BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrim Teorisi bilimsel ve geçerli bir teori değil midir?

[Bu yazı www.turandursun.com sitesinde yayımlanmıştır. ]

(…)

İlk olarak Harun Yahya’nın “20 Soruda Evrim Teorisi’nin Çöküşü” adlı kitabından başlamayı düşünüyorum. Bu ayki yazımda 20 sorunun ilki olan “Evrim Teorisi neden bilimsel ve geçerli bir teori değildir?” başlıklı bölümü inceleyeceğim:

Evrim Teorisi yeryüzündeki canlılığın tesadüfler sonucunda, doğal şartlarla kendiliğinden meydana geldiğini savunur. Bu teori bilimsel bir kanun, ispatlanmış bir gerçek değil bilimsellik kisvesi altında toplumlara empoze edilmeye çalışılan Materyalist bir dünya görüşüdür. Modern bilim tarafından her alanda yalanlanan bu teorinin en büyük dayanakları ise birtakım hile, sahtekarlık, çarpıtma, aldatmaca ve göz boyamalardan oluşan telkin ve propaganda yöntemleridir.

Buradan anlaşılan ilk şey Harun Yahya’nın Evrim Teorisi’nin neyle ilgili olduğunu, neleri açıklamaya çalışan bir teori olduğunu bilmediğidir. Evrim Teorisi’nin yaşamın nasıl başladığını açıkladığını sanıyor. Belli ki yaşamın kökeninin farklı bir dal ve araştırma konusu olduğunun farkında bile değil. (Yaşamın kökeniyle ilgili tezler, hipotezler ve modeller için bakınız: Abiyogenez) Yaşamın doğaüstü bir dış müdahele olmadan doğal koşullarla kendiliğinden oluşması anlamına gelen abiyogenezin, evrim teorisiyle olan ilişkisine dair Laurence A. Moran’ın Evrim ve Abiogenez başlıklı makalesini okumanızı önerebilirim.

Evrim Teorisi bugün dünya üzerinde görmekte olduğumuz canlılığın çeşitliliğini açıklamaya çalışır; kökenini değil. ABD’li biyolog Douglas J. Futuyma 2008 yılında Türkçe’ye “Evrim” adıyla çevrilen ve Palme Yayınevi’nden çıkan kitabında Darwin’in Evrim Kuramı alt başlıklı bölümde şöyle demektedir: “Türlerin kökeni iki büyük sava sahiptir: Birincisi Darwin’in değişerek türeme kuramıdır. Bu kuram tüm türlerin -bugün yaşayanlar ya da ortadan kalkmışlar dahil- kesintisiz olarak bir ya da birkaç ilk yaşam formundan köken aldığını söyler.” (Douglas J. Futuyma, Evrim, s. 7)

Görüldüğü gibi Darwin türlerin kökenini bir veya birkaç ilk yaşam formuna dayandırmıştır. Geçmişte yaşamış olan ve bugün yaşamakta olan türlerin kökenini ilk canlılara dayandırarak ‘evrim’ ile açıklamaya çalışmaktadır. Yani başka bir deyişle yaşamın varlığını kabul etmektedir. Evrim Teorisi yaşamın değil farklı türlerin nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır. Zaten teoriyle az-çok ilgilenen herkes evrimin mekanizmalarının yaşamın kökenini açıklamakla ilgisi olmadığını, türleşmenin nasıl gerçekleştiğini açıklamaya çalıştığını bilir. (Bu konuda ayrıntılı bilgi için Evrimsel Biyolojiye Giriş başlıklı makaleyi okuyabilirsiniz.)

Paragrafın devamı ise başlangıcından da beter. Evrim Teorisi’nin ‘bilimsellikle ilgisi olmayan; Materyalist, Ateist, Komünist, Marksist, Leninist, Stalinist, Maoist… (aklınıza başka ne geliyorsa ekleyebilirsiniz) bir komplo teorisinin parçası olduğu’ türünden garip bir iddia ile dini duyarlılığı olan okuyucuların aklı çelinmeye çalışılıyor. Evrim teorisinin dayanaklarının çarpıtma ve sahtekarlıklar olduğu gibi akıllara zarar bir iddia ortaya atılıyor. Yıllardır bu tartışmaları takip eden biri olarak bunların (çarpıtma, manipülasyon, dezenformasyon, kandırma, aldatma, vb..) genel olarak yaratılışçıların yegâne ve değişmez taktikleri olduğunu sayısız kere gözlemlemişimdir. Zaten Harun Yahya’nın bu tip bir iddiada bulunuyor olması da yine bu tip bir taktiğin parçası olarak mevcut durumu gayet net bir şekilde açıklıyor.

Buradaki temel iddia olan Evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünü temsil ettiği” iddiası o kadar temelsiz ve kolaylıkla çürütülebilir ki bir insan nasıl olup da böyle temelsiz iddialarda bulunabiliyor anlamak mümkün değil… Harun Yahya’nın iddiasına göre Evrim teorisinin ne olduğunu bilen, anlayan ve bu teorinin doğruluğunu kabul eden birisinin materyalist olması gerekir. Peki durum böyle mi? Gerçekten de teoriyi kabul edenler içinde örneğin hiç teist veya deist yok mu? Elbette var. Örneğin akıllı tasarım ve yaratılışçılığa son yıllarda en şiddetli şekilde karşı çıkan ve evrimi savunan Kenneth R. Miller bir Katoliktir. Yine yaratılışçılık ve akıllı tasarıma karşı çıkan ve evrimi savunan Francisco J. Ayala ise bir deisttir; yani tanrının varlığına inanmaktadır. Evrimsel biyoloji’nin 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinen biri olan Theodosius Dobzhansky kendisini Ortodoks Hristiyan olarak tanımlıyordu. Aynı şekilde yine evrimsel biyolojinin en önemli isimlerinden biri olan Ronald Fisher da bir Hristiyandı. 2000-2008 Yılları arasında İnsan Genomu Projesi’nde direktör olarak çalışmış olan Francis Collins akıllı tasarım ve yaratılışçılığa karşı çıkarak evrimi (tüm canlıların ortak bir atadan türediğine ilişkin kanıtların ezici olduğunu ve evrimin Tanrı’nın yaratılış için kullandığı bir şema olduğunu söylemektedir) savunmaktadır; kendisi bir Hristiyandır. Bunlar gibi birçok örnek bulunabilir ama sanırım en meşhur olanlar bunlardır. Heralde bu bilim insanlarının evrimle ilgili bilgilerini sorgulamak bize düşmez. Şüphesiz ki Harun Yahya’nın evrimle ilgili bildiğinden çok daha fazlasını biliyorlar.

Peki Harun Yahya’nın evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünün eseri” olduğu yönündeki iddiası doğruysa nasıl oluyor da bu adamlar hem evrimin doğruluğunu kabul edip hem de tanrıya inanabiliyor? Nasıl oluyor da Materyalist bir görüşün eserini inançları ile bağdaştırabiliyorlar? Acaba bu adamlar çok mu akılsızlar? Yoksa Harun Yahya’nın bu argümanı, inançlı insanların dini duygularını kullanarak onları ‘evrim karşıtı’ bir tavır almaya yöneltme amaçlı bir taktikten mi ibaret?

Yeri gelmişken Charles Darwin’den de bir alıntı ile bu konuya katkıda bulunmak faydalı olacaktır. Darwin 3 Mayıs 1879 tarihinde John Fordyce’e gönderdiği mektupta “Bir kişinin hem ateşli bir Teist hem de bir evrimci olabileceğinden şüphe edilmesi bana absürt geliyor.” diyor. Bu arada 12000 civarında Amerikalı din adamının imzaladığı; evrimin temel bilimsel bir gerçek olduğu, bu gerçeğin reddedilmesinin ve “sıradan bir teori” denilerek küçüksenmesinin bilinçli olarak cehaletin benimsenmesi ve bu cehaletin yeni nesillere aktarılması olduğunun ifade edildiği; okullardaki bilim derslerinde evrim teorisinin, insanlığın bilgi birikiminin temel bir parçası olarak öğretilmesinin savunulduğu mektuptan da bahsetmeden geçmiş olmayayım.

Ne paragrafmış ama! Maalesef bu kadar şeye rağmen işimiz bitmedi. Belki de en önemli kısıma henüz hiç dokunmadık. “Bu teori bilimsel bir kanun, ispatlanmış bir gerçek değil…” diyordu Harun Yahya Evrim Teorisi için. Evrimin teori mi, kanun mu, hipotez mi yoksa bir gerçek mi olduğu konusunda Douglas Futuyma’nın Evrim’inden ilgili bölüme bakalım:

Bilimde, hipotez, doğru olabilecek bir olayın, bilgiye dayanan bir kestirimi ya da açıklamasıdır. Bir hipotezin başlangıçta desteği zayıf olabilir, fakat geçerli bir gerçek olma noktasına dek destek görmeye devam edebilir. Copernicus (Kopernik) için yerin güneş etrafında dönüşünün desteği zayıftı; daha sonra çok destek görmüş bir hipotez olduğu için onu bir gerçek olarak kabul ederiz. Pekçok felsefeci (ve bilimciler), mutlak kesinlikle ilgili hiçbirşey bilmediklerini düşünürler. Biz ise, çok fazla kanıtla destek gören hipotezlere gerçek adını vermekteyiz.

Günlük kullanımı ile “kuram” desteksiz ve dayanaksız bir kestirimdir. Bir çok sözcük gibi, bu terimin de bilimdeki anlamı farklıdır. Bir bilimsel kuram, çeşitli gözlemleri açıklayan, akıl yürütme ve kanıtlara dayanan, olgun, birbiri ile tutarlı bağlantılı söylemlerdir. (…) Böylece atom kuramı, kuantum kuramı, levha tektoniği kuramı, çok çeşitli olay ve olguları açıklayan, kanıtlarla güçlü biçimde desteklenen birbiri ile ilişkili düşüncelerin ayrıntılı bir düzenidir.

Bu tanımlamalara göre evrim bir gerçektir. Fakat evrim gerçeğini açıklayan evrim kuramıdır.

Türlerin Kökeni’nde Darwin aslında iki ana hipotez ileri sürdü: Canlılar, ortak atadan değişerek türemişlerdir. Ve değişimin asıl nedenikalıtsal çeşitlilik üzerinde işleyen doğal seçilimdir. Değişerek türeme için Darwin bol bol kanıt sağladı. Darwin’den bugüne dek taşılbilim, türlerin coğrafi dağılımı, karşılatırmalı anatomi, embriyoloji, genetik, biyokimya ve moleküler biyolojiden elde edilen yüzlerce/binlerce gözlem ile bu hipotez doğrulandı. Böylece ortak atadan değişerek türeme hipotezi, uzun süredir bilimsel bir gerçek durumundadır.

Değişimin nasıl ortaya çıktığının ve atalardan nasıl çok çeşitli yavru döllerinin doğduğunun açıklaması evrim kuramının özünü oluşturur. Şimdi Darwin’in kalıtsal çeşitliliğin üzerinde işleyen doğal seçilim hipotezinin doğru olduğunu biliyoruzi fakat ayrıca evrimin, Darwin’in farkına vardığından daha çok nedeni olduğunu da biliyoruz. Ayrıca doğal seçilim ve kalıtsal çeşitliliğin Darwin’in varsaydığından daha karmaşık olduğunu da biliyoruz. Evrimin nedenleri üzerine bir düşünceler sistemi, mutasyon, yeniden bileşim, gen alış-verişi, yalıtım, rastgele genetik sürüklenme, doğal seçilimin birçok biçimi ve diğer etmenler bizim güncel evrim kuramı anlayışımızı ya da “evrim kuramı”nı oluşturur. Evrim kuramı, bilimdeki tüm kuramlar gibi henüz tamamlanmamıştır, çünkü evrimin tüm nedenlerini henüz bilmiyoruz, hatta bazı ayrıntıların sonradan yanlış olduğu anlaşılabilir. Fakat kuramın temel ilkeleri iyice desteklenmektedir ve biyologların çoğunluğu bunları güvenle kabul eder. (Douglas J. Futuyma, Evrim, s. 13-14)

Alıntı biraz uzun oldu farkındayım ama Harun Yahya’nın “sadece bir teori” yaklaşımının ne kadar komik ve bilimsel temelden yoksun olduğunu göstermesi açısından her cümlesinin çok önemli olduğunu düşündüğüm için bölmek istemedim. (Buna ek olarak ünlü paleontolog ve evrimsel biyolog Stephen Jay Gould’un Evolution as Fact and Theory yani “Gerçek ve Teori olarak Evrim” başlıklı makalesini ve evrimsel biyolog T. Ryan Gregory’nin Evolution as Fact, Theory, and Path yani “Gerçek, Teori ve Yol olarak Evrim“ (burada yol ile canlı türlerinin geçtiği tarihsel yol kastediliyor) başlıklı makalesini okumanızı ve bilimsel açıdan olaya nasıl bakıldığını daha ayrıntılı bir şekilde görmenizi önerebilirim.)

Yazılan herşeyi tek tek incelemenin mümkün olmadığı açık bir şekilde gözüküyor. Bir paragraftaki yanlışlara işaret edip, bunların doğrularını açıklamak bu kadar sürdüğüne göre maddenin tamamını bu şekilde incelemek ufak çaplı bir kitapçık yazmayı bile gerektirebilir. Bu nedenle yazılan herşeyin üzerinden geçmeyeceğim ki zaten maddenin devamını okursanız büyük bölümünün, ilk paragrafta yazılanların ağızda evelenip gevelenmesi ve ufak tefek değişikliklerle tekrardan pişirilip önümüze serilmesinden ibaret olduğunu göreceksiniz. Ama arada dikkatimi çeken ve okurken neredeyse koltuğumdan düşmeme neden olan bir bölümü paylaşmadan geçmek istemiyorum. Bakın Harun Yahya evrimciler hakkında neler diyor: “Evrimcilerin desteksiz varsayımlar, taraflı-gerçek dışı yorumlar, çarpıtmalar, aldatmacalar, hayali çizimler, psikolojik telkin yöntemleri, sayısız sahtekarlık ve göz boyama tekniklerinden başka bir dayanakları yoktur.”

Bu cümleyi tek bir değişiklik ile doğru hale getirmek mümkün. “Evrimcilerin” kelimesini “Yaratılışçıların” ile değiştirdiğimizde günümüz evrim-yaratılış tartışmalarındaki yaratılışçı kanadın takındığı tavrı gayet isabetli bir şekilde tarif etmiş oluruz.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 15389, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

37 Comments

  1. Evangelism diyor ki:

    Bu tip dusunceler/soylemler/iddialar zaten temelde 150 yillik fanatik Evrim karsiti Evanjelik Hiristiyanlarin ilkin ve uzun zamandir Amerikada ortaya atmis olduklari dusuncelerin/soylemlerin/iddialarin bariz bir cevirisi mahiyetinde olup bunlarin asillarinin asagidaki –Amerika ve Dunya capinda en populer– bircok Evanjelik Hiristiyan siteler tarafindan en az 150 yildir Amerikada nasil verildigini/islendigini acikca musahede edebiliyor olmaliyiz herhalde aslen:
    (Isin enteresan tarafi bu fanatik anti-evrimci Evanjelik hiristiyanlar, ayni zamanda yakin tarihte Musluman cografyayi Bush liderliginde isgal edip kan golune ceviren cogunlukla fanatik anti-Islamci Evanjelik hiristiyanlar olmuslardir/olmaktadirlar halen)

    http://www.apologeticspress.org/

    http://www.users.bigpond.com/rdoolan/tyrants.html

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    http://bibleprobe.com/creationism.htm

    http://www.answersingenesis.org/articles/ee

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    ve daha nicelerinde…
    Ancak tum bu tip fanatik Evanjelik sarlatanlarin tum bu cabalarina ve negatif propagandalarina ragmen (ozellikle Evrimi yikip boylece insanlarin bir anda ve her turlu evrimden ari olarak ilkin ve hemen mukemmel bir “Tanri Suretinde” yaratildiklarini (Tekvin 1/27) ve Isanin da buna binaen bu Tanri Suretindeki insanlardan gelme mukemmel bir “Tanri Tecellisi” oldugu (Yuhanna 1/1-14)
    fikirlerini/yorumlarini mutlak hakim kilabilmek amaciyla herhalde aslen)

    lutfen, bu linkteki ozellikle 5. maddeye dikkat edin:
    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c015.html

    buna ragmen son zamanlarda yapilan ciddi anketlerde yine de Amerikadaki Teist insanlar arasinda Evrimi temelde Tanrinin “yaratis plani” olarak gorebilen –onlara nispetle cok daha barisci/insancil/medeni/demokrat– Teist karakterli Amerikalilarin orani %38ler civarinda cikmis olmalidir. Bunlar ve Evrimi temelde sadece Doganin “olusum plani” olarak gorebilen %13 civarinda Ateist/Agnostik karakterli Amerikalilar bu kez bu diger Fanatik anti-Evrimci ve Somurgeci Bushu ve Cumhuriyetcileri –daha once 11 Eylul olaylarini bahane ederek epeyce oy calabilmis olan– bu kez son secimlerde beraberce iktidardan uzaklastirabilen temel etmen olabilmislerdir aslen, sanirim.

