BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Mustafa Akyol-Richard Dawkins-Ateizm Üçgeni

Mustafa Akyol, TDN‘de (Turkish Daily News) 13 Eylül 2007’de yayımlanan The opium of the atheists (Ateistlerin afyonu) başlıklı makalesinde kendine özgü üslubu ve her zamanki “ben herşeyi bilirim” edalarıyla ateizm ve hakkında eleştirel yazılar yazmaktan zevk aldığı ve her fırsatta kötü göstermek için özel çaba sarf ettiği Richard Dawkins konularına değiniyor.İlk olarak Dawkins hakkında yazdıklarına bakalım. Dawkins’i radikal ateist ve evanjelik ateist gibi garip şekillerde tanımlıyor. Yani ateizmi savunmak, insanların dinlerin olumsuz etkilerinden kurtulmasına yardımcı olma amaçlı işler yapmak ve halkın önünde açık tartışma ortamlarında dinleri eleştirmek Mustafa Akyol’un gözünde radikal, fanatik ve bağnaz olmak için yeterli oluyor. Acaba aynı şekilde televizyonlara çıkıp veya kitaplarıyla tanrının varlığını veya belirli dilneri savunanlar için aynı şeyleri düşünüyor mu sayın Akyol? Dawkins radikal veya fanatik olmak için ne yapmış? Hristiyanların ve müslümanların dinlerini yaymak için yaptıkları şeyleri radikal ve fanatik hareketler olarak görüyor mu sayın Akyol? Hiç sanmıyorum. Peki neden Dawkins dinleri eleştirdiğinde, tanrının varlığına dair deliller olmadığına dair argümanlar ürettiğinde ve bunları toplumla paylaştığında radikal ve fanatik oluyor? Mesela Akyol’a göre Adnan Oktar, Fethullah Gülen veya Said Nursi radikal veya fanatik midir? Bunların fanatik veya radikal olarak tanımlanmayıp Dawkins’in bu sıfatlara lâyık görülmesinin ardındaki zihniyet nedir? Dawkins’in Tanrı Yanılgısı kitabında bu konuyla ilgili yazdığı bir bölümü aktarmak istiyorum:

Şunu hemen söylemeliyim ki, benim ya da diğer ateistlerin din karşısında ara sıra takındığımız bu düşmanca tavır sadece kelimelerle sınırlıdır. Ben ilahiyat kaynaklı bir anlaşmazlık yüzünden hiç bir yere bomba atmayacağım, kimsenin kafasını kesmeyeceğim, kimseye taş fırlatmayacağım, kimseyi çarmıha gerip yakmayacağım, kimseye işkence etmeyeceğim veya gökdelenlere uçakla çarpmayacağım. Ancak, her zaman olduğu gibi, muhatabım tartışmanın bu şekilde noktalanmasına izin vermeyecek ve örneğin, bana şöyle bir soru yöneltecektir: ‘Düşmanlığın seni aşırı tutucu bir ateist yapmaz mı? Sen de tıpkı İncil’dekiler gibi, kendi yolunda tutucusun.’ Bana sıklıkla yöneltilen bu aşırı tutuculuk suçlamasından bir an önce kurtulmalıyım çünkü üzücüdür ki iyiden iyiye yaygınlaşmaya başladı. (s. 266-267)

Bu size tanıdık geldi mi? Bu bölümün ardından Dawkins tutuculuk, bağnazlık, fanatiklik üzerine bir bölüme geçiyor ve eleştirilere yanıt veriyor. Bu bölümden de ufak birkaç alıntı yapmak istiyorum:

Kutsal kitabın suduğu gerçek bir aksiyomdur, bir muhakeme sürecinin son ürünü değildir. Tutuculara göre kitap gerçeği anlatır ve bilimsel kanıtlarla kitaptaki doğruların çeliştiği durumlarda çöpe atılması gereken kitap değil, kanıttır. Bunların aksine, bir bilimadamı olarak ben doğruların (mesela evrim) kutsal kitaplarda değil, incelediğim bilimsel kanıtlarda olduğunun bilincindeyim. Bu ikisi arasında gerçekten önemli farklar vardır. Evrimle ilgili kitaplar kutsal değildir ve güvenilirliklerini bu yolla kazanmazlar. Bu kitaplara inanılırlık vasfı kazandıran etmen, çarpıcı çoklukta ve karşılaştırmalı olarak desteklenmiş kanıtların bir arada sunulmasıdır. Prensipte her okuyucu bu tür kitapları eline alıp, kanıtları gözden geçirebilir. Bununla birlikte, eğer bir bilim kitabında herhangi yanlış bir bilgiye yer verilmişse bu er ya da geç farkedilecek ve kitabın sonraki baskılarında bu hata olmayacaktır. Ne hikmettir ki hiçbir zaman kutsal kitaplarda düzeltilmesi gereken yanlışlıklar ortaya çıkmaz. (s. 267)

