BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Habertürk Sansürsüz İle Evrim Canlı Yayında Yıkıldı

untitled-1-copy

Habertürk kanalında Yiğit Bulut tarafından sunulan canlı televizyon programı “Sansürsüz” de, 21 Ağustos 2009 tarihinde evrim teorisi tartışıldı.

Programda, evrim teorisinin geçersizliği delilleriyle ortaya konulurken tüm bilimsel yetersizliklerine karşı bir takım akademisyenlerin evrimi ısrarla savunmalarının tek nedeninin aslında ideolojik olduğu da gün yüzüne çıkmış oldu.

İşte evrim teorisinin canlı yayında çöktüğü o anlar…

ASLI TOLUN’UN YANILGILARI

Aslı Tolun’un Gözün Evrimi Senaryosunu Hem Fosil Kayıtları Hem de Biyoloji Bilimi Yalanlamaktadır:

Aslı Tolun, bir genetik bilimci olmasına karşın gözün (sözde) evrimini biyolojik açıdan gerçekleşmesi mümkün olmayan bir senaryo ile açıklamaya çalışmıştır.

Gözün evrimi ile ilgili en yaygın olarak öne sürülen hayali senaryo, canlıların öncelikle iğne deliği kamera modelinde gözlere sahip olduğu ve evrimleşerek günümüzdeki kompleks halini aldığıdır. Nautilius gibi iğne deliği kamera modelli göz kullanan canlıların gözlerini de bu sözde “ilkel” göze örnek vermektedirler.

Bu çok büyük bir yanılgıdır. Gelin, nedenlerine yakından bakalım:

  1. Devonian döneme (yaklaşık 408-306 milyon yıl öncesine) ait Nautilius fosilleri bulunmaktadır. Bu fosillerin pek çoğunun jeomorfolojik özellikleri çok iyi korunmuş olduğundan, günümüzdeki Nautilius’lerden hiçbir farkı olmadığı çok net bir şekilde görülmektedir. 408 milyon yıl önce yaşamış Nautilius’ün gözü ile, bugünkü Nautilius’un gözü arasında hiçbir fark ve değişiklik bulunmamaktadır. Nautilius’un gözü bu kadar milyon yıl geçmesine rağmen, evrim geçirmemiş hala aynı kalmıştır. Üstelik evrimlerin sözde ilkel kabul ettikleri bu canlı, o kadar kompleks ve teknolojiktir ki günümüzdeki deniz altılar dalış tekniklerinde bu canlıyı örnek almaktadırlar.
  2. Göze ait en eski fosiller Kambriyen dönemde (yaklaşık 545 milyon yıllık öncesinde) yer almaktadır. Nautilius gözlerinden çok daha eski bir döneme ait fosilleri bulunan Trilobit isimli bir canlı bu dönemde yaşamaktadır. Trilobitlerin gözlerindeki sistem, aynı bir arınınki gibidir. Her biri çift mercekli 600 petekten oluşan bir gözü vardır. Bu, hem teknoloji olarak çok üstün bir teknoloji hem de hayranlık uyandırıcı bir tasarımdır. Günümüzdeki konferanslarda onlarca televizyon ekranını yan yana dizerek üzerine tek bir görüntünün aktarılmasını sağlamak nasıl ki bir teknoloji örneğiyse, bunun 600 ekranla yapıldığı ve birkaç santimlik bir canlının bedeninde paketlendiği bir tasarım çok daha yüksek bir teknoloji örneğidir. 600 petekli bir gözün varlığından söz etmek demek, her bir petek arasındaki sinir ve iletişim ağlarından söz etmek demektir. Bu da canlının kendisinin de ne denli muazzam bir kompleksliğe sahip olduğunu ve bir teknoloji ile donatıldığını delillendirmektedir.
  3. Gözü, aklı başında hiçbir Darwinist doğal seleksiyon ile açıklamaya kalkışmaz. Çünkü biyolojik olarak, gözün kompleks bir yapıya sahip olması doğal seleksiyonun mantığıyla çelişmektedir. Bir Darwinist ve ateist olan Richard Dawkins, gözün doğal seleksiyonla evrimleşemeyeceğini anlamış ve farklı bir mekanizma ortaya atmaları gerektiğini itiraf etmiştir: “… göz gibi komplike, GÖRÜNÜR ŞEKİLDE TASARLANMIŞ objelerin meydana gelişinde aşamalı bir evrim süreci olmalıdır. Eğer bu durumlarda da aşamalı olarak gerçekleşmezse, o zaman EVRİMİN AÇIKLAYICI GÜCÜ KALMAZ. Eğer aşamalar yoksa mucize olması muhtemeldir…” Bu nedenle, evrimciler “kademeli evrim” denilen bir başka hayali senaryo öne sürmüşlerdir. Ancak, göz gibi kompleks bir organın biyolojik açıdan kademe kademe gelişmesi mümkün değildir.

Göz, işlevleri tamamen birbirine bağlı 40 ayrı parçadan oluşur. Kornea, rektus ve oblik kasları, arterler, lens korteksi, lens çekirdeği, sinirler, iris, silier kaslar, kanallar vb. gibi… Bu parçaların tek bir tanesi eksik ise, zaten göz işlevselliğini yitirir, oluşmaz, körelir ve elenir. Gözün ilk evrim denemesinde başarılı bir şekilde evrimleştiğini hayal etsek bile, bu yeterli değildir. Çünkü göz, kendini koruyacak göz kapağı, kirpikler, gözyaşı ve göz çukuru olmazsa; dışardan gelen etkenlere karşı korunamaz ve oluşan ilk göz daha ilk denemesinde kör olmakla karşı karşıya gelir.

Tüm bu saydıklarımızın, ilk evrim denemesinde doğru ve hatasız bir şekilde oluştuğunu varsayalım… Eğer oluşan organdaki görüntüyü beyne iletecek sinir ağları yok ise; göz yine olmaz. Beyinde görüntünün oluştuğu görme merkezi yok ise, göz yine olmaz.

Gözün evrimi iddiasında bulunan evrimciler önce gözün mü, yoksa sinirlerin mi, yoksa görme merkezinin mi evrimleştiğine dair herhangi bir açıklama getirememektedirler. “Kademeli evrimle oldu” der geçerler; ancak aşamalarından bahsetmezler. Çünkü biyolojik olarak kompleks organların oluşumunda aşamalardan söz etmenin mümkün olmadığını çok iyi bilmekte ancak ideolojik nedenlerden ötürü bu gerçeği dile getirmeyi reddetmektedirler.

Aslı Tolun’un Evrimi Desteklemesi Beklenen Fosiller ile ilgili Cevabı, Evrimin Paleontoloji Karşısındaki Çaresizliğini Dile Getirmektedir:

Programın sunucusu Yiğit Bulut, ilk seansta Aslı Tolun’a kademeli evrime dair verilebilecek bir fosil kaydı olup olmadığı sorusunu yöneltmiştir. Aslı Tolun’un bu soruya verdiği cevap: “Var elbette ki, ancak o fosillerin bulunduğu alanlar artık sular altında, denizin dibinde çalışma imkanı olmuyor sanıyorum” şeklinde olmuştur. Bu son derece, yanlış bir iddiadır. Bugüne kadar tam 250 MİLYON fosil bulunmuştur. Bu fosillerin hepsi canlıların hiçbir değişikliğe uğramadığını, milyonlarca yıl önce nasıllarsa günümüzde de aynı olduklarını göstermekte ve evrim teorisini yalanlamaktadır. Sayın Tolun’un öne sürdüğü savı dikkate aldığımızda, “evrimi yalanlayan bütün fosiller karada kaldığı için bulunuyor ancak evrimi destekleyenler sular altında kaldığı için bulunmuyor” gibi hiçbir suretle bilimsel yaklaşımla örtüşmeyen bir çıkarımda bulunmak durumunda kalıyoruz. Elbette ki, böyle bir durum yoktur. Eğer canlılar birbirlerinden evrimleşerek bugünkü hallerine ulaştılarsa, tam geçiş aşamasında bulunan hallerinden nereyi kazsak milyonlarca çıkması gerekirdi. Ancak bunlardan hiçbiri bulunamamıştır; çünkü yoktur!

Aslı Tolun’un Mutasyon Yanılgısı:

Programın “Sentez” bölümünde, Yiğit Bulut Aslı Tolun’a faydalı bir mutasyon örneği olup olmadığı sorusunu yöneltmiştir. Bu soruya Aslı Tolun, bakterilerin antibiyotik direnci kazanmasını örnek vermiştir.

Bakterilerin antibiyotiğe karşı direnç kazanmalarının, evrim teorisiyle hiçbir ilgisi yoktur. Çünkü bakteri, yeni bir organ kazanmaz. Kazandığı direnç, onu başka bir canlıya dönüştürmez. Bakteri, yine bakteridir.

Antibiyotik direnci, evrime değil evrimcilerin çaresizliklerine delildir.

İnsan da, çeşitli hastalık hallerinde antibiyotik almaktadır ama bu sadece onun bağışıklık sistemini güçlendirir, başka bir canlıya dönüştürmez, evrime uğratmaz.

Grip virüsü de her yıl antibiyotiklere karşı direnç kazanmaktadır, ancak grip virüsü yine grip virüsüdür. Başka bir varlığa ya da canlıya dönüşmez.

Aslı Tolun, bir genetikçidir. Ve bir genetikçinin en iyi bildiği konu, mutasyonların genlere verdiği hasarlardır. Mutasyonların %99’u zararlı, ve %1’i de etkisizdir.

Bugüne kadar tam 150 yıldır meyve sinekleri üzerinde deneyler yapılmıştır. Radyasyon vererek mutasyona uğratmaya çalışmışlardır. Bu deneylerde, sinekler ya kör, ya sakat kalmış ya da ölmüştürler. Mutasyonların ekleyebileceği en fazla bilgi, üçüncü bir kanat olabilir. Ama bir kuyruk ekleyemez, ya da gözünü ahtapotunkine benzer bir göze çeviremezler.

Çünkü, DNA’da mutasyona karşı koruma mekanizmaları mevcuttur. (Bu mekanizmalara önceki bir yazımızda değinmiştik) Genlerde, “değişikliğe müsaade etme” sınırları vardır. Bir kuş, şahin gibi çok iyi bir görüşe sahip olabilir, devekuşu gibi hızlı koşabilir, karabatak gibi suya dalıp çıkabilir, etle beslenebilir, otla beslenebilir ya da tavuk gibi uçamayabilir. Bunlar, tür içerisindeki çeşitliliklerdir. Ancak, hiçbir zaman -ne kadar milyon yıl beklenirse beklensin- bir kuş, bir balığa dönüşmez ya da bir kurbağa olmaz.

Aslı Tolun’un “Evrimcilerin Son Çare Olarak Başvurduğu Kusurlu Tasarım Yanılgısı”na Aldanması

Aslı Tolun, bir genetikçi olduğundan rastgele tesadüflerin bir “düzen” oluşturamayacağını çok iyi bilmektedir. Bu nedenle de, yaşamın tesadüfen meydana geldiğinin en iyi ispatının, etrafımızdaki her şeyde bir kaos ve düzensizlik görmek olduğuna inanmaktadır.

Doğa’da ve canlılarda muazzam bir ihtişam ve harika bir düzen hakimdir. Böylesine bir dünyaya bir genetikçi gözüyle bakıldığında, insan Allah’ın varlığına hemen kanaat getirir. Var olan tüm denge ve tasarımların, her şeye hakim olan Üstün bir İlim Sahibi tarafından var edildiğini hemen ilk bakışta fark eder. (Nitekim, Francis Collins DNA’yı yakından inceledikten sonra iman etmiştir.)

Bu gerçeği kabul etmek istemeyen Richard Dawkins ve Douglas Futuyma gibi ateistler, etraflarında gördükleri düzen ve harikalıktan vicdanen çok büyük bir rahatsızlık hissetmektedirler. Bu nedenle de, kusur bulmaya çalışarak bir Üstün Akıl Sahibi’nin varlığını reddetmeye uğraşmaktadırlar. (Allah’ı tenzih ederim)

Aslı Tolun da, ateizmin önde gelen bu iki savunucusunun dile getirdiği, sözde hata ve kusurlara değinmeye çalışmıştır.

Programın birçok yerinde, gözlerimiz neden ahtapotlarınki gibi değil, belimiz neden ağrıyor gibi sözde kusurlu gördüğü organlardan bahsetmiştir.

Burada çok önemli bir nokta vardır. Her canlı, kendi yaşadığı ortama en uygun şekilde var edilmiştir. Ahtapotlar, denizin derinliklerinde yaşayan, hayatlarını su altında devam ettiren canlılardır. Gözlerinin ısı ve ışığa göre duyarlılıkları, su altında en verimli çalışacak şekilde tasarlanmıştır. İnsan ise, yaşantısını karada devam ettirmektedir. Bu nedenle de gözleri, Güneş’ten gelen ısı ve ışığı karada kullanacak şekilde tasarlanmıştır. Bu, evrim açısından hiçbir surette delil teşkil edebilecek bir konu olmadığı gibi aksine evrimin doğal seleksiyon mekanizması açısından ciddi bir sıkıntı oluşturmaktadır.

Eğer ahtapot tüm canlılar arasında en ideal göze sahip ise; neden –sözde- ortak bir atadan evrimleşen canlılar doğal seleksiyon mekanizması ile evrimleşirken daha kötü gözlere sahip olmuşlardır? –Sözde- sürekli seçerek ilerleyen doğa, ahtapotta en iyi gözü yaptıktan sonra neden ahtapota kıyasla daha basit gözler meydana getirmiştir?

Bu sorular, yaratılışçılar açısından değil evrimciler açısından bir sorun teşkil etmektedir. Ortak bir atadan, doğal seleksiyon yoluyla seçilerek daha kompleks canlılara evrimleştiğimiz iddiası evrimcilere aittir.

Oysa, Allah her şeyi, tüm canlıları “bir örnek edinmeksizin” var etmiştir. Her birindeki tasarım, zaten en mükemmel halidir. Her biri var oldukları ilk andan itibaren kompleks bir teknolojiye sahiptir.

Canlı dünyasındaki bu harikalık, evrimcilerin kesinlikle yüzleşmek istemedikleri bir gerçektir.

