BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Ortak Yaşamın Bilinen En Eski Örnegi: Amber Taşında Termit ile Beraber Keşfedilen Protozoa Örneği.

Keşif, amberdeki yaşam formları konusunda uluslararası bir uzman olan Oregon State Üniversitesi’nden George Poinar tarafından yapıldı ve araştırma sonuçları Parasites and Vectors adlı profesyonel yayında yayınlandı. 100-million-year-old termite in amber. (Credit: Image courtesy of Oregon State University)

Bulunan termit bugün Myanmar olarak bilinen bölgede, erken Cretaceous dönemde, muhtemelen ıslak ve rutubetli tropikal ortamda uçuyor idi çiftleşerek – bu dönem aynı zamanda Dinazorların donemine tekabül ediyor. Bir kuş tarafından saldırıya ugrayıp, yada bir sekilde parçalanıp karın bölgesi açıldıktan sonra, biyoloji bilimine eşsiz inceleme olanakları bırakacak şekilde, ağaçlarda bulunan yapışkan selüloz reçinasına hapsolup amber taşı içersinde günümüze kadar ulaşmıştır.

Yaralı olan termitin karın bölgesinden çıkan farklı protozoa örnekleri, o zamanlar bile agaç sindirmek gibi kilit önemde bir fonksiyonu yerine getirmesini sağlıyordu. Bu keşif hayvanlarla mikroorganizmalar arasında simbiyotik ilişkinin en eski örneğini teşkil etmektedir.

Poinar: “Termitler coğunlukla ölü ağaçlardan elde ettikleri selüloz ile besleniyorlar, fakat sindirim için karınlarındaki protozoalara bağımlı durumdalar. Bu protozoalar termit dışında hayatlarını sürdüremezler, ve termit protozoaların sağladığı sindirim özelliği olmadan açlık çeker ve yaşamını sürdüremez. Yani hayatta kalmak için birbirlerine sıkı sıkıya bağımlılar.”

Daha da ilkel termit türleri kendilerinin sindirebileceği bizzat sindirebileceği daha farklı besin türleri ile beslenmiş olabilirler. Zamanla protozoaları kullanıp selüloz sindirme özelliklerini önemli oranda arttırdıktan sonra evrimsel bir süreç sonucu tamamiyle bağımlılık gelitirmişlerdir.

Termitler bilinen 2.300 farklı tür ile günümüzde en yayılmacı ve başarılı böcek gruplarından birisi olmayı sürdürmektedirler – çoğunlukla tropikal bölgelerde ağaç yada diğer bitkisel lifleri kemirerek ve protozoaların sağladığı sindirim özelliğini kullanarak. Habitat yaratmada, toprak kalitesini arttırmada, besin geri dönüşümünde ve diğer canlılara besin olma konusunda önemli ekolojik görevleri mevcuttur. Karıncalara benzer sosyal koloniler olarak sayıları 20 mılyona kadar ulaşabilir. Ve her yıl, dünyanın değişik bölgelerinde ağaç yapılarda büyük zararlara yol açmaktalar.

Bugün termitlerin protozoa bağımlılıkları iyi bir şekilde anlaşılmış durumda – ve bu süreç her zaman iç açıcı olmamakta.

Evrimsel tarihin bir yerinde, termitler protozoa da içeren bir sıvı üretip salgılamaya başladılar. Termit yavruları, dışkı tüketimi sonucu protozoaların sindirim sistemlerine girmesine yol açtı. Araştırmanın gösterdikleri, bu sürecin çok zaman aldığına işaret ediyor. Protozoaların bu sürece başarılı bir şekilde katılma süreci onların, sindirim sistemindeki besinlerden faydalanabilmelerini, konak canlıya zarar vermemelerini, termit sindirim sisteminde karşılaşacakları fiziksel ve kimyasal koşullara uyum sağlamalarını ve sonuç olarak generasyonlar boyunca sindirim sisteminde taşınmalarını gerektirmiştir.

Fakat türlerde ve farklı besinlere göre en iyi yerine getirebildikleri görevler konusunda uzmanlaşarak – termitler yer protozoalar sindirir – her iki grup olağanüstü evrimsel bir başarı göstermiştir.

Poinar: “Termit ve protozoa arasındaki ilişki çok yakın ve açıkca görülebilen değerinden dolayı bu ilişki çok üzün süreler sonucu zamanla dengeye girmiştir. Bu karşılıklı faydaya dayalı klasik ilişkinin (mutualism) 100 milyon yıldan bu yana devam ediyor olmasının anlaşılması heyecan verici.”

Bu yeni araştırma, çok eski bir mutualizm örneğini açığa çıkartmakla beraber, 10 yeni protozoa türü, yeni bir termit türü, fosillesmis yeni bir amib cinsi ve ek olarak 14 yeni enkiste (mikroorganizmalarda olumsuz kosulları atlatmak için spor benzeri korunma) olmuş protist aşamalarının keşfine de yol açmıştır.

Araştırmanın haberi: http://www.sciencedaily.com/releases/2009/05/090514153139.htm
Araştırmanın raporu: http://www.parasitesandvectors.com/content/2/1/12

NOT: Bu araştırmadan “Evrim teorisi zor durumda kalıyor” gibi bir sonuç çıkartmak zannedersem maksadı çok fazla aşan yanıltıcı bir yorum oluyor. Bir bilim adamının bulgularından dolayı, “heyecan verici” diyerek açıkca hissettiğini ifade ettiği heyecanını “moral bozukluğu” şeklinde anlamak için niyet okumanın çok çok ötelerine geçip resmen “aşmak” gerekiyor.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 11849, bugün ise 3 kez görüntülenmiştir.

42 Comments

  1. no_comment diyor ki:

    @ fuatogl

    aynı haberi alıp kullanmışsın ancak çok iyi olmuş çünkü evrimcilerin kendi çelişkilerini direk ilk ağızdan vermiş olmuşsun.

    quote:

    “Daha da ilkel termit türleri kendilerinin sindirebileceği bizzat sindirebileceği daha farklı besin türleri ile beslenmiş olabilirler. Zamanla protozoaları kullanıp selüloz sindirme özelliklerini önemli oranda arttırdıktan sonra evrimsel bir süreç sonucu tamamiyle bağımlılık gelitirmişlerdir.”

    İşte evrim teorisinin açmaza düştüğü bir nokta daha. Termitler, protozoa olmazsa yaşamlarını sürdüremezler çünkü vücutlarında selülozu sindirebilecek bir sistem yoktur. Dolayısıyla da, termit ile protozoa ilk andan itibaren beraber yaşamak zorunda ve beraber yaşamak için de her ikisinin de “aynı anda” ortaya çıkmış olması gerekir.

    Dolayısıyla, yazıda iddia edildiği gibi bir “evrimsel başarı” söz konusu değildir.

    Burada bahsedilen akıl ve şuur sahibi bilimadamları değil, bir kaç cm’lik canlılardır.

    Bunun evrimsel bir başarı olduğunu iddia etmek için şunu söylemek demektir:

    Termit, ilk dünyaya geldiğinde ağaç kabuklarını yemeğe başladı, kabuklarda selüloz olduğunu farketti, selüloz gibi kimyasal bir maddenin ne olduğu bilip hemen tanıdı, kendi sindirim sisteminin selülozu sindirmediğini farkedecek kadar derin bir anatomi ve biyopsi bilgisi olduğu için hemen selülozu sindirmesi gereken bir canlıyı bulup onu vücudumda yaşatıyım diye bir mantık yürüttü.

    Bu termit son derece iyi bir bilimadamı olduğu için gözlem yapıp etrafındaki canlılardan hangisinin selülozu sindirebildiğini de bir bakışta tespit etti. Engin protozoa anatomi bilgisiyle, hemen bu canlının selülozu sindirebildiğini belirledikten sonra protozayı alıp ikna etmeye başladı. Protozoa da çok yardımsever bir canlı olduğu için, bu teklifi hemen ilkinde kabul etti.

    Termit te vücudundaki tüm organlarını ve dnasını tembih ederek, vücudunun protozoa yı reddetmemesi eğitti. Tüm organları da hemen onun lafını dinlediler.

    Şüphesiz, böyle bir senaryo son derece akıl ve mantık dışıdır. Protozoa ve termit var oldukları ilk andan itibaren beraber yaşamaktadır.

  2. fuatogl diyor ki:

    Evet ayni haber (bravo!), fakat insanlarin zekasini kucumsemeden sunulmus bir sekilde. Ek olarak arastirmanin sonucu da eklenmis vaziyette. Zahmet edip okursaniz asagidaki gibi ilgisiz sonuclara varmazsiniz.

    İşte evrim teorisinin açmaza düştüğü bir nokta daha. Termitler, protozoa olmazsa yaşamlarını sürdüremezler çünkü vücutlarında selülozu sindirebilecek bir sistem yoktur. Dolayısıyla da, termit ile protozoa ilk andan itibaren beraber yaşamak zorunda ve beraber yaşamak için de her ikisinin de “aynı anda” ortaya çıkmış olması gerekir.

    Ya okumuyorsunuz yada okudugunuzu anlamiyorsunuz. Birsey sormak istorum. Evrim teorisi, ve co-evolution diye birsey var, duydunuz mu hic? Tamda sordugunuz seyleri aciklayabilmek gibi onemli ozellikleri var.

    Bu arada arastirma yapan bilim insanlarinin sizin ima ettiginiz sonuclari cikartmadigini da anlamis olduk.

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Evrim teorisi, ve co-evolution diye birsey var, duydunuz mu hic?”

    co-evolution’da çıkar başka evolution’da çıkar.neler çıkar neler.iş yazılan şeylerin farklı algılanmasına ve farklı yorumlanmasına kadar gitti yani size de bravo.

    aslında bu bilim adamları hiç çıkarım yapmasınlar.buldukları şeyleri fotoğraflayıp yazsınlar yeter.çıkarımı herkes kafasına göre yapar nasıl olsa.ateistler evrime delil sayar,yaratılışcılarda yaratılışa delil sayar.

    açık ve net deliller bile ne kadar zorlanıyor,helal olsun.