Tutuculuk kolaylıkla tutkuyla karıştırılabilir. Evrimi tutucu bir yaradılışçı karşısında savunurken tutkulu görünebilirim ancak bunun sebebi kişisel bir rekabet hissi sergilemek değildir. tutkulu görünmemin asıl sebebi, evrim lehindeki kanıtların ezici seviyede güçlü olması ve rakibimin bunu bir görememesidir; ya da çok daha alışıldık olanı, bunu görmeyi reddetmesidir. (…) Ancak evrime olan inancım ne tutuculuktur ne de bir tür bağlılıktır çünkü fikrimin güncel bir kanıtla değişebileceğinin farkındayım ve bu kanıt bir gün ortaya çıkarsa görüşlerimi değiştirmekten mutluluk duyarım. (s. 268)

Üzgünüm ama burada kesmem gerekiyor. Daha fazlası için kitabı alıp okumanız gerekecek.

Richard Dawkins’le ilgili bir bölüm daha var Akyol’un yazısında. İngiltere’de Channel 4’te yayımlanan The Root of All Evil? (Tüm Kötülüklerin Kökü?) belgeselinin başlığındaki en sonda bulunan soru işaretinin editöryal bir dokunuş olduğunun belli olduğu ve belgeselin içeriğinin Dawkins’in bağnazlığını yansıttığı söyleniyor. Peki başlık konusundaki bu yorum doğru mu yoksa Akyol bunu uyduruyor mu? Bu konuda Dawkins’in kendi söylediklerini dinlemek sanırım en isabetlisi olacaktır. Kanada’da CBC kanalında yayınlanan The Big Picture programına (programı buradan izleyebilirsiniz) katılan Dawkins belgeselin başlığıyla ilgili sorulan soruya cevap verirken “hiçbir şey tüm herhangi birşeyin kökü değildir” (Nothing is the root of all anything) diyor ve yapımcıların ısrarları nedeniyle bu başlığın seçildiğini belirtiyor. (Aynı yöndeki sözlerini bu belgeselle ilgili yapılan diğer röportajlarında da bulmak mümkün.) Yani Mustafa Akyol’un gerçekmiş gibi göstermeye çalıştığı şekilde Dawkins’in “Tüm Kötülüklerin Kökü” başlığını seçmesi ama editöryal bir müdahele ile bir soru işareti eklenerek başlığın “Tüm Kötülüklerin Kökü?” olarak belirlenmesi gibi bir durum söz konusu değil. Tam tersine Dawkins bu başlığın tamamen doğru olmadığını düşünmesine rağmen yapımcıların ısrarları nedeniyle bu başlık seçiliyor. Açıkça görüldüğü gibi Akyol bilgi sahibi olmadığı bir konuda Dawkins’i eleştirmeye çalışırken farkında olmadan iftira atmış duruma düşüyor. Ama insanın bilgi sahibi olmadığı bir konuda birşey uydururken birilerine haksızlık yapma ihtimali olduğunu aklının bir köşesinde tutması ve dürüstçe davranarak bu tip hayali, temelsiz argümanlar ileri sürmemesi gerekir. (Bu arada belirtmekte fayda var, Dawkins bu programda tüm kötülüklerin kökünde din olmadığını söylese de birçok kötülüğün kökünde din olduğunu da belirtiyor.)

Bu konuyu kapatıp Akyol’un ateizmle ilgili söylediklerine bakalım. Akyol, agnostisizmin tamamen akla dayalı bir pozisyon olduğunu ama birisi ateist olduğunda hiçbir ampirik (deneysel) kanıt olmadığı halde tanrının varolmadığını iddia ettiğini söylüyor. Bir kere Akyol ateizmin ne olduğunu bilmiyor. Ateizm tanrının varolmadığını iddia etmez, tanrının varolduğunu gösteren yeterli delil olmadığını iddia eder. Ateizm tanrının olmadığına inanmak değil, olduğuna inanmamaktır ve inanmamanın gerekçesi de yeterli delil olmamasıdır. Yani Akyol’un ifade ettiği gibi ateistler tanrının olmadığını iddia etmez. Burada kullandığım ‘tanrı’ kelimesi genel anlamdaki tanrıdır. Yani belli bir dinin veya görüşün özel tanrısı değil en genel anlamdaki tanrıdır.

