BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

100 Milyon Yıllık Ortak Yaşamı Evrim Teorisini Zor Durumda Bıraktı

termitprotozoaBilimadamları bir hayvan ile bir mikroorganizma arasındaki ortak yaşama ait 100 milyon yıllık amber buldu.

Çalışma, amberdeki yaşam formları konusunda uluslararası bir uzman olan Oregon Devlet Üniversitesi’nden George Poinar tarafından yürütüldü.

Dinazorlar çağı olarak bilinen Erken Kretas dönemine ait termit, karnının içinden dışarı çıkmış tek hücreli bir canlı olan bir protozoa ile birlikte bulundu.

Ortak yaşama ait en eski paleontolojik bulgu olan bu keşif evrimci bilim adamlarında büyük bir moral bozukluğu meydana getirdi.

Termit ile Protozoa’nın Ortak Yaşamı

Kuru tahta parçalarını yiyerek beslenen termit, selüloza dayalı bir yaşam sürdürüyor. Ancak tahta parçalarını sindirebilecek enzimler için de kursağında yaşayacak bir protozoaya ihtiyaç duyuyor. Bu karşılıklı bir ilişki…

Protozoa termitin içinde yaşamazsa ölüyor. Termit de, protozoa sindirim sistemine yardımcı olmazsa ölüyor.

Bulunan amber, bu karşılıklı yardımlaşmanın 100 milyon yıldır devam ettiğini kanıtladı.

Kaynak:http://www.sciencedaily.com/releases/2009/05/090514153139.htm

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 8405, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

68 Comments

  1. Scientific Turkey diyor ki:

    Yazıyı yoruma açıktır.

    Dileyen saygı sınırları ve bilimsel perspektif dahilinde görüşlerini aktarabilir.

    İyi paylaşımlar

  2. no_comment diyor ki:

    Gerçekten de değişmemiş

    resimden çok etkilendim

  3. Da Vinci diyor ki:

    Kaynak olarak kullanılan Science Daily’deki yazıda bu buluşun evrim teorisini zor durumda bıraktığıyla ilgili hiçbir şey yok. Başlıkta ifade edilen bu sonuca nasıl varıldığını merak ediyorum. Yazarımız bu konuda bir açıklama yapma gereği hissetmemiş ama hissetmesi gerekirdi. Başlık ile yazı tamamen uyumsuz. Başlıkta ifade edilen şey yazıda açıklanmıyor. Yazarı bu konuya açıklık getirmeye davet ediyorum.

  4. Doğru Dostlar diyor ki:

    Scientific Turkey arkadas,
    yukarida verdiginiz bu linkte

    Kaynak:http://www.sciencedaily.com/releases/2009/05/090514153139.htm

    —-
    Their dependence on these protozoa is now well understood, and the process isn’t always pretty.
    Somewhere on the evolutionary scale the termites began producing a liquid that contained protozoa that they would excrete. The termite offspring in turn consume the feces and thereby gain the protozoa in their digestive systems.
    It took time for all of this to get worked out, the study indicated. The successful establishment of protozoa in the termites required them to withstand the chemical and physical conditions inside the alimentary tract, use the gut contents as a food source, cause no damage to the host and be carried through successive stages and generations.
    But by the different species each specializing at what they do best – the termite eats, the protozoa digests – the two groups have both had extraordinary evolutionary success.
    —-

    bilakis zaten bu Bilim adamlari Evrimsel perspektifte dahi ele alip degerlendirmis olmalilar bu olayi.
    Sizin burada kullandiginiz resim, baslik, ve kaynak o kadar pek birbirini desteklememis/percinlememis olmali bu acidan galiba?

  5. Scientific Turkey diyor ki:

    Da vinci ve Doğru Dostlar isimli yorumcular,

    Kaynak, haberin kaynağıdır.

    İlk yazımı okusaydınız, bilim felsefe ve dinin ortak noktasının düşünmek olduğunu yazdığımı farkedersiniz.

    Ben bir bilim dergisinde/sitesinde yayınlanan haberle ilgili düşünüp, kendi vardığım sonucu kaleme alıyorum.

    Sonra da, bu haber nerede yayınlanmış denmemesi için etkilendiğim ve beni düşünmeye sevk eden haberin kaynağını “kaynak” olarak ekliyorum.

    Bunun, haberi yayınlayan sitelerin yaptığından hiçbir farkı yoktur.

    Bilimin amacı, sonuçlar ve veriler elde etmektir. 2 kere 2 dört eder der bilim… Bu neden dört ediyor, ya da dört etmesinin bize verdiği sonuç nedir soruları üzerinde düşünmek Felsefe’nin işidir.

    Felsefe’de bir düşünme eylemi’dir. Ve ifade özgürlüğü olan bir dünyada yaşadığımızdan, herkesin kendi fikrini ve görüşünü ifade etmesi yada yazılı olarak kaleme alması tamamen serbesttir.

    Evrimci bir sitenin, elbette ki “Yaratılmıştır” diye haber yapması beklenemez. İnandığı tüm ideolojilerle ve tuttuğu tüm taraf ile çelişir.

    Bilim ise tarafsızdır. Elde edilen bilimsel verinin size ne verdiği ve dünya görüşünüze ne kattığı, tamamen size aittir ve saygı duyulması gerekir.

    Ben kaynakları beni desteklemeleri için vermiyorum. Çünkü fikirlerime ve görüşlerime destekçi aramıyorum. Bu çok değersiz ve bilimdışı bir hedef olur.

    Dünyaca ünlü felsefeciler, kendilerine taraftar toplamak gibi ufak hedeflerle kitaplar ve eserler kaleme almamıştırlar.

    Yazılara, bilimsel olarak itiraz edeceğiniz yönler varsa buyurun elbette. Örneğin, termitin ve protozoa nın bulunmuş bir araform örneğini yayınlayın ya da evrimleşme süreci ile ilgili neyden evrimleşti nasıl evrimleşti detaylı olarak aşamalarını izah edin.

    Bu tarz bir eleştiri, son derece kaliteli ve profesyonel olur ve görüşünüze saygı duyarım.

    İyi çalışmalar

  6. fuatogl diyor ki:

    Scientific Turkey,
    Bir haber yada baska bir kaynaktan 2-3 dogruyu alintilayip, bunlarin arasina kaynakla ilgisi ve baglantisi olmayan, hicbir sekilde desteklenmeyen, sonuc olarak cikmayan goruslerinizi sunma isguzarligina bizler “dusunme” demiyoruz. Zannedersem anlayamadiginiz durum burasi oluyor. Ornegin o haberle hicbir sekilde ilgisi olmayan kendinden menkul soyle bir iddianiz var:

    Ortak yaşama ait en eski paleontolojik bulgu olan bu keşif evrimci bilim adamlarında büyük bir moral bozukluğu meydana getirdi.

    Kendi yaziniza itibar edilen kaynaklari referans gosterip onlara itibarli havasi vermeye calisacagina bunun neden boyle oldugunu aciklamak herhalde yapabileceginiz en anlamli is olur. Boyle iddialar ortaya attiginizda sizden boyle birsey beklenir.

    Ve sanki disarida herkesden bagimsiz bir bilim var, birde bunlardan bagisiz evrimciler varmis gibi sunmak habere ve soz konusu bilimsel calismaya yapilan bir saygisizlik olsa gerek. Zira yanlis bir sekilde kullansaniz dahi, o bilgiler mistik bir bilim adamlari toplulugundan degil, bizzat asilsiz ithamlarda bulundugunuz evrimci bilim adamlari tarafindan ortaya cikartiliyor. Evrim teorisini, bu teoriyi temel alan bilim insanlarinin ortaya cikarttigi bilgilerle curutmek gibi “dahiyane” bir yontem kullaniyorsunuz. Biz ise bunlara dezenformayon diyoruz.

    Evrimci bir sitenin, elbette ki “Yaratılmıştır” diye haber yapması beklenemez. İnandığı tüm ideolojilerle ve tuttuğu tüm taraf ile çelişir.

    Boyle niyet okumaci bir gerekce, sizin yaptiklarinizi mesrulastirmiyor. “O adamlar benim soylediklerimi soyleyemiyor, o yuzden onlarin yerine ben soyluyorum” gibi birseyi insanlarin kabul etmesini bekleyemezsiniz.

    Bakin birkac yol gosterici bilgi vereyim size. Bunlari ogrenirseniz size gosterilen tepkiyi daha iyi anlayabilirsiniz.

    1- “Bu yazi benim, baskalari da ayni seyi cevirmis olabilir, bana ne.” dedikten sonra, soz konusu “yazinizin” tipkisinin aynisi baska sitede ciktiginda, ve o sitede bu yazilar “Harun Yahya nin eserlerinden derlenmistir” diye sunuluyorsa, biz sizin yalan soylemis oldugunuzu kabul ederiz. Bize acikca yalan soyleyen bir insani ciddiye almakta zorlaniriz. Cevap vermek zorunda kalmamizin sebebi maalesef ayni mekani paylasiyor olmamizdandir.

    2- Yalan soylediginizi gerekceleri ile size gosterdigimizde; siz ozur dilemek yerine “ilginç bir bilimsel sav olmuş…tebrik ederim” diye bir karsilik verirseniz bizler bunu piskinlik olarak kabul ederiz. Piskinlik oldugunu belirttikten sonra siz suradaki gibi “SANAT SEVENLERE :)” diye gulucuklu yorumlarla devam ederseniz bunu (piskinlik X piskinlik) olarak kabul ederiz.

    3- Kendi goruslerinizi, bu goruslerinizle hicbir sekilde bagdasmayan itibar edilen kaynaklar arasinda kamufle etmeye calisirsaniz, sanki bu goruslerinizle ilgili imis gibi gostermeye calisirsaniz bizler buna dezenformayon deriz, etik olarak dogru olmayan bir yontem kullandiginizi kabul ederiz.

    4- Daha sonra bir yazi ile gosterecegim gibi; bilim insanlarinin yaptigi calismalarinin sonuclarini kendi fikirlerinizi destekleyecek sekilde degistirirseniz, yani cikan sonucu keyfi olarak kendi goruslerinizi destekleyecek sekilde degistirirseniz (Benjamin ornegi) bizler bunu tepki gosteririz. Her nedense bunu kabul edilebilir durust bir yontem olarak gormuyoruz.

    5- Kendi orjinal goruslerinizi mantikli argumanlarla gerekcelendirmek yerine, kavramlarin gercek anlamlarini es gecip, muglaklastirip, var olmayan baglantilari varmis gibi sunarak, psikolojik etkiyi gozeten gorsellerle manipulatif etkiler yaratmaya calisirsaniz sizi samimi bir tartismaci olarak degil, propagandaci olarak kabul ederiz.

    Bu yontemleri kullanirsaniz “neden bilimsel cevap vermiyorsunuz” deme gibi bir hakkiniz olmaz. Bunu talep edebilmek icin en once asgari standardlari gozetmeniz gerekiyor. Ve bunlar oyle yuksek akademik standardlar filan da degildir. Anamizin babamizin bize ogrettigi temel seylerden kolayca turetilebilen, baska insanlarla, karsit goruslu de olsa ortak bir temelde iletisim kurmamiza olanak veren temel seylerdir.

    Eger bu asgari kurallari gozetmeyip bu sekilde devam ederseniz, buradaki tartisma ortamininin zeminini kaydirirsiniz ve bir propaganda alanina donusur. Kimse de boyle bir ortamda vakit harcamak istemez.

  7. Scientific Turkey diyor ki:

    fuatogl,

    1. Elinde protozoa’nın ilkel atasına ait fosilin var mı?

    2. Termit’in araform hali elinde mevcut mu?

    Ya da bunlar bugüne kadar bulunmuş mu?

    Evet ya da hayır… Yanıt bekliyorum

  8. fuatogl diyor ki:

    Klasik bir oyunu oynuyorsunuz simdi. “Sunu da anlat bunu da, hadi bunu da, sunu da isterim yoksa ben hakliyim, bana ne bana ne” oyunu oluyor bu. Ama nedense kendi yaziniza temel aldiginiz iddiayi temellendirmiyorsunuz. Baskalari cevap verecek, ama siz yalan soyleme dahil cevap vermeme gibi her turlu ayricaliklaga sahipsiniz.
    Habere konu olan kesif neden evrim teorisini zor durumda birakiyor? Once siz bunu anlatacaksiniz. Yanit bekliyoruz!

    Sorulariniza gelince. Bu iki soruya olumsuz yanit verilse dahi, bu otomatikman sizi hakli cikarmiyor. Olumsuz yanit ancak su anlama gelir:
    1- Elimizde Protozoa nin ilkel atasina dair fosil yok.
    2- Ve termite ait gecis formu ornegi yok!
    Bitti!
    Otomatikman “yaratilis” kazandi evrim goctu sonucu cikmiyor bundan, o sizin kendi temelsiz iddianiz olmaya devam ediyor hala. Onu birakin canlilara dair tek bir fosilimiz olmamis olsa bile bu otomatikman siz hakli cikarmis olmuyor. Boyle bir sonuc cikarma yontemi yok. Yillarini yurt disindaki laboratuvarda gecirmis birisi olarak (:P) bunlari biliyor olmaniz gerek.

    1 – Protozoa nin ilkel atasina dair fosil var mi elimde? Hayir, benim elimde oyle degerli ornekler yok. Ama baska yerde var, sagolasin yukaridak verdigin gorseldeki ornek bunu gosteriyor zaten. Ve haberi dogru duzgun okusaydiniz, ayni arastirmada 10 yeni ilkel turun daha bulunmus oldugunu gozden kacirip bu soruyu sorma basarisini gostermezdiniz.

    2 – Termit turu icin gecis formu ornegi var mi? Evet, o da varmis. Morfolojik, genetik ve fosil orneklerine gore Cryptocercus ve Mastotermes darwiniensis bariz gecis formu oluyormus bilim insanlarina gore.

    Ama tabi Yahya okuluna mensup birisi olarak bunlari 2 dakika da curutebilme yetenegine sahip oldugunuzu da biliyorum. Hatta 15-20 saniye filan yeterli olsa gerek. Gerci siz yurt disindaki laboratuvarlarda omur harcamis birisi olarak bu isi 5 saniye de yapabilirsiniz.

    Daha fazla bilgi edinmek icin Cambrigde den yayınlanan su kıtabın iyi bir kaynak olduğunu ogrendim. Bol bol guncel veri ile konu hakkindaki bilgileri anlatiyor. Okuyunuz ogreniniz: Evolution of the Insects

    @Da Vinci;
    Yukarida sordugun “nereden cikiyor bu sonuc?” sorusuna verilen cevap umarim seni tatmin etmistir. Arkadas “dusunerek” varmis bu sonuca :D Size de dusuncelerini okumak dusuyor sanirim. Eger cozebilirsen bize de anlat lutfen :-)

  9. Scientific Turkey diyor ki:

    Fuatogl,

    Öncelikle termitler ile hamamböcekleri ve mantisler arasında bir benzerlik kurulmaya çalışılması yeni bir evrimci girişim değildir.

    Nitekim, çabuk çürütülebilir olduğundan fazla üzerinde durulmamış ve evrimciler tarafından artık gündeme getirilmesinden vazgeçilmiştir.

    Öncelikle darwin termitleri ve mastotermes’ler tam türlerdir. Bir araform değildirler. Evrimciler tarafından da “ileri derecede evrimleşmiş” şeklinde anılırlar. Bir canlı ileri derecede evrimleşmiş ise; zaten 100 milyon yıllık termitin ilkel atası olamaz.

    Gelgelelim, zaten bu termit türleri inanılmaz derecede kalabalık nüfuslar halinde yaşarlar.

    Varyasyon zaten vardır. Kimse varyasyonu reddetmez. Ancak varyasyonlar için bir limit vardır. Bir canlının DNA’sı ancak belirli bir limite kadar değişikliği kabul eder. Örneğin; bir kuş ne kadar mutasyona uğrarsa uğrasın bir at olmaz.

    Cryptocercus da zaten bir hamamböceği türüdür. Termitlerin ise hamaböcekleri ile anatomik olarak hiçbir ilgisi yoktur. Hamamböceklerinin arka kanatları kapalıyken anal lob üzerinde geriye doğru toplanır. Termitlerde ise; kanatlar birbirinin üzerine yatar.

    Mastotermes’ler tam türlerdir. Anal lobları ve 5 parçalı bacakları vardır.

    Nitekim, söz konusu fosil kehribar içerisinde olduğun tüm genetik özelliklerini tespit edebilmek ve DNA analizi yapabilmek mümkündür.

    100 milyon yıllık bir termit ve protozoa fosilinin bulunması; bu canlıların hiçbir şekilde değişmemiş olması yönüyle evrim teorisi açısından bir sıkıntıdır.

    Üstelik, evrimcilerin bugüne kadar “termitin atası” olarak iddia ettikleri fosil örneklerinden çok daha eskiye dayanmasıyla da, tüm iddia edilen sözde atalarında geçersizliğini gündeme getirmiştir.

    30-40 milyon yıl önceki atasından önce, termitin kendi 100 milyon yıllık amberin içerisinde bulunmuştur.

    Söz konusu fosilin evrim teorisini zora sokan bir diğer yönü de: ortak yaşamdır.

    Evrim teorisinin kuralları gereği bir “hayat kavgası” varken; canlılar birbirlerine üstün gelmeye çalışmamakta ve yardımlaşmaktadırlar.

    Canlılar arasındaki bu yardımlaşma ve dayanışma evrim teorisinin kesinlikle izah edemediği bir konu olduğundan; evrimci bilim adamlarını zor durumda bırakmaktadır.

    Farklı türler arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın evrim teorisine ağır bir darbe indirdiğini fark eden evrimciler; son bir iki yıl içerisinde yaklaşımlarını değiştirmiş ve “hayat kavgası için de dayanışma gerekir” gibi görünürde uzlaşmacı bir tavır almışlardır.

    Söz konusu fosilin evrim teorisini yerle bir eden bir diğer yönü de; termitlerin 100 milyon yıl önce de yaşıyor olmasıdır.

    Termitler, birkaç santimlik canlılardır ve birkaç insan boyunda dev gökdelenler inşa ederler. Üstelik de kördürler.

    Bahsedilen canlıların, gökdelenler inşa eden kör inşaat işçilerinden farkı yoktur.

    Mimarisi son derece muazzam dev evlerinin içerisinde tarlaları, toplantı odaları, konferans salonları, yatakhaneleri gibi yüzlerce oda vardır. Her biri büyük bir titizlikle bu kör işçiler tarafından inşa edilir.

    Bu, kesinlikle yadsınamayacak bir teknolojidir. Böylesine üstün bir teknolojiye sahip bir canlının 100 milyon önce de yaşıyor olması böceklerin evrimine ilişkin kademeli evrim teorilerini yıkmaktadır.

    Aynı durum, protozoa için de geçerlidir. Protozoa’nın kullandığı sindirim teknikleri selülozu dahi sindirebilecek kadar gelişmiştir. Belli ki bir haberin içerisinde protoza’nın bu üstün teknolojisinden bahsedip ardından buna ilkel demek oldukça çelişkilidir.

    Bugüne kadar, protoza’nın atasına ya da termitlerin atasına dair hiçbir araform bulunamamıştır. Tam türlere ait tam 100 milyon fosil bulunmaktadır. Bu fosillerden hiçbirisi, araform değildir.

    Eğer canlılık tesadüfler sonucu kademe kademe evrilmiş olsaydı; o zaman yer yüzünün her katmanının araform örnekleri ile dolu olması gerekirdi.

    Örneğin, 1 milyon termit fosili varsa; 100 milyonlarca termitin evrimsel aşamalarını gösteren araform örnekleri olması gerekirdi.

    Nereyi kazsak, nereye baksak bir araform çıkması gerekirdi.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    Scientific Turkey,son yorumunuz da harika olmuş.milyonlarca araformu daha önce ben de dillendirmiştim ama ateist arkadaşlar burayı santranç tahtasına çevirmeyi çok seviyorlar.

    iş dönüp dolaşıp bilimin içine düştüğü hazin duruma geliyor.ABD’deki materyalist laboratuvarda evrimi ispat için milyonlarca dolar harcandığını ve hiçbirinden bir sonuç alınamadığını okumuştum bir yerlerde.yazıktır bunlara…

  11. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın Bigalıoğlu,

    Gerçekten de dünya çapında evrim teorisini doğrulamak adına milyon dolarlar harcanmaktadır. Ancak bu çalışmalar evrim teorisini doğrulamasa da, yine de işe yaramaktadır.

    Evrim teorisini kanıtlama uğruna laboratuara giren her bilim adamı, sonunda Yaratılış’ı dellilendirdiğinden harcanan söz konusu milyon dolarlar (evrimcilerin planlarında olmamasına karşın) yine Yaratılış’a hizmet etmektedir.

    İnanın, laboratuar çalışmaları çok ciddi bütçeler, emek ve vakit gerektirir.

