BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Özlü Sözler 1 (Mete Tunç)

Özlü sözler dünyayı-evreni-olayları-insanları-fikirleri merak etmemizi ve sorgulamamızı sağlar, bilincimizi geliştirir, ufkumuzu genişletir… Bu bağlamda o sözlerin kimin tarafından ve hangi referansla söylendiğinin önemi yoktur; ve dahi onlar insanlığın ortak mirasıdır…

Aşağıdakiler (belki ukalalıkla) kendime ait sözlerle başlayıp tanınmış insanların sözleriyle ve şiirleriyle devam etmektedir. Sayın üyelerin daha başka sayısız ve faydalı sözleri (yorumsuz olarak) buraya eklemesini temenni ederim.
*************************
Bilgi zamanın ve mesafenin fonksiyonudur; sınırlara gittikçe muğlaklaşır, ortalarda bile tartışmalıdır! “Mete Tunç”

Bir bağlılık ihtiyacındaki insan, o ihtiyaç duygusundan kurtulmadıkça, bir bağlılıktan vazgeçse bile, mutlaka bir başka yer/referans bulacaktır. M. T

“Kutsallar” hakkında polemik yapmak ciddi insanların işi değildir. M. T.

Bir ilişki kurtarılmaya çalışılıyorsa, bitmiştir. M. T.

Ünlü olmakla fahişe olmak arasında çok fark yoktur; zira ikisinin hayatı da kamuya mal olmuştur; deşilirler de deşilirler! Deşilmeye katlanamayanlar ne ünlü ne fahişe olabilirler! M. T.

İnsan gökyüzüne (yıldızlara) bakınca evrenin geçmişini, yeryüzüne (toprağa) bakınca kendi geleceğini görür. M. T.

Felsefe bilinmeyeni/az bilineni anlama, yorumlama çabasıdır. M. T.

Bir hakikat varsa, onun ne olduğunu (hala) bilmiyorum, ama ne olmadığından (artık) eminim. M. T.

Kötü bir yazıyı okumak akortsuz bir sazı dinlemek gibidir. M. T.

Aptal biriyle sevişmektense, zeki insanla sohbet etmeyi yeğlerim. Tabii, ikinci gruptakilerle sevişmeyi de..! M. T.

Geleceği kuramazsın, sadece planlayabilirsin. M. T.

En güzeli en sade olanıdır. M. T.

kuantum fiziği(mekaniği)= felsefe+matematik M. T.

Türkiye’de yönetim kültürü ya içki masasına ya da istihareye dayanır. M. T.

Türkiye’de laikçiler de dinciler de şekilcidir; ve ikisi de bunun farkında bile değildir. M.T.

(Mealen) Şeylerin bizatihi kendileri değerli değildir; onları, söylediklerimiz, yaptıklarımız değerli kılar. Ferhat Kentel

Dünyanın çeşitli yerlerinden son onbeş yirmi yılda iktidara gelmeyi başarmış İslami partiler, asıl altta yatan kültürü değiştirmekten çok, yasaları ve politikaları değiştirmek üzerinde yoğunlaşmışlardır. Ne var ki, son tahlilde, bir topluma veya bir medeniyete yeni bir karakter, yeni bir değerler sistemi veya dünya görüşü verecek olan şey, kültürün transformasyonudur. Chandra Muzaffer

Mutlak iktidar mutlaka yozlaşır. Lord Acton

Günümüze değin gelen evrenin tarihinde en önemli olay bilincin ortaya çıkışıdır. Ilya Prigogine

Matematik, var olan bir akıl alanının keşfidir. Ilya Prigogine

Olağanüstü iddialar olağanüstü kanıtlar gerektirir. Carl Sagan

Evren insanlığa uygun değildir; insanlık evrene uygundur. Charles Darwin?

Tecrübe hayatta yenilen kazıkların toplamıdır. ?

Bir ülkenin geri kalmışlığı, meselelerini önem sırasına göre dizememesinden anlaşılır. ?

Ayakta ölmek diz üstünde yaşamaktan evladır. Che Guevara

Hayat üçbuçukla dört arasındadır. Ya üçbuçuk atarsın ya da dört dörtlük yaşarsın. Neyzen Tevfik

Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler; böylece keder anadan çocuğa ve çocuktan anaya her intikal edişinde büyüdükçe büyür. Peyami Safa

Cesaret sınavı azınlıkta olduğumuz zaman sözkonusudur; hoşgörü sınavı çoğunluk olduğumuz zaman… Ralph Sockman

Karanlık bir odada kara bir kediyi yakalamak zordur; özellikle de odada kedi yoksa. Çin atasözü

Üsküdar’ın kedisi, delisi, velisi meşhurdur. Atasözü

İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, fikirleriyle uğurlanırlar. ?

Yüzlerinizi güneşe dönerseniz gölgeleriniz arkanızda kalır. ?

Gerçeklik, etkide bulunduğunuzda size tepki veren şeydir. Victor J. Stenger

Gerçeklik, ona inanmaktan vazgeçtiğinizde ortadan kaybolmayan şeydir. Philip K. Dick

Dinler, bireylerin inançlarının ifadesi olmaktan çıkıp rejimlerin kimliğine büründükçe, kendinden menkul sözcülerinin iddia ettikleri gibi ahlaka değil totalitarizme araç olur. Gündüz Vassal

Özgür insanlar tarihlerini ezberleyerek değil, eleştirerek yaşarlar. Geçmişlerini özendikleri bir altın çağ olarak görenler, kendilerini aşmak yerine tarihin kıvılcımlarında eşelenmeye mahkumlar. Gündüz Vassal

(Mealen) Referansı olmayan kişiden kork. İlber Ortaylı

(Mealen) Türkiye’de her grup azınlıktır. İlber Ortaylı

Bir konunun anlaşılmaması isteniyorsa, o konuda ya hiç konuşulmaz ya da çok fazla konuşulur. ?

Hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır. ?

Elinde çekiç olan, her sorunu çivi gibi görür. ?

Her fert, bilhassa mevkii yüksek olanlar herhangi bir fikrin nereden ve ne maksatla geldiğini düşünmeden icraata kalkışırlarsa vatana fenalık yapacaklarını bilmelidirler. Kazım Karabekir

Cesaret tehlikenin üzerine gitmek değil, ona nazik davranmaktır. Ernest Hemingway

Sessizlik çok önemlidir; ama notaların arasındaki sessizlik çok daha önemlidir. Mozart

Önce resmimi hayal ederim. Sonra hayalimin resmini çizerim. Van Gogh

Boy atta yarak eşekte/katırda. Atasözü

Zeki çocuklar erken ölür. Shakespeare

Bir şeyi, elde edebileceğin yerde ara. İnci arıyorsan denizin derinliklerinde ara, yoksa sığ kıyılarda köpükten başka bir şey bulamazsın. Mevlana

Sen ne kadar akıllı olursan ol anlatabildiklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. Mevlana

Ne elbiseler gördüm, içinde adam yok; ne adamlar gördüm, sırtında elbise yok. Mevlana

Yalaka inek kasabın bıçağını bile yalarmış. Atasözü

Elle tutup gözle göremediğimiz şeylere inanmak, elle tutup gözle görebildiğimiz sorunlara yol açıyor. Harzem Özger

Hiçbir önerme kendinin kanıtı olamaz. Sigmund Freud

Gülmek korkunun ilacıdır. Ezel Akay

Memleket için savaştığımı sanıyordum; memleketin umurunda bile değilmişim! “Babam ve Oğlum” filminden

Var olan realite ile uyumlu olmak ya ikiyüzlü ya şerefsiz olmak demektir. Cezmi Ersöz

Bilmez ki sorsun/ Sormaz ki bilsin/ Bilse sorardı/ Sorsa bilirdi. ?

Keşifler ihtiyaçlarla ortaya çıkar. Friedrich Engels

Görünüşle öz aynı olsaydı, bilime gerek olmazdı. Karl Marx

İnsan temel güdüleri doğrultusunda ve önce çıkarlarına göre hareket eden bir varlıktır; insanın ideolojik-siyasal-kültürel dönüşümü ancak ondan sonra başlar. Karl Marx

Her şeyi anlamaya çalışan öfkeden ölmeye razı olur. Arap Atasözü

Yalan ne kadar büyükse inananı o kadar çok olur. Adolf Hitler

Hakikati araştırmanın kendisi değerlidir. Onunla bununla uğraşmadan, ödül, makam, taktir beklemeden. Ahmet İnam

Zamanla, insanlar değil armutlar olgunlaşır. Necip Fazıl Kısakürek

Akıllı insan görerek deneyim sahibi olur; aptal insan ise yaşayarak. İngiliz atasözü

Hukukun kuvvetinin tükendiği yerde kuvvetin hukuku başlar. ?

30 ile 50 yaşları arasında ciddi bir rahatsızlık geçirmeyen insan yaşlandığını hissetmez. Oktay Sinanoğlu

Biz yaptığımız işi hiç, kendimizi ise çok ciddiye alırız. Seha Meray

Yaşlanma sonu ölümle biten bir hastalıktır. “Kanıt Peşinde” isimli yabancı diziden

Bir insanın ölümü trajedidir, 1 milyon insanın ölümü ise istatistik. Joseph Stalin

Suçtan kim karlı çıkıyorsa, suçlu odur. Fransız atasözü

İnsanların mutluluk ya da mutsuzlukları talihin olduğu kadar kendi mizaçlarının da eseridir. La Rochefoucauld

Hayat dediğimiz –kısa veya uzun süren- bir ölüm hikayesinden başka nedir ki? Mehmet Eroğlu

Biz Atatürkçülüğe, göreve dalmışken, millet malı götürmüş! Sabri Yirmibeşoğlu

Doğu ile batı arasında köprü olmak üzerine çok edebiyat ve demagoji üretilen Türkiye’nin toplumsal kültürel yapısı, emperyalizme adam akıllı tepki veremeyecek kadar batılı, batıdaki gericileşmeyi pozitif bir yoruma tabi tutamayacak kadar doğuludur. Aydemir Güler

İnsanoğlunun yeryüzü serüveninde her zaman konuşan, doğru düşündüğünü sanan, fikir sahibi olan, hatta iyi plan yapabilenler daima olmuştur. Ama “işini iyi yapan” zor bulunmuştur. Osman Pamukoğlu

Medine, dini mallaştırmış ve maddeleştirmiş bir Asya pazarı idi. Kudüs, dini oyunlaştırmış bir Garp tiyatrosudur. Falih Rıfkı Atay

Bir önyargıyı kırmak bir atomu parçalamaktan daha zordur. Albert Einstein

Aptallığın en açık kanıtı, aynı şeyleri defalarca deneyip, her defasında farklı sonuçlar elde etmeyi beklemektedir. Albert Einstein

İnsanın, yaptığı işten aldığı zevk ondan kazandığı parayı harcarken alacağı zevkten büyükse, yaşamış sayılır. Çetin Altan

En çok kimler varlıklarını politika platformunda kanıtlamak ve o sayede itibarlı yaşamak istiyorlarsa; en tepede önce onlar, sonra da etek döküntüleri çatışıyorlar. Çetin Altan

İnsanlar ikiye ayrılır: Mezarlıklara girecek olanlar ve insanlık birikiminin toplamı olan ansiklopedilere girecek olanlar. Şark toplumları ise, zengin olanlar ile zengin olmaya çalışanlardan ibarettir. Çetin Altan

Çocukluğumda Tanrı’ya her gece bir bisiklet vermesi için dua ederdim. Baktım böyle olmuyor, ben de tuttum bir bisiklet çaldım ve geceleri Tanrı’ya beni affetmesi için dua etmeye başladım. Al Capone

İnsanın gölgesi, kendisinin değil, ışığındır. Işık biter, gölge gider. Erdal Atabek

Bir su bardağının büyük bir çağlayandan alacağı, bir bardak sudur. Erdal Atabek

Başarı, sonuca ulaşmak için değil, hedefe varmak için gösterilen dürüst çabadır. Erdal Atabek

Dogmanın yanıtları vardır, soruları yoktur. Bilimin ise soruları vardır, yanıtları yoktur, onları insanlar arayıp bulacaklardır. Erdal Atabek

Diri diri gömülen kız çocuğuna sorulduğu zaman… hangi suçtan öldürüldüğü… Kuran, 81/8-9

I contend we are both atheists, I just believe in one fewer god than you do. When you understand why you dismiss all the other possible gods, you will understand why I dismiss yours.
(Bence temelde ikimiz de dinsiziz. Sadece ben, senden bir tane fazla dini daha reddediyorum. Sen diğer tüm olası dinleri neden reddettiğini anladığın zaman, benim de neden senin dinini reddettiğimi anlarsın.) Stephen F. Roberts

For when I was a baby wept and slept, time crept;
When I was a boy, laughed and talked, time walked;
Then when the years saw me a man, time ran;
But as I older grew, time flew. Henry Twells

Gelün tanışuk idelüm
İşün kolayın tutalum
Sevelüm sevilelüm
Dünya kimseye kalmaz. Yunus Emre

Cennete huriler varmış kara gözlü
İçkinin de ordaymış en güzeli
Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz
Bak bir yanda şarap bir yanda sevgili. Ömer Hayyam

İlm kesbiyle rütbe-i rif’at
Arzu-yi muhal imiş ancak
Aşk imiş her ne varsa alemde
İlm bir kil ü kal imiş ancak.
(Bilgi ardında yükseliş aramak
Ulaşılmaz hayal imiş ancak
Aşk imiş her ne varsa alemde
Bilgi boş bir masal imiş ancak). Fuzuli

Ya Rab bana cism-ü-cân gerekmez
Cânân yok ise cihân gerekmez. Fuzuli

Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil. Fuzuli

Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdânı hür bir şâirim.
(Kimseden feyz ummam, kol kanat dilenmem.
Kendi gök boşluğumda, kendi göklerimde kendim uçarım.
Eğiliş, boynuma esirlik halkasından ağır gelir.
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim.). Tevfik Fikret

Bu yazı (17.05.2009 tarihinden itibaren) toplamda 85579, bugün ise 1 kez görüntülenmiştir.

