BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Yaratılışçıların Evrim Eleştirilerindeki Mantıksal Çelişki ve Tutarsızlık

Yazar: Amatör filozof

Yaratılışçıların çoğunluğunun canlılar dünyası konusundaki görüşleri türlerin birbirinden bağımsız şekilde ani olarak yaratıldığı şeklindedir. Bunu kanıtlayabilmek amacıyla kullandıkları yöntemler genellikle evrim kuramının çürütülmesine yöneliktir. Evrim kuramının yanlışlığı kanıtlandığı taktirde yaratılışın doğrulanacağını varsaymaktadırlar. Bu amaç doğrultusundaki akıl yürütmelerde, evrimin temel kanıtlarından olan, türlerin birbirine olan yakınlığını gösteren, morfolojinin, protein dizilimlerinin ve genetik materyalin benzerliğinden doğan kanıtlar yaratılışçılarca geçersiz sayılmakta, bu tür benzerliklerin türler arasındaki akrabalıkları, birbirine benzer türlerin ortak ataya sahip olduğunu kanıtlayamayacağı ifade edilmektedir. Örneğin şempanze ile insanın yakın akraba olduğu, ortak ataya sahip oldukları yaratılışçılarca kabul edilmemektedir. Aslında bu düşünce tarzı iki ucu keskin bıçak gibidir. Bu tür kanıtların kabul edilmemesi, bumerang gibi geri dönerek, yaratılışçı görüşün en temel tezlerine zarar verebilir. Bunun nasıl olabileceği konusundaki kişisel düşüncelerimi aktarmak istiyorum:

Yaratılışçılığın ana tezi, klasik saat örneği üzerinden şu şekilde özetlenebilir:

  1. Saat, farklı parçaları olan ve bunların birbiriyle uyum içinde çalıştığı, belli bir fonksiyonu olan, kompleks mekanizmaya sahip, tasarım ürünü bir nesnedir.
  2. Saat kendi başına tesadüfen ortaya çıkmış olamaz, bir yapımcısı (tasarımcısı) vardır.
  3. Canlı varlıklar da, birbiriyle uyum halinde çalışan parçalardan oluşmuş, belli fonksiyonları olan, kompleks mekanizmaya sahip varlıklardır.
  4. O halde, nasıl saatin bir tasarımcısı varsa canlı varlıkların da bir tasarımcısı olmak zorundadır.

Bu noktada, canlıların değişken cansızların durağan olduğu, saatin nasıl yapıldığını gördüğümüzü, buna karşılık canlılığın ortaya çıkışını görmediğimizi, saati yapan tasarımcının insan olduğu, tasarımı önce beyninde oluşturduğu ve saatin maddesel bir süreçle ortaya çıktığını, canlıları varettiği öne sürülen tasarımcının ise maddesel bir beyne sahip olmayan saf bir bilinç olduğunu, bu durumun gözlem ve deneye aykırı olduğunu vb. karşıt görüşler öne sürerek canlıların saate benzetilmesinin geçersiz olduğunu savunabiliriz. Ancak ben bu yazıda bunu yapmayarak, bir an için yaratılışçıların ana tezlerinin doğru olduğunu, saatin canlı varlıklara yeterince benzediğini ve bu akıl yürütmenin mantıken kabul edilebileceğini varsayacağım. Bu kabul sonrasında da başka bir duruma aynı yöntemi uygulayacağım ve bunun sonuçlarını tartışacağım. Bu yöntemi uygulayacağım olgu insan ve şempanzenin birbiriyle akrabalığıdır. Ana tezimizi şu şekilde özetleyelim:

  1. Genetik yapısı birbirine en benzer olan insanlar birbiriyle akraba olanlardır.
  2. Diğer canlılar da insanlar gibi genetik yapıya sahiptir.
  3. Canlılar arasında genetik (ve morfolojik) açıdan insana en benzer olan şempanzedir. İnsan ve şempanzenin genleri arasındaki benzerlik % 99 oranındadır.
  4. O halde, insan ve şempanze akrabadır.

Görüldüğü gibi yaratılışçıların yaptığı tasarım çıkarımının yöntem olarak aynısı olan bir mantıksal çıkarımla insan ve şempanzenin akrabalığını kanıtlayabiliyoruz. Üstelik bizim çıkarımımızda benzerlik çok daha kuvvetli. Tasarım çıkarımında saat canlı varlığa benzetilirken, akrabalık çıkarımında şempanze insana benzetiliyor. Şempanzenin insana benzerliği- kesinlikle- saatin canlı bir varlığa benzerliğinden daha fazladır. Peki insanlar için akraba ne demek, kimlere akraba diyoruz, kısa ve öz bir cevap şudur. Yakın bir ortak ataya sahip olan insanlar akrabadır. Yukarıdaki akıl yürütmeyle şempanze ile insanın akraba olduğunu kanıtladığımıza göre, bunun sonucu olarak insan ve şempanzenin ortak bir atası vardır diyebiliriz. Şayet bu mantıksal çıkarım kabul edilemez olarak görülürse, yaratılışçıların tasarım çıkarımı ondan çok daha fazla oranda kabul edilemez olmalıdır.

Sonuç olarak, yaratılışçıların temel mantığı kullanıldığında canlılar arasındaki akrabalığın ve evrimin de kabul edilmesi mantıksal açıdan gereklidir. Bu nedenle türlerin birbirinden bağımsız şekilde ve ani olarak yaratıldığı görüşü mantıksal olarak tutarlı şekilde savunulamaz. Yaratılışçı görüş açısından en tutarlı yaklaşım, evrimi geçek bir olgu olarak kabul etmek, ancak evrimi Tanrı’ nın yönlendirdiğini savunmak, evrimin canlılar dünyası için Tanrı’ nın koyduğu bir kanun olduğunu benimsemektir. Sanıyorum Katolik kilisesi ve akıllı tasarımcıların yönlendirilmiş evrim grubu da bu gerçeği gördüğünden artık evrim kuramına direk olarak karşı çıkmaktan vazgeçmişlerdir. Darısı Müslümanlar ve Evangelistlerin başına…

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 10823, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

28 Comments

  1. K.D. diyor ki:

    Evangelistler Amerikada 150 yildan bu yana hic sasmadan bu Anti Evrimci propagandayi buyuk bir azimle yapiyor olmalilar ilkin. Bunun en derin/kritik sebeplerinden biri de,
    onlara gore Insanlarin en basta bir anda her turlu evrimden uzak/ari olarak mukemmel “Tanri Suretinde” ve Isanin da bunun ardindan bu Tanrisal insanlardan tureme mukemmel bir “Tanri Tecellisi” olarak bu dunyaya gelmis olduguna inanmis olmalari (Tekvin 1/27 & Yuhanna 1/14) sebebiyle olmalidir, temelde. Dolayisiyla, simdi “Evrimsel Yaratilis” fikrinin bu en merkez ve onlara gore asla vazgecilmez evangelist Hiristiyan doktrinini temelden sarsabilecegini dusunuyor olmalilar, evvela.

    bu linkte ozellikle 5. maddeye bakiniz, lutfen.
    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c015.html

    Bunun ardindan, bu evangelistler
    aslinda Evren ve Dunya 6000 yasinda, ama Tanri ateistlerin/agnostiklerin onu 14 milyar yasinda imis gibi gorup yanilarak ve boylelikle Incili inkar edip cehennemi boylamalari icin onlara boyle gosteriyor!

    veya bulunan Canlilarin/Insanlarin fosilleri en gec 6000 yillik
    ama Tanri ateistlerin/agnostiklerin bunlari –tek hucrelilerden cok hucrelilere dogru– uzun zamanlar icinde sanki evrilerek gelmis gibi gorup yanilarak ve boylelikle Incildeki yaratilis hikayesini inkar edip cehennemi boylamalari icin onlara boyle gosteriyor!

    diye dusunebilen “pek kuvvetli evanjelik imanli” sahislarla da dolu olmali. (Bunlarin orani hic de az degil Amerikada; hatta son ciddi anketlerde Tanrinin dunyayi ve insanlari en fazla son 10.000 yil icinde yarattigina inananlarin orani %40lar civarinda cikmis olmali bunlarin arasinda.)

