BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Moleküler Biyoloji Perspektifinden Evrim Teorisinin Açmazları

innerlifeofcell

Evrim teorisi, bilim dünyasında yapılan deneyler sonucu elde edilen her bir yeni keşifle darbe üzerine darbe almaktadır.

 

Şüphesiz, teoriyi en büyük açmaza sokan konulardan birisi de Mikrobiyoloji’dir.

 

Darwin, teorisini ilk ortaya attığında oldukça ilkel teknik donanımlara sahipti. Canlılığın tesadüfen oluşmuş olabileceği gibi felsefi bir düşünce ortaya atması, dönemin şartları altında bu yüzden hemencecik kabul görmüş ve bilimsel sanılmıştı.

 

Nitekim, kullanılan teknik ekipmanlar canlılığın yapıtaşları hakkında yeterli bilgiyi sunabilecek kapasite değildi. Bu nedenledir ki, günümüz bilim adamlarının “bir uzay gemisine” veya nükleer enerji santralleri, sınır kapıları, fabrikaları, postaneleri ile adeta “bir şehir”e benzettiği hücre için “basit” tanımlaması yapmıştı.

 

Darwin’in, canlılığın “basitten kompleks”e doğru ilerlediği yönündeki iddiası, hücre ve bakteri gibi son derece kompleks ve teknoloji harikası öğeleri –gözlemleme imkanı olmadığı için- basit sanmasından kaynaklanmıştı.

 

İşte bu nedenledir ki, kullanılan ekipmanlar ve teknolojik donanımlar ileri bir seviyeye ulaştığında, Darwin’in teorisi de dayandığı temelleri kaybetti.

 

Çünkü, ne hücre, ne bakteri ne de Darwin tarafından “basit” olarak tanımlanmış herhangi canlının sanıldığı gibi basit olmadığı aksine son derece kompleks ve üst teknoloji tasarımlarla donatılmış olduğu ortaya çıktı.

 

Bu yöndeki pek çok keşfe imzasını atan bilim dallarından biri de; hiç şüphesiz Mikrobiyoloji oldu.

 

Mikrobiyoloji alanındaki pek çok keşif, evrim teorisi tarafından izah edilemeyecek pek çok konuyu gündeme getirdiği gibi, teorinin de yetersizliklerini gözler önüne serdi.

 

İşte bu keşiflerden bazıları…

Proteinlerin Yürümesi Yaratılış Delilidir

Günlük yaşantımızda yürümek rahatlıkla yapabildiğimiz bir hareket olduğundan, ne kadar muazzam bir olay olduğu üzerinde pek düşünmüyor olabiliriz.

 

Yürürken, insanın vücudunda pek çok kas harekete geçer ve eş zamanlı olarak vücudun her yerinde, atılan her adımla birlikte yeni bir koordinasyon sağlanır.

 

Yakın tarihte, bilim adamları iki protein keşfetmiştir. Kinezin ve Miyozin 5 adlı bu proteinler, aynı insanlar gibi iki ayaklarıyla başka proteinlerin üzerinde yürümektedirler.

 

Yürürken de, sırtlarında adeta bir posta teslimatçısı gibi organel ve vezikül paketçikleri taşımaktadırlar. Bu paketçiklerin, hücre içerisinde taşınabilmesi zordur. Bu sayede, bir kargo teslimatçısı gibi çalışan protein molekülleri, bu paketleri hücre içerisinde bir yerden bir yere taşıyabilir.

 

Bunun, ne denli mucizevi bir durum olduğu şöyle bir örnekle daha rahat açıklanabilir. Sokakta yürürken, cansız metal parçalarından yapılma bir robot görseniz, bu robot aynı sizin gibi iki ayakları üzerinde düzgün adımlar atarak yürüyebilse… Üstelik de yürürken, sizin elinizdeki poşetleri alıp evinize kadar yükünüzü taşımanıza yardım etse…

 

Elbette, böyle bir durumda robotun tasarımcılarına büyük bir hayranlık duyar ve takdir edersiniz. Böyle bir robotun kendi kendine, kör tesadüfler sonucu şuursuz atom parçalarından hiçbir Akıl Sahibi’nin müdahelesi olmadan var olduğu gibi bir şey söylemek aklınıza dahi gelmez.

 

Aynı şekilde, vücudumuzun içerisinde milimetrenin onda birinden çok daha ufak bir alana yerleştirilmiş hücrenin içerisinde, ondan çok daha ufak moleküller hayal edin…

Bu moleküllerin, son derece şuurlu bir şekilde bir yerden bir yere yük taşıyıp iki ayaklarının üzerinde yüklerini sırtlandıklarını gözlerinizde canlandırın…

 

Şüphesiz bu, kör tesadüflerin açıklama getirebileceği bir durum değildir.

 

Protein moleküllerinin, iki ayaklarının üzerinde yürümesi Allah’ın yaratmak için hiçbir sebebe ihtiyacı olmadığının da delilidir.

 

İnsanın dört ayaklı bir canlıdan evrim geçirerek iki ayağı üzerinde yürümeye başladığını öne süren evrimciler, Kinezin ve Miyozin 5 adlı moleküllerin insan gibi yürümesini açıktır ki evrimle açıklayamazlar.

 

Bellidir ki, bu moleküller önce dört ayak üzerinde emeklemeyi öğrenip daha sonra “dur benim yüküm var bir de dik durmayı deneyeyim” dememiştirler.

 

Bu moleküller, hücre içerisinde son derece kritik paketçikler taşıdıkları için, bu tarz “deneme-yanılma” ya dayalı senaryolar söz konusu dahi değildir. Taşıma sürecindeki her hareketleri son derece hassas ve ince ayarlara dayalıdır ve en ufak bir gecikme, oyalanma ya da sistemde herhangi bir değişiklik paketlerin iletilmemesine ve de sistemin tamamen çökmesine neden olacaktır.

 

Hasara Karşı Kendini Tamir Eden DNA

 

1 gram DNA’da 1 trilyon CD kapasitesinde veri bulunmaktadır. Bu verilerin her biri bu bir gramın içerisinde ince ince kodlanmış ve işlenmiştir. Bu verilerin dizilimindeki en küçük bir hata ya da zincirlerdeki en ufacık bir kopma veya tahribat canlılığın yapısını tamamen tahrip eder ve bozar.