  4. piri reis diyor ki:

    bence de bayağı zorlama olmuş.

    apaçık duruyor işte 100 milyon yıl önce fotoğrafı çekilse bu kadar olur

    neresini tutup evrime yormuşlar hayret

  5. K.D. diyor ki:

    Teist olup bu gibi tum Evrimsel bulgulari ve cikarimlari “evrimsel yaratilisa” delil olarak gorebilen, ve dolayisiyla bu tip Bilimsel bulgu ve cikarimlardan genelde hic rahatsiz olmayan nice Teist Bilim Adamlarinin ve medeni/bilgili Teist insanlarin Dunyanin her bolgesinde (Amerikada dahi su an %40lar civarinda olmali) mevcut olabildigini, ve hatta bugun Akilli Tasarimcilarin en onde gelenlerinin dahi (Michael Behe gibi) artik Evrimi, ortak atadan turemeyi vs. acikca/durustce kabul edebildiklerini artik gayet iyi bilebiliyor olmaliyiz. (Bu sitede dahi genisce islendi bu konu daha once, sanirim.) O halde, bunlari da artik pek/hic gozden kacirmamaliyiz, bence. Bunun ardindan, Big bangde de ve Evrimde de ve diger tum ciddi Bilimsel kuramlarda da, bunlarin oncelikle Bilimsel bir anlayisla ve metotlarla ortaklasa incelenmesi, ve daha sonra ise burada elde edilebilecek bulgular neticesinde bunun ardindan dileyenlerin Ateist, veya Agnostik, veya Deist, veya Teist olmayi tercih edebilmeleri kendi kisisel ve ozgurce alabilecekleri kararlari olmalidir.
    Dinde de (Yunus 99) ve Bilimde de ve Felsefede de aslen bu gibi hususlarda asla zorlama/baski olmamalidir, medeni ahlakli olabilen/kalabilen tum insanlar icin! Esen kaliniz.

  6. no_comment diyor ki:

    @K.D,

    İnsanlar zaten dilediklerine inanmakta özgürdürler. Sitede bu yönde herhangi karşıt bir görüş bildiren yok.

    Ancak, Big Bang ile Evrim’e aynı cümlede yer verdiğini farkettim.

    Big Bang ile Evrim Teorisinin her ikisinin birden doğruluğunu kabul etmek için her ikisini de tek bir zemine oturtabilmek ve birbirleriyle ilişkilendirmek gerekir.

    Bu ilişkiyi nasıl kurdun? Paylaşır mısın?

  7. K.D. diyor ki:

    “No_Comment” arkadas,
    Evrenin tek bir noktadan baslayip bugunlere kadar Allahin gizli gozetiminde (Isra 44) doga/fizik kanunlari cercevesinde kendiliginden “el degmeden” boylelikle evrilip geliserek gelmis olabilmesi ile, Canliligin tek bir organizmadan baslayip bugunlere kadar Allahin gizli gozetiminde (Isra 44) doga/fizik kanunlari cercevesinde kendiliginden “el degmeden” boylelikle evrilip geliserek gelmis olabilmesi arasinda bir miktar yakinlik/alaka kurabilen bircok Teist karakterli insanlar halihazirda mevcut olmali. (Bu sitede dahi biraz gezersen, bunu belirten bazi Teist karakterli arkadaslara rastlayabilirsin.)

    Ve Evrim fikrine –bunun sadece Ateizmin gorus acisina uygun olabilecegini ongordukleri/sandiklari icin– 150 yildan beri siddetle karsi cikan Evanjelik Hiristiyanlarin bircoklarinin ayni seyi Big bang fikrine karsi da uzun zamanlardir yapmakta olduklarina dair su alintiyi aynen asagiya da ekliyorum burada:

    **********
    Ve yine asagida bu tip Amerikan fanatik evanjelik Hiristiyanlarin bu kez de Big bang kuramina karsi nasil (Evrim kuramina karsi yaptiklarina tipatip benzer bir mantaliteyle) karsi ciktiklarini gosteren enteresan iki link aktarayim:

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    http://www.youtube.com/watch?v=CXX_6zRNcQ8

    Burada bunlari aynen Turkceye cevirmeye hic vaktim yok, malesef. Ancak bazi en belirgin ana fikirlerini verecek bir ozetle aktarmaya calisayim:

    Bunlara gore, Big bang kurami da temelde “Tanri olmadan sadece naturel/dogasal mekanizmalarla” bu Evrenin ilkin nasil baslayip bugunlere kadar doga/fizik kanunlari cercevesinde ve kendiliginden “el degmeden” gelismis olabilecegini ispat etmeye kalkan sekuler/ateist bilim adamlarinin bir “gecersiz” komplosu olmalidir, evvela. Cunki Big bang olayi da daha bastan Incildeki evren ve dunyanin bizzat Tanrinin “elleriyle” 6 gun icinde yaratilis senaryosuna tamamen aykiri olmalidir. (Bkz. Tekvin 1. Bolum)

    Bu sebeple, burada da yine Big bang kuraminin gecerliligi hakkinda cesitli supheler uyandiracak sorular/itirazlar, henuz cevaplanamamis yerlerine atiflar yaparak,
    ve daha sonra da bircok sekuler/ateist bilim adamlari bu Big bangin gecersizligini halihazirda aslen coktan anlamislar, ama “ideolojik” bazi sebeplerden dolayi aciga vurmuyorlarmis (agizlarindan kacirip “itiraf edebilen” bir kismi her daim haric tabi!) havasiyla hareket etmeye calismis olmalilar, yine temelde.

    Ancak gorebildigim kadariyla Big bang kuramini burada Hitlere veya Staline henuz baglayamamislar (=Evrenin bir anda patlayip hizla genislemesi gibi, Hitler ve Stalin de aniden patlayip sinirlarini hizla “genisletmeyi” pek sevmis materyalist asi ruhlar idiler!
    diye baslayan argumanlari vardir mutlaka oteki sitelerinde; rastlarsam ileride alintilarim buraya..)

    Tum bunlarin disinda, elbette hem Big bangi, hem Evrimi, hem de diger tum Bilimsel kuramlari bugunun mumkun olabilen en adil/ortak (tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alan) bir Bilimsel anlayis ve Literatur altinda hep birlikte ve rahatlikla sorusturabilen/arastirabilen ve sonra da ortaya cikmis olabilen tum Bilimsel bulgulari herbiri kendi “gonullerinde” diledikleri gizli bir tasarimcilarina (Yehova, veya Kutsal Ruh, veya Allah, veya digerleri) ya da olusumcularina (evrensel kanunlar, veya dogasal yasalar) ozgurce atfedebilip sonra da birbirlerine karsi mumkun oldugunca saygili/anlayisli kalabilen ateist/agnostik/deist/teist medeni insanlar varolabilmektedir ayni zamanda bu Amerikada uzun zamanlardan beri….
    **********

    Esenlikle kaliniz.

  8. amatör filozof diyor ki:

    Fuatogl,
    Aynı yazıyı ele alıp dürüst bir çeviri yapmanız çok yararlı olmuş, elinize sağlık. Sitede yazı yazan ya da yorum yapan bazı yazarlar da umarım bundan etkilenerek ortak değer olarak dürüstlüğü ön plana çıkartırlar. yazıda benim önemsediğim nokta şudur:
    “Termitler bilinen 2.300 farklı tür ile günümüzde en yayılmacı ve başarılı böcek gruplarından birisi olmayı sürdürmektedirler ”
    Bu cümle 100 milyon yıllık ortak yaşamın neden korunduğunu bize evrimsel açıdan güzelce açıklıyor, yani başarılı olmuş olan ortak yaşam özelliğinin değişmesi için bir neden yok. Ancak farklı ortamlarda kalan termitler tabi ki değişip çeşitlendiğinden 2300 tür oluşmuş, yeni türler oluştu diye eski türlerin ortadan kalkması da zorunlu bir olay değil. Pekala eski ve yeni türler bir arada varolabilirler. Bütün bu tablonun evrim teorisine aykırı hiç bir yönü yok. Benim esas şaşırdığım nokta yaradılışçı kesimin adeta sinekten yağ çıkarırcasına uğraşıp didinip bilimsel yayınlardan kendilerine pay çıkarmaya çalışmasıdır. Ne yalan söyleyeyim onların bu motivasyonuna da saygı duyuyorum, keşke bilimsel dürüstlük konusunda da bu kadar motive olsalar.

  9. fuatogl diyor ki:

    @Amatör filozof;
    Tesekkur ederim, cevirme zorunlulugu hissettim acikcasi – normalde uzak dururum Turkce gramer eksikligimden dolayi. Fakat kotu ceviri de olsa bu arkadaslarin yapmaya calisdigi seyi gostermek gerekiyor. Yapilan zorlama yorum ve ceviriler kabul edilebilir duzeyi biraz fazlaca asiyor cunku – belli ki okuyucuya karsi sorumluluk hissi duyulmuyor… Durustluk vurgunuza da sonuna kadar katiliyorum.

    Birde her insanin durust olmayan yontemlere karsi belli bir sabir esigi var (umuyorum tabi), bende bu esik artik iyice dibe vurmus durumda. Hos gorulecek bir tarafi kalmadi artik ve ciddiye almakta zorlaniyorum bazi arkadaslari. Bu tarz yontemlere hicbirimizin tolerans gostermemesi saglikli bir tartisma ortaminin olusmasi acisindan onemli diye dusunuyorum.

    Bu cümle 100 milyon yıllık ortak yaşamın neden korunduğunu bize evrimsel açıdan güzelce açıklıyor, yani başarılı olmuş olan ortak yaşam özelliğinin değişmesi için bir neden yok.

    Evet katiliyorum size. Sanki mutlak anlamda sabit egimli dogrusal bir degisim varmis gibi anlayan arkadaslar var. Halbuki temel tanimlara baktigimizda ve biraz dusundugumuzde bulgularin celiski olusturmadigini anlamak kolay. Ve eksik bilgiden dolayi yanlis kurulan/iliskilendirilen modeller ortaya ciktiginda zaten bu modeller de degisiyor. Yani birseyin celiskili cikmasi dahi sonucta toplam bilgi acisindan bir gelisme oluyor, yeter ki bilginin uzerinde yukseldigi sistem dogmatik olmasin.

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    yazıda “evrim” kelimesinin geçtiği yerleri alıntılıyorum.yazıda “3” yerde evrim kelimesi geçiyor.şimdi bu bulguyla evrimi ilişkilendirelim.