    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c012.html

    Bunlar ayni zamanda su an Evrim kuraminin kuresel capta –evanjelik bilim adamlari ve neferleri tarafindan– tamamen yikilmasinin ardindan nihayet Isanin artik “Tanri Tecellisi” olarak bu Tanrisal insanlarin arasina tekrar inip Dunya Egemenligini tesis edeceklerine (Cumhuriyetciler/Bush politikalari bunun buyuk bir habercisi/mujdecisi olarak goruluyordu bunlar tarafindan; ve Amerikadaki bir dahaki secime dort gozle bekliyor olmalilar Bushun mustakbel Cumhuriyetci halefini, bu baglamda!) inanmis olmalari sebebiyle olmalidir, temelde.

    Dolayisiyla, bu tip Evangelistlerin “evrimsel yaratilis” fikrine sicak bakabilmelerini beklemek pek mumkun olamaz, herhalde. Bunlara evrimsel acidan ne tur delil gosterilirse gosterilsin, bir kilif bulup direk reddetmislerdir/reddederler.
    Ancak son zamanda, ilkin bunlarin yaninda olup daha sonra Evrime ve ortak atadan gelmeye dair bariz genetik deliller gordugunu beyan ettikten sonra, artik acikca Evrimi ve bu ortak atadan turemeyi vs. temelde ve bircok yonleriyle kabul edebilen Akilli Tasarimci unlu prof. Michael Beheye karsi dahi bu fanatik Anti Evrimci Evangelistlerin nasil buyuk bir hazimsizlik icinde olabildiklerini yine asagidaki linkte gorebiliriz:

    https://www.apologeticspress.org/articles/print/3805

    Islam Dunyasi icindeyse, bu Evrim konusu ozellikle Amerikadaki Cumhuriyetci/Bush iktidari zamaninda ve onun Orta Dogu Projesi altinda epeyce ivme kazandirilmis olmalidir ilkin, herhalde.
    Cunki onlara gore “Tanri Tecellisi” Isa yakinda dunyaya dondugu zaman oncelikle tum Muslumanlarin da ona bas egip tapmalari gerekecektir! Ancak elbette bu Islam dinine gore acik bir kufur oldugu icin (Maide 17), bunu ancak dolayli yoldan ve mumkun oldugunca “hissettirmeden” ilkin yapmalari gerekecektir, herhalde. Bunun icin de once Islam Dunyasi icinde sahte bir Mehdi/Mehdiler cikarip onu/onlari ozellikle ateizme & agnostisizme vs. karsi savasan buyuk bir Din Kahramani/Kahramanlari olarak gizlice lanse ve finanse ettirdikten sonra, bir yandan da onun/onlarin eliyle

    Allah aslinda heryerdedir, Allah bana sahdamarimdan yakindir, oyleyse Allah (kendisine hulul etmis vaziyette) bendedir!

    bilindik eski (Islam dininde Deccaliyet simgesi olarak anilan) formuluyle Insanin bu baglamda “Allah Tecellisi” olabilecegi fikrine isindirmak, ve sonra yavas yavas bekledikleri Isanin da boyle bir “Tanri Tecellisi” oldugu ve kayitsiz sartsiz biat edilmesi gerektigi inancini asilamak olacak olmalidir, herhalde.
    Elbette tum bu tip Evangelist gizli kuresel ideoloji ve acendalarindan gerektigi gibi haberdar olabilen bircok saygin Musluman Din adamlari –yurtta ve dunyada– halihazirda bu konuda epeyce duyarli/dikkatli olmalidirlar, bu baglamda. Esenlikle kaliniz.

    http://www.kitaphayat.com/Kitap/201279/islam_Da_Evrimci_Yaratilis_Teorisi

    http://www.tumgazeteler.com/?a=4822837

    http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

    https://www2.xlibris.com/bookstore/bookdisplay.aspx?bookid=23295

  2. warhorse diyor ki:

    Yaratılışçılığın ana tezi, klasik saat örneği üzerinden şu şekilde özetlenebilir: diyerek anlatmışsın.Orada anlatılmak istenen hiç bir şeyin yaratıcısız olamayacağı ve herşeyin bir yaratıcı sayesinde var olabileceğini kanıtlamak amacıyla verilmiş bir örnek.Senin verdiğin örnek ise evrim teorisini kanıtlamak için anlatılan bir düşünce.İki ayrı konu hakkında nasıl ortak bir yan buldun anlamıyorum.

    ”Yaratılışçıların çoğunluğunun canlılar dünyası konusundaki görüşleri türlerin birbirinden bağımsız şekilde ani olarak yaratıldığı şeklindedir. Bunu kanıtlayabilmek amacıyla kullandıkları yöntemler genellikle evrim kuramının çürütülmesine yöneliktir. Evrim kuramının yanlışlığı kanıtlandığı taktirde yaratılışın doğrulanacağını varsaymaktadırlar”
    demişsin
    Ben hiç kimsenin ”evrim yoktur,o halde herşey aniden oluştu” gibi bir fikre sahip olduğunu düşünmüyorum.Bu konuda gayet mantıklı açıklamalar var.
    Birde şu açıdan düşünelim.Bir an için her canlının evrimle ortaya çıktığını varsayalım.Şempanzeler nasıl oluştu?Hadi onlarında bir atası var peki o atası nasıl oluştu?diyelim ki onunda evrimsel süreç sonucu bir atadan geldiğini varsayalım peki onun atası nasıl meydana geldi?Görüldüğü gibi olay çıkmaza giriyor.

    ”Bu noktada, canlıların değişken cansızların durağan olduğu, saatin nasıl yapıldığını gördüğümüzü, buna karşılık canlılığın ortaya çıkışını görmediğimizi, saati yapan tasarımcının insan olduğu, tasarımı önce beyninde oluşturduğu ve saatin maddesel bir süreçle ortaya çıktığını, canlıları varettiği öne sürülen tasarımcının ise maddesel bir beyne sahip olmayan saf bir bilinç olduğunu, bu durumun gözlem ve deneye aykırı olduğunu vb. karşıt görüşler öne sürerek canlıların saate benzetilmesinin geçersiz olduğunu savunabiliriz”
    demişsin
    Peki şempanzelerin insana dönüşmesi gözlem ve deneyle tamamen örtüşüyormu?
    Saat cansızdır ama şempanze canlı.”O halde insanın atası şempanzedir” demek ve bunu bilim,akıl ve mantıkla açıklamak ne denli mümkündür bunu anlatırmısın?