    En basitinden tek bir canlıdaki tasarımdan esinlenip bir ürün geliştirmek yıllar almaktadır.

    Ne güzeldir ki, dünyanın dört bir köşesinde vaktini evrimi kanıtlamak uğruna deneylerle geçiren ama onun yerine yeni bir Yaratılış delili daha keşfeden bilim insanları var!

  12. no_comment diyor ki:

    Haber rahatsız etmiş olacak ki, aynısından bir tane de karşıt görüşte koymuşlar.

    Ama o da iyi olmuş. Evrimcilerin ağızlarından itiraflarını okumuş olduk.

  13. fuatogl diyor ki:

    @no_comment,
    Haberin rahatsiz etmesinden øte, carpitilmadan dogrusunu vermeye calisdik. Sozde itiraflarin hangi carpitma ve makaslamalarla yapildigini bu sitede defalarca gosterdik.

    @ST;

    Öncelikle darwin termitleri ve mastotermes’ler tam türlerdir. Bir araform değildirler. Evrimciler tarafından da “ileri derecede evrimleşmiş” şeklinde anılırlar. Bir canlı ileri derecede evrimleşmiş ise; zaten 100 milyon yıllık termitin ilkel atası olamaz.

    Evrim teorisi acisindan “tam tur” gibi bir kavram soz konusu degil. Keyfi kavramlarla olmaz bu is. Gecis formu diyorsaniz evrim teorisi acisindan anlamli olan kavrami kullanacaksiniz. Onun da ne oldugu bellidir ve bahsedilen turler bu tanima gore uygundur.

    Varyasyon zaten vardır. Kimse varyasyonu reddetmez. Ancak varyasyonlar için bir limit vardır. Bir canlının DNA’sı ancak belirli bir limite kadar değişikliği kabul eder. Örneğin; bir kuş ne kadar mutasyona uğrarsa uğrasın bir at olmaz.

    Neymis bu limit? Bunun bilimsel gerekceleri nelerdir?

    100 milyon yıllık bir termit ve protozoa fosilinin bulunması; bu canlıların hiçbir şekilde değişmemiş olması yönüyle evrim teorisi açısından bir sıkıntıdır.

    Simbiyotik bir iliskinin 100 milyon yil boyunca varolmus olmasi evrim acisindan hicbir sorun teskil etmemektedir. DNA da milyonlarca yil ayni mekanizma ile var olmustur, ayni sekilde oda hicbir sorun teskil etmez. Ve amberdeki turlerin bugun aynen, hicbir degisikli gecirmeden var oldugunu iddia edecek degilsiniz herhalde.

    Üstelik, evrimcilerin bugüne kadar “termitin atası” olarak iddia ettikleri fosil örneklerinden çok daha eskiye dayanmasıyla da, tüm iddia edilen sözde atalarında geçersizliğini gündeme getirmiştir.

    Lutfen bunun kaynagini gosterebilirmisiniz? tahrifat yapmadan?

    Söz konusu fosilin evrim teorisini zora sokan bir diğer yönü de: ortak yaşamdır. Evrim teorisinin kuralları gereği bir “hayat kavgası” varken; canlılar birbirlerine üstün gelmeye çalışmamakta ve yardımlaşmaktadırlar.

    Nerededen buldunuz siz bu kurali? Evrim teorisi hicbir sekilde yardimlasma olacak yada yardimlasma olamaz gibi sacma sapan birsey demez. Yardimlasmanin, kooperasyonun evrimsel faydalari ise cok aciktir, hic kimseye hicbir sorun teskil ettigi de yoktur. Sizin vucudunuz bile yardimlasan yuz milyarlarca hucreden olusmakta. Multicellularity ne demekti?

    Farklı türler arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın evrim teorisine ağır bir darbe indirdiğini fark eden evrimciler; son bir iki yıl içerisinde yaklaşımlarını değiştirmiş ve “hayat kavgası için de dayanışma gerekir” gibi görünürde uzlaşmacı bir tavır almışlardır.

    Bu dramatik vurgular pek yutulmuyor artik. Yukarida degindim. Canlilardaki isbirligi yeni kesfedilmis, sonradan kabul edilmis birsey degil. Canlilara olan yarari, faydasi coktan bilinen birsey. Bunlari anlayabilmek icin teorilere de gerek yok zaten. Evrimi bir savas teorisi gibi yansitmak gibi bir misyonunuz oldugu icin keyfiniz nasil istiyorsa o sekilde anlatip sanki gercekmis gibi sunmaya calisiyorsunuz. Aynen buraya aktardiginiz “cevirilerde” uyguladiginiz yontemler gibi.

    Geri kalan, “ay sole karisik boyle teknolojik” gibi artik 150 yildir cignene cignene sakiz olmus argumanlara vakit ayiramayacagim.

    Ne güzeldir ki, dünyanın dört bir köşesinde vaktini evrimi kanıtlamak uğruna deneylerle geçiren ama onun yerine yeni bir Yaratılış delili daha keşfeden bilim insanları var!

    Evet evet belli oluyor. Siz boyle kendinizi kandirmaya devam edin, gozlerinizi yumun ve kulaklarinizi saglamca kapatin. Yakinda tum bilim dunyasi yaradilisi anlayip Harun Yahya hocaniza nobel odulu verecek, hocam biz ettik sen etme hesabi.

  14. K.D. diyor ki:

    Scientific Turkey arkadas,
    demissiniz ki:
    Evrimci bir sitenin, elbette ki “Yaratılmıştır” diye haber yapması beklenemez. İnandığı tüm ideolojilerle ve tuttuğu tüm taraf ile çelişir.
    Bilim ise tarafsızdır. Elde edilen bilimsel verinin size ne verdiği ve dünya görüşünüze ne kattığı, tamamen size aittir ve saygı duyulması gerekir.

    Bilimsel anlayis ve Literatur zaten tarafsizdir; tarafsiz oldugu icin yukaridaki Bilimsel makalelerde aynen o sekillerde (butun insanlarda ortak olan sadece 5 duyuyu esas alacak sekildeki anlatimlarla) aktarilir olmalidir.
    Bunun ardindan, bunlari okuyan her insan kendi dinine/felsefesine gore bunlari kendi gonlunde (yine sadece bu 5 duyusunu esas alacak sekilde) Ateistik, veya Agnostik,
    veya (bu 5 duyusunun otesine de inanip esas alacak sekilde) Deistik, veya Teistik sekillerde yorumlar olmalidir ozgurce.

    Evrim ifadesi Yaratilis ifadesinin tersi/zitti hic degildir/olmamalidir; yukaridaki tarz Bilimsel makaleleri okuyup sonucta bunlari kendi gonullerinde “Evrimsel Yaratilis” perspektifinde degerlendirebilen nice Teist Bilim adamlari ve medeni/bilgili Teist insanlar mevcut olmalidir Dunyanin her bolgesinde (Amerikada dahi bunlarin orani %40lar civarinda olmalidir su an). Hatta bugun Amerikadaki akilli tasarimcilarin en onde gelenlerinden prof. dr. Michael Behe dahi artik Evrimi, ortak atadan tureme vs. gibi en temel kavramlarini dahi acikca/durustce kabul edebilmis olmalidir, epeyce bir zamandan beri.

    https://www.apologeticspress.org/articles/print/3805

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

  15. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    çırpınmışsın ST’ye yanıt vericem diye. Gayet detaylı anlatmış. Genetik bilim dersi almadıysan üniversitede DNA yapısını inceleyen bir makale okumanı öneririm en azından. Bu şekilde varyasyondan neden ve nereye kadar bir limit olduğunu anlamış olursun.

    Zoraki yanıt vermek için çırpınmayı bırak, simbiyotik yaşamı evrim ne zamandır kabul ediyor? Darwin’i de mi okumadın da, “hayat kavgası” ne demek diye soruyorsun…

    Evrimi anlatıp, evrimi bilmeyenleri de ilk defa görüyorum.

  16. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas,
    Lutfen, bence sen once su an Dunya capinda yeryuzundeki en onemli genetikcilerden biri olarak kabul edilen (Insan Genom Projesinin) baskanligini yapmis dr. Francis Collinsin su yazisini bir daha dikkatle incele. Bak, bu islerden anlayan bilgili Teist karakterli insanlar nasil yaklasiyorlar bu Evrim konusuna:

    http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html

    ********************
    (Turkcesi)
    CNN/Dr. Francis Collins kendisini ve dusuncelerini soyle anlatiyor:

    Ben bir bilim adamiyim ve bir inananim, ve ben bu iki dunya gorusu arasinda hicbir celiski gormuyorum.
    Insan Genomu Projesinin baskani olarak, ben bir bilim adamlari heyetinin liderligini yaptim, insan genomunun 3.1 milyar harflerini okuyan, bizim DNA talimat kitabimiz.
    Bir inanan olarak, ben butun yasayan canlilarin bilgi molekulu olan DNAyi Tanrinin dili olarak goruyorum, ve bizim bedenlerimizin uyumlulugunu ve kompleksligini ve diger tabiat olaylarini Tanrinin planinin bir yansimasi olarak.

    —–

    Ve sonra bazilari bana sordu: Senin beynin patlamiyor mu? Sen hem genetik metodlari ve molekuler biyolojiyi kullanarak hayatin nasil isledigini anlamisken ayni zamanda yaratici bir Tanriya nasil inanabilirsin? Evrim ve Tanri inanci birbiriyle asla uyusmaz degil mi? Bir bilim adami tekrar dirilme gibi seylere inanabilir mi?
    Bilakis ben burada hicbir celiski gormuyorum, ve de kendilerinin inananlar olduklarini belirten %40 oranindaki diger Amerikan (Teist) bilim adamlari da.
    Evet, ortak bir atadan tureyerek gelisen Evrim acikca dogru gorunuyor. Eger hala fosil kayitlarindan oturu bu konuda supheleri kalan varsa, DNA calismalari bizim tum oteki canli formlariyla (evrimsel) iliskimizi en guclu bir sekilde tekrar teyit etmektedir.
    O halde nicin bu Evrim Tanrinin yaratis plani olmasin? Dogrudur, bu Incil Tekvinin
    asiri-literal yorumlanisi altinda uyusmaz,
    ancak Darwinden cok daha once dahi St. Augustine gibi bircok dusunurler var idi Incildeki o yaratilis hikayesinin gercekte ne anlamda olabilecegini dusunen.
    Bu sebeple, artik Evrenin (yaklasik 14 milyarlik) yasina ve tum canlilarin Evrim kanaliyla iliskisine dair bu kadar yadsinamaz bilimsel delile ragmen, hala bir inananin Incilin bu tip asiri-literal yorumuna saplanip (fanatik Anti Evrimci olarak) kalmasi ne akilci ne de gerekli bir tutum degildir.
    ************************

  17. Sasha diyor ki:

    Sevgili Fuatogl

    Bir olguya isim takmak onu açıklamak demek değildir. İnanılmaz kompleks olan hayvan davranışlarına bir anlam veremeyen bilim adamları bu harikulade davranışların hepsini aynı sepetin içine atıp buna içgüdü deyip geçmişlerdir. Ama çoğu dürüst bilimadamı hala hayvan davranışlarının kökenini açıklayamadıklarını itiraf etmektedirler.

    Sizde yazınızda ortak yaşam sanki çok kolay bir şekilde olurmuş gibi bahsetmişsiniz.

    Fuatogl ve onun gibi ortak yaşamdan bahsederken bunu sanki çok basit bir konuymuş gibi ele alan arkadaşlara bir örnek vereceğim ve evrimin hangi mekanizması ile buna bir açıklama getirebilirler onu soracağım. Ayrıca inanmayanlar olabilir diye bu anlatacağım ortak yaşam örneğinin bir videosunu da Youtube’a koyacağım ki, kaynak nerde falan gibi sorulara muhattab olmayalım.

    Bir yaban arısı olan tinitlerin dişisinin kanatları yoktur ve çiftleşme dönemi geldiğinde bir çiçeğin en üst bölümüne kadar tırmanır ve kendine has bir feromon salgılayarak erkek yaban arısının kendisini bulmasını sağlar. Erkek yabanarıları kanatlıdır ve dişisini çiçeğin üstünden alarak uçar ve havada çiftleşirler.

    Çok gariptir ki, başka bir canlı bu olaydan haberdardır. Ama garip olan bu olaydan haberdar olan canlının bir bitki olmasıdır. Bir orkide türü yabanarılarının bu tarz bir yöntemle çiftleştiklerinden haberdardır ve bu olayı kendi lehine kullanacak inanılmaz bir kandırmaca taktiğine sahiptir.

    Çiçeğin ucunda aynen dişi yabanarısı şeklinde, dişi yabanarısının bir maketi vardır ve bu taklit yaban arısı o kadar başarılıdır ki üzerindeki tüylere varıncaya kadar taklit edilmiştir. Fakat daha da garip olan birşey vardır. Orkide çiçeği, dişi yaban arısının salgıladığı feromon hormonunun kimyasal formülünü bilmekte ve aynısını üretebilmektdir.

    Kimyasal anlamda tam bir kopyası üretilen feromon tarafından kandırılan erkek yabanarısı dişi zannettiği maketin üstüne gelip onu alıp tekrar havalanmaya çalışır, fakat bu maket inanılmaz bir mühendislik harikası bir şekilde, bir menteşe ile çiçeğin gövdesine başlıdır. Erkek yabanarısı, maketi her havalandırmaya çalışışında bu menteşe yardımı ile kafasını orkidenin polen tüplerine sürter. Orkidenin hassas noktasına dokunduğunda ise orkide arının kafasına polen tüplerini yapıştırır. Bu yabanarısı başka bir aynı tür orkideye gittiğinde ise polenlenme gerçekleşmiş olur.

    Bu yukarıda olan ortak yaşam örneğine evrimsel açıdan bir açıklama getirebilecek bir arkadaş varsa gerçekten duymak isteriz.

    Konu ile ilgili video

    http://www.youtube.com/watch?v=0nfgibIYbg8

  18. hakan diyor ki:

    süper örnek sasha

  19. güneş diyor ki:

    bu yazıyı okumadan önce “acaba mı?” diyordum.

    ama yazı ve yorumlardan sonra anladım ki

    evrim filan yokmuş

  20. K.D. diyor ki:

    Yabanarilariyla iliskili Orkidelerin ve urettikleri kimyasallarin evrimi hakkinda simdiye dek yapilan bilimsel arastirma, tespit ve bulgulari,
    ve en genelde tum Orkidelerin de gecmiste ve gunumuzdeki tum evrimsel gelisimleri hakkinda temel bilgi edinmek isteyen (ingilizce bilen) arkadaslar asagidaki linke bakabilirler. (Vakit olsa elbette muhakkak turkceye de cevirirdim, ancak yok idi malesef. O halde, bununla ilgili ciddi bilimsel turkce linkler/ceviriler bilen arkadaslar varsa, iletsinler lutfen.)
    (*Bu tip evrimsel arastirma, bulgu ve gozlemlerin ardindan elbette tum bunlari sonucta kendi gonullerinde Teistik tarzda (evrimsel yaratilis tezahurleri) veya Ateistik/Agnostik/Deistik tarzda (evrimsel olusum tezahurleri) seklinde degerlendirmek isteyebilecek tum arkadaslar sonucta birbirlerine karsi medeni ahlak, anlayis ve saygi cercevesi icinde kalabildikleri surece, herbirine selamlar.)
    (**Elbette big bangi veya evrimi –Kutsal Kitaplarin bu konulardaki bazi sembolik anlatimlarini bilimsel kabul etmelerinden dolayi– toptan yadsimak isteyebilecek arkadaslar da yukaridakine benzer bir medeni, ahlak, anlayis, ve saygi icinde kalabildikleri surece, onlara da selamlar. Dinde ve Bilimde asla zorlama olmamalidir sonucta.)

    http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=2267782

  21. fuatogl diyor ki:

    Merhaba Sasha,
    Kisa cevap sudur:
    Kalitsal varyasyon ve dogal seleksiyon! Arinin kendisinin selektif bir etkisi var cicegin uzerinde, arinin ari taniyabilme ozelligi ve polen tasima potansiyeli! Cicekte zaman icinde olusan kalitsal varyasyonun arinin varliginda secilime ugramasi, dogal olarak arinin secici etki gosteren ozelliklerine uyumluluk gosteren ozelliklerle sonuclanacaktir. Bircok yerde kullanilan ise yarar bir prensip/aciklama, gayet basit.

    Yorumunuza gelince;
    Yazi bana ait degil, sadece cevirisi bana ait, sonuna ekledigim not kisminda acikladim nedenini. Yukaridaki yazi ile orjinal haber arasindaki farka dikkat cekmek istedim. Bariz bir fark oldugunu gormus olduk.

    Sasha, bence bilim ile ilgili durumu biraz yanlis aksettiriyorsunuz. Bilim insanlari bazi seyleri sepete atiyor, bazilari da “durumu” (olumsuz bir durum demek istiyorsunuz sanirim) kabul ediyor gibi birsey soz konusu degil. 200 yil geriye gidersek bizzat Darwinin orkide ve boceklerin bu iliskisini cok kapsamli bir sekilde inceledigini gorebiliriz. Canlilardaki bu olaganustu cesitlilik yok sayilan degil tam tersine hep vurgulanan, ozellikle merak edilip arastirilan bir husus. Bilimin ozelligi, aciklanamayan aciklamalarla sepete atmadan, aciklayamadiklarini problem ediniyor olmasidir, ve bu problemlere dogal aciklamalar getirmeye calisiyor olmasi. Evrim dusuncesini/mekanizmalarini akla getiren seylerden bir tanesi de canlilardaki bu olaganustu cesitlilik oluyor. Tam da boyle oldugu icin bu belgesellere bilgi saglayanlar, dag bayir gezip goruntuleyenler, bilgimize sunanlar bu bilim insanlari oluyor – verdiginiz klipteki adamin kim oldugu bellidir. Ayrica, bilim “ben herseyi bildim cozdum” demez, demiyor olusu zaten onun en onemli karakterlerinden bir tanesidir. Bilimin konu edindigi her alanda bircok bilinmeyen, henuz anlasilmayip anlasilmak istenen olgular vardir. Bilimsel arastirmalar zaten o yuzden yapilmiyor mu, boyle olmasaydi ne diye arastirma yapilsin? Zaten acik olan birseyi “itiraf” gibi gostermek ne derecede dogru – herseyi acikladigini mi iddia etti ki birseyi itiraf edecek olsun? Bilimi bu kadar samimiyetsiz bulmanizi acikcasi anlayamiyorum, sundugu onca bilgiye ve sizlerin bunlari bol bol kullanmaniza ragmen.

    Tam tersine, bence “bunu tanri yapivermistir” diyenler sepete atiyor ve bu sekilde aciklandigini varsayiyor. Sozde hersey bu sekilde aciklanmis oluyor, yani problem edinmeye gerek kalmiyor. Zaten bu sekilde aciklayanlarin hicbir arastirmasinin olmamasi bu yuzden degil mi? Tum bu kullandigimiz bilgiler neden bu begenmedigimiz bilim tarafindan saglaniyor? Hatta “tanri yapmistir” diyenlerin yaptigi belgesellerin icerikleri dahi bu begenmediginiz, guvenmediginiz bilim tarafindan saglaniyor. Bence sepete atma benzetmeniz biraz haksizlik oluyor.

    Sordugunuz soru evrim teorisinin ortaya cikarttigi temel mekanizmalarinin yanlis anlasilmasindan kaynaklaniyor, birde teorilerin ne anlama geldigi ile ilgili bir yanlis anlama var galiba. Evrim teorisi zaten canlilardaki bu cesitliligi aciklamak icin gelistirilmis. Yukaridaki sorunuza cevap, kalitsal varyasyon ve bunun dogal secilime ugramasi olarak verildi 200 yuzyil once. Bu mekanizma ozel olarak sadece insanlar icin, yada kuslar icin verilmedi. Tum canlilik ve onun cesitliligi icin verildi. Teoriler aciklama getirirken genel prensiplerden bahseder, bu genel prensiplerin tek tek olgularda specifik olarak nasil gelistigi, nasil bir tarih izledigi teoriyi ilgilendirmez celiskili birsey yok ise. Sizin yaptiginiz biraz suna benziyor: “Falanca galaxideki falanca yildiz sistemindeki gezegenlerin tek tek nasil hangi etkilesimle hangi bilesenlerle hangi sira ile nasil olustugunu aciklayin! Bak, genel gorecelik bunu aciklayamiyor.” Yada “ay dunyadan kopan bir parcadan mi olustu, yoksa bagimsiz bir kutle olarak mi olustu aciklayin. Yaaa bak gorecelik aciklayamiyor o yuzden yanlis ve benimkisi dogru!”. Teoriler bu sekilde degerlendirilmez. Mekanizma ve kaidelerin kendisi bir sey, bunlarin her ornek icin belirli kosullarda gerceklesmesinin “tarihi seyri” baska birseydir. Tarihi seyri bilebiliyor olsak zaten teorilere gerek kalmazdi. O yuzden itiraz etme yonteminiz temelden yanlis.

