şuçlananlara karşı pekala sizlerde Darwin militanı olarak şuçlanabilirsiniz.Sonuçta benim için her iki tarafta uçları temsil ediyor.Biri ışığın yokluğundan oluşan bir körlüğe muzdarip, diğeri ışığın yoğunluğundan kamaşan bir körlükle yol alıyor.

    En önemli eksiklik ortak bir lügat/lisan eksikliği, bu çok açık şekilde gözlemleniyor.Eğitim sistemimizin omurgasızlığının manifestosuda diyebiliriz. Herkesin aynı kavramlardan kastettiği şeyler farklı yada yüklediği anlamlar kendi görüş ekseninin izin verdiği kadarıyla mümkün oluyor.DNA ve biyotik dil gibi evrensel kodları bile kendimize göre yorumlayabilmemiz çok üzücü.

    Temel teşhisim burada yorumlaşmanın herkesin kendi düşünce iklimini ya evrime yada dine ”kendince” SAVUNDURTUYOR olmasıdır. Bunun şüpheyle gerçeğe yaklaşmak konusundan uzaklığı aşikardır.

    Fuatogl aramızdaki tartışmaya gelince konunun özünü mutasyon mekanizması oluşturuyor.

    Makalede açıkca zararlı bir mutasyonun yarattığı kalıtımsal bir bozukluğun, yüksek taksonomik seviyede primatlar arasındaki homolog bağların işareti olduğu, kabul ediliyor.Bu sebeple ortak ata fikrini kuvvetlendiren ve delillendiren bir merkez düşünce ortaya koymakta.Bunda hemfikirim.Buraya kadar sanırım tartışmamızın herhangi bir uzlaşmaz noktası bulunmuyor.

    Şimdi mutasyon nedir? diye sorulduğunda burda birçok defa farklı açılardan cevap verdiğimizi düşünüyorum.Kısaca tekrarlamak gerekirse DNA’da özelleşmiş bilginin RNA tarafından kopyalanırken oluşan kopyalama hatalarına mutasyon diyoruz.

    Bu olgu yazıldığı kadar kolay oluşan bir durum da değildir.DNA kendi içinde ve dışında yazma hatalarına karşı oldukça gelişmiş savunma/düzeltme mekanizmalarına sahiptir.Çünkü DNA optimize edilmiş bir koddur.Bu sebeple kopyalama esnasında bile her 1000.000 kopyalamada bir hata yapar düzeltme mekanizmasıyla bu 10 milyar kopyalamada bire düşürülür.

    Zararlı mutasyonların optimizasyonu bozduğu gerçeğine karşı kod içeriğindeki özelleşmiş bilgiyi işbu çeşitli mekanizmalarla korunur.Birinci mekanizma kodonların sarmal yapısından kaynaklanan bir doğrulamadır. Birinin farklı nükleotidce sonlansa da, heliksde A ile T , G’lerde C ile eşleşir.Bir kopyalamada yanlış kısım genelde hemen görevli proteinlerce farkedilir ve kopyalama baştan başlar.Bunu atlatan mutasyonlarda ribosome (protein üretim fabrikası) girerken taşınan kod kontrolü sırasında bu yazıları yazarken backspace ile hatalı kısımları fark ettiğimde geri gidip silip düzeltme yapmama benzer bir mekanizmayla düzeltilir.

    Burada çıkarımımızın mutasyonların varlığı kaçınılmaz, üretkenlikleri çok sınırlı,(adaptasyondan ötesi kanıtlanamadı) nötrallikleri(etkisizliklerinin) oldukça fazla olduğudur.

