BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Darwinistlerin “Körelmiş Organ Teorisi” Hızla Çöküşe Geçti

korelmisorgan

DALAK’IN HAYATİ ÖNEMİ

30 Temmuz 2009 tarihinde evrimci National Geographic dergisi “Araştırmalar, körelmiş organların hiç de işlevsiz olmadığını buldu” başlıklı bir haber yayınladı.

 

Darwinistler, insan vücudundaki tasarımda bulunan indirgenemez kompleksliği, matematiği ve muazzam düzeni açıklayamayınca son birkaç yıldır “körelmiş organlar” denilen hayali bir terim kullanarak, karşılaştıkları tasarımdaki harikalığı reddetmeye yönelik kusur arayan bir uğraş içine girerek yaratılışı saklamaya çalışıyorlardı.

 

Çeşitli evrimci dergiler, farklı dönemlerde haberler yaparak vücudumuzdaki bazı organların işlevlerinin olmadığını öne sürmeye çalışarak, kendilerince yaratılış gerçeğini karalamaya çabalıyorlardı.

 

Ancak, bilim dünyasındaki hızlı teknolojik gelişmeler ve imkanların giderek artmasıyla dünyadaki en kompleks sistemlerden biri olan insan vücudu ile ilgili her geçen gün yeni bir harikalık gün yüzüne çıkmaya başladı.

 

Hücrede her gün yeni bir organel, Dna’da her gün yeni bir “yazılım koruma sistemi” keşfedilirken; vücudumuzdaki organların işlevleriyle ilgili de daha detaylı bilgiler elde edilmeye başlandı.

 

Bir takım karanlık çevreler, ideolojilerinin temellerini oturttukları evrim teorisine darbe niteliği taşıyacak bu bilgileri yayınlamaktan şiddetle kaçınırken; bir kısmı ise yaratılış gerçeğine çok net bir delil olan bu haberleri yıkılmakta olan bir teoriyi destekliyormuş gibi göstererek aklına evrim ile ilgili şüphe düşüp yaratılış gerçeğine yönelecek insanları ne pahasına olursa olsun kendi safında tutmayı amaçlıyordu.

 

Nitekim, bu uğraşların hepsi boşuna çıkmış ve Darwinizm’in dünya çapında yerle bir olmasıyla artık Darwinistler de bu haberlerin evrime darbe indiren nitelikte olduğunu kabullenmek zorunda kalmıştırlar.

 

National Geographic dergisinin 30 Temmuz tarihinde yayınladığı haber de, bu niteliktedir.

 

Bilim adamları, evrimcilerin yıllardır “körelmiş” diye iddia ettikleri dalağın son derece hayati bir öneme sahip olduğunu ortaya çıkardı. Elde edilen bulguya yer veren evrimci National Geographic dergisi “ teknoloji geliştikçe, araştırmacılar, “çöp organların” aslında oldukça çalışkan olduğunu buldu” sözleriyle yer verdi.

 

Peki Dalak’ın bu hayati görevleri neler?

 

Dalak’ın görevleri arasında, enfeksiyonları saptamak ve hasarlı ve yaşlı alyuvar hücrelerini filtrelemek olduğu biliniyordu.

 

Ancak bilim adamları Dalak’ın çok daha kritik bir öneme sahip olduğunu tespit etti.

 

Dalak, monosit adı verilen beyaz kan hücrelerinin depolandığı bir organdır. Bu hücreler, bağışıklık sisteminde ve doku onarımında oldukça önemli görevlere sahiptir.

 

Bilim adamları, monositlerin diğer beyaz kan hücreleri gibi yalnızca kemik iliğinde üretildiklerini, kan akışı içinde depolanmadıklarını sanıyordu.

 

Ancak, yapılan bu yeni araştırmayla dalağın, kandan 10 kat daha fazla monosit içeren ve çok daha büyük öneme sahip bir depo olduğu ortaya kondu.

 

Doku tamirinde rol oynayan monositlerin %40 ila %50’si dalaktan geliyor. Bu da, dalağı son derece önemli bir organ yapıyor.

 

Örneğin, kalp krizi geçiren bir kimse için, kriz sonrası kalp dokusunun iyileşmesi son derece önemlidir. İşte bu dokunun tamirinde, dalaktan gelen monositler rol oynar.

