BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Etik,Din ve Evrim

Metin Alıntıdır.

Bilim dünyasında, evrim gerçekliğinden 100 yıldan uzun bir süre kuşku duyulmadı. Fakat ABD ve diğer bazı ülkelerde, evrim aşırı derecede tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir. Yaratılışçı hareket evrimin okullarda okutulmasına karşı çıkıyor ya da yaratılışçı inançlara en azından eşit zaman ayrılmasını istiyor. Böyle bir karşı çıkış, evrim biliminin, Tanrı’nın varlığını yadsıması korkusundan ortaya çıkıyor ve ardından ahlaklı ya da erdemli davranışın kurallarının temelini yadsıyacağı düşünülüyor.

Evrimin tarihi ve mekanizmaları konusunda bildiklerimiz harfi harfine doğru kabul edilen İncil’deki yaratılış öykülerinin söylemi ile kesinlikle uyuşmaz. Bunun gibi, insanların tasarladığı diğer yaratılış öykülerinin söylemi ile kesinlikle uyuşmaz.İncil’deki bazı paragraflar fizik, jeoloji, ve diğer doğal bilimlerle de uyuşmaz.Fakat evrimsel biyoloji doğa üstü varlığın bulunuşunu ya da insan ruhunu yalanlar mı? Hayır, çünkü bilim-evrim biyolojisi dahil-böyle sorulara sessizdir. Kendi doğası itibariyle bilim,yalnız maddesel sebeplerle ilgili hipotezleri araştırır ve bunlarla ilgilenir. Doğaüstü olguları sınayamaz ya da onların doğal olaylara karışmasıyla ilgili değildir.

Evrimsel biyoloji,tıpkı fiziksel bilimlerin deprem ve ay tutulmasını açıkladığı gibi, türlerin uyarlanması ve çeşitlenmesini maddesel nedenlerle açıklamıştır. Bilimlerin sürekli yaygınlaşıp gelişmesi ile doğaüstü yaratıcının varlığı ile açıklanan konular gerçekten giderek daha da azalmaktadır. Fakat bilim böyle bir varlığı ne yalanlar ne destekler. Gerçekten, bazı evrimsel biyologlar yürekten dinine bağlı ve birçok papaz, haham ve din adamı gibi bilim insanı olmayan kişiler de dinsel inançlarını ve evrime inançlarını birlikte korurlar.

Herhangi bir yerde etik ve moral değerler bulunmak isteniyorsa bunu bilim içinde aramamak gerekir ve kesinlikle evrimsel biyolojide bulunamaz. Evrime karşı çkanlar,doğal seçilimle evrimi “güç, kişiyi haklı kılar” ilkesini haklı çıkardığı için suçlarlar. Kesinlikle birden çok diktatör ya da emperyalist, doğal seçilim “yasa”sını, kullanarak vahşet yaratmıştır. Ancak, evrim kuramı böyle bir davranış için kural oluşturmaz. Diğer bilimler gibi dünyanın nasıl olduğunu tanımlar, nasıl olması gerektiğini tanımlamaz. ”Doğal olanın” “iyi” olduğunun kabul edilmesinde felsefeciler DOĞACI YANLIŞ DÜŞÜNME (NATURALISTIC FALLACY) adını verirler.

Çeşitli hayvan iş birliği, monogami, çekişme yavru öldürme ve benzerleri gibi davranış tipleri geliştirmişlerdir. Bu tip davranışların zorunlu olup olmadığı, ahlaka uygun olup olmadığı bilimsel birer soru değildir. Doğal dünya ahlak dışında kalır ve ahlakı kapsamaz. Buna karşın,doğal seçilim kavramı ve evrimsel ilerleme “doğa yasası” olarak görülmüştür ve bu söylemle Marx sınıf mücadelesini haklı görmüş;bununla Sosyal Darwinciler (geç 18. ve erke 19. yüzyılda) ekonomik çekişmeyi ve emperyalizmi haklı göstermişler ve yine bu anlayışla biyolog Julian Huxley insancılığı(humanitarianism) doğru saymıştır(Hofstadler 1955, Paradis ve Williams 1989) Tüm bu fikirler felsefi olarak savunulamaz “doğa yanılması” örnekleridir. Aslanların ve Langur maymunların çocuklarını öldürmeleri bunun insanlar için doğru olduğunu göstermez ve evrim,insan etiği için hiçbir temel sağlamaz.

Felsefi Konular

Evrimin felsefi ve sosyal yansıması hakkında binlerce sayfa yazılmıştır. Darwin, yeterli zaman olması durumuda türün tüm özelliklerinin değişeceğini, hatta kökten değişebileceğini savundu. Böylece, batı felsefesine Plato ve Aristo’dan geçmiş olan özcülüğü (essentializmi) reddetti ve bunun yerine çeşitliliği koydu. Darwin aynı zamanda, dünyanın durağan olduğu kavramının oldu-ki bu kavram, gerçekte Yaratıcı’nın mükemmel yaratması ile eşdeğerdir-değişmesine yardımcı ve onun yerine durmadan değişen dünya kavramını getirdi. İnsan türü dahil, tüm canlıların durağan olmadığı ve değişimin bir doğal düzen olduğu düşüncesi Darwin tarafından yaygınlaşmıştır.

Hepsinden önemlisi Darwin’in rastgele, amaçsız çeşitlilik üzerinde, kör ve amaçsız doğal seçilimin işlemesi kuramı, ”Niçin?” ile başlayan neredeyse tüm sorulara devrimci yeni çeşit bir yanıt sağladı. Darwin’den önce hem felsefeciler ve hem de genelde insanlar “Niçin” sorularına bir amaçla yanıt verirlerdi. Mademki ileriyi düşünme yeteneği olan zeki bir akıl,amaca sahip olabilir, ”Neden bitkilerin çiçeği var?” ya da “niçin elma ağaçları vardır?” Ya da “hastalıklar, depremler?” gibi sorulara ancak, Tanrının olası bir amaçla bunları yarattığı düşlenerek yanıt verilebilirdi. Bu çeşit bir açıklama, Darwin’in doğal seçilim kuramı ile bütünüyle geçersiz kılındı.Evrende akıllı tasarımın en belirgin kanıtı olarak uzun süredir sözü edilen canlıların uyarlanması sorunu, yalnız mekanik nedenlerle açıklanabilirdi. Evrimsel biyologlar için, manolyanın çiçeği bir işleve sahiptir, fakat amaca sahip değildir. Türün üremesi için tasarlanmamıştır, güzelliği ile bizi keyiflendirmek için de değil. Bunun yerine, manolyaların parlak renkli çiçek taşıyanları, donuk renkli olanlara göre bir sonraki kuşağadaha çok katkıda bulunduğu için ortaya çıkmıştı. Tümüyle maddesel olan bu açıklamanın sarsıcı anlamı, insan davranışı durumu hariç, bulunabilecek ya da çağrılabilecek hiçbir tasarım,amaç ya da hedefi bu doğal dünyanın hiçbir yerinde bulamayız,ne de bunlar için kanıt arayabiliriz.

Vurgulanması gerekir ki, tüm bilimler Darwin’in biyolojiye uyguladığı düşünce yolunu benimsemeye başladılar. Astronomiciler,uydular ya da süpernovaların amacını aramıyorlar, kimyacılar da hidrojen bağlarının amaçlarını. Amaç kavramı, bilimsel bir açıklamada hiç rol oynamaz.

Kaynak: 1.Douglas, Futuyma J. “Evrim” Palme Yayıncılık, Çev. Aykut Kence, A.Nihat Bozcuk, 2008 , s 12-13

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12011, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

38 Comments

  1. K.D. diyor ki:

    Evet, sonucta Bilim –hicbir dalinda– dogada amac, veya dogaustu gizli bir guc/gucler aramaz; ancak dogada var olmasi muhtemel mekanizmalari, sebep sonuc iliskilerini 5 duyuyu esas alarak cozmeye calisir olmalidir.
    Bunun otesinde, tespit edilmis olabilecek tum bu gibi mekanizmalarin, ve sebep sonuc iliskilerinin uzerinde 5 duyuyla algilanamayacak “gizli” bir Gucun ve amacin hukum surdugunu dusunecek insanlara da (ki Kuran bunu vazeder olmalidir Teist karakterli insanlara; Enam 103 & Isra 44 & Rad 8-9), dusunmeyecek insanlara da elbette sonucta medeni ahlak cercevesinde kalabildikleri surece ve bu anlamda beraberce Bilim yapabildikleri surece saygi duyulmalidir, iyi iliskiler icinde kalinmalidir, Medeni ve Dini standartlara gore. (Yunus 99 & Mumtehine 8)
    (Amerikada su an Demokratlarin iktidar oldugu zamanlarda boyle bir konsensus agirlik kazanmakta, Cumhuriyetcilerin iktidar olduklari zamanlarda ise evangelist Incil kokenli yaklasimlar ve –iyi bilmis, tatmis olabilecegimiz– kuresel sonuclari agirlik kazanmakta olmalidir.)

    Kotu niyetli despot insanlarin Bilimin her dalindan sonucta kendilerine kotuluk/despotluk icin bir pay ve ders cikaracaklari, ve Iyi niyetli demokrat insanlarin Bilimin her dalindan sonucta kendilerine iyilik/medeniyet icin bir pay ve ders cikardiklari/cikaracaklari (Evrim de bastan beri buna dahil elbette) cogumuzun malumu olmalidir.

    Ayni durum elbette Din icin de aynen gecerli olmalidir, tarih icinde ve simdi dahi cogumuzun cok iyi bilebilmis olabilecegimiz gibi…

    Esenlikle kaliniz.

  2. Punisher Phd. diyor ki:

    Makaleden küçük bir alıntı;

    …evrimsel ilerleme….

    Darwinin evriminde ”ilerleme” (progress) yoktur.

    Bu ilerleme lafzı tamda Darwinin kendisinin şikayet ettiği Viktorya dönemi aydınlarının liberal düşüncesinin, topluma empoze ettiği sosyal dünyanın (ki Darwin’de liberaldi) rasyonelleştirilmesini sağladığı için büyük bir ”hızla” kabul gördü. (Sanayi devrimi ve en iyi olan ayakta kalır bileşkesi) Darwin’de buna çok ses çıkar(a)madı.Az biraz değindi ama baktı pragmatik faydası çok ”bu algılamanın” en iyisi yer edinmektir dedi. Royal Academy’de bu denli alkışlanan bir teoriniz varsa bırakın azcık yanlış anlasınlar öyle değil mi?

    Kolonyal dönemi kapitalizminin bir araç olarak Darwinin söylemini çarpıtması olayını sonradan işte yıl 2009’da bile ortaya çıkması halidir bu ”ilerleme” lafzı.Genel kabulde hala bu şekildedir.

    Darwin evrimin çarpık algısının sosyal bilimlere temel teşkil ettiğini kabul etmemek ise başka bir tür cehalet örneğidir.Gidin dünya üzerindeki herhangi bir ”ciddi” üniversiteye ve antropoloji/sosyoloji tezi yazın bakalım ama bu çarpık darwinizm algısını bir yere iliştirmeden sonra bekleyin doktore ,doçentlik vesaire…

    İşin garibi ”büyük felsefeci” Marx’ın naturalist materyalizmi kanıtlıyor diye düşünerek bu denli ”vahşi kapitalist” çıkarıma neden olabilecek bir teoriyi sahiplenmesidir. Hatta teorisini onun üzere bina etmesidir.

    Şu tarihin cilvesine bakın ki, sonra ortaya çıkan çeşitli sol akımlardanda bu vahşi kapitalist ilkenin ( faşizan yönünü ) en iyi kullanan genelde nasyonalistler ve komünistler olmuştur. Bu ülkedede benzeri söylemlerin aynı güruhların birleşkesinden doğması ve bunlarında yılmaz Darwinistler olması çok manidardır. ( Nihal Atsız türevleri ve Bilim ve Gelecek dergisi vs) Buradan da anlıyoruz ki, eğer teorinin bu çarpık algısı bir sosyal teorinin merkez düsturuna alınmışsa… anlatılan evrensel kardeşlik olayı masaldır.

    Topluma yansıyan ”yan ”etkileri” içinde Norveç,İsveç,Hollanda’dan işe başlayın öyle II.Dünya savaşına filan gitmeye lüzum yok o zaten açıkça çarpık Darwin algısıyla gerçekleştirilen bir ”bilimsel katliam” örneğidir.

    Lütfen Darwin’inin kendi teorisi ile ilgili ne düşündüğünü söylediğini, savunduğununu okumayı ve mümkünse öğrenmeyi deneyelim sonra oturup yazılar ve makaleler düzelim..

  3. saruhan diyor ki:

    douglas futuyma, şu vatikandaki evrim konferansında kendisine ara formlara ait fosil örneklerinden bir tane gösterebilir misiniz diye sorulunca, koşarak salondan kaçan adam diil miydi yaaa :)

    puhaaaa

  4. Da Vinci diyor ki:

    saruhan,

    Sen adamı yanlış anladın. Adam koşarak bir müzeye gidiyor ki istenilen geçiş fosilini göstersin. Sen de kaçıyor sanmışsın :))

    Adamın Türkçe’ye çevrilmiş bir kitabı var: Evrim. Malzeme kalitesi açısından HY’nin kitaplarıyla yarışacak türden birşey. Bu tip komik sorular sorulacağına, hadi onu göster, hadi bunu göster gibi çocukça tavırlar takınılacağına adamın kitabını alıp okusanız her türlü sorunuzun cevabını alacaksınız ama nerde sizde o yürek. Türkiye’de o kitaba para verip alacak, okuyacak ve birşeyler öğrenmeye çalışacak yaratılışçı sayısı bir elin parmaklarını geçmez ne yazık ki. Anca çoluk çocuk gibi davranın ve kendinizi komik, gülünç durumlara sokun. İnsanda biraz utanma arlanma olur. İnsanın yüzü kızarır biraz. Yazık.

  5. fuatogl diyor ki:

    @punisher;

    Lütfen Darwin’inin kendi teorisi ile ilgili ne düşündüğünü söylediğini, savunduğununu okumayı ve mümkünse öğrenmeyi deneyelim sonra oturup yazılar ve makaleler düzelim..

    Lutfen once yazilan yazilari okuyup ondan sonra acaba dogru yaziyi mi muhatap aliyorum diye dusunelim.

    Bakin kalin harflerle ne yazilmis:

    […]evrim,insan etiği için hiçbir temel sağlamaz.

    Yani; bilgi baska, norm baska; bilim baska etik baska. vs.vs

    Binlerce yillik bir sanat olan hayvan yetistiriciliginden elde ettigi ciftlestirme vs. bilgilerini, “hmmmm dur ben bu yontemi insanlar uzerinde kullanayim, iyi nesil insanlar icin bu en iyisi” derse suc hayvancilik sanatinin degildir. Yazarimizinda belirttigi gibi suc “DOĞACI YANLIŞ DÜŞÜNME” ye takilan kisi yada kisilerdedir.