    Fakat bu sistemlerden kaçan mutasyon evrim için gerekli olan hammadeyi sağlayan en önemli mekanizmalardan biridir.Mutasyonun gözlenebilen bir etki olmadan ortaya çıkması çok az gözlenen bir olgudur. Daha çok çevreden gelen kimyasal ya da fiziksel etkiler nedeniyle olur.Buda uyumu artırıcı olduğunda doğal seçilim tarafından seçilir.Yani o an işlevselse seçilebilir.O an rekabette üstünlük sağlıyorsa…Geleceğe dair oluşacak seçilim baskısı için biriktirilemez,meydana gelen değişimler çıktısı öngörülemez. Doğal seçilim miyoptur.

    Vikide şöyle bir ifade kullanılmış;Mutasyonda DNA’nın sentezlediği protein veya enzim bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir. Bir gen mutasyona uğradıktan sonra kararlı hale gelir ve tekrar eski haline dönmek için herhangi bir eğilim göstermez.

    Bu eğilimi göstermemesi genin katıtımsal olarak aktarımı ile sonuçlanır. Eğer zaralı bir türü ile yani halihazırdaki sistemin kararlılığını bozup, genom içi stabiliteye bir şekilde etki eden bir mutasyondan söz ediyorsak.Bunun aktarımı organizmaya normalde büyük handikaplar yaşatır.Çünkü kopyalama sırasında yada dış çevreden gelen bir ping sayesinde oluşan mutasyon uyumluluğu artırmayıp karasızlığı çoğaltmış ve kararlı hale gelip genom içerisine aktarılmıştır.Yani optimizasyonu bozmuştur.Bunu sistem iki şekilde def edebilir. Ya bu mutasyonun oluşturduğu bozukluk sistemin içersinden ”başka ” bir çözümle etkin bir şekilde giderilir yada oluşan bozukluk temel optimisazyona zarar vermediğinden,oluşturduğu kararsızlık ve zarar genomun dışarıdan sağlayacağı ekstra kaynakla giderilir.(Bu durumda normalden çok daha fazla C vitamini gereksinilmesi/alınması ihtiyacı manasına gelir.)

    Şimdi buradaki gözlemimiz mutasyonun açıkca zararlı olduğu ve kararlı bir şekilde aktarıldığıdır.Buda normalde diğer memelilerin gerçekleştirebildiği sentezlemeden, bizim ve bazı diğer yüksek taksonomideki memelilerin mahrum kalmasıyla sonuçlanmıştır. Bir önceki yorumda verdiğim linkte bu zararın nelere yol açtığı ve sistem için olası manasını yeterince verdiğimi düşünüyorum. Peki sistem buna nasıl cevap vermiştir…?

    Çözümü kendi içersinden devşirmiştir. Mutasyon gen havuzuna seçilim baskısıyla bir çözüm eklemeyi bırakalım açık bir zarar meydana getirmiştir.Sistemin genel kararlılığını etkileyebilecek önemli bir zarar.Bunun etkilerinden sitem nasıl korunmuştur..? Da Vinci’nin açıklamasıyla anlatalım;

    İlk olarak C vitamini sentezleyememe durumu ortaya çıktıktan sonra Glut1′in DHA’yı verimli bir şekilde taşıyabilme özelliği belirgin bir avantaj sağlayacaktır ve popülasyon içinde kısa sürede baskın hale gelecektir.

    Böylede olmuştur.Fakat burada dikkat edilmesi gereken şudur. Glut1 DHA’yi daha verimli taşıyabilmesini sağlayan nedir? Kendi asli görevininin dışında başka bir görev için görevlendirilebilecek potansiyelde oluşmuş olmasının izahı nedir?En başından niçin bu gibi bir özellikle meydana gelmiş olabilir?

    Cevap homolog yapıların sağladığı tasarımsal iskelettir.Açıklama 1’dede belirttiğim gibi homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi. Bir yerlerde açılmak (unpack) için bekleyen özelleşmiş bilgi zamanı ve yeri geldiğinde çevreden gelen değişime cevap veriyor. Etkin bir sistem daha etkin bir sisteme yerini bırakırken önceki versiyona olan benzerliği ile geçmişe , verimliliği ile geleceğe hitap ediyor.