 

Bu tarz bir tahribat, canlılığın bitmesi anlamına gelir. DNA’daki herhangi bir bozulma, tüm verinin bozulmasına neden olur. Aynı bir bilgisayar virüsü gibi, mevcut verilerin arasına yerleşen bir virüs sisteme hiçbir faydalı yeni bilgi eklemez; ve mevcut olanı da çökertir.

 

Bu gibi durumlarda, bilgisayarlarımızda “data kurtarma” denilen bir işlem yapılır. Yaptığımız tüm işlemler ikinci bir veri tabanında yedeklenir. Ve mevcut bilgiler kaybolduğunda ya da hasar gördüğünde bu yedek taban üzerinden çağrılarak kurtarılırlar.

 

DNA’da da aynı buna benzer bir tamirat sistemi mevcuttur. Mutasyonlar dışında, DNA’da veri kaybına neden olabilecek bir diğer durumda da hücre bölünmeleridir. Bir hücre bölüneceği zaman, içindeki verileri aynen kopyalar. Bu kopyalama işlemi sırasında, hatalar meydana gelebileceği için, DNA’da bir editör sistem vardır. Kopyalama işlemi bittikten sonra, bu tamirat sistemi adeta bir kitabı edite eder gibi harf harf DNA’yı kontrol eder, içerisindeki hataları ya da eksik verileri tespit eder ve doğrularını yerleştirir.

 

DNA içerisinde muazzam tedbir mekanizmaları mevcuttur. Burada saydıklarımız sadece birkaç tanesi olup Nükleotit Eksisyon, Baz Eksisyon, Fotoliyaz Enzimi gibi daha pek çok tamir mekanizması vardır.

 

Bu tamir mekanizmalarının olmaması durumunda, DNA kolaylıkla tehdit altında olacak ve tahribata uğruyor olacaktı. Ancak; bu tamir teknolojileri sayesinde DNA’daki her bir veri hayatın devamı için muazzam bir koruma ve kontrol altına alınmış ve her bir tamiratçıya görevi ilham edilmiştir.

 

Proteinleri yürürken izlemek için, Harvard Uni tarafından hazırlanan The Inner Life of the Cell videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

 

http://aimediaserver.com/studiodaily/videoplayer/?src=harvard/harvard.swf&width=640&height=520

 

Sidereforlar, evrim teorisiyle açıklanamaz

 

Bakteriler, siderefor adı verilen çok özel moleküllere sahiptir. Bu moleküller, hücre dışında bulunan demiri yakalamak zorundadır. Bunun için de, siderefor moleküllerini, dışarıya salar. Demirle bileşik oluşturduktan sonra da, sidereforlar geri dönerler. Hücre demiri yakalayan sidereforları hemen alıcıları sayesinde tanır ve içeri alır.

 

Siderefor denilen moleküller, demiri tanıyabilecek durumda ya da eğitim bilgisinde elbette ki değildir. Kendi bulundukları dünyanın dışına çıkıp demir denilen bir şeyi arayıp bulmaları ve onlarla bileşik oluşturmaları tesadüfler ya da deneme yanılma süreçleriyle izahı mümkün olmayan prosedürlerdir.

 

Hücre zarı, son derece sağlam bir koruması ve sıkı bir denetimi olan bir alandır. Bakteri tarafından dışarı gönderilen ilk siderefor, hücrenin içine alınamazsa; tüm sistem çöker ve bakterinin bu demir yakalama taktiğini de “torunlarına anlatma” olasılığı ortadan kalkar.

 

Son derece hassas dengeler ve ince ayarlar üzerine kurulu bu sistemin, milyonlarca yıldır işleyebilmesi için ilk var olduğu andan itibaren bu sistemle işliyor olması gerekmektedir.

 

Görüldüğü üzere, evrim teorisi bırakın her biri milyonlarca kompleks teknolojiden müteşekkil olan kuşları, yunusları, çiçekleri açıklamayı; bu canlığın süregelmesinde kilit rollere sahip milimetrenin milyonda biri büyüklüğündeki kompleks sistemlerin birine dahi izah getirememektedir.

 

Mikrobiyoloji, evrim teorisi için büyük bir sorundur ve daha da büyük bir sorun olmaya doğru devam edecektir.

 

 

Yararlanılan Kaynaklar:

 

1.http://www.sciencemag.org/cgi/content/full/311/5762/792

 

2.Moleküler Biyoloji, Nobel Yayınevi, Editörler: Ahmet Yıldırım, Fevzi Bardakcı, Mehmet Karataş, Bahattin Tanyolaç

 

3.Crosa, J.H. (1989) Genetics and Molecular Biology of siderophore-mediated iron transport in bacteria.

Çeviriler:

Yabancı kaynaklarda yer alan metinlerin çevirileri tarafımdan yapılmış ve konu bütünlüğünü sağlayacak şekilde derlenmiştir.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 14986, bugün ise 4 kez görüntülenmiştir.

122 Comments

  1. K.D. diyor ki:

    Yukarida adi gecen ve
    Amerikanin temelde “Islami yeryuzunden silmek uzere –ozellikle Cumhuriyetciler/Bush zamaninda baslatilmis isgallerle– kurulmus (Evangelist) Hiristiyan bir Millet” oldugunu/olacagini ima eden bu fanatik Evangelist Papazin Amerikada son cikan
    kitabinda “Yeni Buyuk Uyanis” adi altinda bu kez tum Amerikanin oncelikle
    Darwin/Evrim kuramindan da tamamen kurtulup daha sonra bu (Evangelist) Hiristiyanlar tarafindan tekrar geri alindiktan sonra yukarida gosterilen yolda “Kuresel Hacli Sahlanisa” gececegi anlatiliyor olmalidir.

    –(http://abcnews.go.com/Blotter/Story?id=4905624&page=2)

    –(http://www.rodparsley.com/CI_Endorsements.aspx)

    (*Bu fanatik Evangelist Papazin videolari/ayinleri dunya capinda 1400 kanalda yayinlaniyor, ve Amerikada her zaman milyonlarca insanlar tarafindan seyrediliyor olmali. Yukaridaki linkte belirtilen son kitabi da yine diger benzer fanatik Evangelist Papazlar tarafindan yurekten onaylanip Amerika ve Kuresel capta tum (Evangelist) Hiristiyanlar tarafindan okunmasi siddetle onerilmis olmalidir.)

