BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Biraz da “Yaratılış”ı Tartışalım

Yazar: Amatör filozof

Evrim teorisini destekleyen yığınla kanıt olmasına, bilim dünyasında evrimin geçerliği konusunda kuşku olmamasına rağmen, yaratılışçıların bilim dışı propaganda faaliyetlerinin etkisiyle sürekli olarak evrimi tartışıyoruz: ara fosiller, mutasyonlar, doğal seçilim vs vs. Buna karşılık yaratılışçı iddialar pek tertışmaya konu olmuyor, bilimsel veri bazında değerlendirilemediği için sınanamıyor, yaratılışçı görüşün destekçileri de evrim teorisinin yanlış olduğunu kanıtlarlarsa, yaratılışın otomatikman doğrulanacağını varsayıyor ve ayrıca bir kanıtlama çabasına –özellikle– girmiyorlar. Gelin bir değişiklik yapalım, biraz da “Yaratılış’ı tartışalım, yalnız bu tartışma elden geldiğince bilimsel yönteme uygun olsun, bazı verileri değerlendirmeye çalışalım, bakalım ne bulacağız?

Bilindiği gibi yaratılışçılar –özellikle Amerika’da– yaratılış görüşünün evrim teorisi ile birlikte derslerde okutulmasını istemektedirler. Bilimsel çevreler ise yaratılışın sınanabilir olmadığı bu nedenle bilimsel bir hipotez gibi değerlendirilemeyeceğini belirtmektedirler, ben de kişisel olarak bu görüşe büyük oranda hak veriyorum. Ancak bu tutum, genellikle, eleştirilerin hep evrime yöneltilmesi, yaratılışın pek fazla irdelenmemesi, bilimsel eleştiriden muaf kalması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle, ben bu yazıda yaratılışçı görüşün sınanabilir olduğunu varsayacağım ve bu konuda bir deneme yapacağım.

Öncelikle belirtmek gerekir ki bu yazının konusu teizm- materyalizm tartışması değildir, Tanrı’ nın varlığı ya da yokluğu ile ilgili değildir. Evrimi Tanrı’nın biyolojik dünya için koyduğu kanun olarak kabul eden teistik evrim görüşünü bilimsel verilerle uyuşmaz olarak görmüyorum, kişinin inanç durumuyla ilgili felsefi bir tercih olduğunu düşünüyorum. Bu yazıda ele almak istediğim, klasik yaratılışçı görüştür. Önce bu görüşü tanımlayalım: Dünyadaki canlı türleri, bir yaratıcı (Tanrı) tarafından ayrı ayrı yaratılmıştır, aralarında akrabalık yoktur, bir türden diğerine dönüşüm söz konusu değildir. Her bir tür, yaratıcının isteğiyle, dünya yüzünde aniden ortaya çıkmıştır. Tabi, daha önceki dönemlerde, dünyanın yaşının çok genç olduğu ve insan ve diğer tüm canlıların tümünün aynı anda yaratıldığına inanılıyordu. Ancak günümüzde dünyanın çok yaşlı olduğu ve türlerin de dünya üzerinde ilk ortaya çıkış zamanlarının farklı olduğu, ilk canlılığın ortaya çıkışından günümüze kadar en az 1 Milyar yıl geçtiği, önce tek hücreliler, daha sonra ilk çok hücreli canlılar, giderek diğer canlı türlerinin ortaya çıktığı biliniyor. Bu nedenle günümüzdeki yaratılışçıların çoğu, canlıların tümünün, yakın bir tarihte, bir anda yaratıldığı savlarından vazgeçtiler. Bunun yerine farklı canlı türlerinin zamanları geldiğinde teker teker yaratıldığını öne sürüyorlar. Şimdi bu iddiayı inceleyelim:

Herhangi bir canlı türünün bir anda ortaya çıkması ne demektir? Daha önce benzeri görülmemiş bir canlının aniden dünya yüzünde belirmesidir. Bu canlı, dünyadaki maddelerden oluştuğuna göre dünya yüzeyinde bulunan taş, toprak, su gibi nesnelerin içindeki milyonlarca atom ve molekülün, yaratıcının emriyle, bir anda organize olması ve canlıyı oluşturması gerekir. Yani başka deyişle, canlının bir anda yerden bitivermesi ve dünya üzerinde yaşamaya başlaması gerekir. Bu durum bilinen bütün fizik, kimya ve biyoloji kurallarına aykırıdır, dolayısıyla yaratılışı “mucize” olarak tanımlamak gerekir. “Mucizeler imkansızdır” deyip geçmeyelim, çünkü kendimizi yaratılışçıların yerine koyarak düşünüyoruz, yaratılışçı mantığına göre mucizelere inanmak gerekir. Peki kaç defa bu tarz bir mucize olmuş olabilir? Kısa bir hesap yapalım: Dünya’ da şu ana kadar saptanmış, halen yaşayan, tür sayısı 1.5 milyondur ve giderek bu sayı artmaktadır (tek hücreli canlılar bu sayının dışındadır), tüm türlerin % 99’ unun da yok olduğu belirtilmektedir. O halde şu ana kadar ortaya çıkmış canlı türü sayısı en az 150 milyondur. Türlerin dünya üzerinde varolmaları için yaratıcının şu ana kadar en az 150 milyon mucize yarattığını belirtmek gerekir. Şimdi, yaratılışın sınanabilirliği açısından kritik soruya geliyoruz: Bu mucizeler gözlenebilir mi? Gözlenemez diyorsak, yaratılışın sınanamayacağını kabul etmek gerekir, sınanamayan bir görüşün de bilimsel bir teori gibi okullarda okutulmaya hakkı olmaz. O halde mucizelerin gözlenebilir olduğunu kabul etmek gerekir, zaten mantık da bunu gerektirir, şayet bir canlı aniden dünya üzerinde beliriyorsa, birilerinin bunu görebilmesi gerekir. Tabi ki bu tür gözlemlerin yapılabileceği dönem insan bilincinin ortaya çıktığı dönemden daha eski olamaz. Ayrıca böyle bir gözlemin yapıldığını duyurmanın en sağlam yolu yazıya dökmektir. Dolayısıyla yaklaşık 6000 yıllık bir zaman diliminde yapılan gözlemlerin kayıtlarına ulaşma şansımız olabilir (Daha önceki dönemlerde olmuş olabilecek yaratılış örnekleri ancak sözel olarak aktarılabilir, bu durum çok güvenilir olmayacağından , gözlem süresini yazının bulunuşuyla sınırlamak uygundur) Peki bu 6000 yılda kaç tane tür oluşum mucizesi olmuş olabilir? Pek çok, ancak rahat gözlenebilme açısından böcekleri ve deniz canlılarını konu dışı bırakalım ve sadece karada yaşayan hayvan ve bitkilerin gözlenebildiğini varsayalım. Bunların günümüzde saptanan sayısı yaklaşık 300000’ dir. Türlerin % 99’ unun yok olduğunu kabul edersek, ilk kara canlılarının görüldüğü tarihten günümüze kadar yaklaşık en az 30 milyon karada yaşayan tür ortaya çıktığı tahmin edilebilir. Canlıların karada ilk görüldüğü tarih yaklaşık 300-400 milyon yıl önceye uzanır, yani yaklaşık olarak ortalama 10 yılda bir tür ortaya çıkmaktadır. O halde yaklaşık 6000 yıllık yazılı insan tarihi döneminde en az 600 yeni karada yaşayan canlı türünün ortaya çıkmış olması gerekir. Peki, günümüzde sayısı milyarlara ulaşan insanların herhangi birinin bir tür oluşumuna şahit olduğu, yani bir insanın gözleri önünde, birdenbire topraktan bir hayvan (hayvanlarda soyun devamı için en az bir dişi ve bir erkek gerektiğine göre herhalde iki hayvan demek gerekir) ya da bitkinin bitiverdiği bildirilmiş mi? Bildiğimiz kadarıyla “Hayır” Yani şu ana kadar hiçbir insan, yaratılışçılarca iddia edildiği şekilde bir türün aniden oluşumuna tanık olmamıştır. Peki niçin böyle olabilir? Birkaç olasılık var:

  1. Yaratıcı, tür yaratmasını bilinçli insan ortaya çıkana kadar sürdürmüş, ondan sonra durdurmuştur.
  2. Yaratıcı, türleri insanların gözleyemediği çok kuytu köşelerde yaratmaktadır, bu nedenle yeni tür yaratılışının hiçbiri gözlenememiştir (dünyanın her yerine kamera koysak gözlenebilir mi dersiniz?)
  3. Ani olarak yaratılış diye bir olay yoktur, türler birbirinden bağımsız olarak yaratılmamıştır. Türlerin ortaya çıkışı yavaş işleyen uzun bir sürecin sonucudur, bu nedenle yaratılış gözlemlenememiştir.

Görüldüğü gibi yaratılış görüşünü, elimizden geldiğince, bilimsel sınamaya aldık, olasılıkları belirledik. Sonuçta birkaç seçenek oluşturduk. Burada bence aklın ve mantığın işaret ettiği seçenek 3. seçenektir. Diğer seçenekleri kabul etmek ise körlemesine inanç gerektirir. Bildiğim kadarıyla, Klasik yaratılışçı görüş, dünyada oluşan salt fiziksel ya da salt kimyasal olayların Tanrı’nın koyduğu kurallar dahilinde oluştuğunu kabul edip, burada bireysel mucizeler aramamaktadır, söz gelimi şimşek çakması, yağmur yağması, rüzgar vb. gibi olayların Tanrı’nın evreni yarattığı sırada koyduğu doğa kanunları gereğince oluştuğunu, her bir yağmur, her bir rüzgar, her bir şimşek için Tanrı’ nın tek tek devreye girmesi gerekmediğini düşünmektedir. Durum böyle iken, biyolojik olaylarda, bir çok aksi kanıta rağmen, işlerin sürekli mucizelerle yürüdüğünü varsaymaktadırlar. Fizik ve kimya için doğru olanın biyoloji için de doğru kabul edilmemesinin mantıksal olarak çok tutarlı olmadığını düşünüyorum. Nasıl fizik ve kimya kanunları varsa, biyoloji için de evrim teorisi kanun gibi kabul edilebilir ve bu durum, bence, kendi mantığına göre, doğa kanunlarını Tanrı’nın koyduğunu kabul eden bir teist için hiçbir sorun oluşturmaz. Herhangi bir bilim dalında dünya tarihi boyunca saptanan olguların 150 milyon mucize gerektirdiğini iddia etmek absürtlüğün en uç noktasıdır.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 32961, bugün ise 7 kez görüntülenmiştir.

130 Comments

  1. amatör filozof diyor ki:

    Kişisel polemik istemeyen insanların “edep yoksunluğu” gibi ağır ithamlardan kaçınması gerekir. Asimetrik olarak hakaretamiz üslup kullanıp da karşıdaki kişiyi polemik istemekle suçlamanız yersizdir. Yorumunuzun diğer kısmı ise yazılanları tam okumadan fikir sahibi olduğunuza ilişkin görüşümü destekliyor. Vakit kısıtlaması benim için de geçerli, ancak haksız ve yanlış olduğunu düşündüğüm yorumlara cevap verecek zamanı yaratmaya çalışıyorum.

  2. rush diyor ki:

    evet evet anlıyorum ;)

  3. selcuk diyor ki:

    @rush

    dogrudur cevaplanmadigini dusundugum noktalar mevcuttur. ancak Sn. amator filozof tartistigimiz bazi konularda elinde yeterli bilgi bulunmadigini, arastiracagini belirtmisti ayrica sitede sadece ikimiz karsilikli yorum yapmaya baslamistik.

    o yuzden biraz ara verdik. musait bir zamanda ben cevaplanmadigini dusundugum noktalari bir liste yapip kendisinden veya diger yorumcularimizdan cevaplarini rica edecegim.

    sene sonu isler oldukca yogun, ilk firsatta umarim.

    sahsiniza ve amator filozofa ve diger yorumculara

    saygilar, selamlar.

  4. Bigalıoğlu diyor ki:

    MUCİZE

    arkadaşlar son zamanlarda yeryüzünün bir mucize olduğunu,yaşanan olayların birer mucize olduğunu düşünmeye başladım.hatta bu mucizelerin dewam ettiğini de düşünmüyor değilim.

    yaratılış,yeryüzündeki canlı çeşitliliğini bana göre açıklayamıyor.bunun için bir mucize gerekli.evrim teorisi de bir çok şeyi açıklayamıyor.

    canlılar,hayvan ve bitkilerin dışındaki cansız maddelerinde bir bilinci olduğunu düşünüyorum.hani şu suya “seni seviyorum” diyen japon vardı ya.o bana bu konuda ilham kaynağı oldu.suya yansıyan sevginin şekli kar tanelerinin şekline çok benziyor.buradan gökyüzünün bir sevgi bazende kızgınlık ifade ettiğini düşünebiliriz.gökyüzünün bir bilinci mi var.yoksa yeryüzünde yaşadıklarımız birer mucizemi…?

  5. Bigalıoğlu diyor ki:

    mucize deyince biraz kastı tabii.bende epey kasılıyorum son zamanlarda.ha bire ewrim konuşup duruyoruz.mucize konusunda fikri olan war mı?

    halen kafamı sinir bozucu bir şekilde kurcalayan bir kaç konu.
    1,yeryüzündeki mucize
    2,kader
    3,ruh we bilincin ilşkisi
    4,tanrı’nın warolup olmaması.

    bütün düşüncelerim bir Tanrı’nın warolması ğerektiği noktasına çıksada bir Tanrı’nın warolmayabileceği seçeneği bir köşede her zaman duruyor aklımda.Tanrı warsa bile herkesin hayal ettiği surette kendisine ğörünecektir.öteki dünyada her tolum kendi hayalini yaşayacak.bir arkadaşımın dediği ğibi wikinğler cennete ğittiklerinde sürekli domuz awlayıp yiyecekler.onların cennetide öyle bir yer.

    ewet arkadaşlar,bilim,felsefe sitesindeyiz.bırakın ewrimi felanda biraz ,dünyayı,kendimizi anlamaya çalışalım.

    bir korkumda kafamda bazı soruların cewabını bulamadan ölecek olmam.

  6. amatör filozof diyor ki:

    Biraz iyimser bir düşünceyle, farklı görüş ve inanç sahiplerinin, mucize konusunda bir “asgari müşterek” noktada anlaşabileceğini düşünürüm. Bu ortak nokta, doğa kanunlarına aykırı olarak oluşan mucizelerin gerçekleşmediğinin kabulüdür. Ateist, agnostik ve deistler için bu zaten doğrudur. Teistler ve dindarlar için sorun oluşturabilir, ancak bu kesimler de -bence- doğa kanunlarının ortaya çıkmasının Tanrı’ nın esas mucizesi olduğunu, Tanrı’ nın evrenin işleyişini ayrıca mucizelere gerek bırakmadan ayarladığını kabul ederlerse, çok daha gerçekçi, çağdaş bilimle çelişmeyen, mantıklı bir sentez oluşturabilirler.