Doğadaki muazzam tasarımı ve ihtişamı görmek, Allah’ın varlığını hatırlattığı için evrimcileri son derece rahatsız eder:

Darwin,  Gray’a yazdığı bir mektubunda şöyle demiştir:

“…Şimdilerde ise doğadaki bazı belirgin yapılar beni çok fazla rahatsız ediyor. Örneğin bir tavuskuşunun tüylerini görmek, beni neredeyse hasta ediyor. “

Ancak, doğadaki bu eşsiz tasarımı reddetmek, her bir canlının ince ince işlenmiş bir teknoloji harikası olduğu gerçeğini değiştirmez.

İnsan, ne kadar reddetmeye çalışırsa çalışsın, hergün baktığı gökyüzünde aerodinamik harikası kuşlar uçmaya, dünyanın en iyi kamerasından bile daha iyi bir görüntü kalitesi ve çözünürlüğü olan gözü görmeye, arılar farklı farklı noktalardan başlayarak mühendislik harikası petekler inşa etmeye devam edeceklerdir.

Doğa’daki tüm canlılarda, altın bir oran vardır. İnsan yüzünde ve vücudunda matematiksel bir düzen mevcuttur. Çiçeklerin yaprakları belirli bir matematik ile çıkmakta, yağmur damlaları gökyüzünden bir matematik ile düşmektedir. Doğada hangi canlıya bakarsanız bakın, bir matematiksel düzen ile karşılaşırsınız.

Nasıl ki, farklı tablolara baktığınızda aynı ressama ait olduğunu altındaki imzadan anlayabilirsek, doğaya da baktığımızda her bir canlıda adeta matematiksel bir mühür görürüz.

Doğadaki tüm canlılarda aynı “barkod” un varolması, tüm canlılara hakim olan Üstün İlim Sahibi Allah’ın varlığının çok net bir delilidir.

Altın Oran, doğada durdukça da, -sözde- “kusurlu tasarım” gibi gülünç iddialarla evrimcilerin yaratılışı inkar etme çabaları sonuçsuz kalmaya devam edecektir.

Okuyucaya Not: Uzun müddet, evrimciler apandist ve bademcik gibi organları gereksiz olarak adlandırmaya çalışmıştı. Ancak, bilim dünyasındaki gelişmelerin ciddi bir ivme kazanması ve her iki organın da hayati öneme sahip olduğunun bulunmasıyla, evrimcilerin körelmiş organ yanılgısı da tarihe gömüldü.

ERGİ DENİZ ÖZSOY’UN YANILGILARI

Ergi Deniz Özsoy’un Mozaik Evrim Çizimleri Yanılgısı:

Programda yer alan konuşmacılardan biri de, Ergi Deniz Özsoy olmuştur. Özsoy’un, Harun Yahya müstear ismiyle eserler kaleme alan Adnan Oktar ve arkadaşlarının yaptığı “araform, yarı kuş yarı sürüngen gibi canlılardır” tanımlamasına katılmadığını belirtmesi üzerine, Programın sunucusu Yiğit Bulut, Özsoy’dan arageçiş canlılarının neye benzediğine dair örnek vermesini istemiştir.

Bunun üzerine, yanında getirdiği evrim kitabının sayfasından bir sayfa açan Özsoy, kurbağadan başlayıp gitgide kuşa dönmeyen başlayan yarı kuş yarı kurbağa –çizimle yapılmış- canlılar göstermiştir.

Daha önce de, Ender Helvacıoğlu kendisine arageçiş formlarına ait fosil olup olmadığı sorulduğunda, bulunmuş bir fosil gösterememiş, yarı kuş yarı sürüngen bir canlının çizimini göstermiş, onu da kamera karşısında tutmaktan çekinerek hızlıca ekrana tutup geri çekmiştir.

Her iki durum, evrim teorisini savunanların fosiller karşısında ne denli büyük bir çaresizliğe düştüğünü görmek açısından son derece faydalıdır.

Yaratılışı savunanlar, yanlarında sertifikalı orijinal fosillerle çıkarken evrimcilerden hiçbirinin yanında tek bir fosil bile getirmemesi programı izleyen ve takip eden herkes tarafından fark edilmiştir.

Ergi Deniz Özsoy’un Uçak Yanılgısı:

Programda, Özsoy’a “bir uçak gördüğünüzde o uçağı yapan bir mühendis olduğunu düşünmez misiniz” sorusu yöneltildiğinde Özsoy’un verdiği cevap “o uçağı bir araya getiren malzemeler var” olmuştur.

Yiğit Bulut’un “O malzemeler kendiliğinden bir araya gelmiyor, bir mühendis biraraya getiriyor” demesi üzerine Özsoy “bizim mühendisimiz doğadır” yanıtını vermiştir.

Bu yanıt, evrim teorisinin içerisine düştüğü hezeyanı dile getirmek açısından gerçekten çok yararlı olmuştur.

Sümerlerden kalma eski bir pagan dinine bugün halen inanmakta olan insanların var olduğu da bu şekilde gösterilmiştir.

Bu, çok büyük bir aldatmacadır ve bilimsel bağlamda değerlendirildiğinde hiçbir değeri yoktur.

Doğa dediğimiz şey, dağlardan, taşlardan, topraktan, rüzgardan, yağmurdan, şimşekten, ağaçlardan ibarettir. Yağmurun, çamurun, rüzgarın tutup da müzik dinleyen, resim yapan, gülen, ağlayan, neşelenen, öfkelenen, düşünen, şuur ve bilinç sahibi varlıklar meydana getirmesi elbette ki beklenemez.

Dağ, taş, toprak, rüzgar zaten kendileri de yaratılmıştır. Kendileri de yaratılmış olanlar, elbette ki hiçbir şey yaratmaya güç yetiremeyeceklerdir.

Nitekim, “mühendisimiz doğadır” sözü materyalist perspektif açısından bile tatmin edici bir yanıt değildir. O halde, “doğanın mühendisi kim” diye sormak gerekir.

Bu soruya verilen yanıt, yalnızca evrim teorisini savunanların çaresizliğini belgelememiş aynı zamanda da evrimin bilimsel bir dayanağı olmadığını ve ne denli mantıktan uzak bir teori olduğunu da gözler önüne sermiştir.

SONUÇ

Evrim teorisinin bilimsel olarak yetersizliklerinin teker teker gün yüzüne çıktığı Sansürsüz programı, 200.yılında Darwin’e çok güzel bir sürpriz doğum günü hediyesi olmuş ve teorisi ulusal kanalda milyonların önünde canlı canlı yıkılmıştır.

Her geçen gün, evrime inanan insanların sayısında ciddi bir azalma yaşanmakta ve evrim teorisi her geçen gün kan kaybetmektedir.

Önümüzdeki 10-20 yıl arasında, evrim teorisi çocuklara mitolojik bir masal olarak anlatılacak, Darwinizm’in D’sine dahi inanan kimse kalmayacaktır.

Bu, Allah’ın takdir ettiği kaderde bu şekildedir. Batıl olan ne varsa hiç şüphesiz yok olacak, yeryüzünde yalnızca Allah’ın yüzü baki kalacaktır.

“De ki: Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur”

İsra Suresi, 81

“Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah’a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size.”

Enbiya Suresi, 18

“(Yer) Üzerindeki herşey yok olucudur; Celal ve ikram sahibi olan Rabbinin yüzü (Kendisi) baki kalacaktır.”

Rahman Suresi, 26-27

Alıntılar:

Richard Dawkins, River Out of Eden, Basic Books, New York, 1995, s.83

Pat Shipman, “Doubting Dmanisi”, American Scientist, Kasım-Aralık 2000, s. 491

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 16781, bugün ise 4 kez görüntülenmiştir.

154 Comments

  1. fuatogl diyor ki:

    Ahmet (ve saz arkadaslari), acik acik yalan soylemenin, insanlarin soylemedigini soylemis gibi gostermenin iyi birsey olmadigini, terbiyesizlik oldugunu ogretmediler mi sana? Sizlere terbiye veren olmadi mi Ahmet? Biz senin yalanlarinla ugrasmak zorundamiyiz Ahmet? Bir degil iki degil 5 degil, istikrarli birer yalan makinesine donmussunuz musvedde kaynaklarinizla. Kirletecek baska ortam bulun kendinize.

    Bu arada;

    Iddia:
    Yaratiliscilar mutasyonlara iliskin fantastik iddialarina bilimsel delil gosterecekler. (mutasyonlarin 99%’u zararlidir, 1%’i etkisizdir iddiasi icin)

    Sonuc:
    Yorum sayisi: ~60
    Tahrifat yapilmis alinti: ~30
    Safsata alintisi: ~10
    Bilimsel delil/arastirma/referans: 0 (yazi ile SIFIR)

  2. Gercekler diyor ki:

    Fuatogl ve Da Vinci,

    Simetri, altın oran, cinsiyet, canlılardaki ortak yaşam, kamuflaj vs… bunları evrimle izah edemezsiniz.
    Sperm mesela, erkek vucudunda ürüteliyor, ama işevi kadın vucudunda olacak. Daha önce hiç gitmediği ortama yani kadın vucuduna girince ne yapacağını biliyor, koşturmaca içinde yumurtaya ulaşmaya çalışıyor. Ulaşınca bir tanesi yumurtayı döllüyor, diğerleri elektrik yükü değiştiğinden dölleyemiyor. Spermin kuyruğu, başı işlevleri farklı farkıl muazzam bir hücre. Yumurta desen o ayrı bir alem. Simetri mesela, niye simetri olsun, tamamen aynısından vucudun öbür yanında var. Ama iç organlarda bazısında var, bazısında yok. Bir estetik harikası aynı zamanda. Kamuflaj mesela, bir canlı üstelik hayvan yani şuursuz. Nasıl olur da kendi vucuduna emredip de ortamın rengini alabilir. Ortak yaşam mesela hayret uyandırıcı bir durum. İki farklı canlı acayip planlar yapıp birlikte yaşıyorlar, mesela bir tür bit karıncalar için şerbet gibi bir madde çıkarıyor vucudundan karıncalar onu yiyor, bite zarar vermiyor, tam tersi biti başka canlılara karşı koruyorlar. vs vs vs vs
    Bunlar nasıl oldu sorusunun cevabı için aklı başında herkes Allah yarattı der.
    Mutasyonla oluştu, tabii seleksiyonla da seçildi iddiası tam bir komedi. Lütfen bilimi bu komediye alet etmeyin. Bilgiyi yorumlarken vicdanı kullanmazsanız, gururla hareket ederseniz küçük düşersiniz. Doğruyu kabul etmek insanı küçük düşürmez, yüceltir. Tamam bir dönem öyle düşünmüş, öyle inanmış veya inandırılmış olabilirsiniz, “bilim adamı” sıfatına sahip birileri tarafından kandırılmış olabilirsiniz. Hata yapmak suç değil ki, “tamam hata yaptım, ama doğrusunu şimdi görüyorum ve doğruyu kabul ediyorum” deseniz kimse sizi ayıplamaz, gururunuza bir zarar gelmez. Dürüstlük, samimiyet en güzeli…

  3. fuatogl diyor ki:

    @Gercekler;
    zirt birt rumuz degistirip birde bize durustluk ve samimiyet dersi mi vereceksiniz? Yorumunuzun geri kalani karalamaya calistiginiz bilimsel teori hakkinda en ufak bir bilgiye sahip olmadiginizi, anlamanin yanina bile ugrayamadiginizi sergileyen safsatalardan ibaret.

    Bu arada;

    Iddia:
    Yaratiliscilar mutasyonlara iliskin fantastik iddialarina bilimsel delil gosterecekler. (mutasyonlarin 99%’u zararlidir, 1%’i etkisizdir iddiasi icin)

    Sonuc:
    Yorum sayisi: ~60
    Tahrifat yapilmis alinti: ~30
    Safsata: ~11
    Bilimsel delil/arastirma/referans: 0 (yazi ile SIFIR)

  4. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatfok kaçamazsın cevap ver: Herkes sana bakıyor:)))

    Bak fuatfok sana basit bir sou soracağım evet veya hayır diye cevap veririsin:
    Bir kitapta rastgele harf değişiklikleri yapsan, yerlerini değiştirsen harf eklesen veya çıkarsan bu kitaptaki bilgi artarmı? Bu kitaba anlamlı yeni cümleler eklenir mi, bu kitap başka bir kitaba dönüşürmü mesela bir tarih kitabı rastgele harf değişiklikleri ile bir biyoloji veya astronomi kitabı haline gelirmi?

    Eğer hayır dersen o zaman yararlı mutasyonlar olabilir derken yalan söylüyorsun demektir.
    Yok eğer evet diyorsan o zaman herkes sana güler kafayı yemişsin demektir:))
    Ama eğer herzamanki gibi sıkışınca öfkelenip ağzına geleni söylersen demagoji yapmaya başlarsan ve cevap vermezsen korkup kaçtığını herkes anlar ve mutasyonların zararlı olduğunu tasdik etmiş olursun:)
    Söyle bakalım hangisi?:)))
    Korkma:))

  5. Ahmet Yener diyor ki:

    Darwinç sen de cevap ver kaçmak yok:))

    Bak Darwinç sana basit bir sou soracağım evet veya hayır diye cevap veririsin:
    Bir kitapta rastgele harf değişiklikleri yapsan, yerlerini değiştirsen harf eklesen veya çıkarsan bu kitaptaki bilgi artarmı? Bu kitaba anlamlı yeni cümleler eklenir mi, bu kitap başka bir kitaba dönüşürmü mesela bir tarih kitabı rastgele harf değişiklikleri ile bir biyoloji veya astronomi kitabı haline gelirmi?

    Eğer hayır dersen o zaman yararlı mutasyonlar olabilir derken yalan söylüyorsun demektir.
    Yok eğer evet diyorsan o zaman herkes sana güler kafayı yemişsin demektir:))
    Ama eğer herzamanki gibi sıkışınca öfkelenip ağzına geleni söylersen demagoji yapmaya başlarsan ve cevap vermezsen korkup kaçtığını herkes anlar ve mutasyonların zararlı olduğunu tasdik etmiş olursun:)
    Söyle bakalım hangisi?:)))
    Korkma:))

  6. fuatogl diyor ki:

    Ahmet, sen ve saz arkadaslarin kendi iddianizi temellendiremediniz 50 tane yorum yazmaniza ragmen. Simdide sizin cahilliginizden kaynaklanan sacmaliklara cevap vermenizi istiyorsunuz!? Hay hay…

    Bak simdi Ahmet kulaklarini bes ac:
    Bilginin artmasi meselesi cok basit. Eger bir kitaba harf eklersen(istedigin sekilde), o kitaptaki bilgi artar. Ama o bilgi biyoloji yada astronomi BAGLAMINDA sacma yada anlamsiz olabilir, orasi ekleyenin keyfine kalmis. “Ahmet, su miktarda sacma sapan bilgi ekledi” olur, anladin mi? YANI, bilgi miktari ile o bilginin belirli bir baglamdaki anlami birbirinden ayri seylerdir – (elbette bu meseleleri ne dedigini bilmeyen yaratiliscilarla tartismak deveye satranc ogretmek gibi olacaktir).