Akyol’un argümanındaki diğer önemli nokta ise ‘ampirik kanıt’ bölümüdür. Anlaşılan Akyol birşeyin olmadığını düşünmek için o şeyin olmadığını kanıtlayan deneysel kanıtlara ihtiyaç duyuyor. Mesela Akyol Zeus’un, Hera’nın, Odin’in, Noel Baba’nın, Satan’ın varlıkları hakkında ne düşünüyor çok merak ediyorum? Bunların varolmadığına kanaat getirmek için deneysel kanıtlara mı ihtiyaç duyuyor? Nasıl bir deney yaparak bunların varolmadığını kanıtlamayı düşünüyor çok merak ediyorum. Mesela birisi çıkıp Zeus’un varolmadığını söylediğinde Akyol ne yapıyor? “Ampirik kanıtların nerede” diye mi soruyor yoksa “bence de yok” mu diyor? Zeus, Hera veya Odin var mı yok mu mutlak olarak bilemeyiz. Ama bunların varolduğunu gösteren hiçbir delil olmadığına göre olmadıklarını varsaymak, kabul etmek en akıllıca hareket olacaktır. Kesin olarak bilemeyiz, varolmadılarını iddia etmek temelsiz olur ama varolduklarını gösteren delillerin yokluğunda varolmadıkları yönünde pozisyon almak doğru seçim olacaktır diye düşünüyorum. Genel tanrı kavramı için de aynı şekilde bir akıl yürütme ile kesinlikle emin olamayız ama olmadığı yönünde pozisyon almak ve hayatımızı buna göre devam ettirmek bence en akıllıca tavır olacaktır. Tabi bu sırada her türlü yeni bilgiye ve delile açık olmak gerekir. Sonuçta ateizmin duruşu yeterli delil olmadığı için tanrının varlığına inanmamak olduğuna göre tatmin edici bir delille karşılaşıldığında bu pozisyonun değişimi de mümkündür. Yani ateizm, bazılarının düşündüğü gibi dogmatik ve değişmez bir pozisyon değildir; bilime, akla, mantığa ve delile dayalıdır.

Tabi şimdi birisi çıkıp “pozitif ateizm tanrının olmadığını iddia eder” diyebilir. Bu konuda Ateistforum‘dan mantık‘ın çok güzel, açıklayıcı ve aydınlatıcı bir yazısını paylaşmak istiyorum:

Pozitif ateizmin tam olarak ne dedigi ve neye dayanarak bunlari dedigi konusu genellikle kafa karistiriyor, pek cok ateist arasinda bile. Bu konuda ve negatif ateizm ile pozitif ateizm arasindaki fark konusunda bir yazi hazirlayip foruma ve siteye asmamiz gerekiyor sanirim. Cunku az anlasilan ve cok merak edilen bir konu.

Pozitif ateizm de bir tur iman midir?

Bunu anlamak icin once pozitif ateizmin ne dedigine ve bunlari neye dayanarak dedigine bakmamiz gerekiyor.

Negatif ateizm ile pozitif ateizm arasindaki bana gore en onemli farklardan biri, negatif ateizmin genel ve nispeten bulanik bir Tanri kavramina bile uygulanabilmesine ragmen, pozitif ateizmin genellikle daha daraltilmis ve somutlastirilmis, spesifik bir Tanri kavramina uygulanmasidir. Pozitif ateist genellikle spesifik bir Tanri tanimiyla ilgilenir. Genellikle de bu kutsal kitaplardan dogrudan cikan Tanri’dir. Filozoflarin ve felsefeyle ilgilenen teologlarin gelistirmeye calistigi ve kutsal kitalarin Tanri’si yerine koymaya calistiklari daha soyut, daha derin, uzerinde daha fazla dusunulmus Tanri kavramlariyla o kadar ilgilenmez pek cok pozitif ateist. Daha dogrusu, ilgilenebilir de belki ama her seyden once, Tanri kavraminin bir taniminin yapilmasini sart kosar. Bu tanima gore de tavrini belirler.

Pozitif ateist nasil kesin bir sekilde Tanri’nin olmadigini soyleyebiliyor?

Pozitif ateistin bunu soyleyebilmesi genellikle su yollarin biriyle olur:

1) Yapilan Tanri taniminin bulanik, netlikten yoksun, ya da mantiga aykiri ve/veya absurd olmasi.