    Bir diger onemli nokta ise su: Evrim Teorisinin gecersiz olmasi durumunda otomatikman sizin yaratilis iddianiz dogrulanmis olmuyor. Evrim teorisinin ve yaratilis iddiasinin toplaminin, aciklama uzayinda bir evrensel kume olusturdugu gibi yanlis bir varsayim yapiyorsunuz. Evrim teorisinin yanlis olmasi, evrim teorisinin yanlis oldugu anlamina gelir, yaratilis teorisinin dogru oldugu anlamina gelmez! Alternatif bir aciklama su olabilirdi: Bizi uzaylilar yaratti, ve bu uzaylilarin geldigi sistemdeki kosullar cok farkli ve bambaska temellerde isleyen bir evrim sonucu gelistiler. Kendi evrimsel tarihlerini cozup bu prensipleri dunyamizda uygulamaya koydular izlemek icin. Fakat tam olarak beceremedikleri icin habire gelip mudahale edip durdular, halen de geliyorlar!!! Kotu bir aciklama olabilir, ama prensipte alternatif aciklama bulmak imkansiz degil, mutlak olarak yok sayamayiz. Dolaysiyla, evrim teorisini yanlislamak, sonucunda sadece bu teorinin yanlislanmis olmasini getirir, sizin goruslerinizi otomatikman dogrulamaz!

    Verdiginiz guzel ornege donecek olursak. Evrim ile celiskili ne var anlamis degilim. Bir defa, bu evrimin en muhtesem ve en karmasik orneklerinden birisi degil. Canlilarda cok daha karmasik, insanin kafasini allak bullak eden cok daha komplex iliskiler var. Genelde ornekler sunulurken muhtesemligine vurgu yapmak gibi bir aliskanlik var, sanirim sizde ona alismissiniz. Mesela mentese dedigimiz sey oyle muhendislik harikasi birsey degildir, gayet basittir, ki o bitkideki esneklik mentese olmaktan bile uzaktir. Ve cicekteki olusan yapi ise yaban arisina cok fazla benzemiyor, yaban arisini kandiracak kadar benziyor, tipkisinin aynisi bir maket olmaktan uzaktir. Saldigi koku ise tipatip ayni degil, cok benzerdir.

    Simdi isterseniz dusunelim biraz. Cok daha erken bir doneme, yani yaban arisi ile bu iliskinin olmadigi bir donemne donelim. Cicegimiz kendi turunden bir populasyon icersinde yer aliyor, bir suru cicek var, ruzgar ile idare ediyor olsunlar. Sonra ciceklerimizin bazilarinda, cicek bolgesindeki bir yapida bir genetik degisiklikten ileri gelen renklenme olussun, dezavantaji yok. Bu renklenme yaban arisina benzememekte fakat bazi yaban arilarinin kisa sureligine de olsa ilgisini cekmekte, sonuc olarak yaban arisi yaklasiyor iyice yaklastiginda carpiyor. Fakat yeterli derecede benzemedigi icin fazla ilgi gostermeden ucup gidiyor. Bu sekilde olan, ornegin 100 carpismadan birtanesi, dokunmadan dolayi polen yayilimi icin minimal anlamda olumlu bir etkisi olsun. Bu minimal etki onemsiz gibi gorulebilir, ama degildir. Ciceklerdeki bu renklendirmeyi saglayan genetik bilginin populasyon icinde temsil gucunun artmasina yol acar istatiksel anlamda, cunku yaban arisinin bu etkisinden dolayi polen yayilimi icin bir ustunlugu var. Secilim baskisi dedigimiz seyi bir nevi fiziksel bir kuvvet olarak dusunebilirsiniz, yada istatiksel bir egilim. Buradaki genetik degisikligin kendisi rastgele, fakat bu sekilde populasyonda temsil gucunun artmasi rastgele degildir, hicbir etkisi olmasa, yada olumsuz etkisi olsa tamamen kaybolup gidebilirdi de. Bu ufak renklenme olayinda,(koku salma olabilirdi, sekillenme olabilirdi, yada arinin ilgisini cekecek bambaska bir olay olabilirdi vs.vs) Bu basit adimin mumkun olmasi demek, buna benzer baska adimlarin da olabilecegini gosterir. Ve bu adimlarin cok uzun zamanlar boyunca birikmesi ariyi daha iyi kandiracak ozelliklerin gelismesi sonucunu dogurur. Fakat dedigim gibi, bu kadar mikro duzeyde hangi ozelliklerin hangi sirayla ortaya ciktigi, yani genel prensiplerin belirli kosullarda hangi specifik tarihi izledigi bir genel teorinin teori olmasi icin yerine getirmesi gerektigi bir sart degildir. Oyle bir determinizm olsa bilgisayara yuklenir hesaplanirdi zaten ve teoriye filan gerek kalmazdi. Burada onemli olan mekanizmanin kendisidir. Ay’in kokenine iliskin tarihinin bilinmiyor olusunu dusunun yine, genel gorecelik bunu ve benzer tum olmus olani noktasina kadar aciklamakla yukumlu degil.

    Ve teori sinanirken tum spesifik tarihi gelisimleri gosterebiliyor olup olmamasi degerlendirilmez. Ortaya koydugu mekanizmalar, prensipler, bunlarin mantiksal ongoruleri vs.vs. ele alinir. Bu prensip ve mekanizmalarin gectigi herbir ozel tarihi belgelemesi sart kosulmaz, bu gercekci de degil zaten. Teorinin kalitsal varyasyon ve dogal seleksiyon aciklamasi yukaridaki gibi ornekleri mantikli olarak aciklayabiliyor olmasi da yeterli degildir elbette. Bunu yapmakla teori elde etmis olmazsin. Burada onemli olan, ortaya atilan mekanizmanin bazi zorunlu ve test edilebilir sonuclar doguruyor olmasidir. Birincisi, kalitsal degisikliklerin olusabilecegi kalitsal bir materyalin olmasi gerekiyor. (Size sasirtici gelebilir, fakat DNA nin kesfi tamda bunun kesfedilip, gozlemlenip dogrulanmasidir, Darwin bilmiyordu ama teorisininden dogdu. DNA yi kesfedenler, Evrim Teorisinin dogrulanmasi diye bosuna ifade etmediler..)
    Ikincisi bu varyasyonlarin olustugu ve dogal seleksiyona tabi oldugunun gozlemlenmesi beklenir.(gozlemlendi sayisiz kez) vs.vs.vs Teorilerin desteklenip desteklenmiyor olusu bu ve bunlara benzer seylerle olculur, ve gozlemlerin aciklamalarla celiski olusturmamasi gozetilir. Onun disinda, canlilardaki trilyon tane farkli iliski ve ozelliklerin tek tek nasil, ne sekilde, hangi zamanda, kac asamada, sirasi ile kac tane mutasyonla gelistigi gibi tarih anlatimlari beklenmez. Ama ona ragmen, ari-orkide iliskisi olsun buna benzer baska iliskiler olsun sayisiz olgu arastirmaya konu edilmistir/edilmektedir, ustunden atladiklari soylenemez pek.

    Birde lutfen turlu cesit kriter sunarken, bunlari birde kendi “teorinize” uygulayin.

  22. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    kaç yaşında eğitim almış muhakeme yeteneği olan bir insansın… Bu haldeyken, sana bir arının dişisinin salgıladığı çiftleşme feromonunu salgıla desek, taklit edebilir misin?

    Burada minicik bir arı ile beyni bile olmayan bir çiçekten bahsediyoruz. Çiçeğin, laboratuarı yok ki girsin deney yapsın, bilim adamı değil ki kimyasal formül bilsin.

    Bugün tek bir parfüm üretmek için, fabrikalar dolusu insan çalışıyor. Kimya formülleri kullanılıyor.

    Kimya’yı lisede bize anlatıyorlardı da, biz “akıl ve şuur sahibi bir varlık olmamıza rağmen” kağıt üstünde anlıyorduk.

    Belli ki, bu çiçeğin böyle bir kimya formülleri uzmanlığı yok ki aralarından seçsin denesin bulsun.

    Üstelik, bu çiçek sadece formülü üretmekle kalmıyor bir de kendinin o şekilde “kokmasını” sağlıyor.

    Bu kısım, kesinlikle es geçilmemeli. Belli ki, çiçeğin elinde bir parfüm şişesi yok ve kendine sıkmıyor. Kendini o şekilde “kokutuyor”. Yani ürettiği kimyasalı genlerine aktarıyor ve genleri aktarılan bu yeni bilgiyi reddetmeyip kabul ediyor.

    Bu çok ciddi bir genetik mühendisliği konusu. Belli ki, çiçeğin tüm bunları bilebilecek bir durumu yok.

    Hepsi önceden genlerinde kodlanmış. Sonradan gelişmemiş ya da sonradan öğrenilmemiş. Çiçek, o şekilde ortaya çıkmış.

  23. fuatogl diyor ki:

    no_comment;
    Guya curuttugunu zannettigin teorinin ne dedigi hakkinda gercekten en ufak bir fikrin yok senin degil mi? Bu yazdiklarinda ciddisin yani!? Bu kadar iskalamak icin insanin birseyi sadece anlamamasi degil, bilincli bir caba da gostermesi gerekiyor. “Hadi bakalim, en cok kim iskalayacak” yarismasinda birinci gelecek kisi bile bu kadar iskalayamaz. Hakikaten no comment.

  24. Bigalıoğlu diyor ki:

    “no_comment;
    Guya curuttugunu zannettigin teorinin ne dedigi hakkinda gercekten en ufak bir fikrin yok senin degil mi? Bu yazdiklarinda ciddisin yani!? Bu kadar iskalamak icin insanin birseyi sadece anlamamasi degil, bilincli bir caba da gostermesi gerekiyor. “Hadi bakalim, en cok kim iskalayacak” yarismasinda birinci gelecek kisi bile bu kadar iskalayamaz. Hakikaten no comment.”

    fuatgol,saçmalamanın doruk noktası ulaşmışşsın.tıkandım kaldım desene sen şuna…yada doğru düzün bir şeyler söyle…

  25. fuatogl diyor ki:

    Sekiz paragraf yazan adam sacmalamis oluyor, iki satir “hebele hubele, beyin meyin” diyen dolu dolu tartismis oluyor. Soyleyecek hic birseyiniz yok klise ezberleriniz disinda. Sizlerin derdi tartismak filan degil, sitedeki yaratilisci yorumlara 2 dakika goz atin zaten durum meydana cikiyor.

  26. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    bırak bunları. düştüğün hezeyan her halinden belli.

    çırpınıp durmuşun kekeliyorsun.

    “uzun yazan, haklıdır” gibi anlamsız bişi türetmişin kendince. istersen 8000 paragraf yaz. akıl var mantık var.

    sen aklı başında okuma yazma bilen bir adamsın… al geliştir işte kendin böyle bir özellik diyoruz, yapabilir misin diyoruz. şuna kısaca “tabi ki yapamam” de geç.

    evrimin foyası artık ortaya çıktı. sen de biliyorsun. tek bir tane delil yok elinizde. havada laflarla teoriyi ayakta tutmaya çalışıyorsunuz.

    daha son boun evrim sempozyumunda, aykut kence çıktı ağlandı. “Evrimi anlatamıyoruz, anlatmak için bir şeyler yapmalıyız” diye… Belli ki, Kence de çırpınıo çevresindekilere anlatsın diye ama inanan yok.

    evrim, sadece fantastik bir çocuk masalı. çocuklar güle eğlene okurlar. ama daha öteye gidemiyor gördüğün üzere.

    Canlılık için, protein temel. Hadi proteini evrimle yapalım desen, tesadüfler sonucu selekte ola ola tek bir proteinin çıkma olasılığı 10 üzeri 600’de bir.
    Bir de evrenin yaşına bakalım: 10 üzeri 50’de bir.

    Daha protein olmuyor, kendiliğinden. At sen o teoriyi çöpe.

  27. fuatogl diyor ki:

    Yukarida cevap verildi. Savunduklariniza guveniyorsaniz tek tek cevaplarsiniz, argumanlarinizi dizersiniz ve daldan dala ziplamadan arkasinda durursunuz yazdiklarinizin. Bunu yapamayip “hezeyanlardasiniz” diye yazmakla kimseyi kandirmis olmuyorsunuz. Ne durumda oldugunuzu kendinizde biliyorsunuz bizde biliyoruz, 2 dakika vakit ayirip yorumlara goz atan kisi de hemen gorebiliyor.

    EDITORE NOT:
    Son zamanlarda birden ayni lugati kullanan yorumcu sayimiz artti sanki. Iceriksiz yorumlarla yazilanlari ortme, tartismalari bogmak gibi bilindik bir yontem izleniyor galiba. Sorum su, yorumcularin geldigi IP adreslerine bakmaniz mumkun mu acaba? Ayni IP den gelen farkli rumuzlarda at kosturan kullanicilarimiz var mi ortamda?

  28. Bigalıoğlu diyor ki:

    hehehe…yaw gülmeden edemedim fuatgol.tamda ateistlerin kullandıkları yöntemleri yazmışsın.dolap beygiri gibi aynı yerde dönüp duruyormuşuz hissine kapıldım.dediğin gibi ortada niteliksiz bir sürü yorum var ama.o yurumların çoğu sana ait.bu da trajikomik bir tuz-biber oluyor herhal.

  29. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    ne sordun ki ne cevaplayalım. Soruları soran biziz, cevaplamayan sen!

    Nasıl yaptın evrimle proteini buyur anlat! Fotosentez nasıl oldu? izah ediver.

    Ah, yorumcu dostlar “biz evrimcileri sitede eziyorlar, bilim elden gidiyor yardım edin” laflarıyla mağduriyet portleri çizmek olmaz.

    Ben sana açıklıyorum, neden protein olmuyor, neden fotosentez olmuyor. Hem de evrimcilerin kendi laflarıyla. Hala evrimi savunuyorsan, o halde çıkıp “şu şekilde evrimleşmiştir” diye açıklarsın.

  30. fuatogl diyor ki:

    Saha birser sormus bana. Sizde cevabima yorum yazmissiniz dedigin noktalara hic dokunmadan. Bizler nasil sira ile okuyup karsi arguman olusturuyorsak sizden de aynisi bekliyoruz. “Su ne bu nasil hadi bunu da anlat, su kadar sayi ustu su kada buyuk bir sayi yaaa” demek yerine yorumumda ne demisim bir oku. Okuduktan sonra birde anlamaya calis, sonra karsi cikiyorsan teker teker neye karsi ciktigini anlat, karsi argumanini kur ve ne bizlerde ne kadar dolu dolu bilgi sahibi oldugunuzu gorelim, ciddiye alip tartisalim. Yorumdan yoruma yazidan yaziya atlayip kisa kliselerle amigoluk yapacaginiza dogru duzgun tartismayi deneyin. Ben sasha ya cevap verdim, madem sizin de iddianiz var, buyurun tartisalim.

  31. K.D. diyor ki:

    Yaban arilariyla iliskili Orkidelerin ve urettikleri kimyasallarin evrimi hakkinda simdiye dek yapilan bilimsel arastirma, tespit ve bulgulari,
    ve en genelde tum Orkidelerin de gecmiste ve gunumuzdeki tum evrimsel gelisimleri hakkinda temel bilgi edinmek isteyen (ingilizce bilen) arkadaslar asagidaki linke bakabilirler. (Vakit olsa elbette muhakkak turkceye de cevirirdim, ancak yok idi malesef.
    O halde, bununla ilgili ciddi bilimsel turkce linkler/ceviriler bilen arkadaslar varsa, iletsinler lutfen.)

    http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=2267782

    Fotosentezin evrimiyle ilgili calisma ve bulgulari su linklerde okuyabilirsiniz. Belki bunlarin iyi bir sekilde turkceye cevrilmis metinleri de mevcuttur ancak ben linklerini bilmiyorum su an; bilen arkadaslar varsa, iletsinler lutfen.)

    http://edmall.gsfc.nasa.gov/aacps/news/Photosynthesis.html

    http://bioenergy.asu.edu/photosyn/education/photointro.html

    Bunlarin ardindan tum bu fenomenleri “evrimsel yaratilis tezahurleri” olarak gorebilecek Teist karakterli arkadaslar, veya “evrimsel olusum tezahurleri” olarak gorebilecek Ateist/Agnostik/Deist karakterli arkadaslar birbirlerine karsi medeni ahlak, saygi ve anlayis icinde kalabildikleri surece bu tip Bilimsel arastirma, tespit ve bulgulari beraberce okuyup kavrayabilmelerinde engel yoktur.

    Bunun disinda, Kutsal Kitaplarda (Tevratta, Incilde, ve Kuranda da) anlatilan yaratilis hikayelerinin elbette bugun Big bang ile de Evrim ile de bastan ve temelden nasil celisebildiklerini, ancak Kuranda emredildigi uzere bu tip yaratilis hikayelerini sadece “sembolik anlatimlar” olarak algilayip (Kehf 54) bir yandan da gercekte hem Evrenin hem de Canliligin ilkin nasil tek bir noktadan ve tek bir organizmadan baslayarak bugunlere kadar evrilerek gelmis olabildigini arastiran (Ankebut 20 & Gasiye 17-20) Musluman/Teist kimselerin (Bu sitede dahi bu tip bircok arkadaslarin mevcut olduklarini biliyor olmaliyiz) elbette sonucta Bilim ile, Big bang ile ve Evrim ile temelde buyuk bir sorunlari olmayacaktir.

    (Not: Kurandaki Evren ile ilgili sembolik “yaratilis hikayelerinin” (Fussilet 9-12) bugun Big bang kuramiyla da nasil bastan ve temelden celisebildigini Kuranin orjinal Arapca dilinde netce gorup idrak etmek isteyebilecek arkadaslar bu sitedeki (Big bang isiginda…) bolumu altindaki bu konuyla ilgili –Kurandaki Din rumuzu altinda– yazi ve analizlere bakabilirler.)

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=465#comments

    Esenlikle kaliniz.

  32. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    anladın anlatamayacağını. zoru görünce kaçıyorsun. kuru kuruya “evrimleşti ama” demek olmaz. izah ediver, biz de tartışalım.

    ****
    K.D,

    Her mesajın sonuna aynı şeyleri yazmak, SPAM oluyor. Bu yüzden de siteden mailime düşen tüm mailler SPAM’e düşüyor. Ama sen ısrarla aynı şeyleri yazmaya devam edebilirsin, çünkü emin ol insanlar aynı şeyi kırk defa okumuyorlar. Zararın kendine…

    Gelgelelim, orkideler ile verdiğin linke. Orada dikkatini çekti mi bilmiyorum ama çiçeğin genleri farklı bir canlıya ait kokuyu nasıl kabul etti diye bir konuya ya da bu çiçek bu kokuyu nasıl üretti gibi bir konuya hiç değinilmemiş. Daha ziyade, polenleme üzerinde durulmuş.

    Hadi orada yazan tüm senaryoları doğru farzedersek, “bu çiçek kendi dış görünüşünden haberdar, kendi o böyle boyadı” gibi akıldışı bir izah yapmamız gerekir.

    Bahsettiğimiz şey bitki. Aklı, beyni, parfüm üretebilecek laboratuarları, arının feromonunu inceleyecek bir bilgisi yok. Hatta çiçek, arının dişini erkeğini bile ayırd edebilecek şuurda değil. Sorsak, bilmez belli ki.

    Fotosentez ile ilgili de verdiğin siteyi okumadım. Bir mesajında 20 tane link veriyorsun, belli ki okunmaz. Kendin oku özetle daha iyi.

    Ditfurth ile Demirsoy’un fotosentezi evrimin açıklayamaması ile ilgili görüşlerini yazdık, o yüzden tekrar kimsenin vaktini almıyorum.

    ******

    Fotosentezin evrimini iddia etmek için, bitkilerin evrimleştiğini de iddia etmek gerekir.