    (**Elbette bu tehlikenin farkinda olmak ve cokca sakinmak (Maide 17-18 XX 51), ama bir yandan da bu gibi Evangelist fanatikler yuzunden asla tum Hiristiyanlari ve Yahudileri sorumlu tutmamak Kuranin ogrettigi onemli bir ahlak olmalidir. (Ali Imran 199, Mumtehine 8) Hatta bu tip fanatik saldirgan Evangelistler icinde dahi ileride kendine gelip yaptiklari bu tip gaddarliktan/saldirganliktan/cahillikten pisman olabilecek kimseler de Kuranda yine af ve barisla karsilik verilmis olmalidirlar. (Enfal 38)

  2. fuatogl diyor ki:

    @vasco de gamma,
    Sen neler diyordun bir bakalim:

    DNA’daki bilgiyi 2 tane 700MB’lık CD’ye sığdırırz diye de kimsenin yanında deme. Sana gülerler.

    Basir bir hesap ile gosterdikten sonra simdi ne diyorsun:

    sen hala şunu anlamadın. DNA’daki bilgiyi sen istediğin yere sığdırmaya çalış… Sonuçta minicik bir alanda bir sürü veri var mı? Var. Bu veri sürekli kendini kopyalıyor mu? Kopyalıyor.

    Aydaaa, hani gulerlerdi? Demek siz vakit buldukca yuzumuze vuruyorsunuz oyle mi?

    Isin gercegi su ki, biliyormus havasi verdiginiz konular hakinda en ufak bir bilginiz yok. Ufak bir hata yapmiyorsunuz, hatanin kendisi, dogrusundan binlerce kat buyuk.

    Sonraki bilgisayar/yazilim benzetmeniz ise ayni sekilde dupeduz sacma. 5-6 tane klise siralamissiniz, teker teker hepsi yanlis.(Lutfen dersen hepsini teker teker gosteririm!) Ama gosterdigimiz gibi, hatalarinizin apacikligina ragmen sizler ayni telden ilerliyorsunuz, hatalarinizi gostermek sizi pek ilgilendirmiyor – yani sizin sacmaliklariniza ayiracak vaktim yok.

  3. vasco de gamma diyor ki:

    fuatogl,

    yukarda saydıklarını diğen ben değilim. Bilim adamları. Sen onu anlayamadın…

    Bin tane kaynak dizildi önüne. Yaşadığın şokun etkisini böyle atlatmaya çalışma.

    Sana saçma gelen şeyleri dünyadaki bilim adamları düşünüp, DNA’dan bilgisayar yapıyorlar.

    İnanmayabilirsin. Ateist olabilirsin. Ama tutup da bilimin arkasına saklanma. Çık açık açık “Evet Yaratılış var. Adım gibi biliyorum. Ama yine de inkar da diretiyorum” dersin. Biz de tamam der geçeriz.

    Burada konu, evrimin yıllardır insanlara sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi yutturulmaya çalışılması.

    Bir kere, teoriyi ortaya atan bilim adamı değil. Darwin’in ne bilimsel bir eğitimi var ne de geçmişi. Amatör bir doğabilimci diyor ansiklopediler. Zaten hayatı da öyle. Kilise eğitimi almış. Biyoloji mezunu ya da matematik dehası, astronomi uzmanı filan değil. Bilim adamı değil, yani!

    Bir tane mikroskop almış babasından gelen paralarla, sonra o ilkel mikroskobun altında hücreye bakıp ilkel demiş. Mantık yürütmüş. Bu en ufak bilinen yaşam türüyse. Hepimizde hücre varsa. O zaman, hepimiz bundan evrimleştik. Tümevarım mantığıyla hareket etmiş. Sonra o ilkel mikroskobun altında, dna yı, mitokondria yı görmediği bilmediği için “aman canım bu da ilkel birşeye benziyor zaten, demek ki hayat ilkelden komplekse gitmiş” diyip kendince birşeyler uydurmuş.

    Bugünün astronomları, bilim adamları görüyor işte hücrenin basit olmadığını. Aksine son derece kompleks olduğunu. Hala daha ne evrimi ?

    DNA kendi başına kompleks, mitokondria desen nükleer enerji santralinden daha güçlü.

    Bilim adamları doğadaki canlılarda bulunan kusursuz yaratılışı ve üstün teknolojiyi zaten kabul ediyor. Kabul ettikleri ve bildikleri için, biyoteknoloji denilen bir bilimle uğraşıyorlar. Hücreyi model alıp tek bir özelliğini “taklit edebilmek için” yıllarca laboratuarlarda çalışıyorlar.

    DNA’ya bakıp bilgisayar yapımında biz teknolojiyi DNA’dan öğrenelim diyorlar.

    O kadar yıllardır üniversite okumuş, laboratuara girip çıkan 21. yy insanları bunlara bakıp da teknolojilerine ve tasarımlarına hayran oluyorsa, belli ki bu tasarımı yapan ve tüm tasarımların bilgisine hakim Üstün bir Akıl var.

    Sen bunu görürsün, farkedersin, farkedemezsin. O ayrı konu. Farketmene rağmen, inkar da diretirsin. O da ayrı konu.

    Ama 2+2=4 etmez diyemezsin. Tesadüf denilen ya da “doğal seleksiyon” denilen şeyler yanlızca içi boş kavramlardır. Taşın, toprağın, rüzgarın değil gökdelenler inşa eden mimarlar, profesörler, astronomlar yaratmaya kumdan kale bile yapmaya gücü yetmez.

    Bunu, sen de ben de gayet iyi biliyoruz.

  4. Mehmet Cetin diyor ki:

    Muhteşem bir yazı olmuş. Teşekkür ederim.

  5. K.D. diyor ki:

    fuatogl arkadas,
    yorum sirana tecavuz etmemek icin sanirim yeterince bekledim, ancak sen yine tatile ciktin veya yogun ise/guce daldin, herhalde, daha once de bircok donemlerde sahit oldugumuz gibi. Dolayisiyla, artik umarim dondugunde diledigin sekilde sirandan devam edersin, diledigince. Ben, izninle, ve diger arkadaslarin da izniyle, yine burada kendi hattimdan bu onemli mevzulari incelemeye devam etmek istiyorum.

