BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Müştak Baba’nın Kehaneti(!) (Mete Tunç)

AÇIKLAMA: Aşağıdaki yazının, bu sayfadaki yorumların da ele alındığı yenilenmiş hali için bakınız: http://www.bilimfelsefedin.org/?p=1628
+++++
Murat Bardakçı’nın 17 Nisan 2005 tarihli makalesinden
(tamamı için bkz.

 http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=312289

“… Nostradamus… Dünyanın en büyük káhini olduğuna inanılan sözkonusu zát, söylenenlerin aksine, gelecekle ilgili olarak açık-seçik hiçbir şey yazmamıştır. Dörtlüklerden meydana gelen ‘Yüzyıllar’ isimli eserindeki şiirleri aslında karmakarışık ifadelerle doludur, bu ifadeler hiç durmadan yorumlanmış ve söylediklerinden bu yorumlarla bir máná çıkartılmasına çalışılmıştır…

Bize áit hemen herşeyi tamamen unutup kültürü bile Batı’dan ithal etme merakımıza şimdi káhinler ve kehanet bahisleri de iláve edildiğinden olacak, tarihin en güçlü káhinlerinden birinin vaktiyle Türkiye’de yaşadığını unutmuş vaziyetteyiz… Müştak Baba…

‘Müştak Baba Divanı’nın elyazması kütüphanelerinde çok sayıda nüshası bulunuyor ve onlarca şiir, ebced sisteminin gelecek tahminine uyarlanmasını bilen kişiler tarafından şifrelerinin çözüleceği zamanı bekliyorlar…*

Temeli, alfabedeki her harfin belli bir rakam değeri taşımasına dayanır. Meselá eski alfabemizin ‘elif’i 1, ‘ye’si 10, ‘rı’sı 200, ‘kef’i 20, ‘lám’ı 30, ‘mim’i 40 kabul edilir, her harfin ayrı bir sayı değeri vardır ve dolayısıyla harflerden meydana gelen kelimeler de kendilerini meydana getiren harflerin değerlerinin toplamı olan sayılara karşılıktırlar. Meselá ‘Hülya Avşar’ isminin ebced karşılığı 1145, ‘Tayyip Erdoğan’ın 1289, ‘Ertuğrul Özkök’ün de 1512′dir. Ebcedi bilenlerin bu sayılar vasıtasıyla kişilerin geleceğinden haber verdiklerine de inanılır ama, o bahislere hiç girmeyelim!..

MÜŞTAK Baba’nın, Ankara’nın 1923 yılında başkent olacağını söylediği şiiri, orijinal diliyle şöyle:
‘Me’vá-yı názenine kim elf olursa efser / Lá-büdd olur o me’va İslámbol ile hemser // Nun ve’l-kalem başından alınsa nun-ı Yunus / Aldıkda harf-i diger olur bu remz ızhár // Miftáh-ı sure-i Kaf ser-had-i kaf tá kaf / Munzamm olunmak ister Rá-yı Resul-i Peyamber // Háy-ı huy ile áhir maksud oldu záhir / Beyt-i veliyyü’l-ekrem Elhác Abd-i ekber // Ey pádişáh-ı fehhám Sultan Hacı Bayram / Revhán ister ikram-ı Müşták-ı abd-i çáker’

Şimdi, şiirin günümüz Türkçesiyle basit ama serbest tercümesini yapalım:

‘1000 mánásına gelen ELF sözü, güzeller beldesinin başına EFSER,  yani tác olarak konursa, [/] o belde İstanbul’dan farksız bir hále gelir.[//] Sonra, Yunus Suresi’ndeki NUN [/] […] ve Kaf Suresi’ndeki KAF harfleri alınır. [/] Resul’ün, yani Hazreti Peygamber’in RI harfi de bunlara iláve olunmak ister [//] ve maksad ‘háy-ı huy’ sözündeki ‘HE’ harfi ile tamamlanır. [/] […] Ey anlayışlıların padişáhı olan Sultan Hacı Bayram! Senin bulunduğun o güzel belde [?], bu değersiz kul Müştak’tan hürmet istiyor!’

Müştak Baba, şiirin ilk mısraında ‘1000′ mánásına gelen harflerini veriyor. Bu harfler, bu sırayla yazıldıklarında ortaya ‘Ankara’ kelimesi çıkıyor. Yani, Müştak Baba, ‘Ankara’nın eski harflerle yazılışı olan ‘A-N-K-R-H’ harflerini sıralıyor, ‘Güzeller beldesi ve Hacı Bayram’ın memleketi olan Ankara, 1341 yılında başlara tác olacak ve İstanbul’dan -yani, şiirin yazıldığı zamanın başkentinden- farksız hále gelecek’ diyor.

Müştak Baba, şiirin ilk mısraında ‘1000′ mánásına gelen ‘elf’ ve ‘tác’ demek olan ‘efser’ sözlerini veriyor ve ‘efser’in başına ‘elf’in iláve edilmesi gerektiğini söylüyor. Ebced hesabıyla 341 tutan ‘efser’e ‘elf’in, yani ‘1000′ sayısının ilávesiyle, Ankara’nın başkent yapıldığı 1923′ün Hicri takvimle karşılığı olan 1341 tarihini elde ediyoruz.
Şair, daha sonra beş mısrada sırasıyla ‘elif’, ‘nun’, ‘kaf’, ‘rı’ ve ‘he’ harflerini veriyor. Bu harfler, bu sırayla yazıldıklarında ortaya ‘Ankara’ kelimesi çıkıyor. Yani, Müştak Baba, ‘Ankara’nın eski harflerle yazılışı olan ‘A-N-K-R-H’ harflerini sıralıyor, ‘Güzeller beldesi ve Hacı Bayram’ın memleketi olan Ankara, 1341 yılında başlara tác olacak ve İstanbul’dan -yani, şiirin yazıldığı zamanın başkentinden- farksız hále gelecek’ diyor.

Kehanet, Müştak Baba’nın yaptığı gibi, olayın yaşanacağı yerin adıyla ve tarihiyle işte böyle yazılır ama Nostradamus’ta bu şekilde tek bir ifade bile yoktur. Dolayısıyla, ithal malı káhinleri bir yana bırakalım ve bu işlere merakımız varsa, açık-seçik konuşan kendi káhinlerimizin söylediklerinin üzerine eğilelim beyler!”

* Bu araştırmayı neden kendisi yapmıyor, sormak gerek!

Çevirinin ve yorumun eleştirisi:

1. İlk iki mısraın çevirisi doğru mu, yoksa yorum mu?! Elif’in 1000 manasına geldiğini söylüyor; ama yukarıdaki bölümde (İşte, ebced hesabı) elif’in değerini 1 olarak veriyor!

2. “tác” sözcüğü çeviriye nasıl girmiş?! İki paragraf aşağıda “‘tác’ demek olan ‘efser’” izahını yapıyor; ama “efser” sanki özellikle “tac”landırılmış!

3. (Karşılaştırmada kolaylık olsun diye çevirideki [/] ve [//] simgelerini ben koydum.) […] ile gösterdiğim iki mısraın çevirisi yok!

4. [?] ile işaretlediğim ifade şiirde var mı ki?

5. Şiirden, nun’a kadar rakam, nun’dan itibaren harf yorumu yapılıyor; buna karşı, şairin vurguladığı bütün harflerin ebced hesabı için değerlendirilmesi de mümkündür!

6. Şiirden N-K-R-H çıksa bile (A’yı kendi ilave etmiş. “Sırasıyla ‘elif…” harflerini diyor ama (ikinci bir) elif yok! Baştaki elif’i kastediyorsa, onu kaç kere kullanıyor!), onun Ankara olduğu anlamına gelmez. “Teorik olarak” bu sessiz harflerle başka kelimeler de türetilebilir!).*

7. Son (koyu harflerle yazılı) cümlesi tamamen (saptırılmış) bir yorumdur.

Sonuç: M. Bardakçı’nın iddiası çürüktür; şiirle, kelimelerle, harflerle oynamakta, zorla 1341 rakamını çıkarmaktadır. Ahlaklı bir yol izlememektedir. Gazetede ve televizyonda “tezini”, (bilmeyenler için) gayet “güzel”, herhalde hiç veya ciddi bir eleştiri almadığından pervasızca pazarlamaktadır; “bilenler” ise onun “Müştak Baba ipliğini pazara çıkarmaktadır”! (Bu kadar açık bir yalan, kandırmaca karşısında “şunu şunu biliyorum” ve “ahlak” iddiasındaki insanların sesinin çıkmaması, saygın bir otoritenin bulunmaması, pek çok alanda olduğu gibi, üzücüdür.)

