BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İslam’da Evrim Yoktur

 lake-48

AHİR ZAMANDA, BİR GRUP SAHTE DİN ALİMİ DARWİNİST DİKTATÖRLÜLÜĞÜN KONTROLÜ ALTINDA OLACAKTIR

 

Günümüzde kendini din alimi olarak tanıtan bir kesim, Darwinist çevrelerce entelektüel görünmek ve takdir toplamak maksadıyla “evrim teorisini İslam ile örtüştürmek” gibi pasif ve acizane bir tavır içine girmişlerdir.

 

Darwinist diktatörlülüğün sponsorluğunu üstlenen loca mensuplarının ellerinde tuttuğu mevki ve makamlardan etkilenen bu sahte alimler, az bir değer karşılığında Allah’ın varlığını ve birliğini inkar eden bir teoriyi İslamiyet’e dahil etmeye çalışmaktadırlar.

 

Bu sahte alimler, Allah’ın evrimle yarattığını iddia etmekte, ve bu nedenle de evrim teorisinin ateistlerle beraber savunuculuğunu yapmaya çalışmaktadırlar.

 

Kendilerini din adamı olarak tanıtan bu kimseler birkaç gruba ayrılmaktadır.

 

*       Komünist, Marksist ve Materyalist ideolojileri sahiplenmiş olmalarına rağmen dindar gözükmeye çalışanlar

*       İmanı zayıf olup, Darwinist diktatörlüğün baskı ve tehditleri altında kolayca ezilip yıldırılabilenler

*       Evrim teorisini bilimsel bir teori zannedip, “Evrimi reddetmek bilimi reddetmek” yalanına aldanarak kendilerini modern ve entelektüel gösterme çabasında olanlar

*       Darwinist diktatörlükle işbirliği yapmaları halinde kendilerine teklif edilen makam ve mevkiden etkilenenler

*       Evrim teorisinin açmazları yönünde çok fazla bilgi sahibi olmadığından; medyada yer alan Darwinist propogandalardan etkilenip kendilerini “evrimi kabul etmek zorunda hisseden”ler

 

Bu kimselerce benimsenen en uygunsuz tavır; evrim teorisini savunmak değil, bu sapkın teoriyi İslam’la bağdaştırma çabasıdır.

 

Elbette ki, bir insan yeteri kadar araştırmamış olabilir ya da medyada propogandası çokca yapılan bir konuya –gerçek sanarak- aldanabilir. Ancak; bilgi edindiği andan itibaren hemen bu tavrını değiştirmesi çok daha hayırlı olur. (En doğrusunu Allah bilir)

 

Ancak; Allah’ın varlığını açıkça inkar eden (Allah’ı tenzih ederiz) bir teorinin destekçileri karşısında aciz kalıp “başa çıkamayacakları” kaygısıyla, adeta “teslim olmak” son derece yakışıksız bir davranıştır.

 

Allah, yeri göğü ve içindekileri evrim ile yaratmamıştır. O’nun yaratmak için “Ol” demesi yeterlidir.

 

“Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.”

(Bakara Suresi, 117)

 

Allah’ın yaratmak için evrime ihtiyacı yoktur. (Şüphesiz Allah münezzehtir.) O, her yaratmayı bilir. Melekleri, nurdan; şeytanı da ateşten yaratmıştır.

 

Meleklerin ve şeytanın evrimle yaratılmadığını bilen bu sahte alimlerin, insanın evrimle yaratıldığını iddia etmeleri son derece tutarsızdır.

 

Allah, Kuran’da: “Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık.” diye bildirmektedir.

 

Bu sahte alimler, nasıl ki Kuran’daki ayetler incelendiğinde Meleklerin ve şeytanın evrimle yaratıldığını iddia edemezler ise; -Allah’ın Kuran’da hiçbir şüpheye yer bırakmaksızın bildirdiği üzere- insanın da evrim ile yaratıldığını iddia etmemelidirler.

 

İnsanın evrimleştiğini iddia eden bu sahte alimler, insanın bu dünyada değil ilk defa cennette yaratıldığını da unutmaktadır.

 

“Hani Rabbin meleklere: “Gerçekten Ben, çamurdan bir beşer yaratacağım” demişti. “Onu bir biçime sokup, ona ruhumdan üflediğim zaman siz onun için hemen secdeye kapanın.”

 (Sad Suresi, 71-72)

 

Hz. Adem ve Hz. Havva, dünyada değil cennette yaratılmışlar, daha sonra dünyaya gönderilmişlerdir.

 

“Fakat Şeytan, oradan ikisinin ayağını kaydırdı ve böylece onları içinde bulundukları durumdan çıkardı. Biz de: ‘Kiminiz kiminize düşman olarak inin, sizin için yeryüzünde belli bir vakte kadar bir yerleşim ve meta vardır’ dedik.”

(Bakara Suresi, 36)

 

Görüldüğü üzere, Hz. Adem ve Hz. Havva evrim ile yaratılmamışlar; Meleklerin ve Şeytan’ın yaratılması gibi Allah’ın ol demesiyle yaratılmışlar ve daha sonra dünyaya gönderilmişlerdir.

 

Bu dünyada da, cennette de hiçbir yaratma “evrimle” değildir. Cennetteki köşkler, sütten akan ırmaklar, kıyafetler, tahtlar, takılar Allah’ın “Ol” demesiyle olmuştur. İnşaat ustaları, terziler, zanaatkarlar gibi herhangi bir sebebe ihtiyaç yoktur.

 

Hurma, incir gibi cennet meyveleri; inci, sedef gibi cennet takıları nasıl ki cennette evrimle var olmadıysa; bu dünyada da evrimle var olmamıştır.

 

Kuran’da Allah’ın “Ol” demesiyle olan, pek çok mucize bildirilmiştir. Bu mucizelerden biri de, Hz. İsa ile ilgilidir.

 

Hz. İsa’nın doğumu, Allah’ın yaratmak için herhangi bir sebebe ihtiyacı olmadığının en net delillerindendir. Allah’ın “Ol” demesiyle doğmuştur. Ve yine, Allah’ın “Ol”demesiyle, bir takım mucizeler gerçekleştirmiştir.

 

Ayet de şöyle buyurulur:

 

Allah şöyle diyecek: “Ey Meryemoğlu İsa, sana ve annene olan nimetimi hatırla.

Ben seni Ruhu’l-Kudüs ile destekledim, beşikte iken de, yetişkin iken de insanlarla konuşuyordun. Sana kitabı, hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğrettim. İznimle çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturuyordun da yine iznimle ona üfürdüğünde bir kuş oluveriyordu.

(Maide Suresi, 110)

 

Hz. İsa’nın beşikte iken insanlarla konuşması, ve bir çamuru üflediğinde hemen o anda bir kuşa dönüşmesi şüphesiz mucizevi olaylardır. Ve Allah’ın bu dünyada, yaratmak için herhangi bir sebebe ya da süreye ihtiyaç duymadığının da delilidir.

 

EVRİM, KURAN’DA BİLDİRİLEN KADER İNANCI İLE ÇELİŞİR

 

Evrim teorisi, canlılığın kör tesadüfler sonucu ortaya çıktığını iddia etmektedir. Ancak, böyle bir tesadüf mantığı Kuran’da bildirilen kader inancı ile örtüşmemektedir.

 

Allah Kuran’da “Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık” diye buyurmaktadır. (Kamer Suresi,49)

 

Her canlı, Allah’ın takdir ettiği bir kader üzerine yaratılmıştır ve bir kader üzerine hareket etmektedir.

 

Arı bir kader üzerine bal toplamakta, bir kader üzerine çiçek dolaşmakta, bir gün içerisinde nektar bulacağı çiçeklere bir kader üzerine konmakta, bir kader üzerine çiçekleri döllemekte, bir kader üzerine petek inşa etmekte ve bir kader üzerine “içinde insanlar için bir şifa bulunan” balı kendi ihtiyacından fazla olarak üretmektedir.

 

Bazı kimseler, Allah’ın canlıları yarattığını ve daha sonra kendi haline bıraktığını sanmaktadırlar. (Allah’ı tenzih ederiz)

 

Oysa Allah, Kuran’da tüm canlıları an be an denetlediğini ve tüm canlıların yalnız O’nun kontrolünde olduğunu bildirmiştir:

 

Ben gerçekten, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a tevekkül ettim. O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)

 

EVRİMİ, ALLAH İNANCI İLE BAĞDAŞTIRMAYA ÇALIŞAN HRİSTİYAN DİN ADAMLARI, DARWİNİST DİKTATÖRLÜĞÜN BASKISI ALTINDADIR

 

Hristiyan din adamlarından bazıları, günümüzde Darwinist diktatörlüğün tehditi altındadırlar. Bu kimseler, makam ve mevkilerini kaybetmemek ve de “modern” görünmek adına evrim teorisini Allah inancı ile bağdaştırmak gibi cahil bir hata içerisine girmişlerdir.

 

Vatikan’da düzenlenen evrim toplantısı, Vatikan içerisine sızmış ve önde gelen din adamları üzerinde etki ve baskı sahibi Masonlar tarafından organize edilmeye zorlanmıştır.

 

Hristiyan din alimleri, ahir zamanda olduğumuzu ve içinde bulunduğumuz bu kutlu dönem içerisinde (kendilerinin de büyük bir şevkle beklediği) Hz. İsa’nın ikinci defa yeryüzüne geleceğini unutmamalıdırlar.

 

İnsanın ve tüm canlılığın evrim ile yaratıldığını iddia eden bu Hristiyan alimler, Hz. İsa zuhur ettiği zaman gözlerinin içine bakıp Hz. İsa’ya “Sen evrimle yaratıldın” diyemeyeceklerdir.

 

AHİR ZAMANDA DECCALİN ETKİSİ ALTINDA BİR TAKIM SAHTE ALİMLER OLACAKTIR

 

İçerisinde bulunduğumuz dönem olan ahir zamanda, Hz. Mehdi’nin zuhuru ve Deccal’in çıkışı beklenmektedir. Deccal, insanların Allah’a olan imanlarını zayıflatmak ve onları kendi yoluna tabi tutmak için çeşitli yöntemler deneyecektir.

 

Maddiyun ve Tabiyyun (Materyalizm ve Darwinizm) felsefeleri benimsetmeye çalışacak ve inançlı insanların da imanlarını zayıflatmak için bir takım düşük akıllı sahte alimden faydalanacaktır.

 

Bu durum, bir hadisde şöyle bildirilmektedir:

 

“Ümmetimden başı sarıklı yetmiş bin alim kişi, Deccale tabi olacaklar” (İmam Ahmed bin Hanbel Müsned, s.796)

SONUÇ

 

Hristiyan ve Müslüman din alimleri, Allah’a eş koşan ve Allah’ın sıfatlarını reddeden bu sapkın inancı bir an evvel terk etmeli; teslim olup orta yolu bulmaya çalışmak yerine bu sapkın inanca karşı tek bir vücut halinde çok net ve kesin bir tavır koymalıdırlar.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 9999, bugün ise 6 kez görüntülenmiştir.

75 Comments

  1. ra diyor ki:

    burada yaptığın ahlaka hiç ama hiç yakısmıyor.insanların kalplerini mi biliyorsun da evrimi neden kabul ettikleri hakkında yorumlarda bulunuyorsun.
    söyle demissin

    kendilerini din adamı olarak tanıtan bu kimseler birkaç gruba ayrılmaktadır.

    * Komünist, Marksist ve Materyalist ideolojileri sahiplenmiş olmalarına rağmen dindar gözükmeye çalışanlar

    yani bu din adamları aslında münafık.peki sana sormazlar mı sen nereden biliyorsun sadece Allahın bilebileceği bu bilgiyi.
    eğer münafık olmalarına delil olarak evrime inanmalarını gösteriyorsan yanılıyorsun.belki de gerçekten bilimsel olduğunu düşündükleri için bu teoriyi kabul ediyorlardır.belki de bilim ile dinin çelişmeyeceğini düşünüyorlardır.

  2. Da Vinci diyor ki:

    Sayın Bilimsel(!) Hindi Türkiye,

    Tanrı’nın canlıları evrim yoluyla yaratması mümkün müdür sizce? Veya Tanrı’nın evrim mekanizmasını tasarlayıp ilk koşulları düzenledikten sonra işleri oluruna bırakmış olması mümkün müdür? Sizce Tanrı böyle birşey yapabilir mi? Böyle birşeye kadir midir?

    Ama siz de haklısınız. Hokus pokus diyerek şapkadan tavşan çıkarmak gibi yoktan birşeyler yaratan bir tanrıya tapınmak varken neden evrimi bir araç olarak kullanan bir tanrıya tapınasınız değil mi?

    Yanlış anlaşılmasın böyle bir görüşü savunuyor değilim ama sadece inandığınız tanrının böyle birşey yapması mümkün müdür diye merak ettim. O nedenle bu tip sorular sordum.

    NOT: Ülkemize hakaret niteliği taşıyabilecek sözcükleri lütfen kullanmayınız.

  3. Scientific Turkey diyor ki:

    davinci,

    Bunu, evrimsel yaratılışı savunanlara sorarsın.

  4. Scientific Turkey diyor ki:

    ra,

    dediğini zaten yazmışız… görmedin herhalde

    “Evrim teorisinin açmazları yönünde çok fazla bilgi sahibi olmadığından; medyada yer alan Darwinist propogandalardan etkilenip kendilerini “evrimi kabul etmek zorunda hisseden”ler”

  5. Doğru Dostlar diyor ki:

    Asagidaki linkte aktarmaya calistigim tum kritik linkleri, bilgi ve belgeleri dikkatlice okuyan tum samimi dindar arkadaslar bu Ahir Zamanda yogun faaliyete gecip tum salih Muslumanlara karsi buyuk bir gaddarlik ve zorbalik sergileyecek kronik anti Evrimci ve kronik anti Maddeci (=evren, madde aslen yoktur, sadece hayaldir! hezeyanini savuran) Amerikan MESIH DECCAL ideolojilerinin gercek kimliklerini ve kuresel capta hangi sinsi metotlarla calisip aldattiklarini oncelikle gayet iyi cozup, sonra da kendilerini artik bu gercek DECCAL fitnesine karsi gerektigi gibi koruyabileceklerdir, insallah.

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=677#comments

  6. Scientific Turkey diyor ki:

    Doğru Dostlar,

    Ahir Zaman’da Deccal fitnesinin geleceğine hadislere dayanarak inanıyorsan; aynı hadislerde Mehdi’nin de geleceği yazılı.

    Eğer Deccal evrime ve materyalizme karşı mücadele verecekse; Mehdi ne için mücade verecek? Evrimi ve materyalizmi desteklemek için mi?

    Bu konuya nasıl “kendi sözlerinle” açıklama getiriyorsun, merak ettim.

  7. cemal sinop diyor ki:

    Bir gün herkes Allah’a iman edecek! Akıllı olanlar Dünya’da, akılsızlar ise Ahiret’te…

    Allah karşı delil getirenler için; “31/20- Görmüyor musunuz ki, şüphesiz Allah, göklerde ve yerde olanları emrinize amade kılmış, açık ve gizli sizin üzerinizdeki nimetlerini genişletip-tamamlamıştır. (Buna rağmen) İnsanlardan öyleleri vardır ki, hiç bir ilme dayanmadan, bir yol gösterici ve aydınlatıcı bir kitap olmadan Allah hakkında mücadele edip durur.
    31/21- Onlara; “Allah’ın indirdiklerine uyun” denildiğinde, derler ki; “Hayır, Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız.” Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?” demiştir.