  6. K.D. diyor ki:

    Bugun en gelismis medeni/demokrat ulkelerde (burada ozellikle bu islerin en cok tartisildigi Amerikayi ele alalim) Evrimin insanligi hayvanlardan ayiran ve insanlarin artik “altin kural” (sana yapilmasindan hoslanmayacagin seyi sen de baskasina yapma; veya baska bir deyisle, insanlara onlarin sana davranmasindan hoslanacagin sekilde davran) prensibi altinda (artik hayvanliktan siyrilip) insanlasmasini gerektiren bir asama/kavram olarak (tum medeni ateist/agnostik/deist/teist insanlar tarafindan) temelde algilanabildigi, ve Evrim kanaliyla/sonucuyla bu tip bir insanlasmanin ardindan artik medeni demokrasinin tesis edilebildigi bir yaklasimi/algilamayi tamamen yok sayip Evrimi kendi Evangelist hayvani kuresel acendalarina en buyuk bir engel olarak gordukleri icin (bunun en kritik/derin bazi hacli/teolojik sebeplerini bir miktar gormus olmaliyiz diger ilgili bolumlerde) onu habire yalnizca carpik anlayip despotca kullanmis hasta sahis ve zihniyetlere malederek temelden ve toptan karalamaya

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    calisan bu ayni amerikan somurgeci ve isgalci Evangelist hayvani tiplerin benzer bir taktigi uzun zamanlardir Islam/Peygamber aleyhine de yaparak Kurani habire yalnizca carpik anlayip despotca kullanmis hasta sahis ve zihniyetlere malederek alabildigine karalamaya calistiklarini da gozden kacirmamak lazim belki de bu baglamda, uzun zamanlardir uygulanan benzer bir kurnaz ve art niyetli Evangelist taktik olarak:

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    Ayrica Kuranda dahi belki de Ademin yeryuzunde ilk halife tayin edildigi donemde tum Meleklerin dahi ondan ilkin –kendisinden once yeryuzunde hukum surmus olabilecegi tarzda– hayvansi (kan dokme/fesat cikarma) davranislari sergileyeceginden endise etmeleri, ancak Allahin bu insanlarda artik o yabani varliklardan cok farkli medeni bir karakter tasima potansiyelinin de mevcut olabilecegini vurgulamis olmasi (Bakara 30-33),
    ve sonra insanlarin yeryuzune temelde “rakipler” (aduvvun) olarak gonderildiginin bildirilmis olmasi ancak sosyal hayattaki boyle bir rekabetin asla artik hayvansi standartlara gore birbirini tamamen ezme/yikma/indirme degil, bu rekabet ortaminda dusenin de elinden tutma/kaldirma/destekleme seklinde insancil yonlerde devam etmesi ve sonucta tum insanligin birlikte boylelikle beraberce ilerlemesi gerekecegine dair (Araf 24-25 & Nisa 114 & Beled 17 & Enam 165) cesitli isaret ve atiflarda bulunulmus olmasi Evrim kavramini Dinsel boyutta da temelde insani/medeni bir sekilde degerlendirebilen “Evrimsel Yaratilis” anlayislarina zemin olusturabilmis olmalidir.
    Yani kisaca aslinda ne Evrim ve toptan Bilim ve ne de Kuran ve toptan Din insanlari iyi veya kotu yapamaz/yapmiyor herhalde bastan, ancak insanlar kendileri iyi veya kotu niyetli olmalarina binaen bunlari kendilerine uygun sekilde iyi/medeni/demokrat veya kotu/hayvani/despot baglamda degerlendirip buna gore duzgun veya egri hareket ediyor olmalilar aslen bastan beri. Esenlikle kaliniz.

  7. Punisher Phd. diyor ki:

    Makaledeki sevimsiz Darwin fotoğrafı ile başka bir şey daha anlaşılıyor. Darwinizm eşittir evrim takıntısı heryerde. Ey evrimi tartışan insanlar, darwinizm evrimin açıklanmasında kullanılan bir teoridir,evrimin kendisini temsil edemez.Çünkü evrim bir gerçektir,tamdır. Oysa, darwinizm her yeri patlaktır,kusurludur. Daha ilk adımda yanlış var, buna yukarıda değinmedim çünkü ortak bir hastalık,düzeltilmeside mümkün değil gibi görünüyor.

    …evrimsel ilerleme….

    söylemi ise Darwinin evrim teorisinin neyi iddia ettiğini bilmemektir.Bunu eğip bükmeye gerek yok! Sitede link ve referanslarında içinin nasıl maharetle boşaltıldığını yada anlasızlaştırıldığına tanık oluyorum.Bu sebeple ne link nede alıntı vereceğim. Dileyen için nette yığınla kaynak var.Söylediklerimi akıl terazisinde kabul edilmiş bilgilerle karşılaştırsınlar.Katılmayan kimse bilgiye dayanıp katılmasın, öyle olmasını arzu ettiği kendi gerçeğini şakıyarak değil. Darwin teorisinde herhangi bir ilerlemeyi ne kast etmiş nede sonradan iddia etmiştir. Buda tipik bir Darwinci hastalığıdır.Darwini bilmemek!

    Makalenin ana konusuna değinmeye bile gerek olmadığını düşündüğüm için alınmışsınız. Metodta kullanılan kavramlar yanlış kullanılmış. Makalenin içeriğinde söylenen iddianın geçerliliğini doğrudan etkiliyor. Açıkca söylemem gerekirse, evrimin insan etiğine hiç bir şey sağlamadığı kavramsal olarak doğrudur.Makalede bunu desteklemekte kullanılan açıklamlar ise yanlıştır. Darwinin teorisinin bu gibi iç doktirinlerle bezemediği açık.Yinede kendisinin varlıklı bir üst-orta sınıfın temsilcisi olduğunu düşünürsek ve o dönem içersindeki sosyal kalıpları temel alıp yorumlarsak, Darwinin evriminin temel ekseninin Viktorya dönemi kolonisazyona ve sanayi devrimine sağladığı katkı ise yadsınılamaz. Adam Smith’in söylemlerine sosyal bir zemin hazırlıyor, var olan zamanın ruhunada hitap ediyordu. Avrupa merkezçiliği ve bunun medeniyet algısına!

    Darwin’in söylemini kendi hayatlarındaki ve toplumdaki her olgu için referans açıklama alanların, bilime ve sosyal yapıya verdiği zarar bu sitenin sınırlarını aşar. Kıssadan hisse ile, Darwine yamanmaya çalışılan şey yanlış ama darwinizm yanlılarının sosyal pratikleri içinse maalesef temel etik değerler sağladığı ortadadır. Çarpık darwinizm sözünü ettiğim birçok yan etkiyi ortaya çıkarmıştır.Tarihle sabittir.

    Sizle polemiğe girmeye niyetim yok.Yorumlarınızı okudukça sadece bundan beslendiğinizi görüyorum.Başka numarası olmayan birisiniz. Makaleye eleştiri manasında yazdıklarım evrimsel ve Darwinci literatür içinden rahatlıkla onaylanabilecek bilgilerdir.Bunu yapamayıp kendi obsesif algınızda ısrarlıysanız da, saygı duyarım ama asla katılmam çünkü subjektif bir tarafgirliğin izahı oluyor çoğunlukla.Bununda kendini tatminden öte bir sonucu olamaz!

  8. Punisher Phd. diyor ki:

    Bakın makaledeki karadeliği özetlemek için bir kısadan hisse daha koyayım.

    Yazar makalede ” Buna karşın,doğal seçilim kavramı ve evrimsel ilerleme “doğa yasası” olarak görülmüştür.” demiş

    Evrimsel ilerleme ne demektir..? İlerleme kavramı açıkca bir amaç taşındığını ima eder.Bunuda eğip bükelim dilerseniz.

    Fakat bunu söyleyip sonda ”Amaç kavramı,bilimsel bir açıklamada hiç rol oynamaz.”

    demek işte bahsettiğim temel kavramı bilmemektir yada bilip kötüye kullanmaktır. Yine tekrar edeyim, makalede Darwinci evrimin etik değerler sağlamadığı gerçeğine katılıyorum. Darwincilerin ise teorinin temem mekanizmalarını çarpıtarak kendilerine etik değerler yaratıp, bunla dünyaya hatrı sayılır zararlar verdiğinide söylüyorum.

    Sonuç; evrimin bir amacı olduğunu ima edip daha sonra bilim içerisinde amacın hiçbir rol oynamaz sözünü ise çok ”pathetic” buluyorum.Ya darwiniz bilin miyor ? Ya biliniyor çarpıtılıyor ? Ya da subjektif algı dogmayı betonlaştırmış…!

  9. apoptozis diyor ki:

    Evrimin “ilerleyici” olup olmadığı karmaşık bir sorudur(Nitecki 1988;Ruse 1996). “İlerlemek” sözcüğü bir hedef çağrıştırmaktadır, gördüğümüz gibi, evrimin hedefleri yoktur. Fakat bu çağrışımı kaldırırsak ve sadece ilerlemeyi “iyileşme” anlamında kabul etsek bile, ”daha iyi” için olası ölçütler canlının tipine bağlıdır. Daha iyi öğrenme yeteneğinin ya da daha büyük ve karmaşık bir beynin pek çok hayvan için, -örneğin,çıngıraklı yılanlar için-etkin bir zehir dağıtım sisteminin insanlara vereceğinden daha belirgin uyumsal yararı yoktur. ”İyileşme” ya da “etkinliğin” ölçümleri her bir türün özel ekolojik konumuna(niche) ya da işlevine uygun olmak zorundadır. Kuşkusuz pek çok uyumsal eğilimlerin örnekleri vardır,bunların her biri kendi özel bağlamında ilerleyici olarak görülebilir.

    Futuyma – Evrim – Palme Yayıncılık
    Sayfa 264

    Ne tuhaftır ki evrim kuramının babası, organik değişikliğin yalnızca organizmaların çevrelerine daha iyi uyum sağlamasına yol açtığı, yapısal karmaşıklık ya da artan ayrılıkla tanımlanan soyut ilerleme idealine yönelmediği ısrarında -asla üstün ya da aşağı demeyeceksin-neredeyse yalnız kaldı. Darwin’in uyarısına kulak asmış olsaydık, bugün bilim adamlarıyla meslekten olmayan kişiler arasında var olan yanılgı ve yanlış anlamaların büyük bölümünden kaçınmış olurduk. Çünkü Darwin’in görüşü,evrimle ilerleme arasında zorunlu bağlar olduğu düşüncesini insan merkezciliğin en kötü yargılarından biri olarak görerek çoktan terk etmiş bilim adamları arasında yaygınlık kazanmıştır. Ne var ki meslekten olmayanların çoğuevrimi hala ilerleme ile özdeşleştiriyor ve insan evrimini yalnızca değişiklik olarak değil,artan zeka ya da boy gibi varsayımsal gelişmişlik ölçüleriyle tanımlamayı sürdürüyor.

    Modern zamanların belki de en yaygın evrim karşıtı belgesi olan Yehova Şahitleri’nin “İnsan Buraya Evrimle mi geldi Yoksa Yaratılışla mı Geldi ? kitapçığında şu açıklama yer alır : “Çok basit terimlerle evrim,milyonlarca yıl boyunca ortaya çıkan bir dizi biyolojik değişim sonucunda,yaşamın tek hücreli canlılardan en yüksek duruma,yani insana kadar ilerlemesi demektir. (…)Basit bir canlı türünde ortaya çıkan değişiklikler evrim olarak görülmez .”

    Organik evrimle “ilerleme” arasında kurulan bu hatalı denklem talihsiz sonuçlar üretmeyi sürdürüyor. Tarihsel olarak, (Darwin’in kendisinin bile kuşkuyla karşıladığı ) toplumsal Darwinciliğin kötüye kullanılmasına neden olmuştur. Bu utanç verici kuram insan gruplarını ve kültürlerini, sözde evrimsel gelişmişlik düzeylerine göre, (hiç de şaşırtıcı olmayan bir sıralamayla) beyaz Avrupalıları en üstte, onların sömürgelerinde yaşayanları ise en alta yerleştirerek sınıflara ayırmıştır.Bu denklem bugün de,küresel kendini beğenmişliğimizin yani gezegenimizde yaşayan bir milyondan fazla tür ile kader birliği içinde değil de onlardan üstün olduğumuz inancının ana bileşenlerinden biri olarak varlığını sürdürüyor. Yine de ben, bilim adamlarının ,Darwin’in kulağa çok hoş gelmeyen ama daha doğru olan “değişikliklerle türeyiş” inin yerine, ilerleme anlamına gelen bir konuşma dili sözcüğü seçerek önemli bir yanlış anlamaya katkıda bulunmuş olmalarından büyük üzüntü duyuyorum.

    Alıntı Kaynağı :
    -”Darwin ve Sonrası – DOĞA TARİHİ ÜZERİNE DÜŞÜNCELER”
    -TÜBİTAK POPÜLER BİLİMLER KİTAPLIĞI
    -Çeviri : Ceyhan Temürcü
    -Sayfa : 22 -23

    …amaç ve hedef kavramlarının biyolojide yeri yoktur(ne de diğer doğa bilimlerinin herhangi birinde). Darwin ve çağdaş(modern)evrim kuramına göre,dokumacı karıncanın davranışı tasarım görüntüsüne sahiptir, çünkü bir atasal karınca türünün davranışını yöneten bir çok rastlantısal genetik çeşitliliğin arasında, Oecophylla’nın gösterdiği davranış belirli ekolojik koşullarda yaşama ve üreme şansını arttırmıştır.

    Uyumsal biyolojik süreçler hedef içeriyor görünebilirler: dokumacı karıncalar bir yuva inşa etme hedefleri varmış gibi davranırlar,bir Arum bitkisinin yaprağı uygun bir şekil almaya doğru gelişir ve o şekle ulaştığında gelişmesini durdurur. Böyle özellikleri kabaca hedefleri vurgulayan TELEOLOJİK(erekbilimsel) ifadelerle anlatabiliriz (örn.,”sınavı geçmek için çalıştı”). Fakat bir Arum yaprağını şekillendiren hücre bölünmelerinde ya da, söyleyebildiğimiz kadarıyla, dokuyucu karıncaların davranışında geleceğin bilinçli sezgisi olamaz. Aksine, görünen amaca-yönlendirilmişlik bir süreci kontrol eden bir programın(DNA dizilerinde bulunan şifrelenmiş ya da önceden düzenlenmiş bilgi)çalışması nedeniyledir (Mayr 1988). Aynı şekilde bir program bilgisayar yongasında bulunur, fakat bu program bir akıllı tasarımcı tarafından şekillendirilmişken,DNA’daki bilgi doğal seçilimin tarihsel bir süreci ile şekillendirilmiştir. Modern biyoloji canlıların gelişimini, fizyolojisini ve davranışlarını programlanmış komutlar ve çevresel koşulların etkileşimi sonucunda ortaya çıkan, tamamen mekanik işlemlerin sonucu olarak görür.

    Sayfa 252 Futuyma – Evrim

    Darwin’in seçilim (selection) terimini seçmesi bir talihsizliktir,cünkü bu terim doğada kasıtlı olarak seçen bir etkenin olduğu fikrini çağrıştırmaktadır. Gerçekte seçilen bireyler sadece,daha az uyum sağlamış ya da daha az şansı olanın populasyondan çıkarılmasından sonra geriye kalanlardı. Bundan ötürü,seçilim teriminin rasgele olmayan eleme ifadesi ile değiştirilmesi önerilmiştir.Seçilim sözcüğü kullanılmaya devam etse de sözcüğü tercih edenlerin çoğunluğu evrimciler olsa da,hiç unutulmamalıdır ki sözcük aslında rasgele olmayan eleme anlamındadır ve doğada seçici bir güç bulunmamaktadır. Bu terimi basitçe,bazı bireylerin elenmesinden sorumlu olumsuz koşullar topluluğunu anlatmak için kullanıyoruz. Hiç kuşkusuz böyle bir seçici güç çevresel etmenler ile fenotipik eğilimlerin bir bileşimidir. Darwinciler bu terimi olduğu gibi kullandığı halde,evrim karşıtları bu terimlerin sözcük anlamlarına saldırırlar.

    Biyoloji Budur -225- E. Mayr

    “Aristotales büyük tartışmaların çoğunun aurea mediocritas’la –orta yolla-çözüldüğünü söyler.Doğa öyle hayranlık verici bir karmaşıklığa ve çeşitliliğe sahiptir ki, olanklı olan hemen hemen her şey olur. Kaptan Corcoran’ın “neredeyse hiçbir zaman” sözleri,bir doğa tarihçisinin ağzından çıkabilecek en iddialı sözlerdir. Yaşamın sorunlarına açık,kesin ve evrensel yanıtlar arayanların doğaya değil başka yerlere bakması gerekir. Hatta eğer arayışınızda dürüstseniz,bu tür yanıtları başka bir yerde de bulabileceğinizi sanmıyorum.Küçük sorulara kesin yanıtlar verebiliriz(örneğin niçin 7,5 metre boyunda bir karınca olamayacağını biliyorum);orta büyüklükteki sorulara mantıklı çözümler sunabiliriz(Lamarkçılığın geçerli bir evrim kuramı olarak yeniden canlanacağını sanmıyorum).Büyük sorular ise doğanın zenginliği karşısında boyun eğer;değişiklik yönelimli ya da amaçsız,aşamalı ya da ani,seçici ya da yansız olabilir. Ben doğanın büyük çeşitliliğiden keyif almayı sürdürecek ve kesinlik düşünü politikacılara ve vaizlere bırakacağım.