    Kitabin anlamina gelince:
    Evrim teorisi, “rastgele mutasyon olusur sonra pat diye biyolojik yapilar gelisir” demiyor. Kabaca, “rastgele mutasyonlar varyasyon saglar, dogal secilim ise bu varyasyon icersinden surdurulebilir olan varyasyonlari secer”, daha dogrusu “surdurulemez olanlar elenir”. Bu secilimden dogacak sonuc, o dogal ortama uyumlu biyolojik yapilar olacaktir, dogal olarak. Simdi bunu alip, bir kitaba rastgele harf ekleyip-cikartmak ile esdeger tutmak ne dedigini bilmemektir ahmet. Sizler ne dediginizi bilmiyorsunuz, evrim teorisinin E sini dahi anlama zahmetine katilmadan resmen bagnazlik yapiyorsunuz.

    Benzetmeniz su sekilde olsaydi daha dogru olurdu:
    Bir astronomi kitabina rastgele bilgi eklemekle anlamli astronomi bilgileri elbette olusmaz! Fakat bu kitap her rastgele ekleme/cikarma/degistirme sonrasi bir grup astronom tarafindan secilime tabi tutulursa, zaman zaman astronomi baglaminda anlamli olan sozcukler ortaya cikacaktir. Eleme ayiklama surdukce zaman zaman anlamli olabilecek sozcukler anlamli cumleler olusturacaktir ve zamanla kitabin icerigi astronomi baglaminda anlamli bilgi ile artacaktir yada gelisecektir.

    Sordugun sorunun neden luzumsuz ve cahilce bir soru oldugunu anladin mi ahmet?

    Simdi uzerinize duseni yerine getirin ve mutasyonlarin 99%’u zararli ve 1%’i etkisizdir (faydali olamaz yani) iddianiza bilimsel destek sunun.

    Iddia:
    Yaratiliscilar mutasyonlara iliskin fantastik iddialarina bilimsel delil gosterecekler. (mutasyonlarin 99%’u zararlidir, 1%’i etkisizdir iddiasi icin)

    Sonuc:
    Yorum sayisi: ~65
    Tahrifat yapilmis alinti: ~30
    Safsata: ~13
    Bilimsel delil/arastirma/referans: 0 (yazi ile SIFIR)

  7. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatfok neler saçmaladığını anlatayım:

    diyorsun ki :
    1-“Bilginin artmasi meselesi cok basit. Eger bir kitaba harf eklersen(istedigin sekilde), o kitaptaki bilgi artar.”
    Tabiki artmaz saçmalama:))
    Eğer sen kitaba mesela word haline rastgele harfler eklersen veya çıkarırsan veya mevcut harfleri rastgele değiştirirsen önce bazı kelimeler sonra bazı cümleler anlamsız hale gelecektir ve kitaptaki bilgi eksilecektir. Bu bir))

    2-Demişsin ki:
    “Ama o bilgi biyoloji yada astronomi BAGLAMINDA sacma yada anlamsiz olabilir, orasi ekleyenin keyfine kalmis.”
    Elbette saçma ve anlamsız olur. Neden çünkü rastgele olduğu için. Ekleyenin keyfine gelince. Eğer birisi oturup anlamlı olarak değişiklikler yaparsa bu o zaman bilinçli müdahele olur. Zaten kitabı yazmak için, anlamlı kelimeler ve bunların meydana getirdiği anlamlı cümleler olması için mutlaka bir akla ihtiyaç vardır. Bu akıl yazarın AKLIDIR. Tesadüfen tek bir anlamalı kelime bile oluşmaz bunu çocuklar bile bilir.

    3-Teadüfi değişiklikler önce bazı kelimeleri sonra bazı cümleleri sonunda tüm kitabı anlamsız hale getirecektir. İşte bu durum mutasyon denilen tesadüfi değişikliklerin DNA ya vereceği zarardır. Mutasyonlar genlere zarar verir ve yeni gen kesinlikle eklemez ekleyemez. Bu hem bilimsel gözlemlere dayanan hem deneylere dayanan (meyve sinekleri ve bakteriler 60 yıl boyunca) hem hiroshima, hem nagasaki ve hem de chernobyl’den bildiğimiz kesin gerçeklerdir.

    4-En önemlisi tesadüfen bir kitap oluşur mu? Yani kitabı oluşturan harfleri alıp yere atsan bu bir kitap yapar mı?? Elbette yapmaz trilyonlarca kere denesen yine yapmaz.
    Bırak kitabı tesadüfen kitabın harfleride oluşmaz. Tek bir harf bile tsadüfen oluşmaz. İsteyen denesin:)))

    Doğadaki canlılardaki kompleksliği ve bilgiyi Yaratan işte Allah’dır

    Boşuna vakit harcamayın. Birisi eğer tesadüfen kitap veya anlamlı kelimeler oluşur diyorsa ya aklını kaçırmıştır veya süper yalancıdır.

    Sizi rezil etmek istemiyorum ama kaşınıyorsunuz:))

    Bırakın bu tesadüf saçmalıklarıı. Darwinizm Marwinizm yok anlayın artık. Darwinizm bir pagan dinidir tesadüfü ilah edinen. 21 yüzyılda hala bu pagan dinine inanılırmı. Rezil kepaze olmayın artık.

  8. fuatogl diyor ki:

    Eğer sen kitaba mesela word haline rastgele harfler eklersen veya çıkarırsan veya mevcut harfleri rastgele değiştirirsen önce bazı kelimeler sonra bazı cümleler anlamsız hale gelecektir ve kitaptaki bilgi eksilecektir.

    Anlattim ama anlamadim. Tekrar edelim, birseyin belirli bir baglamda anlamini kaybetmesi bilginin azalmasi anlamina gelmez. Onun icin ozel olarak bilgiyi tanimlaman gerekecek. Mesela: “Bilgi sadece Turkce de yazilmis astronomi ile ilgili cumlelerden olusur”.

    Zaten kitabı yazmak için, anlamlı kelimeler ve bunların meydana getirdiği anlamlı cümleler olması için mutlaka bir akla ihtiyaç vardır. Bu akıl yazarın AKLIDIR. Tesadüfen tek bir anlamalı kelime bile oluşmaz bunu çocuklar bile bilir.

    O zaman bastan benzetme kurman yanlis! Hem insanlarin kullandigi nesnelerden ornek vereceksin, hemde alegorinin suyunu kacirip “ama insanda akil var” diye sapsallik yapacaksin.

    Teadüfi değişiklikler önce bazı kelimeleri sonra bazı cümleleri sonunda tüm kitabı anlamsız hale getirecektir.

    Evet bir kitabi alip rastgele bir sekilde harflerini yeniden dizmeye kalkarsan anlami kalmayacaktir. Fakat evrimi bu sekilde resmetmek icin dupeduz aptal olmak gerekiyor. Evrim rastgele degisim sonucu varyasyon, ve bu varyasyonun dogal secilime tabi tutulmasi anlamina geliyor. Sen kalkip rastgele kismini alip gerisini gormezden gelip “evrim boyle diyor” dersen bende sana hadi oradan derim.

    4-En önemlisi tesadüfen bir kitap oluşur mu? Yani kitabı oluşturan harfleri alıp yere atsan bu bir kitap yapar mı?? Elbette yapmaz trilyonlarca kere denesen yine yapmaz.

    Elbette yapmaz, kim yapar dedi ki? Evrim teorisi oyle iddia ediyor demek sacmalamanin daniskasidir.

    Birkac luzumlu isimden sonra sana guzel bir hesabim olacak aksam. Bakalim rastgele mutasyonlarla neler oluyormus hesaplayalim gorelim. Bir nevi odev olsun sana.

    Bu arada kendi sacma iddianiza halen destek sunabilmis degilsiniz. Artik rahatlikla sizlere palavraci diyebiliriz.

    Son durum:

    Iddia:
    Yaratiliscilar mutasyonlara iliskin fantastik iddialarina bilimsel delil gosterecekler. (mutasyonlarin 99%’u zararlidir, 1%’i etkisizdir iddiasi icin)

    Sonuc:
    Yorum sayisi: ~67
    Tahrifat yapilmis alinti: ~30
    Safsata: ~14
    Bilimsel delil/arastirma/referans: 0 (yazi ile SIFIR)

  9. Bigalıoğlu diyor ki:

    arkadaşlar %99 söylemi çok eski bir söylemmiş.hala ğerçerlimi bilemiyorum.ancak öyle olsa bile konuyla ilğili akademik ağızlardan böyle bir laf çıkmaz.

    neden?

    evrim:bilinçli çarpıtma,uydurma,saklama ve bir de kafa karıştırma.kimse anlamasa da olur.zaten anlaşılması istenmiyor.adamlar hayatını koymuşlar ortaya.aslında işin iki yönü var.

    1.bilim eğer dinle paralellik ğösterirse,bilimsel ğelişme ve özğürçe bilim yapmak oldukça zorlaşacak.herşeyin sonu yaratıcıya çıkacak.bilimsel çerelerin böyle bir endişesi var.onun için ne yapıp edip evrimi yaşatmaları lazım.

    2.yeryüzünde bu işe hayatını ortaya koymuş binlerce ateist,ağnostik bilim adamı var.ğenetik yazılımları dolayı zaten proğramlarını değiştirmek çok zor.ayrıca böyle bir şeyi kabullenirlerse,psikolojik boşluğa düşecekler,bazıları intihar edecek.ABD’de bir dönem doktor intiharları meşhurdu.adam ateist,insan vücudundaki mekanizmaları ğörüyor ve psikolojisi bozuluyor.kimi intihar,kimi kafayı yiyor.

    bizim da vinci e fuatğoldaki durumda biraz psikolojik.bu işe tüm hayatlarını vermişler.biz şimdi onlardan intihar etmelerini bekliyoruz.işin acı olan tarafı bu.ğerisi lakırdı.

    ateist bilim adamlarından evrimle ilğili olarak dürüstlük beklemeyin.onlara zaten Allah dede vuruyor.nereye elini atsa,yaratılış delili.onlar muğlak ifadeler açıklama yapmayı yeğler,yada susmayı.

    ğördünüz işte,habertürk’teki hadiseyi.

  10. fuatogl diyor ki:

    arkadaşlar %99 söylemi çok eski bir söylemmiş.hala ğerçerlimi bilemiyorum.ancak öyle olsa bile konuyla ilğili akademik ağızlardan böyle bir laf çıkmaz.

    Mesele 99 meselesi degil. Mesele faydali mutasyonlarin hicbir sekilde olamayacaginin iddia ediliyor olmasi – ve sahit oldugumuz icin yalan ve carpitmadan baska delil gosterilemedi yoldaslarin tarafindan.

    1.bilim eğer dinle paralellik ğösterirse,bilimsel ğelişme ve özğürçe bilim yapmak oldukça zorlaşacak.herşeyin sonu yaratıcıya çıkacak.bilimsel çerelerin böyle bir endişesi var.onun için ne yapıp edip evrimi yaşatmaları lazım.

    Iste gericilik, bagnazlik bu kadar tehlikeli birsey. Insani resmen gerceklikten kopartiyor hayaller dunyasina dogru. Bu cehaletin ve bagnazligin sonuclarini ulkemizde pek guzel bir sekilde goruyoruz gormeye de devam edecegiz.

    ateist bilim adamlarından evrimle ilğili olarak dürüstlük beklemeyin.onlara zaten Allah dede vuruyor.nereye elini atsa,yaratılış delili.onlar muğlak ifadeler açıklama yapmayı yeğler,yada susmayı.

    Ne kadar sevimli. Yukaridan asagiya yalanla dolu yorumlar alintilar carpitmalar, ne utanma var ne arlanma ve piskinlik ise had safhada. Sanki yazilanlardan belli olmuyor kimin ne islerle ugrasdigi. Sonrada sizden bilim adamlarin durustlugunu dinleyecegiz oyle mi? Bogaziniza kadar yalana batmissiniz baskalarina durustlukten bahsediyorsunuz. Cok inandirici. Soyleyecek birseyiniz olmadigi icin tek umudunuz insanlarin doktugunuz yalanlari okumamasini ummak ve zeytin yagi misali piskin uslubunuza kanmalarina dua etmek – sirf buna oynuyorsunuz. Ama buna oynadikca da size gosterilen saygi dib seviyelerde seyrediyor. Ve bigalioglu sunu unutma; durumun ne oldugunu sende goruyorsun biz de gozuyoruz, ve bizim gordugumuzu de goruyorsun ve biliyorsun!

    bizim da vinci e fuatğoldaki durumda biraz psikolojik.bu işe tüm hayatlarını vermişler.biz şimdi onlardan intihar etmelerini bekliyoruz.işin acı olan tarafı bu.ğerisi lakırdı.

    Tabi canim, zerre katki sunamadiginiz tum bilim dunyasi intihar etmemek icin sizlerden kacip duruyor. Ama her nasilsa bu intihar etmekten korkanlarin urettigi nimetleri kullanan sizler oluyorsunuz, sizlerin sundugu katkilardan(!) faydalanan olmuyor nedense.

  11. Bigalıoğlu diyor ki:

    fuatğol benim sunduğum katkılar hem akademisyenler hemde lise ve ilk öğretimdekiler tarafında kullanılıyor.hatta yabancı akademisyenler bile merak etmeye başladılar.bunun adına fikir üretimi deniliyor.benimle sizin aranızdaki farkta bu.

    sizlere yol ğösteren birileri olmalı.ben ha bire yol ğösteren siz olun dedikçe.hala oradan buradan kaynak ta kaynak değip duruyorsunuz.

    sen mecbursun,robert şunu demiş,carls bunu demiş.aha bak albert bunu demiş demeye.albert ne desin?aşağı tükürse akademik kariyer ğidecek.yukarı tükürse,kendisiyle çelişecek.ortaya karışık muğlak açıklamalarla durumu idare ediyorlar.ben sana materyalist,ateist bilim felsefesinin inceliklerini sıralıyorun.sen kendi halinde aynı tas aynı hamam.