    “Daha da ilkel termit türleri kendilerinin sindirebileceği bizzat sindirebileceği daha farklı besin türleri ile beslenmiş olabilirler. Zamanla protozoaları kullanıp selüloz sindirme özelliklerini önemli oranda arttırdıktan sonra evrimsel bir süreç sonucu tamamiyle bağımlılık gelitirmişlerdir.”

    daha da ilkel termitler 100 milyon yıldan daha önce varolmuş olmalı.yani 100 milyon yıllık termit ile bugünkü termit aynı ise evrimsel bir süreçle yani tahminen 2 milyar yıl önce termitlerin midelerindeki bicilere ihtiyacı yoktu.dikkatttt,cümlenin sonunda “olabilirler” diyor.evrimsel süreç sonucu birbirlerine bağlanmışlar.hangi evrimsel süreç.gören varmı,bulgu var mı?

    “Evrimsel tarihin bir yerinde, termitler protozoa da içeren bir sıvı üretip salgılamaya başladılar. Termit yavruları, dışkı tüketimi sonucu protozoaların sindirim sistemlerine girmesine yol açtı. Araştırmanın gösterdikleri, bu sürecin çok zaman aldığına işaret ediyor.”

    evrimsel tarihin bir yerinde!!!bu yer hangi yerdir?2 milyar yıl mı?5 milyar yıl mı?100 milyar yıllık termit hiç değişmemişse,evrim geçirdiğini düşünürsek bu süreç aslında 2 milyar yılı bir geçer.2 milyarı iyimser bir tahminle ben sallıyorum.aslında 2 iyimsel bir rakamdır.yoksa dünyanın ilk çağına gidersiniz.4-5 milyar yıl öncesine felan.

    “Fakat türlerde ve farklı besinlere göre en iyi yerine getirebildikleri görevler konusunda uzmanlaşarak – termitler yer protozoalar sindirir – her iki grup olağanüstü evrimsel bir başarı göstermiştir.”

    olağan üstü evrimsel başarı.ne büyük atmasyon.şimdi alenen yaratılışa kanıt olan bir bulguyu evrime yamamışsınız.bravooo.bakın evrimle ilgili kısımlar ne kadar saçma.

    evrim deyince her şey oluveriyor mu?yoksa evrimsel bir önyargıyı buralara yapıştırmadan edemiyormusunuz?

    arkadaşlar,aklınızı kullanın,doğru çıkarımlar yapın.bu yazı alenen yaratılışa kanıttır,evrime değil.pardon yazı değil,bulgu yaratılışa kanıttır.yazan evrimci olunca tabii böyle uydurmak durumunda.yani evrim kelimesi geçmese,millet kafasından zaten yaratılışa yoracak.

  11. fuatogl diyor ki:

    Biraz derleme yapalim yorumlar arasinda. Termit uzmani degilim ama biraz okumakla neler ogreniliyor.

    Termitler, protozoa olmazsa yaşamlarını sürdüremezler çünkü vücutlarında selülozu sindirebilecek bir sistem yoktur.

    Tamamiyle yanlis. Bir dusunelim dik kafalilik yapmadan. Termit protozoa iliskisi neden faydali? Cunku genel olarak termit seloluz sindirebilmekle beraber bunu tam olarak verimli bir sekilde yapamiyor. Biraz arastirinca bunun sebebinin lignin denen bir polimerden kaynakladigini ogreniyoruz – yani ligniseluloz. Peki bunu “verimli” bir sekilde sindirebilecek bir enzimi gelistiren termit olursa zamanla protozoa dan kurtulmasi olasi degil mi? – sonucta protozoa yaptigi ise karsilik enerji harciyor – hersey karsilikli. Biraz arastirdim ve supriiiz, boyle bir termit bulamadim. Fakat baska birsey buldum. Lignin olmayan selulozu basariyla sindirebilen termitler varmis, ve bu termitler artik protozoa kullanmiyormus. Yani protozoa tasimayan termit varmis! Yani besini birazcik degistirerek protozoanin ek masrafindan da kurtulup enerjiyi cok verimli kullanir hale gelip yayilma gucunu de arttirmis. Bir iliski bir kosulda cok faydali ve yararli iken, kosullarin birazcik degismesiyle birden parazit iliskiye donusebiliyor (ikincisinda protozoa olmadigi icin bu gerceklesmiyor tabii). Sonuc olarak: termitler seluloz sindirebiliyor ve protozoa tasimayan termit var!

    bence de bayağı zorlama olmuş.
    apaçık duruyor işte 100 milyon yıl önce fotoğrafı çekilse bu kadar olur
    neresini tutup evrime yormuşlar hayret

    100 milyon yil oonce fotografi cekilseydi muhtemelen gunumuza kadar hicbir izi kalmazdi, gerci akillilik edip fotografi amber icine hapsedebilirdiniz. Yukaridaki termit daha once bilinmeyen YENI bir tur oluyor. Ve arastirmanin ana temeli evrim degil zaten. Fakat birileri haberi dogru duzgun cevirmeden, sanki bilim insanlari evrimi curutuyormus gibi ZORLAMA bir sekilde sununca haberi tekrar cevirme ihtiyaci hissettik.

    arkadaşlar,aklınızı kullanın,doğru çıkarımlar yapın.bu yazı alenen yaratılışa kanıttır,evrime değil.

    Evrim zaten kabul edilmis birsey bilim insanlarinca. Dolaysiyla varsayim yaparken evrimi baz almalari gayet dogal, yesil periler yada doga-ustu guclere basvuracak degilller herhalde. Bu yola basvuranlar binlerce yil kullandilar haklarini ve hicbir bilgi uretemediler. Bu sacmaliklara basvurmayanlar bilimi gelistirdi zaten. Ikincisi yukaridaki habere konu olan arastirma evrimi kanitlamak icin degil, simbiyoz iliskinin bilinen en eski orneklerinden bir tanesini biyoloji bilimine ekliyor. Ucuncusu, soyu tukenen termitlerin milyonlarca yil once yasadigi bilgisi yeni birsey degil tam tersine epeyce zamandir biliniyor. Hatta kokeni icin 150-160 milyon oncesine kadar gidiliyor. Bu ne evrimle celisiyor, ne de yaratilis gibi dunyanin en basarisiz hipotezini destekliyor. Ilk karinca turlerinin evrimi 120-130 yil oncesine kadar gidiyor. Ilkel orumceklerin ~350 milyon yil oncesinden kalan fosilleri var. Birde bu bilgileri ortaya cikartan, motivasyon saglayan seyin evrim teorisini temel alan biyoloji bilimi oldugunu biliyoruz. Bunlari evrimle celisiyor olarak gostermek akil peynir ekmek meselesi olsa gerek.

  12. K.D. diyor ki:

    Fuatogl arkadas,
    Aktardiginiz bircok evrimsel bilgi/bulgulari ve bu Evrimi temelde kabul edebilen milyonlarca Teist karakterli Bilim insani ve medeni insanlar var olmali yeryuzunde. (Amerikada dahi bu tip teist evrimci insanlarin orani %40lar civarinda olmali su an.)

    http://www.pallayi.com/2009/05/08/collins-why-this-scientist-believes-in-god/

    Elbette, Kutsal Kitaplara bakildiginda, orada anlatilan yaratilis hikayelerinin (gerek evren, gerekse canlilarla ilgili) –dinsel acidan degil, bilimsel acidan– dogru olmadiklarini bugun artik acikca bilebiliyor olmali tum bu Teist karakterli insanlar. (Bu sitede dahi Tevrat, Incil, ve Kuran acisindan dahi durustlukle ve aciklikla olduklari gibi ortaya konulmus olmali bu tip anlatimlar.) Ancak tum bu yaratilis hikayelerini temelde bilimsel degil, sadece “sembolik anlatimlar” olarak algilayip bir yandan da hem bu Big bange, hem Evrime vs. yine teistik bir perspektifte yaklasip inanabilen, ve rahatlikla ve ozgurce bilim yapabilen,
    ve bir yandan da bu Big bange ve Evrime vs. ateistik, agnostik, deistik tarzlarda yaklasabilen diger medeni insanlara da
    yine aynen medeni/bariscil bir yaklasimla bakabilen cok sayida medeni Teist karakterli insanlar da var olmali yeryuzunde. Bu durumu toptan gormezden gelmek, ve Dini/Inanci komple yadsimak, horlamak ancak hem Bilime hem Dine buyuk zarar veren tarzda o
    –oncelikle Amerikadaki evanjelik karakterli– klasik yaratiliscilarin menfaatine olmustur/olur ancak, ve Teist karakterli insanlari alabildigine manipule etmelerine ve saptirip somurmelerine firsat vermistir/verir sadece.
    Bu tip fanatik anti evrimci/bilimci evanjelik kimselerin –orada evrimciler/bilimciler Dine/Inanca ilkin ve toptan hic hak vermeyip zorbalik ediyorlar propagandasini da cogu zaman yersiz/haksiz epeyce kullanarak– Amerikada iktidari ele gecirdiklerinde sonucta kuresel capta tum Bilime, Dine, Insanliga, Medeniyete ne derece zarar verebildiklerini (ve tekrar cok daha buyuk capta verebileceklerini), umarim, hep birlikte iyice gorebilmis olmaliyiz cok yakin tarihte. Bu gibi Evanjelik tuzaklara asla alet olmamak belki de bu acidan –ateist/agnostik/deist/teist– medeni insanlar olarak her birimizin tum Bilime, Dine, Insanliga, Medeniyete karsi onemli bir insanlik/erdemlilik vazifemiz olmalidir ayni zamanda, kuresel ve yurtsal baglamda, capta, sanirim/umarim. Esenlikle kaliniz.