  7. Bigalıoğlu diyor ki:

    şöyleki,ewreni ayrı üzerinde yaşadığımız dünya’yı ayrı düşüneceğiz.gözlemlediğimiz ewrende bütün cisimler belli kanunlar çercevesinde hareket ediyorlar.şekilleri,biçimleri oluşumları aşağı yukarı aynı.farklı olan dünyamız.dünyamız gözlemlediğimiz evrende bir mucizedir.olmaması ğereken şeyler war üzerinde.bir marsa,bir jüpitere benzemeli.

    dünyamız farklı olmakla kalmıyor,bu kadar küçük bir yapı içerisinde akıllara durgunluk verecek canlı sistemleri mewcut we bir arada yaşıyor.bu çok SAÇMA.EWRENDE BİZİMKİSİ ĞİBİ BİR GÖK CİSMİNİN OMASI TAM BİR SAÇMALIK.mantıki olarak.

    işte bu yüzden dünyamız bir mücize olmalı.

  8. selcuk diyor ki:

    “doğa kanunlarının ortaya çıkmasının Tanrı’ nın esas mucizesi olduğunu, Tanrı’ nın evrenin işleyişini ayrıca mucizelere gerek bırakmadan ayarladığını kabul ederlerse” -amator filozof

    sizden sadece bu alintiyi yaptim asagidaki yorumlarim tamamen bu alinti ve sahsiniz ile alakali degildir. genele hitaben yazacagim.

    yorumlarimdan birinde ben de bu savinizi dile getirmistim. ilk baslangictan sonra her seyin bir plan ve tasarim dahilinde dogal olarak meydana gelmesi ihtimali gercek bir MUCIZEDIR demistim. Yasamda her sey o kadar intizamli, tikir tikir calisiyor ki bunlarin bu sekilde dogal olarak ortaya cikmasi tipki milyonlarca domino tasinin arka arkaya dizilip en sonda gidip bir olaya neden olmasi gibi bir tasarlayici gerektirir.

    hayatin dogalligi dahi mucizevi yonuyle bir ustaya isaret eder bence. Ama bu dogalliktan en bastaki plan ve tasarimi dolayisiyla ustayi kaldirirsaniz herseyin tesadufen arka arkaya gerceklesip meydana gelmis olmasi bence bilimsel olarak da ispatlanamaz. (simdiye kadar ispatlanamadi bundan sonra ne olur gorecegiz)

    burda yanlis anlama olmasin bunun mumkun oldugunu iddia edebilir, gostermeye calisabilirsiniz ama elimizde herseyin tesadufen meydana geldigine dair hic bir sinanabilir kanit yoktur.

    saray varsa sarayi yaptiran veya yapan vardir. saray otesi bu kainatin yapani veya yaptirani olmamasi akla hic uygun degil. bu Tanri veya degil biri veya birileri mutlaka olmali.

    burada o kadar evrimle ilgili tartistik, tartismalarin ittigi cok sayida evrim makalesi okudum ama bir ustaya olan inancim daha da pekisti. Neden mi?

    1- evrim teorileri nispeten haktir, hayattaki cesitlilik evrimden kaynaklanmaktadir. Ancak bu teorinin yanlis taraflari da vardir fakat ideolojik yaklasim nedeniyle dogru olduklari yonunde empoze soz konusudur.

    2- evrimin yanlislari elestirildiginde muhataplariniz bilimsel kanit isterler ancak evrimin de bu yanlislar konusunda varsayimlardan baska elinde kanit bulunmamaktadir. (orn: insanin maymunumsu ortak atadan gelmesi; bu konuda sinanabilir hic bir kanit olmamasina ragmen farkli sekilde aciklanabilecek bulgular surekli bu onermeye yontulmaktadir.)

    3- simdiye kadar kesfettiklerimizin nasil ortaya ciktiklarina dair gecerli kanitlanmis hic bir bulgumuz yoktur (miller deneyi vb. kesin kanitlar sunmamaktadir) bundan sonra da olabilecegi mechuldur.

    4- din ve yaratici insanlik kendini bildiginden beridir vardir, hic bir yalan bu kadar uzun sure yasayamaz.

    5- dinlerin simdiye kadar cikmis olan ve bildirildigi uzere cikmakta olan yuzlerce kehanetleri vardir. Gelecegi bilmeyen bir sey, biri bunlari kesinlikle bildiremezdi.

    6- onbinlerce sahit tarafindan aktarilarak gunumuze kadar gelmis peygamber mucizeleri mevcuttur, arkasinda ilahi bir guc yoksa bir insanin mucizeler sergilemesi mumkun degildir.

    7- her gun o kadar cok kesif yapiliyor ki bazen bilim bu olay nasil oluyor henuz kesfedilemedi diye itiraf durumunda kaliyor.

    neyse fazla uzatmayalim.

    2012 filmini seyrettim gecen. yer kabugunun yer degistirmesi halinde basimiza gelecekleri anlatiyor. samanyolu merkezi, gunes ve gezegenler ayni hizaya geleceginden muhtemelen 2012 felaketlerle gececekktir ama umarim filmdeki kadar kotu olmaz.

    selamlar. saygilar.

    tsk.

  9. Bigalıoğlu diyor ki:

    “din ve yaratici insanlik kendini bildiginden beridir vardir, hic bir yalan bu kadar uzun sure yasayamaz.”

    sabitelere bakmalıyız.inanç değişmez.umut değişmez.sevgi değişmez.yaratıcılık değişmez.hayalgücü değişmez.insanı nereye götürürseniz,hangi ortamda bırakırsanız bırakın ayrıcalıklı özellikleri değişmez.

    evren önceden planlanmış,varlık süreci belli kanunlara bağlanmıştır,Tanrı tarafında.tümden bakarsanız evrenin temel bir işleyiş kanunu var.bir noktadan bakarsanız evrene mesela Dünya’dan,evrenin sürekli bir değişim halinde olduğunu görürsünüz ve aslında kanun yoktur,değişim süreci vardır dersiniz.

    bütün bunlara bakın,kısmen Dünya’da evrenin genel kanunlarına uygun hareket eder.sürekli değişimle yine bir kanunun olmadığı izlenimi uyandırır.ancak,Dünya bütün bunların yanında farklıdır.ben bu farka mucize diyorum.bizler,üzerinde bulunan canlılık.