    %99’u söyleyemiyorsun,inkarda etmiyorsun.o zaman doğru kabul ediyorum.mutasyon faydalı olsa ne olur,olmasa ne olur.toplam bünyenin %1’ine takabul eden bir etki makroevrim yaratabilir mi?samiyetsiz daranıyorsunuz ve dürüst değilsiniz.

    %99 olayını adamın biri 1950 de söylemiş.HY’de almış bunu yapıştırmış.en azından o zamanlar bir takım endişeler olmadığı için bilim adamları büyük bir dürüstlük ve açıklıkla dan dan söylemiş.ya şimdikiler?yaratılış ve AT diye tehdit söz konusu.bu saçma çekişmeden bir sonuç çıkmayacak ve bu bir savaşa dönüşecek.sizler yine evrimi kurtaracak çareler arayıp bulacaksınız,duvara toslaya toslaya.

  12. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatfok seni sıkıştırnca nasıl rezil oldun hem de naıl acemice kıvırmaya çalıştığın ortaya çıktı.Zaten bunun için seni sıkıştırdım.

    Bak neler söylemişsin:))

    Bu benim söylediğim: En önemlisi tesadüfen bir kitap oluşur mu? Yani kitabı oluşturan harfleri alıp yere atsan bu bir kitap yapar mı?? Elbette yapmaz trilyonlarca kere denesen yine yapmaz.

    Bu da senin cevabın: Elbette yapmaz, kim yapar dedi ki? Evrim teorisi oyle iddia ediyor demek sacmalamanin daniskasidir.

    Yani sen diyorsun ki: Tek bir kitap bile tesadüfen olmaz. Elbette olmaz. Bunda mutabıkız.

    Yalnız burdan sonra aklın gidiyor. Çünkü kalkıp İnsan DNA sında ki 1 milyon sayfa bilginin yani 1000 cilt ansiklopedi ya da 1gm DNA’daki 200 trilyon kitaba eşdeğer bilginin tesadüfen olduğunu sanıyorsun ya da uyduruyorsun..

    Sen ya hiç sayı saymayı bilmiyorsun ya da hiç ıspanak yememişsin:)))

    Akıllı ol tek bir anşamlı kelime bile tesadüfen olmaz:)
    Bırak bu tesadüf saçmalıklarını.

    21. Yüzyılda hala bu Darwinizm saçmalığına inanılırmı. Darwin şarapçı, mektuplarında hep intihar etmek istediğini söyleyen her gün panik atakları geçiren bir ruh hastası. Şarapı içip içip gemilerde naralar atarak gezmiş ve uydurup uydurup yazmış:)) Size yalan söyledi Darwin Darwin’in kendisi de inanmıyor zaten söylediklerine.Bak ara geöiş formu olmadığını yani evrimin olmadığını nasıl itiraf ediyor:

    Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.
    Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280

    Adam daha ne desin ara geçiş formu yok yani evrim mevrim yok diyor:))
    Bırak bu tesadüf saçmalığını artık:))

  13. Ahmet Yener diyor ki:

    Arkadaşlar tek bir ara geçiş formu getirene 10 trilyon var. Ama yok ara form:))
    Bakın ünlü Darwinist Niles Elredge ara geçiş formu olmadığını nasıl itiraf ediyor:

    Ünlü Darwinist paleontolog Niles Eldredge:

    “Ayrı türlere ait fosillerin, fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca değişim göstermedikleri, Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayınlamasından önce bile paleontologlar tarafından bilinen bir gerçektir. Darwin ise gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak yeni fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde bulunmuştur… Aradan geçen 120 yılı aşkın süre boyunca yürütülen tüm paleontolojik araştırmalar sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin’in bu kehanetini DOĞRULAMAYACAĞI AÇIKÇA GÖRÜLÜR HALE GELMİŞTİR. Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun değildir. FOSİL KAYITLARI AÇIKÇA SÖZ KONUSU KEHANETİN YANLIŞ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR. Türlerin şaşırtıcı bir biçimde sabit oldukları ve uzun zaman dilimleri boyunca hep statik kaldıkları yönündeki gözlem, “kral çıplak” hikayesindeki tüm özellikleri barındırmaktadır: Herkes bunu görmüş, ama görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir. Darwin’in öngördüğü tabloyu ısrarla reddeden hırçın bir fosil kaydı ile karşı karşıya kalan paleontologlar, bu gerçeğe açıkça yüz çevirmişlerdir.”

    N. Eldredge, and I. Tattersall, The Myths of Human Evolution, Columbia University Press, 1982, s. 45-46

    Darwin’in kehaneti yanlış diyor.. Daha ne desin:)) Yani evrim mevrim yok diyor..

  14. fuatogl diyor ki:

    bigalioglu guldurme beni, daha yalanla yalan olmayani ayirt edemiyorsun.

    sen mecbursun,robert şunu demiş,carls bunu demiş.aha bak albert bunu demiş demeye.albert ne desin?

    Insan biraz utanir. Yaratilisci arkadaslarinin yaptigi yorumlari okumuyormusunun sen? Habire “alinti” yapiyorlar. Sorun o da degil, sorun yaptiklari alintilarin anlamini kivirtmak carpitmak. Onunda disinda kivirip carpitmadan insanlarin arastirma ve bilgilerinden faydalanmanin neresinde problem oldugunu goremiyorum. Nasil birseydir bu!?

    %99′u söyleyemiyorsun,inkarda etmiyorsun.

    Biraz durust ol simdi. olay 99% degil. Olay 99%+1% kesinlikte faydali mutasyonlarin olamayacagi sacmaligi. Mutasyonlarin buyuk oranda faydasiz oldugunu inkar eden yok, ve kesin sayi koymanin anlamsizligini da anlatmaya calistim (anlamadin tabi!). Bu bilgi de yaratiliscilarin calismalarindan(!) cikmis degil.

    mutasyon faydalı olsa ne olur,olmasa ne olur.toplam bünyenin %1′ine takabul eden bir etki makroevrim yaratabilir mi?samiyetsiz daranıyorsunuz ve dürüst değilsiniz.

    Toplam bunye mi!? Sen ne sacmaliyorsun!?
    Her 100 mutasyondan 1 tanesinin faydali olmasinin toplam bunyenin 1% iyle alakasi nedir Bigalioglu? Hani anlamadiginizi biliyoruz da, anlamamanin bu kadarina da pes dogrusu. Bigaliogluna gore 1% faydali mutasyon demek toplam bunyenin 1%’inin faydali geri kalanin da 99% zararli/faydasiz genetik malzemeden olusmasi demek !!! Bilmedigin konularda ahkam kesersen sacmalamaya mahkum olursun bigali.

    yaratılış ve AT diye tehdit söz konusu.bu saçma çekişmeden bir sonuç çıkmayacak ve bu bir savaşa dönüşecek.sizler yine evrimi kurtaracak çareler arayıp bulacaksınız,duvara toslaya toslaya.

    Yaratilisci, daha dogrusu dinsel bagnazlik elbette tehlikelidir ve bilime bu kadar bagimli olmus insanlik icin buyuk bir tehdittir. Ve sizler bu tehditin ne kadar vahim oldugunu gosteriyorsunuz. Ve duvara toslayan kim oluyor bigali? Birkac ornek verelim. Craig Venter ve arkadaslarinin onculuk yaptigi arastirma ve projeler exon mobil gibi dev sirketlerden 600milyon dolarlik kaynak alabiliyor. Madem yaptiklari akademik masturbasyondan ibaret, amaci teknoloji alaninda oncu olmak olan bir sirket ne diye bu kadar parayi bu insanlara teslim ediyor?
    Madalyonun bizi ilgilendiren yonune baktigimizda; bizim genclerimiz neden issizlik icersinde boguluyor bigali? Sacma sapan bilim yapan bu guruh teknolojinin kilit noktalarinda bu kadar onemli is yapip isdihdam yaratabiliyor iken, insanliga faydali teknikler sunabiliyor iken, en dogru bilim anlayisina ve bilgiye sahip olan bizler neden genclerimize isdihdam yaratamiyoruz? Bu dogru bilim ve bilgi ile neden insanliga faydali cozumler uretip kendimize as baskalarina fayda sunamiyoruz da en minik teknik basarida gazete mansetlerinden masturbasyon yapiyoruz kirilmis gururumuzu tamir etmek icin? Hic dusundun mu bunlari Bigali? Hic dusundun mu acaba NovoNordisk, Novartis gibi sirketlerin senin ulkendeki satislarindan ne kadar deger kazandigini? Sadece kisisel cevremden 2 tane sirket biliyorum 23andme.com dan Turkiye icin bayilik almaya calisan (bilim danismanlari tesadufen George Church gibi bir genetikci). Neden bu sacma sapan evrimci bilimcilerin basini cektigi islere talep var? Ahmakliginizin bedellerini toplumsal olceklere vurup hesaplamaya calisdiniz mi hic?

    Bu sacma dediginiz cekisme hic oyle sacma filan degil. Bush iktidari iyi bir ornek oldu Amerika baglaminda (evet alakali).

  15. vasco de gamma diyor ki:

    fuatogl ve dar vinci,

    bi gün derslere ara verdik, hemen gevşeklik göstermişsiniz. üzülmeyin bu kadar rezil rüsva oldunuz diye.

    hadi bakalım alın defteri kağıdı elinize, başlıyalım…

    FAYDALI (?) MUTASYON ÖRNEĞİ: SİYAM İKİZLERİ

    Siyam İkizleri denilen yapışık ikiz durumuna mutasyonlar neden olur. Bu şekilde doğan bebeklerin hayatları ciddi tehlikededir, ve yaşam oranları da çok düşüktür.

    FAYDALI (?) MUTASYON ÖRNEĞİ: ÇERNOBİL

    Çernobil, nükleer bir felaket olarak tanımlanır. Çernobil sonrası dünyaya gelen çocuklar hasta ya da sakat olarak dünyaya gelmişler, pek çoğu eksik organlarla doğmuştur.

    FAYDALI (?) MUTASYON ÖRNEĞİ: MEYVE SİNEKLERİ

    Meyve sinekleri ile yapılan deneylerde mutasyona uğratılan sineklerin gözlerinin üzerinden bacaklar çıkmıştır. Sineklerin akibeti ölümle sonuçlanmıştır.

  16. fuatogl diyor ki:

    ahmet,
    insan zekasinin en berbat orneklerini sergiliyorsun, diyecek birsey bulamiyorum bu kadar sacmalik karsisinda.

    Yalnız burdan sonra aklın gidiyor. Çünkü kalkıp İnsan DNA sında ki 1 milyon sayfa bilginin yani 1000 cilt ansiklopedi ya da 1gm DNA’daki 200 trilyon kitaba eşdeğer bilginin tesadüfen olduğunu sanıyorsun ya da uyduruyorsun..

    Offff, off. Geri zekalimisin sen arkadas? Insan genomu kac gramdir?
    O kadar dil doktuk nasil daha tesadufen diyebiliyorsun utanmadan. Sizin surat mesin kaplama mi?

    Sizi muhatap alanda kabahat var.

  17. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatlok şişince hemen öfkeleniyorsun ve terbiyesizleşiyorsun ağzına geleni söylüyorsun. Senin anan baban yokmu sana bçyle mi öğrettiler:))
    Senin küçükken ağzına hiç biber sürmediler mi?

    insan vücudunda 100 trilyon kadar hücre var. Her bir hücrede 1 milyon sayfa bilgi var. 100.000.000.000.000 çarpı 1.000.0000 sayfa ya da 1000 cilt ansiklopedi demektir bu. 100 katrilyo cilt ansiklopedi demektir bu.
    Den bir kitap bile tesadüfen olmaz ama 100 katrilyon kitap tesadüfen olur diyorsan ya hi. sayı saymayı bilmiyorsun ya da hiç ıspanak yememişsin:))
    Sen zaten genetikten de hiç bişeyden de anlamazsın ki zaten:))
    Bırak bu tesadüf saçmalıklarını.
    Sana göre senin çnündeki bilgisayar da tesadüfen olmuştur elinde tuttuğun kalemde remote control da:))
    Rezil kepaze etme kendini.

  18. Ahmet Yener diyor ki:

    Herşey Allah’la güzeldir. Haşa Allah yok diyen kimse başıboşluk, karmaşa, düzensilik, kısacık dünya hayatı ve ölünce yok olma düşünceleri içinde boğulur ve aklını kaçırır. Allah’ın varlığı çok büyük bir güzelliktir. Sonsuz merhamet, adalet ve akıl sahibi Rabbimizin yarattığı ve seçtiği kaderi yaşarız. Hiç bir şey başıboş değildir. Yok olma yoktur sonsuz hayat vardır. Allah’ın hoşnutluğunu kazanan Cennet’te sonsuz nimetlerle mutlu huzurlu en ufak sıkıntı olmayan hayat yaşar. Allah’la herşey güzeldir.

  19. fuatogl diyor ki:

    terbiyesizleşiyorsun ağzına geleni söylüyorsun

    Yok, terbiyesize terbiyesiz, geri zekaliya geri zekali, aptala aptal, yalanciya yalanci demek gibi bir huyum var. Aptalliga tahammul sinirim ise dusuk.

  20. Ahmet Yener diyor ki:

    Sayın Editörün dikkatine:
    Fuatogl rumuzu ile yazan kişi hakaret ediyor ve suç işliyor. Bunların elbette hukuki karşılığı olacaktır. Bu kişinin hakaret içeren yorumlarının çıkartılmasını ve engellenmesini talep ediyoruz.

