BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

İnsan-Şempanze Benzerliği ve Evrim Üzerine

[Bu yazı 01.08.2009 tarihinde www.turandursun.com sitesinde yayımlanmıştır. ]

Nisan ayındaki yazımda bıraktığım yerden devam etmeye ve Harun Yahya’nın 20 Soruda Evrim Teorisi’nin Çöküşü adlı kitabının bir diğer bölümünü incelemeye karar verdim. Kitapta bu bölüme “Maymun ve insan genomunun %99 oranında benzeştiği ve bunun evrimi kanıtladığı iddiası neden doğru değildir?” gibi iddialı bir başlık verilmiş.

Ne yazık ki ilk faul çok erken geliyor. Başlıkta “maymun genomu” diye bir kavram var ve fena halde sırıtıyor. Maymun genomu diye birşey yoktur. Genomu olan şeyler canlılardır ve maymun diye bir tür yoktur. Bu nedenle maymun genomu denilebilecek bir genom yoktur.

Harun Yahya: Birçok evrimci kaynakta zaman zaman insanla maymunun % 99 oranında benzeştiği ve bunun evrime delil oluşturduğu iddiaları yer alır. Bu evrimci iddia özellikle de şempanzede odaklanır ve bu canlının maymunlar arasında insana en yakın tür olduğundan, dolayısıyla insanla arasında akrabalık bulunduğundan söz edilir. Gerçekte bu, evrimcilerin, toplumun bu konulardaki bilgi eksikliğinden faydalanarak ortaya attıkları sahte bir delildir.

Burada görüleceği gibi şempanzelerin bir maymun türü olduğu sanılıyor. Harun Yahya’ya, İngilizce’de “monkey” olarak geçen ve Türkçesi maymun olan canlı grubunun hangi primat türlerini kapsadığını öğrenmesini tavsiye ederim. Eminim ki şu yazdıklarının bu konularda bilgisi olanlara ne kadar komik geldiğini tahmin bile edemiyordur.

İnsan ve şempanze genomlarının büyük oranda birbirine benziyor olması, evrimin delili olmaktan çok insanlarla şempanzelerin ne kadar yakın akraba olduklarını gösteren bir delildir. Evrimin çok sağlam birçok delili olduğunu ve evrimin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bilim dünyasında hiçbir tartışma olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. İnsanlarla şempanzelerin yakın akraba olduklarını gösteren su götürmez o kadar çok delil vardır ki birçok inançlı bilim insanı bu gerçeği gönül rahatlığıyla kabul etmekte ve kitaplarında bu akrabalığa işaret eden delilleri açıkça belirtmektedirler. Örneğin akıllı tasarım hareketinin poster çocuğu Michael Behe’nin son kitabında insan-şempanze akrabalığı ve ortak atadan türeme üzerine yazdıklarına değindiğim bir yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

Harun Yahya: Öncelikle belirtmek gerekir ki evrimcilerin insan ve şempanze DNA’ları hakkında sık sık ileri sürdükleri % 99 benzerlik iddiası aldatma amaçlıdır.

İnsanla şempanzenin genetik yapılarının birbirine % 99 benzer olduğunu iddia etmek için şu anda insanınkinin olduğu gibi şempanzenin de genetik yapısının çözülmesi, ikisinin karşılaştırılması ve bu karşılaştırma sonucunun elde edilmiş olması gerekir. Oysa elde böyle bir sonuç yoktur. Çünkü, şu ana kadar yalnızca insanın genetik haritası çıkartılmıştır. Şempanze içinse henüz böyle bir çalışma yapılmamıştır.

Ortada ilginç bir durum var. Harun Yahya, şempanze genomunun sıralandığından bihaber gibi görünüyor. Şempanze genomunun sıralanması ve insan genomuyla karşılaştırılmasıyla ilgili makale Nature dergisinde 1 Eylül 2005 tarihinde yayımlandı. Acaba bu kitap bu tarihten daha mı eskiye dayanıyor? Son baskısı değil. Kitabın son baskısının Kasım 2005 tarihli olduğunu görüyoruz. Yani son baskıdan önce şempanze genomunun sıralandığı ve insan genomuyla karşılaştırıldığı biliniyordu. Muhtemelen bu bölümü baştan sona yenilemek gibi bir zahmete katlanmak istememişler. Belki de son baskıyı yaptıkları sırada bu önemli olaydan her nasıl olmuşsa haberdar olamamışlardır.  Belki de haberdar olmak işlerine gelmemiştir. Kim bilir…

Harun Yahya: Gerçekte, zaman zaman gündeme gelen insan ve maymun genlerinin % 99 benzeştiği iddiası, yıllar önce üretilmiş propaganda amaçlı bir slogandır. Bu benzerlik iddiası insanda ve şempanzede bulunan 30-40 civarındaki temel proteindeki amino asit dizilimlerinin benzerliğinden yola çıkılarak yapılmış olağanüstü abartılı bir genellemedir.

Oysa insanda 30 bin civarında gen ve bu genlerin kodlandığı 100 bin kadar protein vardır. Bu yüzden, 100 bin proteinin sadece 40 tanesinin benzemesiyle insan ve maymunun bütün genlerinin % 99 aynı olduğunu iddia etmenin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur.

Bilimsel literatürü 10 yıl kadar geriden takip edince ortaya böyle komik şeylerin çıkması da gayet doğal oluyor. İnsan genom projesinin 2004 yılında Nature’da yayımlanan son raporunda protein kodlayan gen sayısının 20000-25000 aralığında olduğu ifade edilmiştir. Yani insanlarda 20 bin civarında gen ve bunların kodladığı 20 bin civarında protein vardır. 30 bin genin 100 bin proteini nasıl kodladığını bir türlü çözemedim. Bir genin 3-4 farklı proteini kodlaması ilginç bir durum olurdu heralde.

İnsan genlerinin sadece 30-40 şempanze geniyle karşılaştırıldığı iddiasının ise biraz önce de ifade ettiğim gibi gerçeklikle hiçbir ilgisi yoktur. Şempanze genomu sıralanması çalışmaların ilk aşamasında insan ve şempanzelerdeki 13454 adet gen birebir karşılaştırılmış ve sonuçlar 2005 Kasım’da yayımlanan raporda duyurulmuş ve bu karşılaştırmaların detayları da ayrıca raporun eklerinde sunulmuştur. Bu genlerin kodladığı proteinlere bakıldığında %29’unun insan ve şempanzelerde tamamen aynı olduğu yani amino asit diziliminin birebir aynı olduğu ve tüm proteinler için ortalama alındığında her bir proteinde sadece 2 noktada amino asit dizilimi farklılığı olduğu sonucuyla karşılaşmaktayız.

Harun Yahya: Kaldı ki söz konusu bu temel proteinler diğer pek çok farklı canlılarda da bulunan ortak hayati moleküllerdir. Yalnızca şempanzede değil, bütünüyle farklı canlılarda bulunan aynı tür proteinlerin yapısı insandakilerle çok benzerdir.

Örneğin, New Scientist dergisinde aktarılan genetik analizler, nematod solucanları ve insan DNA’larında %75’lik bir benzerlik ortaya koymuştur. Bu, elbette insan ile bu solucanlar arasında sadece %25’lik bir fark bulunduğu anlamına gelmemektedir!

İlginç bir şekilde Harun Yahya ilk paragrafta doğru şeyler söylemiş. Sadece şempanzelerle değil belli başlı bazı temel proteinlerimiz nerdeyse tüm canlılarla ortaktır. Fakat aralarında farklar vardır. Aynı protein, farklı canlılardaki genlerin evrimsel süreçteki değişimleri nedeniyle bazı değişiklikler içerir. Yani aynı protein ama amino asit diziliminde bazı farklar vardır. İşlevi, görevi aynı ama yapısında ufak tefek veya akrabalık seviyesine göre daha büyük farklar görülmektedir. Kısacası aynı proteinin farklı versiyonlarına sahibiz ve bunlar arasındaki farklılıklar da akrabalık seviyesine işaret etmektedir.

İlk paragraftan sonra bahsedilen nematod solucanları insanlarla olan benzerliğiyle ilgili verilen oranlar, bu konunun Harun Yahya tarafından pek de iyi anlaşılmadığını göstermektedir. Nematod solucanlarıyla ilgili makalede, insanlardaki en iyi bilinen 5000 genin nematod solucanı genomunda arandığı ve bunlardan %75’inin bulunduğu belirtiliyor. İnsan ve nematod genlerinin birebir karşılaştırmasında hangi oranda bir benzerlik olduğundan bahsedilmiyor. Şempanzelerle insanların durumu ise oldukça farklı. İnsan ve şempanzelerin aynı işlev ve göreve sahip genleri amino asit bazında birebir karşılaştırıldığında ortalama olarak her bir proteinde 2 amino asit farklılığı içerdikleri ortaya çıkmaktadır ki bu da %99’dan da yüksek bir orana denk gelmektedir.

Harun Yahya: İnsan ile maymun arasındaki genetik benzerlik konusunda evrimci kaynaklarda yer alan bir diğer örnek ise insanda 46, şempanzede ise 48 kromozom bulunmasıdır. Evrimciler, kromozom sayılarının yakınlığını evrimsel ilişkiye bir delil gibi gösterirler. Bu mantık geçerli kabul edilirse, insana şempanze kadar yakın bir akrabanın daha varlığını kabul etmek gerekir: Patates! Çünkü patatesin de maymun gibi 48 kromozomu vardır.

İnsan dışındaki canlılar incelendiği zaman da evrimciler tarafından var olduğu iddia edilen akrabalık ilişkilerinin, moleküler düzeyde varolmadığı görülür. Bu gerçek, genetik benzerlik kavramının evrim teorisine bir delil oluşturmadığını göstermektedir.

Burada büyük bir çarpıtma göze çarpıyor. Hiç kimse sadece kromozom sayısına bakarak iki farklı türün akraba olduğunu iddia etmiyor. Böyle birşey gerçekten de saçma olurdu. Kromozom sayıları tek başına hiçbir şey ifade etmez. Asıl önemli olan kromozomların yapıları ve genetik içerikleridir. Evrim karşıtları bunu nasıl açılar? ve Evrim Karşıtlarına Dersler: İnsan Kromozomu 2 başlıklı iki yazımda insan ve şempanze kromozomlarının neden ortak atadan türemeyi ve dolayısıyla insan-şempanze akrabalığını çok kuvvetli şekilde desteklediğini açıklamaya çalışmıştım. Eğer Harun Yahya zahmet edip de yazılarımı okuyacak olursa, insanlarda 46 ve şempanzelerde 48 kromozom bulunmasının evrimsel bakış açısıyla ne kadar uyumlu olduğunu ve nasıl açıklandığını görecektir.

Moleküler düzeyde, canlılar arasındaki akrabalık ilişkilerini gösteren delil olmadığı iddiası ise Harun Yahya’nın hüsnükuruntusundan başka birşey değil. Yazımın başından beri birçok defa ifade ettiğim gibi insanlarla diğer hayvanlar ve özellikle de şempanzeler arasındaki akrabalığa işaret eden temel bilimsel veriler canlıların DNA’larında bulunmaktadır. Yani canlıların akrabalığını gösteren en sağlam deliller moleküler düzeydedir. Moleküler düzeyde türler arası akrabalığa işaret eden deliller olmadığını söylemek için ya bilimsel gerçeklerden bihaber olmak ya da bilimsel gerçekleri bilinçli olarak gözardı etmek gerekiyor. Francis Collins’in The Language of God (Tanrı’nın Dili) adlı kitabından tam da bu noktaya uygun olduğunu düşündüğüm bir alıntı yapmayı uygun görüyorum:

Burada genom çalışmalarından aktardığım örnekler ve bunlara ek olarak bu kitap gibi yüzlercesini doldurabilecek diğer örnekler, evrim teorisi için, neredeyse tüm biyologları Darwin’in varyasyon ve doğal seçilimden oluşan sisteminin şüphe götürmez bir şekilde doğru olduğu konusunda ikna edecek türde bir moleküler destek sağlamıştır. Aslında, benim gibi genetik alanında çalışanlar için genom çalışmalarından gelen uçsuz bucaksız verileri ilişkilendirebilmek, Darwin’in teorisinin temelleri olmaksızın neredeyse imkansız olurdu. (Francis Collins, The Language of God, s. 141)

Collins bu konudaki görüşlerini gayet net ifade etmiş gibi gözüküyor.

Harun Yahya: Evrimcilerin şempanze insan arasında % 99 benzerlik olduğu iddiası görüldüğü gibi abartılı bir iddiadır. Ancak iki farklı türdeki canlı % 99 oranda benzer bile olsa, bu ikisi arasında evrimsel bir ilişki kurulamaz. Çünkü genetik çalışmalar türlerin çok özel genetik şifrelere sahip olduklarını göstermektedir. Bu şifrelerde meydana gelen en küçük değişim bile o tür açısından ölümcülsonuçlar getirmektedir. Üstelik canlılardaki bu özel yapı genetik şifrenin işlerliğiyle ilgilidir.

İnsanların bile atalarının nereden geldiği, kimler olduğu gibi bilgiler DNA incelemeleriyle belirlenebiliyorken, Harun Yahya’nın bu tip bir yorumda bulunması konu hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını gösteriyor. Üreyerek yeni nesiller oluşturduğumuzda DNA’mız ufak değişikliklere uğrar ve gelecek nesillere devamlı değişerek iletilir. Benzerliğin miktarı akrabalık ilişkisinin mesafesini gösterir. Benzerliğin akrabalıkla ilgisi olmadığını söylemek gerçeklikten kopuk olmanın ciddi bir göstergesidir diye düşünüyorum.