  13. fuatogl diyor ki:

    Size aynen katiliyorum K.D arkadasim. Teist demek otomatikman dik kafali bagnaz demek olmuyor. Ve dediginiz gibi dunyanin her tarafinda gerek bilimsel camia icersinde gerek disinda milyonlarca insan var anlattiginiz sekilde, hatta cogunlugu temsil ediyorlar Amerikadaki istisnai sapsalliga ragmen. Bu yaratilisci ve onun yeni varyasyonlari tamamen marjinal bir grubu teskil ediyor. Akli basinda dindar insanlar ise acikca mesafe koyuyor zaten. Ornegi coktur bunlarin, mesela Templeton Vakfinin akilli tasarimcilardan uzak durmasi ve buna yonelik aciklamalar yapmasi, din adami birliklerinin aciklamalar yapmasi vs.vs liste uzayip gidiyor. Yada Fransiz Collins gibi kaliteli bilim adamlarinin teist olmasi ve ayni zamanda bu bagnazliga saplanmis arkadaslarin sacmalik dedikleri seyleri inkar edilemez gercekler olarak kabul etmesi,… hepsi dediklerinizi ornekliyor. Bagnaz olmayan teist ile felsefi tartisma yapilir, olmasi gereken de budur. Bagnazliga saplanan kisi ise inkar etmek ve seylerin apacikligindan dolayi carpitmakla mesgul olmak durumunda kalir. Bu sitemizde bile bunun orneklerini goruyoruz surekli bir sekilde. Yani birbirinden farkli iki yaklasim var. Birincisi dik kafalilik ile inkar etmek uzerine kurulu, ikincisi inkar etmeden bilinenleri de icerecek sekilde tutarli bir felsefi gorus olusturma uzerine kurulu. Birincisi kolay olan, ikincisi zor olan, cunku kafani da calistiracaksin. Bizim gibi ateistlerle Collins benzeri teistler arasinda buyuk bir fark yok bu acidan. Bildiklerimizle celismeyecek sekilde tutarli felsefi gorusler olusturmaya calisiyoruz birseyleri carpitmadan, felsefi goruslerimizle uyumluluk ariyoruz. Bu da ister istemez zihinsel bir efor gerektiriyor cunku bildiklerimiz surekli degisiyor genisliyor.

    Bizim ulkemiz sagdan soldan gelen basinclarla zor donemlerden gecti. Biz bir soguk savas ulkesiyiz, halen soguk savas kalintisi kafalarla ve ayni mentalite ile dusunuyoruz. Bu zihniyet catirdasa dahi halen guclu bir sekilde etkisini surduruyor. Bizler fikirleri ve onlarin ne anlama geldigini ogrenemedik ve bunlari saglikli bir ortamda tartismadik, ortami da olmadi zaten. Bize hangi fikirlerin iyi, hangilerinin kotu oldugu ezberletildi. Sartlandirildik ve reflekslerle hareket eder olduk degisik dusunce ve felsefeler karsisinda. Baska ulkelerin okullarinda din dersleri degisik dinler hakkinda BILGI verirken bizim okullarimiz siralarda cocuklara namaz kildirdi sozlu notu esliginde. Hangi dusunceleri benimser hangilerinden uzak durursak allah babanin bizi nasil odullendirecegini yada nasil cehennemde iskence edecegini ogrettik okulda ve “okul disi” karpuz kavunlu ortamlarda. Bilim dersleri insanin ilgisini cekecek, merakini uyandiracak, supheci ve elestirel dusunceyi uyarici, kavramlari ogretecek sekilde degil dinsel dogmalari kapsayacak dayatmaci bir bicimde verildi – bilimsel konseptler kucumsenerek. O yuzden sasirmamak gerek bizdeki bagnazligin bu kadar koyu ve kivamli olmasina. Ve insanlarin alismasina da sasirmamak lazim. Cunku bu kafa ile dunyaya bakinca hersey cok basit! Aciklamalar kisa ve net. Toplumlarin gectigi surecleri, yeni ve degisik paradigmalarin neyi nasil etkiledigini nereden dogduklarini, degisik toplumsal katmanlarin birbirisi ile olan iliskilerini, ekonomik hayatin onemini, sanayilesmeyi, bunlarin kulturel hayat uzerindeki etkileri vs.vs binlerce iliskiyi anlamaniza gerek yok. Darwinizm ideolojisi fasizm,gominizm,sosyalizm,ateizm, sadizm, satanizm,kapitalizm, emperyalizm vs.vs.vs nin kaynagidir ve kotudur. Bitti! Ne kadar basit degil mi. Bu kavramlarin ne anlama geldigini ogrenmeye bile gerek yok, 2-3 etiket ile herseyi cozuveriyoruz!

  14. no_comment diyor ki:

    @ K.D

    Big Bang ve Evrenin yaşı zaten Kuran ile örtüşüyor. Burada yazan insanlar, Hristiyan değil. Zamanında Amerikalı darwinistler tarafından ortaya atılan ifadelere Evanjelistler cevap veremeyince kendinizi galip sanmışsınız galiba.

    Önce Kuran ne diyor? İslam ne diyor? Onu araştırın…

    Kuran ile Big Bang zaten mutabık. Nitekim, yoktan var oluş ile “Yaratılış”ın delilidir zaten Big Bang.

    Dolayısıyla nasıl hem evrim teorisini hem de Big Bang’i bilimsel olarak kabul edebiliyorsun?

    Big Bang varsa, zaten evrim yoktur. Evrim, materyalist bir felsefedir. Big Bang de, statik evren modelini yıkmasıyla materyalist felsefeler açısından bir sıkıntıdır. Yoktan var olmasıyla da, evrimin sözde kavramlarının hiçbiriyle örtüşmez.

    @ amatör filozof

    Demişin ne güzel “2.300 farklı türüyle günümüzde en yayılmacı başarılı böcek… noktasını çok önemsedim. Bak ortak yaşam sayesinde, çok başarılı evrim geçirmişler… İşte evrime delil”

    Sayın filozof arkadaşım, biraz düşün taşın. Sonra bize de açıkla…

    İlk termit, protozoa yokken nasıl var oldu? Protozoa ile termitin beraber ortaya çıkmış olması gerekir ki, termit ağaç kabuğunu sindirsin…

    Bigalioglu’na katılıyorum. Evrim’e delil sunucaz diye evrimi çürütecek haberleri dahi evrim diye yayınlıyorlar. Biri de tutup gerçekleri deşifre edince; panik olup alelacele dur biz de karşıtını yayınlayalım diye telaşa düşüyorlar.

    Bir de K.D,

    İslam ile evrimi örtüştürmek, pasif, acizane bir yaklaşımdır. Cinler, şeytan, melekler var o kadar. Allah onları evrimle mi yarattı ki, insanı da evrimle yaratsın? Vicdanlı bak olaya kardeşim.

  15. fuatogl diyor ki:

    Big Bang ve Evrenin yaşı zaten Kuran ile örtüşüyor.

    Dolaysiyla onda sorun yok degil mi? Biraz daha akillica cumleler kurup bu kriterinizi ele gune karsi bu kadar acik bir sekilde ifsa etmeseniz olmaz mi? Olmaz ki boyle, bize birsey birakmiyorsun.

  16. K.D. diyor ki:

    “No comment” arkadas,

    Oncelikle, umarim “Big bang ile Evrenin yasi Kuran ile ortusuyor” soyleminin aslen Kuran kaynakli olmadigini,
    Kuranda bu konuda aktarilan bilgilerin Bilimsel degil, ancak “sembolik anlatimlar” olarak algilanmasi gerektigini anlamak icin, lutfen bu Sitedeki “Big bang isiginda…Yaratilis gercegi” basligi altindaki yorumlara bakmani oneririm, oncelikle. (Umarim, Kuran arapcasini ve orjinal metnini anlayabiliyorsundur bir miktar; eger boyleyse cok daha cabuk ve net idrak edebilirsin orada aktarilan orjinal Kuran ayetlerini/verilerini. Ancak Kuran arapcasini bilmiyorsan da, Kuranin aslina sadik iyi bir mealle, kisa zamanda algilayabilirsin bu gercekleri, umarim.)

    Ikinci olarak, yukarida verdigim (29 Haziran 3:24 tarihli yazida) bu tip fanatik Evrim dusmani Evanjeliklerin bircogunun neden ayni zamanda fanatik Big bang dusmani olduklarini aktaran linkleri/yazilari firsat bulunca bir kez daha okuyup biraz daha dikkatlice degerlendirmeni oneririm, bu baglamda.

    Ucuncu olarak, 150 yillik fanatik anti evrimci bu Amerikan Evanjeliklere sakin “evrim karsitligi” konusunda ders/akil vermeye kalma, sevgili kardesim, senin burada takip ettigin bircok kaynaklar (zaten %90 bu Evanjelik kaynaklarin cevirileri olmali!) cevirmenleri daha kendileri ve babalari dogmadan once bu tip iddialarin gercek sahibi Evanjelikler zaten bu Evrim Dusmanligi ile mesgul idiler, Amerikada! Buna ragmen, bunlarin tum saptirma, carpitma gayelerine ragmen bugun hala Amerikada (ve Dunya capinda) Evrim kuramini –aynen Big bang gibi– Tanrinin yaratilis plani olarak gorebilen milyonlarca samimi Teist karakterli Bilim insanlari ve medeni –Hiristiyan/Musluman/Yahudi/Digerleri– insanlar var olmali.

    http://www.pallayi.com/2009/05/08/collins-why-this-scientist-believes-in-god/

    Bu konulara en bastan biraz daha samimi ve durust yaklasabilirsen, umarim hem Din hem Bilim hem Baris ve Medeniyet acisindan cok daha erdemli/ahlakli seviyelere gelebilirsin/gelebiliriz, hep beraber. Esenlikle kaliniz.

  17. amatör filozof diyor ki:

    no comment,
    “İlk termit, protozoa yokken nasıl var oldu? Protozoa ile termitin beraber ortaya çıkmış olması gerekir ki, termit ağaç kabuğunu sindirsin…”
    demişsiniz.
    bu sorunu cevabını zaten Fuatogl önceki yorumunda yazmıştı, ben -tembellik yaparak- onu aynen tekrar buraya aktarıyorum:

    “Biraz derleme yapalim yorumlar arasinda. Termit uzmani degilim ama biraz okumakla neler ogreniliyor.

    Termitler, protozoa olmazsa yaşamlarını sürdüremezler çünkü vücutlarında selülozu sindirebilecek bir sistem yoktur.