  21. Ahmet Yener diyor ki:

    ARA GEÇİŞ FORMU YOKTUR:

    Ünlü Darwinist paleontolog Niles Eldredge:
    “Ayrı türlere ait fosillerin, fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca değişim göstermedikleri, Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayınlamasından önce bile paleontologlar tarafından bilinen bir gerçektir. Darwin ise gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak yeni fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde bulunmuştur… Aradan geçen 120 yılı aşkın süre boyunca yürütülen tüm paleontolojik araştırmalar sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin’in bu kehanetini DOĞRULAMAYACAĞI AÇIKÇA GÖRÜLÜR HALE GELMİŞTİR. Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun değildir. FOSİL KAYITLARI AÇIKÇA SÖZ KONUSU KEHANETİN YANLIŞ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR. Türlerin şaşırtıcı bir biçimde sabit oldukları ve uzun zaman dilimleri boyunca hep statik kaldıkları yönündeki gözlem, “kral çıplak” hikayesindeki tüm özellikleri barındırmaktadır: Herkes bunu görmüş, ama görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir. Darwin’in öngördüğü tabloyu ısrarla reddeden hırçın bir fosil kaydı ile karşı karşıya kalan paleontologlar, bu gerçeğe açıkça yüz çevirmişlerdir.”
    N. Eldredge, and I. Tattersall, The Myths of Human Evolution, Columbia University Press, 1982, s. 45-46

    Ali Demirsoy:
    “Evrimde açıklanması en zor olan kademelerden biri de bu ilkel canlılardan, nasıl olup da organelli ve karmaşık hücrelerin meydana geldiğini bilimsel olarak açıklamaktır. Esasında bu iki form arasında gerçek bir geçiş formu da bulunamamıştır. Bir hücreliler ve çok hücreliler bu karmaşık yapıyı tümüyle taşırlar, herhangi bir şekilde daha basit yapılı organelleri olan ya da bunlardan birinin daha ilkel olduğu bir gruba veya canlıya rastlanmamıştır. Yani taşınan organeller her haliyle gelişmiştir. Basit ve ilkel formları yoktur.” Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Ankara, Meteksan Yayınları, s.79

    S. M. Stanley (John Hopkins Üniversitesi):
    Bilinen fosil kayıtları kademeli evrim ile uyumlu değildir ve hiçbir zaman olmamıştır… Paleontologların çoğunluğu, delillerinin Darwin’in bir türün değişimine götüren çok küçük, yavaş ve giderek biriken değişiklikler üzerine yaptığı vurguyla çelişir durumda olduğunu hissetmiştir… Onların hikayeleri de örtbas edilmiştir. 7
    S. M. Stanley, The New Evolutionary Timetable: Fossils, Genes, and the Origin of Species, Basic Books Inc. Publishers, N.Y., 1981, s.71

    Science dergisi:
    Evrimsel biyoloji ve paleontoloji alanlarının dışında kalan çok sayıda iyi eğitimli bilim adamı, ne yazık ki, fosil kayıtlarının Darwinizm’e çok uygun olduğu gibi bir yanlış fikre kapılmıştır… Darwin’den sonraki yıllarda, onun taraftarları bu yönde (fosiller alanında) gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır. Bu gelişmeler elde edilememiş, ama yine de iyimser bir bekleyiş devam etmiş ve bir kısım hayal ürünü fanteziler de ders kitaplarına kadar girmiştir.
    Science, July 17, 1981, s.289

  22. creationist diyor ki:

    Allah’a inandığını söyleyen arkadaşların neden bazı bilimsel gerçekleri inkar etmekte bu kadar ısrarlı olduklarını anlamıyorum. Bu durumu anlamak bana zor geliyor. Allah’ın varlığına yürekten inanmış birisinin bilimsel gerçeklerle bir çatışması neden olsunki? Aklıma tek bir açıklama geliyor. Bazı bilimsel gerçeklerin Allah’ın varlığına karşı kullanılabileceğini düşündükleri için akılları sıra bu gerçekleri kabul etmeyerek Allah’ı varlığını savunmak adına önemli birşey yaptıklarını düşünüyor olabilirler. Ama farkında değiller ki gerçekleri inkar etmek Allah’ın hiçbir şekilde kabul etmeyeceği ciddi bir hatadır. Bazı bilimsel gerçeklerin Allah’ın varlığıyla hiçbir surette çelişmeyeceğini anlamadığınız için gerçekleri inkar yoluna gidiyorsunuz ve bana göre büyük bir günah işliyorsunuz. Eğer bunu gerçekten Allah’ın varlığını savunmak adına yapıyorsanız arkadaşlar lütfen bu hatanızdan dönün. Delillerle desteklenen gerçekleri inkar etmekten vazgeçin ve bu gerçekleri Allah’ın nasıl yarattığını görmeye çalışın. Allah’a inanmış kişilerin böyle yanlış yollarda görmek beni hep üzmüştür. Lütfen yol yakınken bu yoldan dönün. Kenneth Miller, Francis Collins, Francisco Ayala, Joan Roughgarden gibi Tanrı’ya inanan bilimadamlarının çalışmalarını takip edin ve evrimin ardındaki Allah’ın yarattığı mekanizmaları hayretler içinde izleyin. Böyle yaptığınızda gerçekleri kabullenmenin ve anlamanın inkarcılıktan çok daha kolay ve huzur verici olduğunu göreceğinize eminim.

  23. Ahmet Yener diyor ki:

    ARA GEÇİŞ FORMU YOKTUR DOLAYISIYLA EVRİM MEVRİM YOKTUR:

    Neville George (Paleontolog, Glasgow Üniversitesi)
    Fosil kayıtlarının (evrimsel) zayıflığını ortadan kaldıracak bir açıklama yapmak artık mümkün değildir. Çünkü elimizdeki fosil kayıtları son derece zengindir ve yeni keşiflerle yeni türlerin bulunması imkansız gözükmektedir… Her türlü keşfe rağmen fosil kayıtları hala (türler arası) boşluklardan oluşmaya devam etmektedir.
    T. N. George, “Fossils in Evolutionary Perspective”, Science Progress, vol. 48, January 1960, s.1

    Antropolog Jeffrey H. Schwartz:
    “Pek çok paleontolog fosil kayıtlarında, kayıp halkaları bulmak yerine, sadece büyük boşluklarla ve bugüne kadar kaydedilmiş fosil türleri arasında herhangi bir ara form olmadığı gerçeğiyle yüz yüze geldi.” (Schwartz, Jeffrey H., Sudden Origins, 1999, s. 89)

    Edmund J. Ambrose (Londra Üniversitesi’nde hücre biyolojisi profesörü):
    “Jeolojik araştırmaların bugün gelinen safhasında, jeolojik kayıtlarda, Yaratılışçıların, Allah’ın her bir türü ayrı olarak yarattığı düşüncesine ters düşecek hiçbir bulgu yoktur…” (Dr. Edmund J. Ambrose, The Nature and Origin of the Biological World, John Wiley & Sons, 1982, p. 164)

    D.B. Kitts (Oklahoma Üniversitesi, Bilim Tarihi Profesörü)
    Evrim, türler arası geçiş formalarını gerektirir, ama paleontoloji bunu evrimcilere vermemiştir. (D.B. Kitts, Paleontology and Evolutionary Theory (1974), p. 467)

    Mark Czarnecki (Evrimci paleontolog):
    Teoriyi (evrimi) ispatlamanın önündeki büyük bir engel, her zaman için fosil kayıtları olmuştur… Bu kayıtlar hiçbir zaman için Darwin’in varsaydığı ara formların izlerini ortaya koymamıştır. TÜRLER ANİDEN OLUŞURLAR VE YİNE ANİDEN YOK OLURLAR.

    Carlton E. Brett:
    Yeryüzünde hayat zaman içinde, yavaş yavaş ve kademe kademe mi gelişti? FOSİL KAYITLARININ BU SORUYA CEVABI; “HAYIR”DIR.

    Dr. Colin Patterson (Paleontolog):
    Herhangi bir türün başka hangi tür canlıdan geldiğini gösteren bir fosil fotoğrafı göstermemi istemişsiniz – BÖYLE BİR FOSİL KAYDI MEVCUT DEĞİL.

    John Adler ve John Carey:
    Türler arası formları ne kadar fazla sayıda bilim adamı ararsa, o kadar fazla hayal kırıklığına uğruyor.

    Mark Ridley (Zoolog, Oxford Üniversitesi):
    Gerçek bir evrimci hiçbir zaman, yaratılışa karşı evrim teorisine dayanak olarak fosil kayıtlarını kullanmamaktadır.

    Hoimar Von Ditfurth:
    Geri dönüp baktığımızda, neredeyse ıstırapla aranan o geçiş biçimlerini bir türlü bulamamış olmamıza şaşırmamamız gerektiğini anlıyoruz. ÇÜNKÜ BÜYÜK OLASILIKLA BÖYLE BİR ARA AŞAMA HİÇ VAR OLMADI
    Tom Kemp (Oxford Üniversitesi):
    Bir nesilden diğerine türlerin birbirine geçişinin mümkün olduğunu gösterecek tek bir kayıt örneği yoktur.
    Prof N. Heribert Nilsson (Lund Üniversitesi, İsveç, Ünlü evrimci botanikçi):
    Evrimi, 40 yıldan fazla süren bir deney ile kanıtlama teşebbüslerim sonunda başarısızlıkla sonuçlandı… Fosil materyali şu anda o kadar tamdır ki, yeni sınıflar oluşturmak mümkün olmuştur ve geçiş dizilerinin bulunmayışı, materyal eksikliği ile açıklanamaz bulunmaktadır. (Fosil kayıtlarındaki) boşluklar gerçektir; asla tamamlanamayacaklardır.

  24. Editör diyor ki:

    Sayın Ahmet Yener,

    Açıkçası ben hakaret göremedim. Ama sizin ve diğer bazı arkadaşların fuatogl, Da Vinci ve Kurndaki Din adlı arkadaşlarımızın kullandıkları isimleri değiştirerek dalga geçmeye ve bu arkadaşları sinirlendirmeye çalıştığınızı bir süredir gözlemliyorum. İlk olarak sizlerin bu hareketten vazgeçmenizi rica edeceğim. Ayrıca tartışmaları üzüntüyle takip ettiğimi belirtmek zorundayım. Bile bile söylenen yalanlar, bilinçli yapılan çarpıtmalar, artık klasikleşmiş yaratılışçı saldırılar, maalesef sağlıklı bir tartışma ortamının oluşmasını engelliyor. Bu siteyi kurarken böyle birşey olmamasını umuyordum ama bugün geldiğimiz nokta ne yazık ki bu. İnternette herhangi bir sitedeki yaratılışçı-evrimci tartışmasının ötesine gidemediğinizi üzülerek gözlemliyorum. Nedendir bilinmez yaratılışı savunan arkadaşlarda, bazı şeyleri bir türlü kabullenememe ve bazı belli kaynaklardan buldukları şüpheli alıntılarla karşıdakini boğmaya çalışmak gibi samimi ve dürüst bir tartışma olmaması gereken bir yaklaşım görüyorum. Böyle olunca da maalesef bir noktadan sonra iletişim kopuyor ve hakaretvari sözlerin sarfedilmesi kaçınılmaz oluyor. Lütfen herkes kendine çeki düzen versin. Böyle tartışacaksanız internetteki diğer onlarca siteye giderek orada devam edebilirsiniz. Burada akıl, mantık ve dürüstlüğü benimsemiş ve bu özellikleri ön plana çıkaran kişilerin tartışmalarını görmek istiyorum. Herkesin de bunu görmek isteyeceğini düşünüyorum. Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve burada bir oyun oynamadığımızın farkına varın. Burada maç da yapmıyoruz. Doğruya, gerçeğe ulaşmak için fikir alış verişinde bulunuyoruz. Yanlış bir fikriniz varsa ve karşınızdaki kişi size onun yanlış olduğunu gösteriyorsa hatanızı kabullenin. Kendinizle barışık olun. Herkes hata yapabilir. Herkes yanlış görüşlere sahip olabilir. Hatanızı kabul ettiğinizde karşıdakinin size karşı olan saygısı artacak ve çok daha düzeyli bir tartışma ortamı sağlanacaktır. Böyle bir ortamdan herkes karlı çıkacaktır. Bunu sırf yaratılışı savunan arkadaşlar için söylemiyorum. Aynı şey evrimi savunanlar için de geçerli. Hepimiz insanız ve hepimizin hataları olabilir. Bu gerçeği unutmamamız gerekiyor.

  25. Ahmet Yener diyor ki:

    Sayın Editör
    Hakaretamiz ifadeleri görebilmeniz için tarafsız bakmanız gerekir. Siz açıkça tarafsınız ve buna göre değerlendirme yapmışsınız Olabilir buna kimse birşey diyemez.
    Ancak demokratik ortamda tartışma ortamı fikir ve konuşma özgürlüğü kimseye hakaret etme hakkı vermez.
    Burada bilimsel delillere karşı hiçbir şekilde Darwinizm’i destekleyecek bir delil getiriiemiyor. Bunun sıkıntısı ile bilimsel delillerin yerine cevp verememenin sıkıntısı içinde hakaretler geçmeye başlıyor.
    Yanlış olan kanaatimce budur.
    Yoksa tabiki herkes dilediğine inanabilir dilediği felsefeyi veya inancı savunabilir. Buna kimse karışamaz.
    Sizden ricam hakaret içeren ifadelere izin vermemeniz. Yoksa sitenizde demokratik bir ortam sağladığınızı görüyoruz ve bunu takdir ediyoruz. Sadece yorumlarda karşılıklı saygı ve nezaketin konurunması herkes için daha iyi olur düşüncesindeyim
    Saygılarımla
    Ahmet Yener

  26. Ahmet Yener diyor ki:

    Sayın Editör küçük bir ekleme:
    Ben her fikre saygı duyarım derken her fikri kast etmiştim. Örneğin arkadaşlar bizi tesadüf yarattı diyorsa yanlıştır ama istediklerine inanabilirler. Ben sadece 250 milyon fosilin yaratılışı ispat etiğini bir proteinin bile tesadüfen oluşamayacağını matematisel olaralk ispat ederim. Mutasyonları neden faydalı olmadığını, doğal seleksiyonun neden DNA yı değişteremediğini bilimsel delillerle ispatlar ve tesadüfün ne kadar bilime aykırı biz izah olduğunu ispatlarım ve bunları burada bilimsel delillerle yaptım. Arkadaşlar yine de biz tesadüfe inanıyoruz derlerse tabi kendi bilecekleri bir konudur.
    Saygılarımla

  27. HermeS diyor ki:

    Yalan gürültü eder, Hakikat sakindir.

  28. Gercekler diyor ki:

    Evrimciler diyor ki; “mutasyon varyasyon yapar, tabii seleksiyon da seçer”

    Acayip derecede içi boş bir cümle! Fuatogl’un varyasyonla meydana geldiğini söylediği canlı içinde bulunduğu ortama en uygun olan, son derece kompleks bir canlı. Sanki mevcut canlının DNA sında mutasyon olmamış ta, sihirli bir değnek dokunmuş ve o canlı başka bir canlıya dönüşmüş. Örneğin köpekler bir tür, çok varyasyonu var. Kurt köpeği ve doberman iki ayrı köpek varyasyonu. Şimdi mesela evrimcilerin ididasına göre kurt köpeğinde mutasyon olmuş ve dobermana dönüşmüş. İddia bu yani. Oysa bu iki köpek varsoynu da kendi içinde tam mükemmel bir canlı.

