BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Evrim Teorisi ve İnsanın Hayali Atası

insaninhayalievrimi
Canlılığın kör tesadüfler sonucu birbirinden evrimleşerek meydana geldiğini öne süren evrimciler, insan gibi kompleks bir mekanizmanın “kendiliğinden” evrimle var olduğunu iddia etmektedirler.

Bu, çok büyük bir aldatmacadan ibarettir.

İlkokul çağlarından itibaren, “insanın” maymuna benzer ilkel bir atası olduğu telkin edilmektedir.

Arkeolojik, paleontolojik ve antropolojik bulgular ise bunun tam tersini göstermektedir.

21. yüzyılda Darwin’in Evrim Teorisi kuramı bilim dünyası tarafından çok ağır darbeler almıştır. Evrimi kabul eden insanların sayısı hızla azalmaya başlamış, canlılardaki çeşitliliği ve ahengi açıklamada evrim teorisinin yetersizliğini dile getiren bilim adamları sayıca artmıştır.

İnsanın atasına ve bu yarı maymun- yarı insan ırklarının yaşadığı iddia edilen “Kabataş devri” ne ilişkin çok büyük bulgular elde edilmiş ve tarihin en büyük yalanı ortaya çıkmıştır.

SANAT VE ESTETİK, DARWİNİSTLERİN “İLKEL İNSAN” YALANINI ÇÜRÜTÜR

Günümüzde yapılan pek çok kazı ve araştırmada, Darwinistler tarafından ilkel insan olarak adlandırılan geçmiş medeniyetlere ait sanat ve estetik yönünden zengin pek çok kalıntı bulunmuştur.

Mağara duvarlarına çizilen resimler, geçmiş medeniyetlerde yaşamış insanların da muazzam bir sanat ve estetik anlayışına sahip olduklarını göstermiştir.

Resim ile uğraşmış herkes, boya yapmak için bir kimya bilgisi ve eğitim gerektiğini bilir. Üstelik kullanılan boyanın aradan binlerce yıl geçmesine rağmen kalıcılığını koruması da geçmişte yaşamış insanların ne denli üstün bir kimya bilgisine sahip olduklarının kanıtıdır.

Yapılan resimlerde, sadece malzeme yönünden bir zenginlik değil aynı zamanda da bir perspektif anlayışı hakimdir.

Anlamlı resimleri bir araya getirerek resmetmek ve bunu yaparken de ciddi bir kimya bilgisiyle üretilmiş boya tekniklerini kullanmak “akıl ve ruh sahibi” varlıklara işaret etmektedir.

Şüphesiz bu resimlerin, konuşmayı dahi bilmeyen maymunumsu varlıklar tarafından yapıldığını iddia etmek, günümüzdeki bir Picasso tablosuna bundan milyonlarca yıl sonra bakarak perspektif ve anatomi bilgisi olmayan ilkel varlıklar tarafından yapıldığını iddia etmek kadar gülünç olacaktır.

GEÇMİŞ MEDENİYETLERDEKİ ASTRONOMİ BİLGİSİNİ, EVRİM TEORİSİ AÇIKLAYAMAZ

Mağara duvarlarına yapılan binlerce yıllık resimler, geçmiş medeniyetlerin sadece kimya, sanat ve estetik bilgileri ile ilgili değil; astronomi bilgisine sahip olduklarını da ortaya koymaktadır.

16.500 yıllık Lascaux mağaralarında, astronomi haritaları bulunmuştur. Bu çizimlerde, yaz üçgeni yıldızları ve Pleidas yıldız kümesine ait haritalar yer almaktadır.

Elbette ki, daldan dala maymunlar gibi atlayarak gezen, konuşmayı dahi bilmeyen, yansıma sesler gibi ilkel sesleri ancak taklit edebilen, henüz dik yürümeyi dahi tam olarak çözememiş maymunumsu varlıkların, yürümeden koşmadan ve tüm diğer hayati faaliyetlerden önce astronomiyi sökmeleri ve tesadüfen yıldız haritaları çizmeyi keşfetmiş olmaları mümkün değildir.

Bu çizimlerin hepsi, bize geçmiş medeniyetlerde yaşayan insan ırklarının son derece gelişmiş ve ileri bir teknolojiye sahip olduklarını göstermekte ve Darwinizm’in insanlara yıllardır bir kandırmaca olarak sunduğu ilkel insan teorisini tamamen çöpe atmaktadır.

İLKEL İNSAN ALDATMACASI 400 BİN YILLIK MIZRAKLAR KARŞISINDA ÇARESİZDİR

Evrimciler, insanın 40 bin yıl önce avlanmaya ve av aletleri kullanmaya başladığını uzun yıllardır iddia etmektedir. İnsanın sözde atası masalını da, bu iddialarına dayandırmaktadır.

Bazı akademisyenler, bu hayali masala bir senaryo dahi yazmıştır. Maymun, bozkırlarda gezerken “dur iki ayağımın üzerine kalkayım da aslan filan geliyor mu daha iyi göreyim” diye düşünmüş ve iki ayağı üzerinde durmaya başlamıştır. Daha sonra da, “hayatta kalmak için dur ben avcı olayım en iyisi” diyerek alet geliştirmeye başlamıştır.

Televizyonlarda, konferanslarda ve hatta üniversitelerde bu senaryo, gözlemlenemiyor ve ispatlanamıyor olmasına karşın anlatılmakta ve hatta bazı hocalar tarafından canlandırma desteği de katılarak gerçekçi gösterilmeye çalışılmaktadır.

Bu senaryonun bilimsellikten uzak olduğu, elde edilen verilerle ortadadır. Bir tarafta 40 bin yıl önce avlanmaya başladığı iddia edilen hayali ilkel insan senaryoları, diğer tarafta da arkeolojik bulguların gün ışığına çıkardığı 400 bin yıllık mızraklar vardır.

Söz konusu mızraklarla ilgili Nature’da bir makalesi yayınlanan Robin Dennel’ın açıklamaları, bu mızrakların sadece insanın 400 bin yıl önce de avlandığının bilgisini doğrulamamış aynı zamanda da bir mızrak yapmak için kullanılan teknoloji ve tasarım bilgisinin ne denli önemli olduğuna da dikkat çekmiştir.

“Bu mızraklar, önemli bir zaman ve kabiliyet yatırımı –uygun ağacın seçilmesi, biçimin belirlenmesi ve en son aşamada gerekli şekillendirmenin tasarlanması. Diğer bir deyişle, bu insanlar gelişigüzel “beş dakikalık bir kültürle” yaşamıyorlardı. Daha ziyade, derin bir planlama, gelişmiş bir tasarım ve ahşabı şekillendirmek için sabır görüyoruz ve tüm bunlar, sadece modern insanlarda görebildiğimiz özellikler. “

17.000 YILLIK ÇÖMLEK, İNSANIN HAYALİ ATASINA İLİŞKİN İDDİALARIN SONU OLDU

Yakın tarihte pek çok bilim dergisiyle birlikte BBC NEWS gibi haber sitelerinde yayınlanan Çin’de Yuchanyan Mağarası’nda bulunan 17.000 yıllık çömlek ateş yakmayı henüz yeni yeni keşfeden insanların olması gereken dönemde yerleşik bir hayat yaşandığını ortaya koymuştur.

Çömlek yapmak, ciddi bir el ve göz kordinasyonu ile motor kas hakimiyetinin yanında, çömlekleri kullanacak yerleşik bir hayatın da delilidir. Yiyeceklerini hayvanlarla aynı şekilde tükettiğine inanılan hayali ataların, oturmuş bir kültürü oldukları ve aynı günümüz insanları gibi yiyeceklerini kaplarda saklayarak yiyen sosyokültürel bir kimlikleri olduğu bu bulguyla kesinleşmiş oldu.

Aynı mağarada bulunan, pirinç taneleri de, dönem insanlarının tarımla uğraştıklarını, toprak ve ürün işleme bilgisine hakim olduklarını da delillendirdi.

35.000 YILLIK FLÜTLER, BİRER TEKNOLOJİ HARİKASI

Bir varlığın enstrüman yapmak için, sanat sevgisi olmalıdır. Müzik, estetik ve sanat ruhuna hoş geliyor ve bundan zevk alıyor olmalıdır.