    Dünya,Tanrı’nın müdahalesine maruz kalmış,sıradan bir gök cismiydi çooooook önceden.Hayat,yeryüzü,bu müdahalenin sonucunda bir mucizeye dönüşmüştür.bahçenize çıkın,ve toprağa bakın,heryerden canlılık fışkırıyor.bu canlılık bütün yeryüzünü kuşatıyor.torağın içinde mikro bitki programları kaynıyor.rüzgarlarla bu programcıklar oradan oraya taşınıyor.uygun şartlarda bu programlar çalışmaya başlıyor.çok güzel bir mekanizma,anlamaya çalışın…

  10. Fatih diyor ki:

    selamlar…
    Öncelikle çok teşekkür ederim. Görüşlerimin tamamına yakınının mantıklı açıklamasının yapıldığı nadir yazılardan. Pek çok makale ve yazıda ‘evrim varsa tanrı, tanrı varsa evrim yoktur’ odaklı bir yaklaşım var.. Teist düşüncenin yobaz bilimden anlamaz gerçekleri kabul etmez bir tutumu olduğunu iddia eden dahi arkadaşlar yok denecek kadar az delille, varsayımlardan yola çıkarak, yanlışlarıyla beraber evrim teorisini savunmakta. Tanrı’ nın canlıları evrim geçirecek şekilde yaratıp evreni de buna göre dizayn etmiş olma olasılığını hesaplayıp,, bunu evrim teorisini anlatan şu meşhur resimlerle çürütmeye çalışıyorlar. Yazıda sunulan 3 seçenek düşük te olsa olasıdır, mümkündür. Mantıklı olan 3’tür. Buraya kadar bir yanlış yok. Ancak bunda Tanrının varlığını yanlışlayan bir durum da yok. Tam aksine benim gibi İslam ve Modern bilim arasındaki bağıntının formulünü yazmaya çalışanlar için çok sağlam bir malzeme teşkil etmekte.
    Benim bu yazıda belirtilenlerden farklı görüşlerimde var elbette. Evrim teorisine
    şüpheli bakıyorum. Yoktur diyemiyorum. Çünkü halen tam bir gerçeklik durumu söz konusu değilken evrim teorisine şüpheyle bakmak dinimi ve inançlarımı sorgulamaktan başka bir şey değil ve gayet normal. Kuran’da zaten evrim teorisinin aksini iddia eden -Varlığını işaret eden ayetlerin olmadığı gibi- bir ayette yok. Asgari müşterek noktanın belirlenmesi ve bu konuların açıklığa kavuşmasını biz teistler de çok isteriz. Yorumlarda da ağırlıklı olarak bahsedildiği üzere: Tanrı her şeyi mükemmel yaratmıştır. Her şey birbiri ardına onun koyduğu biyoloji kimya ve fizik kuralları çerçevesinde gelişmektedir. Tüm canlı üremeleri, (varsa) evrim, doğa olayları, felaketler gibi.. Tanrı’nın varlığının en büyük ispatı, aksinin ispatlanamayacak olmasıdır. Ayrıca izafiyet teorisi (Einstein de ateistti gerçi ama ::)) ve Kuran’da ve islamda ki yeri hakkında bir yazı hazırlıyorum. Bu aşamada bir çok mucizeyle karşılaştım. Bu da benim inancımın izafiyet teorisi çürütülmeden yanlışlanamayacağını kanıtladı. Kısaca özetlersek 1.Metafizik ortam, 2.Big Bang, 3.doğal yaşam, 4.Big Crunch, 5.Metafizik ortam.. Herşey O’na dönecek bir gün dedirtti bana..
    Tekrar teşekkür ederim. Hem objektif hem de mantıklı yaklaşımınız için..

  11. ahmet ilker diyor ki:

    VAR OLUŞUN İNSANA YÜKLEDİĞİ SORUMLULUK NEDİR? Bu aslında, böyle bir hengamenin ortasında ve bu denli kısacık bir dünya hayatı için insanın cevaplaması gereken en önemli sorudur. Daha birkaç on yıl öncesine kadar olmayan BEN, birkaç on yıl sonra da olmayacaksam şu anki varlığımın anlamı nedir? Evrim, beynimi kemiren bu soruya nasıl bir cevap veriyor? Canlılığın başlangıcının birtakım inorganik (cansız) maddelerin herhangi bir şekilde bir araya gelmesiyle organik bileşiklerin oluşumu ve bundan da herhangi bir şekilde hayatın tezahürü şeklindeki bir açıklama ruhumda esen fırtınalara cevap mıdır? Ruh nedir? “Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm” ifadesi buna bir cevap mıdır? Hem bütün bunlara ben mi cevap bulmak zorundayım? Bir hayvan ya da bitki de benzer bir soruyu soruyor mu? Kendi irade ve isteğimin dışında gerçekleşen VAR oluşumun ardındaki sır nedir? Duygusal ve zihinsel çırpınışlarıma verilecek hangi cevap içimde tatmin olma coşkusunun ürpertisine bir yankı olacak? Ama böyle bir soruya gerek duymuyorsam eğer ve böyle bir çatışmanın da içinde değilsem , evrim olsa ne yazar olmasa ne yazar?

  12. amatör filozof diyor ki:

    Salt bilimsel anlamıyla evrim teorisi, varoluşumuzun anlamının ne olduğu, ya da bir anlamı olup olmadığı sorusuna yanıt verme iddiasında değildir. Bilim olayların “niçin” olduğuna değil “nasıl” olduğuna cevap arar. Dolayısıyla “Varoluşun anlamı nedir?” gibi ucu açık bir soruya evrim teorisi cevap vermiyor denilerek bu teorinin yanlışlanması mümkün değildir. Öte yandan bilimsel anlamıyla evrim teorisini benimseyen kişilerin, felsefi anlamda materyalist olması da zorunlu değildir. Hem Tanrı’ ya inanıp hem de evrim teorisini benimsemek mümkündür. Burada önemli olan nokta evrimin anlık yaratılış varsayımını çürütmesidir. Teizmi benimseyen, aynı zamanda bilimsel verilere de saygısı olan bir kişinin evrimi Tanrı’ nın canlıları yaratma mekanizması olarak kabulünde mantıksal olarak hiç bir zorluk olmaması gerektiğini düşünüyorum. Bunun kabul edilememesi, o kişinin bilimsel verilere gözünü kapatması sonucunu doğurur.

  13. jean Valjean diyor ki:

    Bana sorarsanız bizi yanıltan veya yönlendiren tek şey,daha kendisini bile tanımlayamayan beynimiz ya da zihnimizdir. Zihin bize sınırlar çizmiş; şöyle gidersen ters olur,böyle gidersen eğri olur gibi katı kurallarıyla adeta köleleştirmiştir bizi. Bazen aklımızın en doğru emirlerine neden karşı çıktığımızı düşünün. örneğin annesini öldürmeye çalışmasına rağmen,annenin çocuğuna merhamet göstermesi… normalde akıl bize onun( çocuğun) düşman olduğunu ve bertaraf edilmesi gerektiği yönünde emirler talimatlar verir. ama nedense böyle bir durumda aklı bir tarafa bırakmayı biliyoruz,aklın yanlış düşündüğünü haykırmak istiyoruz. Canlının oluşması konusunda da eminim ki AKIL yanlış düşünüyor.
    Bu işte bir iş var, yoksa hiçbir yalan bu kadar uzun süre ayakta kalamaz(bir yorumdan alıntı)

