BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Tevrat, İncil, Kuran

Açıklama: Aşağıdaki yazıyı, Kuran’ı (ki onu dindarken sadece parça parça okumuş, birkaç kez bütününü okumaya çaba göstermiş ama başaramamıştım), Yeni ve Eski Ahitler’i, ilk kez, baştan sonra birer defa okunduktan sonra kaleme almıştım. O sırada hala sorgulama dönemimdeydim (ve din karşıtı tek kitap okumamıştım). Bu yüzden bazı ifadeler naif görünebilir; fakat dip notlara bakıldığında “gelişim çizgim” tespit edilecektir.

Tevrat, İncil, Kuran: Tespitler, Yorumlar ve Teklifler

Bu makale bilimsel yöntem kullanılarak kaleme alınmış değildir; sadece tek tanrılı dinlerin üç ana/temel kitabı okunarak yapılan tespitlerden, yorumlardan ve bir takım tekliflerden ibarettir.

Tevrat (Eski Ahit)

(Yahudilerin iman ettikleri Tevrat ile Hıristiyanların inandıkları Eski Ahit (Antlaşma) arasında ne kadar fark olduğunu bilmiyorum. Özleri itibarıyla fazla değişiklik taşımadıklarını varsayıyorum.(1))

Musa’nın(2) M.Ö. 11-12. yüzyıllarda yaşadığını okumuştum. Ve Tevrat’ın yalnızca ona gönderilen ayetlerden müteşekkil olduğunu sanıyordum. Eski Ahit, M.Ö. 6-7. yüzyıllara ait olayları da içermekteymiş! Yani Musa öldükten sonra, halefi peygamberlere inen ayetleri de kapsıyormuş!
Bütün peygamberler ve olaylar Suriye-Mısır-Babil üçgeni içerisinde çıkmış ve yaşanmıştır.
Peygamberler çok insani tavırlar sergilemektedirler: İbrahim, kendine bir zarar gelecek endişesiyle, bir krala, karısını kardeşi olarak tanıtarak yalan söylemiş(3); Lut, iki kızı tarafından içki içirildikten sonra onlarla ensest ilişkide bulunmuş; Davut, kralın kendisini öldüreceğini öğrenince deli rolü oynamış ve kral olduktan sonra da bir kadınla zina yapmıştır!..
Tanrı (herhalde) insan suretinde Musa ile güreşmekte, melekler insan suretinde peygamberlerle görüşmektedir!
Sadece Musa’nın, asasını yere vurarak denizi/nehri ikiye yardığını bilirdim. Ancak bu mucize (en az) bir kere daha gerçekleşmiş; Davut da bir nehri ikiye yarmıştır!
Mısır’daki piramitlere, mumyalamaya vs. hiç değinilmemiş; Tanrı’nın Mısır’a verdiği 10 bela arasında “putperestliğin” en büyük anıtları piramitler yer almamıştır!..
Musa Tanrı’nın emirlerini almak üzere Tur dağına çıkar. 40 gün sonra döndüğünde, kardeşi Harun’a emanet ettiği kavmini buzağıya tapar halde bulur. Buzağının bir özelliği ses de çıkarabiliyor olmasıdır!
Vaat edilen topraklara gerçekleştirdikleri yolculuklarında, Yahudilere, (o zaman çadır olan) tapınaklarının üzerinde, gündüz bir bulut, gece de ışık saçan bir sütun yol göstermektedir.
Tapınak’ın nasıl inşa edileceği, içinde neler olacağı çok ayrıntılı izah edilmektedir.
İçinde 10 emrin yazıldığı levhaların ve Yahudilerin Tanrı ile yaptıkları antlaşma kayıtlarının bulunduğu “Antlaşma Sandığı” Tapınak’ta saklanır; fakat sık sık kaybolur, el değiştirir…
Tek tanrı inancı ve putperestliğin yan yana, iç içe yürüdüğüne dair emareler vardır; bir peygamberin karısı evinden ayrılırken putunu da yanına almaktadır!
Sunaklarda Tanrı’ya, “yakmalık sunu” ismi altında hayvanlar kurban edilmekte; bunlar yakılmakta ve eti yenmemektedir.
Sık sık sayım yapılmakta, Yahudi kabilelerinin nüfusları belirlenmektedir.
Savaşa katılan Yahudi erkeklerinin sayıları verilmekte; bu sayı 400.000’e kadar çıkabilmektedir!
Aynı zaman döneminde yüzlerce peygamberden söz edilmektedir. Kadın peygamberlerin de olduğu anlaşılmaktadır.
Putperestlerin, ilk doğan erkek çocuklarını tanrılarına kurban etme geleneği şiddetle kınanmaktadır.
Tanrı putperest kavimlerin şehirlerini işgal sırasında tek bir canlının (erkek, kadın, çocuk, hayvan) sağ bırakılmamasını emretmektedir!
Tanrı, Yahudilerin karşısındaki iki müttefik orduyu birbiriyle savaştırarak yok etmekte ve bir düşman orduyu da bir meleğini göndererek imha etmektedir!
Tanrı bazı olayları gerçekleştirmek için insanların iradelerine, beyinlere hükmetmektedir.
Tanrı’nın, Yahudileri, köle oldukları Mısır’dan çıkarışı, Babil’e sürgün etmesi vs. ana vurgulardandır; “İsrail’in Tanrı”sı ibaresi de sıklıkla tekrarlanır.
Yahudiler tek tanrı inancından sürekli dönmekte veya emirleri göz ardı etmektedir. Buna rağmen Tanrı, seçkin kıldığı bu halka karşı çok sabırlıdır, onları sevmektedir. Ama bazen, “Bıktım sizden!” diyecek kadar sinirlenmektedir! Hatta İsrail’in “kıskanç” Tanrısı onları, putperest inançları paylaştıkları için “fahişe” olarak nitelemektedir!
Yahudiler 10 emri yerine getirmedikleri, ahlaki zafiyete düştükleri için sert sözlerle eleştirilmektedir.
Bazı Yahudi din adamları “gerçek” olmayan “görümlerinden” dolayı kınanmaktadır.