 

Evrimcilerin yıllardır iddia ettiği “körelmiş organ” teorisi, “körelmiş bir aldatmacadır”. “Dalağımız gereksiz, ona ihtiyacımız olmadan da yaşayabiliriz” mantığıyla hareket eden evrimciler, bu son gelişmeyle çok ağır bir darbe almışlardır.

 

Çünkü araştırmada, dalağı olmayan kimselerin kalp hastalıkları ve zatüre nedeniyle iki kat daha yüksek ölüm riski taşıdığı belirlenmiştir.

 

Körelmiş organların, ne denli büyük bir yanılgı ve mantık hatası olduğuna da National Geographic evrimci bir yayın olmasına karşın “Tehlikeli Mantık” başlığı altında şöyle yer verdi:

 

(New York Sina Dağı Tıp Fakültesi Anatomi ve Fonksiyonel morpholoji direktörü ve Amerika Anatomisyenler derneği’nin seçilmiş başkanı Jeffrey Laitman) “Laitman, tarih kolayca gereksiz olarak adlandırılan vücut organları ile darmadağın olmuştur çünkü tıp bilimi bu organları henüz anlamıştır.” “İnsanlar, ‘bu organı aldırabilir ve hala yaşayabilirsiniz’ derler ama bu mantığa dikkat etmek gerek.Sol bacağını da aldırıp hala yaşayabilirsin. Ama vücuttaki bir organı ne zaman aldırsan ya da değiştirsen, ödenmesi gereken bir bedel vardır.”

 

Evrimcilerin Bir Diğer “Hayali Körelmiş Organı” Apandist’ de hayati öneme sahip

Bağırsağımızın bir ucundan sallanan dar bir tüp şeklindeki apandist, evrimciler tarafından öne sürülen en ünlü körelmiş organdı. Hatta evrimciler, apandist için “çöp organ” diyorlardı. Ama bugün, önemi anlaşıldı.

 

Apandist, vücudumuzda besinin sindirilmesine yardımcı olan yararlı bir bakterinin adeta deposu olan bir organ.

 

Diyare hastalıklarının yaygın olduğu durumda, apandist son derece hayati önem taşıyor. Bağırsakları, hastalık sonrasında faydalı bakteri ile dolduruyor.

 

Sonuç

 

Evrimciler, kibir ve büyüklenmelerinden dolayı yaratılış gerçeğini kabullenmekte diretmektedirler. Körelmiş organlar yalanı, içlerine düştükleri durumdaki acizliklerinin ve yaratılış gerçeği karşısındaki çaresizliklerinin en net delilidir. İnsan vücudundaki teknoloji ve hassas düzen karşısında evrimcilerin, Allah’ın yaratmasını kabul etmekten başka hiçbir çareleri yoktur.

 

Evrimciler yaratılışı inkar etmek için her kusur aramaya çalıştıklarında, yeni bir düzen ve ihtişamla daha karşılaşmaya mahkumdurlar. Kendilerince bulduklarını sandıkları her kusur, Allah’ın yaratma sanatındaki benzersizliğin bir delili daha olarak karşılarına çıkacak ve onlara Allah’ın yaratmasının hak gerçek olduğunu bir kez daha gösterecektir.

 

Allah’ı inkar etmekte ısrarlı davranan (Allah’ı tenzih ederiz) bu kimselere Kuran’da şöyle yanıt verilmektedir:

 

“O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi, 3-4)

 

Kaynak:

 

http://news.nationalgeographic.com/news/2009/07/090730-spleen-vestigial-organs_2.html

 

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 10081, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

18 Comments

  1. Bigalıoğlu diyor ki:

    ğüzel olmuş,elinize sağlık.30 temmuz 2009,yeni bir tarih.ğavurca bilen arkadaşların bu tip bulğuları buralarda türkçe vermeleri de ayrı bir ğüzel olmuş.

    sakla sakla nereye kadar,evrimcilerin elde ettiği bulğular sanırım bir ğizli yaratılış kütüphanesi kadar olmuştur.