  14. art izz diyor ki:

    ya konu evrim ve yaratılış olunca sürekli saçma span bi tartıma başlıyor :D bir insanın ewrime inanması için ara fosillere ihtiyaç duyması çok saçma . ben hiç bir ara fosil göstermeden size ewrimi ıspatlıyorum, harun yahyayı kendine mehdi olarak ilan edenler iyi okusun lütfen:D dünyamız zaman geçtikçe değişime uğrar 50 yılık kısa bir sürede bile inanılmaz değişimlere uğrar. ve yer yüzündeki canlılar iklime ve olaylara uyum sağlamada çok başarılıdır. dünyanın daha ormanlardan yoksun ve her tarafta zehirli gazlara sebep olan yanardağlarla şekillenirken günümüz insanların o tarıhte şuanki mekanizmayla yaşadığını söyleyenler sadece kendini kandırmış olur. her olay ve her değişim kendisine ayak uyduran canlıların oluşmasını sağlar. şimdide bir kaç sorum olacak , sadece tropikal ormanlarda yaşamını sürdürebilen canlıların dünyanın daha ağaçlarla örtünmediği bir tarihte varmıydı? yada dünyanın ormanlarla örtündüğü tarihlerde şu an ki çöllerde yaşayıp nemli havalarda yaşayamayan çöl canlıları varmıydı? cevap , tabiki yoktu. her iklim ve değişim kendi canlısını var eder. bazıları bu değişimlere ayak uydurup (değiğime uğrayıp) hayatını devam ettirmiştir bazılarıda devam ettirememiştir. eminim bunları daha önce defalarca dumuşsunuzdur ama düşünmemişinizdir. birazcık düşünün, canlıların ortaya çıkmasının ve değişime uğramasının tek sebebi zamanda saklı olduğunu göreceksiniz…

  15. Gözlemci diyor ki:

    Bence yaratıcıyı tartışmak daha doğru. Yaratıcı anlatımında çelişkiler var mı? Sıfatları, isimleri, fiilleri çelişkili mi? Anlatımda eksiklik var mı? Anlatımda konu kaydırma, dağıtma, saptırma var mı? Yaratıcın sıfatları ile varlık keşfi ilişiyor mu? Biyoloji ve yaratıcı dersek ortaya ne çıkar? Soyut ve somut ne demek? Yaratıcı soyut somut çelişkili anlatılıyor mu? Vs. Vs.

  16. cengizhan Türk diyor ki:

    DİNLERDEKİ YARATILIŞ FİKRİ AKLA UYGUN DEĞİLDİR

    Yaratılış diye bir kavram mantıken olamaz.
    Diyelim ki birinin bir şeyi mutlaka yaratması yapması şart.
    Yaratılışçılığa göre her şey yaratılır,hiç birşey kendiliğinden tesadüfen oluşamaz
    yaratılışcılar gibi düşündük ve uygun ortamlar oluştu diye varolmadık.Yaratıldık diyelim.
    Bu varoluş düşüncesine göre hiçbir şey kendiliğinden oluşamaz
    Öyleyse Tanrı da kendiliğinden oluşamaz.
    Yaratılışçılığa inandınız mı yada savundunuz mu,
    Tanrı nında yaratılmak zorunda olduğunu savunmak zorunda kalıverirsiniz.
    Hayır derseniz..o zaman yaratılış görüşünü imha edersiniz..
    Çünkü size göre hiçbir şey kendiliğinden oluşamaz.
    Bunu siz söylüyorsunuz.
    Öyleyse tanrıda kendiliğinden oluşamaz.Mutlaka onunda bir yaratıcısı vardır.
    Yaratılışçılığa göre yaratanında bir yaratıcısı olmak zorundadır.
    yaratılış diye bir düşünce savunduğunuzda bu bizi Her yaratanın bir yaratıcısı olması gerektiği sonucuna ulaştırır.
    Bu böyle 10 sayısının 3 bölünememesi (10/3=3,3333333 ) gibi sürer gider.
    Ama piramitin en üstünde ki bir şeyin kendiliğinden oluşması kaçınılmazdır.
    Sonuçta ,mutlaka tanrı veya tanrının babası yada onun babası.Evren veya canlılar. yani mutlaka birşey kendiliğinden oluşmak zorundadır.Yaratılmak zorunluluğu yoktur.
    Buda bizi canlıların oluşması için uygun şartlar oluştuğu zaman var olduğu görüşünün doğruluğuna ulaştırır.
    Bir şeyin mutlaka bir yaratıcısının olmasının şart olmadığı kabul edilmek zorunda kalınır.
    Yaratılış düşüncesine inanan dindarlara göreAllahı Allahın yaratıcısı yaratmak zorundadır
    Ateistlere göre Allah yaratılamaz.

  17. cengizhan Türk diyor ki:

    İNCİL TEVRAT VE KURAN TÜRKLERE KÜFRETMEKTEDİR

    AHZAB SURESİ..AYET..50 – Ey peygamber! Biz bilhas sa sana şunları helâl kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikâh etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helâl kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Nisa Suresi..ayet.23 – Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, karılarınızın anneleri, kendileriyle zifafa girdiğiniz karılarınızdan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız,
    -anneleri ile zifafa girmemişseniz onlarla evlenmenizde size bir günah yoktur-
    öz oğullarınızın karıları, iki kız kardeşi (nikah altında) bir araya getirmeniz. Ancak geçenler (önceden yapılan bu tür evlilikler) başka.10 Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

    Yukardaki ayetleri akuduğumuz zaman Kuranda Allahın bazı cinsel ilişkileri Ahlaksız,Anlamsız ,Aşağılık ve şerefsizlik olarak gördüğü için yasakladığını görmekteyiz..

    Yani Allah Burada diyorki :
    Sex yapacaksanız insan gibi yapın,
    Aşağılık olmayın,sapık olmayın,şerefsiz olmayın diyor..

    Allah böyle şey söylemez (Muhammed söylüyor vahiy diye)Yalnız bu aşağılık ve şerefsizlik olan sex leri peygamberin yapmasına izin veriyorum diyor..(azhab suresi 50 ayeti koymamın nedeni bu)

    Yani Muhammed diyorki Böyle ağalık bayağılık adilik kokan insan ahlakına sığmayan sex i Allah sadece Muhammed peygamberiniz yapabilir diye bana izin verdi diyor (vahiy geldi diyor)

    Bunun Dışında bunu yapanları aşağılık adi şerefsizler olarak görüyor ve yasaklıyor Nisa suresi 23 te..

    Şimdi Akraba larla sex yapmayı yasaklayan Allah..
    Kardeşlerin sex ini serbest bırakırmı?

    Allah kardeşle kardeşin sex yapmasını serbest bırakır diyen kaç Müslüman var el kaldırsın ve cevap yazsın..

    Neymiş Allaha göre de kardeşle kardeşin sex yapması adi bir şerefsizlikmiş..

    Ben kuranın Allahtan gelen bir kitap olduğuna inanmıyorum..
    O nedenle Adem ve Havva hikayesi Allaha ait değildir diyorum.

    Çünkü Allah Akrabalarla yapılan evlilikleri bile şerefsizlik olarak insanlık dışı sex olarak gördüğüne göre..

    Kardeşle kardeşin sex yaparak insanlığın çoğalmasına izin vermezdi.

    Yani üçer beşer yaratırdı.
    Çünkü Allah bilim bilir ve kardeşin kardeşle sex inden sakat bir soy türeyeceğini bilir..

    O nedenle kardeşle kardeşin sex inden çoğaldın sözünü duyan
    Şerefli herhangi bir insan soyuna küfredildiğini anlar.

    Yani sen Ademle Havva dan türedin demek insanın Soyuna küfretmek demektir..

    Yani Sana bunu söyleyen senin soyuna küfreder.
    Kim söylüyor?
    Allahla hiçbir alakası olmadığına emin olduğum Muhammed
    Allahla hiçbir alakasının olmadığını kesinlikle bildiğimiz kuran..

    Evrim sana böyle bişey söylemiyor ki Küfretsin..
    Evrime göre ortak atadan olmadığımızın kanıtı
    Zenci ,Çinli, Viking,aztek,aborjin,pigme,Türk olmamızdır.

    Sana kim söylüyorsa Sen Adem ve Havva nın Çocuklarından.
    Kardeşle kardeşin sex yapmasıyla üredin ve çoğaldın kim diyorsa o küfreder..