96 Comments

  1. amatör filozof diyor ki:

    “Eğer tanrısal adalet buysa, benim adaletim bundan farklıdır ve benimki daha üstündür.”
    Bertrand Russel

  2. rush diyor ki:

    “eğer russelsal akıl buysa, benim aklım bundan farklıdır ve benimki daha üstündür”

    rush

  3. amatör filozof diyor ki:

    “akılları pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi aklını almış”
    Atasözü

  4. rush diyor ki:

    “adaleti pazara çıkarmışlar, herkes yine kendi adaletini beğenmiş”

    -Salı pazarından bir esnaf sözü

    ;)

  5. rush diyor ki:

    “adalet[ler]i pazara çıkarmışlar, herkes kendi adaletini beğenmiş, almış”

    – Salı pazarından bir esnaf sözü

    Tabi editör izin verip yayınlamadı ilkini, ben bir kere daha deniyorum :)

  6. Mete Tunç diyor ki:

    (mealen) Muhabbetin tatlılığı palavrasının çok olmasındandır. Oflu Ali

    Karlı dağların başında, salkım salkım olan bulut
    Saçın çözüp benim gibi, yaşın yaşın ağlar mısın Yunus Emre

  7. Mete Tunç diyor ki:

    Mahkemeyi satın alabilirsin, ama sokakta adaletin bedeli yoktur. Bir yabancı filmden

    Televizyonlar yalan söyler, devlet yalan söyler, aileler yalan söyler… Doğruyu sokakta öğrenirsin. Bir yabancı filmden

    Seks yapamayanlar başkasının dedikodusunu yaparlar. Bir yabancı filmden

    Tanrıları değiştirmek zaman alır; ama yenisi eskilerini andırırsa süreç hızlanır. Bir belgeselden

    Tanrı benim için bir ifadeden ibaret, bir zayıflık ürünü; İncil ise saygıdeğer ama ilkel, … çocuksu efsa­nelerin bir koleksiyonu. Albert Einstein

    Sağlıklı insan, sevebilen ve üretebilen insandır. Freud

    (Mealen) Birey olmanın yolu çok düşman kazanmaktan geçer. Hilmi Yavuz

    Ölümden en çok, daha ziyade dindarların korktukları söyleniyor; tersi, yani ölümden korktukları için dindar oldukları daha doğru bir mantıksal sıra bence! M. T.

  8. Mete Tunç diyor ki:

    (Çetin Altan’a hitaben) Bazı insanlara kızıyor, bazı insanlardan kötülük görüyorsan, günün birinde onların nasıl dize geldiğini ancak uzun yaşamakla görürsün. Hayatta en büyük intikam yaşamaktır. Ben yaşadım ve zamanın benimle uğraşmış olanlardan nasıl intikam aldığını gördüm. Refik Halid Karay

    Hayat, ölüme kafa yoracak kadar uzun değildir. Refik Halid Karay

  9. Mete Tunç diyor ki:

    Adanmışlık çıplak olmayı gerektirir. Oktay Taftalı

    (Mealen) Yalnızlığın iyi tarafları vardır, en kötüsü kimsesizliktir. Oktay Taftalı

  10. Mete Tunç diyor ki:

    Savaş üç nedenden çıkar: onur, korku, kişisel çıkar. Çiçero

    … Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana… (Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale Şehitleri’ne şiirinden)

  11. Mete Tunç diyor ki:

    Bir felaket hiçbir zaman tek başına gelmez. Fransız atasözü

    Hatıra yazmak ölümün elinden bir şey kurtarmaktır. Andre Gide

    Geçmişten çıkarılan yanlış dersler, tarihi hiç bilmemekten daha zararlıdır. Alexis de Tocqueville

    İnsan iki şeyi toplumsallaştıramaz; aşkı ve ölümü. Dücane Cündioğlu

    Değeri büyük olanın bedeli de büyüktür. Dücane Cündioğlu

    Zirvelerin uçurumları derin olur. Dücane Cündioğlu

    (Mealen) Bir olgu, büyütülerek açıklanmaya çalışılırsa gerçekliğini yitirir. Dücane Cündioğlu

    Her işimiz A’dan Z’ye bozuktur. Refik Saydam (Başbakan, 1939)

    (Mealen) 70’li yıllardaki terör olaylarında devletin parmağı varsa bu ülkede yaşamak eziyet olur. Erhan Afyoncu

    Bu uçsuz bucaksız dünya içinde bil ki,
    Mutlu yaşamak iki tür insana vergi:
    Biri iyinin kötünün aslını bilir,
    Öteki ne dünyayı bilir ne kendini. Ömer Hayyam

    Özbek atasözleri:
    – Derya suvıni bahar taşirar, adam kadrini mihnet aşirar.
    Nehrin suyunu bahar taşırır, insanın kıymetini emek artırır.
    – Yahşi atge bir kamçi, yaman atge min kamçi.
    İyi ata bir kamçı, kötü ata bin kamçı.
    – Üynin tar bolsa hem, könlin keng bolsin.
    Evin dar bolsa da gönlün geniş olsun.
    – Sihat tilasen köp yeme, izzet tilasen köp deme.
    Sağlık dilersen çok yeme, hürmet dilersen çok deme.
    – İlmni mihnetsiz egelleb bolmas.
    İlme emek verilmeden sahip olunamaz.
    – Çümçukdan korkkan tarık ekmes.
    Serçeden korkan darı ekmez.
    – Her kim ekkanini öredi.
    Herkes ektiğini biçer.
    – Kızim senge aytamen kelinim sen angla.
    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla.

  12. Mete Tunç diyor ki:

    (Mealen) Bir linç olayına tanık olduğunuzda ‘o kişi kim’ diye soruyorsanız, siz faşistsiniz. Erkan Goloğlu (müstear?)

    Demokrasinin temelinde doğrunun/iyinin ne olduğunun bilinmemesi yatar. Mete Tunçay

    İnsanın bütün sorunları, ne olduğumuzu bilmemekten ve ne olacağımıza karar verememekten kaynaklanır. Jean Bruller

  13. Mete Tunç diyor ki:

    [Bu ülkede] birisini öldürmenin cezası … kimi ve niçin öldürdüğünüze bağlı olarak değişebilir. Cemil Koçak

    Leoparın kuyruğunu tutma; tutarsan bırakma. Afrika atasözü

    70’lerin başında “sosyal gelişme iktisadi gelişmenin önüne geç[miş]ti” (Memduh Tağmaç) ve ordu siyasete müdahale etmişti; 2010’a doğru sosyal, ekonomik, siyasi, mülki, adli ve entelektüel gelişim militarizmin önüne geçti ve orduya müdahale ediliyor. M. T.

  14. Mete Tunç diyor ki:

    İşsizlik, orduları iğfal eder. Asker sözü

    Soru sormayı bilmek yaşam içinde dik durmak demektir. Dr. Vicdan Yücel

  15. Mete Tunç diyor ki:

    İnanmayı değil bilmeyi tercih ederim. Çünkü ikincide aldatılma ve kışkırtılma, yanılma ve hayal kırıklığına uğrama ihtimalleri çok daha azdır. Mete Tunç

    Kafaları karışmış insanlar, kafaları iğfal edilmişlere göre nesnel düşünür ve adil davranırlar. O nedenle, gösterecek yolunuz/yollarınız olması şartıyla, kafaları karıştırmaktan çekinmeyin. M. T.

    Bilimciler ve bilimseverler için acı gerçek, hakikatin büyük ihtimalle hiçbir zaman öğrenilemeyeceğidir. M. T.
    (Hakikat’i “biyolojik, beşeri ve evrensel tarihin; maddenin ve ışığın kökensel, nihai, topyekun, ayrıntılı bilgisi” anlamında kullanıyorum. Tanım bana aittir. Ve belki hakikatin en doğru tanımı budur.)

    Kuşkunun olduğu yerde özgürlük vardır. Latin özdeyişi

    Gerçeğin çoğu kez ne kadar acımasız olduğunu bilir ve gerçekten koparak avuntu aramaya koyuluruz. Henry Poincare

    Yalnız özgür insanların eğitilmesi gerektiğini söyleyen çoğunluğa değil, yalnız eğitimlilerin özgür olduğunu söyleyen düşünürlere inanmalıyız. Epiktetes

    Kendi çıkarının, tutkularının, önyargılarının ya da garip olaylara merakının fazlaca söz konusu olmadığı durumlarda bir tanıdığın her dediğine güvenebilirsiniz. Fakat bu saydıklarım işin içine girdiğinde öne sürülen savın olasılık dışılığı ölçüsünde doğrulayıcı kanıt isteyiniz. Henry Huxley

    Biz yaptığımız işi değil, kendimizi ciddiye alıyoruz. Kendimizle dalga geçmeyi de başarabilmeliyiz. Mehmet Demirkol

  16. Mete Tunç diyor ki:

    Kuş olup uçsam sevgilimin diyârına
    Saçından bir tel alsam taksam başıma

    Söylesem sevgimi kalbimi açsam ona
    Aşkımın çiçeğini taksam başına

    Sözleri sitemkâr kıskanır beni yakar
    Nazlanır yalvarır ah o güzel. Neveser Kökdeş

  17. Mete Tunç diyor ki:

    Öğrenme açısından bilimle din arasındaki bir fark şudur: Birincisinde özü anlamak zordur, teferruatla/sonuçlarıyla iktifa edilir; ikincisinde teferruat/yorumlar beyinleri köreltir, özü anlamak çok kolaydır! M. T.

  18. Mete Tunç diyor ki:

    Marduk, Maya takvimi ve benzeri iddialara inanan, verilen ”kıyamet” tarihlerini endişeyle bekleyen, bu konulardaki yayınları ilgiyle ve korkuyla takip edenler… Bütün bu davranışlarını ve duygularını yazıp kağıdı saklasınlar. O tarihler gelip “geçtiğinde” o kağıdı çıkarıp altına “kendilerini tanımlayan” uygun sözler not etsinler! Kağıdı, bu kez saklamak yerine duvara asıp yazdıklarını her gün okusunlar. Böylece, belki, ondan sonra, çok basit sorular sormayı akıllarına getirerek sahtekarların tuzaklarına yakalanıp not ettikleri durumlara düşmekten kurtulurlar. M. T.

    Bilmek bol acılı adana yemek gibidir: yanarsınız, doyarsınız, üzerinize yük biner. İnanmak enfiye çekmek gibidir: acı vermez, doyamazsınız, üzerinizde hafiflik hissedersiniz. M. T.

    Katledilmiş insanlar katledilmiş insanlardır. Onların Türk, Yunanlı ya da Ermeni olmaları hiçbir şey değiştirmez. İnsanların çektikleri acılar ırk ya da itikatla değişmez. Halide Edib Adıvar

    Asla şüphem yoktur ki Türklerin unutulmuş büyük medenî vasfı ve büyük medenî kâbiliyeti, bundan sonraki inkişafıyla âtînin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır. Mustafa Kemal Atatürk

    Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor (1960-1961’de imal edilen “Yassıada Mahkemesi” isimli filmde hakim rolünü oynayan Salim Başol’un bir repliği.)

  19. Mete Tunç diyor ki:

    Din tartışılmaz, diyor dindarlar. Haklılar: Muğlak tanrı tasavvurlarının, o tanrılara atfettikleri yavesenc kitaplarının ve tevâtürî tarihlerinin neyini, neresini tartışayım!? M. T.

    Halkın bir kısmını her zaman, halkın hepsini bazen kandırabilirsiniz, ama halkın tamamını her zaman aldatamazsınız. Abraham Lincoln

  20. destan diyor ki:

    Sözler şahane paylaşım için teşekkurler devamını dilerim.

  21. Mete Tunç diyor ki:

    Sağolun destan. Devam edelim!

    Bir şeyi her iyi bilen o şeyi iyi anlatamaz; ama az bilen asla/hiç anlatamaz. M. T.

  22. Mete Tunç diyor ki:

    The Old Testament is responsible for more atheism, agnosticism, disbelief – call it what you will – than any book ever written. A. A. Milne
    (Eski Antlaşma -Tevrat- ateizmden, agnostisizmden, inançsızlıktan vb., diğer tüm kitaplardan daha fazla sorumludur.)

    The study of theology, as it stands in Christian churches, is the study of nothing; it is founded on nothing; it rests on nothing; it proceeds by no authorities; it has no data; it can demonstrate nothing. Thomas Paine
    (Hıristiyan kiliselerinde yapılagelen türden teolojik araştırma, hiçliğin araştırmasıdır: hiçlik üzerine kurulmuştur, hiçliğe dayanır, ehliyetli insanlar tarafından yürütülmez, verileri yoktur, hiçbir şey ispat edemez.)

    The fact that an opinion has been widely held is no evidence that it is not utterly absurd; indeed, in view of the silliness of the majority of mankind, a widespread belief is more likely to be foolish than sensible. Bertrand Russell
    (Bir fikrin yaygın biçimde kabul edilmesi gerçeği, onun nihayetinde saçma olmadığının kanıtı değildir; beşeri çoğunluğun aptallığı yüzünden, yaygın inancın akla uygun olması yerine aptalca olması daha muhtemeldir.)

    If fifty million people say a foolish thing, it’s still a foolish thing. Bertrand Russell
    (Aptalca bir şeye elli milyon insan inansa bile, bu onun aptalca bir şey olmasını değiştirmez.)

    One is often told that it is a very wrong thing to attack religion, because religion makes men virtuous. So I am told; I have not noticed it. Bertrand Russell
    (Sık sık, dinlerin insanları erdemli kıldığı, bu nedenle onlara saldırmanın yanlış olduğu ifade edilir. Bunu duyana kadar hiç fark etmemiştim.)

    Witnessing “miracles” does not evoke belief in God. Rather, belief in God evokes the witnessing of “miracles”. David Mills
    (“Mucizeler” görmek Tanrı inancına götürmez. Tersine, Tanrı inancı “mucizeler” görmeye yol açar.)

    If you talk to God, you are praying; if God talks to you, you have schizophrenia. Thomas Szasz.
    (Tanrı ile konuşuyorsanız dua ediyorsunuzdur; Tanrı sizinle konuşuyorsa şizofrensiniz.)

    One of the proofs of immortality of the soul is that myriad have believed in it. They have also believed the world was flat. Mark Twain
    (Ruhun ölümsüzlüğünün kanıtlarından biri sayısız insanın ona inanmasıdır, denir. Aynı tipteki insanlar vaktiyle dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.)

    The pioneers and missionaries of religion have been the real cause of more trouble and war than all other classes of mankind. Edgar Alian Poe
    (Dinin öncüleri ve misyonerleri, yaşanagelen acı ve savaşlardan insanlığın diğer bütün sınıflarından çok daha fazla sorumludurlar.)