M .Bardakçı, Nostradamus’u Türkiye’de ilk ben, 80’lerde tanıttım, Türkiye’ye ben bela ettim, diyor. Büyük ihtimalle o tarihte onun “kehanetlerinden” etkilenmişti, ilaveten gazetecilik (sansasyonel, sükseli haber yapmak, anılmak-atıf yapılmak-konuşulmak) adına onu ortaya atmıştı… “Müştak Baba”yı da aynı saiklerle gündeme getirmeye çalıştığı görülmektedir. Nostradamus’a benzer bir süreç yaşanması halinde, 20 yıl sonra, “Müştak Baba”yı Türkiye’ye kendisinin bela ettiğini söylerse şaşırmam!

Yukarıdaki analizi ve değerlendirmeyi, hiç Osmanlıca bilmeksizin, sadece karşılaştırma ve aklı yürütme ile yaptım. Hatam olabilir. Fakat esasta yanılmadığım, herhalde kesindir!

* Şair’in İstanbul’dan memleketine dönerken yolu Ankara’dan geçiyorsa, Ankara’ya uğradıysa, ki Hacı Bayram’ın adını anması bunu teyit ediyor gibi, “bir biçimde” Ankara ismini anması tabiidir, hatta gereklidir. Tahminim, eğer gerçekten bir tarih düşürme ve edebi biçimde yer ismi belirtme söz konusuysa, şiirin çevrilmeyen mısraları hesaba katıldığında şairin Ankara’dan geçtiği tarih çıkacaktır.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 86299, bugün ise 13 kez görüntülenmiştir.

60 Comments

  1. aziz diyor ki:

    Mete Bey,

    Öncelikle Murat Bardakçı biraz malumunuz olsaydı, kendisinin çevirileri çorba gibi yaptığı da malumunuz olurdu. Sizse hem Osmanlıca bilmiyorsunuz, hem çeviri üzerinden hareket ediyorsunuz, hem de Murat bardakçının çevirisi üzerinden. Kusura bakmayın ama, bu nedenle saçmalamış olmanızı normal buluyorum.

    1) Bardakçı, Elif’in 1000 mânasına geldiğini filan söylemiyor. Dikkat ederseniz birinci beyitte yer alan kelime elif değil “elf”tir ve elf de 1000 demektir. Efser’in ebced hesabıyla karşılığı da 341′dir. Müştak baba diyor ki, efser kelimesinin ebced hesabını elf’e ekle 1341′i bulursun.

    2) Tac kelimesi çeviriye şöyle giriyor : efser, tac demek :-) Zahmet etseydiniz de bir Osmanlıca sözlüğüne baksaydınız.

    3) İki mısraın çevirisini yapmamış çünkü mevcut mânaya muhalif bir şey yok orda zaten. Beyitin önceki mısraına bir nevi güzelleme var. Bardakçı da çevirmek yerine bir imla kuralını kullanıp 3 nokta koymuş.

    4) Hayır öyle bir ifade yok.

    5) Ebced hesabının kullanıldığı şiirlerde, hesap bir beyitte başlar ve yine o beyitte biter. Burda da söylemeyi murad ettiği tarihi ilk beyitte okuyucuya hesaplattırıyor. Diğer beyitlerde de, bu tarihte ( İstanbul ile arkadaş olacak olan, yani onun gibi hükümet merkezi olacak olan) Ankara’nın başşehir olacağının anlaşılması için de, Ankara’yı teşekkül ettiren harfleri farklı beyitlerde ifade ediyor. Bir de üstüne Ankara’da medfun olan Hacı Bayram Hazretlerinin ismini de zikrederek, okuyucunun Ankara’yı anlamasını hem kolaylaştırıyor, hem de zaten anlaşılmış olan Ankara kelimesinin doğru bir biçimde anlaşıldığını gösteriyor.

    6) Mete Bey hem Osmanlıca bilmiyorsunuz, hem de çeviri üzerinden yorum yapıp duruyorsunuz. Yaptığınız şeyin, Harun Yahya okuyup da evrim yoktur demekten hiçbir farkı yok. Arapça kelimeler Osmanlıcaya girdiklerinde Türkçenin fonetik yapısına göre okunurlar, yani sonuna te koymayız biz ve hatta çoğu Arapça kelimeyi sonuna te veya he koymadan kullanırız, sesli bitiririz. Müştak baba da burda sonuna he koymuş ve oradaki he’nin görevi sesli harf vazifesidir. Yayınlandığında çıkacağından emin değilim ama Ankara kelimesi Osmanlıcada şu şekilde yazılır : آنقره

    7) Ebced hesabı mühim bir ilimdir, ve geçmişteki mühim evliya tarafından da muhtelif eserlerde sıklıkla kullanılmıştır. Bence ateizme olan derin bağlılığınızdan ötürü, Allahın sevdiği kullarının kalbine ilham ettiği bu tür vakaları görmezden gelmek yerine, meseleyi objektif bir biçimde değerlendirin. Ha, değerlendirirken de gerekli bilimleri (mesela Osmanlıcayı) öğrenmeden konuşmamayı deneyin:-)

  2. Şüpheci Melek diyor ki:

    Burada daha doğrudan bir kehanet var:
    http://suphecimelek.wordpress.com/2009/08/09/inanilmaz-bir-mucize-titan-ve-titanik/

    Ebced’e hesaba gerek yok hem de.

  3. Uluğ diyor ki:

    Şüpheci Melek’in sitesine yazdığım yorumu buraya da yazmak istiyorum:

    ***************

    Bu apaçık bir şekilde bir mucize değil. Ben de gördüğünüz gibi apaçık bir inkarcıyım:-) Ateistlerin “Uçan spagetti canavarı”nın gazabından Allah’ıma sığınırım:-)

    i-) Her şeyden önce bu rastlantı bir mucize olsaydı bu kadar yanlış öngörüde bulunmazdı. Öngörüde bulunduğu bilgiler apaçık bir şekilde çoğunlukla yanlış.

    ii-) Senaryonun uyuşmasının bir anlamı yok. Olabilecek bir gemi seyahatinin ve bu geminin batışının öyküsü.

    iii-) Böyle olağan bir gemi seyahatinin öyküsünde bazı şeylerin uyuşması sadece tesadüf bile olmayabilir. Demek istediğim şey belki de Aklın yolu birdir. Belki de nisan ayı buzulların orda bulunmak için en uygun zamandır. Kitabın yazıldığı ve olayın olduğu dönem aynı dönem; belki de o zamanlar böyle hayaller kurmak modaydı.

    Belki de Terranova Antalya gibi popüler bir yerdir. Antalya’da denizde kaza yapan turistlerden bahseden bir hikayeye benzer bir kaza olduğu zaman siz buna mucize der misiniz “Uçan Spagetti Canavar” aşkına?

    v.s.

    Şimdi de gerçek bir mucize nasıl olurmuş bakalım: Müştak Baba.

    Ortada uzun bir roman/hikaye yok. Sadece Nokta atışı bir tespit var. Yer, tarih ve olay açıkca belirtilmiş:
    “1923 yılında Hacı bayram-ı Veli’nin bulunduğu Ankara başkent olacak.”

    Şunu da unutmayın tesbitin yapıldığı dönemde Ankara çok önemsiz bir yerdir. Yani asla bir Antalya değildir:-)

  4. aziz diyor ki:

    Uluğ,

    Bakın Russell ne demiş :

    “I think that if I heard a voice from the sky predicting all that was going to happen to me during the next twenty-four hours, including events that would have seemed highly improbable, and if all these events then produced to happen, I might perhaps be convinced at least of the existence of some superhuman intelligence.”

    Aslında ben her zaman Russell’ı dürüst bulmuşumdur. Neden Hristiyan Değilim isimli kitabında, medyumlar üzerine araştırma yapan spritual dergilerdeki yayınların, bir bilim adamını ikna edecek delillere sahip olduğunu söyler. Aslında o devirde Parapsikoloji Derneğinin çalışmaları çok etkilidir, bu çalışmalara iştirak eden materyalist görüşlü bilim adamları da medyumların maharetlerinden fazlasıyla etkilenir. Bir yerde Russell’ın da bu medyumlardan birinden etkilendiğini okumuştum. Ama Russell, şayet bir ruh varsa beyne bağımlıdır ve fakat mezarda beyin çürümektedir, bu yüzden de ölüm sonrası ruhsal bir yaşam mümkün gözükmemektedir şeklindeki uslamlamayı daha kabul edilebilir görmüştür. Buna “akla fazlasıyla güvenmek” denebilir galiba.