İncil (Yeni Ahit)

İkisi iki havarinin, diğer ikisi havarilerin iki öğrencisinin ismiyle anılan dört İncil (Gospel) metnine ilaveten azizlerin mektupları vs. de Yeni Ahit kapsamındadır.
Dört metinde, küçük farklarla(4), temel ahlaki ilkeler, “Rab İsa”nın gerçekleştirdiği mucizeler, benzetmeler ve onun çarmıha gerilmesi süreci anlatılmaktadır.
Meryem “Kutsal Ruh”tan hamile kalmış ve Rab İsa’yı doğurmuştur. Rab İsa Tanrı’nın oğludur ve kendisi de Tanrı’dır! Böylece teslis-kutsal üçleme (Tanrı-Oğul-Kutsal Ruh) oluşmaktadır!(5)
Ölüleri dirilten, körleri görür kılan, felçlileri iyileştiren vs. Rab İsa’ya Yahudi egemenleri şiddetle karşı koymakta, halk korumamakta, bir havarisi de ihanet etmektedir; Mesih’in çarmıha gerilmesi bir program dahilinde, kendi arzusu ve bilgisi çerçevesinde, bir gaye uğruna gerçekleşmektedir…

Kuran

Yahudilerin “seçilmiş bir halk” olduğunu (Meallerde, parantez içinde “bir zamanlar” ifadesi yer alsa da) Kuran da belirtmektedir.
Pek çok surede giriş ayetlerinden sonra Musa’ya atıfta bulunulmaktadır.
Aynı kıssalar defalarca tekrar edilmektedir.
Sureler ve dahi içerisindeki ayetler konu, tarih vs. sırasında değildir.
İsmi geçen peygamberlerin (herhalde) tamamı Yahudi’dir veya Arap ve Yahudilerin ortak atalarındandır!
İnsanların, Allah’a, Kuran’a inanmazlar, salih amel işlemezlerse, “sonsuz” cehennem azabı ile cezalandırılacakları kitap boyunca vurgulanmaktadır.
(Herhalde pek çok Müslüman’ın bilmediği bir husus olarak) Muhammed bile bazı davranışları nedeniyle eleştirilmekte, hatta cehennem azabı ile uyarılmaktadır!
Tanrı’nın, pek çok “sapık” kavmi ve şehirlerini, kendilerini Tanrı yoluna davet eden peygamberleri inkar etmeleri üzerine, peygamberler ve iman edenler ayrıldıktan sonra, tümüyle helak ettiği, bunların izlerinin görüldüğü belirtilmektedir.
Kuran sanki yalnızca Arapları ve özellikle Kureyş kabilesini muhatap olarak alıyor gibidir.
Kuran’ın büyük kısmında, (Müslümanların hicretinden sonra) Kureyş’in, daha önceki kavimler gibi Tanrı’nın gazabına uğrayacağına dair bir izlenim edinilmektedir. Nihayet bilahare, içlerindeki az sayıdaki inanan uğruna bu kabileye (topluca) azap edilmediği söylenmektedir.
Anlatılan olaylar Arap Yarımadası, Filistin, Suriye, Güney Doğu Anadolu, Mezopotamya ve Mısır ile sınırlıdır; bu bölgeler dışındaki halklar, inançları vs. hiç anılmamaktadır (Sadece, bir ayette geçen Bizans/ Doğu Roma-Pers savaşına dair “kehanet” istisnadır.).