    Bu Da vinci ve ekibi ile sitelerinde haftalarca yazıştım, fakat bu kişiler pek sözden ve delilden anlamazlar. Allah Kuran’da bu tip kişilerin başlarına veya yakınlarına bir bela veya azap gelinceye kadar iman etmeyeceklerini buyurmuştur. O yüzden öğüt ve hatırlatma ile düzelmeyecekleri görülüyor. Fikri sabit hastalığına tutulmuşlar, göz ve kulak algılama yeteneklerini kaybetmiş. Allah hidayet versin diyorum. Herkese selamlar…

  8. warhorse diyor ki:

    Sayın Da vinci
    Neden acaba tek bir tanrı olmak zorunda?
    Tanrılar senin tanrın, benim tanrım diye mi ayrılıyor?
    Seni yaratan tanrı ile beni yaratan ayrı mı?
    Eğer kafanda birçok tanrı profili varsa bunların kudretinin sınırları neler yani İkisi birbirinin işine karışmıyor mu?
    Madem tanrı diyoruz,öncelikle bunun kelime manasına inmeliyiz.Tanrı Türkçe bir kelimedir.Arapçadaki Allah kelimesiyle aynıdır der sözlüklerde ama aynı değildir.Allah Müslüman inancına göre inanılan tanrıdır ve özel ismdir.Tanrı’nın kelime manası ”büyük yaratıcı, her şeye kadir olan yaratıcı anlamındadır”Yani eğer tanrı diyorsak bu bu hem eşsiz olmalı hemde sonsuz kudret sahibi olmalıdır.Bu monoteistlerin görüşüdür.
    Birde politeistler vardır.Bunlar da birçok tanrı vardır ve hatta dişi ve erkek olarak ayrılır.Bu en başta tanrının kelime manasıyla ters düşmektedir.Yukarıda da belirttiğim gibi tanrı eşsiz ve sonsuz kudret sahibi olmalıdır.
    Sizin sorunuza gelelim.O(Allah)ol deyince herşey olur(yasin/82).Yani herşeye kudreti vardır.Zaten ayrı düştüğümüz noktada burası.Allah her şeyi yoktan var edebilir.O zaman neden milyonlarca yıl süren evrimi bir araç olarak kullansın?

  9. K.D. diyor ki:

    Bu onemli konuyla ilgili diger bir bolum altinda aktardigim bazi kritik bilgileri aynen burada da kisaltarak yinelemek istiyorum, ilgi ve alakasina binaen:

    ———-
    Evangelistler Amerikada 150 yildan bu yana hic sasmadan bu Anti Evrimci propagandayi buyuk bir azimle yapiyor olmalilar ilkin. Bunun en derin/kritik sebeplerinden biri de,
    onlara gore Insanlarin en basta bir anda her turlu evrimden uzak/ari olarak mukemmel “Tanri Suretinde” ve Isanin da bunun ardindan bu Tanrisal insanlardan tureme mukemmel bir “Tanri Tecellisi” olarak bu dunyaya gelmis olduguna inanmis olmalari (Tekvin 1/27 & Yuhanna 1/14) sebebiyle olmalidir, temelde. Dolayisiyla, simdi “Evrimsel Yaratilis” fikrinin bu en merkez ve onlara gore asla vazgecilmez evangelist Hiristiyan doktrinini temelden sarsabilecegini dusunuyor olmalilar, evvela.

    bu linkte ozellikle 5. maddeye bakiniz, lutfen.
    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c015.html

    Bunlar ayni zamanda su an Evrim kuraminin kuresel capta –evanjelik bilim adamlari ve neferleri tarafindan– tamamen yikilmasinin ardindan nihayet Isanin artik “Tanri Tecellisi” olarak bu Tanrisal insanlarin arasina tekrar inip Dunya Egemenligini tesis edeceklerine (Cumhuriyetciler/Bush politikalari bunun buyuk bir habercisi/mujdecisi olarak goruluyordu bunlar tarafindan; ve Amerikadaki bir dahaki secime dort gozle bekliyor olmalilar Bushun mustakbel Cumhuriyetci halefini, bu baglamda!) inanmis olmalari sebebiyle olmalidir, temelde.

    Dolayisiyla, bu tip Evangelistlerin “evrimsel yaratilis” fikrine sicak bakabilmelerini beklemek pek mumkun olamaz, herhalde. Bunlara evrimsel acidan ne tur delil gosterilirse gosterilsin, bir kilif bulup direk reddetmislerdir/reddederler.
    Ancak son zamanda, ilkin bunlarin yaninda olup daha sonra Evrime ve ortak atadan gelmeye dair bariz genetik deliller gordugunu beyan ettikten sonra, artik acikca Evrimi ve bu ortak atadan turemeyi vs. temelde ve bircok yonleriyle kabul edebilen Akilli Tasarimci unlu prof. Michael Beheye karsi dahi bu fanatik Anti Evrimci Evangelistlerin nasil buyuk bir hazimsizlik icinde olabildiklerini ve onu neredeyse “aforoz ettiklerini” yine asagidaki linkte gorebiliriz:

    https://www.apologeticspress.org/articles/print/3805

    Islam Dunyasi icindeyse, bu Evrim konusu ozellikle Amerikadaki Cumhuriyetci/Bush iktidari zamaninda ve onun Orta Dogu Projesi altinda epeyce ivme kazandirilmis olmalidir ilkin, herhalde.
    Cunki onlara gore “Tanri Tecellisi” Isa yakinda dunyaya dondugu zaman oncelikle tum Muslumanlarin da ona bas egip tapmalari gerekecektir! Ancak elbette bu Islam dinine gore acik bir kufur oldugu icin (Maide 17), bunu ancak dolayli yoldan ve mumkun oldugunca “hissettirmeden” ilkin yapmalari gerekecektir, herhalde. Bunun icin de once Islam Dunyasi icinde sahte bir Mehdi/Mehdiler cikarip onu/onlari ozellikle ateizme & agnostisizme vs. karsi savasan buyuk bir Din Kahramani/Kahramanlari olarak gizlice lanse ve finanse ettirdikten sonra, bir yandan da onun/onlarin eliyle

    Allah aslinda heryerdedir, Allah bana sahdamarimdan yakindir, oyleyse Allah (kendisine hulul etmis vaziyette) bendedir!

    bilindik eski (Islam dininde Deccaliyet simgesi olarak anilan) formuluyle Insanin bu baglamda “Allah Tecellisi” olabilecegi fikrine isindirmak, ve sonra yavas yavas bekledikleri Isanin da boyle bir “Tanri Tecellisi” oldugu ve kayitsiz sartsiz biat edilmesi gerektigi inancini asilamak olacak olmalidir, herhalde.
    Elbette tum bu tip Evangelist gizli kuresel ideoloji ve acendalarindan gerektigi gibi haberdar olabilen bircok saygin Musluman Din adamlari –yurtta ve dunyada– halihazirda bu konuda epeyce duyarli/dikkatli olmalidirlar, bu baglamda. Esenlikle kaliniz.

    http://www.kitaphayat.com/Kitap/201279/islam_Da_Evrimci_Yaratilis_Teorisi

    http://www.tumgazeteler.com/?a=4822837

    http://w9.gazetevatan.com/Darwin_evrim_teorisini_Muslumanlardan_caldi/227731/1/Manset

    http://yenisafak.com.tr/diziler/nasa/nasa04.html

  10. K.D. diyor ki:

    150 yillik fanatik Anti Evrimci amerikan Evanjelik hareketi ve hemen bunun ardindan gelen ve bununla kol kola olan
    fanatik Anti Maddesel –dis dunya, madde diye birsey aslen yoktur, sadece “illuzyondur” iddiasini ortaya atan– amerikan Gnostik Hiristiyan hareketi biraz daha yakindan inceleyip desifre etmis olabilen kritik yazilara (Kurandaki Din rumuzu altinda) asagidaki linkte de derhal ulasabilirler, dileyen tum ilgili arkadaslar:

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=646#comments

  11. K.D. diyor ki:

    WarHorse arkadas
    demissiniz ki:
    Sizin sorunuza gelelim. O(Allah)ol deyince herşey olur(yasin/82).
    Yani herşeye kudreti vardır. Zaten ayrı düştüğümüz noktada burası.
    Allah her şeyi yoktan var edebilir. O zaman neden milyonlarca yıl süren evrimi bir araç olarak kullansın?

    Ayni seyi evrenin yaratilisi icin de dusunebilir ve
    Allah her şeyi yoktan “hemen” var edebilir. O zaman neden milyarlarca yıl süren Big bangi bir araç olarak kullansın?
    diye de sorabiliriz. Iste, zaten bunun cevabini/hikmetini belki de gerektigi gibi coktandir dusunup kavrayabilmis olan yeryuzundeki Teist (Musluman, Hiristiyan, Yahudi, Digerleri) milyonlarca salih insanlarin hem Big bangi ve hem de Evrimi ayni sekilde baslangicta tek bir noktadan ve tek bir organizmadan baslatilip bugunlere kadar –Onun gizli vahyi ve yonlendirmesi altinda (Isra 44) olan– tum doga/fizik kanunlari cercevesinde gelistirilen muazzam “ilahi bir yaratilis plani” olarak gorebilmeleri de gayet mumkun olabilmistir/olabilmektedir, uzun zamanlardan beri, herhalde. (sadece yukarida anilan 150 yillik fanatik Anti Big Bangci ve fanatik Anti Evrimci evanjelikler elbette bunlara basindan beri –daha yukaridaki yazida da vurgulanan o en kritik/derin sebepten de oturu elbette– siddetle ve nefretle toptan karsi durmuslardir/durmaktadirlar, basta Amerikada ve sonra kuresel capta!)

    Iste, bu evanjelik kokenli DECCALIYETI (=Insani ve Isayi tanrilastirma hastaligi) temelden sarsabilecek olan o en kritik/derin sebep:

    ********************
    dunya capinda faaliyet gosteren
    ve cok populer bir amerikan evanjelik hristiyan
    site olan (tum yazi ve makaleleri dunyanin bircok
    dillerine cevrilmis ve halen cevrilmekte.)
    http://www.christiananswers.net
    sitesinde deniliyor ki=

    Tanrinin kendi oglu Isa Mesihte tecellisi
    Incilin ana ogretilerinden biridir.
    Incil der ki: Kelime ete burunduruldu ve
    (Tanrinin Tecellisi olarak) bizim aramizda yerlesti.
    Mesih Isa (Tanrinin Tecellisi olan) mukemmel bir
    insan seklinde yaratildi.

    Halbuki Evrim Dusuncesi bu bizim Kurtulus doktrinimizin
    temelini sarsmaktadir.
    Evrim Dusuncesini destekleyen (hristiyan bilim adami)
    Hoimar Von Ditfurth Isanin bedenlestirilmis Tanri
    olmasi inanciyla Evrim Dusuncesinin uyusmazligini
    soyle dile getirmektedir:
    Evrim Dusuncesi kacinilmaz olarak bizi bu Hristiyan
    doktrinini ciddi olarak sorgulamaya goturecektir.
    Bu suphesiz ki, en temel Hristiyan inanci olan
    “Tanrinin Isa’da Tecellisi” fikri icin de gecerlidir.

    not: yukaridaki yazida adi gecen “Hoimar Von Ditfurth”
    Evrim dusuncesini temelde bircok yonleriyle kabul eden
    ve bunu genel cercevede buyuk bir “ilahi mucize” olarak
    degerlendiren inancli hristiyan Alman bir bilim adami
    olmalidir.
    yukaridaki fikirlerinden oturu fanatik “anti-evrimci”
    Evanjelik Hiristiyanlar tarafindan aforoz edilmis,
    ve ateist ve komunistlerle isbirligi icinde olan bir
    hain olarak takdim edilmeye calisilmistir cogu zaman.
    Allah gunahlarini affetsin.
    Mekani cennet ve hz. Isa’nin (a.s.) yani olsun. (Ali Imran 55)

    Islamda Celiski Yoktur sitesiden alintidir.
    ********************

    Iste, bu evanjeliklerin bunun disinda fanatik anti Big bangci ve fanatik anti Evrimci diger soylemlerini –Amerikada ve dunya capinda cok uzun zamanlardir– doktrinlestirip surekli telkin eden en populer –binlerce– Sitelerinden birini asagidaki linklerde gorebiliriz:

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    http://www.answersingenesis.org/articles/ee

    Esenlikle kaliniz.

    ———-
    (*Not: Burada elbette Big bangi ve/veya Evrimi hic kabul etmeyen tum samimi Dindar insanlara da saygili kalmak ve asla onlari incitmemek bu kuramlari temelde ve bircok yonleriyle kabul edebilen –yurtta ve dunyadaki– tum salih Musluman arkadaslarin ana prensibi olmalidir. (Hucurat 10) Yukaridaki tum kritik bilgilerin verilmesinin en onemli sebebi su an kuresel capta fanatik anti Evrimcilik ve fanatik anti Maddecilik –dis dunya, madde aslen yoktur, sadece “illuzyondur” iddiasini (en az 400 yildan beri) ortaya atan– bu Evanjelik ve Gnostik Hiristiyan ideolojileri uzerine kurulu bu kuresel Hacli oyununu acikca desifre edip hep birlikte kavrayabilmek, ve sonra gerekli korunma tedbirlerini alip bu son derece kurnaz fanatik Hacli tuzaklarina ve somurgeciligine asla ve hicbir zaman gafilce dusmemek olmalidir, elbette.)

  12. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın K.D,

    Bir konu ile ilgili şahsi görüşünüzü cidden merak ettim.

    Eğer Müslümanlar, materyalizm ve (Allah’ı tenzih ederim) Allah yoktur diyen ve Allah’ın isimlerini reddeden darwinizm ile mücadele etmeyeceklerse; ne ile edecek?

    Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz komünist, faşist ideolojiler nedeniyle katledilirken; bu ideolojilerin yanlışlığını ve tek çözümün Kuran Ahlakı olduğunu anlatmayacak da neyi anlatacak?

    Bu ideolojilerle mücadele etmek madem bir oyun ve aldatmaca, o halde bu zülümleri durdurmak için ne ile mücadele etmemiz gerekiyor, siz söyleyin!

  13. warhorse diyor ki:

    Sayın K.D.;
    ——————————–
    TANRI’NIN VARLIĞINI VE MADDENİN YARATILMIŞ OLDUĞUNU KABUL EDEN GÖRÜŞ

    Bu görüşü savunan tarihteki en önemli aktör, hatta tek aktör tek Tanrılı dinlerdir. Tek Tanrı’ya inanan dinler, kendilerinin dışındaki herkese karşı Tanrı’nın var olduğunu, maddenin ve evrenin yaratılmış olduğunu savunmuşlardır. Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığın mezhepleri arasında birçok farklar olmakla beraber, Tanrı’nın ezeli varlığı ve maddenin yaratılmış olması konusunda üç büyük din bütün mezheplerinde aynı ortak görüşe sahiptir. Bu dinler, bu görüşlerini kutsal kitaplarına dayandırarak temellendirirler. Maddeci ateizmin, maddenin ezeliliği konusundaki ortak görüşüne karşın, tek Tanrı’ya inanan dinlerin maddenin yaratılmışlığı ve dolayısıyla başlangıcı olduğu konusundaki ortak görüşü önemlidir. Bu tek Tanrılı dinleri, kendileri dışındaki her görüşten ayıran temel bir konudur.

    Tek Tanrılı dinlerde Tanrı’nın yüceliği ve kudreti en temel kavramlardır. Bu yüzden Tanrı’nın yüceliğine ve kudretine ters düşecek bütün izahlar reddedilir. Tanrı’ya eksiklik atfeden anlatımlar, görüşler dışlanır. Yaratılmamış, kendi kendine var olma fikriyle madde, Tanrı’nın gücü ve kudretinden bağımsız bir varlık kazanmış olur. Bu yüzden yaratılmamış madde fikri, tek Tanrılı dinlerin kesinlikle karşı çıktıkları bir kavramdır.

    Tek Tanrılı dinlerin ortaya koydukları çok önemli dört tane iddiaya dikkatleri çekmek istiyorum. Çünkü bu dört nokta – ileride ayrıntılı bir şekilde görüleceği gibi – Big Bang’in ortaya koydukları açısından çok önemlidir. İnsanlık tarihinde bu dört tane iddianın hepsini birden sadece ve sadece tek Tanrılı dinler ortaya koyup savunmuşlardır. Bu dört tane iddianın incelenmesi; “Tek Tanrılı dinler, kendileri dışındaki sistemlerle bu çok temel görüş ayrılıklarında haklılar mı, haksızlar mı?” sorusunun cevabını verecektir. Bu dört iddianın doğru olup olmadığında hakemliği Big Bang yapacak, ilerleyen sayfalarda kararı o verecektir. Tek Tanrılı dinlerin dört iddiası şöyledir:

    1- Evren yoktan yaratılmıştır. Dolayısıyla madde ezeli değildir, yani başlangıcı vardır.