    Organized religion is a sham and a crutch for weak-minded people who need strength in numbers. It tells people to go out and stick their noses in other peoples’s business. Jesse Venture
    (Sayıların gücüne inanmaya ihtiyaç hisseden düşük zekalı insanlar için “veri” ve meşruiyet sağlayan kurumlaşmış din, başka insanlarla uğraşmayı ve onların hayatlarına karışmayı vazeder.)

    Belief … in the supernatural, great as are the services which it rendered in the early stages of human development, cannot be considered to be any longer required, either for enabling us to know what is right and wrong in social morality, or for supplying us with motives to do right and to abstain from wrong. John Stuart Mill
    (Tabiatüstü güçlere inanç, beşeri gelişimin ilk aşamalarında büyük hizmetler ifa etmiştir. Ancak, artık, ne toplumsal ahlak kapsamında neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmemizi ne de yanlıştan sakınmak doğruyu yapmak güdülerini sağlamak için gerekli olduğu düşünülemez.)

    God was invented to explain mystery. God is always invented to explain those things that you do not understand. Now, when you finally discover how something works, you get some laws which you’re taking away from God; you don’t need him anymore. Richard Feynman
    (Tanrı, gizemlerin açıklanması için yaratılmıştır. Tanrı, anlamadığınız bu tür şeyleri izah etmek için yaratılmıştır. Sistemin nasıl işlediğini keşfettiğinizde bazı yasalar bulacak, böylece Tanrı’dan uzaklaşacak, artık ona ihtiyaç hissetmeyeceksiniz.)

    Not1. Yukarıdaki sözler “Atheist Universe, The Thinking Person’s Answer to Christian Fundamentalism, David Mills” kitabından alınmıştır.

    Not2. Çeviriler bana aittir. Yanlışlarım, eksiklerim varsa, ki mutlaka olacaktır, affola. M. T.

  23. Alpine diyor ki:

    “The fact remains that getting people right is not what living is all about anyway. It’s getting them wrong that is living, getting them wrong and wrong and wrong and then, on careful reconsideration, getting them wrong again.”

    Cevirisi: “Hayat insanlari dogru anlamak degildir zaten; yanlis ve yanlis ve yine yanlis anlamaktir. Ve en sonunda dikkatlice bir gozden gecirmenin ardindan, tekrardan yanlis anlamaktir. ”

    (Philip Roth)

  24. Mete Tunç diyor ki:

    Bilim adamları, birinin demesinden başka hiçbir kanıtı olmayan gizemli iddiaları reddedebilir; ama doğaya ilişkin her şeyi bildiklerini asla düşünmezler. Carl Sagan

    Tarihin en acı derslerinden biri şudur: Yeterince uzun zamandır aldatılmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her türlü kanıtı reddederiz. Gerçeği bulmakla ilgilenmeyiz artık. Aldatmaca bizi kafeslemiştir. Tuzağa düştüğümüzü kendimize bile itiraf etmek, son derece acı vericidir çünkü. Bir kere şarlatana iplerinizi verdiniz mi, bir daha hiçbir zaman geri alamazsınız. Böylece, yenileri çıkagelene kadar eski aldatmacalar sürer gider. Carl Sagan

    Tanrı’nın özel güçlerle ödüllendirdiği söylenen medyumların gücü her nedense ortamda kuşkucu araştırmalar bulundukça azalıyor… Güçlerini geri kazanmak için tek gereksinim duydukları ise karanlık ve kolay inanırlık. Carl Sagan

    Kuşkucu yaklaşım, kendilerini korumada en aciz ve şevkatimize en muhtaç, başkaca umudu kalmamış insanları avlayan vicdansız şarlatanları bulup ortaya çıkarmamızı sağlayan bir gereçtir. Carl Sagan

    Televizyon, film, dergi ve video kasetlerden iletilen popüler kültür, genç kadınlara zeki, başarılı ve açık sözlü olmaktansa popüler, seksi ve kıyak[?] olmanın daha iyi sayıldığı mesajını adeta borazan çalarak veriyor. ABD’li bir öğretmen

    Her kim ki tartışmalarda bir otoritenin fikrini öne sürer, o kişi aklını kullanmış olmaz fakat belleğini çalıştırmış olur. Leonardo da Vinci

    Görünmeyen şeylere duyulan korku, herkesin kendi içinde din diye bellediğinin doğal tohumudur. Thomas Hobbes

    Veri toplamadan kuram ortaya atmak büyük bir hatadır. Kişi farkında olmaksızın, kuramı gerçeklere uydurmak yerine, gerçekleri, kurama uyacak şekilde çarpıtmaya başlar. Sherlock Holmes

    Optik teleskoplar bile aslında sadece elektromanyetik dalga toplayıcılarıdır. Yıldızlara yüklediğimiz anlamlar, aslında onlardan (Dünya’ya ulaşan çok ama çok karmaşık elektrik ve manyetik alan dalgalanmalarının dikkatle incelenmesinden) elde ettiğimiz tek fiziksel gerçeklikten çıkarabildiklerimiz. Richard Feynman

    (Yukarıdaki sözler “Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı, Carl Sagan, Çev. Miyase Göktepeli”den alınmıştır.)

  25. Uluğ diyor ki:

    “God was invented to explain mystery. God is always invented to explain those things that you do not understand. Now, when you finally discover how something works, you get some laws which you’re taking away from God; you don’t need him anymore.(Richard Feynman)

    Feynman amcam saçmalamış. Malum ateist safsataları.

    Bu sözlerde bilimin her şeyi keşfedebileceği iddiası/yanılgısı var. Bilim kendi tanımlı olduğu sistemin(uzay-zaman) kökenini hangi yolla bilecek? Sözkonusu kanunlar niye var ve bu kanunların tanımlı olduğu bir evren niye var? Olanaksızlığın farkında olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu.

    Ayrıca Tanrı inancının boşluklara dayandığı safsatasına dayanan bir söz. İnançlı insanları incelediğinizde her gün olan biten olaylara sık sık hayranlık bildirdiklerini ve Allah’la irtibatlandırdıklarını görebilirsiniz.

    ******

    Bilim adamları, doğaya ilişkin her şeyi bildiklerini asla düşünmezler. Peki bu mütevazi arkadaşlar (günün birinde)her şeyi bilebileceklerini düşünürler mi?
    Bilimin her şeyi bilebileceğini iddia etmek şarlatanlık değil midir?
    Bilim her şeyi bilemeyecekse(ki bilemez) karanlığı aydınlatacak ışık olamaz. Bu durumda karanlığı ne aydınlatacak?
    Yeterince uzun zamandır bilimin en hakiki yol gösterici olduğu aldatmacasına inanmışsak, aldatmacayı ortaya koyan her türlü kanıtı reddederiz. Gerçeği bulmakla ilgilenmeyiz artık. Aldatmaca bizi kafeslemiştir. Tuzağa düştüğümüzü kendimize bile itiraf etmek, son derece acı vericidir çünkü. Bir kere şarlatana iplerinizi verdiniz mi, bir daha hiçbir zaman geri alamazsınız. Böylece, yenileri çıkagelene kadar eski aldatmacalar sürer gider.(Uyarlama)

    ******

    “Daha önce görmüş, duymuş olmak O’nu anladığınız anlamına gelmez.”(Uluğ)
    “Bir zamanlar bir miktar dinle iştigal etmiş çakma feylesoflara laf anlatmak zordur. İhtimal odur ki anlamadığını anlamamıştır.”(Uluğ)
    “Dinler insanları erdemli kılmaz. İnsanlardan erdemli olmalarını bekler.”(Uluğ)
    “Dinler yeterli erdeme sahip olmak istemeyen insanların sonu hakkında iyi şeyler söylemez.”(Uluğ)
    “Misal Dinler, kibirli, ukala insanları sevmez. Şiddetle cezalandırmayı vaadettiği insanların bu özelliklerine çok sık vurgu yapar. Acaba inançsız oldukları için mi cezalandırıyor yoksa kibirli oldukları için mi anlayamazsınız!”(Uluğ)
    “Domuza ‘çok pissin’ demişler, bunu kabul etmemiş ‘hayır çok temizim’ demiş.”(Uluğ. Anlamayana özel not: Burda kimseye domuz denmiyor. Başka bir şey anlatılmak isteniyor.)

    *****
    Bilirseniz ve/veya anlarsanız, acı çekmezsiniz, üzerinizde hafiflik hissedersiniz. Bilmiyorsanız veya anlamıyorsanız debelenir durursunuz, yorulursunuz ve sırtınızda yük taşıdığınızı sanırsınız. Bilmediğinizi bilmiyorsanız kendinizi hakikatın nuruna ermiş sanırsınız. Çakma feylesof edasıyla salınır durursunuz. (Uluğ)

    “Hakikatı hiç bir zaman bilemeyeceğimi biliyorsam, çakma feylesof gibi yaşamaktansa kafamı karıştıran yol göstericime inanmayı tercih ederim.
    Not: Hakikatı bilim/zeka v.s. yöntemlerle hiç bir zaman ulaşamayacağımız “kavranamaz ama mutlak olan gerçeklik” anlamında kullanıyorum.”(Uluğ)

    Bilgi değişebilir, çünkü bilgi edinme yöntemlerimiz hataya açık veya yetersizdir, ancak hakikat değişmez.(Uluğ)

    Bir hakikatın olduğunu bilmek, bilme konusunda ulaşılabilecek en üst noktadır. Kavranamazlığın ne olduğunu kavramak önemlidir, fakat, “Hakikat”ın kavranamaz olduğunu kavramak ise kavrama konusunda ulaşılabilecek en üst noktadır. (Uluğ)

    Bazı kavrama sorunu olanlar kavranamazlığı muğlaklık sanırlar. Bunlarla neyi tartışabilirsin ki?(Uluğ)

    Kafası iğfal edilmiş olanların çoğu, nesnel düşünüp, adil davrandığını sanan “çakma” feylesoflardır.(Uluğ)

    …metodlarla “Hakikat”ın ne olduğunu öğrenme ihtimali olduğunu ancak pozitivizm/materyalizm ile iğfal edilmiş beyinler düşünür. (Uluğ)

    Hakikatın nuruna erdiğini sananların ve hakikatın nuruna erenlerin kafasının karışma ihtimali yoktur. (Uluğ)

    Bu teranelerin bir özeti şudur: Hakikatın nuruna ermediğini söyleyerek hakikatın nuruna ermiş gibi ahkam kesmek ve inançlı insanları mahkum etmek.(Uluğ)

    Bilimi sevenler için en güzel şey bilimin “Hakikat”ı hiç bir zaman bilemeyecek oluşudur. Bu şekilde bilimsel çalışmalar devam eder gider. (Uluğ)

    Bilime tapanlar için en kötü şey bilimin “Hakikat”ı hiç bir zaman bilemeyecek oluşudur. Çünkü, bu bilimin tapınılmayacak bir şey olduğunun en açık göstergesidir.(Uluğ)

    Çakma feylesof, amcalarının temcit pilavı gibi ısıttıklarını bir daha ısıtmaktan sıkılmaz. Çakma feylesof olmak kolay değildir netekim.(Uluğ)

  26. ibrahim diyor ki:

    Din gelişmiş canlı beyninin yok olmayı kabullenemeyişi karşısında ürettiği bir savunma mekanizmasıdır. (ibrahim)

    Din adamı bu mekanizmanın sözde uzmanıdır. (ibrahim)

  27. amatör filozof diyor ki:

    “Supernaturalism has been tested at least a million times and has always lost; naturalism has been tested at least a million times and has always won. A horse that runs a million races and never loses is about to run yet another race with a horse that has lost every single one of the million races it has run. Which horse should we bet on? The answer is obvious.”
    Richard Carrier

  28. Mete Tunç diyor ki:

    – İtalyanların aileleri var, Yahudilerin gelenekleri var, İrlandalıların anavatanları var; sizin neyiniz var?
    – Esas olan Amerika Birleşik Devletleri’dir. Diğerleri gelip geçicidir.
    (Bir filmden; İtalyan kökenli Amerikalının sorduğu soruya CIA görevlisinin verdiği cevap.)

    İki millet savaşa girecek ve birisi kazanacak. Woody Allen (Nostradamus’u taşlama)

    Why are God’s “miracles” never clearcut? Why couldn’t a man who had had no legs whatever for twenty years suddenly wake up with a brand-new pair? Is this feat impossible for God to achieve? David Mills
    (Tanrıların “mucizeleri” neden her zaman muğlaktır? Bacaklarını kaybetmiş bir adamın, diyelim yirmi yıl sonra, niçin aniden bacakları çıkmaz? Bunu gerçekleştirmek Tanrı için zor mudur?)

    … öne sürüldüğü üzere en yaşlı yıldızlar, evrenin kendisinden daha yaşlı görünüyor… birinin bir yerde [teoride ve/veya gözlemde] hata yaptığının anlamak için çok fazla şey bilmenize gerek yok. Carl Sagan

    Kendime soruyorum; nasıl oluyor da şu dünyadışı bağlantı kurucular ustalıklarını konuşturup bize başka türlü eldesi olanaksız, doğrulanabilir bilgiler sunmuyorlar?.. Neden Büyük İskender bize mezarının yerini, … Hermann Göring, Reichstag yangınının nasıl çıktığını söylemiyor? Neden Sofokles, Demokritos ya da Aristarkhos kayıp kitaplarını yeniden yazdırmaya çalışmıyor? Carl Sagan

    Şark’ta çok kolay iftira atılır ve yalan sözler ağızdan ağza çığ gibi büyür. Liman Von Sanders

    Harpte bazen ümitsiz şeylerin yapılması gerektiğini, zor durumlarda sorumluluk üstlenmiş olan herkes anlayacaktır. Kumandana, acımasız “mecburiyet” ve bir mucize ile her şeyin iyi olacağına dair bir ümit zerresi buna katlanmakta yardımcı olur. Liman Von Sanders

    İmaya mana yüklemek son derece zordur. Yılmaz Karakoyunlu

    Tarihçilerin, arkeologların, edebiyatçıların, sosyologların, filozofların, ideologların, (dindar) teologların yaptıklarını temel/fen bilimciler ve temel/fen bilim yazarları da yapıyorlar: Bazı verileri görmezden gelme, seçmeci tutum, bir-birkaç veriyle teori oluşturma ve neticeye/hükme varma, anakronizm, anlam yükleme, yakıştırma, başka etmenleri ve failleri (katkı verenleri) göz ardı etme… M. T.