Ancak enstrüman yapmak, bir çubuk alıp üzerine rastgele delikler açmakla mümkün olmaz. Bir enstrümandan ses çıkartabilmek için, uygun malzeme seçilmeli ve seçilen malzeme yapılacak enstrümana göre şekillendirilmelidir.

Örneğin ses verebilecek bir flüt yapmak için, uygun ağaç ya da bitki seçilmeli ve seçilen malzemenin üzerinde her birinin arasındaki mesafe notasına göre eşit ya da daha kısa olacak şekilde delinmeli ve içi tamamen oyulmalıdır.

Her bir delikten bir nota çıkması ve çıkan notanın diğer notalardan farklı olduğunun farkına varılması, ciddi bir müzik kulağı ve nota bilgisi gerektirmektedir.

Bugün bile herhangi bir insan flüt yapamaz. Enstrüman yapan, bunun için doğru tasarım bilgisine sahip uzmanlarca enstrümanlar hazırlanır. Bu, kendi başına bir meslek sektörü haline gelmiştir.

İnsanın daha doğru düzgün konuşmayı bile bilmediğinin iddia edildiği bir dönemde, böyle enstrümanların bulunmuş olması evrim teorisi açısından büyük bir sıkıntıdır.

Konuşmayı bilmeyen, maymuna benzeyen, iki ayağının üzerinde zor duran, “unga bunga” ile anlaşan varlıkların müzik ve nota bilgisine sahip olduklarının ortaya çıkması, yıllardır propagandası yapılan aldatmacanın ne denli gülünç ve akıl dışı olduğu böylece ispatlanmıştır.

İLKEL MEDENİYETLER YALANI

Tarihin her döneminde, ileri teknoloji medeniyetler ile daha sınırlı koşullar altında yaşayan medeniyetler aynı anda var olmuştur.

Günümüz, bunun en canlı örneklerindendir. Wireless sistemlerin, 3G’li cep telefonlarının, mikrodalga fırınların, televizyonların ve bilgisayarların donatıldığı güvenlik kameralı sitelerde otururken; dünyanın pek çok yerinde binlerce – hatta milyonlarca – insan dağlarda, mağaralarda yaşamaktadır.

Afrika’daki pek çok kabile, bambu, yaprak gibi doğal malzemelerle yaptığı derme çatma evlerde yaşamlarını sürdürmekte, yapraklardan ve hayvan postlarından yapılmış kıyafetler giymektedir.

Milyonlarca yıl sonra yapılan bir kazı çalışmasında böyle bir kabileye ait bir fosil bulunduğunda, araştırmacıların “2000’li yıllarda insanlar son derece ilkel şartlarda yaşıyorlardı, boyunlarına avladıkları hayvanların dişlerini asıyorlardı. Astronomi ve kimya bilgileri yoktu” şeklinde yorum yapmaları ne kadar doğru olursa; geçmiş medeniyetlerle ilgili yapılan yorumlar da o denli doğru olur.

Nitekim, şu anki medeniyetimizin yok olması durumunda internet sistemlerimizden ya da telefon ağlarımızdan geriye hiçbir iz kalmayacak, ileri medeniyetlere kalıntı olarak bırakabileceğimiz çanak çömlek gibi nesneler dışında pek bir şey olmayacaktır.

Farklı insan ırkları, tarihin farklı dönemlerinde aynı anda yaşamıştır. Şu anda da günümüzde, birbirinden farklı insan ırkları aynı anda yaşamaktadırlar.

Örneğin, Afrikalıların vücut yapıları Avrupalılara kıyasla çok daha kaslı, iri ve uzundur. Kafa ve kemik yapıları, Avrupalılardan tamamen farklıdır. Aynı şekilde, Kızılderilililer, Pigmeler ve Aborjinler de şu anda yaşayan farklı insan ırklarındandır. Her birinin vücut yapısı, bizden çok farklıdır.

Pigmelere bakıp, “2000’li yıllarda insanlar çok kısaydı” demek ya da Afrikalılar’a bakarak “o dönemlerde insanların vücutları avcılık için çok uygundu, hayatlarını avlanarak geçirirlerdi” demek ne kadar doğruysa, geçmişle ilgili de genelleme yapmak o kadar doğrudur.

Mayalar ya da Mısırlılar gibi tıp, astronomi ve anatomi bilgisi son derece ileri medeniyetlerin var olduğu dönemde, daha kısa boylu ya da daha uzun boylu, kas ve kemik yapısı daha farklı insanlar aynı anda yaşamıştır. Bu, bir gerilik göstergesi değil; kültür zenginliğidir.

Stonehedge gibi tarihi yapıların, nasıl inşa edildiği bile bugünün mimari teknikleriyle açıklanamazken bu dev yapıtların ilkel insanlar tarafından yapılmış olduğunu iddia etmek tamamen bilimsellikten uzaktır.

EVRİMCİLERDEN İNSANIN HAYALİ ATASINA İLİŞKİN HAYALİ FOSİLLER

Basına sık sık “Atamız bulundu” başlıklı haberler yansımaktadır. Geçmişte yaşadığı iddia edilen –ancak hiçbir zaman var olmamış- yarı maymun yarı insan canlılara ait bir fosil bulup getiremeyen evrimciler, bugüne kadar fosillerle ilgili çeşitli sahtekarlıklar yapmıştırlar.

Ortaya koyacak bir fosil bulamayan evrimciler, buldukları bir dişi “işte atamızın dişi” diye akademik makalelere taşımış, tek bir dişten çoluğu, çocuğu, annesi, babasıyla tüm bir aileyi resmedecek kadar ileri gitmiş ancak daha sonra bu dişin “domuz dişi” çıkmasıyla hayal kırıklığına uğramışlardır.

Evrimcilerin uğradığı hayal kırıklığı yalnız bu değildir. Yeryüzünün altını üstüne getirip, tek bir tane bile insanın hayali atasına ilişkin fosil bulamayan evrimciler, bu kez “kendi fosilimizi kendimiz yapalım” diyerek kolları sıvamış, bir kazının etrafında zafer pozlarıyla hep beraber fotoğraf dahi çektirmişlerdir.

Söz konusu “hayali” fosil, dünyanın en popüler müzelerinde 20 yıl boyunca sergilenmiş, yüzlerce akademisyen üzerine tez yazmış, binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilmiştir. Daha sonra, fosillerin yaşını tespit etmede yeni bir sistem geliştirilmesi üzerine, bulunan kafa tasına yaş testi yapan bir bilim adamı fosilin çene kemiği ile kafatasının yaşlarının uyuşmadığını görmüş, insan kafatasına maymun alt çenesi eklenerek yapılmış sahte bir fosil olduğu ortaya çıkmıştır.

İnsanın hayali atasına ilişkin tek bir tane fosil bulamayan evrimciler, büyük bir çaresizlik içine düşmüş ve soyu tükenmiş maymun türlerini uzun yıllar insanın atası olarak göstermeye çalışmıştırlar.

Sansasyonu en çok yapılan, en popüler sahte fosillerden biri de Lucy’dir. Evrimciler, soyu tükenmiş bir maymun türü olan Lucy’nin insanın atası olduğuna o denli ikna olmuşlardır ki, bulunduğu dönemde her dergiye kapak yapmaya çalışmıştırlar. Ancak daha sonra, Lucy’den daha eski ve tam insan özellikleri gösteren bir fosilin bulunmasıyla Lucy’nin insanın atası olma durumu da ortadan kalkmış ve evrimciler büyük bir hüsrana uğramıştır.

Yaşadıkları üzüntülü anı, Fransa’nın en önde gelen bilim dergilerinden Science Et Vie “Adieu Lucy” başlığı ile yayınlamıştır.

Evrimciler tarafından en son ortaya atılan sahte fosil de, Ida’dır. Soyu tükenmiş bir lemur türünü insanın hayali atası olarak yansıtmaya uğraşmış, büyük bir şenlikle dünyanın dört bir köşesinde kutlamalar yapmışlardır.

Kedi kadar bir lemurun, insanın atası olamayacağı zaten açıktır. Kafatası, uzun kuyruğu, çene ve diş kemikleri ile insana hiçbir benzerlik göstermemektedir.