    2- Evrenin yaratılışı belli aşamaların gerçekleşmesiyle, aşamalı-gelişmeci bir süreç takip edilerek gerçekleşmiştir.

    3- Evren amaçsal olarak yaratılmış ve tasarımlanmıştır.

    4- Evrenin başlangıcı olduğu gibi sonu da vardır. Günü gelince evren kıyamet sürecini yaşayacaktır

    KAYNAK: http://www.bigbang.gen.tr
    ————————————————————————————————–
    Not:Yukarıda ki yazı big bang teorisinden önce ki tek tanrılı dinlerin savunduğu görüştür.Big bang zaten bunlara karşıt değil bu görüşü daha da desteklemiştir.Ortada şaşılacak bir durum yok yani.Evrim bu görüşlere karşı çıktığı için kabul edilemez.

  14. yumush diyor ki:

    İnsanların göğüslerini gere gere “maymundan geldik” diye atıp tutması gerçekten çok tuhafıma gidiyor.

    Sokakta biri “köpek” dese, hakaret kabul ederiz. Maymun deyince, iltifat mı oluyor?

    İnsan Allah’ın en güzel surette yarattığı çok şerefli bir varlık. Bence böyle bir iddiada bulunmak, haşa Allah’ın yaratmasını beğenmemek gibi bir şey.

    Allah’ın verdiği şerefi, bir mahlükat olmakla değiştirmeyi istemek akıl alır gibi değil. Daha aşağılık bir şey için daha üstün bir şey hiç değiştirilir mi?

    Attan inip eşeğe binmek gibi.

    Canı isteyen, kendine “maymundan geldim” desin. Ama ben buna inanmıyorum.

    Ben de insanım. Atalarım da insandı. Peygamberler de, Allah’ın çok güzel bir surette yarattığı çok şerefli, haysiyetli ve mübarek insanlardı.

    Hiç kimsenin maymundan evrimleştiğine filan inanmıyorum.

    Fantastik bir roman kurgusundan başka birşey değil bence.

  15. Editör diyor ki:

    Sayın Scientific Turkey,

    Teknik olarak yorumlara müdahele hakkınız olsa da yazarlarımızın yorumlara müdahele etmesi hoş birşey değil. Bu nedenle bir daha böyle birşey yapmamanızı rica edeceğim. Eğer yorumlarla ilgili bir sıkıntınız olursa bana email ile ulaşabilirsiniz. Ben gereğini yaparım. Ayrıca Da Vinci’nin latifesini hakaret olarak algılamak kötü niyetli bir yaklaşım olur. Hele de yazarlarımız arasında böyle düşmanca tavırlar sergilemesi hiç hoş değil. Herkesten yazılarında daha dikkatli olmasını rica ederim.

  16. Editör diyor ki:

    Sayın Scientific Turkey,

    Öncekilere ek olarak fuatogl rumuzlu katılımcının IP adresini görebiliyor olmanızı aleyhine yasal düzeyde kullanmakla tehdit etmeniz de hiç hoş değil. Elimde olsa bu özelliği en başından kapatırdım. Şimdiye kadar hiç böyle bir amaçla kullanılmadığı için önemsememiştim ama demek ki gerekliymiş. Biraz araştırıp mümkünse kapatmayı deneyeceğim.

  17. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın Editör,

    Bugüne kadar sizin de farketmiş olabileceğiniz üzere herhangi bir yoruma müdahalede bulunmadım.

    Ancak “Turkey” büyük harfle yazıldığında Türkiye anlamına gelir.

    Yazarımızın, sitenin diğer bir yazarına bir benzerlikten yola çıkarak hakaret etmesi hoş karşılanır biri durum olmadığı gibi, profesyonel de değil.

    Hele ki ülkemizin ismi de bu hakaretin içerisine konu oluyorsa; nacizane düzeltme hakkımı kullanmak istedim.

    Bir dahakine size de iletirim.

    Göstermiş olduğunuz hassasiyet ve duyarlılık için teşekkürler

  18. Scientific Turkey diyor ki:

    Değerli Editörümüz,

    Eğer metnin çeviri olduğunu belirten gerekli tüm düzenlemelerin yapılmasına karşın, söz konusu kullanıcı aynı şekilde sitedeki bir diğer yazara hakarette bulunmaya ve “fikir hırsızlığıyla” suçlamaya devam ediyorsa; bu kanunlar dahilinde bir suçtur.

    Elbette ki, belirttiğim üzere böyle bir prosedüre gerek kalmamasını temenni ediyorum ve sitedeki yazarlar arasında bu tarz hakaret meselelerinin gündeme gelmesinden kesinlikle hoşnut değilim.

    Ancak, yazarımızın aynı şekilde söylemlerinin ısrarla devam ettiğini ve edeceğini gördüğüm ve kişisel haklarımı ve çevirmen haklarımı da korumakla yükümlü olduğumdan, kendisine (herhangi bir düşmanlık ya da art niyet olmaksızın) hatırlatma yapmak durumunda kaldım.

    Hem size ve yazar arkadaşlarımıza hem de kıymetli yorumcularımıza anlayışları ve çevirmen haklarına gösterecekleri saygı için yürekten teşekkürlerimi sunarım.

    Ümid ediyorum, her iki üzücü durum da tekrarlanmaz

    Saygılarımla

  19. fuatogl diyor ki:

    @ST;

    Eğer metnin çeviri olduğunu belirten gerekli tüm düzenlemelerin yapılmasına karşın, söz konusu kullanıcı aynı şekilde sitedeki bir diğer yazara hakarette bulunmaya ve “fikir hırsızlığıyla” suçlamaya devam ediyorsa; bu kanunlar dahilinde bir suçtur.

    Siz galiba sorunu ve yazilanlari anlamiyorsunuz.
    – Yayinladiginiz yazinin aynisinin internette bulundugunu belirttim.
    – Siz ise sizi alakadar etmedigini, baskalarinin da cevirmis olabilecegini soylediginiz.
    – Yazdiklarinizla tipatip ayni metni iceren yaziyi size gosterdim, ve kaynak sitede “Bu yazi HY nin eserlerinden/veritabanindan alinmistir” yazisina da vurgu yaptim.
    – Siz ise hic orali olmayip gulucukler attiniz bana “bravo” dediniz.
    – Ama bu yaptiginiz piskinlik dedim, siz gulucuklerle gazel okumaya devam ettiniz.
    – Ancak editorumuzun uyarisindan sonra “yazilariniza” kaynak eklediniz!

    Daha neyi mesele ettiginizi anlamis degilim yani.Hosunuza gitmemis olmasini anliyorum ama ona da benim yapabilecegim birsey yok.

    Kullandiginiz rumuza gelince. Yazilarinizin icerigi bilimsellikle ilgisiz ve iyi niyetle aciklanmayacak duzeyde yaniltici, bu bir. Ikincisi isim/rumuz normalde zaten buyuk harf ile yazilir, dolaysiyla “Turkiye buyuk harf ile yazilir” dan ben birsey cikartamiyorum. Rumuzunuzun, sizin begenmediginiz diger anlami zaten ulke ismi olarak kullanilmadigi icin ulkeye hakaret olmayacaktir. Kendinize sectiginiz garip bir rumuz olarak kalacaktir. Ben cozumu ST ile buldum.

    Son olarak; sizin tehditleriniz hic mi hic umurumda degil, istediginiz mahkemeden istediginiz davayi acip istediginiz kadar IP numarasi verebilirsiniz. Beni ilgilendiren kisim surasi: Savunmaya deger buldugunuz bir fikriniz gorusunuz varsa, buradaki yorumcu ve yazarlarin 95% nin yaptigi gibi temiz ve durust bir sekilde bunlari savunursunuz. Aksi halde size saygili olmami beklemeyin. Bilincli anlam saptirmalarina, dezenformasyona saygi gostermek zorunda degilim, onun kotasi doldu, neyse o.

  20. Da Vinci diyor ki:

    Sevgili Fuat, arkadaş HY sitesi için de zaten ben çevirdim diyor galiba. Desene HY’nin çevirmen ekibinden birisiyle tanışmış olduk sonunda.

  21. K.D. diyor ki:

    Scientific Turkey arkadas,
    demissiniz:
    Bu ideolojilerle mücadele etmek madem bir oyun ve aldatmaca, o halde bu zülümleri durdurmak için ne ile mücadele etmemiz gerekiyor, siz söyleyin!

    Kisaca ve netce soyleyeyim o halde:

    Kuranda kesinlikle yanlislanan ve reddedilen ve lanetlenen
    “Insanlar bir anda her turlu evrimden uzak/ari olarak mukemmel “Tanri Suretinde” ve Isa da bunun ardindan bu Tanrisal insanlarin soyundan gelen mukemmel bir “Tanri Tecellisi” olarak bu dunyaya gelmistir!” (Tekvin 1/27 & Yuhanna 1/14) iddialarini temelden sarsabilecegini cok iyi bildikleri “Evrimsel Yaratilis” fikrine karsi 150 yildir amansiz bir hacli seferi uygulayan,
    ve “evrimsel yaratilisi” benimseyebilen tum samimi Dindar insanlari uzun zamanlardir –elbette ozellikle bu sebepten oturu– direk aforoz etmeye kalkan,

    bu linkte ozellikle 5. maddeye bakiniz, lutfen.
    http://www.christiananswers.net/q-aig/aig-c015.html

    iddia ettikleri bu “Tanri Tecellisi” (sahte) Isanin yakinda tekrar dunyaya donup Evangelist Hacli Somurgeciligi vasitasiyla tum dunyaya egemen olacaklarini
    hayal edip yakin zaman once Kuresel isgal ve katliam faaliyetleriyle
    Musluman cografyada nice insanlari olduren, sakat, kor, topal ve evsiz barksiz birakan, nice musluman erkeklere iskence uygulayip ve musluman kadinlarin irzina gecen, namlularina hac isareti takarak Musluman avlayan, uzerlerine bomba yagdiran bu fanatik Anti Evrimci Evangelistlerle ve onlarla isbirligi yapan Siyonistlerle mucadele etmesi gerekiyor olmali, herhalde, tum samimi Muslumanlarin. (Maide 17-18 & 51)

    (*elbette yeryuzunde bunlarin disinda/bunlardan ayri nice mutevazi Hiristiyan ve Yahudilerin de oldugu ve yukaridaki fanatik anti Evrimci tipte kibirli Evangelist ve Siyonistlerin isledigi curumlerden bunlarin asla sorumlu tutulamayacagi Kuranda onemle ve ayrica isaret edilmis olmali. Mumtehine 8 & Ali Imran 199)

    Daha sonra yine Kuranda kesinlikle yanlislanan ve reddedilen ve lanetlenen
    “Dis dunya, madde aslen yoktur, sadece bir illuzyondur!” iddialarini temelden sarsabilecegini cok iyi bildikleri Dis dunyanin, maddenin gercekligi (Ibrahim 19) fikrine karsi amansiz bir hacli seferi uygulayan –yukaridaki Evangelistlerin kardesleri/yandaslari olan– fanatik Anti Maddeci Gnostiklerle mucadele etmesi gerekiyor olmali, herhalde, tum samimi Muslumanlarin. (Tur 32 & Muminun 88-89)

    http://stargods.org/WhatIsReality.html

    Ki bu carpik Evanjelik ve Gnostik Hiristiyan ideolojilerinin aslen hz. Peygamberin haber verdigi o lanetli MESIH DECCAL ideolojileri olabileceklerini ve yakin bir zaman sonra belki de –su anda Amerikadaki ve Dunya capindaki gizli ve acik tum yogun faaliyetleri ve baglantilari sonucu Cumhuriyetciler/Bush doneminden cok daha kuvvetli bir sekilde geri donup– kuresel capta halihazirdakinden daha da buyuk bir “fitne” olabilecekleri tehlikesinin gayet farkinda olabilen tum samimi Muslumanlarin!

  22. Bigalıoğlu diyor ki:

    fuatgol arkadaşım,çeviri aynıysa ya kopyadır yada her iki çeviride doğrudur.ancak kopya olmadığını söylüyor ST.o zaman HY’nin çevirisi de düzgün çeviri demektir.Ancak siz kafanızda HY çevirilerini toptan çarpıtılmış olarak düşündüğünüz için ST’ye inanmakta güçlük çekiyorsunuz.ST gerçekten samimi bir şekilde olayları ve olguları temiz bir dille anlatıyor.ancak siz belirttiğiniz üzere temiz ve dürüst bir şekilde karşılık vermiyorsunuz.yani %5’lik sınıfın içine sokuyorsunuz kendinizi.

    ateist arkadaşların ne yapıp ne yapamayacağı,gelişmiş bir çatışma kültürüne sahip olduklarını geçmişten gelen tecrübelerimden biliyorum.örnekleride buralardaki sayfalarda bolca mevcut.sizler işin doğrusuyla aslında pek ilgilenmiyorsunuz.görüşünüzü savunma derdindesiniz hep.bunun için çabalayıp duruyorsunuz.aslında şikayet ettiklerinizi bizzat kendiniz yapıyorsunuz.klasik bir ateist anlayışı oturmuş durumda.karşıdan bakıyorum,böyle bir insanla neyi nereye kadar tarşısabilirsin ki diyorum kendi kendime.en iyisi kendi haline bırakmak.sonu gelemez bir burnubüyüklük ve herşeyi bilir edasıyla hep üstte olmalısınız.

    üstte siz olun efem.artık pek önemi yok,cünkü yeryüzünde herkes aklıyla düşünmüyor,herkes akılla hareket etmiyor.inanç,zaaf diye bir şey de var.hayalllerle de yaşıyor insan.yeryüzünde gerçeklerle de pek mutlu olmuyor insan.yerkürenin doğasında var doğrularla yaşamak,yalanlara çıkıp batmak.düşünün bir geçmiş yüzyılları.

    ancak en önemlisi birbirimizi yıpratmamak.eğer yıpratırsak hiçbir şey ortaya koyamayız.sizler zaten bir şey ortaya koymuyorsunuz.bir şeyler ortaya koyanları yıpratmayın en azından.

  23. Scientific Turkey diyor ki:

    fuatogl ve da vinci,

    Siz bunları anlayın diye oturup bunları yazmıyorum. Allah dilemediyse, siz zaten Yaratılış’ı kavrayamazsınız.

    Dolayısıyla, amaç bu değil.

    Sitenin editörü gayet demokratik bir ortam sağlayıp her iki tarafa da görüşünü izah etme ortamı vermiş.

    Yaratılışçılar hiçbir zaman evrime, evrimciler de (Allah dilemedikçe) Yaratılış’a katılmayacaklar zaten.

    Konu atışmak filan değil.

    Konu, bizim siz kabul etseniz de etmeseniz de “Hak” olanı savunmamız. Bu yüzden de hep “Hak” lıyız.

    Darwinist ve materyalistlerin hakaret ya da alay etmesi, çok iyi birşey. Hatta acayip de hoşa giden birşey. İltifat etseniz, o zaman bir yanlışlık olurdu.

    Bu nedenle, “kişisel” hakaretlerinize devam edebilirsiniz. Çok büyük şeref duyarım.

    Yanlız, milli ve manevi değerlerimiz, ülkemiz, bayrağımız, askerlerimiz gibi konularda hakaret olabilecek (ya da siz öyle niyet etmeseniz de oraya uzanabilecek) unsurlarda lütfen daha özenli ve hassas davranınız.

    Hülya Avşar’ın balon tekmelemekten para cezası ödediği, milli değerlerimize yönelik hakaret unsuru içerik içermekten youtube’un kapatıldığı bir dönemde bulunuyoruz.

    Bu yüzden, yazı yazarken bize bu imkanı sağlayan internet sitelerini zor duruma sokmamakta fayda olacaktır.

    Daha düşünceli olmaya çalışalım.

  24. K.D. diyor ki:

    WarHorse arkadas,

    Yukaridaki yazida Big bang ve Evrim kuraminin neden temelde “yaratilis” fikriyle celismedigini ve bu nedenle bugun yeryuzunde milyonlarca (Musluman, Hiristiyan, Yahudi, Digerleri) teist Bilim insanlarinin ve medeni Dindar insanlarin bu her iki kurama da muazzam “ilahi bir yaratilis plani” olarak inanabildiklerini ana fikriyle ve en temelde yeterince aciklayabilmis olmaliyim, umarim; bunu bir kez daha –bu baglamda biraz daha dikkatlice– inceleyebilirseniz, mutesekkir olurum.