    Fuatogl’a göre mutasyon (tesadüfi genetik değişiklikler) mükemmel bir mühendis, planlayıcı olmuş oluyor. Evrimciler mutasyonu dış şartlara bağlı rastgele değişiklikler olarak tanımlıyorlar, rastgele ne demek, tesadüf demek.

    Tesadüfen tüm bunlar oluşur mu diye sorunca da, biz tesadüf demedik ki diyorlar.

    Şaka gibi..

    Hayir yani, tüm bunlar şakaysa espriyse bir diyeceğimiz yok. Hep beraber gülelim, eğlenelim. Yok şaka değil de sadece insanları yanıltmak için bunları söylüyorlarsa, ona söyleyecek bir şey yok, ortada ciddi manada kişilik sorunu var demektir. Eğer bunların hiçbiri doğru değil, evrimciler bile bile ve inanarak bunları savunuyorlarsa, işte o zaman daha büyük problem var demektir. Acil psikiyatrist çözümler aramak gerek…

    Ama buradaki evrimci arkadaşlar açısından durum bu vahim noktaya varmadıysa, onlara dostça şu daveti yapmak istiyorum: Yapmayın, etmeyin, körü körüne yanlışın peşinden gitmeyin, aklınızı kullanın, ısrarcı ve inatçı yapı insanı felakete götürür, samimi olup aklınızı ve vicdanınızı kullanırsanız doğruyu hemen farkedersiniz, bilim yapın, bilimsel literatürü iyi takip edin, bilimi kötü amaçları için sırf ideolojik kaygularla kullanmaya çalışan artniyetlilere dikkat edin, iyi araştırın, hatalarınızdan dönün, bunu yapmazsanız kısır döngü içinde olduğunuz yerde kalırsınız, hatta geriye gidersiniz, insan bünyesi bunu kaldırmaz, insanı hasta eder. Gurur yapmayın, sözde bilimsel travmalardan ancak kendinizi formatlayarak kurtulabilirsiniz.
    İşte tüm bunlardan sonra, geriye baktığınızda evrim yalanına nasıl kandığınıza siz de hayret edeceksiniz. Ama bunun için samimi bir adım lazım, geresi gelecektir. Haydi evrimciler! Sadece BİR ADIM !!!

  29. Editör diyor ki:

    Sayın Ahmet Yener,

    Saygın ve düzeyli bir tartışma ortamının sağlanması için ne olması gerektiğini önceki mesajımda belirttim. Kendi payınıza düşeni alacağınızı umuyorum.

  30. fuatogl diyor ki:

    Fuatogl’a göre mutasyon (tesadüfi genetik değişiklikler) mükemmel bir mühendis, planlayıcı olmuş oluyor. Evrimciler mutasyonu dış şartlara bağlı rastgele değişiklikler olarak tanımlıyorlar, rastgele ne demek, tesadüf demek.

    Tesadüfen tüm bunlar oluşur mu diye sorunca da, biz tesadüf demedik ki diyorlar.

    Şaka gibi..

    Planlayici filan dedigim yok. Birseyi bilerek carpitip/yanlis temsil edip o carpitilmis temsil uzerinden asil olani curutmeye calisiyorsunuz.
    Genetik varyasyonlarin kaynagi tesadufidir (istisnalar kaideyi bozmaz). Fakat dogal secilim rastgele bir surec degildir. Kaynaginda tesadufi sebepler olan kalitsal bir ozelligin secilim sonucu bir populasyon icersinde tutarli bir sekilde yayilmasi elbette tesadufi degildir. Tum acikligina ragmen sizin bu kadar basit bir sureci anlayamiyor olusunuzun bende kisilik bozuklugu yaratiyor olmasi ilginc tabii.

  31. Ahmet Yener diyor ki:

    Doğal Seleksiyon Bilinçli Seçim Yapar” safsatası, Tarihin En Büyük Aldatmacalarından Biridir:

    Güçlü olanın doğal şartlarda tehlikelerden korunarak hayatta kalması, zayıf olanların ise ortam şartlarına ve tehlikelere yenik düşerek elenmesi mantığıdır.

    Darwinistler bunu organ ve yapılara indirirler. Mutasyonların oluştuğunu ve mutasyonlar sonucunda faydalı bir yapı ortaya çıktıysa bunun olasılıklar dahilinde diğer başarısız yapılara göre doğal olarak seçileceğini ve bu seçilimler sonucunda doğru yapılarla doğru organların oluşacağını iddia ederler.

    Tesadüf iddiasını bu konuda reddederler. “Mutasyonlar tesadüfi gerçekleşir ama buradaki faydalı sonucu doğal seleksiyon seçer” derler. Pek çok olasılık arasından en faydalı olanı ayırt eder mantığıyla mantıklı bir şey oluyormuş izlenimi vermeye çalışırlar.

    Bu iddiayı çürüten noktalar:

    Canlıya fayda getiren, mevcut yapıyı geliştiren herhangi bir mutasyon gerçekleşmesi imkansızdır. Mutasyonların %99’u zararlı, %1’i etkisizdir. Fayda getiren bir mutasyon GÖZLEMLENMEMİŞTİR. Dolayısıyla “doğal seleksiyonun faydalı mutasyonlara göre bir seçim yapabilmesi” imkansızdır.

    Doğal seleksiyon bilinçli bir mekanizma değildir. Gerçekleşen mutasyonlar arasında en doğrusunu seçebilme gibi bir bilinci yoktur.

    Doğal seleksiyon ile en faydalı yapı seçilmiş olsa bile, bu durum hiçbir şekilde o canlıya yepyeni bir yapı ekleyemeyecektir. Hızlı koşan zebralar hayatta kalır, zayıf olanlar av olur, fakat bu durum hiçbir zaman zebraları kaplanlara dönüştürmez.

    Doğal seleksiyonun seçim yaparak önceden belirlenmiş bir plana göre hareket etmesi imkansızdır. Bu doğal seleksiyonda bilinç olduğunu iddia etmektir. Şuursuz rastgele gerçekleşen olaylarda bilincin olduğunu iddia etmek ciddi bir mantık hezimetidir. Fakat Darwinistler, tesadüf iddialarının küçük düşürücü etkisinden kurtulabilmek için, doğal seleksiyonda bir bilinç olduğu izlenimi vermeye çalışmakta ve insanları aldatmaktadırlar.

    Darwinistlerin iddiasına göre, doğal seleksiyon, ortada hiçbir şey yokken göz gibi bir organı planlamalı, onun bütün özelliklerini önceden bilmeli ve bir plan dahilinde HİÇ HATA YAPMADAN en doğru aşamaları en doğru şekilde yerine getirmelidir. Ortaya gören bir göz çıkana kadar hiç hata yapmadan belli bir plan dahilinde hareket etmelidir. Ardı arkasına mükemmel yapılar meydana getirmeli, görüntüyü gören bir beyin var etmeli ve gördüklerini algılayabilecek bir şuur var etmelidir. Ve bunların tümünü aynı anda yapmalıdır. Elbette, şursuz atomların bunu yapabilmeleri imkansızdır. Fakat Darwinistlerin ısrarla savundukları şey tam olarak budur.

  32. Ahmet Yener diyor ki:

    DOĞAL SELEKSİYON İLE İLGİLİ DARWİNİSTLER’İN İTİRAFLARI:

    Charles Darwin:

    Teorimle ilgili güçlükler ve itirazlar şöyle sınıflandırılabilir: … İkincisi; örneğin yapısı ve alışkanlıkları bakımından yarasa olan bir hayvan, çok farklı yapısı ve alışkanlıkları olan başka bir hayvanın değişiklik geçirmesiyle oluşabilir mi? Doğal seleksiyonun bir yandan zürafanın sinek kovmaya yarayan kuyruğu gibi pek az önemli bir organ ve öte yandan, göz gibi şaşılası bir organ türetebildiğine inanabilir miyiz?
    Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s.186

    J. Hawkes:

    Kuşları, balıkları, çiçekleri vb. göz kamaştırıcı güzelliği salt doğal seleksiyona borçlu olduğumuza inanmakta güçlük çekiyorum. Dahası, insan bilinci öyle bir düzeneğin ürünü olabilir mi? Nasıl olur da tüm uygarlık nimetlerinin yaratıcısı olan insan beyni; Sokrates, Leonardo da Vinci, Shakespeare, Newton ve Einstein gibileri ölümsüzleştiren yaratıcılık “yaşam savaşımı” denen orman yasasının bize bir armağanı olsun? J. Hawkes, “Nine Tentalizing Mysteries Of Nature,” New York Times, no.33, 1957

    Dr. Colin Patterson:

    Hiç kimse bugüne kadar doğal seleksiyon mekanizmaları yoluyla yeni bir tür üretemedi. Hiç kimse böyle birşeyin yakınına bile yaklaşamamıştır. Colin Patterson, “Cladistics”, BBC, Brian Leek ile Röportaj, Peter Franz, 4 Mart 1982

    Arthur Koestler:

    Günümüzde eğitimli insanlar, Darwin’in gelişigüzel mutasyonlar artı doğal seleksiyonun sihirli formülü sayesinde tüm sorulara cevap bulduğuna inanmayı sürdürmektedirler. Rastgele mutasyonların konu dışı kaldığı ve doğal seleksiyonun bir kısır döngü mantığı haline geldiği gerçeğinden oldukça habersiz bir şekilde. Arthur Koestler, Janus : A Summing Up, Vintage Books, 1978, s. 185

    Pierre Paul Grassé:

    J. Huxley ve diğer biyologların evrimin doğal seleksiyon mekanizması aracılığı ile işlediği teorisi, demografik gerçeklerin, genotiplerin bölgesel dalgalanmasının ve coğrafi dağılımların bir gözleminden başka birşey değildir. Çoğunlukla ele alınan türler on binlerce sene hiç değişmeden kalmaktadır. Koşullara bağlı olarak meydana gelen dalgalanmalar, genlerin önceden değişmesiyle beraber ele alındığında evrime delil olarak kullanılamaz; bunun en güzel delili de milyonlarca yıldır hiçbir değişikliğe uğramayan yaşayan fosillerdir. (Pierre Paul Grassé, Evolution On Living Organisms: Evidence for a New Theory of Information, Academic Press, Ocak 1978)

  33. fuatogl diyor ki:

    Ne denir simdi? Bu arkadaslar, dogal seleksiyon ile evrim olamayacagini Charles Darwin den alinti yaparak anlatmaya calisiyorlar!? Bu nasil birseydir!?

    Canlıya fayda getiren, mevcut yapıyı geliştiren herhangi bir mutasyon gerçekleşmesi imkansızdır. Mutasyonların %99’u zararlı, %1’i etkisizdir. Fayda getiren bir mutasyon GÖZLEMLENMEMİŞTİR. Dolayısıyla “doğal seleksiyonun faydalı mutasyonlara göre bir seçim yapabilmesi” imkansızdır.

    Organizmaya fayda saglayan sayisiz mutasyon bilinmektedir, aksini iddia eden ya bilmiyordur yada yalan soyluyordur. Sayisiz mutasyon sayisiz bilimsel makalede islenmistir isteyen cok ugrasmadan arastirip bunlari dogrulayabilir. Isteyen laboratuvarda birkac saat icinde bizzat gozlemleyebilir. Aksini iddia edenlerin iddialarina delil gosteremedigini burada hepimiz sahit olduk.

    Ahmet, yaptiginiz sey tek kelimeyle carpitmadan ibaret. Surekli ayni bildik yanlis bilgileri ayni carpitilmis supheli alintilarinizla susleyip susleyip gonderiyorsunuz ve bu sekilde tartisma yuruttugunuzu, karsidaki insanlarin argumanlarini bogdugunuzu zannediyorsunuz. HY nin alinti literaturune artik karnimiz tok, lutfen buradaki tartisma ortamini daha fazla kirletip iyice cekilmez hale getirmeyiniz. Ulug vs. gibi yorumcularla belli bir seviyede tartisirken, sizin insanlari aptal yerine koyan sacmaliklariniz yuzunden luzumsuz yere vakit ve enerji kaybediyoruz. Kendinize seviyenize uygun bir yer bulun yada fikirlerinizi dogru duzgun yontemlerle savunmayi ogrenin.

  34. Da Vinci diyor ki:

    Sevgili Fuat,

    Ahmet Yener gibilerle tartışmanın hiçbir anlamı olmadığı açık. Boşuna kendini yorma. Baksana adam Darwin’e doğal seçilimin bir halta yaramadığını itiraf ettirdi biraz önce. Aynı adam Stephen Jay Gould’u ve Ernst Mayr’ı evrimin olmadığı ve mutasyonların hiçbir işe yaramadığı gibi bu adamların münasip bir yerleriyle gülecekleri görüşleri savunmak için kullanıyor. Bu zırvalığın ardında rasyonel bir zeka arayıp, bu kişiye birşeyler anlatmaya çalışmanın hiçbir faydası olmadığını düşünüyorum. Yapılan şey duvarla konuşmaktan farksız, hatta daha bile kötü. Bozuk plak monte edilmiş duvar desek daha doğru olur. Aynı zırvaları bıkmadan usanmadan tekrarlayan ve yeni hiçbir şey öğrenmeyen, kendisine sunulan verileri idrak edemeyen, kavrayamayan birşeyin zeki ve bilinçli bir varlık olduğunu kabullenmek zor. Duvara laf anlatmaya çalışmak ne kadar anlamsızsa bu türdeki yaşam formlarıyla rasyonel bir tartışmaya girmek de o kadar anlamsız maalesef. Belli bir noktaya kadar birşeyler anlatılabilir ama sonrasında plağın bozulduğu ve aynı saçmalıkların tekrar etmeye başladığı görülünce susmak ve kendi hallerine bırakmak en sağlıklısı olacaktır diye düşünüyorum. Ciddiye almaya devam ettikçe insanın sinirleri de yıpranıyor çünkü duvarla muhatap olmak pek sağlıklı bir olay değil.