  2. Evangelism diyor ki:

    Burada yukarida da linkini verdigim su populer Amerikan Evanjelik sitede

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    en son paragrafi turkceye cevirerek, bu Evanjelik Hiristiyanlarin Amerika ve Dunya capinda uzun zamanlardir nasil yogun Dini-Politik bir propaganda yuruttuklerini, ve ozellikle boylece Amerikadaki –Bilimin, Big bangin, Evrimin vs. aslen ne oldugunu pek anlayamayan– genelde egitim seviyesi dusuk Hiristiyanlarin dini duygularini somurerek ve boylelikle akillarini/oylarini/paralarini celerek ve calarak Evanjelik acendalarini (ozellikle Cumhuriyetci/Bushcu parti ve ideoloji altinda) nasil iktidara getirebildiklerini, ve belki de tekrar (cok daha kuvvetli bir tarzda) yakinda yine getirebilecekleri tehlikesini bir miktar daha iyi anlayabilmemiz ve bu tip olaylara karsi hep beraber biraz daha bilincli/uyanik kalabilmemiz acisindan, umarim.

    ———-
    Iste, bu Evanjelik sitede deniliyor ki:
    Yeni Dunya Duzeni var olmaktadir, ve son birkac yuzyildan beri sonuca dogru ulasmaktadir. Seytan Darwinizmi ve kufur psikolojisini Komunizm ve Nazizm ideolojilerini atesleyebilmek icin kullanmaktadir. (Amerikadaki) modern egitim sistemi bugun Ateist, Komunist ve Evrimci felsefelerden dogarak kurulmustur, hepsi Kuresel Tanritanimaz bir Polis Devletine, yani Yeni Dunya Duzenine olanak saglayabilmek icin. (*Burada elbette bugun iktidarda olan Demokratlari/Obamayi da bunun bir parcasi olarak ima ettikleri bariz olmali…)
    Bundan dolayi Evrim gercekte SeytanEvrimdir! O insanlarin ruhlarindan Tanri inancini cekip almakta, ve insanlari Tanriyi dislayan ahlaksiz bir toplumda gunah islemeleri icin kiskirtmaktadir. Evrim uydurulmus YALANLARDAN baska bir sey degildir, onlarin inancsiz akillarini korlestirmek icin ustaca duzenlenmis olan, ta ki simdi o “Tanrinin Tecellisi” olan MESIHIN yuce Incilinin isigi onlarin uzerini aydinlatmasin! (Incil, 2. Korintoslular 4/4)
    ———-

    (Not: Elbette bu evanjelik hiristiyanlar bir onceki yazida bahsettigim
    Evrimi temelde Tanrinin “yaratis plani” olarak gorebilen diger –onlara gore– cok daha mutevazi/barisci/demokrat olabilen Teist insanlari asla ve hicbir zaman gercek Hiristiyanlar olarak gormediler/gormezler; onlari yok sayar olmalidirlar mumkun mertebe…)

    Ve yine yukarida da linkini verdigim bu populer Evanjelik sitede bu kez

    http://bibleprobe.com/freemasonry.htm

    yukaridaki tum fanatik Anti Evrimci propagandaya simdi FreeMasonluk da dahil edilerek boylece sonucta Evrim Kurami onlara gore temelde ve toptan Ateist, Komunist, Nazist, Masonik isbirligiyle pisirilen Yeni Dunya Duzeninin en onemli bir araci olarak lanse ediliyor, ve Islam ve Muhammed Peygamber ve Muslumanlar da bilhassa bu Masonlar tarafindan gizlice desteklenen “Teroristler” olarak aniliyor ve etiketleniyor ve hedef gosteriliyor olmalidirlar Amerikada, uzun zamanlardan beri:

    ———-
    Iste, bu Evanjelik Sitenin bazi paragraflarinda deniliyor ki:
    FreeMasonluk yeryuzundeki bircok sapik dinlerden biridir geleneksel Yahudiligi ve Hiristiyanligi yok etmek icin kurulmus olan! Tanri Tecellisi MESIH Isaya daha da yaklasmak isteyenler ve bu gunlerde/cagda inanclarini artirmak isteyen Hiristiyanlar bu FreeMasonluktan mumkun oldugunca uzak durarak cok iyi etmis olacaklardir!
    (Evanjelik) Hiristiyanlikla bu FreeMasonluk arasindaki temel farklardan biri sudur ki: Hiristiyanlik der ki: Isa Herseydir! Masonluk der ki: Isa Hicbir seydir!
    Onlar Isayi Muhammedin ogrettigi o put Allah (*malesef Allaha ve Islama ve Kurana ve Peygambere dahi bu sekilde nice hakaret ve ithamlarla ve tum ahlaki sinirlari cigneyerek futursuzca satasmaktan hic kacinmamislar buralarda…) veya Budanin ogrettigi o put Tanrilarla ayni derekeye indirirler!
    Biz hicbir Hiristiyan Papazin o Israilin Tanrisina yemin ederken ayni anda bu put Allahi da anabilecegini hayal bile edebilir miyiz, ey Hiristiyanlar? Iste, bu Masonlar bunu yapiyorlar! Bu Muhafizlar atalarimizin ilahi diyerek boylelikle bu put Allaha tapmis oluyorlar!
    Bugun butun dunyada Mesihe olan inanclarindan her ne pahasina olursa olsun asla odun vermeyen nice (evanjelik) Hiristiyanlar var dunyanin heryerinde! Ama bu Masonluga dahil olan Hiristiyanlar boylelikle bu gecmis Hiristiyanlarin (tarih icinde Muslumanlar tarafindan) katledilmesini de tasvip etmis oluyorlar! Bu tip bir Mason boylelikle Islama ve onun sembollerine saygi gostermis oluyor!
    Toplantilarda bu Masonlar soyle seyler diyorlar: Ve bu Kuran sofada durarak, biz kesin yeminimizi verdik Allahin adiyla, arabin, musluman Muhammedin, atalarimizin ilahinin!…
    ———-

    Bu tip fanatik Anti Evrimci & Anti Masonik & Anti Islamci –cok uzun zamanlardir ve 24 saat araliksiz Internette, evanjelik Televizyon kanallarinda ve Kiliselerinde vs. surdurulen– Evanjelik propagandanin Amerikanin sosyal/politik/kulturel arenasinda ne kadar etkili olabildigini ve yakin zaman onceki Cumhuriyetci/Bushcu iktidari ve tum Kuresel politikalarini bu baglamda ne derece “derinden” etkileyebilip yonlendirebildigini bir miktar anlayabiliyoruzdur, sanirim/umarim, burada hep birlikte.

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    yeni bir şey olmayınca çevir çevir aynı sayfayı okumaya devam et.harun yahya’yı pek sevmesem de onu okuyanların kafalarında 100 soru işareti varsa,okumayanların kafalarında 10 soru işareti olduğunun farkındayım.

    evrimciler,harun yahya’nın konularına hiç girmezken onu okuyanların kafalarındaki soru işaretlerini dağıtma gibi bir dertleride yoktur.hatta evrimcilerin evrimin neden ibaret olduğunu kendilerinin bile bildiğini zannetmiyorum.

    bu yazı buna açık bir örnektir.aslında öyle değildirde böyledir.ankara havası olmadı,kolbastı oynayalım.

  4. Burada gene maalesef klasik bir mantık oyunu sergileniyor. Akıllı Tasarım ile Yaratılışçılık birbirinin takipçisi yada değişim geçirmiş hali aynı kampın iki farklı söylemi gibi gösterilmeye çalışılmış.Böylece güya AT’nin söylemini sözde bertaraf etmiş oluyoruz.Bir taşla iki kuş vurma gayreti.Şu linkten AT hakkında Sayın Harun Yahya ve ekibinin görüşleri rahatlıkla öğrenilebilir;

    http://us1.harunyahya.com/Detail/T/7EZU2FZ0164/productId/8649/_AKILLI_TASARIM__SAPTIRMACASI

    Şimdi demekki Akıllı Tasarım orjinal çıkışı itibariyle (Ortak ata fikrini kabul eden evrimsel patikaları tasarım perspektifi sezinleyen) ne yaratılışcıların hoşuna giden bir şey nede Darwincilerin katlanabildiği bir bilimsel çaba yada benim daha çok kabul ettiğim açık terimsel manayla bir ön-bilimsel hipotez (tamamıyla indirgemeci-tümevarımcı olunamayacağı için belkide resmi anlamıyla asla bilimin bugünkü paradigması içinde var olamayacak bir bilimsel çaba)

    Aslında ( modern sentez ) Darwincilerin Da Vinci gibi davranmasını yadırgamıyorum.Çünkü giderek çaresiz kalıyorlar ve bu çaresizlik onları alternatif söylemlere itiyor.Bakın bu adam inanıyor ama AT’ye karşı demek AT saçma sapan birşey yada bakın bu adam Astrolojiye inanıyor bu adamın bilimsel makalesi olamaz saçma sapan biri işte… gibi söylemlerle AT düşünce pratiği güya eleştiriliyor yada geçersiz kılınyor.

    Dikkat edilirse AT’nin ortaya koyduğu tasarım çıkarımının mantıksal silseleleri yada epistemolojik olarak konsensüs sağlanmış veriler üzerinden yola çıkıp evrimsel patikaların tasarlandığı yönündeki iddiası ele alınmıyor.Sadece bazı şahısların şahsi bilimsel kredibilitesi ”kullanılarak” savunulan düşünce takdis ediliyor.Şahsen birinin destekleyip desteklemememesi,bunu açıkça söyleyip beyan etmesi değil,son tahlilde beyanlarının kişisel olarak bizlere neyi işaret ettiği üzerinde tartışmamız gereklidir.(çünkü açık beyan kimi zaman buna karşıt olanların bağnaz düşmanlığıyla karşılabiliyor.) Sanırım böylelikle samimi bir şekilde, tartışmanın, düşünce alış verişi olması sağlanır. Yoksa el elinle gerdeğe girenin çoçuğu ölü doğuyor genellikle…(bunu kendi yorumlarım içinde geçerli görüyorum.)

    Yukarıdaki makale içinde materyalizm ile ilişkilendirilmesine karşı çıkılması bana komik geliyor.Sözü edilen bilim adamlarının inanç sahibi olması Darwinci evrimin reductionism,positivism,naturalism,gradualism ilişkilendirilmesini mi önlüyor? Darwinizmin Lucretius’a kadar giden atom okulu ile Epikür sentezli bir ekoloji anlayışı olması ( Marx’ın Darwine hayran olmasına sebep ama Darwin tam bir Adam Smith iktisadi hayatını takdis ediyordu.Alın bir paradoks) ve tüm bunların asıl kaynağının tanrının reddi için farklı alanlarda benzer yollarla maddesel süreçleri ”ilahlaştırması” kanımca materyalizm ile Darwinizmin yadsınamayacak paralel ilişkisinin açık olarak ortaya konduğu tarihsel argümanlardır.(Üzerine kitaplar yazılmıştır) Bugünkü akademik zihniyetin kısır döngüsünün yegane kaynağıda maalesef mateyalizm ile Darwinizm Huxleyci birleşkesininevlenmesi sonucudur.(Darwin bu konuda sessiz bir pasiflik sergileyerek durumu kabul etmiş denilebilir.) Kısaca bu yazıyla anladığım şey bir hedef saptırmaca,bir yanıltmaca bir mantık kurgusunu karıştırıp şunu söylemeye benzemektedir;

    Madem herşeyi Tanrı yarattı.Kötülüğüde tanrı yarattı.Öyleyse tanrı kötüdür..

    Bu tip mantık uydurma sanatı yada az kısım bir gerçekliğe sırt dayayıp arzu edileni göstermek için bazı perdelere (inançlı bilim insanları) kurmak çok şık değil.Açıkca ortada duran gerçek şudur;

    Charles Darwin, isminin sonuna ‘’izm’’ eklenerek tarihe geçen tek bilim adamıdır. Bu evrimle adı nerdeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan modern sentez türevlerinin artık bir ideoloji olduğu anlamına da gelmektedir.

    Elbette bunun olmasını garipsiyor değilim. Stephen Jay Gould Darwin ve Sonrası adlı kitabında(Tübitak) da dediği gibi;

    ”Bilim, nesnel bilgilerin mekanik biçimde toplanması ve mantık yasalarıyla kaçınılmaz yorumlara ulaşılması değildir; gerçek bir insan etkinliği örneğidir”

    Nasipse bu kitabın içeriğinde Darwinizm nasıl Darwinciler tarafından yanlış anlaşıldığı ve Darwinin niçin bazı fikirlerinin Viktorya dönemi İngilteresi içersinde kolaylıkla kabul görüp neden bazılarının kabul görmediği ve herşeyi ilgilendiren bir teorinin diğer insan etkinliklerinden nasıl bağımsız olamayacağını açıklamaya çalışacağım.Ayrıca Darwinizm kendi içsel dinamiklerinin nasıl sorunları olduğunada değinmeye gayret göstereceğim.Birde Darwinin fikrini oluşmasını sağlayan hatta evrilmesini sağlayan Malthus’un demografi ve iktisadi söylemlerinin, sosyo-ekonomik süreçleri yok saymak zaten başlı başına Darwinizm’in retoriğini daha başından bilmemek demektir…

    Darwin, evrim gerçeğin kuramsallaşması adına insanlığın bilinen yazılı tarihindeki en büyük girişimlerden birini gerçekleştirmiştir.İlk önce Darwin eleştirisi yapacak kişinin bu büyük bilim adamına (Ve tabiki bence en az onun kadar bunu hakeden Wallace’a) saygı duyması zorunludur.Çünkü bu insanlar var olan dogmayı kırabilmek için hayatlarını vakıf etmiş ve ipuçlarının onları götürdüğü yere gitmekten çekinmemiş iki amatör doğa bilimcidir.Bu iki akameisyen olmayan insanın çalışması düşünün ki bir şekilde doğru yada yanlış bir şekildede olsa bugünün akademik dünyasını şekillendirmiştir.

    Darwinin eseri bizlere koşulsuz kabullün ve aklın süzgecinden geçmeyen açıklamaların ve inanışların esaretinden kurtarma adına gerçekleştirilmiş önemli bir dönemeç noktasıdır. Maalesef bugün onun açtığı bu yolu, onun adını şiar edinerek kullanan Darwinizm yanlıları, tıpkı ortaçağ kilise babaları gibi bir skolâstik yapıya büründürmüşlerdir. Darwin, kendinden önceki 2000 yıllık doğal teolojiyi sorgularken karşılaştığı sıkıntıların en büyüğü, var olan ”paradigmanın sorgulanılmasına” duyulan bağnaz nefretti. İşte bu bugün onun kendi teorisini sorgulayanlarında başına gelenleri görseydi en çok üzülenlerden biri olacağına eminim. Belki de bugün yaşasaydı kraldan çok kralcı olanların hegemonyası altında bir bilim dünyasında ‘’sorgulanamayan yegane teorinin ‘’ sahibi olarak kendini epey rahatsız hissedecekti. Çünkü sorgulanamayan şeyler ancak ve ancak dogmalardır. Buda bir bilim adamının kendi bilim anlayışı için kabul edebileceği bir şey değildir.

    Da Vinciden dileğim artık ikide bir AT hareketini salt evanjelik bir misyon hareketi olarak görmemesi (ve bu kesimin bulduğu her veriyide sırf bunlar böle diye küçümsememesi) yaftalamamasıdır.Yani bu makale gibi bir makale kendisinin inandırıcılığına,samimiyetine gölge düşürmektedir…

    Kanımca olması gereken eldeki kanıt,veri ve ipuçlarının, sonuçları ne olursa olsun bizi nereye ulaştırırsa ulaştırısın, gerçek adına sürek avındaki tazı gibi takip edilmesi gerektiğidir. Bunları daha sonra nasıl anlamlandıracağımız,adlandıracağımız sadece kendi kişisel hayatlarımızın sorunsalıdır.

  5. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa,

    Seni ve yazdıklarını şaşkınlık içinde izliyorum. Yazımda “akıllı tasarım” bir paragrafta sadece ve sadece üç yerde geçiyor. Orda da yaratılışçılığa karşı çıkan ve evrimi savunan bilim adamlarına örnek verirken bu kişilerin aynı zamanda akıllı tasarıma da karşı çıktıklarını belirttim.

    Her makaleyi sanki kendine veya akıllı tasarıma saldırmak için yazılmış gibi görmekten vazgeçersen olayları ve olguları daha net olarak görebilirsi diye düşünüyorum.

    Mustafa: Şimdi demekki Akıllı Tasarım orjinal çıkışı itibariyle (Ortak ata fikrini kabul eden evrimsel patikaları tasarım perspektifi sezinleyen) ne yaratılışcıların hoşuna giden bir şey nede Darwincilerin katlanabildiği bir bilimsel çaba yada benim daha çok kabul ettiğim açık terimsel manayla bir ön-bilimsel hipotez

    Kesinlikle katılmıyorum. Bana bugün AT hareketi içinde önemli bir yere sahip olan ve ortak atadan türemeyi kabul eden kaç kişi gösterebilirsin? Eğer orijinal çıkış noktasında kesin bir dille bu noktaya işaret edilmiş olunsa canlıların tek tek yaratıldığına iman etmiş insanlar nasıl olup da AT hareketinin içinde olup akıllı tasarımı desteklerler?