Harun Yahya: Bunu anlamak için birbirine benzer iki canlı türüyle, birbirine benzeyen iki binayı karşılaştıralım. Evrimcilerin iddiası genetik benzerlik olduğuna göre, bunu bir bakıma canlının projesi olarak değerlendirmek mümkündür. İki canlının ve iki binanın projelerinin %99 oranında aynı olduğunu kabul edelim. Sonra da bu projelere dayanarak ortaya çıkan canlıların biçimlerini ve binaların yapılarını birbirleriyle kıyaslayalım. Sonuç, genetik yapıları %99 aynı olan canlılar arasında kapanması mümkün olmayan bir yapı ve fonksiyon farklılığına karşın,projeleri %99 aynı olan binaların birbirine benzer olacağıdır.

Burada bir analoji kurulmaya çalışılmış ama komik olmuş. Binanın mimari projesi ile DNA’yı direk karşılaştıramayız çünkü mimari proje zaten binanın nasıl görüneceğini gösteren bir resime benzer. DNA ise bundan çok farklıdır. DNA’da bizi biz yapan veya bir sineği sinek, bir aslanı aslan yapan şeyler yani genler çok çok ufak bir bölümü oluşturur. Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir. Muhtemelen DNA’larımızın yarısından çoğu bu şekildedir. Mimari projeler ise böyle değildir. Her bir değişiklik, direk olarak binanın görünüşünde bir şeylerin değişmesine neden olacaktır. DNA’da ise çok büyük bir bölümde oluşacak değişiklikler canlıyı hiçbir şekilde etkilemeyecektir. Bu nedenle kurulmaya çalışılan analoji ve dolayısıyla analoji ile varılan sonuç da geçersizdir. Ayrıca buradan çıkan bir başka sonuç da Harun Yahya’nın, en ufak bir değişikliğin ölümcül sonuçlar getireceği yönündeki iddiasının tamamen hayal mahsülü olduğudur. En ufak bir değişim ölümcül sonuçlara neden oluyor olsaydı ebeveynlerinden farklı özelliklere sahip yeni nesillerin ortaya çıkması mümkün olmazdı. Böyle garip ve hiçbir şekilde bilimsel temele dayandırılamayacak kadar absürt iddiaların böyle rahatça dile getirilebiliyor olması gerçekten üzücü bir durum.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 12084, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

48 Comments

  1. Ahmet Yener diyor ki:

    Yazı süper bilgisizce hazırlanmış ve ypk maymun monkeymiş, ape varmış genom şu demekmiş gibi laf oyunlarıyla güya insanla şempanze arasındaki benzerlik evrime delilmiş gibi göterilmeye çalışılmış.
    Birincisi şempanze ve insan genomu arasındaki benzelik %96 olarak açıklanmıştır. Bu açıklandıktan sonra Harun Yahyanın sitelerinde bununla ilgili yazılar çıktı. Örneğin:

    http://us2.fmanager.net/api_v1/productDetail.php?dev-t=7EZU2FZ0164&objectId=4254

    Kaldı ki % 4 fark çok büyük bir farktır.Kapanması kesinlikle mümkün olamayn bir uçurumdur. % 4 fark kesinlikle tesadüfi değişikliklerle mutasyon gibi zararlı mekanizmalarla kapanacak bir fark değildir.
    Prteinlerde birçok zaman tek bir aminoasit bile değişse ya sakat çoğu zamanda işlevsiz hale gelir. Mutasyonların %99 u zararlı % 1i nötral yani ne zararlı ne de yararlıdır.
    500 aminoasitlik orta büyüklükte bir proteinin tesadüfen oluşma ihtimali 10 950 de 1 dir. Yani 1 sayısının yanına 950 sıfır. Bu imkansız kere imkansızdır:)) İstatistik de 10 50 de birden küçük tüm olasılıklar imkansız kabul edlir.
    Aynı hesaplar DNA içinde geçerlidiri genler içinde. Hiç bir gen deneme yanılma ile bir başka gene dönüşemez sıfırdan var olamaz. Bu akla, mantığa bilime , istatistiğe ve matematiğe aykırıdır.
    Zaten evrim olmadığı fosil kayıtlarından son derece açıktır. 100 milyon fosil var ve tek bir ara geçiş formu yok. Bu Darwinizm’i bitiren kesin bir delildir.
    Maymun ağaşlarda ormanlarda yaşayan, insan konuşan muhakeme eden, medeniyetler kuran, şeirler kuran bir canlıdır. Maymunla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
    Ayrıca diğer bir sürü yanlıştan başka bir tanesi güya hata bulduğunu zannetmiş diyor ki:

    30 bin genin 100 bin proteini nasıl kodladığını bir türlü çözemedim. Bir genin 3-4 farklı proteini kodlaması ilginç bir durum olurdu heralde.

    Bunu bilmek için genetikçi olmaya gerek yok. Biraz Biyoloji bilen herkes de bilir.
    Bir genden birden fazla polipeptid tabi ki üretilebilir.
    Exonların değişik kombinasyonları birden fazla protein meydana getirebilir.
    Bakın şu alıntı dünyanın 1 numaralı biyoloji kitabı olan Campbell and Reece Biology den:

    ‘A number of genes are known to give rise to 2 or more different polypeptides, depending on which segments are treated as exons during RNA processing this is called alternative RNA splicing’
    Campbell and Reece Biology

    Exonların değişik kombinasyonları da 2-3 değişik polipetid meydana getirebilir.
    Genetikten hiç haberiniz yok. Tam bir rezalet. Bu kadar bilgisiz kimselere yazı yazdırılarsa olacağı budur:))

  2. Ahmet Yener diyor ki:

    Bakın herkesin Davincinin bilgisizliğini ve Harun Yahya’nın Darwinizm saçmalığını nasıl ortaya koyduğunu ve konuyu nasıl açıkladığını görmesi için bu da Harun yahya’nın konuyla ilgili yazılarından sadece birisi: (Başka sorusu olan var mı:)))

    http://us2.fmanager.net/api_v1/productDetail.php?dev-t=7EZU2FZ0164&objectId=4254

  3. Ahmet Yener diyor ki:

    Evrim mevrim yok:))) Bırakın bu tesadüf saçmalığını.
    Tek bir ara geçiş formu getirene 10 trilyon turkish lira ödül var. Ama getiremezsiniz. Çünkü tek bir tane bile yok.
    100 milyon fosil tüm canlıları Allah’ın yarattığını ve evrimin hiç bir zaman olmadığını ispatlıyor.

  4. Da Vinci diyor ki:

    Ahmet,

    Neden bahsettiğini bile bilmediğin için senin yüzde kaç farklılık olduğu konusunu tartışmayacağım. Benden sana %1 kıyak. Senin için DNA benzerliğini %95 yapalım.

    İnsan-şempanze benzerliği %95 olunca sence ne oluyor? İnsanlarla şempanzeler ayrı ayrı yaratılmış, hiçbir ilişkisi olmayan, ilgisiz yaratıklar mı oluyorlar sana göre? %99, %97, %95… hiç fark etmiyor Ahmet. Akrabalığın mesafesini belirliyor bunlar sadece. Bu oranın %95 olması da hiç ama hiçbir şeyi değiştirmiyor. Şempanzeler hala hayvanlar alemindeki en yakın akrabamız.

    Ahmet Yener: Kaldı ki % 4 fark çok büyük bir farktır.Kapanması kesinlikle mümkün olamayn bir uçurumdur. % 4 fark kesinlikle tesadüfi değişikliklerle mutasyon gibi zararlı mekanizmalarla kapanacak bir fark değildir.

    Yapma ya :))

    Arada kapanacak bir fark olmadığını idrak edemeyeceğini biliyorum ama yine de deneyeyim. Bak Ahmet. İnsanların şempanzelerden evrimleştiğini kimse iddia etmiyor. Şempanzelerin evrimleşerek insanlara dönüştüğünü kimse savunmuyor. İnsanlarla şempanzeler baba-çocuk gibi değildir kuzenler gibidirler. Arada kapanması gereken değil tam tersine açılan bir fark var. Yaklaşık 6 milyon yıl için şempanzeler ve insanlar ayrışmıştır. Bu bahsettiğimiz farklılık son 6 milyon yıl içinde oluşmuştur.

    Ahmet Yener: Mutasyonların %99 u zararlı % 1i nötral yani ne zararlı ne de yararlıdır.

    Elinde bu zırvayı destekleyecek bilimsel bir delil var mı? İşkembeden atmakla olmuyor Ahmet. Elinde delil varsa ortaya koyarsın, yoksa aynı zırvayı tekrarlamayı bırakırsın.

    Ahmet Yener: 500 aminoasitlik orta büyüklükte bir proteinin tesadüfen oluşma ihtimali 10 950 de 1 dir. Yani 1 sayısının yanına 950 sıfır. Bu imkansız kere imkansızdır:)) İstatistik de 10 50 de birden küçük tüm olasılıklar imkansız kabul edlir.

    Her duyduğuna inanan saf ve inatçı bir çocuk gibisin Ahmet. Burada sana 500 amino asitlik bir proteinin bir anda yoktan ortaya çıktığını kimsyledi? Gaipten sesler falan mı duyuyorsun acaba? Bir doktora gitsen iyi olur.

    Ahmet Yener: Zaten evrim olmadığı fosil kayıtlarından son derece açıktır. 100 milyon fosil var ve tek bir ara geçiş formu yok. Bu Darwinizm’i bitiren kesin bir delildir.

    Büyük üstat Harun Yahya öyle diyorsa öyledir. Onun lafının üstüne laf söylememiz doğru olmaz, öyle değil mi? Ama bak hakkını vermek lazım. Geçrekten de Harun Yahya’nın düşündüğü şekilde geçiş formu yoktur. Öyle garip, ucube, eciş bücüş geçiş formları yoktur. Yani Harun Yahya’nın yok dediği şeyler gerçekten yok. Ama geçiş formu tabiki var. Ortadaki sorun Harun Yahya’nın kendi kafasından uydurduğu geçiş formu tanımının bilimsel anlamda hiçbir şey ifade etmemesinden kaynaklanıyor. Bilim insanlarının geçiş formu olarak değerlendirdiği canlıları kendi uyduruduğu tanıma uymadıkları için geçiş formu olarak kabul etmiyor. Durum böyle olunca da Harun Yahya tabiki geçiş formlarının olduğunu kabul etmek zorunda kalmayacak ve vaadettiği trilyoncukları kimse alamayacak.

    Ahmet Yener: Bunu bilmek için genetikçi olmaya gerek yok. Biraz Biyoloji bilen herkes de bilir.
    Bir genden birden fazla polipeptid tabi ki üretilebilir.
    Exonların değişik kombinasyonları birden fazla protein meydana getirebilir.

    Aramızdaki fark da burada ortaya çıkıyor işte Ahmet. Ben bir konuda hata yaparsam ve bu hatamı görürsem çekinmeden kabul ederim. Bahsettiğin alternative splicing olayını yeni öğrendim. Böyle birşeyden de gocunacak değilim. Bazılarının aksine herşeyi bildiğimi falan iddia etmediğim için gayet rahatım. Hatta yeni birşey öğrendiğim için memnun olduğumu da söyleyebilirim. Yardımın için sağol. Keşke sizde de dürüstlük belirtileri hatta kırıntıları görsek de yüzünüze defalarca çarpılan yalan yanlış şeyleri arsızca savunmasanız. Ama nerde o günler. Aynı zırvaları bozuk plak misali tekrarlamaya devam etmekten başka yaptığınız/yapacağınız birşey yok.

  5. Ahmet Yener diyor ki:

    Bak Davinci:
    500 amino asitlik bir proteinin tesadüfn oluşma ihtimali 10 950 de birdir yani imkansız kere imkansızdır. Çünkü istatistik de 10 50 de birden küçük tüm olasılıklar imkansız kabul edilir.
    Kaldı ki evrenin önrü big bang den itibaren 10 17 saniye kabul edilmektedir. 10 950 reaksiyon kainatın önmrünü akılalmaz bir biçimde aşmaktadır. Evrendeki atomların elektronların sayısı 10 79 kabul edilektedir. Biz burada 10 950 molekülden bahsediyoruz.

    Daha da önemlisi burada bahsettiğim olasılıklar ancak prosesin başını sonunun ve her aşamasını yöneten kontrollü bir ortamda (örneğin high-tech laboratuvar) bilinçli bir mekanizma olduğunda ve sadece amino asitlerin seçimi kontrolsüz bırakıldığında geçerlidir. Doğada bilinçli bir mekanizma ve deneme yanılma mekanizması tabilki yoktur.
    Doğa taş toprak hava sudur. Aminoasitler yanyana bırakılsa da peptid bağları yapmaya her ısıda direnç gösterirler ve hiç bir şekilde polipeptidler meydana getirmezler ve doğal şartlarda hemen tahrip olurlar. Ancak canlı hücresi gibi sonderece kontrollü ortamlarda ve özel enzimlerin varlığında ya da son derece gelişmiş laboratuvarlarda çok özel şartlarda proteinler sentezlenebilir.
    Kaldı ki bırakın proteinleri tesadüfen aminoasitler bile oluşmaz..Bu konuda yapılan tüm deneyler başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Örneğin Miller’in kendisi yıllar sonra kullandığı gazların geröekçi olmadığını itiraf etmiştir.

    Bu istatistik ve matematik hesapları bize kesin olarak şunu ispatlıyor. Tek bir protein bile tesadüfen kesinlikle oluşamaz. Hiç bir şekilde DNA tesadüfen oluşamaz, hç bir gen fonksiyonel bir başka gene tesadüfen mutasyon gibi mekanizmalarla dönüşemez. Bunu bize bilimsel, hesaplamalarda, gözlemlerde deneylerde ispatlıyor.
    Aksini iddia etmek zır cahillik ya da süper yalancılık olur.