    ============

    DNA’nin hucre bolunmesinde kopyalanmasi sirasinda, ve hasar aninda tamirati sirasinda bazen olusabilen (5 duyuya dayali ortak bilimsel literaturde her zaman “random = rastgele” diye anilip, teist karakterli tum insanlar icin ise 5 duyunun ustunde dinsel literaturde kendi gonullerinde her daim “directed = yonlendirmeli” olarak rahatlikla anabiliyor olmalari gereken; Isra 44) mutasyonlar ve bunun Evrim/Evrimsel Yaratilis baglamindaki onemi hakkinda bazi temel bilgileri su linkte:

    http://evolution.berkeley.edu/evolibrary/article/0_0_0/mutations_04

    Yasamin yeryuzunde ilkin nasil (belki de RNA dunyasindan) baslamis olabilecegi (yasamin yeryuzunde ilkin nasil –Big bang’de de nasil ki o en basit (hidrojen atomlari dunyasindan) kendiliginden “el degmeden” Onun gizli ilahi vahiy ve yonlendirmesi (Isra 44) altinda baslayip ilerleyebilmisse– baslamis ve gelismis olabileceginin arastirilmasi Kuranda yine ozellikle insana birakilmis onemli bir vazife olmalidir; Ankebut 20) hakkinda bazi enteresan temel bilimsel ongorusleri su linkte:

    http://evolution.berkeley.edu/evolibrary/article/0_0_0/origsoflife_04

    Laboratuvarda hizlandirilmis Evrim altinda RNA enziminin DNA enzimine cevrilebilmesi hakkinda yapilmis, bu baglamda da enteresan olabilecek, bir deneyi su linkte gorebilecek olmaliyiz:

    http://www.physorg.com/news12139.html

    **********
    Bunun disinda burada DNA konusunda zaten su an yeryuzundeki en uzman Bilim Adamlarindan biri olarak kabul edilen dr. Francis Collinsin ve onun tarzinda Amerikadaki (fanatik anti evrimci Evangelist kanada dahil olmayan) nice medeni (Hiristiyan, Musluman, Yahudi, Digerleri) Teist bilim adamlarinin tum canlilardaki ve insandaki DNA’yi laboratuvarda bizzat inceleyip karsilastirarak, ve diger fosil kayitlarini vs. inceleyerek Evrim olayini “Evrimsel Yaratilis” seklinde buna binaen coktan beridir acikca tasdik edebildiklerini yukarida ilettigim bircok linkte, ve surada da ozetle tekrar acikca idrak edebilecek olmaliyiz:

    –(http://www.cnn.com/2007/US/04/03/collins.commentary/index.html)

    (*Bu saygin genetik uzmaninin son kitabi “Language of God” (=Tanrinin Dili) eserinde Evrimsel bircok delilleri de acikca ve durustce verip –Amerikadaki fanatik anti evrimci Evangelistlerin tum karalama ve tehdit kampanyalarina ragmen– tum insanlari bu baglamda kuresel capta –eger dilerlerse– “Evrimsel Yaratilis” perspektifinde Yaraticiyi da tefekkur etmeye samimi ve durust bir sekilde davet etmis olabildigini bircogumuz halihazirda bilebiliyor olmaliyiz.)

    Evrim olayinin tum diger alanlardaki (yer katmanlarinda bulunan sirali fosil kayitlari & bunlar arasindaki bircok gecis formlari & evrimsel gelismeye uygun morfolojik benzerlikler & hemoglobin oranlari & kromozom fuzyonlari vs.) gibi diger bircok alanlardaki tespit ve bulgular sonucunda nasil birbirini destekleyerek/tamamlayarak buyuk “evrimsel perspektifi”
    –buna karsi evvelden cok buyuk bir onyargi tasimayanlar icin belki– herhalde belki de artik bir hayli anlasilabilir bir sekilde ortaya cikarabilmis olabildigine,
    –ve buna binaen artik ilkin bu ise fanatik bir Anti Evrimci olarak baslayip bunlari gordukten sonra Evrimi yine “Evrimsel Yaratilis” seklinde temelde ve bircok yonleriyle artik acikca kabul edebilmis bazi onde gelen Akilli Tasarimci Bilim Adamlarina– dair de ingilizce (malesef tumuyle turkceye cevrilmis vaziyette mevcut degiller bunlar) bircok link ve bilgileri de yukarida ayri ayri gorebilmis olmaliyiz.
    **********

    Bunlarin disinda, burada elbette yukaridaki yazida belirttigim ana sebeplerden oturu, Kuranin/Peygamberin yine de asla hicbir ateist/agnostik karakterde medeni insanlara Kuranin en temel “gaybi” (=5 duyuyla sinanip/algilanmasi asla mumkun olmayan, ve teist karakterli insanlara sorgulamadan/sinamadan –yukarida aciklanan bu onemli gerekceden oturu (Araf 172)– bastan boylelikle “gaybi” olarak inanmalari emredilen en temel inanc esaslarini (Bakara 3, Enam 103, Vaqia 85, Isra 44, Taha 110, Taha 19-23, …) elbette hicbir zaman onlara asla zoraki dayatmak, despotluk etmek gibi bir emri olmadigini, bilakis bu tip insanlar –yukarida aciklanan sebepten oturu– kendileri genelde bunlara inanmak/baglanmak icin yeterli sebep goremeyecek olsalar da, Dine ve medeni Dindar insanlara saygili/anlayisli kalabildikleri surece, onlardan da elbette buna benzer bir saygiyi/anlayisi mutlaka gorebilecek olmalarina dair acik emirleri (Yunus 99, Mumtehine 8) yine Kurandan netce idrak edebiliyor olmaliyiz.