    Bu arada %99 zararlı %1 etkisiz mutasyon konusunda kaç mesaj oldu ve tek bir bilimsel çalışma veya makaleye referans yok? Umudu kesip saymayı bıraktın galiba :)

  35. Ahmet Yener diyor ki:

    Fuatlok bırak saçmalamayı sürekli aynı cümleleri kurup aynı kısır döngü mantıksızların etrafında dönüp durma herkesin karnı tok.
    Tek bir bilimsel delil getiremiyorsun sürekli palavra. Alıntılarda belli ki canını iyice acıtıyor:))
    Kusura bakma tesadüf saçmalığını savunanların gözünün yaşına bakmayız:))
    Yok bir kaç dakikada laboratuvarda gözlemlermiş. Ya süper bilgisizsin ya da atmanın hududu yok. Bence her ikisi de:))

    60 sene meyve sinekleri ve bakteriler üzerinde mutasyon deneyleri yapıldı. Tek bir tane faydalı mutasyon gösterilemedi. Tek bir tane anladınmı? Ya sinekler kör oldular ya bacakları kafalarından çıktı ya steril oldular ya da öldüler.

    Bak aratırmacılar bu konuda ne diyor:

    Morgan, Goldschmidt, Muller ve diğer genetikçiler meyve sineği jenerasyonlarını sıcak, soğuk, aydınlık, karanlık ve kimyasal ve radyoaktif işlemler gibi uç koşullara maruz bırakmışlardır. Pratikte tamamen ufak tefek ya da gerçekten zararlı, her tip mutasyon üretilmiştir. Peki sonuç insan yapımı evrim mi? Hayır değil. Genetikçilerin canavarlarından çok azı üretildikleri şişelerin dışında yaşamlarını sürdürebildiler. Uygulamada mutantlar ölmekte, kısır kalmakta veya ilk hallerine yeniden dönme eğilimi göstermektedirler.
    Michael Pitman, Adam and Evolution, London: River Publishing, 1984, s. 70

    Amerikalı patolog David A. Demick, mutasyonlar hakkında yazdığı bilimsel bir makalede bu konuda şunları söyler:

    Son yıllarda genetik mutasyonlarla bağlantılı olan binlerce insan hastalığı sınıflandırılmıştır. Yeni yayınlanan bir kaynak kitapta, 4500 farklı genetik hastalık sayılmaktadır. Dahası, moleküler genetik analizlerden önce klinik olarak tanımlanan bazı kalıtsal sendromların (örneğin Marfan sendromunun) mutasyonların sonucu olduğu anlaşılmıştır…

    Mutasyonların, oluşturdukları tüm bu hastalıklarında yanında, faydalı etkileri de var mıdır? Tanımladığımız binlerce zararlı mutasyon örneğinin yanında, elbette ki bazı olumlu örnekler de tanımlamak gerekmektedir-eğer makroevrim doğru ise. Bu olumlu örnekler, hem daha kompleks yapılar oluşturmak için evrime gerekecek, hem de çok sayıdaki zararlı mutasyonun bozucu etkisini dengelemek için lazım olacaktır. Ama iş bu faydalı mutasyonları tanımlamaya gelince, evrimci biyologlar hep garip bir sessizlik içindedirler. David A. Demick, “The Blind Gunman”, Impact, no. 308, February 1999
    Senden başka herkes evrimin olmadığını itiraf ediyor. Darwin de ediyor herkes de. Anla artık evrim mevrim yok:))

  36. Ahmet Yener diyor ki:

    Bak Fransız Bilimler Akademisi eski başkanı evrimci Pierre Paul Grasse mutasyonlarla ilgili ne diyor. (Muhtemelen bilmiyorsundur Grasse 35 ciltlik Traité de zoologie nin yazarı)

    “Şanslı mutasyonların havyanların ve bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak, gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister: Tek bir bitki, tek bir havyan, binlerce ve binlerce tam olması gerektiği şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli, inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur, ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir.”
    Pierre-P Grassé, Evolution of Living Organisms, New York: Academic Press, s. 103

    Adam hayal kurmayi yasaklayan kanun yoktur ama bilimi karıştırmayın diyor daha ne desin:))))
    Bırakın bu tesadüf saömalıklarını aklınızı baçınıza toplayın. 18. yüzyılda yaşamıyorsunuz 21. yüzyıldayoz:)))

  37. Ahmet Yener diyor ki:

    Etkisiz denilen mutasyonlar da aslında zararlıdır, fakat Darwinistler çeşitli sebeplerle bunu faydalı mutasyon olarak göstermeye çalışırlar:

    21 Aralık 2006 tarihinde Nature dergisinde yayınlanan SESSİZ MUTASYONLAR KONUŞTU isimli yazıda, herhangi bir etkisi olmadığı sanılan, mutasyonların %1’lik kısmını oluşturan bölümün etkilerinin olduğu anlaşıldı.

    http://www.nature.com/news/2006/061221/full/news061218-12.html

    Araştırmaya göre, etkisiz mutasyonlar (sessiz mutasyonlar) belli bir proteinin 2 amino asitini etkileyerek bozmaktadır. Proteinlerin kimyasalları hücre dışına atan protein pompası hasar görmektedir.

    Darwinistler bu hasar gören bölümden dolayı kemoterapi gibi tedavilerin hücreyi daha hızlı etkilediğini iddia ederek bunu faydalı mutasyon örneği gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

    Fakat burada asıl önemli olan, etkisiz denilen mutasyonların proteinlere zarar vermesidir. Faydalı olması için organizmaya yeni yapılar ekleyebilmesi gerekir, fakat böyle bir şey mümkün olmamaktadır.

  38. Da Vinci diyor ki:

    Ahmet,

    Sana birkaç soru:

    1. Sessiz mutasyon denilen şey nedir biliyor musun? Hangi mutasyonlara sessiz mutasyon denir? Sessiz mutasyonlar nerede oluşur? Özellikleri nelerdir? Bu konuda bilgin var mı?
    2. Genomumuzun yaklaşık olarak yüzde kaçı genlerden oluşur?
    3. Genomumuzun yüzde kaçı mutlak olarak gereklidir? Yani oluşacak değişikliklerin hiçbir şeyi etkilemeyeceği, oluşan canlıda hiçbir farklılığa neden olmayacağı bölümler var mıdır DNA’da? Kısaca DNA’mızda “çöp” olarak niteleyebileceğimiz bölümler var mıdır? Varsa tahminen yüzde kaçtır?

  39. Gerçekler diyor ki:

    Da Vinci ve Fuatogh

    Siz sadece soru sorun. Hiç delil ortaya koymayın. Tesadüfün olağanüstü yapılar meydana getirdiği yalanına insanların inanmalarını bekleyin. Mantıklı tek bir izahınız yok, sırf demagoji. Şu yorumları okuyan aklı selim herkes düştüğünüz hezimeti hemen farkeder.

    Yaratılışçılar, bilim yoluyla yalanınızı deşifre edince ikiniz birbirinizden destek bulmaya çalışmıssınız. Körler sağırlar birbini ağırlar misali yukarıda dertleşmişsiniz. Evrim bitti, öldü artık. İkinizin yaptığınız da ölünün kafa kafaya verip ölmediğine kendinizi inandırmaya çalışmak. Metin olmanız lazım, hayat devam ediyor, herşey yoluna girecek:)

    Evrimin bittiğinin, siz de farkındasınız, ama gururunuzdan kabul edemiyorsunuz. Sizden bir süre daha böyle cılız sesler yükselecektir. Sonra kendiliğinizden çekilip bir kenara oturursunuz.

    Ama bundan 10-20 yıl önce böyle değildiniz, kendinize güvenli, sesi yüksek çıkan bir uslubunuz vardı, çünkü karşı çalışma yapılmamıştı. Neyse ki, birileri çıktı hakkı avucunuza koydu. Şimdi bakıyoruz, televizyonlardaki tartışma programlarına, buradaki gibi yorumlara; üsluplarınızda acayip bir fark var, yenilgi hemen fark ediliyor. Agresif tavırlarınız, sinirlenmeniz, laf eveleyip gevelemeniz hemen sizi ele veriyor.

    Bakalım sizden daha ne inciler göreceğiz, izlemeye devam ediyoruz.

  40. Da Vinci diyor ki:

    Gerçekler,

    Bakalım eski bir ateist olan ve sizin gibi dünyadan bihaber şakşakçıların pek bir sevdiği Francis Collins bilimsel delillerin evrim teorisiyle ilgili ne gösterdiğini Tanrı’nın Dili adlı kitabında nasıl açıklamış:

    Burada genom çalışmalarından aktardığım örnekler ve bunlara ek olarak bu kitap gibi yüzlercesini doldurabilecek diğer örnekler, evrim teorisi için, neredeyse tüm biyologları Darwin’in varyasyon ve doğal seçilimden oluşan sisteminin şüphe götürmez bir şekilde doğru olduğu konusunda ikna edecek türde bir moleküler destek sağlamıştır. Aslında, benim gibi genetik alanında çalışanlar için genom çalışmalarından gelen uçsuz bucaksız verileri ilişkilendirebilmek, Darwin’in teorisinin temelleri olmaksızın neredeyse imkansız olurdu. (Francis Collins, The Language of God, s. 141)

    Ne diyodun Gerçekler? Deliller ne gösteriyordu? Bir kere daha alabilir miyim?

    Sanırım sıra bozuk plak moduna geçerek 3743 kere tekrarlanmış şeyleri tekrardan C/P yaptığın bölüme geldi :))

  41. fuatogl diyor ki:

    Haklisin Da Vinci. Ama biz muhatap alsak da almasak da ayni degersiz yorumlar ayni kopyala yapistir yalan ve carpitilmis icerikle yazi ve yorum bogmaya devam ediyor maalesef.

    Bu arada %99 zararlı %1 etkisiz mutasyon konusunda kaç mesaj oldu ve tek bir bilimsel çalışma veya makaleye referans yok? Umudu kesip saymayı bıraktın galiba :)

    Evet, umudu kestim, belli ki hicbir bilimsel destegi yok atip tutmalarinin – ustelik google’un altini ustune getirdiler. Muhtemelen global darwinci-masonik ag kokuyu alip dunyadaki tum veritabanlarindan ilgili bilimsel makaleleri kaldirdi.

    Fakat ahmet i google aramasi konusunda takdir etmedim degil. Google aramasinda “99%” kullanmayi akil etmis ve icinde gercekten 99% gecen bir yazi bulmus! Yazi evrimsel iddialarini desteklemiyor, ustelik imzasiz ve bilimsel bir calisma olmaktan uzak – ama olsun yinede tebrik etmek lazim :D Zamanla 1%’i de bulur bir sekilde 99% ile birlestirip istedigi sonucu elde eder diye umut ediyorum.

    Hadi yine iyisin Da Vinci, simdilik ucuz atlattin ;-)

  42. HermeS diyor ki:

    ‘Evrimsel gelişim varsa, Tanrı [‘ya ihtiyaç] yoktur’ diyenler ile ‘Tanrı[sal yaratış] var, dolayısıyla evrimsel gelişim olamaz’ diyenler hiç bir zaman uzlaşamazlar. Birbirine zıt görünen bu yönler aslında tek bir madolyanın yüzleridirler. Zaten bu uzlaşamamayı körüklemek bu iki cenahın fikirbabalarının istediği bir şeydir çünkü iktidarları buna dayanır. Bu savaşın, bilimsel jargonlar kullanılsa bile bilimle ve dinsel hassasiyeti görünse bile Tanrı ile ilgisi yoktur. İki tarafın iktidar mücadelesidir. Çoğu ‘savaşçı’ bunu farketmeyip, önemli bir iş yaptıklarını düşünseler de..

    Saygılar.

  43. Ahmet Yener diyor ki:

    ‘Mutasyonlar Evrimleştirir’ İddiası Bir Sahtekarlıktır

    [Editörün notu: Böyle uzun yazıların tamamını kopyala yapıştır yapmak yerine bu şekilde link vermeniz daha uygun olacaktır.]

  44. Ahmet Yener diyor ki:

    Bu Darwinist arkadaşlara bilimsel delilleri çaktıça sürekli anlamazlıktan gelip güya yeni sorular soruyorlar. Canları çok yandı. Oysa aklı başında herkes Allah’ın yaratmış olduğunu hemen anlar. Bir çocuğa sorsanız sen tesadüfen mi oldun diye hemen hayır der. İnsanın tesadüfen olduğunu düşünmesi içi aklını kaçırmış omasıl lazım. Şuursuz atomlar biraraya gelip dur yeni canlılar yapalım, dur göz yapalım gördün kulak yapalım duysun safsatasına inanılması Allah’ın mucizesidr. Bazı kimselerin bu deli saçmasına inanmalrı ancak Allah’ın dilemsiyle olan birşeydir. Darwinizm bizim fikren çıtır çıtır ezmemiz için vardır.
    Ben Ateistlere, Darwinistlere merhamet duyuyorum. Böyle bir durumda omalarını istemiyorum. Ama en fazla uyarabilirim. Benim görevim uyarmaktır. Bundan sonrasını Allah bilir.

  45. Şüpheci Melek diyor ki:

    @Fuatogl, Da Vinci: Aptalla tartışmak aptallıktır. Önce sizi kendi seviyesine çeker, sonra deneyim üstünlüğünden faydalanır.

  46. Gercekler diyor ki:

    Da Vinci seni tebrik ederim.

    Delil sunun diyoruz, önyargılı olduğu herkesçe bilinen fanatik bir evrimcinin yorumunu sözde delil diye koymuşsun. Bir de kabarıp gururla birşey yapmış havalarına giriyorsun.

    Aklın yolu birdir, ille de her seferinde farklı farklı örneklerle açıklama mı yapacağız yani. Akıllı olan, bir kere söyleyince anlar, anlamayınca tekrar mecburiyet doğurur. Sabırla yapılan tekrarlar için teşekkür edilir, anlasanız tekrar olmaz. Tekrarlayanın çok mu hoşuna gidiyor sanıyorsunuz, ama kafanıza vura vura kafanıza sokmaya çalışıyoruz ne yapalım. Yaramaz çocuklar gibisiniz, hem dinleme, hem düşünme hem de mızmızlan. Üstüne üstlük bir de sabırla sizle ilgilenen öğreticilerinize nankörlük edin. Çok ayıp. Tesadüf martavallarını öğrenmeye ayıracağınız vaktin birazını terbiye ilmi üzerine ayırsaydınız böyle olmazdı.

    Ama verilen her nefes, yanlıştan dönmek için bir fırsattır. Fırsatları görmeniz dileğiyle…

  47. Da Vinci diyor ki:

    İşinize gelince Francis Collins’i, DNA’yı inceleyince ateistken Allah’a inanır hale geldi diye gösterin, işinize gelmeyince fanatik evrimci yapın. Size neremle güleceğimi şaşırmış durumdayım. El insaf. Ne biçim yaşam formlarısınız böyle. Türünüzden birkak taneyi yakalayıp laboratuvarda incelemek lazım.