    Bazı dindarlar çok asabi ve saldırganlar. Şu kısa ömürlerden sonra kendilerini sonsuz cennetin dinsizleri sonsuz cehennemin beklediğine yeterince inanmıyorlar ve bunu unutuyorlar mı acaba? Bunu içlerinden sürekli tekrar etmeli ve “large ve cool” olmalılar! M. T.

    Bir rejim, ideolojisinin ve resmi tarihinin ikna ediciliği zayıflayınca çökmeye başlıyor demektir. M. T.

    Kendinizi düzeltmezseniz, sizi düzeltirler. M. T.

    Metafizik mavallarla halkı kandıran ve sömüren sahtekarların gönderileceği iki yer vardır: tımarhane ve/veya mahpushane. M. T.

  29. Mete Tunç diyor ki:

    İlk görüşte aşık olanın, maşukuna, bir zaman sonra, onun tek bir bakışı, sözü, davranışı sonucu nefret duyması ihtimali çok yüksektir. M. T

  30. Yiğit Akduman diyor ki:

    Sayın Mete TUNÇ, değerli yazılarınız çok aydınlatıcı ve bir o kadar da ilginç tespitlerle dolu. Dr.Rıza NUR’un kitabından yaptığınız alıntılarda bahsettiğiniz “ilk meclise Mebusan seçimi” konusu gerçekten çok ilginç…Kitabı alınası hale getiriyor.

  31. Uluğ diyor ki:

    “Supernaturalism has been tested at least a million times and has always lost; naturalism has been tested at least a million times and has always won. A horse that runs a million races and never loses is about to run yet another race with a horse that has lost every single one of the million races it has run. Which horse should we bet on? The answer is obvious.”
    Richard Carrier

    Sonucu belli varsayımlar ile çıkarımlarda bulunmak ateist/dinsiz insan modelinin sevdiği bir yaklaşımdır.

    i-) Doğaüstü dediğimiz kavram zaten doğanın bir parçası olarak gözlemlenemeyen durumu ifade eder. Birlikte koşulmayan farklı yarışlardaki atların birbirlerine üstünlüğünü anlayamazsınız. Zayıf bir grupda koşan ve hep birinci olan at, güçlü bir grupda yarışan ve hep kaybeden bir atdan çok daha kötü olabilir.

    ii-) Mantıken bu atların(supernaturalism ve naturalism) birlikte aynı yarışta koşmamış olması gerekir. Fakat biz aynı yarışlarda koştuklarını varsayalım. Burda da yeni bir varsayım karşımıza çıkıyor: Atlardan birisi bütün yarışları kazanmıştır.

    Burda bilim adamları ve bazı Hristiyan teologların yaptığı (fikri) savaşın hiç kafa yormadan direk ithal edilmesinden kaynaklanan bir çarpıklık sözkonusu..

    Din felsefesi: İnsan amaçsız gönderilmemiştir.
    Kuran : Etrafınızı inceleyin ve düşünün.
    Hristiyan teolog: Her şey insan için yaratılmıştır. Her şey insanın yaşadığı dünya etrafında hareket eder(Ne alaka?). Güneş de dünyanın etrafında döner(Ne alaka?).
    Bilim : Kopernik devrimi. Hristiyan teolog çuvallamıştır. Bilim hristiyan teologun icabına bakmıştır!
    Richard Carrier : Naturalism, supernaturalism’i yenmiştir.
    Bilim tapıcısı: Sen çok yaşa bilim… bıdı bıdı …
    Uluğ:?????

    —-

    Uluğ: Bir kaç kelam etsem iyi olacak belki de. Kopernik devrimi aslında naturalizm ve supernaturalizmin(dinin) savaşı değildir. Dine göre insan amaçsız gönderilmemiştir. Güneşin neyin etrafında döndüğünün veya dönmediğinin dinle bir ilgisi yok. Dünyanın evreni gözlemlemek için en uygun yer olup olmadığını bilemem ancak (dini perspektiften) yeterince uygun görünüyor ya da bana yetiyor. Ayrıca bu tartışmanın bir sonraki aşaması tasarım-ince ayar v.s. konusudur. Yani hiç bir şey neticelenmemiştir. Ama birileri peşinen galibiyetini ilan etmiştir.

    Şimdi de madem öyle biz de naturalizm yenilgisi(?) örneğine bakalım:

    Yaygara ve tantana yapmayı seven bazı malum insan modeli kopernik devrimi ve evrim teorisi temelinde hep naturalizmin galip geldiği propagandası yaparlar. Aslında işin özü böyle değildir. İnançsızlık eskiden beri var olan bir olgudur ve elbette eskiden de inançsız insanların tutunacağı bir dala ihtiyacı vardı. Evrim teorisi bu kadar popüler olmamışken tutundukları dal kendiliğinden türemedir. Nil kıyısında yaşayanlar, kurbağaların çamurdan oluştuklarını düşünüyorlardı. Aristo, sivrisineklerin ve bitkilerin çürümekte olan maddelerden türediğine inanıyordu. Kendiliğinden türeme bir çok deneyle doğrulanmış bir hakikattı! Süper bilimseldi! Deneylerle hep tekrarlanabiliyordu!

    (Alıntı – Caner Taslaman)Farabi ve Saint Augustine için kendiliğinden türeme’ye inanma teizm açısından bir sorun teşkil etmiyordu. Tanrı doğaya bu özelliği vermişti ve doğa yeni canlıları üretebilirdi. Teistler bu şekilde bir yaratılışa inandıkları zaman, bunu Tanrı’nın baştan bir düzenlemesi olarak algılıyorlar ve bu sürecin arkasında Tanrı’nın kudret ve bilincini kabul ediyorlardı.Tanrı nasıl bir kiraz ağacına kirazın oluşmasıyla ilgili özellikler vermişse ve bu ağaçtan kirazlar çıkıyorsa…(Alıntı sonu)

    Mikroskop icat edildi, alternatif deneyler kurgulandı, derken insanlar canlı ile cansız arasındaki ayrımın sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu farketti, kendiliğinden türeme fikri reddedildi, tasarım fikri güçlendi ve naturalist felsefe yenildi!

    Derken Naturalist felsefe evrim teorisini oluşturdu. Evrimin bir çok deney ve gözlemle doğrulanmış süper bir hakikat olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Evrim teorisinin ne kadan bilimsel olduğunu bilmeyenemiz kalmadı çok şükür.

    Günümüz Farabileri, evrimin teizm açısından bir sorun teşkil etmediğini, bunun Tanrı’nın tasarımı olduğunu düşünüyorlar.
    ….

    İkinci bir örnek daha verelim naturalizm yenilgisine(?):
    Şu anki Farabi/Augustine pozisyonları sizi yanıltmasın, naturalist/ateist tayfa genişleyen ve bir başlangıç öneren/çağrıştıran evren modeline(big bang) ciddi bir direnç göstermişlerdi. Daha önce okuduklarımı şimdi araştırmadığım için örnekleme yapmayacağım. Zaten maksadım sidik yarıştırmak değil ya da bütün bilim-din tarihini analiz etmek değil, maksadım yukardaki sözün saçmalığını ve dolayısıyla bir zihniyetin çarpıklığını göstermektir.

    Naturalism ve supernaturalism temelde farklıdır demiştik. Bu farklılığı ifade etmenin bir yolu da cevap aradıkları sorulardır.

    Naturalism temelde ‘nasıl’ sorusunun cevabıyla ilgilenir. Supernaturalism ‘niçin’ sorusuyla ilgilidir. Naturalism ‘niçin’ sorusuna cevap bulmaya çalışırsa çuvallar, benzer şekilde supernaturalism de nasıl sorusuna cevap bulmaya çalıştığında çuvallar.

    Bu yıldızlar, güneş ve dünya niçin var? Biz niçin burdayız?

    Naturalism: Hikaye yaklaşık 15 milyar yıl önce başladı, şu oldu bu oldu, … sonra da bu da olunca al sana yıldızlar, güneş ve dünya…Dikkat ederseniz nasıl bir süreç yaşandığı anlatılıyor ve niçin sorusunun cevabı yok sadece sorunu öteleme tekniği var. Ve neymiş efendim naturalism, supernaturalismi yenmiştir. Ah ne ala dünya bu dünya!

    Bu sürecin tam da bu şekilde olabilmesi nasıl mümkün olmuştur? Bu süreci yaşatan yasaların kaynağı nedir? Bu yasalar kesintisiz bir şekilde nasıl/niçin işleyebilmektedir? Evrenin anlaşılabilir olmasının kökeni nedir? İnsan zihni evreni nasıl anlayabilmektedir? İnsan zihni evreni NİÇİN anlayabilmektedir? Ötelemenin sonsuza kadar yapılamayacağını anlamak niçin bu kadar zordur?

    Uluğ: Bu evrenin kökeni nedir?
    – Ondan önceki evren-çevrim(cycle)

    Uluğ: Peki bu önceki evrenin kökeni nedir?
    – Ondan da önceki evren-çevrim(cycle)

    Uluğ: Peki nereye kadar?
    – Sonsuza kadar.

    Uluğ: Yani diyorsun ki şu anki evrenden önce sonsuz sayıda evren vardı. Böyle bir sonsuzluğun mümkün olmadığını bilmiyor musun?

    – Peki sen ne diyorsun?
    Uluğ: Böyle bir sonsuzluk olamayacağına göre bir başlangıcın kaçınılmaz olduğunu söylüyorum.

    – Öyleyse başlangıçtan önce ne vardı?
    Uluğ: Öncelik-sonralık bizim bu evreni anlamak için kullandığımız kavramlardır. Bu şekilde devam edersek yine aynı çıkmaza gireriz. Bu çıkmazdan çıkmanın yolu varlığımızı bilinemeyen-kavranamaz bir varlığa dayandırmaktan geçer. Kavranamaz bu varlığı kavramaya çalışmak imkansız olduğu için kavrama çabası da abesle iştigaldir.

  32. Uluğ diyor ki:

    Devekuşunun başını kuma gömmesi ile avcının yok olmayacağı gibi Allah’ın varlığı da kaçınılmaz bir gerçektir. Gelişmiş bir insan beyni olarak varlığımı Allah’ın varlığına dayandırıyorum. Dahası Allah’ın böylesine donanımlı bir türü hiç olsun diye yaratmadığını düşünüyorum. İşte gelişmiş insan beyni böyle çalışıyor:-) Bazıları ise kendini sonunda hiç olup gidecek çok yıllık otsu(ya da odunsu) bitki olarak görüyor. Evrim teorisinin materyalist/naturalist/ateist yorumuna göre insan beyninin fonksiyonları yan üründür! Bu durumda “Din” de bu yan ürünün(beynin) ürettiği yan ürünlerden birisidir! Ortalık öylesine ortaya çıkıvermiş yan ürün dolu:-)

    Ateistlerin ve dinsizlerin beyinleri ne gibi savunma mekanizmaları geliştirmiştir? Kaç ateist/dinsiz bu savunma mekanizmalarının farkındadır?

  33. Uluğ diyor ki:

    “Saçmalayana saçmalıyorsun demek asabiyet değildir yada asabiyet olmak zorunda değildir.” (Uluğ)

    “Bazı dindarlar ukala ve kibirli tavırlardan hoşlanmayabilir ve bu tavırlara karşı asabiyet gösterebilirler. Zira kendilerinde ne Allah’ın ne de Peygamberin sabrı vardır.” (Uluğ)

    “Bazı dindarlar anlamadığını anlamayıp da her(bir) şey(ler)i anlamış gibi ukalalık yapan insanlarla aleni veya inceden inceye dalga geçmeyi tercih edebilir.”(Uluğ)

    “Bazı dindarlar ibretlik bir durum gördüğünde ders alınması için bazı vurgular yapmayı tercih edebilir.”(Uluğ)

    “Bazı dindarlar çakma feylesoflara gülüp geçmeyi tercih edebilir.”(Uluğ)

    “Dindarlar da insandır.”(Uluğ)

    “Erdemli olmak için hakikatı anlamış olmak yetmez.”(Uluğ)

    “Alakasız durumlardan alakaya maydanoz demlemek çakma feylesofluğun şanındandır.”(Uluğ)

    “Bilim tarihi bilimsel gerçekler çöplüğüdür.”(Uluğ)

    “Ancak hakikat inkar edilir.”(Uluğ)

    “Large ve cool ‘çakma feylesof’ başını kuma sokup avcıdan saklandığını sanan devekuşuna benzer. Kıçı açıktadır ve kıçıyla sürekli mutluluk dansı yapmaktadır. Böyle yaparak large ve cool olduğunu sanmanızı ister, hatta kendisi de hidayetin nuruna erdiğinden (nerdeyse) emindir ama yine de her nedense aklı fikri avcıdadır.”(Uluğ)

    ——-
    Başını kuma sokmuş iki devekuşu muhabbet etmektedir:

    Birinci Deve Kuşu: Bak ne güzel kıçımı sallıyorum. Çok mutluyum ya.
    İkinci Deve Kuşu: Görmüyorum ama rüzgarını hissediyorum. Gerçekten de çok mutlu olmalısın.
    D.K.1 : Mutluyum tabii. Kafamı kuma sokuyorum, rahatlıyorum. Zaten Avcı Savcı neyim beni görmüyor.
    (Oralarda dolaşan Uluğ’un iç sesi: Quel Alaka?…)
    D.K.2 : Tabi canım avcı mavcı yok ki. Hem belki de vardır. Olsun canım, olsa da bizi göremez ki, görse de bize bir şey yapmaz ki…”
    (Oralarda dolaşan Uluğ’un iç sesi: ….!!??……)

    Not: Bildiğim kadarıyla deve kuşları bu şekilde davranmıyor; bu şekilde davranmayı sadece insan dediğimiz tür başarabiliyor. Bu gelişmiş(!) insan beyninin geliştirdiği çok orjinal bir savunma mekanizmasıdır.
    *****

    “Gerçeklik, etkide bulunduğunuzda size tepki veren şeydir. Victor J. Stenger”

    “Gerçeklik, ona inanmaktan vazgeçtiğinizde ortadan kaybolmayan şeydir. Philip K. Dick”

    Deney yapıp test edemiyorsam yoktur! Olsaydı görürdüm(inceleyebilirdim), görmüyorsam yoktur!