    Ikinci olarak, bu amerikan fanatik Evangelistlerin –aynen Evrime yaptiklari gibi– Big bangi de sadece Ateistik/Agnostik perspektifi destekleyen salt Ateistik/Agnostik bir kuram olarak lanse edip Dindar insanlari nasil uzun zamanlardir bu kuramdan da –Evrime yaptiklarina cok benzer gerekcelerle– toptan uzaklastirmaya calistiklarini asagidaki linkte gorebilecek olmaliyiz.

    http://www.answersingenesis.org/articles/wow/does-the-big-bang-fit

    (*Bu evangelistler Incildeki sembolik yaratilis anlatimlarini (Tekvin 1.bolum) bilimsel anlatimlar olarak algiladiklarindan ve bu anlatimlar bugunun bilimsel bulgulariyla daha bastan hic uyusmadiklari icin, bu her iki kurama karsi da elbette daha en basindan boyle buyuk bir onyargiyla –her ne pahasina olursa olsun gormezden gelip bastan ve toptan reddetmek uzere, ve tabi ateizme/agnostisizme karsi savasiyorlarmis kilifiyla– yaklasiyor olmalilar ilkin. (Tabi evrime karsi olan buyuk garezlerinin ardinda yukarida deginilen o en kritik/derin sebep de burada en ozel –hastalikli– bir yer tutuyor olmali kalplerinde ilkin, herhalde!)

    Ucuncu olarak, yukarida referans verdiginiz calismalarin sahibi yanilmiyorsam dr. Caner Taslaman olmali. Bildigim kadariyla, dr. Caner Taslaman evrim konusunda sonucta “bilinemezciligi” benimseyip
    bu Evrim kuramini bastan ve kokten reddeden ve hatta “evrimsel yaratilis” fikrini benimseyebilen tum samimi Dindar insanlari (yukarida belirtilen o en kritik/derin sebepten oturu) direk “aforoz etmeye” kalkan suursuz/hasta/cahil/hoyrat amerikan fanatik anti evrimci Evangelistlerin zihniyetinde, yaninda degildir asla,
    bilakis “evrimsel yaratilis” fikrini benimseyebilen tum samimi Dindar insanlara karsi da temelde saygili/anlayisli kalabilen ve bu nedenle de kendisine de elbette temelde her daim saygili/anlayisli kalinmasi gerekebilen samimi Dindar bir arkadas olmalidir, bilebildigim kadariyla. (Evrim konusundaki calismasinin ilk baskisindan edindigim izlenimlerdi bunlar; son baskilarini ve en yeni calismalarini tumden okuma firsati bulamadim henuz.)

    Bu sitede dahi akilli tasarim hareketinin yurdumuzdaki onculerinden olan Mustafa Ajlan arkadasin ve (onun gibi nicelerinin) artik “Evrimsel Yaratilis” fikrini temelde acikca kabul edebilen
    ve bu akilli tasarim hareketinin dunya capindaki en onde gelenlerinden biri olan prof. Michael Beheyi dahi sirf bu “evrimsel yaratilis” fikrini artik temelde ve bircok yonleriyle acikca kabul ettiginden oturu direk “aforoz etmeye” kalkan amerikan fanatik anti evrimci Evangelistlerin onunla ilgili art niyetli elestirilerinin linkini de vermistim daha yukarida.
    Dolayisiyla, tum bu medeni ve bilgili insanlar bugun bu fanatik anti evrimci amerikan Evangelist art niyetli hacli ordusuna karsi –pek ya da cok– onurluca mucadele veren samimi Dindar insanlar statusunde olmalidirlar aslen, bu baglamda, kanimca, hep birlikte.

  25. fuatogl diyor ki:

    Merhaba Da Vinci, eger gercekten oyle ise buyuk onur duyariz herhalde:)
    Yukarida yazida sergilenen analizin derinligi ve kapsami, oyle olabilir dedirtiyor bana da.

           ————————-

    çeviri aynıysa ya kopyadır yada her iki çeviride doğrudur.ancak kopya olmadığını söylüyor ST.o zaman HY’nin çevirisi de düzgün çeviri demektir.Ancak siz kafanızda HY çevirilerini toptan çarpıtılmış olarak düşündüğünüz için ST’ye inanmakta güçlük çekiyorsunuz.

    Yazilanlari okusaydiniz o yazinin ceviri degil, 3-5 cevirilmis satir ve keyfi cumlelerle bezenmis bir yazi oldugunu anlardiniz. O yuzden cevirip ekledim o haberleri, fark anlasilsin diye. Iki farkli kisiden o derecede tipa tipa ayni yazinin cikmasi imkansiz, tam ceviri olmus olsaydi bile o sekilde tipa tip iki metin cikmaz ortaya. Farkli diller arasinda gramer ve sozcuk bazinda birebir-orten bir fonksiyon yoktur. 1-2 cumle olsa tamam ama o kadar paragraf ve ceviri niteligi tasimayan “dusuncelerin” tipa tip aynisi olmaz, tesadufe bak ki HY nin sitelerinde birde. Ve o yazilarin yayinlandigi sitede “Bu yazilar HY nin eserlerinden ve veritabanindan falan filan” diye yaziyordu acik acik. O yuzden “Harun abi senmisin yoksa!?” diye sormustum ST ye.
    Yani, o sitedeki bilgiye gore ST ya Harun, yada cevirmeni oluyor. Yada ST, HY sitelerinden kopyala yapistir ile burada “yazarlik” yapiyor – dedim. ST ise bunlari gosterdigimde gulucuk atmak disinda birsey yapmamisti zaten, taa ki editorumuz uyarana kadar – kimin ne yazdigi beni ilgilendirmez dedigi yazilara O SITELERI kaynak olarak gosterdi!!! Daha da uzatilcak bir tarafi yok.

    Ayrica HY nin cevirilerinin carpitilmis oldugunu dusunmuyorum. Carpitilmis oldugunu biliyorum! Sizin gormemezlikten geldiginiz seyi hic zorlanmadan herkes goruyor, guluyor, eglenir, dalga geciyor ve igreniyor. Carpitmalari sayisiz kere tespit ettim, kendi gozlerimle gordum, ve baska insanlar gibi bunu anlatmaya calistim sizlere. Yapmayin dedikce siz illa ayni seyleri cekip getirdiniz. Hatirlarsaniz habire HY nin carpitilmis kaynaklarina basvurdugunuz icin sizinle muhatap olmak istemedigimi yazmistim. Mesela o gonderdiginiz sitenin ILK sayfasindaki ILK yazinin ILK alintisi carpitmaydi. Bunlari gostermek kolay, orjinal metni alip karsilastirdigimizda bariz bir sekilde ortaya cikiveriyor. 99% o sekildedir. Internetten resmini buldugu plastik balik yemini kicindaki cengeliyle beraber kitabina basip “al bak fosilin aynisi” diyebilen insanlardan bahsediyoruz burada.

  26. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    son zamanlarda sitede artan Yaratılışçı yorumlar karşısında bir evrimci olarak düştüğün zor durumdan olsa gerek, bayağı saldırgan bir tavır içerisine girmişsin.

    Harun Yahya da arkadaşları da buradaki bir avuç evrimciyle vakit harcamaz. Eğer gazete okuyorsan, faaliyetlerinin daha dünya çapında olduğunu biliyorsundur.

    O yüzden, pek sizleri muhatap almakla uğraşacaklarını sanmıyorum.

    Kendinizi bu kadar büyütmeyiniz.

    Bir de sırf laf yetiştirmek için yazacağına, bilimsel argümanlarla gelirsen daha fazla yol kat edilir.

    Aksi halde, hem benim hem de yorumcuların vaktinden çalıp kendini de “müşkül” durumda gösteriyorsun.

    Her iki açıdan zararlı.

  27. fuatogl diyor ki:

    son zamanlarda sitede artan Yaratılışçı yorumlar karşısında bir evrimci olarak düştüğün zor durumdan olsa gerek, bayağı saldırgan bir tavır içerisine girmişsin.

    Son zamanlarda yaratilisci bagnazlarin artmasi seviyenin dusmesinden belli oluyordu zaten. Yaratiliscilik kimseyi zor duruma dusurecek kapasitede birsey degil, sadece bir dogma dir, kuru inanctir. Oyle oldugu icinde din/inanc olarak kabul edilir, bilimsel bir aciklama hicbir ise yaramadigini yuzyillardir goruyor insanlik.

    Ayrica kendimizi buyuk gostermek gibi bir hedefimiz olsa, herhalde HY gibi biyolojiden anlamayan bir komplo teorisyeni en son secenek olurdu. Komiklige devam.

    Harun Yahya da arkadaşları da buradaki bir avuç evrimciyle vakit harcamaz. Eğer gazete okuyorsan, faaliyetlerinin daha dünya çapında olduğunu biliyorsundur.

    Evet, dunyada kimlerin nereleriyle guldugunu goruyoruz.

    Bir de sırf laf yetiştirmek için yazacağına, bilimsel argümanlarla gelirsen daha fazla yol kat edilir.

    Oyle mi? Sen once yorumlarinin arkasinda dur. Mesela 16-17milyar yil dedigin evrenin yasi icin bir cevap vermistim, bir zahmet onu cevaplayin lak lak yapacaginiza. Nedense kendi yorumlariniza uvey evlat muamelesi yapiyorsunuz.

    Aksi halde, hem benim hem de yorumcuların vaktinden çalıp kendini de “müşkül” durumda gösteriyorsun.

    Bence kimin neyi dusundugu ile bu kadar ilgilenmeyin – propagandaci olarak tek ilginizin o oldugunu biliyorum gerci. Yazilanlardan kimin ne oldugu iyi bir sekilde belli oluyor. Siz sadece yalan soylemeyin, carpitma yapmayin, varsa fikriniz onlari savunun, gerisi kendiliginden hallolur merak etmeyin.

  28. no_comment diyor ki:

    sana evrenin yaşı ile ilgili zaten link vermiş yorumcu arkadaşlar. Sana verilen yanıtları ya okumuyorsun, ya da aynı soruları tekrarlayınca üste çıkmış olucaksın gibi bir izlenim edinmişin kendine.

    güncel gelişmeleri takip etmen senin adına faydalı olur, nitekim kendini gülünç duruma düşürüyorsun. Sonra sorduğun soruya, senden önce yanıt verenler çıkıyor. Gör bak işte durumun ne vahim.

    Gerçekten de sitede Yaratılışçı yorumların artmasıyla, seviye düştü. Yenilgiyi hazmedemediğinizden, o entel halinizi bırakıp küfür ve hakaret eden bir tavıra girdiniz.

    Herkesin üslubu ve kullandığı dil ortada.

    Bu arada Harun Yahya’dan da vaktiyle bayağı ağır bir darbe anlamışsın anladığım kadarıyla. Sen de bir travma etkisi yaratmış. Durup durup ismini sayıklıyorsun.

    Koskoca Atlas’ı Dawkins’in kapısına bıraktığında da, Dawkins’in günlerce baş ağrısı çektiğine dair haberler vardı. Nitekim, yıllarca zooloji profesörlüğü yapan adam her biri 768 sayfalık 7ciltten oluşan (ki bu 5376 sayfa eder) kitaptan bula bula sadece bir caddis fly fotoğrafı bulmuş hatalı olarak.

    Yok o aslında oltaymış, yemmiş… miş miş miş. Sorsan, caddis fly’ın bugünkü hali farklı peki bundan diye, sesi soluğu çıkmaz.

    Seninki de böyle bir sendrom olsa gerek.

    Aç tavuk, kendini buğday ambarında sanır misali sitede hep kendi ideolojilerinizle uyumlu bir ekibin olmasından tüm dünya sizin gibi evrimci sanıyordunuz herhalde.

    Uyanın bu uykudan. Evrim filan bitti artık. Bak sitede evrime inanan bir avuç adam kaldınız. Yapmayın, etmeyin.

  29. sedef diyor ki:

    Evrim ile yaratıldığımızı öne süren arkadaşlar, kıyamet günü diriltilip Allah’ın huzuruna geldiklerinde “Biz evrimle yaratıldık” deseler , “toza toprağa dönüşmüş kemiklerinizden evrimle mi diriltiniz?” diye sorulmayacaklar mı?

  30. fuatogl diyor ki:

    Bana verilen link “evrenin yasi 15.8 milyar yil olabilir” diyen bir haberden ibaret. O haliyle bile sizin keyfi hesaplamadan cikan 16-17 milyar yil ile ilgisi yoktur. Kaldi ki bu bir gorustur, Big-bang icin kabul edilen yas halen en cok veri ile desteklenen ~13.5 milyar yildir.

  31. lord tayyare diyor ki:

    evet goruyoruz ki ne kadar anlamsiz konusmalar oluyor. burada yazilanlardan azicik bilginlenme cabasinda olabilseydiniz konusmalarinizin sonunu buraya getirmeyecektiniz.

    hadi diyelim ki su zamandan 4-5 milyon yil once Tanri insan irkini yaratmis oldu. birden “pat” diye koyuverdi dunyaya.

    peki sormazlar mi size simdi, niye 5 milyon yil bekliyor bu tanri sirf siz inanasiniz diye. toplasan surda son 10000 yildir ( hadi biraz da abartili bir rakam veriyim ) inanc mevzulari ortaya cikti. peki bu tarihten oncekiler ne olacak. hepsi cehennemde olsa gerek. ve hatta bu zamandakilerin cogu bambaska yaraticilara bambaska mevzulara inandilar. niye bekledi sizleri acaba ya. 5 milyon yildir degismeseydi hicbirsey, o zamandan beri inanc ortaya cikmis olmaliydi. ki bu bile evrimin kabul edilmesi gereken baska bi unsur. ki evrende varolan hersey degismeye ve evrimlesmeye mecburdur baska caresi olamaz. bu bile bastan evrimsel bir surecin olmasi gerektigi sonucuna ulastiriyor bizleri. ama siz ne yapiyorsunuz. 6000 yillik yaratilis gercegine inanmaya devam ediyorsunuz.

    evrim kurami bir tur sonuc arama calismasidir. hicbir bilimsel olgu, hicbirseyin “pat” diye ortaya cikmis oldugunu dusunmez. ki dusunurse zaten daha ileriye gidebilmeyi basaramaz.

    sonucsuzluk cabalariniza inanmaya devam edin lutfen. ve mumkunse burada bilimsel anlatilari duzeyli bir sekilde ifade etmeye calisan kisilerle ugrasmayi kesin. kesin ki bizler de gercekten neler yapilmis neler olabilmis gorebilelim bari. en azindan surayi temiz birakin.

    (bu sozlerim butun yaratilisci dusunceye sahip kisiler icin gecerli degildir. bu site icinde mantikli ve makul duzeylerde tartisma yapabilmis kisileri de okudum ve takdir ettim. kisaca, sozum meclisten disari )

  32. no_comment diyor ki:

    tayyare,

    Senin tüm soruların evrim teorisiyle Yaratılış’ı bağdaştırmaya çalışanlara yönelik.

    Evrim teorisinin bilimselliğini sorgulayanlara değil.

    Sorduğun sorunun mantıksızlığı, izafiyet kuramını ve Einstein’ı hayatın boyunca duymamış biri olduğunu yansıtıyor.

    Zaman diye bir kavram zaten yok. Zaman, bir nesnenin iki ayrı görüntüsü arasındaki farktan başka bir şey değil.

    Julian Barbour denilen ünlü bir fizikçi var. Daha kolay anlaman için sana ondan bir alıntı yapıyım:

    “Zaman eşyaların pozisyonlarını değiştirme ölçüsünden başka birşey değil. Bir sarkaç sallanır, saatin kolları ilerler”

    Tim Folger, “Buradan Sonsuzluğa”, Discover, Aralık 2000, s. 54

    Kısacası, ortada zaman diye bir kavram yok. Yüz milyonlarca yıllık bir süreç zaten tek bir an.