    Bunun disinda, elbette Islam alemi icinde Evrim kuramini temelde “Evrimsel Yaratilis” seklinde algilayabilen, ve/veya –buna kendisi temelde pek/hic kanaat getiremese de getirebilen samimi Dindar insanlara da saygili/anlayisli kalabilen– ve bu fanatik saldirgan, zorba ve gaddar Anti Evrimciligin ise aslen 150 yillik amerikan Evangelist (Mesih Deccal) ideolojisi ve tehlikesi olabileceginin gayet farkinda olabilen yurt ve dunya capinda saygin/samimi bircok Musluman Din Adamlarini da yukarida gormus olmaliyiz.
    Bu nedenle, elbette tarih boyunca –yukaridaki bircok yazilarda aktarilan tum kurnaz taktiklerle hareket eden, ama maskeleri her seferinde ve nihayet umarim simdi de bir miktar dusurulmus olabilen– bu fanatik Evangelist kuresel Hacli ideolojilere ve tuzaklara karsi bir gecit vermez kalkan olup Kurani/Peygamberi belki de tarih boyunca en iyi temsil edebilmis Medeni/Dindar bir millet olarak
    elbette yurdumuz insani Kuranin/Peygamberin yine tum ateist/agnostik/deist/teist– medeni insanlara karsi/icinde bir baris ve adalet simgesi
    ve tum Bilimin, Barisin, Hosgorunun merkezi ve lider temsilcisi olabilme konumunda olabilecektir, insallah, dunyaya da bir ornek olarak.
    Bu basarilabildigi takdirde, yukarida anilan fanatik anti evrimci (=evrim felan asla yoktur, insan ve Isa kesin Tanridir! diyen) fanatik anti maddeci (=madde felan asla yoktur, hersey sadece koca bir illuzyondur! diyen) saskin/aymaz ve despot/vahsi
    Evangelistlerin tekrar bu Amerika merkezli olarak kuresel capta ataga kalkip tekrar nice masum insanlarin evlerini barklarini yikip, tepelerinden bomba yagdirip, sakat birakip, irzina gecip, iskence edip, yetim ve kimsesiz birakip
    terkeden bu Evangelist & Siyonist ortaklikli deccali ideolojilerin boylelikle tekrar ve cok daha siddetli bir sekilde hakim olmalarina elbette engel olabilecek, ve hz. Isanin ve de ilkin ve ozellikle elbette hz. Muhammedin gercek varisi olarak bu deccali ideolojileri temelden hezimete ugratabilecek, ve sonra tum samimi ve medeni Hiristiyan ve Yahudi insanlari da (Ali Imran 199, Mumtehine 8) digerleriyle birlikte baris ve adalet icinde biraraya getirebilecek olmalidir, belki de, insallah. Hepiniz Esenlikle kaliniz.

  6. K.D. diyor ki:

    Burada su an Amerikada ve kuresel capta en etkin olan uc fanatik anti evrimci Evangelist kurulus ve bunlarin faaliyetlerine kisaca deginecegim.
    (Malesef yurdumuzdaki ve dunyadaki anti evrimci neredeyse tum eserler de temelde bu uc fanatik Evangelist kurulusun gudumlu yayinlarinin cevirisi mahiyetinde olmalilar cogunlukla aslen.)

    Bunlardan ilki “Institute for Creation Research” (Yaratilis Arastirma Enstitusu)

    http://www.icr.org/

    Bu fanatik anti evrimci Evangelist kurulusun baskani Henry Morris. Bu adam Amerikada ve dunya capinda evangelist Yaratlisciligin babasi olarak taninan biri. Ta 1960li yillarda bu ise soyunmus olmali. Yakin zaman once olmesine ragmen, kurdugu bu kurulus diri olarak hala tam gaz faaliyet gosteriyor olmali Amerikada ve kuresel capta…

    Bunlardan ikincisi “Creation Science Evangelism” (Yaratilis Bilim Evangelizm)

    http://www.drdino.com/media-categories.php?c=seminars&v=10

    Bu fanatik anti evrimci Evangelist kurulusun baskani Kent Hovind. Bu adam Amerikada ve dunya capinda evangelist Yaratilisciligin dinazoru olarak taniniyor olmali. Kendisine dr. Dino lakabini vermis olmali dinazorlar konusundaki engin bilgilerine bir atif olsun diye!
    Yillarca once, Evrimi kanitlayana ve boylelikle kendi savundugu bu Yaratilisi curutene 250.000 dolar mukafat verecegini aciklayarak onemli bir “cikis/sahlanis” yapmisti! (Evrenin ve Dunyanin da sadece 6000 yil once ve 6 gunde yaratildigina ayni sekilde “emin” olan bu dinazorla Bilim adamlarinin makul bir platformda “akilci” bir muhabbet yapabilmeleri kolay olmazdi, herhalde; onun icin bununla tartismaktansa “korkup kacmayi” tercih etmis olmalilar!)

    Bunlardan ucuncusu “Answers In Genesis” (Incil Tekvinden Cevaplar)

    http://www.answersingenesis.org/

    Bu fanatik anti evrimci Evangelist kurulusun baskani Ken Ham. Bu kurulus Amerika ve dunya capinda evangelist Yaratiliscilik adina en etkin kurulus olarak taniniyor olmali. Yakin zamanda (2007) Amerikada actiklari “Creation Museum” (=Yaratilis Muzesi) tam 27 Milyon dolara malolmus durumda. Siteleri, malzemeleri, videolari vs. ile dusunecek olursak toplamda 100 milyon dolari cok rahatlikla –belki de kat kat– gecer servetleri!

    http://creationmuseum.org/about/

    Bu fanatik anti evrimci Evangelist kuruluslar bu kadar mali destegi ve serveti –ozellikle son donemlerde– nasil buldular acaba?
    Nice masum insanlari cigneyip ezerek buyuk bir “Hacli Zaferi” kazandiktan sonra el koydugu o petrol kuyularinin karindan herhalde bu en yakin destekcilerini/dostlarini asla mahrum birakmayan ve onlara “vergiden muaf” comert fonlarla fazlasiyla izzet ve ikramda bulunan eli comert Cumhuriyetciler/Bush abileri…!

    Yakinda evrim kuramini Amerikada ve kuresel capta tumden ortadan kaldirip boylelikle her turlu evrimden ari/uzak olan mukemmel “Tanri Suretindeki” evangelistler olduklarini boylelikle herkese acikca ispatlayacak (Tekvin 1/27), ve bu kez muhtemelen kendilerine bir de mukemmel “Tanri Tecellisi” bir Isayi da bulup (Yuhanna 1/14)
    (su anda bu fanatiklerden bazilari israilde ve kuduste Isaya ait varsa tek bir artakalan hucre bulup boylelikle onu klonlayabileceklerini ve bu (sahte) “Mesih Tanri Krallarini” boylelikle yakinda geri getireceklerini dahi planliyor olmalilar!)
    boylelikle tekrar eskisinden cok daha guclu ve siddetli “Kuresel Hacli Sahlanisa” gecebilmek icin, Cumhuriyetcilerin/Bush abilerinin biraktigi yerden…!
    Bu baglamda, Kurandaki su Ayetleri ve uyarilari hic unutmamali, herhalde, tum samimi Musluman kimseler. (Maide 17-18, 51)

  7. demir diyor ki:

    K.D,

    Kendi kafanda bir mantıktır tutturmuşun gidiyorsun.