    Evrensel ortak kökeni değil kısıtlı ortak kökeni kabul ediyorum diyen bir grup da var ama o da sonuçta ortak kökeni kabul etmemekle aynı noktaya çıkıyor.

    Ortak atadan türemeyi kabul etmemek demek yaratılışçılığı kabul etmek demektir. Ortak atadan türeme yani kısacası evrim olmadan akıllı tasarımın, yaratılışçılıktan ne farkı kalıyor Mustafa?

    Mustafa: Yukarıdaki makale içinde materyalizm ile ilişkilendirilmesine karşı çıkılması bana komik geliyor.Sözü edilen bilim adamlarının inanç sahibi olması Darwinci evrimin reductionism, positivism, naturalism, gradualism ilişkilendirilmesini mi önlüyor? Darwinizmin Lucretius’a kadar giden atom okulu ile Epikür sentezli bir ekoloji anlayışı olması ( Marx’ın Darwine hayran olmasına sebep ama Darwin tam bir Adam Smith iktisadi hayatını takdis ediyordu. Alın bir paradoks) ve tüm bunların asıl kaynağının tanrının reddi için farklı alanlarda benzer yollarla maddesel süreçleri ”ilahlaştırması” kanımca materyalizm ile Darwinizmin yadsınamayacak paralel ilişkisinin açık olarak ortaya konduğu tarihsel argümanlardır.

    Bunun cevabı makalede zaten mevcut. Zahmet edip de okusaydın keşke. Okuduysan da makalede sunulan argümanlara cevap verme zahmetine katlasan çok iyi olurdu. Tekrar aktarayım bu bölümleri:

    Buradaki temel iddia olan Evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünü temsil ettiği” iddiası o kadar temelsiz ve kolaylıkla çürütülebilir ki bir insan nasıl olup da böyle temelsiz iddialarda bulunabiliyor anlamak mümkün değil… Harun Yahya’nın iddiasına göre Evrim teorisinin ne olduğunu bilen, anlayan ve bu teorinin doğruluğunu kabul eden birisinin materyalist olması gerekir. Peki durum böyle mi? Gerçekten de teoriyi kabul edenler içinde örneğin hiç teist veya deist yok mu? Elbette var. Örneğin akıllı tasarım ve yaratılışçılığa son yıllarda en şiddetli şekilde karşı çıkan ve evrimi savunan Kenneth R. Miller bir Katoliktir. Yine yaratılışçılık ve akıllı tasarıma karşı çıkan ve evrimi savunan Francisco J. Ayala ise bir deisttir; yani tanrının varlığına inanmaktadır. Evrimsel biyoloji’nin 20. yüzyıldaki en önemli isimlerinen biri olan Theodosius Dobzhansky kendisini Ortodoks Hristiyan olarak tanımlıyordu. Aynı şekilde yine evrimsel biyolojinin en önemli isimlerinden biri olan Ronald Fisher da bir Hristiyandı. 2000-2008 Yılları arasında İnsan Genomu Projesi’nde direktör olarak çalışmış olan Francis Collins akıllı tasarım ve yaratılışçılığa karşı çıkarak evrimi (tüm canlıların ortak bir atadan türediğine ilişkin kanıtların ezici olduğunu ve evrimin Tanrı’nın yaratılış için kullandığı bir şema olduğunu söylemektedir) savunmaktadır; kendisi bir Hristiyandır. Bunlar gibi birçok örnek bulunabilir ama sanırım en meşhur olanlar bunlardır. Heralde bu bilim insanlarının evrimle ilgili bilgilerini sorgulamak bize düşmez. Şüphesiz ki Harun Yahya’nın evrimle ilgili bildiğinden çok daha fazlasını biliyorlar.

    (…)

    Yeri gelmişken Charles Darwin’den de bir alıntı ile bu konuya katkıda bulunmak faydalı olacaktır. Darwin 3 Mayıs 1879 tarihinde John Fordyce’e gönderdiği mektupta “Bir kişinin hem ateşli bir Teist hem de bir evrimci olabileceğinden şüphe edilmesi bana absürt geliyor.” diyor. Bu arada 12000 civarında Amerikalı din adamının imzaladığı; evrimin temel bilimsel bir gerçek olduğu, bu gerçeğin reddedilmesinin ve “sıradan bir teori” denilerek küçüksenmesinin bilinçli olarak cehaletin benimsenmesi ve bu cehaletin yeni nesillere aktarılması olduğunun ifade edildiği; okullardaki bilim derslerinde evrim teorisinin, insanlığın bilgi birikiminin temel bir parçası olarak öğretilmesinin savunulduğu mektuptan da bahsetmeden geçmiş olmayayım.

    Bu deliller evrimin, deistik veya teistik görüşlerle çelişmek zorunda olmadığını ve böylece materyalist bir dünya görüşün ürünü olmadığını açık bir şekilde göstermektedir. Deist ve teist bilim insanları evrimi kabul edebiliyorsa bu durum evrimin sadece materyalizmi destekleyen veya sadece materyalizmin sonucu olarak ortaya çıkan birşey olmadığını göstermektedir. HY’nin argümanı buydu ve ben de bunun geçersizliğini gösterdiğimi düşünüyorum.

    Mustafa: Kısaca bu yazıyla anladığım şey bir hedef saptırmaca,bir yanıltmaca bir mantık kurgusunu karıştırıp şunu söylemeye benzemektedir;

    Madem herşeyi Tanrı yarattı.Kötülüğüde tanrı yarattı.Öyleyse tanrı kötüdür..

    Bu tip mantık uydurma sanatı yada az kısım bir gerçekliğe sırt dayayıp arzu edileni göstermek için bazı perdelere (inançlı bilim insanları) kurmak çok şık değil.

    Tek kelimeyle komedi. Eğer bu makaleden anladığın buysa bravo sana. Seninle anlaşamadığımızın, tartışmalarımızda aynı şeyler defalarca ve defalarca tekrar etmek zorunda kalmamın sebebi bu işte. Okuduğun yazıda çok net kelimelerle ifade edilen şeyleri tamamen farklı şekillerde algılıyor ve garip/absürt sonuçlara varıyor ve bunlar üzerinden karşıdakini eleştiriyorsun. Durum böyle olunca da tartışma karşındakiler için sinir bozucu ve çekilmez bir hal alıyor. Bilgin olsun diye söyledim.

    Mustafa: Da Vinciden dileğim artık ikide bir AT hareketini salt evanjelik bir misyon hareketi olarak görmemesi (ve bu kesimin bulduğu her veriyide sırf bunlar böle diye küçümsememesi) yaftalamamasıdır.Yani bu makale gibi bir makale kendisinin inandırıcılığına,samimiyetine gölge düşürmektedir…

    Bana bu makalenin neresinde AT hareketini salt evanjelik bir misyon hareketi olarak gösterdiğimi gösterirsen çok sevinirim. Seninle tartışırken ikinci bir kişiliğim olduğu ve benden habersiz işler çevirdiği hissine kapılıyorum nedense. Sanki benden başka bir ben var ve neler yaptığı hakkında hiçbir fikrim yokmuş gibi bir durumda hissediyorum senin eleştirilerini görünce.

    Ayrıca şunu da eklemek isterim ki Mike Gene gibi akıllı tasarımı dürüstçe ve samimi olarak savunanları bir kenara koyduğumuzda “AT hareketi”nin resmi temsilcisi olan Discovery Institute kesinlikle siyasi, dini ve sosyal amaçları ve hedefleri olan ve bu hedeflere göre strateji geliştiren ve bu stratejilere göre hareket eden bir kuruluştur ve bu kuruluş siyasi, dini ve sosyal amaçlarına ulşamak adına akıllı tasarımı bir araç olarak kullanmaktadır. Bu gerçekleri Akıllı Tasarım Hareketinin amacı nedir? başlıklı yazımda tartışmaya pek de yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştum.

    Kısaca, akıllı tasarım bilim ve felsefenin konusu olsa da “AT hareketi”, Discovery Institute’un dini, politik, kültürel ve sosyal hedeflerine ulaşma çabasına hizmet eden bir oluşumdur. Zaten Mike Gene gibi samimi ve dürüst insanların bu oluşumdan kendilerini uzak tutmaya çalışmaları da bu nedenledir.

    Mustafa: Kanımca olması gereken eldeki kanıt,veri ve ipuçlarının, sonuçları ne olursa olsun bizi nereye ulaştırırsa ulaştırısın, gerçek adına sürek avındaki tazı gibi takip edilmesi gerektiğidir. Bunları daha sonra nasıl anlamlandıracağımız,adlandıracağımız sadece kendi kişisel hayatlarımızın sorunsalıdır.

    İmza…

  6. ilgili mevzular diyor ki:

    Yukaridaki makalede adi gecen (h.. y..) hakkinda son zamanlarda YouTube’da ve diger bazi dini sitelerde gordugum yorumlar epeyce sasirtici ve enteresan geldi bana; (yukaridaki makaleyle direk alakali olmayabilir ancak dolayli yoldan hayli alakali olabilir belki) bu sebeple tumden “yorumsuz” olarak paylasmak istedim burada:
    (bunlarin sonucu herkesin gorusu, cikarimi kendine olsun, konuyu asla uzatmaya, veya herhangi bir pozitif & negatif sahsi ek yorum yapmaya asla niyetim yok burada.)

    ***************
    ilgili dini sitelerde rastladigim birkac enteresan yorum:

    Dunya capinda ve Amerikada Islam Dininin yayilmasina vesile olan bircok en saygin Ehli Sunnet Din Adamlarinin bu (h.y.) lakapli sahsin gercekte neden o beklenen “Hayalci” illuzyonist DECCAL olabilecegini Kurandaki tum gerekceleriyle nasil uzun zamandir ortaya koymus olduklarini
    idrak etmek isteyen tum (ingilizce bilen) Musluman kardesler lutfen asagidaki linklere de muhakkak girip okusunlar:

    (http://www.halaltube.com/dajjal)
    ozellikle yorumlar kisminda

    (http://www.youtube.com/watch?v=ubFyJI1XlAU)
    bewareofharunyahya, Muslim scholars

    C. A. hoca da bu acidan dogru yolda olmali, sanirim. Yukaridaki –Dunya capinda etkin–
    Ehli Sunnet linklere giren ve bu konulardan haberdar olan yurdumuzdaki tum en saygin Ehli Sunnet Din Adamlarimiz da insallah yakinda gerekli uyarilari vereceklerdir aynen C. A. Hocamiz gibi bu (Mehdi kiliginda gizlenen) illuzyonist –Allah heryerdedir ve dolayisiyla bendedir imasini yapan–DECCAL (h.y.) hakkinda.

    ===============

    150 yillik fanatik anti maddesel (=Dis dunya gercek degildir, sadece bir “Hayaldir” diyen) Amerikan Evanjelik ve Gnostik Hiristiyanlarin etkisi ve yonlendirmesi altinda hareket ediyor olmasi cok muhtemel bu A. O. hoca (=kendisine layik lakabi ile KARUN YAHYA) aslen Peygamberimizin haber vedigi o illuzyonist “hayalperest” DECCAL midir yoksa?

    (http://stargods.org/WhatIsReality.html)

    (http://stargods.org/Belief.html)

    ===============

    Bu ilgili sahsin (h.y.) Amerikan evanjelik ve gnostik Hiristiyanlarin (Mesih Deccal baglilari) gudumundeki bir “Hayalperest” (Dis dunya gercek degil sadece Hayaldir yalanini uyduran), ve bunun ardindan da “Hululperest” (Allah heryerdedir ve dolayisiyla bendedir hezeyanini ima eden)
    Hz. Peygamberin (s.a.v.) haber verdigi o illuzyonist sasirtmis DECCAL olabilecegini…

    ================

    Hz. Peygamberin (a.s.) o haber verdigi DECCALIN en basta bir hayal uretici “illuzyonist” olacagi ve dolayisiyla boylelikle sahte bir cenneti ve cehennemi dahi olacagi isaret edilmis olmali. Acaba bu Amerikan evanjelik ve gnostik Hiristiyanlarin (Mesih Deccal baglilari) ve onlarin pesinde giden bu (h.y.) lakapli sahsin ortaklasa iddia ettikleri gibi:
    Dis dunya aslinda sadece beyinde olusan bir “Hayaldir;” o halde beyne giden elektrik akimi degisik yorumlatilirsa bir sahsin tum “dis dunyasi” da
    komple negatif (cehennem) veya pozitif (cennet) olarak degisir, degistirilebilir!” iddialari bu Mesih DECCALIN ve takipcileri olan bu yerli DECCALIN (h.y.) bu sahte cehennem ve cennet “illuzyonu” uretme fikirlerine ve seytani istidraclarina boylelikle isaret ediyor olmasin?

    =================

    Bu konularda pozitif veya negatif sahsi ek yorumlar yapmak isteyenler yukarida adlari gecen o malum hocalarin ve cemaatlerin dini sitelerine ugrasinlar, lutfen. Bu mevzular yukaridaki ana konuyla aslen birinci dereceden (yukarida anilan o Amerikan Evangelist kokten evrim karsiti Hiristiyanlik ideolojileri ve alintilari disinda) hemen degil, belki ancak ikinci dereceden alakali bir husus olabileceklerinden, bunu artik burada derhal kesiyorum.

  7. Sevgili Da Vinci

    İlk önce yanlış anlamalara meyil vermemek adına Darwin teorisnin bilimselliğinin tartışılmazlığını,ortak ata fikrine katıldığımı ve Darwin mekanizmalarının doğal yapıların açıklanmasındaki katkısını kabul ettiğimi bir kez daha beyan ediyorum.Bu konularda sayın Harun Yahya katılmam elbette ki mümkün değildir.Makalende bu konulara ait verilerde katılmaktayım.

    Bir önceki yorum tartışmamada aldığım prensip kararları doğrultusunda sana kişisel olarak doğrudan yüklenmeyeceğim.Fakat en hafifiden söyleyebileceğim şey savunduğunu sandığın düşüncenin, maalesef kökenlerini ve tarihsel sürecini bilim felsefesi ve epistemolojik anlamda ”kesinlikle” bilmediğindir…

    Bu makalede iddian şudur ki ;

    ”evrimin sadece materyalizmi destekleyen veya sadece materyalizmin sonucu olarak ortaya çıkan birşey olmadığını göstermektedir.”

    Buna nasıl bir karşılık yazacağımı epey düşündüm.Çünkü çok vahim bir durumdu. Nette bu kadar iddaalı bir şekilde 7/24 Darwinizmi cansiperane savunan biri nasıl olurda Darwinizmin en temel akidesini , kavramsal çıkış noktasını bilmez yada bilemzden görmezden gelirdi yada inkar ederdi. Acaba ben mi yazılanları bu kadar yanlış anladım yoksa Da Vinci mi kafasını bir yere mi vurdu dedim.

    ilk yorumum sen ne savunduğunu bile bilmiyorsun galiba demek için yazılmıştı.Biraz dikkat çekmek amacıyla.Fakat yazdığın karşı yorum, yanlışından dönmek şöle dursun,iddianda oldukça ”emin” bir duruş sergilediğini göstermekte.

    Son yazımda ve buradaki yorumlardada belirttiğim üzere; Charles Darwin, isminin sonuna ‘’izm’’ eklenerek tarihe geçen tek bilim adamıdır. Bu evrimle adı nerdeyse aynı anlama gelen bir bilim adamının söyleminin ya da söyleminden yola çıkarılarak oluşturulan (modern sentez türevlerinin) düşünce/teori/söylemlerin artık bir ”ideoloji ” olduğu anlamına da gelmektedir.

    Peki, Darwin ile materyalist düşünce sisteminin arasındaki bağ nedir? Bu konuda belgelerin sesine kulak vermeliyiz.