    İstediğin kadar anlamazlığa gel.Elin Arabı bunu söylemiştir.

    Adem ve Havva dan Türedik.. Adem baba Havva Anadan çoğaldık.O ikisinin çocukları evlendiler.Sonra insanlar çoğaldı diye söyleyen.
    Kardeşle kardeşin Cinsel birleşmesi sonucu Çoğaldık diyen Kutsal kitaplar.
    Bize Özellikle sen böyle bir ilişkiden çoğaldın derken Küfür etmektedirler.

    Bir Türk’e Sen kardeşle kardeşin cinsel birleşmesinden meydana geldin demekten daha kötü küfür ne olabilir ki?

    Müslümanların peygamberi Muhammed Türklere bunu söylemektedir.
    Araplar a yenildikten ve atalarımızı zorla Müslümanlaştırıldıktan sonra maalesef Müslümanların küfürlerine cevap veremedik..

    Biz Türkler bunu Anlamadığımız içinmi? Yoksa Sineye çektiğimiz için mi?
    Bu söylenen küfüre itiraz etmedik ve Müslümanız demeye devam ettik..
    Ve hala cevap verememekteyiz..

    Ey Türk kardeşim Kuranda Yazdığı Gibi
    Muhammedin söylediği gibi.
    Kardeşle kardeşin cinsel ilişkisinden çoğaldığını kabul ediyormusun?

    Ediyorsan mesele yok.

    Allah Demiyor bunu demezde .çünkü o akraba sex ini onaylamıyor.
    Türke Diyor ki Arap..
    Ademle Havva dan Çoğaldın?

    Bu ne demek Bir Türke?
    Senin Soyun Nereden geliyor biliyormusun diyor arap..
    Adem le havva nın Çocukları..
    Yani İki Kardeş Birbiriyle Aga nigi…
    Senin Soyun işte bu acayip ilişkiden çoğaldı..

    Arap diyorki Türke..
    Sen Adem le havva dan Türedin…
    Sen iki kardeşin sex inin ürünüsün …
    Diyor..
    Kuran Böyle diyor….

    Arabın..
    Adem havva dan oluştuk dediği zaman
    soyuna sopuna ecdadına küfür ettiğini

  18. Gözlemci diyor ki:

    Şu anki Kur’an ile, Rahman Suresi Yeni Meallendirme Tahmini :

    Yaratılış; Adem ilk insan, Adem insan, Havva Adem’in eşi, Adem cennetten kovuldu, İblis ona düşman oldu, İblis önce vardı, İblis Cin idi, Melekler, ruh vs. konusu Kur’an’da yok.

    Rahman Suresini tek tek meal gibi yapmayacağım. Kısaca anlatacağım.

    Tamamen somut ve bu Dünya’yı anlatıyor. Öbür tarafa ve soyut varlıklara gitmeyin. İnsan, bildiğimiz insan anlamında değil. Sure’nin tamamen insan ve hayvan dışı doğa ile ilgili olduğu kanaatindeyim.

    Konu Ateş-Toprak-Hava-Su.

    Yeryüzü ve gökyüzünü anlatıyor.

    Gökyüzünün ve yeryüzünün çeşitli işleyişi.

    Dört adet toprak türü-bölgesi (İkişer cennet geçen yer), dört adet gök türü (gökyüzünün yarılması kırmızılaşması gibi anlatılan yerler), dört adet su türü (pınar diye çevrilen ayetler), dört adet ateş türü (cehennem kelimesi).

    Dünya’da dumansız ateş, ateşsiz duman, alevli ateş, ateşsiz alev gibi çeşitli ateş türlerinden bahsediyor.

    Sıcak su, soğuk su, tatlı su, tuzlu su…. Su çeşitleri. (Rahman 44 : Kaynar Su)

    Her toprağın ayrı-çeşitli bitki vermesi.

    Tek bir madde var ve o madde (Ateş-Toprak-Hava-Su) diğer maddeleri oluşturdu. Bu maddenin eşi benzeri yok. Herhangi bir enerji ihtiyacı yok. Tüm Dünya’yı bu madde oluşturuyor ve yaşatıyor. Her varlıkta bu madde var.

    Kısaca sure doğayı anlatıyor. Artık bunların oluşumunu yoksa varlıklarınımı izah ediyor tam anlamadım.

    Tekrar eden ayeti anlamadım. O tekrarı mantıksız gibi görmeyip bilimsel alternatif düşünün. O ayet “sonra bu oluştu” gibi olur mu bilmem?
    İki cennet oluştu “sonra bu oluştu” Şu oluştu “sonra bu oluştu” bu oluştu “sonra bu oluştu” En son dada işmem tamamlandı?

    Kur’an’dan İnsan Oluşumu Tahmini :
    Herşey çift çift ise, insanda çift çift oluştu. Erkek önce kadın sonra olmadı. İkisi bir anda. Yada tüm insan türleri bir anda oluştu. 8-10 tür insan varsa 10’uda bir anda oluştu. İklim türleri bir anda, toprak türleri bir anda, su türleri bir anda…

    Musa insan değil. Kur’an’da Musa konusu su türleri. (12 pınar fıskırdı geçen ayet) Asanın taşa vurması su fışkırması. Suyun taşla ilişkisi olabilir. Topraktan taş oldu sonra taştan su oldu olabilir. Toprak sıkıştırıldı sıkıştıkça su çıktı gibi.

    Yusuf’un 11 yıldız meseleside rüya değil, bilim. Yusuf insan değil.

  19. Gözlemci diyor ki:

    İlerleyen zamanlarda Astroloji oyunu Kur’an’la devam edecek.

    Buruc 1 : Ves semai zatil buruci. Zat = Kişilik çevrilecek. Bu ayet burçlar kişiliğinizi oluşturuyor hale gelecek. Can çıkar huy çıkmaz demeye devam. Takvim astrolojik takvim olacak.

    Kamer 1 : İkterabetis saatü ven şakkal kameru. Sihir = Yazılım. Şakk = Bölüm-Çeşit. Saat = Takvim, zaman olabilir-olmayabilir. Ay’ın yazılım kurduğu, doğaya etkisi açıklamasına gidiyor sanırım bu sure. Mevsimler, rüzgar, iklimler, suyun hareketi… (Kamer 12 : Pınarlar fışkırttık.) Nuh insan değil.

    Cin suresi : Ateş grubu ve detaylar.

    Kur’an’da kafir, münafık, şeytan, cehennem ne varsa hepsini bilimselleştirin. Mümkün.

  20. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an’dan İnsan’ın tahmini :

    İnsan ateş-toprak-hava-su içeren varlık diyor. Onlardan oluşturdum diyor. Cann insan içinde bir madde. Kur’an’da insan kelimesinin aslını bulamadım. Aslında bulmak istemediğimden biraz. Yaptığım yeni analizden sonra bunları pek düşünmüyor, bunlarla uğraşmıyorum.

    Kur’an’dan soyut varlığı (Allah dahil), hikayeyi, mucizeyi, tekrar eleştirisini, öbür tarafı, peygamberi (Muhammed dahil), ibadeti, emir yasağı, yasayı, …….. tüm imgeselliği kaldırın. Tam bir bilimsel, simgesel Kur’an düşünün. Bu Kur’an mümkün.

  21. cengizhan Türk diyor ki:

    ALLAHI BİLGİSİZ DURUMUNA DÜŞÜREN BİR KİTAP ALLAHIN OLABİLİRMİ?