    Tetiklenme mevzusunu ping olarak ele alabiliriz.Mutasyonların kendileri ”genelde” çevreden gelen ping ile oluşan kopyalama hatalarıdır. Bu makalede ise mutasyon kendisi genom için bir ping vazifesi görmüştür.Ondan cevap alırken ona zarar vermiş,sistemin kararlılığını etkilemiş ve bozmuş,sistem içine giren bu bozuk kodu karantinaya almış(ilerisi için bir iz delil olarak saklamış) onun bozduğu mekanizma yerine önceki mekanizmaya çok benzeyen ama omekanizmanın dışında bir sistemden gelen benzer bir mekanizmayı kullanarak daha etkin bir çözüme ulaşmıştır.Bu zaralı mutasyon oluşmasaydı ve etkisi bu denli büyük olmasaydı.Glut1 sergilediği bu ek özellik ortaya çıkmayacaktı.Tetikleme mevzunun açıklaması kısaca budur.

    Detaya inersek, bir önceki sistem niçin bu zararlı mutasyon sonucu ortaya çıkmak zorunda kalan (tetiklenen) bir şekilde önceki sistemden yüzlerce kat daha etkin bir işlev sergileyebilmektedir.Demek ki, bu kutlu kaza optimize olmuş kodun içersinden, daha optimize bir yapının oluşmasını sağlayacak kadar etkin bir oluşum sergilemiş. Bu oluşumda memeliler arasında nedense daha yüksek taksonomik özelleşme göstermiş primatlar ve bazı memelilerde (meyve yarasası) oluşmuş.Yani vitaminin oynadığı kritik rollerin daha etkin bir şekilde kullanılmasının ilerde daha çok gerekli olacağı muhakkak olan genomlarda bu gerçekleşmiş.

    ”PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. Gereksiz Karmaşıklıktır.”

    Sanırım burada sergilenende böyle bir karmaşıklıktır. Sistem içersinde zamanı geldiğinde zararlı mutasyonun tetiklemesi üst düzey bir karmaşıklığı ortaya çıkarmıştır. Kırmızı kan hücrelerinde kendi asli görevini sergilerken birden oluşan kararsızlığa cevap olarak eski sistemden çok daha etkin bir yapı meydana getiriyor.Yani aslında ”normalde” stabil durumda gerekli olmayan bir karmşıklığı olduğu ortaya çıkıyor. Bunu homolog yapısına borçlu olduğu aşikar fakat niçin bu denli efektif bir sistem bir zararlı mutasyonca ortaya çıkarılıyor ve nasıl oluyorda sistem böyle bir yedekleme (back-up) ile sistemin kararlılığını sürdürmeyi başarabiliyor.Hemde halihazırda hiçbir değişiklik ortaya koymadan, bozulmuş görevin bir başka yapı tarafından olanca etkinlikle üstlenilmesiyle.

    Bu tip bir sitemsel işleyiş ancak bir tasarımın ürünü olabilir.Çünkü tasarımcılar gelecekteki olası tehlike/aksaklık/zarar/felaketlere karşı en başından ne derece büyük önlemler alırlarsa ,tasarımların işleyişi o derece kesintiye uğramaz. Oluşabilecek zararlı etkiler en aza indirgenir yada ortaya çıkmadan def edilir.Burada def edilmekle kalınılmıyor üstüne üstlük daha etkin bir yapı göreve geliyor.

    Tasarımcılar ilerisini hesaba katarak iş yapmak zorundadırlar.Daha geniş anlatımla açıklamaya çalışırsam.Bir makalemde şu örneği vermiştim;

    Tasarımda en başından yapı içersinde esnek ve geri dönüşümlü malzeme kullanılmıştır. Gerektiğinde yeni eklemeler yapılabilmesi için binanın temeldeki statik direnci en başında ihtiyaç duyulandan çok daha yüksek tutulmuştur.olası Depremlerde buna keza dikkate alınmıştır.