    Zaman, sadece insan için var. Sadece bir algı. Ben sana bundan 20 yıl evvelki çocukluğunu anlat desem, birkaç dakika sürer. 20 yılı 20 yıllık bir sürede anlatmazsın. Çünkü tüm çocukluğun yaşanıp bitmiş ve beyninde “tek bir an” olarak kalmıştır.

    Senin zaman diye tanımladığın şey, şu “an” ile beyninde bir hayal olarak kalan “bir an” ı kıyaslıyor olmandan kaynaklanıyor.

    Sen de buna zaman diyorsun.

    Zaman denilen şey, gerçekten var olsa; o zaman herkes için aynı olur. Nasıl ki beyaz herkes için beyaz, ya da nasıl ki herkes yerçekiminden etkileniyor, o zaman herkes aynı şekilde zamanı algılar, aynı şekilde zamandan etkilenirdi.

    Ama bunun böyle olmadığını biliyoruz. Mesela, sen bu yazıyı okurken senin tüm ideolojilerinle çeliştiğinden fenalıklar geçiriyorsun. Dolayısıyla da, zaman senin için daha yavaş geçiyor. Ben de, çok büyük keyif alıyorum. Dolayısıyla benim için de, daha hızlı geçiyor.

    Aynı şekilde, seni alsak bir uzay mekiğine koyup uzaya fırlatsak, bu dünyadan çıkıp gitsen senin için zaman dünyadaki akrabalarından daha farklı geçecek. Bir tarafta daha hızlı ilerlerken, bir tarafta daha yavaş ilerleyecek.

    Sorduğun sorudan, Allah’ı tanımadığın, İslamiyet ve Kuran hakkında hiçbirşey bilmediğin belli olduğun için sana izah ediyorum.

    Ben sana anlatıyım da, daha sonra “bana anlatılmamıştı, bilmiyordum” deme ihtimalin olmasın.

    Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir. Yani, Allah için zaman ya da mekan yok. Bunlar sadece insan için var olan şeyler.

    Cennette zaman diye bir kavram yok. Allah, Kuran’da cennetteki hayatı tarif ederken, orada hastalık olmayacağından, hiç kimsenin yaşlanmayacağından, dileyenin dilediğine tek bir anda “sadece istemekle” sahip olacağından bahsediyor.

    Zaman, böyle bir şey. Senin zaman diye bahsettiğin şey, Allah’ın kaderde zaten yarattığı bir şeye “Ol” demesi. Sen bu yazıları bilgisayarından okurken, bu yazılardaki her harfi, her virgülü Allah kaderde çok önceden yaratmış.

    Senin kaderinde bunları şu an okumak olduğu için, şu an görüyorsun. Bu soruyu, kaderinde şu an sormak olduğu için şimdi soruyorsun. Yanıtlarını da, kaderinde şu an “duymak” olduğu için duyuyorsun.

    Allah dilerse, sana bunu çok daha önce de duyurtabilir, çok daha sonra da. Çünkü zaten bitmiş bir şey senin duyduğun.

    Nasıl ki gidip bir DVD alıp evde player a koyduğunda, film önceden çekilip bitmişse ama sadece sen o an izliyorsan; aynı şekilde senin de tüm canlılığın da kainatın da filmi önceden çekilip bitmiş. Sadece sen daha yeni izliyorsun.

    Zaten zaman yok ki, evrime gerek olsun

  33. fuatogl diyor ki:

    Sorduğun sorunun mantıksızlığı, izafiyet kuramını ve Einstein’ı hayatın boyunca duymamış biri olduğunu yansıtıyor.

    Zaman diye bir kavram zaten yok. Zaman, bir nesnenin iki ayrı görüntüsü arasındaki farktan başka bir şey değil.

    Einstein, zamani bir kavram olarak kabul etmeyi birak, zamani bir boyut olarak almistir. 4 boyutlu “Uzay Zaman”in son boyutu nereden gelmekte?

    Zaman denilen şey, gerçekten var olsa; o zaman herkes için aynı olur.

    Iste Einstein in yaptigi sey tami tamina bunu curutmek olmustur. Relativity/gorecelik neyin goreceligi idi?

    Ucuyoruz eflatun bulutlar arasinda. Ne kadar LSD kullanicisi varsa sitemize dolusmus, “Lucy in the sky with diamonds” caliyor fonda :)

  34. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    cidden sana bir anlam veremiyorum. iki lafı biraraya getirememene rağmen bu cevap vermeye çalışma gayretin tamamen eziklik.

    işin gücün hakaret savurmak olmuş. bir de sitenin yazarı olacaksın.

    herkese hakaret eden radikal yazarlarına mı özeniyorsun anlamadım ki.

    kendine bunları örnek alma. bu yöntem daha önceden çok denendi ama pek işe yaramıyor.

    radikal yazarlarından aykut kence tüm milleti aşağılayacak kadar ileri gitti. Sonuçta noldu? Milletin evrime inanacağı varsa da kenceye öyle bir düşmanlıkları oldu ki, kence ne kadar evrim var derse onlar o kadar yok der.

    benzer durum senin için de geçerli.

    birşeye bilimsel yanıt veremiyorsun. veremeyince de, hakaret ederek üste çıkmaya çalışıyorsun. sonra da tutup millete “propagandacı” diyorsun.

    taş atıyorsun, bari camdan evin olmasa.

    zaman, boyutlu bir şeyse zaten madde değildir. var değildir. madem sadece gözünle görebildiğin şeylere inanacak kadar materyalistsin, zamana hiç inanmaman lazım.

    hatta maddeye de inanmaman lazım. çünkü maddeyi elle tutamaz gözle göremezsin. atom dediğin şeyin %99,99999 u boş diyorlardı. parçacık fiziğiyle geri kalanının da boş olduğu ortaya çıktı. şimdi, sadece “enerji” diyorlar. sen, enerjiyi tutadur. zamana da kokla, dokun.

    artık rüyanda mı yaparsın, yoksa alkolden iyice fermante olduktan sonra mı bilemem…

    ama gerçek dünyadaki kanunlar dahilinde, henüz zor.

  35. hakkı demir diyor ki:

    “Lucy in the sky with diamonds”

    Evrimci arkadaşlarımız yıllardır hayallerini süsleyen Lucy’e kavuşamayınca, rüyalarında görmeye başlamışlar.

    bütün bu sahte fosiller böyle ortaya çıkıyor demek. beyinde fosfor eksik olunca, halisülasyonlar da baş gösteriyor tabi.

    ne diyelim, tedavi şart …

  36. lord tayyare diyor ki:

    no comment;

    simdi bu hayranlik uyandirici bilgileriniz karsisinda dondum kaldim cidden. hakkaten tum ideolojimi sorgulamaya basladim. diyecek hicbirsey birakmadin. o halde ben sormaya devam edeyim ki daha fazla seyler ogrenip dogru yolu bulabileyim bari.

    “Sorduğun sorudan, Allah’ı tanımadığın, İslamiyet ve Kuran hakkında hiçbirşey bilmediğin belli olduğun için sana izah ediyorum.

    Ben sana anlatıyım da, daha sonra “bana anlatılmamıştı, bilmiyordum” deme ihtimalin olmasın.

    Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir. Yani, Allah için zaman ya da mekan yok. Bunlar sadece insan için var olan şeyler.”

    peki Kuran hakkinda daha fazla bilgiye sen mi sahipsin simdi?

    “Şüphesiz ki sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da Arş üzerinde hükmünü icra eden Allah’tır. O gündüzü peşi sıra kovalayan gece ile örter. O güneşi, ayı ve yıldızları da emrine boyun eğmiş olarak yarattı. İyi bilin ki, yaratmak da Ona aittir, yarattıklarının tedbir ve idaresi de. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın şanı ne yücedir.”

    “Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.”

    http://www.saidnursi.de/fikih/v3/kategoriler/kainat-ve-yaratilis/1130-yaratilista-alti-gun-kavrami.html

    demek ki burada aciklanan sey su; Allah zamansiz degil. Allah katinda da bir zaman isliyor.

    ki 6000 yil sizlere yetmedigi icin en sonunda 6 devre demeye basladiniz. hadi diyelim ki 6 devre olsun bu, peki sonuc ne? Allah zamansiz degilmis. ve daha garibi, bu sana gore cok anlamli bir cevap gibi gorunuyor ama, anlatmaya calistigin seyi aslinda sen bile tam olarak anlamis degilsin. Einstein’dan vermeye calistigin orneklerle de bu dusuncelerini guya destekliyorsun.

    Kuran’da yazilmis daha onca sey kimbilir daha nelere donusecek merakla bekliyoruz.

    neyse daha epey aydinlatacaksin gibi gorunuyor. lutfen aydinlanmama yardimci ol cok fazla bilmedigim sey var.

    http://www.phdcomics.com/comics/archive.php?comicid=1056

    bu guzel grafigi de sizlerle paylasmaktan buyuk mutluluk duyarim.

  37. no_comment diyor ki:

    tayyare,

    “Rabbinin katında bir gün, sizin hesabınıza göre bin yıl gibidir.”

    “Sizin hesabınıza göre” deniyor ayette. Bizim anlayabileceğimiz şekilde izah ediliyor.

    Kuran’da Allah’ın isimleri bildiriyor.

    Allah’ın mekandan ve zamandan münezzeh olması bir yorum meselesi değil. Açık ve net bir şekilde Kuran’da Allah’ın ismi olarak var.

    O, Evveldir, Ahirdir, Zahirdir, Batındır. O, herşeyi bilendir. (Hadid, 3)

    Canlıların, gezegenlerin, galaksilerin, tüm evrenin daha yaratılmadığı ve zamanın da yaratılmadığı anda yalnızca Allah vardır.

    Mekanı ve zamanı yaratan Allah’tır. Allah, kendi yarattıklarından münezzehtir.

    (Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır. (Rahman Suresi, 26-27)

  38. fuatogl diyor ki:

    no_comment, ne hakareti, sacmaliyorsun diyorum. Einstein diyorsun zaman yok diyorsun, Einstein diyorsun zaman olsa herkes icin ayni olur diyorsun. Birileri elbette sen ne sacmaliyorsun diyecek. Buna neden bu kadar sasiriyorsunuz? Bodoslama hem adamin teorisine carp, tam tersini savun, hemce cik “Einstein bilsen” diye ukalalik et.

    Yok eger itirazin var ise, anlatirsin zamanin Einstein a gore neden olmadigini. Gorecelik teorisinin neden zamani var saymadigini anlatirsin ve bizde ogrenmis oluruz, nasil olacaksa.

    Madde yorumuna hic dokunmayayim simdi, zirva ile mesgul olma kotam doldu bugunluk.

  39. K.D. diyor ki:

    Sedef arkadas demissiniz ki:
    Evrim ile yaratıldığımızı öne süren arkadaşlar, kıyamet günü diriltilip Allah’ın huzuruna geldiklerinde “Biz evrimle yaratıldık” deseler , “toza toprağa dönüşmüş kemiklerinizden evrimle mi diriltiniz?” diye sorulmayacaklar mı?

    Kurana gore ahirette olacagi bildirilen yeniden diriltilis bu dunyadakine hic benzemeyecegi vurgulandigi icin (Vakia 61) ahiretteki diriltisin evrim ile olmasi gerekecek diye bir kanilari yoktur/olmamalidir, herhalde, Evrimsel Yaratilisa inanan Dindar arkadaslarin.
    Aynen ahirette olacagi bildirilen Evrenin ve Dunyanin tekrar duzenlenisinde buradaki Big bang gibi baska bir 13 kusur milyar yillik yaratilisin gerekmeyebilecegi gibi. (Ibrahim 48)

    Bunun disinda, Kuranda Allaha gore zaman ve mekan oldugu su Ayetlerde acikca belirtilmis olmalidir:

    Rabbinin katinda 1 Gun sizin saydiklarinizdan 1000 yil gibidir. (Hac 47)

    Simdi siz gokte olan (Allahin) sizi yere gecirmeyeceginden emin mi oldunuz…? (Mulk 16)

    Melekler ve Ruh O (gokte olan Allaha) miktari elli bin yil olan bir gunde cikip yukselmektedirler! (Mearic 4)

    Bunun disinda, buradaki ateist/agnostik karakterli arkadaslar, Big bang ve Evrimi salt Din aleyhine kullanmaya calisan tarzda insanlarin Amerikada bu yuzden bircok Dindar insanlarin fanatik anti Big bangci ve fanatik anti Evrimci evangelist kiliselerin ve papazlarin kucagina dusmelerine sebep olduklarini (ki bu kiliseler ve papazlar parayla kiraladiklari sahte ateist/agnostik kimselerin boyle yaparak Dindar insanlari kendi kucaklarina dusurmeye calistiklari uzun zamanlardir bilinen bir evangelist taktik olmalidir) sonucta bu tiplerin Amerikada iktidari ele gecirdiklerinde kuresel capta ne buyuk “felaketlere” sebep olabildiklerini ve tekrar olabileceklerini iyi anlayabilmislerdir, umarim.
    Bu sebeple, burada tum Bilim, insanlik ve barisin yaninda olan ateist/agnostik karakterli arkadaslarin kendileri inanmsalar/inanamasalar dahi Dine ve inanan teist karakterli arkadaslara saygi/anlayis cercevesinde medeni bir sekilde fikir alis verisi yapabilmelerini umarim/dilerim. Kuranda tarif edilen Din ve bunun prensipleri ve cercevesi ve ateist/agnostik karakterde insanlara temel medeni bakis acisi hakkinda faydali yaklasimlar/bilgiler icerebilen bazi tartismalara bu sitede Dindarliktan Dinsizlige bolumu altinda yapilmis bazi tartismalarda/yazismalarda da sahit olabilirler dileyen arkadaslar. Esenlikle kaliniz.

  40. amatör filozof diyor ki:

    Yorumlar almış başını gitmiş, hangisine müdahil olsam bilemedim. Önemli bulduğum birkaç konuya değinmek istiyorum:
    Allah’ ın Evvel, Zahir, Batın isimlerinden bahsedilmiş. Bilindiği gibi Allah’ ın isimlerinden biri de Adil’ dir. Bu isim kapsamında daha önce ” Kimler cehennemlik” yazısında sorup da doğru dürüst bir cevap alamadığım bir soruyu bir kez daha sormak istiyorum. çünkü bazı arkadaşlar, bu sitede bilimsel veriler doğrultusunda yazı yazan arkadaşları cehenneme gidecekleri imasıyla tehdit etme hakkını maaalesef kendilerinde görüyorlar. Örneğin
    Berkeley,
    Sanki reddedince, hesap vermeyecekler, ölmeyecekler, diriltilmeyecekler, Allah’ın huzuruna getirilmeyecekler sanıyorlar.
    Sedef,
    Evrim ile yaratıldığımızı öne süren arkadaşlar, kıyamet günü diriltilip Allah’ın huzuruna geldiklerinde “Biz evrimle yaratıldık” deseler , “toza toprağa dönüşmüş kemiklerinizden evrimle mi diriltiniz?” diye sorulmayacaklar mı? demiş.
    O halde biz de soralım:
    “Bir insanın yalnızca Allah’ a inanmadığı için sonsuz cehennemle cezalandırılması doğru ve adaletli midir?” bunu Allah’ ın adil ismiyle nasıl bağdaştırıyorsunuz, lütfen açıklayınız.
    Ayrıca zaman kavramı üzerinde konuşulmuş ve zamanın olmadığı gibi hiç bir bilimsel temeli olmayan bir görüş belirtilmiş (görüş sahibi iftiracının ismini anmak istemiyorum, yazım ona değil diğer okuyuculara yöneliktir). Zamanın izafi olması zaman diye bir şeyin olmadığı anlamına gelmez. zaman uzay -zaman bütününün dördüncü boyutudur, kendi madde değildir, ancak maddenin hareketinin ölçüsüdür. Gözlemcilere göre farklı ölçülmesi “zaman yoktur” demek değildir.
    Cennette zaman yokmuş…. Bu da güzel. Cehennemde de yok mu acaba? Canlı canlı ateşe atılıp derileri kavrulunca tekrar yenilenen ve bu şekilde sürekli acı çekmesi istenen insanlar için de zaman yok mudur?