    Darwin’in evrimci doğa anlayışı kendisinin (doğal dünya ile ilgili olarak) temelli,uzlaşmaz materyalizminden türemiştir. Bu anlayış, birden ve aynı zamanda (Marx’ın altını çizdiği gibi) ”erekbilimin ölümünü” ve insan merkezciliğe karşı bir bakış açısının gelişmesini temsil eder. (1)

    Darwin, kendi düşüncelerinin saygın çevrelerde mahkum edilmemesi arzusuyla, materyalizmini kesin biçimde açıklamama stratejisini benimsedi.”Materyalizme ne ölçüde inandığını açıklamaktan kaçındığı için” ”bu gibi konuları” sonraya bıraktı.(2)

    Tanınmış Darwinci bilgin John Durant’ın sözleriyle, ”Darwin, doğa ve insan doğası üzerine görüşlerini, yeni yaşam ve zihin biçimlerinin ortaya çıkmakta sürekli biçimde etkin olan daha geniş bir dünya vizyonu içinde geliştirdi. Bu ”materyalizmdi”,ve Darwin bunu biliyordu; ama bu materyalizm, insanı doğallaştırdığı gibi, her adımda doğayıda insanileştiren bir mateyalizmdi.” (3)

    Darwin’in oluşmakta olan türlerin dönüşümü kuramının merkezinde, gelişme halindeki materyalist görüşler yatar.”Platon ” diye yazar bir yerde, ”Phaedo’ da zorunlu fikirlerimizin ‘ ruhun önvaroluşundan doğduğunu deneyimden türetilemeyeceğini söyler.-ön varoluşu maymunlar diye okuyun.” (4)

    Defterler’ine materyalizminin kendisini Malthus’u nihai nedenler konusunda izlemekten alıkoyduğunu yazmıştı” (5)

    Daha Darwinin düşüncelerine şekil veren materyalizm ve onun evrim fikrinin bunun üzerine şekillenişi üzerine yüzlerce alıntı ve örnek yazabiliriz.Bu yorum köşesinin imkanı yetmez sanırım.Gelelim bu Darwinizm materyalist kökeninin bir ideoloji olduktan sonra diğer ideolojilerle olan bağına…onada değinmeliyiz.İşe şu soruyla başlamak doğru olur kanaatindeyim;

    Marx’ın, Darwin’in kuramı hakkında yaptığı ” görüşümüze doğal tarihte temel sağladı” açıklmasını nasıl anlamlandırabiliriz? (6)

    Marx’ın nasıl Leibig’in eserlerinden çıkarak sürdürülebilir kalkınma, Darwin’in eserlerinden çıkarak da birlikte evrim anlayışı getirdiğini anlamamıza yardımcı olur.Bu yüzden bu çalışma(Marx’ın ekolojisi/materyalizm ve doğa.bunu ben ekledim) Marx’ın ( ve Darwin’in) hayatı ve eseri üzerine kurulmuştur ve zorunlu olarak on dokuzuncu yüzyılın bu iki en büyük ”materyalistinin” 1882-1883 düşen ölümleriyle sona ermektedir. (7)

    Şimdi de materyalizm nedir ? diye soralım…

    Materyalizm şeylerin Doğası hakkında bir kuram olarak materyalizm, Yunan felsefesinin başlangıcında ortaya çıkmıştır. Bertnard Ruseel’ın bu yüzyılın başında belirteceği gibi, bu kuramın ”Büyük filozofların çok azınca kabul edilmiş olduğu gerçeğine rağmen,zamanımıza dek yaşamayı başarmış,birçok ”bilimsel” gelişmeyle birlikte gelişmiş ve görünüşe göre bazı dönemlerde neredeyse bilimsel bakış açısıyla aynı anlamda görülmüştür.” (8)

    Darwinizm materyalist dünya görüşünün Evrim teorisidir.Darwinci evrim materyalizm düşünce sisteminin tarihsel gelişimi sonucu ortaya çıkmış bir teoridir.Bunun kökleri Epikür,Democritos,Leupikos,Lucretius(neredeyse Darwinle aynı şeyleri söylemiş.Bknz The Design Matrix s.21) kadar dayanır ve zamanımıza kadar uzar gider…ve bilimsel bulguların mutlak bir şekilde paradigma olan Darwinizmden başka şekilde açıklanamayacağı görüşüde bu yolla doğrudan materyalizmi ve ondan türemiş düşünce sistemleri/çıkarımları/felsefeleri destekler. Çünkü Darwinci evrimin köken düşüncesi mutlak bir indirgemeciliktir ve tümevarımcıdır.Rusell’da dediği gibi bugünkü bilimsel paradigmanın kodlarını belirleyende işte bu anlayıştır. Doğayı mutlak materyalist bir şekilde açıklama.

    Bu kadar ”kanıt” yeterli gelmediyse önerim Marx’ın Ekolojisi kitabını alıp okumandır. Epeyce büyük bir kısmı konunun burada verilemeyecek kadar detaylı bir açıklamasını içeriyor.Oda olmadı elinde olan kitap The Design Matrix’in bölüm 2’sini okursanda özet olarak teleolojik olmayanın doğrudan materyalist çıkarım olduğunu kavrayabilirsin.

    Özetle sayın Harun Yahya’nın Darwinci Evrim Teorisi’nin Materyalist, Ateist,Marksist, temellerle ortak bir materyalizm köküne dayanandığı iddiasına katılıyorum. Ve onları belirli açılardan doğrudan destekleyen/sağlamasını yapan/rasyonel zemini sağlayan bir düşünce ekseni olduğu iddiasıda tarihsel süreçle apçaık şekilde uyumlu doğru bir söylemdir.Fakat bunun bir komplo yada bilimsellikle ilgisinin olmadığı söylemine elbette katılmıyorum.Buda tamemen ideoloji ile alakalı bir söylemdir.

    Da Vinci – ”Peki Harun Yahya’nın evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünün eseri” olduğu yönündeki iddiası doğruysa nasıl oluyor da bu adamlar hem evrimin doğruluğunu kabul edip hem de tanrıya inanabiliyor? Nasıl oluyor da Materyalist bir görüşün eserini inançları ile bağdaştırabiliyorlar?”

    Bu soru silsilesine genel cevabı blog amaçta ve birçok yerde vermiştik.İdeoloji olmadığı ve holistik bakıldığı müddetçe bu şekilde taraf olmadan taraflar üstü bir çıkarım sağlamak akıllıca bir harekettir.Yani siyah-beyaz gerçeklikten başka bir açıklamanın var olamayacağını düşünenler dışında gerçeğin Gri skalada olduğunu savunan insanlar olmuştur ve olacaktır.Darwinizm Doğaya ve doğa felsefesine mutlak bir materyalist bakıştır.Bu Teist yada Deist bilim insanları kendi kişisel çıkarımlarında Evrimi Yaratıcının doğaya şekil vermekte kullandığı bir tür araç olarak kabul ederek bu mutlak siyahlıktan ayrışmaktadır/kaçınmaktadır. Tanrı sürecin ardındaki büyük güçtür. (Wallace düşüncesine daha yakın) tabi bununda kendi içersinde oldukça fazla nüans farkları vardır.Kimi Darwin’s God diyerek bir tür Spinoza tarzı panteizmi sergiler kimi için Trinity de birleşmiş bir bilgelik olarak Kutsal Ruhtur kimi için Hz.İsa da son bulmuş nihai bir insanmerkezciliktir vs Bunlar gibi birçok çıkarım olabilir ve bunlar sadece o bilim insanlarını ilgilendirir.Evrimi bir teori olarak ne daha değerli kılar nede daha değersiz.Kimlikler üzerinden yapılan taşeronluktan öteye gitmez bu çabalar yani materyalizm ile Darwinizm arasındaki doğal ilişkiyi görmemizi engelleyecek şeyler değildir.Sadece tarafınızdan sergilenmiş basit bir mantık oyunudur.

    Peki, bu tip gri bir bakış mümkün müdür? Yani Hem Darwinin sunduğu mekanizmaların doğadaki varlığını hemde bunların yönlendirilerek gördüğümüz doğayı bir şekilde tasarladığını düşünebilir miyiz? Bu bizi materyalist mi yapar?İlk sorunun cevabı Evet ikincisininde Hayırdır.Fakat her materyalizmi ve gayeselciliği bir arada kullanmak mümkün müdür ? Bu sorunun yanıtıda Evet’tir. Gelin bunu nasıl olabileceğini Ünlü ingiliz biliminsanı Robert Boyle’ dan öğrenelim;

    ”Epikürcüler gibi sonsuz boşlukta tesadüfen karşılaşan atomların kendi başlarına bir dünya ve onun bütün görüngülerini oluşturabileceklerini varsaymaktan uzağım: ne de Tanrının bütün madde yığınını ve sabit hareket miktarını bir kez ortaya koyduktan sonra, evreni yapmak için başka bir şeye gerek görmediğini; maddi kısmın, kılavuzdan yoksun kendi hareketiyle kendisini düzenli bir sisteme sokabilecek yetenekte olduğunu düşünüyorum. Benim savunduğum felsefe, yalnızca cismani şeylere ulaşır ve ilk nedenlerle doğanın daha sonraki gidiş yolu arasında ayrım yaparak, maddeye hareketi gerçekten Tanrının verdiğini öğretir. Ancak, bunu başlangıçta, tasarladığı dünyayı oluşturacak madde parçalarını bu şekilde ayarlayacak biçimde, değişik hareketlerini yönlendirerek yapmış ve hareketin kurallarını ve maddi şeyler arasındaki doğa yasaları dediğimiz bu düzeni kurmuştur. Aynı felsefe, evren bir kez Tanrı tarafından yaratılıp hareketin yasaları konulduktan ve bütün bunlar Tanrının ebedi toplayıcılığıyla, genel takdiriyle bir araya getirildikten sonra, dünya görüngülerinin madde parçalarının mekanik özellikleriyle fiziksel olarak üretildiğini ve bunların birbirlerine karşı mekanik yasalara göre işlediklerini de öğretir. Boyle’a göre, “Epikür ve izleyicilerinin çoğu … Kendilerine göre dünya, niyetlenilmiş hiçbir amaç olmaksızın şans tarafından yapıldığından, şeylerin sonlarını [nihai nedenleri] dikkate almayı bırakmışlardır.” Buradaki şans anlayışı, atılan zarların sonuçlarındaki gibi som bir şans anlamına gelmeyip, -tasarımdan kanıtlamaya doğrudan karşıtlık içinde- evrenin, ve böylece doğal ve toplumsal tarihin belirlenmemiş doğasına dayanan bir akıl yürütmedir. Bu yüzden, Boyle, Epikürcü atomculuğun kendi mekanist görüşlerini oluşturmak için zorunlu olan bazı hipotezlerini benimserken, sonuna dek götürülen materyalizmi ve ateizmi reddediyordu. Tersine, Stephen Jay Gould‘un söylediği gibi, “mekanizmi ve dini, her iki tarafa da daha yüksek bir statü bahşeden tutarlı bir sistem içinde düzgünce evlendirmişti.”

    ”İdeolojiler, insan idraklerine giydirilmiş deli gömleklerdir…”

    İmza..Cemil MERİÇ

    Kaynakça;
    1-Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yay. s. 31
    2-Darwin, notebooks 1836-1844, 532-33
    3-John R. Durant ” The Ascent of Nature in Darwin’s Descent of Man” Kohn,ed. The Darwinian Heritage içinde,301 ayrıca Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yayınları s.55
    4.Darwin, notebooks 1836-1844, 551 Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yay. s.52
    5.Francis Bacon ” Philosophical Works (NY; Freeport 1905)
    6.Marx’ın 19 Aralık 1860 tarihli mektubu, Marx ve Engels,Selected Correspondance, 1846-1895 içinde (NY İnternational Publishers,1936) ayrıca Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yay. s.38
    7.Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yay. s.33-37
    8.Bertnard Rusell, ”Introduction”, Frederic Albert Lange ” The History of Materialism” içinde (NY; Hummanities Press.1950)
    9.Marx’ın Ekolojisi / materyalizm ve doğa John Bellamy Foster Epos yay. s.68

  8. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Mustafa arkadas
    demissiniz ki:
    …Darwinci Evrim Teorisi’nin Materyalist, Ateist,Marksist, temellerle ortak bir materyalizm köküne dayanandığı iddiasına katılıyorum. Ve onları belirli açılardan doğrudan destekleyen/sağlamasını yapan/rasyonel zemini sağlayan bir düşünce ekseni olduğu iddiasıda tarihsel süreçle apçaık şekilde uyumlu doğru bir söylemdir.Fakat bunun bir komplo yada bilimsellikle ilgisinin olmadığı söylemine elbette katılmıyorum.Buda tamemen ideoloji ile alakalı bir söylemdir.

    Bu cesit bir yaklasimla zaten yukarida anilan 150 yillik fanatik Evrim karsiti Amerikan evanjelik Hiristiyanlarin Bilim/Evrim aleyhine gelistirdikleri –dini politik motivasyonlu– bu tip provokasyonlarina buyuk prim/destek vermis olmuyor musunuz oncelikle?

    http://www.users.bigpond.com/rdoolan/tyrants.html

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    Daha sonra Evrimi, dogal mekanizmalarini, ortak atadan turemeyi vs. temelde kabul ettiginizi soyluyor ve kendinizi bu tip fanatiklerden tumden ayri tutmaya calisiyorsunuz; ancak zaten bunlarin kucagina/tuzagina coktan dusmus olmuyor musunuz boylelikle daha bastan? Bu fanatik Evanjelikler sizin bu tavriniza nasil bakabilirler daha sonra sizce?

    Amerikada bu sebeple zaten bu tip fanatiklerin bu tip provokasyonlarindan mumkun oldugunca ari/uzak durabilip hem de Bilimi ateist/agnostik/deist/teist tum insanlarin ortak paydasi haline getirebilen bir Bilimsel anlayis ve Literatur gelistirilmis olmalidir (bunun nasil oldugunu ilgili diger bolumlerde en ana fikir olarak aciklamaya calismis idim elimden geldigince) bu tip Evanjelik fanatiklerin bu Bilimsel konsensusu yukaridaki linklerde goruldugu tarzda art niyetle ve carpitmayla

    (ki bunlar ayni art niyeti ve carpitmayi Elkaideyi ve diger radikal Islamci teror orgutlerini bahane ederek/one surerek = iste tum Islam/Peygamber de bu “islamci” teroristlerde acikca goruldugu gibi –tum Bilim/Evrim icin de bu “evrimci” ateistlerde nasil aynen gormusler ise yukarida– aynen boylece kan dokucu ve zorbadir! soylemiyle uzun zamanlardir isliyorlar)

    Kisaca: Usame Bin Ladin kotuyse, iste Islam/Peygamber de kotudur!
    Stalin kotuyse, iste Bilim/Evrim de kotudur!
    (ya Usame Bin Ladin Islami anlamamis ve kotuye kullanmis bir hasta ise?
    veya Stalin Evrimi anlamamis ve kotuye kullanmis bir hasta ise?)

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    http://www.users.bigpond.com/rdoolan/tyrants.html

    boylelikle bozmalarina asla firsat verilmemeye calisilmaktadir. Bunlarin ellerine firsat gectigi zaman kuresel baglamda Bilim, insanlik, Din, medeniyet adina hic iyi sonuclari olmadigini/olmayacagini hep beraber gormus olmaliyiz yakin tarihteki Cumhuriyetci/Bush iktidar ve icraatlarindan (ayrica Bushun akilli tasarim hareketini de resmi olarak destekleyebilen, ve akilli tasarimcilarin da Bushu ve politikalarini buna mukabil netce destekleyebilen kimseler/kuruluslar olabildiklerini de biliyor olmaliyiz.)

    Dolayisiyla, icinde bulundugunuz konum aslen biraz celiskili/kaygan/muallak bir tabana sahip olabilip Akilli Tasarimcilardan dahi sadece cok az sayida samimi insanlar sizin takinmaya calistiginiz bu sekilde bir tavri gercekten ve samimi olarak benimsiyor/benimsemis olabilip, digerleri sadece yukarida anilan fanatik Evanjeliklerin
    dini-politik “Hacli Seferleri ve Emperyalizmi” acendalarina kurnazca hizmet etmeye calisan gizli/usta askerleri konumunda olmalidirlar, kanimca. Esen kaliniz.

  9. Sayın KD

    Şimdi sizi ciddiye alayım mı almayayım mı diye düşündüm. Sonra üstad Cemil Meriç’in o harika tespitinin sizi/sizin gibileri kısaca özetlediğini gördüm.

    ”İdeolojiler,idraklere giydirilmiş deli gömlekleridir….”

    Gelde üstadı saygıyla anma…..

  10. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa,

    Darwin bir agnostikti ve materyalist değildi. Mektuplarında bunu gösteren bölümler bulmak mümkün. İşte bunlardan bir kesit:

    “Hayatın başlangıcına ait gizem bizim tarafımızdan çözülemez; o yüzden ben kendi adıma agnostik kalmaktan memnunum.” (Otobiyografisinden)

    “Bir insan hem Tanrıya hem de evrim fikrine inanabilir. Bundan şüphe edilmesi bana saçma geliyor.” (John Fordyce’e mektubu, 7 Mayıs 1879)

    “Din ve bilimin birbirinden ayrı tutulmasını pek anlayamıyorum. Ama şundan eminim ki bu iki ekolün birbirine bu kadar acımasızca saldırması için hiçbir sebep yoktur.” ( J. Brodie Innes’e mektup, 27 Kasım 1878)

    “En aykırı fikirleri savunduğum zamanlarda bile, Tanrının varlığını inkar edecek bir ateist olmadım” (John Fordyce’e mektubu, 7 Mayıs 1879)

    “Sanırım genel olarak (ve yaşlandıkça daha fazla böyle oluyor) benim düşünce yapımı tanımlayacak en doğru kelime ‘agnostik’ olacaktır. (John Fordyce’e mektubu, 7 Mayıs 1879)

    [Ateist Edward Aveling ile 1881 tarihli bir konuşmasında] “Niçin bu kadar agresifsiniz? Bu yeni fikirleri insanlığa zorla dayatmaktan bir kazancınız mı var?” (Edward Aveling’in yazdığı 1883 tarihli ‘Charles Darwin’in Dinsel Görüşleri’ adlı kitaptan)

    “Benim dinsel inancım belirsiz: Evrenin körlemesine bir şansın eseriymiş gibi bakamıyorum ama ‘akıllı bir tasarım’ olduğuna dair bir delil de göremiyorum.” (Joseph Hooker’a mektup, 12 Temmuz 1870)

    Öncelikle bunu açıklığa kavuşturmak istedim.