    İç yapıda modüler bir tasarıma sahip çok işlevsel mobilyalarla dekore edilmiştir.Böylelikle şans ve raslantısallık belirli sınırlar içersinde üretken olabilir ve yine yapım aşaması için gerekli olan çözümleri ”var olan bilgi yapısından” üretebilir. Diyelim ki gökdelenin camları öyle bir özellik içersin ki bunların ısı tutma kabiliyeti hem içersini sıcaktan korusun hemde bu tutulan ısı yönlendirilerek elektrik enejisine çevrilsin ve binanın soğutulmasında tutun elektirik gerekli her bölgesinde kullanılsın .Böylelikle hem zaman içersinde gerekli olan değişim ve ihtiyaç giderme gerçekleştirilir , hem de stabilite muhafaza edilir. Var olan tasarım fazla değiştirilmeden yeni çözümler elde edilmiş olur.

    C vitamini örneği kısaca bir yıkımın ardından sistemin daha etkin çalışmaya başlamasıdır.

    İşte burada da 3. maddedeki açıklamamız devreye giriyor;

    Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik (Produced or caused by living organisms) özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti.

    Bu sebeplede yaptığım tasarım çıkarımı önden yüklemeli evrimle ilişkilidir.Mantık yürütmem bu şekilde olmuştur ve makalede var olan şemayla uyumludur.İtirazlarınız bu anlattığım yapı üzerinden gerçekleşirse memnun olurum.Umarım belirli bir lugat birliği sağlanır.Fikirlerimizi birbirimize kabul ettirmekten çok olası yanılgılarımızı birbirimize göstermemiz ve ispat etmemiz daha sağlıklı olacaktır.

  4. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa: argüman vurgun; ”çok büyük yapısal benzerlikte olmaları..” bende homolojinin yaratılışcılık için bir handikap fakat tam tersine önden yüklemi evrim için ise bir zorunluluk hatta onu açıkça destekleyen bir çıktı olduğunu söylüyorum.(Hala yaratılışcı gibi davranılıyor bana çok ilginç!)

    Önden yüklemeli evrim hipotezi, evrimin zihinde önceden tasarlandığını ima eder. Örneğin, tasarım hedefleri sadece evrimi hesaba katmakla kalmaz, bu tasarım hedeflerini gerçekleştirmek için evrimi tasarım amacını gerçekleştirmeye yönelik bir ortak olarak işletir ve kullanır. Bu geleceği bugün yoluyla tasarlama girişimi, evrimden en azından üç şey beklememizi gerektirir;

    1. Evrim büyük bir benzeşim (homoloji) sergileyecekti. Bunun nedeni homoloji bizlere tasarımı geçmişten bugüne bağlamaya izin verir. Bu eski tasarımlar oldukça uzun zamandır vardılar ve evrim bunların çevresinde şekillendi.

    2. Evrim PREPA (the present explains the past) yani bugünün geçmişi açıklamasını ortaya koyacaktı. PREPA eski atalarımızın alışılmadık ya da tuhaf özelliklerinin bugünün içeriğinden bakıldığında daha anlamlı hale gelmesini sağlayan öngörü ipuçlarıdır. PREPA’yı potansiyel olarak somutlaştıran ve sonuç veren genel kavram. Gereksiz Karmaşıklıktır.
    3. Evrim belirgin bir şekilde gerçek biyotik özelliklerce yürütülecekti. Mademki tasarımın kendisi biyotik olacaktı, öyleyse evrimde biyolojik bir sürece benzeyecekti, böylece tasarım bu tip bir evrimle daha çok ilişkilendirilebilecekti. Bir başka deyişle, eğer evrim tamamen çevredeki yıkıcı süreçlerin zeminine karşı daha büyük uyum sağlıyor diye oluşmakta olan rastlantısal olayların bir işlevi olsaydı, geleceği bugünden tasarlama kabiliyetini evrimsel kirlilik tarafından süratle önlenecekti. Fakat evrim için güçlü ve temel bir birleşen varsa, tasarımlar bu evrimsel kirliliğe (noise) karşı korunur.