    Stephan J. Gould
    Darwin ve Sonrası – Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler-Sayfa 295

    Evrimi kabul eden birçok insan hala onu aklın ve bilincin ortaya çıkması ile sonuçlanan amaçlı ve ilerleyen bir süreç olarak düşünür. Hatta bazı evrimsel biyologlar aydın olma ya da empati gibi kendimizde olan ve büyük övünç duyduğumuz bu özellikleri gelişmişliğin kriteri olarak almışlar ve bu yönlerde evrimleşme göstermeyen fakat insan oğlunun ortaya çıkması konusunda katkı sağlayan sayısız soy hattını görmezlikten gelmişlerdir(Rouse,1996).

    İlerleme kelimesi genellikle gelişme ya da iyileşme gibi bir amaca doğru hareketi belirtir. Mutasyon ve doğal seçilim gibi evrimsel süreçler evrime bir amaç aşılayamaz.İnsanların ya da bizim zihinsel yeteneğimizdeki herhangi bir yaratığın,evrimleşmek için tasarlandığını ileri süremeyiz. İnsanların -ya da herhangi bir diğer türün- uzun evrimsel tarihinde her basamak pek ala tersi olabilecek genetik ve çevresel olaylara bağlıydı (Gould 1989). Bu sebeple evrim biyolojisi alanındaki düşünürler sıklıkla insanlığın varlığının herhangi bir anlamda hiç bir zaman önceden kararlaştırılmadığı ve üstelik evrenin yakın menzilinde bir başka insansı türünün varlığının olası olmadığı-özellikle bizim iletişim kurma konusunda en küçük umudumuzun olmadığı-yorumunu yapmıştır(Simpson 1964;Mayr 1988b).

    İyileşme anlamında ilerleme bir önyargıyı belirtir ancak, burada insan özelliklerinin diğer türlerinkinden daha iyi olduğu yönündeki dar insan merkezli görüşe karşı dikkatli olmalıyız. Çıngıraklı yılan a da bıçakbalığı bilinçli olarak düşünebilseydi kuşkusuz,evrimsel ilerlemeyi,zehir dağıtım sisteminin mükemmelliği ya da elektrik sinyali ile iletişim kurma yeteneği ile ölçerdi. Bitki ve mantarların sözün etmeden hayvan soy hatlarının büyük çoğunluğu, nasıl tanımlanırsa tanımlansın ve ölçülürse ölçülsün daha yüksek zeka yönünde eğilim göstermezler.

    İnsan merkezli değerlerimiz ile ilişkili olmayan “ilerlemeyi” ölçmede kullanabileceğimiz evrensel bir kriteri açıkça belirtmek olanaksız değilse bile çok zordur.

    Pek çok evrim biyoloğu bu yüzden evrimsel geçmişte nesnel olarak ilerleme bulamadığımız kararına varmıştır(Ruse 1996) Gördüğümüz gibi, karmaşıklık ya da uyumluluk gibi herhangi bir özellikte özellikle etkin eğilimler olmak üzere nesnel eğilimleri bile kanıtlamak çok zordur. Evrim tarihinin en ayırt edici özelliği tercihen yaşamın yeni biçimlerinin,yeni yollarının,görünüşte sonsuz,mükemmel çeşitliliğinin ara vermeden artmasıdır. Bu tarihin muhteşemliği “yaşamın görünüşündeki bu muhteşemliği yansıtarak” Türlerin kökenini bitirmesi için Darwin’e ilham verdi ki “bu dünya sabit çekim yasalarına göre döndükçe çok yalın bir başlangıçtan en güzel ve en muhteşem sonsuz yaşam biçimleri evrimleşmiştir ve evrimleşmektedir”.

    Büyük Ölçekli Evrim : Tür Düzeyinin Üzerindeki Evrim Bölüm 21
    Sayfa 518-519
    Douglas J. Futuyma
    Evrim

    Gelişimsel sistem o kadar sıkı örülmüştür ki biyologlar sık sık genotipteki “bağıntı”dan (kohezyon) söz ederler. Evrimciler için çözülmesi gereken sorunlardan biri bu bağıntının nasıl gerçekleştiği,diğeri ise bu bağıntının yeni ve büyük evrimsel ilerlemeleri mümkün kılmak için nasıl bozduğudur.

    1953’te önerdiğim bir modele göre evrim, büyük ve kalabalık türlerde görece yavaş ilerlediği halde, küçük ve çevrede yalıtılmış olarakkalan kurucu popülasyonlarda çok daha hızlı gerçekleşir.*Gelişim açısından açıklamak gerekirse bu, büyük ve kalabalık türlerin gelişimsel olarak kararlı,buna karşın küçük,kurucu popülasyonların kararlılıktan yoksun oldukları ve bu kararsızlık sayesinde hızlı bir genetik yeniden yapılanmayla yeni bir fenotipe çabucak yönelebildikleri anlamına geliyor. Eldredge ve Gould(1972) “kesintili dengeler” (“punctuated equilibria”) ibaresini kullanarak bu modeli kabul etti ve kalabalık türlerin gelişimsel durağanlılığının milyonlarca yıl sürebileceğini öne sürdü.Daha sonraki araştırmacılar bu iddianın gerçekten de birçok tür için doğru olduğunu saptamıştır. Bu model kesin bir biçimde,makroevrimde gelişimin önemli olduğunu vurgulamaktadır,ancak belirli türlerin genotiplerinin çok kararlı olmasına karşın başka bazı türlerin hızlı evrimsel değişikliğe uğramasının nedenini açıklamaz. Bu farklılık,bugün bile açıklık kazanmış değildir.

    Biyoloji Budur – Ernst Mayr – Sayfa 207

    Fakat her halükarda kademecilik Darwinciliğin çekirdeğinin bir parçasıdır.Kademeli ve kerte kerte evrimin her yerde hazır bulunduğuna dair inanç, bizi, Darwinci doğal seçilimin genetik uzaydaki arayışı kumanda eden direksiyon mekanizması olduğu gibi önermeye götürmesi zorunlu değildir. Büyük bir ihtimalle Motoo Kimura genetik uzayda atılan evrimsel adımların çoğunun yönü belirsiz adımlar olduğunda ısrar ederken haklıdır. Küçük ve kademeli adımların yörüngesi seçilim tarafından güdümlenen yürüyüşten çok,büyük ölçüde rastgele adımlardan oluşabilir. Fakat eğer bizi ilgilendiren şey kendiliğinden oluşuğundan evrimsel değişikliğe zıt olarak uyumlayıcı evrim ise,yukarıda verilen nedenler dolayısıyla bu,konuyla alakasızdır.Kimura haklı olarak kendisine ait olan “yansız teorinin,biçim ve işlevin evriminin Darwinci seçilim tarafından yönlendirildiği görüşüne karşı olmadığı’nda ısrar eder.”

    Sayfa 131

    Muzaffer Darwin-Evrensel Bir Gerçek Olarak Darwincilik-“Bir Şeytanın Papazı-Richard Dawkins”

  10. fuatogl diyor ki:

    Sizle polemiğe girmeye niyetim yok.Yorumlarınızı okudukça sadece bundan beslendiğinizi görüyorum.Başka numarası olmayan birisiniz. Makaleye eleştiri manasında yazdıklarım evrimsel ve Darwinci literatür içinden rahatlıkla onaylanabilecek bilgilerdir.

    Simdi literaturden bahsetmek biraz anlamsiz oluyor. Siz yukaridaki yaziya atfen bir suru klasik ezber yazmissiniz, fakat yazinin tam karsit tezi temsil ettigini her nasilsa gormemissiniz, ve bunu belirtmeye calismisim. Bu mu numaracilik?

    Darwin’in söylemini kendi hayatlarındaki ve toplumdaki her olgu için referans açıklama alanların, bilime ve sosyal yapıya verdiği zarar bu sitenin sınırlarını aşar. Kıssadan hisse ile, Darwine yamanmaya çalışılan şey yanlış ama darwinizm yanlılarının sosyal pratikleri içinse maalesef temel etik değerler sağladığı ortadadır. Çarpık darwinizm sözünü ettiğim birçok yan etkiyi ortaya çıkarmıştır.Tarihle sabittir.

    Slogan kullanmadan, cok somut bir sekilde ornek verebilirmisiniz? Banal hitler pol-pot “ornekleri” disinda ciddi somut ornekler varsa lutfen verin, ozellikle bilim konusundaki ornekleri merak ediyorum.

    Bu arada vaktiniz oldugunda “vahsi” Amerikan kapitalizmiyle sarmas dolas olan prosperity teolojisine bir goz atin lutfen.

  11. K.D. diyor ki:

    Punisher arkadas,

    yazilarinizdan, cok kisaca vermem gerekirse: Evrimi temelde kabul ettiginizi, ancak Evrimi kotuye kullanan bazi zihniyetleri/ideolojileri yerdiginizi anliyorum. Ve bu kotuye kullanan zihniyeti de temelde ve tumden kotu/negatif bir baglamda Darwinizm adi altinda andiginizi anliyorum. Ancak Darwinizm (ozellikle Amerikada) bazen tam Evrim ifadesi yerine Bilimsel acidan iyi/pozitif anlamda da kullanilabilen bir terim olabilip yazilariniz bu baglamda bazen Evrime de tumden karsiymissiniz intibaini uyandirabilecek olabilir ilkin bu acidan, yersizce, belki de.

    Bunun disinda, nasil ki Kuranin kendisi aslen barisci/iyi bir Din vazetmis olabilecekken, bunu kendi adi/despot niyetlerine alet edip savasci/kotu bir Din haline getirebilen bircok hastalikli sahis ve zihniyetler karsisinda Kuranin adil/hakkani bir sekilde savunulmasi –samimi Dindar insanlar uzerine– bir yukumluluk olabilecegi gibi, buna benzer bir sey bu Evrim/Evrimsel Yaratilis hususunda da beklenebilecek olmalidir, belki de, ozellikle bu tip fanatik anti evrimci kuresel hacli Evangelist zihniyetlerin karsisinda, herhalde.

    -(http://bibleprobe.com/muhammad.htm)-

    -(http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm)-

    Bunun disinda, bugun Bilim (yine oncelikle bu Amerikada, ozellikle Demokratlarin iktidarda olabildikleri zamanlarda) temelde tum insanlarda ortak olan 5 duyuyu esas alarak hareket edip boylelikle tum ateist/agnostik/deist/teist karakterde medeni insanlari mumkun olabilen en genis ve en adil/ortak bir Bilimsel anlayis ve Literatur altinda boylelikle biraraya getirebilmeyi hedeflemis olabildigi icin, elbette tum bu tip Bilimsel kuramlarda tum insanlarda ortak olan 5 duyu esas alindiginda herhangi bir amac, Guc bu 5 duyuyla acikca tespit edilemediginden, tum bunlari

    Random (=rastgele)
    By chance (=sansa)

    gibi terimlerle degerlendirirken, elbette tum Dindar insanlarin bu herbir fenomeni kendi gonullerinde –insanlarin 5 duyulariyla asla algilayamayacaklari (Enam 103 & Isra 44)–

    Special (=bilincli)
    By will (=ilahi iradeyle)

    gibi terimlerle degerlendirebilmelerine de gayet acik olmalidir. Bunlar tumden Big bang, Evrim ve diger ciddi Bilimsel kuramlarin hepsinde, her tur arastirma ve asamasinda aynen gozetilen temel prensipler olmalidirlar.
    Bu konular bu sitede halihazirda yeterince tartisilmis olabilecegi icin, burada tekrar en bastan bu tasarim fikrinin (yine ozellikle ve oncelikle bu Amerikada) tum Bilimin ve insanligin uzerine aciktan ve zoraki dayatilmaya calisilmasinin neden o kadar dogru/adil/makul bir tutum olamayacagi (Yunus 99),
    ve sonucta sadece bu fanatik Evangelistlerin kuresel Hacli acenda ve ideolojilerine paravan olacagi/edilecegi tehlikesine,
    bu vesileyle, Bilimin her Din ve Felsefeden insani biraraya getirebilmek icin yukaridaki tarz ortak bir Bilimsel anlayis ve Literatur altinda dogadaki tum olasi Big bangsel & Evrimsel vs. mekanizmalari arastirip sonrasinda ise bunlarin ardinda gizli bir amac ve gizemli bir Guc olup olmadigi hususunu Dini/Felsefi baglamda insanlarin ozgur iradelerine ve secimlerine birakmasi gerektigi konularina artik tekrar uzunca girmeyecegim burada. Esenlikle kaliniz.

  12. Punisher Phd. diyor ki:

    Makale yazarı apoptozis

    İlk önce verdiğiniz detaylı literatür için doğru hareket diyorum.Sonuçta makalenizde istemeden yada isteyerek temel bir yanlış yapmışsınız.Bunun makalenin sonuç bölümüyle yaşadığı yaman çelişki ancak makalenin yeniden ”revise” edilmesi ile giderilebilir.Alıntılarınızda verdiğiniz örnekler darwinizmin yaşadığı birçok çıkmazdan birkaçını örneklemiş ama özellikle değindiğim konuyu açıkca ortaya koymuşsunuz.Buda objektiflik manasında bir sorununuz olmadığını gösteriyor.

    Darwin teorisi darwinizm olarak kabulünde (verdiğiniz Tübitak yayınında içeriği mevcut) yaşanan sakatlık devrin faşist-kolonyal dönem ideolojik yapısınca şekillendiği ortadadır.Hayatını okuyup anlaşılamadıysa hiç anlaşılamaz.Darwin buna karşı durmuş ama teorinin bu denli hızlı ve kolay kabulünü sağladığı için sesini çıkaramamıştır.Sonuçta kendi edilgen Huxley etkendi.

    İngilizlerin Saint-Louis limanından taşıdığı kölelerin torunlarına anlatın Darwinizm ne olduğunu! Marx’ın bu teorinin merkezini alıp oluşturduğu fikirlerin yan etkisi ise Pol pot yada Hitlerle sınırlı kalmayan ,Staline kadar giden bir yol yolunuz var. Çok mu farklıdır düşmanı olduğu nazilerden? Biri nasyonal sosyalist diğeri güya komünist ortak noktaları darwinizm.Yinede belirtmem gerekir ki, bu sonuçlarda sorumlu adları yazılanların kendilerince yaptıkları sosyal Darwin yorumudur.Darwin’in bir suçu varsa en başından bunlara yol açabileceğini farketmişken, itiraz edememesi yada kendi teorisini yeterince açıklayamamasından ileri gelir.

    Sayın Kurandaki Din içinse hadi bir link vereyim ortak payda da buluştuğu bazı Darwinizm bülbüllerinin neler şakıdığı konusunda bilgisi olsun;

    http://www.scienceprogress.org/2007/10/watsons-racism-a-disservice-to-science/

    Eleştirilerimi ciddiye alıp,onları anlayıp, yerinde alıntılarla cevap vermesi eleştiriye açık biri olduğunu ortaya koymaktır. Makale yazarını tebrik ediyorum.Buda bilimsel düşünsel makale yazımında çok önemli bir kişisel değerdir.

    Güzel bir makale hala olabilir temel yanlışlar düzeltilirse.Yoksa ”fallacy”nin kralı hala orada!

  13. fuatogl diyor ki:

    Marx’ın bu teorinin merkezini alıp oluşturduğu fikirlerin yan etkisi ise Pol pot yada Hitlerle sınırlı kalmayan ,Staline kadar giden bir yol yolunuz var..

    evet hep oyle iddia edersiniz, fakat siradan “oculestirme” taktiklerinden oteye gecemiyorsunuz, bir sekilde yan yana getirmek sizin icin yeterli. Peki bunlari somutlastirip aciklayabilirmisiniz? Ornegin Komunist Manifestonun neresinde gecer? Marx in yabancilasma kavraminin neresindedir? Emek-deger analizinin neresindedir? Hegel e karsi tezlerinin neresindedir? vs.vs Bunlar Marx in merkezi tezleridir. Neresinde oldugunu ve iliskisini anlatabilirmisiniz?

    Darwinizm derken bilimsel teorisinden mi bahsediyorsunuz? Yoksa baska insanlarin Darwinden cikarttigi sonuclara atfen mi kullaniyorsunuz?