  2. fuatogl diyor ki:

    Bir takım karanlık çevreler, ideolojilerinin temellerini oturttukları evrim teorisine darbe niteliği taşıyacak bu bilgileri yayınlamaktan şiddetle kaçınırken; bir kısmı ise yaratılış gerçeğine çok net bir delil olan bu haberleri yıkılmakta olan bir teoriyi destekliyormuş gibi göstererek aklına evrim ile ilgili şüphe düşüp yaratılış gerçeğine yönelecek insanları ne pahasına olursa olsun kendi safında tutmayı amaçlıyordu.

    Entellektuel ahlaksizliga tipik bir ornek olan yukaridaki yazi, iste bu tarz kivirtmalarla ortbas edilmeye calisiliyor. Simdi oturup orjinal kaynagi mi cevirsem acaba…

  3. Bigalıoğlu diyor ki:

    “Simdi oturup orjinal kaynagi mi cevirsem acaba…”

    walla çok iyi olur fuatğol,fazla da uzun bir yazı değilmiş hani.30dk’da yersin sen bu yazıyı.orjinal derken derğiyi çevirecen dimi.akademik felan ğerek yok.derği hakemlidir herhal.

  4. fuatogl diyor ki:

    Burada okuyuculari yaniltmaya yonelik basit teknikler soz konusu. Oyle hakemli dergiler ile akademik titizlik gerektirecek bir durum yok. Yapilan carpitmalari gostermek icin kullanilan haber metnin orjinali fazlasiyla yeterli durumda.

  5. vasco de gamma diyor ki:

    fuatogl,

    küçükken çok sherlock holmes seyretmişsin :)

    ne çarpıtması

    konu gayet basit

    evrimciler dalağa körelmiş organ diyor muydu? – Diyordu

    Peki hakkaten körelmiş miymiş? – Değilmiş

    apandiste çöp organ diyorlar mıydı? – Diyorlardı

    Hakkaten çöp müymüş? – Değilmiş

    Evrimciler yanılmış mı? – Yanılmış

    Şimdi bu bilgilere rağmen, yalan söyleyen kim?

    Bak bakalım metnin orjinal halinde, evet bu dalak ile apandist körelmiştir, işlevleri yoktur mu diyor? Neymiş bu büyük çeviri farkı? Bilgi aynı bilgi.

    Evrime bu denli zarar verecek bir bilgiyi ısrarla evrime delil göstermeye kalkışırsan, hakikaten evrime inananlar olarak çok büyük çaresizlik içinde kaldığınızı tasdik etmiş olacaksınız.

    Vah ki ne vah

  6. amatör filozof diyor ki:

    Çarpıtma alışkanlığı, alkol- sigara gibi bağımlılık yapıyor olmalı ki bazı kişilerin bundan vazgeçmeleri mümkün olmuyor, “Bilimsel” lakabı almakla da bilimsel olunamıyor maalesef.
    1-Kalıntı (vestigial) organ hiçbir işe yaramayan organ demek değildir, evrimi savunanlar böyle bir şey iddia etmiyorlar. Kalıntı organ, atasal türlerde çok belirgin ve önemli görevi olan, ancak incelenen türde önemi büyük ölçüde azalmış, yaşamsal önemi olmayan fonksiyonlar görebilen, evrim sürecinde boyut olarak da genelikle küçülmüş olan organlardır (insanlarda kulak kasları, yirmi yaş dişleri, kuyruk sokumu kemiği, balinaların arka üyeleri çok tipik olanlardır, apendiks de bu gruba sokulabilir, dalağın evrim biyolojisi açısından kalıntı organ olarak adlandırıldığını daha önce hiç duymadım.)
    2- Söz konusu makalenin alıntıdan sonra gelen- ve yazarın işine gelmediği için çevirmediği- kısımlarında bakınız neler yazıyor:

    “Parker diyor ki: Appendix, günümüz gelişmiş ülke insanlarının yaşam tarzına göre çok daha kirli ve parazit salgınları olan bir yaşam tarzı için EVRİMLEŞTİ. Fakat günümüzde de ishalle seyreden hastalıkların yaygın olduğu yerlerde, hastalıktan sonra barsakların yararlı bakterilerle kaplanması için görünürde yaşamsaldır. Mount Sinai’ den Laitman’ a göre yaşam tarzına göre geri kalan bir anatomik yapı örneği de kollateral dolaşımdır: Kan akımının ana damarları hasar görür ya da tıkanırsa, bazı ikincil atar ve toplardamar sistemleri kan akımının devamını sağlarlar. Bu sistem, en azından günümüz için gerçekten kalıntı olarak gözükmektedir. Örneğin dirsek, diz ve omuzlar kollateral dolaşıma sahiptir, fakat kalp ve beynin büyük kısmında bunlar yoktur. Leitman diyor ki: “Niçin dirseklerde anormal şekilde gereğinden fazla kollateral damar varken, gerçekten gereği olan bölgelerde yok? Cevap sarsıcıdır. Ne zaman inme ya da kalp krizi geçiriyoruz? 50’li 60’lı yaşlarda. Türümüz ilk ortaya çıktığı dönemde kimse uzun yaşamıyordu. Vücutlarımızın, insanların avcılık ve toplayıcılık yaptıkları ve kısa bir ömürleri olduğu dönemde EVRİMLEŞTİĞİ gerçeği, bir çok “yararsız” vücut kısmının anlaşılmasında anahtardır. EVRİMSEL bir bakış açısıyla, nispeten kısa bir süredir modern bir hayat tarzında yaşam sürüyoruz Şartlar çok değişti, fakat vücutlarımız değişmedi.”

    Bu makaleyi evrimi eleştiren bir yazıya dayanak yapmak, makaledeki evrimci bilim adamlarını evrim karşıtı gibi göstermek çarpıtma değil de nedir?
    Böyle “Bilimsel” olunur mu?

  7. warhorse diyor ki:

    Körelmiş organ olarak kabul edilen bir diğer organda apandis’tir.Apandist ilium(ince bağırsağın son kısmı) ve colon(kalın bağırsak) arasında bulunan cecum’un kör kesesidir.

    Çoğu sitede yada kaynakta apandisin lenfoid bir organ olduğu ve hiç bir işe yaramadığı anlatılır.Apandisin bol miktarda lenfoid organ taşıdığı doğrudur.Ancak hiç bir işe yaramadığını söylemek bu konuda hiç bir bilgi birikiminin olmadığını gösterir.

    Lenfoid organlar bağışıklık sisteminde lenfositlerin üretim ve olgunlaştırma işlerinin yapıldığı vücut organlarıdır.Lenfoid dokularda lenfositler oluşmakta ve vücudu iç ve dış tehlikelere karşı korumaktadır. Yani apandis lenfotik bir sistemin parçasıdır, enfeksiyonlara karşı mücadele etmektedir.Tonsilla,gll.timus ve dalak gibi koruma görevindedir.

    O zaman insanlar neden apandisit ameliyatı oluyor?Madem gerekli neden alınıyor?
    Apandis’in iltihaplanması sonucu yangılanmasına apandisit yada apendiks denir.Apandisin iltihaplanması sonucu yırtılıp karın bölgesinde yayılmasıyla, ciddi problemler ortaya çıkar.Eğer tedavi edilmezse peritonun iltihaplanmasına yol açar.

    Apandisin alınıyor olması gereksiz olduğu anlamına gelmez.Tonsillalar da vücut için son derece önemlidir.Ama Sık sık enfeksiyon kapmaları, üst solunum yollarına ve böbreklerde tehlikeli etkilerin doğmasına neden olabilir.Ve alınmasını gerektirir.

    Vücudumuzdaki her organın bir işlevi vardır.Hiç bir organ ”evrimsel süreçte körelmiştir” denilemez.Dalak ve özellikle apandisin zengin kan damarları ve özel histolojik yapısından dolayı körelmiş bir organ olduğu kabul edilemez.

  8. warhorse diyor ki:

    Sayın amatör filozof;

    Boyut olarak da genelikle küçülmüş olan organlar vardır ve apandiste bunlardan birisidir.Ancak bu evrimsel süreçte değil çocukluktan yetişkinliğe geçişte gerçekleşen morfolojik bir durumdur.Uzunluğu çocuklarda biraz daha fazladır. Yaklaşık 9-10 cm uzunluğundadır fakat bundan daha az ya da daha fazla olabilir.Çocukluluktan yetişkinliğe yürüdükçe bu organda az miktarda küçülme tespit edilmiştir.Tıpkı kemik sayısı gibi.