Nitekim, bu canlının insanın hayali atası olamayacağı haberin çıkmasından iki ay sonra ortaya çıkmıştır. Pek çok yabancı bilim dergisi (bunların arasında Scientific American, New Scientist gibi dergiler de yer almaktadır), Temmuz ve Ağustos sayılarında Ida’nın soyu tükenmiş bir lemur türü olduğunu açıklamışlardır.

SONUÇ

Evrimciler tarafından, insanın hayali atasına ilişkin pek çok hayali fosil ortaya atılmıştır ve atılmaya da devam edecektir.

Bu ilkel insanların geçmişte hiçbir şekilde var olmadıklarına ilişkin, geçmiş medeniyetlerin geride bıraktıkları izleri bilmek son derece önemlidir.

Mağara duvarlarına yapılan resimler, oymalar, kabartmalar, kullanılan boyalar, teknikler, mimari ve astronomi bilgileri bizlere sözde ilkel olduğu iddia edilen geçmiş medeniyetlerin bizden farklı olmadığı ve son derece gelişmiş teknolojik imkanlara sahip olduğunu göstermektedir.

Evrim teorisi için bu çok büyük bir darbedir. Çünkü, arkeolojik araştırmalarda her gün geçmiş medeniyetlere ait yeni bir iz, yeni bir kalıntı bulunmaktadır. Evrimciler tarafından öne sürülen sahte fosiller ve hayali çizimler (rekonstrüksiyonlar), iki yüz milyon fosil ve yüz binlerce arkeolojik kazı karşısında tamamen çaresizdirler.

Evrim teorisi, 200 yıldır delili olmadan ayakta durmaya çırpınmış bir teoridir. Çırpınmaya da devam edecektir.

Yararlanılan Kaynaklar:

· Robin Dennell, “The World’s Oldest Spears”, Nature 385, Feb. 27, 1997, sf. 767

Robin Dennel’ın açıklamasına ilişkin bölümün orjinali:

“The spears have other exciting implications. First, the time and skill needed to make them: each is made from the trunk of a 30-year-old spruce tree; in each, the end with the tip come from the base of the trunk, where the wood is hardest; and each has the same proportions, with the center of gravity a third of the way from the sharp end, as in a modern javelin. These represent considerable investment of time and skill–in selecting an appropriate tree, in roughing out the design and in the final stages of shaping. In other words, these hominids were not living within a spontaneous ‘five-minute culture’, acting opportunistically in response to immediate situations. Rather, we see considerable depth of planning, sophistication of design, and patience in carving the wood, all of which have been attributed only to modern humans.”

· Science Et Vie’nin Adieu Lucy başlıklı sayısı:

Une nouvelle théorie déclare que le genre australopithèque n’est pas la racine de la race humaine… Les résultats, auxquels est parvenue la seule femme autorisée à examiner St W573, sont différents des théories normales concernant les ancêtres de l’humanité, cela réduit à néant l’arbre généalogique des hominidés. Les grands primates, considérés comme les ancêtres de l’homme, ont été retirés de l’équation de cet arbre généalogique… Les espèces australopithèque et Homo (humain) n’apparaissent plus sur la même branche. Les ancêtres directs de l’homme attendent toujours d’être découverts.

Yeni bir teori Australopithecus cinsinin insan soyunun kökeni olmadığını söylüyor… St W573’ü incelemeye yetkili tek kadın araştırmacının vardığı sonuçlar, insanın atalarıyla ilgili güncel teorilerden farklı; hominid soy ağacını yıkıyor. Böylece bu soy ağacında yer alan insan ve doğrudan ataları sayılan primat cinsi büyük maymunlar hesaptan çıkarılıyor… Australopithecuslar ve Homo türleri (insanlar) aynı dalda yer almıyorlar, Homo türlerinin (insanların) doğrudan ataları, hala keşfedilmeyi bekliyor.

· Scientific American, Ağustos 2009 sayısında İda ile ilgili makalesini “WEAK LİNK- Zayıf Halka” başlığıyla yayınladı:

“Ida insanın evrimi hakkında herhangi bir şeyi gün ışığına çıkarmak için fazla eski”, “maymunların ve insanların dahil olduğu primat ailesinin sözde antropoit dalına da pek yakın akraba olmayabilirler.” sözleriyle İda’nın insanın hayali atası ile ilgili hiçbir benzerliğini olmadığını da kabul etmiş oldu.

Orjinali: “Not only is Ida too old to reveal anything about the evolution of humans in particular (the earliest putative human ancestors are a mere seven million years old), but she may not even be particularly closely related to the so-called anthropoid branch of the primate family tree that includes monkeys, apes and us.”

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 11983, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

38 Comments

  1. thermone diyor ki:

    ben ateistim

    okuduğum yazıdan sonra aklım karıştı

    insanın maymundan geldiğine inanmıyordum ama ilkokul bilgilerimden çakmaktaş benzeri ilkel insanlardan geldiğimize inanıyordum. Ancak, görüyorum ki ilkel sandıklarım hiç de ilkel değilmiş.

    Şu an neye inanacağımı şaşırdım

    Kişisel bir yorum olmuş olabilir ama gerçekten şaşkınım

    Herşeyi tekrar düşünmeye başladım. Gerçekten elimde değil.

    Engel olamıyorum. Evrim hakkında kafamda çok fazla soru var şu anda. Tamamen sarsılmış durumdayım.

    uffff

  2. Bourne Identity diyor ki:

    Evrim dediğin yalan ta Darwin’den kalan..Kovaladıkça kaçan Charles Darwin misin? Kovaladıkça kaçan evrimci misin?? (Nakarat Bölümü)

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    thermone,

    bu çok normal,samimiyetiniz için ayrıca sizi tebrik ediyorum.bende teistim ancak sizin gibi bir çok soru işareti var kafamda.aslına bakarsanız hem teistler hemde ateistler hayatlarının belli zamanlarında agnostizme gidip gelirler.hiçkimsenin kafasında netleşmiş bir şey yoktur.kesinliğin olmaması insanın canını sıkar.düşünürsün,düşünürsün,düşünürsün…ama düşünmek iyidir.

    geçenlerde hayli entellektüel ABD’de yaşamış bir abimizle biraz sohbet ettik.kendisinin din ile felan hiçbir alakası yoktur.ancak şeker hastası olduğu için insan vucudunun bütün anatomisini çözmüş.anlattı biraz.doktorların büyük bir çoğunluğu inanç sahibiymiş.insan vücüdundaki muazzam mekanizmayı gördükleri için.ben yobaz bir dinci değilim diyor.ama bunlarda gerçek.

    bizler bilinci sürekli beyinde arayıp duruyoruz.ancak hücrelerin ve organlarımızın bile bir bilinci var.evrim hergeçen gün gözümde daha da küçülüyor.gülüp geçeceğiz bunlara yakındır.gelecek nesiller kahkaha atacaklar.

  4. asder diyor ki:

    Demet Hanım, yalan-yanlış çarpıtmalarınızı propaganda etmek için şimdi de burayı mı buldunuz?

    Hemi de “Bilimsel Türkiye”, vay be : )

    Bu kopyala-yapıştırcı-ezberci bayanın foyası, yalancılıkları, sahtekarlıkları farklı bir forumda ortaya çıkarılmıştır. Yalan söylemeyi mübâh gören bu zihniyetle lütfen tartışmaya çalışmayın.

    Aynı hikâyeleri burada pazarlıyor. Neden izin veriliyor ki?

  5. Scientific Turkey diyor ki:

    Asder,

    Şahsıma yönelik hakaret ve iftiralarınızın bilimsel bir niteliği olmadığı için, yazıya yönelik kaydadeğer bir itirazınızı göremedim.

    Evrim teorisinin eksiklikleri, şahıslarla alakalı değildir. Bilim ile alakalıdır.

    Binlerce yıllık flütler, çömlekler, dev piramitler inşa eden medeniyetler ile ilgili bilimsel bir itirazınız varsa, öne sürebilirsiniz. Ancak şahıslara saldırmaya çalışarak, evrim teorisinin bu yöndeki eksiklerini kapatamazsınız.