  41. K.D. diyor ki:

    Kuranda

    Rabbinin katinda 1 Gun “sizin saydiklarinizdan” (=mimma teuddune) 1000 yil gibidir. (Hac 47)

    yani kisaca insanlarin burada sayip hesapladiklari bildigimiz 1000 yil Allaha gore mutlak ve sabit olarak 1 Gun olarak verilmis olmalidir bu Ayette boylelikle ilkin.

    O (Allah) evveldir ve ahirdir ve zahirdir ve batindir…. (Hadid 3)

    Bu ayette gecen Allahin “Evvel” (once) isminin
    O butun evreni ve canlilari yaratmadan “once/evvel” Var olan,
    ve “Ahir” (sonra) isminin
    O butun evreni ve canlilari yok ettikten “sonra/ahir” Var kalacak olan
    yegane Varlik anlaminda oldugu su diger Ayetlerde de netce aciklanmis olmalidir. (Kasas 88 & Rahman 26-27)
    Dolayisiyla, bu ayetlerden “Allah zamansizdir” fikrinin cikarilmasi –yukaridaki Ayetle de (Hac 47) daha bastan acikca celisecek olan– Kurana aykiri bir cikarim/spekulasyon olmalidir, herhalde, bundan oturu. (Nisa 82)

  42. amatör filozof diyor ki:

    Sayın Lord Tayare,
    Gösterdiğiniz grafiğin asıl muhatapları nasıl olsa bunu anlamayacak ya da anlamazlıktan gelecekler. Bu grafiği paylaşmanızdan ben de büyük mutluluk duydum, belirtmek isterim. Saygılarımla.

  43. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    sanıyorum işin gücün yok. bütün gün yemeyip içmeyip kuru da olsa laf yetiştirmeye çabalıyorsun. kendine bir meşgale edin acil.

    git biraz laboratuara gir. evrimin doğruluğuna bu kadar inanıyorsan, sıva kolları araştırmalar çalışmalar yap ispatla. bu kadar havada laflar yazmaktan daha iyi. en azından bir şey bildiğini anlarız.

    sen hala şunu anlamadın. benim seni ikna etmek gibi bi derdim yok. sen gökten melekler gözünün önünde inse, yine ikna olmazsın.

    darwinizmin büyüsünün altına girmişsin zombi gibi, aynen öyle cansız ruhsuz yaşamaya devam et.

    yanlız, kuru laflarınla illa tartışmaya müdahil olmayı bırak. oltaya takılmış balık gibi çırpınıyorsun.

    orada dünyaca ünlü fizikçi ne demiş diye koymuşuz zamanla ilgili hala bir çarpıtma çabasındasın.

    hawking in bu konuda bir sürü kitabı var, git onları oku.

    herşeyi devletten bekleme.

    madde ile ilgili de hiç gereksiz atıp tutmana gerek yok. hollywood filmlerine kadar yayıldı konu. bilmeyen yok artık.

    Materyalist gözlüklerini çıkarıp at, derecesi uymadığı için gözlerin iyice bozulmuş.

  44. no_comment diyor ki:

    Amatör filozof,

    Allah, adalet yapanların en hayırlısıdır.

    Soruna şöyle bir örnek veriyim.

    Kimsesiz dünyaya gelsen.

    Biri seni alsa, temizlese yedirse içirse, baksa ilgilense, senin rahatın için her şeyi senin adına düşünse, şevkat ve merhamet gösterse, güzel bir ortamda seni yaşatsa, yaşaman için gerekli tüm ihtiyaçlarınla ilgilenilse…

    Sen de bu kişiye karşı rahatın yerine geldiğine, nankörlük yapsan. Ona karşı mücadele etmeye kalksan…

    Hala bu kişiden aynı merhamet ve şevkati bekler misin?

    İşte bu, Allah’ın üzerimizdeki rahmetinin yanında çok çok ufak bir örnek kalır.

    Allah, bizi yoktan yarattı. Dünyaya geldiğimiz en korunmasız anımızda, vücudumuzda muazzam bir savunma sistemi var etti. Kafatasımız, annemizin karnından kolaylıkla çıkabilmemiz için daha esnek yaratıldı. Annemizin sütü, her dönem tam ihtiyacımız olan vitaminleri karşılayacak şekilde geldi.

    Gözümüzü, muazzam bir gökyüzü, harika kokulu çiçekler, her tattan meyveler olan bir dünyaya açtık.

    Her şey tam bizim yaşayabilmemiz için en hassas detayına kadar ince ince ayarlanmış.

    Hemoglobin denilen bir şey var vücutta. Oksijen alıp karbondioksit verme işini başarılı bir şekilde yapmayı ona borçluyuz. Minicik bir şey. Belirli bir yaşa gelip eğitim alana kadar, öyle bir şeyin varlığını dahi bilmiyoruz. Ama o doğduğu andan itibaren bizim için çalışıyor.

    Arılar, bizim için ihtiyaçları olmadığı halde harıl harıl bal yapıyorlar. İnekler, et ve kaslarının arasından kıpkırmızı kan yerine bembeyaz süt yapıyor. Tavuklar, yumurtluyor. Toprak bizim için elmalar armutlar domatesler karpuzlar bitiriyor.

    Dünya, bizim için yörüngesinden sapmıyor. Bizim için geoit şeklinde.

    Gökyüzü bile süslü. Bir sürü yıldız, gezegen, galaksi izliyoruz. Şıkır şıkır inanılmaz estetik.

    Tüm bunları senin için Yaratan Allah…

    Allah’ın bu denli bol rahmeti ve merhametine karşılık, Allah’ın varlığı ve gücünü inkar etmeye (Allah’ı tenzih ederim) bir kişi tüm enerjisini harcarsa, Allah’tan neye dayanarak merhamet umabilir.

    Böylesine güzel bir dünya var eden, yoktan seni beni Yaratan’ı inkar etmek, çok net bir zalimlik.

    Bunun ne kadar büyük bir zalimlik olduğunu, insan ancak Allah’ın nimetleri üzerine derinlemesine düşünürse anlar.

    Allah’ın üzerindeki rahmetini ve nimetlerini kavrayanlar anlar…

    Cehennem ile ilgili soruna da, sorduğun için yanıt vereyim.

    Cehennem de de zaman yok. Orada da sonsuzluk var. Milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca yıl sonra bile çıkış yok.

    Ayette “içinde süresiz kalacağınız konaklama yeriniz” olarak geçiyor:

    “Onların tümünü toplayacağı gün: “Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz” (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: “Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tesbit ettiğin süreye ulaştık.” (Allah) Diyecek ki: “Allah’ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir.” Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir. ” (EN’AM SURESİ / 128)

    Başka ayetlerde de “içinde ebedi kalıcılar olarak” diyor:

    “Öyleyse içinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Büyüklük taslayanların konaklama yeri ne kötüdür.” (NAHL SURESİ / 29)

    Dediler ki: “İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından (içeri) girin. Büyüklüğe kapılanların konaklama yeri ne kötüdür.” (ZÜMER SURESİ / 72)

    “İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. Artık mütekebbirlerin konaklama yeri ne kötüdür. ” (MÜ’MİN SURESİ / 76)

    Cehennemden çıkış olmayacağı ile ilgili de bazı ayetler şu şekildedir :

    “Fasık olanlar içinse, artık onların da barınma yeri ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde, geri çevrilirler ve onlara: “Kendisini yalanladığınız ateş azabını tadın” denir. (SECDE SURESİ / 20)

    İçinde onlar (şöyle) çığlık atarlar: “Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.” Size orda (dünyada), öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur. (FATIR SURESİ / 37)

  45. no_comment diyor ki:

    K.D,

    Söyler misin, zamanı kim Yarattı?

  46. K.D. diyor ki:

    Amator Filozof arkadas,

    Kurani onun gercek tarihsel/mekansal perspektifi icinde ve Peygamberin muhatap oldugu o yakici ve yikici ve vahsi bazi Dinci/Allahci arap ve bunlara arka cikan bazi yahudi ve hiristiyan karakterler karsisinda (Araf 28 & Muminun 84-89 & Ahzap 26 & Buruc 4-10) verdigi mucadele ve soylemlerle dogru degerlendirmek gereklidir; yoksa Kuranin bugunku medeni insanlarla, kendileri inanmasalar/inanamasalar dahi Dine ve medeni Dindar insanlara saygili/anlayisli kalabilen ateist/agnostik/deist karakterli medeni insanlara yukarida bahsedilen turde vahsi teist karakterli araplara & yahudilere & hiristiyanlara –kendi yaptiklarina tam bir karsilik olarak– uygulanan nitelikte soylemlerle (Buruc 4-10) asla yaklasmadigi/yaklasmayacagi asikar olmalidir. Ancak elbette Kurani onun bu gercek tarihsel/mekansal perspektifini toptan yadsiyarak ve sanki bugunku dunyayi ve medeni insanlari kastediyormuscasina ve hedef aliyormuscasina okuyup uygulamaya kalkan yanilgili –cogunlukla Kuranin orjinal dilinden ve kontekstinden habersiz– dindar insanlarin sonucta bugunku medeni insanlara bastan ve toptan buyuk bir garez/kin/nefret/husumet duygulariyla dolu zombiler olarak dolasacak olmalari ve sonucta da tum Dine ve dindar insanlara en buyuk zarari verebildikleri/verebilecekleri, malesef, bir gercek olmalidir. Bu konular Kurandan iyi arastirilip ogrenildigi zaman Dinin ve Peygamberin gercekte ne derece makul, adil, demokrat bir tarzda bariscil ve insani ogretiler icermis ve miras birakmis olabilecegi gayet iyi anlasilabilecetir, umarim. Esenlikle kaliniz.

  47. no_comment diyor ki:

    K.D,

    Seni ilk başta dindar bir arkadaş zannetmiştim ama son zamanlarda masken iyice düştü.

    Evrimi bilgisizlik nedeniyle kabul ediyorsun, dünyaya da fazla bağlı olduğun için materyalist bakıyorsun diye düşünüyordum.

    Meğer olay çok daha farklıymış.

    Kuran’da bildirilen Allah’ın isimlerini ve Kuran ayetlerini reddetmeyi bıraktın bir de üstüne üstlük Kuran’ı modern yorumlamak filan gibi anlamsız bir şeylere girdin.

    Ayetlerde “takva sahiplerinin (Allah korkusu olanların) cennete gireceği” belirtiliyor.

    Söyler misin, Allah’ın varlığını inkar eden birinin Allah korkusu nasıl olacak?

    Adam Allah’tan korksa, zaten korkusundan Allah’ı inkar edemez.

    Kuran’da Allah’ın varlığını inkar edenlerin inanmadıkları için (Allah’ı tenzih ederim) imtihan edilmeyeceklerine dair bir bilgi var mı? Bu kimselerin hesap vermeyeceklerine dair bir ifade var mı? Allah’ın huzuruna getirilmeyecekleri söyleniyor mu?

    Cennet ve cehennem sadece Allah’ın varlığını kabul edenler içindir gibi bir ifade var mı?

    Tüm soruların yanıtı :YOK!

    O halde, evrimciler tarafından destek ve övgü görmek gibi az bir değer karşılığında Allah’ın ayetlerini ve Allah’ın sünnetini değiştirmek nedir?

    Kuran, ALLAH’IN SÖZÜ! Allah’ın sözünü iyileştirmeye kalkmak belli ki olmaz. (Allah’ı ve Kuran’ı tenzih ederim)

    Kuran, tüm insanlığa indirilmiştir. Ayetlerde Kuran kıssalarında, “sizin için öğütler vardır” diyor.

    “Tüm Peygamberler, geçmişte yaşadı. O halde, bu öğütler kime?” diye sormuyor musun?

    Göze giricem, insanları razı edicem diye uğraşma.

    Herkes sana karşı olsun, ama Allah senden razı olsun.

    Bir tek Allah’ın rızasını kazanmak yeter.

  48. amatör filozof diyor ki:

    Sayın K.D.
    Keşke herkes Kuran’ ı ve İslam’ ı sizin gibi yorumlasa, ancak durumu görüyorsunuz. Felsefi ve bilimsel yönden çok sağlam temellere dayanan
    (sağlam temeli olmasa da farketmez) Ateizm ve Agnostisizmi kabul edenleri sonsuz cehennemle cezalandırılması gereken bir suçlu olarak görüyorlar. Bun ların vicdanları olduğunu söylemek mümkün değil. İnsanlığın çoktan terkettiği ceza yöntemlerinin sadece bir fikir suçu için (onlara göre fikir suçu) uygulanması gerektiğini düşünüyorlar. Cennet ve cehennemin mecazi anlamda kullanıldığı, gerçekte sonsuz bir cezanın adil olamayacağı gibi bir formülü bile düşünmüyorlar/düşünemiyorlar. Beyinlerini ve kalplerini kin ve nefret bürümüş.
    “Cehennem de de zaman yok. Orada da sonsuzluk var. Milyonlarca, milyarlarca, trilyonlarca yıl sonra bile çıkış yok.”
    gibi başı sonunu inkar eden (zaman yoksa yıl kavramı nereden çıkıyor?) mantıksız cümleleri bu kin ve nefret yüzünden kolayca kurabiliyorlar. Bu insanlarla bu platformda hangi ortak değerler üzerinde tartışabilirsiniz? Mümkün değildir.
    Şunu açıkça söylüyorum: (şayet cennet ve cehennem varsa) Bu insanlarla beraber cennete gitmektense, cehennemde sonsuza kadar yanmaktan şeref duyarım.

  49. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın amatör filozof,

    Cehennem sonsuz mu diye bir soru sormuşsunuz. Bunun üzerine de bir yorumcumuz size yanıt vermiş.

    Almış olduğunuz yanıt, vicdanen sizi rahatsız etmiş olabilir; ancak karşı taraf sizin sorunuza samimi cevap vermekle yükümlü.

    Diğer türlüsü, sizi aldatıp kandırmak olur.

    Ben bunda tehditten ziyade, bilgilendirme olduğunu düşünüyorum.

    Zaten yorumcu da, “sorduğunuz için söylüyorum” demiş.

    Siz, başka birşey duymak istemiş olabilirsiniz tabi. Bu çok normal.

    Ancak, Kuran’da bu şekilde geçiyor.

  50. K.D. diyor ki:

    “no comment” arkadas,

    Ilkin yukarida Allahin kendisi icin Kuranda acikca belirli bir zaman ve mekan verdigini (Hac 47 & Mulk 16 & Mearic 4) netce gorup anladik, umarim, degil mi?
    Zamani kuran birinin ayni zamanda o zamanin icinde de olabilmesi (Hac 47),
    Mekani kuran birinin ayni zamanda o mekanin icinde de olabilmesi (Mulk 16 & Mearic 4) celiskili seyler olmasa gerek, bu baglamda, Kuranin bu acik bildirilerine gore.

    Ayrica hollywood filmlerine esin kaynagi olan (evren, madde aslen yoktur, sadece illuzyondur! diyen) Gnostik Hiristiyanlarin bu tip hezeyan filmlerinden haberdar olmali ve mutlaka gerektigi gibi kendilerini bu tip hezeyanlardan (Ibrahim 19 XXX Muminun 88-89 & Tur 32) koruyabilmeli, umarim/dilerim, tum samimi Dindar arkadaslar.

    http://www.youtube.com/user/LeapVentures

  51. amatör filozof diyor ki:

    Sayın Scientific Turkey,
    Kuran’ ı tek referans alan, Kuran haricindeki bilimsel, felsefi, insani ve ahlaki değerlere gözünü kapatan, bununla yükümlü olduğunu varsayan, bunu bir misyon edinen kişilere ne söylesek boştur. Söylenecek tek şey var: Siz kendi yolunuza, biz kendi yolumuza, ortak diyalog zeminimiz maalesef yok.

  52. fuatogl diyor ki:

    sanıyorum işin gücün yok. bütün gün yemeyip içmeyip kuru da olsa laf yetiştirmeye çabalıyorsun. kendine bir meşgale edin acil.

    Kuru lafi siz saciyorsunuz, ustelik arkasinda bile durmuyorsunuz.

    Bir insan zamanin olmadigini dusunebilir. Begendigi bir tanimi secer ve ben bunu kabul etmiyorum diyebilir. Isterse gerekcelerini de ortaya atar. Buna ne ben ne de baskasi karisabilir.