Pozitif ateist der ki, benim bir seyin varolup olmadigini tartisabilmem icin, once bana o seyin taniminin yapilmasi gerekir. Ornegin, biri XYZ diye bir kavram icat etti, ve XYZ vardir iddiasinda bulundu. Kendisine XYZ nedir diye sordugunuzda, aldiginiz cevap ya mantisal acidan celiskili, ya da absurd bir cevap. Dolayisiyla, kafanizda XYZ’nin ne olduguna dair birsey canlanmadi. O durumda der pozitif ateist, nasil XYZ’nin varolup olmadigini tartismaya bile kalkismazsiniz, cunku dersiniz ki “Ben bunun ne oldugunu anlamiyorum ki var mi yok mu bileyim. XYZ deyince zihnimde hicbirsey canlanmiyor benim. Ben bu kavrami tartisamam, cunku anlamiyorum. Deli sacmasi sozlerden veya zihnimde birsey canlandirmayan bir laf kalabaligindan baska birsey degil bu soylenenler”.

Bir cocuk nasil bazen sacmalar, dediklerinden bir anlam cikmaz, dolayisiyla soyledigi seyin dogru olup olmadigini dikkate dahi almazsiniz, cunku olay oraya bile gelmez. Soylenenin anlamsiz olmasindan dolayi, soylenen dikkate alinmaz. Iste pozitif ateist, teistin soylediklerini boyle bir kategoride degerlendiriyor olabilir. Bu pozitif ateizme goturen yollardan biri. Bu durumda pozitif ateist, boyle bir Tanri’nin kesinlikle olmadigini soyleyebilir.

2) Tanri taniminin, ya da kotuluk problemi gibi felsefi sorunlarin ortaya koydugu mantiksal problemlere dayanarak Tanri’nin varolamayacaginin soylenmesi.

Pozitif ateizme goturecek birbaska yol, ki yukaridaki maddenin aslinda bir alt bicimi olarak da gorulebilir bu, Tanri’nin mantiksal olarak celiskili, paradoksal bir kavram olmasina dayanarak yapilabilir. Bu yonteme daha once cok degindigim icin ayrintisini anlatmayacagim. Pek cok yazimda goreceginiz, Tanri’nin her seye kadir olma sifatinin yarattigi paradokslar ve bunun gosterdigi sonuc uzerine kurulu bir mantik yurutme bu. Bu mantik yurutmenin dogal sonucu da, boyle bir Tanri’ya inanmanin akil ve mantik isi olmadigi. Tanri inanci akil ve mantik isi degilse, fikirsel muhakeme de sadece akil ve mantiga dayandirilabilirse, demek ki bu Tanri varolabilecek bir varlik degildir der pozitif ateist.

3) Pozitif ateizme goturen birbaska yol, Tanri’nin varolmasi ihtimalinin ihmal edilecek kadar kucuk oldugunun gosterilmesine dayanir.

Oyle bazi Tanri tanimlari yapilabilir ki, varolmama ihtimali sifir olmaz. Cok kucuk de olsa, varolma ihtimali her zaman kalir. Fakat pozitif ateist, tarif edilen Tanri kavramina ait butun sorunlari gostermesine ragmen, teist tarafindan sorulan “Iyi ama varolmadigini yine de kanitlayamazsin, belki her seye ragmen yine de var bu Tanri, nasil kesin olarak yok diyebilirsin” sorusuna, “Belki gercekten de vardir, fakat su an ulastigimiz sonuc itibariyle, eger Tanri bahsettigin gibi bir varliksa, benim ortaya koydugum sebeplerden dolayi varolma ihtimali gercekten cok kucuktur, hatta ihmal edilecek kadar kucuktur. Bu durumda, varolmadigi kesin olarak kanitlanmis olmamasina ragmen, akli basinda bir insanin normal zihinsel muhakemesi geregi, boyle bir varligi yok kabul etmeye hakkimiz vardir” der.

Bunlar pozitif ateizme goturen aklima gelen belli basli yollar. Ben kendim, Tanri’nin varligini tartisiyorsam, once tanimini duymak isterim. Duydugum tanima gore ise tavrim negatif veya pozitif ateist bir tavir olabilir. Bazi Tanri tanimlarinin varolmadigini gostermek mumkundur cunku. Fakat varolmadigi kesin soylenemeyecek veya varolma ihtimalinin cok kucuk oldugu gosterilemeyecek Tanri tanimlari icin, benim tavrim negatif ateist tavir olur.

Eger Tanri kavrami tanimlanmamissa, sadece genel bir Tanri kavrami konusuluyorsa, tavrim yine negatif ateist tavir olur.