Allah muharebede, müminlere düşmanlarını, karşıdakilere de Müslümanları daha kalabalık gösterebilmektedir!
Bazı müminler savaşa gitmekte isteksizdirler, bir bahaneyle gitmezler. Bunlar kınanır, şehitlik yüceltilir; şehitlerin ölümsüz oldukları ifade edilir.
Bir savaşta müminlerle birlikte 3000 melek de harp etmiştir!
Muhammed’in bir mucize göstermediği anlaşılmaktadır; ondan bunu isteyenlere, bizatihi Kuran’ın ve tabiat olaylarının birer mucize olduğu belirtilmektedir.
Bazı hükümler bilahare gelen ayetlerde ortadan kaldırılmıştır.
İslam anlayışındaki “Tevrat ve İncil değiştirilmiş” söylemine, inanışına rağmen, orijinal Tevrat ve İncil’de (nerelerde ve ne ölçüde) tahrif yapıldığı ifade edilmemektedir.
İnsanların ancak Tanrı’nın inayeti, istemesi ile hidayete, inanca ulaşabilecekleri belirtilmektedir!
Kuran’da da piramitlerden vs. bahsedilmemektedir!
Kuran’a göre de melekler insan suretinde görünebilmektedir!
Tanrı katında bir günün insanın saydığı ile (dünyadaki süre ile) binyıla tekabül ettiği ifade edilmektedir!
Meleklerin Tanrı katına, insanların saydığı ile 50 binyılda çıktığı belirtilmektedir!
Süleyman’ın emrinde cinler ve meleklerin de olduğu vurgulanmakta; bir meleğin (veya cinin) bir ülkenin kraliçesinin tahtını göz açılıp kapanmadan bu peygamberin huzuruna getirdiği söylenmektedir. Rüzgar da onun emrindedir; istediği yere çok kısa sürede ulaşabilmektedir!
Yusuf, gelecekte olacaklara ilişkin rüya tabiri yapmaktadır.
İsa hakkında bildirilenler, onun Tanrı’nın oğlu olmadığı ve çarmıha gerilmediği ile sınırlıdır.
Muhammed mescitte konuşma yaparken, bir kervanın gelmekte olduğu haberi üzerine, mescidin hemen hemen boşaldığı ifade edilmektedir.
Dörtten fazla kadınla evlenme izninin yalnızca Muhammed için verildiğini ve, bunun siyasi ve savaşlarda ölen sahabilerin (çoğul: sahabe, ashab/ashap); Muhammed’in yoldaşları) eşlerini korumak amacını güttüğünü okumuştum. Ancak, ilkinin (izin) Kuran’da zikredilmesine rağmen ikincisinin (gerekçe) belirtilmediği, hatta tersine bir örnekle, peygamberin bir kadını arzuladığını, onun eşinden ayrıldıktan sonra Muhammed ile evlendiği anlaşılmaktadır.
İnsana secde etmesini istediği Şeytan’ın bu emri reddetmesi üzerine Tanrı onu “Defol git!” diyerek huzurundan kovmuştur!

