BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Dinsizin defni (Mete Tunç)

Bir dinsiz, ben öldükten sonra ne yaparlarsa yapsınlar, diye düşünebilir. Fakat daha dürüst olanı, dinsiz gibi gömülme isteğini çevresine şifahen bildirmesi ve vasiyetinde yazmasıdır. Böyle yapması halinde ailesinin zarar görebileceği ihtimali varsa, bu endişeyi taşıyorsa, başkadır.
***
Ölümünden gömülmesine kadar, cesedi üzerinde yapılan işlemler elbette bir dine bağlı kalmış, bunu beyan etmiş bir insanınki gibi olmamalıdır: Cesedi yıkanmamalı, kıçına pamuk tıkanmamalı, cenaze namazı kılınmamalı, rahmet dilenmemeli, (eğer yakılma imkanı ve niyeti yoksa) mezara yüzü kıbleye gelecek biçimde yerleştirilmemelidir; ölürken ve öldükten sonra “kutsal” kitaptan bölümler okunmamasının, ve mezarının başında dua edilmemesinin, ölümünün 7’sinde-40’ında-52’sinde filanca surenin ve mevlit okunmamasının ve hatim indirilmemesinin gerektiğini belirtmek dahi abestir.

Cesedin toprak için, mesela toprak altında yaşayan canlılar için bir faydası varsa, mezarın yerleşim yerine yakın bulunmaması koşuluyla, muhtemelen doğaya zararlı olan yakma uygulaması yerine, gömülme daha doğru gibi görünmektedir (Anıt yapılması, hatta taş dikilmesi bile, anlamsızdır.)…
***
Neler olmayacağını yazdım; nasıl olacağını ise, mezar hariç, yazmadım. Düşünelim…

Herhalde “paldır-küldür” gömülmeyecektir. Artık yaşamıyor olsa da, bir zamanlar yaşadığı, ürettiği, insanlara faydası bulunduğu için cesedine saygı gösterilecektir. Belki çevreye zarar vermemesi için ve edep gereği belli bir şekilde sarmalanarak veya bir torbaya konularak tabuta ve nihayet sarmalandığı bezle birlikte veya ondan çıkarılarak veya torbadan çıkarılarak mezara yerleştirilecektir. Mezarlar, yerden tasarruf amacıyla dik kazılabilir. Sadece kemikler kaldıktan sonra, aynı çukurun içinde akraba veya değil, başka cesetler de konulabilir

Bir dinsiz için mezar, dindarların inandığı gibi bir yer değildir: “Ruh” orada ceza çekmeyecek, edilen duaları duymayacak, tekrar dirilmeyecektir; sadece bir zaman “can”ına eşlik ve hizmet etmiş, ama artık “can”sız, bilinçsiz bedeninin gömüldüğü yerdir.
***
Müteveffa bir dinsizin, elbette, ürün vermişse, insan yetiştirmişse ardından bir tören yapılabilir (Ama, mesela bir sahnede, tabut önündeki “laik” törenler aptalcadır; ne yapılacaksa gömülme işleminden sonra yapılmalıdır!), çalışmalarına nispetle adına heykeller dikilebilir, sempozyumlar düzenlenebilir, ismi caddelere verilebilir… Fakat hayatını, çalışmalarını ben ölünce ismim şurada, şu tarzda yaşasın düşüncesiyle, motivasyonuyla yapmamalıdır. Çünkü bu da din kültürünün bir etkisidir.

***
Doğrusu, gerçi bir dindarınki gibi “merasimli” olmayacağı belli ama, bir dinsizin gömülmesine ilişkin bir kültür, gelenek henüz teşekkül etmemiştir. Yazdıklarım, bu doğrultuda ancak bir adım niteliğindedir.

***
Kimi insanlar için saadet, dünyayı tanımada, ki buna ömürler yetmez, bir bilince ulaşmak ve düşünüp, yapmak isteyip, planladıklarını büyük ölçüde gerçekleştirmiş bulunmaktır. Böyle insanlar ölümden korkmazlar. Ben bu durumdayım “çok şükür”!

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 3075, bugün ise 0 kez görüntülenmiştir.

Leave a Reply