  14. apoptozis diyor ki:

    “Etikle ilgili bazı konulara değindim. Bilimin,neyin etik olduğuna dair karar verebilecek yöntemleri yoktur. Bu bireylerin ve toplumun meselesidir. Fakat bilim sorulan soruları açıklayabilir ve kafa karıştırıcı yanlış anlamaları açıklığa kvuşturabilir. Bu genellikle “Her iki fikri aynı anda savunamazsınız” şeklinde yararlı tartışma türüne tekabül eder. ”Bilim ve Etik” ifadesinin daha sıra dışı bir yorumuna geçmeden önce beş örnek vereceğim.

    Bilim size kürtajın doğru mu yanlış mı olduğunu söylemez fakat hissiz bir fetüsü hisli bir yetişkene kesintiz bir şekilde bağlayan (embriyolojik) sürecin,insanları diğer türlere bağlayan (evrimsel) olan benzerliği ifade edebilir. Eğer embriyolojik süreç daha kesintisiz görünüyorsa bunun tek nedeni evrimsel sürecin nesil tükenme olaylarıyla bölünmüş olmasıdır.Etiğin temel prensipleri yok oluşun tesadüfi ihtimallerine bağlı olmamalıdır.* Tekrar etmek gerekirse,bilim kürtajın cinayet olup olmadığını söylemez fakat kürtajın cinayet olduğunu,şempanzeleri öldürmenin ise olmadığını düşünüyorsanız kendinizle çelişiyor olabileceğiniz konusunda sizi uyarabilir.Her iki fikri aynı anda savunamazsınız.

    Bilim bir insanı tamamıyla klonlamanın yanlış olup olmadığını size söyleyemez.Fakat size Dolly tipi bir klonun,aynı tek yumurta ikizi gibi olduğunu söyleyebilir. Yaş farkı olsa bile. Size eğer insanları klonlmaya karşı çıkmak istiyorsanız, ”Klon tam bir insan olmayacaktır” veya “Klonun ruhu olmayacaktır” gibi iddialara başvurmamanız gerektiğini söyleyebilir. Bilim size herhangi birisinin ruhu olup olmadığını söyleyemez fakat eğer tek yumurta ikizlerinin ruhu varsa Dolly tipi** klonlarında olacağını söyleyebilir. Her iki fikri de aynı anda savunamazsınız.

    Bilim “yedek parça” üretmek amacıyla kök hücrelerin klonlanmasının yanlış olmadığını söylemez. Fakat sizi,kök hücre kopyalamanın ahlaki açıdan uzun zamandır kabul edilen başka bir şeyden ne farkı olduğunu açıklamaya davet edebilir : doku kültürü. Doku kültürü,on yıllardır kanse araştırmalarının dayanak noktası olmuştur.1951 tarihinde (merhum) Henriata Lacks’tan alınarak başlayan ünlü HeLa hücre kalıtım zinciri,şu anda dünyadaki bütün laboratuarlarda üretilmektedir. California üniversitesindeki tipik bir laboratuar, üniversitedeki araştırmacalara rutin olarak günde 48 litre HeLa hücresi üretir. Dünyanın günlük toplam HeLa hücresi üretimi tonlarla ölçülebilir ve bunlar Henriatta Lacks’ın muazzam miktarda klonlarıdır. Seri üretimin başladığı yüzyıl ortasından bu yana kimse buna karşıymış gibi görünmüyor. Günümüzdeki kök hücre araştırmalarını durdurmak için olay yaratan neden HeLa hücrelerinin büyük miktarda yetiştirilmesine karşı çıkmadıklarının açıklamak zorundadırlar. Her iki fikri aynın anda savunamazsınız.

    Bilim size yapışık ikizi “Jodie” yi kurtarmak için “Mary”i öldürmenizin doğru olup olmadığını söyleyemez***(veya ikizlerin her ikisininden de ölmesine izin verilmesinin). Fakat bilim size bebeği besleyen plasentanın bebeğin gerçek bir klonu olduğunu söyleyebilir. Herhangi bir plasenta için,görevi tamamladığı zaman atılan,beslediği bebeğin “ikizi” diye makul bir öykü oluşturabilirsiniz. Herkesin bildiği gibi kimse plasentasını Mary diye adlandırmaya özenmez fakat birisi çıkıp,kalbi veya akiciğeri olmayan ve sadece az gelişmiş bir beyni bulunan bir Siam ikizine böyle bir iim verilmesindeki duygusal bilgeliği aynı şekilde sorgulayabilir. Ve eğer “tehlikeli kaygan yol” ve “bıçağın keskin ucu” deyimlerini hatırlamak isteyen varsa,aşağıdaki konuyu düşünmelerini sağlayalım.

    1998 yılında bir televizyon yemek uzmanı ekranda yeni bir gurme tabağı servis etti: insan plasentası. Gurme Plasenta dilimlerini kızgın tavada soğanla kızarttı ve üçte ikisini püreyle karıştırdı.Kalanı konyak içinde flambe edildi ve üzerine adaçayı ve ıhlamur suyu ilave edildi. İlgili bebeğin ailesi ve onların arkadaşı birlilte yemeği yediler.Baba o kadar lezzetli bulmuştu ki 14 porsiyon yemişti.

    Bütün bü olay gazetelere bir parça acayiplik olarak yansıtıldı.Oysa tehlikeli kaygan yollardan endişelenenler bu televizyon şovunun neden yamyamlık olarak adlandırılmayacağını kendilerine sormalılıar. Yamyamlık bizim en eski ve en derin tabularımızdan biridir ve “tehlikeli kaygan yol” veya “bıçağın keskin ucu” tarzı argümanların savunucusu,bu tabunun en ufak ihlalinde bile endişe duysa iyi eder. Öyle sanıyorum ki televizyon yöneticileri, plasentanın bebeğin gerçek bir klonu olduğunu bilecek kadar bilimden anlasalardı,yemek asla yayınlanmazdı,özellikle de Dolly’nin ateşlediği klon tartışmalarının dorukta olduğu bir zamanda.Her iki fikri aynı anda savunmazsınız.”

    Kaynak:
    Bir Şeytan’ın Papazı – Richard Dawkins
    Syf 53 54 55

  15. amatör filozof diyor ki:

    Punisher Phd.
    Futuyma’ nın kitabından bir çeviri olan yazının ana fikrini tam ters olarak yansıtıyorsunuz. Yazar evrimde ilerleme vardır demiyor, tam tersine evrimsel ilerleme fikrini savunanları eleştiriyor, bunun bazı yanlış algılamalara ve Sosyal Darwinizm gibi onaylanması mümkün olmayan düşüncelere yol açtığını belirtiyor, bilimsel bulguların bilimin sınırları içinde değerlendirilmesi gerektiğini, bilimsel verilerden etik ve moral sonuçlara ulaşılamayacağını söylüyor. Her yönüyle tutarlı, açık ve net bir yazı. Ancak siz Darwin’ in evrim teorisini bir bilimsel kuram olarak algılamayarak, “Darwinizm” adında bir ideoloji gibi yansıtmaya çalışıyorsunuz, ki bu evrim teorisi karşıtlarının çok kullandıkları bir taktikten ibarettir. Yazdıklarınız çok abartılı ve tartışmalı şeyler. sizi okuyan sanacak ki Darwin’ den önce dünyada hiç bir kötülük yoktu, günümüzdeki tüm kötülüklerin kaynağı Darwin’ in evrim teorisidir, bu teori dünya yüzünden silinirse, huzur içinde yaşarız. Yazılanların yanlışlığını göz önünde daha iyi canlandırmak için bir örnek vermek istiyorum: Bilindiği gibi ikinci dünya savaşı sırasında bazı nükleer fizikçiler atom bombası yapımında görev almışlar, bu sürecin sonucunda da Hiroşima ve Nagazaki’ de onbinlerce kişi ölmüştür, günümüzde de dünya atom silahları üzerindeki bir dehşet dengesinde bulunmaktadır, çok net olarak, etik olarak kabul edilemeyecek, kötü bir sonuç ortaya çıkmıştır. Ancak bu sonuç nükleer fiziğin, araştırma yapılmaması gereken yasak bir dal olmasını da gerektirmez, nükleer fizikçilerin oluşturduğu bilmsel kuramların yanlış olduğunu da göstermez. Bilimsel kuramlar elbette şöyle ya da böyle toplumu çeşitli yönlerden etkileyecek sonuçlar verirler, Ancak bu sonuçlara bakarak bir bilimsel kuramın doğru ya da yanlış olduğu söylenemez, bir bilimsel kuramı çürütmek için gene bilimsel yöntemle toplanan verilere gerek vardır.

  16. K.D. diyor ki:

    Punisher arkadas,

    senin bahsettigin tarzda Evrimi/Bilimi kendi carpik/hasta/despot anlayislari dogrultusunda kotuye yorup kullanmak isteyen hastalikli sahis ve zihniyetlerle zaten tum medeni ateist/agnostik/deist/teist bilim adamlari ve bilgili medeni insanlar birlikte mucadele ediyor ve karsi koyuyor olmali.

    Aynen Kurani/Dini kendi carpik/hasta/despot anlayislari dogrultusunda kotuye yorup kullanmak isteyen hastalikli sahis ve zihniyetlerle zaten tum medeni Din adamlarinin ve bilgili dindar insanlarin birlikte mucadele ediyor ve karsi koyuyor olmalari gerektigi gibi.

    Buna ragmen, bugun devamli hitleri vs. ornek gosterip toptan Bilimi/Evrimi
    ve devamli ladini vs. ornek gosterip toptan Kurani/Dini temelden ve tumden reddetmeye ve asagilamaya kalkan –amerika merkezli– bu kuresel fanatik Evangelist hacli zihniyetler karsisinda

    http://bibleprobe.com/muhammad.htm

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    ve bunun kuresel baglamda –yakin tarihte esefle sahit oldugumuz tarzda– tekrar ve hatta cok daha buyuk capta sebep olabilecegi “felaketlere” karsi hem –tum medeni ateist/agnostik/deist/teist insanlar tarafindan– temelde Bilimin/Evrimin,
    ve hem de –bilhassa medeni teist insanlar tarafindan– temelde Kuranin/Dinin geregince ve hakkiyla erdemli/saglikli/ahlakli bir sekilde savunulmasi ve desteklenmesi gerektigine onemle, elimden geldigince ozlu ve net olarak, deginmeye calisiyorum burada, oncelikle.
    Yoksa hababam yeryuzunde ne kadar hastalikli adam ve zihniyet varsa getirip ornek vererek bunlarin sahsinda (ozellikle bu Amerikada) su an tesis edilebilmis olan –yukarida andigim tarzda– bir ortak Bilimsel anlayis ve Literaturu toptan yadsimaya/karalamaya/baltalamaya kalkmanin, ve buradaki ateist/agnostik/deist karakterde insanlarin asla medeni/demokrat ahlaka ulasamadiklari/ulasamayacaklari? bu nedenle hepsinin (ozellikle ve oncelikle yine bu Amerikadadan baslayarak) “tasarim” formulu altinda sonucta bu Evangelist tuzagina duserek birer “somurgeci ve isgalci hacli evangelist hayvanlar” haline, bunlarin hegemonyasi altinda kalarak, gelebilmesine sebep olabilecek bu tip bazi –ortulu amerikan Evangelist destekli oldugu asikar olan– akilli! dusunce ve akimlara karsi da son derece dikkatli/tedbirli olunabilmelidir, umarim/dilerim, kuresel capta, bir nebze, bu baglamlarda. Esenlikle kaliniz.

  17. Punisher Phd. diyor ki:

    Amatör kardeş,

    ”Futuyma’ nın kitabından bir çeviri olan yazının ana fikrini tam ters olarak yansıtıyorsunuz. Yazar evrimde ilerleme vardır demiyor, tam tersine evrimsel ilerleme fikrini savunanları eleştiriyor, bunun bazı yanlış algılamalara ve Sosyal Darwinizm gibi onaylanması mümkün olmayan düşüncelere yol açtığını belirtiyor,”

    Gerçekten mi hadi ya !

    ”Doğal dünya ahlak dışında kalır ve ahlakı kapsamaz.”BUNA KATILIYORUM.”

    Buna karşın,doğal seçilim kavramı ve EVRİMSEL İLERLEME “doğa yasası” olarak görülmüştür.(HAKİM GÖRÜŞ NEDEN BU OLMUŞTUR? NEDEN GENEL KABUL GÖRMÜŞTÜR?SON DEVİRDE ANCAK İTİRAZ EDİLİR OLMUŞTUR? DARWİN’İN NE SÖYLEDİĞİNİ BİLMEMEK OLDUĞU GÖSTERİLDİ.NEDEN ÇARPITILDIĞI ANLATILDI.BİLEN BİRİ İLERLEME KAVRAMINI ASLA KULLANMAZ KİM OLDUĞUDA MÜHİM DEĞİL.DARWİN TEORİSİNİ BİLEN BİRİ OLSUN YETER.)

    ve bu söylemle Marx sınıf mücadelesini haklı görmüş;(MERKEZİ BU OLUYOR Fuatbeton)

    bununla Sosyal Darwinciler (geç 18. ve erke 19. yüzyılda) ekonomik çekişmeyi ve emperyalizmi haklı göstermişler (KOLONYAL DEVİRDEKİ KÖLELİK VE DAHA SONRA FAŞİST KIYIMLARIN NEDENSELLEŞTİRİLMESİ)

    ve yine bu anlayışla biyolog Julian Huxley insancılığı(humanitarianism) doğru saymıştır. (JUDEO-HRİSTİYAN ANTROMORPİZİMİNİN AYDINLANMAYA YAMANMASI)

    (Hofstadler 1955,Paradis ve Williams 1989)

    Kurandaki Din adlı arkadaş rahatsız olmuş azcık, Watson gibi örnekleri boldur Darwin fundementalistlerinin,bile bile çarpıtmaktan onu kötüye kullanıp kendi siyasi-politik görüşlerinin ”toolkit”i haline getirmekten haz alırlar.

    Sezarın hakkı Sezara, Darwinizmin ideoloji olması kesinlikle tümüyle Darwinin sucu değil ! Huxley gibi kraldan çok kralcı zihniyetlerin ,teorinin onlara sosyo-politik zeminlerde bilimsel dayanak sağlamasından ötürü ,teori maddeci bir ideoloji haline getirilmiştir.Bunu istediğiniz kadar yadsıyın, görmezden gelin .Sizin gibi kof entellektüelleri ikna etmek gibi bir misyon sahibi değilim,aklımızı ucundan bile geçmez. Kopyala yapıştıra devam! Betonlaşmış dogmatik algınızla sadece kendinizi tatmin edersiniz.En iyisi sizi mutlu dogmatik dünyanızla başbaşa bırakayım.Bu kadar giydirme yeter!

  18. Punisher Phd. diyor ki:

    Birde herkes alıntı veriyor.Goggle cambazlığı yapalım kapakları sıkalım dedik. Darwin’in insanın kökenini için görüşlerini ifşa ettiği ( Türlerin kökeninde değinmeden gizlemiş eğilim varmış ama işte kör olasıca zeitgeist)

    The Descent of Man adlı yapıttaki yumurtlamaları arzı endam eyleye:

    “At some future period not very distant as measured by centuries, the civilised races of man will almost certainly exterminate and replace the savage races throughout the world. At the same time the anthropomorphous apes…will no doubt be exterminated. The break between man and his nearest Allies will then be wider, for it will intervene between man in a more civilised state, as we may hope, even than the Caucasian, and some ape as low as the baboon, instead of as now between the Negro or Australian and the gorilla” (1874, p. 178).

    Sonra Darwin 7. bölümde şöle de eklemiş:

    Their mental characteristics are likewise very distinct; chiefly as it would appear in their emotional, but partly in their intellectual faculties. Everyone who has had the opportunity of comparison must have been struck with the contrast between the taciturn, even morose, aborigines of S. America and the light-hearted, talkative negroes.