Tespitler, Yorumlar ve Teklifler

Bazı araştırmalara göre Tevrat M.Ö. 500’lü yıllarda yazılmıştır. Bu yorum, Tevrat’ta piramitlerin belirtilmemesini açıklamaktadır: Tevrat yazarları, o yüzyıllarda çöl kumları altında veya insan bilgisinden uzak kalmış piramitlerden, fresklerden, mumyalama olgusundan vs. habersizdirler.
Mısır yazıtlarında Yahudilerden, onların göçünden ve Yusuf ve Musa’dan hiç bahsedilmemektedir.
Tevrat’taki peygamberliğin anlamı, peygamberlerin görevi ile Kuran’dakiler örtüşmemektedir.
Yahudi ve Roma kaynaklarında İsa’nın yaşadığına, peygamberliğini ilan ettiğine dair kayıt bulunmamaktadır.
Kuran’ın hitap, üslup, yaklaşım, tutarlılık vb. açılardan Tevrat ve İncil ile kıyaslandığında tek tanrı inancının en ileri kutsal kitabı olduğu şüphesizdir. Bu hususta en önemli etmen, belki, değiştirildikleri inancı bir yana, ilkinden 1000-1500, ikincisinden 500-600 yıl sonra indirilmiş (yazılmış) olmasıdır.(6)
Kuran ayetlerinin iniş sırasına göre değil, Muhammed’in direktifleri doğrultusunda, ölümünden sonra sıralanıp kitap haline getirildiği iddia edilir (O tarihlerde kağıt veya yerini tutacak bir malzeme mevcuttu; Mekke ve Medine’de üretilmiyorsa tüccar Arap kavminin bunu alıp getirmediği veya getiriyorsa, Kuran’ın neden taşlara, hurma dallarına yazıldığı ve ayrıca, “kitap”a büyük değer veren, değiştirilemeyeceğini beyan eden bir dinin kutsal kitabının, akıllıca bir yaklaşımla, neden, peygamberi ölmeden ciltlenmediği, ancak onyıllar sonra bunun mümkün olabildiği de dikkate alınması gereken konulardır!). Bunun “hikmetini” okumadım, duymadım; veya duydum da ikna olmadım!.. Doğru hatırlıyorsam bir mealde ayetlerin geliş sırası da belirtiliyordu. Kuran’ı bir de nüzul sırasına göre okumak isterdim.(7)
Peygamberin ayak izi, hırkası vs. kutsal emanetler olarak yüzyıllardır korunabilmesine rağmen, Tanrı’dan gelir gelmez kaydedildiği söylenen ayetlerin yazılı olduğu hurma dalları korunamamıştır! İkinciler daha önemli değil midir?!
Şeytan’ın Allah’a itaatsizliği, herhalde Allah’ın bilgisi ve izni doğrultusunda vuku bulmuştur; o halde neden kovulmaktadır?!
Tevrat’ın daha çok dünyaya, İncil’in daha çok kıyamet öncesi döneme (Tanrı’nın krallığı) ve ahirete ve Kuran’ın ise hem dünya hem de ahirete yönelik mesajları olduğu intibaı edinilmektedir.
İncillerdeki Mesih İsa’nın insanlığı kurtarmak adına çarmıha gerilme “arzusu” pek “romantik” bir paradigmadır!
Kuran’ın son iki asırda ortaya çıkarılan bilimsel verileri bildirdiği görüşünün biraz zorlama olduğu izlenimi edinilmektedir.(8)
Özellikle İncil ve Kuran’da kıyametin çok yakın olduğu vurgulanmaktadır. Birisinin üzerinden 2000, diğerinin neredeyse 1500 yıl geçti! Hala çok yakın; sürekli, birkaç yıla kadar kopuyor!..