    ”Yaratılışçı görüş açısından en tutarlı yaklaşım, evrimi geçek bir olgu olarak kabul etmek, ancak evrimi Tanrı’ nın yönlendirdiğini savunmak, evrimin canlılar dünyası için Tanrı’ nın koyduğu bir kanun olduğunu benimsemektir”
    demişsin
    Kafandaki Tanrı(yaratıcı) profilini gerçekten merak ediyorum?Eğer bu kabul edilebilir olsaydı gerçekten bütün herşey çözülmüş olacaktı.
    Bunu kabul eden bir Müslüman,Hıristiyan yada her kimse, Tanrının sıfatlarını reddetmesi gerekecektir.Çünkü inancın ana mantığı Tanrının varlığını, O’nun tüm sıfatları ile birlikte kabul etmesini gerektirir.
    Tanrı(Allah) sonsuz kudret sahibidir.
    İnnemâ emruhû izâ erâde şey’en en yekûle lehu kun fe yekûn(yekûnu). diye ifade edilir yüce Kur-an da.
    Yani;

    *İmam İskender Ali Mihr : O (Allah), bir şey irade ettiği (dilediği) zaman O’nun emri, sadece ona: “Ol!” demektir. O, hemen olur.
    *Diyanet İşleri : Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri o şeye ancak “Ol!” demektir. O da hemen oluverir.
    *Abdulbaki Gölpınarlı : Emri, bir şeyin yaratılmasına taalluk eder, birşeyi yaratmayı dilerse ona ol der, hemen oluverir.
    *Adem Uğur : Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı “Ol” demekten ibarettir. Hemen oluverir.
    *Ali Bulaç : Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri yalnızca: “Ol” demesidir; o da hemen oluverir.
    *Ali Fikri Yavuz : Allah’ın şanı, bir şeyin olmasını dilediği zaman, ona sadece “ol” demektir; o oluverir.
    *Bekir Sadak : Bir seyi diledigi zaman, O’nun buyrugu sadece, o seye «Ol» demektir hemen olur.
    *Celal Yıldırım : O, bir şeyi (var kılmayı) dileyince, O’nun emri sadece «ol!» demesidir, o şey hemen oluverir.
    *Diyanet İşleri (eski) : Bir şeyi dilediği zaman, O’nun buyruğu sadece, o şeye ‘Ol’ demektir, hemen olur.
    *Diyanet Vakfi : Bir şey yaratmak istediği zaman Onun yaptığı «Ol» demekten ibarettir. Hemen oluverir.
    *Edip Yüksel : Bir şeyi dilediği zaman, ona sadece ‘Ol!’ der ve o da hemen oluverir.
    *Elmalılı Hamdi Yazır : Onun emri bir şeyi murad edince ona sâde ol demektir, o oluverir
    *Elmalılı (sadeleştirilmiş) : O’nun emri, birşeyi dileyince ona sadece «Ol!» demektir. O da oluverir.
    *Elmalılı (sadeleştirilmiş – 2) : O’nun emri, bir şeyi dileyince ona sadece «Ol!» demektir. O da hemen oluverir.
    *Fizilal-il Kuran : Bir şey dilediği zaman. O’nun buyruğu sadece, o şeye «Ol» demektir, hemen olur.
    *Gültekin Onan : Bir şeyi dilediği zaman O’nun buyruğu yalnızca “ol” demesidir; o da hemen oluverir.
    *Hasan Basri Çantay : Onun emri, bir şey’i dilediği zaman, ona ancak «Ol» demesinden ibâretdir. O da oluverir.
    *İbni Kesir : Bir şeyi murad ettiği zaman, O’nun emri sadece ona; ol, demektir. O da oluverir.
    *Muhammed Esed : O, Tek’tir, Biricik’tir, öyle ki bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “Ol!” der; ve o (şey hemen) oluverir.
    *Ömer Nasuhi Bilmen : O’nun emri, bir şeyi murad ettiği zaman ancak ona «Ol!» demesidir ki, o da hemen oluverir.
    *Şaban Piriş : Bir şey istediği zaman, O’nun tek yaptığı sadece: -Ol! demekten ibarettir. O da hemen oluverir.
    *Suat Yıldırım : Bir şeyi dilediğinde O’nun buyruğu, sadece “Ol!” demektir, hemen oluverir…
    *Süleyman Ateş : O’nun işi, bir şeyi(n olmasını) istedi mi ona, sadece “ol!” demektir, hemen oluverir.
    *Tefhim-ul Kuran : Bir şeyi dilediği zaman, O’nun emri, ona yalnızca: «Ol» demesidir; o da hemen oluverir.
    *Ümit Şimşek : Birşeyin olmasını dilediğinde, Onun işi ‘Ol’ demekten ibarettir; o da oluverir.
    *Yaşar Nuri Öztürk : O birşeyi istediğinde, buyruğu sadece şunu söylemektir: “Ol!” Artık o, oluverir.

    ”Sanıyorum Katolik kilisesi ve akıllı tasarımcıların yönlendirilmiş evrim grubu da bu gerçeği gördüğünden artık evrim kuramına direk olarak karşı çıkmaktan vazgeçmişlerdir. Darısı Müslümanlar ve Evangelistlerin başına…”demişsin.

    Buradan da anlaşılacağı gibi sen bir müslümandan dinini inkar etmesini ve Kitabını yalanlamasını istiyosun.Tamamen araştırmadan uzak ve laf olsun diye yazdığını düşündüğüm bir yazı.tebrik ederim!!!

  3. amatör filozof diyor ki:

    warhorse,
    Yazdığınız yorumdan konuyu tam olarak anlatamadığım anlaşılıyor, açık ve net olarak yazdığımı düşünüyorum ama anlaşılan yeterli olmamış, her okuyanın anlayabilmesi için keşke daha açık ve anlaşılır olarak yazsaymışım.

    “Yaratılışçılığın ana tezi, klasik saat örneği üzerinden şu şekilde özetlenebilir: diyerek anlatmışsın.Orada anlatılmak istenen hiç bir şeyin yaratıcısız olamayacağı ve herşeyin bir yaratıcı sayesinde var olabileceğini kanıtlamak amacıyla verilmiş bir örnek.Senin verdiğin örnek ise evrim teorisini kanıtlamak için anlatılan bir düşünce.İki ayrı konu hakkında nasıl ortak bir yan buldun anlamıyorum.” demişsiniz.
    Burada benzer olan nokta yaratıcının yaratma eylemi ile evrim düşüncesi değil. Benzer-hatta aynı- olan nokta her iki olayda da kullanılan mantıksal kanıtlama yöntemidir. Olayların benzerliğinden değil, kanıtlama yönteminin benzerliğinden bahsediyorum. Tasarımı ispat etmek için kullanılan mantıksal yol ile evrimsel akrabalığı ispat etmek için kullanılan mantıksal yol aynı, sadece cümlelerin içindeki kelimeler yer değiştiriyor.

    “Peki şempanzelerin insana dönüşmesi gözlem ve deneyle tamamen örtüşüyormu?
    Saat cansızdır ama şempanze canlı.”O halde insanın atası şempanzedir” demek ve bunu bilim,akıl ve mantıkla açıklamak ne denli mümkündür bunu anlatırmısın?” demişsiniz
    Tabi ki kimse insanın atası şempanzedir, şempanze insana dönüşmüştür demiyor, ben de demiyorum, bunu da nereden çıkardınız? Söylediğimiz şey insanla şempanzenin ortak bir ataları olduğu, akraba türler olduklarıdır. Bununla ilgili pek çok kanıt var, ama benim burada esas üzerinde durduğum nokta yaratılışçıların tasarım kanıtındaki ile aynı olan bir mantık yürütmeyle insan ve şempanzenin akraba olduğunun kanıtlanabilmesidir.
    “sen bir müslümandan dinini inkar etmesini ve Kitabını yalanlamasını istiyosun.Tamamen araştırmadan uzak ve laf olsun diye yazdığını düşündüğüm bir yazı.tebrik ederim!!!” demişsiniz.
    Yazının hiç bir yerinde müslümanların dinini inkar etmesi söylenmiyor, şayet evrim teorisinin kabulü müslümanlıktan çıkmaktır diye düşünüyorsanız, herhalde biliyorsunuzdur, evrim teorisini kabul eden, Kuran’ a aykırı olmadığını düşünen bir çok müslüman var. Yazı laf olsun diye yazılmış değildir, çok önemli bir mantıksal tutarsızlığı aydınlatma amacına yöneliktir. Bunu görebilmenizi ve üzerinde düşünebilmenizi dilerim.

  4. Punisher Phd. diyor ki:

    Yazıda açık hata yada kasti yapıldıysa çarpıtmalar var.