    Ne felsefe ama! Biz buna kısaca ateist safsata diyoruz.

    Etkiye tepki bazen biraz gecikebilir, çok sabırsız olmamak lazım:-) Ama insanoğlu işte. Dinsizi de dinlisi de hep sabırsız.

    *****

    “One of the proofs of immortality of the soul is that myriad have believed in it. They have also believed the world was flat. Mark Twain
    (Ruhun ölümsüzlüğünün kanıtlarından biri sayısız insanın ona inanmasıdır, denir. Aynı tipteki insanlar vaktiyle dünyanın düz olduğuna inanıyorlardı.)”

    Bildiğim kadarıyla dünyanın düz sanılması düz felsefeden kaynaklanıyor: Nasıl görüyorsam öyledir. Bu tarz düşünce ateist safsata ile aynı tarz. Hakikatı gözüyle arayanın yanılması bitmez zaten. Teist olsalar bile dünyanın düz olduğuna inananlar ile teist kişilerin felsefesi arasında bir paralellik yok. Fakat, illa paralellik kurulacaksa bu paralellik ateist safsata ile mevcut.

    Ayrıca günümüzde “çok insan-bilim adamı” delilini ateistler kullanıyor Darwinism konusunda. Kaş yapayım derken göz çıkarmamak lazım:-)

    Aslında kel alaka(ilgisiz) durumlardan kel alaka(ilgisiz) sonuçlar çıkarmak abesle iştigal. Bu söz tam da bu duruma uyan bir söz.

    Şimdi evrim temelinde ateizm kusanlar geçmişte de kendiliğinden türeme’ye inanıyordu!

    *****

    “I contend we are both atheists, I just believe in one fewer god than you do. When you understand why you dismiss all the other possible gods, you will understand why I dismiss yours.
    (Bence temelde ikimiz de dinsiziz. Sadece ben, senden bir tane fazla dini daha reddediyorum. Sen diğer tüm olası dinleri neden reddettiğini anladığın zaman, benim de neden senin dinini reddettiğimi anlarsın.) Stephen F. Roberts”

    İyi de ben diğer dinleri reddetmiyorum ki. Hepsi aynı kaynaktan beslendiler. Ben diğerlerinin zamanını doldurduğunu, tahrif olduğunu düşünüyorum. Şu anda diğer dinler benim için bir şey ifade etmese de mensupları için görevlerini devam ettiriyorlar. Orjinal metinde “din” değil “god” kullanılıyor. Birden fazla Tanrı yok, tek bir Tanrı var. Herkesin farklı isimlendirdiği Tanrı aynı Tanrıyı ifade ediyor.

    *****

    If you talk to God, you are praying; if God talks to you, you have schizophrenia. Thomas Szasz.
    (Tanrı ile konuşuyorsanız dua ediyorsunuzdur; Tanrı sizinle konuşuyorsa şizofrensiniz.)

    Mr. Thomas’ın sözü ile peygamberlerin şizofren olabileceği ima ediliyor.

    Bu yeni bir iddia değil elbette.

    Kendi dönemindeki etkin bazı kişiler Hz. Muhammed’in deli olduğunu iddia etseler de diğer insanları pek ikna edemedikleri ortada. Hz. Muhammed o topluma gökten zembille inmedi, hep içlerindeydi, Peygamberlik öncesi ve sonrası toplumdan soyutlanmış bir hayat sürmedi. Zaten bu sosyallik bile şizofren iddiasına tek başına ciddi bir darbe vuruyor. Toplumda deli bir kişiliğin anlaşılmaması imkansız. Ben şimdikilerin eskilerden daha akıllı olduğuna inananlardan da değilim.

    Ben Hz. Muhammed’in hayatını (bazı bölümlerini defalarca olmak üzere) bir kaç kere okudum. Geriye baktığımda ilk okuduklarımda sadece okuduğumu görüyorum. Zamanla hayat tecrübem, bilgim arttı. Bu tecrübe ve hakkında okuduğum/duyduğum olumsuz şeyler eşliğinde daha fazla empati kurarak, analiz ederek okudum. Sonunda kesinlikle kanaat getirdim ki, O sahtekar değil, deli değil, sihirbaz değil. Ancak ve ancak bir peygamber olabilir.

    *****

    Müştak Baba: “Hacı Bayram-ı Veli’nin yaşadığı Ankara 1923 yılında başkent olacak.”

    Woody Allen : “İki millet savaşa girecek ve birisi kazanacak.”

    Uluğ: !!!???

    Large ve Cool Çakma Feylesof: Ama Müştak baba ebced hesabı yapmış, osmanlıca bir şeyler. Biz anlamıyoz kine ve ayrıca bıdı bıdı…

    Uluğ: Bence olay gayet açık. Ama senin için böyle olması bir fırsattır. Bu durumu içine başını sokabileceğin kum gibi görebilirsin. Bu durum sana başını kuma sokma imkanı veriyor. Yoksa nasıl large ve cool çakma feylesof olabilirsin ki?

  34. amatör filozof diyor ki:

    Naturalizmde kerameti kendinden menkul ulu büyüklerin safsatalarına yer yoktur, somut verilere dayanan kanıtlar ve bunlardan yapılan çıkarsamalara yer vardır. (Amatör Filozof)

    Herhangi bir konudaki natüralist açıklamanın yanlış çıkması, naturalizmin yanlış, supernaturalizmin doğru olduğunu göstermez, sadece ve sadece o açıklamanın yanlış olduğunu gösterir. (Amatör Filozof)

    Görünebilir evrenin kökeni ile ilgili söylenebilecek en dürüst söz “bilmiyoruz” dur. Evrenin madde ve zamanın dışında kalan bilinçli bir varlığa dayandığını söylemek haddini aşmaktır, çünkü madde ile birlikte olmayan bir bilinç hiçbir zaman saptanamamıştır. (Amatör Filozof)

    Yarattığı insanlara, kendine inanmıyorlar diye işkence yapabilen bir yaratıcı zalim ve gaddardır, böyle bir yaratıcıya karşı durmak boyun eğmekten daha şereflidir. (Amatör Filozof)

    Hiç kimse hayali varlıklara körü körüne inanmıyor diye kınanamaz, aşağılanamaz. (Amatör Filozof)

    Hakaret etmeden fikir tartışması yapmayı beceremeyen insanlarla tartışarak vakit kaybetmeye değmez. (Amatör Filozof)

  35. Uluğ diyor ki:

    “Cami duvarına işemenin prim yaptığı yer ve zamanda; cami duvarına işeyen çok olur.”(Uluğ)

    *****

    “Süpernaturalizmde somut verileri çarpık bir şekilde değerlendirmek yoktur.”(Uluğ)

    “Yapılan çıkarımı anlamıyorsa kişinin yapacağı en dürüst davranış susmaktır.”(Uluğ)

    “Herhangi bir konudaki süpernatüralist açıklamanın yanlış çıkması, süpernaturalizmin yanlış, naturalizmin doğru olduğunu göstermez, sadece ve sadece o açıklamanın yanlış olduğunu gösterir.”(Uluğ)

    “Haksız ithamlara maruz kalan kişiler de sesini çıkarabilmelidir. İtham da bulunan kişiler de bu tepkilere katlanabilmeyi öğrenmelidir. Dikkatli okunduğunda görülecektir ki kişiler gayet efendice fikrini söylemektedir.”(Uluğ)

    “Etki tepki doğurur.”(Uluğ)

    “Hiç kimse görünmeyen varlıklara belli bir mantık çerçevesinde inanıyor diye kınanamaz, aşağılanamaz.”(Uluğ)

    “Yaratıcının insanları sırf inanmıyorlar diye cezalandırdığını düşünmek kendini teselli etmektir.”(Uluğ)

    Ben Kuran’a baktığımda daha farklı bir tablo görüyorum. Cezalandıracağı söylenen kişilerin kişilik özelliklerine çok fazla vurgu var. Bu bağlamda kalbinde bir miktar kibir olanın cennete gidemeyeceğini vurgulayan hadis oldukça anlamlı. Sanırım inanan insanların inançsızlardan ayrıldığı nokta, “Ya rabbi! biz yanıldık-hata ettik” diyebilmelerinde. Bunda ne var ki herkes diyebilir diyebilirsiniz. Ben herkesin söyleyebileceğini düşünmüyorum. İsmin hatırlamadığım eskilerden bir islam alimi rüya aleminde veya başka bir şekilde müşahade ettiği bir cehennem tablosunu şöyle tasvir etmektedir kitabında: -ezberden yazıyorum. Birebir böyle değil. Mealen-

    Cehennemde bir grup vardı. Sürekli
    -Sen bize zulmediyorsun. İnanmak için yeterli kanıtımız yoktu.

    İslam alimi bu cümleleri anlamlandıramadığını da belirtiyor. Zira inançsızlık kendi zamanında bu şekilde formüle edilmemişti.

    Not: Burda gereksiz sertlik içeren bazı sözler yazmıştım. Sildim.

    ***************

    @Amatör filozof,

    Dikkat edersen kimseyi kişisel olarak hedef almıyorum ve genel olarak fikirler üzerine yazıyorum, fikrimi söylüyorum. Kimseye hakaret etmek veya tartışmak gibi bir kaygım ve niyetim yok. Bazen kendi perspektifimden durumun vardığı noktadaki absürdlüğü ifade ediyorum ki bunlar hakaret gibi algılanabilir. Genel üslubum sert olabilir. Gereksiz gerginliğe gerek yok. Aynı ikazı birden fazla almışsam haklılık payı var demektir. Zaten oldukça düşük yoğunluklu katıldığım platformlarda daha yumuşak bir üslup kullanmaya çalışırım. Herhangi bir kişiyi kırmış veya rahatsız etmişsem özür dilerim.

    Bence tartışmak inatlaşma doğurur ve vakit kaybıdır.

  36. Mete Tunç diyor ki:

    Sn Yiğit Akduman,
    Teşekkürler… İlk meclis konusundaki o bilgiyi, ayrıntıyı okuyunca çok şaşırmıştım. Tarih hiçbir yerde, zamanda net, steril değil… (not. 1. meclis, herşeye rağmen en özgür ve renkli meclisimiz, çok kıymetli varlığımız: Gazi Meclis)

  37. Mete Tunç diyor ki:

    “Yalan” ona inanmaktan hoşlananlar çoğaldıkça “doğru” sayılmaya başlar. Çin atasözü

    Kadın maymun gibidir; bir dalı tutmadan diğerini bırakmaz. Yabancı bir filmden

    Kadınlar kendilerini başkasının görmeyeceği yerde ağlamaz. Anneler hariç. Fransız atasözü

    Social dialogue in Turkey is weak. EU’s Progress Report on Turkey, 2009
    (Türkiye’de sosyal diyalog zayıftır. AB’nin Türkiye Hakkında İlerleme Raporu, 2009)

    Ülkemizde yaygın bir şehir efsanesinin söylediğinin aksine, bugünün Anglosaxon okuyucuları Shakespeare’i orijinal dilinden değil günümüz İngilizcesine çevrilmiş haliyle okurlar. Y. Hakan Erdem

    Türkiye’de yönetici elit… doğrudan doğruya Türkler’i, toplumun kendisini ötekileştirmiştir. Hasan Bülent Kahraman

    En güçlü silah, zamanı gelmiş fikirdir. Goethe

    Normalde dünyanın her yerinde üzülüp ağlayanlar, yanındaki dostları tarafından teselli edilirler… Bizdeki gibi ağlayanın alkışlandığı başka bir yer var mı acaba? Haldun Ertem

    Malı kıymetli olan bağırmaz. Fikri Akyüz

    İnsan duyduğu bilgiyi [sözü, haberi…] sorgulayabiliyor, olaylara farklı açılardan bakabiliyorsa korkmasın. İdeolojik kutuplaşmanın ötesinde araştırmacılık ve gözlemcilik yeteneğini geliştiren bireye, hiçbir propaganda etki etmez. Nevzat Tarhan

  38. Mete Tunç diyor ki:

    Mansiyon ödülü aldım diye övünmeyin; o, ilk üçe giremediğiniz için verilen teselli ödülüdür! M. T.

    Hayat üniversitesi bir üniversiteye gidemeyen veya bir üniversiteden mezun olamayan bazılarının okuyup bitirdiklerini söylediği şeydir! M. T.

    Çektiklerden dolayı Osmanlı ailesiyle (fazla) hemhal olanlara, onların çağdaşı Osmanlı ve Cumhuriyet vatandaşı milyonlarca insanın yaşadığı acılar ve zulümler (de) hatırlatılmalı, bilmiyorlarsa anlatılmalıdır! M. T.

    Osmanlı aydınlarının ve bürokratlarının liberalizm- sosyalizm-nasyonalizm, Avrupa devlet yapısı, Avrupa hukuku, kapitalist ticari ve mali sistem vs. bilgilerini ve bunlara ilişkin icraatlarını sorguluyoruz. Doğrusu; yaşadığımız tarihe, kültüre, topluma… ait, uygun yöntemleri, fikirleri, çözüm yollarını neden bulamadıklarını ve hayata geçiremediklerini sorgulamaktır… Benzer sorgu, en fazla elli sonra, 20. ve 21. yüzyıl Türk (Türkiye) aydınları için (de) yapılacaktır. M. T.

    Türkiye, farklı görüştekilerin birbirlerine “vatan haini” demeyi akıllarından geçirmedikleri zaman normalleşmiş olacaktır. M. T.

    İnsanların büyük çoğunluğu kazanma-yenme-lüks yaşama-şöhret-ihtiras-yükselme-üstünlük-egemenlik vb. güdüleriyle hareket ettiğinden, kapitalizm insanlığın doğasına en uygun ekonomik sistem olarak görünmektedir. M. T.

    Kadınların malum özellikleri, onların (çoğunluğunun) hiçbir zaman değişemeyecek tabiatı mıdır; öyleyse teknoloji- bilgi- uzay çağında, çağlarında kadın, büyük oranda kendi tercihi ile, “arkada” kalmaya devam mı edecektir? M. T.

    Dindarlar yazılmış metinlerde sır ararlar, bilimciler “gizemli” metinler yazarlar. M. T.