    TEVBE SURESİ 14.AYET. Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin ve … Onları rezil ve rüsvan etsin, yardımıyla sizi onlara muzaffer kılsın. Ve mümin bir kavmin yüreklerini ferahlandırsın.

    Enfal-65. Ey Peygamber! Mü’minleri savaşa teşvik et. Sizden yirmi sabırlı kişi olsa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden yüz kişi de kâfirlerden bin kişiye üstün gelir; çünkü onlar anlayıştan yoksun bir güruhtur.

    Bu ayeti okuduğunuzda geçerli olduğunu düşünmeyin. Çünkü değişmiştir. Bu ayeti hükümsüz kılan ayet:

    Enfal-66. Şimdi ise Allah sizde bir zaaf bulunduğunu bildiği için, yükünüzü hafifletti. Bu durumda, sizden sabreden yüz kişi olursa, iki yüz kişiye üstün gelir. Sizden bin kişi de Allah’ın izniyle iki bin kişiyi mağlûp eder. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

    Enfal-65 ayeti, Uhud Savaşından önce yazılmış olup, savaşta bozguna uğranılması üzerine, yerine Enfal-66 ayeti gönderilmiştir. Değiştirilme nedeni olarak da müslümanların zaafı gösterilmiştir. Çünkü Uhud Savaşında müslüman okçular Kureyşli kadınların hilesine kanmış, savaşmayı bırakarak eteklerini kaldırıp tepeye doğru kaçışan kadınları ganimet olarak kapma hevesine kapılmışlardı. Bu hile ile Kureyşliler savaşı kendi lehlerine çevirmiş ve kazanmışlardı.

    Tevbe suresinde Allah savaşı kazandıracak denmesine rağmen mağlup olunmuştur. Bu ayetlerde Allah, geleceği bilmeyen, insanlardaki zaafı göremeyen bir tanrı konumuna düşürülmüştür.

    Kurana göre söylediğini yapamayan güçsüz bir Allah konumuna düşmüştür.Bunu yazan bir kitabın Allaha ait olduğunu düşünebilirmiyiz?

    Yarattıklarının birbirini öldürmesinden nasıl bir keyf almaktadırki Allah sürekli savaş ve öldürme istemektedir.

    Böyle bir Allah olabilirmi? Yada Allah böyle savaş kitabı göndermiş olabilirmi?

  22. cengizhan Türk diyor ki:

    KURAN İNSANLAR ADEM VE HAVVA DAN ÇOĞALMIŞTIR DİYOR KATILIYORMUSUNUZ?
    A-ADEM VE HAVVA HANGİ IRKTANDI ? ZENCİMİ ?ÇİNLİMİ? ABORJİN Mİ?
    NİSA SURESİ-1 AYET..Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının

    1-Adem ve Havvanın çocukları oldu. Kardeşler birbirleriyle ilişkiye girdiler. Böyle İnsanlık Aile içi sex le çoğaldı . Kuran insanlara hakaret etmiş olmuyormu? Arap diyor ki..senin soyun iki kardeşin sex inden gelmektedir.Sen böyle bir soydansın.Bu insana hakaret değilmidir?
    2-Kardeşlerin sexiyle çoğaldık demek soyumuza hakaret edilmesi değimlidir?
    3–Adem ve Havva hikayesini yazan Kuran ın Allahtan geldiğini söylemek bir yaratıcıya hakaret etmek olmazmı?
    4-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı ırk var.
    Zenci,Arap,Çinli,Aztek,maya,Türk,Arap Viking var

    B-ALLAHIN ADEM ‘E ÖĞRETTİĞİ -ADEM’İN KONUŞTUĞU DİL HANGİSİDİR ?

    1-Kuranın dediği gibi ortak atamız Adem ve Havva ise Tek Dil konuşması gerekmezmiydi?
    2-Ana baba aynı ise Öyleyse Yeryüzünde neden bu kadar çok farklı dil var.
    3-Tanrının insanlığa verdiği Dil’den daha anlaşılır,daha özel bir Dil olabilir mi?
    4-Adem ve Havva nın Dil’i varken neden başka Dil kullansın?
    5-Tanrının bize armağanı bir Dil varken neden başka dillere ihtiyaç duyalım?
    6-Tanrı neden herkesin birbirini anlayamayacağı birçok Dil olmasına izin versin?

    KURANA GÖRE ADEM YARATILDIĞINDA HERŞEYİ BİLMEKTEDİR
    1-Şimdiki insanlar Ademden daha akıllılar. Ademin bilmediği bir çok şeyi biliyorlar.Nasıl?
    2-Allah şimdiki insanların kullandığı teknolojileri neden vermemiş olabilir.Ademe neden uçak yapmayı,Elektiriği üretip kullanmayı ,Araba yapmayı öğretmemiştir?
    3-Kuran’a gore Adem’in çocuklarından Habil ÇİFTÇİ, Kabil koyun ÇOBANıdır. Yani ilk insan döneminde ziraat ve hayvancılık vardır. Bilim’e göre ilk insanlar AVCI ve TOPLAYICIdır (ekipdikmez). Ziraat ve hayvancılığın tarihi sadece on bin senedir.Allah kendi kullarının ne zaman ne yaptığını unuturmu? Yoksa bunu yazan kitap Allahın sözleri değimlidir?
    4- Kuran’a göre meyveler, sebzeler bugünkü özelliklerinde (Renk, tat, şekil, büyüklük vs) yaratılmışlardır. Bilim’e göre ise günümüzde bulunan sebze ve meyveler, insanlar tarafından seçildiği için, bugünkü tat, koku, renk, ve boyutlarına ulaşmışlardır. Siz etrafınızda Daha gelişmiş karpuz , kavun kiraz yiyorsunuz.Hangisi çocukluğunuzda ki gibi?
    5-Domatesi ve patatesi Amerikanın keşfinden sonra öğrendiğimiz için Bu en çok yenilen sebzelerin adı kuranda geçmez.Peygamberler patates domates gibi sebzeleri yemeden ölmüşlerdir.Allah neden böyle istemiştir?
    6-Allah adem e yazıyı öğretmemiş oda çocuklarına öğretememiş neden? Çünkü yazının ilk keşfinin tarihi bellidir.Allahın Mükemmel insanının yazıyı bilmemesi dikkatinizi çekmedimi?
    ALLAH YARATMIŞ OLDUĞU KULUNUN VUCUDUNU BİLEMEZMİ?
    MUHAMMED suresi-15-ayetBu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
    A-Bilimselliğe bakarmısınız! Bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içmek.Allah suyu içtiğimizde midemiz yerine bağırsaklarımıza gittiğini sanıyormuş olamaz değilmi?Allahın vucudumuzu bilmemesini düşünemiyeceğimize göre bunu yazan kitap Allaha ait olabilir mi?
    B-Allah ın insan vucudunun nasıl olduğunu bilmemesi mümkünmüdür?Allah gibi bir yaratıcı bu kuranda yazılan gibi bir ceza mı verir.Böyle bir cazayı ilahi buluyormusunuz?
    C-Su içildikten sonra bağırsaklara değil de mideye gideceğini Allah bilemezmi?

  23. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Herhalde mitokondriyal d.n.a diye bir şey bilmiyorsunuz.Bu d.n.a sayesinde bilim insanların adem ve havvadan ürediğini ispatladı.