    Bakalım, bitkiler evrimleş mi. Bilim adamları ne diyor:

    Dr. Edred Corner – Cambridge:

    “… hala ön yargısız olursak şöyle düşünüyorum: Bitkilerin fosil kayıtları özel yaratılışın lehinde görünüyor. Bir orkidenin, bir su mercimeğinin ve bir palmiyenin aynı atadan gelmiş olmalarını aklınız alıyor mu? Üstelik bu tahmin için herhangi bir kanıtımız yokken. Evrimciler bir cevap vermek için hazırlanmalı ama bence çoğu tartışma başlamadan bitecek.” (Corner, Sürekli Botanik Düşüncede Evrim)

    Daniel Axelrod:

    “Angiospermlere, yani çiçekli bitkilere yol açan ilkel grup, fosil kayıtlarında henüz tespit edilmemiştir ve yaşayan hiçbir angiosperm böyle bir bağlantıya dikkatleri çekmemektedir” (Axelrod, The Evolution of Flowering Plants in the Evolution Life)

    B.G. Ranganathan:

    “Ne geçmiş fosil kayıtlarında evrimi kanıtlayacak ara-geçiş formuna ait organları yarı oluşmuş herhangi bir hayvana veya bitkiye ne de günümüzde evrimin hala devam ettiğini işaret eden yarı gelişmiş bir hayvana veya bitkiye rastlanmamıştır” (Ranganathan, Origins)

    Prof. Edmund J. Ambrose:

    “Mevcut jeolojik araştırma aşamasında, jeolojik kayıtlarda, muhafazakar yaratılışçıların Tanrı’nın her bir türü topraktan ayrı ayrı yarattığı görüşüne muhalif hiçbir şey bulunmadığını itiraf etmeliyiz” (Biyolojik Dünyanın Doğası ve Kökeni)

    Chester Arnold – Michigan :

    “Sadece bitki evrimcileri çiçeklenen bitkilerin beklenemeyen yükselişini açıklamada bir kayıp içerisinde değiller, bu bitkilerin kökeni aynı biçimde bir gizemdir.” (Paleobotaniğe giriş)

    Kısaca şunu anlıyoruz: BU BİLİMADAMLARININ BİRİ DIŞINDA HEPSİ EVRİMCİDİR. VE HEPSİ AÇIK BİR ŞEKİLDE, BİTKİLERİN EVRİMLEŞMESİNE DAİR BİR KANIT OLMADIĞINI BELİRTMİŞLERDİR.

    Bu da, söz konusu orkide dahil olmak üzere hiçbir çiçeğin evrimleşmediğini her birinin ayrı ayrı Yaratıldığını desteklemektedir.

  33. Da Vinci diyor ki:

    Developmental Genetics and Plant Evolution

    Bitkilerin evrimiyle ilgili bazı diğer kitaplar burada bulunabilir.

  34. fuatogl diyor ki:

    anladın anlatamayacağını. zoru görünce kaçıyorsun. kuru kuruya “evrimleşti ama” demek olmaz. izah ediver, biz de tartışalım.

    Kuru kuruya mi? Hehe, izah edecekmisim de tartisacakmisiz. Yukarida 8-9 paragraf yorum yazdim, okursan habire tekrarladiklarina da cevap verdigimi gorursun. Ne guzel ismis sizinkisi “o kuru, ben begenmedim, hadi bana sunu da sirala bunu da.” Senden uyanigi yok tabi! Siz daldan dala atlarken biz cevap yetistirmekle ugrasalim, sanki karsida okuyup ciddi ciddi cevap veren varmis gibi.

    Yorumum yukarida, birden fazla noktayi ele aliyorum. Hepsini bi guzel elden gecir cevabini yaz karsit argumanin varsa, yoksa bosuna milletin vaktini harcama luzumsuz yorumlarinla.

    Birde Kurandaki Din arkadasa savurdugunuz bazi “alintilar” var, ne sekilde baglamdan kopartilarak carpitildiklari surada tek tek anlatilmis:
    http://www.talkorigins.org/faqs/quotes/mine/part1-4.html

    BU BİLİMADAMLARININ BİRİ DIŞINDA HEPSİ EVRİMCİDİR. VE HEPSİ AÇIK BİR ŞEKİLDE, BİTKİLERİN EVRİMLEŞMESİNE DAİR BİR KANIT OLMADIĞINI BELİRTMİŞLERDİR.

    Yalancilikta ustunuze yok gercekten. Evet bizler buna yalancilik diyoruz. Durustluk, yalan soylememek vs. internette gecerli degil gibi bir fikre kapilmissiniz zannedersem.

  35. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    yine ilkokul çocukları moduna girmişsin. cevap veremediğin vakit, hemen bir ağlama, mağdure moduna giriş yapıyorsun.

    “bak yalan söylüyorlar, kandırıyorlar, bizim gibi dürüst masum insanları aldatıyorlar”

    bu nedir böyle… bugüne kadar tutmuş olabilir bunlar ama artık darwinist gözyaşlarını herkes tanıyor.

    o yüzden sızlanıp durma, yanıt ver. “Doğal seleksiyon” bir yanıt değil. Doğal seleksiyonun bir şeyi seçebilme gücü filan yok. Hadi farzedelim var… O halde, Seçen KİM?

    Bir doğal seleksiyon varsa, selekte eden biri gerek… Kim selekte ediyor o halde?

    Dağın, taşın, toprağın, rüzgarın herhangi bir şey Yaratabilme gücü yoktur. Dağ, taş zaten kendisi Yaratılmış.

    Canlılardaki muazzam mekanizmaları doğal seleksiyonla ve mutasyonlarla açıklamaya çalışmak şuna benzer:

    Bir salonumuz olsun. Bu salonun tam ortasına bir dinamit koyup patlatalım. Ve ortaya HD televizyonu olan, kristal avizeleri olan, versace koltuklu, wireless ağı, telsiz telefonları, sinema sistemleri olan çok daha lüks bir salon çıksın…

    İşte yıldırım çaktı, şimşek düştü böyle muazzam kimya formülleri üreten çiçekler ortaya çıktı demek bu kadar gülünç…

  36. fuatogl diyor ki:

    Varyasyon ve dogal seleksiyon nedir ne anlama geliyor bi ogren aptal dinamit klisenizden once, sonra yorumuma cevap ver vereceksen. Sana biyoloji ABCsi anlatacak degilim. Birde bi zahmet igrenc profesyonel Amerikan yaratiliscilarin yalanlarini kendinize saklayin ortami kirletmeden. Siz ne yuzsuz insanlarmissiniz arkadas, size musluman demek muslumanlara haksizlik.

  37. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    evrimi senden de, sana öğreten hocalarından da çok daha iyi biliyorum. Sen hiç merak etme.

    Evrimin çöktüğü zaten sırf senin şu çaresiz izahlarından belli. Daha sadece üç beş sorudan telaşa kapılıp panik olmuşun. Eteklerin tutuşmuş.

    Biyoloji deyip durma hiç boş yere. Sana proteini sorduk, nasıl yaptın doğal seleksiyonla diye? Yanıt vermiyorsun.

    Daha proteini, hücreyi yapamıyor doğal seleksiyon; geçtim kuşları, böcekleri, ırmakları, denizleri, yıldızları, gezegenleri…

    Sen evrim teorisine hayatın nasıl başladığını sana açıkladığı için desteklemiyor musun? Ben de bakıyorum, hakkaten açıklıyor mu hayat nasıl başladı diye ve düşünüyorum, araştırıyorum, soruyorum.

    “Canlılığın yapı taşı protein. O halde dur bir bakiyim protein nasıl doğal seleksiyonla evrimleşmiş, hesaplıyım diyorum. Böyle bir olasılığın yanıtı 10 üzeri 600’de bir ihtimal. Evrenin yaşı kaç? 10 üzeri 50. O zaman protein, daha başlamadan bitti.”

    “Hadi diyorum, bir de DNA’ya bakıyım. 10 üzeri 900’de bir ihtimal. Ee, yine evrenin yaşı yetmedi.”

    Demek ki, hayatın daha başlangıç noktası evrimle izah edilebilecek vaziyette değil, o zaman yaşamın başlangıcı için evrim teorisi bana tatmin edecek yanıtlar vermiyor. Kısacası, çöpe gidiyor!

    Eskiden, insanlar Güneş’e, Ay’a, Dağ’a, Taş’a, Deniz’e tapardı. (Allah’ı tenzih ederim) Birşey yaratmaya güç yetirebileceklerine inanırlardı.

    Dağ, Taş, Yıldırım, Şimşek yerine “Doğal Seleksiyon” diyince daha mı bilimsel oluyor şimdi bu sav?

    Doğal Seleksiyon dediğin şey, akıl ve şuur sahibi bir şey mi? Tabiat Ana diye uydurma bir anne vardı bi aralar. Noel Baba’dan farkı yok.

    Doğal Seleksiyonun arkasında bu kadar duruyorsan, şunu kendine izah etmen gerek.

    Eğer tüm canlılık (farzedelim) doğal seleksiyon ile evrimleştiyse, evrim için doğal seleksiyon mekanizması gerekiyorsa,

    1. Evrim için bu mekanizmanın gerektiğine karar veren Kim?
    2. Doğal Seleksiyonun evrim mekanizması olmasına karar vermek için, doğal seleksiyonun da selekte olması gerekir. Doğal Seleksiyonu Selekte Eden ve diğer mekanizmaları eleyen Kim? Diğer mekanizmalar arasından doğal seleksiyonu kim çekiyor?
    3. Doğal Seçilim mekanizmasında, hangi canlının neye evrimleşeceğine, hangi durumun daha avantajlı olacağına karar veren Kim?
    4. Doğal Seleksiyon denen şey, tüm canlıların anatomi bilgisine, genetiğine, dnalarına, hücrelerine hakim mi? Değilse, nasıl canlıları kendi aldığı kararlara göre (sözde)değiştirebiliyor?

    Kısacası, fuatogl

    sen pek doğal seleksiyon üzerinde düşünmemişin. Doğal Seçilim dediğin, yavan içi boş bir kavram. Düşünebilen, karar, yargı ve muhakeme yapabilen bir varlık değil.

    Kavramlar, rengarenk dünyalar, ucu bucağı kavranamayan galaksiler, meyveler, çiçekler, dev gökdelenler inşa eden insanlar yaratamaz.

    Sen, hayale inanıyorsun.

  38. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas,

    oncelikle birkac samimi soru sorarak baslayayim:

    1) Sen gercekten Ingilizce biliyor musun? Yukarida verdigim linklerde Orkidelerin ve sonra Fotosentezin Evrimi hakkinda yapilmis calismalari, tespit ve bulgulari iyice okuyup anladin mi? Bunlari anladiktan sonra bir kisinin “Bilim adamlarinin –ateist/agnostik/deist/teist– (bilim adami kiliginda gizlenmis fanatik anti evrimci Evanjelikler haric) Bitkilerin Evrimi konusunda hicbir kanit olmadigini” dusunduklerine samimi olarak inanabiliyor musun gercekten?

    2) Sen temelde Kuran arapcasini biliyor musun? Yukarida verdigim linkte Kurandaki yaratilisla ilgili anlatimlarin Big bang ile dahi daha en bastan nasil celisebildiklerini okuyup anladin mi? Bunlari anladiktan sonra bir kisinin “Kurandaki yaratilisla ilgili anlatimlar sembolik degil mutlaka bilimseldir” diye bir yargiya varmalarini samimi olarak gercekten kabul edebiliyor musun?

    –Eger yukaridaki linkte sunulan tum o acik (orjinal Arapcasindan) delillere, Ayetlere ragmen hala bunu boyle kabul edebiliyorsan– O halde, Big bange hala nasil inanabiliyorsun? Bu da seni bu kendi yaklasiminda/mantiginda daha bastan acik kufre sokmaz mi (aynen Evrimdeki onkabulun/yargin gibi)?
    Bak, Incili direk bilimsel anlatimli bir Kitap olarak algilayip Big bangi de (aynen Evrim gibi) bastan ve direk olarak inkar eden Evanjelikler bu konuda neler diyorlar? (Sen seversin belki de bunlari, anti Evrimci tum saklaban soylemlerin de fikir babalari bunlar!) Bu evanjeliklerin Big bang hakkinda bu linkte ortaya surdukleri bu sorulara ne cevap veriyorsun, oncelikle? Tek tek cevaplayabilir misin, lutfen?
    Bu sorularin herbirine burada cevap veremiyorsan, hala neden Big bange bu baglamda dahi inaniyorsun? Evanjelikler bunu da –aynen Evrim gibi– hem Kitapsal hem Bilimsel acidan coktan curutmusler yine!!

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    3) Sen bugun dunyada milyonlarca Teist –Musluman, Hiristiyan, Yahudi, digerleri– insanlarin Big bang ile birlikte Evrim kuramina da “Evrimsel Yaratilis” seklinde temelde inandiklarini biliyor musun (biliyor olmalisin nice kez bu konuda burada duymus oldugun linklerden bile)?
    Dolayisiyla, hem Big bange ve hem Evrime inanip daha sonra bunu kendi gonullerinde dileyen insanlarin Ateistik/Agnostik/Deistik/Teistik tarzlarda degerlendirebileceklerini ve degerlendirebildiklerini de pekala biliyor olmalisin? Bu sebeple, ancak bundan sonra bu her iki ciddi kuramla da ilgili bu tip Bilimsel bulgularin ardindan, buradaki nice arkadaslarin sadece Dini/Felsefi baglamda bu gibi kuramlari tartisabilip sonunda bunlari gizli bir Yaraticiya ve Onun yonlendirmesine, veya sadece dogaya ve onun isleyisine hasredebildiklerini, ve sonucta birbirlerine kendi Din veya Felsefelerini zoraki dayatmaya kalkmamalari gerektiginin ve Bilimsel platformda bu gibi konularda bariscil/adil ortak bir zemin bulabilmenin buradaki en onemli Dini/Insani nokta oldugunu anlayabiliyor musun? (Yunus 99)

    4) Eger bunlari anlayabiliyor, ve bundan sonra Evanjelik menseili fanatik anti evrimci SPAMLERle buralari donatmak istemiyorsan, elbette ben de her seferinde Evrimi ciddi bir Bilimsel kuram olarak kabul eden nice dunya capinda saygin Teist Bilim ve Din adamlarinin linklerini bu Evanjelik saklabanlara karsi tekrar vermek zorunda kalmayacagim burada, umarim. Esenlikle kaliniz.

    (Not: Ayrica dileyen arkadaslar eskiden bu fanatik anti evrimci kanada mensupken artik Evrimi –ozellikle Ortak atadan gelme hususunda bircok somut delilleri yakinen gordukten sonra– temelde ve bircok yonleriyle acikca/durustce kabul edebilen Akilli Tasarim hareketinin bazi en onde gelen Bilim adamlarina (Michael Behe gibi)
    ve artik bunlari dahi toptan Din disi ilan edip siddetle elestiren ve nerdeyse “aforoz eden” diger Evanjelik fanatik anti Evrimcilerin ilgili yazilarina asagida ulasabilirler:

    https://www.apologeticspress.org/articles/print/3805

  39. fuatogl diyor ki:

    Evet tum bilim zaten hayal islerle ugrasiyor da, ondan once sen su HY nin amerikadan asirdigi yalan kaynaklari kendine sakla, ve kalitesini iyice dusurdugunuz ortami daha da cekilmez hale getirme. Ondan sonra seni ciddiye alalim, hezeyanlarini ayiklayalim, anlatmaya calisalim temel kavramlari.

  40. Bigalıoğlu diyor ki:

    “evrimi senden de, sana öğreten hocalarından da çok daha iyi biliyorum. Sen hiç merak etme.”

    no_comment,yazdıklarınızdan belli oluyor zaten.size teşekkür ediyorum.doğru cevapları veriyor,doğru soruları soruyorsunuz.

    ortak akıl doğru yolu bulacaktır.bu sadece zaman meselesi.iletişimin bu derece hızlı ve yoğun oldugu bir dünya’da insanları ne kadar uyutabilirsiniz ki?

    bir çok soruya “yok” cevabı veren bir teori ne kadar yaşatılabilir?by-pass bile sonsuza dek yapılmaz bir insana.

  41. K.D. diyor ki:

    Bu arada Mustafa Ajlan arkadasin bu sitede yaptigi su yorumu da kisaca ileteyim burada yukaridaki son linkle ve Michael Behe ile ilgili olarak verdigim bilgilerle bir miktar baglantili olarak. Dunyadan haberdar olmanin ne demek oldugunu buradaki tum Teist karakterli arkadaslara ayri somut bir ornek olarak sunabilmesi acisindan, umarim/dilerim!

    Mustafa Ajlan: İlk önce yanlış anlamalara meyil vermemek adına Evrim teorisnin bilimselliğinin tartışılmazlığını,ortak ata fikrine katıldığımı ve Darwin mekanizmalarının doğal yapıların açıklanmasındaki katkısını kabul ettiğimi bir kez daha beyan ediyorum.

    —-

    Bu arada “No Comment” arkadas, yukarida yoneltilen tum o sorulari, mumkunse, birer birer cevapladiktan sonra, su soruya da bir yanit verirsen, mutesekkir olacagim:
    Bu soru da yine o ayni Evanjeliklerin sordugu temel bir soru Big bang hakkinda; aynen onlarin uslubuyla iletiyorum:

    Big bangin (Buyuk patlamanin) bugunku bilim adamlarinin iddia ettikleri gibi kendiliginden “rastlantisal” olarak
    (cunki tum –ateist/agnostik/deist/teist– insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alan bu ortak Bilimsel Literatur
    arkasinda 5 duyu ile algilanabilecek bir mudahelenin boylelikle acikca tespit edilemedigi her fenomeni boylece nitelendirir, ancak elbette bunun arkasinda 5 duyu ile asla ulasilamayacak bir gizli Varligin/Gucun planlamasi, mudahelesi, ve yonlendirmesi olduguna inanan teist karakterli insanlari da anlayisla karsilar olmalidir bunun ardindan Dinsel platformda)
    patlayip baslamasi ve bugun gordugumuz seviyeye gelebilmesinin daha ilk kademesindeki tesaduf hesabi

    10 uzeri 10 uzeri 128 de bir olmali!
    (bu sayi evrimle ilgili yapilanlarin topundan dahi daha buyuk bir sayi olmali en basindan, belki de.)

    ve elbette daha sonraki tum asamalari hesaba katip katlayarak gidersek, bugunku Evrenin boyle bir buyuk patlamanin eseri olma sansi “sifir oglu sifir” cikiyor olmali!

    O halde, simdi Tanrinin Kutsal Kitapta bilhassa “kendi elleriyle” yaptigini soyledigi Evren yaratilisina mi inanmaliyiz, yoksa bu Big bangi boylelikle uyduran bu –onlara gore topu– ateist bilim adamlarinin bu hezeyanlarina mi?

    Bugun cikip da tek bir kisi herhangi bir patlamanin ardindan en kucuk herhangi bir duzenin olustugunu gosterebilmis midir cevremizde?
    O halde, bu Big bang patlamasi sacmaligina inanip Tanrinin bu konudaki acik sozunu birakmak ne derece bir aptallik ve kufurdur?

    Yine ne kadar “hikmetli” ve makul gorunuyorlar, daha bastan, degil mi?!

    *Kuranda da Allahin evreni ve dunyayi bizzat kendi elleriyle ve toplam 6 gun (=6000 yil) icinde yapip tamamladigi aktarilmis olmali acikca, (Fussilet 9-12 & Hac 47)
    bircok Dindar insanlara gore bu gibi anlatimlar sadece “sembolik anlatimlar” olarak kabul edilmelidir elbette; ancak sana gore herhalde muhakkak “bilimsel anlatimlar” olarak kabul edilir olmalilar, degil mi?

    O halde, boyle bir soruya tum bunlari gozonune alarak verecegin cevabi da –tum digerleriyle birlikte– bekliyorum. Esenlikle kal.

  42. no_comment diyor ki:

    K.D,

    Çırpınma hiç boşuna. Akıntıya karşı kürek çekiyorsun.

    1.Gördük, alanının uzman bilim adamları bitkilerin evrimi ile ilgili neler diyor. Bitkilerin evrim geçirdiğini hala iddia edebilmek için 450 milyon yıllık damarlı bitki sporlarını açıklaman lazım. Bu ne demek anlamadıysan izah ediyim. Evrimcilerin sözde damarlı bitkilerin henüz var olmaması ve atalarının olması gereken periyoda ait 4 adet damarlı bitki sporu bulundu. Üstelik günümüzdeki örneği ile birebir aynı. Amber içerisinde olduğu için rahatlıkla analiz edilebiliyor. (Zaten başka türlü damarlı bitki sporu fosili olarak etiketlenemezdi)

    2. Ben sana gayet güzel Arapçayla şu konuyu da bir açıklıyım. Gereksiz uzamasın.

    Kuran bir bilim kitabı değildir, ancak Allah bir güzellik olarak içinde pek çok bilimsel gerçeğe yönelik de delili de açıklamıştır. Bu da, Kuran’ın hak kitap olduğu ve Allah Katı’ndan indiğinin bir kanıtı ispatıdır. Bu yönden de, çok büyük bir güzelliktir.

    Şimdi gelelim… evrenin yaşı ve big bang konusuna.

    Öncelikle Hristiyan inancı ile İslamiyet arasında “Yaratılış süresi” bakımından hiçbir benzerlik yoktur.

    Kuran’da geçen 6 günde Yaratılış’ta “eyyamin” kelimesi kullanılmıştır. Eğer zaten Arapçan iyiyse, eyyamin kelimesinin sadece gün anlamına gelmediğini çağ,devir anlamına geldiğini de bilirsin.

    Evren Yaratılırken, zaman akış hızı zaten daha farklı. Bu hesaplanıp tespit edilmiş bir şey. Bugün Cern’de de bu veriler kullanılıyor zaten. Ne kadar farklı onu da söyliyim. Milyon kere Milyon Kat!