    Mustafa: Bu makalede iddian şudur ki ;

    ”evrimin sadece materyalizmi destekleyen veya sadece materyalizmin sonucu olarak ortaya çıkan birşey olmadığını göstermektedir.”

    Buna nasıl bir karşılık yazacağımı epey düşündüm.Çünkü çok vahim bir durumdu. Nette bu kadar iddaalı bir şekilde 7/24 Darwinizmi cansiperane savunan biri nasıl olurda Darwinizmin en temel akidesini , kavramsal çıkış noktasını bilmez yada bilemzden görmezden gelirdi yada inkar ederdi. Acaba ben mi yazılanları bu kadar yanlış anladım yoksa Da Vinci mi kafasını bir yere mi vurdu dedim.

    Bence sen yazılanları kavrayamıyorsun. Bir kere nereden çıktı “darwinizm” lafı. Benden alıntıladığın bölüme bakar mısın? Ben ne yazmışım? “Evrim” yazmışım değil mi? Benim ağzımdan darwinizm lafının çıktığını gördün mü? Sence evrim ile darwinizm aynı şeyler mi? Senin darwinizm anlayışının içinde zaten tanrının var olmadığı görüşü var. Durum böyle olunca zaten deist veya teist birisinin darwinist olması mümkün olmaz. Benim örnek olarak verdiğim teist ve deist bilim insanları evrimin tanrının özel bir müdahelesi olmadan işlediğini, tanrının hiçbir canlıyı özel olarak diğerlerinden ayrı bir şekilde yaratmadığını düşünmektedirler. Yani evrimin dış bir müdahele olmadan kendiliğinden, doğa kanunları gereği, bilinçli bir yönlendirme olmaksızın gerçekleştiğini düşünüyorlar. Normalde bu görüş darwinizm olarak değerlendirilmek için yeterli değil midir? Evrimin, bilinçli bir dış müdahele ve yönlendirme olmaksızın işliyor olması sence bu görüşü savunanları materyalist mi yapar veya bu görüş sadece materyalizmle mi uyumludur? HY’nin iddiası buydu. Ben buna karşı çıktım ve bu görüşün temelsizliğini gösterdiğimi düşünüyorum. Bir deist tanrının varlığına inanıp aynı zamanda tanrının evrendeki hiçbir olaya direk veya endirek müdahelede bulunmadığını ve dolayısıyla evrimin tamamen kendiliğinden gerçekleştiğini düşünebilir. Benzer bir şekilde teist birisi de tanrının evreni yarattığını canlılığın kendiliğinden evrimleşmesine olanak sağlayacak koşulları düzenlediğini ve bundan sonrasında hiçbir müdahelede bulunmadığını düşünebilir. Kısaca, hiçbir bilinçli müdahele olmadan gerçekleşen evrimin mutlaka materyalizmi destekliyor olması veya materyalizmin bir sonucu olarak ortaya çıkıyor olması gerekmez. Tamam darwinizm materyalizmle uyumludur fakat aynı zamanda tanrı inancıyla da uyumlu olabilir. Bu nedenle darwinizmi materyalizmin bir aracı olarak damgalamak doğru değildir. Kaldı ki benim yazımdaki konum darwinizm değil evrimdi. Evrimin doğruluğu savunmanın materyalist olmakla falan hiçbir ilgisi olmadığını göstermeye çalıştım bu yazıda.

  11. Da Vinci

    Gene işi farklı mecralara çekmeye uğraşıyorsun.Sanırım çok fena halde cuvalladığının farkına az da olsa vardın. Benim verdiğim alıntılar dikkat et kendi kişisel defterleri senin kiler ”başkasına” mektupları.Bunların objektiflik/subjektiflik olarak değerlendirilmesi bile yeterli olabilir.Ayrıca agnostiklik evrenenin varlığına dair nihai bir çıkarımdır,materyalizm ise Darwinin öz çekirdek düşünce sistemidir.İkisi birbirinden farklı şeyler, sapla saman olayı burada sergilediğin, hedef şaşırtmaca taktiğini uygulamışsın.

    Darwinin sosyal olarak salt materyalizm ile agnostiklik arasında gidip gelmesinin macerasını anlatacak yada tartışacak değiliz. Ölen çoçuğundan sonraki psikolojisi ile karısının korkusundan sinen bir aile babasınıda burda atrtışarak bilimsel birşey kazanamayız..bir şeyi açıklağa kavuşturmuş olamıyorsun…

    Darwinizm ile ilgili açıklamaların ve sorularını ise gülümseyerek okudum.Senin evrim algın=Darwin’in evrim algısı=materyalist bilim algısı=Ateizm-felsefi görüşün hımmmm bunun bayraktarlığını yapıp sonra kıvırmak çok şık olmuyor…

    Benim Darwinizmim diye birşey yok.(En azımdan kendim Darwinizmle yakından uzaktan alakam yok.Buda satır arası olurda yutturumuyum çabası) Ben sadece Darwinin mekanizmalarının belli açılardan evrimi açıklamakta yeterli olup evrimin genelini açıklamaktan aciz olduğunu savunuyorum.Darwinizm lafzı ancak sana ve senin gibilerin taşıyabileceği bir ”ideolojidir.”

    Senin iddian neydi ;

    ”evrimin sadece materyalizmi destekleyen veya sadece materyalizmin sonucu olarak ortaya çıkan birşey olmadığını göstermektedir.”

    ”Tamam darwinizm materyalizmle uyumludur.” lafzın ile makalendeki ”Buradaki temel iddia olan Evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünü temsil ettiği” iddiasına karşı çıkışın” ne yaman çelişkidir.Neyse zaten seni oldukça çok hırpaladığımı düşünüyorum.Azcık nefes al…düşün nerede saçmaladım filan değerlendirmesi yap.Fakat bence ilk önce savunduğunu düşündüğün evrim çıkarımının tarihsel kökenlerini iyice bir öğren.Sonra tartışırız…

  12. Kurandaki Din diyor ki:

    sn. Mustafa arkadas
    demissiniz ki:
    Şimdi sizi ciddiye alayım mı almayayım mı diye düşündüm. Sonra üstad Cemil Meriç’in o harika tespitinin sizi/sizin gibileri kısaca özetlediğini gördüm.
    ”İdeolojiler,idraklere giydirilmiş deli gömlekleridir….”
    Gelde üstadı saygıyla anma…..

    Yukaridaki yazimi, verdigim linkleri vs. bir kez daha ve mumkunse bu sefer biraz daha ciddiye alarak okumanizi, oncelikle, samimi olarak oneririm.
    Eger bunlari daha da delillendirmemi isterseniz, daha baska ilgili kaynaklar/linkler de verebilirim.

    Amerikadaki 150 yillik gecmisi olan bu fanatik anti evrimci Evanjelik ideolojinin Hacli idraklere giydirilmis bir deli gomlegi olduguna benim de suphem yok.
    Akilli Tasarim hareketi icinde simdi bu deli gomlegini biraz cikarip atabilmis degerli istisnai insanlar belki de olabilmekle birlikte (Michael Behe gibi bir nebze..) bunlarin cogunun da aslen oteki Evanjelik Haclilarin bir devami olabildiklerini/olabileceklerini diger bolumlerde verdigim bazi linklerde yeterince gosterebilmis olmaliyim, umarim.

    Bu deli gomlegini giyen bu tip Evanjelik fanatiklerin (ve siz her ne kadar simdilik goremeyebiliyor olsaniz da) bunlarin finanse ettikleri bu Akilli Tasarimcilarin ortaklasa buyuk destek verdikleri Cumhuriyetci/Bush hacli ideolojilerinin yakin tarihte ozellikle Islam cografyasi uzerinde ne “delice” isler yaptiklarindan –ve gelecekte ellerine yine firsat gecerse cok daha otesini yapacaklarindan– da zaten anlayabilmis olmaliyiz bunu, degil mi? Tekrar esen kaliniz.

  13. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa: Gene işi farklı mecralara çekmeye uğraşıyorsun.Sanırım çok fena halde cuvalladığının farkına az da olsa vardın. Benim verdiğim alıntılar dikkat et kendi kişisel defterleri senin kiler ”başkasına” mektupları.Bunların objektiflik/subjektiflik olarak değerlendirilmesi bile yeterli olabilir.Ayrıca agnostiklik evrenenin varlığına dair nihai bir çıkarımdır,materyalizm ise Darwinin öz çekirdek düşünce sistemidir.İkisi birbirinden farklı şeyler, sapla saman olayı burada sergilediğin, hedef şaşırtmaca taktiğini uygulamışsın.

    Şu tavırlarına bayılıyorum Mustafa. Neymiş efendim senin alıntılar Darwin’in kendi kişisel defterindenmiş. Yok artık Mustafa. Alıntıların kaynaklarına tekrardan göz at istersen. Komik duruma düşüyorsun.

    Seninle böyle absürt bir tartışmaya girmek istemediğimden olaya burada nokta koymak istiyorum ki asıl konuya gelebilelim. Darwin’in materalist olduğunu kabul edelim. Nokta.

    Mustafa: Benim Darwinizmim diye birşey yok.(En azımdan kendim Darwinizmle yakından uzaktan alakam yok.Buda satır arası olurda yutturumuyum çabası) Ben sadece Darwinin mekanizmalarının belli açılardan evrimi açıklamakta yeterli olup evrimin genelini açıklamaktan aciz olduğunu savunuyorum.Darwinizm lafzı ancak sana ve senin gibilerin taşıyabileceği bir ”ideolojidir.”

    Senin darwinizmin derken senin darwinizm derken kastettiğin şeydi Mustafa. Ama doğru senin algılama, idrak ve kavrama yeteneğini göz önünde bulundurarak bu tip sözlerden kaçınmam gerekirdi.

    Ben de tam tersine evrimin genelini gayet iyi açıklayıp belli noktalarda eksik kaldığını düşünüyorum. Beni darwinist olarak görmeni ise komik bulduğumu belirtmek zorundayım. Bir yazı tavsiyesi sana: Why I’m Not a Darwinist. Pek sanmıyorum ama belki ufkunu biraz açar.

    Mustafa: Senin iddian neydi ;

    ”evrimin sadece materyalizmi destekleyen veya sadece materyalizmin sonucu olarak ortaya çıkan birşey olmadığını göstermektedir.”

    ”Tamam darwinizm materyalizmle uyumludur.” lafzın ile makalendeki ”Buradaki temel iddia olan Evrim teorisinin “materyalist bir dünya görüşünü temsil ettiği” iddiasına karşı çıkışın” ne yaman çelişkidir.

    Evrim ile darwinizm aynı şeyler değildir. Bunları bir tutmaya çalışman sadece ve sadece komik. Ben evrim dedikçe senin sanki darwinizm demişim gibi davranman şaşırtıcı. Acaba beyninde, benim yazılarımdaki “evrim” kelimesini “darwinizm” ile değiştiren bir mekanizma falan mı var? Bununla ilgili olarak bir doktora git istersen. İlk defa böyle bir hastalıkla karşılaştım. Ciddi birşeyler olabilir.

    Yazımda ve yorumlarda defalarca gösterdiğim gibi evrim de sadece materyalizmle değil deizm ve teizmle de uyumludur. Hatta darwinizm bile deizm ve teizmle uyumlu olabilir aslında ama konumuz evrim, darwinizm değil. Yazımda bunu açıkça ifade ediyorum. Zate senin alıntıladığın bölümde de bu net bir şekilde gözüküyor.

    Mustafa: Azcık nefes al…düşün nerede saçmaladım filan değerlendirmesi yap.

    Aynı şeyi ben de senin için önerecektim. İki gün sonra “buraya nasıl geldim? ne oldu?” diye kendi kendine sormamak için neyi savunduğunu tekrardan iyice bir analiz edersen iyi olur.

  14. Da Vinci

    Büyük adamsın gerçekten emsalsizsin…

    ”Evrim ile darwinizm aynı şeyler değildir. Bunları bir tutmaya çalışman sadece ve sadece komik. ”

    Yani gerçekten inanılmaz şöyleki zaten biz bu evrim= Darwinizm algısınla mücadele ediyoruz.Sen bizi kendi yaptığın işle suçluyorsun.Yani pişkinliğin bu derecesini inan beklemezdim.Her yorumunda daha derinlere batmak artık iyice idraki köreltiyor olmalı..

    Senin siteni ziyaret edenler ve yazılarını okuyanlar senin Evrim’den kastını anlamakta zorlanıyorlardır herhalde :)

    Geri kalanı artık ciddiye alıp cevap veremeyeceğim. Gösterdiğim gibi daha kendi evrim düşüncesinin felsefi arka planında bi haber olanlarla bu denli deruni tartışmalar girmişiz.Vah bize vah..(onu okuyupta bişeyler anladığını sananlar için lugatta kelimem yok.)

    Totolojiler ve laf cambazlıkları ile olmuyor Da Vinci fena halde cuvallandınız.Kabul edin.Yani fanisiniz hepimiz gibi olabilir.(Gerçi kendi düsturunu bilmeyen dervişe ne denir?) Hadi, Evrim derken neyi kastettiğinizi açıklayın ?Bir…. Sonra tekrar dönüp yorumları okuyun bu iki… daha sonra oturup düşünün buda üç….

    Hala mı ısrarla cambazlık ? Yok bu şu o vs..Ona benim yapabileceğim bir şey yok…herhangi bir ilaçta bilmiyorum.

    İyi okumalar….

  15. Da Vinci diyor ki:

    Mustafa: Yani gerçekten inanılmaz şöyleki zaten biz bu evrim= Darwinizm algısınla mücadele ediyoruz.Sen bizi kendi yaptığın işle suçluyorsun.Yani pişkinliğin bu derecesini inan beklemezdim.Her yorumunda daha derinlere batmak artık iyice idraki köreltiyor olmalı..

    O zaman ne halt yemeye benin “evrim” dediğim yerde lafımı değiştirip sanki “darwinizm” demişim gibi göstermeye çalışıyorsun? Ben “evrim” dediğimde “darwinizm” demek istediğimi falan mı sanıyorsun? Şala mısın nesin Mustafa.

    Senin siteni ziyaret edenler ve yazılarını okuyanlar senin Evrim’den kastını anlamakta zorlanıyorlardır herhalde :)

    Evrim değişerek türemektir. Bunu anlamakta zorlananın aklına şaşarım.

    Mustafa: Geri kalanı artık ciddiye alıp cevap veremeyeceğim. Gösterdiğim gibi daha kendi evrim düşüncesinin felsefi arka planında bi haber olanlarla bu denli deruni tartışmalar girmişiz.Vah bize vah..(onu okuyupta bişeyler anladığını sananlar için lugatta kelimem yok.)

    Hala aynı evrim-darwinizm ayrımı yapamama komedisi sürüyor. Akıllı tasarımı savunan ama benim şiddetli uyarılarıma kadar teleolojinin ne olduğunu bilmeyen hatta böyle bir kelimenin bile varlığından habersiz, teleoloji ile teolojiyi karıştıran birinin burada evrim düşüncesinin felsefi arka planından bahsedip beni bundan habersiz olmakla suçluyor olması bana biraz ironik geldi.

    Mustafa: Totolojiler ve laf cambazlıkları ile olmuyor Da Vinci fena halde cuvallandınız.Kabul edin.Yani fanisiniz hepimiz gibi olabilir.(Gerçi kendi düsturunu bilmeyen dervişe ne denir?) Hadi, Evrim derken neyi kastettiğinizi açıklayın ?Bir…. Sonra tekrar dönüp yorumları okuyun bu iki… daha sonra oturup düşünün buda üç….

    İdrak problemi böyle birşey olsa gerek. Evrim derken elbette değişerek türemeyi, ortak atadan türemeyi kastediyorum. Başka ne olabilir Mustafa. Neyi kastettiğimi sandığını çok merak ediyorum.

    Eğer evrim teorisi, evrimin mekanizmalarını tamamen maddesel, doğal yollarla açıklamaya çalıştığı için materyalist dünya görüşünün eseri olarak görülüyorsa aynı şekilde tüm fizik teorileri de aynı şekilde materyalist dünya görüşünün eseri olarak görülüp evrim teorisine yapıldığı gibi saldırı altında olmalıdır. Eğer evrim teorisi tanrının olmadığını kabul ediyormuş gibi sadece doğal nedenleri açıklayıcı olarak kullandığı için materyalizmin maşası olarak görülüyorsa aynı şekilde tüm bilimsel teoriler aynı kategoride olmalıdır. Aslında tüm sorun sizlerin metodolojik naturalizm ile felsefi naturalizm arasındaki farkı kavrayamamanızdan kaynaklanıyor. Belki de kavramak istemiyorsunuzdur, böylesi daha çok işinize geliyordur, kim bilir.