    Üstad bizide unutmamış.Türkler hakkında görüşleri var;

    “The more civilized so – called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world”

    Ornijal mektup aha burdadır: http://www.darwinproject.ac.uk/darwinletters/calendar/entry-13230.html

    I could show fight on natural selection having done and doing more for the progress of civilization than you seem inclined to admit. Remember what risk the nations of Europe ran, not so many centuries ago of being overwhelmed by the Turks, and how ridiculous such an idea now is! The more civilised so-called Caucasian races have beaten the Turkish hollow in the struggle for existence. Looking to the world at no very distant date, what an endless number of the lower races will have been eliminated by the higher civilized races throughout the world.

    gene Letter to W. Graham July 3rd, (1881)

    Biraz faşizm kokusu geliyor gibi sanki!

    Fuatbeton içinde okuma verelim:

    http://www.whither-progress.org/documents/Evolution/marx%20darwin_20080201121012.pdf

    Bulldog ne demiş birde ona bakalım:

    “No rational man, cognizant of the facts, believes that the average Negro is the equal, still less the superior, of the white man. And if this be true, it is simply incredible that, when all his disabilities are removed, and our prognathus relative has a fair field and no favour, as well as no oppressor, he will be able to compete successfully with his bigger-brained and smaller jawed rival, in a contest which is to be carried out on by thoughts and not by bites.” (1871, p. 20).

    Haydi nolur çarpıtalım şu sözleri arkadaşlar içini boşaltalım hadi hadi…….

  19. K.D. diyor ki:

    Punisher arkadas,

    hala ayni hattan gidiyorsunuz? size yazilanlari da biraz okuyor musunuz?
    Bugun (ozellikle bu Amerikada) Evrim kuramini ciddi bilimsel bir kuram olarak kabul eden ve yukarida andigim ortak Bilimsel anlayis ve Literatur altinda bunu beraberce arastirmaya ve gelistirmeye devam eden tum –ateist/agnostik/deist/teist– medeni insanlarin oncelikle kolonyalist/fasist/marxist vs. olmadiklarini, ama Amerikadaki bu medeni/demokrat sistemin ardinda olup Evrimin tum bu tip gayri medeni/despot/hastalikli yorumlarina birlikte karsi ciktiklarini (yukarida bahsettiginiz Watson da tum bu medeni insanlar tarafindan ilkin ve ortaklasa birlikte siddetle kinanmis olmalidir),

    ve bundan daha da otesinde yine salt bunlari bahane ederek yukarida andigim o ortak Bilimsel anlayis ve Literaturu ve Evrim kuramini temelden ve toptan yikip baltalayip

    -(http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm)-

    (bu Evangelistlerin neden fanatik anti evrimci olduklarinin en kritik/derin mustekbir teolojik sebeplerine deginilmis olmali diger bolumlerde) daha sonra bu amerika merkezli kuresel Evangelist acenda ve ideolojileri altinda dunya somurgeciligine ve isgalciligine –yakin tarihte esefle sahit oldugumuz bicimlerde– ve hatta cok daha genis capta devam edebilecekleri tehlikesini iyice ve yeterince anlayabiliyor olmaliyiz, burada, sanirim, ilkin ve oncelikle.

    Bu evangelistlerin amerikada uzun zamanlardir propaganda yaptiklari tarzda:
    Evrimi kabul eden tum insanlar ya irkci/fasist/marxist olurlar, ya da onlarin isbirlikcileri…
    bu sebeple gelin bu seytan? Evrimi akillica ortadan kaldirip hep beraber Evangelist ideoloji altinda once akilli tasarimci! oradan akilli isgalci, somurgeciler! olalim…

    tarzi Hacli propaganda ve soylemlerinin bu art niyetli tuzaklari icine dusulmemelidir, herhalde, oncelikle ve ilkin, asla.
    Big bangi de, Evrimi de, diger tum Bilimsel kuramlari da yukarida andigim ortak Bilimsel anlayis ve Literatur altinda okuyup daha sonra bunlari medeni ahlak (altin kural = insanlara onlarin sana davranmasindan hoslanacagin sekilde iyi, adil, insancil, demokrat yaklas; evrimini henuz tamamlayamamis bu evangelist somurgeci ve isgalci hayvanlar gibi davranma!) cercevesinde degerlendirip medeni/demokrat kalabilen tum ateist/agnostik/deist/teist insanlar gormezden gelinmemeli, oncelikle ve ilkin, burada, herhalde, asla!

    Yoksa yine bu tip art niyetli fanatik Evangelist propagandaya gore, Turkiyedeki –ve yeryuzundeki– butun Muslumanlari da istisnasiz despot/hayvani terorist yaratiklar (veya olmak zorundalar) imis gibi gormeliydi bu insanlar?

    -(http://bibleprobe.com/muhammad.htm)-

  20. amatör filozof diyor ki:

    “Incompetent” Punisher,

    Yorumunuza yapılan eleştirilere şöyle cevap vermişsiniz:

    “Gerçekten mi hadi ya !

    ”Doğal dünya ahlak dışında kalır ve ahlakı kapsamaz.”BUNA KATILIYORUM.”

    Buna karşın,doğal seçilim kavramı ve EVRİMSEL İLERLEME “doğa yasası” olarak görülmüştür.(HAKİM GÖRÜŞ NEDEN BU OLMUŞTUR? NEDEN GENEL KABUL GÖRMÜŞTÜR?SON DEVİRDE ANCAK İTİRAZ EDİLİR OLMUŞTUR? DARWİN’İN NE SÖYLEDİĞİNİ BİLMEMEK OLDUĞU GÖSTERİLDİ.NEDEN ÇARPITILDIĞI ANLATILDI.BİLEN BİRİ İLERLEME KAVRAMINI ASLA KULLANMAZ KİM OLDUĞUDA MÜHİM DEĞİL.DARWİN TEORİSİNİ BİLEN BİRİ OLSUN YETER.)”
    “En iyisi sizi mutlu dogmatik dünyanızla başbaşa bırakayım.Bu kadar giydirme yeter!”

    Saygısız üslubunuz ve büyük harfler kullanmanız söylediklerinizi haklı çıkarmaya yetmez. Siz israrla Futuyma’ nın yazısından iki kelimeyi cımbızla alarak sanki Futuyma evrimsel ilerleme fikrini savunuyor gibi yorum yapıyorsunuz. Halbuki yazının bütününe baktığınızda Futuyma’ nın “evrimsel ilerleme” görüşüne karşı çıktığı ve bundan doğabilecek sonuçları eleştirdiği görülüyor. Dolayısıyla yazı sizin çarpıtmaya çalıştığınız gibi mantıksız ve tutarsız değil, gayet tutarlı ve açık bir yazı. Bunu anlamamış olmanız -herhalde- düşünülemez, kavram kargaşası yapmak için özellikle çarpıtıyorsunuz. Bilimsel bir kuramı -izm haline getirmek için çırpınıyorsunuz, boşunadır.

  21. fuatogl diyor ki:

    Yorumcular ne demis Punisher arkadasa:

    Fuatogl:

    Lutfen once yazilan yazilari okuyup ondan sonra acaba dogru yaziyi mi muhatap aliyorum diye dusunelim.

    K.D:

    size yazilanlari da biraz okuyor musunuz?

    Amatör filozof:

    Siz israrla Futuyma’ nın yazısından iki kelimeyi cımbızla alarak sanki Futuyma evrimsel ilerleme fikrini savunuyor gibi yorum yapıyorsunuz. Halbuki yazının bütününe baktığınızda Futuyma’ nın “evrimsel ilerleme” görüşüne karşı çıktığı ve bundan doğabilecek sonuçları eleştirdiği görülüyor.

    Goruldugu gibi, Punisher hakkinda genel bir konsensus olusmus yorumcular arasinda, yazilanlari okumuyor yada anlayamiyor! Nedense herkes ayni sonuca varmis. Habire belirli ezberleri, tutarli bir butun, tartisilacak bir arguman ortaya koymadan tekrar edip duruyor. Verilen cevaplarin uzerinden atliyor, kosuyor, egiliyor, zipliyor… metin postalayan bir cesit internet “bot” yani. Yukaridaki yazinin Futuyma dan bir ceviri oldugunu bile cok sonra anladi, acikca belirtilmis olmasina ragmen!

  22. Punisher Phd diyor ki:

    Fuatbeton adlı zatı şahane

    Şıracının şahidi bozacı sözü bu kadar mı uyar yazılana…bir önceki verdiğim bilgiler o kadar açık ki yapabilecek bişey olmayınca voltran olup öyle birşeyler yapalım çabası. Dar alanda kısa paslaşmalar, birey olarak eziklik vs vs..

    Kimin yazdığına dikkat etmem hemde hiç ! Bana göre müstear isimle yazılsa daha iyidir hatta , ön yargıları ve birilerinin sağladığı popülarite ve saygınlıktan yamanarak birilerinin düşünce üretiyor gibi görünmesi mide bulandırıcıdır. Bak o bunu söylüyor öyeleyse doğrudur demesi simbiyotik bir canlının ekmek teknesine olan bağını hatırlatır.

    Benim için referans gerçeklerdir,isimler değil! Sizin gibi belli isimler üzerinden düşünce üretmeden kendimi tartışıyorda hissedemem.Evrimsel ilerlemenin üstü kapalı kabulü bizzat Futuyamanın kendi kitaplarındaki metinlerdede vardır. Birkaçını zaten makale yazarı arkadaş örneklemiş.Bunlar yokmuş gibi davranıp sonra bunun yapılması şöyle zarar verir böyle zarar verir ,demek nasıl bir bilim mantığı. Amacı yadsıyıp biyolojik bulguları ve olguları teleolojik kavramlarla ve grammerle anlatmak nasıl bir tür hokabazlık…?

    Mesela makale ve Futuyama ilerlemeden şikayet ederken bunun ”mainstream” olduğundan bahsetmiyor. SANKİ GEÇMİŞTE KALMIŞ UZAKTA YAPILMIŞ BASİT BİR HATADAN BAHSEDİYOR…Bugünkü gizli Darwinizmin kabulünün ilerlemeci olduğunu açıkca kabul edemiyor! Çünkü kolaylıkla tarihsel perspektifte örneklediğim noktalara bağlanacağını çok iyi biliyor.

    Darwin’inin evrim bahsinde açıkca neyi savunduğunuda belirtemiyor..Onun yerine bu algı zaralı olmuştur diyor evrimsel ilerleme fikrinin bu rahatsızlığı vermesi sanırım bu kavramın son yıllarda teleolojik verilerin biyolojideki yoğun kullanımından doğan ve tasarımcıları destekleyen tarafı.Bu ortaya çıkmasa kimse bunu dillendirmeyecekmiş heleki Gould olmasa!

    Bugünün evrim kabulünde bile bu ilerlmeciliğin gücünü Watson olayı size örneklemiyor mu? Salakça bir röportaj yapıp gizli niyetleri aşikar ettiği için afaroz yedi.Yoksa afaroz edenlerden kendisinden daha az faşist değil! S.J.Gould kariyerinin büyük kısmını bu faşizan salak Darwincilerle mücadeleye adamış demekki sayıları her yerde fazla ülkemizdeki gibi…

    Makaleyi çeviren yada yazan diyeyim arkadaşın verildği linklerden görüldüğü gibi evrimsel kavramları biyolojik olarak teleolojik kavramlarla açıklama zorundayız diyor sayın Futuyama vah vah..sonra amaç yoktur ! Bak sen ! Darwinin teorisinin özünde bu vardır .Yani ahlaksal çıkarım için çok müsait söylemdir. Kendisi kast etmemiş olabilir. Saflıktan algılayamamıştır. Ama daha alt başlıktan anlayamacak kadar betonlaşmışsanız o başka:

    ” the Preservation of Favoured Races in the Struggle for Life.”

    Evrimde ve doğanın kendisinde ise böyle bir faşist düzenek yoktur.Siz evrimde var olan olası herşeyin açıklanması için merkeze doğal seçilimi koyarsanız, bu yan etkiler doğal sonuçlardır.Bak başlık bağırıyor kulaklar duymuyor gözler görmüyor sineler kararmış…

    Futuyama baba işine gelince bak neler yumurtlamış:

    ”Uyumsal biyolojik süreçler hedef içeriyor görünebilirler:dokumacı karıncalar bir yuva inşa etme hedefleri varmış gibi davranırlar,bir Arum bitkisinin yaprağı uygun bir şekil almaya doğru gelişir ve o şekle ulaştığında gelişmesini durdurur.Böyle özellikleri kabaca hedefleri vurgulayan TELEOLOJİK(erekbilimsel) ifadelerle anlatabiliriz.örn.,”sınavı geçmek için çalıştı”

    Sonra makalemizde :

    Doğal dünya ahlak dışında kalır ve ahlakı kapsamaz. Buna karşın,doğal seçilim kavramı ve evrimsel ilerleme “doğa yasası” olarak görülmüştür ve bu söylemle Marx sınıf mücadelesini haklı görmüş;bununla Sosyal Darwinciler (geç 18. ve erke 19. yüzyılda) ekonomik çekişmeyi ve emperyalizmi haklı göstermişler ve yine bu anlayışla biyolog Julian Huxley insancılığı(humanitarianism) doğru saymıştır(Hofstadler 1955, Paradis ve Williams 1989) Tüm bu fikirler felsefi olarak savunulamaz “doğa yanılması” örnekleridir. Aslanların ve Langur maymunların çocuklarını öldürmeleri bunun insanlar için doğru olduğunu göstermez ve evrim,insan etiği için hiçbir temel sağlamaz.

    Makale sonunda:

    ”’tüm bilimler Darwin’in biyolojiye uyguladığı düşünce yolunu benimsemeye başladılar. Astronomiciler,uydular ya da süpernovaların amacını aramıyorlar, kimyacılar da hidrojen bağlarının amaçlarını. Amaç kavramı, bilimsel bir açıklamada hiç rol oynamaz…”

    Sağ gösterip sol vurmak denir. İşine gelince kullan ama bazende kullanma,duruma göre çalkala…

    Anlıyorum ki , Darwinin kendisinin ucundan köşesinden FAŞİST bunun ilerlemeci mantığıyla hareket edenlerinde açıkça FAŞİST olduğunu gösteren alıntılar zorunuza gitmiş yaralamış sizi.

    Teorinin ahlaksal çıkarımları o kadar apaçık ortadaki yapabileceğiniz sadece ve sadece saptırma,kişisel saldırı…

    Siz bazı diğer bloglardanda hatırlıyorumda Sosyal Darwinizmin faşist köklerini bile açıkça inkar eden bir körlük durumusunuz. Ben çok nadir yazıyorum böyle blog/sitelerde apaçık kandırmacaları görünce.

    Bak birde deney önereyim ilgili herkese metin postalayan bir cesit internet “bot” AYGITININ kim olduğunu şöle bir gogle search ile Fuatogl yazıp search eden herkes rahatlıkla anlayabilir. Deneyle sabittir.

    Bu kapakla şimdilik idare et dediğim gibi. O mektupları ve sana itaf ettiğim linki bir güzel sindire sindire oku belki cevap verebilirsin ama bana değil kendi vicdanına…

    Yoksa bana ne betonlaşmış düşünce kalıplarıyla habire lafazanlık yapan elin ateistinin ne düşündüğünden! Küçük çabamız sizleri okuyupta borazanlara kanabilecekler için.

    Bundan önceki verdiğim FAŞİST mektup alıntılarına cevap verebiliyorsan ver!!!Yoksa SUS!

    Yarın tatile çıkıyorum sitedeki mizahi durumlara belki sonra devam ederiz.

  23. K.D. diyor ki:

    Burada ayrica anlasilmasini pek onemli buldugum Dini/Felsefi bir konuya da kisaca durust/net olarak deginmek istiyorum, yerli yerince.