    Müştak Baba olayına gelince, evet tam bir nokta atışı yapmıştır. Ama aslında biliyoruz ki ebcedin kutbu İbn Arabi’dir. Yazarın bu yazısından sonra kütüphaneye ebcedle ilgili kitaplara bakmaya gittim, fakat özel koleksiyon bölümü bir süreliğine kapalı olduğu için ebced hakkındaki derinlemesine bir araştırmaya ulaşamaya muvaffak olamadım. Ulaştığım zaman kitabın özetini ve ordaki önemli caseleri burda paylaşıcam.

  5. Uluğ diyor ki:

    Aziz bey,

    Russell, günümüz ‘New Age’ ateistlerinden çok farklı. (Dawkins türündeki) Günümüz ateistlerinin söylemeyeceği türden laflar edebilen birisi. En azından bazı noktalarda açık kapı bırakmış. Ben de bir kaç sözünü buraya aktaracaktım. Ama aradığım kitabı bulamadım.

    Ben de sizden daha fazla yazmanızı rica edecektim. Tevafuk oldu.

  6. Mete Tunç diyor ki:

    @aziz
    değerli eleştiriniz için teşekkürler.
    -osmanlıca bilmeyince elbette, dediğim gibi karşılatırma ve akıl yürütme yöntemini kullanarak çeviriyi kullanacağım. O çeviri de tabii iddiayı ortaya atan kişinin çevirisi olacak! (O siz olsaydınız sizin çevirinizi dikkate alırdım!)
    -efser sadece “tac” mı demek? başka anlamı yok mu? :)
    -elf ve elif farkını ve sayı değerini(!) bilmiyorum, fakat onun “joker olarak”kullanıldığı açık!
    -bazı harflerin sayı bazılarının harf olarak kullanılması, belki en önemli problem!
    -”Ebced hesabının kullanıldığı şiirlerde, hesap bir beyitte başlar ve yine o beyitte biter.” Öyle diyorsanız… Ancak son beyitlerde de olduğunu duymuştum..!?
    -çevrilmeyen mısralarda “çeviriye muhalif bir yok” diyorsunuz ama, belki o mısralarla bambaşka anlam (hele sayı-harf oyunu yaparak çok sayıda anlam) çıkartılamayacağını söyleyebilir misiniz?
    -”mühim ilim”… “evliyalar”… “sevdiği kullar” diyorsunuz. Lütfen, tarihte, müslümanların yararına ve süregelen faydaları olan tek bir şey (ebcedle, rüyayla vs. gerçekleşmiş) yazın. Yok!
    Osmanlıcayı bilmek isterdim; o zaman kimbilr neler bulurdum! Ama şu da var ki, bir şeyi bilmemek, o şeyden hareketle iddia edilen hususları araştırmamak, sormamak, anlamamak, farketmemek, çözememek anlamına gelmez.
    saygılarımla

  7. aziz diyor ki:

    Mete Bey,

    osmanlıca bilmeyince elbette, dediğim gibi karşılatırma ve akıl yürütme yöntemini kullanarak çeviriyi kullanacağım. O çeviri de tabii iddiayı ortaya atan kişinin çevirisi olacak! (O siz olsaydınız sizin çevirinizi dikkate alırdım!)

    Zaten en büyük yanlışı da burda yapıyorsunuz. Bilginin menbaına gitmek yerine, Osmanlıca öğrenmek ya da Osmanlıca bilen birine danışmak yerine, Osmanlıca bilmeyi gerektiren ebced üsulü hakkında akıl yürütüyorsunuz. Difransiyel bilmeden fizik okumak gibi bir şey bu. Yetersizliğin, yanlışlığa götürdüğü bir yerdesiniz yani.

    efser sadece “tac” mı demek? başka anlamı yok mu?

    Şiirde efser kelimesinin iki işlevi var : 1) Ebced hesabı için kullanılıyor 2) İstanbul’la arkadaş olacak şehrin başına tâc konulacak, yani başkent olacak anlamını vermek için kullanılıyor.

    Sözlükte başka anlamı varsa buyurun getirin bana soracağınıza. Ben baktım, efser = tâc demiş, hepsi bu. Daha neyin davasını veriyorsunuz ki?

    elf ve elif farkını ve sayı değerini(!) bilmiyorum, fakat onun “joker olarak”kullanıldığı açık!

    Sayı değerini bilmek istiyorsanız, birazcık araştırma yapın bir zahmet. Mesela bir sözlüğe bakın, ya da bir ebced hesabına. Bunun yerine kapalı ifadeler ya da parantez içi ünlemler koyarak anlamsız savunmalarda bulunmaya kalkışmayın.

    Ebced hesabının kullanıldığı şiirlerde, hesap bir beyitte başlar ve yine o beyitte biter.” Öyle diyorsanız… Ancak son beyitlerde de olduğunu duymuştum..!?

    Kulaktan duyma bilgilerle karşınızdayım diyorsunuz yani. Pes vallahi.

    Ben ilk beyitte başlar ve sona erer demedim ki. Ebced hesabı sadece bir beyit içerisinde verilir dedim. Hangi beyit olduğunun bi önemi yok. Hatta Cumhuriyetten sonra ebced hesabı kıtalarda da kullanılmış. Alın size Abdurrahman Ulvi Bey’in şiirinden bir kıta :

    Düşmanlar her tarafta vatana saldırmıştı,
    Esîr olmuştu millet.. Ne ırz kalmıştı ne mal.
    Büyük bir dâhi çıktı vatanı kurtarmaya,
    Bu çıkışın tarihi : Gazi Mustafa Kemal.

    Ulvi Bey burda ebced hesabını kullanarak bir tarih düşürme sanatı icra etmiş. Gazi Mustafa Kemal, ebced hesabına göre hicri 1337 = miladi 1919 yapıyor. Alın size bir kıta içindeki ebced hesabı. Ne değişti? Bilmeniz gereken, hesabın manzumun diğer parçalarına sıçramıyor oluşudur.

    mühim ilim”… “evliyalar”… “sevdiği kullar” diyorsunuz. Lütfen, tarihte, müslümanların yararına ve süregelen faydaları olan tek bir şey (ebcedle, rüyayla vs. gerçekleşmiş) yazın. Yok!

    Öncelikle şunu bilin, ebced bir hesap ilmidir ve birçok dünya dilinin de ebcede benzer kendi hesapları vardır. Latincenin, Süryanicenin, İbranicenin ve hatta Fransızcanın. Mesela Fransızca’da i=j=1, b=5, x=10, l=50.. gibi, harflerin tekabül ettiği sayılar vardır.

    İsmini zikrettiğim dillerde, harflerin belli sayılara tekabül ediyor olmasından yararlanarak, tarih düşürme sanatları icra edilir. Örneğin : “Nâbi be-huzur âmed” mısraı, “Nâbi huzura erdi” demektir ve ebceddeki mütekabiliyeti de hicri 1124′tür, yani Nâbi’nin ölüm tarihi. Bunun gibi, Osmanlı’da birçok şair ve vakanüvis, ölüm, doğum, cinayet, sünnet gibi bazı olayların tarihlerini, kayıtların altına sayıyla yazmak yerine, şiir sanatının maharetlerini kullanarak ebced hesabıyla ibraz etmişler. Yani olmuş bir olayı tarihlendirmişler, bunda bir olağanüstülük yok, gaybi haberler vermek de yok, sadece birçok eski dilde yer alan harf-sayı mütekabiliyetininin kullanıldığı bir tarih düşürme sanatı var. Bu coğrafyada icra edildiği için de ebced hesabı ilminden yararlanılmış.

    Müştak dede’nin yaptığı ise, nefsini tezkiye etmesinin ve kalbindeki günahları tasfiye etmesinin mükafatı olarak kendisine gaybi olarak bildirilen Ankara’nın başkent olma vakıasını, ebced hesabı ilmini kullanarak şiirinde yazmasıdır. Ebced’in kullanıldığı her şiir kadar şifrelidir bu da, fakat diğerlerine nazaran hususiyet taşıyan tarafı, geleceğe dair haber vermiş olmasıdır. Nitekim tarihçi İbn Kemal’in de kendi ölüm tarihini şiirinde ebcedle göstermiş olduğunu biliyoruz. Özetle, İstanbul sokaklarında, bilhassa Beyazıtta filan gezdiğinizde, gördüğünüz o kavuklu mezartaşlarının birçoklarında ebced hesabına raslayabilirsiniz, ama bunlar sadece birer tarih düşürme sanatının çeşididir. Bir de gaybâşina olan bazı zevâtın ebcedi, bir şifre aracı olarak kullandıkları şiirler vardır, ki Müştak dede’nin şiiri de bunlardan biridir.