  6. Ahmet Yener diyor ki:

    Mutasyonlara gelince:
    Bugüne kadar gözlemlenmiş tek bir genetik bilgiyi arttıran, yeni bir gen meydana getiren faydalı mutasyon yoktur.
    Bunun için bu soru sorulduğunda azgın bir ateist ve önde gelen evrimci olan Dawkins havaya bakmaktadır:)) Buna modern literatürde Dawkins sendromu denmektedir ve tüm Darwiniztler havaya bakmaktadırlar toplu halde:)) Aşağıdaki linke bakabilrisiniz..

    http://www.youtube.com/watch?v=RMoQf5CG93c&feature=related&fmt=18

    Nitekim 60 yıl boyunca faydalı mutasyon gçrebilmek için meyve sinekleri ve bakterilerde yapıan deneyler hep başarısılıkla sonuçlanmıştır. Bu sinekler ya kör olmuşlar, ya uçamamışlar, ya kısır olmuşlar ya da ölmüşlerdir. Bakterilerde aynı şekilde ya sakat olmuşlar ya ölmüşlerdir. Bakın bilim adamlrı bu durumu nasıl açıklıyor:

    “Morgan, Goldschmidt, Muller ve diğer genetikçiler meyve sineği jenerasyonlarını sıcak, soğuk, aydınlık, karanlık ve kimyasal ve radyoaktif işlemler gibi uç koşullara maruz bırakmışlardır. Pratikte tamamen ufak tefek ya da gerçekten zararlı, her tip mutasyon üretilmiştir. Peki sonuç insan yapımı evrim mi? Hayır değil. Genetikçilerin canavarlarından çok azı üretildikleri şişelerin dışında yaşamlarını sürdürebildiler. Uygulamada mutantlar ölmekte, kısır kalmakta veya ilk hallerine yeniden dönme eğilimi göstermektedirler.”
    Michael Pitman, Adam and Evolution, London: River Publishing, 1984, s. 70

    Çünkü rastgele bir değ’şiklik faydalı olamaz/ DNA nı akılalmaz komplex bir yapsısı vardır. Biraz önce verdiğim hesaplamalar bu gerçeği yansıtmaktadır.
    Hiç bir proteinin başka bir proteine ya da DNA nın başka bir DNA ya dnüşemeyeceğini bir fosil kayıtlarından biliyoruz. 100 milyon fosil sabit türlere aittir ve tek bir ara geçiş formu yokturç Yani tesadüfen evrimleşme kesin olarak olmamıştır ve bilimsel ve mantıksal olarak olamazda.
    Çrneğin bir kitabın word halini elinize alın harfleri rastgele değiştirmey başlayın. Bu kitaptaki birgiyi azltırmı arttırrmı? Elbette azaltır. Bunu çocuklar bile bilir. Önce bazı kelimeler anlamsız hale gelir eğer çok aparsanız cümleler ve ardından tüm kitap anlamsız gale gelir. Hiç bir şekilde yeni anlamlı kelimel cümleler eklenip bunlar daha sonra örneğin tarih kitabını bir bşyoloji kitabına dönüştürmez. Bunu trilyornlarca yıl deneseniz hep aynı sonuçla karşılasırsınız. Çünkü kitaptaki her harf her cümle enlamlı olarak yanyana bir akıl tarafından getirilmiştir. Yazarın aklı.
    Tüm canlıların DNA ları sonderece anlamlı olarak yanayan gelen harflerden oluşurlar. Teb bir bakteri hücresinde bile binlerce gen vardır. (Örneğin E. Coli) Bu Allah’ın sonsuz aklını ve sanatını gösterir.
    Canlılar arasındaki benzerlik kesinlikle canlıların mutasyon doğal seleksiyon gibi bilinçsiz mekanizmalara tesadüflerle birbine evrimleştiğini göstermez. Canlılar arasında elbette benzerlikler vardır, çünkü aynı havayı solurlar, benzer besinlerle beslenirler ve benzer metabolizmalara sahiptirler. Ancak ayrı ayrı Allah tarafından yaratılmışlardır.
    Nitekim Fosil kayıtları tüm türlerin birbirinden bağımsız olarak tarihte tam ve mükemmel şekilleriyle ortaya çıktıklarını ve milyonlarca yıl boyunca hiç değişmediklerini 100 milyon fosil tarfından ispatlanmktadır..

  7. Ahmet Yener diyor ki:

    Davinci demişsin ki alternative splicing olayını bilmiyordum.

    Tamam buna kimsenn diyeceği birşey yok. Bilmediğin çok şey olduğu belli. İnsanlık hali herkes herşeyi bilemez tabiki. Ancak sen yarım yamalak bilginle 300 kitabın yazarı olan ve bu kitapları 60 danfazla dile çevrilerek dünyanın 200 ülkesinde okunan ve senede 16 milyon kitabı satılan internet sitelerine on milyonlarca girişle milyonlarca kitabı download edilen Harun Yahya’a üstelik bilgisizliğinden dolayı yüzüne gözüne bulaştırarak bişeyler söylemeye çabalamışsın.

    Darwinizm in bir pagan dini olduğunu bile bile canlılardaki mükemmel sistemlerin tesadüfen oluştuğunu yok şempanzeyle insan akrabaymış, yok maymun bimem neye tesadüfen dönüşmüş gibi ipe sapa gelmez yalanları savunduğun için daha doğrusu bile bile doğruları saptırdığın için ben senin bilgisizliğini yüzüne vurdum..,Yoksa kesinlikle dokunmazdım.

    Ama hala verdiğm istatistiksel olarak tek bir proteinin bile tesadüfen oluşmasının imkansızlığını bile bile yine maymunlarla akraba olduğunu iddia etmeye kalkarsan o zaman bende sana sen ya hiç sayı saymasını bilmiyorsun ya da hiç Ispanak yememişsin derim:))

  8. Ahmet Yener diyor ki:

    Davinci son bir saçmalaman var. Diyorsunki kimse proteinin bir anda oluştuğunu söylemiyorki. Şimdi düşünelim 500 aminoastilik bir peotein nasıl oluşabilir? Bu protein sadece 500 aminoasit üstelik doğru dizilime yan yana geldiğinde ve sadece L-aminosasitlerden yani sadece sol elli aminoasitlerden oluştuğunda ve araya kesinlikle R-aminositlerden yani sağ elli aminoasitlerden tek bir tane bile girmesine izin verilmediğinde (doğada sol elli aminoasitlern yanında sağ elili olanlarda vardır ve canlılarda bilinmeyen nedenlerle sadece sol elli aminoasitlerden oluşan proetinler vardır ve trilyonlarca protein doğada bu şekildedir) ve aminoasitler sadece peptid bağları ile bağlandığında oluşuyorsa tabiki bu proteinin tesadüfen oluşma olasılığı 10 950 de birdir.
    Çünkü Davinci anlaman için bir kitabın tesaüfen meydana gelme ihtimali harflerin teker teker yanyana gelmesi veya bir anda kitabın oluşması ile hiç farketmez. Kitab sadece tüm harfeler yanayana gelince anlamlı olacaktır ve her iki durumda da olasılık aynıdır. Herikisinde de imkansızdır.
    Yani bir harfin meydana gelip sonra ikinci bir harfin oluşmasını beklemesi sonra doğru içinci harfin oluşmasını beklemesi gibi bir deli saçması senaryo ile, ıaminoasitlerin tesadüfen oluşup sonra bozulmadan beklemesi ve tesadüfen yanına bir diğer aminoasitin gelip üçüncüyü beklemeleri gibi bir deli saçması ile arada hiç fark yoktur.
    Her durumda olasılık aynıdır yani imkansız kere imkansızdır. Harfler tek başlarına hiç birşey ifade etmezler anlamlı kelimeler anlamlı olarak yan yana dizildiğinde ve anlamlı cümleler anlamlı chapterlar haline geldiğinde kitabın bir anlamı verdır. Ve teker teker veya bir anda oluşma ihtimali tektir. Ve imkansız kere imkansızdır:))

    Bırakın bu deli saçması senaryoları. Bırakın bu materyalist dogmaları.
    Materyalizm, madde-ötesinin (ya da “doğaüstü”nün) var olduğunu kesinlikle reddeder. Bilim ise, böyle bir dogmayı kabul etmek zorunda değildir. Bilim, doğayı incelemek ve sonuçlar çıkarmakla yükümlüdür. Bu sonuçlar doğanın yaratıldığı gerçeğini ortaya çıkarıyorsa, bilim bunu kabul eder. Gerçek bir bilim adamının yapması gereken de budur; 19. yüzyılın köhne materyalist dogmalarına bağlanarak imkansız senaryoları savunmak değil.

  9. Da Vinci diyor ki:

    Ahmet Yener: Tamam buna kimsenn diyeceği birşey yok. Bilmediğin çok şey olduğu belli. İnsanlık hali herkes herşeyi bilemez tabiki. Ancak sen yarım yamalak bilginle 300 kitabın yazarı olan ve bu kitapları 60 danfazla dile çevrilerek dünyanın 200 ülkesinde okunan ve senede 16 milyon kitabı satılan internet sitelerine on milyonlarca girişle milyonlarca kitabı download edilen Harun Yahya’a üstelik bilgisizliğinden dolayı yüzüne gözüne bulaştırarak bişeyler söylemeye çabalamışsın.

    Hahahahahaaaaa :)

    Bak bu güzeldi Ahmet. Hem de çok güzeldi. Belli ki sen Harun Yahya’nın kitap yazma metodundan habersizsin. Gel sana o 300 kitabın nasıl oluşturulduğunu Adnan Oktar’ın kendi ağzından aktarayım:

    Basın Mensubu: Benim anladığım kadarıyla 250′den fazla kitap yazmışsınız. Öncelikle sunu sormak istiyorum. Acaba bu kadar vakti nereden buluyorsunuz bütün bu kitapları yazmak için?

    Adnan Oktar: Ben çalışmaları yaparken İngilizce, Fransızca, Almanca her dilde benim arkadaşlarım bana bu tarz kitapları tercüme edip hazır olarak getirirler hatta kritik de yaparlar. Ben onları bir araya getirip yorumlayıp editöre veriyorum. Yani daha pratik ve daha kolay bir yöntem kullanıyorum. O yüzden böyle süratli oluyor. Yani normal bir yazar hem kendi tercüme eder, kendi araştırır, kendi bu işlerle ilgilenir. Ben o ara çalışmaları ekip halinde arkadaşlarımla yapıyorum. O yüzden böyle kolay oluyor.

    Basın toplantısının videosuna da verdiğim linkten erişebilirsin.

    Emin ol Ahmet, Adnan Oktar değil de orada sen de olsa o kitaplar aynen ortaya çıkardı. Kaldı ki o kitaplardaki yazısız hatayı, çarpıtmayı, manipülasyonu wordpress’deki blogumda bulabilirsin.

    Ben hiçbir zaman bir veriyi kendi amacıma hizmet edecek şekilde manipüle edip çıkar sağlamaya çalışmam. Yukarda olduğu gibi birşeyi yanlış biliyorsam ve bu bana gösterilmişse körü körüne eski görüşüme sarılmam. Hatamı kabul edip yanlışımı düzeltmekten çekinmem. Aramızdaki fark bu işte. Sizin gibilere yanlışlarınız defalarca gösterilmesine rağmen bunları kabullenmiyorsunuz.

    Ahmet Yener: Bugüne kadar gözlemlenmiş tek bir genetik bilgiyi arttıran, yeni bir gen meydana getiren faydalı mutasyon yoktur.

    Bunun gibi saçma sapan bir görüşü hiç utanmadan, sıkılmadan, arlamadan göğsünüzü gere gere savunabiliyorsunuz. Genetik bilgi nedir desem veya genetik bilginin artmasıyla ne kastediyorsun desem ne cevap vereceğini bilemezsin. Naylon sindirme (en bariz ve iyi bilinen örnek olduğu için veriyorum) gibi önceden olmayan bir özelliğin ortaya çıkması yeni bir genin ortaya çıkması değildir de nedir desem ne diyeceğini bulmak için açarsın malum siteleri başlarsın aramaya ve oradaki zırvaları aktarırsın.

    Google’a girip origin of new genes diye aratsan bu konuda istemediğin kadar kaynak bulursun. Bunları kabullenmemek için kendi kendine nasıl bir bahane buluyorsun çok merak ediyorum.

  10. Ahmet Yener diyor ki:

    Tabi Davinci yine olasılık hesaplarındaki tesadüfü ortadan kadıral sonuçları görmezden geliyor.
    Bir kere genler protein kodladıkları için sonderec kompleks yapılardır. Proteinler tesadüfen oluşamayacağı için dolaysıyla onlaro kodlayan genlerde hiçbirşekilde tesadüfen oluşamazlar.
    Bu nedendir ki Dawkinse genetiik bilgiyi arttıran yani yeni bir gen yeni bir enzim yeni bir protein oluşturan tek bir mutasyon örneği vermesi istendiğinde tam 15 saniye havaya baktıktan sonra stop the recording talimatı ile çekimi durduruyor. Neden? çünkü yeni faydalı protein meydana getiren tek bir faydalı mutasyon yok da ondan. Zaten olamazda çünkü olasılık hesapları bunun olamayacığını kanıtlıyor ve gözlemlerde bunu ispatlıyor. Eğer Drawinistlerin hayalini kurduğu evrim olsaydı trilyonlarca faydalı mutasyon örneği olurdu ve Dawkins 20 saniye havaya bakıp yayını durdurmazdı:)) Dawkins Davincinin verdiği örnekleri bilmiyormu? Elbette ondan çok daha iyi biliyor ve hiç birinin yeni bir gen ya da protein meydana getiren faydalı mutsayona örnek olmadığını herkesten iyi bildiği için sadece havaya bakıyor. Aşağıdaki linke bakabilirsiniz.:))