    Çocuk doğduğunda 270 kemiği vardı. Normal çocuklarda kemik olgunlaşması belirli yaşlarda belirli aşamalara ulaşır, buna kemik yaşı denir. Ergenlik çağında kemik sayısı 350’ye ulaşır tam gelişmiş vücutta bazı kemiklerin birleşmesiyle 206 kemik bulunur.Bu ,çocuğun kemiklerinin köreldiği anlamı taşıyıp taşımadığı konusunda yada evrim geçirip geçirmediği konusunda rasyonel bi seçim yapmamızı sağlayabilir.Apandisin küçülmeside tıpkı kemik sayısının değişmesi gibi normal bir durumdur.Evrimsel bir süreçten geçtiğini göstermez

  9. amatör filozof diyor ki:

    Sayın editör
    Bu yazının yorumlarını ana sayfada göremiyorum. Acaba bir teknik hata mı var?
    Saygılarımla

  10. God Like diyor ki:

    vay benim bilimden uzak, evrimden habersiz, yaratılışçı arkadaşım… dalağın körelmiş organ olduğun kim çıkarmış bu bir. National geographic de darwinistler ağır yara aldı gibi bir ibare var mı bu iki.

    son olarak körelmiş organlar için bir yorum yapayım sana ve herkese, “gereksiz fakat işlevsiz değil”.

    scientific american eylül 2009 dergisinide oku bence…

  11. fatih diyor ki:

    körelmiş organ falan baba bırakın kimi yiyosunuz.bunlar evrimcilerin ‘evet işte evrim bakın işlevi azaldı bunların demek eskiden kullanıyoduk şimdi evrimleşince yavaş yavaş işlevi azaldı ve yok olucak evet evet evrim’abi harbi bunu mu savunuyonuz vay anasını ne cahilim bea.
    düşün artık hücredeki cekirdeğin mükemmelliğini çözdünüzde daha (tesadüfi tasarım diyosunuz kusura bakmayında ne hücrenin cekirdeginde nede herhangi bir komplex yapıda bu cümlede bulunan tesadüf kelimesinin t harfinin milyarda birini kullanmanız bilime saygısızlık oluyo bilim olmuyo yani e bunu da biliyonuz ama hala artık organ,işlevi az organ… abi bununla ancak egonuzu tatmin edersiniz,bizi örümcek kafalılıkla suçlarsınız ancak bu ama asla bilimi kullanmazsınız.işlevi az derken neye gore az be abicim neye?5 milyon once bi adam buldunuzda onun dalağı onun apandisti kalbe mi yardım ediyomus yada kuyruk uzantılarına mı yardım ediyomuş.ne yani.e bulundu 5 milyon yıllık insan aynı ben valla ama nedense pek fazla gostermiyolar ekranlarda cunku adamın 5 milyon yıla ait oldugu anlasılırsa hiç bi heycanı kalmıycak evrim şapa oturcak olay bu.bizde sizinle boyle tartısamıycaz adamlar ne dusunceli vay be.
    hani su bulduk binlerce var denilen fosiller varya ben daha goremedim kusura bakmayın internette ne kadar arasamda uyduruk bi kac fosilden başkasına ulaşamadım.hani hatırlarsanız ki çok zekisiniz ya hani biz orumcek kafalıyız ya( o orumcegın ordugu ağın tesaduflugunu acıklayın valla ataist olmayını yedi duvel)1940 larda başlayan fosil rezilliğinin gunumuz dunyasında devam ettiğini uzulerek seyrediyoruz.su yere goğe sığdıramadığınız evrimcilerin dergisi National geographic 1985 te duyurduğu haberi yaşım yetmesede asla unutmadım.’Platypus,evrimin kanıtı tuylu surungen,evrim teoriden kanuna geçti’ falan bir suru zırva kim yayınladı unlu dergi national geographic.eee bi kac sene gecmeden curutuldu hatta bulunan hayvan evrime destek yerine kostek oldu.ava giderken avlanmak buna denir heralde.(Platypus, Avustralya’da yaşayan son derece ilginç bir canlıdır. Evrimciler tarafından evrime kanıt olarak gösterilmeye çalışılmasına karşın, bu iddianın bilimsel olarak geçersiz olduğu kanıtlanmıştır. Çünkü platypus bir “mozaik canlı”dır ve mozaik canlılar evrim teorisini temelden yıkan özelliklere sahiptirler. )