    2×2=4 eder gibi bir cümleyi, katil de söyleyebilir. Dolandırıcı da, hırsız da. Ancak, bilimsel perspektiften yaklaşacaksanız eğer “sen hırsızsın, o zaman 2×2=4 değildir” gibi bir sonuç bundan çıkmaz.

    Genbilim sitesinde iken, bu yöndeki çabalarınızın boşa çıktığını zaten beraber gördük. Sayenizde çok büyük bir seven kitlesi beni mail ve mesaj yağmuruna tutmuştu.

    Açıkçası bana çok bereketli gelmiştiniz. :)

  6. fuatogl diyor ki:

    yazıya yönelik kaydadeğer bir itirazınızı göremedim.

    Propaganda niteligi tasimayan kayda deger yazilar yazacaksiniz once.

  7. fuatogl diyor ki:

    16.500 yıllık Lascaux mağaralarında, astronomi haritaları bulunmuştur. Bu çizimlerde, yaz üçgeni yıldızları ve Pleidas yıldız kümesine ait haritalar yer almaktadır.

    Elbette ki, daldan dala maymunlar gibi atlayarak gezen, konuşmayı dahi bilmeyen, yansıma sesler gibi ilkel sesleri ancak taklit edebilen, henüz dik yürümeyi dahi tam olarak çözememiş maymunumsu varlıkların, yürümeden koşmadan ve tüm diğer hayati faaliyetlerden önce astronomiyi sökmeleri ve tesadüfen yıldız haritaları çizmeyi keşfetmiş olmaları mümkün değildir.

    Oha! 16bin yillik magaralar, daldan dala atlayan, dik yuruyemeyen maymunumsular!? Bu nasil bir akil tutulmasidir be arkadas!? Karsi ciktiginiz seyi en azindan karikatur kabaliginda ogrenmek o kadar zor mu gercekten? Simdi bu hezeyanlara “bir torba sacmalik” dersek hakaret mi etmis oluyoruz biz?

    @Thermone;
    Sen simdi bunlari okuyup kafasi karisan bir ateistsin yani oyle mi? Bu kendim caldim kendim oynadim tiyatrolarini baska yerde oynasaniz ve insanlarin vakitlerini bosa harcamasaniz olmuyor mu?

  8. asder diyor ki:

    Eminim (!) mail kutunuz dolmuştur.

    Sizde olmayan bir şeyi size söylemiyorum. O yüzden “hakaret” veya “iftira” olarak değerlendirmeniz bendenize yapmış olduğunuz “iftira”dır.

    Sizin kişiliğiniz hakkında burada tartışan arkadaşları uyarmak istiyorum; yoksa Evrim Teorisi ile ilgili sayfalarca dolu yazı ve cevap yazmış birisi olarak yukarıdaki kopyala-yapıştırınıza cevap veremeyeceğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz.

    Siz değil misiniz, “Fransa’da Mikrobiyoloji ve Genetik Bilim alanında doktora yaparken; bir yandan ileri görüşlü akademisyenlerimizin tanıdığı olanak ile öğretim üyesi olarak derslere giriyorum” diyen; ama bir tane yayımlanmış makalenizi ısrarla istediğim halde gösterEmeyen?

    700’ün üzerinde konferans verdiğini iddia eden; ama gösteremeyen?

    Genetik’te, Bakteriyoloji’de uzman olduğunuzu söylemenize rağmen “Toprak solucanı genomu ile İnsan genomunun % 99 benzediğini düşünebilecek” kadar komik duruma düşen;

    Hatta bu komik iddianızı, “İnsan genomu ile toprak solucanı arasındaki benzerlik oranı maymun ile insan genomu arasındaki benzerlikle birebir aynıdır. Bu nedenle de, laboratuarlarda toprak solucanları pek çok araştırmada kullanılır. Bu genom benzerliği ile ilgili oranı NTV Bilim dergisinin Nisan sayısındaki evrim dosyası içerisinde de açarsanız bulursunuz.” diyen;

    ama orjinalinde “”… Hatta toprak solucanı gibi çok daha eski akrabalarımızla o denli benzeşmekteyiz ki, insan davranışlarına ait bazı özelliklerin kökenleri onlar üzerinde yapılan deneylerle açıklanmakta.” NTV Bilim Dergisi Nisan Sayısı s.71″ geçtiğini yüzünüze vurunca ısrarla sessiz kalan?

    Yalan mı?

    Yazınızla ilgili olarak da istediğiniz için sizi kırmayıp bir yorum yapayım:

    Homo sapiens adını verdiğimiz maymun benzeri varlıklarla alakası olmayan tür zâten 100 bin yıl önce ortaya çıkıyor. Yazınızdaki 10 bin yıllık (ve bir kaç katı) bulgular zâten Homo sapiens türünün yaşadığı dönemle paralel! Homo sapiens maymun benzeri değil, bildiğiniz insan!

    Ellerini kullanabilen; ama gene maymun benzeri olmayan Homo habilis fosilleri ise 2 milyon yıl geriye kadar gidiyor?

    Verdiğiniz bulgular hiç de şaşırtıcı değil; aksine olması gereken durumlar.

    400 bin yıllık mızraklar birkaç bin yıl (taş çatlasa 20 bin yıl) önce yaşadığına inanılan Âdem’e ters değil mi? Sakın nereden biliyorsun demeyin, klasik dînî eserlerde Hz. Muhammed’in Âdem’e kadar soyu sayılıyor.

    Bir de sizden iki isteğim var (Cevabınızı biliyorum ama buradaki arkadaşlar için):

    Science Et Vie “Adieu Lucy” başlığı ile yayınlanan makaleden “orijinal” ifâdeleri buraya aktarabilir misiniz?

    Ve bir de “Scientific American”, “New Scientist” dergilerinde “Ida”’nın soyu tükenmiş bir lemur türü olduğunu açıklayan “orijinal” ifâdeleri aktarabilir misiniz?

  9. vasco de gamma diyor ki:

    Yazıyı okuyunca sitedeki ateist arkadaşların tansiyonları tavan yapmış.

    16 bin yıllık astronomi haritalarını görünce, dilleri tutulmuş. :)

    Böyle bir harita yoktur, bulunamamıştır filan diyemiyorlar :)

    Bence fazla diretmeyin. Yok işte evrim mevrim. Görüyoruz.

    Avaz avaz bağırınıp “saçmalık” demekle olmaz bu işler. Orada koskoca mağara var. İçi resim dolu. Koca mağaraya bakıp da “saçmalık” deyince, o mağara oradan yok olmuyor.

    Kapı gibi duruyor orada.

    İlkel insan var dediğin dönemde, sanatçılar var, mimarlar var, astronomlar var , kimyagerler var, marangozlar var, müzisyenler var.

    Sen “ama maymun onlar, kem küm” filan diye dur.

    Arog’u izlerken de çok eğlenmiştim. Seni izlerken de çok gülüyorum.

    Şu evrim denilen şeyi iyi ki biri uydurmuş ya. Tarihin en büyük fıkrası. 200 yıldır, gül gül bitmiyor. :))

  10. Bigalıoğlu diyor ki:

    Fuatgol ve Da vinci arkadaşlar çok sert ve sabitfikir ateist arkadaşlardır.Esneklikleri yoktur hiç.

    Fuatgol arkadaşım size bir öneride bulunmak istiyorum.Etrafınızda tanıdığınız bir doktor vardır sanırım.Şeker hastalığının nasıl ortaya çıktığını,insülinlerin ne işe yaradığını,hücrelerin ve kasların ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını.midenin yediğimiz besinlerin nasıl analizini yapabildiğini bir sorun.vücudun değişikliklere karşı nasıl bir oto kontrol mekanizması geliştirdiğini bir sorun.dinledikleriniz karşısında hala evrimde evrim diyorsanız ve aklınızda soru işaretleri olmuyorsa.daha tartışacak bir şey yoktur.

  11. Scientific Turkey diyor ki:

    Alp Eren Bey,

    Siz benim eğitim aldığım konulardan ve üniversitelerden sadece 1 tanesini biliyorsunuz. Sizin ağzınızın açık kalacağı, daha çok üniversite ve enstitüden derecem var. Ancak, aklınızın ihtiyarı iyice atmaması için yazmıyorum. Nitekim birini kaldıramayan, beşini hiç kaldıramaz.