    http://www.youtube.com/watch?v=RMoQf5CG93c&feature=related&fmt=18

    Şimdi gelelim Davincinin uyduruk nylonase hikayesine:
    1975 yılında japonlar nylon atıklarında yaşayabilen flavobacterium ve Pseudomonas gördüler. lboratuvar ortamında japon araştırmacılar bu enzimlerin frameshift mutation yani çerçeve kayması mutasyonu gibi akılara ziyan tesadüfi bir mekanizma ile oluşmuş yepyeni bir enzim oldğunu ileri sürdüler. Hemde tam 9 günde güya bakteriler ortamda nylon bulunduğunu algılamışta buna karşın frameshift muatation ile yepyeni bir enzim oluşmuş. Tabi bilim adamları bunun böyle olmadığını kabul ediyorlar.
    Brincisi bu enzimler plazmid üzerinde. Bu enzimlerin yanısıra plazmidde taranposase enxzimleri var. Bu enzimler sters ortamında örneğin yüksek ısı, zehirli bir made ile karşılaşma bu transposaseleri aktive edebiliyor. Bu da bu plazmidlerin bakteriler için sters ortamları için özel olarak yaratıldıklarını kanıtlıyor. Nitekim ortamda nylon bulunduğunda bakteri nylonu paröalayan ve önceden var olan enzmi bu transposase lar vasutası ile 9 gğüünde aktif hale geöirip hayatta kalabiliyor. Cahil evrimciler ise bunun çerçeve kayması mutasyonu ile olduğu ileri sürecek derecede çaresiz kalmışlar. kaldı ki frameshift mutation olduğunda mutlaka srop codonlar olur. Bu plazmid de stop kodon yoktur. Dolayısıla bu enzimleri daha çnceden var olduğunu ve sadece gene expression yoluyla aktif hale geldiklerini kanıtlamaktadır. Nitekim Yomo isimli bilim adamı ve arkadaşları stop codon olmamasının frameshit mutation iddiasının yanlış olduğunu ortaya koymuşlardır.
    Bakın çerçeve kayması mutasyonu ile yeni bir protein zırvasının nasıl bir deli saçması olduğunu anlayabilenlere anlatayım.
    Bir kitabı alın aradan bir harf öıkarın ya da ekleyin. kelimelein tüm harfleri kaysın. Yeni keleimeler olşacaktır. şimdi cahil Darwinistlere soralım bu yeni kelimelerin hepsi anlamlı olup yeni cümleler meydana glir mi. Elbette gelemz isteyen denesin. Bunu çocuklar bile bilir. Böyle birşey imkansızdır. İşte aynı mantıkla frameshit muatation ile yeni enzim oluşması da imkansızdır.
    Daha çnce verdiğim olasılık hesapları hiç bir şekilde tesadüfen yeni br genetik bilgi, teni bir gen, yeni bir protein, yeni bir enzim oluşup üstelik bunun o organizmada binlerce proteinin yanına uyumlu olarak yerleşip o organizmaya faydalı olamayacığını kesşn olarak kanıtlamaktadırç
    Davinci denilen bilimdışı arkadaş genetik bilmediği için dönüp dolaşıp aynı tuzağa düşüyor.

    Davinci bak Dawkins senden uyanık. Dawkins bu nylonase hikayelerini senden çok daha iyi biliyor ama faydalı mutasyona örnek ver deyince havaya bakıyor:)) Neden?

    Çünkü faydalı mutasyon yokd ondan. Mutasyonlar canlıları ya sakat bırakır ya öldürür. Hiroshima Nagasaki, Chernobyl, hep sakat insanlar meydana getirdi ve bir sürü kii hyatını kaybetti mutasyonlardan.,
    &0 yıllık meyce sineği deneyleri ve bakteri deneyleri tek bir tane bile faydalı mutasyon olmadığını kanıtladı.

    Darwinizm bir PAGAN DİNİDİR. Evrim mevrim yoktur. Canlılardaki kusursuz sistemleri ve tüm evreni yoktan var eden yerin gökelrin e ikisi arasında olanların Rabbi olan Allah’tır.

  11. Ahmet Yener diyor ki:

    Davinci yazı yazmanın ne olduğunu bilmiyor tabi. Örneğin bilim adamları üniverstitelerde bir yazı, bilimsel makale, ya da kitap asistanları, dpktora öğrencilerinden faydalanırlar. Çeşiti yazılar önlerine tercüme edilmiş olarak gelir. Ancak bu hiç bişey ifade etmez. Çünkü önemli olana neyi nasıl yazacağını bilmektir.
    Adnan Oktar akla gelebilecek her konuda, Darwinizm,biyoloji, sosyoloji, psikoloji, genetik, mikrobiyoloji, paleontoloji, asronomi, fizik, biyokimya, zooloji, botanik, tarih, politika, moleküler biyoloji, Kurandaki tüm konular, Faşizm, komunizm, daha birçok konuda tam 300 eser vermiş dünya tarihinin gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından ve fikir adamlarından birisidir.
    Kitaplarının hiçbirisine yakın bir kitap bile yazılamıyor.

    Kitaplarını gerek içeriği gerekse tasarımı eşi benzeri yok. Son derece anlaşılır mükemmel bir üslüula yazılmış. Bir ortaokul öğrencisi de, nobel ödüllü bir profesçrde okuduğunda aynı şeyleri anlıyorlar. Karşı konulamaz ve çürütülemez özelliği var. Çünkü hakka dayalı olarak son derece hikmetli yazılmış. Science dergisi kendisini uluslararası kahraman ilan etmiştir.
    Adnan Oktar syesinde Darwinizm ve materyalizm dünya çapında yerlebir oldu.

    Elbette kendisine haset edenler var. Ama kitaplar kesin ve son sözü söylüyor.

  12. Da Vinci diyor ki:

    Ahmet Yener: Adnan Oktar akla gelebilecek her konuda, Darwinizm,biyoloji, sosyoloji, psikoloji, genetik, mikrobiyoloji, paleontoloji, asronomi, fizik, biyokimya, zooloji, botanik, tarih, politika, moleküler biyoloji, Kurandaki tüm konular, Faşizm, komunizm, daha birçok konuda tam 300 eser vermiş dünya tarihinin gelmiş geçmiş en önemli yazarlarından ve fikir adamlarından birisidir.

    hohohoohohohoooo :))

    İşten gelmişim, yorgunum, keyfim yerinde değil, suratımdan düşen bin parça ve senin şu yazdıklarımı görünce suratımda bir gülümseme beliriyor. Neyseki senin gibi maskaralar var da canımız sıkıldığında gülecek malzeme bulmak konusunda sıkıntı yaşamıyoruz.

    Gözlerine perde indiği için adamın ne dediğini bile anlamamışsın. Bir kere daha adamın ne dediğini gösereyim:

    Ben çalışmaları yaparken İngilizce, Fransızca, Almanca her dilde benim arkadaşlarım bana bu tarz kitapları tercüme edip hazır olarak getirirler hatta kritik de yaparlar. Ben onları bir araya getirip yorumlayıp editöre veriyorum. Yani daha pratik ve daha kolay bir yöntem kullanıyorum. O yüzden böyle süratli oluyor. Yani normal bir yazar hem kendi tercüme eder, kendi araştırır, kendi bu işlerle ilgilenir. Ben o ara çalışmaları ekip halinde arkadaşlarımla yapıyorum. O yüzden böyle kolay oluyor.

    Bu tercüme edilen kitaplar dedikleri ne biliyor musun Ahmet? Orijinal kaynaklar mı sanıyorsun? Avucunu yalarsın. Adamlar Amerikalı yaratılışçıların evrim karşıtı kitaplarını çeviriyorlar ve oradakileri aynen önüne getiriyorlar hem de kritiğini de yaparak. Çevirmenler kritik de yapıyormuş, bak sen. Kendisi de bunlara artık birkaç cümle ekliyordur belki. Bu mudur yazarlık? Bu mudur fikir adamlığı? Böylesini sen de yaparsın Ahmet. Kendini küçümseme bu kadar. Sende de gelmiş geçmiş en büyük yazar ve fikir adamı olma potansiyeli var. Aslında yanında benzeri bir ekip olduktan sonra herkes bunu yapabilir. Zor birşey değil. Kaldı ki yapılan iş de kayda değer birşey değil. Aynı konudaki yazılmış kitapları Türkçe’ye çevir, onları harmanla, kafana göre 3-5 cümle ekle sonra sür piyasaya. Aferin size. Bravo [alkış efekti].

  13. Ahmet Yener diyor ki:

    Da Vinci haset etme:)) İki kelimeyi biraraya getiremiyorsun. Saçmalıklarını yüzüne vurunca da hemen ağlamaya başlıyorsun:))
    Hasetten çatlayacaksın neredeyse:))

  14. Ahmet Yener diyor ki:

    Davinci Haset etme bak aşağıdakiler Sayın Adnan Oktar’ın 60 dile çevrilen ve dünyanın 200 ülkesinde okunan kitapları:

    1. DARWIN AMCA BİZ HİÇ DEĞİŞMEDİK 2. TEVRAT’TAN HİKMETLER VE GÜZEL ÖĞÜTLER
    3. DARWIN’İ YIKAN KAFATASLARI 4. HZ. MEHDİ (AS) HZ. İBRAHİM’İN NESLİNDENDİR
    5. TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNDE OSMANLI VİZYONU 6. DARWINİSTLER NELERİ DÜŞÜNMEZLER?
    7. DARWINİST PROPAGANDANIN ÇÜRÜK TEMELLERİ 8. YARATILIŞ ATLASI – Cilt 3
    9. DARWIN’İN AÇMAZI: RUH 10. DARWIN DNA’YI BİLSEYDİ
    11. YARATILIŞ ATLASI – Cilt 2 12. EVRENDEKİ MUCİZELER (Adem Yakup)
    13. YARATILIŞ ATLASI – Cilt 1 14. DARWINİZM İLE İLMİ MÜCADELENİN ÖNEMİ
    15. HAYAT BOYU ÇALIŞAN MUCİZE MAKİNE: ENZİM 16. DNA’NIN DARWIN’E UYARISI
    17. MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ – kitapçık 18. DARWIN’İN ANLAYAMADIĞI KAMBRİYEN
    19. ALLAH’IN DETAY SANATI 20. EVRİMİN FOSİLLERE YENİLİŞİ
    21. BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ KENDİSİNİN MEHDİ OLMADIĞINI AÇIKLAMIŞTIR – kitapçık 22. HAZRETİ MEHDİ’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ VE ÖZELLİKLERİ -Kitapçık-
    23. DARWIN BU GERÇEKLERİ BİLMİYORDU 24. İNANÇ GERÇEKLERİ
    25. İMANIN GÜZELLİKLERİ 26. DARWINİSTLERİN BİLMEK İSTEMEDİKLERİ GERÇEKLER
    27. TARİHİ BİR YALAN KABATAŞ DEVRİ 28. DARWINİZM NASIL BİR AÇMAZ?
    29. DARWINİSTLERİN BEKLEDİĞİ CEVAPLAR 30. RİSALE-İ NUR’DA BATINİ TEFSİR TEHLİKESİ – kitapçık
    31. PEYGAMBERİMİZ’İN (SAV) DİLİNDEN HZ.MEHDİ – kitapçık 32. 40 KONUDA HÜCRE
    33. DARWIN’İN VARİSLERİNE 34. AHİR ZAMAN’I BEDİÜZZAMAN İLE ANLAMAK – Kitapçık –
    35. BEDİÜZZAMAN AHİR ZAMANI ANLATIYOR – Kitapçık 36. AHİR ZAMAN SORULARINA BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR 2 – Kitapçık
    37. AHİR ZAMAN SORULARINA BEDİÜZZAMAN CEVAP VERİYOR 1 – Kitapçık 38. KUŞLARIN VE UÇUŞUN KÖKENİ
    39. VÜCUT ELEKTRİĞİ MUCİZESİ 40. HARUN YAHYA’NIN ESERLERİ HAKKINDA DÜNYADAN YANKILAR – 2.Cilt
    41. PEYGAMBERİMİZ (SAV)’İN MUCİZELERİ 42. SOSYAL SİLAH DARWINİZM
    43. HAZRETİ İSA ALLAH’IN OĞLU DEĞİLDİR ALLAH’IN PEYGAMBERİDİR 44. VARİLCİ DARWİN
    45. RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA 46. HAZRETİ İSA ÖLMEDİ
    47. RESULULLAH’IN (s.a.v) DİLİNDEN CENNET 48. KURAN AHLAKINDA FEDAKARLIĞIN ÖNEMİ
    49. HÜCRE ZARINDAKİ MUCİZE 50. BİR ZAMANLAR DARWINİZM
    51. KAN VE KALP MUCİZESİ 52. HAZRETİ İSA (AS)’NIN GELİŞ ALAMETLERİ
    53. HAYVANLARDA GÖÇ MUCİZESİ 54. YENİ MASONİK DÜZEN
    55. TAPINAKÇILAR VE MASONLAR 56. MOLEKÜL MUCİZESİ
    57. ZAMANSIZLIK VE KADER GERÇEĞİ 58. YEŞİL MUCİZE: FOTOSENTEZ
    59. YEHOVA’NIN OĞULLARI VE MASONLAR 60. YARATILIŞ GERÇEĞİ
    61. VÜCUDUMUZDAKİ MUCİZELER 62. TÜRLERİN EVRİMİ YANILGISI
    63. TÜRK’ÜN YÜKSEK SECİYESİ 64. TÜRK’ÜN DÜNYA NİZAMI
    65. TÜRKİYE İÇİN MİLLİ STRATEJİ 66. TOHUM MUCİZESİ
    67. TERÖRÜN PERDE ARKASI 68. TERÖR SEVGİYLE YOK EDİLİR
    69. TERMİT MUCİZESİ 70. TARİHİN EN BÜYÜK BİLİM SAHTEKARLIĞI EVRİM TEORİSİ
    71. TAPINAK ŞÖVALYELERİ 72. SOYKIRIM VAHŞETİ
    73. SONSUZLUK BAŞLAMIŞ DURUMDA 74. ATEİST SİYONİZM FELSEFESİ
    75. SİVRİSİNEK MUCİZESİ 76. SİNSİ BİR TEHLİKE GAFLET
    77. ŞEYTANIN ENANİYETİ 78. ŞEYTANIN BİR SİLAHI: ROMANTİZM
    79. SAVUNMA SİSTEMİ MUCİZESİ 80. SAMİMİ BİR DİNDAR ATATÜRK
    81. SAKIN UNUTMAYIN 82. SAKIN ANLAMAZLIKTAN GELMEYİN
    83. SAHTE DÜNYANIN ACILARI 84. RESULLERİN MÜCADELESİ
    85. RESULLERİMİZ DİYOR Kİ 86. PROTEİN MUCİZESİ
    87. PİŞMAN OLMADAN ÖNCE 88. ÖRÜMCEKTEKİ MUCİZE
    89. ÖLÜM KIYAMET CEHENNEM 90. NİÇİN KENDİNİ KANDIRIYORSUN?
    91. MÜSLÜMANCA KONUŞMAK 92. TARİH BOYUNCA MÜSLÜMANLARA ATILAN İFTİRALAR
    93. MÜNAFIĞIN SIRLARI 94. MÜMİNLERİN MUTLULUĞU
    95. MÜMİNLERİN MERHAMETİ 96. MÜMİNLERİN CESARETİ
    97. MÜMİNLERİN ASIL YURDU CENNET 98. MÜMİNİN 24 SAATİ
    99. MUCİZELER ZİNCİRİ 100. MİLLİ BİRLİĞİN ÖNEMİ
    101. MİKRODÜNYA MUCİZESİ 102. MESİH MÜJDESİ
    103. MEHDİ VE ALTINÇAĞ 104. MATERYALİZMİN SONU
    105. MATERYALİZMİN ÇÖKÜŞÜ 106. MAKALELER 3
    107. MAKALELER 2 108. MAKALELER 1
    109. KURAN MUCİZELERİ 110. KURAN’I REHBER EDİNMEK
    111. KURAN’IN IŞIĞI SATANİZMİ YOK ETTİ 112. KURAN’IN HAYATA SUNDUĞU GÜZELLİKLER
    113. KURAN’IN BAZI SIRLARI 114. KURAN’I DİNLEMEYENLER
    115. KURAN FİHRİSTİ 116. KURAN’DA YALANCININ YÖNTEMLERİ
    117. KURAN’DA VİCDANIN ÖNEMİ 118. KURAN’DA ÜMİTVAR OLMAK
    119. KURAN’DA TEMEL KAVRAMLAR 120. KURAN’DA TEBLİĞ VE TARTIŞMA
    121. KURAN’DA ŞEVK VE HEYECAN 122. KURAN’DA SADAKAT
    123. KURAN’DA SABRIN ÖNEMİ 124. KURAN DARWINİZM’İ YALANLIYOR
    125. KURAN’DAN İŞARETLER 126. KURAN’DAN GENEL BİLGİLER
    127. KURAN’DAN CEVAPLAR 128. KURAN’DA MÜNAFIK KARAKTERİ
    129. KURAN’DA İHLAS 130. KURAN’DA HİCRET
    131. KURAN’DA DUA 132. KURAN’DA ADALET VE HOŞGÖRÜ
    133. KURAN BİLİME YOL GÖSTERİR 134. KURAN BİLGİSİ
    135. KURAN AHLAKI 136. KURAN’A GÖRE GERÇEK AKIL
    137. BECERİKLİ BARAJ İNŞAATÇILARI KUNDUZLAR 138. KULEDEKİ KÜÇÜK ADAM
    139. KÖTÜLÜĞÜN SESSİZ DİLİ 140. KONUŞAN KUŞLAR MUCİZESİ
    141. KOMÜNİZM PUSUDA 142. KOMÜNİST ÇİN’İN ZULÜM POLİTİKASI VE DOĞU TÜRKİSTAN
    143. KOLAYLIK DİNİ İSLAM 144. KOKU VE TAT MUCİZESİ
    145. KIYAMET GÜNÜ 146. KIYAMET ALAMETLERİ
    147. KEHF SURESİ’NDEN AHİR ZAMANA İŞARETLER 148. KAVİMLERİN HELAKI
    149. KARINCA MUCİZESİ 150. KÜÇÜK DOSTLARIMIZ KARINCALARIN DÜNYASI
    151. KARA KLAN 152. KAMİL İMAN
    153. KAİNATTAKİ KUSURSUZLUK TESADÜF DEĞİL 154. KABALA VE MASONLUK
    155. İYİLERİN İTTİFAKI 156. İSRAİL’İN KÜRT KARTI
    157. İSRAİL’İN DÜNYA EGEMENLİĞİ POLİTİKASI 158. İSLAM VE UZAKDOĞU DİNLERİ
    159. İSLAM VE KARMA FELSEFESİ 160. İSLAM VE BUDİZM
    161. İSLAM TERÖRÜ LANETLER 162. İSLAM’IN YÜKSELİŞİ
    163. İSLAM’IN KIŞI VE BEKLENEN BAHARI 164. İSLAM’IN İNANÇ ESASLARI
    165. İSLAM BİRLİĞİNE ÇAĞRI 166. İNSAN MUCİZESİ
    167. İNSANLARA TAPINMA DİNİ 168. İNSANIN YARATILIŞ MUCİZESİ
    169. İNSANIN APAÇIK DÜŞMANI: ŞEYTAN 170. İMTİHANIN SIRRI
    171. İMANI ÇABUK ANLAMAK 3 172. İMANI ÇABUK ANLAMAK 2
    173. İMANI ÇABUK ANLAMAK 1 174. İMAN HAKİKATLERİNİN ÖNEMİ
    175. İHTİŞAM HER YERDE 176. İDEALİZM, MATRİX FELSEFESİ VE MADDENİN GERÇEĞİ
    177. HAZRETİ YUSUF MEDRESESİ 178. HAZRETİ YUSUF
    179. HAZRETİ SÜLEYMAN 180. HAZRETİ MUSA
    181. HAZRETİ MUHAMMED (SAV) 182. HAZRETİ İSA GELECEK
    183. HAZRETİ İBRAHİM VE HAZRETİ LUT 184. HÜCREDEKİ MUCİZE
    185. HÜCREDEKİ BİLİNÇ 186. HORMON MUCİZESİ
    187. HERŞEYDE HAYIR GÖRMEK 188. HAZRETİ MERYEM
    189. HAYVANLAR ALEMİ 190. HAYATIN GERÇEK KÖKENİ
    191. HAYALİN DİĞER ADI: MADDE 192. HARUN YAHYA’NIN TÜM ESERLERİ
    193. HARUN YAHYA’NIN ESERLERİ HAKKINDA DÜNYADAN YANKILAR 194. HARİKA CANLILAR
    195. GÜZEL SÖZE UYMANIN ÖNEMİ 196. GÖZDEKİ MUCİZE
    197. GÖZARDI EDİLEN KURAN HÜKÜMLERİ 198. GÖKLERDEKİ İHTİŞAM
    199. GLOBAL MASONLUK 1.Cilt 200. GİZLİ EL BOSNA’DA
    201. GİZLİ AZAPLARIN ÇÖZÜMÜ 202. GERÇEKLER 2
    203. GERÇEKLER 1 204. GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK
    205. GERÇEĞİ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ? 206. GERÇEĞİ BİLMEK
    207. GELİN BİRLİK OLALIM 208. FİLİSTİN
    209. EVRİMİN MİKROBİYOLOJİK ÇÖKÜŞÜ 210. EVRİMCİLERİN YANILGILARI
    211. EVRİMCİLERİN İTİRAFLARI 212. EVRİMCİLERE NET CEVAP 4
    213. EVRİMCİLERE NET CEVAP 3 214. EVRİMCİLERE NET CEVAP 2
    215. EVRİMCİLERE NET CEVAP 1 216. EVRİM ALDATMACASI
    217. EVRİM AÇMAZI 2. Cilt 218. EVRİM AÇMAZI 1.Cilt
    219. EVRENİN YARATILIŞI 220. EN BÜYÜK İFTİRA ŞİRK
    221. EHL’İ SÜNNETİN ÖNEMİ 222. DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN
    223. DÜNYA HAYATININ GERÇEĞİ 224. DÜNYA HAYATINDA TÜM ZEVKLERİ TÜKETENLER
    225. DOĞADA ALLAH’IN YARATMASI 226. DOĞADAKİ MÜHENDİSLİK
    227. DİNSİZLİĞİN KABUSU 228. DİNSİZLİĞİN İLKEL MANTIĞI
    229. DİNSİZLİĞİN DİNİ İLE MÜCADELE 230. DİNLER TERÖRÜ LANETLER
    231. DİNİMİZİ ÖĞRENELİM 232. DİNDE PASİFİZM
    233. DEVLETE BAĞLILIĞIN ÖNEMİ 234. DERİN DÜŞÜNMEK
    235. DECCAL’İN AYİNİ: TERÖR 236. DARWINİZM’İN SONU
    237. DARWINİZM’IN KARANLIK BÜYÜSÜ 238. DARWINİZM’İN KANLI İDEOLOJİSİ FAŞİZM
    239. DARWİNİZM’İN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ BELALAR 240. DARWINİZM DİNİ
    241. DARWINİZM 242. DARWIN’İN TÜRK DÜŞMANLIĞI
    243. ÇÖZÜM KURAN AHLAKI 244. ÇOCUKLAR SİZİN İÇİN – 2
    245. ÇOCUKLAR SİZİN İÇİN – 1 246. ÇOCUKLAR DARWIN YALAN SÖYLEDİ
    247. CANLILARDAKİ FEDAKARLIK VE AKILCI DAVRANIŞLAR 248. CAHİLİYE TOPLUMUNU TERKETMEK
    249. CAHİLİYE TOPLUMUNDA İNSAN KARAKTERLERİ 250. BİYOMİMETİK TEKNOLOJİ DOĞAYI TAKLİT EDİYOR
    251. BİTKİLERDEKİ YARATILIŞ MUCİZESİ 252. BİR TARTIŞMANIN ARDINDAN
    253. BATI DÜNYASI ALLAH’A YÖNELİYOR 254. BASİTLİĞİN KİRLİ KÜLTÜRÜ
    255. BALARISI MUCİZESİ 256. KUSURSUZ PETEKLER İNŞA EDEN BALARILARI
    257. ATOMUN SIRLARI 258. ATOM MUCİZESİ
    259. ATATÜRK VE GENÇLİK 260. ATATÜRK’ÜN VATAN VE MİLLET SEVGİSİ
    261. ATATÜRK’Ü İYİ ANLAMAK 262. ATATÜRK ANSİKLOPEDİSİ 2.Cilt
    263. ATATÜRK ANSİKLOPEDİSİ 1.Cilt 264. ASKER ATATÜRK
    265. ARAGEÇİŞ AÇMAZI 266. AMERİKAN ULUSAL BİLİMLER AKADEMİSİ’NİN YANILGILARI
    267. ALTINÇAĞ 268. ALLAH SEVGİSİ
    269. ALLAH KORKUSU 270. ALLAH’IN RENK SANATI
    271. ALLAH’IN MUNİS SANATINDAN 272. ALLAH’IN İSİMLERİ
    273. ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET 4 274. ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET 3
    275. ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET 2 276. ALLAH’IN GÜZELLİKLERİNDEN BİR DEMET 1
    277. ALLAH İÇİN YAŞAMAK 278. ALLAH AKILLA BİLİNİR
    279. ALAY DENEN ZULÜM 280. AKILSIZ KURAN’I NASIL YORUMLAR?
    281. ADAMLIK DİNİ 282. 50 MADDEDE EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ
    283. 20 SORUDA EVRİM TEORİSİNİN ÇÖKÜŞÜ

  15. mehmet ali diyor ki:

    Bilimsel olarak yaratılışçılık zehiri ile beyni bulanmayan tüm bilim adamları tarafından kabul edilen evrim gerçeği olmasaydı bile bu tanrının varlığını ispat olamaz. 500 sol elli aminoasitin bir araya gelmesi 10 950 ise bunu gönderdiği iddia edilen kitapta bile en azından 10 5 çelişkili ve akıl dışı hikayelerin olduğu tanrının yapmış olması daha büyük bir imkansızlıktır.

    Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir: Onu topraktan yarattı. Sonra ona “ol” dedi. O da hemen oluverdi. (Ali imran 59)

    Bu mudur yani? Kitap yazma becerisinden bile yoksun bir gücün eserimidir hayat??

  16. Ahmet Yener diyor ki:

    Birisi demişki evrim yoksa bu yaratıldığımızn nasıl ispatı olabilir??

    Şöyle olur:

    Birincisi canlılıkla ilgili yapılabilecek açıklamaları bilmekte yarar var.
    Canlılığın nasıl ortaya çıktığı konusunda yalnızca iki tane açıklama sözkonusu olabilir.

    Bunlardan bir tanesi Evrim teorisidir. Evrim teorisi canlılığın tesadüfen başladığını ve etrafımızda gördüğümüz bütün canlı türlerinin tesadüflerin ürünü olduklarını iddia eder.

    Canlılıkla ilgili yapılabilecek diğer açıklama ise Yaratılışdır. İşte bu iki açıklama dışında üçüncü bir açıklamanın yapılması sözkonusu değildir. Bu gerçeği artık bugün dünyanın en önde gelen evrimcileri de kabul ediyorlar ve bunu açıkça da ifade etmekteler.

    Douglas Futuyma bunlardan bir tanesi: Şunu söylüyor Futuyma:
    “Gerçekten de Futuyma’nın sözleri son derece önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Özellikle de altını çizerek işaretlediğimiz son bölümde şunu söylüyor Futuyma. Canlılığa bakalım, baktığımız zaman, eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde canlılığın bir anda karşımıza çıktığını görüyorsak işte o zaman canlılığın tesadüfen değil, yaratılmış olduğunu kabul etmemiz gerekir. İşte Futuyma Evrimci olmasına rağmen bu kabulu kendi ağzıyla ifade ediyor.