    sadete gelelim kardeşler,olay nasıl bakmak istetiğimizdir.barfak örneği gibi yani eğer istersek hep yarı boştur o bardak kimse bize karışamaz,ama istersek yarı doludur boş değil bu bakış açısı ile alakalı.eğer sen hala ulan bu az çalışıyo lan bak apandisti alınan lar bağdemci alınanlar yaşıyo demek bizim buna ihtiyacımız yokmuş’mantığı ulan bu fareler neden varlan olmasa ne rahat ederiz anasını satım mantığıyla aynıdır kusura bakmayın.sebebsiz bi hadise yoktur olay bakış acısıyladır.
    organların insan yaratıldıgından beri hep aynı oldugu bilinmektedir.bana herhangi bir organı saglıklı olarak bizden farklı calısan bi insan bi fosil gibi bişey gosterin inanim ama eski aldatmacalarolmasın.bilim gelişti ya hani gözünüze daha hızlı sokuyoruz zevki çıkmıyo
    selametle bağnaz kardeşlerim

  12. selcuk diyor ki:

    Sn. Fatih,
    Ben de sizin gorusteyim. Evrimin tum onermelerinin gercegi yansittigini dusunmuyorum ama bizler mevcut bilgi ve zeka duzeylerimizle turlesmede, canlilarin olusumu ve yasaminda tesaduflerin mumkun olamayacagini mantiksal olarak cikartabiliyor ve kabul ediyoruz.

    Insan aklini gectim, doganin sebep oldugu hic bir mekanizma isterse 10 milyar yil evrilsin, yasamdaki, canlilardaki bu yuksek teknolojiyi ortaya koyabilecek zeka ve bilince sahip olamaz. Bu konuda en gelismis ornek beyin olmasina ragmen ilk insandan milyonlarca yil gecmis olmasina ragmen beynin kullanabildigimiz kapasitesi ortada.

    bana kalırsa bu acilardan bakilinca evrim teorisinin sıkıntıda oldugu alan “rastlantısallık” tezi. Rastlantı yani tesaduf ile bu mukemmel mekanizmaları aciklamaya calismak bence resmen insan zekasi, akli ile dalga gecmek gibidir. Hayatta tesaduf yoktur diyemeyiz ama tesadufler kompleks sistemlerin planlamasını, tasarımını, altyapısını dusunup yapamazlar. Tesaduf ustune tesaduf belki de binlerce, on binlerce tesadufun dogru bir sekilde biraraya gelip kompleks bir sistem olusturması ancak imkansiz bir tesaduf olur.

    evrimciligin bence daha sıkıntılı ikinci alanı ise ortak ata hipotezi. bu noktada aslinda bizlerin de sıkıntısı var. Cunku bazı canlıların genetik, morfolojik, anatomik vb. cokca alandaki benzerlikleri bir bilimadamını demek ki bunlar ortak bir kokten geliyor dusuncesine itebilir. Gercekten de bilimsel veriler boyledir. Sempanze ile insanın % 95.04 oranında gen benzerligi, sempanze kromozomunda 2A ve 2B kromozomlarını birbirine yapistirdiginizda insan kromozomu 2 ye denk ve tum kromozom benzerliginin nerdeyse % 100 e denk gelmesi gibi veriler en yaratilisci insani bile bir an acaba diye dusunmeye sevkedebilir.% 95.04 gibi bir benzerlik anormal bir benzerliktir, kromozom 2 anormal bir benzerliktir. Bunlara bakip bir an tek ortak ata dogru olabilir mi deme ihtimaliniz vardır.

    Bunlarin yanisira ara gecis formlari yok diye iddia etmemize ragmen arachaeopteryx, Anchiornis huxleyi gibi fosiller (ilki dinozorumsu ozellikler tasiyan bir kustur, ikincisi 4 kanatli yine dinozorumsu ozellikler tasiyan bir kustur ) acaba turler arasi kati (organ evrilmeleri ile) gecisler olmus olabilir mi diye dusunmenize sebep olabilir.

    Benim bu iki duruma iki aciklamam var ancak yogun bir calisma tempom oldugundan bu aciklamalarima paralel bilimsel calismalar var midir cok arastiramadim. Ancak tatile filan cikarsam mutlaka arastiracagim.