    Müslümanların yararına birşey olmuş mudur diye soruyorsunuz. Ebced hesabından yararlanarak icra edilen vefk ilminin çok yararı olmuştur mesela. Tanrı’nın varlığından, eşyanın varlığından ve hatta kendi varlığından şüpheye düşen ve bu şüphenin ağından kurtulmak için tarihin gördüğü en azametli tefekkür süreçlerinden birine giren ve Hüccetül İslam (İslamin delili) olarak anılan ve örneğin Derrida gibi bir filozof tarafınca da “gerçekten de tam bir delil” olarak nitelendirilen ve bütün bunlardan anlaşıldığı gibi hem kendisine hem de telif ettiği kitapların okurlarına karşı dürüstlüğü esas ittihaz eden İmam-ı Gazali’nin, el Munkız’ına bakarsanız orda Gazali’nin, vefk ilmi kullanılarak hazırlanan levhaları, güç meselelerin çözümünde güvenilir ama açıklanması gayrı kâbil bir yardımcı olarak gördüğünü okursunuz. Gazali, bu yararlılığın tecrübeyle sabit olduğunu da ilave eder. Mesela zor doğum yapan kadının bu levhalara bakmasıyla doğumunun kolaylaşacağı gibi. Buna benzer case’ler birçok başka kitapta da okuyabilirsiniz. Yani yararı filan oluyor, ama kendini bilmez ve meseleyi büyüye kadar vardıran bazı şarlatanların icraatlarından ötürü, bu gibi açıklanması mümkün gözükmeyen fakat tecrübeyle sabit olan hakikatler de yanlış olarak algılanıyor.

    Diğer mesele de şu. Bir müslüman, bu tür vefk ve cifr gibi gizli ilimlerin olanakları üzerine kurmaz hayatını. Hristiyanların yayımladıkları din felsefesi kitaplarına bakacak olursanız, ontolojik delilin, kozmolojik delilin ve teleolojik delilin yanına bir de “religious experience = dinsel deneyim” delilini koyduklarını görürsünüz. Su üzerinde yürümekten tutun, “Tanrı şu an benim yanımda, benimle beraber” sezgisinin bir şimşek gibi âniden çakmasına kadar birçok olayın, birçok hristiyan din filozofunca kuvvetli bir delil olarak telakki edildiğini görürsünüz. Oysa klasik hiçbir İslami kitapta, dinsel deneyimin bir delil olduğuna yer verilmez. İslam apologetiğinde, birçok evliya menkıbesine raslarsınız, fakat bunlar, ilim tedris etmemiş halkın dini motivasyonunu sağlayan hikayelerdir ve hiçbir yerde de Abdülkadir Geylaninin kerametleri delil olarak nitelendirilmez. Bu, İslam teolojisiyle Hristiyanlık anlayışının en derin ayırımlarından birisidir. Bir müslüman, olağandışı durumlar, vefk ilminin olağanüstülükleri ya da Müştak Dede’nin ya da İbn Arabi’nin şiirleri üzerine kurmaz imanını. Çünkü Müslüman bilir ki : Şeytan mucizeleri (Allahın müsaadesiyle) taklit edebilir, ama İmanın içindeki entellektüel sezgiyi taklit edemez. Bu nedenle aslında bir müslümanın, bu tür gizli ilimlerin yararlı olup olmadığı hakkında düşünmesi bile tefekküri bir mesele değil, benim gibi zihni ekonomiyle bir parça müşevveş olan birinin zihnini dinlendirmek için meşgul olduğu oyuncaklardır.

    Sevgiler.

  8. Bir Yorum diyor ki:

    Şimdi sonuç nedir? Nereye vardık? Nasıl düşünmemiz gerekiyor? Yani… ?

  9. Mete Tunç diyor ki:

    @aziz
    Verdiğiniz bilgilerden dolayı teşekkürler.

    Fakat, en başta “Ankara kehaneti” olmak üzere tatmin edici değil.

    Elf-elif farkını soruyorum, “öğren” diyorsunuz, “ebced hesabı… hangi beyit” konusunda azarlıyorsunuz!

    Tarih düşürmek divan şiirinde edebi bir sanattır; ebced’in onun dışında hiçbir anlamı yok (görünüyor!)

    Hala size ilk verdiğim cevaptaki görüşlerimin arkasındayım!

    Büyük ihtimalle, Müştan baba, memleketine dönerken Ankara’dan geçmiş, Hacı Bayram’ı ziyaret etmiş ve o tarihi şiirinde ebcedle düşürmüş. (Çevrilen-çevrilmeyen mısralardan “bilen” biri bunu rahatlıkla çıkarır. Şiirle, kelimelerle oynayıp 1923 çıkarılabiliyorsa, bu haydi haydi mümkündür!) Hepsi bu!

    Not. İlk yazınızda, çevrilmeyen mısralar hakkında “Bardakçı da çevirmek yerine bir imla kuralını kullanıp 3 nokta koymuş.” demiştiniz. O noktaları (köşeli parantez içindedir, / ve // işaretlerinde olduğu gibi) ben koymuştum!

  10. selcuk diyor ki:

    ana yoruma katiliyorum..:)

  11. ferhat diyor ki:

    tşk ediyorum aziz bey çok yardımınız oldu .Herkese yardımı olmuştur.Tekrar tekrar tşk ediyorum.SAYGILARLA sizleri çok seviyorum ve her gün okuyorum. hep böyle hikayeler yazın.SAYKILARLA Q@@Q@@Q

  12. hasan akman. diyor ki:

    -geçenlerde,dünya ‘DİL’konferansı yapıldı.Meğer ne çok ‘DİL’varmış bu;Arz-ı-kürre üstünde!!! TAM 6000 DİL.(İnsanların konuştuğu) her taraftan temsilciler çıktı konuştu…ilginç bir durum…ortada yadsınamayacak bir problem var(!)bir kere bu gezegendeki insanlar,ortak bir ‘DİL’in,sahibi değil…ortak bir sınır’a,ve kültür’e,de sahib değil…ACIKLI(!)bir manzara…ancak bu manzara’nın,aktörleride ‘İNSANLAR’…..’REJİSÖR’Ü’ise bilinmiyor!!!!! ‘ANONİM’olsa gerek…’DUBLAJ’(…)yapmak bu nedenle,hayli zor oluyor…Ha deyince,falanca’DİL’e,çeviri yapacak’FİLOLOG’(…)bulmak pek kolay bir iş değil…bırakın tartışma yapmayı,,,SAĞIRLAR DİYALOĞU OLUR.!!! Buradaki ‘KAVAL’sesi başkaaaaaaa,,,,,,,,,,BORNEO ADALARINDAKİ KAVAL’IN SESİ BAŞKAAAAAAA..!!!!! Kısacası kendim çalar,kendim dinlerim……KATMANDU’lu ,şahıs dinlemez(anlamaz)…….Abidik-kubidik devam.

  13. hasan akman. diyor ki:

    -Yaşamdaki en zavallı tavır,falanca’nın-filanca’nın,icat ve düşüncelerini,malzeme yaparak….ahkam kesmektir!!!!!!!!!!! unutmayın oradan buradan kaynaklandığınız insanlar,o bilgileri uzaylılardanmı aldı????????? (kendileri üretti) peki sizler bizzat,’MENŞEİ’kendiniz olan;NE ÜRETTİNİZ??????????Şapkalarınızı masayamı tavanamı koyup düşünürsünüz…..düşünün artık….HİÇ KİMSEYE AİT OLMAYAN BİZZAT KENDİNİZE AİT OLAN ile çıkın insanlığın karşısına….atın,falanca’nın-fişmanca’nın,pabucunu dama….böylesi çok ama çok daha güzel değilmi??? eksiğimizmi var falanca zatlardan?

  14. ümit afşar diyor ki:

    millete zavallı kelimesini yakıştırarak kendi zavallılığınızımı bastırmaya çalışıyorsunuz, peki siz ne ürettiniz kayda değer, icatlarımla yüzleşecek. gösterinki zaman kaybı olmadığını sizi muhatap almak .sevinsin bu aciz insan şahsınızı tanıyıp hatırlamaktan.,sayınhasan akman

  15. yiğil telo diyor ki:

    tamam sayın hasan akman bey sizi ve yaptırımlarınızı biliyoruz fakat ümit afşar takma isimle yazan mühendis uğur beyi ve tüm dünyaya kazandırdığı icatlarınında farkındayız ve kıyaslama sonucu inanın bir uzman gözüyle hiçde lehinize değil tabi siz şimdi uzmanlığımıda tartışma konusu yapabilirsiniz e buyrun araştırın belki ozaman anlarsınız samimi oluşumu teşekkürler.