    İlk önce fenotip meselesinden başlamak gerekli. Paley bir fenotip çıkarımı değil form-fuction benzetmesi yapmış.Bugün proteinlerin asli görevlerinide bu gibi çıkarımlarla ortaya çıkarıyoruz.Oysa sizin şempanze-insan benzetmeniz doğrudan genotip-fenotip benzetmesi.Paley’in yaptığı analoji ile karşılaştırmak abes-i iştigal. Genotip fenotipi müjdeler iddiasıda yok olduğuna göre.Burada yapılan karşılaştırma hatalıdır.

    Paley analojisinin neyi ifade ettiğine gelince, saat o devirde yapılabilecek en rasyonel örneklemedir.Çünkü elde elektron mikroskobu yoktur. William Paley zamanı için, gözlemden yola çıkarak yapılabilecek en iyi analojiyi kurmuş.

    Bugün en güncel biyolojik literatürü zahmet olup incelerseniz, biyolojide artık makineler devrine girdiğimizi anlayabilirsiniz. Hücre içersindeki tüm işlevlerin açıklaması ancak bu şekilde yapılabiliyor.Birbiriyle uyumlu makinelerin oluşturduğu hayat fabrikası.Hatta DNA ve hücre incelendikce bunlardaki nano-teknoloji bizleri hayran bırakıyor, esin kaynağı oluyor. Eğer bunlar olmasaydı, Paley’in sözlerinin artık hükmünün kalmadığını söyleyebilirdik,oysa giderek daha güçleniyor.

    İkinci hata ise, % 99 oranında benzerlik iddiası. Bunu hala dillendiren darwincilerin olması anormal. Yine biraz literatür araştırmasıyla bununda geçmişe ait bir söylem olduğunu kolayca görebilirsiniz. Hem oran olarak hatalı, hemde başta bahsettiğim genotip fenotip farklılığı meselesi yüzünden anlamsız.

    Akıllıtasarım hareketi henüz bilim filan değil. Darwinizm’de bilimsel kriterler ele alındığında bilim değildir, ama belli açılardan iyi işleyen bir teoridir. Darwinizm belli olguları açıklamakta, uzun zamandır en iyi açıklama olmayı sürdürmüştür. Artık Darwinizm’de miyadının dolduğunu görüyoruz.Bilim budur yeni söylemler her zaman gereklidir. Tasarımcıların söylemi giderek daha kuvvetleniyor. Dini söylem dışında ilerleyen tasarımcıların ciddiye alınması gerekli.Darwinizm ve akıllıtasarım arasında bir tür evlilik gerçekleşecek zannediyorum eninde sonunda. Bundan bilim faydalanır ama felsefelerini Darwinizme dayayanlar için kötü bir haber bu.

    Makalenin başlığındaki tutarsızlıklar gerek yaratılışcıların gerekse darwincilerin ortak olduğu yegane nokta sanırım. Düşmanlar zamanla birbirine benzermiş.Gerçeği kimin gördüğü meselesi ise bu kadar kolay karar verilebilecek bir son değil. Agnostiklerin biraz daha şanslı olduğunu düşünüyorum. Hiç değilse mantıksal objektiflik bakımından.

    Kısaca ,yazı kusura bakmayın boşlukta sallanıyor. Bu kolaycılıkla ne bilim ne felsefe yapılır.

  5. warhorse diyor ki:

    Asıl düşündüğüm konu yazdıklarınızla anlatmak istedikleriniz aynı mı?
    Tabi ki yazınızın hiç biyerinde Müslümanlar dinini inkar etsin diye direk olarak söylemiyosunuz.
    söyledikleriniz aynen şu;”Sonuç olarak, yaratılışçıların temel mantığı kullanıldığında canlılar arasındaki akrabalığın ve evrimin de kabul edilmesi mantıksal açıdan gereklidir. Bu nedenle türlerin birbirinden bağımsız şekilde ve ani olarak yaratıldığı görüşü mantıksal olarak tutarlı şekilde savunulamaz. Yaratılışçı görüş açısından en tutarlı yaklaşım, evrimi geçek bir olgu olarak kabul etmek, ancak evrimi Tanrı’nın yönlendirdiğini savunmak, evrimin canlılar dünyası için Tanrı’ nın koyduğu bir kanun olduğunu benimsemektir. Sanıyorum Katolik kilisesi ve akıllı tasarımcıların yönlendirilmiş evrim grubu da bu gerçeği gördüğünden artık evrim kuramına direk olarak karşı çıkmaktan vazgeçmişlerdir. Darısı Müslümanlar ve Evangelistlerin başına…”
    Özellikle şu noktaya dikkat çekmek istiyorum.
    ”…ve ani olarak yaratıldığı görüşü mantıksal olarak tutarlı şekilde savunulamaz. ”
    Bende bunun için yazımda Kur-an’ı referans almıştım.
    Eğer siz şimdi bunu inkar etmemi isterseniz Kur-an ı yalanlamış olurum ve bildiğiniz üzere dinden çıkmış olurum. Sizin, beklide farkında olmadan, açıkça söyledikleriniz bunlar.
    Aniden(yoktan var olma) konusunda birbirimizden tamamen ayrı düşünüyoruz.
    Yine yazınızda dediğiniz gibi ”…herhalde biliyorsunuzdur, evrim teorisini kabul eden, Kuran’ a aykırı olmadığını düşünen birçok Müslüman var.”
    Eğer bu tür konulara bakarak biz evrimi kabul edeceksek, zamanında evrime inanıp hatta deneylerinde bulunan ve sonrada bunun yanlış olduğunu düşünen, böyle bir şeyin kabul edilemeyeceğini düşünen insanlar var.Buna bakacak olursak evriminde yalanlanması gerektiğini söyleyebiliriz.
    Yine yazınızda söylediğiniz bir cümle;”Tabi ki kimse insanın atası şempanzedir, şempanze insana dönüşmüştür demiyor, ben de demiyorum, bunu da nereden çıkardınız?”
    Zaten bunca araştırmalar, yazılar,bunun için yapılmıyor mu.Her kes bunun gerçek olup olmadığını araştırmıyor mu?Ne demek kimse bunu savunmuyor.

  6. amatör filozof diyor ki:

    warhorse,
    Sanıyorum evrim teorisi ile ilgili hiç bir temel bilginiz yok. Herhalde bu konuda tamamen evrim karşıtı kaynaklardan bilgi almışsınız. Biraz da ciddi bilimsel kaynakları açıp okumanızı dilerim. Tekrar söylüyorum: evrim teorisine göre şempanze insanın atası değildir, şempanze ve insan ortak ataya sahiptir, bunlar birbirinden farklı şeyler.
    Ben size “diğer müslümanlar evrimi kabul ediyor siz de edin” demiyorum, evrim teorisi bu şekilde kanıtlanmaz, bu yazının amacı da evrimi kanıtlamak değil zaten, evrimin temel kanıtlarıyla ilgili başka kaynaklarda ve bu sitede yeterli bilgi bulabilirsiniz. Evrimi kabul edenlerin müslümanlıktan çıkmaları gerektiği düşüncenizi abartılı buldum, ancak herhalde siz Kuran’ a dayanarak evrimi kabul edenin müslüman olamayacağını düşünüyorsunuz, buna da saygım var, herkesin görüşü kendine aittir.
    Yazının ana konusunu tekrar belirteyim: saat benzetmesini yaratıcının varlığını kanıtlayan geçerli bir benzetme olarak alırsak, buna eşdeğer bir diğer benzetme üzerinden giderek insanla şempanzenin akraba olduğunu da kabul etmemiz gerekir. İşte bu durumda türlerin birbirinden bağımsız olarak yaratıldığını varsayamayız, evrim olduğunu kabul etmemiz gerekir. Akrabalık benzetmesinin geçersiz olduğunu düşünen bir kişi de niye bunu geçersiz kabul edip de saat benzetmesini geçerli kabul ettiğini mantıksal tutarlılıkla açıklayamaz. Umarım ana konuyu yeterince açıklayabilmişimdir.