    Kuranda soyle denilir:
    Allahin onunla sizin bazinizi bazisindan ustun kildigi seyleri temenni etmeyin; erkekler icin kazandiklarindan bir pay, ve kadinlar icin kazandiklarindan bir pay vardir… (Nisa 32)

    Ve O (Allah) sizi yeryuzunun sakinleri kildi, ve sizin bazinizi bazisi uzerine derecelerle yukseltti, size verdikleriyle sizi denemesi icin… (Enam 165)

    Ve hatirlayin (ey Ad kavmi) O sizi Nuh kavminin ardindan sakinler kildi ve sizi kapasitede –onlara nazaran– yaratilisca arttirdi… (Araf 69)

    Bu tip ayetlerde, oncelikle kadinlar ve erkekler ve sonra cesitli milletler/halklar arasinda dahi Allah tarafindan ongorulmus –fizyolojik/anatomik vs.– belirli acilardan bazi ustunluklerin de mevcut olabildigini/olabilecegini de netce cikarabiliyor olmaliyiz, herhalde, Kurana gore, ilkin.
    Ancak daha sonra Kuran cesitli insanlara ve milletlere/halklara belirli acilardan verilmis olabilecek bu tip bazi ustunluklerin ve bunlarin belirli alanlarda getirebilecegi bazi avantajlarin –kimileri sozelde, kimileri sayisalda & kimileri teknolojide, kimileri sporda, kimileri sanatta vs.– sonucta bu insanlarin ve milletlerin/halklarin birbirleriyle tanisip anlasmalari/kaynasmalari ve kendilerine bahsedilmis olabilecek belirli alanlardaki bu tip farkli ustunlukleri tum insanlik icin/adina beraberce sergileyerek, ahlakli/anlamli/bariscil bir gayret/yaris ve sonra alisveris/dostluk icinde sonucta tum insanligin hepsinin adil/makul bir payda bu tip degisik hasletlerden beraberce ve medeni bir tarzda karsilikli fayda gormeleri bariscil/evrensel amacina yoneltmis olmalidir, herhalde, sonucta. (Bkz. Araf 24 & Hucurat 13 & Enam 165)

    Evrim/Evrimsel (ve hatta bunu hic kabul edemeyenler icin Direk) yaratilis anlayisinda dahi –su an yeryuzundeki butun milletlerin/halklarin bu baglamda mutlak esit/denk duzey/hak sahibi olduklari bilimsel ve kanunsal olarak (basta Amerika gibi) medeni/demokrat ulkelerde esasen ve mutlak olarak kabul edilmis olmakla birlikte– eger bu baglamda dahi –yukaridaki Ayetlerde anilana benzer tarzlarda– belirli acilardan/alanlarda cesitli farklar –anatomik/genetik vs.– tespit edilmis olacak olsalarDI dahi, bunlari –artik kesinlikle hayvani degil– (Bakara 30-33) medeni/insancil bir boyutta yorarak, kendilerine bundan da –yukarida bir miktar deginilmeye calisildigi tarzlarda– ahlakli/anlamli/duyarli/ilimli ve bariscil/evrensel dersler cikarabilen/cikarabilecek –ateist/agnostik/deist/teist– medeni insanlarin mevcudiyeti cok onemli olmalidir, bu baglamda da.

    Yine daha once de birkac kez onemle deginmeye calistigim gibi, Bilim/Evrim veya Kuran/Din insanlari mutlak iyi veya kotu yapmiyor; ancak insanlar iyi/demokrat/mulayim veya kotu/despot/mustekbir niyetli olmalarina binaen tum bu tip Bilimsel ve Dinsel verileri/tespitleri ona gore yorup pek duzgun veya pek egri bir sekilde davranabiliyor/davranabilecek olmalilar, bastan beri.

    Bu baglamda, bugun (basta yine Amerikada) Evrim kuramiyla veya baska bir bilimsel kuramla bagintili olarak medeni/demokrat ahlakin (yukarida anilan “altin kural” prensibiyle formule edilmis olan) aksine –irkci/fasist/despot vs. egilimlere haiz, veya bunlari cagristirabilecek– tarzda bir cikarim yapacak olan kimseler derhal tum bu medeni/demokrat insanlar tarafindan ortaklasa ve birlikte siddetle kinanir olmalilar. (Yukarida anilan Watson orneginde oldugu gibi) Hatta Darwinin kendisi dahi bu prensipten tumden ari/uzak degildir; Darwin genelde pek degerli ve iyi niyetli bir bilim adami olarak kabul edilip ve bundan oturu temelde cok saygin bir yerde tutulup bugun Evrim kurami bazen onun adiyla –bilimsel anlamda– Darwin kurami/Darwinizm seklinde dahi buralarda pekcok zaman ve yerde kullanilabilmekle birlikte, bilahare o da yanilmaz/sasmaz bir Peygamber vs. statusunde asla degildir/olmamalidir, elbette; Evrim kurami onun ardindan 150 yil icinde ne derece degismis/gelismis ve yenilenmis olmalidir, bircok boyutlarda.

    Ancak daha onceki yazida da linklerini verdigim amerikan Evangelistler yukarida –bircok derin/kritik teolojik sebepleriyle de deginilen– o kuresel fanatik Hacli acenda ve ideolojilerinden oturu, Evrim kuramini gayet ciddi Bilimsel bir kuram olarak arastirip ortaklasa kabul edebilen herkesi –hangi dinden/felsefeden olursa olsun, veya medeni/demokratik anlayisa sahip olursa olsun– mutlaka yine de hitlerci, fasist, stalinist vs. karalama ve suclamalariyla caydirmaya/sindirmeye calisir olmalilar, uzun zamanlardan beri, bu bilindik derin art niyetlerinden ve radikal Incil kokenli kuresel somurgeci & isgalci acendalarinin onunu acabilmek icin.

    http://www.users.bigpond.com/rdoolan/tyrants.html

    http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm

    Bu tip dini-politik gudumlu kurnaz ve toptanci Hacli carpitma ve yamultmalarina karsi cok dikkatli olunmalidir, hep birlikte, eger bugun gercekten Bilimin, Barisin, Medeniyetin yaninda olmak/kalmak istiyor isek, kuresel capta! Hepiniz Esenlikle kaliniz.

  24. fuatogl diyor ki:

    Yarın tatile çıkıyorum sitedeki mizahi durumlara belki sonra devam ederiz.

    Aksam verecegim sana cevabini,3-4 saat sonra, tatilde gevelersin uzerinde. Simdilik luzumlu islerimle ugrasmam gerekiyor…

  25. K.D. diyor ki:

    Evrim konusunda bugun gelinebilen (basta bu islerin en cok tartisildigi Amerikada) medeni anlayis ve seviyeyi, ve Evrimi ortaklasa ciddi Bilimsel bir kuram olarak yukarida bahsettigim ortak Bilimsel anlayis ve Literaturde arastirip kabul edebilen bu medeni ateist/agnostik/deist/teist– insanlarin buyuk capta saglayabildigi bu Bilimsel konsensusu ve demokrat yapiyi dahi salt irkci/despot/fasist/stalinist vs. gostermeye kalkan –bunlara gore su an Amerikada iktidar olan Demokratlar/Obama bu despot zihniyetin oncusu!– Evangelist propagandadan ote,

    -(http://www.jesus-is-savior.com/Evolution%20Hoax/devilution.htm)-

    bu isleri biraz daha mumkunse kokten Evangelist olmayan daha objektif/adil kaynaklardan arastirmamiz/okumamiz gerektigini tekrar bir miktar hatirlatayim, son olarak.
    Bugun, Amerikada bu evrim kuramiyla temelde hicbir sorunu olmayan bu negro! baskan Obama ve ona destek veren nice negro! zenci amerikalilar yukarida bahsedilen tarzda bazi eski hastalikli zihniyet eseri “carpik evrimci anti negro” alintilarin da gayet farkindaydilar/farkindalar, herhalde.
    (aynen bazi hastalikli zihniyet eseri “carpik islamci anti insani” gaddar soylemlerin de gayet farkinda olabilip bundan oturu bugun tum Islami ve medeni muslumanlari sorumlu tutmaya kalkmadiklari gibi…)
    Bu ornek dahi tek basina cok sey anlatabiliyor olsa gerek, bugun Amerikada evrimin fanatik Evangelist kokenli kaynaklarin cizmeye calistigi mutlak irkci/fasist vs. portreden cok farkli medeni/demokrat/insancil bir yerlerde olabildigini, ele alinabildigini, temelde, aslinda, hep birlikte, herhalde.

    Ne hikmetse, bu evrim kuramiyla temelde hicbir sorunu olmayan bu her irktan/halktan/milletten nice ateist/agnostik/deist/teist medeni Bilim adamlari ve insanlar Evrimi illaki (ozellikle Darwin adi altinda) mutlak fasist/somurgeci vs. kalibina sokup aslen kendileri Evangelist fasizmin/somurgeciligin/isgalciligin en vahsi orneklerini yakin tarihte malesef cok yakin cevremizde dahi dehsetle gostermis olan bu fanatik anti evrimci Evangelist tiplere (Amerikadaki akilli tasarim hareketinin –bunlarin icinde tek tuk Evangelist olmayan bazi samimi/durust insanlar olabilmekle birlikte– genel cecevede en temel finansal destekcileri de bunlar) karsi birlikte erdemli ve onurlu bir mucadele verebilip kuresel capta bu –evrimini malesef henuz hic tamamlayamamis ve diger tum medeni/demokrat insanlarin arasina hic katilamamis– gercek Evangelist hayvanlarin daha fazla masum kan dokmelerine engel olabilmis olmalilar, ne mutlu ki, herhalde, epeyce bir miktar, hep birlikte, son zamanlarda! Esenlikle kaliniz.

  26. fuatogl diyor ki:

    Şıracının şahidi bozacı sözü bu kadar mı uyar yazılana…bir önceki verdiğim bilgiler o kadar açık ki yapabilecek bişey olmayınca voltran olup öyle birşeyler yapalım çabası. Dar alanda kısa paslaşmalar, birey olarak eziklik vs vs..

    Bak sen su ise; Bir bakalim baklim neymis cevaplar:

    Fuatbeton içinde okuma verelim:
    http://www.whither-progress.org/documents/Evolution/marx%20darwin_20080201121012.pdf

    Sanirim “suna hemen google dan hizli bir cevap bulayim, ehe ehe” dediniz ve kendiniz dahi okumadan sizin soylediginizin tersini savunan bir yaziyi onume attiniz (nedense son zamanlarda bu cok oluyor). Verdiginiz yazi, Marx in neden Darwin ile ilgisiz oldugunu anlatiyor! Bravo! Nasil olacak bu is boyle!? “Contra” ne demek biliyormusunuz? Bu kadar sapsallik uzerine bu kadar dikkafalilik cok guzel gitmis. Burada beton ben isem, siz ne oluyorsunuz acaba?

    Birde verdiginiz yazidan bir not ileteyim size. Marx in Darwin hakkindaki yazilari, referans dahil topu topu 2 sayfayi tutuyormus! Adam binlerce sayfa yazi yaziyor, ama sozde o kadar esinlendigi Darwin ve teorisi hakkinda 2 sayfa yazmis, oda toplamda!? Muthis gercekten. Marx in sadece maliye kayitlarina verdigi referans bile 1-2 tane kitap eder!

    ve bu söylemle Marx sınıf mücadelesini haklı görmüş;(MERKEZİ BU OLUYOR Fuatbeton)

    Bir defa, bir sinif acisindan mesru gorme sebebi onun meshur “artik deger”/”surplus value” analizinin sonucudur, yani birilerinin urettigi degeri, baska birilerinin el koymasi meselesidir Marx in mesruiyet buldugu yer. Yani emek somuru diye kavramsallastirdigi sey, koca bir kapitalizm elestirisi neredeyse bunun uzerine kurulu. Argumaninin somutlastigi merkez butunuyle orasidir. Bu ustelik o kadar ve o kadar temeldir ki, ne kadar vurgulansa azdir gercekten.
    Marx acisindan ilgili olabilecek tek sey onun bilimsellik iddiasidir. Tarihsel materyalizmi bir bilimsel cozumleme/anlama yontemi olarak savunuyor. Toplumlar farkli siniflara, cikarlari catisacak sekilde bolunmustur ve devamli bir mucadele icersindedir, tarih sahnesi budur. Daha sonra ise doga bilimlerinden Darwin cikiyor ve artan populasyondan, kaynak yarisindan dolayi olusan secici baskidan bahsediyor. Marx in elbette hosuna gider saygin ve bilimsel bir kaynagin “struggle” dan bahsetmesi. Fakat ne merkezidir, nede Marx in fikir uretimine katki sunmustur, nede ayni seyden bahsedilmektedir, hatta bircok acidan zitliklar mevcuttur – verdiginiz yazida buda isleniyor! Varyasyon ve dogal secilimi pek anmaz bile. Burada karistirilmamasi gereken sey, Marx in sinif mucadelesini iyi/kotu birsey olarak gormesi degil, bunu bir tarihsel olay/surec olarak tespit etmesidir(dogru yada yanlis). Bu bir olgu, ve bu olgu karsisinda aldigi pozisyon isci sinifi yanindadir. Bunun Marx a gore mesruiyeti ise Darwinden yada olgunun kendisinin olgu olmasindan degil, yukarida mesruiyet kaynagi olarak siraladigim seylerdir.
    Dolaysiyla, buradan ziplayarak durak durak hitler, stalin, pol pot diye gitmeniz luzumsuzluktan ve cafcafli laf salatasindan baska birsey degil.

    Bu arada size ufak bir bilgi daha; Turlerin Kokeni, Komunist Manifesto yayinlandiktan tam 11 yil sonra yayinlandi! Antik Yunan a kadar gider Marx in felsefesi ve goruslerinin kokeni. “Darwin pis Marxistlerden etkilenerek bir teori uydurdu” diye bir kampanya yurutseydiniz birazcik daha akillica olurdu!

    Simdi goruslerinizin nasil butunlukten uzak bir corba oldugu kisimlara gelelim: FASIZM!
    Fasizmin Darwin ile ilgisi alakasi nedir!? Fasizm denilen sey bir 20. yuzyil olayidir ve tamamiyle kapitalist kriz ve guclu toplumsal muhalefet karsisinda tek “cozum” olabilmis totaliter-milliyetci siyasal bir rejimdir. Italyada ozellikle komunist/sosyalist harekete karsi bir milliyetci/kapitalist tepki olarak gelismis, sivil destek saglayabilmek icin olabildigince populizm ve demagoji ile is yurutmustur(Yalan ve demagoji fasizmin karakteristik bir ozelligidir!). Meshur Antonio Gramsci “Hapishane Notlari”ni evinin bahcesinde mi yazmis, ne halt yemeye hapishanedeymis,? ne diye Mussolini doneminden kalma partizan turkuleri var?
    Gecelim Ispanyol Fasizmine; Franco kimlerle mucadele etmistir? Ispanyol fasist hareketi kimlerle is-savas halindeydi, Anarsist/komunist harekete karsi tepki olarak olusmus sivil destekli totaliter-milliyetci bir siyasal sistem degil miydi?
    Alman fasizmi, yada nasyonal sosyalizm ilk kimlere karsi mucadele etmistir? Ekonomik kriz, Weimar Cumhuriyeti diye birseyler duydun mu hic, 1. dunya savasinin Almanlar uzerindeki etkisi? Hitler kimlere de kufur eder Kavgam adli pacavrasinda?

    Corba kismi surasi; bir yandan Darwin/Evrim Teorisi, Marx ve komunist hareket ile dogrudan iliskilendirilir, biryandan da, her nasilsa, ozellikle komunist muhalefete karsi gelismis fasist rejimlerle de iliskilendirilir!? Onu birakin fasist rejim daha tarih sahnesine cikmadan Darwin Fasist filan olur!? “Sultan Selim liberal piyasaciydi” demek gibi birsey. Cuvallamanin da bir adabi olcusu vardir, bu kadar sacmalik ayni kaba sokusturulmaz ki.

    Ayrica, kapsayici bir “anlati” olarak ulus’un one cikmasi, destansilastirilmasi, ustunluk taslamalari, yani fasizmin milliyetcilik ile iliskisinin somut tarihsel nedenleri vardir. Bir daha ki sacmalama seansinda onlara da deginiriz.

    Diger bir nokta ise tarihsel gorecelik (“historical relativism”) den bihaber olusunuz. Tarihi kisilikleri degerlendirirken onlari gunumuze gore degil, tarihsel baglamlari dahilinde degerlendirmek gibi bir kural vardir! Bu akli basinda fikir savunucularinin aklinda tuttugu altin kurallardan bir tanesidir. Yani Darwin’e, yok irkci, yok fasist, yok bilmem ne demenin hicbir gecerli tarafi yoktur, anlamli da degildir. Darwin kolelige karsiydi – karsi olmamis olsa bile bu teorisinin bugunku bilimsel konumunu zaten etkilemez, ikisi ayri degerlendirilir. (Muhammed de koleciydi, ve onun doneminde gayet normal idi.) Darwin kendi zamanina gore gayet ortalama liberal goruslu bir ingiliz “aristokrati” idi, bunun gevelenecek egilip bukulecek bir tarafi yok.