    Birincisi evrimci bilimadamlarinin bizi tek ortak ataya goturur diye bulduklari bulgularda “tek ortak ata” teriminin yerine “cok ortak ata” terimini koyun. O bilimsel tespitler hala dogruyu soylemeye devam edecektir. Yani o bulgular bizi tek ortak ataya goturebilecegi gibi cok ortak ataya da goturebilir. bu durumda cok sayıda ata yarattım diye yaratilis teorisi bilimsel olarak da dogrulanmis olur. (tabi yaratilisin sihirle degil, yine yaratici tarafindan bilimsel olarak gerceklestirilmesi burda on sart olacaktir)

    Soyle ki canlilar evrimin iddia ettigi gibi tek ortak ata X1 canlisindan da, X1, X2, X3 canlilarindan yani farkli canli atalarindan varyasyonlarla, kalitimsal carprazlamalarla turemis olabilir. (kopek varyasyonlari ile yeni kopek turlerinin ortaya cikmasi gibi)

    Evrimin onerisinde tum canlilari X1 den turetmek yani bir X1_A turunu ortaya cikartmak icin kati gecislere ihtiyac dogar. (baligin ayak cikartip karaya cikmasi gibi)
    Halbuki diger onermede ornegin X1 balik iken, X2 kurt olabilir ve kopek kurtun zamanla farkli sartlara adaptosyonu ile gelisen bir varyasyonu haline gelebilir. X1 den de kendine benzer farkli varyasyonlar meydana gelebilir. Bu oneride bu kadar cok sayidaki turu aciklamak ilk onermeye gore cok daha kolaydir.

    Dedigim gibi evrimciler ikinci onermenin mantikli olabilecegini kabul etseler de bunun bu sekilde olmus olabilecegini asla kabul edemezler cunku o zaman evrim teorisi yanlislanmis olur. Fikrimce bu kabul etmeme durumu bilimsel yonteme aykiri fakat simdiye kadar evrimci arkadaslardan bu konuda net bir yanit alamadim.

    ikinci ornege yani evrimcilerin ara gecis formu olarak sunduklari fosillere gelirsek; bence arachaeopteryx tam anlamiyla mozaik bir canlidir tipki platypus gibi. Huxleyi ye gelirsek o da mozaik bir canli turu olabilecegi gibi zararli mutasyona ugramis bir canli da olabilir. Ama bunlarin bilimsel olarak kanitlanmasi ya da diger evrim fosilleri gibi sahte -fake- olduklarinin ortaya cikmasi gerekir. Bu sekilde olmadigi muddetce aklimizda gercekten ara geci formlari olduklarina dair suphe kalmaya devam etmelidir.

    ancak suphenin devam etmesi Allah i ve yaratilisi inkar etmemizi gerektirmez. Bu suphe bizi Allah ın yaratma eylemini nasıl yaptıgini arastirmaya yonlendirir yani daha cok bilim yapmaya. Kuran i ve diger kutsal kitaplari iyice ve anlayarak okuyun. Allah yaratma isini sihirle yaptım demez. Ol dedim oldu der ama detaylari anlatmaz. Ama insanin acaba ne demek istiyor diye dusunecegi ipuclari da verir. sizi toprak ve sudan, camurdan yarattim gibi.

    simdi bilimsel olarak bakildiginda insani olusturan mineraller, elementler bu bildirimi dogruluyor. Bir de su bildirime dikkat edin. dunyanin yaratilisi, duzenlenisi 6 gun olarak tasvir ediliyor. bir anda oldu diye degil. bugun dunyanin yasina bakarsak bu rakamin 6 milyar yili anlattigi sonucuna gidebiliriz. ilk insanlarin ortaya cikmasina bakarsak da milyar degil milyon yillara bakariz. fosil kayitlarina bakarsak da daha basit kompleks canlilardan daha gelismis kompleks canlilara bir gidis gozlemlenir. (elbette basit-gelismis donemler de mevcuttur).

    tum bunlar bizi insanin var olusuna kadar neden 6 milyar yil, neden kademeli yasam zamanlari olmustur diye dusunmeye iter. Bence kendimize su soruyu sormaliyiz. bu mukemmeligi tamamen bilimsel yontemlerle yaratabilmek cok daha buyuk bir mucize degil midir?