    Tamamiyle yanlis. Bir dusunelim dik kafalilik yapmadan. Termit protozoa iliskisi neden faydali? Cunku genel olarak termit seloluz sindirebilmekle beraber bunu tam olarak verimli bir sekilde yapamiyor. Biraz arastirinca bunun sebebinin lignin denen bir polimerden kaynakladigini ogreniyoruz – yani ligniseluloz. Peki bunu “verimli” bir sekilde sindirebilecek bir enzimi gelistiren termit olursa zamanla protozoa dan kurtulmasi olasi degil mi? – sonucta protozoa yaptigi ise karsilik enerji harciyor – hersey karsilikli. Biraz arastirdim ve supriiiz, boyle bir termit bulamadim. Fakat baska birsey buldum. Lignin olmayan selulozu basariyla sindirebilen termitler varmis, ve bu termitler artik protozoa kullanmiyormus. Yani protozoa tasimayan termit varmis! Yani besini birazcik degistirerek protozoanin ek masrafindan da kurtulup enerjiyi cok verimli kullanir hale gelip yayilma gucunu de arttirmis. Bir iliski bir kosulda cok faydali ve yararli iken, kosullarin birazcik degismesiyle birden parazit iliskiye donusebiliyor (ikincisinda protozoa olmadigi icin bu gerceklesmiyor tabii). Sonuc olarak: termitler seluloz sindirebiliyor ve protozoa tasimayan termit var”

  18. no_comment diyor ki:

    amatör filozof,

    bırak bu olasılık hesaplarını… İlk termit de yapıyordu herhalde ama pek başarılı değildi filan. başarılı olamazsa zaten evrime göre hemen eleniverir.

    sanki olay anında ordaydın…

    termit dediğin karınca kadar hayvan. tutup da “dur şimdi ben bu işi daha verimli yapıyım. bak burda protozoa varmış onu kullanıyım” filan diye belli ki düşünüp durmadı. bilim adamından ya da zoologdan bahsetmiyoruz. belli ki akıl şuur yok.

    bırakın bu zoraki evrim masallarını. belli ki baya bu masallara inanan çıkmış bi aralar, belki gene yuttururuz diye uğraşıyorsunuz. ama artık geçmiş olsun. Dünya’nın evrime en az inanan ülkesi Türkiye’de yaşıyorsunuz. Burada pek yutan çıkmaz.

  19. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas,
    Bu sitede bile biraz gezersen, burada Evrim fikrini (Evrimsel Yaratilis seklinde) temelde ve bircok yonleriyle artik rahatca ve acikca kabul edebilen, bilhassa Turkiyeli
    Teist/Musluman arkadaslari ve linkleri gorebileceksin. Cikar artik sen de kafani su 150 yillik fanatik kokten Evrim karsiti Amerikan evanjelik kumlarin altindan! Esenlikle kal.

  20. amatör filozof diyor ki:

    no_comment,
    “sanki olay anında ordaydın…”
    demişsiniz.
    Şayet bilimsel kuram geliştirmek için her olguyu direk gözlemlemek gerekseydi, bütün büyük bilimsel kuramları çöpe atmak gerekirdi. Bing bang sırasında da hiç bir insan yoktu, değil mi?
    ayrıca,
    “Dünya’nın evrime en az inanan ülkesi Türkiye’de yaşıyorsunuz. Burada pek yutan çıkmaz.”
    demişsiniz.
    Tabi ki/ne iyi ki/ne kadar doğru olarak Evrim kuramının geçerliğine demokratik halk oylaması ile karar verilmiyor.
    Sosyolojik açıdan bakarsak, Evrim kuramını kabul edip etmeme bir insan davranışıdır,bir tutumdur, bir tavırdır; eğitimle ilgilidir, ancak toplumsal altyapıdan da etkilenir, Aşağıda buna benzer,davranışsal özelliklere dayanan, diğer olgular bakımından Türkiye’ nin dünyada üst sıralarda olduğu kategorileri yorumsuz olarak yazıyorum:

    trafik kazalarında ikinci,
    Orman tahribatında ikinci,
    kumar oynamada ikinci,
    iş kazalarında üçüncü
    alkol tüketiminde üçüncü,
    taklitçilikte üçüncü,
    korsan yazılımda üçüncü,
    aleyhine en çok insan hakları ihlali başvurusu yapılan ülkeler sıralamasında üçüncü,
    sigara tüketiminde dördüncü,
    rüşvet liginde sekizinci
    ateşli silahlarla cinayette sekizinci,
    (kaynak:http://www.atonet.org.tr/turkce/bulten/bulten.php3?sira=322)

  21. no_comment diyor ki:

    amatör filozof,

    evrimi kabul etmeyenleri karalamanıza alışmıştık, ülke kabul etmeyince tüm ülkeyi karalamaya başlamışsınız anlaşılan. kendinize bi limit koysanız iyi olur.

    benden sana tavsiye. boş arazi de dolaşmıyorsun. burada tutup da evrim var ama kem küm filan dersen, birileri karşına çıkıp “hangi dünyada yaşıyorsun güzel arkadaşım” der…

    Big Bang ile ilgili de cidden bilgin şahane. Big Bang’in kalıntıları evrende bulundu ve Cern Deneyleri ile de ikinci bir defa gözlemlenebiliyor.

    Big Bang ile evrimi aynı kefeye pek koyma çünkü Big Bang’i kabul ediyorsan zaten evrim de tıkanırsın. Big Bang’i kademeli evrimle izah et bakalım diye sorarlar.

    Güzel ülkemizle ilgili de tatlı sözlü konuşman daha hoş olur. Aykut Kence gibi “Türkiye evrime inanma bakımından sonuncu akıl kıtlığı bakımından birinci ülkedir” tarzı gafil söylemlerin olmaz.

    Milletin durduk yerde düşmanlığını kazanma. Evrimi kabul etmeyen ülkeyi milletin kabul etmiyorsan, Hollanda Danimarka vatandaşlığı filan ayarla kendine. Orda daha rahat edersin

  22. fuatogl diyor ki:

    @no_comment;
    Yeni bir hipotezim var. Bence sen yaratilisci kiligina girmis bir troll sun. Zannedersem kendince yaratilisci goruslerin ne kadar tutarsiz oldugunu bizzat yaratilisci rolu oynayarak gostermeye calisiyorsun. Bir yaratilisci icin “fazla” yaratiliscisin sanki. Amator Filizofla olan son iki yorumunuz sizin tartisma niyeti tasimadiginizi acik bir sekilde gosteriyor zaten. Hic gerek yok boyle seylere.

  23. amatör filozof diyor ki:

    no comment,
    Benim yorumlarımı izlediyseniz, muhataplarıma karşı karalama ve saygısızlık yapmadığımı görürsünüz. Ancak maalesef siz, herhalde, karşı görüştekilere saygısızlık ve hakareti doğal bir hak gibi görüyorsunuz, bu tutum bu sitedeki güzel tartışma ortamına gölge düşürüyor. Ayrıca yorumumda Türk milletine karşı bir tavır da yok, “evrimi kabul etmeyen ülkeyi milletim kabul etmiyorum” şeklinde bir söylem de yok. Bunlar sizin açık iftiralarınızdır. Türk olmaktan şeref duyarım ve bu ülkeye kişisel katkım da -eminim- sizden fazladır. Ben sadece üzülerek bazı veriler veriyor, ülkem ve insanımın daha iyi olmasını istiyorum, buradaki yorumlardan sizin çıkardığınız sonuçları çıkarmak için aşırı hayalgücü ve paranoid düşünce yapısı gerekir. Tehdit eder tarzda konuşmanız da fikir özgürlüğüne ne kadar uzak olduğunuzu gösteriyor. Fikire fikirle karşılık veremeyince saldırganlaşan sizin gibi bir insanı bundan sonra yorumlarımda muhatap almayacağımı bildiriyorum.

  24. lord tayyare diyor ki:

    hayret ya, bu devirde hala evrimi kabul etmeyen insanlar var, inanilmaz cidden. hani diyorlar ya inanmayanlarin kalpleri baglanmis gozleri baglanmis bu yuzden inanmiyorlar diye, bu inananlarin da zihinleri kapanmis, hep kabuklasmis bir turlu ulasilamiyor. hayret

    ” başkalarından farklı düşünmek demek, aslında düşünmek demektir. düşündüklerini sanan ötekilerin yaptığıysa, ortalıkta dolaşan kalıplaşmış sözleri hiç kafa yormadan benimsemekten başka bir şey değildir.”
    eugene ionesco

  25. Bigalıoğlu diyor ki:

    sayın teyyare,

    “hayret ya, bu devirde hala evrimi kabul etmeyen insanlar var, inanilmaz cidden. ”

    demişsiniz.bende 3 yıl önce “hayret ya,hale bu devirde evrime inanan insanlar var,cidden inanılmaz” demiştim.

    ama evrime inanan insanların hala varolduğunu gördüm.dikkat edin kabul eden demiyorum,inanan diyorum.evrimi biraz inceledeğinizde evrimin temel unsurlarının mikro bulguların ötesinde inanca dayandığını görebilirsiniz.evrim temel bir çok sorununu hala çözememiş,temel bir çok soruya halen cevap verememiştir.bu boşluğun sonrası inançtır.herkes evrim diyor,öyleyse doğrudur diye bir şey yok.araştırın efem…

  26. lord tayyare diyor ki:

    bigalioglu;

    “evrimi biraz inceledeğinizde evrimin temel unsurlarının mikro bulguların ötesinde inanca dayandığını görebilirsiniz.evrim temel bir çok sorununu hala çözememiş,temel bir çok soruya halen cevap verememiştir.bu boşluğun sonrası inançtır.herkes evrim diyor,öyleyse doğrudur diye bir şey yok.”

    bahsettiginiz cozumlenememis temel sorularin ne oldugunu yazmamissiniz. ustelik temel sorular diyerek, sanki kokten yanlis, anlamsiz bilimdisi bir teoriymis gibi konusuyorsunuz evrim icin. sokaktaki adam mi ugrasiyor bu konularla yani, hicbir seye cevap veremedikleri bir konuma nasil sokabiliyorsunuz bu insanlari ( yine hayret ).

    evrime inanmak diye birsey olamaz -ki bunu siz de belirtmissiniz-. evrim bilimsel bir olgudur, hicbir inanc bicimi bunun icine giremez. eger giriyorsa “2+2 esittir 4” icin de itirazlariniz olmali mutlaka.

    zaten kabuklasmis tanri inanclari yok sayilmadikca hepimiz her zaman dibe batmaya devam edecegiz sizlerin sayesinde.