    Her mesajının başı “evanjelistler, amerikalılar, gnostikler” uzuuuun bir listeyle başlıyor.

    Ben sana tüm yazdıklarını özetliyim de yazıp durduğun şeylerin mantıksızlığını gör:

    ** K.D Der ki: “Tüm evanjelistler, Tüm Amerikalılar, Tüm Gnostikler evrim teorisi yoktur derler.”

    Yanıt: O zaman dünya çapında çok geniş bir kitlenin evrimi desteklemediğini bize haber vermiş oluyorsun. Biz de sana teşekkür ediyoruz :)

    **K.D Der ki: “Bakın tüm evanjelistler, amerikalılar, gnostikler evrime karşı. O zaman biz karşı olmayalım”

    Yanıt: Bu garibanların her yaptığı muhakkak yanlışsa o zaman hamburger yiyip, kola da içmeyelim. Hatta keselim tamamen yurt dışıyla ithalatı ihracatı. Ne de olsa Avrupa’nın tamamı Hristiyan. – Ne zırva bir mantıksa-

    **K.D Der ki: “Evanjelistler, amerikalılar, gnostikler hep evrim teorisi yoktur Allah vardır derler. Bunun için konferans düzenler, kitaplar baslar, para harcarlar.”

    Yanıt: Bir insan “Allah Vardır. Ve O’ndan Başka İlah Yoktur” demek için kendi cebinden parasını harcayarak kitaplar basıp, konferanslar veriyorsa belli ki bu bir suç değil, güzellik. Madem Kuran’ı iyi bildiğini iddia ediyorsun, sen de infak et. Malının tamamını harca, Kuran al dağıt herkese.

    Bir de sevgili K.D, Kuran’da bir müslüman tanımı var. “Sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sanmıştınız.” diyor ayet-i kerime.

    Şimdi soruyorum:

    Hz. Yusuf haksız yere hapis yatıyor. Sen ve materyalizmi çürütmenin Deccaliyet olduğu gibi sapkın bir inanca sahip olan arkadaşların haksız yere hapis yattınız mı?

    Hz. Muhammed Efendimizi öldürmeye kalkıyorlar. Sizin başınıza geldi mi? Canınıza kasdedildi mi?

    Peygamber Efendimize (sav) deli diye iftira atıyorlar. Başınıza geldi mi?

    Hz. Yusuf’u haksız yere zina ile suçluyorlar. Başınıza geldi mi?

    Hz. Süleyman’a ve Hz. Musa’ya büyücülük iftirası atıyorlar. Başınıza geldi mi?

    Sahabeleri ve Havarilere Peygamberlere tabi oldukları için işkencelere tabi tutuyorlar, vatanlarından evlerinden sürüyorlar, kendi ailelerinden eziyet görüyorlar. Başınıza geldi mi?

    Haksız yere iftiraya uğramadıysan, delilikle iffetsizlikle suçlanmadıysan, canına kasdedilmediyse, haksız yere hapse atılmadıysan, eziyet görmediysen ve Allah korkun varsa; Müslümanlar aleyhinde dilini bükerek konuşma güzel arkadaşım.

    Ancak başına bunlar geldiyse, anlatırsın. Biz de hakikaten de Kuran’da tarif edilen mümin alametlerini gösteriyor bu arkadaşımız. O halde mutlaka bir bildiği vardır der dinleriz. Ama yoksa, o zaman inanlar arasında fesat ve bozgunculuk çıkarmaya çalışanlara uyuyor der, yüz çeviririz.

    Kuran’da Allah’ın emrettiği davranış şekli budur. Öğüt alıp, düşünebilmen dileğiyle…

  8. pınar algazi diyor ki:

    Editör’ün Notu: Pınar Hanım’ın arka arkaya 12 mesajı bire bir Harun Yahya’nın Molekül Mucizesi kitabından kopyala/yapıştır ile alınmış bölümlerden oluşmaktadır. Bu nedenle ilgili link verilerek tüm mesajlar kaldırılmıştır. Bu, görüntü ve bilgi kirliliği yaratmamak ve tartışma bütünlüğünü korumak adına yapılmıştır. Buna benzer çok uzun alıntılar yapmak yerine direk olarak link verimesi her açıdan daha doğrudur.

  9. fuatogl diyor ki:

    Kopyala yapistir icat oldu, mertlik bozuldu!

    pinar, alti bos ustu kalin ifadelerle, buyuk buyuk iddialara girismeden once neyi elestirdiginizi ogrenseniz ve bizleri ici bos propagandalarinizla bezdirmeseniz olmaz mi? Oradan buradan kopyala yapistir yapmakla karsinizdaki insanlari kandirabildiginizi mi zannediyorsunuz gercekten? “peptik soyle olur, molekul boyle baglanir” demekle, biyolojiden anladiginiza inandigimizi filan mi dusunuyorsunuz?

    Varyasyon + Dogal Secilim —-Zaman—-> Evrim

    Burada;
    Varyasyon = Tesadufi/rastgele olan degisiklikler toplamini ifade eder.
    Dogal Secilim = Tesadufi/rastgele olmayan dogal ayiklamayi.

    Yani Evrim sirf tesaduflerden ibaret olmayan dogal bir surectir.

    Ve size bir hatirlatma daha: Biyolojiye dair kullandiginiz tum bilgiler savas actiginiz biyolojinin, yani Evrim Teorisini temel alan biyoloji biliminin urettigi bilgilerdir. DNA nin sekli ve islevinden genetigin son bilgi ve tekniklerine kadar bilerek yanlis kullandiginiz bilgi havuzlarini sizin zihniyeti savunanlarin zerre kadar katkisi olmamistir.
    Parazitlik, uretilen kaynaklarin bosa harcanmasi olarak ozetlenebilir, sizler bunu olaganustu bir verimlilikle yapiyorsunuz ne yazik ki.