Tum bunlari dikkate alirsak, simdi burada pozitif ateizmin bir iman olup olmadigi sorusunu cevaplayabiliriz. Gorulecegi gibi, pozitif ateizm dayanaksiz bir kabul, ya da bir iman kategorisine girecek turde bir bakis acisi degildir. Bazi Tanri tanimlari icin takinilabilecek ve somut gerekcelere dayandirilabilecek bir bakis acisidir.

Fakat yine de bir ‘inanc’ midir pozitif ateizm? ‘Inanc’ sozcugunu nasil tanimladiginiza bagli bu. Daha once de dedigim gibi, inanc sozcugunu dar anlaminda anliyor ve ‘iman’, ‘dayanaksiz ikna olmusluk’ olarak algiliyorsaniz, o zaman pozitif ateizm bir inanc degildir. Fakat eger inanc sozcugunu genis anlaminda kullaniyor ve ‘kani’, fikir’, ‘zihinsel muhakeme sonucu ulasilmis sonuc’ gibi kavramlari da kapsayacak sekilde kullaniyorsaniz (ki inanc sozcugunun gunluk hayattaki gecerli kullanimlari arasindadir bunlar) o zaman pozitif ateizm bir inanc olur.

Ama bu inanc, ‘iman’ anlaminda bir inanc olmadigindan, pozitif ateist tavrin dinler ile karsilastirilabilir bir yani yoktur. Negatif ateizmi zaten hickimse bir din olarak kabul edemez. Dinsel ogeler tasiyip tasimadigi konusu kafa karistiran ateizm kolu pozitif ateizmdir ki bu yazidaki aciklamalardan goreceginiz gibi, en azindan benim fikrime gore, pozitif ateizmin dinler ile ve dinsel bakis acisi ile ortak bir yonu yoktur.

Yani ateizm din degildir.

Bu arada unutmadan o kadar sözünü ettiğimiz The Root of All Evil? belgeselini izleyebileceğiniz linkleri de vereyim. İzleyecek olanlara iyi seyirler:

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12819, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

17 Comments

  1. Dehrose diyor ki:

    >>>>Akyol, agnostisizmin tamamen akla dayalı bir pozisyon olduğunu ama birisi ateist olduğunda hiçbir ampirik (deneysel) kanıt olmadığı halde tanrının varolmadığını iddia ettiğini söylüyor.<<<

    Yokluğun amprik kanıtını isteyen adam kalkmış, birde 700 akademisyene meydan okuyor.Birşeye inanmak için onun varlığını gosteren delil olmalı, ortada bir delil olmadığı surece en iyi durus ona inanmamaktır.

    Yoksa her önüne gelen şeye inanmak zorunda kalırız.

    Hedehödö: Çift başlı, tek gözlü, 3 metre boyunda sarışın görünmez bir hatun ,ceviz gibi doluların sebebi.

    Haydi olmadığını kanıtlayın,yoksa ona inanmak zorunda kalırsınız. :))

  2. ezgi diyor ki:

    ben akyolun ve sizin yazılarınızı takip ettim tüm hepsini araştırdıktan sonra karar verdim ve akyol gayet haklı illa toprak altına girdikten sonramı inanacaksınız şu kadarını söliyim firavun boğulmak üzreyken inandım demiş ama çok geç olmuş amn ha sizde öle olmayın…………:8

  3. boomerang diyor ki:

    Mustafa Akyol, agnostisizmin tamamen akla dayalı bir pozisyon olduğunu ama birisi ateist olduğunda hiçbir ampirik (deneysel) kanıt olmadığı halde tanrının varolmadığını iddia ettiğini söylüyor.<<<
    .
    çok güldüm…ne olcak şu tasarımcıların hali yahu…maddenin tüm hallerine girdiler çıktılar….:))
    .
    yani mustafa akyol hazretleri,, agnostik olmadığına, göre, bir tanrıya inandığına göre,, akla dayalı pozisyonlardan uzaklaştığını ve saçmaladığını kabul ediyor demektir…
    dakikalardır gülüyorum……
    bu akıl ve mantıkla mı 700 akademisyene meydan okuyor… rezilin rezili olur valla…. ama m.akyolun derdi reklam ve bakın bizi nasılda savundum diye,, cemaate yaranmak olduğundan …
    olur böyle şeyler diyor…. yumurtalara bereket diliyoruz rabbimizden…:))
    ..