    “araştırın efem…”

    benim arastirip arastirmadigim bir kenara, sizin arastirip dogru sonuclara ulasacaginizdan eminim…

    hayret…

  27. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    belli ki yanıt vermekte tıkanmışsın. dna’daki indirgenemez kompleksliği nasıl izah ediyorsun?

    al bak ne güzel haberler koymuşsun. Ne diyor diğer haberde, bitkilerde o derece hassas bir denge var ki, mutasyona uğrattığımızda tüm sistem alt üst oluyor diyor.

    Daha laboratuar ortamında mutasyonla doğru dürüst bir canlı yapamıyor evrimciler, geç doğada tesadüfen kendi kendine oldu demeyi… Daha kontrollü ortamda evrim gerçekleşemiyor. meyve sinekleriyle yıllarca deney yaptılar, mutasyona uğratıp durdular. Acer acayip şeyler çıktı ortaya.

    Çernobil ile birlikte radyasyona maruz kalan çocuklarda kollar bacaklar eksik çıkmıştı hatırlarsan.

    Belli ki bugüne kadar mutasyonla elde edilebilmiş tek bir doğru dürüst canlı yok. Tek bir faydalı mutasyon örneği yok.

    Tüm bunlara rağmen, tutup da evrim konusunda “illa da var” demek çocukluktan başka bir şey değil.

    @amatör filozof,

    ne güzel “Türk olmaktan şeref duyarım” demişsin. Çok güzel! Zaten öyle de olması gerekir. Madem milli değerlerine bu denli bağlısın güzel arkadaşım, o halde Türkler için “soyu tükenmesi gereken aşağı bir ırk” yakıştırması yapan bir adamın teorisine de destek vermemek, “Türklere laf söyleyen, karşısında beni bulur” diyip yiğit bir Türk genci olarak böyle lafı sözü belli olmayan sözde bilim adamlarının sapkın teorileri karşısında dimdik durmak zaten sana yakışır.

  28. K.D. diyor ki:

    fanatik Evrim karsitligi bir kuresel Evanjelik Hacli misyonudur; bunu anlayan ve her gecen gun daha da iyi anlayacak olan bu serefli millet elbette bu Haclilara tarihte hic gecit vermemis olan ve yine vermeyecek olan bu aziz Turk milleti olmalidir.

    http://www.kitaphayat.com/Kitap/201279/islam_Da_Evrimci_Yaratilis_Teorisi

    http://www.tumgazeteler.com/?a=4822837

    http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset

  29. Şüpheci Melek diyor ki:

    @no_comment, DNA’nın güya indirgenemez kompleksliliği 3 sene önce laboratuvar ortamında zaten açıklandı.

    http://www.physorg.com/news64046019.html

    “The stepwise process we were able to reconstruct is entirely consistent with Darwinian evolution,” Thornton said. “So-called irreducible complexity was just a reflection of a limited ability to see how evolution works. By reaching back to the ancestral forms of genes, we were able to show just how this crucial hormone-receptor pair evolved.”

    Bugün tam anlaşılamayan biyolojik olayların gelecekte bilim sayesinde açıklanabileceğini düşünmek çok mu zor? Bugüne kadar ne zaman tam olarak açıklanmış bir bilimsel gerçekte bilim insanları “tüh biz yanılmışız, bunu bilimle açıklayamıyoruz, Tanrı yapmış olmalı” demişler?

    Hiç bir zaman.

    Peki bugüne kadar “tanrı yapmıştır” denilen şeylerin kaç tanesini bilimsel olarak ve ilahi müdaheleye gerek olmadan açıklanabildi?

    Bir çok kere.

    İşin en komik ve acı yani, hakkında aslında en ufak bir fikriniz olmayan bir şey hakkında her şeyi biliyormuşcasına atıp tutmanız. “Dunning kruger etkisi” diye bir aratın bakalım ne çıkıyor. Pardon, belki aramayı tam olarak beceremiyorsunuz, zira becerebilseydiniz en basitinden “irreducible complexity dna” yazarak benim ulaştığım sonuca 0.34 saniyede ulaşabilirdiniz. O yüzden ben en iyisi doğrudan linki vereyim de yanlış yerlere gitmeyin.
    http://suphecimelek.wordpress.com/2009/07/05/dunning-kruger-etkisi/

  30. no_comment diyor ki:

    Şüpheci Melek,

    Sen olayları bayağı bir geriden takip ediyorsun. Üç yıl önce, Türkiye’deki gazetelerde bu haber çıkmıştı. Sonra “kuru kalabalık” olduğu ortaya çıkınca bir daha lafı bile edilmedi.

    Ama olsun, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Ben yine de sana izah ediyim.

    Kendine delil olarak şu sözleri göstermişsin:

    “Sözde indirgenemez komplekslik, sadece evrimin asıl işlediğini görmek için kısıtlı bir becerinin yansımasıdır. Genlerin, ata formlarına ulaşarak, bu zalim hormon-reseptör çiftlerinin nasıl evrimleştiğini gösterebildik.”

    İyi güzel, hoş gayet. “Gösterebildik” filan gibi laflar kullanarak kanıtlanmış bir şey var izlenimi veriyor. Hemen bakıyoruz verdiğin habere hakkaten var mı böyle bir veri, bulgu diye…

    İnceliyoruz, yok. İçinde hormon-reseptör ilişkisi anlatılıyor. Tahmine dayandırılan geçmişe yönelik varsayımlar üzerine “gösterdik” filan gibi net laflar…

    Gören de, hakkaten evrimciler çıkarıp bişi göstermiş diyecek. Moleküler biyoloji ve Genetik bilmeyenleri aldatmak için ideal ama bilenler pek yutmaz.

    Niye? Sana onu da izah ediyim.

    1. Birincisi, hormon reseptör ilişkisi kademeli evrimle filan açıklanmaz. Akademik olarak konuda eğitimi olan, zaten bunu bilir. En temel konu. Çünkü aralarında son derece hassas bir denge var. Bunlar aynı anahtar ile kilit gibiler. Her hormon her reseptöre bağlanmaz. Bir hormon, sadece ona duyarlı olan reseptöre bağlanabilir. Yani, hormon kafasına estiği reseptörü yakalıyıp “dur şuna bir tesadüfen bağlanıyım” diyebilme lüksüne sahip değil. (Öyle olsa, sen de cebindeki bir anahtarla her kapıyı açardın.)

    2. AncCR reseptörünün mutasyonla MR’a döndüğü iddiasına gelelim… Laboratuara en az birkaç kez girmiş herhangi biri mutasyonun AncCR’a ne yapacağını bilir. Mutasyon, bir reseptörü başka bir reseptöre dönüştürmeyi bırak AncCR’nin mevcut yapısını zaten tamamen tahrip eder. Sen MR olacak o diye beklerken, ortada AncCR’de kalmaz dolayısıyla. (Belli ki Bu da tutmadı!)

    3. “Reseptörler yüz milyonlarca yıl önce birbirlerinden evrimleşmişti, aralarında atasal bir ilişki var” tarzı bir ifade araya kaynatılmış. Bir Yaratılışçı olarak, merak edip soruyorum: “Tüm makaledeki sonucu bu iddia üzerine kurmuşlar. Bakıyım var mı? Bunu delillendirebilmişler mi makalede?” diye. Yok! Birbirlerinden evrimleşirken fosilleşmiş bir grup ilkel reseptör var mı bulunan? O da, yok! (Ama sayın araştırmacılar, sanki ‘tam da onlar evrimleşirlerken ordaydılar’ gibi canlı canlı anlatmışlar olayı)

    ÖZETLE:

    Delil olarak verilen haberler ya da alıntıladığın cümleler Türkçe yerine İngilizce olunca, daha anlamlı ya da daha bilimsel olmuyor. Sonuç ortada.

    Verdiğin haber DNA ile ilgili değildi (DNA konu değil araçtı) ama ben yine DNA’nın da aynı hayali senaryoya göre evrimleştiğini iddia etme ihtimaline karşın önden sana bu konuya açıklık getiriyim.

    BAKALIM BİLİMADAMLARI DNA’DAKİ İNDİRGENEMEZ KOMPLEKSLİK İLE İLGİLİ NE DEMİŞ, DNA’NIN EVRİMİNİ NASIL İZAH ETMİŞLER:

    Leslie Orgel (Dünyaca ünlü bir moleküler biyologtur kendisi, üstelik de çok ateşli bir evrimcidir):

    “Son derece kompleks yapılara sahip olan enzimlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluşmaları aşırı derecede ihtimal dışıdır. Ama bunların birisi olmadan diğerini elde etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla İNSAN, YAŞAMIN KİMYASAL YOLLARLA ORTAYA ÇIKMASININ ASLA MÜMKÜN OLMADIĞI SONUCUNA VARMAK ZORUNDA KALMAKTADIR” – The Origin of Life on Earth

    Prof. Douglas R. Hofstadler: (Evrimci)

    “Nasıl oldu da genetik bilgi, onu yorumlayan mekanizmalarla (enzimler ve diğer moleküler yapılarla) birlikte ortaya çıktı? Bu soru karşısında kendimizi bir cevapla değil, hayranlık ve şaşkınlık duyguları ile tatmin etmemiz gerekiyor.” – An Eternal Golden Braid

    Caryl P. Haskins (Evrimci):

    “Biyokimyasal genetik düzeyinde evrime ait en kapsamlı sorular hala cevaplandırılmamıştır. Genetik şifre ilk kez nasıl ortaya çıkmıştı ve nasıl evrimleşmişti? Bugün yaşayan tüm organizmalarda hem DNA’nın replikasyonu hem de DNA şifresinin etkili bir şekilde çevirimi süreçleri, son derece kesin enzimlere gereksinim duymaktadır. Aynı zamanda bu enzimlerin moleküler yapılarının DNA’nın kendisi tarafından kesin bir şekilde belirtilmiş olması, dikkate değer evrimci bir gizemi ortaya çıkarmaktadır… Şifre ve şifreyi çevirme yolları evrim sürecinde kendiliğinden mi ortaya çıkmıştı? Böyle bir rastlantının gerçekleşmiş olabileceğine inanmak neredeyse akıl almazdır. Bu bulmaca Darwin’den önceki dönemde olduğu gibi Darwin’den sonra da evrimden kuşku duyanlar tarafından özel yaratılış için en güçlü kanıt türü olarak yorumlanmıştır.” – Bilimdeki Gelişmeler ve Zorluklar

    Daha da uzar bu liste…

    Bence sende biliyorsun, bu anlattıklarımı da, belki olurda biri yutar ya da okumaz belki diye yazmışın…

  31. Şüpheci Melek diyor ki:

    no_comment, Harun Yahya sitelerinden copy paste ile olmaz bu işler. HY’nin nasıl cımbızla laf çektiğini sağır sultan bile biliyor.

