BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrimin Açıklayamadığı Bir Süreç: Endositoz

Çev. Demet Altundag

Bitkilerdeki büyüme hormonu, köklerin büyüme yönü, gövdenin büyümesi ve filizlerin çıkmasında oldukça önemlidir.

Aynı zamanda, meyvelerin olgunlaşması, sarmaşıkların dolaşması gibi daha pek çok aşamada da büyüme hormonu aktif bir rol oynar.

Bitki hücrelerinin diplerinde, hücre zarının üzerinde PIN proteinleri denilen proteinler bulunur. Bu proteinler, büyüme hormonunun alt hücrelere akışını sağlar. Peki, bu proteinler neden başka bir yerde değil de, hücrenin diplerinde bulunmaktadır?

PIN proteinleri hücrenin protein fabrikalarında üretilirler ve hücre zarının her yerine taşınırlar. Sonuç olarak da, hücre zarının içinde kaybolurlar. Bu sürece “Endositoz” adı verilir.

Keseciklere yakın yerlerde proteinler bağlantıyı koparır ve hücreye geri dönerler. Böylece, PIN proteinleri bir geri dönüşüm sürecine tabi tutulur ve hücre zarı tarafından tekrar yutulacakları yere yani hücrenin dibine nakledilirler.

Bu kompleks sistemi açıklamaya çalışan bilim adamları, bitki hücreleri yerçekiminde değişiklik hissettiğinde mekanizmanın hızlıca devreye girdiğini ve bu sayede de bitkiye yeni bir “alt kavramı” verdiğini keşfetmiştir.

İleri teknoloji laboratuar ortamlarında yapılan deneyler sonucu, mutasyonla bu sistem herhangi bir değişikliğe uğratılmak istediğinde ise; yaprakların çıkması gereken yerden köklerin çıktığı gözlemlenmiştir.

Kaynak:
http://www.physorg.com/news144408723.html

Söz konusu haber www.ilmimercek.net isimli derginin websitesinde de yayınlanmıştır.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 5336, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

18 Comments

  1. fuatogl diyor ki:

    Bu yazinin buyuk bolumu “Ilmi Mercek” adli bir sitede yayinlanmis. Yazar beyefendi bunu neden belirtmeyip altina yaniltici bir sekilde Physorg diye kaynak veriyor? Ayrica bilim insanlarinin aciklayabildigi surecleri “Evrim Aciklayamiyor” demenin mantigi nedir?

  2. fuatogl diyor ki:

    Bilimsel Hindi arkadasim, bakiyorum bol bol yazilar “yaziyorsun” siteye. “100 MİLYON YILLIK ORTAK YAŞAMI EVRİM TEORİSİNİ ZOR DURUMDA BIRAKTI” baslikli “yaziniza” tam yorum ekleyecektim yaniltici bir ifadenizden oturu, ama baktim ki yine yazinizi yoruma kapatmissiniz. Yazilari yoruma kapatmanin gerekcesi nedir? Ayrica postaladiginiz yazilara iliskin yorumcularin sordugu sorulari da cevapsiz birakiyorsunuz. Burada insanlar elinden geldigince kendi goruslerini yazip tarisiyorlar. Eger propaganda yapmak gibi bir derdiniz var ise neden buradaki tartisma ortamini kullaniyorsunuz, eklediginiz yazilar zaten propaganda sitelerinde var?

  3. Scientific Turkey diyor ki:

    fuatogl,

    Yazıların nerelerde yayınlandığı ya da yayınlanmadığı ile açıkçası ilgilenmiyorum.

    Ekteki linke girip bakarsan, bunlar güncel haberlerin Türkçe çevirileri ve benim kişisel yorumumdur.

    X dergi ya da Y dergi de söz konusu bilim sitelerini takip edebilir, çevirip kullanır.

    Eğer buna propaganda gibi anlamsız bir isim takılmaya kalkılırsa, o halde popüler bilim sitelerinden, jurnallerden yararlanarak makale kaleme alan, tez hazırlayan, kitap basan, dergi çıkaran, tüm haber ajansları ve akademisyenler propaganda yapıyor demek gerekir.

    Aynı mantıkla sitede turandursun.com ya da richarddawkins.net’ten yazı yayınlayanları da propaganda yapmakla suçlamak gerekir. (Ki bence bu çok yersiz ve alakasız olur ve konuyu ilmi ve felsefi açıdan tartışma kapılarını kapar)

    Katılmıyorsan, katılmıyorum dersin.

    Bu arada anadili İngilizce olan ve olmayan tüm milletler büyük harf ile yazıldığında “Turkey” sözcüğünün “Türkiye” anlamına geldiğini bilir.