    Fakat bir insan “zaman yok, sen Einstein i bilmiyorsun herhalde” derse sacmalamis olur. Cunku degil fizikci, ortalama bir kultur seviyesine sahip her insan bilir ki Einstein ozellikle zamani konu edinir, ve Uzay-Zaman modeli onun urunudur.

    Bir insan isterse “Zaman denilen şey, gerçekten var olsa; o zaman herkes için aynı olur.” gibi bir gorusu savunabilir, kimse karisamaz. Ama teorisinin ismine bile GORECELIK giren bir insani anarak bunu yaparsa dupeduz sacmalamis olur. Cunku Einstein kelimenin tam anlamiyla bu gorusu curutmustur, yerle bir etmistir. Bir insan konu edindigi sey hakkinda ancak bu kadar acik bir sekilde bilgisiz oldugunu gosterebilir. “Cekim kuvveti denen birsey yoktur, sen Newton’u bilmiyorsun galiba” gibi acik bir sacmalik ile esdegerdir bu ufurdugun gorusler.

    Simdi delikanli yaratiliscinin burada yapacagi birsey var. Einstein in gorus ve teorilerin “olmayan” zaman ile ilgisini aciklayacak, ve ek olarak zamanin(olsa idi sayet) herkes icin neden ayni olmasi gerektigini ve bunun genel/ozel gorecelik teorisinden nasil ciktigini anlatacak. Eger anlatamiyor ise ya hatasini kabul edecek yada susacak daha fazla sacmalamadan. Bu kadar basit.

    Simdi, sozlerinin arkasinda dur ve acikla bakalim.

  53. Scientific Turkey diyor ki:

    Lincoln Bernett, Evren ve Einstein kitabından:

    Einstein, “uzay ve zamanın da sezgi biçimleri olduğunu, renk, biçim ve büyüklük kavramları gibi bunların da bilinçten ayrılamayacağını göstermiştir.”

    sayfa: 17

    Hawking’in Zamanın Kısa Tarihi

    “Görelilik kuramı mutlak zamanı çöpe attı. Bir çift ikizi düşünelim. Diyelim ki ikizlerden biri dağın tepesinde yaşasın, ötekisi deniz yüzeyinde. İlk ikiz (yani dağın tepesinde yaşayan) ikincisinden daha çabuk yaşlanacaktır. Yani yeniden karşılaştıklarında öbüründen daha yaşlı olacaktır.”

    sayfa: 45

    Zamanın sadece bir algı olduğu bilinen bir gerçek. “Time perception” diye bir kavram dahi var.

    Zaman algısı üzerine pek çok üniversite çalışma gerçekleştirmiştir. Biri de Standford.

    http://plato.stanford.edu/entries/time-experience/

    Algı dediğimiz şey zaten zamanın yanlızca “bir his” olarak varolduğunun da delilidir.

  54. no_comment diyor ki:

    fuatogl,

    belli ki zayıfsın bu konuda. seni eğitelim! :)

    “Zaman ancak hareketle, cisim hareketle, hareket cisimle vardır. ”

    Tüm kuram, zaten bunun üzerine kurulu.

    Bu ne demek: Cisim yoksa, hareket yoksa, zaman da yoktur.

    Zaten, “zaman algısı” diye bir şey olmasının bir sürü psikoloğun bu kavram üzerine araştırma yapmasının nedeni bu.

    Zaman = algı

    http://en.wikipedia.org/wiki/Time_perception

    Einstein zaten zamanın mutlak olmadığını anlatıyor. Tüm kuram bu! Zaman mutlak değil. Sadece bir algılayış. O kadar.

    En basitinden rüyanı düşün.

    Her gece rüya görüyorsun. Tatile gidiyorsun, otobüse biniyorsun, yüzüyorsun, uçuyorsun. Rüyayı görmen bir iki dakika sürüyor. Ama o kadar uzun görüyorsun ki, anlatmaya kalksan yarım saatini alır. O an saate bakmasan saatlerdir rüya görüyorsun sanırsın.

    İşte zamanın olmadığının en basit örneği. Rüya’da cisim yok, hareket yok. Dümdüz yatıyorsun yatakta. Yerinden kımıldadığın yok. Cisim olarak da izlediğin rüyanın içinde değilsin. Bedenin rüyanın dışında… Beyninin içinde görüyorsun çünkü…

    O halde, zaman da yok.

  55. K.D. diyor ki:

    Amator Filozof arkadas,

    Olan bitenlerden sadece sen etkilenmis degilsin, Editor arkadas da dahil
    buradaki tum medeni arkadaslar biraz farkindalar herhalde olup bitenlerin.
    Dine, medeni Dindar insanlara karsi asla toptan soguma, cephe alma sakin, bunlardan oturu! Anlayisli olmak/kalmak lazim, belki bir hayir cikar isin sonunda!

    “No Comment” arkadas,
    Kuranda Peygamberin kimlerle ve ne icin ve hangi ana kriteri esas alarak nasil mucadele ettigini, ve ateist/agnostik/deist karakterde insanlarin nasil bir statude degerlendirilerek bu gibi kimselerle nasil medeni iliskiler icinde kalabilmis olabilecegini bir miktar idrak edebilmek icin, bu sitede Sevmek-Korkmak, Dindarliktan-Dinsizlige vs. gibi bolumlerin altinda yapilmis bircok yazismalari/tartismalari inceleyebilirsin. Eger buralarda sunulmus bircok Kuransal acik argumanlara itirazlarin varsa, Kuransal gerekceleriyle yaz buraya, tekrar analiz edelim beraberce. Esenlikle kaliniz.

  56. fuatogl diyor ki:

    “Zaman algisi”nin olmasiyla zamanin olmayisi arasinda dogrudan bir bag yok. Birseyin algilanmasi yada algilanma sekli o seyin olmadigi anlamina gelmez yani. Ki benim asil derdim yoklugu yada varligi da degildi.

    Ikicisi, evet Einstein zamanin mutlak olmadigini gosterdi(onu diyorum zaten “gorecelik” derken), ama zamanin olmadigini degil! Birseyin mutlak olmayisi ile hic olmamasi arasinda epeyce bir fark var. Ki siz, eger varsa mutlak olmalidir da diyorsunuz ve ustelik Einstein i sahit gosteriyorsunuz.

    Einstein zamanin olmadigini gostermedi, zamani 4. boyut olarak kabul etmemiz gerektigini ve mutlak degil goreceli oldugunu gosterdi.

    Zamanin goreceli oldugunu soyleyen bir insani “zaman yoktur” a sahit gostermek ne dedigini bilmedigine isarettir. Bu arada, zaman, fizigin en temel niceliklerinden birtanesidir, gercek bir iliskiye referans gosterir.

    Einstein ile zamanin yoklugu arasindaki ilsikiyi gosteremediniz (yok cunku).

  57. K.D. diyor ki:

    “No Comment” arkadas,

    Kuranin kesinlikle reddettigi “evren yoktur, madde yoktur, zaman yoktur, serbest irade yoktur!” (xxxIbrahim 19 & Hac 47 & Insan 30) gibi iddialari (ki bu tip hezeyanlarin herbiri sanirim ehli Sunnet Islam anlayisinda dahi zaten “sahte/batil iddialar” olarak nitelendirilmis ve reddedilmis olmalilar coktan beridir) savunmanin ve bunlari muglak alintilarla bir de Einstein’a yamayip boylelikle dogrulamaya calismanin gercekci/makul/anlamli bir yaklasim olduguna kani misin, samimi olarak? Ozellikle, bu tip iddialari acikca reddeden yukarida ilettigim Kuran ayetlerinin bastan farkinda misin, arkadasim? Esenlikle kaliniz.

  58. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Einstein zamanin olmadigini gostermedi, zamani 4. boyut olarak kabul etmemiz gerektigini ve mutlak degil goreceli oldugunu gosterdi.”

    fuatol bu defa sana katılıyorum.Tanrı da öyle olduğunu söylüyor zaten,Kuran’da.Nasıl dersen,Kurandaki Din anlatıversin.

  59. no_comment diyor ki:

    tayyare, fuatogl ve K.D,

    Hiç bu kadar olayı karmaşıklaştırmanıza gerek yok.

    Ben size genel olarak tartışmanın bir özetini vereyim:

    Arkadaşımız sormuş. Madem yaratılışa inanıyorsun, o zaman izah et neden canlılığın yaratılması için milyonlarca yıl beklendi diye.

    Yanıtı bir daha son kez özetliyim:

    Zaman, senin için var. Zamana tabi olan da sensin. Zamanı ve mekanı yaratan zaten Allah. Dolayısıyla Allah’ın zamana ve mekana tabi olması gibi bir durum söz konusu değil. “Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir” sözü bu demek.

    Sorduğun soru bu, yanıtı da bu…

    Uzatmaya gerek yok.

  60. machiato diyor ki:

    Bir yorumcu şöyle bir ifade yazmış:

    ” İnsanlığın çoktan terkettiği ceza yöntemlerinin sadece bir fikir suçu için (onlara göre fikir suçu) uygulanması gerektiğini düşünüyorlar. Cennet ve cehennemin mecazi anlamda kullanıldığı, gerçekte sonsuz bir cezanın adil olamayacağı gibi bir formülü bile düşünmüyorlar/düşünemiyorlar. Beyinlerini ve kalplerini kin ve nefret bürümüş.”

    Açıkçası çok şaşırdım demeliyim. Çünkü yorumlardan anlaşıldığı üzere bunu yazan arkadaş zaten Allah’a, cennete ya da cehenneme inanmıyor. Ama inanmadığı bir yere (cennete) gitmek istiyor.

    Kuran’da cennet ehli tarif edilmiş. Cennette, ateist arkadaşların genelde hoşnut oldukları gibi”bir boş muhabbet ortamı” yok. Cennet ehli, sürekli Allah’ı anıyor, zaten. Cennette yaşam da sonsuz olduğundan, sonsuza kadar Allah’ı anıyorlar.

    Yorulmadan, sıkılmadan.

    Böyle bir ortamda bir ateist olsa ne yapacak tam olarak çıkaramadım. Niye sürekli içinde Allah’ın anıldığı bir ortamda olmayı istiyor onu da anlamadım. Böyle bir yer ona eziyet zaten. Çıldırır.

    Cehennemde de , tam evrimcilerin istediği gibi bir hayat var. Faşist bir yönetim, birinin diğerine üstün gelme çabası, hayatta kalma kavgası, dövüş, itiş kakış… Evrimcilerin yıllardır hayalini kurdukları, eciş bücüş mutant canlılar… Hepsi cehennemde. Sohbet konuları da, onların sohbet için bu dünyada da talip oldukları konular. Böyle bir ortamda, inanan biri için sıkıntı. Allah’ın anılmadığı bir yerde müminin işi ne.

    Herkes dilediğine kavuşuyor kısacası. Herkes bu dünyada neye talip oluyorsa, ahirette de onu alıyor. Bundan daha adaletli ne olabilir.

    Neden evrimci arkadaşlar üzülüyor belli değil

    Böyle bir hayattan sonsuza kadar hoşnut olmayacaklarsa, bu dünyada da talip olmazlar olur biter.

    “Bana dua edenin, duasına icabet ederim” diyor Allah. Cehenneme giren, böyle bir hayatı istediği, böyle bir hayat için dua ettiği için giriyor. Cennete giren de, cenneti istediği için.

    Konuyu ben anlaşılır buldum.

  61. lord tayyare diyor ki:

    no comment;

    soru su idi;

    “neden Tanri milyonlarca yil bekliyor sirf siz inanasiniz diye? neden ta en basindan bunu yapmiyor?”

    lakin soru bu olsa bile sen zaten kendince cevabini vermissin.

    zamansiz Allah kavraminsa Kuran’da farkli geciyor ama bunlarin da bir onemi yok senin icin. zaten bu haliyle herseyi cozmussun. konuyu daha fazla uzatmaya artik gerek kalmamis.

  62. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Zaman, senin için var. Zamana tabi olan da sensin. Zamanı ve mekanı yaratan zaten Allah. Dolayısıyla Allah’ın zamana ve mekana tabi olması gibi bir durum söz konusu değil. “Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir” sözü bu demek.”

    Allah,zamandan ve mekandan münezzeh değildir.Allah’ın olduğu yerdede işleyen bir zaman var.ben ona mutlak zaman diyorum.bizim alemimizdeki zaman ise göreceli.
    Kuran’da Allah’ın katında 1 gün sizlerin 1000 yılı gibidir der.cennet ve cehennemde de bir zaman işliyor.Altlarınızdan serbet ırmakları akarken,sizler göğüsleri tomurcuklanmış cariyelerinizle kadehleri yudumlarken de bir zaman işliyor.

    zamansızlık diye bir şey yok.bütün alemlerde işleyen bir zaman var.evrenin fiziksel hareketi zamanı algılamamızı sağlıyor.gaibten Allah zamandan münezzehtir diye bir laf gelmemiştir.Kutsal kitaplarda böyle bir şey yazmaz.bu konu daha önce işlendi ama,siz burada değildiniz.

  63. Bigalıoğlu diyor ki:

    “neden Tanri milyonlarca yil bekliyor sirf siz inanasiniz diye? neden ta en basindan bunu yapmiyor?”

    bu soru kel alaka bir sorudur.inanç kavramı,insanın sapkın davranışları yüzünden sonradan ortaya çıkmış bir kavramdır.aslında “ateizm” i devre dışı bırakırsak.yeryüzündeki tüm insanların bir inancı var.Tanrı inanmayanlar için değil,yanlış inanışa girmiş,üstüne kendini utandıran toplumlar için bir uyarı yapmıştır.

    ayrıca inanç kavramı sadece insana özgü bir kavramdır.ayrıntıya giremeyeceğim şimdi.

    tabii ateistler cehennemin en seçkin müdavimleri olacaklar.zaten hallerinden belli oluyor…

  64. amatör filozof diyor ki:

    Sayın Machiato,

    şöyle demişsiniz:

    “Bir yorumcu şöyle bir ifade yazmış:

    ” İnsanlığın çoktan terkettiği ceza yöntemlerinin sadece bir fikir suçu için (onlara göre fikir suçu) uygulanması gerektiğini düşünüyorlar. Cennet ve cehennemin mecazi anlamda kullanıldığı, gerçekte sonsuz bir cezanın adil olamayacağı gibi bir formülü bile düşünmüyorlar/düşünemiyorlar. Beyinlerini ve kalplerini kin ve nefret bürümüş.”

    Açıkçası çok şaşırdım demeliyim. Çünkü yorumlardan anlaşıldığı üzere bunu yazan arkadaş zaten Allah’a, cennete ya da cehenneme inanmıyor. Ama inanmadığı bir yere (cennete) gitmek istiyor. ”

    Bu yorumu yazan ben olduğuma göre, ve yorumun da sizin tarafınızdan pek anlaşılmamış olduğunu düşündüğümden, bir ek açıklama gerekiyor, herhalde.
    Öncelikle yorumunuzun ayakları yere basmayan ve zorlama yapılmış bir yorum olduğunu belirtmem gerekiyor. Hiç bir yerde cennete gitmek istediğimi söylemediğim ve bu anlama gelebilecek bir cümle kullanmadığım halde böyle bir istek içinde olduğumu iddia etmişsiniz, oysa söylediklerimden böyle bir anlam çıkmaz, yorumunuz yanlıştır. Sanıyorum hayal gücünüz çok kuvvetli. Bu durum aşağıdaki satırlarınızdan belli oluyor:
    “Cehennemde de , tam evrimcilerin istediği gibi bir hayat var. Faşist bir yönetim, birinin diğerine üstün gelme çabası, hayatta kalma kavgası, dövüş, itiş kakış… Evrimcilerin yıllardır hayalini kurdukları, eciş bücüş mutant canlılar… Hepsi cehennemde. Sohbet konuları da, onların sohbet için bu dünyada da talip oldukları konular. Böyle bir ortamda, inanan biri için sıkıntı. Allah’ın anılmadığı bir yerde müminin işi ne.”
    Maaşalllah cehehnemi gidip de görmüş gibi konuşuyorsunuz. Bu ne muhteşem hayal gücüdür, bu ne yüksek öngörüdür böyle? BU söyledikleriniz için bilimsel bir kaynak zaten olamaz da, dinsel bir kaynak, bir ayet, bir hadis var mıdır merak ettim doğrusu, mümkünse cehennemde faşist yönetim ve eciş bücüş mutant canlıların olduğu ayet ve hadisleri belirtin, yoksa korkarım boş boş gevezelik yaptığınız sonucuna varacağız.
    Tabi ki benim yorumum kendi kişisel isteklerimle ilgili değil, Allah’ a inanmama gibi sadece felsefi bir tercih belirten bir durumun niçin sonsuz cehennemle cezalandırılması gerektiğini, bu durumun 21. yüzyıldaki insan hakları kavramıyla karşılaştırıldığında, akla ve vicdana uygun olup olmadığını soruyorum, kimi kişisel fikrini söyleyip cevap veriyor, kimi cevap vermemeyi tercih ediyor, sizin de bu soruya kişisel görüşünüzü belirten cevabınız varsa verin, cevap vermek istamiyorsanız da susun, ona da saygımız vardır. Ancak bu soruya cevap vermeyip de konuyla ilgisiz yorumlar yapıp benim vaktimi harcatmayın lütfen.