  16. rockcı kıZ diyor ki:

    Ya bunlara inanmayın!!Bu tür şeyleri sadece YÜCE ALLAH bilir.Bu tür şeyler tesadüftür.Belkide adamlarda ileri görüşlülük vardır.Yok Nostradamus muş Müşrak Babamış Mayalılşarmış Mısırlılar mış inanmayın bu kehanetlere ve lanetlere!!Bunlar uydurma.Batıl inançç!!Her şeyi Allah bilir.Dünya ne zaman yokolucağını merak ediosanız açın Kur’an’ı bakın yahuu=))Hem Kur’an’da yazıoki İsa Peygamber tekrar dünyaya gelcek yaşıcak evlencek çocukları olcak ve ölcek ondan sonra dünya yok olcak.Tabi biz İsa Peygambern kim olduğunu bilmicezz.Ayrıca Müslümanlardan iyi olanlar kıyamette uyuo oluck hiçbir şey hissetmickler korkmayın!!=)))

  17. Kâhinliğe ve bilmece çözmeye meraklı okuyuculara, çok büyük bir sürpriz ve çağlara damgasını vuran bir bilmece sizi bekliyor. Var mısınız? Bu bilmeyi büyük bir ustalıkla çözmeğe. Hem de şiirin üstünde ve içinde, birçok anahtar verilmiş olmasına rağmen!.. SUrprizsite.com/ şiir romanı kitabı/ şiir no: 164
    Sabrınız bol, zekanız keskin olsun…

  18. ömer diyor ki:

    toplumda islam tarihne karşı anlamsız bi inançsızlık var oysaki islam tarihinin son 600 senesi sahip çıkmak istemeyenlerde olsa bize ait.. bu tür konular araştırılsa ne kaybedilirki..! uydurma dediğnz şeyleri dikkatlice incelediğinizde hayretlik uyandıran bilgilere rastlanabiliyo.. gerçekten matematiksel sağlamalarıda var vede tesadüfi sıralamaları yok o kadar tesadüf bi araya gelemez…

  19. Tolga Urgancı diyor ki:

    Gelecekte ne olacağını sadece Allah bilir. Bu ebced hesapları,
    gizemli şiir yorumlamaları ve kehanetler birilerinin şimdiye kadar gerçekleşmiş olan olaylara bakarak yaptıkları zorlama tümevarımlardır. Kıyametin tarihini bile veren şarlatanlar var. Kehanet şarlatanlığı bu noktaya gelmiş artık. Bir insan kıyametin tarihini nasıl verebilir. Peygamberlerin bile söyleme iradesinin olmadığı bir bilgiyi sıradan insanlar nasıl bu kadar utanmazca söyleyebiliyor. Kıyamet her an kopabilir. Allah’ın istediği an kıyamet kopar. Ol dedi oldu gibi kop der kopar. Her dakika tövbe etmemiz gerektiğinin sebebi de budur zaten. Bu gizemli şiirlerden ve ebced hesaplarından kıyamet tarihini söyleyip, milletin o tarihe kadar yan gelip yaymasını, dilediklerince çalıp çırpmasını mı sağlamaya çalışıyorlar acaba? Yoksa ahlaki çürümeye uğramış bazı din tüccarı partilerin ve cemaatlerin keyiflerince at koşturmasını, lüks içinde yiyip içmesini mi garintelemeye çalışıyorlar?

  20. mevlüt diyor ki:

    GELECEKTEN HABER VERME… İNSANLARIN HEP MERAKINI ZORLAMIŞTIR. VE KAHİNLER DE ARZ-TALEP KARŞILIĞI ÇOĞALMIŞTIR. ASLINDA İNANMAMAK LAZIM.
    ANCAK; BEN YAŞADIĞIMI ANLATMAK İSTERİM. NUR KÜLLİYATININ BİR YERİNDE ÖNEMLİ BİR BÖLÜM VARDI. YIL 80 Lİ YILLAR. RUSYA BÜYÜK SÜPER GÜÇ. O YILLARDA NUR KÜLLİYATINDA OKUDUM. “1985 Lİ YILLARDA RUSYA DEVLETİ DAĞILACAKTIR” DEMİŞ. NUR HAZRETLERİ. BEN BUNU YAŞADIM.
    HERKES KAHİN OLAMAZ. MÜŞTAK BABAYA İNANIYORUM.2011 VE 2012 DE YAŞANACAK DEDİĞİ ŞEYLERİ GÖRMEMİZE AZ KALDI. BİRAZ SABIR. GERÇEK KEHANETLERİ ONDAN SORAKİ DEVAMINI İLERİDE BAKARIZ…..

  21. asede diyor ki:

    arkadaşlar böyle şeyleri allah bilir falan demeyin dün gece habertürkde izledim bir araştırmacı bunun şifrelerini çözdü izleyenler anlamıştır zaten adamın kanı donuyor tamam herşeyi Allah bilir ama hızır olarak biliniyor müştak baba ve dedikleri birer birer çıkmış

  22. mert diyor ki:

    cok ilginc.gecen bir kanalda izledim. Pek cok konuda bir seyler bilirim ama bu konuya tam yabanci kalmisim. Meger neler varmis. Ama konuyla ilgili bir sey bilmedigimden. Yapilan hesaplar sanki birseyler bulmak icin yapilan cabalarmis gibi gorunuyor. Ama ebced diye bir hesaptan soz ediliyor ve bunun bir gercekligi ve matiginin oldugunu dusunuyorum. Bu kadar arastimaci bir seyler anlatmaya calsitigina gore. Keske anlatilmak istenenler acik olsaydida bizlerde kolaylikla anlayabilseydik. En azindan su ebcedin mantigini. Ama tabi koklu bir bilgi gerektiren konu. Konuyu rastladigimda takip etmeye devam edecem. Cok ilginc ve korkutucu kehanetler sonucta.

  23. Tolga Urgancı diyor ki:

    Ben düşüncelerinize saygı duymakla birlikte bana mantıksız ve akıldışı gelen hususları, bunların altında yatan olası amaçları irdelemek istedim. Tabi ki herkes inanmak
    istediğine inanabilir. Habertürk kanalının ötekigündem programını bende izledim. Hızır aleyhisselam’ın zamanda ileriye veya geriye yolculuk edebildiğini bende biliyordum zaten. Ancak Müştak Baba’nın Hızır a.s. olduğundan sözediyor ki ben bunu mantıksız buluyorum. Biz yüce Allah’ın yazmış olduğu kaderi yaşıyoruz. Kusursuz planlanmış bir senaryonun tiyatro oyuncularıyız. Hayatımızın planlanmış bir kader olduğunu bildiğimiz için senaryonun yazılı metninin de bir şekilde bize şifreli veya açık olarak verildiğini zannediyoruz. İşte mantıksız olan bu. Eğer kaderimizin yazılı senaryosu bizim elimize bir şekilde şifreli veya açık olarak verilmiş olsaydı bizim özgür irademiz ve imtihan sürecimizin bir anlamı kalır mıydı? Biz kaderimizi senaryodan okur, aynen uygular ve yönlendirilmiş olurduk. Nerde kaldı o zaman özgür irade ve dünya hayatı ile imtahan sürecinin anlamı????? Bir de habertürkteki o programda yaklaşık olarak kıyamet tarihi verildi. “tövbe haşa” ebced hesabına göre kıyametin miladi 2500 veya 2700 yılları civarında kopacağı söylendi. El insaf. Kıyamet tarihini Allah’tan başka kimse bilemez ve söyleyemez. Allah bunu insanlara bildirmek isteseydi Peygamberler aracılığı ile apaçık iletirdi. O zaman ne dünya yaşamıyla imtahan olmanın, ne tövbe etmenin, ne de ibadet etmenin bir anlamı kalırdı. Düdük çalar ve maç biterdi. Anlatabildim mi arkadaşlar? Her an kıyamet kopacakmış gibi elimize, dilimize, amelimize dikkat etmek ve her dakika aklımıza geldikçe tövbe etmek zorundayız. Her cuma ezanı hızlı okunur ve namaz çabuk kılınır çünkü o zaman geldiğinde hiç birşeye zaman kalmayacaktır. Bir kişi eğer kıyamet tarihini yaklaşık olarak bile söylüyorsa bana göre bunun altında mutlaka şeytani bir amaç ve düşünce vardır. Bu resmen yüce Allah’a meydan okumak şirk koşmaktır. Ben aklı başında, kendimce dindar biri olarak böyle düşünüyorum. Tüm söylediklerimin yanında şunu da belirtmek isterim ki; ben kendi ehvamlarıma göre Aşure gününün
    cuma günlerine denk geldiği tarihlere yinede özellikle dikkat
    edeceğim. Ne olur ne olmaz, abdestli ve tövbeli hazır bulunmak lazım. Düşüncelerime katılsanız da, katılmasanız da
    görüşlerini yazan herkese sevgiler ve saygılar.