    O yüzden, siz haset etmeyi öncelikle bir bırakın.

    Nitekim bunları yazan bir inşaat işçisi de olabilir, bakkal da, şoför de. Bu yazılan bilgilerin, gerçekliğini değiştirmiyor. Mağara ortada, flüt ortada, çanak ortada, mızrak ortada.

    Sizin “şaşılacak bilgiler değil, evrimle çelişmiyor” demeniz tamamen gözyaşlarınız olmuş.

    Siz önce, modern insanın bilgisine son derece hakim, sosyal ve kültürel yaşantıları ve bir medeniyetleri olan bu insanlara yıllardır neden “ilkel atamız” diyorsunuz, onu kavramaya çalışın.

    İnsanın ilkel atası diye bir şey yok. Hiçbir dönemde yok. Homosapiens, az ilkeldi filan gibi birşey de yok. İnsanın maymundan evrimleştiği süslü bir kandırmaca, o kadar.

    Genbilim sitesinde de hayali araform örnekleri getiriyordunuz. Bana gerek kalmadan, zaten kaç tane yorumcu örneklerinizi çürütüyordu.

    Orada da akademik dereceleri en az benim kadar çok arkadaşlar vardı hatırladığım kadarıyla.

    Kısacası, evrimin izah getiremediği konuları dile getiren dünya yüzeyinde sadece ben değilim. Milyonlarca insan, binlerce akademisyen var. Daha geçen gün televizyona, yüksek fizik mühendisi çıktı. Aynı şeyleri söyledi. Big Bang, Yaratılış delilidir, evrime delil değildir dedi.

    Kısacası, herkes kendi uzmanlık alanları dahilinde kendi görüşlerini paylaşmakta özgürdür.

    Kişisel polemikler, evrimcilerin çok sevdiği ve saygın tartışma ahlakıyla hiçbir ilgisi olmayan stratejik bir taktikten başka bir şey değildir.

    Bu nedenle, hakkımda dilerseniz daha da konuşabilirsiniz. Ancak kendiniz çalıp, kendiniz dinleyeceğiniz için üzgünüm :)

    Haydi selamlar

  12. vasco de gamma diyor ki:

    @ asder

    çok komikmişsin yaaaa

    vaktiyle sana iyi dokundurulmuş. acısını aklından çıkaramamışın. o gün bugündür içinde tutmuşun :) acıdım şimdi sana

    yanlız dertlerini burada dinlemesek.

    itiraf.com a filan gidip açılsan. sora bize linkini atarsın oradan okuruz.

    burada şimdi bir de senin derdini dinlemeyelim ya… çok gülünç duruma düşüyorsun.

  13. asder diyor ki:

    “Pseudo-Scientific Turkey” Hanım;

    Sizin eğitim aldığınız “tek bir” üniversite bile bilmiyorum. Genetik benzeri bir bölümden eğitim aldığınıza ve hatta eğitim verebileceğinize inanmıyorum çünkü. Hâlâ gösteremiyorsunuz! Gösteremeyeceksiniz de! Bu yüzden kaçmaya devam..

    Sorun ne biliyor musunuz? Sizin bir yerlerden mezun olup veya olmamanız değil. İsterseniz ev hanımı olun ve evrim karşıtlığı yapın. Ama dürüst olun! Sorun kendinizi yok efendim Genetik, Moleküler Biyoloji, mikrobiyoloji ve bir de Bakteriyoloji uzmanı ! -maşallah- olarak pazarlamaya çalışmanız! Haset edilecek bir durum olmadığı gibi, haset edilecek kimliğiniz de yok.

    Harun Amcanın “geçiş formu” diye gösterdiği uyduruk canlıları önüme getirenler mi çürüttü evrimi? :)

    “Modern insanlara” kimse “ilkel” demedi efendim! Bakın yukarıda açıklama yaptım, okudunuz mu? Ama görmezden geldiniz!

    “Homo sapiens adını verdiğimiz maymun benzeri varlıklarla alakası olmayan tür zâten 100 bin yıl önce ortaya çıkıyor. Yazınızdaki 10 bin yıllık (ve bir kaç katı) bulgular zâten Homo sapiens türünün yaşadığı dönemle paralel! Homo sapiens maymun benzeri değil, bildiğiniz insan!”

    “Ellerini kullanabilen; ama gene maymun benzeri olmayan Homo habilis fosilleri ise 2 milyon yıl geriye kadar gidiyor? ”

    “Big Bang” ile “Evrimi” ilişkilendirmeniz de zâten uzmanlığınızın derinliğini gösteriyor.

    Sizden iki isteğim olmuştu, beklemedeyim!

    Science Et Vie “Adieu Lucy” başlığı ile yayınlanan makaleden ve bir de “Scientific American”, “New Scientist” dergilerinde “Ida”’nın soyu tükenmiş bir lemur türü olduğunu açıklayan “orijinal” ifâdeleri aktarabilir misiniz?

    Bu sayede bir çarpıtmanız daha ortaya çıksın. Ne dersiniz?

    Vasco de gama.. Psikolojini, taktiğini anlayabiliyor ve mâsumluğunu görüyorum : ) Bilimsel Ablacın gene cevap vermiyor, kaçıyor ne yapacaz?

  14. vasco de gamma diyor ki:

    @asder

    umarım dolabında soğuk su vardır. yoksa haber ver de, sana sebil hediye edeyim :)

  15. mitocondria diyor ki:

    hücredeki tek bir enerji santrali bile evrimle elde edilemezken, insanın atasını tartışmak akıl dışı

  16. Da Vinci diyor ki:

    asder’e katılmamak elde değil. Ida için,

    ST: Evrimciler tarafından en son ortaya atılan sahte fosil de, Ida’dır. Soyu tükenmiş bir lemur türünü insanın hayali atası olarak yansıtmaya uğraşmış, büyük bir şenlikle dünyanın dört bir köşesinde kutlamalar yapmışlardır.

    diyebilecek birisinin ya dürüstlük umrunda değildir ve dürüst davranmak için bir çabası yoktur ya da gerçeklikten tamamen kopmuş ve hayal aleminde ikamet etmektedir ki böyle bir durumdaki kişiyi dürüst olmadığı için eleştirmek yerinde olmaz.

    Kendi blogumdaki bir yazımda Ida konusuna değindim ve bu tip saçma sapan iddialara yanıt verdim. Neymiş efendim Ida soyu tükenmiş lemur türüymüş. Yok artık Demet Hanımcım. O kadar da değil. Lütfen biraz dürüst olmayı deneyin. Böyle zırvaları hiç utanmadan, sıkılmadan nasıl dile getirebiliyorsunuz anlamak mümkün değil. Elinizde herhangi bir bilimsel delil var mı bu iddianızı destekleyecek? Ortaya herhangi bir delil atmadan önce yazımı incelerseniz iyi olur. Yoksa şimdikinden de komik durumlara düşebilirsiniz.

    Bu arada 10-20 bin yıllık aletlerin nasıl olup da evrime karşı delil olduğunu zahmet edip de açıklarsanız çok sevinirim. Bunu literalist Hristiyanlara gösterin istereniz. Ne de olsa adamlar Dünya’nın 6000 yaşında olduğunu savunuyor. Onlara karşı bu delilleri kullanabilirsiniz de Homo sapiens‘in yani modern insanın yaklaşık 200 bin yıl önce ortaya çıktığını savunan bir görüşe karşı nasıl kullanıyorsunuz anlamak mümkün değil. Bu kadar mı rasyonel düşünce ve analitik zekadan yoksun ve bilgisizce eleştiri yapılır. Akıl ve mantık resmen tecavüze uğramış durumda. Yazık.