    Bir de farklı bir açıdan bakalım: 27 Mayıs (1960) darbesi hukuksuzdur, darbeciler işkence yapmıştır deniyor. Doğrudur. Ancak darbeyi fark edemeyen veya önemsemeyip gerekli tedbirleri almayan, darbeciler (askerler, hakimler-savcılar, üniversite hocaları…) karşısında süklüm püklüm duran ve birbirlerini satan siyasileri, dirayetsiz (asker-sivil) devlet görevlilerini ve sessizliğe gömülen halkı görünce; siyaset, (ordu dahil) devlet ve toplum üçbuçuk kıçı kırık subayın yaptıklarına müstahakmış diye düşünüyor insan. M. T.

    Türkiye’de terörden çok daha fazla mağduriyet ve ölüm kaynağı olan trafikteki çoğu “kaza”nın (cinayet teşebbüsleri ve cinayetler) önünün bir türlü alınamaması, ülkede mevcut, insan emeğini, onurunu ve hayatını hiçe sayan sosyopat-psikopat-narsist-maganda vb. egemenliğinin ve, devletin (yasamanın, yürütmenin ve yargının) bunlar karşısındaki ödlekliğinin, diz çöküşünün ve zelilliğinin somut bir göstergesidir. M. T. (Bu söz, trafikte kurallara uygun yürürken veya seyrederken ebleh ve vahşi sürücüler tarafından sakat bırakılan ve katledilen; canilere engel olamayan, onlara hak ettikleri cezayı veremeyen, “kuvveti ancak zayıfa yeten” devlete karşı çaresiz, kimsesiz, güçsüz kalan mağdur ve mağdur yakını “iyi” insanlara ve özledikleri müteveffa sevdiklerine ithaf edilmiştir.)

  39. Mete Tunç diyor ki:

    Kopacak kiriş sesinden nasıl belli olursa, batacak gemi de süvarisinden, tayfasından … belli ol[ur]… Refik Halid Karay

    … kibire de kapılmayınız, zira gurur patlıcan dolması gibidir; manzarası bile insanı doyurur, kolay hazmedilmez. Refik Halid Karay

    Siyasette de heder edilen bir canın mesuliyeti çeki taşından ağırdır, sırt üstünde uzun müddet taşınmaz, insanı düşürür. Refik Halid Karay

    Öyle bir ülke ki; anayasayı yasalar, yasaları yönetmelikler, yönetmelikleri tüzükler tanzim eder. Zafer Üskül

    Kimi zaman en önemli sorular, sormamaya karar verdiklerimizdir. Bir yabancı filmden

    (Melaen) Bir müzisyen enstrümanını çalarken, onu dinleyen biri, ben de böyle çalabilirim, diye düşünüyorsa, o müzisyen virtüözlüğün de fevkindedir. Bir müzisyen

    • Çok büyük güce ve paraya sahip bir organizasyon (devlet, örgüt, kurum, şirket), varlığına ve etkisine yönelik tehdit gördüğünde veya vuku bulduğunda, stratejiler artık psikolojik operasyonlar ve komplolar içerir, işlenen cinayetler artık teröre ve katliamlara dönüşür. Bunlar ferdi olarak ve grup düzeyinde yapılan planlar ve eylemler ile kıyaslanamaz. Kişisel seviyedeki akıl, mantık, vicdan, merhamet duygusu bu durumda söz konusu değildir. M.T.

  40. Mete Tunç diyor ki:

    Eğer uzaklara, başka dünyalara bakmazsak, kendi dünyamız içinde kaybolup gidebiliriz. Uğur Tandoğan

    (Mealen) Laikçiler politikalarını bugüne kadar şeriat korkusu üzerinde yürüttüler. Siyaseti artık gerçek anlamında yapmaya başlayacaklar. Etyen Mahçupyan

    Bir söz kulağa eğer abartılı derecede iyi ve hoş geliyorsa, o söz gerçek değildir. Kalbinizin sesi, duyduğunuz bir söze gerçek olamayacak kadar iyi diyorsa, oraya soru işareti koyunuz. Nevzat Tahran

    Doğruyu değil de, karşı tarafın duymak istediğini söyleyene dikkat edin; empati rolünü çok iyi yapıyordur. İnanırsanız kullanılırsınız. Nevzat Tarhan

  41. Mete Tunç diyor ki:

    Nasıl ki kan, duvarlarına yapışan kolesterol birikintileriyle tıkanmış damarlarda rahat dolaşamazsa; bilgi de, önyargı ve zihinsel şartlanmalarla tıkanmış beyinde serbestçe dolaşamaz. Nevzat Tarhan

    Değiştirilemeyen düzen, kötü bir düzendir. Latin özdeyişi

    Nerede şüphe varsa, orada özgürlük vardır. Latin özdeyişi

    Bedenine hizmet eden kimse, özgür değildir. Latin özdeyişi

    Aptalın suskunluğu bilgelik sayılır. Latin özdeyişi

    … münzevi yaşayanların çok iyi tecrübe ettikleri bir hakikattir ki sizin [kadınlar] hayaliniz realitenizden daha çekicidir. Anatole France

    İman zayıfladıkça kadının kudreti azalıyor ve kadın bir günah olmaktan çıktıkça kudretinden bir şeyler kaybediyor. Anatole France

  42. Mete Tunç diyor ki:

    Yetişmemiş milletlerde dâhilere revaç yoktur. Bunlar böyle muhitlerde bedbahttır. İyi bir bağçe ve tımar görmezler. Çiçeksiz, meyvesiz mahv olup giderler. Rıza Nur (“Dehâ” ve “Avrupa’da da misli az bir üstaddır” dediği karikatürist Cemil’den (“Cem”) hareketle…)

    Bir metni, makaleyi, raporu, kitabı öncelikle bilgi vermeyi amaçlayarak yazanlar kullandıkları dile özen gösterirler; salt propaganda amaçlı yazanlar ise onu katlederler! M. T.

  43. warhorse diyor ki:

    Bir Tanrım var bir gitarım şu dünyada yapyalnızım:-) [Kıraç]

  44. Mete Tunç diyor ki:

    … haklı istihza kadar müstebitleri kızdıran ve çıldırtan hiçbir kuvvet yoktur. (“Feylosof”) Rıza Tevfik

    Batılılar ne söyledi diye sorarlar, Türkler kim söyledi diye. Nezih Uzel

    Bir yerde ki yok nağmeni takdîr edecek gûş
    Tazyî-i nefes eyleme tebdîl-i makam et! Ziya paşa

  45. seçil diyor ki:

    tebrik edeirm uğul çok hoş yazılar yazmışsın
    özellikle insanın çok donanımlı olarak yaratılması çok güzel.evet Allah bizi çok güzel yaratmış

  46. Mete Tunç diyor ki:

    … cemiyet-i beşeriyenin cemaat hâlinde mantığı gayet mantıksızdır ve budalacadır. En mütenâkız şeyleri görür de yine itikadını değiştiremez; tâ ki akıllı bir adam çıkmalı ve ‘İşte!’ diye hakikati ona parmağıyla gösterip temas ettirmeli. Rıza Tevfik

    … akl-ı şahsînin hafızası vardır, akl-ı içtimaînin yoktur, her şeyi bir anda unutur. Rıza Tevfik

    Bir heyetin mizâcı-içtimâîsi o cemaati teşkil eden efrâdın muhassala-i emzicesidir. Rıza Tevfik

    (Biraz da Ben Konuşayım -Rıza Tevfik, Haz. Abdullah Uçman- kitabından alınmıştır.)

  47. Mete Tunç diyor ki:

    Deme kurunun yanında yanar yaş
    Gün gelir senin de halin olur yaş! M. T.

  48. Mete Tunç diyor ki:

    Bilimdeki her ilerleme, bilinmeyenin sınırlarını, dolayısıyla korkunun sınırlarını geri itiyor; dünyayı/evreni yüzlerce kaprisli Tanrının/cinin/perinin/ruhun her an her şeyi yapabilecekleri, bilinmez bir yer olmaktan biraz daha uzaklaştırıp, bilinebilirliğini biraz daha pekiştiriyor. Bu geriye itilen korku sınırları, bu bilinebilirlik duygusu, insan olarak kendimizi daha iyi hissetmemizi, daha mutlu olmamızı sağlıyor. Bilimin böyle bir işlevi de var. İbrahim Semiz

    Geçmişin hemen her yorumu için, bir yerlerde mutlaka bazı belgeler vardır. Yeter ki diğer belgeler görmezden gelinsin. G. R. Elton

    Neden vazgeçemiyorsan onun esiri olursun. Anonim/Mehmet Altan

    Bilmezsen göremezsin. Alman atasözü

  49. Mete Tunç diyor ki:

    Tarihe ve yaşadığımız sorunlara ezenler açısından değil ezilenler, devletler açısından değil halklar, öldürenler açısından değil öldürülenler açısından bakma standardı oluşturmak ve bu standardı ayrımsız her sorunda uygulamak zorundayız. Erdoğan Aydın

    … dinsel ideoloji, (tıpkı diğer ideolojiler gibi) bir araç olarak egemenlerinin iktidarlarını ve çıkarlarını kutsamakta ve kitleleri kendi haklarına yabancılaştırıp yedeklemekte kullandıkları temel motivasyon aracıdır. Erdoğan Aydın

    Realiteye teslim olan, kendi inandığı din veya etnisiteden egemenlerin yaptığı hak ihlallerini savunma baskısını aşamayanlar, insanlığın ilkel dönemleri önünde secdeye yatmaktan kurtulamayacakları gibi, bu kapsamda insanlığın medeni yükselişine de katkıda bulunamazlar. Erdoğan Aydın

    … insanlaşmamız yanında barış ve demokrasi de, ancak ötekilerin olumsuzluklarını kendi olumsuzluklarımıza malzeme yapmamayı başardığımız oranda mümkün olabilecektir. Erdoğan Aydın

    (Erdoğan Aydın’ın “Öteki Tarih” isimli kitabından…)

  50. Mete Tunç diyor ki:

    Çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi,
    İnerim yeryüzüne seyreder alem beni

    Nesimi’ye sorsalar yarin ile hoş musun,
    Hoş olayım olmayayım (o) yar benim kime ne. Nesimi

  51. Mete Tunç diyor ki:

    Ye yağlıyı iç suyu, donarsa donsun; ye tatlıyı içme suyu, yanarsa yansın. Türk atasözü

  52. Mete Tunç diyor ki:

    On dokuzuncu yüzyılın en büyük icadı, icat etme yönteminin icadıdır. A. N. Whitehead

  53. Mete Tunç diyor ki:

    Şimdiki izdivaçları seslere taksim edebiliriz.: İlk günler bir şapırtı, sonrakiler sızıltı, daha sonrakiler homurtu, en sonrakiler ise gürültüdür. Nihayetinde bir gümbürtü ile fasıl nihayet bulur. Aradaki çocuk mırıltıları da bu cehennemi musikinin basosunu tutar. Refik Halid Karay

    Başkalarının elindeyken bayılıp ayıldığımız, hüsnün ilahesi ve ahlak numunesi addettiğimiz çoğu kadın, emin ol ki, haddi zatında mükemmel olduklarından değil, bizim olmadıklarından böyle görünürler. R. H. Karay

    İnsan en fazla tahassüs eden mahluktur, en fazla elem duyan… Elem dehayı doğurur. Istıraptaki lezzeti duyabilenler harikalar yaratmışlardır. Acı ruha işledikçe, zekâ filiz verir, kök salar. R. H. Karay

    Kedi, ağzı şapırdayanın; kadın, kesesi şıkırdayanın yüzüne bakar ve dizine çıkar. R. H. Karay

    Çirkin kadın vardır ki, kestane gibidir: Sevda ateşine biraz gösterince kabukları soyulur, içinden hararetlenir, lezzet kesilir. Güzeli de vardır ki, görünüşüne aldanırsınız: Aşk bıçağına uğrayınca karpuz gibi kabak, muhabbet dişine dokununca çürük fındık gibi kof, sevgi mihengine vurunca bakır gibi kalp çıkar. R. H. Karay

    Bazı güzel kadınlar gazı konmamış veya vidası sıkıştırılmamış süslü lüks lambaları gibidir: Ne kadar kurcalarsan beklediğin ışığı veremez. R. H. Karay

    Bazı kadın giyinince çiçeğe, soyununca yemişe benzer. Bazısı soyunur, insana giyinse diye temenni ettirir; giyinir, artık gitse diye bekletir. R. H. Karay

    Sivrisineğin biri “Uzat kulağını sana bir hikmet söyleyeceğim,” derse inanma; sokup gidecektir. R. H. Karay

    İnsanları huyları ve hayattaki rolleri itibarıyla üç kısma ayırıyorum: Kendi oturduğu dalı kesenler; başkasının bindiği dalı kesmekle uğraşanlar; başkasının dalını kesiyorum zannıyla kendi dalını kesenler. R. H. Karay

    … doğrusu, şeytan, öyle denildiği kadar zeki, diplomat değilmiş: “Ben ateşten yaratıldım, ‘Âdem’ topraktan… Ona secde edemem!” diye ortaya haseb, neseb, teşrifat ve protokol koyup meseleyi Allah’a itaatsizlik derecesine çıkarmak şeytanca bir zekâya delalet etmez. R. H. Karay

    (Bir Avuç Saçma, Refik Halid Karay)

  54. ipucu_dersim diyor ki:

    boş çuval dik durmaz
    eşege fazla
    yüz verirsen kendini yariş atı sanar

  55. Mete Tunç diyor ki:

    Akıllı tasarım safsatası, gerçek nedir sorusuna yanıt aramayan, gerçeğin mistik ilişkilerde olduğuna inanan bir anlayışın ürünüdür. Cengiz Yalçın

    Kafanızda gerçek kavrayışı yoksa, başkalarının gerçeği ile sanal bir dünyada vakit geçirirsiniz. C. Yalçın

    … akıllı tasarımcılar… hesap edilemeyen büyüklükleri kutsala bağlayarak mutlu olurlar. C. Yalçın

    Akıllı tasarım… Hıristiyan inancının tüm dünyada etkin hale getirilme projesinin bir parçasıdır. C. Yalçın

    Bilim, gerçek ile ilgili tüm sorulara yanıt verileceği iddiasında değildir. C. Yalçın

    (Cengiz Yalçın’ın “Dinsel Paradigma ve Evrensel Gerçek” kitabından)

  56. Mete Tunç diyor ki:

    UFO’lar içimizdeki kurtuluş özlemini, bilime olan natüralist inancımızı ciddi biçimde tehlikeye atmaksızın doyuran kolektif bilinçdışının mitsel ifadeleridir. Carl Jung

    Ortaçağ’ın metafizik kesinliklerinden hayli uzaklaştık, ama tarihsel ve psikolojik arka planımızı her türlü metafizik umuttan yoksun bırakacak kadar uzağa gidemedik. C. Jung

    Hıristiyan inancımızı eski “saf” haline getirmek için ümitsizce çaba harcanıyor, ama eski zamanlarda metafizik müdahaleye yer bırakan o sınırlı dünya görüşüne geri dönemeyiz. C. Jung

    Dünya maddeden değil olayları meydana getiren süreçlerden oluşmaktadır. Temel parçacıklar orada oturup kalan durağan nesneler değil, yeni süreçlere küçücük enformasyon parçaları taşıyan süreçlerdir. Ezeli bir atomun geleneksel resminden çok, bir bilgisayardaki temel işlemler gibidirler. Lee Smolin

    Bir zamanlar dünyanın sağlam temelini oluşturan şeylerin süreçler olarak yeniden kavramsallaştırılmasıyla, “bilimin kabul ettiği bir hakikat” fikri, çok eski bir dünya görüşünden kalma bir antik eser gibi görünmeye başlamaktadır. Dan Burton/David Grandy

    Bilim alanında bile meseleler tam anlamıyla mantıklı bir açıklama yapılamayacak seçimlere dayanmaktadır. Richard Lewontin

    (Büyü, gizem ve bilim; D. Burton, D. Grandy; Çev. Y. Tokatlı)

  57. Mete Tunç diyor ki:

    Türk plan yapmayı sevmez, yaparsa da eline yüzüne bulaştırır. M. T.