    Leslie Orgel’in alıntılanan yazısının tamamı şuradan, ve tamamı okunduğunda görülecek ki, Orgel “biz bu işi beceremedik, çıkmazdayız, yapacak bir şey yok” yaklaşımından ziyade çalışmalarımız sürüyor şeklinde. Ki bu makaleyi yazalı 15 seneden fazla olmuş.
    http://209.85.229.132/search?q=cache:zdWLvDQzIksJ:www.geocities.com/capecanaveral/lab/2948/orgel.html+-harun+-yahya+-darwinism+It+is+extremely+improbable+that+proteins+and+nucleic+acids,+both+of+which+are+structurally+complex,+arose+spontaneously+in+the+same+place+at+the+same+time.+Yet+it+also+seems+impossible+to+have+one+without+the+other.&cd=1&hl=en&ct=clnk&gl=ie&client=firefox-a

    Hiç Orgel kuralını duymadınız mı ?
    http://en.wikipedia.org/wiki/Orgel%27s_rule

    Gerisini dikkate bile almıyorum zira hepsi argumentum ad ignorantiam’a dayanıyor. Benden size tavsiye, Harun Yahya bu sene Beşiktaş şampiyon oldu dese bile bir “acaba” deyin.

  32. no_comment diyor ki:

    Şüpheci Melek,

    Sen İngilizce biliyor musun, cidden merak ettim.

    Verdiğin linkteki cümle :

    “It is extremely improbable that proteins and nucleic acids, both of which are structurally complex, arose spontaneously in the same place at the same time. Yet it also seems impossible to have one without the other. And so, at first glance, one might have to conclude that life could never, in fact, have originated by chemical means.”

    Tekrar çeviriyim senin için: (hatta daha birebir)

    “Yapısal olarak kompleks olan proteinlerin ve nükleid asitlerin aynı anda aynı zamanda spontane olarak ortaya çıkmaları son derece ihtimal dışıdır. Ancak, biri olmadan diğerini elde etmek mümkün değildir. Ve bu yüzden, ilk bakışta, insan aslında hayatın kimyasal yollarla oluşmadığı sonucunu çıkarmak zorunda kalmaktadır.”

    “Cahil argümanları” yapmayınız…

    Bir de Harun Yahya’yı sevmemeniz çok güzel bir şey. Ne güzel ki, size rahatsızlık veriyor. Huzurunuzu kaçırıyor.

    “Tüm sitenin derdi Harun Yahya olmuş, demek ki zamanında iyi vurmuş.”

  33. Supheci Melek diyor ki:

    no_comment, anlayamadığın şey bir bilim adamının bilmediği bir konuda “bilmiyorum” diyebilecek alçakgönüllülüğe sahip olması. Onları din adamlarından ayıran şey budur zaten. Din adamları bilmedikleri halde “şöyle olcak böyle bitecek” gibi kesin yargıları gayet rahat söylerken bilim adamları kanıtlara dayanmadıktan sonra kesin yargılarla konuşmazlar.

    Adam bilmediği şeye bilmiyorum diyor, ama bu demek değildir ki evrim teorisi komple yanlış, komple safsata. Bilmiyorum bu kontekste = “henüz bilmiyorum” manasındadır. Buradaki bilmiyorum “asla bulamayacağımız bir şey” manasında değil. Yazının tamamını da o sebeple astım, Orgel’in söylediklerinin “evrimcilerin açmazı çıkmaz sokağı, evrimcinin itirafı” şeklinde değerlendirilemeyeceğini, her dürüst bilim adamı gibi bilinmeyen şeylere bilmiyorum dediğini herkes görebilsin diye.

    Orgel, abiyogenezle ilgili onlarca teoriden bir tanesini savunuyor. Daha makul teoriler mevcut. Abiogenesis diye aratırsan çıkar.

    Harun Yahya’nın rahatsızlık vermesinin tek bir sebebi var, o da çarpıtmacı, yalancı ve cahil olması. Yoksa kimsenin onu ciddiye aldığı yok. Adam plastik balık yemini “alın işte yaratılış” diye kitabına koymuş, hiç farkına varmadan dünyanın en ücra köşelerindeki üniversitelere postalamış. Deniz yılanına solucan demiş, daha bir ton saçma hata yapmış meşhur yaratılış atlasında. Ortaya çıkınca da çevir köfteleri yanmasın.
    Çarpıttığı şeylere inanan sizler de gelip bizi değerli vaktimizden ediyorsunuz. Cevap versek yeni çarpıtmaları git al sonra copy paste, vermesek oluyor “cevab veremedi”.
    Siz HY kaynaklarını getirip copy paste ettikçe elbette derdimiz HY olacak. Benim gözümde ha Harun Yahya sitesinden getirip koymuşsunuz ha Red Kit çizgi romanından. Adamın o kadar çok çarpıtmasını gördüm ki karşıma dikilip adımı söylese “lan acaba adım bu muydu” diye şüphe edeceğim.

    Harun Yahya’nın Amerikadaki hrıstiyan evanjelist hocalarına (tercüme ettiği kitapların esas yazarları) bilim adamları ve mahkemeler defalarca ve defalarca hadlerini bildirdiler. Artık alay konusu oldular. Scientologist’lerden bile daha deli gözüyle bakıyorlar yaratılışçılara. Bizimkilerin burada bunu yapacak omurgaya sahip olmamaları bizim şanssızlığımız. Bu iş sonunda sabırları taşan gönüllülere kalıyor. Öz kaynaklarım olsa tüm vaktimi bu saçmalığı ortaya koymak için uğraşacağım ama malesef bende HY’de ki kaynaklar yok.

    Siz de Harun Yahya isimli mahkemelerde tehdit, şantaj ve bir ton başka suçtan hüküm giymiş bir adama alim muamelesi yapın.

  34. Bigalıoğlu diyor ki:

    şüpheci melek arkadaşım,daha neyi kıvırtmaya çalışıyorsun.dürüst bilim adamı felan,bilmiyorum diyormuş.sen bırak bunları mesele no_comment savunduğu konuda haklı çıktı mı,olay onun dediği gibiymiş mi?tamam,daha konuşacak bir şey var mı?

    şaşıyorum sizdeki bu zeytinyağı olayına.evrimin bu küçük ayrıntılardan oluştuğunu kimse söylemiyor zaten.ancak siz ufacık bir şey bulsanız,aha evrim diye gözümüzün içine sokuyorsunuz.

  35. fuatogl diyor ki:

    Bu arkadaslari koseye cektikce palavra uretme kapasiteleri ve ahlaksiz HY alintilari birden artiyor nedense.

    Yukarida aktarilan seye verilen cevap su: “İnceliyoruz, yok. İçinde hormon-reseptör ilişkisi anlatılıyor. Tahmine dayandırılan geçmişe yönelik varsayımlar üzerine “gösterdik” filan gibi net laflar…”
    Gordugunuz gibi, elin bilim adamlari 2 adimlik mutasyonlarla somut bir sekilde IC diye tarif edilen modern yapiya donusturuldugunu gosteriyor, ama bizim HY ci cengaverlerimiz bir satirda olayi sipsak hallediveriyor. Yok demekle yok oluveriyor.

    HY nin suradaki sacmalikarindan 3-5 satir ile suslemek isi cozuveriyor: http://www.harunyahya.net/V2/Lang/tr/Pg/WorkDetail/Number/5740
    Bu insanlarin tartisma dedikleri sey bu oluyor iste!
    Karsidaki insan birsey mi diyor?, ona cevap vermek yerine, ortaya koyduklarini tartismak yerine hemen HY nin yalan-tabanindan bir yazi kap, ukala bir uslup ile oradan asirdiklarini kendi zirvalarinmis gibi postala. Sanki laboratuvar yuzu gormus gibi “her laboratuvara giren insan” diye insanlari aptal yerine koyarak.

    Arastirmanin daha detayli hali surada:
    http://www.uoregon.edu/~joet/bridgham-thornton-2006.pdf

    Once okuyup neyin hangi yontemler kullanilarak aciklandigini, ufuruluyor mu yoksa genetik bilimi mi kullaniliyor once onu bi anlayacaksin, ondan sonra yuvarlak cumleler kullanmadan neyin nerede yanlis oldugunu anlatacaksin. Gidip HY nin akil zarari kaynaklarindan asirma yaparak birseyi gosterdigini zannedip baskalarinin da bu sacmaliklara itibar gosterecegini beklemeyeceksin.

    Ha birde yalan kullanmayacaksin. HY nin defalarca gosterilen itibar edilmez yalan alintilarini eklemekle yapilan duzenbazliga itibar kattiginizi zannediyorsunuz herhalde. Bu yalanciligi surekli yapiyorsun ve nedense “al bak orjinal baglaminda surada su sayfada aynen soyle denmis” gibi bir savunmaya girmek gibi bir derdin de yok.

  36. fuatogl diyor ki:

    Sen İngilizce biliyor musun, cidden merak ettim.

    Demissin Supheci Melege. Ve gozumuzun icine baka baka hala carpitma yapiyorsun utanmadan. Ne anlatiliyor orada anlamiyormusun sen gercekten?

    ILK BAKISTA diyor, VARABILIR diyor, bunlar ne demek bilmiyormusun?
    “ILK BAKISTA, hayatin kimyasal yollarla olusamayacagi sonucuna varabilir” den yola cikip, ve daha sonra bu “ilk bakistan” farkli baktigini omru boyunca yazmis bir insani, sizin caninizin istedigi sonuclari cikartiyormus gibi gostermek sizler icin olagan ve normal olsa gerek. Ve bu cumlesinde kullandigi MAY/MIGHT ne demek biliyormusun sen?
    “Ingilizce Gramer Dersleri” diye bir site bak ne diyor:
    “We use ‘might’ to suggest a small possibility of something.” Ne demekmis? Birseyin dusuk olasiligini belirtmek icin “might” kullanilirmis.