    Kısacası, “gün” insanın Dünya içerisinde tabi olduğu zamanın akış hızına göre değil; “evrenin Yaratılma anındaki” zaman akış hızına göre.

    Kısacası evrenin yaşı, 6 x Milyon Kere Milyon gündür.

    Bakalım bu ne ediyor:

    6.000.000.000.000 günü 365,25’ bölelim. Bakalım yanıt ne:

    16.427.104.723 yıl

    Bu gün bilim, evren kaç yaşındadır diyor? 16-17 Milyar Yıl Arası

    Kısacası, Kuran’da bildirilen hiçbir bilgi evrenin yaşı ile çelişmiyor.

    Şimdi gelelim büyük patlama anına…

    Allah ayet de:
    “O, gökleri ve yeri Yoktan Var Edendir. O’nun bir eşi olmadığı halde nasıl bir çocuğu olabilir? Halbuki her şeyi O yarattı. O her şeyi hakkıyla bilendir.” (Enam Suresi, 101)

    Big Bang de, tek bir patlamadan tüm evrenin oluştuğu söyler ve bu patlamanın öncesini de zaten “sıfır hacim” diye tanımlar. Sıfır hacim, zaten “yok” demektir.

    Kısacası, evren aynı Kuran’da bildirildiği üzere “Yoktan Var olmuştur”.

    Başka bir ayette de:

    “Biz göğü ‘büyük bir kudretle’ bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz.”
    (Zariyat Suresi, 47)

    Diye geçer.

    Bu da, başka bir bilimsel gerçek olan “evrenin genişlemesi” ile mutabık bir bilgidir.

    Arapça bildiğini söylediğin için, Arapça’sını da yazıyım ne demek :

    “Şüphesiz Biz genişleticiyiz” diye çevrilen inna le musiune

    Musi’une de genişletmek anlamına gelen evsea fiilinden türeme

    Le kelimesi de “çok fazla” anlamına geliyor.

    Yani “Biz göğü (evreni) çok fazla genişletiyoruz.” Anlamına geliyor.

    Kuran, bilimle çelişmez. Pek çok bilimsel gerçek bize 14 yüzyıl öncesinden haber verilmiştir. Bu çok büyük bir güzellik. Belli ki 14 yüzyıl evvel Big Bang’den ya da evrenin genişlemesinden haberdar olabilecek kimse yok. Bu da Kuran’ın Allah’ın hak sözü olduğunu doğrulayan çok güzel müjdeli bir haber.

    3. Evanjelistlerin Big Bang ile ilgili sorularına yanıt vermek durumunda değilim. Çünkü benim dinim İslam ve evrenin yaşı benim Kitabı’mla mutabık. Onlar, inanır inanmaz o onların kendi problemi.

    Ancak, bir insan hem Big Bang’e, hem de evrime birden inanamaz. Çünkü Big Bang, evrenin yoktan varolduğunun kanıtıdır. Kademeli bir şekilde aşama aşama evrimleştiğinin değil. Eğer bu iki teoriyi birbiriyle bağdaştırmaya çalışan varsa, ya evrimi tam olarak bilmiyordur ya da Big Bang’in neye dayandığını kavramamıştır.

    4. Sen şimdiden vazgeç. Ben sana söyliyim. Çünkü laflarını pek salladığım yok. Ben evrimle uğraşmaya ve bilhassa da İslam’ın evrimle bağdaşmayacağını anlatmaya devam edicem. Hiçbir endişen olmasın. Bizzat takip edip, kökünü kurutana kadar devam edicem. Aman içini ferah tut!

    NOT:
    “Big bangin (Buyuk patlamanin) bugunku bilim adamlarinin iddia ettikleri gibi kendiliginden “rastlantisal” olarak patlayip baslamasi ve bugun gordugumuz seviyeye gelebilmesinin daha ilk kademesindeki tesaduf hesabi 10 uzeri 10 uzeri 128 de bir olmali!” diye bir alıntı yapmışsın.
    Big Bang’i evrim teorisiyle bağdaştırmaya çalışanlar için, bu laf adeta kendi kalelerine atılmış bir gol. Çünkü bu şu demek: Kardeşim, Büyük Patlama kademeli evrimin bir sonucudur demeye kalkmayın; çünkü Büyük Patlama gibi kompleks bir olayın ve bu olay sonrasında çıkan düzenin tesadüfen gerçekleşme olasılığı “sıfır oğlu sıfır”.

  43. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas
    demissin:
    Evrimcilerin sözde damarlı bitkilerin henüz var olmaması ve atalarının olması gereken periyoda ait 4 adet damarlı bitki sporu bulundu. Üstelik günümüzdeki örneği ile birebir aynı. Amber içerisinde olduğu için rahatlıkla analiz edilebiliyor. (Zaten başka türlü damarlı bitki sporu fosili olarak etiketlenemezdi)

    Bunun kaynagini verir misin, lutfen? Orjinalinden bir inceleyelim konuyu.
    Ayrica yukarida Orkidelerin ve oteki bitkilerin evrimi ile ilgili verdigim linklerde
    –eger gercekten okuduysan– acikca anlamis olabilecegin gibi bugun Bilim dunyasinda
    –ateist/agnostik/deist/teist– (fanatik anti evrimci Evanjelikler haric) Bilim adamlarindan “bitkilerin evrimi” konusunu kokten yadsiyacak birilerinin oldugunu dusunmek epeyce guc olsa gerek…

    Simdi Kuranda Evrenin ve Dunyanin yaratilis hikayesi ile ilgili verdigin yanlis
    bilgilere bakalim, ve hepsinin dogrusunu gorelim Kurandan, sirayla:

    …Rabbinin katinda 1 gun sizin saydiklarinizdan 1000 yil gibidir! (Hac 47)

    Dolayisiyla, bu olcu Allah icin bastan mutlak ve degismez olarak boylelikle verilmis olmalidir ilkin. Biraz sonra inceleyecegimiz Evrenin ve Dunyanin yaratilis hikayesinde fail bizzat Allah oldugu icin, elbette orada kullanilan tum Gun ifadelerini burada verilen 1000 yil olarak hesaplamak sart olmalidir. Senin yukarida yapmaya calistigin gibi kendi aklindan uydurarak buradaki Gun ifadelerine baska olculer vermek zaten Kuranin bu acik bildirisiyle bastan celisen mesnetsiz sahsi spekulasyonlarin olmalidir.
    (*Not: Kuranda bunun disinda bir de –Allah icin degil– sadece Melekler icin verilmis 50.000 yillik bir Gun olcusu var olmalidir. (Mearic 4) Fakat elbette birazdan inceleyecegimiz Evrenin ve Dunyanin yaratilis hikayesinde fail bu Melekler dahi degil, bizzat Allah oldugu icin bunlari 50.000 yillik Gunler olarak hesaplamak da imkansiz olmalidir.)

    Bunun ardindan, simdi gelelim Kuranda Evren ve Dunyanin yaratilis hikayesine:

    Goklerin ve yerin ortaya cikaricisidir (=bediyu), ve bir ise karar verdigi zaman ona sadece “ol” der ve o da oluverir! (Bakara 117)

    O (Muhammedin karsiti) inkarcilar gormediler mi, Gokler ve Yer –ilkin– yapisik (=ratqan) iken biz onlari ayirdik… (Enbiya 30)

    Ey Muhammed de ki: Simdi siz Yeri 2 Gunde yaratani mi inkar ediyorsunuz?…
    Ve sonra O onun icinde daglar yapti onun uzerinde, ve onun icini mubarek kildi, ve onun icinde besinlerini takdir etti 4 Gun icinde…
    Sonra Goge dogru yoneldi ve o henuz toz-duman icindeydi, ve ona ve yere dedi: Isteyerek veya istemeyerek gelin! dediler: Isteyerek geldik!
    Ve boylece onlari yedi Gokler olarak yapip bitirdi 2 Gun icinde… (Fussilet 9-12)

    Boylece bu Ayetlerden netce anlayabildigimiz seyleri asagida maddeler halinde tekrar kisaca gorelim:

    1) Allah ilkin tek bir “ol” emriyle tum gokleri ve yeri yapisik bir halde ve koca bir kutle olarak boylece bir anda ortaya cikarmis olmalidir. (Bakara 117 & Enbiya 30)

    2) Bunun akabinde kendisi bizzat gelerek once bu yapisik koca kutleyi parcalayip ayirmis (=feteqnahuma), ve daha sonra hemen burada Dunyayi ham olarak ilk 2 Gun (=2000 yil) icinde bundan yaratmistir, ve daha sonra bu Dunyanin icine daglarini, nehirlerini, bitki ortusunu vs. koyarak bunu tam olarak ise 4 Gun (=4000 yil) icinde boylece yaratip bitirmis olmalidir ilkin. (Enbiya 30 & Fussilet 9-10)

    3) Bunun hemen ardindan henuz –herhalde yukarida anilan o parcalayip ayirma ve akabindeki calismalar sonucunda– toz-duman (duhanun) icinde kalmis olan Goge bizzat yonelmis ve bunlarin hepsini yedi Gokler olarak 2 Gun (=2000 yil) icinde yaratip
    boylelikle tum Goklerin ve Yerin yaratilmasini toplam 6 Gun (6000 yil) icinde tamamlamis ve sonra da cikip tahtina oturmus olmalidir. (Fussilet 11-12 & Yunus 3)

    Simdi gelelim Kuranda goklerin “yuksekligi/genisligi” anlatimlarina:

    Allah odur ki Gokleri gorebileceginiz bir direk olmadan yukseltti (=refaa) sonra da cikip tahta oturdu (=esteva alelars). (Rad 2)

    Rabbiniz Allahtir Gokleri ve Yeri 6 Gun icinde yaratti, sonra da cikip tahta oturdu (esteva alelars). (Yunus 3)

    Ve gogu, iste biz onu ellerimizle bina ettik; ve suphesiz biz genislik vericileriz (=lemuusiuun). (Zariyat 47)

    Bu Ayetlerden acikca anlayabildigimiz seyleri asagida maddeler halinde tekrar kisaca gorelim:

    1) Allah gokleri ve yeri 6 Gun icinde yaratip ve takdir ettigi olcude yukseltip (=refaa) bu isini boylelikle tamamen bitirdikten sonra coktan beridir cikip tahta oturmus olmalidir. (Yunus 3 & Rad 2)

    2) Allah gokleri elleriyle –daha yukaridaki Ayetlerde ayrintili olarak inceledigimiz uzere (41/9-12)– bina etmistir; ve O –bu 6 gunluk yaratilis surecinde coktan beridir yukseltip bitirdigi o miktarda– genislik vericidir. (Zariyat 47 & Rad 2)

    *Burada Allahin henuz bu “yukseltme” isini bitiremedigini ve dolayisiyla goklerin hala yukselmeye/genislemeye devam ettigini iddia etmek yukaridaki Ayetlerin net bildirileriyle acikca celisen yanlis bir cikarim olmalidir. (Rad 2)

    yine demissin:
    Evanjelistlerin Big Bang ile ilgili sorularına yanıt vermek durumunda değilim.
    Onlar, inanır inanmaz o onların kendi problemi.

    Bu adamlar –aynen Evrime yaptiklari gibi– bu sitelerinde Big bangi de bu tip bilimsel sorulariyla temelden ve toptan curuttuklerini iddia ediyorlar!
    Bunlara yanit veremiyorsan, hala nasil Big bange inanabiliyorsun?

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    O halde, bu evanjeliklerin Evrim hakkinda sorduklari sorulara da pek itibar etmeyip, aslen ve temelde –su ana kadar bu konuda bulunmus yeterli olabilecek somut bulgulara binaen– bunu “Evrimsel Yaratilis” olarak degerlendirip inanan milyonlarca Teist –hiristiyan, musluman, yahudi, digerleri– insanlari da elbette makul karsilamak gerekebilir?

    Yoksa muhakkak her birine teker teker cevaplarini mutlaka bekliyoruz…

    yine demissin:
    Ancak, bir insan hem Big Bang’e, hem de evrime birden inanamaz. Çünkü Big Bang, evrenin yoktan varolduğunun kanıtıdır. Kademeli bir şekilde aşama aşama evrimleştiğinin değil. Eğer bu iki teoriyi birbiriyle bağdaştırmaya çalışan varsa, ya evrimi tam olarak bilmiyordur ya da Big Bang’in neye dayandığını kavramamıştır.

    Bence sen bu olaylara bakis acisini daha bastan pek/hic iyi kavrayamamis olmalisin, herhalde.

    Big bang kuraminda da ve Evrim kuraminda da evanjelik yaratiliscilarin ortaya koyduklari temel mantik su olmalidir:

    Ya Evren ve Canlilar baslangicta direk Tanrinin “elleriyle” aynen bugun gordugumuz –veya gordugumuze cok yakin– sekliyle bir anda (toplam 6 Gunun icinde) yaratilmislardir;
    (Ki bu iddia hem Incildeki hem Kurandaki –yukarida inceledigimiz– sembolik “yaratilis anlatimlariyla” aynen mutabik olmalidir. (Fussilet 9-12 & Sad 71-75)

    Ya Evren ve Canlilar baslangicta tek bir noktadan ve tek bir organizmadan kendiliginden ve “el degmeden” baslayip bugunlere dek uzun zamanlar icinde boylelikle “el degmeden” evrilerek gelmis olmalidirlar.
    (Ki bu durum bugunku bilimsel bulgular isiginda bircok Teist Bilim insanlarinin ve diger medeni teist insanlarin arastirip inandiklari “Evrimsel Yaratilis” planiyla gayet mutabik olmalidir. (Ankebut 20 & Gasiye 17-20)

    yine demissin:
    Sen şimdiden vazgeç. Ben sana söyliyim. Çünkü laflarını pek salladığım yok.

    Bunlari pek “sallamazsan” kusura bakma ama, kimse de ciddiye alip seni pek “sallamayabilir” burada!
    Ama eger ciddi ve samimiysen, once yukaridaki tum Kuransal gercekleri iyice bir kavra; Kuranda evrenin ve canlilarin yaratilis hikayelerinin neden bilimsel degil, sadece “sembolik anlatimlar” oldugunu iyice bir anla. Kurandan hicbir delili olmayan, bilakis Kurana bastan aykiri olan mesnetsiz sahsi spekulasyonlarla –olayi zoraki sanki Big bange uyuyormus gibi gostermeye calisip– kendini kandirma artik!

    ve demissin:
    Çünkü bu şu demek: Kardeşim, Büyük Patlama kademeli evrimin bir sonucudur demeye kalkmayın; çünkü Büyük Patlama gibi kompleks bir olayın ve bu olay sonrasında çıkan düzenin tesadüfen gerçekleşme olasılığı “sıfır oğlu sıfır”.

    Evet, bu asil yine su demek olmali: Buyuk Patlama Kuranda Evrenin ve Dunyanin bilhassa Allahin kendi “elleriyle” ve 6 Gunde (6000 yilda) yarattigi bildirilen o “sembolik yaratilis hikayesinin” (Fussilet 9-12) aksine,
    bu olayin daha basindan beri tek bir noktadan (tekillikten) kendiliginden ve “el degmeden” baslayip bugunlere dek –inananlar icin Onun gizli vahyi ve kontrolu cercevesinde olan (Isra 44)– doga/fizik kanunlari altinda ve uzun zamanlar icinde evrilerek gelebildigini ve hala da tum hiziyla boylelikle evrilmeye devam ettigini gosteren bir fenomen olmalidir.
    Bu nedenle bu konuda evanjelik menseili –yukarida verilen tarzda– bol sifirli tesaduf hesaplari yapip –ister ilk olusum ani icin, ister sonrasinda evrende olusan/olusacak herbir yapilasma icin ayri ayri– bu olayi boylelikle gecersiz kilmaya calismak abesle istigal olmalidir, belki de, en bastan! Esenlikle kaliniz.

    (*Big bang hakkindaki diger evanjelik sorulari da mumkunse sen kendin –bizler icin de tabi– burada cevaplamayi asla unutma, lutfen.)

  44. fuatogl diyor ki:

    Bu gün bilim, evren kaç yaşındadır diyor? 16-17 Milyar Yıl Arası

    Elinde tum imkanlar var. Akillara zarar uydurmalar, egip bukmeler, hizlandirip yavaslatmalar, atip tutmalar ve bir parca hayal gucu…Fakat ona ragmen yine de tutturamamissin. Big-bang den bu yana ~13.5 milyar yil olmasin sakin? Birazcik daha yavas ufurursen tutturacak gibisin.

  45. Sasha diyor ki:

    Darwin “Türlerin Kökeni” kitabında “gözleri düşünmek beni bu teoriden soğuttu” diyerek, evrim teorisinin canlılıktaki üstün yaratılış karşısındaki çaresizliğini itiraf etmişti.

    Yine,Darwin, tavus kuşu tüyleri hakkında şu yorumu yapmıştır: “Bir tavus kuşunun kuyruğundaki tüyün görünümü, ne zaman bakacak olsam, beni hasta ediyor”

    Bu saçma teoriyi ortaya atan Darwin bile teorisinin zorluklarından haberdardı ve kitabına özellikle “Teorinin Zorlukları” isimli bir bölüm eklemişti.

    Darwin bile teorisinin açmazlarının farkındayken bu arkadaşların gönderdiğim videosaki olayı açıklamak için gösterdikleri beyhude çabaya bakarak tebessüm ettim.

    Ben şu anda bir websitesi üzerinde çalışıyorum ve yakında buradan herkese duyurucam. Kısa kısa, 3-5 dakikalık videolardan oluşuyor. Evrimciler her izlediklerinde Darwin gibi hafif hastalanacak ve bu teoriden soğuyacaklar.

    Daha önce gönderdiğim orkide ve yabanarısı arasındaki ortak yaşam örneğinde olduğu gibi filmler olacak. Bugün buna benzer bir film daha gönderiyorum.

    Geçen video ile ilgili açıklama getirmeye çalışan arkadaşların yazdıklarını okurken çok güldüm. 8 sayfa yazıp, hiçbirşey söyleyememek çok acıklı.Kısa videolar göndermeye devam edicem. İsterlerse 32 sayfalık açıklamalar yapabilirler. Millet bu saçma sapan teoriye artık inanmıyor.

    Video yine ortak yaşam ile ilgili. Blister Bettle ve Digger Bee.

    Filmin dublajını ve altyazılarını hazırladım ama montajlamaya vakit kalmadı. 1-2 güne türkçe versiyonunu da gönderirim.

    http://www.youtube.com/watch?v=TYgIchp_lxM

    Eğer orkide ve yabanarısı ile ilgili olan videoyu izleyemeyen olduysa o da burda.

    http://www.youtube.com/watch?v=0nfgibIYbg8

    Bu arada Fuatogl demiş ki, “orkidenin kokusu dişi yaban arısının feromonu ile aynı değilmiş, sadece benzermiş”.

    Benzer bir koku salgılasa bile bu mucizevi bir durum olurdu, fakat belgeselde bu koku için kullanılan kelime “identical”. Kendisine “identical” kelimesinin sözlük karşılığını veriyorum.

    identical
    adj. exactly alike, same; equal in every respect,

    YANİ : tamamen aynı, aynı, her bakımdan eşit.

    Yani işin doğrusu şudur: Orkide, dişi yaban arısının salgıladığı feromonun kimyasal olarak tamamen aynısını üretebilmektedir. Belgeselde benzer falan dememektedir.

    Saygılı üslubu bozmayalım ve burda doğruları konuşalım.

  46. yalinnn diyor ki:

    @fuatogl

    evrenin yaşı ile ilgili yazan bilgiler doğrudur. sizin yazdığınız süre daha erken bir tarihteki verilere göre.

    Ancak son yapılan araştırmalarda, hesaplar değiştiği için sonuç da diğer yorumcu arkadaşımızın yaklaşık olarak belirttiği şekilde güncellendi.

    Herkesin okuyabilmesi için konuyla ilgili Türkçe olarak bir haber linki ekliyorum:

    http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/381731.asp

  47. K.D. diyor ki:

    Sasha arkadas,

    Orkidelerin evrimi ile ilgili verdigim su linki okudunuz mu?

    http://www.pubmedcentral.nih.gov/articlerender.fcgi?artid=2267782

    Affiniza ve samimiyetinize siginarak sorayim, siz Musluman misiniz baska bir
    Din/Kulturden misiniz (isminizden tam anlayamadim onun icin); cunki vereceginiz cevaba gore belki birkac sorum olacak size daha sonra, nezaketle.

    Bu arada dunya ve yurt capinda “Evrimsel Yaratilis” olarak evrime temelde ve bircok yonleriyle inanan milyonlarca samimi Dindar (Musluman, Hiristiyan, Yahudi, Digerleri) Bilim ve Din adamlari ve medeni Teist insanlar mevcut oldugunun farkindasinizdir, umarim, degil mi? Bu sitede dahi Evrimsel Yaratilisi destekleyen boyle arkadaslari gorebilirsiniz. Bu sebeple Evrim konusundaki tum ve toptan rahatsizliklarinizi sadece kendi adiniza ortaya koyarsaniz, bu Sitede cok daha medeni ahlak icinde ve karsilikli saygi ve anlayis cercevesinde konulari cok daha guzel ve faydali sekilde irdeleyebiliriz, umarim, hep birlikte. Esenlikle kaliniz.