    Yukardaki açıklamanda bunla çelişen bir durum yok.Hatta bunu açıkça destekliyor.Benim söylediğim mantıksal çıkarımlada çelişen bir tarafı yok ama klasik Darwinici kalıplar içersinde algılamakta ısrar edilirse yani sadece öyle açıklanabileceği ön kabulüyle buşekilde anlaşılmasıda garip değil.

    Çok büyük yapısal benzerlikte olmaları önemli çünkü senin de belirttiğin gibi seninle tartıştığımız şey evrimin nasıl olduğu. Seninle evrim oldu mu olmadı mı diye tartışmıyorum. Evrim nasıl ve neden olduğunu tartışıyoruz. Bildiğimiz gibi mutasyonlar kendiliğinden ve rastgele oluşurlar. DHA ve glukozun çok büyük yapısal benzerlik içermeleri, evrimin bilinçli bir ön tasarımından gelen yönlendirmeyle değil, kör bir sürecin eseri olduğu durumda daha fazla beklenen birşeydir. Bu nedenle bu durum önden yüklemeli evrimden daha çok tamamen naturalist evrimi desteklemektedir. Burada önden yüklemeyi, hiçbir aşamasından bilinçli bir müdahelenin olmadığı naturalist bir evrim sürecine göre daha makul kılan bir durum göremiyorum.

  5. Ben detaylı olarak nedenselleştirdim çıkarımımı. Bundan daha fazla detaya inemem.Bu noktada açıklamama katılmamanın nedeni bence daha çok öyle olmuş olmasını istemem.Zaten senden bekleilen tarzda bir cevap verememişsin. Ben bahsettiğin sürecin yukarıda anlattığım şekilde Darwinizmden daha çok bekleneceği kanaatinde değilim.Hatta bunu bir naif dilek/istek olarak görüyorum. Kör sürecin ileriye dönük optimisazyona neden olması bunu birde doğal seçilim kullanmadan ortaya çıkarmasını kabul ediyorsan elden birşey gelmez.Çıkarımlar yapanın kendini bağlar.Bu cevabın seni tatmin ettiyse sorun yok Da Vinci…

    Sanırım daha fazla tartışarakta varılabilecek bir nokta kalmadı…

  6. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa,

    İleriye dönük optimizasyon da nerden çıktı? Homolojinin rastgele mutasyonlar ve bilincin dahil olmadığı süreçler için ne kadar kuvvetli bir gösterge olduğunu idrak edememiş gibi gözüküyorsun Mustafa. Eğer DHA ile glukoz çok benzer yapıda olmasaydı ve glukoz taşıyıcısı her nasılsa etkin bir DHA taşıyıcısına dönüşüyor olsaydı bu işte bir gariplik olurdu. Örneğin böyle bir durum önden yükleme argümanını daha fazla desteklerdi. Glukoz taşıyıcısının DHA taşıyıcısına bilincin hiçbir aşamada dahil edilmediği bir süreçte dönüşmesi makul bir açıklama olmazdı ve bu durum DHA’yla ilgili bilginin önceden gerekli yerlere yüklenmiş olduğu ve gerektiğinde kullanıldığı türünden bir argümanı naturalist evrim görüşüne göre çok daha fazla desteklerdi. Mevcut durum ise naturalist evrimi, önden yüklemeli evrime göre daha fazla desteklemektedir.

    Görüşlerimi daha net nasıl anlatabilirim bilmiyorum Mustafa.