    [off-topic]
    Bir aralar her tartıştığın kişiyi strawman argüman kullanmakla suçlardın. O konuda verdiğim dersten sonra bu huyundan kurtulmuştun. Şimdi de her lafın arasına “totoloji” sokuşturmaya başlamışsın. Çok sevdin heralde bu kelimeyi. Nasıl argüman üretilir, nasıl tartışılır gibi konularda biraz çalışsan, birşeyler okursan çok iyi olur diye düşünüyorum. Konuşur gibi yazarak tartışamazsın Mustafa. Sonra böyle manasız bir kelimeler bütünü ortaya çıkar. Yazdığın şeylerin altını sağlam bir şekilde doldurman gerekir.
    [/off-topic]

  16. Son söz…

    Bu kanımca makalede ard niyetle yapılan söylemin arkasında yatan temel düşünceyi göstermektedir;

    Steven Schafersman contends methodological naturalism is “the adoption or assumption of philosophical naturalism within scientific method with or without fully accepting or believing it … science is not metaphysical and does not depend on the ultimate truth of any metaphysics for its success (although science does have metaphysical implications)…

    Şimdi kısadan hisse yapalım. Makalendeki kast edilen Evrim Darwin’in evrimi dir.(değil dersen de bu noktadan sonra şaşırmaya bilirim) Madem ki Darwin bu teoriyi oluştururken materyalist düşünce iklimini temel almış ve tüm teorinin kavramsal inşasını ona göre şekillendirmiştir.Bu felsefi naturalizm kökenini ortaya doğrudan koyar. Bu yüzdendir ki Marx’ın düşünce iklimini etkilemiştir ve şekillendirmiştir.İşte tamda gene bu yüzden genel natualizm söylemi içinde Darwinci evrim doğrudan felsefi naturalizm için bilimsel bir zemin oluşturur.Bu yüzdendir ki bilimin kullandığı referanslarda epistemolojik olarak naturalizme dayandırılmıştır.Böylece method oluşturulurken hem teleoloji ve teoloji bilimsel yapı dışında tutulmuş hemde method ihtiyaçlara cevap verdiği sürece bilimsel tahakküm(2000 yıldan fazladır idealizmin elinde olan) ilk elden sağlanmıştır. Materyalizmin tarihsel saç ayakları tamda bu yüzden bilimde Darwinizm (Bugünkü genel kabulle hatta senin ve Harun Yahya’nın evrimden kastettiğide Evrim=Darwinizm) siyasette Marxizim, felsefede ateizmdir.Bunu çeşitli laf cambazlıklarıyla gölgelemek yada aralarındaki bu aşikar ilişkiler yumağını, birbirlerini etkileyen/şekil veren düşünce yapılarını ve ana merkezdeki materyalizm gerçeğini görmemek/yok saymak ancak ileri derecede ard niyet yada akli körlükle mümkündür.

    Ve asıl söylemek istediğimiz ama ısrarla çarpıtılan;

    A naturalistic methodology (sometimes called an “inductive theory of science”) has its value, no doubt. […] I reject the naturalistic view: It is uncritical. Its upholders fail to notice that whenever they believe to have discovered a fact, they have only proposed a convention. Hence the convention is liable to turn into a dogma. This criticism of the naturalistic view applies not only to its criterion of meaning, but also to its idea of science, and consequently to its idea of empirical method…

    – Karl R. Popper, The Logic of Scientific Discovery (Routledge, 2002), pp. 52-53

    Daha önceden de belirttiğim gibi ya gerçekten savunduğunu düşündüğün düşünce sisteminin merkez içeriğini/çekirdeğini ve aralarındaki kaçınılmaz örüntülerini bilmiyorsun/biliyormuş gibi yapıyorsun yada bildiğin halde bunu çekinmeden sıkılmadan çarpıtarak o muhteşem argüman oluşturma eyleminde çarpıtarak kullanıyorsun.Al birini vur ötekine..hala mı kavramıyorsun diyeceksin…yada kişiliğinin ayrılmaz parçası olan inkarı, bu apaçık zafiyetini süslemek için kullanmaya devam mı edeceksin…? Hayat seçimlerden ibaret ve seçim elbette senin…

    alıntıların kaynağı Wikipedia naturalism maddesi..

  17. Kurandaki Din diyor ki:

    Burada oncelikle bu Amerikan –fanatik anti Bilimci/Evrimci– Evanjelik hareketle bu Akilli Tasarim hareketinin temeldeki “gonul” baglarini/iliskilerini netce gosterebilecek iki alintiyla baslayayim:
    (parantezlerdeki kisa notlar/aciklamalar Kurandan perspektifler)

    Phillip Johnson, a former law professor who serves as the godfather of the ID movement, laid out his goals when addressing a 1999 conference sponsored by TV preacher D. James Kennedy. Johnson said his goal is to place doubts about the validity of evolution in people’s minds. From there, they are introduced to “the truth” of the Bible, “the question of sin” and then “introduced to Jesus.”

    Tukcesi: Philip Johnson, eski kanun/yasa profesoru, Akilli Tasarim hareketinin kurucu babasi olarak faaliyet gostermis olan, TV papazi D. James Kennedy tarafindan 1999da duzenlenen bir konferansa hitap ederken amaclarini soylece siraladi. Johnson amacinin oncelikle insanlarin zihinlerinde Evrimin gecerliligi hakkinda supheler uyandirmak oldugunu soyledi. Buradan onlar artik Incil gercegine ve gunah kavramina asina kilinacaklar, ve sonra da (onlara gore elbette Tanrinin biricik oglu ve Tanrinin Tecellisi olarak gorup taptiklari) Isaya yaklastirilacaklar! (*Bu tip bir dini doktrinin Kurana gore “ebedi cehennemlik” temelden yanlis bir doktrin oldugu acikca belirtilmis olmalidir Kuranda ilkin; Meryem 35-38, 88-95)

    ———-

    Henry Morris, founder of the young-earth Institute for Creation Research (ICR), writes that the idea behind the “intelligent design” movement is to begin with the design argument and postpone talking about the bedrock biblical doctrine. He explains: Any discussion of a young earth, 6-day creation, a worldwide flood and other biblical records of early history will turn off scientists and other professionals, so we should simply use the evidence of intelligent design as a “wedge” to pry them loose from their naturalistic premises. Then, later, we can follow up this opening by presenting the gospel (Morris 1999).

    Turkcesi: Henry Morris, Yaratilis Arastirma Kurumu icin Genc-Dunya (6000 yillik) Enstitusu kurucusu olan, yazisinda diyor ki: Akilli Tasarim hareketi fikrinin ardindaki dusunce, oncelikle bu tasarim argumaniyla ise baslamak ve temel Incil doktrinini (onlara gore ancak Tanrinin oglu Isa vasitasiyla tum insanligin kurtulusa erebilmesi seklindeki Evanjelik doktrinleri) bir muddet ertelemek gayesiyledir. O bunu soyle acikliyor: Genc-Dunya, 6 gunluk bir yaratilis, kuresel (nuh) sel afeti ve Incildeki diger ilk tarih hakkindaki kayitlar bilim adamlarini ve oteki bilgilileri hemen sogutup uzaklastirabilir. O halde, biz oncelikle bu tasarim delilini bir paravan olarak kullanmaliyiz onlarin naturel/dogasal yaklasimlarini kaybetmelerini saglayabilmek icin. Daha sonra biz bu gedigi actiktan sonra Incili ortaya surerek devam edebiliriz. (Morris 1999)

    Ve yine asagida bu tip Amerikan fanatik evanjelik Hiristiyanlarin bu kez de Big bang kuramina karsi nasil (Evrim kuramina karsi yaptiklarina tipatip benzer bir mantaliteyle) karsi ciktiklarini gosteren enteresan iki link aktarayim:

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    http://www.youtube.com/watch?v=CXX_6zRNcQ8

    Burada bunlari aynen Turkceye cevirmeye hic vaktim yok, malesef. Ancak bazi en belirgin ana fikirlerini verecek bir ozetle aktarmaya calisayim:

    Bunlara gore, Big bang kurami da temelde “Tanri olmadan sadece naturel/dogasal mekanizmalarla” bu Evrenin ilkin nasil baslayip bugunlere kadar doga/fizik kanunlari cercevesinde ve kendiliginden “el degmeden” gelismis olabilecegini ispat etmeye kalkan sekuler/ateist bilim adamlarinin bir “gecersiz” komplosu olmalidir, evvela. Cunki Big bang olayi da daha bastan Incildeki evren ve dunyanin bizzat Tanrinin “elleriyle” 6 gun icinde yaratilis senaryosuna tamamen aykiri olmalidir. (Bkz. Tekvin 1. Bolum)

    Bu sebeple, burada da yine Big bang kuraminin gecerliligi hakkinda cesitli supheler uyandiracak sorular/itirazlar, henuz cevaplanamamis yerlerine atiflar yaparak, ve daha sonra da bircok sekuler/ateist bilim adamlari bu Big bangin gecersizligini halihazirda aslen coktan anlamislar, ama “ideolojik” bazi sebeplerden dolayi aciga vurmuyorlarmis (agizlarindan kacirip “itiraf edebilen” bir kismi her daim haric tabi!) havasiyla hareket etmeye calismis olmalilar, yine temelde.

    Ancak gorebildigim kadariyla henuz Big bang kuramini burada Hitlere veya Staline baglayamamislar (=Evrenin bir anda patlayip hizla genislemesi gibi, Hitler ve Stalin de aniden patlayip sinirlarini hizla “genisletmeyi” pek sevmis materyalist asi ruhlar idiler! diye baslayan argumanlari vardir mutlaka oteki sitelerinde; rastlarsam ileride alintilarim buraya..)

    Tum bunlarin disinda, elbette hem Big bangi, hem Evrimi, hem de diger tum Bilimsel kuramlari bugunun mumkun olabilen en adil/ortak (tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alan) bir Bilimsel anlayis ve Literatur altinda hep birlikte ve rahatlikla sorusturabilen/arastirabilen ve sonra da ortaya cikmis olabilen tum Bilimsel bulgulari herbiri kendi “gonullerinde” diledikleri gizli bir tasarimcilarina (Yehova, veya Kutsal Ruh, veya Allah, veya digerleri) ya da olusumcularina (evrensel kanunlar, veya dogasal yasalar) ozgurce atfedebilip sonra da birbirlerine karsi mumkun oldugunca saygili/anlayisli kalabilen ateist/agnostik/deist/teist medeni insanlar varolabilmektedir Amerikada uzun zamanlardan beri. (Bu Bilimsel konsensusun nasil ve hangi sartlarda saglanmis olabilecegine daha detayli deginmeye calismis idim diger ilgili bazi bolumlerde.) Amerikada boyle bir Bilimsel anlayis ve Literatur uzerine saglanabilmis boyle bir konsensusun –cogunlukla Demokratlar/Obama gibileri kanaliyla– diger (mutlak ve aciktan ve zoraki) Tasarimsal anlayis ve Literatur uzerine olusturulmasi amaclanan –cogunlukla radikal Incil kokenli Cumhuriyetciler/Bush gibileri kanaliyla– boyle bir hegemonyadan kuresel baglamda Bilim, Insanlik, Medeniyetler, Dinler acisindan cok daha faydali ve yapici ve bariscil sonuclar/katkilar saglayabildigini/saglayabilecegini de hep birlikte bir miktar tekrar anlayabiliyor/hissedebiliyor olabilmeliyiz, sanirim/umarim, burada. Tekrar hepiniz Esen kaliniz.

  18. amazon diyor ki:

    Evrime inanmanın Allah’a inanmaya engel olmadığını anlattığınız bu yazınıza katılmıyorum.Kuran’da geçen Yaratılış inancına taban tabana zıt bir teorinin varlığından söz ederken her ikisini aynı anda kabul etmek pek mümkün değildir.Bu yorumla evrimin ne olduğunu neyi savunduğunu bilmeyen bazı cahil kesimi etkilemek mümkün.Ancak gerçekten din bilgisi olan insanların evrimi kabul etmesi mümkün değildir.
    http://www.evrimteorisi.info

  19. K.D. diyor ki:

    Amazon arkadas,
    Kutsal Kitaplarda (Tevratta, Incilde, ve Kuranda da) verilen yaratilis ile ilgili anlatimlar temelde Bilimsel degil, ancak “sembolik anlatimlar” olabilip (Kehf 54), gercekte ise Evrenin, Dunyanin, Canlilarin vs. ilkin nasil baslatilmis ve gelistirilmis olabilecegi konularinin tamamem insanlarin arastirmalarina havale edildigi de gorulebilir olmali Kuranda. (Ankebut 20, Gasiye 17-20)
    Aksi takdirde, Kuranda Evrenin yaratilisi ile ilgili verilen o diger sembolik yaratilis hikayeleri de zaten bugun Big bang kuramiyla da temelde celisebilen anlatimlar olabilip, bunlari Bilimsel anlatimlar olarak kabul edenlerin ayni zamanda bu Big bang kuramina da kesinlikle inanmamalari gerekirdi, herhalde, en bastan. (Yunus 3 = Fussilet 9-12)
    Bu konular bu Sitenin ilgili diger bolumleri altinda daha detayli tartisilmis, analiz edilmis, ve netce ortaya konulabilmis olmali Kurandan. (bkz. Big bang isiginda… & Insan Kromozomu 2… vb.)
    Bunlari coktan beridir boylece duyup arastirip bilebilen Teist karakterli insanlar –Musluman, Hiristiyan, Yahudi, digerleri– gerek Big bangi gerek Evrimi temelde “ilahi bir yaratilis plani” olarak gorebilip temel ve bircok yonleriyle inanmakta hicbir zorluk hissetmezler bu acidan.

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

    Bunlari bilip Ateist, Agnostik, Deist olarak kalmayi tercih edebilen insanlar da elbette secimlerinde ozgur olmalidirlar. Dinde asla zorlama/baski yoktur. (Bakara 256, Yunus 99) Kurana bagli Teist karakterli insanlarin farkli inanclara/felsefelere bagli diger medeni insanlarla daima baris, adalet, medeniyet cercevesinde temelde iyi iliskiler icinde kalabilmeleri de asla yasaklanmis degil, bilakis ongorulmus ve emredilmis olmalidir. (Mumtehine 8, Bakara 224) Onemli olan hickimsenin kendi Dinini/Felsefesini baskalarina zoraki dayatmaya asla kalkmamasi olmalidir, burada, sonucta.
    Oyleyse, Big bang kurami da, Evrim kurami da oncelikle –Bilimsel yaklasim ve metotlar icinde– beraberce okunabilir, sonra dileyen bunlari –karsidaki insanlara saygili/medeni kalarak– diledigi perspektifte degerlendirebilir olmalidir kendi gonlunde, her vakit.

  20. K.D. diyor ki:

    Yukarida verdigim o ikinci linkte bugun genetik alaninda yeryuzundeki en kidemli Bilim adamlarindan biri olarak kabul edilen (Insan Genom Projesi baskanligini yapmis) dr. Francis Collinsin makalesinin konumuzla ilgili kritik bir bolumunu asagiya (Ingilizce bilmeyen arkadaslar icin) Turkce cevirisiyle de aynen vermek istiyorum burada:

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

    ********************
    (Turkcesi)
    CNN/Dr. Francis Collins kendisini ve dusuncelerini soyle anlatiyor:

    Ben bir bilim adamiyim ve bir inananim, ve ben bu iki dunya gorusu arasinda hicbir celiski gormuyorum.
    Insan Genomu Projesinin baskani olarak, ben bir bilim adamlari heyetinin liderligini yaptim, insan genomunun 3.1 milyar harflerini okuyan, bizim DNA talimat kitabimiz.
    Bir inanan olarak, ben butun yasayan canlilarin bilgi molekulu olan DNAyi Tanrinin dili olarak goruyorum, ve bizim bedenlerimizin uyumlulugunu ve kompleksligini ve diger tabiat olaylarini Tanrinin planinin bir yansimasi olarak.

    ——–

    Ve sonra bazilari bana sordu: Senin beynin patlamiyor mu? Sen hem genetik metodlari ve molekuler biyolojiyi kullanarak hayatin nasil isledigini anlamisken ayni zamanda yaratici bir Tanriya nasil inanabilirsin? Evrim ve Tanri inanci birbiriyle asla uyusmaz degil mi? Bir bilim adami tekrar dirilme gibi seylere inanabilir mi?
    Bilakis ben burada hicbir celiski gormuyorum, ve de kendilerinin inananlar olduklarini belirten %40 oranindaki diger Amerikan (Teist) bilim adamlari da.
    Evet, ortak bir atadan tureyerek gelisen Evrim acikca dogru gorunuyor. Eger hala fosil kayitlarindan oturu bu konuda supheleri kalan varsa, DNA calismalari bizim tum oteki canli formlariyla (evrimsel) iliskimizi en guclu bir sekilde tekrar teyit etmektedir.
    O halde nicin bu Evrim Tanrinin yaratis plani olmasin? Dogrudur, bu Incil Tekvinin
    asiri-literal yorumlanisi altinda uyusmaz,
    ancak Darwinden cok daha once dahi St. Augustine gibi bircok dusunurler var idi Incildeki o yaratilis hikayesinin gercekte ne anlamda olabilecegini dusunen.
    Bu sebeple, artik Evrenin (yaklasik 14 milyarlik) yasina ve tum canlilarin Evrim kanaliyla iliskisine dair bu kadar yadsinamaz bilimsel delile ragmen, hala bir inananin Incilin bu tip asiri-literal yorumuna saplanip (fanatik Anti Evrimci olarak) kalmasi ne akilci ne de gerekli bir tutum degildir.
    ************************

  21. amazon diyor ki:

    Herşeyden önce bu teoride, canlılığın oluşumu evrimle açıklanmaya çalışılır.Ancak Allah Kuran’da gerek canlılığın gerekse evrenin yaratılışı hakkında pek çok ayet indirmiştir ve bu ayetlerde evrimle yaratılış olduğuna dair hiçbir bilgi ya da işaret bulunmaz. Diğer bir deyişle canlıların birbirlerinden türediğini, aralarında evrimsel bir bağ olduğunu destekleyecek bir ayet olmadığı açıkça görülür. Üstelik tam tersine Kuran’da canlılığın ve evrenin Allah’ın “Ol” emriyle mucizevi şekilde var edildiği bildirilir. Zaten canlılığın cansız maddelerden kendi kendine oluştuğunu söyleyen bir teori Yaratıcıyı en baştan inkar etmiş olur.Temelinde Yaratıcıyı reddeden bir teoriyi kabul eden inançlı bir insanın çizdiği tablo oldukça çelişkili diye düşünüyorum.Çok açıktır ki tüm evren ya Allah tarafından yaratılmıştır ya da evrimle ortaya çıkmıştır.İnsanlar bu iki düşündecen birini kabul etmek zorundadır.İkisi bir arada pek mantıklı bir karar olamaz.Bu düşünce eminim ateist evrimcilere de ters gelir.