  4. boomerang diyor ki:

    mustafa akyol u bir mucize olsa bile, ciddiye alıpta kimsenin kayda değer bulmayacağı görüşleri için, toplanıp tartışacaklarını sanmam. o da rezil olmaz… zaten ne olursa olsun onlar rezil olmaz ..pardon yanıldım demek imanlarını çökertir..ee bu da olacak şey değil tabi..
    .
    ama eminim böyle birşey olmasını çok isterdi.”mücahidimiz mustafa akyol dinsiz evrimcilere haddini nasıl bildirdi”” diye manşet atacağı kesin olan yandaş medyayı düşünerek .heveslendiğine eminim..:)). müthiş bir pr çalışması, harikulade bir reklam yapmış olur. kariyeri tavan yapar . bu konuda en ufak bir tereddüdüm yok..
    .
    ama sormak lazım.. m. akyol veya bir fanboy u yanıtlarsa sevinirim..
    .
    kendileri hangi durum ve konularda akla dayalı bir pozisyon, hangi durum ve konularda akla tezat bir pozisyon alıyorlar acaba..:))
    .
    bir de böyle akıllı pozisyon/akılsız pozisyon arası geçişlerde sık sık bulunmanın,, bünyede bir alışkanlık ve doğallık oluşturup… bazen bunların hangisinde ikamet edildiği karışıyor olmasın…
    .
    cidden öğrenmek isterdim… hem fanboyları hem biz.. hangi durumlarda kendisini dikkate alacağımızı öğrenmiş olurduk ayrıca….:))

  5. fuatogl diyor ki:

    Boomerang..Uzucu olan bir durum var ama..Bu 3.sinif entellektuellere ulkemizde cok itibar gosteriliyor. TV programlari gazete koseleri vs.vs.vs. Baska ulkelerde resmen koktencilik olarak gorusler bizde insanlarin uzerine boca ediliyor.

    @Ezgi hanim. Lutfen boyle propaganda isleriyle ugrasmayin. Buradan neyi ne kadar takip ettiginizi okumustuk, yazdiklarinizin “dolu dolu” icerigini de.
    Ve o yazilarini okudum dediginiz mustafa akyol, yorumcularinin yorumlarini gerekce gostermeden sansurleyecek kadar durustlukten uzak, baska bir ulkenin en gerici akimlarini ornek alacak kadar keskin zekali ve bilmedigi konularda ahkam kesecek kadar mutevazilikten uzak, bildik duzeyde ulkemizin kravat takmayi ogrenmis koktenci bir yazaridir.
    Evet sinir oluyorum…3 gun boyunca tam 7 defa gonderdigim yoruma cevap vermeden yayinlamamazlik yapan bir site kurmasi, bilerek dezenformatik yazilar yayinlamasi ve ustelik aydin diye itibar gormesi gercekten sinir bozucu…
    Okumusmus da karar vermismis. Insanlari aptal terine koyup durmayin lutfen.

  6. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Akyol, agnostisizmin tamamen akla dayalı bir pozisyon olduğunu ama birisi ateist olduğunda hiçbir ampirik (deneysel) kanıt olmadığı halde tanrının varolmadığını iddia ettiğini söylüyor.”

    bazı arkadaşlar bu tespite epeyce gülmüş.acaba gülerlerken aynaya mı bakmışlar çok merak ediyorum.

    agnostizim Akyol’un da dediği gibi tamamen akla dayalı bir pozisyondur.ateizm değil.çok doğru bir tespit,ben bunda komik bir şey görmüyorum.hatta öyle sanıyorum ki,bir çok bilim adamı da deist bir pozisyonda.collins baba gibi.

    ateizm bir dindir.temelini mecut bilgi birikimi oluşturur.bilgiye veya bilime inançta diyebilirsiniz.ama ateizm’in imam ettiği bilgi bir çok şeyi açıklayamaz.açıklanamayanların yerini tıpkı tesitlerde oldugu gibi inanç alır.teist açıklanamayanın varolduguna inanır.ateist açıknamayanın varolmadığına inanır.

    işte bu yüzden akla uygun en doğru yaklaşım agnostizimdir.
    aslında deizmin ve teizm bile ,atezim’den bir gömlek daha akla yakındır.nedeni deizm’in elinde bilim referansı,teizm’in elinde kutsal kitap referansı vardır.ateizmin elinde hiçbirşey yok.sadece son 100 yılda ortaya konan bilimsel yöntemler.ve bilinen mevcut bilgi.

    yani ateist arkadaşlarım durum,sandığınızdan çok daha kötü.ama siz yinede bozuntuya vermeyin.öylede yapıyorsunuz zaten.muhabbetiniz bol olsun…

  7. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Evet sinir oluyorum…3 gun boyunca tam 7 defa gonderdigim yoruma cevap vermeden yayinlamamazlik yapan bir site kurmasi, bilerek dezenformatik yazilar yayinlamasi ve ustelik aydin diye itibar gormesi gercekten sinir bozucu…”