    Dolayısıyla bu söylediğini İngilizce dil hakimiyetindeki yetersiz olarak yorumlamak istiyorum. Aksi takdirde ülkemize hakaretten devlet siteyi kapatır.

    Yorum yaptığın ortamlarda, milli değerlere karşı hakaret teşkil edebilecek sözler üzerinde titizlenirsen bir anlık hırs ve öfkenden demokratik bir bilim sitesinin kapatılmasına sebep olmazsın.

    Lütfen, yorumlarında sitenin çıkarlarını da düşün.

  4. fuatogl diyor ki:

    Yalan soyluyorsun. Yada sen bizzat Harun Yahyasin ve bizimle tartismaya geldin. Hangisi? Harun abi, sen misin gercekten?

    Sizin ortasini sokup buraya oldugu gibi yapistirdiginiz “yazinizin” tipkisinin aynisi surada mevcut(makalenin ortasi): ilmi mercek diye bir pseudo-scientific site.

    Bu sitede ise su yazilmis:

    Sizler için hazırladığımız ilmimercek.net web sitesinde bulacağınız tüm makaleler HarunYahya.net sitesinin veritabanı kullanılarak hazırlanmıştır.

    “Ateistlerin bile varlığını kabul ettikleri “ahlak” kavramı[..]” gibi bilgelikleri kendinize saklayip once yalan soylememeyi ogrenin, baska insanlari aptal yerine koymamayi ogrenin. Hadi bakalim…

  5. Scientific Turkey diyor ki:

    :) ilginç bir bilimsel sav olmuş…

    tebrik ederim

  6. fuatogl diyor ki:

    Buda cok piskince bir cevap olmus.

    HY nin yazilarina isteyen kendisi ulasabilir, sizin servis etmenize gerek yok. Baska yerde uygulayin bu sanatinizi.

  7. Scientific Turkey diyor ki:

    SANAT SEVENLERE :)

    “İlim, ilim “ilmek”tir.
    İlim, kendin “bilmek”tir.
    Sen kendini bilmez isen,
    Bu nice okumaktır.”

    (kıymetli yorumcularımızı tenzih ederim)

  8. Editör diyor ki:

    Sayın Scientific Turkey,

    Sizin bu isteye yazar olarak katılma isteğinizi kabul ettiğimde sizin kendi eseriniz olan yazıları yayımlamak istediğinizi düşünmüştüm. Bu yaptığınız yazarlık değildir. Başka sitelerden, dergilerden direk kopyala/yapıştır yapmak bu sitenin yazarlık konseptine uygun değildir. Ben arada uygun gördüğüm yazıları, yazarlarından izin olarak “alıntı” kullanıcısı altında yazar adını belirterek siteye ekliyorum. Ama sitede yazar olarak bulunan herkes bu siteye kendi emeğiyle oluşturduğu yazıları koymaktadır. Sizden de aynı şeyi bekliyoruz. Orada buradan aldığınız yazıları değil kendi eserlerinizi bizlerle paylaşmanızı bekliyoruz.

  9. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın Editör,

    Her ne kadar alıntı olmasa da gereksiz bir gerginliğe neden olmaması için söz konusu iki yazının altına durumu belirten bir not düştüm.

    Sağlıcakla kalın

  10. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatfok
    HY senin gibi birisiyle tartışır mı? HY 300 kitabı 60 dan fazla dile çevrilmiş tüm dünyadaı tanınan ve yüzlerce internet sitesinden milyonlarca kitabı indirilen ve 200 ülkede yüzmilyonlarca insanın kitaplarını okuduğu Darwinizm’i materyalizmi yerlebir etmiş birisi.
    Yani dünyanın en akıllı insanı tartışmasız. Çünkü bu kadar kaliteli bu kadar kitabı olan başka kimse yok.
    Seni küçümsemek için söylemiyorum ama Harun Yahya Beyin bu siteye gelip senin gibi birisyle tartışması fikrine ne denir:)) Neyse:))

  11. azerturk diyor ki:

    Ahmet Yener,

    Karşındakının ismini düzgün yaz.

    Ben niye okumak istemiyorum ve ya okumadım HY nın cızma karalarını.

    Sovyetler zamanında Marksın-Leninin kitabları da milyonlarca idi. Her evde,ofis de, universitede masa üstü kitablardı. Kim okudu onları, kime lazım idi o kitablar.

    HY nın Ayerb. televizyonundakı bir proqramını dinledim. ne dediyi, ne anlatdığı melum deyil.

    bir sözle HY boş kafaları kendi fantaziyaları ile doldurmaka çalışıyor.