  22. K.D. diyor ki:

    Asagidaki Amerikan en az 150 yillik fanatik Anti Big bangci ve Anti Evrimci Evanjelik linklerde Big bange ve Evrime inanmanin neden “kufur & putperestlik” (cunki ikisi de onlara gore Tanrinin eli degmeden hem Evrenin hem Canliligin kendiliginden ve “el degmeden” baslangicta tek bir noktadan & tek bir organizmadan vs. evrilerek bugunlere gelmis oldugunu savunuyorlar!)
    –(Halbuki Incilde hem Evreni hem Canlilari ilkin Tanrinin 6 Gun icinde hemen ve bizzat “kendi elleriyle” yapmis oldugu anlatiliyor; Tekvin 1.bolum)– olacagi aktariliyor olmali yine, temelde.

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    http://www.calvarybiblechurch.org/calvary_review.aspx/2006/07/1

    Ve burada tum ozellikle ve oncelikle Teist/Hiristiyan insanlari bu her iki ciddi Bilimsel kuram aleyhine daha bastan alabildigince negatif yonde kiskirtabilmek icin devamli olarak

    rastlantisal Buyuk Patlama?! rastlantisal Evrim?! velhasil rastlanti putu!? vs. gibi…

    bircok (Bilimsel anlayista tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu temelde esas aldigi icin ancak boyle 5 duyu esas alindiginda (randomly = rastgele & by chance = rastlantisal) gibi terimlerle anilabilen, ancak elbette gercekte tum Teist karakterli insanlarin gonullerinde rahatlikla 5 duyunun otesinde gizli (inpirationally = vahiysel & by will = ilahi iradeli) gibi terimlerle de anarak rahatlikla bu olaylara Teistik perspektifte bakabilmelerini de daha en bastan mumkun kilabilen –bugun tum gelismis ulkelerde ve ozellikle Amerikada halihazirda tesis edilebilmis olan– ateist/agnostik/deist/teist tum medeni insanlari mumkun olabilen en ortak/adil bir platformda boylelikle biraraya getirebilen bu ortak Bilimsel Literaturu ve anlayisi oncelikle temelden yikabilmeye, ve de sonra asil kendilerinin bu tip Bilimsel kuramlar karsisinda daha bastan icine dusmus olabilecekleri derin yanilgilari ve asil “kufurlerini & putperestliklerini” de bir yandan boylelikle “ustaca” kamufle etmeye calisiyor olmalilar, muhtemelen.

    Nitekim bu tip Evanjelik fanatik Anti Evrimcilerin aslen neden 150 yildan beri bu Evrim (milyonlarca Teist Bilim insani ve medeni Teist insanlarin halihazirda kabul edebildikleri sekliyle boyle bir ilahi yonlendirmeli “Evrimsel Yaratilis”) fikrine dahi daha en bastan siddetle karsi cikiyor olabildiklerinin en temel sebeplerinden birini asagidaki linkte acikca soylece musahede edebiliyor olmaliyiz:

    ********************
    dunya capinda faaliyet gosteren
    ve cok populer bir amerikan evanjelik hristiyan
    site olan (tum yazi ve makaleleri dunyanin bircok
    dillerine cevrilmis ve halen cevrilmekte.)
    http://www.christiananswers.net
    sitesinde deniliyor ki=

    Tanrinin kendi oglu Isa Mesihte tecellisi
    Incilin ana ogretilerinden biridir.
    Incil der ki: Kelime ete burunduruldu ve
    (Tanrinin Tecellisi olarak) bizim aramizda yerlesti.
    Mesih Isa (Tanrinin Tecellisi olan) mukemmel bir
    insan seklinde yaratildi.

    Halbuki Evrim Dusuncesi bu bizim Kurtulus doktrinimizin
    temelini sarsmaktadir.
    Evrim Dusuncesini destekleyen (hristiyan bilim adami)
    Hoimar Von Ditfurth Isanin bedenlestirilmis Tanri
    olmasi inanciyla Evrim Dusuncesinin uyusmazligini
    soyle dile getirmektedir:
    Evrim Dusuncesi kacinilmaz olarak bizi bu Hristiyan
    doktrinini ciddi olarak sorgulamaya goturecektir.
    Bu suphesiz ki, en temel Hristiyan inanci olan
    “Tanrinin Isa’da Tecellisi” fikri icin de gecerlidir.

    not: yukaridaki yazida adi gecen “Hoimar Von Ditfurth”
    Evrim dusuncesini temelde bircok yonleriyle kabul eden
    ve bunu genel cercevede buyuk bir “ilahi mucize” olarak
    degerlendiren inancli hristiyan Alman bir bilim adami
    olmalidir.
    yukaridaki fikirlerinden oturu fanatik “anti-evrimci”
    Evanjelik Hiristiyanlar tarafindan aforoz edilmis,
    ve ateist ve komunistlerle isbirligi icinde olan bir
    hain olarak takdim edilmeye calisilmistir cogu zaman.
    Allah gunahlarini affetsin.
    Mekani cennet ve hz. Isa’nin (a.s.) yani olsun. (Ali Imran 55)

    Islamda Celiski Yoktur sitesiden alintidir.
    ********************

    Dolayisiyla, bugun bu “Evrimsel Yaratilis” fikrini kabul edebilen tum bu tip Hiristiyan Bilim adamlarinin ve onlarin yaninda olan Hiristiyanlarin (Amerikada dahi bunlarin orani su an
    %40lar civarinda olmali) oteki fanatik Anti Evrimci Evanjelik Hiristiyanlara nazaran yakin gelecekte cok daha itidalli, erdemli ve salih Hiristiyanlar grubunda olabileceklerini ve Kuranda vadedilmis olabilecegi gibi bunlarin karsi taraftaki fanatik Anti Evrimci bu –mutlak Isaperest olmalari bariz– Hiristiyanlara karsi ustun kilinabilecekleri dusunulebilir/umulabilir olmalidir bu baglamda, herhalde. (Ali Imran 55-56 = Maide 17)

  23. K.D. diyor ki:

    Amazon arkadas,
    Kuranda gerek Evrenin gerek Canlilarin yaratilisi hakkindaki anlatimlar Bilimsel degil, ancak “sembolik anlatimlar” niteliginde olabilip (Kehf 54) zaten bu baglamda elbette Kuranda Big bang kuramina uygun bir Evren ve Dunya yaratilisi haberi de bulamayiz aslen. Ancak Big bang kuramiyla temelde bir hayli celisebilen anlatimlar bulabiliriz ancak. (Rad 2, Fussilet 9-12)
    (*Lutfen, bu Sitedeki “Big bang isiginda…Yaratilis Gercegi” bolumu altindaki bu konuyla ilgili yapilmis Kuransal analizlere bakiniz. Eger Kuran arapcasi biliyorsaniz, bunlari derhal acikca idrak etmeniz gayet kolay olacaktir; Kuran arapcasi bilmiyorsaniz, lutfen aslina sadik iyi bir Mealle kontrol ediniz.
    Oradaki net tespitlere herhangi bir itiraziniz varsa, lutfen burada Kuransal sebepleriyle hemen belirtiniz.)

    Ancak bu tip “sembolik anlatimlarin” (Fussilet 9-12 & Sad 71-75) ardindan, Kuranda gerek Evrenin gerek Canlilarin nasil ilkin ortaya cikmis ve bugunlere gelebilmis olabilecekleri konusunun arastirilmasinin temelde ve gercekte insana birakilmis olabilecegi icin (Ankebut 20, Gasiye 17-20) bugunku arastirmalar sonucu Musluman Teist insanlarin –veya Hiristiyan, Yahudi, Digerleri de– Big bang ve Evrim kuramini artik Allahin “yaratilis plani” olarak gorebilmeleri gayet makul olabilmelidir. (yukaridaki bazi linklerde de halihazirda aciga cikmis olabilecegi mantalitelerde.)

    Bu baglamda, Evrim fikri Yaratilis fikrinin tam tersi/zitti hic degildir/olmamalidir zaten (ozellikle ve basta Amerikan Evanjeliklerin israrla ve inatla kuresel capta oyle gostermek ve propaganda yapmak istemelerine ragmen uzun zamanlardir, cogunlukla kendi carpik dini-politik acendalari ugruna.)

    Allahin el degmeden bir “ol” emriyle hem Evrenin hem de sonra Canlilarin tek bir noktadan ve tek bir organizmadan vs. –Onun gizli kontrolu ve vahyi cercevesinde (Isra 44 & Fussilet 11)– kendiliginden ve “el degmeden” baslayarak ve bugunlere kadar boylelikle evrilerek gelebilmeleri gayet makul bir dusunce olabilmelidir, herhalde, bu baglamda. Buna kisaca “Evrimsel Yaratilis” fikri deniliyor olmali uzun zamanlardan beri; ve yeryuzunde bu fikri kabul edebilen milyonlarca Teist karakterli –Musluman, Hiristiyan, Yahudi, Digerleri– insanlar mevcut olmalilar halihazirda, yukarida da bir miktar gorebilmis olabilecegimiz uzere. Esenlikle kaliniz.

  24. K.D. diyor ki:

    Asagida “Evrimsel Yaratilis” fikrini genelde “Allahin kulli yaratma iradesinin bir tecellisi” olarak temelde kabul edebilen, ve fanatik Evrim karsitliginin ancak Evanjelik hiristiyan kokenli gereksiz/tutarsiz bir tutum olabileceginin gayet farkinda olabilen bazi saygin Musluman din ve bilim adamlarinin linklerini/calismalarini da aynen vermek istiyorum burada, ilgilenen tum –ozellikle Teist karakterli– arkadaslar icin.

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

    http://www.tumgazeteler.com/?a=4822837

    http://www.kitaphayat.com/Kitap/201279/islam_Da_Evrimci_Yaratilis_Teorisi

    http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset

    https://www2.xlibris.com/bookstore/bookdisplay.aspx?bookid=23295

    (*Not: Sondaki Ingilizce link Amerikada yasayan Musluman bir Bilim adamina ait bir calisma olup, Amerikada yasayan Muslumanlar genelde bu fanatik Evrim karsiti Evanjelik hareketi cok daha yakindan ve uzun bir suredir iyi analiz ve teshis edebilmis olabilecekleri icin, bu konuda onlarin karsisinda yapmis olabilecekleri karsilastirmali/kiyaslamali “Evrimsel Yaratilis” calismalari bazi yonlerden bu tip Evanjeliklerle Muslumanlarin en temel ve oncel dinsel/teolojik bakis acisi farklarini ortaya koyabilmesi acisindan da epeyce onemli ve aydinlatici olabilirler. Bu sebeple, ingilizce bilen arkadaslarin muhakkak bu tip ingilizce eserleri de edinip okumalarini ictenlikle oneririm.)

  25. K.D. diyor ki:

    ———-

    bedirhan arkadas,
    Oncelikle, Kuranda evrenin ve canlilarin yaratilisi ile ilgili anlatimlarin nasil degerlendirilmesi gerektigi, ve bununla ilgili net Ayetler ve Deliller yukarida (2 temmuz 11:40 tarihli yazida) belirttigim o (Big bang…) bolumu altindaki bazi yazilarda acikca analiz edilmis ve ortaya konulmus olmali. Bu hususu bastan cok iyi anlamak ilkin gayet onemli olmalidir burada.

    Ikinci olarak, Kuranda aktarilan o Kiyametteki Dunya ve Evren, Cennet ve Cehennem, Insanlarin orada tekrar dirilisi vs. gibi kritik hususlarin aslen buradakine pek/hic benzer olmayip, ancak simdi asla bilinemeyecek bambaska tarzlarda ve sekillerde olabilecegine onemle dikkat cekilmis olmali. (Vakia 61 & Ibrahim 48) Bu acidan Allah her zaman ve her yerde tekrar aynen bu tarzdaki bir Big bangi ve Evrimi kullanacak diye bir sart aranamaz ve de –burada Big bang ve Evrimsel yaratilisi kabul edebilen nice Teist/Musluman insanlarca– zaten boyle bir sart elbette asla aranmiyor/beklenmiyor, herhalde.

    Ucuncu olarak, Kuranda anlatilan mucizeler butun doga fizik kanunlarini tumden ihlal ederek Allahin bir anda gerceklestirdigi “olaganustu olaylar” olarak iman edilip (Suara 63-66 & Taha 69-70 & Suara 154-158 …) bunlar elbette bilimsel, evrimsel acidan degerlendirilmeye tabi tutulamazlar, bu baglamda. Bunlara boylece tarihte bir kez Onun izniyle ve kudretiyle gerceklestirilmis istisnai “olaganustu olaylar” olarak aynen anlatildigi tarzda inanilmasi tum Muslumanlara “gaybi” sekilde (=5 duyulariyla simdi asla sorgulamaya ve sinamaya kalkmadan) sart kilinmis olmalidir. (Bakara 3)

    Dorduncu olarak, yukarida (2 temmuz 10:01 tarihli yazida) belirtilmis olan o en kritik/derin sebepten oturu de 150 yildir fanatik Evrim dusmani olan bu Evanjeliklerin bu tehlikeli/felaketli fanatik tutumlarindan uzak durabilip “Evrimsel Yaratilis” inanci altinda boyle tek ve –insan suretinde veya Isa suretinde asla degil– ancak benzeri olmayan tek bir Yaraticiya inanmis veya inanacak olabilen –ozellikle yukarida anilan Hoimar Von Ditfurth’un o vicdanli/adil yaklasim tarzinda– mutevazi Hiristiyan ve de bunlara elbette –otekilerine nazaran– buyuk sempatiyle bakmis veya bakacak olabilen Musluman insanlarin elbette ahirette hz. Isanin ve hz. Muhammedin huzurunda baslari dik ve alinlari ak olarak durabilecekleri umit edilebilmelidir, oteki yuzde yuz Isaperest olmalari bariz olabilen fanatik Anti Evrimci –Kuranda bu karakterler direk “inkarcilar” olarak anilir olmalilar– Evanjeliklerin karsisinda. (Ali Imran 55-56 = Maide 17) Esenlikle kaliniz.

  26. no_comment diyor ki:

    K.D,

    Hz. Adem ve Havva ilk olarak cennette yaratıldı ve cennetten dünyaya geldi.

    Cennette evrim ile mi yaratıldılar ki, bu dünyada evrim ile yaratılmış olsunlar?

    Allah, Hz. Adem ve Havva’yı yaratmak için nasıl ki Cennette evrime ya da bir sebebe ihtiyaç duymadıysa (Allah şüphesiz bunlardan münezzehtir); bu dünyada da duymamıştır.

    Bence, sen İslam ile evrimi bağdaştırmaya çalışmaktan vazgeç. Bak neresinden konuyu ele alsak, tutmuyor.

    Şu karalama kampanyaların ile de sana bir kolaylık sağlayayım. EVRİME İNANMIYORUM. ALLAH’IN İZNİYLE ALLAH ÖMÜR VERDİĞİ MÜDDETÇE DE EVRİM TEORİSİNİN BÜYÜK BİR ALDANMACA VE SAPKIN BİR İNANÇ OLDUĞUNU ANLATIP DURACAĞIM. BUNUN İÇİN, BENİ DECCAL İLAN EDEBİLİRSİN. ÇÜNKÜ DİNSİZLİĞİN TEMELLERİNİN DAYANDIĞI NE VARSA YIKIP ŞEYTANIN BAŞ DÜŞMANI OLACAĞIM. BU ŞEYTAN’IN İŞİNE GELMİYORSA, SEVE SEVE DECCAL İLAN ETSİN. VIZ GELİR, VIZ GİDER.

    İSAPEREST DE DİYEBİLİRSİN. MUSAPEREST DE. MUHAMMEDPEREST DE. İBRAHİMPEREST DE. ÇÜNKÜ HEPSİNİN -ALLAH’IN İZNİYLE- ÖLENE KADAR DOSTU VE TALEBESİYİM. HERBİRİ, BENİM PEYGAMBERİMDİR. VE HER BİRİNİN DE HAYRANIYIM.