  17. hande adamış diyor ki:

    insan kesinlikle maymundan gelmemiştir. bunu iddia edenler, kendilerine böyle bir şeyi nasıl yakıştırabiliyor.

    kadınlar ve erkekler son derece estetik canlılar

    bir kuşa bakıp da renklerine, kanatlarına, desenlerine hayran kalıyoruz. insanlar çeşit çeşit.

    gözler deseniz renk renk… saçlar deseniz renk renk… boy boy

    ten ve deri dediğimiz şey ne kadar göze hoş ve güzel geliyor. hiç maymunlarınki gibi sert, kaba değil… yumuşacık, pürüzsüz.

    tüylerimiz, post gibi değil. onlarda bile belirli bir estetik güzellik hakim… bir insanın saçı ayrı, kaşı ayrı, kolu ayrı, sırtı ayrı renk olmuyor. Kuşlar da öyle mesela… Esmerse, hepsi esmer.. Sarıysa, hepsi sarı…

    Tenleri, kaşlarına gözlerine uyumlu var edilmiş…

    Böylesine güzel bir şeye bakıp bir hayvanla nasıl özdeşleştirebiliyorsunuz arkadaşlar….

    Kargacık burgacık mutant canlılardan güzel ve estetik varlıklar nasıl ortaya çıksın?

    Kendinize aynada bir bakın. Orada muazzam estetiğe sahip bir canlı mı var, yoksa kaba saba bir hayvan mı?

    Kendinizi nasıl görürseniz, etrafınızı da öyle görürsünüz. Kendine baktığında kaba saba bir hayvan görenler, etraflarındaki kadınlara da kaba saba bir hayvan muamelesi yaparlar. Tasma takarlar, pavlow usulü eğitmeye kalkarlar. Höt derler, döverler, söverler.

    Kendine baktığında muazzam bir canlı görenler ise, karşısındakine bu hassaslıkta davranır.

    Lütfen aynaya baktığınızda ne gördüğünüze iyi karar verin. Biz hayvan değiliz, gelişmiş hayvan da değiliz, modern hayvan da değiliz.

    İnsan çok şerefli, çok güzel, çok nazenin bir varlık…

    N’olur böyle korkunç izahlarda bulunmayın. İtici oluyor

  18. mitocondria diyor ki:

    da vinci

    yukarıda Ida ile ilgili bilim dergileri neler yazmış, alıntı verilmiş.

    zahmet edip okusaydın, oltaya hemen atlayan sevimli bir balığın durumuna düşmeyecektin

  19. fuatogl diyor ki:

    16 bin yil once maymunmusuz diye iddia ediyormusuz da, ondan sonra eski magara resimlerini gorunce evrim teorisi gumbur gumbur gidiyormus – vayy be…Tam bir akil tutulmasi.

    Sacmaliklari heybetli cumlelerle sirala, ondan sonra toplu bir sekilde ortada fol ve yumurta varmis gibi agiz birligi ile propaganda yap. Taktik bu olsa gerek.
    Bu arada evet, sacmalik karsisinda sabit fikirliyiz.

  20. Da Vinci diyor ki:

    mitocondria,

    Sen de zahmet edip benim yazımı okusaydın böyle komik bir duruma düşmezdin. Yazımda ne var sanıyorsun acaba merak ettim şimdi? Ama haklısın benim yazı biraz uzun, kim uğraşıp da okuyacak değil mi :))

    Kaldı ki ben Ida‘nın Demet Hanım’ın iddia ettiği gibi soyu tükenmiş bir lemur türü olduğuyla ilgili birşey göremedim o bilim dergilerinden yapılan 2 cümlelik alıntılarda. Sen görebiliyor musun yoksa?

    Bu arada tekrar yazımı okumanı önereyim. Yazının sonlarında okuyacaklarına şaşıracağına garanti verebilirim.

  21. vasco de gamma diyor ki:

    Da Vinci,

    Diğer arkadaşa çok ısrar edince, dayanamadım ben girdim okudum.

    İyiki de okumuşum. Kıvırmalarına koptum gülmekten :)

    Ha bu arada bir de sonlara doğru bir itirafını yakaladım:

    “Fosille ilgili belgesel ve kitap hazır. Bunları pazarlayabilmek için basın toplantısında çok büyük laflar edildi ve birçok bilim insanına göre çok abartıldı. Bu fosilin, Archaeopteryx’ten veya Tiktaalik’ten daha önemli olduğunu söylemek bana pek gerçekçi gelmiyor. Bu iki bariz geçiş formuna göre Ida daha muğlak ve durumu belirsiz gibi gözüküyor şimdilik. ”

    Kendin de biliyorsun, bunun insanın atası ile ilgili bir arageçiş formu olmadığını. Vicdanen bildiğini, dilin de (daha doğrusu elin de) itiraf etmiş!

    Arkadan da ilave etmişsin:

    “Başka bilim insanlarının da fosil üzerinde çalışıp birşeyler ortaya koymasını bekleyip ortaya çıkan sonuçlarına ona göre değerlendirmek daha doğru olacaktır diye düşünüyorum”

    Güzel, dürüst bir cevap olmuş. İşte incelemiş bilim adamları. İnsanın atası ile ilgisizdir demişler. Şimdi otur kabul et.

    İşine gelince bilim adamlarının laflarını kabul ediyor, işine gelince burun kıvırıyorsun. Senin ekip inceleyip yazmış, insanın atası değildir diye hala nedir bu çırpınışların.

    Yuvadan yeni kanatlanan kuş gibisin. Uçmak için daha fazla çırpınırsan, kartal kapıp götürüvecek. O yüzden, atıver biran evvel kendini aşağıya. :)

  22. Bigalıoğlu diyor ki:

    “İnsan çok şerefli, çok güzel, çok nazenin bir varlık…”

    hande hanım,sanıyorum siz kendi kurduğunuz bir hayal dünyasında yaşıyorsunuz.etrafınıza baktığınızda olan bir çok şeyin insan ürünü oldugunu görebilirsiniz.insan denen canlının fiziksel doğal hali aslında maymunun biraz daha yakışıklısıdır yada güzelidir.genelde diğer hayvanlar gibi bütün vücudu kıllarla kaplıdır.ancak bayanlar güzel görünmek için bacaklarına ağda yaptırır erkeklerde tıraş olurlar.

    bir an durun ve kendinize hiç bakım yapmadığınızı düşünün,neye benzerdiniz?yakın bir zamana kadar insanlar olmayan tanrılara kendi insanlarını kurban ederlerdi.bebekleri canlı canlı gömerlerdi.yamyamlar diğer insanları yerlerdi.ortaya çıkardığımız değerlerin bir çoğu insanın sonradan ortaya çıkardığı değerlerdir.insanlar yüzyıllardan beri savaşmaya devam ediyor,hatta böyle bir çağda bile.insanın en değerli oldugu çağda.bütün bunlar bizi daha fazla düşünmeye sevkediyor.

    ben Tanrı tarafından bir altyapının oluşturulduğunu ancak sonrasındaki bir çok değerin bize-insana-ait oldugunu düşünüyorum.biz farklıyız…insanın iki çeşit programı var.sabit ve değişken.sabit program tanrı tarafından yazıldı.değişken olanını ise biz sürekli yazıyoruz,öğrenme yoluyla…şimdilik bu kadar yeter.sanıyorum,bir şeyler uyanmıştır,zihninizde…

  23. vasco de gamma diyor ki:

    insan vücudundaki tek bir hücreye bile hakim değil.

    tüm gün sadece “oksijen alıp karbondioksit verme” işini organize etmeye çalışsanız, hata yaparsınız.

    vücudunuzdaki tek bir molekülü bile kontrol edemezken, nasıl kendimizi değiştirme gücümüz olsun.

  24. hande adamış diyor ki:

    yazdıklarınızı okuyunca aklıma bir ayet geldi:

    İnsan, ‘kendi başına ve sorumsuz’ bırakılacağını mı sanıyor?

    Kendisi, akıtılan meniden bir damla su değil miydi?

    Sonra bir alak (embriyo) oldu, derken (Allah, onu) yarattı ve bir ‘düzen içinde biçim verdi.’

    Böylece ondan, erkek ve dişi olmak üzere çift kıldı.

    (Kıyamet Suresi, 36-39)

  25. fuatogl diyor ki:

    vasco de gama, Da Vinci nin yazdiklarini okumus ve irdelemis. Sonuc nedir?