    üstadım,siz 3.sınıf entellerle niye muhatab oluyorsunuz.boşverin gitsin…

    (akyol duymasın,zira kendisi bu ülkenin yetiştirdiği ender aydınlardandır.gerçi bazı konularda anlaşamasak ta kendisi gibi 10-15 tane daha lazımdır bu ülkeye)

  8. boomerang diyor ki:

    uğradığı bozuntuyu, bozuntuya vermeyin diyerek maskeleyen…şeker kardeşim bigalıoğlu..:))
    .
    öncelikle rabbime senin gibi eğlencelikleri bizlere nasip ettiği için hamdü senalar eyliyorum…:)
    .
    şimdi pek şeker kardeşim…
    .
    dine karşı alınan inançlı/agnostik/ateist gibi çeşitli tutumlar içinde.. agnostizmin en tutarlı, akla dayalı pozisyon olduğunu söylemek….
    .
    kendisi agnostik olmayan mustafa akyol için saçmalamak olur… o zaman dinini, imanını terkedip bu kesinlikte savunmayıp/inanmayıp.. kendisi de agnostik olsun…
    .
    ha.. olmuyorsa.. bu şu demektir… inanırken akla dayalı pozisyonlardan kaçıştığım.. arada bir kıvırdığım oluyor… demenin itirafıdır bu…sayende yine epeyce güldüm…:))
    .
    işine gelince agnostik, işine gelince müslüman, işine gelince hristiyan teolojisine göz kırpmalar, maddenin tüm halleri mevcut maaşallah:))..
    .
    ha birde islamcı yumurtalarından biri de şudur… işine gelince ateizmi bir din diye yuttururlar…işine gelince de ateisme karşı çıkarken.. insanların dinsiz yapamayacağını,, bunalıma gireceğini…ateizmin insanları dinden uzaklaştırdığını söylerler…
    .
    önce ne nane dediğiniz belli olsun.. madem ateizm bir din.. yüce teşhislerinize göre… burda da gülüyorum…:)) neden islamcı forumların çoğunda höngürdeyip duruyorlar… insanları dinsiz yapmaya çalışıyor bu ateistler !…
    .
    bir düşün istersen.. yada yorma kendini email den sor molla mustafa ne diyor bu konuda :)))

  9. Bigalıoğlu diyor ki:

    boomerang arkadaşım,ateizmin bir din olduğunu size yutturmaya çalışmıştım ama olmadı.yutmadınız…siz böyle naneleri yemezsiniz.ama şeker sevdiğinize kanaat getirdim.lolipopla kandırabilirmiyim diye düşünmeye başladım.bir dahaki sefere daha yumuşak vereceğim,çaktırmadan yutturacağım size.öte tarafatan külyutmaz olduğunuzu da düşünmedim değil.o yüzden kül olayını girmiyorum.

    siz zorlu birisiniz,ateistforumda epey antreman yaptıgınız belli oluyor.emrivaki ifadeleriniz birkaç yerde gözüme çarptı.saygısızlığı anlarım;-vede beklerim-ancak,bu gibi platformlarda kimseye emir veremezsiniz.haddinizi bileceksiniz.

  10. boomerang diyor ki:

    pek şirin lolipoplu kardeşim bigalıoğlu
    .
    hezeyan buyurmuşsunuz:))
    .
    ateistforum a arasıra uğrar okurum.. bir iki sağlam kalemi dışında… molla harun ve mollacık mustafa müritleri gibi bir naneden anlamayıp, sırf muhalefet olsun diye ötüşen.. sözüm ona ateist adaylarının ipe sapa gelmez yorumları nedeniyle orada hiç yazmadım… yazsam ki yazdım derim.. sana ne şirin kardeşim:))
    .
    ki ben emir vermedim… gözde nicki ile buyurmuş kişiye… kuranın tavsiyesini ilettim.. git namaz niyaz eyle … dedim… ki bu tebliğdir…:)) ola ki aklı çelinip, imanı dara düşmesin…
    .
    bakıyorum sorulardan kaçmayı, vurucu noktaları hep es geçip.. beni ateistforum müdavimi, haddini bilmez olarak çoşagelmeyi daha imanlıca bir akil olarak icra ediyorsun…
    .
    bende seni seviyorum.. şirin kardeşim…lolipopun yetmezse.. mollalarının lolipoplarını da iyi çalış…700 tane lolipop kafalı arkadaşla teke başına cenk edecek yiğit bizde çok…. molla haruna söyle, onlarda para çok,.. şöyle 5 yıldızlı otelde bir panel/cenk eyleyelim..:)) molla mustafa cimridir.. o alır, vermez..ona hiç müracaat etme … güzel kardeşim…
    .
    allah neye müstahaksan onu versin…:))