  7. warhorse diyor ki:

    Benim konu hakkındaki bilgilerimi sınamaya çalışmaktan ileri gitmiyosunuz.
    Sizin dediğiniz şekilde evrimi kabul etmenin dine aykırı olduğunu düşünüyorum ve bunu da bir önceki yazımda gayet net açıkladım.Üstelik hiçbir karşıt kaynaktan bilgi almadım.Sadece Kur-an’ı referans olarak aldım.
    Hile (aldatma) bazen bilinçsiz olur, ama her zaman değil, çünkü bazı insanlar, tarafgirlikleri nedeniyle, amaçlı olarak gerçeği görmezden gelirler ve inançlarının yetersizliğini ve yanlışlığını kabul etmeyi reddederler.
    Bir konu hakkında çözüm bulmak zordur ama çözümü inkar etmek kolaydır.doğru yada yanlış bir şekilde inkar edilir.işte sizin uğraşınız tüm bu kanıtlara göz kulak kapayıp yine de bildiğiniz davadan şaşmamanızdır.
    Gerçekten tebrik ediyorum tam bir dava insanısınız ama yanlış davanın insanı.Saygı duyuyorum
    Birbirimizi anlamakta güçlük çekiyoruz daha fazla uzatmaya gerek yok.Ne ben sizin anlattıklarınızı anlıyacağım nede siz benim söylediklerimi kabul edeceksiniz.iyi çalışmalar

  8. amatör filozof diyor ki:

    Görüş ve inanç farklılıkları önemli değil, mühim olan karşılıklı saygı, hoşgörü ve diyalog ortamını koruyabilmektir. Esenlikler dileğiyle.

  9. fuatogl diyor ki:

    @warhorse;
    Yazarin niyeti, yada sizin yorumunuza gore neyin kabul edilmesi neye aykiridir gibi yazinin konusundan farkli konulara agirlik veriyorsunuz. Fakat yazinin ana tezi ile hic ilgilenmiyorsunuz.

    Yazarimiz sunu demis:

    saat benzetmesini yaratıcının varlığını kanıtlayan geçerli bir benzetme olarak alırsak, buna eşdeğer bir diğer benzetme üzerinden giderek insanla şempanzenin akraba olduğunu da kabul etmemiz gerekir.

    ve neden boyle bir sonuca vardigini anlatmis. Buna neden cevap vermeye calismiyorsunuz?

  10. warhorse diyor ki:

    bende yazarın kendi yazısındaki çelişkilerden bahsedip neden bazı şeylerin olamayacağından bahsettim.Yazının son paragrafı yazarın fikrini gayet eçık ortaya koyuyor.ben genel olarak bu konuyla ilgilendim.
    özellikle son paragrafta bikaç cümle üzerinde durdum.bunların Kur-an la nasıl çeliştiğini göstermeye çalıştım.Allah’a inanan bir insanın neden yazarın bu görüşlerine bakarak evrim görüşüne katılamayacağını yazdım.

  11. ra diyor ki:

    warhouse;

    Allahın bir şeyi yaratmak istediği zaman ol demesi yeterlidir islam inancına göre burası tamam.ama bu bir süreç içinde olustuğu dusunulen evrimi reddetmeni gerektirmez.zaman sadece bizim için geçerli tanrı için değil.

    aynı şekilde birisi de çıkar big bang e karşı çıkar.çünkü 14 milyar yıl önce olmus bu patlama.ve şu an üzerinde yaşadığımız dünya da belli bir süreçten ve süreden sonra olusmus.ama bir müslümanın inancına göre bu Allahın yaratıcı olmadoğı anlamına gelmemeli.

  12. Scientific Turkey diyor ki:

    fuatogl,

    “saat benzetmesini yaratıcının varlığını kanıtlayan geçerli bir benzetme olarak alırsak, buna eşdeğer bir diğer benzetme üzerinden giderek insanla şempanzenin akraba olduğunu da kabul etmemiz gerekir.”

    saate uyguladığınız senaryonun aynısını şempanze ile insana uyarlarsan; elde edeceğin sonuç “insanı şempanze yaptı” olur, “evrim yaptı” olmaz.

    bir de sitedeki herkesi hayal mahsülü ya da çalıntı haberler yapmakla suçlarken; blindwatchmaker dan, “alıntı” olduğu belirtilmeden takılıyorsunuz ama “hop” diyen yok.

    Aynı dürüstlüğü birbirinize de gösterin.

  13. Fuat diyor ki:

    @Scientific Turkey;
    Ne demek istedigini anlamadim? Ben birisine calinti yapti diyorsam, mutlaka kanitlarini da gosteriyorumdur. Ben nerede calinti yapmisim, bi aciklarmisin lutfen? Yorumum mu calinti? Yoksa Amator Filozufun argumani mi calinti? Eger ikincisi ise iddianiz; Arguman calinti olur mu, eger savunuyorsan? Sizin gibi copy paste eden mi var yoksa?

  14. fuatogl diyor ki:

    @Scientific Turkey;
    Ne demek istedigini anlamadim? Ben birisine calinti yapti diyorsam, mutlaka kanitlarini da gosteriyorumdur. Ben nerede calinti yapmisim, bi aciklarmisin lutfen? Yorumum mu calinti!? Yoksa Amator Filozufun argumani mi calinti? Eger ikincisi ise iddianiz; Arguman calinti olur mu, eger savunuyorsan? Sizin gibi copy paste eden mi var yoksa?

  15. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın fuat bey,

    Benim yazılarımın altına da yorum yazdığınız için, IP adresiniz görünüyor. Eğer telifi elimde olan bir konu hakkında, ısrarla ithamda bulunmaya devam ederseniz, hakkınızda hakaret ve asılsız suçlama gerekçesiyle yasal yollara başvurmak zorunda kalacağımı belirtmek isterim.

    Umarım böyle bir durum gerçekleşmez. Nitekim, sitenin yazarları arasında bu tarz bir atışma hiç hoş durmayacaktır.

    Size iyi yazılar ve iyi günler dilerim.

    Saygı gösterip anlayışla karşılayacağınızı ümid ederim.

    Saygılarımla

  16. TJ diyor ki:

    konuk yazara bir noktayı hatırlatmak gerek

    Evrimcilerin kendi teorilerinin içindeki mantıksal çelişki ve tutarsızlık, Yaratılışçıların evrim eleştirilerinden çok daha fazla.

    Yıllardır, malzemeyi Yaratılışçılara verdiniz. Herşeyi evrimle açıklamaya uğraştığınız için, bir çok yerde tıkandınız.

    Bunlar, daha sonra size karşı kullanılınca da size acınmasını mı bekliyorsunuz?

    Kim yanlış yapıyor? Malzemeyi karşı tarafa veren mi? Malzemeyi kullanan mı?

    Siz önce malzeme vermeyin. Verirseniz, karşınıza getirip gözününüzün önüne koyarlar.

  17. amatör filozof diyor ki:

    Vakit elverdiğince kısa kısa bazı konulara değinmek istiyorum.

    “Paley bir fenotip çıkarımı değil form-fuction benzetmesi yapmış.Bugün proteinlerin asli görevlerinide bu gibi çıkarımlarla ortaya çıkarıyoruz.Oysa sizin şempanze-insan benzetmeniz doğrudan genotip-fenotip benzetmesi.Paley’in yaptığı analoji ile karşılaştırmak abes-i iştigal.” denilmiş.