    “İyiki de okumuşum. Kıvırmalarına koptum gülmekten :)”

    Bitti! gordunuz degil mi? Nasil da Da Vincinin yazdiklarini irdelemis, elestirmis, karsi arguman kurup tartismis ve kendi fikirlerini savunmus. Hepsini tek satira sigdiracak kadar “yogun” bir entellektuel :)

    Ondan sonra, yani Da Vinci nin yazisini uzun uzun irdeledikten sonra ona yardimci olmaya calismis, Da Vinci nin itiraf ve ifade edemediklerini onun yerine ifade edivermis.

    Bu tartisma yaptigini zanneden zihniyet gercekten bu kadar pespaye bir durumda. Da Vincinin yazisini ve yukaridaki yorumlari okuyan bir kisi, elbette bu yaratilisci sarlatanlar icin “bu ne piskinlik, bu ne utanmazlik” diyecektir.

  26. Bigalıoğlu diyor ki:

    Hande hanım,
    insan,Tanrı’nın yaratmış olduğu en sorumsuz canlıdır.Yeryüzünde bir sürü sorun çıkaran tek canlı insandır.İnsan,Tanrı’nın öyle canını sıkmıştır ki,sonunda dayanamamış cennet cehennem kavramlarını ortaya çıkartmıştır.

    cehennem malum,şeytanın hammaddesi ateşle dolu.Tanrı’nın canını sıkanlar orada yanacak.Bazen düşünüyorum acaba Tanrı pişman olmuşmudur insanı yarattıktan sonra.öte yandan bizler Tanrı’nın çocukları oldugumuz için Tanrı hiç yorulmadan uyarıcılar göndermiş,af yolunu hep açık tutmuştur.

    sanıyorum insan ortaya güzel bir şeyler çıkartırken,beraberinde zıttı olan kötü birşeylerde geliyor.Tanrı çoğu zaman insanı yanlız bırakmıştır.insanın Tanrıy’la olan tek bağı içindeki inançtır.oda binyıllar boyunca sürekli yanlış yollara düşmüştür.

    kötüler iyileri katlettiğinde iyilerin çoğu zaman ne düşündüğünü sanıyorsunuz?Tanrı bizi unutmuş olmalı!!!

  27. Da Vinci diyor ki:

    vasco de gamma,

    Tık tık tık. Orda mısın? Sesim geliyor mu? Demet Hanım yazısında ne diyor farkında mısın? Bak sana bir kere daha hatırlatayım:

    ST: Evrimciler tarafından en son ortaya atılan sahte fosil de, Ida’dır. Soyu tükenmiş bir lemur türünü insanın hayali atası olarak yansıtmaya uğraşmış, büyük bir şenlikle dünyanın dört bir köşesinde kutlamalar yapmışlardır.

    Kedi kadar bir lemurun, insanın atası olamayacağı zaten açıktır. Kafatası, uzun kuyruğu, çene ve diş kemikleri ile insana hiçbir benzerlik göstermemektedir.

    Nitekim, bu canlının insanın hayali atası olamayacağı haberin çıkmasından iki ay sonra ortaya çıkmıştır. Pek çok yabancı bilim dergisi (bunların arasında Scientific American, New Scientist gibi dergiler de yer almaktadır), Temmuz ve Ağustos sayılarında Ida’nın soyu tükenmiş bir lemur türü olduğunu açıklamışlardır.

    Neymiş efendim, Ida soyu tükenmiş bir lemur türüymüş ve bilim dergilerinde bunlar açıklanmış. Yok efendim böyle birşey. Bildiğim palavra. Kaldı ki bahsettiği dergilerde yapılan alıntılarda da Ida’nın soyu tükenmiş lemur türü olduğuyla ilgili hiçbirşey yok. Farkındaysan benim asıl karşı çıktığım şey de Ida’nın bir lemur türü olduğu zırvasıdır. Ida’nın primatların hangi alt sınıfına dahil olduğu bilimsel bir tartışma konusudur. Ida üzerinde 2 yıl çalışan ve hakkında hakemli bir dergide makale yayımlayan ekip elde ettikleri delilleri sıralıyor ve Ida’nın primatların insanları da içeren kuru burunlular alt sınıfına dahil olduğunu ve evrimsel ağaçta insanların oluşumuna yol açan ana dallardan birine ait olduğunu savunuyorlar. Vardıkları bu sonuç tartışılabilir. Ben sorgusuz sualsiz kabul edilmeli demiyorum. Sonuçları hatalı da olabilir. Ama bu zaman içinde ortaya çıkacaktır. Henüz fosil üzerinde yeni bir araştırma yapılmadı. Hiçbir bilim insanı Ida üzerinde yeni çalışma yapmadı. Yaptıklarında farklı sonuçlar ortaya çıkarsa onu o zaman konuşuruz. Zaten bunu da yazımda açıkça ifa ettim. Nedense garip bir şekilde bunu itiraf olarak yorumlamışsın. Ben herhangi bir itirafta bulunduğumu düşünmüyorum. Ama seni de anlamak lazım. Malum kişiler size her haltı itiraf olarak kakalamaya çalıştığı için siz de şartlanmışsınız bu tip bir algılamaya. Yazımda şöyle demiştim:

    Ama ortada şöyle bir gerçek var ki Ida kesinlikle, birilerinin insanlara yutturmaya çalıştığı gibi soyu tükenmiş bir lemur türü değildir. Bu iddianın yanlışlığını gösteren su götürmez deliller bu makalede mevcut. Ida’nın sıradan bir lemur türü olup olmadığı gibi bir tartışma konusu yok.

    Buna vereceğin cevap var mı? Demet Hanım’ın söz ettiği dergilerde ve yaptığı alıntılarda soyu tükenmiş lemurla ilgili hiçbirşey yok. Kaldı ki makaleye göz atma zahmetine giren aklı başında herhangi bir insan evladı bu canlıya soyu tükenmiş lemur demenin ne kadar absürt birşey olduğunu görecektir. Adamlar fosilde görülen ve canlılarda olan yapısal özellikleri sıralamış ve tek tek karşılaştırmış. Göz var, nizam var, akıl var, mantık var… değil mi? Saçmalamanın ve zırvalamanın da bir sınırı vardır, olmalıdır. Yok, ben sınır tanımam derseniz, bundan sonra sizi kale almayız olur biter.

  28. vasco de gamma diyor ki:

    da vinci,

    bırak bu acıların çocuğu numaralarını. kendini evrim alanında otorite ilan ettin herhalde ama kendine kendine gelin güvey olmanın bir anlamı yok.

    sen deyince, doğru olmuyor evrim.

    bırak “yok o aslında lemurdu, değildi, kuştu, böcekti laflarını”. Sonuçta insanın atası olacak durumda değil!

    Hala, ne diye kıvranıyorsun. O fosili al ortalama bir insanın yanına koy, diz kapağına kadar gelmez boyu. Upuzun kuyruk var arkada.

    Bugün hemstırın da git ellerine bak, o da benzer. Tutup hemstırdan mı geldik şimdi, nedir yani!

    Bir avuç adam kaldınız zaten Türkiye’de evrime inanan.

    Aynı ekibi toplayıp toplayıp site site gezdiriyorsunuz. Kaç tane evrim konferansına gittim. Hepsine gelen hoca aynı, öğrenci aynı…

    En güzeli, sen bu laflarını kendi aranızda piknik edasında toplantılara sakla. Hem kendi ortamının içinde rahat edersin. Dışlanmasın. Ezilmezsin. Hor görmezler.

    Bacak kadar, kuyruklu bir hayvandan geldik diye çıkıp buralarda bağırınmanı bir büyüğün olarak tavsiye etmem ! Yazık belli ki, enaniyetli adamsın, şimdi gülerler ederler burada mahçup olursun. Kaldıramazsın.

  29. fuatogl diyor ki:

    Bu bir kabus olmali :-)

  30. Da Vinci diyor ki:

    Sevgili Fuat,

    Maalesef kabus falan değil, gayet gerçek. Bu canlı türene troll deniyor. Bu türle akıl ve mantığa dayalı iletişim kurmak mümkün değildir. Bunları beslememek gerekir. Kale almayıp kendi hallerine bırakmak lazım. Verilen cevapla beslenir bunlar. Onun için yokmuş gibi davranmak en doğru hareket olacaktır.