    Batı’ya karşı en güçlü silah (güç, koz…) onu araştırmaktır, bilmektir, anlamaktır. M. T.

    İki kötüden bir iyi çıkmaz: Toplasanız da çarpsanız da sonuç sıfırdır. M. T.

    Kimileri orduyu, ne demekse, “peygamber ocağı” diye niteliyor… Askerde bu ismi hiç işitmedim; benim sık duyduğum bir tabir, “a.k. yeri” idi! M. T.

  58. Boond34 diyor ki:

    İnsanlarda Hayvanlar gibi doğal yaşamın bir parçasısır. Yer içer ve s….r. Hayvanlar çalalar çarparak çırparak yaşar. İnsanlarında çalanı çarpanı çırpanı çıkar. Hatta yalanla dolanla aldatarak atarak satarak hayvandan daha aşağılık yaratıklar bile çıkar. Sadece dünyalığı olan hayvanlar ve Dünya Ehli olan insanlarda görülür bu haller. İmanı ve inancı tam itikatı sağlam bir müminde görülebilecek haller değildir. Görülürsede o asla mümin değildir. İnsan bu benlik ve bencillik dünyasında neden niçin niye var olduğunu bilmeden yaşarsa ya hayvan gibi yada hayvandan aşağılık bir yaratık gibi yaşamaktan başka çaresi yoktur. Kıt aklıyla doğru yaşamayı güzel olanı bulması mümkün değildir. Ya zulmeden yada zulm gören olacaktır. Ya da kişiliksiz sığıntı asalak yalakacı aşağilık olacaktır. Boond34

  59. Mete Tunç diyor ki:

    Tarih, düşüncenin sonuçlarını test edebileceğimiz tek laboratuardır. Etienne Gilson’a atfedilen bir söz

    Dilimin sınırları dünyamın sınırları anlamına gelir. Ludwig Wittgenstein

    İster ahlaki ister bilimsel olsun, ilerleme tipik olarak ortodoks düşüncelerden uzaklaşan ve kalabalıklardan kopan bireyden gelir. John Stuart Mill

    Yerleşik düşüncelerden kopan veya entelektüel bakımdan yetenekli olan insanlar, devleti ele geçirerek halkı kontrol etmeye girişmemeli, örnek olarak ve günlük yaşamın kurallarının ötesinde deneylere girişmeyi öğreterek yol göstermelidir. J. S. Mill
    Peki öyleyse zaman nedir? Kimse bana sormadıkça biliyorum; ama biri bana sorarsa ve ben açıklamaya çalışırsam, o zaman bilmiyorum. Aziz Augustinus

    Kışkırtma aşina olduğumuz [sorgulamadan iman ettiğimiz] şeylerin çekiciliği karşısında yararlı olacak bir sarsıntıdır. Alexander Moseley

    (A’dan Z’ye Felsefe, Alexander Moseley, Çev. Ali Süha)

  60. Mete Tunç diyor ki:

    İnsanları hizaya sokmakla övünenler, bir zaman sonra hizaya getirilmekle dövünürler. M. T.

    Geçmişinize bakıp hiç pişmanlık, vicdan azabı, tiksinti hissetmiyorsanız, ya steril, yalıtılmış, şanslı bir hayat yaşamışsınızdır ki bu düşük bir ihtimalidir, ya da duyarsız, ahmak, olgunlaşmamış birisiniz. M. T.

  61. Mete Tunç diyor ki:

    Makro ve mikro evrene dair dört, hatta çok daha fazla sayıda boyutu haiz modeller ve kuramlar geliştiren bilimciler, Platon’un, dünyada gördüklerimizin fiziküstü dünyadaki ideaların bulanık yansımaları idiği fikrinden ilham almış olabilirler mi?! Öyleyse hiç şaşmam! M. T

  62. Mete Tunç diyor ki:

    Dinamiti icat eden zebaninin bıraktığı servetle sulh mükâfatı tesis eden bir insanlıktan ne beklenir? Çekiver kuyruğundan! R. H. Karay

    Darbımesellerimizden asrımıza en uygun olanı “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar,” sözüdür. Buna şöyle bir ilave ister: “… Onuncusunun da kafasını gözünü yararlar!” R. H. Karay

    İnsan esasta yalancı değildir, kendisini aldatıcıdır. Kendi, uydurmuş, kendi inanmış ve o yüzden bir nevi rahatlığa kavuşmuştur. R. H. Karay

    Hiçbir diktatör görülmemiştir ki, bir gün gelip de: “Sen de mi Brütüs?” demeden can verebilsin. R. H. Karay

    Tarih tekerrürden ibarettir, derler. Hayır, tekerrür eden tarih ancak diktatörlerin kanlı tarihidir. R. H. Karay

    İnsan hiçbir felakete uğramadığı zaman bile hiçten sebeplerle yine dünyayı başına zindan etmeye muvaffak olan tek acayip mahluktur. R. H. Karay

    İnsan, vahşi hayvanlardan fazla zalimdir, karşısındakini parçalayamadığı zaman hiç olmazsa bedbin fikirler savurarak ruhunu zedelemek, maneviyatını kırmak yolunu bulur. R. H. Karay

    … diplomatlık tilkilik değildir; tilkiyi kapana sokan bir hünerdir. R. H. Karay

    … insanlığa hürriyet temin etmeyecek bir ilmi sen gecelik külahıma dinlet ve istilalara set çekmeyecek fenni al da rafa koy. R. H. Karay

    (Tanrı’ya Şikayet, Refik Halid Karay)

  63. Mete Tunç diyor ki:

    Aileleri çocuklarının üniversitede İngilizce anlatılan dersleri anladıklarını zannediyorlar. ‘Nah’ anlıyorlar! Hasan Köni

    Değerli olan, herkes gibi değil kendin gibi olmaktır. Nasuh Mahruki

    Müddei iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Anonim

    Bulduk bir nal; kaldı üç nal, bir at. Anonim

  64. Mete Tunç diyor ki:

    Seni anlamayanlara ve anlamak istemeyenlere aldırma; anladığını sananlardan ise kork! M. T.

    Gelsen yokluktan
    Gitsem yerine
    Önce sarılsam
    Sesini duysam M. T.

  65. Mete Tunç diyor ki:

    İnsanları salt fikirlerinden hareketle ‘vatana ihanet’le suçlayan, bu söylemi yaptığı siyasetin bir parçası haline getiren kişilere darağaçlı-ilmekli rozet, baltalı-kılıçlı kravat iğnesi ve tabancalı-tüfekli dövme yakışır! M. T.

  66. Mete Tunç diyor ki:

    Saygı sevgiye yol alabilir ama sevgiyi saygının takip ettiği pek görülmemiştir. M. T.

  67. Mete Tunç diyor ki:

    Ne zaman, hangi türden olursa olsun sırlardan bahsedildiğini duysam; yalancı, sahtekar, soyguncu, riyakar, ben merkezci, tahrikçi, narsist, katil, psikolojik olarak hasta, çıkarcı, sinameki, mantıksız, sorgulamayı müstağni, korkak, aldatılmış insanlar; dillerinde meşreplerini tavsif eden nakaratlar, gözlerinde-yüzlerinde niteliklerini tanımlayan bakışlar-mimikler, sırtlarında-başlarında sınıflarını belirten elbiseler-şapkalar, ellerinde sır dedikleri palavraları veya kendi dünyalarınca anlamlı şeyleri gösteren kağıtlar ve eşya olmak üzere, gözümün önünden sıra sıra geçerler! M. T.

    Sevdiğin bir şeyi yaparken değil hiç yapamadan ölmekten endişelen! M. T.

  68. Mete Tunç diyor ki:

    Size Mesih’in geldiğini söyledikleri zaman şayet elinizde bir fidan tutmaktaysanız, önce fidanı dikin sonra Mesih’i karşılamaya gidin. Haham Yohanan

    Bilge olmayanlar zihinlerini, duygularını ya da duyularını kapatır, bakmamayı, hissetmemeyi, düşünmemeyi tercih ederler. Alexander Moseley

    Kuşkucu için, hiçbir şey kutsal kabul edilmemelidir. Çünkü ancak çok değer verilen inanç ve varsayımların sorgulanması yoluyladır ki ilerleme mümkün hale gelir. Bu şekilde yaratılan ivme, bizi Doğru bilgiye ulaştırmaktan ziyade ‘daha doğru bilgiye’ doğru bir hareketi sağlar. Doğru bilgi, Popper gibi birçok düşünür açısından hiçbir zaman erişilmeyecek bir şey olabilir. Felsefenin sorularımıza ve düşünüş tarzımıza yol göstermesinin önemi de buradan gelir. Alexander Moseley

    Kıbrıslı Şeyh Nazım Kıbrısi “Dualarımız olmasaydı Şilili madenciler kurtulamazdı” demiş. Dualarını Zonguldaklı madencilerden niye esirgedin muhterem! Fahrettin Fidan

    Her neyi saklarsa saklasın bir perdenin açılışı veya bir örtünün sıyrılışı daima merak verici daima zevklidir… Onlar, bir sevgiliyi örtüyorsa artık helecan ve zevkin derecesi hiç ölçülemez. Refik Halid Karay

    Hıristiyanlık, yoksulları baskı altına almak, zenginlerin egemenliğini meşrulaştırmak ve cehaleti sürekli kılmak için kullanılan bir aygıt olmaktan öte pek az özelliğe sahip[tir]. Rahip Jean Meslier

    Anlamaktan kaynaklanan şaşkınlığı, cahillikten kaynaklanan şaşkınlığa daima tercih ederim. Douglas Adams

  69. Mete Tunç diyor ki:

    Bugün dünyada viagraya ve meme silikonlarına, Alzheimer hastalığı araştırmalarından beş kat fazla yatırım yapılmakta. Bu yüzden, birkaç yıl sonra etraf dik memeli yaşlı kadınlar ve sert penisli yaşlı erkeklerle dolacak ama onlar bunun ne işe yaradığını hatırlamayacaklar. Dr.Jonathan Benson

  70. Mete Tunç diyor ki:

    Tarih boyunca gördüğümüz gibi, büyük değişimler, rastlantısal olaylar elverişli koşullarla çakıştığı zaman meydana gelir. Robert Winston

    … bilim insanın sahip olduğu en önemli araçtır. Ama insan bu aracı kullanarak yapabileceklerinin sınırlı olduğunu unutmamalıdır… Bilim kendisinin ve kavrayışının ötesinde bulunan uçsuz bucaksız evrenin niçin var olduğunu hiçbir zaman açıklayamayacaktır. İnsan, yaşamın amacını aramaya devam etmelidir; ama yaşamın amacı yaşamın amacını aramaktan ibaret de olabilir. R. Winston

    Bilim çoğu zaman, mutlak yanıtlar veren, “gerçeği” ortaya çıkaran, kesin sonuçlara ulaşan bir uğraş olarak resmedilir. Ama kuşkusuz bu doğru değildir. Bilim ak ile karayı ayırt etmek değildir; ne insanların evrendeki yerleriyle ilgili tüm sorulara yanıt verebilir ne de karmaşık kuantum fenomenleriyle dolu olan evrenin doğasını tam olarak açıklayabilir. R. Winston

    Sorun, insanın belirsizlikle başa çıkamamasıdır. Belirsizliğe katlanmak kesin kanıya sahip olmaktan daima daha zordur; emin olmamak inanmak kadar tatmin edici değildir. R. Winston

    Aslında, dinsel yaşama daha yakından bakarsak, insanların Tanrıya tapma geleneğinden yavaş yavaş vazgeçerek, bireyi ve yaşamın kendisini ilahlaştırdıklarını ve onlara tapmaya başladıklarını görürüz. R. Winston

    Kanıtlar göstermektedir ki, Tanrı Fikri, kimi zaman yapıcı kimi zaman yıkıcı biçimler alarak varlığını sürdürecek ve asla ölmeyecektir. R. Winston

    Sadece kör kalmakta direnen kişiler, dinin bölücülük yaparak günümüz dünyasındaki düşmanlıkların oluşmasında büyük rol oynadığını görmezlikten gelebilir. Richard Dawkins

    (Tanrının Öyküsü, Robert Winston)

  71. Mete Tunç diyor ki:

    Dünya ve dünyada her şey belki daha güzel olabilirdi… Daha güzel olabilmesine imkan olmayan bir sen varsın! R. H. Karay

    Sözleşmeler kılıç olmaksınız kelimelerden ibarettir, insanı korkutacak gücü yoktur. Thomas Hobbes

  72. Mete Tunç diyor ki:

    Mütemadiyen iç-dış güçlerin faaliyetlerini ve amaçlarını dile getirerek komplo teorileri üretenlerin iddiaları bir ölçüde veya tamamen doğru olabilir; fakat kendileri, “sözkonusu operasyonlara neden tekrar tekrar maruz kalıyoruz” ve “bunlara karşı ne yapmamız gerekiyor” sorularına mantıklı cevaplar veremedikleri ve soruna çözüm getiremedikleri için kesinlikle arkasından gidilmeyecek yanlış insanlardır! M. T.