Üç kitapta da, özellikle İncil ve Kuran’da, ahlaklı yaşamanın, iyi-adil olmanın vb. önemi vurgulanmaktadır.
Tevrat ve Kuran’daki peygamber kıssalarında (tam olmasa da) benzerlik sözkonusudur.
Tanrı’nın tarifi konusunda İncil ile bir kırılma olduğu aşikardır… İncil(ler)’deki Tanrı’nın “üç boyutlu” tarifi anlaşılamamaktadır (Meşhur İznik Konsili’nden sonra, diğerleriyle birlikte, İsa’nın Tanrı’nın bir parçası değil, sadece peygamber olduğunu söyleyen İncillerin de tümüyle, kopyalarıyla birlikte yok edildiği bilinmektedir.(9) Kuran’da bu tarihi toplantıdan, sonuçlarından da bahsedilmez!).
Mecazi, sembolik vb. anlamı vardır dense de, Tanrı katında bir gün ve meleklerin Tanrı’ya ulaşma süreleri (bin ve elli binyıl) hakkındaki ayetler (yorumları) tekrar gözden geçirilmeli; Tanrı’nın (en azından “makamının”) evren sınırları dışında olma olasılığı dikkate alınmalıdır!(10)
Süleyman’ın “cinli” kıssasına iman eden Müslümanlar, bazı evliyaların “uçmalarını” ve kimi medyumların “cinlere sahip olmalarını” yadırgamamalıdır!
Kuran’a göre şehitler ölümsüzdür ve melekler harplere katılabilmektedir. Öyleyse, Müslümanların bir tarafı oluşturduğu savaşlarda, kimi Müslümanların, eski askerleri, alperenleri, evliyaları gördüklerini iddia etmeleri garip karşılanmamalıdır!(11)
Kuran’a göre yarın, gelecekte insanın başına ne geleceğini veya neler olacağını kimse bilemez! Ama Yusuf, firavunun rüyasını yorumlayarak gelecekte olanları bilmiştir. Bu özel durumdur, Tanrı’nın izniyledir, “hikmeti” gereği bir istisnadır, diye açıklama getirilebilir. Fakat bu husus, yani rüya tabiri yapmak ve yaptırmak gayet dindar kişiler tarafından dahi uygulanır olmuştur. Galiba Tanrı, peygamber, evliya vb. olmasa da “kalbi temiz” insanlara da geleceği rüya ile gösterebilmektedir. O halde ilk cümlenin hükmü ne olacaktır?!
Misyonerlerin Kutsal Kitap (Eski ve Yeni Ahit) dağıtmaları engellenmemeli, tersine teşvik edilmelidir! Her Müslüman/Müslüman kökenli ailenin evinde bir de Kutsal Kitap olmalıdır. Müslüman olduklarını iddia edenlerin veya ortada olanların Kutsal Kitabı okuyarak din değiştirmeleri mümkün değildir; olsa olsa dinsiz olurlar!..
(Sayfa düzenine bağlı olarak) Tevrat 1200-1500; dört İncil (Gospel) ortalama 75’er sayfa olmak üzere, tüm İncil metni 500-600; Kuran vasati 600 sayfalık kitaplardır. Tevrat’ta aşırı ayrıntı, İncil’de dört farklı İncil ve uzun mektuplar, Kuran’da ise çok tekrar vardır. Bunların (tekrarsız, teferruatsız özünün), birkaç yüz sayfalık salt metin olarak sunulup, sonra nesnel olarak ve bir bütün halinde değerlendirileceği bilimsel, akademik kitapların yazılması yararlı olacaktır.(12)