    Simdi, bizlerin vaktini bosa harcamayi birakip, neyi elestirdiginizi ogrenme zahmetine katlanin lutfen. Luzumsuz kopyala-yapistir yapmayi da birakin lutfen.

  10. vasco de gamma diyor ki:

    fuat oğul,

    biyoloji darwinden önce de vardı. bakışın o kadar körelmiş ki biyolojinin de evrimle ortaya çıktığına kendini inandırmışın.

    Zaman kendiliğinden ne yapmış?

    Bu doğal seleksiyon kimdir nedir? Kim selekte ediyor? Seçecek şuur nereden geliyor?

    Varyasyon bir türü başka türe dönüştürmez. Eşşekten sinek yapmaz örneğin.

    İçi boş kavramla evrim teorisini sanki bilimsel bir şeymiş gibi yutturmaya çalışmayın insanlara.

    Gün aydı, güneş doğdu. Sen istediğin kadar perdeleri kapat. O güneş dışarda. Herkes görüyor.

  11. mütavazii diyor ki:

    Allah razı olsun bu konuyu ele alan arkadaştan biyoloji öğrencisi olarak çok istifade ettim.Gerçekten de evrim teorisi akıl mantık dışı bir teori…hiç bir kanıtı yok ki teori olarak kalmış… Ayrıca bir bilim insanı bulduğu bir şeye kesinlikle körü körüne bağlanamaz…örneğin önceden bir amino asitin 3’lü kodonlar şeklinde oluşturulduğu biliniyordu bunun aksi yanlış kabul ediliyordu.Fakat son bilimsel araştırmalar da 4’lü kodonlar tarafından oluşturulan amino asitlerin de var olduğu bulundu.Bunlardan birisi selenosistein diğeri de pyrolizin’dir.Yani bilim zamanla kendini yeniler ve yanlışlarını düzeltir.
    Bütün bilimsel araştırmalar da evrim teorisinin bütün yanlışlarını göz önüne sermektedir, tabii görmek isteyene,
    Bana öyle geliyor ki,günümüzdeki ateistler evrim teorisini kendilerine kalkan yapıyorlar…(artık tamamen çürütülmüş bir teoriyi)bir yaratıcının varlığına inanmak istemeyebilirler ama lütfen bilimi alet etmesinler savundukları şeylere…merak ediyorum evrim teorisi ortaya atılmadan önce ateistler neyin arkasına sığınıyorlardı?
    Ben de izlemiştim evrimin tartışıldığı sansürsüz programını…evrimi savunan bilim adamlarının söylediği şeyler tamamen yoruma dayalı…ilk hücrenin ne şekilde oluştuğuna dair hiç bir kanıt yok sadece bir yorum.ve diğer söyledikleri şeyler hiç biri beni tatmin etmedi…

  12. warhorse diyor ki:

    Bırakın artık bu ”fanatik anti evrimci Evangelist” yok bilmem ne

    saçmalıklarını.

    İyi ki

    bi laf öğrenmişsin heryerde bunu satıyosun millete.Tamam ben öyleyim belki

    yada değilim.Seni neden ilgiliendiriyo ki.Müslüman birisi onlarla aynı görüşü

    paylaşamaz mı?Sırf onların görüşü diye sadece onlar mı sahipleniyo bu

    görüşü?Başkalarıda ”Darwin’in ideolojik evrim teorisi” ne karşı çıkamaz mı?

    Ayrıca senin biyoloji bilginide sınamak lazım.Biyoloji=Evrim diye de not

    düşseydin yazının altına bari.Sizin de olağan üstü verimlilikle başardığınız

    konular var.Dürüstlükten bahsedersiniz bide.

    Siz o dürüstlük kredilerini yıllar önce zaten bitirdiniz.

    ”Simdi sizde bizlerin vaktini

    bosa harcamayi birakip, neyi savunduğunuzu öğrenme zahmetine katlanin

    lutfen!”

    Unutmayın.Bilimsel olarak evrimi savunmak başka şey,ideolojik olarak

    savunmak başka şeydir sayın ”fanatik anti-yaratılışçı Darwinisler”

  13. God Like diyor ki:

    ya kimyasal olayları yaratılış gibi göstermek ne zamandan beri bilim oldu anlamıyorum.

    işin en kopuk kısmıda,

    “Siderefor denilen moleküller, demiri tanıyabilecek durumda ya da eğitim bilgisinde elbette ki değildir. Kendi bulundukları dünyanın dışına çıkıp demir denilen bir şeyi arayıp bulmaları ve onlarla bileşik oluşturmaları tesadüfler ya da deneme yanılma süreçleriyle izahı mümkün olmayan prosedürlerdir.”

    eğitim değil kardeş bu kimyasal kurallar işler burda… melekler yol göstermiyor…

    sen bir spermin yumurtayı dölleme esnasında geçirdiği reaksiyonları bilsen bunlar devede kulak kalır. fakat hepsi açıklanabiliyor…

  14. God Like diyor ki:

    “Hasara Karşı Kendini Tamir Eden DNA”

    başlığınada söylemem gerekenler var. evet bir dna kendi yapısını kaybetmemek için diğer eşini kullanarak yeniden yapılandırır ve sürekli kontrolden geçer. ama bu dna da değişim olmadığı anlamına gelmemekle birlikte dna da olan bir bozukluk canlıyı mahvetmez. canlı vücudu modülerdir. dokusal veya sadece hücresel hasarlarla farkedemiyeceğimiz pek çok hata oluşmaktadır vücudumuzda. unutulmamalıdırki kanserde dna bozukluklarından kaynaklanır ama canlı yok olmaz.

    dna çok aciz bir yapıdır. her an bozulmaya açıktır. sabit ve stabil değildir. genom projelerindede ortaya cıktığı gibi kalıtsal materyallerimizin önemli bir kısmı virüslerden kalmadır. immün sistemimizin evrimsel süreçte sürekli olarak kendini adapte edebilme yeteneği sayesinde bu viral genler baskılanmıştır.

  15. selcuk diyor ki:

    @god like
    arkadasin yorumu kimyasal olaylari yaratilis olarak gostermeye calismiyor, mikro duzeyde gerceklesen bu olaylarin tesaduflerle, denemelerle olmus olamayacagini bir tasarima, plana, zekaya dayandigini anlatiyor.

    melekler yol gostermiyor filan; yaratilisciligin sihirlerle devam eden bir surec oldugu dusuncesi mi var burada?

    bilimsel olarak tespit edilen her yeni bulguda bir plan bir tasarim var, her sey neden sonuclarla birbirine bagli.