    Bundan önceki verdiğim FAŞİST mektup alıntılarına cevap verebiliyorsan ver!!!Yoksa SUS!

    Neredeymis fasizm? Darwinin mektuplarinda fasizm? Daha neler. Orada gecen Turkler kelimesini alip insanlarin milliyetci/nasyonalist duygularina oynamaya calisiyorsunuz acikca.

    Kitabinin alt basligi da birseyi degistirmez. O donemdeki Irk kavrami, 20. yuzyilin agir derslerinden sonraki irk kavramiyla zannedersem birazcik farkli oluyor, hem anlam ve hemde beraberinde tasidigi cagrisimlar acisindan. Onemsiz olmayan bir ayrinti ise su: Irk kavrami artik gecerli/anlamli bilimsel bir siniflandirma olarak da kabul edilmiyor Evrim Teorisi nezdinde! Yani neredeyse irkciligin kokeni olarak sundugunuz teori Irk kavramini bile tanimiyor artik bugun!

    “Ilerleme” etrafinda kopardiginiz gurultuye gelince. Halen anlamamakta israr edip kelimelerin etrafinda dolasiyorsunuz.
    Ornek: Falanca ortamda adaptasyona katki saglayan genetik varyasyonlara bizim DISARIDAN gozlemci olarak “evrimsel gelisme” diye nitelememiz baska sey; “bu surec gelisme denilen seyi tanimliyor, o halde gelisme budur” yada “evrim gelisme amaci tasiyor” demek apayri birsey. Insan dahil canlilar dunyasinda gozlemledigimiz olgulari “kanun” duzeyine cikartmamiz, mutlaklastirmamiz, olcut almamiz, norm uydurmamiz, olgunun/surecin kendisine anlamlar yuklememiz tamamiyle olgunun kendi ontik halinden bagimsiz seylerdir. Yada soyle bir ornek vereyim: “Bugun dunyada yasadigimiz catisma ve savaslarin sebebi; cikar catismasi, kaynak paylasimi ve stratejik ustunluk saglama catismalaridir.” Bu, dogru yada yanlis, yasanilan olgulara getirilen bir aciklamadir. Anlamaya calisiyoruz! Bu sekilde bir aciklamaya ulasmak icin bir analiz yontemi de olabilir elimizde. Fakat, bu aciklamadan yola cikip birilerinin “tamam bu is boyle olacak demek ki, o zaman insanlar savasmali, birbirini kirip en ustun gelen galip ayrilmalidir, o halde hadi hadi en iyi biz savasalim” gibi sacma bir sonuc cikartabiliyor olmasi, “yaa bak bu hep senin analiz yapma yonteminden oldu” gibi birseyi savunmanin sacmaligini maalesef ortbas edemiyor. Incir cekirdegini doldurmayacak seylerden sanki birsey varmis gibi, kavramlari yerli yersiz kullanarrak bos bos gurultu yapiyorsunuz.

    Kimin yazdığına dikkat etmem hemde hiç ! Bana göre müstear isimle yazılsa daha iyidir hatta ,[bla bla]

    Oyle olur tabi, cevir kazi.

    Bak birde deney önereyim ilgili herkese metin postalayan bir cesit internet “bot” AYGITININ kim olduğunu şöle bir gogle search ile Fuatogl yazıp search eden herkes rahatlıkla anlayabilir. Deneyle sabittir.

    Ne bekliyordunuz? Ben 3 yildir ayni rumuzla yorum yaziyorum! Sizin gibi belli bir rumuz altinda yazdiklarinizin savunulacak bir tarafi kalmadiginda pat diye yeni bir rumuz uydurup ise koyulmuyorum ki !?
    Internet “bot”lari surekli bir sekilde Header bilgilerini degistirir taninmamak icin, ayni sizin taktik yani. Daha benim ilk yorumumda uslubunuzu bozdugunuza gore siz beni biliyorsunuz; rumuzunuz sadece bu sitede ciktigina gore de buralarda at kosturup isinize gelmeyince rumuz degistiriveren bir yorumcusunuz anladigim kadariyla.

    Bu arada baglamdan koparttiginiz Huxley alintisini benzer propagandalardan hatirliyorum, konu edinen bir daha ki yorumumu tatil donusunuzden sonra okursunuz artik…

  27. Punisher Phd diyor ki:

    Evet yola çıkıyorum ya sonunda az sonra bir bakayım dedim Fuatbeton yazmıştır.Yanılmadığımı gördüm okurkende çok güldüm sağolasın tatil öncesi iyi geldi.

    Sanirim “suna hemen google dan hizli bir cevap bulayim, ehe ehe” dediniz ve kendiniz dahi okumadan sizin soylediginizin tersini savunan bir yaziyi onume attiniz (nedense son zamanlarda bu cok oluyor). Verdiginiz yazi, Marx in neden Darwin ile ilgisiz oldugunu anlatiyor! Bravo! Nasil olacak bu is boyle!? “Contra” ne demek biliyormusunuz?

    Elbette hayır :) Futabeton bakın sizin gibi düşünenlerde var neler yumurtluyorlar neler ama metin içersinde Darwinden daha darwinci söylemin ne olduğunuda bir zahmet belirtin Marx’ın nasıl faşist söylemler taşıdığını bla bla…

    İngilizce bilenler ezberler nasıl bozulur okuyarak öğrensinler.Siz öğrenemezsiniz bu kafayla herşeyi gol mantığıyla yorumluyan bir sığ zihin neyi algılasın ki?Makalede ezbere bazı düşünceler vardır diyor bu düşüncelerin tamda sol fransiyonlar içinde Marx ile Darwin koşutluğundan bahsediliyor.Popüler algının Marx ile Darwinin nerdeyse arkadaş olduğunu Marx’ın çok etkilendiğini filan söylediğini söyler.Bunun aslında çok doğru olmadığı etkilenmenin sınırlı olduğunu belli açılardan zıtlıklar taşıdığını ama zaten Marx’ın faşistliğinin Darwinden aşğı kalmadığını örneklendiriyor. Marx’ın merkeze taşıdığı kavram mücadele’dir. Bu mücadelenin sonuçlarının kayrılmış türler oluşturduğunun kabulünün aristokrasiyi kabul etmek olması açıkken Marx elbette bunu kullanamaz ama Darwin teorisini biyolojiden tanrıyı atmakta kullanması olasıdır.Tamamıyla rastlantısal süreçlerle ortaya çıkan sonuçları kabul edip bunlar ilerleme değildir bunu layıkıyla yerine geitiri ama bunu sosyal teoriye uygularken Darwin ve takipçileri tam tersini yapar.Marxda bu sınıf mücadelesini ortaya koyarken Darwin mekanizmasının mathuscu yanını dışlamak zorundadır.Fakat açıkça ortada duran şey sınıf mücadelesi Darwinden daha Darwinci bir söylemdir.MArx’ın teorisi için ielrlemeci bir teroiye gereksinimi vardı.Darwin’de aslında böyle bir teoridir.Fakat ilelrlemecilik nednesel olarak amaçı getirdiği için eninde sonunda teolojiye kapı açacağından ve bunun kesinlikle istenmemesinden dolayı Darwin bilimsel yapıda işi tamamen rastlantıya yıkar ve zamanın muğlaklığına sığınarak bu görüngüyü aşabileceğini düşünür. Fakat topluma uygularken açıkça bu ilerlemeciliği kullanır.Hatta bunu doğal seçilimin bir ispat odası olarak gösterir.:

    Şanlı insancıl Darwin:

    ”I could show fight on natural selection having done and doing more for the progress of civilization than you seem inclined to admit.”

    Onun takipçilerinin bunu şovenizmin türlü halleri ile sergileyip ,koruyup kollamaları ve Watson gibi modern zamanlara bile şerefsizce taşımaları bu yüzdendir fuatbeton.Bak sen Gavur dili biliyorsun artık çalkalama sağ sola..

    Marx hakkında az çok okudum sağolun!Detalıca okul formatında açıklama gelmiş. Benim fraksiyonum seninkini döver şeklinde özetlenebilecek bir düşünce tarihi anlayışının kelimelerdeki veciz halleri.

    Komünizm ile Faşizm arasında çok büyük bir gedik yoktur diyorum ezber bozmak bu tabi sizin beton algı dünyanız onu algılayamaz.Her uç birbirne aslında çok benzer. Rusyada yaşananlarda faşizmdir İtalyada da İspanyada’da hatta Fransa’da makyajı farklıdır. Rusyada çaktırmadan yapılmaya çalışılmış diğerleri alenen yapmış belki aradaki tek gerçek fark bu…bu İP kafasıyla zaten Tarihsel perspektifin anlaışması imkansız.Bakın Bu ülkedede mesela Kürt faşistler güya Komüsit harekettir.Soldur vesaire..Fuatbeton ezbere konuşan muhabet kuşu misali ansiklopedik bilgileri serpiştir düşünme üretme sana ne verildi ise ye, gerçek bir entellektüel maşallah tam sistemin istediği stotükocu aydın düşünür. Aydınlıkta okuyorsa tamamlanmıştır tıpası…

    Gelelim diger bir nokta ise tarihsel gorecelik (”historical relativism”) masalınıza evrensel kavramlar her yerde ve zamanda geçerlidir. Irkçılık zaman mefhumu tanımaz, Peygamberler zamanında da aynıdır şimdide biz zenci ozamanda bir aşağılama kelimesi idi şimdi de siz o zaman ve mekana göre eğip bükün sizin yorum stiliniz bu. Birde Peygamber zamanında ilk inanlar nedense bu kölelerdir ve hürriyetleri bizzat diğer Zengin Müslümanlar tarafından satın alınmıştır.Arabın arap olmayandan üstünlüğünün takvada olduğunu ısralal belirtmiş. Irkçılık yapanları lanetlemiş bir peygambere utanmadan Onun zamanında kölelik normalmiş diye onun içinde öyle olmasını yamamaya çalışan bir çamur düşünce…Bu nasıl bir tarih algısı ezbere ezber dogma dogma beton beton…

    Şimdi siz nerde çalışıyorsanız köle değilsinizdir büyük ihtimalle.!!modern memuriyet ve işçilik köleliktir hatta ben asr-ı saadeten sonrasına bile razıyım gerçek bir Tabiyunun yanında köle olmaya.İnsan haysiyetine bu zamandan daha yaraşır bir hayatım olacağınada eminim.Tuzladaki 3.Survival Gamese sizleride bekliyoruz.Kölelik yok ya artık o sebeple…

    İşte doğru düzgün cevap veremmem bundan açık faşizm ve ırkçılığı göremem yada görmek istemem. Her iki faşizm kaynaklı ırkçı ideolojide tarihin sahnesine gömüldü şükür..Şimdi sıra bunlara bilimsel dayanak sağlayan Darwin evrimin yorumlarına geldi.Onun da çok zamanı kalmadı!

    3 senedir aynı nickle her yere saldırmanın laf yetiştirmenin laf cambazlığı yapmanın zaten bir görevlendirilmişlikle ilgisi olabilir.Bizler öyle her yerde kendimize zıt gördüğümüz düşünceyi çamurlamak için mesai harcayamıyoruz kusura bakmayın. Ben bu sitede yazmaya başladım birkaç yazan arkadaşın kıskaç altına alınıp materyalist voltran tarafından saldırıya uğraması yüzünden yazmaya başladım.Açık çarpıtmalar yapılıyor farklı açılardan bu sitedeki makalelere eleştiri geitrenlere farklı kişilerce karşı yorum yazılıyor.Bunuda güya farklı görüşler yapıyormuş gibi gösteriliyor.Siz gidin çoçuk kandırın! Ben genel bir okuyucuyumdur. Öyle polemikleri sevmem bilirim ki amentüsü pek olanın kafası beton gibidir. Ezberi tamdır.Şakıması boldur!

    Futuyama’nın sözlerini siz kitaplarını iyi biliyorsunuz ordan ilerlemeci bir şekilde mi anlatıyor anlatmıyor düşünce namusunuz varsa açıklarsınız.

    Ben daha detaya giremeyeceğim tatil beni bekliyor şöle güzelinden 2 hafta…

    Dönüncede takılırız belki ama dedim ya elin ateistinin beton eğitimini kırıcaz diye Einsteinla aşık mı atalım atomu parçalamaktan beter bu sitedeki ”düşünürlerin” algısını ezberini değiştirmek.Boş bir çaba olur.Ben kendimi bu tip ucuz akıl oyunları ile tatmin edemem, edenleride artık rahatsız etmeyelim tatile gidelim!

  28. fuatogl diyor ki:

    Verebildigin cevap bu mu oldu simdi? Polemik, hakaret ve kisisel saldiri dan ote birsey yok.
    Haa birde ansiklopedik bilgi veriyormusum!? Iyi de ansiklopedik duzeydeki bilgiyi dahi hazmedememisseniz, herseyi karman corman karistirmissaniz ben ne yapayim? Sanki ansiklopediye girince yanlis oluyor. Ne kadar zekice bir cozum bulmussunuz: fasizm ve komunizm zaten ayni sayilir, wow cok etkileyici! Verdiginiz yazi Darwin ve Marx in fasizmini gosteriyormus birde? Yazarin evrimci biyolog oldugundan da haberiniz yok herhalde? Fasizmi konu etmediginden de haberiniz yok! Yanlislikla verdiniz, nasil kurtarsam diye laf ceviriyorsunuz.

    Bu mücadelenin sonuçlarının kayrılmış türler oluşturduğunun kabulünün aristokrasiyi kabul etmek olması açıkken Marx elbette bunu kullanamaz ama Darwin teorisini biyolojiden tanrıyı atmakta kullanması olasıdır.

    Pek bir iddiali girmistiniz, simdi tanri atmak icin olabilirmis e geldiniz! Bunun ne kadar sacma bir iddia oldugununu anlamak icin biraz Ludwig Feuerbach uzerine olan dusuncelerine bakmanizi oneririm. Evet buda ansiklopedik bilgi, tatilde mutlaka okuyun.

    Bu arada, size gore, gecmiste yaygin olan irkci gorusler, digerini digerinden ustun gormeler tarihsel ve kulturel baglamdan bagimsizdir. O zaman Newton dahil, 20. yuzyil oncesi kim var kim yok hepsini silelim, bilim sanat ne varsa atalim. Ama Muhammed i ayiralim degil mi? Cunku o kolecilige filan karsiydi degil mi? Gidin baska yerlerde sacmalayin…

    Isin gercegi, ne fasizmin ne oldugunu biliyorsunuz, ne komunizm, nede irkciligin ve kitlelerle iliskisini anliyorsunuz. Tarihsel koken, baglam filan sizler icin fazla ince isler. Siz bunlari en basit haliyle kotu gosterme kampayanizda birer kufur olarak kullaniyorsunuz.

    Bundan sonra disinize gore birileriyle tartisin, boylece asabiniz bozulmaz, hakaret ve polemige siginmak zorunda kalmazsiniz.

  29. K.D. diyor ki:

    Burada ayrica anlasilmasini pek onemli buldugum diger Dini/Felsefi bir konuya da kisaca durust/net olarak deginmek istiyorum yine, yerli yerince.