  24. Yunus diyor ki:

    Müştak baba’nın kehanetlerine pek inanmamakla beraber siyasi ve askeri olanlar aslında çok ilginç. mesela İstanbul’un 2011 yılında başkent olacağı bana çok inandırıcı geliyor. çünkü yunanistan içinde bulunduğu ekonomik çöküşün ve siyasi iktidarın da etkisiyle ufak bir tehdit bile değil artık. Türkiye’nin finans merkezi İstanbul oldu. İstanbul dünya ticaretinin merkezi haline geliyor. İstanbul ayrıca tüm dinler ve kültürler için önemli eserler, öğeler barındıran kutsal bir şehir olduğu için hiçbir ülke bu şehri vurmayı, tahrip etmeyi kolay kolay göze alamaz. Ankara ise dinsel ve kültürel açıdan kutsal bir şehir değil ve İsrail’in hedefi olabilecek bir konumda. bu nedenle kolayca hedef alınabilir. 2011′de iktidar kim olursa olsun yeni anayasa yapılarak kabul edilecek ve kuzey ırak’a girilecek. çünkü kuzey ırak’a girmek zo-run-da-yız. başka bir seçeneğimiz yok ve amerika da bunu istiyor. bunu hiç istemeyen ülke israil ve biraz da iran. Bu nedenle şu ara başımıza örülen tüm çorapların (örn: wikiliksmikiliks belgeleri, yumurtalı öğrenci organizasyonları vs..) israil kaynaklı olması kuvvetle muhtemel. ama ülkemiz tüm sorunları aynı anda bir arada çözemez. çünkü kaotik ve çok dinamik bir ülkeyiz. doğuda biri yaprağa üflese, batıda fırtınalar çıkıyor. bir sorunun çözümü, başka yeni sorunlar oluşturuyor. bu nedenle tüm sorunlarımızı birer-birer, yavaş-yavaş, tartışa-tartışa, sindire-sindire, taşmadan-alevlenmeden sırayla çözeceğiz. bir de ab üyeliği müzakere saçmalığı tümüyle bitti. buna çok seviniyorum. eğer sabırlı ve uyanık olursak geleceğimiz çok parlak. müştak babadan ipuçları alalım ama herşeyden önce aklımızın ve mantığımızın söylediğine kulak verelim.

  25. selimhan diyor ki:

    müstak baba kehanetlerini kim uydurmuş kimin nesi kimin fesi hızır mı hınzır mı kim biliyor?*? kilimci!! kilimcinin koyunu sonra çıkar oyunu. felan falan fişmekan. ben böyle kehanet hikayelerine inanır karanlıkta ışık eder yürürsem ya dipsiz karanlık kuyulara düşersem cumburlop paldirkuldür. yemişim müstak babayı yani… ne gozümle gördügüme, ne kulagimla duyduguma nede elimle dokunduguma inanırım ben, mantığıma uymadıkça.! keh! köh! heh! pöh!! yemişim müstak babayı hızır mıdır, muzur mudur?? kim biliyi ki.!!?*?! bilmeceeeee..! bildirmece buz üstünde kaydırmacaaaa..!**!?

  26. YuSuF diyor ki:

    işte bunlar da benim kehanetlerim buyruuunnnn; mesela istanbul 2011 yılında başkent olacaaaaaakkkkqqq. çünkü yunanistan
    içinde bulunduğu ekonomik çöküşün ve siyasi iktidarın da etkisiyle ufak bir tehdit bile değil artık. Türkiye’nin finans merkezi istanbül oldu.
    istanbul dünya ticaretinin merkezi haline geliyor. istanbul ayrıca tüm dinler ve kültürler için önemli eserler, öğeler barındıran kutsal bir şehir oldugu için hiçbir ülke bu şehri vurmayı, tahrip etmeyi kolay kolay göze alamaz. ankara ise soğuk kuru ayaz, taş topraktan ibaret olup, dinsel ve kültürel açıdan kutsal bir şehir değil ve ısrailin hedefi olabilecek bir konumda. bu nedenle kolayca hedef alınabilir. 2011′de iktidar kim olursa olsun yeni anayasa yapılarak kabul edilecek ve kuzey ıraka girilecek. bunu hiç istemeyen ülke israil ve biraz da iran. Bu nedenle şu ara başımıza örülen tüm çorapların (örn: wikiliksmikiliks belgeleri, yumurtalı öğrenci organizasyonları vs..) israil kaynaklı olması kuvvetle muhtemel. ammaaa ülkemiz tüm sorunları aynı anda bir arada çözemez. çünkiiii kaotik ve çok dinamik bir ülkeyiz. doğuda birileri yaprağa üflese, batıda fırtınalar çıkıyor. bir sorunun çözümü, başka yeni sorunlar oluşturuyor. bu nedenle tüm sorunlarımızı birer-birer, yavaş-yavaş, tartışa-tartışa, sindire-sindire, taşmadan-alevlenmeden sırayla çözeceğiz. bir de şu başbelası ab üyeliği müzakere saçmalığı tümüyle bitti. buna çoooooook seviniyorum. lanet sömürgeci ikiyüzlü ab defooolll. eğer sabırlı ve uyanık olursak geleceğimiz çok parlak.

  27. metafizik19 diyor ki:

    net tv idi o pazar günü gece 20-30 da yayınlandı gizli dosyalar programında ve izleyenler varsa bende oraya mail atmıştım ve mailim okunmuştu.
    Gaybı anca Allah bilir ama araştırmacı çok yakın tarih veriyor ve tehlileli aslında genelde çok ileri tarih verirlerki o zamanda belki ölmüş olacaklar yada unutulmuş demiştim ve ya gerçekleşmesse ne olacak diye sormuştum.
    Bakın yine yakın tarih veren bir deprem bilimci daha iki ay evvel tarih verdi ve büyük bir deprem olacak dedi ve o günden iki gün evvel toroslara kaçtı. bütün medya yazdı bunu ama depremde olmadı. Şimdi bu olaydada çok büyük ihtimal gerçekleşmiyecek peki sonuç ?

  28. denklem diyor ki:

    şiirde ankaranın başkent olacak kadar güzel olduğundan bahsediliyor.
    burdan kehanet çıkarmak ne kadar mantıklı.
    seneye göreceğiiz doğru olup olmadığını.ve bunu savunanlar görecekler
    saçmaladıklarını.
    ankaranın başkent olmaktan çıkarılılması teklif dahi edilemez diyor yasalar.

  29. hasan fırtına diyor ki:

    devamını bekliyoruz bu programların..

  30. kuzeykaradeniz diyor ki:

    yaş ve kuru,olmuş ve olacak,yaratılmış ve yaratılacak,anti maddeden galaksilere kadar ne varsa hepsi kitab-ı Mübinde(Kuranı Kerimde) mevcuttur.
    Cenabı hak vehbi ilim bahşettiği ulema evliya,asfiya,m uhakkikin,müctehit,müceddid,kutbu azam ve mehdi hüviyetindeki mübarek ve nurani zatlara,gayp alemini kendisi bildirdiği kadar bildirmiştir.Bizlerde o mübarek zatların ilminden faydalanıyoruz.

  31. Halil diyor ki:

    Benim bildiğim Murat Bardakçı osmanlıcayı çok iyi bilir. Arapçayıda keza öyle. Şimdi ilk yorumda adam elifin 1000 le ne alakası var diye eleştirmiş. Sen önce bi düzgün okumasını öğren. Elif değil elfi orası. Elfi başka elif başka. Arapçada elfi bin demektir. Elif ilk harftir. Mesela elf-i sani denir, bin sene demektir. Oradaki elfi işte öyle bir elfidir senin okuduğun be cehaletin gibi elif demek değildir.
    Cehalet ala vezni rezalet diye buna denir işte. Cahile kelimeyi şahadet getir demişler koşmuş bakkala kelimeyi şahadet varmı demiş. Buda böyle işte. Kısacası espiri malzemesi, fıkra, trajikomik bir örnek…

  32. Halil diyor ki:

    :))) Sitenin adı bilim, felsefe, din ve sitede yazılan bir yazının yorumundan biz ziyaretciler istifade edip öğreneceğimize adamın yazılarını biz düzeltiyor o öyle değil böyledir diyoruz.