  65. K.D. diyor ki:

    No Comment arkadas
    demissiniz:
    Zaman, senin için var. Zamana tabi olan da sensin. Zamanı ve mekanı yaratan zaten Allah. Dolayısıyla Allah’ın zamana ve mekana tabi olması gibi bir durum söz konusu değil. “Allah, zamandan ve mekandan münezzehtir” sözü
    –not: Kuranda aslen boyle bir soz hic gecmez– bu demek.

    Bu soylediklerinin her birini Kuran reddediyor, ve dogrularini su sekilde acikca veriyor olmali, en bastan:

    Rabbinin katinda 1 Gun sizin saydiklarinizdan 1000 yil gibidir. (Hac 47)

    Simdi siz gokte olan (Allahin) sizi yere gecirmeyeceginden emin mi oldunuz…? (Mulk 16)

    Melekler ve Ruh O (gokte olan Allaha) miktari elli bin yil olan bir gunde cikip yukselmektedirler! (Mearic 4)

    Zamani kuran birinin ayni zamanda o zamanin icinde de olabilmesi (Hac 47),
    Mekani kuran birinin ayni zamanda o mekanin icinde de olabilmesi (Mulk 16 & Mearic 4) celiskili seyler olmasa gerek, bu baglamda, Kuranin bu acik bildirilerine gore.
    (*Bir binayi insa edip sonra bunun icinde saati kurup zamani baslatan birinin sonra bu ayni binanin icinde en yuksek katinda yerlesip zamanina ve mekanina boylelikle tabi olmasinda da bir celiski var mi?)

    Machiato arkadas
    demissiniz:
    Cehennemde de , tam evrimcilerin istediği gibi bir hayat var. Faşist bir yönetim, birinin diğerine üstün gelme çabası, hayatta kalma kavgası, dövüş, itiş kakış… Evrimcilerin yıllardır hayalini kurdukları, eciş bücüş mutant canlılar…

    Sen evrimle ilgili cok fazla amerikan Evangelist kokenli vahset romani okumus olmalisin, herhalde, arkadasim:

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    http://www.users.bigpond.com/rdoolan/tyrants.html

    Bugun evrime inanan ve medeni ahlaka, demokrasiye, insanliga –evrim kanaliyla/sonucuyla insani hayvandan ayiran medeni basamaklara tum insanlik tarafindan artik coktan ulasilmasi gerektigi/ulasildigi prensibiyle– coktandir erebilmis milyonlarca ateist/agnostik/deist/teist medeni demokrat insanlarin (bu baglamda ayrica bkz. Bakara 30-33) var olabildigini ve bunlarin hepsinin Amerikadaki bu fanatik anti evrimci bu gercek Evangelist hayvanlarin –yakin zamandaki isgal ve vahsetlerine hep beraber esefle tanik oldugumuz– tekrar iktidari ele gecirip dunyayi bu fanatik anti evrimci ve fanatik anti maddeci Mesih Deccal ideolojileri altinda kana bulamamalari icin birlikte erdemli/onurlu bir mucadele yapabildiklerinin gerektigi gibi farkindasinizdir, umarim. Esenlikle kaliniz. (Bunun disinda Kuranda vadedilen ebedi cehennemi gercekte hangi tip insanlarin ve hangi buyuk sebepten/suctan oturu ebediyen dolduracagiyla ilgili yukarida 12 temmuz 2:04 tarihli yazida verdigim linklerdeki bircok yazismalara/tartismalara bakabilirsiniz.)

  66. K.D. diyor ki:

    lord tayyare arkadas
    demissiniz:
    “neden Tanri milyonlarca yil bekliyor sirf siz inanasiniz diye? neden ta en basindan bunu yapmiyor?”

    Kurana gore Allah yaratisin ilk anindan beri ve sonra her aninda dahi ortaya cikardigi her nesne/varlikla haz duyuyor, onlarla –insanlarin 5 duyulariyla asla kavrayamadiklari/kavrayamayacaklari– bir iletisim icinde olup, onlar tarafindan ovguyle aniliyor olmali zaten 13.7 milyar yildir. (Isra 44)
    Yani “ah ben hemen insani yaratayim da beni taniyacak/inanacak/anacak birileri olsun su alemde!” tarzinda bir acil derdi/tasasi/arzusu/niyeti/ihtiyaci hic yok idi bastan Kuranin haberine gore, bu baglamda, sanirim. Esenlikle kaliniz.

  67. Esma Ul Husna diyor ki:

    Merhaba arkadaşlar,

    Konuyu uzun zamandır takip ediyorum. Benim fark ettiğim, ortada genel bir yanlış anlaşılma var.

    Kuran’da çeşitli ayetlerde belirtilen zaman ifadeleri var:

    “Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.” (Hac Suresi,47)

    “Melekler ve Ruh, O’na, süresi elli bin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.” (Mearic Suresi, 4)

    Bu ayetler, Allah Katında zamanın yaratıldığının delilidir; ancak Allah’ın (haşa) kendi yarattığı zamana tabi olduğunun delili değildir.

    Kuran’ın çok güzel, anlaşılır ve hikmetli bir üslubu vardır. Allah, Kuran’ı insanlara “öğüt alıp düşünsünler diye” indirmiştir.

    Bu nedenle de, Kuran tam insanların anlayabilecekleri ve okurken gözlerinin önünde canlandırabilecekleri çok güzel bir üsluba sahiptir.

    Bu ayetler de, bizim Allah’ın bildirdiği ölçüde Allah’ı ve O’nun Üstün Yaratma Sanatı’nı kavramamız içindir.

    Bizim için çok uzun ve meşaketli olan pek çok şeyi, Allah için Yaratmak çok daha kolaydır. Mearic Suresi 4. ayet de buna işaret eder.

    Allah’ın yaratmak için elbette ki “gün” e ihtiyacı yoktur. Böyle bir iddiada bulunmak (haşa –Allah’ın zamana tabi olduğunu ya da yaratmak için zamana ihtiyacı olduğunu öne sürmek) Kuran’daki ayetlerle de çelişir.

    Allah, Kuran’da “O bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ‘Ol’ der; o da hemen oluverir” (Bakara Suresi, 117) ayetiyle, yaratmak için zamana ya da vakte ihtiyacı olmadığını bildirmiştir.

    Nitekim, Allah’ın el-Halik ismi vardır. “Her şeyi Yaratan” demek.

    Allah’ın (haşa) kendi yarattığı bir algıya tabi olması elbette ki beklenemez. Böyle bir durumu iddia etmek, Allah’ın bu dünyada ve evrende her şeyi yarattığını kabul edip bir de Allah’ın yaratması dışında “zaman” denilen bir şeyi kabul etmek olur.

    Kısacası; Allah her şeyi yarattı ama zamanı yaratmadı gibi bir ima ortaya çıkar ki bunun da hiçbir Ehli Sünnet aliminin görüşüyle, hiçbir Kuran ayetiyle ya da hadisle örtüşür bir durumu yoktur.

    Kuran’da Allah’ın el-Halik ismi var. “Her şeyi Yaratan” …

    Pek çok ayet, Allah’ın “HERŞEYİ YARATTIĞINI” ve “YOKTAN VAR ETTİĞİNİ” bildiriyor.

    Herşey’in içine zaman da dahildir. Zamanın ayrı tutulduğunu, yaratılmadığını gösteren bir ayet sitedeki tüm yorumcuların bildiği üzere yoktur.

    Allah, zamanı da yoktan var etmiştir. Mekanı da yoktan var etmiştir. Hepsini, Allah yaratmıştır.

    Allah’ın yaratmak için zamana ihtiyacı yoktur. Zamana tabi değildir!

  68. K.D. diyor ki:

    Esmaul Husna arkadas,

    Gerçekten, senin Rabbinin Katında 1 gün, sizin saymakta olduklarınızdan 1000 yıl gibidir. (Hac Suresi, 47)

    Melekler ve Ruh, Ona, süresi 50.000 yıl olan 1 günde çıkabilmektedir. (Mearic Suresi, 4)

    Oncelikle, bu Ayetlerde aslen celiski yoktur (Kuranda celiski olamayacagi Allah tarafindan garanti edilmis olmalidir zaten ilkin = Nisa 82)

    Dolayisiyla, yukaridaki birinci olcu
    1 Gun = 1000 yil
    sadece ve mutlak olarak Allah icin,

    yukaridaki ikinci olcu
    1 Gun = 50.000 yil
    sadece Ruh (Cebrail) ve tum Melekler icin,
    verilmis ayri olculer olmalidirlar yukarida netce gorup idrak etmis olabilecegimiz gibi.

    Allah Kuranda Gokleri ve Yeri bizzat Kendisinin nasil toplam 6 Gun icinde yapip yarattigini da bircok kez vurgulamis olmalidir. (Yunus 3 & Hud 7 & Furkan 59 …).

    Dolayisiyla, sizin

    Allah’ın yaratmak için zamana ihtiyacı yoktur. Zamana tabi değildir!
    Zamandan, mekandan tumden ari/uzaktir!

    bu tip spekulasyonlariniz Kuranda acikca reddedilen ve yukaridaki Ayetlerde belirtildigi uzere dogrulari Kuranda coktandir netce verilmis olan hususlar olmalidir.
    Kuranin hicbir yerinde “Allah zamandan, mekandan hepten ari/uzaktir” seklinde bir ifade de yoktur, bilakis tam tersi Allaha ait mutlak bir zaman ve mekan da –yukarida ve daha onceki Ayetlerde– acikca verilmis olmalidir. (Hac 47 & Mulk 16 & Mearic 4) Esenlikle kaliniz.

  69. K.D. diyor ki:

    Bunun disinda, Kuranda gecen

    …O (Allah) bir ise karar verdiginde, artik ona sadece “ol” der, ve o da oluverir! (Ali Imran 47)

    Allahin bu tarzi (=ol, ve oluverir) kullanarak hemen ortaya cikardigi fenomenleri (daha cok mucizevi olaylarda) soylece gorebiliyor olmaliyiz:

    ve Musa asasini atti, ve iste o acik bir yilan oldu.
    ve elini cikardi, ve iste o bakanlar icin bembeyaz oldu. (Suara 32-33)

    Ve Musaya vahyettik: Asanla denize vur!
    ve deniz -derhal- yarildi, ve her bir parcasi koca bir dag gibi oldu. (Suara 63)

    Meryem dedi: Rabbim bana bir insan dokunmamisken, bana nasil bir cocuk olabilir? Dedi: Allah nasil dilerse yaratir; bir ise karar verdiginde, artik ona (Isaya) sadece der “ol” ve o da (ana rahminde derhal ve butun olarak) oluverir! (Ali Imran 47)

    Isa dedi: Ben size camurdan bir kus bicimi olusturur icine ufururum, ve o da Allahin izniyle -hemen- kus oluverir.
    ve Allahin izniyle koru ve alacaliyi iyilestiririm, ve oluleri diriltirim. (Ali Imran 48)

    Ancak bunlarin disinda, Goklerin ve Yerin yaratilmasi hususunda Allahin bu tarzi kullanmadigini ve bunu belirli bir periyod icinde yaptigini su Ayetlerde acikca gorebiliyor olmaliyiz:

    Rabbiniz gokleri ve yeri 6 Gunde yaratan, sonra arsa istiva eden Allahtir… (Yunus 3)

    Onun arsi su uzerinde iken, gokleri ve yeri 6 Gunde yaratan Odur… (Hud 7)

    O, gokleri ve yeri ve ikisinin arasindakileri 6 Gunde yaratan, ve sonra arsa istiva edendir… (Furkan 59)

    Esenlikle kaliniz.

  70. Gerçekler diyor ki:

    Evrim kanıtlanmış bir şeydir.
    hala evrimi inkar etmek yobazlıktan başka bir şey değildir.
    İslam da evrim olabilirdi belki de.
    ama bu da söylenemez çünkü islam doğru bir din değil.

  71. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Evrim kanıtlanmış bir şeydir.
    hala evrimi inkar etmek yobazlıktan başka bir şey değildir.
    İslam da evrim olabilirdi belki de.
    ama bu da söylenemez çünkü islam doğru bir din değil.”

    kanıtlanmış bir şeyler vardır.ancak, adının evrim olduğu tartışmalı üstad.canlılar üzerine yapılan her araştırmayı dolandırıp dolandırıp ne üdüğü belirsiz evrime yamarsanız siz her türlü evrimi kanıtlarsınız.

    bilimde amaç yoktur.bilim elde edilen verileri değerlendirir.eğer siz evrim amacıyla bulguları değerlendirirseniz idelojik bir yaklaşım sergilersiniz ki, buda kaka bir şeydir.evrimi mi bilime uyduracağız,bilimimi evrime uyduracağız.

    evrim dediğiniz menem şey daha aileler,gruplar arası geçişe kanıt bulamamışken,türler arası geçişin büyük bir şey olduğunumu sanıyorsunuz?

    evrim gördüm,çenem düştü gene.gençlik, slogan gençliği.konuşuyor ama kendiside bilmiyor ne konuştuğunu.

  72. O halde nas diyor ki:

    […] […]

  73. ibrahim diyor ki:

    Çok doğru islamda evrim yoktur, evrim bilimin ortaya koyduğu bir gerçektir. İslam bundan 1400 yıl önce eski dinlerin derlenmesi ile inşa edildiği dönemde değil evrim mikroskop bile yoktu. 1400 yıl önce bazı bilimsel gerçekler Kuranda belirtilmiştir demek için bilimsel verileri saçma sapan yorumlarla trübinlere sunan muhteremler ya ne yaptıklarının farkında değiller, yada “ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar”. Ama bu tip insanların sürekli zenginleşmesi çok şey anlatıyor. Sanırım ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlar.

  74. mehmetşen diyor ki:

    Organ mafyasınca kendi çocuğunuzun kaçırıldığını iç organlarının boşaltıldığını bir tarlada yalnızca minik kaburgalarını minik ayaklarını ufacık ellerini bulduğunuzu düşünün…
    Büyük mahkemeyi (mahkeme-i kübra) bütün hücrelerinizle istersiniz değil mi , cehennemi istersiniz , çocuğunuzun başka bir boyutta yaşamını sürdürmesini istersiniz , ona sarılmayı ?
    “Allah vermek istemeseydi istemek vermezdi .” dostlarım .
    Susuyorsunuz , Allah su yaratmış . Acıkıyorsunuz Allah yiyecek yaratmış . Adalet istiyorsunuz , o halde Allah onun gerçekleşeceği yer olan mahkemeyi de yaratmıştır .
    Allah’ın terazisi noksan tartmaz ve o kimseye zulmetmez .

  75. mehmetşen diyor ki:

    “Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir.”
    Bu sözler bir evrimciden alıntı . Bakın bilmediğiniz , hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir dediğiniz DNA hakkında türlerin gelişimi hakkında fikir yürütüyor makale yazıyorsunuz . Söyledikleriniz fantastik romanlardan alıntı gibi .
    Bilmediğiniz anlamlandıramadığınız büyük bölüm bir gün anlamlandırıldığında Darwin TEORİSİ hiç olmamış gibi unutulacaktır .

Leave a Reply