Sonuç

Kainatın ve “sonsuz” evrende sadece dünyada olsa bile biyolojik hayatın, rastlantıyla, “bir dış müdahale” ve program olmaksızın meydana gelebileceğini ve sürebileceğini pek ihtimal dahilinde görmüyorum.(13) Buna karşılık, teolojisi, ortaya çıkışlarından yıllar, onyıllar, yüzyıllar sonra, ayetlere yeni anlamlar yüklenerek, hadiseler “zenginleştirilerek” vs. geliştirilen “Ortadoğu merkezli”(14) üç tek tanrılı dinin ana kitaplarının insan(lar)/tarih/arkeoloji/sosyoloji vb.- evren /tabiat/ biyoloji/ genetik/ astronomi vb.-Tanrı ilişkisini/ilişkilerini, örgüsünü, (en azından tarihsel ve mevcut yorumlarıyla) tam olarak izah ettiğine de kani değilim…

Anlamaya, araştırmaya devam ediyorum, edeceğim. Şu anda ne ateist, ne Müslüman ne de başka bir şeyim. Bundan, çoğu insanın hissedeceği ve hissedileceğini iddia ettiği türden (en küçük) bir rahatsızlık duymuyorum.

(1) Yahudiler, Hıristiyanların Eski Ahit diye isimlendirdikleri kitaba Tanah diyorlarmış. Aralarında başlıca farklar, (kitapların/bölümlerin(39)) isimlendirilmeleri, sıralanışları ve yorumlanışları imiş. Tora (Türkçe’de Tevrat), Tanah’ın/Eski Ahit’in Moşe’ye (Türkçe’de Musa) indiğine inanılan ilk 5 kitabına/bölüme verilen isimmiş (http://tr.wikipedia.org/wiki/Eski_Ahit). Yalnız şunu da belirtmeliyim ki, elimdeki, Kitabı Mukaddes Şirketi’nin yayımladığı Kutsal Kitap’ta Eski Antlaşma’nın Tevrat ve Zebur diye açıldığı/nitelendiği görülüyor.

(2) Yazıda peygamberler Kuran’daki isimleriyle anılmıştır.

(3) İbrahim “bu işi” bir başka krala daha yapar!.. Kuran ayetleri Tevrat’takilere paraleldir. “İlahi” kitapların içler acısı halini sergileyen bir konudur İbrahim’in hikayesi. “Masal” hakkında, kitaplarda ve internet sitelerinde yeterince açıklama olduğu için burada not düşmekle yetiniyorum.

(4) Farklar için, Hıristiyanların, “değişik açılardan bakılıyor ve birbirini tamamlıyor” diye özetlenecek savunmalarının yeterli olmadığını, bilahare başka kaynakları okuduğumda anladım. Bunlar kitaplarda ve internet sitelerinde teferruatı ile yer bulmaktadır.

(5) 4 gospel okunduğunda dikkat çekici bir husus da, diğer üç gospelde “Tanrı-Oğul-Kutsal Ruh” üçlüsü kullanılmışken, Yuhanna gospelinde Kutsal Ruh yerine “Söz”ün kullanılmasıdır… “Teslis” için bkz. www.dunyadinleri.com/hiristiyanlik.html

(6) İlk okuyuşlarda böyle bir izlenim edinebilir Müslümanlar veya Müslüman kökenliler; çünkü İslami paradigmalar ile işlenmiştir beyinleri. Bu paradigmalardan bağımsız okunduğunda, Kuran’daki “Tanrı” kavramının (hala) çok ilkel olduğu (ki doğaldır, zira dönem 7. yüzyıldır) anlaşılmaktadır. Bugün, yukarıdaki görüşümü, “ne… ne… ne de…” ile değiştiriyorum!

(7) Ayetler inmeye devam ediyordu, savunması çürüktür; çünkü bu cevaba karşılık başka sualler sorulur!.. www.diyanet.gov.tr adresinde Kuran “iniş sırasına göre” de verilmiş (Ayrıca piyasada bu formatta bir meal de görüyorum.). Güya iniş sırasına göre Kuran’ın, “Allah’ın hikmeti” olan bugünkü halinden hiçbir farkı yoktur: Yine düzensizdir, vs, vs!

(8) Bu ilk intibadır. Sonraki aylardaki tefekkürlerimin, muhakemelerimin ve okumalarımın sonucunda “biraz” nitelemesinin fazla olduğu görüyorum.

(9) Birkaç Hıristiyan kaynakta (internet sitesi ve kitap) MS 325’te “yüzlerce İncil’in 4’e indirilmesi”nin sözkonusu olmadığı, zira o tarihe kadar İncil’in çoktan tespit edildiği ve böyle bir şey olmasının mantık dışı olduğu, zira denildiği gibi yüzlerce farklı İncil bulunsaydı, bunların imhasının mümkün olamayacağı ve İznik Konsili’nde yapılanın İsa’nın Tanrılığının teyidi olduğu yazıyor.

(10) Bu minvalde bir yazım vardır.