    Tabi ki Paley’ in çıkarımı ile şempanze-insan akrabalığı çıkarımı bire bir aynı olmak zorunda değil. Burada önemli olan nokta nelerin birbirine benzetildiği değildir. Yöntemi tartışıyoruz. Analojinin bir mantıksal sonuç çıkarma mekanizması olarak kullanılacağını düşünüyorsanız- ki saat örneğini kabul ettiğinize göre düşünüyorsunuz- başkalarının da bu yöntemi kullanmasına itiraz edemezsiniz. İtirazınız ancak şöyle olabilir: Tamam analojiyi yöntem olarak kabul ediyoruz, ancak insana en çok benzeyen canlı maymun değildir. Fakat bu durumda da başka canlıların insana maymundan çok benzediğini kanıtlamanız gerekir. Kaldı ki insana hem genotip hem de fenotip bakımından en çok benzeyen canlının maymun olduğu bilimsel bir gerçektir. Benzerlik oranı biraz daha düşük olsa da farketmez ancak bu oran da bilimsel kaynaklarda hemen hemen % 99’ dur.

    “tam bir dava insanısınız ama yanlış davanın insanı” denilmiş.

    Ben bir dava insanı falan değilim. Hobi olarak felsefe ile ilgilenen, evrim teorisine de özel bir ilgi duyan, bilimsel gerçeklerin çarpıtılmasına üzülen ve bu konuda karınca kararınca bir şeyler yapmak gereği duyan, ancak bunlarla uğraşmanın gereğinden fazla vakit aldığını ve bir işe de yaramadığını üzülerek gören sade bir vatandaşım. Ancak eleştiri yönelttiğimiz görüşlerin bu sitedeki sahiplerinin çoğunun hakikaten birer dava insanı olduğunu düşünüyorum.

    “blindwatchmaker” dan alıntı iması yapılmış.

    Şayet benim yazımla ilgiliyse kesinlikle yanlıştır. Yazı tamamen orijinaldir. Saat benzetmesi zaten herkesin bildiği ve her yerde kullanılan bir benzetmedir, bunun için kör saatçi kaynak değildir. Kaldı ki herhangi bir kaynaktan faydalansam mutlaka referans listesi koyarım. Alıntı, kopya vb diyebilmek için cümlelerin büyük ölçüde benzer olarak yazılmış olması gerekir.

  18. warhorse diyor ki:

    Sayın amatör filozof;
    Sorabilirmiyim acaba hangi bilimsel gerçeklik bunlar?
    150 yıldır somut bir gerçeklik ve kanıt sunamayan bir ideolojiyi savunmak mı?Bilimi ,sadece evrimi kanıtlamak için bir araç olarak kullanmak ve ortaya atılan en ufak bilimsel gerçeği bile ”işte bu evrimin kanıtıdır” diyebilmek ne denli bilimseldir orayı aziz fikirlerinize bırakıyorum.
    Bütün kanlı ideolojilere köken teşkil eden ve bu ideolojilerin kendilerini haklı çıkartmak için kullandığı bir ideolojiyle mi kanıtlıyorsunuz çarpıtılmış bilimsel gerçeklikleri?

  19. K.D. diyor ki:

    WarHorse arkadas,

    asagidaki linke girip oradaki (ozellikle 1 temmuz tarihinden baslayan) Big bang ve Evrim hakkindaki yazismalari okursaniz, umarim bu konulardaki genel perspektiflerinize bazi onemli katkilarda bulunabilirler.

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=643#comments

    Esenlikle kaliniz.

  20. warhorse diyor ki:

    Sayın K.D.

    Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim.

    Yazılan yazılar genelde hep aynı.Evanjelik Hıristiyanlar,evrimsel yaratılışçılar ve H.Y nin deccal mi değilmi tartışmasından ileri gitmiyor.

    O linkteki son yazınızın son paragrafı dikkatimi çekti.

    Demişsiniz ki;

    …O halde, bir dusun; hz. Muhammed ve hz. Isa bugun burada olsa, yukarida anilan o bariz Isaperest olabilen o fanatik anti evrimci Evanjelikleri mi kendi yakinlari olarak bagrina basardi, yoksa “Evrimsel Yaratilisi” kabul edip buna binaen Insanlarin ve Isanin asla Tanri Suretinde veya Tanri Tecellisi olamayacagini dusunen Hoimar von Ditfurth tarzi mutevazi Hiristiyanlari mi? Bunun cevabini Kuran ve Incil zaten cok onceden vermis olmali. (Ali Imran 55-56 = Maide 17)

    Sizin görüşlerinize göre bu sorunun cevabını belli ölçüde tahmin edebiliyorum.Ama neden sadece bu iki şık üzerinde duruyorsunuz?
    Bana göre ikisinide bağrına basmazdı.Neden mi?Maide/17 de de belirttiği gibi ”Andolsun ki “ Muhakkak ki Allah, Meryem oğlu Mesih’tir.” diyenler kâfir olmuşlardır.”Bu ayette Hz.İsa’nın Allah’ın oğlu olmadığından bahseder sadece.Evrimsel Yaratılışı kabul edip Hz İsa’nın da kulu olduğunu kabul edin diye bir ayet yer almaz.

  21. K.D. diyor ki:

    WarHorse arkadas,

    Oncelikle, bu sitede ve yurdumuzda kimin Deccal olup olamayacagi tartismalarina asla girilmez/girilmemelidir, kanimca. Bu etik/ahlaki bir hareket degildir. Ancak bunu yapan ve bahsettiginiz tarzda sahsi/sahislari uzun zamandan beri acikca “putperest/deccal” dahi ilan eden ehli sunnet Din adamlarinin bu tip konularla ilgili konferanslari/videolari vs. zaten kuresel capta tum Islami sitelerde boylelikle biliniyor/goruluyor/seyrediliyor olmali, epeyce bir zamandan beri. Ancak elbette bunlari referans almak/vermek ve belirli bir sahsi/sahislari boylelikle hedef almalari kanimca asla Kurana uygun etik/ahlaki bir hareket degildir. Bu nedenle, burada asla hicbir sahis/sahislar uzerinde degil, sadece bu Din Adamlarinin bahsettikleri belki de gercekten Mesih Deccal ideolojisi olabilecek bu evangelist ve sonra ozellikle gnostik (=evren, madde aslen yoktur, sadece bir “illuzyondur” iddiasini ortaya atan) Hiristiyan doktrinleri uzerinde durulmali, sadece bunlar irdelenip desifre edilmeli, ve bunun otesinde hicbir belirli sahis/sahislar asla boylelikle hedef alinmamalidir, kanimca. Sahislarin durumunu, niyetlerini ve buna gore hukumlerini sadece O verebilecek olmalidir; bu asla Onun disinda hickimsenin isi olamaz/olmamali, herhalde. (Gasiye 21-26)

    Ikinci olarak, bugun Evangelist hiristiyan doktrinine gore Tanri insanlari ilkin her turlu evrimden ari/uzak olarak bir anda mukemmel bir “Tanri Suretinde” ve daha sonra Isayi da bu Tanrisal insanlarin soyundan gelme mukemmel bir “Tanri Tecellisi” olarak yaratmis olmalidir. (Tekvin 1/27 & Yuhanna 1/14) Kuranda iste bu tip Evangelistlerin bu tarz Incil yorumlarina binaen Isayi direk Allah (Onun direk goruntusu/tecellisi) ve kendilerini de Allahin cocuklari (nasil cocuklar babalarina benzerse bunlar da aynen Onun suretinde!) ilan eden bu tip Hiristiyan ve Yahudi gorusleri siddetle reddedilmis/kinanmis olmalidirlar bundan oturu. (Maide 17-18) Ve yerde ve gokte hicbir varligin ve insanin asla Onun benzeri/sureti olamayacagi vurgulanmis olmalidir daha sonra ayrica. (Sura Suresi 11) Ve boyle bir iddiayi (Isanin Allahin tam bir goruntusu/tecellisi olan biricik oglu oldugu) ortaya atmak goklerin ve yerin dahi bundan oturu derhal ve tamamen parcalanacagi tarih icinde Allah adina uydurulmus en buyuk yalan/gunah olarak nitelendirilmis olmalidir yine Kuranda. (Meryem 88-93)