    Şüpheci Melek,

    Kendi adıma konuşayım. Ben de zaten pek tartışma olarak değil okuyanların birşeyler öğrenebileceği şekilde yazmaya çalışıyorum. Yoksa bu tiplere birşey öğretilemeyeceğini yıllarda önce gayet iyi öğrendim.

  48. warhorse diyor ki:

    Evrim’in olduğunu kabul etmek eğer bir yaratıcının olduğunu inkar etmeyi gerektiriyorsa,buna bütün hücrelerimle karşı çıkıyorum.Zaten çoğu bilgin insanın evrimle ilgili bir problemi yok Darwinist evrim ile ilgili sorunlar yaşıyoruz.

    Herkes kendine bir taraf oluşturmuş durumda.Evrimi savunanlar ateist,karşı olanlar ise teist yanılgısı insanların kafasından silinmek zorunda.Bunun ideolojiye kayması engellenmek zorunda.Evrim teorisi bilim dışına çıktığı için bu günkü çatışmalar hala sürmekte.Şüphesiz ki bundaki en büyük pay sahipleri evrimcilerdir.Bunu düzeltmekte yine onlara düşer.

    Mantıklı açıklamalar içinde evrimi kabul etmek olasıdır.Ama kendi adıma konuşmam gerekirse bu güne kadar hiç bi evrimciden tatminkar bir açıklama duymuş değilim.

    Yukarıda da belirttiğim gibi evrim inanç noktasını etkileyecek bir görüş ise buna tamamen karşıyım.Şayet evrim var ise bu yine Allah’ın düzen ve yaratılışı içindedir.Nedense bir türlü kabul edemiyorum evrimi.Ama kanıtlamak sizin elinizde.Unutmayın bir zamanlar dünyanın yuvarlak olduğunuda inkar etmişlerdi.Ama bu kanıtlanınca hiç kimse ”tanrı yoktur bilim tek yaratıcıdır” dememişti…

  49. Ahmet Yener diyor ki:

    Bu Darwinistler neden hiç bir bilimsel delil getirmeden sadece bağırı çağırıp hakaret ediyorlar. Söyleyecek bişeyleri olsa şimdiye kadar 50 kere söylerlerdi.
    Tek bir ara geçiş formu getirene 10 triyon turkish lira vereceğiz. Bu arakadaşların açlıktan nefesleri kokuyor tek bir ara geçiş formu getirip 10 trilyo turkish lirayı cebe atmayı denemiyorlar. Acaba neden??
    Heralde ara geçiş formu yok da ondan.. yani Darwinizm Marwinism yok da ondan:))
    Bırakın bu tesadüf saçmalığını:))

  50. Da Vinci diyor ki:

    10 trilyon zırvasını tekrarlayan bozuk plaklara ithaf olunur:

    Ben de televizyona çıkıp “borozan diye birşey yoktur, bana borozan getirene 10 trilyon vereceğim” dediğimde, siz borozan getirip “hani nerde param, getir 10 trilyonumu” dersiniz değil mi? Peki ben, “bu borozan değil ki sen yanlış biliyorsun, bir şeyin borozan olup olmadığına ben karar veririm” dersem ne yaparsın? Capish?

    Harun Yahya, geçiş formu olarak sadece ve sadece kendi uydurduğu bir tanıma göre yarım yamalak, eciş bücüş, ucube yaratıkları kabul ediyor. Normal olarak da bu tip canlılar bulunmuyor. Zaten evrim teorisine göre de böyle birşey olması gerekmiyor, beklenmiyor. Hiçbir bilim insanı böyle saçma sapan bir geçiş formu tanımı yapmıyor, yapmaz. Bu tamamen Harun Yahya ve ekibinin, ya bilgisizliğinden kaynaklanan hazin bir hata ya da “bakın kimse geçiş formu getiremiyor” diyebilmek için uydurdukları bir zırvadan başka birşey değil. Capish?

  51. Ahmet Yener diyor ki:

    Ara geçiş formu getriremediği iin 10 trilyonu rüyasını görenlere ve acıdan kıvrananlara ithaf olunur.
    Bak şimdi ara geçiş formu neymiş:

    Charles Darwin:
    Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.
    Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280

    CAPİSH:))

    Ünlü Darwinist paleontolog Niles Eldredge:

    “Ayrı türlere ait fosillerin, fosil kayıtlarında bulundukları süre boyunca değişim göstermedikleri, Darwin’in Türlerin Kökeni’ni yayınlamasından önce bile paleontologlar tarafından bilinen bir gerçektir. Darwin ise gelecek nesillerin bu boşlukları dolduracak yeni fosil bulguları elde edecekleri kehanetinde bulunmuştur… Aradan geçen 120 yılı aşkın süre boyunca yürütülen tüm paleontolojik araştırmalar sonucunda, fosil kayıtlarının Darwin’in bu kehanetini DOĞRULAMAYACAĞI AÇIKÇA GÖRÜLÜR HALE GELMİŞTİR. Bu, fosil kayıtlarının yetersizliğinden kaynaklanan bir sorun değildir. FOSİL KAYITLARI AÇIKÇA SÖZ KONUSU KEHANETİN YANLIŞ OLDUĞUNU GÖSTERMEKTEDİR. Türlerin şaşırtıcı bir biçimde sabit oldukları ve uzun zaman dilimleri boyunca hep statik kaldıkları yönündeki gözlem, “kral çıplak” hikayesindeki tüm özellikleri barındırmaktadır: Herkes bunu görmüş, ama görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir. Darwin’in öngördüğü tabloyu ısrarla reddeden hırçın bir fosil kaydı ile karşı karşıya kalan paleontologlar, bu gerçeğe açıkça yüz çevirmişlerdir.”
    N. Eldredge, and I. Tattersall, The Myths of Human Evolution, Columbia University Press, 1982, s. 45-46

    CAPİSH:)))

    Ali Demirsoy:
    “Evrimde açıklanması en zor olan kademelerden biri de bu ilkel canlılardan, nasıl olup da organelli ve karmaşık hücrelerin meydana geldiğini bilimsel olarak açıklamaktır. Esasında bu iki form arasında gerçek bir geçiş formu da bulunamamıştır. Bir hücreliler ve çok hücreliler bu karmaşık yapıyı tümüyle taşırlar, herhangi bir şekilde daha basit yapılı organelleri olan ya da bunlardan birinin daha ilkel olduğu bir gruba veya canlıya rastlanmamıştır. Yani taşınan organeller her haliyle gelişmiştir. Basit ve ilkel formları yoktur.” Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim, Ankara, Meteksan Yayınları, s.79

    CAPİSH:))

    S. M. Stanley (John Hopkins Üniversitesi):
    Bilinen fosil kayıtları kademeli evrim ile uyumlu değildir ve hiçbir zaman olmamıştır… Paleontologların çoğunluğu, delillerinin Darwin’in bir türün değişimine götüren çok küçük, yavaş ve giderek biriken değişiklikler üzerine yaptığı vurguyla çelişir durumda olduğunu hissetmiştir… Onların hikayeleri de örtbas edilmiştir. 7
    S. M. Stanley, The New Evolutionary Timetable: Fossils, Genes, and the Origin of Species, Basic Books Inc. Publishers, N.Y., 1981, s.71

    Science dergisi:
    Evrimsel biyoloji ve paleontoloji alanlarının dışında kalan çok sayıda iyi eğitimli bilim adamı, ne yazık ki, fosil kayıtlarının Darwinizm’e çok uygun olduğu gibi bir yanlış fikre kapılmıştır… Darwin’den sonraki yıllarda, onun taraftarları bu yönde (fosiller alanında) gelişmeler elde etmeyi ummuşlardır. Bu gelişmeler elde edilememiş, ama yine de iyimser bir bekleyiş devam etmiş ve bir kısım hayal ürünü fanteziler de ders kitaplarına kadar girmiştir.
    Science, July 17, 1981, s.289

    CAPİSH:))

    10 TRİLYON TURKİSH LİRA VAR:)) Bir tane getirene. Borazan değil ara geöiş foröu getirene:))

    İki tane getiren 20 trilyon alır.

    Darwin yok diyor:)))

  52. Da Vinci diyor ki:

    El cahil,

    Zahmet edip o Darwin’den alıntı yaptığın kitabı satın alsan ve okusan o soruların cevaplarının da kitapta verildiğini görürsün. Ama yok ne para verip kitap alacaksın. Harun amcanın bütün kitapları internette bedava varken niye para verip kitap alasın değil mi? Enayi misin canım?

    Eldredge ve Gould’un görüşlerini birazcık bile birisi bile bu adamların geçiş formlarının varlığını açıkça savunduğunu bilir. Ama Darwin’in düşündüğü gibi çok küçük değişikliklerle değil daha büyük değişikliklerle. Evrim Karşıtlarına Dersler: Stephen Jay Gould ve Alan Feduccia başlıklı yazımda belirttiğim gibi Gould ve Eldredge yaratılışçıların yalana dayalı propagandaların şöyle şikayet etmekte ve geçiş formlarıyla ilgili görüşlerini açıkça belirtmektedirler. Kesintili denge (punctuated equilibrium) görüşünü sunduklarından beri yaratılışçılar tarafından fosil kayıtlarında geçiş formlarının olmadığını kabul ediyormuş gibi gösterilmenin sinir bozucu olduğunu söylüyorlar. Geçiş formlarının, tür seviyesinde genelde az olduğunu ama büyük canlı grupları arasında bol miktarda bulunduğunu söylüyor. Ama yok bunlar kesmez seni değil mi? Sen daha iyi bilirsin adamların ne düşündüğünü. Onlar geçiş formu var diyor olabilir ama senin söylediğin daha doğrudur değil mi?

    Ali Demirsoy diyor ankara sen diyosun …üm kara. Aslında senden akıllıca birşey beklemiyordum ama zırvalamanın da bir sınırı olmalı. Adam tek hücreli ve organelli canlılardan öncesine ait fosil yok diyor. Nasıl olacaktı orası da farklı konu ya. Bunun konuyla ne ilgisi var bre.

    Diğer alıntının sahibi S. M. Stanley de Gould ve Eldredge gibi kesintili denge kuramını savunuyor ve Darwin’in çok küçük değişikliklerin birikmesine dayalı evrim anlayışına karşı çıkıyor. Zaten alıntılı bölümde de bunu belirtiyor. Ama o da Gould ve Eldredge gibi kesinlikle geçiş formları olmadığını savunmuyor. Tabi bunları anlayabilmek için bu konularda mürekkep yalamış olmak gerekir. Öyle gözünüze sokulan zırvaları afiyetle yutarsanız insanların münasip bir yerleriyle güldüğü figüranlardan başka birşey olamazsınız ki bugün geldiğiniz nokta da budur.

  53. WM diyor ki:

    Sayın Editör,

    Da Vinci isimli kullanıcının son yorumunda kullandığı küfürler, ne yazık ki herhangi bir internet sitesi için bile uygun değil.

    İnsanlar birbirlerine öfkelenebilirler, ezilip altta kalmamak için küfürlerle birbirlerine çıkışabilirler.

    Ancak bunlar örnek davranışlar değil.

    Neden sürekli yaratılışçı arkadaşların yorumlarını eleştiriyor, evrimci arkadaşlara müdahelede bulunup yorumlarının küfürlü kısımlarını çıkarmıyorsunuz?

    Bu kullanıcı daha önce yine site yazarına hakaret etmişti. Latife etmiştir demiştiniz. Yaratılışçılar yapınca hakaret de, evrimciler yapınca latife mi oluyor?

    Bu sitenin prensipleri ve yorum yazma kriterleri nedir, tam olarak açabilir misiniz?

    Demokratik bir ortam sunmanız çok hoş ve güzel. Ancak, her iki tarafında çıkarını düşünerek her iki tarafın da eşit derecede kişisel haklarını korumanız çok daha site yönetimine uygun bir tutum olacaktır.

    Gerekeni zaten yapacağınıza inanıyorum, ancak sadece hatırlatmak istedim.

  54. Editör diyor ki:

    Sayın WM,

    Küfür olmasa bile hakaret denebilecek sözler söylendiği aşikar. İki taraf da bunu yapıyor maalesef. Bu nedenle bu yazı altındaki tartışmaları burada kapıyorum. Üzülerek söylüyorum ki yaratılışçı arkadaşlar tartışmayı bilmiyor. Gönül isterdi ki yaratılışı savunan sağlam bilgi birikimine sahip ve en önemlisi dürüst arkadaşlar burada olsun. Elbette bilgili ve dürüst yaratılışçılar da var ama sayılarının çok az olduğunu görüyorum. Bu siteyi kurarken herhangi bir internet sitesindeki sıradan evrim-yaratılış tartışmalarından farklı tarzda tartışmaların olacağı bir ortam oluşturmayı hayal etmiştim. Ama maalesef bu amacım gerçekleşmiş gibi gözükmüyor. Kimse kusura bakmasın ama Harun Yahya’nın sitelerindekileri alıp buraya yapıştırmaktan ileri gidemeyen kişilerin evrim-yaratılış tartışmasına katacakları en ufak birşey bile olamaz. Ne yazık ki burada bunun ötesine gidebilmiş birisini henüz göremedim. Sanki evrim karşıtı görüşler Harun Yahya’nın tekelindeymiş gibi ucube bir durum ortaya çıkmış Türkiye’de. Nedense Harun Yahya’nın birçok açık yanlışına karşı çıkacak evrim karşıtı göremiyorum. Sanki bir tekel oluşmuş. Evrim karşıtlığını dürüstçe yapmak çok mu zor yoksa? Sorun bundan mı kaynaklanıyor acaba?

    Belki de ben bir hayalperestim ve çok fazla şey istiyorum. Belki de olmayan birşeyi arıyorumdur. Örneğin Mustafa Ajlan Abudak gibi evrimi savunan bir dindarın burada olmasını isterdim ama o da nedendir bilinmez buna yanaşmadı. Dediğim gibi belki de ben bir hayalperestimdir. Olmayanı arayarak zamanımı boşa harcıyorumdur. Belki de interneti daha iyi araştırıp aradığım özelliklere uygun yazar arkadaşlar aramalıyımdır. Umarım olmayan birşeyin peşinden giderek zamanımı boşa harcamıyorumdur.

    [Uyarı: Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.]