    Ayni cevirinin birazcik daha farkli versiyonunu su sekilde verdiniz daha yukarilarda:

    “Son derece kompleks yapılara sahip olan enzimlerin ve nükleik asitlerin (RNA ve DNA) aynı yerde ve aynı zamanda rastlantısal olarak oluşmaları aşırı derecede ihtimal dışıdır. Ama bunların birisi olmadan diğerini elde etmek de mümkün değildir. Dolayısıyla İNSAN, YAŞAMIN KİMYASAL YOLLARLA ORTAYA ÇIKMASININ ASLA MÜMKÜN OLMADIĞI SONUCUNA VARMAK ZORUNDA KALMAKTADIR”

    Eminim daha farkli versiyonlari da var elinizde.

    Sozun ozu; ilk bakista oyle sonuclara varan olabilir diyen adamin sozleri “asla mumkun olamaz”, “bu sonuca varmak zorundayiz” gibi keyfi bir sekilde carpitiliyor, sanki oyle bir sonuca variyormus gibi gosteriliyor. Ki bu insanin hayati boyunca bunu savunmadigi da ayan beyan da ortada. Isin bir ahlaksiz yonu daha var ogrendigimize gore; Orgel in yazilari ilk olarak Amerikan yaratiliscilari tarafinda bu sekil carpitmalar icin kullaniyor, fakat tam Orgel oldukten sonra yapiyorlar bunu! Hayattayken yapsalar tokati yiyeceklerini biliyorlar cunku. Bizim yerli yaratiliscilarimiz ise altin bulmus gibi bu “malzemelerin” uzerine mal bulmus magribi gibi atlayip biraz daha ballandirilmis bir sekilde cevirip cevirip piyasaya saliyorlar.

  37. Supheci Melek diyor ki:

    Size çok basit bir soru soracağım
    Diyelim ki Orgel, gerçekten evrimin çıkmaza girdiğini düşünüyor. Gerçekten de bir tanrı haricinde herhangi bir açıklaması, ve açıklama bulma ümidi yok.

    Bu adam sizce 93 yılında bir makalede bu türden bir itiraf yaptıktan sonra öldüğü 2007 yılına kadar evrim üzerinde çalışmaya devam eder mi? İnatla abiyogenezle ilgili teorilerini geliştirmeye devam eder mi? Israrla makaleler yayınlamaya devam eder mi?
    Sırf bu gerçekten yola çıkarak alıntı yapılan yerin aslında yazının tamamının vermek istediği mesajla tezat oluşturduğunu görmek bu kadar mı zor?

  38. K.D. diyor ki:

    Supheci Melek arkadas,

    Yukarida bu konularla ilgili (30 Haziran, 7:31 tarihli yazimda) –en genel ve kuresel baglamda tum medeni ateist/agnostik/deist/teist karakterli insanlarin
    hepsinin –eger gercekten Bilimin, Ahlakin, Insanligin, Barisin yaninda iseler– beraberce bastan cok duyarli olmalarini gerektiren– bir hatirlatmam var; firsat bulunca siz de bir okursaniz, mutlu olurum. Esenlikle kaliniz.

  39. Supheci Melek diyor ki:

    @KD, benim ve benim gibilerin kavgası zaten makul ve inanan insanlara karşı değil. O insanların benim hayatımda çok bir negatif etkisi yok. Bence yine hatalılar (işlerine gelen şeyi sözcük anlamıyla, gelmeyeni sembolik olarak kabul etmek) ancak kitabın tamamını sözcük manasıyla kabul edip, cahil “din uzmanları”nın söylediklerine kanıp bugün kabul edilemeyecek saçmalıkların peşinden gidenler benim için daha büyük öncelik taşıyor. Evrim sürecini kanıtlara ragmen görmezden gelip bunun propagandasını yapanlar, insan hakları ihlalleri yapanlar, ifade özgürlüğüne zarar verenler ve genel olarak acıya ve sıkıntıya sebep olanlar benim derdim.

    Yoksa benim ailemde de çok inanan var. Kalkıp sabah akşam onlarla tartışmıyorum. Onu ne mutlu ediyorsa o olsun diyorum. Zira evrendeki yerimizi kabul edebilmek herkesin yapabileceği bir şey değil kabul ediyorum. Diğer tarafta vadedilen şey çok daha güzel. Benim görüşümce hepsi masal sadece.

    Ancak ailemden birisi kalkıp yobaz bir şekilde sıkıntı vermeye başlarsa etrafına o zaman ona karşı da cephe alırım hiç problem değil.

  40. Sasha diyor ki:

    Arkadaşlar siz de Richard Dawkins gibi Yaratılış Atlası’daki balık oltasına yakalanmışsınız. Böyle komik durumlara düşmeyin. 700 sayfalık kitapta sadece 2 sayfasına itiraz varsa zaten evrim teorisi bitmiştir. Geçmiş olsun.

    Ayrıca burada takım tutar gibi evrimcilik oynamayın. Olaya bilimsel yaklaşın ve doğru birşey gördüğünüzde doğru demeyi bilin.

    Balık yemi konusu belli ki bir teknik hata fakat olayın anafikrini değiştirmiyor. Amerika’da dünyaca ünlü bir balık yemi üreten kişi var. Hatta o yaşayan canlı böceklerin maketlerini yapmada o kadar başarılı ki, çoğu insan kendisine bir sanatçı gözüyle bakmakta.

    Sorulacak sorular şudur.

    Bu canlı bugün yaşıyor mu? EVET
    Görünüm olarak bu maketin bire bir aynısı mı? EVET
    Fosilleri bulunmuş mu? EVET
    Fosiller, maket ve yaşayan örnekler birbiririnin tamamen aynısı mı? EVET

    O zaman ben burada, evrimcilerin çoğu zaman yaptığı sahteciliğe benzer birşey göremiyorum.

    Evrimciler hayali çizimlerle yüzyıldan fazla zamandır insanları kandırırken oluyor da, bir canlının birebir aynısının maketini Harun Yahya kullanınca neden bu kadar heyecanlandınız?

    Sahte fosiller icad ettiniz, sahte çizimler yaptınız, ama bilim geliştikçe evrim teorisi kendiliğinden çöktü. Evrim teorisinin tesadüfü ilah edinen bir pagan dini olduğu ortaya çıktı.

  41. fuatogl diyor ki:

    sasha,
    2 sayfasina takilan yok. Kitap bastan sona sacmalik ile tika basa dolu, ciddiye alanin aklindan suphe edilir. Ayrica yayincilarin ciddiye alinmayacak halleri zaten onceden bilinen birsey, yeterince vaktimizi bosa harcadik Amerikan yaratilisci literaturun islami sosa burunmus hallerinden. Insanlar egleniyor, dalga geciyor, makara yapiyor. Balik yemi ise sergilenen bilimsel yaklasimi, titizligi(!), niyeti ve saklabanligi guzel bir sekilde ozetliyor – teknik hata filan degil.

    Sahte fosiller icad ettiniz, sahte çizimler yaptınız, ama bilim geliştikçe evrim teorisi kendiliğinden çöktü. Evrim teorisinin tesadüfü ilah edinen bir pagan dini olduğu ortaya çıktı.

    Evrim teorisinin modern bilim dunyasindaki konumunu idrak edemeyen kisinin ya algilamasinda ciddi bir sorun vardir, yada niyeti kuskuludur ve resmen insanlari yaniltma cabasindadir. Temelsiz iddia ve aptalca cumlelerinizle vaktimizi harcamayin lutfen.

  42. Da Vinci diyor ki:

    no_comment: Sen İngilizce biliyor musun, cidden merak ettim.

    Verdiğin linkteki cümle :

    “It is extremely improbable that proteins and nucleic acids, both of which are structurally complex, arose spontaneously in the same place at the same time. Yet it also seems impossible to have one without the other. And so, at first glance, one might have to conclude that life could never, in fact, have originated by chemical means.”

    Tekrar çeviriyim senin için: (hatta daha birebir)

    “Yapısal olarak kompleks olan proteinlerin ve nükleid asitlerin aynı anda aynı zamanda spontane olarak ortaya çıkmaları son derece ihtimal dışıdır. Ancak, biri olmadan diğerini elde etmek mümkün değildir. Ve bu yüzden, ilk bakışta, insan aslında hayatın kimyasal yollarla oluşmadığı sonucunu çıkarmak zorunda kalmaktadır.”

    Peki o paragraftan sonraki kısımları neden okumuyorsun? Bakalım devamında ne diyor Leslie Orgel:

    In the late 1960s Carl R. Woese of the University of Illinois, Francis Crick, then at the Medical Research Council in England, and I (working at the Salk Institute for Biological Studies in San Diego) independently suggested a way out of this difficulty. We proposed that RNA might well have come first and established what is now called the RNA world – a world in which RNA catalyzed all the reactions necessary for a precursor of life’s last common ancestor to survive and replicate. We also posited that RNA could subsequently have developed the ability to link amino acids together into proteins. This scenario could have occurred, we noted, if prebiotic RNA had two properties not evident today: a capacity to replicate without the help of proteins and an ability to catalyze every step of protein synthesis.

    There were a few reasons why we favored RNA over DNA as the originator of the genetic system, even though DNA is now the main repository of hereditary information. One consideration was that the ribonucleotides in RNA are more readily synthesized than are the deoxyribonucleotides in DNA. Moreover, it was easy to envision ways that DNA could evolve from RNA and then, being more stable, take over RNA’s role as the guardian of heredity. We suspected that RNA came before proteins in part because we had difficulty composing any scenario in which proteins could replicate in the absence of nucleic acids.

    During the past 10 years, a fair amount of evidence has lent credence to the idea that the hypothetical RNA world did exist and lead to the advent of life based on DNA, RNA and protein. Notably, in 1983 Thomas R. Cech of the University of Colorado at Boulder and, independently, Sidney Altman of Yale University discovered the first known ribozymes, enzymes made of RNA. Until then, proteins were thought to carry out all catalytic reactions in contemporary organisms. Indeed, the term “enzyme” is usually reserved for proteins. The first ribozymes identified could do little more than cut and join preexisting RNA. Nevertheless, the fact that they behaved like enzymes added weight to the notion that ancient RNA might also have been catalytic.

    İngilizce’yi sen çok iyi biliyorsun ya bir zahmet şu 3 paragrafı da çevir de Orgel’in çevirmiş olduğun bölümden sonra ne dediğini ve yazısını nasıl bitirdiğini herkes görsün. Var mısın?

Leave a Reply