  24. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Kuran hakkında bilgin olmadığını şimdi ispat ettin.Enfal-65 kesinlikle Enfal-66.Ayetle çelişmez.Enfal-65,inanç ve sabırlarına göre müslümanların yenebileceği düşmanların sayısının sınırlarını verir.Bu Ayete dayanarak müslümanlar ,yüzyıllarca kendilerinden 10 kat kalabalık düşmanlarla savaşmışlardır.Enfal-66.Ayetse o devirde savaşan müslümanlara yenebilecekleri düşman sayısını verir.

  25. Gözlemci diyor ki:

    Kur’an Tahminleri Devam;

    -Nur 35. = Doğal ışık bulunabilir.

    -Bakara 74. = Taşta bir çeşit su türü bulunabilir.

    -En’am 38. = İnsan hayvan gibidir. Hayvanda insan gibi bilinçlidir. Bitki canlı kapsamına girmiyor.

    -Karın, ateş, cilt. = Biyolojik ateş.

    -Muhammed 47. : Hayvaların yediği gibi yerler. = Galiba beslenme konusunda dediğim bu ayet. Gerçek beslenme ağacından “hayvanın yediği” olduğu gibi olacak. Nehir ise doğal nehir ve su ihtiyacı. Ateş? İnsan = Hayvan. B ayette kafir ve öbür taraf yok.

    -Kehf 45. = Mevsimler.

    -Taha 53. = Hava, toprak, su ve bitkilerin oluşumu.

    -Hacc 5. = Toprak, su, hava, ateş?

    -Kasas 38. = Islak toprak, ateş?

    Vel hasıl kelam, ayetlerde araları kaçırmayın. Kur’an Cin malum. Cin olmadan Kur’an çözülemez. Ateş-toprak-hava-su üzerine yoğunlaşıp Kur’an çıkarın. Hikayeyi, soyutu, mucizeyi, firavunu kafiri zındığı kaldırıp yeni Kur’an’ı düşünün. Dikkatle harf harf inceleyin. Bilime ihtiyaç duymadan çok şey ilham alabilir yada öğrenme yolunu açabilirsiniz. Doğal ısınmayı bulabilirsiniz. Doğal beslenmeyi bulabilirsiniz. Doğal sevişmeyi bulabilirsiniz.

    Yaptığım analizide düşünüp bambaşka bir Kur’an ihtimalide var tabi.

  26. cengizhan Türk diyor ki:

    MUHAMMED VE KURAN YÜK HAYVANI KATIR’I ALLAHIN YARATMADIĞINI BİLMİYOR

    NAHL SURESİ -8 AYET -Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.”

    Bu ayet de Allah ın katırı yarattığı yazmaktadır.Oysa kırsal kesimdeki her insan bilir ki katır Allah tarafından yaratılmamıştır.Çünkü katır atla eşeğin çiftleşmesiyle oluşmuştur.

    Erkek eşek ile dişi at (kısrak) çiftleştiğinde meydana gelen çoğu kez kısır melezi’dir. Erkek at (aygır) ile dişi eşek (kancık) çiftleşirse bardo veya ester denen, at görünümünde ama eşek iriliğinde bir melez ortaya çıkar. Bardo attan çok katıra benzer ancak eşeğin bütün kusurlarını taşır. Bardo katırdan daha az dayanıklı olduğu için seyrek olarak yetiştirilir.Katırlar, kısır hayvanlar olmalarına rağmen dünyada yaklaşık 60 katırın doğum yaptığı tespit edilmiştir.

    Muhammed o zaman ki arap toplumuna yazarken ufku at, eşek, katırla sınırlı olacaktı tabi.

    Fakat Müslümanların peygamberimiz icat etmediyse gerekmediğinden icat etmemiştir dedikleri..ve cehenneme gitmemek için asla binmeyecekleri Uçak Helikopter araba gibi binek araçları vardır.Müslümanlar Kuranda yazmayan ve Peygamberlerinin icat etmemiş olduğu bu araçlara binerek yolculuk yapmazlar.

    Doğrusuda budur.Lazım olsaydı Muhammed icad ederdi.

    1-Kuranda at eşek deve inek yazarda neden dinazor,kanguru,kutupayısı,penguen ve deniz arslanı yazmaz?
    2-Muhammed kendi yaşadığı bölgedeki hayvanları biliyordu diğerlerini bilmediği için yazmadı diyelim ama kuran Allahtan geldiyse diğerlerini Allah yazdıramazmıydı?
    3-Kuran bu devirde bana sanki başka bir binek aracı görmemişim gibi atı eşegi örnek verirken nasıl zamanlar üstü mucize bir kitap oluyor?
    4- Bilemeyeceğimiz şeyleri de yaratır derken insandan sonra bişeyler yaratıyormu acaba? 2000 yıldır yeni yaratılan bir şey söyleye bilir misiniz?
    5-Katır Allah tarafından yaratılmayan bir Türdür.Ayette Allah yarattı yazması normal mi?
    6-Allah katır ı kendi yaratmadığını bilemez mi?
    7-Öyleyse böyle bir yanlışlığın yapıldığı kitap Allahın olabilir mi?
    8-Allah ı unutkan ve bilgisiz duruma düşüren kuran ve Muhammed yüce yaratıcıya hakaret etmiş olmuyor mu?

    -İNSAN DIŞINDAKİ CANLILARIN YARATILIŞ NEDENİ NEDİR?
    İslam dininde Kuran da tüm canlıların insan için yaratıldığı yazmaktadır.

    NAHL SURESİ -8 AYET -Hem binesiniz diye, hem de süs olarak atları, katırları ve merkepleri de yarattı. Bilemeyeceğiniz daha nice şeyleri de yaratır.”

    A-Atlar,eşekler,inekler ve koyunlar insana hizmet için yaratılmış derler.Madem bütün canlılar insanın hizmetine yaratıldı da, Dinazorlar niçin yaratıldı, kime hizmet ettiler?
    B-Virüslerin olduğu bu yüzyılda bilinebildi bunların insana ne gibi hizmetleri olmaktadır?
    C-Maymun ve Aslan bize ne gibi bir hizmette bulunmaktadırlar?
    D-Bize yararları olsun diye yaratıldılarsa bize süt ve et veren inek neden birtane doğurur da işimize yaramayan Kurt 8 tane birden doğurur.Bize fayda sağlamak amacı olsa tersi olması gerekmez miydi?
    E-Bize hizmet için yarattıysa Allah birçok canlının soylarının tükenmesine neden izin veriyor?

  27. atex diyor ki:

    Yaw cengiz gözünü kapatmışsın birşeyler sayıklıyorsun muhtemelen kendinde söylediklerine inanmıyorsun adam gibi birşeyler söylede cevap verelim

  28. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Doğru söylüyorsun atex.Cengizin,Enfal suresi-65,66 ayetle ilgili yalanlarına karşılık,verdiğim cevap karşısındaki suskunluğuna sende tanık oldun.

  29. Mustafa diyor ki:

    bayağı cevval bi arkadaşımızmış:D
    soruların hepsine cevap verebiliim eğer önyargısız şekilde incelemeyi başaracağına inanıyorsa?????

    ciddiyim…

  30. Mustafa diyor ki:

    Bu arada konuyu açan arkadaşı gerçekten tebrik ediyorum yargılamadan sadece öne sürülenleri yazmış pek çok ateist arkadaşımda göremediğim bi özellik (inancınızı bilmiyorum yorumu da ateist olduğunuz önyargısıyla yazmadım,yanlış anlaşılmasın lütfen)

Leave a Reply