  12. ISIS diyor ki:

    azerturk;

    “Karşındakinin ismini düzgün yaz” derken haklısın. Ama tutarlı ve tarafsız olmak istiyorsan bu tavrını ve tepkini bir başka yorumcuya ait rumuzu kendince (basitçe) alaylı biçimde çevirdiğini sanarak “Bilimsel Hindi” diyen kişiye de yazmalıydın. Haklı olmak yetmiyor, tutarlı olmak daha önemli. Ama, geçti, geç kaldın.. ;)

    Kreşte lakaplar takar çocuklar birbirlerine. Güzel. Yakışıyor bu okumuş gençlerimize. :)

  13. ISIS diyor ki:

    sayın editör;

    yorumumu neden yayınlanmadınız? Bir başka konuya ait “vasco de gamma
    11/09/2009, 11:04” yorumu onaylayıp, aynı tarih ve 10:36’da gönderilen ama nedense onaylanmayan benim aşağıdaki yorumumda size ters giden bir yer mi var? enteresan :)

    “””
    azerturk;

    “Karşındakinin ismini düzgün yaz” derken haklısın. Ama tutarlı ve tarafsız olmak istiyorsan bu tavrını ve tepkini bir başka yorumcuya ait rumuzu kendince (basitçe) alaylı biçimde çevirdiğini sanarak “Bilimsel Hindi” diyen kişiye de yazmalıydın. Haklı olmak yetmiyor, tutarlı olmak daha önemli. Ama, geçti, geç kaldın.. ;)

    Kreşte lakaplar takar çocuklar birbirlerine. Güzel. Yakışıyor bu okumuş gençlerimize. :)
    “””

  14. Scientific Turkey diyor ki:

    Fuat Bey,

    Bu yazının altında bir evrimci olarak ısrarla devam eden yorumlarınızı görüyorum. Ve hakikaten her seferinde merak edemeden duramıyorum.

    Bu yazının altında evrimi savunmaya devam ettiğinize göre, siz

    *pin proteinlerinin oluşumunu,
    *hücre zarını,
    *bitkilerdeki büyüme hormonunu ve
    *fotosentezi

    evrim ile açıklayabiliyor olmalısınız.

    Nice bilim adamının çözemediğini ne güzel çözmüşsünüz. Cidden tebrik ediyorum. Paylaşın bizimle, nasıl evrimleşmiş? Nasıl gerçekleşmiş? Bir dinleyelim…

    Nasıl evrimleşmiş bunlar?

  15. fuatogl diyor ki:

    @ST,
    herhalde karistiriyorsun. Buradaki en son yorumlarim 27 Haziran tarihli.. Yani neredeyse 3 ay olmus!?

    Su nasil evrimlesti? bu nasil evrimlesti? falan nasil evrimlesti?

    Toptan bir cevabi var bunlarin: Kalitimsal varyasyon + dogal secilim.

    Tek tek hangi molekulun hangi sira ve tarih ile nasil olustugunun izini surmek isteyebilirsin. Bahsettiginiz seyler icin imkanlar dahilinde bunu yapip modeller olusturmaya calisanlar da var kuskusuz. Fakat kumsaldaki tanelerin hepsi sayilmiyor diye teoriler gozden dusmez. Bunlari degisik bicimlerde sizlere anlatmaya calistik defalarca. Rumuzunuza “Bilimsel” takisi takmadan once bilimsel teorilerin ne anlama geldigini, nasil gelistigini zahmet edip ogrenseniz hem kendi vaktinizi hemde bizim vaktimizi bosa harcamaktan kurtulursunuz.

  16. Editör diyor ki:

    Sayın ISIS,

    Bana ters giden ne olabilir? Biraz insaf ve sabır lütfen. 24 saat bilgisayar başında oturup yorumları onaylamak için beklemiyorum takdir edersiniz ki. Ayrıca içinde çok sayıda link olmadığı müddetçe sadece ilk mesajlar onaylanıyor. Yani aynı isimle yazdığınız sürece bir terslik olmadıkça mesajlarınız onaylama sürecinden geçmeden direk yayımlanacaktır.

  17. Tranquility diyor ki:

    Sevgili fuatogl,

    Sanırım sizin burdaki ‘sürpriz’ olan bir olaya şaşırmanız, herşeyin istisnasız evrimsel süreçten geçtiği inancınıza dayanıyor. Bu inanç sağlam ve ‘Ocham’ın Usturası’ mantığında düşündüğümüzde oldukça kaydadeğer ve somut birşeydir fakat olayların veya nedenlerin arka planlarını şu an gözle gördüğümüz havadisler ışığında açıklayabilsek bile mutlaka insan’ı yanıltacak sürpriz şeyler olacaktır çünkü bu olayların nedenlerini ne kadar etraflıca müşahede edersek edelim bir eşyayı eşya yapan sonsuz faktörlerin çoğunun farkında değilizdir. Yani demek istediğim evrim mantıklı bir düşünce olsa bile onun arkasında onu bambaşka bir düşünceye dönüştürebilecek olaylar silsilesi gelişmektedir.