  11. fuatogl diyor ki:

    Sorun zaten orada Bigalioglu. Baska memleketlerde koktenci olarak gorulenler bizde “ender aydin” oluyor.
    Muhatap almak gerekiyor ayrica… Bilmeden gormeden sirf dinsel bakis acilariyla bilim vb konularda sapla samani birbirine karistirdiklarini anlatmak gerekiyor, sormak gerekiyor, cevap versin vermesin onemli degil. Bu kisilerin kendisi icin degil(gecim kaynaklari olunca artik..), onu dinleyenler icin. Iste tam bu noktada akyol ve benzeri “entellektuel”ler ayni yontemi uyguluyor, basedemediklerinde sansur, gormezden gelme vb. yontemler. Ama siyasi, ailevi iliskilerini kullanip medyanin tum olanaklarindan faydalanarak propaganda yapmalarinda uzerlerine yok. Bu arkadaslar entellektuel degil, “Halkla iliskiler” uzmanidir olsa olsa, Amerikadaki arkadaslari gibi.

  12. Bigalıoğlu diyor ki:

    boomerang arkadaşım,son yorumunuzla ilgili olarak tek bir cümle yazmayı kafi görüyorum.Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene,çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

    fuatgol hocam,Akyol muhafazakar bir yazardır.babası da öyle.ancak kökten dinci değildir.bu sizlerin bir abartısı.benimde bazı yorumlarımı yayınlamadı ama ben bunun için köpürmüyorum kendisine.sonucta kendi sitesidir,istediği gibi yönetir.beraberinde bir çok muhalif yorumu da görebilirsiniz yazılarının altında.o zaman zararlı veya sakıncalı gördüğü yorumları engelliyor diyebiliriz.aslında bizim bunları konu olarak tartışmamız bile çok saçma.

    medya ortamı belki taraflı olabilir;ancak,internet ortamı tamamen özgür bir ortamdır.isteyen istediğini yazar,çizer.bu arada ateist platformların engellenmesine en az sizin kadar kızdığımı belirtmeliyim.yasaklarla,engellerle hiç bir şeyi çözemezsiniz.

  13. Da Vinci diyor ki:

    Bigalıoğlu: Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene,çünkü cahil ne gelirse söyler diline.

    Bak şu konuşana :))

  14. yavuz diyor ki:

    BU makaleyi yazan arkadaş keşke bu makaleyi yazmasaydıda mustafa akyol gibi genç bir yazarın karşısında dahada çok rezil olmasaydı…çok yazık çok

  15. Da Vinci diyor ki:

    Gerçekten de yazık Yavuz. Senin gibi okuduğunu anlamaktan aciz gençler görmek gerçekten de çok üzücü.

    Yok ben okuduğumu anladım, işte bunlar da söylediklerimin gerekçeleridir diyebileceksen buyur, dinliyorum. Kimin neden rezil olduğunu, akıl ve mantık çerçevesinde açıklayabilecekmisin bakalım.

  16. Ahmet diyor ki:

    Evet, Richard Dawkins pek dogru soyluyor, cunki su an yeryuzundeki tum dinler temelde insan hayalinin urunu olan,
    ve dolayisiyla insan zihninin urettigi boyle hayal urunu sahte tanrilara ve sahte rituellere dayanan ve bilimle de acikca celisen insan urunu hezeyanlardir. (en basta ornek, hristiyan
    uc tanri inanci ve bunlarin alti bin yillik yaratilis oykuleri, ve sonra bilinen digerleri)

    Ancak Richard Dawkins cok yaniliyor, cunki su an yeryuzunde insan hayalinin urunu olmasi kesinlikle imkansiz olan,
    ve dolayisiyla, icinde artik yerde ve gokte hickimsenin asla benzerini yapip getiremeyecegi essiz ve benzersiz “Matematiksel ve Simetrik” muhtesem bir Kanit icererek, ve de tum somut bilimsel verileri dogrulayarak gercek tek bir Tanriya cagiran boylelikle mutlak olarak Ilahi kaynakli bir Mesaj da mevcuttur;
    buna yakindan tanik olmak isteyen buradaki tum ateist, veya agnostik, veya deist arkadaslar simdi derhal bu siteye ugrayip burada “KURAN-HABER” mesajini bastan sona mutlaka bir okumalidirlar, herseyden evvel:

    http://www.kutsi-19-hasat.com

Leave a Reply