    Kuranda soyle denilir:
    …Onlarin arasinda gecimliklerini bu dunya hayatinda biz bolusturduk,
    ve onlarin bazilarini bazilari uzerine derecelerle yukselttik, ta ki onlarin
    bazilari bazilarini “emir altina” (suhriyyen) alsinlar… (Zuhruf 32)

    Allah su ornegi de verdi: Mulk altinda olan bir kole hicbir seye guc
    yetiremeyen,
    ve kendisini bizden guzel bir rizikla riziklandirdigimiz (ozgur) kimse ve ondan
    gizlice ve acikca harcayan,
    bunlar hic esit olabilirler mi?… (Nahl 75)

    Ey iman edenler, oldurulenler hakkinda size kisas yazildi:
    Ozgure karsi ozgur, koleye karsi kole, disiye karsi disi… (Bakara 178)

    Icinizden korunmus (ozgur) mumin kadinlari nikahlayacak genislige
    eremeyenler, o takdirde sag ellerinizin malik oldugu inanmis (kole)
    kizlarinizdan alsin….
    Bunlar (evlenip) korunduklarinda, eger bir fuhus isleyecek olurlarsa, artik
    bunlarin aleyhine o korunmus (ozgur) kadinlara olan cezanin yarisini (uygulayin)… (Bakara 25)

    Bu gibi ayetlerde Peygamber doneminde Arap toplumlarinda halihazirda uygulanan bu kolelik statusunun/muessesesinin Kuran tarafindan ilkin ve toptan reddedilmedigini, ve bilakis yukarida belirtilen –herhalde eski Arap geleneklerine oranla cok daha adil/insancil– sekillerde Musluman olan Araplarin kendi aralarinda dahi o donemde boylelikle uygulanabilirligini acikca gorebiliyor olmaliyiz. Ancak daha sonraki bazi Ayetlerde kole azad etmenin onemi ve erdemine bircok kez deginilerek, bu Arap Muslumanlarin belki de daha sonraki donemlerde bu kolelik muessesesini/statusunu –gonullu olarak–tamamen kaldirabileceklerine isaret edilmis/izin verilmis olmalidir, belki de, boylelikle. (Beled 12-13, Mucadele 3, …)

    Ikinci onemli bir mevzu olarak, Kuranda yine soyle denilir:
    Allah dedi: Oyleyse baziniz baziniza “rakipler” (aduvvun) olarak inin, ve yeryuzunde sizin icin bir yerlesim ve gecimlik var olacaktir, belirli bir sureye kadar. (Araf 24)

    Ey insan topluluklari, biz sizi erkek ve disiden yarattik, ve sizi -farkli- irklar ve milletler olarak kildik, birbirinizle tanisip kaynasmaniz icin… (Hucurat 13)

    Allahin onunla sizin bazinizi bazisindan ustun kildigi seyleri temenni etmeyin; erkekler icin kazandiklarindan bir pay, ve kadinlar icin kazandiklarindan bir pay vardir… (Nisa 32)

    Ve O (Allah) sizi yeryuzunun sakinleri kildi, ve sizin bazinizi bazisi uzerine derecelerle yukseltti, size verdikleriyle sizi denemesi icin… (Enam 165)

    Ve hatirlayin (ey Ad kavmi) O sizi Nuh kavminin ardindan sakinler kildi ve sizi kapasitede
    –onlara nazaran– yaratilisca arttirdi… (Araf 69)

    Bu gibi ayetlerde, oncelikle yeryuzunde degisik milletler/halklar arasinda mutlaka mevcut olabilecegi vurgulanan boyle bir “rekabet” ortami, ve belirli acilardan, belirli alanlarda kendilerine verilmis olabilecek –fizyolojik/anatomik vs. kaynakli olabilecek– bu tip ustunlukler, ve sonra bunun adil/insancil perspektifte nasil evrensel/bariscil bir boyutta degerlendirilip pozitif/olumlu yonde tum insanlik icin/adina yonlendirilmesi gerekebildigine/gerekebilecegine dair temel Kuransal, ve Medeni perspektiflerle ilgili bir degerlendirmeye yukarida 17 temmuz, 00:06 tarihli yazida kisaca deginmeye calismis idim.

    Tum bunlari bugun tekrar bu Evrim/Evrimsel yaratilis baglaminda (hatta bunu hic kabul edemeyenler icin Direk yaratilis senaryosunda bile) bugun –basta yine bu Amerikada olmak uzere– gelinebilen medeni seviyede kisaca ele alacak olursak:

    Bugun Evrim/Evrimsel yaratilis dusuncesinde yeryuzundeki tum milletler/halklar Bilimsel ve Kanunsal olarak mutlak esit/denk bir duzey/hak sahibi olarak mutlak olarak kabul edilir olmalidirlar, buralarda, kuresel capta.
    Evrim/Evrimsel yaratilis dusuncesini (veya Direk yaratilisi da) bahane ederek irkci/fasist vs. perspektiflere bu Bilimi ve Evrimi alet etmek isteyenler tum medeni ateist/agnostik/deist/teist insanlar tarafindan birlikte ve siddetle kinanir olmuslardir/olmalidirlar, uzun zamanlardan beri, ve her daim. (Yukarida belirgin guncel bir ornegine deginmistik)

    Bu baglamda, bunun ardindan Darwin genelde iyi niyetli ve pek degerli bir Bilim adami olarak (ornegin, kolelige o donemde kendi toplumu icin karsi cikabilmis olmalidir) temelde pek saygin bir yerde tutulup Evrim kurami bugun bazen –bilimsel anlamda– onun adiyla Darwin kurami/Darwinizm olarak dahi buralarda pekcok zaman ve yerde anilabilmekle birlikte, elbette yukarida anilan bugun gelinebilmis medeni/demokrat standartlara aykiri olabilecek/yorumlanabilecek soylemler ondan dahi –kendi zaman ve sartlarinda soylenmis bugun icin yanlis/tutarsiz soylemler– olarak gorulup asla kabul edilmez olmustur/olmalidir; ancak bundan oturu kati yureklilikle toptan/tumden yerilip dislanmaz da. (kendi yasadigi sartlar ve donemde “hatasiz kul olmaz” prensibi geregi, herhalde)

    Bu sebeple, bugun ozellikle Amerikada uzun zamanlardan beri –yukaridaki yazilarda bir miktar deginilen dini-politik & teolojik acendalarindan oturu– derin bir art niyetle yapilan siddetli –Amerikada buyuk capta saglanabilmis ve tum medeni ateist/agnostik/deist/teist insanlari mumkun olabilen en adil/ortak bir Bilimsel konsensus altinda biraraya getirebilmis haldeki– bugunku medeni Bilim/Evrim karsiti toptanci negatif propagandaya karsi cok dikkatli olmak, bu super gucun boyle bir fanatik Evangelist zihniyetin kontrolu altina gectiginde ve yine gecebilmesi durumunda kuresel capta ne buyuk “felaketlerin” olabildigini, ve tekrar cok daha buyuk caplarda olabilecegini de hic unutmamak, ve dolayisiyla bu konuda artik mumkunse kuresel ve yurtsal capta cok daha bilincli/sorumlu/uyanik davranmak hepimizin uzerine dusen Dini/Insani bir gorev olmalidir burada, herhalde, sanirim/umarim/dilerim. Hepiniz Esenlikle kaliniz.

  30. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşlar son zamanlarda sitede çok güzel konular işlenmiş.yine birileri yorumlarıyla fuatgolu dövüyor.konusunda uzman insanların buralara uğramaları güzel.işlerim dolayısıyla fazla giremiyorum.tartışmalarınıza katılmayı çok isterdim.uzaktan güzümün ucuyla bakalabiliyorum.herkese iyi tartışmalar.sonra bir ara boş vakit bulabilirsem okuyacam.

  31. Taraf diyor ki:

    Leszek Kolakowski

    Nazilerin Polonya’da yaptığı yıkımı gördüğü için Polonya’da Komünist Parti’ye katıldı. Zaman içinde giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve cesaretle sistemi eleştirmeye başladı. Kolakowski, Stalinizm’in vahşetini Marksist düşünceden sapma değil, onun doğal bir sonucu olduğunu savunuyordu. 1966 yılında partiden atıldı ve iki yıl sonra da işini kaybetti…

    http://www.taraf.com.tr/haber/37964.htm

    Punisher bey iyi tatiller ve sağolun…

  32. suicide diyor ki:

    evrimi felsefi anlamda ele almamalıyız, çünkü felsefi evrimi kuran ingiliz filozof spencer, huxley ve benzerleridir. felsefe içinde kaldığınızda varılacak yer evrimcilik değil, olsa olsa marksizm olur. biz evrim felsefesini değil, evrim teorisini yani biyolojik ve bilimsel evrim teorisini inceliyoruz. felsefe ve ideolojilerin bilimle, teknikle ve bilgiye dayalı oluşumlarla hiç bir ilgisi yok. felsefe düşünüş biçmidir bilgi barındırmaz. kimisi maddeci olur, kimisi diyalektik maddeci olur, kimisi görüngücü-emprist olur, kimisi düşüncü-idealist olur. sürekli değişkendir, somut kanıt yapılmaz. oysa bilimde reddedilemeyecek kesin verilere dayanılır bu yüzden kanıt vardır.

  33. yuksel unlu diyor ki:

    Yaklaşımınız bilimsel açıdan oldukca yanlış sayın suicide.
    felsefenin bilimden farklı bir şey olduğunu düşünmek, bilimin ne anlama geldiğini tam olarak bilmemek demektir.Bir kalp cerrahının bir hastayı kurtarmasında bile felsefi bir içerik vardır.Zira bütün bilimler felsefeden türemiştir.Felsefenin kendiside zaten bilgi ve sevgi kelimelerinden türetilmiştir.Aslında bilimi felsefeden ayırmak sevgiyi ve bilgiyi birbirinden ayırmak anlamına gelir.tıpkı bugün yapılmaya çalışıldığı gibi.

  34. suicide diyor ki:

    bilim saf bilgiye dayalıdır, ona göre buna göre yorumlaması yoktur. herkes bunu aynı şekilde ifade edip benimser, böyle olmak zorundadır. felsefede bu sözkonusu değil, herkese göre değişkenlik gösterir. bilimde “sevgi” “aşk” “düşmanlık” “kin” gibi duygular incelenmez, değerlendirilmez. bilim doğanın ve evrenin nesnel yasalarını inceler, formüle edip önümüze sunar. felsefe duyguları ve estetiği bile inceler. nasıllarla ne şekildelerle değil, neden ve niçinlerle ilgilenir felsefe. bu da mutlak değil görecelidir kişiden kişiye.
    örneğin spencer’ın evrim felsefesinde, homojenden heterojene, düzensizden düzenli yapıya tedrici bir geçiş vardır. bu bir yorumlamadır, birisi çıkıp bunu söylerse, diğeride marksist sıçramalı-evrim yorumunu öne sürüp örnek vermeye çalışır ve rekabete girişir.
    bilim böyle değil, bilimin ne spencer’cı ne de marksist yorumlara ihtiyacı yok. bilim verilerle hareket eder ve kesin sonuç ortaya koyar, bu yorumlanmaz çünkü açıklaması nesnel ve tektir.
    umarım açıklayıcı olmuştur.

  35. apoptozis diyor ki:

    Hassasiyetiniz doğrultusunda benzer düşüncelere sahibim Sn. Suicide -elbette ki tamamen değil-, ilginize sunduğum metnin bilim felsefesi -alt başlık biyoloji felsefesi- çatısı altında sınırlandırılması -olanaklı ve gerekli olandan daha fazla kesinlik beklentisi içerisine girmeden- açıklık getirebilecektir sanırım. Yoksa; gen havuzundaki değişim, değişiklikler ile türeyiş, gibi tanımlamalar dahilinde ele aldığımzda yazılanlar anlamsız ve belki de gereksiz kalabilecektir.

    aşağıdaki link köprüsündeki yazıyı da ilginize sunmuştum göreli bir zaman ifadesi çerçevesi dahilinde, ilgili yazının yorumlara kapalı olmasının dikkatinizi çekeceğini umuyorum -sizin deyiminizle bu konunun sana göresi bana göresi ihmal edilebilir düzeyde azdır, bilimsel kabuldür, nesneldir ve benim inançlarımdan bağımsız olarak gerçekleştirilmiş bir süreçtir, saf bilgidir, bilimsel metod tabanlı elde edilmiş sonuçlar dahilinde tartışmaya ve katkıya açıktır.

    Umarım kendimi ifade edebileceğim kelimeleri doğru kullanmışımdır, en içten saygı ve sevgilerimle..

    http://www.bilimfelsefedin.org/?p=1051

  36. suicide diyor ki:

    verdiğiniz makale gerçekten güzel, tebrik ederim. (eğer alıntı yapılmadıysa elbette).
    gen demek zaten “karakter” demektir. dna üzerinde dörtlük tabanda şifrelenmiş karakter bloklarıdır genler. bir karakterden sorumlu gen mutasyona uğrarsa aynı karakterin farklı varyanslarını meydana getirir. bu gün biliyoruz ki homolog organlar yaşamın ortak kökenden türeyerek yayıldığını gösteriyor. bu homolog organların, yani homolog “karakterlerin” tek bir genin farklı mutant varyansları olduğu sonucu ortaya çıkıyor.

    konumuza dönersek, dediğim gibi bilim “bilgi” kökünden türemiştir. bu yüzden bilgiyi mantık yürütme ile harmanlayıp gerçeğe ulaşmayla , bilgiyi ideolojilere göre yorumlama birbirine karıştırılmamalı. ilki doğruya götürür, diğeri görece bir sonuca.

  37. yuksel unlu diyor ki:

    Evet sevgili Suicide söyledikleriniz ilke ve miktar olarak bencede kesinlikle doğu.Ama şöyle söyliyeyim, hak verirsiniz ki yaşamda her şey çeşitli miktarların bir toplamıdır.Örneğin bir ağaçta onlarca yeşil renk miktarı vardır.Dolayısıyla söyledikleriniz de benin söyleyeceklerimde bir miktar doğru.Ama işte bu miktarların oranları nedir?Bu biraz önemli.
    Bilimin kendisi değil ama bilim insanları, bir felsefeye ihtiyaç duymak zorunda olmadıklarını zannedebilirler.Ama mevcud durumda bir felsefeye sahip olmadığını zanneden yada bunu iddaa eden herkesin bir felsefesi zaten vardır.Çok basitce yapmış olduğu iddea onun felsefesidir.Çünkü felsefe aynı zamanda hayat görüşü demektir.Kimisi bu hayat görüşünü bilimsel bilgilerle destekler, geliştirir, kimisi kendisini tamamlanmış hissederek bilgiye gitme ihtiyacı duymaz, kısır ve renksiz kalır.
    Bilinçli yada bilinçsiz olarak bilim, dünyayı daha yaşana bilir bir mekan kılmak için var olan felsefenin bir ihtiyacından dolayı geliştirilmiştir.
    Hayat görüşü olmayan bir bilim insanının yada her hangi bir insanın var olduğunu söyleyemiyeceğimiz gibi dünya ve insan yaşamı için üretilmemiş bir üretim ve faaliyette yoktur.
    Evet ne yazık ki, nereden bakarsanız bakın, bugün bilim ve teknolojinin üretilme ve kullanılma nedenlerinin sahip olduğu felsefe çok korkunçtur.
    Dün ingiliz televizyonlarında bir belgesel vardı, bizlere dünyadaki tüm ülkeden tam on yıl ilerde olan bir savaş teknolojisine sahip, ABD nin yapmış olduğu küçük bir savaş robotunu tanıttılar.Köpek şeklinde yapılmış bu yaratık her koşulda ilerleye biliyor.Görünüşe göre tekno bilimin her koşulundan en iyi şekilde yararlanılmış.Şu bilimlerin içersinde bulunduğu felsefeye bir bakın, ne korkuç ne sinsi planlar.Anlaşılan bu felsefede hiç sevgi yok, sevgi olmadığı için ilgi, saygı, sorumlulukta yok.
    Dünynın en teknolojik ve sözüm ona bilimsel ülkesi olan ABD Irak’tan çekilme kararı aldı, bilanço 1.3 milyon ölü, 3 milyon göçmen.
    Buduruma karşı üzülen yada üzülmeyen bütün bilim insanlarının bir felsefesi var.Birisi bananecilik, diğeri gerçekcilik.
    İnanın bana dünyanın hiç bir yüzyılında bilim ve teknoloji bu kadar gelişmedi, dünyanın hiç bir yüzyılında, bu kadar aç, sefil insan yoktu ve dünyanın hiç bir yüzyılında bilim ve teknoloji bu kadar sağlıklı bir felsefeye ihtiyaç duymadı.
    ABD ve onun sevgisiz felsefesi Irak ve Afaganistan’da harcadığı paranın yarısını Somailya, Vietnam vs. ülkelrede harcamış olsaydı, buralara teknoloji ve bilim götürseydi, fabrikalar, okullar, üniversiteler kursaydı ne güzel olurdu değilmi ?
    Sevgilerle kadeşim

  38. suicide diyor ki:

    çok güzel bir yazı,.

Leave a Reply