(11) I. Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda halkı cepheye gönderebilmek ve cephede tutmak için dini duyguların alabildiğine kullanıldığı malumdur. TV’de, biri, dini telkinler sebebiyle cephede, askerlerin sanrı gördüklerini söylemişti. İlginçtir, KKTC eski cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın da, 1974 Harekatı sırasında “evliyalı” anıları vardır. Barış ortamında, “laik Müslümanların” bu tür hikayeleri adeta “irtica” diye nitelemeleri bilgisizliklerinin ve ikilemlerinin bir başka göstergesidir.

(12) Bilahare çok sayıda kitap okumama rağmen, bu özde bir kitaba rastlamadım!

(13) Bu cümleyle, yazıyı kaleme aldığım sıralarda “Deizm”e daha yakın olduğum anlaşılıyor. Bugün; yaratıcı, düzenleyici, az veya çok derecede müdahale edici ve kıyamet koparıcı bir Tanrı tasavvurunun “sadece”, “Ortadoğu” denilen coğrafyada doğduğunu ve bilahare yayıldığını (Ama hiçbir zaman, dünyaya tümüyle yayılmamış ve yayılmayacaktır.) bildiğimden dolayı, en azından o kültürün (teist tanrı inanışının) etkisindeki bir deizme uzağım.

(14) Bazı terimleri kimi insanlar birbirinden habersiz kullanabiliyor. Yazılarımda geçen “Ortadoğu merkezli” terimini, Erdoğan Aydın’ın 90’lara doğru yazdığı (Sonraki baskılarında genişletmiş.) “Kuran ve Din, İslam Gerçeği-1” kitabında kullandığını gördüm. Yukarıdaki yazıyı E. Aydın’ın kitaplarını okumadan, takriben iki yıl önce kaleme almıştım.

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 1674, bugün ise 6 kez görüntülenmiştir.

6 Comments

  1. gürhan diyor ki:

    ne kadar cahilsiniz kuran ilahi bir kitaptır inkar edenahmaktır. ve kuranakendi aklıyla mana veren kurandaki deyimleri mecaazi anlamları ve akıl ötesi anlatımları kendi akılsız kafasıyla yorumlayan işte senin gibi inkarcı olur cehennemde yanar bende sana incilde ve tevratta olan örnekleri sayayım.

    1 -allahı asla adıyla cagırmazlar hiçbirincil ve tevratta adı yoktur allahın. got put tanrı dio teo teos derler. rabbinadı allahtır. ibranice inen tevratta “elif, lamet, het” harfleriyle yazılır. ellah diye okunur. kuranda “elif , lam, he” ibranice tevrat vearapça kuran tanrı diye cagırdıgınız yüce rabbimizin ben allahım bana ibadet edin. başka isimlere ibadet etmeyin diyor. hz isa ibranice konuşur. incil neden yunancadır.

    2 – “hmd” kelimesi tevratta ahmed diye okunur. ibranicede sessiz harf yoktur. arapça kardeş dildir. hmd ahmeddir. mhmd muhammeddir. haggay 2 – 7. ahmed gelecek bütün ulusları (inanaçları.) sarsacak der incil.ben de kabeyi görkemle doldurucam der rabbimiz. incilde muhammed keliesi ibranice orjinal dilde muhammed niye baska dillere tercüme ederken sevgili en kıymetli , şey herşey, panta: ahmed kelimesi niye arzulanan degerli eşya, degerli, gibi kelimelerle tercüme edilip carpıtılır.

    3- senin yaptıgın gibiincilde bu ysaıyor su yazıyor böyle demiş şöyle demiş dersem içindeki çelişkilerin içinden çıkamazsın hiç birine mantıklı bir cevap veremezsin. son peygamber hz muhammeddir.. yamulan tevratı düzeltmeye hz isa geldi. yahudiler öldürmeye calıştı tabi allahın kudretiyle basaramadılar kendi amlarını astılar. bununüzerine sllah hz muhammmedi gönderdi. onu taa ezelde takdir etmişti. yani karar vermişti. bugun onun ve ona ınananlarn kıymeti cennetin kıymeti bilinsin diye senin gibi cehennemlik imansız kafirlerin imsansız olmasınıda allahu teala hiçbirşeyi yaratmadan önce kararlaaştırdı. ne yaparsan kendine yaparsın iman gel. maymundan gelmedik allahıngönderdiği kitaplarbu kadar senin kendi akllınla mama verebilecegin kadar basit degil.