    Fırından ekmek alırken hamura ne kadar su katılacağını söylemek,
    Hamama gidip tellağı keselemek,
    doktorun yazdığı yanlış receteden dolayı ikaz edip kalemi elinden alıp hastanın kendisi yazması,
    taksiciye yol, deveye çöl tarifi gibi birşey işte…

    Hey Allahım meydan kimlere kalmış be…

  33. burhan diyor ki:

    selam arkadaşlar özellikle selimhan arkadaşım e onun gibi düşünen inançsız insanlara bu lafım bu arada müştak baba bizim dedemizdir silsile olarak da silsileyi muhammedden olup soy itibariyle seyitdir seccereside bellidir islam tebiyesi almış bu e bunun gibi insanlar bazı şeyleri manei bi işaretle alırlar ve birbirlerine bunu haber veebilirler ancak gaybı allah bilir fakat bunu bir kehanet olarak deilde keramet olarak görmek daha iy olur selimhan arkadaşım sen bence sapıtmışyada sapıtmüzeresin allah seni islah etsin

  34. Mete Tunç diyor ki:

    Neden bu kadar zorluyorsunuz sn. halil.
    Böyle palavraların insanlara, toplumlara zararlı olduğunu, malum nedenlerle ortaya atıldığını.. biliyoruz.
    Bir şeyin uzmanı olmak o şeyi her zaman ahlaklı biçimde yapmak anlamına gelemiyor maalesef. Görüldüğü üzere o işin uzmanı olmayan biri dahi basit birkaç akıl yürütme ile yalanı-numarayı ortaya çıkarıveriyor!
    Kızmak yerine biraz düşünün…

  35. Şehzade diyor ki:

    Nusret Mayın Gemisi ve Cevat Paşa’nın Rüyasını
    Duymuştum araştırmadım orada da Ebced Üsülünden den bahsediliyor
    İsterseniz araştırın

  36. :) diyor ki:

    “basit birkaç akıl yürütme”lerinizin tümü mantıklı açıklamalarla çürütülmüşken düşünmeyip kızan, zorlayan kim oluyor acaba :)

  37. Mete Tunç diyor ki:

    Bu kehanete/kehanetlere iman ediyorsanız, ne diyebilirim efendim!?..

  38. Suicide diyor ki:

    müneccimlere, kahinlere, gelecekten haber verenlere inanmayın..bu tür inanışlar dinlerden önce ortaya çıkmıştır; animizm adıyla. daha mistik olan bu inanışlar, zamanla modern dinlerin temelini oluşturacaklardır. önce çok tanrılı, ardından tek tanrılı dinler bunların üzerinden yükseldi; büyü, astroloji, gizem, müneccimlik, cadılık vs..

  39. onur diyor ki:

    islamda bazı şeyler var. Mesela yatmadan önce 2 rekat kılınan br namaz var. birşeyin yapılıp yapılmamasının hayır mı şer mi olduğu üzerine. kılındıktan sonra siyah veya kırmızı görek o işin şer, kbeyaz veya yeşil görmek hayırlı. bu namaz her gece iki rekat kılınıyor. 1 hafta için de bu renklerden biri görünüüyor. gören arkadaşlar var ben de gördüm. Arkadaşın biri cemaate çıkayım mı diye yattı onun için hayırsızmış galiba kırmızı gördü. :)= Bu basit birşey.
    malum cemaat. :)=

    ecdet belki vardır. ama yapmak ilim , takva, nasip vb. istiyor olabilir…

  40. müştak diyor ki:

    Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.”
    Bertrand Russell

    Google’da Müştak Baba diye aratınca en üst sırada çıkan yazınızı okudum, okumaz olaydım. Okuduğunuzu bile anlamadan tamamen inkar etmek üzerine kurgulanmış yazınızda aziz beyin desteksiz noktalarınız size doğrusuyla beraber göstermesine rağmen hala anlamamakta sıra ediyor olmanız en başta yazdığınız görüşleri iyice kıymetsiz kılmış.

    Ben aziz bey kadar sizi ciddiye alıp yorum bile yazmazdım ki bu yorumu da sizi kınamak adına değil aziz beye teşekkür etmek için yazıyorum. Sağlıcakla kalın.

  41. zeynep diyor ki:

    2011 değil 2012 bekliyoruz.
    Kehanete iman olmaz.Allaha iman olur.
    Harun yahya kim ki dilinize doluyorsunuz.Nam-ı diğer adnan oktar…Sebatay cı .Müştak baba hazreti Muhammedin soyundan,Anne tarafından .Abdül kadiri geylani soyundan,Seyyid.Kehanetten çok keramettir şiirleri.Yaşadığı tarihlerde 1750 -1800 arası olarak verilir.Net değildir.
    aynı kitapta –müştak baba divanı–Mustafa Kemal Atatürk adı da ebcedle tek tek yazılmıştır. Yani yaklaşık 100-150 yıl sonrası.
    Müştak baba ”’ALLAH SIRRINI EMÎNÎNE VERİR.
    BİLEN SÖYLEMEZ,
    SÖYLEYEN BİLMEZ”
    sözüne vakıf ,sanırım bu sebeple ve edeple ebced kullanmıştır.

    Şiirler bildiğim kadarıyla 2018 den sonrası için bir şey demiyor.Tek tek incelendiğinde bu millet için önemli olacak olayların tarihleri veriliyor.

    2012……2015…..2018… Bir de tayyipten kurtulacağımız tarihi verseydi ,oturur bol bol yasin okurdum ruhuna.

  42. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Müştak, asıl benim kehanet iddiasını ciddiye alıp yorum yapmam gereksiz belki.. Ekseri yorumları okuyunca…
    Ama, madem bu sayfa epey tıklanıyor, sizin gibi kardeşlerimiz iddialarında ısrarlılar; o halde bu hakirin genel bir değerlendirme yazısı yazması vacip oldu efendim… Bir-iki haftaya kadar diyeyim…

  43. Mete Tunç diyor ki:

    Konuyu, kapsamı daha geniş ve ayrı bir sayfada arz edeceğim bir yazıda ele almaya karar verdim. O nedenle yukarıdaki “bir-iki hafta”yı “yakın bir zamanda” olarak düzeltiyorum.

  44. kuentino diyor ki:

    aziz bey tek kelimeyle harikasınız.bende olayı murat bardakçıdan duymuştum bi araştırayım dedim buraya geldim konuşulduğu çok olmuş gerçi ama olsun.normalde bu tür şeylere hiç inanmazdım ama yok ya gerçekten ilginç burdaki olay her kez her konuda bazı şeyleri görmezden geliyor ben ne ateistim ne dindarım.bu olay kayda değer bi şey bence üstünde düşünülmeye değer yani.bu arada aziz beyin iq sü bence çok yüksek o nasıl cümle kurmak öyle osmanlıca öğrenmek istedim vallaha

  45. hasan diyor ki:

    mete bey elf kelimesiyle elifin farkını sormuş
    fark şurda
    elif bi harftir elf se bi sayıdır..

    elf arapça 1000 demektir
    yani elf=bin..
    elifin ebced hesabı karşılığı ise 1 dir

    yani birbiriyle alakası yok

  46. Mete Tunç diyor ki:

    teşekkürler sn. hasan.
    Bu hususun da geçtiği ve konuyu daha geniş biçimde ele aldığım yazımı bugün siteye arz ettim.

  47. suicide diyor ki:

    elbetteki bir tanrı yok.. ! :)

  48. Ahmet diyor ki:

    suicide kendini yok et de gör o zaman!.
    Ateizm de bir dindir bence (Dinsizlik Dini).Sen de kendi cennetine gidersin Eş…

    Bak almanya korumuş katilleri ama onlar intahar etmişler. Hak yerini bulur. İlahi adalet diye bir şey var.