    iste o zaman cogu deha seviyesindeki cok sayida bilim adaminin evrime neden inandigini daha iyi anlayabiliriz. evrim gercekten de vardir ama tum onermeleri dogru degildir. Kismi duzeltmelerle de evrim Allah in yaratmasi ile celismez.
    Yaratma 0 noktasinda yapilmis ve sonrasinda tamamen kurallara, plan ve tasarima baglanmis olabilir. Allah hala zaman zaman mudahale ediyor da olabilir. Ama mucizevi dokunuslar insanin kendi akli ve iradesi ile yaraticiyi kabul etme ozgurlugunu elinden alacagindan Allah yasama mudahale etmeden herseyi kurallara baglamis olabilir.
    Bence evrimcilerin acmazi da burda, Allah surece mudahale etmedigi icin her sey kendi kendine olmus veya oluyor gibi bir dusunce tarzi olusmus. Insan akli ile bakarsaniz bu cok ama cok mantikli gelebilir

    ama insana bir iyilik yapilmis Allah kendini tamamen saklamamis ve binlerce peygamber, kutsal kitaplar gondermis beni inkar etmeyin demistir.

    simdiki zamanin 4.5 milyar inananina ve gecmis zamanlarin milyarca inananina bakarsak bu haber vermenin dogru olma ihtimali cok yuksektir. O halde su sonuca gideriz. Yaratilis bilimsel kurallara uygun gerceklesmis olabilir ve Allah bunu kesfetmemizi beklemektedir.

    Evrim teorisi bunu yapmaya en yakin teoridir tabi sorunlu onermelerine koru korune baglanmaktan vazgecebilir ve baska cozumlerin de mumkun olabilecegini algilarsa.

    tsk.

  13. suicide diyor ki:

    körelmiş organ “işlevsiz organ” demek değildir. daha önce çok büyük hayati öneme sahipken, sonradan gitgide önemini yitirmiş basit işlevler yürüten organlardır. eğer tamamen işlevsiz hale gelirse zaten körelmez, doğrudan yok olur. örneğin kuyruk sokumu kuyruğun artığıdır, ama halen basit işlevleri olduğundan tamamen yok olmamıştır. aynı şey apandis ve diğer körelmiş organlar içinde geçerli.

  14. muratS diyor ki:

    /////irli ve parazit salgınları olan bir yaşam tarzı için EVRİMLEŞTİ.////

    kısa bir süre sitede rastgele gezeyim dedim bulduğum çuvalla teknik sahtekarlık beni ziyadesyle üzdü

    -yazının konusu KÖrelmiş organlar olmasına, yazar organların evrimleşesiyle filan değilde pratikte kullanılan körelmiş kavramına darbe vuracak bir keşifle karşınızla çıkıyor sizde diyorsunuzki ”Bakın böyle böyle olmuş olabilir ama EVRMLEŞMİŞTİR” diye bir alıntı var, bu varya 7+8*5= sorusuna domates yanıtını veripde soruyu sorunu aşağılamaya çalışmaya benziyor komik am trajikomik

  15. suicide diyor ki:

    bunu diyenler kuyruk sokumunu kırarlarsa ne kadar gereksiz olduğunu anlarlar.

  16. Goldenpunch diyor ki:

    Lan saçmalamayın ne deposu kaç tane siteye girdim kaç tane biyologla konuştum müslüman ateist farketmiyo apandis gereklidir diyen 1 tane biyolog yok ne yararı var ne zararı var diyorlar siz burdan okuduğunuzla yetinin embesiller

  17. Kognitif Primat diyor ki:

    Hocam x organının “hiçbir” işe yaramadığını söyleyen evrimci evrimi bilmiyor demektir. çok büyütmüşünüz bu meseleyi neyini tartışıyorsunuz anlamadım. yakın süreçte hiç kullanmayacağımız organ olacak mı ? diye sordunuz mu? yoo maksat kılıf. bu müminlerin kılıf konusundaki becerikliliği nerden geliyor ya?
    bana sistem yanlısı medyayı hatırlatıyorsunuz.

  18. Gizem diyor ki:

    Evrim var ancak evrimin olmaması Tanrı’nın varlığını kanıtlamazdı. Evrim yok öyleyse Tanrı var kadar saçma bir yaklaşım olamaz.

Leave a Reply