  73. Mete Tunç diyor ki:

    Bir Rus kadınla birlikte olduktan sonra anladım ki, şimdiye kadar meğerse bir cesetle yatıyormuşum!
    Yarabilalemin bunlarınkini yaratırken çizmiş, bizimkilerde balta kullanmış!
    Ey yüce Rabbim; fıstık gibi karılar yaratıyor, sonra da ‘onlara bakma’ diyorsun! Evli ve muhafazakar bir Türk erkeği

    Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz. Devrim Arabaları isimli filmden

  74. Mete Tunç diyor ki:

    Tarihi denen sinema veya dizi filmi, eğer 20-21. yüzyılın tavrını, makyajını, saç biçimini, öpüşmesini, bakışlarını, havasını, zevklerini, ideolojilerini, anlayışlarını, değerlerini.. yansıtıyorsa, o filmi bana işkence niyetine seyrettir! Böyle filmlere “kutsalları” muvâcehesinde hezeyan sergileyenlerin cemallerini izlettirip yorumlarını da dinletirsen câni idiğimi bile söylettirebilirsin! M. T.

  75. Mete Tunç diyor ki:

    Hiçbir şey çıkar gruplarının etkisinden daha tehlikeli değildir. Jean-Jacques Rousseau

    Bence çevirmenin birinci sorumluluğu, çeviri esnasında iki dil arasında kopan kozmik fırtınadan sağ çıkmayı başararak hedef dilde duru, okunaklı bir metin ortaya çıkarmaktır. Can Kantarcı

  76. Mete Tunç diyor ki:

    Mafyöz, derin devlet, şirket, din-ırk-ideoloji, namus-töre.. cinayetlerini işleyenleri, gözleri görmez ve parmakları kıpırdayamaz hale gelinceye kadar hapishanede ‘beslemek’; planlayanlarını/azmettiricilerini ise “düşük zekalılar hastanesinde” beyinleri sulanana dek ‘misafir etmek’, ve her iki gurubun ahvallerini her yıl kamuoyuna göstermek, bu tür cinayetleri ve planlamaları önlemenin en iyi çaresidir. M. T.
    (Bu söz, özellikle 100 küsur yıldır, ülkemizde kalleşçe katledilen, tek tek hedef seçilerek, rastgele-topluca veya yanlışlıkla öldürülen vatandaşlarımıza ve onların sevdiklerine hediyedir.)

  77. Mete Tunç diyor ki:

    … tarihî şahsiyetleri, olayları ve benzerlerini kendi devirlerinden ve şartlarından tecrit ederek günümüzün bazı ideolojik kalıplarına zorla uydurmaya çalışmak ve bu yolda yayın yapmak suretiyle tarihi – üstelik düzelttikleri iddiasıyla- çarpıtmak memleket ilim ve kültürüne fayda yerine daima zarar vermiş ve vermektedir. Ahmet Yaşar Ocak

    … insan, Türkiye’deki bilim adamı ve aydınların, hangi etnik kökene sahip olursa olsunlar, hangi inancı, hangi siyasî veya dinî ideolojiyi benimsemiş bulunursa bulunsunlar, esas itibariyle aynı ortak karakteri taşıdıklarını… görüyor. A. Y. Ocak

    … Türkiye’de ideolojik motivasyonların daha uzun yıllar tarihî gerçekleri geri planda bırakmaya ve Türkiye toplumunun tarih şuurunu bulandırmaya devam edeceğini üzülerek söylemek gerekiyor. A. Y. Ocak

    (Babaîler İsyanı, Alevîliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu’da İslâm – Türk Heterodoksisinin Teşekkülü, Ahmet Yaşar Ocak)

  78. Mete Tunç diyor ki:

    Orduyu siyasete karıştırmak en büyük tehlikedir. Tarihte misâlleri çoktur. Bizde de çoktur. Ordu ateşe, kızgın demire benzer. Ona dokunmaktan korkmalıdır. Bugün sana âlet olur. Yarın seni keser. Yani, o siyaset elinde patlar bir bombadır. Rıza Nur

    Bir şey doğru değilse o anlaşılamaz. Hans Granssmann

  79. Mete Tunç diyor ki:

    Vatanı perişan görüp
    Ben karalar giyer oldum.
    Zulmün yüzüne tükürüp
    Yerden, yurttan gider oldum. Rıza Nur

    Tamamlandı sanılan her şeyin mutlaka bir eksiği vardır. Arap atasözü

    Erkekler başarılarını birinci karılarına, ikinci karılarını başarılarına borçludurlar. Anonim

  80. Mete Tunç diyor ki:

    İnsanın gerçek tıyneti, refleks niteliğindeki davranışlarından ve sözlerinden anlaşılır.
    Etyen Mahçupyan

    Korkuyla acının bir dengesi vardır. Çekilen acı korkuyu aşacak boyutlara ulaştığında insanlar ölümün üstüne yürürler.
    Ahmet Altan

    Pisliğin halının altına süpürüldüğü, görülmedikçe sorunun olmadığının zannedildiği bir coğrafyada yaşıyoruz.
    Derviş Zaim

    Hep aynı şeyleri deneyip farklı bir sonuç beklemek akıllı insan işi değildir. Hasan Cemal?

  81. Mete Tunç diyor ki:

    “İçinde yaşadığımız günlerde kritik düşünceye şiddetle ihtiyacımız olduğu gerçektir. Körü körüne bir fikre saplanmamak, başkasının söylediği şeylere rastgele inanmamak, basmakalıp düşüncelere, klişelere, sloganlara, peşin hükümlere kendimizi kaptırmamak, her şeyi aklın ve bilginin süzgecinden geçirmek, bu konuda kendi eğilimlerimizin, tutkularımızın ve menfaatlerimizin kritik düşünceyi köstekleyen zincirler olduğunu bilmek…” Ayda Yörükân

    Açları doyurabilirsiniz ama “açgözlüleri” asla!

    “[… insanların her türlü akıldışı, doğaüstü ve mistik inanç ve pratiklerden medet ummaya başlaması] sosyal bir huzursuzluk, bireysel bir tedirginlik, tatminsizlik ve amaçsızlığın şaşmaz belirtileridir.” Sergei Kapitza

    Şarlatanların en büyük marifeti insanlarda gerçekleşmesi imkansız umutlar uyandırabilmeleridir.

    Genellikle bilgisiz insanlar arasında “inanma”nın iyi bir şey, neredeyse bir “erdem” olduğu gibi yanlış bir kanı var. Din geleneğinin, ama özellikle din eğitiminin pekiştirdiği bu kanı her türlü şarlatanlığın benimsenmesinde de rol oynuyor olsa gerek.

    Bilgisizlik akıllıları çekingen, akılsızları cüretkâr yapar.

    Bir inanç insanın kafasına ne kadar kolay girerse o kadar zor çıkar.

    Eğer bir fikir insanların düşman gruplara ayrılmasına neden oluyorsa, o fikrin bilimsel bir doğru değil, bir “ideoloji” olduğundan emin olabilirsiniz.

    “Merdi Kıptî şecaat arzederken sirkatin söyler” (Atasözü)

    İnsan ne derece bilgisizse, bilginin o derece kolay elde edilebilir nimet olduğunu sanıyor… Bir de insan bedavacılığa ve hazıra konmaya bayılıyor.

    Bilginin olmadığı yerde inanç işe karışır… Çaresizlik… insanüstü (veya “Tanrısal”) güçlere inanmanın ana kaynağı olsa gerek.

    Umut çiçekleri de en çok korkunun kol gezdiği yerlerde açar.

    Dünyada bu kadar aptal oldukça hiçbir şarlatan müşterisiz kalmayacaktır.

    … şarlatanlığın en etkili panzehiri “şüphecilik”, yani bilimsel olarak belgelenmeyen ve açıklanamayan hiçbir şeye inanmamak.

    (Bilim ve Şarlatanlık, Hüseyin Batuhan)

  82. Mete Tunç diyor ki:

    Bu devletin (her kurumuyla) ve bu halkın (bütün kesimleriyle) ‘adam’ olmaya, edilmeye şüphesiz ihtiyacı var. Yalnız, mübarek denilen kitaplarla, falancanın ilkeleriyle, ömrünü tamamlamış ideolojilerle ve ‘adamlığı’ şaibeli kişilerle, ekiplerle değil!..
    M. T.

  83. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Devletin ve Halkın adam olması için kağıttan kaplan olmayan bir orduyamı ihtiyaç var?Bence üzerinde tez yazılması gereken bir konu.Yiğit Buluta duyurulur.Herhalde reyting patlaması yapar.

  84. Mete Tunç diyor ki:

    Soru: Arap dünyasındaki liderlerin çok büyük servet sahibi olması neyi gösteriyor?
    Yanıt: En büyük maddiyatçıların maneviyatçıların arasından çıktığını…
    Haldun Erdem

    Göz odur ki dağların arkasını göre
    Baş odur ki başa gelecekleri bile
    Yunus Emre

  85. Ferda Yamanoğlu diyor ki:

    Maneviyatçı kişileri acaba nasıl bilmeli?Söylemlerinemi bakmalı, icraatlarınamı?Banka kurup tefecilik yapan ,din kisvesi altındaki siyasi oluşumların maneviyatcı olduğunu söylemek büyük haksızlık olur.

  86. Mete Tunç diyor ki:

    Fikirlerimiz, kavramlaştırılmadan ve araştırmalarımız, belli usullere dayandırılmadan kalıcı olamazlar, topluma, dünyaya ve evrene teşmil edilemezler… Yalnız, mevcut her kavramın her zaman kapsayıcı, küresel ve evrensel olamayacağını, ve yöntemlerin daima ahlaklı, nesnel, tutarlı.. olmayabileceğini gözden uzak tutmamak gerek!..
    M. T.

    21. yüzyıl, tarihin yeniden yazıldığı, yorumlandığı; galiplerin, egemenlerin yazdıklarının sorgulandığı, hanedan veya devrim merkezli yüceltici idiğinden ziyade insan/halk odaklı ele alınmaya çalışıldığı bir yüzyıl olarak başladı ve öyle devam edecek gibi. Bu çok önemli bir gelişme. Yeter ki geçmişe bugünün değerleri ile bakılmasın, tarihi vakalar çağdaş fikirler ve kazanımlar ile tanımlanmasın.
    M. T.

    Bir dine, bir tanrıya/tanrılara, insana/insanlara, güce, paraya, bilime.. iman, çoğu insanın belki tabiatında mevcut inanma geninin/güdüsünün tezahürüdür. İnsanların kahir ekseriyeti; yetiştiği kültüre, çevreye, meşrebine, yaşadıklarına bağlı olarak, (fikirleri ve eylemleri açısından) kendileriyle çelişerek, zaman zaman şüpheye düşerek, çaresizlik çekerek, özlerini çeşitli yollarla avutarak, huzur bularak veya bulduklarını sanarak, bu özelliklerini bilenler tarafından çeşitli yollarla aldatılarak, aralarında bazıları da imanları doğrultusunda (aslında doğaları veyahut menfaat kaynaklı olarak) saldırganlaşarak, bir dini ve/veya ladini kültler, inançlar dünyasında iman eder ve ömür tüketirler.
    M. T.

    Makro ve mikro evrene dair dört, hatta çok daha fazla sayıda boyutu haiz modeller ve kuramlar geliştiren bilimciler, Platon’un, ‘dünyada gördüklerimizin fiziküstü dünyadaki ideaların bulanık yansımaları idiği’ fikrinden ilham almış olabilirler mi?! Öyleyse hiç şaşmamalı!
    M. T.

  87. Gözlemci diyor ki:

    Bu Dünya’daki altından ırmak akan cennetleri görmeyip (yada elde edemeyeceğini, yaşayamayacağını sanıp), hayaliyle yaşamak kadar kötü birşey yoktur.

    Bu Dünya’daki özel çadırlarda bulunan güzel gözlü hurileri görmeyip (yada elde edemeyeceğini, yaşayamayacağını sanıp), hayaliyle yaşamak kadar kötü birşey yoktur.

    Bu Dünya’daki istediğin an önüne gelebilecek besinli cennetleri görmeyip (yada elde edemeyeceğini, yaşayamayacağını sanıp), hayaliyle yaşamak kadar kötü birşey yoktur.

    Bu Dünya’daki cehennemini görmeyip, cehennem korkusuyla yaşamak kadar kötü birşey yoktur.

    Bu Dünya’daki yakıtı insan ve taş olan ateşi görmeyip, öbür taraftaki ateş korkusuyla yaşamak kadar kötü birşey yoktur.

  88. Gözlemci diyor ki:

    Oyun aşkta, koyun meşkte olur.

    Cinta (Aşk) suresi yapsalardı, o zaman Cinta’daki Cin’i çıkarmak kolay olurdu belki.

    Cinta, cinsellik, cinnet, ginger, gin fizz, gin mill, jinsei, cingöz, cins, cinayet, cin fikirli, cinaslı, cinali, cinlenme, cinai………… CİN işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz.

  89. eren diyor ki:

    İnsan Korktuğu zaman cesaretlenir.(eren çimen)

  90. amator flozof bsnz diyor ki:

    Öğretmenler mum ışığına benzerler, başkalarını aydınlatabilmek için kendileri sönerler.

  91. Kemal Çakır diyor ki:

    Bileni dinlemek bilmeyeni; bilmeyeni dinlemek de yine bilmeyeni yüceltir

  92. Kemal Çakır diyor ki:

    ÖĞÜT herkese verilecek bir sermaye değildir

  93. Kemal Çakır diyor ki:

    Bildiğini sananların en büyük hataları, bilmediklerini bilemiyor olmalarıdır

  94. Kemal Çakır diyor ki:

    Çöl ne ise Aşk da odur; Şeklin önemi yoktur Buz’un aslı sudur

  95. Kemal Çakır diyor ki:

    Yüksekten uçan her kuş cesaretli değildir. Kimileri korkularından yüksekte uçarlar

  96. Kemal Çakır diyor ki:

    Zalimlerin zulmü eninde sonunda kendilerine dönecek ve onlar zulümlerinden daha beter bir zulümle savaşıyor olacaklardır

Leave a Reply