    Iste, simdi bu cagda “Evrimsel Yaratilis” fikrini arastirip benimseyen ve buna binaen yukarida aktarilan bu Kurana gore temelden carpik evangelist Hiristiyan doktrininin gercekten de yanlis olabilecegini ve sorgulanip reddedilmesi gerektigine isaret eden unlu alman Hiristiyan bilim adami Hoimar von Ditfurth bu nedenle belki de Kurana gore bu son donemde cikmasi beklenen ve (yukarida anilan ve Kurana gore boylelikle acikca kufre dustukleri netce belirtilen) evangelist fanatik anti evrimci zihniyetli Hiristiyanlara karsi Allah tarafindan destekleneceklerine isaret edilen erdemli Hiristiyanlarin –bilimsel/dinsel patformdaki– bir mujdecisi, oncusu ve habercisi olarak dahi gorulebilir, belki de, bu baglamda. (Ali Imran 55-56 = Maide 17)

    Ucuncu olarak, elbette Kuranda aktarilan evrenin ve canlilarin yaratilisi ile ilgili o –bilimsel degil– “sembolik olabilecek anlatimlarin” (Kehf 54 = Fussilet 9-12 & Sad 71-75) disinda gercekte evrenin ve canlilarin ilkin nasil baslatilip bugunlere kadar gelebilmis olduklarinin bilimsel olarak arastirilip bulunmasi temelde insana birakilmis olabilecegi icin (Ankebut 20 & Gasiye 17-20), bunu yaparak bugun Big bang ve Evrimsel Yaratilis sonuclarina da rahatlikla varilabilmis/varilabilecek olmalidir, bircok Teist bilim adamlari ve medeni dindar insanlar tarafindan. Kuranin (bir bilim kitabi degil, Din kitabi olmasi nedeniyle)ozel olarak ne Big bangten ne Evrimden ne de baska bilimsel fenomenlerden bahsetmesi de gerekmez, herhalde. Bu tip bilimsel konulari zaten insanin inceleyip arastirmasina havale etmis olmasi yeterli olmalidir, sanirim, en bastan. (Ankebut 20 & Gasiye 17-20) Kuranda ornegin Demir elementinin de elementsel bir evrim icinde –Hidrojenden baslayip, helyum & lityum… seklinde giderek bu evrimsel prosedurun en sonlarina dogru uzun zamanlarin ardindan boylece ortaya ciktigindan bahsedilmez, ama Kuranin emri geregi bircok Teist bilim adamlari ve medeni dindar insanlar bunu da arastirip aynen boylece tespit edebilirler/edebilmislerdir herhalde yine. Esenlikler icinde kaliniz.

  22. stinson diyor ki:

    Sayın amatör filozof’un saat örneğinden şempanze ve insanın akraba olduğu görüşünü devşirmesini doğru bulmuyorum. Ancak temel olarak onunla aynı görüşü savunduğumu belirtmeliyim. Bu örneği şempanze insan şeklinde değil de daha değişik bir biçimde düzenlemek istiyorum. Daha mantıklı bir şekilde neden yanlış olduğunu açıklamaya çalışacağım.

    İddiayı görelim:

    1. Saat, farklı parçaları olan ve bunların birbiriyle uyum içinde çalıştığı, belli bir fonksiyonu olan, kompleks mekanizmaya sahip, tasarım ürünü bir nesnedir.

    2. Saat kendi başına tesadüfen ortaya çıkmış olamaz, bir yapımcısı (tasarımcısı) vardır.

    3. Canlı varlıklar da, birbiriyle uyum halinde çalışan parçalardan oluşmuş, belli fonksiyonları olan, kompleks mekanizmaya sahip varlıklardır.

    4. O halde, nasıl saatin bir tasarımcısı varsa canlı varlıkların da bir tasarımcısı olmak zorundadır.

    Saatin bir tasarımcısı vardır: İnsan. Tamam, eyvallah, doğrudur. Ancak atlanan bir nokta var ki o da şu: İnsanın saati tasarlaması yargısındaki tasarlama sözcüğünün anlamı ile bir yaratıcının (tasarımcının) insanı tasarlaması yargısındaki tasarlama sözcüğünün anlamı birbirinden farklıdır. İlk yargıdaki tasarlama kelimesi; var olan hammaddeyi işleme, şekil verme, düzenleme anlamlarındadır. İkinci yargıdaki tasarlama sözcüğünün anlamı ise; yoktan var etme yani yaratmadır. İnsan saati yaratmaz, yoktan var etmez. Zaten var olan parçalarını işler, birleştirir ve saati ortaya çıkarır. (Şimdi o hammaddeleri nasıl oluştu peki diye bir karşılık vermeyin, üzerinde durduğum konu bu değil) Yani insanın saati tasarlamasından insanı da birilerinin tasarladığı düşüncesini çıkarmak yanlıştır.

    Tatmin edici olmadı mı ? Tamam, başka şekilde de ele alalım.

    Saat gibi karmaşık bir sistem kendi kendine oluşamaz, bir tasarımcısı vardır; o da insandır. İnsanın saati tasarladığı gibi, insan da bir tasarımcı tarafından tasrlanmıştır.

    İddia buydu. Bunu biraz daha kısaltalım, özünü ortaya koyalım.

    Nasıl saati insan tasarlamışsa insanı da Allah tasarlamıştır.

    Şimdi burada saatin yerine insanı, insanın yerine de Allah’ı koyalım. (Mantıksal açıdan hata olmaz; çünkü ilk durumda saat tasarım, insan tasarımcıdır. Yerlerini değiştirdiğimizde de insan tasarım, Allah tasarımcı olacaktır, bir yanlışlık söz konusu değil şu an için.)

    Evet, değişikliği gerçekleştirelim. Bakalım ne olacak ?

    Nasıl insanı Allah tasarlamışsa Allah’ı da … tasarlamıştır.

    Şimdi saat örneğini savunan arkadaşlara soruyorum: Kim bu … ? Allah’ın tasarımcısı kim ? Evet cevabınızı biliyorum: Hiç kimse. Çünkü Kur’an’da da yazıldığı gibi Allah’ı kimse yaratmamıştır. Peki arkasına en çok sığındığınız tezin yaratmış olduğu bu yeni tezi bize nasıl açıklayacaksınız ?

    Saygılarımla…

  23. Bigalıoğlu diyor ki:

    sayın stinson,açıklamanızın yanlış olduğunu söylemeliyim.

    saati insan tasarlamıştır.
    insanı Allah tasarlamıştır.

    insan saati ortaya çıkartırken eldeki hammaddeleri işlemiş ve aklıyla işe yarayan bir mekanizma ortaya çıkartmıştır.

    Tanrı insanı ortaya çıkartırken eldeki hammaddeleri işlemiş (çamur,su,bakçık vs.) ve aklıyla çalışan,düşünebilen bir canlı ortaya çıkartmıştır.

    burada sizin ve diğer inananların düştüğü yanlış şu.
    Tanrı aslında yoktan var etmemiştir.varolanı şekillendirmiş,dönüştürmüştür.

    İnsan saati ortaya çıkartırken,düşünür,planlar,saatin hanği parçaların ne iş yapacağına karar verir.ve bir proğram çercevesinde bunu yapar.

    Tanrı insanı yaratırken sadece ilk yaratılışta direk müdahalede bulunmuştur.DNA proğramını oluşturduğu insan yapısına kodladıktan sonra proğram kendini çoğaltarak devamını ğetirmiştir.

    yeryüzünde yaratılan şey proğramdır,bütün canlılar için böyle,ama fiziksel anlamda yaratma yoktur,dönüştürme vardır.zaten doğaya müdahaleniz olmasa bile cansız varlıklar dönüşüyor.AKIL ile siz bu dünüşüme iş yaptırıyorsunuz.