    Allah c.c. bazı kulkarına böyle yetenekler kerametler ihsan eder.
    o kişi başkasına söylerse kehanet olur, ihtar olur, tavsiye olur.
    Ben kendimce böyle şeyler yaşadığım için OLMAZ! demiyorum.
    Gelecek görülebir.
    Ancak Rabbim dilediği kadar olur.
    Yetenek değil ihsan dır, kull düzelsin diye.
    Eskiden rüyalarımda kısa kısa görürdüm.
    Arkadaşımın öldüğünü gördüm, kendisine de söylemiştim, aynı şekilde öldü:(
    Seyrettiğim filmleri, oynadığım pc oyunlarını, çalıştığım işleri,..vb. hep gördüm ve ÇIKTI.
    Bazı şeyleri değiştiremeyeceğimi de anladım.
    Bildiğini,bildiğimi bildiğini,…de biliyorum.:)))
    Allah c.c. Nur’unu tamamlar. Küffarın eliyle de olsa tamamlar.
    Bolluğa, kıtlığa ve felaketlere hazır olmak gerekir.
    İnanmayanlar kendinize yazık ediyorsunuz.
    Gizli yazılması normaldir, açık açık yazsaydı vatan haini diye boynunu vururlardı. Sen nasıl ankarayı bir kasabayı başkent yaparsın.
    Kıyamet Gayb dır Allah c.c. bilir. Herkes tahminde bulunabilir.
    Evet herkesin kıyameti kendine 150yıl yaşayacak halimiz yok herhalde. Herkes tahminde bulunabilir.
    Ama Şimdi bile ölebiliriz. Ecel nezaman gelir bilemeyiz.

  49. Meltem diyor ki:

    iyi ki bu sayfayı açmış ve okumuş bulundum. aziz bey, verdiğiniz bilgelere çok teşekkürler kendi adıma, ayrıca da bu siteyi hazırlayan arkadaşımız adına. oldukça aydınlatıcı olmuş.
    elbette gaybı bilen Allah ama insanları yaratıp, onlara bilgiyi ve sezgiyi veren de Allah. sizin dediğiniz gibi bunlarla ilgilenmek, yaşam koşturmacası içinde güzel bir zihinsel taddır, hobidir.
    halil bey de çok güzel yorum yapmış. sitenin adıyla içeriği tamamen birbirine ters düşmüş.

  50. Murat diyor ki:

    Merhaba Aziz Bey;

    Yazdıklarınızı okuyunca, bendenizde zatı alinizin konu hakkında malumatınız olduğu intibaı oluştu.

    Benim gibi bu konu hakkında bilgi sahibi olmayıp doğrusunu öğrenmek isteyenler için Sn. Mete Tunç ile birlikte Müştak Baba’ nın ebced hesaplı bu yazılı metinleri çevirmek için ortak bir çalışma yapmanız mümkün olabilir miydi acaba?

    Her ne kadar Mete Bey’ in bu isteğimi duyduğunda nasıl karşılayacağını da bilmemekle birlikte, benim gibiler için faydalı olurdu diye düşünüyorum.

    Tabi ki bilginin doğrusunun ne ise onun aktarılması, kitlelere hitap ediliyor olması açısından çok önemli şüphesiz. Sn. Mete Tunç’ un bu çalışmasına bir araştırma, sorgulamaya vesile olması açısından bakmak şeklinde bir payda çıkartmanın mümkün olabileceği kanaatindeyim. Çünkü, Sn. Mete Tunç’ un yazdığı bu kitap olmasaydı, benim konu ile ilgili herhangi bir bilgim olamayacaktı, vesile olmuş oldular.

    Bu vesile ile burada görüşlerini paylaşarak düşünce ve bilgi dağarcığımıza attığınız perçin için herkese teşekkürlerimi sunmak isterim.

  51. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Murat,
    Belli ki ‘gerçeği’ arıyorsunuz. Ben de.. Konuya/iddiaya dair çalışmaya bu saikle giriştim. Benimki sadece naçizane bir çalışma (”Kitap” demişsiniz; izninizle düzelteyim.). Elbette değerli, çünkü ‘iddianın epey iddialı’ idiğini ispat ediyor! Fakat, ciddi (nesnel, akademik) bir araştırma yapmak için Osmanlıca-Farsça-Arapça bilmek gerekiyor… Ümit ederim bir gün yapılır.
    Teşekkürler.

  52. Gözlemci diyor ki:

    Bu şiirin orjinali var mı internette? Ben aradım ama bulamadım.

  53. Gözlemci diyor ki:

    Bunların hemen hemen hepsi Kur’an’da geçiyor. Osmanlıca nereden çıkmış.

    Me’va : Barınak, Sığınak
    Hemser/Masir : Ulaşım
    Remz : Simge, Şekil, İşaret?
    İzhar : Kapalı (İzhar/Zahir ilişkili olabilir.)
    Munzamm : Nizam?
    Hay : Diri,
    Huy : Ölü, Mizaç
    Ahir : Ahiret, Son
    Maksud : Kasıt, Kastetmek
    Zahir : Açıkça
    Beyt-i : Kabe
    Veli : Dost
    Ekrem : Asil, İkram olunan
    Elhac : Hac
    Abd : Kul, İbadet
    Ekber : Daha büyük, En büyük
    Fehham/Fehhar? : Topraktan yaratılan?
    Revhan/Reyhan : Güzel koku, Güzel kokulu bitki?
    İkram : İkram

    Burada :

    Hây-ı huy ile âhir maksûd oldu zâhir
    Beyt-i veliyyü’l-ekrem Elhâc Abd-i ekber

    Canlının ölmesi ahireti açıkça kastetmektedir, ispat etmektedir.?
    En büyük ibadet Hac’da Kabede dosta ikramdır/Hacdan daha büyük ibadet evde dosta ikramdır.?

    Orjinali görseydik daha iyi olacaktı. Latin hatası var ve yüksek bence.

  54. Mete Tunç diyor ki:

    Sn. Gözlemci;
    Şiirin alındığı kaynak/kaynaklar herhalde vardır ve bellidir; öyleyse, özellikle ‘iddia sahipleri’ onun orijinalini (eski yazılı halini) neden sergilemezler? Şiir farklı kaynaklarda farklılıklar arz etmekte midir; neden belirtmezler? Ve nihayet, sizin yaptığınız gibi bir temiz çeviriyi neden yapmazlar?
    Yukarıdaki üç sorunun cevabı ortaktır: amaç bilgi değil iman (Müştak baba’nın kahinliği) vazetmektir.

  55. Gözlemci diyor ki:

    Sn. Mete Tunç;

    Bu alimlerden bir Temel fıkraları, bir stand up show doğabilir. Hayatın şifrelerinden başlayıp Politik Din’den çıksak iyi malzeme çıkar. Başka diyecek bir söz yok.

    Müslüman fala inanma der fal bakar. Böyle bir Temel’lik işte bu. Soruyorum şimdi, Kur’an’ın “fal şeytan işidir” ayetini inkar değil midir bu Müştak Baba yada diğer kahinlikler?

    Amaç bilgi değil iman derken bir ilham geldi.
    İman Kirliliği : Şimdi buldum bu deyimi. Bunun üzerine çalışacağım biraz.

  56. Gözlemci diyor ki:

    Yukarıda “İman kirliliği hakkında bir yazı yazsam sitenize alırmısınız?” dediğimi sanıyordum ama dememişim.

  57. Mete Tunç diyor ki:

    …Yalnız… Kuran’da kehaneti doğrulayan ve onaylayan ayetler de yok değil; mesela Yusuf peygamber…
    Uslup birliğinden sizin olduğunu düşündüğüm ‘özlü sözlerinizi’ ve cevaplarınızı ilgiyle okuyorum. Aklıma gelmişti, ben önerecektim, siz yazdınız. Site benim değil, o nedenle yetkim bulunmuyor; ama yazılarınızın yer almasını hararetle tavsiye edebilirim.
    Saygılar

  58. Gözlemci diyor ki:

    Teşekkür ederim. Umarım bir faydam dokunur.

  59. Kağan diyor ki:

    İlginç bir konu. Beklendiği gibi bu entellektüel (olması gereken) tartışma farklı alanlarda ki görüşleri de ortaya çıkarmış. Ben şahsen okurken entellektüel bir zevk aldım. Bununla beraber ne yazık ki bu güzel tartışmayı gölgeleyen sesler girmiş araya. İzninizle bu konuda cevap arayan biri olarak aydınlanması gereken başka sorular olduğunu söylemek isterim. Müştak Baba nokta atışı ile Ankara’nın başkent olacağını bildiyse bu “Gaybı ancak Allah bilir” mealindeki Ayete mualif değil midir? Peygamber efendimiz’in (S.A.V.) bazı hadisleri dışında bu şekilde haber veren başka islam büyükleri olmuş mudur? Tartışmanın her iki tarafına da teşekkür ederim.

  60. Mete Tunç diyor ki:

    Teşekkürler Kağan.
    Sorunuzun yanıtını dindar birine bırakmayı tercih ederim. Saygıyla.

Leave a Reply