    Fosiller bize canlılığın birdenbire ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıktığını kesin olarak ispatlıyor. 3.5 milyar yıl önce ilk bakteri fosili yani ilk canlı hücresi ortya çıkyor. Bu bakteri hücresi bugünkü Leptolyngbya bakterisi ile tıpatıp aynı ve birden bire ortaya öıkmıyor. Ardından 525-543 milyon yıl önce Kambriyen dçneminde 50 tane filum yani temel canlı grubu birdenbire hiçbir atası olmadan solungaç, göz kan dolaşımı gibi son derece kompleks sistemlere birdenbire ortaya çıkyorlar ve yüzmilyonlarca yıl hiç değişmiyorlar. Günümüzde filumlar 35 tane yazş azalış olarak var. Bunu tüm evrimciler de kabul ediyor.
    Yani Futuymanın ne dediğini hatırlayalım. Baktığımız zaman, eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde canlılığın bir anda karşımıza çıktığını görüyorsak işte o zaman canlılığın tesadüfen değil, yaratılmış olduğunu kabul etmemiz gerekir diyor Futuyma. İşte canlılık Yaratıldı. Yaratıcı da Allah’tır. Bu çok açık bir gerçek..

  17. Ahmet Yener diyor ki:

    Futyma’nın alıntısını eksik yukarda alınıtısı şu şekilde:

    “canlılar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır ya da kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir”
    Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197

    Ya da yazı eksiksiz olarak tekrar aşağıda:
    Birisi demişki evrim yoksa bu yaratıldığımızn nasıl ispatı olabilir??

    Şöyle olur:

    Birincisi canlılıkla ilgili yapılabilecek açıklamaları bilmekte yarar var.
    Canlılığın nasıl ortaya çıktığı konusunda yalnızca iki tane açıklama sözkonusu olabilir.

    Bunlardan bir tanesi Evrim teorisidir. Evrim teorisi canlılığın tesadüfen başladığını ve etrafımızda gördüğümüz bütün canlı türlerinin tesadüflerin ürünü olduklarını iddia eder.

    Canlılıkla ilgili yapılabilecek diğer açıklama ise Yaratılışdır. İşte bu iki açıklama dışında üçüncü bir açıklamanın yapılması sözkonusu değildir. Bu gerçeği artık bugün dünyanın en önde gelen evrimcileri de kabul ediyorlar ve bunu açıkça da ifade etmekteler.

    Douglas Futuyma bunlardan bir tanesi: Şunu söylüyor Futuyma:
    “canlılar dünya üzerinde ya tamamen mükemmel ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıkmışlardır ya da kendilerinden önce var olan bazı canlı türlerinden evrimleşerek meydana gelmişlerdir. Eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde ortaya çıkmışlarsa, o halde üstün bir akıl tarafından yaratılmış olmaları gerekir”
    Douglas J. Futuyma, Science on Trial, New York: Pantheon Books, 1983. s. 197

    Gerçekten de Futuyma’nın sözleri son derece önemli bir gerçeği ortaya koyuyor. Canlılığa bakalım, baktığımız zaman, eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde canlılığın bir anda karşımıza çıktığını görüyorsak işte o zaman canlılığın tesadüfen değil, yaratılmış olduğunu kabul etmemiz gerekir. İşte Futuyma Evrimci olmasına rağmen bu kabulu kendi ağzıyla ifade ediyor.

    Fosiller bize canlılığın birdenbire ve eksiksiz bir biçimde ortaya çıktığını kesin olarak ispatlıyor. 3.5 milyar yıl önce ilk bakteri fosili yani ilk canlı hücresi ortya çıkyor. Bu bakteri hücresi bugünkü Leptolyngbya bakterisi ile tıpatıp aynı ve birden bire ortaya öıkmıyor. Ardından 525-543 milyon yıl önce Kambriyen dçneminde 50 tane filum yani temel canlı grubu birdenbire hiçbir atası olmadan solungaç, göz kan dolaşımı gibi son derece kompleks sistemlere birdenbire ortaya çıkyorlar ve yüzmilyonlarca yıl hiç değişmiyorlar. Günümüzde filumlar 35 tane yazş azalış olarak var. Bunu tüm evrimciler de kabul ediyor.
    Yani Futuymanın ne dediğini hatırlayalım. Baktığımız zaman, eğer eksiksiz ve mükemmel bir biçimde canlılığın bir anda karşımıza çıktığını görüyorsak işte o zaman canlılığın tesadüfen değil, yaratılmış olduğunu kabul etmemiz gerekir diyor Futuyma. İşte canlılık Yaratıldı. Yaratıcı da Allah’tır. Bu çok açık bir gerçek..

  18. Hancerlioğlu diyor ki:

    Birincisi canlılıkla ilgili yapılabilecek açıklamaları bilmekte yarar var.
    Canlılığın nasıl ortaya çıktığı konusunda yalnızca iki tane açıklama sözkonusu olabilir.

    Böyle birşeyi iddia edemeyiz. Aklınıza sadece 2,3,5 açıklama gelebiliyor olması, sadece 2,3,5 açıklamanın olabileceği anlamına gelmez! Senin bilmediğin açıklamalar da olabilir. Tüm alternatif açıklamalar önümüzde duruyor olsaydı çok komik olurdu herhalde, açıklama üretmek için bilimsel yönteme gerek kalmazdı. Yani sizlerin bilimsel tembelliğe bahane olarak öne sürdüğünüz kısayolculuğunuzun hiçbir geçerliliği yoktur.

    Lamarkizm bir örnektir konumuz bağlamında. Onu evrim teorisi çürüttü, fakat evrim çürük ise, onun çürük olup olmadığını da bilmiyoruz demektir değil mi?

    Yada varyasyon ve doğal seçilime dayanmayıp başka mekanizmalar üzerinde gelişen bir alternatif evrimleşme/türleşme de olabilir. Bunun olup olmadığını bilemezsiniz.(çok fazla zorlanmadan, bilimsel açıdan yaratılışdan daha sağlam, evrim teorisinden daha zayıf(herhalde yani) hipotez ve teoriler kurabilirim)

    Sonuç nedir peki? Tembellik yapmadan, bilimsel literatürü zorlayıcı bir şekilde evirip çevirmeden kendi görüşlerinize özgün bilimsel çalışmalar vasıtasıyla destek bulacaksınız.

    Sen haksızsın, o halde benim görüşüm doğrudur, ne ala mualla.

  19. Editör diyor ki:

    Sevgili Arkadaşlar,

    Lütfen yazının konusuyla ilgisi olmayan ve başka sitelerde kopyala yapıştır yapmak suretiyle aktarılan mesajlar yazmamaya dikkat edelim. Hem konunun dağılmasına ve bütünlüğün oluşmamasına hem de görüntü kirliliğine ne neden oluyor bu tip davranışlar. Anlayışınız için şimdiden teşekkürler.

  20. Mualla diyor ki:

    .(çok fazla zorlanmadan, bilimsel açıdan yaratılışdan daha sağlam, evrim teorisinden daha zayıf(herhalde yani) hipotez ve teoriler kurabilirim)

    Bence bu hipotez ve teorilerinizi bizimle paylaşın. Belki farkında değilsinizdir. Bilim tarihinde çığır açabilirsiniz. Lütfen bize çalışkanlık ve üretkenlik nasıl olur gösterin.

    Varyasyon ve doğal seçilime dayanan evrim teorisinin karşıtı “şipşak yaratılış” olmak zorunda değildir zaten. Bunun böyle olduğunu söyleyen, gündeme getirenler de darwinizm karşıtlarıdır. Bknz Önden yüklemeli evrim(akıllı tasarım).

  21. Hançerlioğlu diyor ki:

    Mualla hanım,
    Dikkat ederseniz Evrim Teorisinden daha zayıf dedim! Eğer aksini öne sürüyor olsaydım ancak o zaman çığır açıcı bir iddia dan bahsedilebilirdi. Ben 1 yada 2 den fazla hipotezin/teorinin olabileceğini, sayıya ilişkin bir sınırlandırmadan yola çıkıp teori elemekle kendi teorilerimizi haklı çıkarmış olmayacağımızı anlatmaya çalıştım. Böyle bir yaklaşım ancak tembelliktir, bilimsel bir yaklaşım olmaktan da uzaktır.

    Bilimsel verileri Evrim Teorisinden daha iyi açıklayan bir teorinin varlığını da yadsıyamayız elbette, fakat şu an mevcut bilgi dağını en iyi açıklayan teori, halihazırda tüm dünya bilimince kabul edilen Evrim Teorisidir. Yeni bilgiler karşısında teori değişikliğe uğrayıp, değişip gelişebilir (hipotez çevrimine) ve gelişiyorda; yada yeni bilgiler Evrim Teorisini geliştirmekle açıklanamayıp yepyeni bir teori de gelişebilir (bana göre çok zor bir ihtimal, ET nin gelişmesi muhtemelen görülecek olandır).

    Akıllı Tasarım hipotezi ise tekbir çevrim geçirememiştir, bilimsel bir teori olmaktan ne kadar uzak olunabiliyorsa bu görüş de o kadar uzaktır. Aksi halde alternatif bir bilim olarak şimdiye kadar tonlarca araştırma ile meyve verebilirdi bu görüşü destekleyenler aracılığı ile. Discovery Enstitüsü, sermaye sağlayan dini cemaatler yardımıyla yada çeşitli din temelli üniversitelerde bu araştırmalar çoktan ortaya çıkmış olmalıydı. Faydasından ötürü ise (doğru bilgi faydalıdır) teknoloji ve endüstriye eklemlenmeler gözleyebiliyor olmamız gerekirdi bu zamana kadar. Böyle birşey görmüyoruz, fikir ise eski bir fikirdir ve çoktan çürütülmüştür. Önden yada arkadan olması birşeyi değiştirmiyor.

    Bu arada, alternatif hipotezimi gerçekten merak ediyorsanız bana birkaç gün müsaade edin, üzerinde çalışıp yaratılıştan çok daha iyi bir hipotez/teori ortaya çıkartalım. Hatta siz itiraz edin, bende teorimi modifiye etmeye çalışayım vereceğiniz bilgilerle. Ama şimdiden uyarayım, Evrim Teorisinden daha açıklayıcı bir teori olmayacaktır bu.

    Neyse, sözün özü (tekrar): “Senin teorin doğru değil, o halde benim teorim doğrudur” gibi geçerli bir yöntem yok, diğer arkadaşlara tekrar duyurulur.

  22. hale batulu diyor ki:

    turandursun sitesinden yazı okumak istersek, siteye bağlanıp okuruz.

    burada alıntılarını yayınlamanın bir anlamı olduğunu düşünmüyorum.

    Kendisi eski bir din adamı olduğu ve hiçbir bilimsel eğitimi olmadığı, genetik mühendisliği de okumadığı için konuyla ilgili yaptığı yorumları bilimsel ya da kıymete değer bulamadım.

    da vinci, harun yahya’ya yönelik düşmanlığını turandursun ile bastırmaya çalışman bence bilim dışı ve konunun özüyle tamamen ilgisiz.

    o bu ne düşünüyor yerine, kendini ifade edebilecek fikirlerin olduğunu görmek isterdim.

    başka birinin tesiri altındaki herhangi biri değil, kendi fikirlerini ifade eden kendi bilimsel fikri olan biri olarak değerlendirip yazılarını okumaya devam ederdim.

    Ancak komik şahsiyetlerin bilimsel değeri olmayan yazılarını yayınlayan ve onlardan aldığın akıl dışında evrimi savunmaya gücü yetmeyecek biri olduğunu görmek doğrusu üzdü.

    bu zayıf safları bırakıp kendi fikirlerini yazmanı temenni ederim.

    diğer türlü verdiğin izlenim şu: bozacının şaidi şıracı

  23. Da Vinci diyor ki:

    @hale batulu

    Yazının Turan Dursun’la bir ilgisi yok. Yazıyı ben turandursun.com’daki köşem için yazdım. Burada yayımlarken de onu belirttim. Yoksa yazının Turan Dursun tarafından yazıldığı falan yok. Böyle birşeyi nerden çıkardın, nasıl uydurdun hiç anlamadım. Zaten böyle birşey olsaydı, yazarın Turan Dursun olduğunu açıkça belirtirdim. Ayrıca 1990 yılında katledilmiş bir insan nasıl olur da Harun Yahya’nın evrim karşıtı yazılarıyla ilgili eleştiriler yazmış olabilir. Harun Yahya’nın evrim karşıtlığı BAV’ın kuruluşu ve Amerikalı yaratılışıların bir konferans için 1992’de Türkiye’ye gelmesiyle başlamıştır.

    Bu arada “komik şahsiyetlerin bilimsel değeri olmayan yazıları” sözün gayet manidar olmuş. Güzel bir tabir. Tuttum :)

  24. Uluğ diyor ki:

    “M.Ali: Bilimsel olarak yaratılışçılık zehiri ile …”

    ….
    Dini metinleri yorumlamalardaki değişiklikler de edindiğimiz bilgilere paralel olmaktadır. Yeni veriler ışığında nasıl teorilerimizi değiştirmek doğal ise ve ayıplanmıyorsa dini yorumların değişmesi de ayıplanamaz. Bu tür yorum değişikliklerini “bilim, dini alt etti” şeklinde yorumlayanlar bunu ya kasti yapıyorlar ya da ne dini ne de bilimi anlamamış insanlardır.
    ….

    @Mehmet Ali,
    Kitap yazma becerisinden bile yoksun(!) aynı güç, yine aynı sürenin (Al-i imran) 7. ayetinde der ki:

    Kitab’ı sana indiren O’dur. Onun bir kısmı muhkem (hüküm ihtiva eden, mânâsı açık olan) âyetlerdir, onlar Kitab’ın esasıdır ve diğerleri, muteşâbihtir (yoruma açık âyetlerdir). Fakat kalplerinde eğrilik (bâtıla meyil) bulunanlar, bu sebeble muteşâbih olanlara (yorum gerektirenlere) tâbî olurlar. Ondan fitne çıkarmak için, onun te’vilini (yorumunu) yapmak isterler. Ve onun te’vilini Allah’dan başka kimse bilmez ve ilimde rusuh sahipleri ise: “Biz O’na îmân ettik, hepsi Rabbimizin katındandır” derler, onlar da tezekkür edemezler, sadece Ulûl’elbab (daimi zikrin ve sırların sahipleri) (tezekkür edebilir).