    Tanrı’nın yarattığı proğramın kaynağıda Tanrı’nın hayal ğücüdür.Aynı özellikler bizde de var,mikro ölçekte.

    sanırım bu kadarı size yeter.burada verdiğim bazı bilğiler henüz taze.proğramın yaratılmış,maddenin dönüşmüş olma meselesi.ğüle ğüle kullanın.

  24. amatör filozof diyor ki:

    Herkese merhabalar,
    Bu yazıdaki ana tezi anlayarak yazılmış, mantıklı bir yaratılışçı yorum göremediğimden dolayı, bu yazı altındaki tartışma benim için kapanmıştı. Ancak yorumların tekrar aktifleştiğini gördüğümden, ek notlar yazmak istiyorum:

    Sayın Stinson,
    “saat örneğinden şempanze ve insanın akraba olduğu görüşünü devşirmesini doğru bulmuyorum.” diyorsunuz
    Tabi ki saat örneğinden hareketle şempanze ve insanın akraba olduğu sonucuna varmıyorum. Sadece iki olayda da kanıtlama metodu olarak analoji yönteminin kullanıldığını, buna karşılık yaratılışçıların niçin birini kabul edip de diğerini etmediklerini soruyorum, bu soruya da mantıklı bir yanıt alabilmiş değilim, gelen 2-3 yanıt konunun özüyle ilgisi olmayan, saptırıcı yanıtlar.

    Scientific Turkey
    “saate uyguladığınız senaryonun aynısını şempanze ile insana uyarlarsan; elde edeceğin sonuç “insanı şempanze yaptı” olur, “evrim yaptı” olmaz.” demişti.
    Bu ifadenin yanlışlığı da çok aşikar olduğu için o sırada değinmemiştim, ancak konu aktifleştiği için değineyim. Tabi ki burada saatin başına gelenler şempanzenin başına geldi gibi bir senaryodan yola çıkmıyorum, yukarıda yazdığım gibi iki kanıtlamada da benzetme yönteminin kullanıldığını söylüyorum, yöntem aynı ancak senaryo farklı. Saat canlıya benzer, şempanze de insana benzer. Siz kanıtlamanızda saat-canlı benzetmesini kullanırsanız, ben de tabi ki şempanze insan benzetmesini-çok daha doğru olarak- kendi kanıtlamamda kullanırım. Benzetme yöntemini niçin birinde kabul edip diğerinde etmediğini açıklayabilecek, konuyu saptırmadan, evirip çevirmeden tartışabilecek, sağduyulu bir yaratılışçı arıyorum, şayet varsa.

    Warhorse,
    Çarpıtılmış bilimsel gerçeklerin ne olduğunu sormuştunuz. Aşağıdaki yazıda bu sorunuza örnek bir yanıt var:
    Bilimsel Verilerin Yaratılışçılarca Çarpıtılmasına Tipik Bir Örnek: Benton Makalesi
    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=784

  25. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Benzetme yöntemini niçin birinde kabul edip diğerinde etmediğini açıklayabilecek, konuyu saptırmadan, evirip çevirmeden tartışabilecek, sağduyulu bir yaratılışçı arıyorum, şayet varsa. ”

    amatör filozof kardeşim,
    konunun başlığı,
    “Yaratılışçıların Evrim Eleştirilerindeki Mantıksal Çelişki ve Tutarsızlık”

    konunun içeriği,
    “Tasarım çıkarımında saat canlı varlığa benzetilirken, akrabalık çıkarımında şempanze insana benzetiliyor. Şempanzenin insana benzerliği- kesinlikle- saatin canlı bir varlığa benzerliğinden daha fazladır.”

    şimdi hocam,konu başlığı ve konu içeriği birbiriyle çok çelişkili bi defa.yaratılışçılar mantısal yönden çelişki ve tutarsızdır,diyorsunuz.aynı ğünahı yazının içerisinde kendiniz işliyorsunuz.

    içeriğe bakalım,iki ifade var,dikkat çeken.
    1-tasarım çıkarımı
    2-akraba çıkarımı

    sizin mantığınıza ğöre kurmalı saat ile dijital saat akrabadır.o zaman dijital saatin atası kurmalı saattir.dijital saat kurmalı saatin evrimleşmiş halidir.şimdi bakalım.kurmalı saatin tasarımı ile dijital saatin tasarımı benziyor mu?,hayır.yaptıkları iş aynı ancak tasarımları ve yapıları farklı.

    tasarım çıkarımı ile akrabalık çıkarımını birbiri ile karşılaştırmak en büyük mantık hatalarından biridir.

    saat ve insan karşılaştırılmış olmasının nedeni,her ikisininde önceden planlanmış olması ve komplex yapılardan oluşmuş olmasından dolayıdır.saat ve insan benzetmesi doğrudur.hatta ben size insan ve bilğisayar benzetmesi yapayım,daha uyğun olur.

    pc iki oluşum vardır.donanım ve yazılım.
    insanda iki oluşum vardır.beden ve dna yazılımı.

    dna yazılımı ile pc yazılımı birbiriyle eşdeğerdir.

    birkaçyüzyıl sonra dna kodları tamamen çözüldüğünde insan yaratıcılığını kullanarak eşi benzeri olmayan canlılar üretebilir.yani Tanrı’nın yaptığı işi yapmış olur.kendini Tanrı’nın yerine koyar.

    ha dna kodu yazmışsınız,ha pc kodu yazmışsınız aynı şey.mesela ğelecekte kedi yiyen bir fare yaratabilirsiniz.

  26. amatör filozof diyor ki:

    Bigalıoğlu,

    “sizin mantığınıza ğöre kurmalı saat ile dijital saat akrabadır.o zaman dijital saatin atası kurmalı saattir.dijital saat kurmalı saatin evrimleşmiş halidir.”

    Bunu da nereden çıkardınız? Ben böyle bir şey söylemiyorum, yazdıklarımdan da böyle bir sonuç çıkmaz. Yazıda saat ve akraba kelimeleri geçiyor diye “saatler birbiriyle akrabadır” dediğimi varsaymak absürdlüğün dik alasıdır. Kafanızı karıştırmamak için şöyle yazayım: saati, canlı varlığı, insanı, şempanzeyi vs bir an için unutun. Ben diyorum ki, yaratılışçılar, tasarımı kanıtlamak için akıl yürütürken, benzetme yöntemine başvuruyorlar; o halde evrimciler de aynı yönteme başvurabilir. Yaratılışçıların benzetme yöntemine başvurmasını kabul edip de evrimcilerin başvurmasını reddeden kişi niçin böyle yaptığını açıklamak zorundadır. (Tabi evrimciler için de aynı kanıtlama zorunluluğu geçerlidir)

  27. Fikirci diyor ki:

    Canlılar ürerler. DNA’larını kopyalayıp sonraki nesillere aktarırlar. Bu kopyalanma sırasında bir çok hata, mutasyon olur ve değişim kaçınılmazdır. bir canlı başka bir canlının birebir aynısı olamaz. İnsanların yaptığı saat, uçak gibi teknolojik aletler ise üremezler, mutasyona uğramazlar, doğal seleksiyona tabi olmazlar. O yüzden canlılarla, aletleri kıyaslamak aptallıktır. Yaratılışçıların bu tür kıyaslamalar yaparak ürettikleri sözde argümanlar cehaletlerinin göstergesinden başka bir şey değildir. Hayatında bir bilim kitabını eline almamış insanlara bilimsel yöntemi, mantıklı ve tutarlı düşünmeyi anlatmak çok zordur. Zira onu hayatta tutan dini dogmalara ve saçmalıklara sıkı sıkıya tutunacak, kendine ördüğü inanç kozasını korumak için saçmalayacaktır. Dincinin başka şansı yoktur çünkü cahil olduğu için dış dünyanın gerçekliğinden korkmaktadır, yalanlara tutunmak zorundadır. O yüzden hiçbir dinciden gerçeğe saygı ve ahlaklı bir tartışma beklememek gerekir.

Leave a Reply