  31. vasco de gamma diyor ki:

    da vinci,

    verecek cevabın yok belli ki. diretme boş yere.

    adın gibi biliyorsun işte yok evrim filan.

    ortada.

    vicdanen biliyorsun.

    sen kendi kendine var olmadın. seni Allah yarattı. seni konuşturan da Allah. sana bunları yazdıran da Allah.

    kendileri de yaratılmış şeylerin, bir şey yaratmaya gücü yetmez. Dağdan, taştan, rüzgardan, topraktan düşünen deneyler yapan, sanat eserleri icra eden, hikayeler yazan, müzikten zevk alan insanlar çıkmaz.

    evrim teorisi, aradan 200 yıl geçmesine rağmen “canlılığın ilk nasıl var olduğunu” henüz yanıtlayabilmiş değil.

    Şu gezegende, bu gezegende, şu evrende, bu evrende…

    Birşekilde canlılık ilk nasıl ortaya çıktı, açıklaması yok!

    En basit bir soruya bile yanıt veremeyen birşeyi savunmak, boş ve yavan bir uğraş.

    Hayat kısa. Yarın hepimz öleceğiz. Öldükten sonra, eğer burada yanılmışsan, geri dönüşü yok. Kaybedecek şey çok.

    O yüzden, elini başının arasına al, etraflıca bir düşün.

    Vicdan gözüyle etrafına bir bak.

    “Gözünü göğe çevirip bir bak, herhangi bir eksiklik kusur görüyor musun? Şimdi gözünü tekrar çevirip bir bak. O göz, kusur bulmaktan ümidini kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.”

  32. fuatogl diyor ki:

    Tam bende onu diyecektim Da Vinci, beslememek gerek, beslendikce arsizlasiyorlar.

  33. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Onun için yokmuş gibi davranmak en doğru hareket olacaktır.”

    “Tam bende onu diyecektim Da Vinci, beslememek gerek, beslendikce arsizlasiyorlar.”

    kendin çal kendin oyna,dım tıs tıs,dım tıs tıs…
    :)
    alemsiniz arkadaşlar yaw.
    Allah dede sizin gözlerinize perde indirmiş.

  34. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşlar dün gece saat iki civarlarında tesadüfen habertürk’te bir tartışma programı seyrettim.konu,evrim.üç tane vatandaş çıkartmışlar,vatandaşlar takılmış plak gibi ezberden sayıklıyorlar.durumları çok acıklı geldi.canlılığın ilk oluşumu sorusu üzerine kıvırtarak bilmiyoruz cevabı gelebildiler zor da olsa.yani ülkemizdeki üniversitelerimizde evrim potansiyeli böyle ise,bizim proflar buralara uğrasalar çok iyi olacak.Da vinci’den ve fuatgol’dan ders almaları gerekecek.yazık,ne olacak bu üniversitelerin hali.

    bir ara üniversitelerimizin hali mi harap,yoksa evrimin hali mi harap ayırt edebilmekte epey zorlandım hani.yaw kardeşim yokmu bir babayiğit adam gibi teori ortaya çıkartacak.yani o kadar işin arasında ben mi çıkartayım bir teori.bu kadar mı yoz akademik-yerli,yapancı-platform var yaa.yuh artık diyorum.başka bir şey demiyorum.

    adamlar tutturmuş mutasyonda mutasyon.yaw kardeşim mutasyondan bir nane olmaz.adaptasyondan olur.oda bir canlıdan başka canlılar türetmez.mutasyon deyip duruyorlar ama adaptasyonun sınırları içinde gezinip duruyorlar.sonra evrim,beklersin evrim.

    genetik desen alakası yok evrimle felan.perdemi indi gözünüze,nasıl bir bakış açısı anlamadım ki,mahsus mu yapıyorsunuz.

  35. Ahmet Yener diyor ki:

    Dünkü programda evrimciler rezil rüsva oldular.
    Neden?? Çünkü evrim yok da ondan:))
    Bir kişi bir pagan dini olan Darwinizmi savunmaya kalkarsa rezil rüsva olur. Ama asıl pişmanlık ahirette olur.

  36. MALCOLMX diyor ki:

    slm aleyküm bu yazacagım metnin tamamını okuyun lutfen;
    Evrim teorisi darwinin insan üzerinde araştırma yaparken insanın hayvandan geldiğine inandığı bir sonuctur. Asıl mesele ınsanın hayvandan gelmesıdır bu yıllar once curutulmus bır tezdır ama neden hala gunumuzde tartısılıyor. Çünkü dünyaya hükmedenler boyle istiyor eger ki insan hayvandan türemiş olsaydı ALLAH ın dunya üzerinde muhattap alacagı kımseler kalmazdı.Buda insanın ne yaparsa yapsın gunah olmayacagına götürür. az once dediğimiz gibi gunumuze kadar gelmesının sebebı dünyayı yonetenlerin boyle ıstemelerı ısteseler su an bıle o tez sonsuza kadar cokertılır ama ıstemıyorlar ınsanın ALLAH la muhatap olacagından korkuyorlar buyuzdan darwının tezı hala tartısılıyor. eger kı ınsan ALLAH ı yenıden tanırsa kapıtalızm yerlebir olur ve dıgerleri hakkınızı helal edın ıns dusuncemı anlatabılmısımdır.

  37. Leventizm diyor ki:

    harward,oxford gibi bilimin everesti sayılan yerlerde evrim varmıki acaba diye insanlar düşünmüyorlar bile..yaratılış atlası yüzünden zaten bütün batıya rezil olduk..adamların papası bile darwinden özür diledi siz hala ordan burdan duyduklarınızla burda ahkam kesin..gidip burda evrim yok diyenler harwardda sölesinler bunlarıda baksınlar bakalım noluyo..gerçi o kapıdan geçicek iq onlarda ne gezer..ayrıca evrim ateizmin bir kanıtı deildir..ateizm yüzyıllardır vardır

  38. selcuk diyor ki:

    Yukaridaki ana yorumda evrimin genel itibariyle ilkel insan ortak atalarinin oldugunu belirttigi tarihlerde- bu ortak ata hala maymunumsu oldugundan- ilkel niteliklerde olmasi gerekirken sanattir, mizraktir bu ilkellik durumuna aykiri kalintilar bulundugundan dem vurulmus.

    evrimci arkadaslar da bu tarihlere isabet eden tarihlerde bizim soyledigimiz insan formlari zaten bugunku insan formuna yakin veya bu formlardaki insan haline gelmislerdi, bu bilgiler celismiyor ki diyorlar.

    Ben de yaratilis teorisine inaniyorum ama dedikleri gibi ayni tarihlere denk geliyorsa bence de bu aksi yonde bir ispat olmaz. ayrica ida arastirmasinda da bilim adamlari o hayvanin niye lemur olamayacagini uzun uzadiya anlatiyorlar ve bence gerekcelerinde hakli gibi gorunuyorlar.

    Bunlari evrime taraf oldugum icin yazmiyorum ama yigidi oldursek bile hakkini teslim etmeliyiz. ayrica adamlar kendileri de diyorlar bu arstirmalar yetersiz daha fazlasi yapilmali diye.

    son olarak ben de IDA nin evrim icin, ortak ata icin bir kanit teskil edecegini dusunmuyorum.
    1- fosil 47 milyon yillik, halbuki evrimin iddia ettigi ilk insana gecis daha yakin tarihlerde (3 milyon yil miydi, evrimci arkadaslar duzeltirse sevinirim). Aradaki bu aralik cok fazla bir zaman araligi bence ara formlari aciklamak icin.
    2- bazi yorumlarda denildigi gibi baldir uzunlugunda bir hayvan, kocaman kuyrugu var, bir kac ozelligi guya insan ozelliklerini andiriyor diye insanin atasi diye kabul etmek cok insafa sigmaz. Insan ozelliklerini andiran ozelliklere sahip bir cok canli var. andirma, benzeme insanligi gostermede yeterli bir kriter degil bence.
    3- IDA kendi primat sinifina oturabilir ama bence insan atasi olmaktan cok uzak, bildiginiz hayvan ozelliklerinde bir hayvan. Apayri bir tur. Ne basparmaksi parmagi, ne ayak bilegindeki insansi kemik onu insan atasi olmaya yanastirir.

Leave a Reply