  48. K.D. diyor ki:

    Yalin arkadas verdigin linkte olay sadece spekulatif olarak one surulmus/sorulmus olup –hatir icin illaki kabul etsek dahi yine de 1 milyar yillik bir ufak acik kalacakti hala sanirim yukaridaki manipulasyonda!–
    2009 yili itibariyla ise Evrenin yasi hala 13.7 milyar yil olarak Nasa tarafindan teyit edilmis durumda duruyor olmali, sanirim, ayrica.

    http://map.gsfc.nasa.gov/universe/uni_age.html

    Bundan daha onemlisi ve konunun asli, yukarida no_comment arkadasin yaptigi o hesaplarin Kurandan hicbir mesneti olmadigi halde
    –cunki Kuranda Allah icin 1 gun insanlarin saydiklarindan 1000 yil olarak mutlak ve sabit bir sekilde boylelikle verilmis olmali en bastan (Hac 47)–
    kendi keyfine gore bastan ayarlayip uydurmaya calismasi ve sonucta buna ragmen dahi isin sonunda biraz fazla ucmus olmasi olmalidir boyle bir manipulasyonda dahi, herhalde!

    Burada bunun neden daha basindan beri acikca uydurma olmus olabilecegini anlaman icin bunun disinda diger bir iki noktayi daha belirteyim oyleyse burada kisaca ve karsilastirmali olarak:

    =Kurana gore, Evrenin yaratilisi 6 gun (6000 yil) icinde coktan beridir bizzat Allahin kendi “elleriyle” bitirilmis ve Allah bunun ardindan coktan beridir cikip tahtina istiva etmis olmalidir! (Yunus 3 & Fussilet 9-12)

    =Big bange gore, Evrenin olusumu hala tum hiziyla kendiliginden ve “el degmeden” devam etmekte olmalidir, ortada henuz bitmis bir sey de yoktur!

    =Kurana gore, Allah bu 6 gunluk (6000 yillik) yaratis sonunda evreni diledigi miktarda yine bizzat kendi “elleriyle” yukseltip bu isini de coktan beridir sabitleyip bitirmis ve sonra cikip yine tahtina istiva etmis olmalidir! (Rad 2 & Yunus 3)

    =Big bange gore, Evren hala kendiliginden ve “el degmeden” tum hiziyla yukselmeye devam etmekte olmalidir!

    Ve diger tum temel celiskileri yukaridaki yazida etraflica incelemis olmaliyiz. Bu sebeple, sakin Kurandaki bu tip sembolik yaratilis hikayelerini (Kehf 54) bilimsel anlatimlar olarak algilayip kendini bastan boylece asla kandirma. Bunun yerine, Kuranin emrini dinleyip evrenin ve canlilarin ilkin nasil baslamis ve buralara gelebilmis oldugunu arastirip bu konuda halihazirda bircok somut bilgiler –Big bang ve Evrim kanaliyla– ortaya koyabilmis olan insani bilimsel arastirmalara kulak ver/verelim, durustce ve endiseye kapilmadan. (Ankebut 20 & Gasiye 17-20) Esenlikle kaliniz.

  49. Sasha diyor ki:

    K.D Arkadaşım

    Neden evrimciler evrimi tartışırken hep karşısındakinin hangi kategoriye girdiğini merak ediyor. Ben hindu olabilirim, hristiyan olabilirim, müslüman olabilirim. Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki çok kötü bir dindar olabilirim. İnançlıyımdır ama bu inancın hiçbir gereğini yerine getirmiyor olabilirim. Ama bunların hiçbirisinin evrim teorisin mantıklı veya mantıksız bir teori olması ile bir alakası yoktur.

    Bu yukarıda bahsettiklerimin dışında evrim teorisine inanmayan bir ateist olabilirim. Aslında bu son söylediğim toplumda az rastlanan bir durum. İnsan beyni boşluğu kabul etmediği için bir insan ateist olmak istiyorsa genelde dayanak olarak evrim teorisine sarılıyor hemen.

    Orkidelerin evrimi ile ilgili yazıyı okudum, dünyada ne kadar canlı varsa onların evrimi konusunda yazı yazan birileri var. Bir aralar Coleachant isimli balık için de sudan karaya geçişteki ara geçiş formu diyorlardı. Bize fosillerini gösterip bakın yüzgeçleri ne kadar ayağa benziyor diyorlardı. Fakat günümüzde bu balığın yaşadığı ve hiçbir evrim geçirmediği ortaya çıkınca bunu diyen bilimadamları ağız değiştirmeye başladılar. Üstelik bu balığın sudan karaya çıkmaya çalışmasını bırakın, bir derin dip balığı olduğu ortaya çıktı. Yani evrime kanıt olsun diye anlatılan masalları toplasak acaip bir külliyat olur.

    Senelerce insanın atası diye yutturulan sahte kafatası fosillerine hiç girmiyorum bile. Merak eden olursa gönderirim.

    Kafası biraz çalışan ve vicdanı tamamen körelmemiş herkes görebilirki, kör tesadüflerin sonucunda harikulade planlar ortaya çıkmaz. Bir çiçeğin başka bir böcek türünün üreme şeklini bilmesi ve buna uygun kimyasallar üretip onları kandırmaya çalışıp, kendi neslini devam ettirebilmek için planlar yapması size mantklı geliyorsa, buna diyecek hiçbirşey yoktur. Buna inanmaya devam edebilirsiniz. Kimse sizi aksine zorlayamaz. Ama hiç değilse bir bitkinin davranışlarındaki bu harikulade duruma şaşırmanız gerekir ve gerçekten çok ilginç bulmanız gerekir.

    Neyse uzatmıyım. Bu konuyu şöyle bağlıyım. Ben videoları 3-5 dakikalık videolar göndermeye devam edicem. Sizde 18 sayfalık açıklamalarınızı gönderin ve bırakalımda insanları hangisinin daha mantıklı olduğuna kendileri karar versinler.

    Doğal seleksiyon ve mutasyonların yani evrim teorisinin sözde mekanizmalarının canlılığın mükemmelliğini açıklamaya yetmeyeceğine inanan bilimadamlarının bir listesini http://www.dissentfromdarwin.org/ adresinden görebilirsiniz.

    Bilim adamlarının hepsi evrim teorisini kabul etmiştir gibi bir aldatmaca pompalanıyor. Bu adresi de o yüzden gönderiyorum.

  50. Sasha diyor ki:

    Evet evrimcileri teoriden soğutacak bir ortak yaşam videosu daha.

    LINK: http://www.youtube.com/watch?v=tvKDzx_0_-E

    Bir tırtıl, yumurtadan çıktıktan sonra bir müddet yapraklarda besleniyor. Fakat diğer tırtıllardan farklı olarak yaklaşık 2 hafta sonra ağaçtan yere düşüyor. Aslında biz yere düştüğünü sanıyoruz fakat aslında kendisini bilinçli olarak yere atıyor.

    Etraf karınca kaynıyor ve tırtıl karınca larvalarının nasıl koktuğunu biliyor ve aynı onların salgıladığı kokuyu salgılayarak (kimyasal olarak tam bir kopyasını), karıncaların kendisini yuvaya götürmelerini sağlıyor.

    Güvenli bir yere ulaşan tırtıl acıktığında karınca larvalarının çıkardığı sesi taklit ederek kendisini beslettiriyor.

    Bir yabanarısı türü ise videomuza konu olan mavi kelebek tırtılı içine, ileride kendi yavruları olacak yumurtalarını bırakıyor. Fakat karınca yuvaları çok korunaklı yerler ve karıncalar davetsiz misafirlere karşı oldukça saldırgani, tırtıl karınca yuvasındaki karıncaları uzun süredir salgıladığı kokular ve sesler ile kandırdı. Fakat yaban arısı yüzlerce yuva içinden hangisi içinde mavi kelebek tırtılının bulunduğunu sezebiliyor. Bilim adamları hala bunu nasıl yapabildiğini çözebilmiş değiller.

    Saldırıya uğrayan yabanarısı bir anda kimyasal bir madde salgılıyor ve kendisine saldıran karıncalar bir anda birbirlerine saldırmaya başlıyor ve yabanarısı yuvanın derinliklerine ilerleyerek tırtılı bularak içine kendi yumurtasını enjekte ediyor. Bu sefer yabanarısının yumurtaları güvenli bir yerde ve tırtıl içinde beslenerek büyüyecekler.

    Yabanarısı gittikten sonra karıncalar eski hallerine geri dönüyorlar. ve larvalara bakım yapmaya devam ediyorlar.

    Şimdi burada sorulacak sorular neler?

    *Bir tırtıl yeni dünyaya gelmiş ve karıncalardan haberi bile yok, ama onların larvalarının kokusunun tam bir kopyasını vücudunda sentezleyebiliyor.

    *Kendisi ağaçtan attığında bu kimyasalı salgılarsa güvenli bir yere gideceğini nerden biliyor.?

    *Gittiği yerde kendi besletmek için karınca larvalarının çıkardığı sesin aynısını taklit etmeyi nerden biliyor?

    *Karıncaların aylarca yuvalarında bir davetsiz misafir olduğunu farkedememelerine rağmen yaban arısı yuvanın daha dışındayken bunu nerden anlıyor?

    *Yaban arısı saldırıya maruz kaldığında karıncaları etkisiz hale getirecek kimyasalı salgılamayı nerden biliyor? Dikkat çekici nokta şu. Eğer yaban arısının salgıladığı kimyasal öldürücü olsa, yaban arısı yumurtalarını tırtıl içine enjekte ettikten sonra onlara bakacak karıncalar ölmüş olacakları için kendi yavruları da açlıktan ölecek, fakat mucizevi biçimde bu kimyasal karıcaları sadece geçici süre etkisiz bırakıyor. Ayrıca ilginç olan şudur, dünyanın hangi kimya laboratuvarı geçici olarak canlıları birbirine saldırtacak bir kimyasal üretebilir? Ancak sinir gazı falan üretip toptan milleti katlediyorlar en fazla. Ama yaban arısı bu dahiyane kimyasalı vücudunda sentezliyor ve organize olmuş, koca bir karınca kolonisini birbirlerine saldırttırıyor.

    Nerdeyse filmlere konu olacak bir kandırmaca, taktik ve ortak yaşama mükemmel bir örnek.

    Bu videoda gerçekleşen olayları evrim teorisinin mekanizmaları ile açıklamaya çalışan saçma sapan yorumlarınızı bekliyorum.

    Videosu

    http://www.youtube.com/watch?v=tvKDzx_0_-E

  51. fuatogl diyor ki:

    Sasha, guldurmeyin insanlari. Daha onceki yorumumda anlattim uzun uzun.
    Bu tarz bilgilendirici belgeseller bizzat bilim insanlari tarafindan yapiliyor, evrim ile sorunu olmayan bilim insanlari tarafindan! Bu belgeseli ceken ayni kisinin 200. yildonumu vesilesiyle guzel bir Charles Darwin belgeseli de var, tavsiye edilir.

  52. Sasha diyor ki:

    Belgesel BBC, anlatan kişi David Attenborough, kendisi evrimcidir.

    David Attenborough yabanarısının gösterdiği inanılmaz davranışlar ile ilgili belgeselin sonunda ne diyor biliyor musun Fuatogl?

    önce ingilizcesini sonra da çevirisini yazıyım herkes anlasın. Kim kimi güldürüyormuş görelim.

    “HOW IT DOES IT, WE HAVE NO IDEA”

    “BUNU NASIL YAPIYOR, HİÇBİR FİKRİMİZ YOK”

    Neymiş bakalım? Anlatan evrimciymiş evet, ama anlattığı mükemmel olaylar serisinin nasıl meydana geldiği ile EN UFAK BİR BİLGİSİ YOKMUŞ.

    Ayrıca mantık kurgunuzda çok acaip doğrusu. Konuyu anlatan evrimci biri olunca doğal olarak anlatılan evrimi doğrular nitelikte olur gibi bir çıkarıma nerden ulaştınız?

    Adam açık açık söylüyor belgeselin sonunda, inanılmaz bir taktik, kandırmaca, mükemmel algılar, reaksiyonlar bütünü var. Bütün bunlar nasıl oluyor anlayamıyoruz diyor.

    Sizde kalkmış “ama anlatan kişi evrimci” diyorsunuz?

    Acaip bir mantık…eeeeeee yani??

  53. fuatogl diyor ki:

    “Yaban arilari, karinca larvalari arasindaki kelebek larvasini bulabiliyor; ve bunu nasil yaptigi hakkinda bir fikrimiz yok” Yani bu ne demek oluyor? FLASH! FLASH! FLASH! Evrim teorisi cokmustur, FLASH! bilim adamlari evrim teorisinden sogumaktadir!!!
    Bu mudur yani sizin sonuc cikarma duzey ve yonteminiz? Derinlikten basim dondu gercekten.

    Gecen gun bir yazi okumustum, fizikciler parcaciklarin kuantum durumunda ‘entanglement’in nasil olustugu hakkinda henuz teorik ve deneysel yeterliligi olan bir aciklamalarinin olmadigini anlatiyordu. Bu ne demektir? Fizik bilimi ve kuantum teorisi cokmustur degil mi?
    Kuskusuz bende bu gibi yazilardan cumleleri makaslayip, insanlarin zihni tembelliklerinden faydalanip, 1-2 tane yazidan alinti(carpitmamam gerek yok, vurgulasam yeter) ve 1-2 video ile birisine anlatip kandirabilirdim. Kandirdigim kisi de “kuantum teorisi su fiziksel fenomeni aciklayamiyor, cokmustur, bak iste kaliteli fizikciler bile itiraf(!!!) ediyor.” diye sapsal sapsal sacmalar, bilip-bilmeden dikkafali olmayi marifet sayardi.

    Daha bunlar ne ki hem!? Simdi saglam durun, size muthis bir aciklamada bulunacagim. Bilim dunyasinda her yil yuzbinlerce arastirma sonucu iceren makale yayinlanir. Bombayi patlatiyorum simdi: bu arastirmalarin cok buyuk bolumu ACIKLANAMAMIS PROBLEMLERI ele alir. Her nasilsa(!), bu insanlar henuz bilmedikleri, aciklayamadiklari seyleri arastirir! Ve sizin ustun analiz yonteminizle cikacak sonuc bellidir, tum bilim cokmustur !!! Gordugunuz gibi, dikkafali bir analizle degil biyolojiyi, tum bilimi 2 dakkada cokertebiliyorum. Simdi bu verdigim tiyoyu alip diger propaganda yaptiginiz sitelerde kullanabilirsin. Hatta bazi seyleri acikca “problem” kabul eden binlerce gercek makale ile “EVRIMCILER ITIRAF EDIYOR” diye bir dizin bile olusturabilirsiniz.

    Sizde kalkmış “ama anlatan kişi evrimci” diyorsunuz?

    Evet diyecegim tabi. Bakin bakalim adam sogumus gibi mi? Bilimin henuz aciklayamadiklarini, bilmediklerini, kabul ettiklerini, sizler gibi SIFIR aciklama ile yetinmediklerini bilmiyormusunuz? Bilimde en heyecanli ugrasin PROBLEMLERLE ugrasmak oldugunu hic mi duymadiniz? Birileri zaman ayirip arastirsa o yabanarilarinin o kelebek larvasini nasil tespit ettigini bulamayacaklarini mi zannediyorsun yada?

    Adam açık açık söylüyor belgeselin sonunda, inanılmaz bir taktik, kandırmaca, mükemmel algılar, reaksiyonlar bütünü var. Bütün bunlar nasıl oluyor anlayamıyoruz diyor.

    Hep taktik hep taktik, hep “anlamini nasil zorlarim da bilim adamlarini saskin kukla gibi gosteririm, hicbirseyden anlamiyorlarmis gibi gosteririm” gibi basit propaganda taktikleri. O sekilde hicbir cumle gecmiyor, uydurmayin! Hep intibaa uyandirmak, gibiymis gibi gostermek uzerinden yontemlerle mesgulsunuz.

    Kaldi ki, A canlisinin X ozelliginin evrimsel tarihinin bilinmiyor olusunun anlami basittir, oda su: A canlisinin X ozelliginin evrimsel tarihi henuz bilinmiyor! Bitti. Buradan Evrim teorisi yanlistir yoluna cikan kestirme bir yol yok!
    Ve teoriler gecersiz kabul edildiginde o alan teorisiz kalmaz, cunku bu gecersiz kilma isini genelde verileri daha iyi aciklayan daha iyi bir teori yapiyor. Sizin elinizde degil teori, teorimsi bile yok, argumanlariniz bile yok, bilim insanlarinin yazi ve belgesellerinden sozcuk cimbizlamakla mesgulsunuz.

    Dis kovugunu doldurmayacak argumanlarla resmen propaganda yapiyorsunuz. Ayrica tum bu tekerlemelerine cevap vermistim, ayni seyi tekrar edip duruyorsun.

  54. sasha diyor ki:

    Fuatogl

    Şimdi kızmışsın işte. ..:)))

    David Attenborough gibi hayatını evrime adamış adam bile şaşkınlığını gizleyemiyor ve bu olayları açıklayamıyoruz diyor. Sen kalkmış ben açıkladım diyorsun.

    Hay bin yaşa…Gerçekten güldürdün beni…

    Ben videoları göndermeye devam edicem, sende açıklamak için yırtınırsın.

    Konu açık , evrim konusu kapanmış, boş yere uğraşmayın. Perde aralanmış aradan güneş gözükmüş, sen hala odadakilere güneş yok diyen insana benziyorsun.

    Orkidenin nasıl mutasyon geçirdiği ile ilgili teorin fıkra niyetine anlatılabilir.

    Bana senden bir tavsiye. Sırf laf yetiştirmek için cevap verme. Mantıklı birşeyler aklına gelirse cevap ver.

  55. fuatogl diyor ki:

    Sen kalkmış ben açıkladım diyorsun.

    Sen yazilanlari anlayamiyormusun, yada okumuyormusun?

    Evet kiziyorum bu kadar duzeysiz yontemlere tartisma yuruteme ve dogru duzgun arguman kuramama becerilerine. Bir defa size “oyle birsey yazmiyor” diyorum bir yerde, sizin soylendigini iddia ettiginiz cumleye karsilik. Hic yapamadin bari ona cevap, cevap vermemenin yollarini arayacagina. Tekrar yaziyorum, bi zahmet anlayarak okuyun:

    <cevap>
    Diyor ki: “Yaban arilari, karinca larvalari arasindaki kelebek larvasini bulabiliyor; ve bunu nasil yaptigi hakkinda bir fikrimiz yok” Yani bu ne demek oluyor? FLASH! FLASH! FLASH! Evrim teorisi cokmustur, FLASH! bilim adamlari evrim teorisinden sogumaktadir!!!
    Bu mudur yani sizin sonuc cikarma duzey ve yonteminiz? Derinlikten basim dondu gercekten.

    Gecen gun bir yazi okumustum, fizikciler parcaciklarin kuantum durumunda ‘entanglement’in nasil olustugu hakkinda henuz teorik ve deneysel yeterliligi olan bir aciklamalarinin olmadigini anlatiyordu. Bu ne demektir? Fizik bilimi ve kuantum teorisi cokmustur degil mi?
    Kuskusuz bende bu gibi yazilardan cumleleri makaslayip, insanlarin zihni tembelliklerinden faydalanip, 1-2 tane yazidan alinti(carpitmamam gerek yok, vurgulasam yeter) ve 1-2 video ile birisine anlatip kandirabilirdim. Kandirdigim kisi de “kuantum teorisi su fiziksel fenomeni aciklayamiyor, cokmustur, bak iste kaliteli fizikciler bile itiraf(!!!) ediyor.” diye sapsal sapsal sacmalar, bilip-bilmeden dikkafali olmayi marifet sayardi.

    Daha bunlar ne ki hem!? Simdi saglam durun, size muthis bir aciklamada bulunacagim. Bilim dunyasinda her yil yuzbinlerce arastirma sonucu iceren makale yayinlanir. Bombayi patlatiyorum simdi: bu arastirmalarin cok buyuk bolumu ACIKLANAMAMIS PROBLEMLERI ele alir. Her nasilsa(!), bu insanlar henuz bilmedikleri, aciklayamadiklari seyleri arastirir! Ve sizin ustun analiz yonteminizle cikacak sonuc bellidir, tum bilim cokmustur !!! Gordugunuz gibi, dikkafali bir analizle degil biyolojiyi, tum bilimi 2 dakkada cokertebiliyorum. Simdi bu verdigim tiyoyu alip diger propaganda yaptiginiz sitelerde kullanabilirsin. Hatta bazi seyleri acikca “problem” kabul eden binlerce gercek makale ile “EVRIMCILER ITIRAF EDIYOR” diye bir dizin bile olusturabilirsiniz.