  18. cengizhan Türk diyor ki:

    MUHAMMEDE GÖRE YAZLARIN SICAK OLMA NEDENİ?

    Muhammed e göre yazları neden sıcaktır. “Sicak siddetlendigi vakitte salât(-i Zuhru) (namaz kilmayi) serinlige birakiniz. Zirâ sıcagın siddeti Cehennem’in kaynamasındandır. Nar(-i Cehennem) Rabbine (sikâyette bulundu, ve): -’Yâ Rab, beni ben yiyorum. (izin ver)’- dedi. Allâhu Teâlâ da iki def’a nefes almasina izin verdi. Nefesin biri kisin, digeri yazin. En çok ma’rûz oldugumuz sicak ile sizi en ziyâde üsüten zemherir (iste budur)” [Buharî’nin Ebû Hüreyre’den rivâyeti için, Diyânet yayinlarindan bkz. Sahih-i Buharî Muhtasari … cilt 2, sh. 476 H. 321]
    Görüldüğü gibi , coğrafyaya göre Dünya’nın ısınma nedeni yıllık hareketinden dolayı Güneş’e yakınlaşıp uzaklaşmasıyken ; Muhammed’e göre ise Dünya’nın ısınma nedeni cehennemdeki ateşlerin sıcaklığıdır.
    Dünya’nın ısınma nedeninin Dünya’nın yıllık hareketinde Güneş’e yakınlaşıp uzaklaşması olduğunu mihraca yani göğe çıktığı söylenen peygamber bilmeyebilir mi?
    Size biraz tuhaf gelmiyormu?

    6-GÜNEŞ GECELERİ NEREYE GİDER

    Bilim-öncesi topluluklarda tarih boyunca sorulagelmiş “Güneş geceleri nereye gidiyor?” sorusuna Muhammed in’in cevabı:

    “Arş’ın altında secde yapmaya gider; bu maksatla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın (kıyametin) gelmesi yakındır. O vakit kendisine: ”Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar.”

    (Buhari, Tefsir Ya-sin 1, Bed’ul-Halk 4, Tevhid 22,23, Müslim, İman 250, (159), Tirmizi, Tefsir, Ya-sin, 4225)

    7-MUHAMMEDİN ŞİMŞEK VE GÖKGÜRÜLTÜSÜN NE OLDUĞUNA VERDİĞİ CEVAP

    İbnu Abbas anlatiyor:Yahudiler, gok gurultusunun ne oldugunu Muhammed’den sordular:

    “Bulutlara müvekkel olan melektir. Beraberinde ateşten kamcılar var. Bununla bulutları Allah’in diledigi yere sevkeder”diye cevap verdi.

    Onlar tekrar sordular: “Ya su isitilen ses, o nedir?”
    “Bu, bulutlarin istenen yere gitmeleri icin onlara yapilan bir sevkdir” dedi.

    Tirmizi, Tefsir Ra,d, (3116).

    8-KURANA GÖRE DÜNYADA Kİ DAĞLAR NEDEN VAR?
    Enbiya/21:31. Onları sarsmasın diye yeryüzünde bir takım dağlar diktik. Orada geniş geniş yollar açtık; ta ki maksatlarına ulaşsınlar.
    Nahl/16:15. Sizi sarsmaması için yeryüzünde sağlam dağları, yolunuzu bulmanız için de ırmaklarI ve yolları yarattı.
    Görülüyor ki kurana göre dağlar , insanların depremden zarar görmemeleri için allah tarafından dikilmiştir.
    A-Dağların Depremleri önlemediğini özelliklede depremlerin dağların bulunduğu alanlarda görüyoruz.
    1-Kuran da yazdığı gibi dağlar depremi önlemek için mi yaratılmıştır?
    2-Allah tan gelmiş olan bir kitap ırmakların yol bulma işine mi yaradığını söyler?
    3-Bu sözü söyleyen kim olursa olsun depremlerin nasıl olduğunu bilmiyormudur?
    4-Size göre depremlerin nasıl olduğunu Allah mı Muhammed mi bilmez?
    5-Depremlerin nasıl olduğunu bile yanlış yazan bir kitaba Allahın kitabı diyebilirmiyiz?

Leave a Reply