BİLİM FELSEFE DİN Rotating Header Image

Özlü Sözler 5

Bir ülkenin kaderini onun coğrafyası belirler.
Deniz Ülke Arıboğan
+++

Bir uygarlığı sürekli kılan şey kendi içinde reform yapabilme kapasitesidir.
Bir rahip
+++

Nasıl indireceğini bilmediğin eşeği dama çıkarma.
İran atasözü
+++

Aşk gerçekliğin ilk ışıklarıyla dağılıp giden bir sistir.
Bir yabancı filmden
+++

… daha fazla kederlendiğim nokta… Türk evlerini, yeni tesislerle bezeyip hemen yaptırıp durumdakilerin hala zırtaboz yapılar arkasında koşmaları, para ile milli zevki birleştiremiyerek yurdumuzun manzarasını mimarlık bakımından gün geçtikçe çirkinleştirmeleridir.
Refik Halid Karay (1942)

Kimse nizam ve kanun tanımıyor ve kimse vazifesini yapmıyor. Memleketin tablosu budur!
Refik Halid Karay (1948)

Dükkanlarda acaip acaip tavırlar, film edaları takınarak pasta ve dondurma yemenin moda oluşu… buz dolaplı vitrinler önünde çoğu kopuk bir sürü bayla bayan sinema yıldızlarına benzeme provaları…
Refik Halid Karay (1948)

İyi ki Amerika, tütün diye daha kötü bir nesne içmiyor. Bunu da bayıla bayıla içerdi bu mukaddil ve kuvvete muti dünya!
Refik Halid Karay (1948)
+++

Bir vaktaerdi ki bizim günümüz,
Koyun belli değil, kurt belli değil.
Herkes yarasına derman arıyor,
Deva belli değil, dert belli değil.
Aşık Ruhsati
+++

Mektep hayatı insanın en saf ve pak zamanıdır. Hak için kükredim, haksızlıklara hücum ederdim. Biri haksızlık ettimi ona diri ve ağır sözler söylerdim. Bunu mukaddes bir vazife bilirdim. Ve: ‘Hak mevzuubahis olunca akan sular durur ve de durmalı zannederdim’. Fakat maatteessüf iş hiç de öyle değilmiş… Mektepten çıkınca, hayata girince sosyal ve pratik hayatın ne çirkinlikler ile meşbu olduğunu gördüm. Bu nice emekle hasıl ettiğim ahlak ve pürüzsüz temiz adetler ve faziletlerin bir kısmı kendiliğinden gitti, bir kısmını da bilerek ben terk etmeğe mecbur oldum.
Rıza Nur
+++

Adalet sistemimizi ıslah etmek için Fransa adalet sistemini esas aldık. Halbuki Fransız cemiyeti, bizimkine asla benzemeyen, aslı ve menşei, ruh hali, adetleri ve gelenekleri, irfanı ve medeniyet seviyesi ile bizden pek farklı olan, ihtiyaçları ise çok ve çeşitli bulunan bir cemiyetti. Fransız adalet sistemi mükemmel oluşu ile bizi cezbetti. Bu da, bizce kabul olunması için kafi görüldü. Halbuki kimse, Fransa’ya hiçbir şekilde benzemeyen bizimki gibi bir memleket için bu sistemin uygun olup olmadığını düşünmedi. Bu tarzda icra eylediğimiz adliye ıslahatının da bunca seneler çalıştıktan sonra malum şekilde ve hiç derecesinde neticeler vermesi şaşılacak bir şey değildir.
Said Halim paşa (1919)

Br devlet ki hukukunu kendi doğurmaz
Kanununa “gökten inmiş, değişmez” der,
O, asla bir devlet değil, müstakil durmaz,
Değişmeyen bir varlığı taşıyamaz yer!
Hâkim olan millet midir, Meşîhat midir?
Millî Meclis, Meb’usan mı, Bab-ı Fetvâ mı?
Hep eskidir teşri’, kazâ, mahkeme, ilâm,
Devlet dine kanun yapar, dinse devlete…
Sarıklılar memur olur, fesliler imam,
Devlet Meşîhat’e, din hükûmete!
Ziya Gökalp (1916)

Tanzimat reformlarında Avrupa’nın baskısı önemli en önemli rolü oynamıştı. Belki biraz da bu yüzden, söz konusu reformların gerçekleştirilişinde de Avrupa sistemi örnek alınmıştır. Bu sistem iyi olduğu için değil, öncelikle güçlü olduğu içindir. Nitekim “güçlü olanın sözü geçer (el-hükmü li’l-gâlib)” prensibi tarih boyunca hakim anlayışı temsil eder.

… değişmenin bedeli olduğu gibi, değişmememin de bir bedeli vardır. İnsanların ve toplumların başlangıçta çoğu zaman değişime karşı tepki göstermeleri, yaradılışlarındaki tutuculuktan kaynaklanır. Yerleşik inançlar ve gelenekler, yeniliklere –olumlu da olsalar- hüsnü kabul görmeyi engeller. Bu doğal bir tepkidir. Osmanlı toplumunda da böyle olmuştur. Bütün bunlarla beraber, Tanzimat devri reformları yabancı baskının eseri oluşuna, düalitesine, ciddi bir çalışmanın ürünü olmayışına, taklitçi niteliğine rağmen devlet müesseselerini bir süre daha ayakta tutarak çözülmeyi geciktirmiş, bu alanda cumhuriyet sonrası reformlara da temel teşkil etmiştir. Günümüzde eski Osmanlı vilayetlerinden oluşan devletler, bilhassa Orta Doğu ülkelerinin hemen hepsi bu devir adliye teşkilatını aynen devam ettirmektedir.

Tanzimat ve Sonrası
Osmanlı Mahkemeleri
Ekrem Buğra Ekinci