  16. mumin coskun diyor ki:

    İlim ve bilim farklı şeyler, bilim metafiziği kabul etmez tamamen rasyoneldir. bir müslümanın bilim yerine ise ilim kelimesini kullanması daha doğrudur çünkü islami açıdan ilim, bilimin sapkın olmayan kısmını kabul eder ve yapılan her çalışma öncelikle Allah rıza içindir. bu yüzden biz müslümanlar olarak kendi inandığımız doğrultuda yaşayalım öğretilen herşeye inanmayıp almak istediklerimizi alalım duyarlı olalım yeter. ama şimdi kalkıpta bilimin bu noktaya kadar gelmesinde büyük katkıları olan doğru yada yanlış bu teoriyi külliyen yalanlamak hazıra konmaktan başka bişey değildir ayrıca bilim adamı olmak için özel bir eğitim almakta şart değildir bilim adamı olmak için öncül yetenekler gözlemleme ve farkındalıktır. 1800’lü yıllarda ne kadar bilgi birikimi vardı ki bilim eğitimi alınsın birçok buluş hep gözlenim yoluyla yapılıyordu.

    Maalef müslüman toplumlar olarak bilimde o kadar ileri değiliz ve olamıyoruz çünkü bizim özümüzde teoloji, bir din ve inanç var ne kadar uğraşsakta tamamen rasyonel bir şekilde düşünemiyoruz bir noktadan sonra Allahın hikmetinden sual olunmaz gibi bir durum ortaya çıkıyor ki kimsede bunun aksini iddia edemez aksini iddia edenler olsaydı zaten biz müslüman toplumlar olarak bilimde bu noktada değil daha iyi yerlerde olurduk.

    Bilimde gelişme ise rasyonel ve sistemli düşünme ile gerçekleşir herşey somut verilere dayandırılır dolayısıyla bilim tartışılan bir platformda din tartışılmamalıdır eğer tartışmalar yapılacaksa islami açıdan bilim yani ilim tartışılmalıdır. Temelden zıt 2 kavramı destekleyen farklı kişilerin birbirlerine laf anlatmalarıda aslında gayet saçma böyle bir platforma da pek gerek yok bence neyin ne olduğunu bilmek lazım en asıl.

  17. Bigalıoğlu diyor ki:

    mumin bey’e teşekkür ediyorum.çok güzel bir yorum bırakmış.

  18. muratS diyor ki:

    godd like : ama bu dna da değişim olmadığı anlamına gelmemekle birlikte dna da olan bir bozukluk canlıyı mahvetmez. canlı vücudu modülerdir. dokusal veya sadece hücresel hasarlarla farkedemiyeceğimiz pek çok hata oluşmaktadır vücudumuzda. unutulmamalıdırki kanserde dna bozukluklarından kaynaklanır ama canlı yok olmaz.////////////////////////////

    DNA da değişim olmadığını kim söylüyor? alın yine aynı mantık aslında en çok eleştridiğim şey budur olmayan bir durumla karşıdakini eleştir sonrada kendini beğenmiş pozlar takın yaratıcının varlığını kabul eden kişilerin DNA daki değişim den kastı hep makrodur küçük değişimler değildir, canlıyı mahvetmez cümlesinden canlının bir anda yok olmasını anlıyorsunuz boom! hemen yani, fenilketonuri bir DNA hatasından kaynaklanıyor üstelik bildiğim kadarıyla tek bir aminoasidde meydana gelen değişim yüzünden canlı bir müddet yaşasada genleri devir açısından hiçbir avantaja sahip değil aslında devretmese daha iyi bu açıklama mahvoluş tan başka bir şeye işaret etmiiyor ama anlayana birde modüler filan demişsin yok intertoy oyuncağıdır iyiki oyun hamuru dememişsin :)

  19. yorumcu diyor ki:

    Boşuna kafa yorupta şu şunu yapıyor bu bunu yapmış, bu da bunu yapıcak, bu ne yapıcak tarzı yorumlara, sorgulara girmeye gerek yok. Olacak olan zaten olucaktır. Şu yazıyı okuyup mucizelerden içimiz titrese ne mutlu bize. Bilimsellik adı altında ise hayran bırakacak bir düzen, bilim adamları tarafından aydınlatılmaya çalışılıyor ne güzel. Hemen olayı vesvese seviyesine indirgemeyelim esas güzelliği kaçırırız.

  20. n.ateist diyor ki:

    bahsedilen proteinler, özelleşmiş özel genler tarafından sentez edilen proteinlerdir. evrimsel süreçte ortaya çıkmıştır, ilk canlılarda bunlar yoktu.
    bu yaratılışçıların yöntemi hep aynı, formülü ve açıklaması tek ve genel olan basit bir olguya dayalı örnekleri habire artırmak. bu açıklamayı veriyoruz ama anlama yoksunu olmalarından galiba, aynı formüle dayanan örnekleri değiştirip yine aynı şekilde önümüze getiriyorlar.

  21. bilal özer diyor ki:

    Ya evrim karşıtı arkadaşlar anlamıyorum sizi neden evrimi çürüttüğünüzde allahın varlığını kanıtlama hevesindesiniz hadi diyelim evrim yok , bu allahın varlığınımı gösterir , dahası yürüyen proteinler neden allahın var olduğunu gösteriyor anlamıyorum neden bir yerde düzen gibi birşey varsa bunu mutlaka üstün bir güç yaratmış olmalı diyorsunuz , evrendeki herhangi bir düzen allah kanıtımı sizce , düzen nedir size göre , tasarım nedir … gerçek şu ki ; hiçbirşey düzenli değil , herşeyi düzenliymiş gibi algılıyoruz , bu insani bir şey , biz var olduğumuz için değil düşünebildiğimiz için allah var diyoruz ….. işin özü evrim çürütüp düzenli ve ihtişamlı bir sistem gösterip bak bu inanılmaz bişey bunu mutlaka allah yarattı diyemezsiniz… hayatın , var oluşun gerçekte ne demek olduğunu bilmiyorsunuz … ve büyük bir ihtimalle de asla anlamıyacaksınız …

  22. n.ateist diyor ki:

    güzel..

Leave a Reply