    Evrenin yaratılışı ve insanın yaratılışı ile ilgili ayetlerdeki bir çok ifade, Kuran temelde bir bilim kitabı olmadığına göre, müteşabih kısma tekabül eder/edebilir. İsa da hemencecik “oluver”memiştir. Annesinin karnında 9 ay beklemiş yani temel doğum sürecini aşama aşama yaşamıştır. Evet Hz. İsa’nın bir doğumla dünyaya geldiği yine Kuran’da anlatılır. Öyleyse İsa da hemencecik oluvermemişken insanın yaratılışının bir anda olduğunu düşündüren nedir?

    “Toprak” ifadesinin bir metafor, sembolik bir tabir olmadığını nerden biliyoruz? Gerçeği bir şekilde sembolize eden, aslında insanı oluşturan materyalin ne olduğuna gönderme yapan sembolik bir anlatı olmadığını nerden biliyoruz?

    Allah’ın Kuran’da dediği şey bellidir:
    Ne oluyor bitiyorsa benim kontrolümde, benim bilgim dahilinde, benim istememle, benim izin vermemle olmaktadır.Kuran’a göre bir yaprağın düşüşü dahi Allah’ın izniyle, bilgisi dahilinde, kontrolünde olmaktadır. Ama yaprağın düşüşü hadisesinde bunu biz gözlemleyemeyiz. İnsan’ın yaratılışı dahi böyle olabilir. Yani varyasyon-seleksiyon temelli bir süreç dahi Kuran’a ters değildir. Bu sürecin Kuran’a ters olmaması bu süreci otomatikman doğru yapmaz.

    Benim gibi pek çok müslümanın evrim teorisine karşı çıkma sebebi dinsel metinlerle (olduğu iddia edilen) uyumsuzluk değildir. Bu yüzden apaçık bir gerçeği inkar ettiğimiz iddiaları doğru değildir. Bizim evrim karşısındaki rahatlığımızın kökeninde “materyalist bir evrime” muhtaç olmaMAmız yatmaktadır. Bu yüzden her açıklamaya balıklama atlamıyoruz:-)

  25. fuatogl diyor ki:

    Ulug,
    Hic polemik yapmadan; sizin anlayisiniza gore materyalist olmayan bir aciklamaya ornek verebilirmisiniz? “Materyalist evrim” taniminizdaki “materyalizm”, size gore neden baska bilimlerde yok? Ornegin Elektron teorisi yada Kuantum fizigi hangi olcute gore neden materyalist degildir fakat ayni olcute gore Evrim teorisi materyalisttir? (Sorumu cevaplamak istemiyorsan, kisaca cevaplamak istemedigini yazabilirsin!)

  26. Uluğ diyor ki:

    Fuatogl,

    “Materyalist evrim” dediğim ölçüte göre bütün bahsettiğin teoriler de materyalisttir. Bilimdeki pozitivist, materyalist, naturalist açıklama biçimi beni rahatsız etmiyor. Yaprağın düşmesi bilimsel olarak basitce şöyle açıklanır:

    “Rüzgar eser. Yaprak dalindan kopar. Yer de çektiği için yaprak düşer.”

    Bu açıklamada herhangi bir metafizik olguya işaret yok, olmasına da gerek yok. Bu açıklama materyalist(naturalist mi demeli) bir açıklamadır. Bunu teistik bakış açısı ile yorumlamak mümkün. Fakat, bu kısım işin felsefe boyutu.

    Varyasyon-seleksiyon merkezli evrim de diğer bütün bilimsel yaklaşımlar gibi materyalist bir açıklamadır. Materyalist evrim derken bunu kastediyorum. Bu çeşit evrime alternatif başka görüşler de var, kabaca yaratılışcılık ve akıllı tasarım olarak ifade ettiğimiz. “Materyalist evrim” ifadesini akıllı tasarımvari bir evrim anlayışından ayırdetmek için kullanıyorum. Bunu daha önce belirttim.

    Önden yüklemeli evrim dediğimizde burda yaprağın düşmesinden farklı olarak metafizik olguya bir işaret var. Kim yükledi? Nasıl yüklendi? Ben de bir teist olarak konumum gereği bu tür alternatif açıklamaların da olabileceğini kabul ediyorum. Kendimi varyasyon-seleksiyon merkezli bir evrim anlayışına mecbur hissetmiyorum. Daha da ötesi, defalarca ifade ettiğim gibi, bu varyasyon-seleksiyon merkezli açıklamaların iddia ettiği şeyi açıklayamadığını düşünüyorum…

    Umarım açıklayıcı olmuştur.

  27. Scientific Turkey diyor ki:

    Elektron teorisi ve parçacık fiziği zaten maddenin aslında var olmadığıyla bilimsel olarak ilgilinen konular…

    atomun ve atom altı parçacıkların boş olduğunu söyleyen ve bunu ilk öne süren konular bunlar

    evrim teorisi ise, canlılığın cansız bir “madde”den evrimleştiğini öne sürer. Maddenin varlığını kabul eder ve yaşamı maddeye dayalı açıklamaya çalışır.

    pek çok evrimcinin, big bang den, kuantum dan nefret etmesinin ve bir türlü benimseyememesinin nedeni de budur zaten.

    bir şeyin yoktan var olabildiğini düşünmek istememeleri…

  28. merdan diyor ki:

    “pek çok evrimcinin, big bang den, kuantum dan nefret etmesinin ve bir türlü benimseyememesinin nedeni de budur zaten. ”

    Yok artık!.. :)

  29. fuatogl diyor ki:

    @(Pseudo) Scientific Turkey,
    Ne elektron teorisi, nede Kuantum teorisi maddenin aslinda var olmadigini gostermiyor, oyle bir aciklamasi da yok. Elektron ve cekirdek arasinda atomun hacmine yakin bir boslugun olmasi atomun olmadigi anlamina gelmiyor, kimse de boyle birsey iddia etmiyor. Yani atomun bos oldugu meselesi ile maddenin aslinda varolmadigi arasinda hicbir bag yok, bilim dunyasinda savunulmasini birakin. Hem madde yok ise parcaciklar icin neden buyuk butceli devasa deneyler yapiyorlar, parcacik denilen sey nedir?

    evrim teorisi ise, canlılığın cansız bir “madde”den evrimleştiğini öne sürer. Maddenin varlığını kabul eder ve yaşamı maddeye dayalı açıklamaya çalışır.

    Evrim teorisi oyle birseyi one surmez, fakat karsi da cikmaz. Evrim teorisi canliligin cesitliligi icin getirilen dogal ve bilimsel bir aciklamadir. Maddenin varligi ise sadece Evrim teorisinin degil genel olarak tum bilimlerin kabul ettigi birsey. Maddeyi/atom alti parcaciklari reddetmek demek, kutleyi reddetmek demektir. Bunu iddia eden bilimsel bir teori, yaklasim, disiplin, ben daha duymadim.

    pek çok evrimcinin, big bang den, kuantum dan nefret etmesinin ve bir türlü benimseyememesinin nedeni de budur zaten.

    Bu teorilere iliskin evrimcilerin hicbir ozel tavri oldugunu zannetmiyorum. Unutmayin, Evrim teorisi bilimin neredeyse tum kesimleri tarafindan kabul edilir, Stephen Hawkings den Craig Venter e kadar cesitli disiplinlerden insanlar olarak. Bu bahsettiginiz teoriler en az Evrim teorisi kadar bilimseldir, dogal aciklamacidir, naturalisttir, yani bilimsel yonteme gore, materyalist metodolojiye gore gelistirilmistir. Hepsi ayni paradigmanin degisik alanlarda uygulanmasindan ibarettir. Tamda boyle oldugu icin, bilim dunyasinda bir mason isgali varmis gibi zorlama/absurd aciklamalara basvurmak zorunda kaliyorsunuz.

    Kisacasi, bilimi butunuyle yanlis bir sekilde temsil etmeye calisiyorsunuz.

  30. Scientific Turkey diyor ki:

    fuatogl,

    Büyüklerinize özenerek ilginç benzetmeler yapmakla evrim teorisinin bilimsel yetersizliği konusundaki aczinizi göstermiş oluyorsunuz.

    Bu nedenle, bu tür lakaplara devam etmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. :) Umarım beni kırmaz ve yanıltmazsınız. Hatta daha da geliştirirsiniz :)

    Şu an Cern’de yapılmaya çalışılan şey nedir, yukarıda uzun uzadıya anlattığınızı değerlendirmeye almadan önce bunu bir sorun kendinize.

    Madde, Big Bang’in ortaya çıkmasıyla başlar. Big Bang’den önce zaten madde diye bir kavram yoktur. Bugün de bilim adamları maddenin olmadığını Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ile gözlemlemişlerdir. Bu ilkeye göre, madde sadece siz ona baktığınızda vardır. Bakmıyorken de, yanlızca bir dalgadır. Bir enerjidir.

    Sizin var dediğiniz kütle, siz maddeyi ölçümlemeye kalktığınız için var. Gözlemlemez ya da ölçmezseniz, orada olmadığını göreceksinizdir.

    Siz biraz daha naif bir yorumcu olduğunuz için, yaptığınız alaycı açıklamaları entellektüelliğe olan özleminize yoruyorum.

    Yoksa, herhangi bir kişiye aciz kimseler gibi hakaret etmeye çalışacağınızı düşünmek istemem.

    Yakışık almayacaktır.

    Bu nedenle size yanlızca selamlarımı sunarım.

    Kolay gelsin

  31. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Sizin var dediğiniz kütle, siz maddeyi ölçümlemeye kalktığınız için var. Gözlemlemez ya da ölçmezseniz, orada olmadığını göreceksinizdir.”

    Scientific Turkey,
    yukarıda söylediğinize katılmıyorum.diğer bir arkadaşın yaptığı gibi benmerkezli yaklaşıyorsunuz olaya.farzedelim Dünya diye bir gezegen yok.insan algısı yok.ölçüm felan yok.güneş sistemi duruyor mu,duruyor.samanyolu duruyor mu,duruyor.

    geçmişte dar bir bakış açısıyla-da vinci’ye selam-sabitelerin olduğunu düşünüyordum.ancak herşey bir dönüşüm içinde.bigbang’den bu yana.bir başlangış var,süreç ilerliyor,enerji maddeye dönüşüyor.elbette sonu da olacak. madde var,ve madde enerjinin dönüşmüş halidir.hayal felan değil.görebildikleriniz,algılayabildikleriniz dışında daha fazla gerçeklik arıyorsanız,gerçeği orada da bulamazsınız.çünkü tanrı her canlının kendi programına göre size bir hayal dünyası sunacak…

  32. Scientific Turkey diyor ki:

    Sayın Bigalığlu,

    Bunu ben anlatmıyorum. Ya da kendi fikrim değil.

    Bilim ve deneyle gözlemlenen bir veri. Ben sadece iletiyorum.

    Heisenberg’in belirsizlik ilkesi olarak araştırabilirsiniz.

    Deney videolarla da gösteriliyor.

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    Heisenberg diyor ki: düşünün ki bir atoma bakmak istiyorsunuz. Bunun için atom düzeylerinde nesneleri görebileceğiniz bir mikroskoba ihtiyacınız var. Diyelim ki böyle bir mikroskop yaptık ve atom mikroskobun merceği altında duruyor. Görmemiz için bu atoma dışardan bir foton gelmesi lazım, atoma çarpıp yansıdıktan sonra mercek aracılığı ile gözlemcinin gözüne gidecektir. Böylece gözlemci atomu görecek. Fakat! Burada çok önemli bir detay var. Burada atoma çarpan fotonun taşıdığı enerji, bir atomun son yörüngesinden bir elektron koparmak için gerekli enerjinin kat be kat fazlasıdır. Böylece foton gözlemcinin gözüne ulaştığında atom artık eski bulunduğu yerde durmamaktadır. Deney burada biter.

    #yukarıda yazılanlar maddenin olmadığı anlamına gelmez.#

  34. fuatogl diyor ki:

    Şu an Cern’de yapılmaya çalışılan şey nedir

    Yapacaklari deneylerin amaci cok acik. Atmosferimizin yuzeyinde her an gerceklesen yuksek enerjili parcacik carpismalarini kontrollu bir ortamda tekrar etmeye calisiyorlar. Farkli arastirma gruplarina gore birden fazla amaci var deneyin ve detektorlerin. Standard modelin ongordugu Higgs bozonunun tespit edilmesi, sicim teorisinin ongordugu super-simetriyi gozlemleyebilmek, kimileri daha egzotik hipotezlerine destek veren veriler arayacak vs.vs. Maddenin yok oldugunu filan gostermeye calismiyorlar.

    Bugün de bilim adamları maddenin olmadığını Heisenberg’in belirsizlik ilkesi ile gözlemlemişlerdir. Bu ilkeye göre, madde sadece siz ona baktığınızda vardır. Bakmıyorken de, yanlızca bir dalgadır. Bir enerjidir.

    Cok merak ettim, kimmis bu bilimciler? Ve maddenin olmadigi nasil gozlemleniyor!?!? Nasil birseydir bu yahu?
    Belirsizlik ilkesi “belirsizligi” ifade eder, en onemlisi; konum ve momentum un es zamanli olarak kesin bir bicimde olculemeyecegini soyler. Maddenin olmadigini degil. Sizin gorusleriniz tamda fizikcilerin sikayet ettigi new-age sacmaliklar sinifina giriyor, modern fizik sinifina degil. Ve madde sadece siz ona baktiginizda var degildir, yani bakmakla yaratilmiyor. Gozlemci ile gozlenenin belirli bir korelasyona girmesi ayri, gozlemcinin gozleneni yaratmasi ayri birseydir. Bakmak ile, gozlemci acisindan bir olasilik bulutu / dalga fonksiyonunun indirgenmesi/cokmesi soz konusu. Bunun da degisik yorumlari var fizikciler arasinda; fakat maddenin, atomlarin, parcaciklarin, kutlenin var olmadigi gibi seyler degildir bunlar. Sizin savunduklariniz su “Secret” denen hokkabazlarin savunduklari seylerdir, bilimin degil.

    Madde, Big Bang’in ortaya çıkmasıyla başlar. Big Bang’den önce zaten madde diye bir kavram yoktur.