    Bu nedenle, saydığın hiçbirşeye dikkat etmeme gerek yok. Ama hala sorularıma yanıt vermiş de değilsin…

    Evet ya da hayır, piliz

  27. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas,

    Kuranda gecen cennet (=elcennetu, elcennatu) ifadeleri aslen sadece “bahce, bahceler” anlaminda olup bunlar Kuranda bircok kez bu dunyadaki “bahce, bahceler” anlaminda da kullanilmis olmalidir. (Enam 99) Buna binaen, bircok Musluman Din bilgini hz. Adem ve esinin icinden kovulduklari “bahcenin” de boyle dunyadaki bir bahce olabilecegini dusunmus ve buna gore yorumlamalar da yapabilmis olmalidirlar bugune dek.
    Ancak kanimca, Kuranda anlatilan tum bu tip yaratilis/indirilis/kovulus vs. hikayeleri sadece “sembolik anlatimlar” olarak algilanip bir yandan da hem Evrenin hem de sonra tum Canlilarin ilkin nasil bu dunyada baslayip burada boylelikle bugunlere gelmis olabilecekleri yine Kuranin emri geregi insanlar tarafindan rahatca ve ozgurce arastirilabilmelidir. (Ankebut 20 & Gasiye 17-20)
    Aksi takdirde, bugun Dunyanin –tum daglari, nehirleri vs. ile birlikte– once ve ilk
    4 gunde (=4000 yilda) yaratilip tamamlandigini (Fussilet 9-10 & Hac 47) ve sonra sekiz cift davarin da –hz. Adem ve esi yaratildiktan sonra– bir anda buraya tum bu insanlar icin gokten “indirildiklerini” (enzele) kabul etmek gerekirdi ki, herhalde bu tip “sembolik anlatimlarin” da, boylece alindiklarinda bilimsel acidan gayet tutarsiz/aykiri olacaklari bastan acik olmalidir yine. (Zumer 6)

    Bunun disinda, Allaha ve tum Peygamberlere olan sevgin ve hayranligin takdire sayan olmali. O halde, bir dusun; hz. Muhammed ve hz. Isa bugun burada olsa, yukarida anilan o bariz Isaperest olabilen o fanatik anti evrimci Evanjelikleri mi kendi yakinlari olarak bagrina basardi, yoksa “Evrimsel Yaratilisi” kabul edip buna binaen Insanlarin ve Isanin asla Tanri Suretinde veya Tanri Tecellisi olamayacagini dusunen Hoimar von Ditfurth tarzi mutevazi Hiristiyanlari mi? Bunun cevabini Kuran ve Incil zaten cok onceden vermis olmali. (Ali Imran 55-56 = Maide 17) (Matta 7/22-23) Esenlikle kaliniz.

  28. biyologonca diyor ki:

    selamlar; madem yaratılış fikriniz var.tesadüfü oluşuma karşısınız, yaratıcıda ispatlanasın o zaman………

  29. Nusret diyor ki:

    Evrim gerçeği ile dini uzlaştırmaya çalışmak boşunadır. Darwin, materyalist dünya görüşüne sahip olsa da olmasa da, evrim kuramı ve gerçekliği, materyalizmin hanesine yazılmış kocaman bir artıdır. Bu, Darwin’in öznel durumundan bağımsız bir şeydir. Geçmişte ve hatta günümüzde dinsel doğmalardan henüz az ya da çok kurtulamamış bile olsa bilimin gösterdiği yolda namusluca ilerleyerek metafiziğin canına okuyan keşiflere imza atan birçok bilim insanı vardır. Materyalizmi yücelten ve evreni, doğayı, toplumu bu bakış açısıyla yorumlamanın doğruluğunu sergileyen o kadar çok bilimsel keşifler yapılmıştır ve bilimsel gelişmeler yaşanmıştır ki, insanın hala idealist, metafizik batakta debelenmesi ancak kör inançla mümkün olabilir.

  30. fatih diyor ki:

    Buradan anlaşılan ilk şey Harun Yahya’nın Evrim Teorisi’nin neyle ilgili olduğunu, neleri açıklamaya çalışan bir teori olduğunu bilmediğidir. Evrim Teorisi’nin yaşamın nasıl başladığını açıkladığını sanıyor.

    yanlış mı okudum yoksa tesadüfen bu gözlerim bana oyun mu oynuyor?
    bir evrimci bunu nasıl der!!!
    evrim turlerin kökeninin günümüze nasıl geldiğini kendine özgü aşamalarla anlatan bi teori değilmiy di?nasıl oluyo da bunu anlatan kökünde yaşamı barındıran bi teori yaşamın nasıl başladığını araştırmaz.bu sozlerime soyle karşılık geliyo yazıda
    ‘Evrim Teorisi yaşamın değil farklı türlerin nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışır.’
    eee evrimci bilim adamı sen temeli yapmadan 3. kattan başladın binaya.evrim yaşamın kaynağını açıklayamıyo degil de o konuyla ilgilenmiyo demek ancak ilk okul cocuklarını kandırır.dun gece izlediğim tartışma programında açıklıyolardı ama tesadufen bir mitokondri(yapısı gercekten çok krmaşık ve kopleks bir yapıdır)ile cekirek buluşup hadi gel hucre yapalım demiş ve hucre meydana gelmiş.aksam profosor ve docentler aynen bunu dedi ama ozellikle bunun tesaduf olmadıgını ama ne oldugunu da tam soylemediler.bazen cok sıkıştıklarında doğanın dengesi,doğa yaptı gibi cevaplar verdiler.insan ulkemizin profesorleri bunlarsa ben neden hala universite okuyorum demekten kendini alamıyor.
    evrim teorisinin kokunun tesadufe dayanmasına rağmen bunu kabul etmiyolar.ama başka bi neden de getiremiyolar.samsundan bir evrimci ilahiyat profesoru imiş amca acıklamaya dikkat’her şeyde bi amaç olmak zorunda mıdır?neden her amacı bi yaratıcıya bağlıyorsunuz?tesaduf degildir evrim ,tesadufi amaclarla ilerleryen bi teoridir’
    artık asena ablamıza ayıp ediyoruz bence baya cok kıvırtgan var ulkemizde:D.bi bey var dı deniz bey o da profosormuşmalesef.elinde bi tane kitapla her soruya cvp vermeden ama gercekten vermiyo be abi.laf salatası yaparak konuyu geçiştiriyolar.diger yaradılışı savunan profosorlerde sadece guluyolar bunlara ama deniz i gormelisiniz.ara geçişe ornek vericek profosorumuz buraya dikkat.balinanın karaya geçişini gosteriyo kitapda bakın yapmışlarçizmişler genlerin %90 aynı diyo.yaradılışcı prof. diyo ki kardeşim iyi diyonda bunları dogumdan tut iç organları herşeyi farklı nasıl değişmiş bunlarbi anlat hele bide bunun ara formu yok mu hani balinadan su aygırına gecerken flan garip bi yaratık.yok diyo deniz ama suratı gorucen bazı hayvanlar keskin bi şekilde evrimleşirdiyo.tabi karşedan soru direk geliyo ama aniden evrimleşmeyle bu kadar ayrıntının tesadufen değişmesi herşeyi karaya gore ayarlaması biraz garip ve olasılık dışı gelmiyo mu size?cevaba bakın şimdi ‘siz nasıl bilim adamısınız nasıl biologsunuz evrimi daha anlayamamışsınız evrim tesaduf degildir.once evrimi anlayın sonra soru sorun.’tabi yaratılışcı şaşkın soruma cvp alabilirmiyim deniz bey.’adamlar burda yazmış bakın organlar da burda’.deniz bey bi sayfa gosteriyo sayfada 3 tane organ başka bişey yok onlarda renklendirilmiş.ama valla başka bişey yok.bi su aygırı resmi bi balina ve diger sayfa da 3 tane organ.ben şahsen bi tane cvp aldıysam akşam ki programdan adam degilim.
    bide abla vardı oda doçentmiş istanbulda soru geldi ara geçiş formu ver mı?’evet bir suru var avrupada bulundu evrimi herşey destekliyo bilim evrimle’cvp bu burayada yazıyorum arkadaşlar bana bi tane ara geçiş formu bulan arkadaşa 1 ev 2 araba ve 10.000tl nakit para.ama1940 ve gunumuze kadar gelen mymun kafasını insan cenesine monte et ,bulunan dinozor fosillerine kanat ilave et(1980 national geograpic) falan bıktık bunlardan valla yemezler.yada soyu tukenmiş mukemmel hayvanları ara geçiş formu ilan etmek bunlar terbiyesizlik,uc kagıtcılık,bilimin yuz karası olmaktan ileri gidememişlerdir.bende merak ediyorum kanatlı bi balık falan ama bi goremedim işte.emin olun su koskoca dunyada evrim teorisine gore milyonlarca ara geçiş formu olmalı.ama eger bir tane olsa ve onuda evrimciler bulsa butun tvler,gazeteler medya yayın organları bas bas bağırır.bulduk diye.istanbuldan konusmakta dahi zorlanan bi doçent evet var kardeşim bir suru hemde demesi ve ortada bi tane bile kanıt olmaması benim tahammul sınırlarımı giderek daraltmaya başladı.
    sağlıcakla kalın safsatalardan uzak durun yada durmayın içine girin ve gerçekleri yüzlerine vurun daha zevkli oluyo:D
    fatih öztaş

  31. Da Vinci diyor ki:

    fatih,

    Evrim teorisi ile canlılığın kökeninin neden farklı konular olduğunu Evrim ve Abiogenez başlıklı makaleyi okursan görebilirsin.

    Bu arada habertürk’teki programla ilgili söylediğin bir görüşe katılmak durumundayım. Adem Tatlı, İrfan Yılmaz ve Turan … (soyadını hatırlayamadım) gibi adamların profesör olmuş olması ne kadar üzüntü verici birşey. Bir de bunlar üniversitede ders anlatıyor. Yazıklar olsun. İrfan Yılmaz denilen adam bir bireyin evrim geçirerek başka bir canlıya dönüşeceğini sanıyor ve evrimci bilim insnalarının da bu saçma olayı evrim olarak kabul edip savunduğunu sanıyor. Böyle deli saçması bir evrim anlayışı olabilir mi? Tabi Boğaziç Üniversiteinde olan bayan profesör de komikti. Evrim konusunda ve daha birçok konuda bilgisiz olduğu çok barizdi. Ergi Deniz Özsoy ise çok sabırlı adammış. Tebrik ederim kendisini. Bu kadar laf anlamazlık, dik kafalılık ve akıl almaz derecelere ulaşan absürtlükler karşısında olunabilecek en sabırlı haldeydi. Arada sinirlendiği elbette oldu ama az bile tepki verdi diyebilirim. Peygamber sabrı derler ya işte öyle birşey varmış adamda. Sözleriyle resmen ezdi diğer taraftaki prof amcaları. Ama anlayana tabii.

  32. fatih diyor ki:

    diğer prof. amcalar o deniz abiye nasıl dayandılar bende ona şaşırdım.iki resim gösterip detaya girmiycem evrim bu diyip bir tane ara geçiş formu gösteremeyen kendine prof. sıfatı takmış insanlar bize ders veriyo.
    biri canlılığın başlangıcını abartısız bir mitokondri ile cekirdegin kolkola vererek gel hucre yapalım demesiyle başladıgını sonra bunlar nasıl olduysa bir santral tarafından desteklendiğini(diğer organallerin tesadufen mukemmel bir dizilimle yanyana gelmelerini anlatmak istemiyorum artık zamanım yok okdar sadece bir yıllık kabaca bir ders konusu) ve kusursuz bir hucre oluştuğunu bununda hadi gel suya gidelim diyerek suyun içerisinde bir canlı oluşturduğunu soylediler.bu evrimi destekleyen bilim bunun var olma olayını milyon kere milyon imkansız kılmıştır.bilim diyorum dikkat edin bi tarafımdan sallamıyorum.
    sabırlı deniz efendinin sozde prof. binlerce boş lafından birine dikkatini çekiyorum kardeşim ‘maymunlarla gen uyumumuz %96 …vebu ozelliklere dayanarak atalarımız onlardır.butun canlılarda ki hucrelerle yapı taşlarımız benzer demek ki bir atadan evrimleştik’yorum bu itirazı olan yok sanırım.cvp geliyo karşıdan isimlerini hatırlamıyorum amcaların ‘e kardeşim biz farklı bişey demiyoruz ki yaradan bir yaradılanlarda neden birbirinden farklı olsun.zaten topraktan gelmedik mi?toprakta bulunan organeller bizim vucudumuza yokmu?o zmn biz de diyoruz ki tek bir yaratıcı bizi yarattı hepimizi farklı farklı yarattı ama hamurumuz bir kardeşim.insan farklıdır diyo amca deniz beyin belli belirsiz konusmaları arasında ‘insanı farklı yarattım der yaratıcı ona farklı olarak akıl verdim .onu kendi ruhumdan ufledim der’ deniz bey gene itiraz eder tabi sizin ki bilimsel degil ben veri kullandım der.orada ben dahil studyodakiler bile şok oldu.kullanılan veriler aynı ama yorum farklı ama deniz bey kabul etmiyor bilimsel degil diye.cvp sizce mantıklımı soruyorum.
    bide teyzeye cok guldum ikide bir ara geçiş formu var dedi konuyu kapattı.be teyzecigim bu konu bu kadar basit mi varsa neden yayınlanmıyo bunlar her kosede neden uyduruk dergilerde yayınlanıyo (shte oldugu için dunyaya acılmıyo)neden hiç bir muzede yok bu bir suru fosilerden
    cvp istiyorum ben kardeşim zırvalık değil
    fatih saygılarla

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    Da Vinciii!!!

    şimdi sana bir şey anlatacağım,evrimcileri sevindirecek bir olay.buğün bir vatandaş anlattı.

    adam askere ğitmiş,askerde sağlık ocağında çalışıyormuş.askeriye içinde tabii.askerlerden biri kısırlık tedavisi ğörüyormuş.komutan doktor ara sıra hasta askerin spermleri alıyor,ve sperms sayısına bakıyormuş.

    bir ğün sağlık ocağında ağır ve pis bir koku duyulmaya başlamış.aramışlar taramışlar kokunun kaynağını bulamamışlar.derken bunu bana anlatan vatandaş deney tüpü içinde unutulmuş,kısırlık tedavisi ğören askerin spermlerini ğörmüş.ancak spermler sperm olmaktan çıkmış,pis bir koku yayıyormuş ve renk değiştirmiş ve tüpün içinde farklı boylarda kurtçuğa benzeyen üç adet canlı varmış.üç tane sperm her nasıl olmuşsa o tüpün üçerinde evrimleşerek faklı bir canlıya dömüşmüş.

    bu mantığa ğöre;canlı farklı ortam şartlarına ğöre biçim de değiştiriyor.hayatta kalma mücadelesi veriyor.alın size deneysel olarak ğözlemleyebileceğiniz bir örnek.farklı ortam şartlarında deneyin.sonucunu bizede yazın.bizde çıkarıma ğidelim.

  34. Da Vinci diyor ki:

    Bigalı,

    Ben böyle bir evrim anlayışını mı savunuyorum? Çok ilginç. Diyorsun ki bir canlı yani bir birey evrimleşerek farklı bir canlıya dönüşüyor. Gerçeken çok ilginç. Şunu bilmelisin ki böyle bir evrim anlayışının bizim savunduğumuz evrimle hiçbir ilgisi yok. Yıllardır evrim hakkında yazıp, tartışıp hala evrimin ne olduğunu anlayamamak çok garip bir durum. Bu bir nevi Lamarkçı evrim anlayışı oluyor sanırım. Birey yeni özellikler kazanıyor ve farklılaşıyor. Darwinci evrim anlayışında bireyler evrimleşmez. Popülasyonlar zaman içinde evrimleşirler. Belli bir zaman içinde popülasyonda yeni özellikler ortaya çıkar ve eğer farklılıklar o türün diğer bireyleriyle çiftleşerek kısır olmayan yeni nesillerin üretilmesini engelleyecek kadar artmışsa o popülasyon yeni bir türe dönüşmüş demektir. Yoksa bireylerin tek başlarına evrimleşerek yeni bir türe dönüşmeleri söz konusu değildir. Genetik değişiklikler yeni nesillerin oluşumu ile gerçekleştiği için üreme sonucu yeni özellikler belirir. Yani bir bireyin yaşam süresi içinde evrimleşmesi ve yeni bir tür oluşturması gibi bir süreç Darwinci evrim anlayışında mevcut değildir. Evrim hakkında konuşan birisinin böylesine temel bir anlayıştan bihaber olması pek de anlaşılabilir birşey değil.

  35. azerturk diyor ki:

    Bigalıoğlu kardeşim,
    evvala merhaba.

    Senin de din konusundakı bakışların, fikirlerin diskusiya bakımından benim üçün maraklı idi.

    Ama son şerhin şu zamana kibi okuduğum şerhlerinin en absurdu. Yani mantıksız bir yazı.

    hörmetler

  36. Bigalıoğlu diyor ki:

    Da vinci ve Azerturk,
    ben size ne diyeyim ha.
    aslında hiç bir şey demiyeceğim.
    sizden bir cacık olmaz.

Leave a Reply