    Sizde kalkmış “ama anlatan kişi evrimci” diyorsunuz?

    Evet diyecegim tabi. Bakin bakalim adam sogumus gibi mi? Bilimin henuz aciklayamadiklarini, bilmediklerini, kabul ettiklerini, sizler gibi SIFIR aciklama ile yetinmediklerini bilmiyormusunuz? Bilimde en heyecanli ugrasin PROBLEMLERLE ugrasmak oldugunu hic mi duymadiniz? Birileri zaman ayirip arastirsa o yabanarilarinin o kelebek larvasini nasil tespit ettigini bulamayacaklarini mi zannediyorsun yada?

    Adam açık açık söylüyor belgeselin sonunda, inanılmaz bir taktik, kandırmaca, mükemmel algılar, reaksiyonlar bütünü var. Bütün bunlar nasıl oluyor anlayamıyoruz diyor.

    Hep taktik hep taktik, hep “anlamini nasil zorlarim da bilim adamlarini saskin kukla gibi gosteririm, hicbirseyden anlamiyorlarmis gibi gosteririm” gibi basit propaganda taktikleri. O sekilde hicbir cumle gecmiyor, uydurmayin! Hep intibaa uyandirmak, gibiymis gibi gostermek uzerinden yontemlerle mesgulsunuz.

    Kaldi ki, A canlisinin X ozelliginin evrimsel tarihinin bilinmiyor olusunun anlami basittir, oda su: A canlisinin X ozelliginin evrimsel tarihi henuz bilinmiyor! Bitti. Buradan Evrim teorisi yanlistir yoluna cikan kestirme bir yol yok!
    Ve teoriler gecersiz kabul edildiginde o alan teorisiz kalmaz, cunku bu gecersiz kilma isini genelde verileri daha iyi aciklayan daha iyi bir teori yapiyor. Sizin elinizde degil teori, teorimsi bile yok, argumanlariniz bile yok, bilim insanlarinin yazi ve belgesellerinden sozcuk cimbizlamakla mesgulsunuz.

    Dis kovugunu doldurmayacak argumanlarla resmen propaganda yapiyorsunuz. Ayrica tum bu tekerlemelerine cevap vermistim, ayni seyi tekrar edip duruyorsun.
    </cevap>

    Buna verdiginiz cevap su oluyor:

    Bana senden bir tavsiye. Sırf laf yetiştirmek için cevap verme. Mantıklı birşeyler aklına gelirse cevap ver.

    Simdi guldurme beni de dogru duzgun cevap ver, neresi mantiksiz onu anlat da bi gorelim. Yukarida sergilediginiz mantigin verdigim ornekler acisindan neden gecerli yada gecersiz oldugunu anlatmaniz gerekiyordu. Gecistirmek degil. Sonuca varma biciminizin ne kadar sacma sapan oldugunu anlattim. Sizin yapmaniz gereken gulucuk atmak degil, savundugunuz seyin gecerliligini savunmak – nasil olacaksa.

    Orkidenin nasıl mutasyon geçirdiği ile ilgili teorin fıkra niyetine anlatılabilir.

    Daha onceki yorumum bir teori degildi, hakkinda en ufak bir fikir sahibi olmadiginiz varyasyon ve dogal secilim ile ilgili bir ornek idi. Sonuca varma biciminizin gecersizliginden bahsetmistim yine. Sizin sordugunuz soruya bir cevap idi yani, ve birkac tane soru soruyordu size. Tabi bizler cevap verecegiz, fakat sizler cevap vermekten muafsiniz. “Dogru duzgun seyler yaz” demekle sizler cevap vermis oluyorsunuz.

    Ben videoları göndermeye devam edicem, sende açıklamak için yırtınırsın.

    Burada kendi yorumlarini savunamayip, tribun karsisinda zevahiri kurtarmak icin yirtinan sen oluyorsun biraz. Isiniz hep tribun, nasil sov yapariz da insanlarda bir intibaa uyandiririz, uste cikariz onun derdindesiniz.

  56. Sasha diyor ki:

    Fuatogl

    Yazdıkların çok sıkıcı yaaa…

    Belki yazarken sana mantıklı geliyordur bilmiyorum…Ama yazdıktan sonra bir kere kendin de oku. Bak gör sen de çok sıkılacaksın.

    Çok uzun yazarsam belki doğru söylüyorum intibası uyandırırım gibi bir fikremi kapılıyorsun bilmiyorum. Ama yapma lütfen. Olayın özüne in.

    Ortada ortak yaşama ait mükemmel 2 örnek var. Sen ise bunları açıkladığını sanarak komik durumlara düşüyorsun.

    Yok çiçeğin arı üzerinde selektif etkisi varmış da, yok çiçeğin kalıtsal varyasyonunun baskısal bilmemnesi çokmuş da….Masal anlatma…Evrim teorisini araştıran bir arkadaş olduğun belli. Bu örneklerdeki olayların öyle mutasyonla, doğal seleksiyonla olmayacağını en iyi senin bilmen lazım.

    BBC belgesellerinin tamamını izlemiş bir insan olarak, David Attenborough’nun canlılar ile ilgili “Bunları nasıl başarıyorlar bilemiyoruz” veya “Bu nasıl oluyor anlamıyoruz ” gibi ifadelerini kesip bir video yapsak 10 saatlik film olur. Adam bir ön kabul olarak zaten evrim teorisini kabul etmiş. Delillerden yola mı çıkmış.

    http://www.dissentfromdarwin.com Sana bu siteyi gönderdim. Bakarsın ordan hangi üniversitelerden, hangi profesörler evrim teorisine inanmadıklarını ve bilimsel kabul etmediklerini ilan etmişler. Tüm bilim insanları sanki evrim teorisini kabul etmiş gibi bir kandırmaca yapma burda.

    Orkidenin kokusu için belgeselde Attenborough ne diyor? IDENTICAL….!!! Sana bu kelimenin sözlük anlamını da gönderdim ama senden bununla ilgili pek birşey duyamadık.

    Neymiş? Orkide yabanarısı feromonun aynısını mı üretiyormuş?

    Biraz kimya bilen birisi bilir ki bir formülün kopyası sentezlemek ne kadar zordur. Ama senin gibi kafadaki insanlar bir çiçeğin, başka bir canlının vücudunda olan hormunu sentezleyebilmesini tesadüflere bağlayabiliyorlar.

    Açın gözleri biraz. Darwin 150 yıl önce şarapları içip içip gemiyle gezip birşey atmış ortaya, hala peşinde koşuyorsunuz.

  57. fuatogl diyor ki:

    Yazdıkların çok sıkıcı yaaa…

    Evet, yazdiklarinin ne kadar sacma oldugu gosteriyor.
    Yorumlarin sizlerle tartismanin imkansizligini belgeliyor. Tamamiyle inkar etme, propaganda ve laf kalabalikligi ile acaba insanlari etkilermiyiz derdindesiniz.

    dissentfromdarwin dedigin liste, oradan buradan biyoloji ile ilgisiz, o alana katki sunamamis, MIT den laborant dan tutunda felsefeciye kadar insanlari toplamislar. Isterseniz birde su listeye goz atin: Evrimi kabul eden, Steve turevinde ismi olan bilim insanlari

    Tüm bilim insanları sanki evrim teorisini kabul etmiş gibi bir kandırmaca yapma burda.

    Yok tum bilim insanlari degil, yaklasik olarak 99%u filan oluyor. Dunyanin tum universitleri sizin anlamadiginiz teoriyi temel kabul ediyor, bilimin gorusu acik bir sekilde bellidir. Ucuz propaganda ile bu gercegi saklayamazsiniz. Dunyanin 5-6 bin yasinda olduguna inanan akademisyenlerde var bu dunyada, ama ayni sekilde onlari da kimse ciddiye almiyor.

    Belgeselde identical demiyor, “virtually identical” deniyor. Identical olsa bile, bunun neden birsey gostermeyecegini de anlattim. Oyle kisayollardan hicbirsey gosteremezsiniz. Doga sizin zannettiginizden cok daha karmasik, karmasik olmasi evrim teorisine karsi bir delil degildir, teori buna bilimsel aciklama getirebilen TEK teoridir, alternatif bir bilimsel teori yok.

    Biraz kimya bilen birisi bilir ki bir formülün kopyası sentezlemek ne kadar zordur. Ama senin gibi kafadaki insanlar bir çiçeğin, başka bir canlının vücudunda olan hormunu sentezleyebilmesini tesadüflere bağlayabiliyorlar.

    Kimsenin birseyi tesaduflere bagladigi yok. Varyasyon ve dogal secilim tesadufi bir mekanizma degildir. Ne hakkinda konustugunu bilseydin, ayni kliseyi tekrarlayip durmazdin.

  58. berkeley diyor ki:

    Bence bazı insanlar evrimi önden kabul ediyorlar. İstediğiniz kadar delil getirin sunun, inanılmaz harikalıkta canlılar gösterin yine de kabul etmeye devam ederler.

    Çünkü onlar için konu, evrimin doğru olması ya da olmaması değil. Evrimin doğru olmasına inanmak istiyorlar. Diğer türlü, Allah’ın varlığını reddettikleri için dünyadaki canlıları, renkleri, tasarımı açıklayamayacaklarından akli dengelerini yitirirler.

    Bu insanların asıl konusu, Allah’a karşı sorumlu olmaktan korkmaları bence. Allah’ın varlığını onlar da biliyor. Ama bunu reddederlerse, sanki kaçınılmazı erteleyeceklerini sanıyorlar.

    Sanki reddedince, hesap vermeyecekler, ölmeyecekler, diriltilmeyecekler, Allah’ın huzuruna getirilmeyecekler sanıyorlar.

    Bu yanlızca korkunç bir zandan ibaret.

    Reddetmekle, gerçeğin önüne geçilmez.

    Evrim teorisi bile, bugüne kadar canlılığın meydana gelmesi ile ilgili ortaya atılmış güya en ikna edici teori olmasına karşın, yaşamın ilk nasıl başladığına yanıt veremiyor?

    bakteri ile başladı? Peki bakteri nasıl oldu? Uzaydan geldi? Uzayda peki ilk bakteri nasıl var oldu? Başka bir evrenden geldi? Peki orada nasıl var oldu?

    Canlılığı ilk tetikleyen ilk canlı ya da cansız madde şu ya da bu gezegende bu ya da başka evrende nasıl var oldu sorusunun yanıtı henüz verilebilmiş değil.

    En en en baştaki o “ilk” şey ne ise, bir şekilde “sıfır”dan ortaya çıkması gerekiyor.

    Bu da zaten, hiçbirşey bilmeyen bir insan için bile evrim teorisinin ne kadar yetersiz olduğunun başlı başına ispatı.

    Son pişmanlık fayda etmez. Böyle bir kandırmacaya inanarak, ölümünüzü erteyelemezsiniz.

    Şimdiden bu kandırmacadan yüz çevirin. Sadece bir kez yaşayacaksınız. Öldükten sonra, pişman olup geri dönmeyi binlerce defa isteseniz, ikinci bir geri dönüş yok.

  59. K.D. diyor ki:

    Sasha arkadas,
    Oncelikle, Bilim bugun Big bangi de Evrimi de ve diger tum ciddi kuramlari da tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alarak inceler (cunki Bilim tum bu ateist/agnostik/deist/teist medeni insanlarin ortak mali olmalidir evvela) ve bunlara binaen elde edebildigi tum bilimsel bulgulari yukarida senin de bol bol linkledigin tarzda ortak Bilimsel literaturde tum bu insanlara iletir olmalidir, kuresel capta. Bunun sonrasinda tum bu insanlar kendi gonullerinde bu bulgulari ya evrimsel yaratilis seklinde kendi inandiklari gizli bir Yaraticiya (Allaha, veya Yehovaya, veya Kutsal Ruha, veya Krisnaya vs.) ya da evrimsel bir olusum olarak (doga/fizik kanunlarina, evrensel yasalara, bilinemezcilige vs.) atfederek bunlarin sonucunda Teist veya Ateist, Agnostik, Deist tarzda kalabilirler, ozgur ve bireysel secimlerine gore. Bir de tabi Big bangi, Evrimi vs. hic kabul etmeyip hersey bir anda Tanrinin elleriyle “pat” diye hemen ve komple yaratildi gorusunu benimseyen insanlar da yukaridaki Bilimsel arastirma ve aktarilari hic kabul etmeme ve gonullerindeki bu sip sak yaratilma tezine inanma hakkina sahip olabilmelidirler elbette kendi gonullerinde.
    Bilimde hicbirsey %100 kesin degildir, hersey Bilimsel metot ve anlayislar cercevesinde yukaridaki tarzda olasi –inananlar acisindan her an Yaraticinin gizli kontrolu altinda olabilen (Isra 44)– dogasal/fiziksel mekanizmalar/kanunlar altinda arastirilmaya/sorusturulmaya ve bunlarin sonucunda tespitler/cikarimlar yapilmaya ve gerekirse sonra her daim insan anlayisi ve bulgulari arttikca buna gore yenilenmeye/guncellenmeye de acik olmalidirlar.
    (*Kuranda dahi butun insanlari zoraki/illaki bastan gizli Allaha kerhen inandirtmaya kalkmak ve bunu tum Bilimin ve insanligin uzerine zoraki/illaki boylece bastan acikca dayatmaya kalkmak “tutarsiz/anlamsiz/sonucsuz” bir davranis olarak verilmis olmalidir. Yunus 99)

    Bunun icin yukarida sana oncelikle sordum hangi Dindensin diye (simdi yukaridaki yazinda kullandigin bazi terimlerden edindigim intibaya binaen Musluman oldugunu varsayarak devam edecegim, cok yanilmissam affet.)
    Yukarida ornegin Big bang ile de ilgili amerikan Evangelistlerin sorduklari bircok sorular var, Big bangin de su an henuz cevaplanamamis bircok yonleri var. Ancak bununla birlikte temelde Big bang ve Evrim kurami su ana kadar cevaplayabildikleri en temel/saglam bircok noktalar itibariyle en gecerli iki Bilimsel Kuram olarak var olmaya ve kabul edilmeye devam edecek olmalidirlar Bilimsel platformda. Eger senin yukarida bu Evangelistlerin sordugu –henuz cevaplanamamis– sorulardan oturu suphelerin varsa, Big bangi de derhal reddebilirsin/reddetmelisin (Evrime karsi uyguladigin o pek hasin perspektifi uygulayacak olursan.) –Bu evangelistler aynen Evrime yaptiklari gerekcelerle Big bangi de (Ateizm/Agnostisizm uydurmasidir gerekcesiyle) boylece coktan curutmus olmalilar!!–

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    http://www.youtube.com/watch?v=CXX_6zRNcQ8

    Bunun disinda, senin burada aslen Bilimsel degil, ondan ote/gayri ozel Dinsel bir niyetin/acendan varsa, lutfen aciklikla ve durustlukle Kitabi ortaya koy oncelikle, ve sonra varsa bununla ilgili delillerin, sirayla koy burada ortaya. Ornegin yukarida Kurandan verdigim o Evrenin ve Dunyanin –bugun Bigbangle bastan ve kokten celisebilen– yaratilis anlatimlarini (eger Kuranin bu tip anlatimlarinin sembolik degil mutlaka bilimsel olduklarini iddia ediyorsan; ki bunu iddia ediyor olmalisin yoksa Evrime karsi da daha bastan bu kadar garez duymazdin herhalde) “mumkunse” (bilimsel acidan) makul sekilde birer birer aciklamaya/cevaplamaya calis herkese burada, oncelikle!

    Yoksa bugun senin, veya ornek aldigin fanatik anti evrimcilerin sahsen hicbir emek harcamadiklari ve yakinen arastirip tespit etmedikleri –buyuk cogunlukla evrimi arastirip benimseyen ateist/agnostik/deist/teist bilim adamlarinin– ortaklasa emek harcayip boylelikle tum insanlik icin goruntuledigi bircok evrimsel, bilimsel fenomenleri hazirdan alip burada sadece bilimsel acidan henuz yeterince cozulememis yonlerini bilhassa vurgulamaya calisarak ve bunun ardindan da –bilimsel bulgularla zaten acikca celistikleri bundan bagimsiz olarak daha bastan bilinen– kendi Dini yorum, soylem ve acendalarina bu sekilde bunlari sozde dayanak etmeye calismalari zaten pek anlamli/etik/makul bir hareket olmaz, (dinden ve bilimden biraz hakkiyla anlayan) kimseleri de pek tatmin etmez, herhalde, bu baglamda, takdir edersin ki.
    (*Big bang ve Evrim tamamen ortadan kalkacak olsaydi dahi, bilim adamlarinin emin olacagi tek sey belki de Kutsal Kitaplarda anlatilan Evren ve Canlilarla ilgili sembolik yaratilis hikayelerinin bunlarin yerini asla alamayacak nitelikte –Dinsel acidan degil, Bilimsel acidan– yanlis veriler olacagini artik yakinen biliyor olmalari olacakti, herhalde, kisacasi.)

    Bunun disinda, ve bundan oturu Kuranda gercekte Peygamberin Ateist/Agnostik/Deist karakterli insanlarla hangi baglamda ve ne icin/nasil muhatap oldugunu ve onlardan sonucta Dine ve tum bu tip Dinsel gaybi (5 duyu ile sinanmasi/algilanmasi asla mumkun olmayan, ve Teist karakterli insanlarin bastan ve sorgulamadan inanmalari emredilen) veya sembolik anlatimlara karsi nasil bir tutum beklemis olabilecegini,
    ve asil arap & yahudi & hiristiyan Teist karakterli insanlarla ne icin/nasil bu Kuranla halis olarak onlara hitap eden hagi kriter uzerinden ve hangi muhim konularda mucadele etmis olabildigini biraz daha yakindan idrak edip kavrayabilmek icin, lutfen bu sitede Dindarliktan Dinsizlige & Sevmek Korkmak gibi bolumlerin altinda yapilmis bircok yazismalara/tartismalara da muhakkak dikkatle bakip incelemeni oneririm, bu baglamda. Esenlikle kaliniz.

  60. Sasha diyor ki:

    Merhaba K.D

    Uzun açıklamaların için teşekkürler, ama dediğim gibi evrim teorisinin doğru bir teori olup olmadığı ile ilgili bir tartışmanın benim kişisel inançlarımla hiçbir bağlantısı olamaz.

    Kutsal kitaplardaki yaratılış ile ilgili açıklamalar yoruma tabii olabilirler ve birine çelişki gibi görünen şey diğerine çelişki gibi gözükmeyebilir. Fakat evrim teorisi bilimsel bir teori ise her yönden doğrulabilir olmalı, ve hiçbir yönden yanlışlanamaz olmalıdır. Konumuz budur.

    Fuatogl arkadaşımızın orkide ve yabanarısının nasıl evrimleşerek bir sysmbiosis (ortak yaşam) örneği gösterdiklerini açıklamaya çalıştığı tezi 5 yaşındaki çocuğa anlatsak bizi kınayabilir.

    Richard Dawkins hayvan davranışları uzmanıdır. Şu anda dünyada bilinen en koyu evrimci ve en meşhur ateisttir. Ona soruyorlar, “arılar çiçeklerin yerlerini birbirlerine güneşin açılarını arı dansı denen bir yöntem kullanarak tarif ediyorlar. Bu nasıl oluyor. Üstelik çiçeği bulan arı kovana dönerken güneşin açısı değişmiş oluyor. Güneş her 4 dakikada bir, bir derece yer değiştiriyor. Arılar geçen zamanı da hesap ederek, bu farka göre bir tarif yapıyorlar.

    Dawkin’in cevabı ilginç ötesi,Dawkins’in arıların dansı ile ilgili sorular karşısında vermeye çalıştığı cevap şöyle:

    “Bir fikir ileri sürmek durumunda… Belki de dans bir çeşit… Tahmin etmek pek de zor değil… Bunun neden olduğunu kimse bilmiyor, ama bir şekilde oluyor…

    Modern arı dansının daha basit bir başlangıçtan evrimleşmesine dair birtakım makul dereceli ara aşama bulduk. Size anlattığım hikaye gibi… bu doğru bir hikaye olmayabilir. Ama buna benzer bir şey mutlaka olmuştur.”

    Adam hayatını bu konulara adamış, ama zırvalıyor. OLMUŞTUR, boşver fazla düşünme diyor.

    Yine BBC belgesellerinden birinde David Attanborough bir karınca yuvasının başında duruyor. Etrafta binlerce karınca çalışıyor. David şöyle diyor :

    “Bu binlerce karınca nereye gittiğini, ne yapacağını, görevlerini tek tek biliyorlar. Fakat garip olan şudur, kolonide herhangi bir komuta merkezi yok, yine de tüm bireyler ne yapması gerektiğini nasıl biliyor” ve ekliyor,”Sanki tüm koloni bireyleri tek bir dev organizma gibi hareket ediyor.