    Bu arada sana evrim görüşünle ilgili birşey sormak istiyorum. Önemli bir nokta olduğunu düşündüğüm için soruyorum. Rastgele mutasyon kavramı hakkında ne düşünüyorsun? Önden yüklemeli evrim görüşünde bildiğim kadarıyla evrim sürecine tasarımcının direk müdahelesi olmuyor. Yani tasarım sürecinden sonra evrim kendi başına, dış müdahele olmaksızın, doğal bir şekilde işliyor. Sen de bu görüşe katılıyor musun? Yoksa bilinçli direk müdahelelerin olduğunu mu savunuyorsun?

  7. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa,

    Kullandığını söylediğin mantıkla ilgili sana bir yazı buldum: Abductive Design Arguments

    Sakin kafayla bir gözatmanı tavsiye ederim. Bayes teoremini kullanarak tasarımın daha olası bir açıklama olduğunu göstermeye çalışabilirsin örneğin. Evrendeki “İnce Ayar” Üzerine Düşünceler başlıklı yazının yorum kısmında Bayes teoremine değinmiş ve üzerinde tartışmıştık biraz. Oraya da gözatmak isteyebilirsin.

  8. […] akrabalığı ve ortak atadan türeme üzerine yazdıklarına değindiğim bir yazıma buradan […]

  9. Sapiens diyor ki:

    Sayın Da Vinci,

    pseudogene kelimesini “sözde gen” olarak tercüme ettiğinizi görüyorum. Bu durumda sözde ermeni soykırımı gibi bir anlam çıkıyor. Yani genler sözde varmış gibi.

    Wikipedia’daki tanımına bakınca, junk genler gibi bir anlam çıkıyor.

    Pseudogenes are defunct relatives of known genes that have lost their protein-coding ability or are otherwise no longer expressed in the cell.

    Saygılar…

  10. Da Vinci diyor ki:

    Sayın Sapiens,

    “Pseudo” kelimesi sahte, yalancı anlamına gelir. “Sahte gen” de denebilir ama ben “sözde gen”i tercih ediyorum. İlk bakıldığında bir gen gibi gözükürler ama içerdikleri hatalı dizilim nedeniyle protein üretemezler.

    Douglas Futuyma’nın Evolution‘ının Türkçe çevirisi olan Evrim‘de “sözdegen” olarak geçiyor bu kavram.

    Belki tam karşılığı değil ama Türkçe’ye bu şekilde geçmiş gibi gözüküyor bu kavram.

  11. Anonim diyor ki:

    […] […]

  12. Hüdai ÇAKMAK diyor ki:

    İnsan ve primatlar arasındaki benzerliklerin her iki canlı türünün aynı atadan evrimleştiklerinin nasıl kanıtı olabilir?

    Böyle bir iddiayı ancak evrimi taassup dercesinde inanan bir evrimci iddia ve kabul edebilir.

    Dünyamızda yaşamış ve yaşayan tüm canlılar aynı hamurdan (yüzdört elementin 84 tanesinden ve bunların bileşiklerinden) varedilmişlerdir.

    Tüm evrende bu maddelerden oluşmuştur.

    Diğer ifade ile dünyamızdaki tüm canlılarla eğer varsa güneş sistemi dışı canlılarda aynı maddelerden var olacaklardır.

    Aynı maddelerden var olduk diye evren dışı canlılarla aynı atadan mı türemiş sayılacağız?

    Pimatlardan bir kısmıyla genetik benzerliğimiz aynı atadan evrimleştiğimiz nasıl kanıtı olabilir?

    Genetik yönden benzeştiğimiz diğer canlılarla (örneğin nematod solucanlarıyla) uzaktan da olsa akraba mı olacağız?

    Güldürmeyin insanları.

  13. Da Vinci diyor ki:

    @Hüdai

    Burda verdiğim kitapların kopyalanması örneğini (ve devamında selcuk’la olan tartışmamda yazdıklarımı) incelersen ve kitaplar ile DNA arasındaki bağlantıyı kurabilirsen bu benzerliklerin neden ortak atadan türemeyi desteklediğini anlayabilirsin.

Leave a Reply