    Ne demektir simdi bu? Kavram zaten soyut zihinsel bir yapi, birseyden once sonra orada burada var olmaz. Fizige ayrintili bir sekilde baktigimizda ise Big-Bang in oncesinin ne anlama geldigini, kendisinin tam olus anini vs. tespit edecek durumda degiliz henuz! Bu arada, bizler bu bilimsel teorilerden rahatsiz degiliz, sadece oldugundan farkli bir sekilde temsil edilmesinden rahatsiz olabiliriz ancak.

    Siz biraz daha naif bir yorumcu olduğunuz için, yaptığınız alaycı açıklamaları entellektüelliğe olan özleminize yoruyorum.

    Daha neler. Bence benim entellektuelligimden bahsedeciginize, kendinizi dongu icersinde tekrarlamadan yazilan seylerle dogru duzgun yuzlesip cevap gelistirmeye, yani yazdiklarinizi savunmaya calisin. Yorumumda nelerden bahsetmisim bir bakin. Verilmesi gereken cevap (eger var ise) aciktir, fakat siz tekrar etmekten baska birsey yapmiyorsunuz.

  35. muratS diyor ki:

    Ne yazık ki ilk faul çok erken geliyor. Başlıkta “maymun genomu” diye bir kavram var ve fena halde sırıtıyor. Maymun genomu diye birşey yoktur. Genomu olan şeyler canlılardır ve maymun diye bir tür yoktur. Bu nedenle maymun genomu denilebilecek bir genom yoktur.////////

    adamın kastettiği şey açıkça şempanze genomuyken ve seninde bunu anlamana rağmen birde yukarıdaki şekilde eleştirmen hani o sıklıkla çarpıtıyorlar çarpıtıyorlar deyip durmanla tammkorelasyon içine girmiş yani kısaca ayıp be kardeşim….

    //////7Evrimin çok sağlam birçok delili olduğunu ve evrimin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda bilim dünyasında hiçbir tartışma olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.//////7

    evrİm hakkında hiçbir tartışma yok çünkü hiçbir tartışmayı kabuletmiyorlar şimdi tutupda bunu iman tazeler gibi yazıp durmanında sadece senin imanına katkısı olacağı çok açık yoksa birileri ezbere birşeyi kabul ediyor ve daha sonra ona uygun açıklamalar yapmaya çalışıyor diye bu o görüşün doğru olduğunu değil sadedce o görüşün birçok şeye rağmen ayakta tuutlmaya çalışıldığını gösterir

    şu gösterdiklerimden sonra uzun uzun kalan kısımları eleştirmeye gerek yok bence

  36. Da Vinci diyor ki:

    @muratS,

    Şempanze yazmak zor gelmiş heralde. Kırk yıllık şempanzeye maymun demek ayıp değil de benim yaptığım mı ayıp?

    Kütle çekiminin olup olmadığıyla ilgili bilmi dünyasında bir tartışma var mı? Yok. Neden acaba?

    Elmanın yere düşüyor olması kütlelerin birbirini çektiğini değil de kozmik iticinin elmayı ittiğini gösteriyor da olabilir aslında, değil mi? Böyle saçma örneklerle kütle çekimini ayakta tutmaya çalışmak çok ayıp. Açın kozmik iticinin önünü. Ne o öyle kütle çekimi falan. Kozmik itici varken ne gerek var öyle kütle çekimi gibi zırva görüşlere. Açın gözünüzü biraz.

  37. muratS diyor ki:

    olay şempanze yazıp yazmamasının hatalı olup olmaması değil senin bilinçaltındaki eleştri kültürü aslında daha doğrusu eleştirememe kültürü ben tutupda uzun uzadıya eleştirdiğin şeylerin aslında ne kadar boş şeyler olduğunu gösteriyorum şempanze dememişde maymun demiş wayyy yalancı sahtekar alıntı hırsızı çarpıtma manyağı harun yahya………

    şimdi bir tartılşmaya girmeyceğim ama kütle çekimi kanunu ile evrim teorisi gibi muğlak, hayali evrimleştirme mekanizmları üzerinde hala tartışmalar süren, moleküler karşılaştırmalardan gelen kanıtlar haricinde (ki bu kanıtları çok kolay bir şekilde her yöne çekebilirsiniz) haricinde oldukça sıkıntılı bir konu ile kütle çekimi arasında bağlantı kurmakta tamda bana isnat ettiğin gözü kapalılık olayının içinde senin ve dünya görüşü sana benzeyenlerin oduğunu gösteriyor

  38. Da Vinci diyor ki:

    @muratS

    Şempanze yerine maymun denmiş olması bilgisizliği gösteriyor. Yalancılık veya sahtekarlıkla hiçbir ilgisi yok. Zaten yazımda da böyle birşey söylemedim. Birileri tarafından evrim konusunda bir uzmanmış gibi görülen ve söyledikleri iman seviyesinde kabul gören birisinin aslında ne kadar bilgisiz olduğunu ortaya koyması açısından bunun önemli bir gösterge olduğunu düşünüyorum.

    Kütle çekimi ile evrim teorisini değil birazcık dikkatli okursan evrimi karşılaştırdığımı ve bir tuttuğumu görürsün. Evet kütle çekimi ile evrim bana göre bilimsel gerçeklik açısından farksızdır. Evrimin varlığı, kütle çekiminin varlığından daha az delile dayanmamaktadır. Bunun da dünya görüşüyle falan ilgili olmadığını dindar bir bilim insanı olan Francis Collins’ten yaptığım alıntıyla gösteriyorum. Sadece Collins değil, bu görüşü destekleyen çok fazla sayıda bilim insanı örnek gösterilebilir.

    Sorun sen ve senin gibi bilimsel verilerle dini inançları arasında uyumsuzluk olduğuna kendini katı bir şekilde ikna etmiş kişilerin, yanlışlığın kendi inançlarında olmasının mümkün olmadığı görüşünden yola çıkarak, bilimsel delillerin gerçekliğini kabullenmemek için debelenip durmalarından kaynaklanmaktadır.

  39. muratS diyor ki:

    ///Şempanze yerine maymun denmiş olması bilgisizliği gösteriyor.////

    Çocuk mu kandırıyorsun…. halk içinde bu teoriye maymundan gelme teorisi deniyor adamda tabiki bunu bu yüzden maymundan gelme şeklinde yorumluyor

    zaten bak senin alıntı yaptığın bir yerden örnek vermek gerekirse

    ////Gerçekte, zaman zaman gündeme gelen insan ve maymun genlerinin % 99 benzeştiği iddiası, yıllar önce üretilmiş propaganda amaçlı bir slogandır. Bu benzerlik iddiası insanda ve şempanzede bulunan 30-40 civarındaki temel proteindeki amino asit dizilimlerinin benzerliğinden yola çıkılarak yapılmış olağanüstü abartılı bir genellemedir. //

    yukarıdaki cümlenin başındada maymun kelimesini zikrediyor yani senin pencerenden zorlayarak bakarsak önce bilmiyormuş sonraki cümlede her ne olduysa öğrenmiş gibi izlenim elde ederiz ama daha sağduyulu gözünü nefret bürümemiş bir şekilde bakarsak adamın aslında maymun kelimesini direk bir bilgi ünlemi gibi değil bir çağırış şekli gibi kullandığını gayet rahat bir şekilde görebiliriz ama heyhat anlayana bunlar……

    bu arada seninle daha öncedende tartışmış ve aslında benim yönlendirilmiş veya önceden programlanmış bir evrimle sorunum olmadığını dile getirmiştim ve eminim bunları hatırlıyorsun (bu benim ortak atadan gelmeyi kabul ettiğimi göstermez) şimdi buna rağmen sen hala beni takındığım tutumdan farklı göstermeye çalışıyorsun, ben seni anladım davinci sen kendini yorma artık sıkıştınmı katı inançlarınız var bilmemneniz var bence o inancın en büyüğü sende var bunu bir kördüğüşüne çevirmeyi istemiyorum yapmak istediğim şeyi zaten yaptım ve bu mesajımlada pekiştirdim genel itibari ile eleştirilerin boş dostum neden boş olduğunuda gösterdim

  40. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Şempanze yerine maymun denmiş olması bilgisizliği gösteriyor. ”

    evet katılıyorum,şempanze farklı,maymun farklı,goril farklı,tüylü insan farklı.
    bunlar bilmiyorlar hocam bu işi.işin aslı şempanze de değil,goril goril.

    not:kafa buluyorum arkadaşlar.kusura bakmayın.muhabbet maymun-şempanze olunca daha ne yapılabilinir ki?

  41. muratS diyor ki:

    bigalıoğlu eğer okuduklarını anlaayabiliyorsan konunun maymun-şempanze gibi basit bir bağlamı olmadığını davincinin sanki çok büyük birşeymiş gibi gösterip eleştirdiği konunun aslında bir çarpıtma olduğunu gösteriyorum bunu önemsiz gibi görmek ilginç doğrusu bu arada olayın neresiyle kafa bulmaya çalıştığını açıklarsan sevinrim

  42. Bigalıoğlu diyor ki:

    muratS, sen yenisin tabii, anlayamadın olayı. Da Vinci’yi çoook eskiden beri tanırım. Böyle şeyler beklerim kendisinden, o bakımda yani. Biz bu konuları tartışa tartışa yalama olduk artık. O yüzden salıver çayıra, mevlam kayıra.

  43. sorgula diyor ki:

    Evrim ve Yaratışcılık tartışmasının zamanının geçtiğini düşünüyorum. Sorun benim için çözülmüştür. Evrim ve Yaratışçılık birbirini çürütemeyecek argümanlara sahiptir. Tanrının varlığı evrimi yadsımaz, evrimin varlığı da tanrının varlığını çürütemez. Bu tartışmanın arka planında ise politik nedenler yatmaktadır.

    Evrimciler için; darwinist evrim bir teoridir ve henüz kanun değildir. Bu yüzden bir kanunmuş gibi ele alınmamalıdır. Bilimsel bir hata yapılır ve yalancı konumuna düşülür, doğru sonuçlara ulaşılamaz ve bilimsel bilgi elde edilemez ve bu bakımdan yaratılışçılardan farklı bir konuma düşülemez. Zira Tanrının olmadığını kanıtlamak bilimin görevi değildir. Çünkü Tanrı diye bir “nesne” henüz bulunamadı.

    Yaratılışçılar için; Tanrıyı kanıtlamanız için bilimin nesnel bakışına ihtiyacınız var. O yüzden Tanrı vardır bir ifadenin kesin surette gerçek olduğunu iddia etmeniz, bilimsel nesnel bir bakış açısından doğrulanmadığı sürece sizi yalancı konumuna düşürecektir, ancak bu bir inanç sistemi derseniz ancak doğru bir konumda olabilirsiniz. Ayrıca Tanrı var ise bana nesnel olarak doğrudan gözlem ile göstermeniz gerekiyor.

    Gerçek sorun ise, bilimin hem Evrimciler, hem de Yaratılışçılar tarafından yanıltıcı bir şekilde kullanılmasıdır.

  44. yuksel unlu diyor ki:

    Gösterilemeyen ama var olan başka şeylerde vardır.Mesela duygu ve düşünceler gibi.
    Bakın kadın ve erkek bir birleri için düzenlenmiştir.Somut bir düzenlenme somut bir güç gerektirir.Bu gücü kabul etmek zorundayım.
    Bu somut meteryal gelişim anne çocuk ilişkisi ile ilahileştirilmiştir.
    Bunu kabul etmek gerek.

  45. mehmetşen diyor ki:

    Demişsiniz ki
    “Daha önce de ifade ettiğim gibi insanlarda yaklaşık 20 bin gen vardır ve bizi biz yapan şey bu genlerdir. Bu genlerin bütün DNA içinde kapladığı alan ise sadece %1.5 civarındadır. DNA’larımız hiçbir işe yaramayan, hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir.”
    Bakın bilmediğiniz , hiçbir işlevi veya görevi olmayan ve tamamen anlamsız büyük bir bölüm içerir dediğiniz DNA hakkında makale yazıyorsunuz .
    Bilmediğiniz anlamlandıramadığınız büyük bölüm bir gün anlamlandırıldığında Darwin diye bir kişi hiç yaşamamış gibi unutulacaktır .

  46. Suicide diyor ki:

    çok irdelemeye gerek bile yok. cladistic (kladistik) üzerine bilgisi olan ortalama her kişinin, ciddi biyoloji bilgisine bile sahip olmaksızın kavrayabilecek realitesi vardır evrim teorisinin. günümüz türleri, bilakis sınıflandırmada daha yakın olanların geçmişte yaşamış ortak atalarıda daha yakındır. örneğin tenyalar için ele alırsak, taenia cinsinden günümüzde saginata ve solium olmak üzere yaygın olarak bilinen iki tür tenya sözkonusu.. bu iki türün geçmişte yaşayan ortak ataları, cestodların daha önceki akrabaları ile ortakdır. bu soyağacı ilk canlıya kadar gider. keza, insanda primat takımına mensuptur. farkı, orman hayatından açık araziye geçişle birlikte medeniyete doğru evrilmesinde yatar. iki ayak üzerinde yürüme, kılların kaybolması, ellerin yalınlaşması, arka üyelerin ayak haline gelmesi, bacak kas ve kemiklerinin kollara göre daha güçlenip vücudu dik tutması, 3 boyutlu görüş alanı, agzın küçülmesi, kafatasının brakisefali özellik kazanması ve beyin hacminin büyümesi vs. gibi özellikler bu sürecin parçalarından bir kaçıdır. demek ki, insanda günümüzde yaşayan diğer primat türleri, bilhassa insansı maymunlarla yakın akraba olup, milyonlarca yıl önce yaşamış ortak ataları aynıdır. diğer bir değişle, insan ve maymun arasındaki fark zamanda geriye doğru gidildikçe silikleşir.

  47. suicide diyor ki:

    yazı genişletilebilir.

  48. Ate diyor ki:

    […] […]

Leave a Reply