  2. gurvar diyor ki:

    bence he rk es dusune bılme ozgurlugune sahbıtr rabımız bıze ozgur dunsce yetneıle yaratmıstır ve bunalrı olacagının bılmıstır ve ınsanlar neden sorsuyla ılk baslangıcla balamsıtır zaten bılmek ornemek yanlımak hısetmek olgularaı ınsan ogluna verlımıs yada olmus bır ozluktır her ınsan ıstedıgının yazabılme ozlene ve ozgurlulge sahıb olması gerkırıkı dagru yada yanlıs ıyı yaeda kotu seylerı bunlar her zman bu sekılde ortaya cıkar

  3. gurvar diyor ki:

    nasıl neden kelımelrı her zman ınsan oglunun ortısı olmus ılk ınsan nasıl neden kelımlerıye baslamstır ve bu dunayamız ıyı yada kotu de olsa bız but culugu yada tor mantıgının uzerımıden atık aydınlamıs bır dunya ıcn fıkırlerınınzı yazın baylasalım tartıslaım ve orenelım hayata bız dınc tutan zevek veren tek sey muamadır

  4. ahmet gökcan diyor ki:

    her üç dindede doğru şeyler yazar insan için faydalı şeylerdir bunlar dinsiz olucağınıza yanlış bile olsa birini benimseyin bence bunda dinsiz olmaktan daha fazla fayda vardır kardeşler!

  5. ahmet gökcan diyor ki:

    siz ler ibadet etmekten üşenen kişiler kendi düşüncelerinizin doğruluğunu kanıtlamak için araştırmalar yapıyorsunuz bir müslümanda oradan çıkar tabi bu klasik hareketler diğer dini yalanlamak içindir sanki o çok müslüman diğer içok iii bir hristiyan biride çok ii yahudi birbirinize taş atıp durursunuz.insan nerede doğarsa oranın dinini benimser yalan veya doğru…bazen insan için doğruları bulmak zordur ama bir doğru vardır bu da her dinin tek doğrusudur yani insan olmaktır hayvan değil…(insan bir hayvandır ama düşünen bir hayvandır!)

  6. gurhan özcan diyor ki:

    kardeşler size gercek söylüyorum din allah ın çizdiği yoldur. başka yollar dinsizliktir. sahte dinden din olmaz. yahudiler hz İsa nın onca mucizesine rağmen onu kabul etmeyerek ALLAH’a asi oldular. onu carmıh’A gerip öldürmeye ortadan kaldırmaya calıştılarsada basaramadılar. çünkü astıkları adam İSA’ya benzetilen başka biriydi. belkide hz. İsaya ihanet ettiği iddia edilen kişiydi o. Allah bir ceza olarak onu isaya benzetip cezalandırdı belki. ALLAH’ ın herseye gücü yeter. yaratmaya ve yarattıklarını istediği gibi yönetmeye değiştirmeye. rüzgarada hükmeder, istediğini istediği gibi göstermeye. istediğini doğru yola iletmeye. bir meleği insan suretinde göstermeye, incil akıl almaz batıl inançlarla dolu bir kitaptır. kuran ise tertemiz dir herşey akla uygundur ama bozuk akıllar ayetlere yanlış mana vererek tam açıklamasını degılde basit tercümelerini okuyarak yanlış anlamalara neden oluyor. tavsiyem islam hukuku nu ilmihal kitamlarından ögrenin. önce hz Muhammed’in (SAV) hayatını okuyun sağlam bir kitaptan bu dini getireni TANIYIN. ALLAH KATINDA DİN İSLAMDIR. BOZUK YOLLARA SAPMAYIN. HRİSTİYANLARIN İÇİNDE BULUNDUGU HAL HZ İSSAYA İNANMAYAN YAHUDİLE GİBİDİR. HZ MUHAMMEDİN DE MUCİZELERİ COKTUR. YOKTUR DİYENLER YALAN SÖYLÜYORLAR. ARAŞTIRIN.

Leave a Reply