    Yani demek istediğim konu şudur. Ceylan hızlı koştu, leopar onu yakalayamadı, hızlı genlerini aktaran ceylan sayesinde, bir sonraki ceylanlar daha da hızlı oldu falan gibi ilkokulu örneklerini bırakıp, evrimin bu tip fenomenleri açıklaması gerekiyor.

    Tabii açıklamaya çalışırken saçmalamaması gerekiyor.

    Son olarak sana söylemek istediğim şudur. Akıllı tasarımcıların söledikleri ile evrimcilerin söylediklerini karşılaştırıp tartışabilirsin. Ama Kuran da şöyle diyor ama evren şöyle oluşmuş veya evrim şöyle diyor, burada tezat var demek doğru değil.

    En azından buradaki tartışmanın konusu değil.

  61. K.D. diyor ki:

    Sasha arkadas,
    sen Bilimin konusu/teknigi nedir, Dinin konusu/yordami nedir onu tam cozup kavrayamamis oldugun icin herhalde bu tip yazilar yazarak rahatlamaya calisiyor olmalisin.
    Ancak zaten bastan kendini ne Big bang ne de Evrim ne de toptan Bilim konusunda o kadar “darlanmis” hissetmezsen, bu konulara cok daha rahat/adil/objektif bakip bugun yeryuzunde neden milyonlarca Teist karakterli (Musluman & Hiristiyan & Yahudi & Digerleri) Bilim insanlarinin ve medeni Dindar insanlarin dahi Big bang ve Evrim ve toptan Bilim konusuna buyuk bir rahatlik/ilgi/heyecan icinde bakip sonucta bu konularla ilgili bulunabilmis tum somut bulgulari kendi gonullerinde Teistik perspektifte degerlendirerek Yaraticiya yonelebildiklerini/sukredebildiklerini idrak edebilecek olmaliyiz, kuresel capta. (Yukarida bahsettigin –eski fanatik anti evrimci– Akilli Tasarimcilarin en onde gelenlerinden bircoklarinin –ozellikle prof. Michael Behe– dahi artik Evrimi, ortak atadan turemeyi vs. temelde ve bircok yonleriyle acikca kabul edebildiklerini de bu baglamda bir nebze hatirlamaliyiz burada, belki de.)

    Bilim temelde yeryuzundeki her fenomenin (evrenin ve canlilarin ortaya cikisi ve gelisimi & depremin, yagmurun, firtinanin ilkin olusumu ve gelisimi vs.) arkasinda mevcut olabilecek dogasal/fiziksel kanun ve mekanizmalari cozmeye calisir ve sonra bu konularla ilgili tespit edebildigi tum somut bulgulari yukaridaki yazida bir miktar bahsetmeye calistigim –tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alan– ortak Bilimsel anlayis ve Literatur icinde tum insanliga iletir olmalidir. Ornegin, Bilime gore –tum insanlarda ortak olan 5 duyu esas alindiginda– gokyuzundeki tum bulutlar
    dogasal/fiziksel kanunlar cercevesinde

    randomly (=rastgele)

    olusur, gelisir ve suruklenir olmalidirlar gokyuzunde.

    Dine gore ise, tum bunlar –insanlarin 5 duyulariyla asla algilayamayacaklari bir iletisim neticesinde (Isra 44)– Allah tarafindan (burada yine dogasal/fiziksel kanunlar da vesile kilinarak)

    purposely (=iradeli)

    olusur, gelisir, suruklenir olmalidirlar gokyuzunde. (Rum 48 & Nur 43)

    Bundan sonra burada bu sekilde ortak Bilimsel (ders Dinsel degil) anlayis ve Literatur altinda iletilmis olan tum bu bulgulari tum insanlar kendi Din/Felsefelerine uygun bicimde kendi gonullerinde ozgurce yorumlama ve medeni ahlak icinde birbirlerine karsi saygili/anlayisli kalma –asla zorbalik/baski yapmama (Yunus 99)– durumundadirlar, Bilim derslerinin ardindan, kuresel capta.
    Tum bu tip fenomenlerde bilimin aciklayamadigi hususlar yine bu tarz ayni Bilimsel anlayis ve metotlar icinde arastirilmaya devam edilecek olmalidirlar, –eger mumkunse– hepsinin cevaplari bulununcaya kadar. Ornegin, yukarida anilan Big bang kurami da o Evangelistler bunun hakkinda bazi henuz cozulememis yonlerine sorular yoneltip bunu temelden gecersiz kilmaya calisiyorlar diye Bilimsel olmaktan cikip toptan curutulmus!! olmuyor/olamaz, herhalde, elbette.
    Kisacasi, bugun her turlu Bilim dalinda/kuraminda simdilik cozulemeyen bazi yonler de mevcut olup, eger hepsine Evrime karsi –ozellikle ve ilkin Evangelistler tarafindan– uygulanmaya calisildigi tarzda buyuk bir art niyetle yaklasilirsa, ortada zaten Bilimsel acidan curutulmemis!! hicbir kuram ve Bilim diye bir sey kalmazdi herhalde zaten.
    Bu nedenle, daha yukarida da verdigim bazi linklerde bugun Bilim adamlarinin Orkidelerin evrimi hakkinda da halihazirda ne harika bulgular/tespitler yapabilmis olduklarini, ve gelecekte bu Big bang ve Evrim konusunda daha nice harika tespitlerin/bulgularin yapilabilecegini –ve Teist karakterli insanlarin bunlardan oturu Yaraticiya yonelip sukredebileceklerini– unutmamak lazim, herhalde, asla!
    Dolayisiyla, bu konulari daha fazla uzatmadan bu kez olabilecek en basit bir ornekle tekrar somut bir sekilde vererek bitireyim burada:

    Dusunelim ki, bilimden pek haberi olmayan cahil bir insan Kurani okuyor ve orada

    Allah bir sey dilediginde ona emri sadece “ol” demesidir, o da hemen oluverir! (Yasin 82)
    O sadece (depreme neden olan) tek bir komuttu, ve o zaman onlar sonuverdiler! (Yasin 29)

    beyanlarini okuduktan sonra yeryuzundeki tum depremlerin Allahin bu sekilde tek bir “ol” emriyle ve komutuyla sebepsiz yere ve hemen pat diye olduguna/olacagina inaniyor.

    Bunun karsisinda bilimsel arastirmalar tum depremlerin ardindaki dogasal/fiziksel kanun ve mekanizmalari arastirip bunun ardindaki tum mekanizmayi/fay hatlarini/gerilimi vs. olabildigince cozuyorlar ve yukarida anilan ortak Bilimsel anlayis ve literaturde tum insanliga iletiyorlar. Bunun ardindan:

    1) Ateist/Agnostik/Deist karakterli insanlar depremlerin ardinda sadece bu tip dogasal/fiziksel kanun ve mekanizmalarin olduguna kanaat getiriyorlar…

    2) Bir kisim Teist insanlar bundan cok rahatsiz olup Allah “ol” dedimi yeryuzunde her yer bir anda sallanir, ne fay hattindan, dogal mekanizmadan, gerilimden vs. bahsediyorsunuz, ey kafirler! diyor ve muazzam bir heyecanla bunlara karsi cihad etmeye girisiyor!…

    3) Bir kisim Teist insanlar bundan hic rahatsiz olmayip bilakis Allahin onceden –dogasal/fiziksel kanunlari ve mekanizmalari kurup/doseyip simdi dahi (insanlarin 5 duyulariyla asla algilayamayacaklari tarzda Isra 44) her an bunlari gizlice kontrol altinda tutup yonlendirerek/gozeterek– kurdugu bu ilahi sistem neticesinde Depremleri yarattigina/yaratacagina
    kanaat getirip Yaraticinin buradaki ilmine ve zekasina olan hayranliklarini/inanclarini arttiriyorlar…

    Bunun disinda, elbette Kuranda aktarilan Evrenin ve Canlilarin o yaratilis hikayelerinin de (Fussilet 9-12 & Sad 71-75) hicbir sekilde Bilimsel degil, ancak “sembolik anlatimlar” oldugunun da bu baglamda ilkin kavranilmasi (Kehf 54) yukaridaki 3. sikka dahil olmayi isteyebilecek tum Teist karakterli insanlar icin cok ehemmiyetli olmalidir. Aksi takdirde, bu tip yaratilis hikayelerini ve Kurani hepten bilimsel bir Kitap huviyetinde algilayip bundan oturu Big bang ve Evrim kuramina da buyuk bir onyargi ve cehaletle saldirilmasi kacinilmaz olacaktir, herhalde, daha en bastan. (Yukaridaki linklerde gorulen amerikan Evangelistlerin uzun zamanlardir yaptiklari tarzda.)

    (*Yukarida Kuranda Evrenin ve Dunyanin yaratilisiyla ilgili verilmis o Ayetler (Yunus 3 = Fussilet 9-12) kisiden kisiye degisen seyler degil, bilakis Kuranin orjinal arapcasini –veya orjinaline yakin iyi bir Mealini– okuyan tum insanlar tarafindan rahatlikla bugunku Bilimsel bulgularla, Big bangle bastan ve kokten celisebilen “sembolik anlatimlar” olarak kavranilacak meseleler olmalidirlar. Bunlari Big bange uygun sekilde “bilimsel anlatimlar” olarak anlayabildigini/anlayabilecegini iddia eden kimseler ancak kendilerini kandiriyor olabilirler, yukarida coktandir durustce izah edilip aciga cikarilmis olabilecegi uzere.)

    Bunun icin size yukarida ayrica Kuranin neden daha bastan ateist/agnostik/deist tarzda insanlarla bunlarin Kuranda anlatilan bircok “gaybi” (Enam 103 & Vakia 85 & Isra 44) ve sonra “sembolik” bildirilerine (Fussilet 9-12 & Sad 71-75) “inanmalari” konusunda temel bir mucadelesi/hedefi/gayesi dahi olmadigini, ve Peygamberin bu nedenle bu tarz insanlarla nasil bir mesafeli ama medeni iliski icinde olup,
    bunun disinda asil dogustan teist karakterli arap & yahudi & hiristiyan vs. insanlarla hangi kriter uzerinden ve nasil buyuk bir mucadelesi/hedefi/gayesi olabildigi hakkinda (Araf 172) onemli bilgiler icerebilen bazi tartismalarin/yazismalarin linklerini de referans vermeye calismis idim, bu baglamda. Esenlikle kaliniz.

  62. Sasha diyor ki:

    Sevgili KD

    Çok okumaktan kafan çok karışmış belli ki. Bu materyalist bakış açınla Kuran’ı zaten anlayabilmen pek mümkün değil.

    Bu uzun yazına karşı sana sadece ayetten bir örnek vereceğim.

    TAHA-96

    Dedi ki: “Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi.”

    Kuran çok açık bir kitaptır(mubin). Kendini özel biri gibi zannedip, sürekli Kuran ayetleri ile ilgili alternatif açıklamalar yapmaya çalışma. Sonra Samiri gibi olursun :)

  63. fuatogl diyor ki:

    @Berkeley;

    Canlılığı ilk tetikleyen ilk canlı ya da cansız madde şu ya da bu gezegende bu ya da başka evrende nasıl var oldu sorusunun yanıtı henüz verilebilmiş değil.

    Evet, arastiriliyor bu mesele, ama evrim teorisi altinda degil. Bunun evrim teorisinin konusu oldugunu nereden cikartiyorsunuz? Tenkit ettiginiz teorilerin ne dedigini hic mi arastirma geregi duymuyorsunuz?

    @Sasha;
    Cocuklarin neye nasil guldugu bir birakalim simdi. Size daha once bir soru sormustum sizin mantiginizla baglantili olan:
    Bugun ayin nasil olustugu hakkinda elimizde sadece hipotezler var, nasil olustugunu bilmiyoruz yani, yada buna benzer tonlarca ornek verilebilir. Fakat bundan Genel Gorecelik teorisinin yanlis/yetersiz oldugu sonucu cikmaz! Ayni sekilde, evrim teorisinin henuz aciklama getirmedigi ozel bir evrimsel tarihin varligi Evrim Teorisinin yanlis oldugunu gostermez. Sadece o ozel tarihin genetik tarihinin henuz bilinmedigini gosterir, baska birsey degil! Kaldi ki, orneklediginiz konuda sayisiz calisma verildi size – ama sizin kriterlerinizin mantigi oyle ki hicbir zaman tatmin edilemez – zaten o yuzden kullaniliyor.

    Ikincisi, cok karmasik birseyin varligi evrimi yanlislamaz. Canlilarin karmasik yapisi zaten bilinen birsey. Sizin sagduyunuz bilimsel teoriler icin bir kriter degildir. Bilimsel teorileri degerlendirecek kriterler bellidir.

    “Canlilar varyasyon ve dogal seleksiyon mekanizmasi ile evriliyor, turlesiyor, ozellikler gelistiriyor” demenin sayisiz mantiksal implikasyonlari vardir, hipotezleri vardir vs, yani test edilebilecek gozlemlenebilecek seyler. Bunlara bakarsiniz teori icin. “Falanca canlinin falanca ozelliklerinin adim adim genetik tarihini gosterin bakalim” diye uyduruk bir kriter olmaz! Bunun sonu yok cunku, sizin bu hayali kriterinizi tatmin edebilmek icin dunyanin milyarlarca yillik filmini mikroskobik formatta cekmis olmak gerekiyor, yani herseyi bilmek gerekiyor! Yani teorileri gereksiz kilacak cok “ozel” bir ortamda olmak gerekiyor sizin kriterlerinizi saglayip bilimsel teori olabilmek icin. Bilimsel teorileri degerlendiren kriterler o yuzden boyle absurd seyler icermiyor.

  64. K.D. diyor ki:

    Sasha arkadas,

    yukarida ilettigim evrenin ve dunyanin yaratilisi ile ilgili o temel Ayetlerin (Fussilet 9-12) bugun Big bang kuramiyla da bastan ve kokten celisebilen anlatimlar olabildigini, ve fakat bunlardan dolayi endiseye kapilmanin gereksiz oldugunu, cunki Kuranin zaten bu tip anlatimlarini “sembolik (mesel) anlatimlar” olarak vermis olabildigini (Kehf 54) ve gercekte evrenin ve dunyanin ve canlilarin ilkin nasil baslatilip buralara kadar –Onun gizli vahyi ve yonlendirmesi altinda (Isra 44)– gelmis olabileceginin arastirilmasini ise gercekte insana birakmis olabildigini (Ankebut 20 & Gasiye 17-20),
    ve bu yapildigi zaman da bugun yeryuzunde milyonlarca Teist karakterli (Musluman & Hiristiyan & Yahudi & Digerleri) Bilim adamlarinin ve medeni Dindar insanlarin rahatlikla Big bange de ve Evrimsel Yaratilisa da –bu konularda halihazirda tespit edilebilmis nice somut bulgulara binaen– temelde inanabildiklerini –yukarida aktarilan o eski fanatik anti evrimci Akilli Tasarimcilarin artik bircoklarinin dahi– gorup anlayabilmek icin ozel biri/birileri olmaya hic gerek yok, sanirim; sadece biraz samimi olmaya, basta Kurani orjinal dilinden –veya orjinaline yakin iyi bir Mealden– okuyup durustce/netce anlamaya ve sonra bilimsel konularda da buna binaen bir miktar adil/durust olmaya gerek var olabilir, belki de, hepsi o kadar.

    Yukarida verdigin ayette ibret olarak gosterilen o Samiri ise,

    Dedi: Ben onların onu görmediklerini gördüm, böylece Elçinin izinden bir avuç avucladim ve onu ALIP ATIVERDIM; böylelikle benim icin bunu nefsim hoş gösterdi. (Taha 96)

    belki de bugun Kuranda Allahin “evrenin ve dunyanin ve canlilarin ilkin nasil ortaya cikip bugunlere gelmis olabildigini gidin arastirin” tarzi hukumlerini (Ankebut 20 & Gasiye 17-20 …) futursuzca ALIP ATIVEREN
    ve akabinde bu konuda yapilmis arastirmalarin sonucunda bugun gelinmis olabilen Big bang ve Evrimsel bircok somut tespit ve bulgulari da bagnazlikla bastan ve toptan reddeden,
    yukarida ornek verilen hiristiyan Evangelist mesih deccal ideolojilerine –bunlarin neden fanatik anti evrimci ve Gnostik kanatlarinin fanatik anti maddeci (=evren, madde aslen yoktur, hersey sadece illuzyondur! hezeyanini savunan; Ibrahim 19 XXX Muminun 88-89 & Tur 32)– bu tip suursuz ve fakat malesef kendilerini bir sey zanneden epeyce yanilgili kimselere ve ideolojilere karsi gayet dikkatli olabilmek ve asil bu gibi kuresel evangelist hiristiyan tuzaklara karsi geregince sakinip korunabilmek en onemli mesele olmalidir burada, belki de. (Bakara 208 /// Maide 17 = Enam 112 = Araf 30) Esenlikle kaliniz.

  65. Sasha diyor ki:

    “yukarida ornek verilen hiristiyan Evangelist mesih deccal ideolojilerine –bunlarin neden fanatik anti evrimci ve Gnostik kanatlarinin fanatik anti maddeci (=evren, madde aslen yoktur, hersey sadece illuzyondur! hezeyanini savunan; Ibrahim 19 XXX Muminun 88-89 & Tur 32)– bu tip suursuz ve fakat malesef kendilerini bir sey zanneden epeyce yanilgili kimselere”

    KD bu bahsettiğin insan veya insanlar kim? Neden ismini zikretmektense bu kadar uzun tarif etmeyi tercih ediyosun?

    Herkes bu toplumda anti-evrim ve anti-maddeci olan kişinin kim olduğunu çok iyi biliyor. Reklamı olmasın diyemi isim söylemiyorsun.

  66. K.D. diyor ki:

    Sasha arkadas,

    fanatik “anti evrimcilik” en az 150 yillik bir amerikan Evangelist hareket olmalidir, bunun en kritik/derin sebeplerine bu Sitede (ve yurt ve dunya capinda nice Dini/Islami sitelerde dahi) zaten bircok yerde, uzun zamanlardan beri, etraflica deginilmis/deginiliyor olmali,

    fanatik “anti maddecilik” en az 200 yillik bir amerikan Gnostik hareket olmalidir, bunun en kritik/derin sebeplerine de bu Sitede (ve yurt ve dunya capinda nice Dini/Islami sitelerde dahi) zaten bircok yerde, uzun zamanlardan beri, yine etraflica deginilmis/deginiliyor olmali,

    onemli olan burada tum samimi Dindar arkadaslarin bu her iki ideolojinin de belki de gercekte Kuran/Peygamber tarafindan mucizevi tarzda haber verilmis (Neml 93) ve tum samimi Muslumanlarin kendisine karsi uyarilmis olduklari o MESIH DECCAL ideolojileri olabileceklerinin anlasilmasi, (Maide 17-18) (Ibrahim 19 XXX Muminun 88-89)
    ve bu tip Evangelist & Gnostik kokenli carpik ideolojileri suurunda olmadan “hidayet/mehdilik” olarak takip etmenin ise sonucta ne korkunc bir husrana sebep olabileceginin anlasilmasi, (Araf 30 = Enam 112, Maide 17-18, Muminun 88-89)
    ve dolayisiyla dileyen tum samimi Dindar insanlarin bu gibi tuzaklara/tehlikelere karsi gerekli tedbirleri almalari, ve kendilerini bunlara karsi mumkun oldugunca titizlikle/hassasiyetle korumalari olmalidir. (Isra 64-65)

    Burada hicbir belirli sahis/sahislar hedef alinmamali, sadece bu tip carpik/tehlikeli DECCALI olabilecek ideolojiler desifre edilebilmeli, ve konuyla ilgili gerekli uyari ve hatirlatmalar samimi bir sekilde yapiliyor/yapilmalidir.
    (Bunlari ilk defa burada duymadin, umarim; bunlar bircok yerde ve nice zamandir zaten konusulan/bilinen/aktarilan Dini acidan gayet onemli/hayati/kritik seyler olmali.)
    Ancak kanimca, herhangi belirli bir sahsi/sahislari hedef almak ve yargilamak hicbir samimi Muslumanin isi olmamalidir; herhangi belirli bir sahsi/sahislari gerektigi gibi yargilama ve akabinde dilerse geregince bagislama veya cezalandirma ancak her insanin icini ve disini en iyi bilen Allahin isi olabilir, sonunda. (Ali Imran 128-129 & Gasiye 21-26) Esenlikle kaliniz.

  67. suicide diyor ki:

    ben burada evrim teorisine ters bir durum göremiyorum. bir omurgasız böcekle bir tek hücreli protozoa arasındaki simbiyotik yaşam var. omurgasızlar ve tek hücreliler en ilkel canlı türlerini barındırır, çoğu kambriyen dönemde ortaya çıkmıştır, çok eskidir 100 milyon yıldanda eski. tarihi şöyle 500 milyon yıllık bir önceliğe kadar geriler.

  68. suicide diyor ki:

    sözde bilim ve bilim içiçe girmiş.

Leave a Reply